ERP Sistemi Nasıl Satın Alınır? 5 Adımda İdeal Çözümü Bulma Yolu
Olgar Ataseven
Birçok şirket, iş süreçlerini optimize etmek ve verimliliği artırmak amacıyla yeni bir ERP (Enterprise Resource Planning / Kurumsal Kaynak Planlama) sistemi arayışına girer. Ancak, “en iyi ERP” çözümü tek tip değildir ve doğru seçimi yapmak karmaşık bir süreç olabilir. Bu yazı ile özellikle IT ve dijitalleşme süreçlerine yeni adım atmış ya da uzmanlık alanı olmayan satınalma uzmanlarına bir kısa yol haritası vermeyi ve ERP sistemini seçme sürecinde başarılı olmanızı sağlayacak beş kritik adımı detaylandırıyorum.
Adım 1: Kapsamlı İhtiyaç Analizi Yapın
ERP sistemleri, iş süreçlerinizi ve operasyonel verimliliğinizi iyileştirmek için geniş bir fonksiyon yelpazesine sahiptir. İlk adım olarak, işinizin bir ERP sisteminden neler beklediğini net bir şekilde tanımlamanız gerekiyor. Finansal işlemler, sipariş yönetimi, CRM, İK, üretim, lojistik ve muhasebe işlevleri gibi çeşitli alanlarda ne tür iyileştirmeler hedefliyorsunuz?
Bu aşamada, tüm departmanlar ve ekip üyeleri ile iş birliği yaparak gereksinimlerinizi ayrıntılı bir şekilde listeleyin. İş akışlarınızı ve mevcut süreçlerinizi inceleyin; veri akışlarını ve finans, muhasebe başta olmak üzere bütün politikalarınızı gözden geçirin. Kapsamlı bir analiz, sizin ve ekibinizin ERP sisteminin potansiyel işlevlerini anlamanıza ve bu sistemin organizasyonel ihtiyaçlarınıza nasıl hizmet edeceğini görmenize yardımcı olacaktır. Bu adım, ERP sistemi seçim sürecinin temel taşıdır ve doğru paydaşları dahil etmenin önemini vurgulamam gerekir. Bu adımda ne kadar detaylı olursanız, ERP sisteminiz uygulandıktan sonra beklentilerinizi o kadar iyi karşılayacaktır.
Adım 2: İş Gereksinimlerinizi Detaylandırın
İhtiyaç analizinizi tamamladıktan sonra, tüm verileri bir iş gereksinimleri belgesinde toparlama zamanı geldi. Bu belge, önceki adımda belirlenen işlevsel ve işlevsel olmayan öğeleri içermelidir. Ayrıca, potansiyel satıcıların müşteri memnuniyetlerini, pazar paylarını, teknolojik altyapılarını, servis hızlarını, implementasyon metodlarını, ekosistemlerini de incelemelisiniz. ERP sistemlerinin özellikleri kadar, satıcıların ve eko sistemlerinin güvenilirliği ve sağladıkları hizmetlerin kalitesi de seçim sürecinde kritik rol oynar.
Bu belgenizi anahtar paydaşlarla gözden geçirip her bir öğeyi önem derecesine göre sıralayın ve önceliklendirin. Bu değerlendirme, benzer özelliklere sahip ERP paketlerini karşılaştırırken size yardımcı olacak ve hangisinin belirli bir işlevde daha üstün performans gösterdiğini belirlemenize olanak tanıyacaktır. Bunu ortak paylaşımlı bir doküman ile herkes ile birlikte takip edebilirsiniz.
Adım 3: Potansiyel Satıcıları Sınırlandırın
Artık klasik anlamda bir satın alma sürecine geçebiliriz. İçsel gereksinimlerinizi netleştirdikten sonra, uygun satıcılar listesini oluşturma aşamasına geçmelisiniz. Bu aşama, potansiyel satıcılarla detaylı görüşmeler ve bilgi alışverişi gerektirir. ERP hedeflerinize ve olmazsa olmazlarınıza bağlı kalarak, bazı satıcıları elemeniz gerekebilir. Bu sürecin sonunda, en uygun iki veya üç satıcıya odaklanmak hedeflenmelidir. Daha fazla ERP ile görüşmek şirketi ve sizi yoracağı gibi, size hizmet verenler için de ciddi bir zaman kaybı oluşturur. Bu sebeple önerimiz bu süreci açık ve şeffaf bir şekilde takip etmeniz ve takip edilmesini sağlamanızdır. Diğer taraftan burada satıcılarında niteliklerini doğru bir şekilde, yani elmalar ve elmalar olacak şekilde ayrımak önemlidir. Bu ayrımı yapamamak da ciddi bir vakit kaybına sebep olur.
Genel olarak size, bir bilgi olması için pazar araştırması yaparken karşılaşabileceğiniz bazı ERP sistemlerinin markalarını vereyim ama ismini yazamadıklarım lütfen alınmasın. Yazının altına yorumlar kısmına kendi isimlerini yazabilirler. İşte pazar araştırması yaparken karşılaşabileceğiniz ERP sistemleri arasında şunlar bulunabilir:
SAP: Dünya çapında en bilinen ERP sistemlerinden biridir. Türkiye’de de geniş bir kullanıcı kitlesine sahiptir ve çeşitli sektörlerde kullanılmaktadır.
Oracle: Oracle’ın ERP çözümleri, özellikle Oracle NetSuite, Oracle Fusion ve Oracle JD Edwards, Türkiye’deki büyük işletmeler arasında popülerdir.
Microsoft Dynamics: Microsoft’un Dynamics 365, Dynamics AX, Dynamics GP ve Dynamics NAV ürünleri, Türkiye’de birçok farklı sektör tarafından kullanılmaktadır.
Workcube: Türkiye’deki küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelik kapsamlı ve entegre ERP çözümleri sunan bir diğer önemli %100 web tabanlı ERP sistemidir.
Canias: Canias ERP, endüstriyel süreçler için tasarlanmış, modüler yapısı sayesinde her sektöre uyarlanabilen Türkiye merkezli bir ERP yazılımıdır. Hem yerel kurulum hem de bulut tabanlı seçenekler sunarak işletmelerin tüm operasyonlarını tek bir platform üzerinden yönetmelerine olanak tanır.
Logo: Türkiye’nin en bilinen yerli ERP markalarından biridir. Logo’nun çeşitli ERP çözümleri, küçük ve orta ölçekli işletmelerden büyük ölçekli şirketlere kadar geniş bir yelpazede kullanılmaktadır.
Mikro: Mikro ERP sistemleri, Türkiye’deki birçok KOBİ tarafından tercih edilmektedir ve çeşitli iş alanlarına yönelik çözümler sunar.
Bu sistemlerin her biri sektöre özel çözümler sunarak farklı ihtiyaçları karşılayabilir, bu yüzden kapsamlı bir değerlendirme yapmanız gerektiğini bir kez daha hatırlatayım.
Adım 4: Ürün Demosu ile Derinlemesine İnceleme (Workshop)
Seçiminizi daralttıktan sonra, seçilen satıcılarla ürün demosu gerçekleştirmeniz gerekecek. Genellikle 2-3 saat süren bu gösterimler ya da diğer adı ile Workshop, sistemin iş süreçlerinizi nasıl iyileştirebileceğini anlamanıza yardımcı olur. Demo öncesinde, satıcılar genellikle sizinle iş birliği yaparak yüksek öncelikli işlevlerin neler olduğunu belirler. Burada değerlendirme için çağırdığınız şirketlere aynı senaryoyu vermeniz çok önemlidir. Tabi, bu senaryo ihtiyaçlarınızı tanımlarken yeni ihtiyaçlarınıza odaklanılmalıdır.
Workshop sırasında, yazılımın organizasyonel ihtiyaçlarınızı ne kadar iyi karşıladığını değerlendirin. Kullanıcı deneyimi, yazılımın sunduğu çözümler ve işlevsellik konusundaki eksiklikler hakkında ekibinizle görüş alışverişi yapın. Çoğu zaman, ilk demo sonrası kalan soruları netleştirmek için ikinci bir demo talep etmek faydalı olabilir. Ayrıca, referansları kontrol ederek satıcının müşteri memnuniyetini ve sağladığı hizmetlerin kalitesini değerlendirin. Hatta en son karar vereceğiniz markanın mevcutta bir müşterisine gidip inceleyin ve orada sistemi canlı görün.
Adım 5: Nihai Kararı Verin ve Anlaşmayı Tamamlayın
Son adımda, tüm araştırmalarınızı ve değerlendirmelerinizi göz önünde bulundurarak nihai kararınızı verin. Kararınızı daha netleştirmek için, ekip üyeleriyle bir puanlama tablosu oluşturabilirsiniz. Bu tablonun her satır öğesine puan vererek sonuçları özetleyin ve en uygun satıcıyı belirleyin. İşte böylece şirket içinde ERP süreciniz başlamış olsun. Ama tekrar vurgulayayım: satınalma departmanı için süreç biterken, aslında şirket için her şey yeni başlamış oluyor. Anlayacağınız lisansı almak bunları uygulayacak iş ortakları ile anlaşmak minimumda 7-8 ay sürecek bir süreci başlatıyor.
ERP sistemi seçim süreci, titiz bir araştırma ve detaylı bir inceleme gerektirir. Son seçim, sürecin en hızlı aşaması olabilir, ancak en sorunsuz uygulamayı sağlamak için tamamen adanmış bir kaynağa sahip olmak kritik öneme sahiptir. Bu beş adım, başarılı bir ERP seçiminin temelini atar; ancak, süreç boyunca rehberlik alarak organizasyonunuzun en iyi çözümü bulmasını sağlamak için profesyonel destek almak da önemlidir. Sorularınız varsa veya süreç hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, lütfen iletişime geçmekten çekinmeyin.
Olgar Ataseven
Girişimci, İş İnsanı, Yazar, Konuşmacı
olgar.ataseven@profesia.com.tr










TÜİK’in açıkladığı 2024 yılı ikinci çeyrek büyüme rakamlarını değerlendiren Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı M. Erdal Eren, “Deprem bölgesinin yeniden imarı çalışmaları ile sektörümüz Türkiye ekonomisinin üstünde büyüme performansı göstermeye devam etmektedir. İlk çeyrekte deprem bölgesindeki çalışmaların da etkisiyle %11,1 oranında büyüyen inşaat sektörü, yılın ikinci çeyreğinde %6,5’e gerilemiş olmakla birlikte, yine önemli bir performans göstermiştir” dedi.


Finansal Kurumlar Birliği’nin (FKB) İstanbul Üniversitesi iş birliğinde geliştirdiği “FKB Ekonomik Görünüm Endeksi”nin (FKB-EGE) Ağustos ayı bülteni yayımlandı. FKB-EGE, Temmuz ayında bir önceki aya göre 0,86 puan artarak 99,32 değerini gördü. Endeks kapsamında gerçekleştirilen ankete göre Ağustos ayı enflasyon beklentisi ise yüzde 2,94’e geriledi.
İnsanı ve gezegeni korumaya yönelik bir yaklaşımla gıdayı her yerde güvenli ve erişilebilir hale getirmeyi taahhüt eden Tetra Pak, 25. Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayınladı. Gıda sistemleri, döngüsellik, iklim, doğa ve sosyal sürdürülebilirlik olmak üzere beş alana odaklanan rapora göre Tetra Pak, 2019’dan bu yana değer zinciri sera gazı emisyonlarını yüzde 20 ve kendi operasyonları genelinde sera gazı emisyonlarını yüzde 47 azalttı.




BCR 2024 Dünya Tedarik Zinciri Finansmanı Raporu, küresel tedarik zinciri finansmanı pazarının 2023 yılında %7 oranında büyüdüğünü ortaya koyuyor. Küresel pazarın toplam hacmi 2 trilyon 347 milyar dolara ulaştı. Octet Türkiye CEO’su Derya Ekemen Fidan, dünya genelinde tedarikçi finansmanı alanındaki gelişmeleri inceleyen ve sektördeki son trendleri ortaya koyan BCR’ın yayımladığı Dünya Tedarik Zinciri Finansmanı Raporu 2024 (BCR Publishing World Supply Chain Finance Report 2024)’ü değerlendirdi. Ekemen Fidan, “Dijitalleşme ve sürdürülebilirlik, tedarik zincirlerini daha dayanıklı hale getirmenin anahtarı. Türkiye’nin bu alanlardaki gelişmelere hızla uyum sağlaması hem yerel hem de küresel pazarda rekabet gücünü artıracaktır.” ifadelerini kullandı.
Ekemen Fidan, sözlerine şöyle devam etti: “Geleceğin ekonomisi, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik temelleri üzerine inşa edilecek. Dijitalleşme, tedarikçi finansmanı alanında önemli bir dönüm noktası oldu. Dijital platformlar, blockchain teknolojisi ve yapay zekâ gibi yenilikler, tedarikçi finansmanı süreçlerini daha verimli, şeffaf ve güvenilir hale getiriyor. Dijitalleşme, aynı zamanda küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) bu tür finansman araçlarına erişimini kolaylaştırarak, küresel tedarik zincirlerinin daha sürdürülebilir ve esnek olmasını sağlıyor. Türk şirketleri, bu trendlere uyum sağlayarak sadece yerel pazarda değil, küresel arenada da liderlik rolü üstlenebilir. Biz de Octet Türkiye olarak, bu dönüşümde müşterilerimize rehberlik etmeye devam edeceğiz.”



Damla Macit Çörtük: “Dörtyol-Hatay’lıyım evliyim, iki çocuk sahibiyim. Mustafa Kemal Üniversitesi Makine Teknikerliğini bitirdikten sonra Dikey Geçiş sınavını kazanarak Makine Mühendisliği alanında eğitim almaya hak kazandım.
Kadınların her alanda yaşadığı cinsiyet ayrımcılığı ve eşitsizlik gibi zorlukları ben de yaşadım. Erkekler ile kadınların sanayide yasadığı zorluklar aynı değil kadın olarak daha çok çaba sarf etmeniz gerekiyor. Tüm bu zorluklar karşısında güçlü olduğumu hissetmek, başardığımı görmek kendimi iyi hissettiriyor, gurur ve motivasyon veriyor. Kendi potansiyelimi ve sınırlarımı keşfetmeme olanak sağladı. Bu güçle ilerliyorum. Kadın, erkek ayrımı yapmadan bu mesleği yapıyor olmak gurur veriyor.
“Ağır sanayi sektörüne çözüm üretiyoruz. Ürünlerin işlenmesi için Boru Lazer kesme makinesi-Profil lazer kesme makinesi ve Sac Lazer kesme makinesi yapıyoruz. Yerli makinelerimiz hızlı ve hassas işleme yapıyor. Ürünlerimizi alan müşterilerimiz zamandan tasarruf ediyorlar. İş yükünü azaltıyorlar Kullanırken kaliteli bir işlem elde ediyorlar, ihtiyaca göre özel ölçüde ürün elde ediyorlar. “
Türkiye’de tarımsal üretim ve hayvancılık politikalarının tohumlarının atıldığı Mustafa Kemal Atatürk döneminden bu yana en önemli iş ortaklarından olan Macaristan ile iş birliğine devam ediyor. Macaristan İhracatı Teşvik Ajansı HEPA Türkiye, bünyesindeki firmalarla Türkiye’deki tarım ve hayvancılık alanındaki ticari ilişkilerin gelişmesi için çalışmalarını sürdürüyor.