Mağaza Çalışanlarının Bazı Ürünleri Satın Almak İçin Kendilerine Ayırması Haklı Fesih Nedeni midir?
Lütfi İNCİROĞLU
İşçi, iş görme edimini işverenin emir ve talimatlarına uygun olarak ve sadakat duygusu için de yerine getirmekle yükümlüdür. Sadakat borcu, iş ilişkisinin karşılıklı borç doğuran kişisel bir ilişki olmasının doğal bir sonucudur. Sadakat borcunu ihlal eden işçi davranışlarının neler olabileceğinin önceden belirlenmesi ve tek tek sayılması mümkün değildir. İş Kanunu’nun 25 inci maddesinin II. bendinin “e” fıkrasına göre işçinin “işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması” işverene haklı nedenle derhal fesih hakkı vermekte ise de; hükümde belirtilen doğruluk ve bağlılığa uymayan bazı durumlar örnek olarak sayılmış ve benzeri fiillerin de borcun ihlalini oluşturacağı kabul edilmiştir. Bu durumda, işçinin hangi eyleminin doğruluk ve bağlılığa uymayan davranış olarak kabul edilmesi gerektiği hususunda hakim, iş ve çalışma hayatının gerekleri ile toplumsal ilişki ve gelenekleri göz önüne alarak somut olayın özelliklerine göre bir sonuca varmalıdır[1]..
Bahse konu Yargıtay kararında da görüleceği üzere, yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışların da işverene fesih imkânı verebileceği gözden uzak tutulmamalıdır.
Elbette ki, işçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hale gelmişse, diğer bir anlatımla güven temeli çökmüşse işverenin haklı sebeple derhal fesih hakkı doğar[2]. Ancak işveren bu hakkını objektif iyi niyet kurallarına göre kullanması gerekir.
Yargıtay 9 uncu Hukuk Dairesi bir kararında; Mağaza işyerinde çalışan bir grup işçinin satıştaki ürünleri, indirimde satışa sunulması amacıyla bir koli içinde saklamasını, işverenin bilgisi dışında ve menfaat teminine yönelik bir davranış olarak nitelendirerek olayı 4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendindeki ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller kapsamında değerlendirmiştir[3].. Nitekim somut olayda, dosya içinde bulunan CD görüntüleri ve yazılı ifadelerden, giyim satış mağazası olan işyerinde satışta olması gereken ürünlerin bir kısmının koliler içinde gizlenmiş olarak tespit edildiği anlaşılmaktadır. Tespit üzerine başlatılan soruşturmada, işçilerin bir kısmı ürünleri kendilerinin ilerde satın almak için ayırdıklarını, avans alınması veya kredi kartının hesap kesim tarihinin geçmesi sonrasında satın alacaklarını açıkladıkları görülmektedir. Aynı zamanda yazılı olarak ifade veren … adlı işçiler, koli içinde ürün gizleyen diğer çalışanların isimlerini de bildirmişlerdir.
İşyerinde çalışan işçilerin indirim döneminde veya indirimsiz satışlarda % 15 iskontolu olarak satış haklarının olduğu her iki taraf tanıklarınca ifade edilmiştir. Bu durumda satışta olan ürünlerin işçiler tarafından satın alınmasında bir usulsüzlük yoktur. Temel sorun mağaza çalışanlarının, indirime girmesini beklemek için, ürünün satılarak tükenmemesi için, satışı, avans alınca yapmak veya kredi kartının hesap kesim tarihinin geçmesi ile ödemeyi bir sonraki ekstreye aktarmak gibi nedenlerle satıştaki ürünün mağaza içinde gizlenmesi olayıdır. Bu noktada işçinin menfaatinin az olup olmamasının veya ilk defa bu yola gitmiş olmasının bir önemi yoktur. Satış mağazasında satışta olması gereken ürünün her ne maksatla olursa olsun işyeri yetkilisi bilgisi ve izni dışında gizlenmesi doğruluk ve bağlılığa aykırılığı oluşturur. Ürünlerin, depo içerisinde üzeri askılık veya kartonlarla gizlenmiş kolilerde saklanması dahi işverenin bilgisi haricinde ve menfaat teminine yönelik bir davranışı ortaya koymaktadır.
Davacı işçi, olayla ilgili olarak yazılı savunmasında, indirimden birkaç gün sonra koli yapıldığını öğrendiğini, yapanların da … olduğunu, kendisinin de banka kartı hesap kesim tarihine göre almak üzere iki pantolonu ayırdığını kabul etmiştir. Yazılı ifadesi alınan diğer bazı işçiler de davacının koli içinde ürün ayırdığını belirtmişlerdir. Bu konuda ifadesi alınan işçilere baskı uygulandığı da yöntemince kanıtlanamamıştır. Davacı tanıklarının olay tarihinde davalı işyerinde çalışmaları olmadığından uyuşmazlık konusu olaya dair somut bilgileri yoktur. Buna karşın, davalı tanıkları olayın ayrıntılarını net biçimde açıklamışlardır.
Öte yandan yazılı ifadeleri ile ürün gizlediklerini kabullenen bazı işçiler, açık biçimde avans alınca satın alma işlemi yapılmak üzere ayırdığını veya kullandığı kredi kartını belirterek hesap kesim tarihinin geçmesinin ardından satın almak için ayırdığını açıklamış olmakla, bu şekilde ayrıntılı beyanlar da işverence baskı yapılmadığının göstergesidir.
Yapılan açıklamalara göre davacının doğruluk bağlılığa aykırı eylemi kanıtlanmış olup, ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin reddine karar verilmelidir. Mahkemece iddiaların kanıtlanamadığı veya daha makul yaptırımlar yerine feshin haksız olduğu şeklinde gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sonuç olarak Yargıtay, mağaza işyerinde çalışan bir grup işçinin satıştaki ürünleri, indirimde satışa sunulması amacıyla bir koli içinde saklamasını, işverenin bilgisi dışında ve menfaat teminine yönelik bir davranış olarak nitelendirerek olayı 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendindeki ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller kapsamında değerlendirmiştir.
Lütfi İNCİROĞLU
[1] YHGK 14.12.2016 T., E.2014/9-1700, K.2016/2123 Legalbank.
[2] Y22.HD.28.05.2019 T., E.2016/13332, K.2019/11970 Legalbank.
[3] Y9HD.29.05.2012 T., E.2012/4765, K.,2012/18802 Legalbank.














ÇEVKO Vakfı tarafından Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlenen “İklim Değişikliği, Yeşil Mutabakat ve Sürdürülebilirlikteki Son Gelişmeler” başlıklı çevrimiçi söyleşi 30 Eylül 2024 tarihinde gerçekleşti. Unilever Yönetim Kurulu Üyesi ve Kurumsal İletişim Direktörü Ebru Şenel Erim, Akdeniz Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gökhan Civelekoğlu, Bilkent Üniversitesi İklim Elçisi Eda Yabancı ve ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer’in katıldığı söyleşinin moderatörlüğünü Küresel Isınma Kurultayı Komitesi Başkanı Celal Toprak yaptı.




Minimum Sipariş Miktarı, alıcı-tedarikçi ilişkilerinde sıklıkla gündeme gelen bir konudur. Tedarikçi, alıcıdan gelen malzeme (parça) talebi için bir alt sınır belirtir. Bu alt sınırı işaret eden bir sipariş büyüklüğü (örneğin en az 5.000 adet) ya da parasal bir tutar (en az 20.000 TL) olabilmektedir.

Batı Anadolu Serbest Bölgesini yabancı yatırımcılara tanıtmak için atağa geçen BASBAŞ, Almanya’da yoğun bir tanıtım programına başladı.




TG Expo kuruluşlarından Sektörel Fuarcılık ve İstanbul Teknik Üniversitesi organizatörlüğünde afetlere karşı mücadele stratejilerinin geliştirilmesi amacıyla düzenlenen NADMEX – Afet Yönetimi Fuarı ve Zirvesi’nde dünyadan ve Türkiye’den alanında uzman isimlerin katılımıyla afet yönetiminin yol haritası oluşturuldu. İstanbul Fuar Merkezi’nde üç gün boyunca 12 oturumda 45’ten fazla ve 20 Expert Talks programında 20’yi aşkın konuşmacıyı ağırlayan NADMEX’in ilk yılında 80’in üzerinde katılımcı firma ve 7 bin 456 ziyaretçi yer aldı. Fuardaki oturum ve tatbikatlar, son günde de ilgiyle takip edilirken TG Expo Genel Müdürü Cem Şenel, NADMEX’in 2025 yılında büyüyen bir program ve daha fazla uluslararası konuşmacının katılımıyla gerçekleştirileceğini ifade etti. 

Lübnan’da yaşanan pager ve telsiz saldırılarının siber saldırı değil, tedarik zinciri ve elektronik saldırı olduğunu söyleyen Fatih Zeyveli, tek çözümün milli yazılım ve yerli ürün üretimi olduğunu açıkladı. Tedarik zinciri saldırılarının teknolojiyle entegre olduğunda ne kadar tehlikeli boyuta ulaştığını gösterdiğini söyledi.
Sektörün heyecanla beklediği Avrasya Bölgesi’nin lider geniş format baskı ve endüstriyel reklam fuarı FESPA Eurasia 2024, bu yıl da sektör liderlerini ağırladı. Sektörden gelen yoğun talep üzerine 11-14 Eylül 2024 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen bu büyük buluşma, 8 binden fazla sektör profesyonelini ve binden fazla uluslararası ziyaretçiyi ağırlayarak 4 günde tüm yıl için 1 milyar euroluk iş hacmine ev sahipliği yaptı…