Devletler Yapay Zeka Veri Merkezlerinde Yatırımcı mı, Müşteri mi? Türkiye’de Kamu Alıcı Olarak Konumlanıyor
Ankara – Temelli’deki Başkent Organize Sanayi Bölgesi’nde 19 Ekim’de bir veri merkezinin temeli atıldı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın törendeki açıklamalarında, tesisin ilk aşamasında 450 milyon dolarlık altyapı ve bina yatırımıyla 22 megavatlık (MW) kapasite ile kurulacağı belirtildi. Bütün aşamalar tamamlandığında toplam sabit sermaye yatırımının 4,1 milyar dolara ulaşması öngörülüyor. Törene ilişkin haberlerde Kacır’ın konuşmasında dijital egemenliği öne çıkardığı ve “Herkes İçin GPU Programı”nı andığı aktarıldı. Programın adındaki GPU (Graphics Processing Unit – grafik işlem birimi), yapay zeka modellerini eğitmek ve çalıştırmak için kullanılan çipi ifade ediyor.
Bakan Kacır’ın konuşmasındaki bu iki vurgu, devletin yapay zeka veri merkezleriyle kurduğu ilişkiyi özetliyor. Veri merkezleri ile ilgili egemenlik kaygısı, devleti bu altyapıya yatırımcı ya da destekçi olarak çekerken, hesaplama gücüne erişim programları onu kurulan kapasitenin alıcısı konumuna getiriyor. Birçok ülkenin veri merkezi yatırımcılarına sunduğu vergi indirimi, arazi, hızlı izin ve kamu finansmanı yatırımın başlamasını sağlıyor.
Bir tesisin yıllar boyunca dolu çalışıp çalışmayacağını kapasitesini kimin ve ne kadar süreyle satın alacağı belirliyor. Alıcı konumundaki devlet, satın aldığı kapasitenin şartlarını da koyuyor. Devlet yerli veri merkezlerinden hizmet satın aldığında da bu tesislerin çalıştığı donanımda dışa bağımlılık sürüyor ve kamu alımı böylece satınalma yöneticilerini doğrudan ilgilendiren bir soruya dönüşüyor.
Devletler Veri Merkezini Neden Egemenlik Meselesi Sayıyor?
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın hazırladığı ve Ağustos 2026’da yürürlüğe giren Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı’na (2026-2030) göre:
- Dijital Egemenlik: veri, model ve hesaplama altyapılarının risk temelli olarak denetlenebilir, sürekliliği güvence altında ve ulusal çıkarlarla uyumlu biçimde yönetilmesi anlamına geliyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (International Energy Agency – IEA), Nisan 2026’da yayımladığı “Key Questions on Energy and AI” (Enerji ve Yapay Zekaya Dair Temel Sorular) raporunda, politika yapıcıların veri merkezlerini dijital egemenlik, güvenlik ve ekonomik rekabet açısından kritik altyapı olarak gördüğünü belirtiyor.
Ülkemizde Bakan Kacır da Kasım 2025’te veri politikalarını doğrudan dijital egemenliğe ve milli güvenliğe dönük kararlar olarak nitelendirdi. Devletlerin bu yaklaşımının sahadaki karşılığını ABD merkezli düşünce kuruluşu, Center for a New American Security’nin (CNAS – Yeni Amerikan Güvenliği Merkezi) “Egemen Yapay Zeka Endeksi” (Sovereign AI Index) izliyor. Endeks, devlet destekli yapay zeka projelerini tek bir veri setinde topluyor. Ağustos 2026’da güncellenen endeks, Haziran 2026 itibarıyla 184 projeyi kapsıyor ve CNAS’ın 20 Ağustos tarihli değerlendirmesine göre bu projeler 67 ülkeye yayılıyor. Projeler veri, model ve altyapı olmak üzere üç katmanda sınıflandırılıyor.
Projelerin %59’u altyapı katmanında yer alıyor. Bu katman veri merkezlerini, süper bilgisayarları, birbirine bağlı çok sayıda GPU’dan oluşan GPU kümelerini ve hesaplama gücüne erişim programlarını kapsıyor. Ulusal yapay zeka modeli geliştirmeye yönelik projelerin payı %32, ulusal veri setlerini düzenlemeye yönelik projelerin payı %9. Aynı değerlendirmeye göre ağırlık giderek altyapıya kayıyor ve 2026’nın ilk yarısında başlatılan yeni projelerin %80’ini altyapı projeleri oluşturuyor. Bir ulusal modeli eğitmek de kamu verisini ülke içinde işlemek de önce bu fiziksel kapasiteye sahip olmayı gerektiriyor.
Altyapıya yönelen egemenlik yatırımı, dışa bağımlılığı ortadan kaldırmıyor. CNAS endeksinde izlenen altyapı projelerinin %45’inde GPU’ları tek bir ABD’li çip üreticisi sağlıyor. Kuruluş bu tabloyu, bağımlılığın ABD teknoloji zincirinin bir katmanından diğerine kayması olarak yorumluyor. Egemenlik hedefi, hangi katmanda ve hangi tedarikçiye ne ölçüde bağımlı kalınacağını yönetmek anlamına geliyor. Dünya Bankası’nın 2026 Dünya Kalkınma Raporu da yerel bir veri merkezine sahip olmanın büyük yabancı tedarikçilerin çiplerine bağımlılığı tek başına önlemediğini kaydediyor.
Teşvik Yatırımı Başlatıyor, Talep Ayakta Tutuyor
Devletin veri merkezi yatırımındaki araçları geniş bir yelpazeye yayılıyor. Bu yelpazede:
- Düzenleme ve strateji belgeleri,
- Kamu finansmanı,
- Devletin ya da varlık fonlarının doğrudan yatırımı,
- Arazi tahsisi,
- Vergi teşvikleri,
- Kamu alımları
- kamuya ait hesaplama altyapısı
yer alıyor. Devlet ile özel sektörün kesiştiği alanda ise:
- Ortak yatırım,
- Risk paylaşımı,
- Uzun vadeli işletme ortaklıkları ve
- Alım taahhüdü
yer alıyor. IEA, bu araçların veri merkezi kapasitesi sınırlı ülkelerdeki kullanımına ayrıca dikkat çekiyor. Ajansa göre, dünya nüfusunun %60’ı, küresel veri merkezi kapasitesinin yalnızca %9’una sahip ülkelerde yaşıyor ve bu ülkeler yatırım çekmek için vergi teşviklerine ve verinin ülke içinde tutulmasını şart koşan veri yerelleştirme kurallarına başvuruyor.
Teşvikin yatırıma etkisinin sınırını, ABD merkezli düşünce kuruluşu Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’nın (Carnegie Endowment for International Peace) Haziran 2026’da yayımladığı “The Compute Coalition” (İşlem Gücü Koalisyonu) raporu ele alıyor. Rapora göre, bir yapay zeka veri merkezinin getirisini en çok etkileyen unsur, tesisin elektriğe erişim süresi. Örnek hesapta ABD’de 100 MW’lık bir tesisin bir yıl geç devreye girmesi 500 milyon doları aşan bir kayıp anlamına geliyor.
Yazarlar, veri merkezi işletmecilerine elektrik sübvansiyonu vermenin büyük olasılıkla boşa harcanmış para olacağını ve kurumlar vergisi teşviklerinin devreye girme süresini kısaltmaktan daha az önemli olduğunu belirtiyor. Önerilen araçlar arasında, şebeke ekipmanındaki darboğaz için hedefli vergi teşvikleri, kredi destekleri ve üretilecek ürünü önceden satın alma taahhüdü anlamına gelen alım anlaşmaları yer alıyor.
Raporun modeli, arz tarafındaki etkenlere dayansa da yazarlar getirinin nihai belirleyicisinin talep olduğunu kaydediyor. Bir veri merkezi, kapasitesine uzun vadeli bir alıcı bulduğu ölçüde kazanç sağlıyor. Talep yönlü inovasyon politikaları literatürü, devletlerin talep yaratarak yeniliği desteklemesini inceliyor ve alıcı olarak devletlerin devreye girmesini bu desteğin ayrı bir aracı sayıyor.
Maliye akademisyenleri Doğan Bakırtaş ile Ahmet Aysu’nun 2017’de Amme İdaresi Dergisi’nde yayımlanan çalışmasında, sözleşmeye bağlanan kamu alımının belirli bir satışı garanti ettiği ve bu yolla firmanın piyasa riskini azalttığı belirtiliyor. Aynı çalışmada, öncü kullanıcı konumundaki kamunun yaptığı alımın piyasaya yol gösterici bir işaret verdiği ifade ediliyor. Alım taahhüdü veren devlet, yatırımcıya teşvikin tek başına sağlayamadığı satış güvencesini sunuyor.
Hindistan, devletin alıcı rolünü geniş ölçekte uygulayan ülkelerden biri. Ülke hükümetinin Aralık 2025 tarihli açıklamasında, ulusal yapay zeka programı “IndiaAI” Misyonu kapsamında, 38 bin GPU kullanıcıların erişimine açılmış durumda. Bu kapasite programa kayıtlı hesaplama sağlayıcıları üzerinden, saati 65 rupiden, sübvansiyonlu bir fiyatla sunuluyor. Kullanım GPU-saat ile ölçülüyor, yani bir GPU’nun bir saat boyunca çalıştırılması bir birim sayılıyor. Ağustos 2026’da Hindistan meclisine verilen bilgiye göre programa kayıtlı 15 hesaplama sağlayıcısı bulunuyor ve 237 projeye toplam yaklaşık 9,3 milyon GPU-saat tahsis edilmiş durumda. Model, devletin altyapının sahibi olmadan da kapasitenin alıcısı ve dağıtıcısı olabildiğini gösteriyor.
Alıcı Devlet Şartı da Belirliyor
Devletin veri merkezi karşısındaki ikinci rolü, kapasitenin hangi koşullarla kurulacağını belirlemek. Veri merkezlerinin enerji ve su tüketimi büyüdükçe bazı yönetimler teşvikin yanında şart koymaya, kimi durumlarda yatırımın hızını kesmeye başladı. ABD’nin Pennsylvania eyaletinde 18 Ağustos 2026’da imzalanan valilik kararnamesi bu yönelimin örneklerinden biri. Kararname veri merkezlerini eyaletin hızlı izin programından çıkarıyor ve projelerde gizlilik sözleşmesi kullanılmasını yasaklıyor. Geliştirici kararnamedeki şartlara uyacağını bağlayıcı bir anlaşmayla taahhüt ederse eyaletin çevre izni incelemesi yerel onayın ardından başlıyor. Bu şartlardan biri, projenin ihtiyaç duyduğu elektrik altyapısının bütün maliyetini geliştiricinin üstlenmesi.
Avustralya da benzer bir adımı ulusal ölçekte attı. Federal hükümet ile eyalet ve bölge yönetimlerinin ortak karar organı olan Ulusal Kabine, 26 Ağustos 2026’da büyük veri merkezleri için zorunlu enerji, su ve arazi kullanımı standartları getirilmesini kabul etti. Uzlaşılan çerçevede, büyük işletmeciler şebekeden çektikleri kadar enerjiyi sisteme kazandıracak, bağlantı maliyetinden paylarına düşeni tam olarak ödeyecek ve elektrik sistemi zorlandığında tüketimlerini azaltacak. İlk öneride yer alan yenilenebilir enerjiyle sınırlı elektrik şartı, Queensland eyaleti ile Kuzey Bölgesi’nin talebiyle yerini enerji kaynağı ayırt etmeyen bir yaklaşıma bıraktı. Standartların 2027 başında yasalaşması bekleniyor.
Bu tür şartlar konusunda Türkiye’de sektörden de öneriler geliyor. Türkiye Elektrik Sanayi Birliği’nin (TESAB) Haziran 2026’da yayımladığı rapor, bir “Türkiye Ulusal Veri Merkezi Strateji Belgesi” hazırlanmasını ve çevresel etki değerlendirmesine (ÇED) benzer bir Enerji Etki Değerlendirmesi sistemi kurulmasını öneriyor. Rapor ayrıca, ulusal bir “Yeşil Veri Merkezi” sertifikası getirilmesini ve tesislerin enerji ihtiyacının en az %50’sinin yenilenebilir kaynaklardan karşılanmasını istiyor. Kamu alıcı konumunda olduğunda, şart bir öneri olarak kalmıyor ve sözleşmenin maddesine dönüşüyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın hazırladığı ve Ağustos 2026’da yürürlüğe giren Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı (2026-2030) bu yolu izliyor. Plana göre kamu kurumlarının tek tek veri merkezi kurmak yerine, kullanacağı “Hesaplama Portföyü” nün sözleşmelerinde, yenilenebilir ve nükleer kaynakları kapsayan en az %60 düşük karbonlu elektrik şartı aranacak.
Türkiye’de Veri Merkezinin İlk Müşterisi Kamu
Bakan Kacır’ın Kasım 2025’teki açıklamasına göre Türkiye’nin kurulu veri merkezi kapasitesi yaklaşık 250 MW. Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan, Eylem Planı’nı açıkladığı 13 Haziran 2026 tarihli Türkiye Yapay Zeka Zirvesi’nde bu kapasitenin, 2030’a kadar en az 1 gigavata (1.000 MW) çıkarılacağını ve bunun için en az 10 milyar dolarlık, özel sektör ağırlıklı kaynağın harekete geçirileceğini açıkladı. Kacır’ın ertesi gün verdiği bilgiye göre yaklaşık 3 milyar dolarlık kamu kaynağıyla, 10 milyar dolarlık özel sektör yatırımının harekete geçirilmesi hedefleniyor.
Bu hesapta, kamunun koyduğu her dolara karşılık 3 dolardan fazla özel yatırım bekleniyor. Yüksek teknoloji yatırımlarına yönelik “HIT-30 Programı” kapsamında açılan Veri Merkezi Çağrısı, en az 30 MW kapasiteli tesislere 1,5 milyar dolarlık destek bütçesi ayırıyor, Yapay Zeka Çağrısı ise bulut tabanlı altyapı için 1,6 milyar dolarlık bir bütçeye sahip.
Türkiye’de kamunun bu altyapıdaki ilk konumu kapasitenin sahibi olmak. Kamu şirketi Türksat’ın Ankara Gölbaşı’nda temeli 22 Temmuz 2026’da atılan veri merkezi, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun verdiği bilgiye göre, e-Devlet başta olmak üzere kritik bilgileri barındıran kurumların veri ve bulut hizmetlerini tek çatı altında toplayacak. Tesisin 35 bin 300 metrekarelik bir alana kurulması ve 2027’de hizmete girmesi planlanıyor.
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’nun (TÜBİTAK) Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi (ULAKBİM) bünyesindeki, Türk Ulusal Bilim e-Altyapısı (TRUBA) da araştırmacılara kamunun kendi hesaplama gücünü sunuyor. Kacır’ın 19 Ekim’deki konuşmasında, TRUBA 8’in binden fazla araştırmacıya hizmet vereceği ve 504 GPU barındırdığı ifade edildi.
Kamunun ikinci konumu, özel sektörün kurduğu kapasitenin alıcısı olmak. Erdoğan hazirandaki zirvede, kamunun yerli yapay zeka çözümlerinin ilk alıcısı ve en güçlü referansı olacağını söyledi. İşlem gücü tarafında bu rolün en somut aracı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Siber Güvenlik Başkanlığı’nın yürüteceği “Herkes İçin GPU Programı”. Plandaki takvime göre programın ilk çağrısı altı ay içinde açılacak ve başlangıç aşamasında en az beş akredite yerli veri merkeziyle, hesaplama gücünün bir bölümünü programa ayırmalarını öngören kapasite sözleşmesi imzalanacak. Akreditasyonda, yani veri merkezinin belirlenen ölçütleri karşıladığının resmi olarak onaylanmasında, enerji verimliliği, veri güvenliği, hizmet sürekliliği ve kullanıcıların fikri mülkiyetinin korunması aranacak. Bu sözleşmelerle araştırmacılara, girişimlere ve KOBİ’lere (küçük ve orta büyüklükteki işletmeler) yılda en az 2 milyon GPU-saat tahsis edilecek. Bu tahsisin en az %40’ı teknogirişimlere (teknoloji tabanlı girişimler) ayrılacak ve yıllık tahsisin 2028 sonuna kadar en az 20 milyon GPU-saate çıkarılması hedefleniyor.
Bu programla kamu, kurulacak kapasitenin baştan belli olan alıcısı olarak konumlanıyor. Bakırtaş ve Aysu’nun aktardığı sınıflandırma açısından program, katalitik kamu alımı adı verilen modele yakın duruyor. Çalışmada, katalitik alımda kamunun ürünün son kullanıcısı olmadığı, başkaları adına satın aldığı ve piyasa oluştuktan sonra standartları belirlediği ifade ediliyor. Aynı çalışmanın sonuç bölümünde, kamu alımıyla yaratılan talebin karşılık bulabilmesi için yeterli teknoloji kapasitesine sahip bir özel sektörün varlığının önem taşıdığı vurgulanıyor. Türkiye’de veri merkezi kuran ve işleten bir özel sektör bulunuyor ve 19 Ekim’de Ankara – Temelli’de başlayan yatırım bunun son örneklerinden biri.
Kamu Alımı Satınalma Masasının Kurallarını Değiştiriyor
Türkiye’nin yapay zeka politikasında kamu alımı bir pazar kurma aracına dönüşüyor. Erdoğan ve Kacır’ın açıklamalarına göre kamu yatırım programlarından yapay zeka projelerine en az %2 pay ayrılacak. Bakırtaş ve Aysu’nun aktardığı literatürde, kamunun alıcı olarak yeni bir piyasa kurabildiği ve bu araçla firmaların yenilikçi çözümler üretmeye davet edildiği belirtiliyor. Eylem Planı aynı aracı, uluslararası bulut şirketlerinin yatırımları için de kullanıyor. Bu şirketlerin Türkiye’de bölge merkezi ya da bulut bölgesi, yani hizmetlerini sunduğu veri merkezlerinden oluşan bir küme kurmasını teşvik edecek yatırım paketlerinde kamu çıpa talebi yer alıyor. Çıpa talep, yatırımcının kapasitesinin bir bölümünü baştan satın alacağı belli olan büyük bir müşterinin talebini ifade ediyor ve plana göre rekabetçi ihale, performans ve güvenlik koşullarına bağlanacak.
Kamunun alıcı olduğu pazarda tek sağlayıcıya bağımlılık riski de sözleşme kurallarının konusu oluyor. Eylem Planı bu riske karşı hesaplama altyapısında çoklu tedarikçi yaklaşımını benimsiyor. Kullanılan kapasitenin maliyet, performans ve güvenlik açısından altı ayda bir değerlendirilmesi öngörülüyor. Yerli veri merkezinden kapasite almak, o kapasitenin çalıştığı çiplerin tedarikçisini değiştirmiyor. Çoklu tedarikçi kuralının sağlayacağı çeşitlilik veri merkezi düzeyinde kalabilir ve çip tedarikinde aynı ölçüde karşılık bulmayabilir.
Bulut hizmeti ve işlem gücü satın alan şirketleri ilgilendiren bir başka başlık, verinin nerede tutulacağı. Bakan Kacır hazirandaki konuşmasında, Türkiye’nin verisinin Türkiye’de kalmasının önemine değindi. TESAB raporu da verilerin yurt içinde tutulmasını özendiren vergi teşvikleri öneriyor. Kamu, kendi kritik verisi için bu tercihi Türksat’ın Gölbaşı yatırımıyla ortaya koyuyor. Verinin ülke içinde tutulması yönündeki tercih kurallara dönüştükçe, yapay zeka ve bulut hizmeti alan bir şirketin hangi sağlayıcıyla ve hangi veri merkezinde çalışabileceği de sözleşmenin konusu haline gelebilir.
Alım, tedarikçi ve veri tarafındaki bu kurallar, yapay zeka hizmeti ya da işlem gücü satın alan şirketlerin değerlendirme listesini genişletiyor. Fiyat ve performansın yanında bu listeye:
- Sağlayıcının akreditasyon durumu,
- Kullandığı elektriğin ne kadarının düşük karbonlu kaynaklardan geldiği,
- Verinin barındırıldığı yer,
- Donanımın hangi tedarikçilere dayandığı,
ekleniyor. Kamuya kapasite ya da çözüm sunmak isteyen şirketler için akreditasyon ölçütleri ve kapasite sözleşmesinin koşulları yeni bir giriş eşiği oluşturacak. Kapasite sözleşmesini, şartnameyi ve veri kurallarını birlikte okuyabilen satınalma ekipleri bu dönemde şirketlerine tedarikçi seçiminde ve pazarlıkta avantaj sağlayabilir. Kuralların ayrıntıları, programın ilk çağrısı ve sözleşme metinleriyle netleşecek.

Devletin teşvik veren rolü kamu maliyesi açısından risk de taşıyor. Dünya Bankası’nın raporuna göre yapay zeka yatırımı çekmek için sunulan vergi indirimleri ve teşvikler varlık fiyatlarını şişirebilir ve ani yükseliş ile çöküş döngüsü riskini artırabilir. Rapor, bu tür desteklerde finansal riskin büyük bölümünün vergi mükelleflerine kalabileceğine de dikkat çekiyor. Raporun uyarısı teşvike yönelik olsa da kapasite sözleşmeleriyle verilen alım taahhüdü de kamu bütçesinden karşılanacak bir yükümlülük. Kamu açısından iki aracın getirisi de kurulan kapasitenin gerçekten kullanılıp kullanılmadığına bağlı.
Herkes İçin GPU Programı’nın ilk çağrısıyla kamunun alıcı rolü sahaya inecek. Akredite edilecek veri merkezlerinin sayısı ve sözleşmelere ayrılan kapasitenin ne kadarının kullanıldığı, bu rolün ölçüsünü verecek. Türksat’ın Gölbaşı tesisi 2027’de devreye girdiğinde kamunun kendi verisi için kurduğu kapasite de büyüyecek. Ankara – Temelli’deki tesis gibi özel yatırımların seyrini de kapasitelerini kimin satın alacağı belirleyecek. Kapasite sözleşmelerinin koşulları, kamuya işlem gücü satan veri merkezleri kadar bu veri merkezlerinden hizmet alan şirketlerin maliyet ve tedarik kararlarını da etkileyecek.
İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR
EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:
Kurumunuzun satınalma ve dijital tedarik zinciri fonksiyonunu sağlam, risklere karşı dayanıklı, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.
Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com
Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.
Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”
Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.









