Dolar ve Yuan’ın Savaşı: Hürmüz Boğazı Neden Bir Kapanıp Bir Açılıyor?

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber Dolar Ve Yuan'ın Savaşı Hürmüz Boğazı Neden Bir Kapanıp Bir Açılıyor

Hürmüz Boğazında Savaş Dolar ile Yuan Arasında: Füze Değil Fiyat Tarifesi

Dolar ve Yuan’ın Savaşı: Hürmüz Boğazı Neden Bir Kapanıp Bir Açılıyor?

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber Dolar Ve Yuan'ın Savaşı Hürmüz Boğazı Neden Bir Kapanıp Bir Açılıyor28 Şubat 2026’da başlayan çatışmayla İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatması ve geçiş ücretini yuan cinsinden belirlemesi, salt askeri bir hamle değildir. 1974’ten bu yana küresel ekonomiyi ayakta tutan petrodolar sistemine yönelik en somut meydan okumadır. 17 Nisan’da boğazın yeniden açıldığı duyurulmuş olsa da bu 48 günlük kriz, tedarik zincirleri, lojistik ve endüstriyel satın alma süreçleri üzerinde silinmesi yıllar alacak izler bırakmıştır. Sahne, artık geri döndürülemez bir şekilde değişmiştir: Dolar ile Yuan, enerji koridorlarında doğrudan karşı karşıya gelmiştir.

Hürmüz Boğazı’nın art arda kapanıp açılması, rastlantısal bir savaş taktiğinin değil tam aksine, titizlikle hesaplanmış bir müzakere silahının yansımasıdır. İran, boğazı tam olarak kapatarak ABD ile doğrudan bir askeri tırmanmayı göze almak yerine; geçişi kısıtlayıp açarak, ücret tarifesini yükseltip indirerek küresel enerji piyasalarını sürekli gergin bir belirsizlik içinde tutmayı tercih etmektedir. Bu strateji, petrol fiyatlarını istenilen düzeyde tutmanın yanı sıra Çin başta olmak üzere “dost” olarak sınıflandırılan ülkelere yuan cinsinden geçiş kolaylığı tanıyarak her kapanma-açılma döngüsünü petroyuan altyapısını test etmek ve pekiştirmek için bir fırsata dönüştürmektedir. Boğazın her kapandığı gün dolar üzerinden işlem yapan operatörlerin maliyeti artarken, her açıldığı gün yuan altyapısına yatırım yapanlar bir adım öne geçmektedir. Dolayısıyla Hürmüz’deki bu ritim, bir çaresizliğin değil; para birimi savaşının sahada uygulanan en somut taktiğinin göstergesidir.

28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak askeri operasyonu başlatmasının ardından İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), Hürmüz Boğazı’ndan geçişi fiilen durdurdu. Ancak bu adımı yalnızca bir savaş taktiği olarak okumak son derece eksik kalır. İran’ın attığı en kritik hamle füze değil, fiyat tarifesidir: boğazdan geçmek isteyen “tarafsız” olarak sınıflandırılan gemiler, yuan cinsinden belirlenen ve varil başına yaklaşık 1 dolardan başlayıp tek bir geçişte 2 milyon dolara kadar ulaşabilen bir ücret ödemek zorunda bırakılmaktadır. Uluslararası gözlemcilerin teyit ettiği bu uygulamada en az iki gemi yuan ile ödeme yapmış; IRGC bağlantılı bir Çin denizcilik firması işlemlere aracılık üstlenmiştir. 12 Nisan’da ABD Başkanı Trump’ın tek taraflı bir deniz ablukası ilan etmesiyle çatışma yeni bir boyut kazanmış ve buna bağlı olarak, boğaz çift taraflı baskı altında neredeyse tamamen kapanmıştır. 17 Nisan’da geçici bir ateşkesle boğazın yeniden açıldığı duyurulmuştur. Ancak 48 günde yaşananlar, küresel enerji ticaretinin hangi para birimi üzerinden şekilleneceğine dair kalıcı bir dönüşümün fitilini ateşlemiştir.

Petrodolara 50 Yıl Sonra Gelen Meydan Okuma

1974’te ABD ile Suudi Arabistan arasında imzalanan anlaşmayla şekillenen petrodolar sistemi, Körfez petrolünün yalnızca dolar cinsinden fiyatlandırılması ve petrol gelirlerinin ABD Hazine bonolarına yatırılması ilkesine dayanmaktadır. Bu sistem, on yıllar boyunca Washington’ın düşük maliyetle borçlanabilmesinin ve doların küresel rezerv para konumunu sürdürmesinin temel mekanizması olmuştur. Hürmüz krizi bu mimariyi 1970’lerden bu yana en ciddi biçimde test eden olay olarak değerlendirilmektedir.

İran’ın hamlesinin stratejik zekası, doğrudan bir dolar saldırısı yerine sistemi fiilen işlevsiz kılma tercihinde yatmaktadır: yuan ile geçiş yapan gemiler Körfez’e açılırken, dolara bağlı kalan gemiler ya çok daha yüksek maliyetlerle Ümit Burnu rotasını dolaşmak ya da demirde beklemek zorunda kalmaktadır. Al Jazeera’nın analizine göre Iran ile Çin, küresel bir kıyı geçiş noktasını dolar egemenliğine karşı ortak bir koz olarak devreye sokmuştur. Bununla birlikte Natixis baş ekonomisti Garcia-Herrero, bu gelişmenin doğrudan bir de-dolarizasyon hamlesi olmadığını, daha ziyade “alternatif ödeme akışlarını normalleştiren kademeli bir baskı” unsuru olduğunu vurgulamaktadır. Gulf devletleri 1970’lerden bu yana petrollerini dolar cinsinden fiyatlandırmaktadır ve bu yapıyı tek başına Hürmüz tarifesi kıramaz.

Somut verilere bakıldığında tablo çarpıcıdır. SWIFT rezerv para verileri, doların küresel rezervlerdeki payının 2026 ilk çeyreğinde yüzde 56,1’e gerilediğini ortaya koymaktadır; tek bir çeyrekte yaşanan bu 2,3 puanlık düşüş, son yıllarda iki ila üç yılda gerçekleşen erozyon hızını geride bırakmaktadır. Öte yandan Çin’in CIPS sistemi, Mart 2026’da günlük ortalama 921 milyar yuan hacmini aşarak önceki aya göre yaklaşık yüzde 50’lik rekor bir artış kaydetmiştir. Business Standard ve Taipei Times’ın aktardığı bu rakamlar, yuan altyapısının teorik bir iddiadan işler bir ödeme zeminine dönüştüğüne işaret etmektedir. Dünya genelinde 193 kurumun SWIFT’i devre dışı bırakarak doğrudan CIPS’e bağlandığı ve bu sayının 2024’ten bu yana yüzde 40 arttığı bilinmektedir.

Tedarik Zincirleri: Çifte Abluka Altında Eş Zamanlı Çöküş

Krizin doruğa ulaştığı dönemde Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleşen günlük geçiş sayısı, kriz öncesindeki 130 civarından neredeyse sıfıra gerilemiştir. Atlantic Council’ın değerlendirmesine göre İran’ın geçiş ücreti uygulaması ile ABD’nin 12 Nisan’da ilan ettiği tam abluka bir araya gelince, bu boğaz “dünyanın en kritik emtia koridorlarından birinin fiilen kapanması” anlamına gelmiştir. Söz konusu boğaz, küresel petrol ve LNG ticaretinin yüzde 20’sini, küresel urea ihracatının yüzde 46’sını, küresel deniz yolu sülfür ticaretinin yüzde 50’sini ve dünya helyum üretiminin yüzde 33’ünü taşımaktaydı. Bu gelişme üstelik Husi saldırılarının Kızıldeniz-Süveyş rotasını zaten işlevsizleştirdiği bir döneme denk gelmiş; iki kritik koridor eş zamanlı olarak devre dışı kalmıştır.

World Economic Forum’un derlediği emtia verileri yıkıcı bir tablonun resmini çizmektedir: azotlu gübre (urea-üre) fiyatları Mart 2026 sonu itibarıyla yüzde 50 artmıştır. Bölgenin küresel alüminyum üretimindeki yüzde 8-9’luk payı ve deniz yolu ihracatındaki yüzde 20’lik ağırlığı gözetildiğinde alüminyum tedariğinde ciddi aksaklıklar baş göstermiştir. Körfez’in küresel sentetik grafit üretiminin temel hammaddesi olan petrol kokuna katkısı nedeniyle EV batarya tedarik zincirleri de baskı altına girmiştir. Helyum dağıtımcıları Nisan başı itibarıyla teslimatları kısıtlamaya başlamıştır; bu durum, yarı iletken üretim süreçlerini doğrudan tehdit etmektedir. Ayrıca bölgenin küresel metanol deniz ticaretinin yaklaşık üçte birini taşıması nedeniyle plastik, boya ve sentetik lif üretim zincirleri de darboğaza girmiştir.

Lojistik tabloya bakıldığında: Jebel Ali Limanı ciddi bir tıkanıklıkla karşı karşıya kalmış, yüzlerce ticari gemi bölgede mahsur kalmıştır. Alternatif rota olarak Ümit Burnu’nun devreye girmesi transit süreyi 14-16 gün uzatmış, navlun maliyetlerini keskin biçimde artırmıştır. Kombinlenmiş boru hattı kapasitesinin normal boğaz akışlarının yalnızca yüzde 40’ını karşılayabildiği ve 11-13 milyon varil/günlük bir açığın kapatılamaz kaldığı hesaplanmaktadır. Uluslararası savaş riski sigortacıları prim oranlarını yüksek seviyelere çıkarmış ya da poliçeleri iptal etmiş; bu durum tek başına boğazdan geçişi ticari açıdan sürdürülemez kılmıştır. BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), 13 Nisan açıklamasında küresel gıda sistemleri için kritik bir uyarı vermiştir: mevcut stoklar henüz tampon görevi görmekte olsa da yaklaşan ekim sezonu için gerekli gübre akışının durması halinde bu tamponun hızla eriyeceği vurgulanmıştır.

B2B Satın Alma ve Endüstriyel Tedarik: Bir Para Birimi Tercihi Olarak Stratejik Karar

Hürmüz krizinin tedarik zinciri üzerindeki en kalıcı etkisi hammadde fiyatlarındaki artışla sınırlı değildir; asıl dönüşüm, endüstriyel satın alma pratiklerinin mimarisinde yaşanmaktadır. Petrokim girdiler, plastikler, gübreler, alüminyum, helyum ve ilaç hammaddeleri başta olmak üzere pek çok sektör doğrudan baskı altına girmiştir. Otomotiv ve havacılık sektöründeki B2B alıcılar için yedek tedarikçiye geçişin on sekiz aya kadar sürebileceği öngörülmektedir.

Satın alma süreçleri açısından daha derin ve yapısal bir sorun belirmiştir: yuan cinsinden ödeme yapan gemiler boğazı geçebilirken dolara bağlı kalan alıcılar Ümit Burnu’nun yarattığı maliyet ve zaman kayıplarını üstlenmek durumundaydı. Bu durum endüstriyel alıcılar açısından yalnızca lojistik bir hesaplama değil; hangi para birimiyle ve hangi ödeme sistemiyle işlem yapılacağına ilişkin stratejik bir karar anlamına gelmektedir. Atlantic Council’ın araştırmasına göre Çin’in “petrol-mal takası” modeli, İran petrolünün yuan ile satın alınmasını ve bu fonların Çinli müteahhitlere ya da ithalata aktarılmasını kapsayan bir döngü oluşturmuştur. Bu tabloda CIPS, artık teorik bir alternatif değil; fiilen işlemekte olan bir ödeme zeminidir.

Hindistan özellikle dikkat çekici bir örnek oluşturmaktadır. Bloomberg ve Business Standard verilerine göre Hindistanlı rafineriler Mart 2026’da yaklaşık 60 milyon varil Rus ham petrolü satın almış; ödeme mekanizması olarak Hint rupisinin BAE dirhemine, oradan da yuan’a dönüştürüldüğü karma bir model kullanılmıştır. Indian Oil Corporation, bazı yük kargolarında doğrudan yuan ödemesi gerçekleştirerek aracı dönüşümleri tamamen devre dışı bırakmıştır. Bu gelişme, Körfez bölgesiyle ticaret yapan endüstriyel alıcılar için bir sonraki lojistik krizini beklemeden alternatif ödeme mimarilerini değerlendirme zorunluluğunun somut bir örneği haline gelmiştir.

Stratejik Deniz Yolu çatışması

Boğaz Açıldı, Peki Değişen Nedir?

17 Nisan 2026’da İran Dışişleri Bakanlığı geçici ateşkesi ve boğazın ticari gemilere yeniden açıldığını duyurmuştur. Petrol fiyatları bu habere yaklaşık yüzde 10 düşüşle yaklaşık 90 dolar/varil seviyesinde tepki vermiştir. Ancak uzmanlar toplu bir geri dönüşün mümkün olmadığı konusunda hemfikirdir: bölgedeki rafinerilerin önemli bir bölümü hasar görmüş ya da tahrip edilmiştir; altyapının yeniden inşası yıllar alacaktır. Military.com’un aktardığına göre ABD donanması blokajı sürdürmekte, ABD ile İran kuvvetleri dar koridorda iç içe geçmiş pozisyonlarını korumaktadır. Ateşkesin 21 Nisan’da sona ermesi öngörülmekte; sektör oyuncularının büyük çoğunluğu kısa vadeli istikrara güven duymamaktadır.

Tedarik zincirlerinin toparlanmasının haftalarca, hatta aylarca süreceği tahmin edilmektedir. Kredi derecelendirme kuruluşu Credendo’nun uyarısı çarpıcıdır: çatışma yakın zamanda sonuçlansa dahi altyapı hasarı ve liman tıkanıklıkları göz önünde bulundurulduğunda normalleşme uzun bir süreci kapsayacaktır. Seraph’ın analizine göre 20 milyar doları aşan endüstriyel hasar, bu rakamın ötesinde piyasalara yansıyacaktır. Havacılık sektörü yakıt maliyetlerindeki ani düşüşten kârlı çıkmış olsa da sektör analistleri kapasite kısıtlamalarının ve yakıt sürşarjlarının kısa vadede süreceğine dikkat çekmektedir.

Uzun vadeli tablo ise daha derin bir kırılmaya işaret etmektedir. Orta Doğu İçeriden analizine göre Hürmüz geçiş ücreti sistemi, kurulduğu günden bu yana 4,2 milyar dolar değerinde yuan cinsinden işlem görmüş olup bu rakam küresel ticaret içinde mütevazı bir pay oluştursa da emsal değeri son derece büyüktür: dünyanın en kritik deniz geçiş noktalarından birinin ilk kez dolar dışı bir ödeme altyapısıyla işletildiği bu süreç, her gemi operatörünü, petrol tüccarını ve sigorta underwriterını, yuan ödeme altyapısı kurmak zorunda bırakmıştır. Yapılan hesaplamalara göre doların küresel rezervlerdeki payı 2030’a kadar yüzde 50-52’ye gerileyebilir. Altın, yuan ve euro bu erozyonun faturasını paylaşacaktır.

Satın Alma Yöneticileri İçin Çıkarımlar

Kısa vadede boğazın yeniden açılması ani bir rahatlama yaratmış olsa da yapısal belirsizlik sürmektedir. Tedarik tabanı çeşitlendirmesi ve gerçek zamanlı tedarik zinciri görünürlüğü yatırımları artık bir seçenek değil, yöneticilerin bütçe planlamalarına dahil etmesi gereken bir zorunluluktur. Öte yandan ödeme mimarisi meselesi bu krizle birlikte gündemin merkezine taşınmıştır: hangi para birimi ve hangi ödeme sistemi üzerinden işlem yapıldığı sorusu, hammadde tedariki kadar stratejik bir karar hâline gelmiştir. Körfez bağlantılı tedarik zincirlerine sahip işletmeler için CIPS altyapısına aşinalık ve kriz dönemlerinde yuan cinsinden ödeme yapabilme kapasitesi, önümüzdeki dönemin temel rekabet değişkenlerinden biri olarak öne çıkmaktadır.

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber Dolar Ve Yuan'ın Savaşı Hürmüz Boğazı Neden Bir Kapanıp Bir AçılıyorEz cümle, artık sahne değişmiştir. Hürmüz’deki kriz, dolar ile yuan arasındaki çatışmanın gerçek anlamda görünür hale geldiği ilk küresel kıtlık senaryosu olarak tarihe geçmiştir. Ateşkes, çatışmayı değil, yalnızca sayfayı kapatmıştır.

 


İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi için tıklayınız. 

 Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi

Sürdürülebilirlik çalışmalarında temel konulardan biri, tedarikçilerden alınan verilerin düzenli, karşılaştırılabilir ve doğrulanabilir şekilde toplanmasıdır. Bu veriler, hem satınalma süreçleri hem de sürdürülebilirlik raporlaması açısından önemli bir temel oluşturur. Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi, şirketlerin bu verileri daha sistematik, tutarlı ve uygulanabilir bir çerçevede yönetebilmesi amacıyla hazırlanmıştır.

REHBERİ İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ.

Sürdürülebilirlik Verisi Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu

Sürdürülebilirlik Verisi -Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATIN ALMA ISO 20400 MAKALELERİ

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİM TESTLERİ

EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:

Kurumunuzda benzer risklerin suistimale dönüşmesini önlemek ve satınalma fonksiyonunu sağlam, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik Eğitimi Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimi
Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimleri için tıklayınız

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 

Eğitim içeriklerini görmek için başlıkları tıklayınız.

☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi (2 gün)

☐ İhale ve Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ İhale Kazanma, Teklif Verme, Satış ve Sözleşme Eğitimi (2 gün)

☐ Stratejik Satın alma Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)

☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün) 

☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)

☐ Satınalma ve Tedarik Zincirlerinde YAPAY ZEKA Eğitimi (2 gün)

☐ Emtia ve Kategori Uzmanları için Maliyet ve Fiyat Eskalasyon Analizi Eğitimi

☐ ISO 37001 Rüşvetle ve Yolsuzlukla Mücadele Yönetim Sistemi Standardı Eğitimi

☐ Satınalma Süreçlerinde Denetim ve Suistimal Önleme Eğitimi (2 Gün)

☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)

☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)

 Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

Pazarlik Muzakere Profili Anketini Indiriniz
Pazarlık Müzakere Profili Anketini indiriniz

Pazarlık Anketini Yapın Müzakere Stilinizi Görün

PAZARLIK PROFİLİ ANKETİ

  • 4 Müzakereci Profilinden Hangisisiniz?
  • Pazarlık Stilinizi Keşfedin: Skorunuzu Görün
  • Ekip Profilinizi Ölçün, Gelişim Planınızı Başlatın
  • Sahada, Müzakerelerde Daha Net, Daha Hızlı, Daha Etkili Sonuç Alın
İş Bulmacaları Kelime Oyunları
İş Bulmacaları Kelime Oyunları

İş Bulmacaları Kelime Oyunları

Özel İş Bulmacaları. Meydan okumayı sevenleri 17 ayrı bulmaca bekliyor.
Online veya PDF üzerinde çözebilirsiniz. Kolaylıklar dileriz.

 

Satınalma Dergisi Nisan 2026, Yıl:14, Sayı:160 yayında

Nisan 2026 Satınalma Dergisi
Satınalma Dergisi Nisan 2026

Satınalma Dergisi Nisan 2026, Yıl:14, Sayı:160 yayında

Değerli okuyucular, 

Ortadoğu’daki gelişmeler, satınalma ekiplerini yeniden zorlu bir arayışın içine soktu. Özellikle plastik, kimya ve bağlı sanayilerde artık ana gündem yalnız maliyet artışı değil; ham maddeye zamanında erişebilmek, akışı koruyabilmek ve üretimi aksatmadan süreci yönetebilmektir. Kriz dönemlerinde tedarik zincirlerinde temel öncelik, emtiaya zamanında erişim oluyor. Jeopolitik gerilimler, enerji maliyetleri, lojistik darboğazlar, mevzuat değişimleri ve kriz anında karar alma hızı ise bu süreci daha da zorlaştırıyor. 

Nisan 2026 Satınalma Dergisi
Satınalma Dergisi Nisan 2026

ICIS – Independent Commodity Intelligence Services (Bağımsız Emtia Bilgi Hizmetleri) verilerine göre Global IPEX –ICIS Petrokimya Endeksi Mart 2026’da bir önceki aya göre % 32,7 arttı. Aynı dönemde Brent ham petrol ortalaması da aylık bazda % 44 artarak 99,89 dolar/varil seviyesine yükseldi. Bu gelişme, enerji ve petrokimya zincirindeki maliyet baskısını daha da artırdı. Genel petrokimya endekslerindeki sert yükseliş, birçok temel girdi ve türev üründe belirgin maliyet baskısı yaratmıştır. 

Bu gelişmeler; plastik ham maddeleri, ambalaj girdileri, boya ve kimya sanayiinde kullanılan ara ürünler, yapıştırıcılar, solventler ve benzeri üretim girdileri üzerinde doğrudan ya da dolaylı etki yaratmaktadır. Dolayısıyla petrokimya zincirindeki bu maliyet hareketlerinin önce sanayicilerin satınalma bütçelerine, ardından da iç piyasadaki mamul fiyatlarına yansıması beklenmelidir. Kimyasal girdilerde görülen artışlar; ambalajdan plastik işleme sanayine, boya ve kimyasaldan tarımsal üretime kadar geniş bir alanda maliyet baskısı yaratma potansiyeli taşımaktadır. Bu nedenle Hürmüz Boğazı kaynaklı riskleri yalnız dış ticaret ya da navlun başlığı altında okumak eksik kalır. Krizin etkileri aynı zamanda iç pazar fiyatları ve enflasyon üzerinde etkili olabilecek bir maliyet dalgasının işaretlerini vermektedir. 

Ham madde fiyatlarında hızlı bir yükseliş yaşandıktan sonra, bölgede ateşkes sağlansa bile fiyatların kısa sürede eski seviyelerine dönmesi beklenmemelidir. Çünkü arz akışındaki normalleşme, stok dengesi, navlun maliyetleri ve piyasa psikolojisi bir süre daha fiyatlar üzerinde etkili olmayı sürdürür. 

Kriz dönemleri, şirketlerde kategori satınalma yönetiminin ve ekip uzmanlaşmasının önemini daha görünür hâle getirmektedir. Ham maddeyi, tedarikçi pazarını, emtia fiyat hareketlerini, endeksleri ve maliyet dinamiklerini yakından izleyen ve yorumlayan ekipler, belirsizlik dönemlerinde şirketlerin en kritik dayanaklarından biri olmaktadır. Çünkü bu tür zamanlarda satınalma fonksiyonundan beklenen yalnız alım yapmak değil; pazarı doğru okumak, riskleri ve alternatifleri zamanında öngörebilmek ve tedarik sürekliliğini bilgiye dayalı biçimde yönetebilmektir. Önümüzdeki dönemde satınalma ekiplerinde uzmanlaşma ve kategori odağının daha da önem kazanacağı açıktır. 

Katkılarından dolayı tüm yazar ailemize teşekkür ederim. 

Keyifli okumalar,

Prof. Dr. Murat ERDAL

 

ŞİRKET EĞİTİMLERİ & SATIN ALMA DANIŞMANLIĞI

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Harcama Yönetiminde Riskler Eğitimi
Şirket Harcama Yönetiminde Riskler Eğitimi

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 

      
Eğitim içeriklerini görmek için başlıkları tıklayınız. 

☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi (2 gün)

☐ Stratejik Satın alma Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)

☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün) 

☐ İhale ve Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ İhale Kazanma, Teklif Verme, Satış ve Sözleşme Eğitimi (2 gün)

☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)

☐ Satınalma ve Tedarik Zincirlerinde YAPAY ZEKA Eğitimi (2 gün)

☐ Emtia ve Kategori Uzmanları için Maliyet ve Fiyat Eskalasyon Analizi Eğitimi

☐ ISO 37001 Rüşvetle ve Yolsuzlukla Mücadele Yönetim Sistemi Standardı Eğitimi

☐ Satınalma Süreçlerinde Denetim ve Suistimal Önleme Eğitimi (2 Gün)

☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)

☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

☐ Harcama Yönetiminde Riskler; Suistimal, Usulsüzlük ve Rüşvet (2 gün)

Anahtar Sözcükler: eğitim, satın alma, satınalma, danışmanlık, satın alma danışmanlığı, tedarik, tedarik zinciri, hammadde, risk, rüşvet, usulsüzlük, suistimal, dergi

 

Gümrük Kanunu’na göre Mükelleflerin Sahip Olduğu Haklardan Bazıları (3)

Gümrük Kanunu’na Göre Mükelleflerin Sahip Olduğu Haklardan Bazıları (3) Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Gümrük Kanunu’na göre Mükelleflerin Sahip Olduğu Haklardan Bazıları  (3)

Kerim ÇOBAN

Emekli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi

Gümrük Kanunu’na Göre Mükelleflerin Sahip Olduğu Haklardan Bazıları (3) Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemDeğerli okurlar, bu yazı dizisi serimizde yer alan 1.yazımıza ve 2.yazımıza bu linkler üzerinden ulaşabilirsiniz. Keyifli okumalar dileriz. Yazı dizimize, kaldığımız yerden devam ediyoruz:

12- Fikri ve Sınai Hakların Korunması Hakkı: a) Fikri ve sınaî haklar mevzuatına göre korunması gereken haklar ile ilgili olarak hak sahibinin yetkilerine tecavüz eder mahiyetteki eşyanın alıkonulması veya gümrük işlemlerinin durdurulması hak sahibinin veya temsilcisinin talebi üzerine gümrük idareleri tarafından gerçekleştirilir. Durdurma veya alıkoyma kararı hak sahibi veya temsilcisi ile beyan sahibi veya Kanun’un 37.maddesinde belirtilen kişilere bildirilir.

b) Gümrük idaresine henüz bir talepte bulunulmadığı durumda ve söz konusu eşyanın fikri ve sınaî mülkiyet haklarını ihlal ettiğine dair açık deliller olması halinde, hak sahibinin geçerli bir başvuruda bulunabilmesini teminen, gümrük idareleri tarafından ilgili eşya üç işgünü süresince re’sen alıkonulabilir veya eşyanın gümrük işlemleri durdurulabilir.

13- Beyannamede Düzeltme Yapma Hakkı: Başka bir eşyanın beyanı sonucunu doğurmaması kaydıyla, beyan sahibinin talebi üzerine beyannamede yer alan bir veya daha fazla bilginin düzeltilmesine, gümrük idarelerince izin verilir.

Ancak;

a) Beyan sahibine eşyanın muayene edileceğinin bildirilmesinden,

b) Söz konusu bilgilerin yanlış olduğunun tespit edilmesinden,

c) Kanun’un 73.maddesi hükümleri saklı kalmak üzere, eşyanın teslim edilmesinden,

Sonra beyannamede düzeltme yapılmasına izin verilmez.

14- Beyannamenin İptal Edilmesini İsteme Hakkı: Gümrük idareleri, beyan sahibinin talebi üzerine ve eşyanın yanlışlıkla beyanname konusu gümrük rejimine tabi tutulmasına veya beyan edildiği rejime tabi tutulmasının özel nedenlerle artık mümkün olmadığına ilişkin kanıtlayıcı belgeleri ibraz etmesi halinde, tescil edilmiş bir beyannameyi iptal ederek, gerektiğinde yeni bir rejim beyanında bulunulmasına izin verebilirler.

Ancak, gümrük idarelerince beyan sahibine eşyanın muayene edileceğinin bildirilmiş olduğu hallerde, muayenenin sonucu alınmadan beyannamenin iptaline ilişkin talep kabul edilmez.

Beyannamenin iptali, yürürlükteki cezai hükümlerin uygulanmasına engel oluşturmaz.

15- Eşyanın Muayenesi ve Numune Alınması Sırasında Hazır Bulunma Hakkı: Beyan sahibi eşyanın muayenesi ve numune alınması sırasında -(İlgili Gümrük İdaresinden talep etmek şartıyla)- hazır bulunabilir.

16- Eşyanın Tamamının Muayene Edilmesini İsteme Hakkı:  Bir beyanname kapsamı eşyanın tek kalemden oluşması ve kısmen muayene edilmesi halinde, muayene sonuçları söz konusu beyanname kapsamı eşyanın tümüne uygulanır.

Ancak, beyan sahibi, kısmi muayene sonuçlarının beyan edilen eşyanın kalan kısmı için geçerli olmadığı düşüncesinde ise eşyanın tamamının muayenesini talep edebilir.

Örneğin: Bir beyanname kapsamı ve tek kalem olarak beyan edilen eşya, gerçekte birden fazla kalemden ve/veya birden fazla özellik arz eden eşyadan oluşuyorsa ve diğer eşyaların vergi oranı düşükse (beyan sahibi, eşyanın kısmi muayene sonuçlarının beyan edilen eşyanın kalan kısmı için geçerli olmadığı  düşüncesinde ise) eşyanın tamamının muayene edilmesini ve çıkacak muayene sonucuna göre eşyanın/eşyaların vergilendirilmesini talep edebilir.

17- Basitleştirilmiş Usulden Faydalanma Hakkı: Gümrük idareleri, usul ve formalitelerin mümkün olduğunca basitleştirilmesi için ve gümrük işlemlerinin yürürlükteki hükümlere uygun olarak yürütülmesini sağlayacak şekilde, yönetmelikle belirlenen şartlar altında;

a) Kanun’un 60.maddesinde sözü edilen beyannameye eklenmesi gereken belgelerden bazılarının eklenmemesine ve kaydedilmesi gereken bazı bilgilerin beyannameye yazılmamasına,

b) Sözü edilen beyanname yerine, eşyanın ilgili gümrük rejimine tabi tutulması talebi ile birlikte, ticari veya idari bir belgenin verilmesine,

c) Eşyanın ilgili rejime geçişinin kayıt yoluyla yapılmasına,

İzin verebilirler.

(c) bendinin uygulanmasında beyan sahibi eşyayı gümrüğe sunma yükümlülüğünden muaf tutulabilir.

18- Beyan Sahibinin Lehine Olan Vergi Oranının Uygulanmasını İsteme Hakkı: Beyan sahibi, tarımsal mali yükler dışında kalan ithalat vergilerinin oranlarının serbest dolaşıma giriş beyannamesinin tescil tarihinden sonra, fakat eşyaya ilişkin gümrük vergilerinin ödenmesinden veya teminata bağlanmasından önce indirilmesi halinde, lehine olan oranın uygulanmasını isteyebilir.

Ancak, beyan sahibinden kaynaklanan nedenlerle gümrük işlemlerinin tamamlanamaması halinde, 1.fıkra hükmü uygulanmaz.

19- Beyan Sahibinin, eşyanın tamamını en yüksek vergi oranı üzerinden Vergilendirmesini İsteme Hakkı: Bir taşıma belgesi içeriği eşyanın değişik tarife pozisyonlarına girdiği hallerde; her bir eşya için kendi tarife pozisyonuna göre işlem yapılmasının ek bir iş yükü ve masrafa sebep olması halinde, beyan sahibinin talebi üzerine, gümrük idareleri, eşyanın tamamına en yüksek ithalat vergi oranına tabi eşyanın tarife pozisyonuna göre vergi uygulayabilirler.

20- Nihai Kullanım Hakkı: Mükelleflere, indirimli veya sıfır vergi oranlarından yararlanmak üzere Nihai kullanım izni verilebilir.

Nihai kullanım nedeniyle indirimli veya sıfır vergi oranından yararlanarak serbest dolaşıma girmiş eşyanın gümrük gözetimi, nihai kullanım olarak kabul edilen üretim veya kullanım faaliyetiyle sona erer. Ayrıca, indirimli veya sıfır vergi uygulamasına ilişkin koşulların sona erdiği, eşyanın ihraç veya imha edildiği, eşyanın indirimli veya sıfır vergi uygulaması için belirlenmiş amaçlar dışında kullanılması nedeniyle tahsili gereken vergilerin ödendiği hallerde de gümrük gözetimi sona erer.

Nihai kullanım nedeniyle serbest dolaşıma giren eşyaya, duruma göre  Kanun’un 81.maddesinin 2.fıkrası veya 83.madde hükümleri uygulanır.

 Not: Bu konu başta olmak üzere, YYS Yıllık Faaliyet Raporu Hazırlanması, YYS Yıllık Zorunlu Eğitimlerinin Verilmesi, YYS Revizyonları, Ön İzleme, Yeni YYS Belgesi Hazırlıkları ve YYS Belgesi Alım Süreci, YYS Başvuru Formlarının Doldurulması, YYS Danışmanlığı, vb. Tüm YYS Süreçleri hakkında daha fazla ayrıntılı bilgiyi, Gümrük ve Dış Ticaret Mevzuatı konularında gerekli Hukuki ve Mevzuat Desteğini, İdari ve Adli İtiraz Süreçleri, Dava Açılması, Dava Aşamalarının Takibi, İlgili Mevzuat Ve Hukuki Açılardan Gerekli İtiraz Ve Savunmaların Yapılarak Dava Sonucunun Olumlu  Sonuçlandırılması, Sonradan Kontrol/ Firma İncelemesi Yaptırılması, Antrepo Açma, Antrepo Genişletme, AN6, AN7, AN8 Raporlarının düzenlenmesi, … vb, işlemleri, Sürekli/ Düzenli, Aylık, Yıllık Gümrük ve Dış Ticaret Danışmanlığı, Olay (Konu) Başı Gümrük ve Dış Ticaret Danışmanlığı, Gümrük ve Dış Ticaret Mevzuatı Eğitimleri, … vb. konularında yardım, destek, danışmanlık ve benzeri hizmetleri -İsterseniz- Firmalarımız “Çoban Gümrük Dış Ticaret Denetim ve Danışmanlık A. Ş.”den veya “Çözüm Denetim Gümrük Dış Ticaret Ve Danışmanlık A. Ş.”den alabilirsiniz.

21- Hak ve Yükümlülükleri Devredilebilme Hakkı: Ekonomik etkili bir gümrük rejimi   [ – Antrepo, – Dahilde işleme, – Gümrük kontrolü altında işleme, – Geçici ithalat ve – Hariçte işleme rejimi] hak sahibinin hak ve yükümlülükleri, yönetmelikle belirlenen usul ve esaslara göre, söz konusu rejimden yararlanma koşullarını taşıyan diğer kişilere devredilebilir. Yeni hak sahibi bu hakkı, aynı koşulları taşıyan diğer kişilere de devredebilir.

22- Transit Rejimi Kolaylıklarından Faydalanma Hakkı: Transit rejimine konu olan eşyanın, gümrük gözetimi altındaki antrepolarda veya gümrük idarelerince eşya konulmasına izin verilen yerlerde bir süre kalması veya bir taşıttan diğer bir taşıta aktarılması mümkündür.

– Türkiye Gümrük Bölgesi içinde transit halindeki eşyanın beklenmeyen haller veya mücbir sebeplerle telef veya kaybının kanıtlanması halinde, gümrük vergileri aranmaz.

Kocaeli,  13.04.2026

Sevgi ve Muhabbetle, Sağlıcakla Kalınız.

Devam Edecek.

Gümrük Kanunu’na Göre Mükelleflerin Sahip Olduğu Haklardan Bazıları (3) Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemKerim ÇOBAN

Emekli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi

(Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri “YGM”)

Çoban Gümrük Dış Tic. Denet. ve Danış. A. Ş.

www.cobangumrukdenetim.com

E Mail: info@cobangumrukdenetim.com

kerim.coban@cobangumrukdenetim.com

k.coban0306@gmail.com

 

Patoloji Laboratuvar Hizmeti Alımı İhalesinde ÜTS Listenin Sunulmaması?

Patoloji Laboratuvar Hizmeti Alımı İhalesinde üts Listenin Sunulmaması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Patoloji Laboratuvar Hizmeti Alımı İhalesinde ÜTS Listenin Sunulmaması?

Mehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Patoloji Laboratuvar Hizmeti Alımı İhalesinde üts Listenin Sunulmaması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemİtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle; Taraflarına tebliğ edilen “Kesinleşen İhale Kararı” konulu yazıda firmalarının “primer antikorlara ait ÜTS kayıtlarının teklif dosyasında sunulmadığı” gerekçesiyle ihale dışı bırakıldığının belirtildiği, ancak bu kararın usul ve esasa aykırı olduğu, şöyle ki; İdari Şartname’nin 7.3.2’nci maddesinde cihaz ile birlikte sunulacak bütün ürünlere ilişkin ÜTS kayıt belgelerinin beyan edileceğine ilişkin detaylı bir belirlemenin yapılmadığı, bu doğrultuda firmalarınca teklif edilen cihazlar ve cihazlar ile birlikte kullanılması öngörülen “Detection Kite” ilişkin ÜTS belgelerinin eksiksiz sunulduğu, cihazla birlikte “ücretsiz” verilmesi gereken yardımcı sarf malzemelerden olan Teknik Şartname’nin 18’inci maddesinde belirtilen primer antikorlara ilişkin ÜTS kaydına dair İdari Şartname’nin 7’nci maddesinde herhangi bir düzenleme olmadığından bunlara ilişkin bir

beyanda bulunulmadığı, ayrıca idarece tüm bilgi ve belgelerin (ÜTS numaraları dahil) yeterlik aşamasında incelendiği, bir eksiklik görülmeyerek firmalarının aynı gün hem “fiziki belge sunumuna” hem de “demonstrasyon” aşamasına davet edildiği, primer antikorların demonstrasyon sırasında kullanıldığı ve başarılı bulunduğu, diğer yandan Teknik Şartname’nin C.18 ile C.14 maddelerinden sözleşme sürecinde hangi antikorun ne miktarda kullanılacağının henüz kesinleşmediğinin anlaşıldığı, bu durumda ucu açık bir listedeki tüm kalemler için teklif aşamasında ÜTS belgesinin sunulmasının istenmesinin, ihale konusu alımın niteliğine, hayatın olağan akışına ve 4734 sayılı Kanun’un “ihtiyaçların uygun şartlarla karşılanması” ilkesine aykırı olduğu, idarece şikayet başvurularına verilen cevapta Sağlık Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 2025/8 Tıbbi Cihazların Planlanması ve Teminine İlişkin Usul ve Esaslar Genelgesinden bahsedildiği, söz konusu Genelgenin kamu veya özel tüm kişilerin uyması gereken bir takım kuralları düzenleyen bir hüviyette olmadığı, firmalarının bu Genelge içeriğini bilmesinin ve buna göre iş ve işlemlerini yürütmesinin beklenemeyeceği, Kamu ihalelerinde uyulması gereken kuralların; kamu ihale mevzuatı, alım konusu iş ile ilgili herkesin uymak zorunda olduğu mevzuat ve ihale dokümanında yer verilen düzenlemelerden ibaret olduğu, kamu idarelerinin kendi iç mevzuatı (yönerge, genelge vb.) düzenlemelerinin ihale katılımcıları tarafından bilinmesinin mümkün olmadığı, bu iç mevzuat doğrultusunda iş ve işlemlerini yürütmek isteyen kamu idarelerinin bunlara ilişkin düzenlemeleri ihale dokümanı kapsamında hiçbir tereddüte mahal vermeyecek şekilde açık ve  net biçimde yapmaları gerektiği, dolayısıyla İdari Şartname’nin 7.5’inci maddesinde “Bu şartnamenin 7 nci maddesi dışında ihale dokümanında sayılan diğer belgeler ve/veya düzenlenen diğer yeterlik kriterleri tekliflerin değerlendirilmesinde dikkate alınmaz.” düzenlemesi yer almasına ve ihale konusu iş kapsamında bedelsiz sunulacak yardımcı malzemeler bakımından İdari Şartname’nin 7’nci maddesinde spesifik bir düzenleme yapılmamış olmasına rağmen, İdari Şartname’nin 7.3.2’nci maddesindeki ÜTS şartını ihale konusu ana üniteler (cihaz ve kitler) için karşılamış, tüm teknik dokümantasyonu ile birlikte demo aşamasını da geçmek suretiyle teknik yeterliği tescil edilmiş sistemi teklif etmiş olan şirketlerinin teklifinin sarf malzemeler için ÜTS kaydına ilişkin herhangi bir beyanda bulunulmamış olması gerekçe gösterilerek değerlendirme dışı bırakılmasının ve ihalenin 7,2 milyon TL daha yüksek teklif sunan istekli üzerinde bırakılmasının hukuka uygun olmadığı iddialarına yer verilmiştir.

Konu İle İlgili Emsal Kamu İhale Kurulu Kararına Göre;

 

Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin “Yeterliğin belirlenmesinde uyulacak ilkeler” başlıklı 28’inci maddesinde “(1) Ekonomik ve mali yeterlik ile mesleki ve teknik yeterliğin saptanması amacıyla öngörülecek değerlendirme kriterleri ve istenecek belgeler, rekabeti engelleyecek şekilde belirlenemez.

(2) Yeterlik değerlendirmesi için istenecek belgelerin ve yeterlik değerlendirmesinde  aranılacak kriterlerin, ihale veya ön yeterlik ilanı ile idari şartnamede veya ön yeterlik şartnamesinde ya da davet yazısında belirtilmesi zorunludur….” hükmü,

Anılan Yönetmelik’in “İstenecek belgeler” başlıklı 29’uncu maddesinde “…(4) Yukarıda sayılan belgeler dışında, Kanunun 10 uncu maddesinde yer alan diğer belgelerden hangilerinin yeterlik değerlendirmesinde kullanılmak üzere isteneceği, ihale konusu işin niteliğine uygun biçimde ve bu Yönetmelikte düzenlenen esaslar çerçevesinde idare tarafından belirlenir…” hükmü,

Aynı Yönetmelik’in “Aday veya isteklinin mesleki faaliyetini sürdürdüğünü ve teklif vermeye yetkili olduğunu gösteren belgeler” başlıklı 38’inci maddesinde “…(4) İhale konusu işin yerine getirilmesi için alınması zorunlu olan ve ilgili mevzuatında o iş için özel olarak düzenlenen sicil, izin, ruhsat vb. belgelerin adaylar veya istekliler tarafından sunulmasına ilişkin hükümlere, ilan ve ön yeterlik şartnamesi veya idari şartnamede yer verilir….” hükmü,

“Kamu Alımlarının Elektronik Ortamda Yapılmasına İlişkin Uygulama Yönetmeliği”nin “Başvuru ve/veya tekliflerin değerlendirilmesi ile ihalenin karara bağlanması” başlıklı maddenin 7’nci fıkrasında “…(7) Tekliflerin değerlendirilmesi sonucunda katılım ve yeterlik kriterlerine ilişkin şartları sağlamadığı anlaşılan istekliler ile numune/demonstrasyon değerlendirmesi başarısız sonuçlanan isteklilerin teklifleri değerlendirme dışı bırakılır ve bu tekliflerin değerlendirme dışı bırakılma gerekçeleri kaydedilerek EKAP üzerinden ihale komisyonu kararı oluşturulur. İhale komisyonu kararı, komisyon üyeleri tarafından e-imza ile imzalanır ve ihale yetkilisinin onayına sunulur. İhale yetkilisi, karar tarihini izleyen en geç beş iş günü içinde, e-imza ile imzalamak suretiyle ihale kararını onaylar veya gerekçesini belirtmek suretiyle iptal eder. İhale kararının ihale yetkilisince onaylanacağı tarihte EKAP üzerinden yasaklılık  teyidi yapılır…” hükmü,

Kamu Alımlarının Elektronik Ortamda Yapılmasına İlişkin Uygulama Yönetmeliği’nin eki Elektronik Ortamda Yapılan İhalelerde Uygulanacak Tip İdari Şartname’nin “Katılım ve yeterlik kriterleri” başlıklı 7’nci maddesinde “… 7.5. Bu Şartnamenin 7 nci maddesi dışında ihale dokümanında sayılan diğer belgeler ve/veya düzenlenen diğer yeterlik kriterleri tekliflerin değerlendirilmesinde dikkate alınmaz. …” hükmü

Aynı Yönetmelik’in “Yönetmelikte hüküm bulunmayan haller” başlıklı 17’nci maddesinde “(1) Bu Yönetmelikte düzenleme yapılmayan hususlarda ilgili uygulama yönetmeliği esas alınır.” hükmü,

İdari Şartname’nin “İhale konusu işe/alıma ilişkin bilgiler” başlıklı 2’nci maddesinde “2.1. İhale konusu işin/alımın;

  1. a) Adı: PUAN KARŞILIĞI PATOLOJİ GRUBU LABORATUVAR CİHAZLARI HİZMETİ ALIMI…” düzenlemesi,

Aynı Şartname’nin “Katılım ve yeterlik kriterleri” başlıklı 7’nci maddesinde “…7.3. Mesleki ve teknik yeterliğe ilişkin bilgi ve belgeler ile bunların taşıması gereken kriterler:

7.3.2. İhale konusu işin ya da malın satış faaliyetinin yerine getirilebilmesi için ilgili mevzuat gereğince alınması zorunlu olan sicil, izin, ruhsat, faaliyet belgesi vb. belgeler: Tıbbı Cihaz Satış Merkezi Yetki Belgesi,  ÜTS/UBB

7.3.2.1. İş ortaklığı olarak teklif verilmesi halinde, her bir ortak tarafından 7.3.2 nci maddede yer alan belgelerin ayrı ayrı sunulması zorunludur.

7.3.9. Demonstrasyon işlemlerine ilişkin hususlar, İdare gerekli gördüğü takdirde demonstrasyon talep edebilir. Demonstrasyon EKAP üzerinden gönderilecek tebligat ile idarenin istediği tarih ve saatte teknik şartnamede belirtilen şekilde gerçekleştirilecektir. Demonstrasyon istenmesi halinde, değerlendirme işin uzmanlarınca hazırlanan demonstrasyon işlem tutanağına göre yapılacaktır. İstekli demonstrasyon şartlarını yerine getirmezse veya demonstrasyon için istenilen tarihte demonstrasyon yapılmaması durumunda teklifi değerlendirme dışı bırakılacaktır.

7.4. İsteklinin teklifi kapsamında ihaleye katılım belgesine aktarılarak sunması ve/veya sağlanması gerektiği bu şartnamenin 7 nci maddesi dışındaki maddeleri ile teknik şartnamede belirtilen belgeler ve/veya yeterlik kriterleri: Cihaz ve kit ile ilgili teknik dokümanlar,  Menşei Bilgisi, Cihaz Marka/Model, Kapsam Dışı Beyanı

7.5. Bu Şartnamenin 7 nci maddesi dışında ihale dokümanında sayılan diğer belgeler ve/veya düzenlenen diğer yeterlik kriterleri tekliflerin değerlendirilmesinde dikkate alınmaz.” düzenlemesi,

Aynı Şartname’nin “Tekliflerin açılması ve değerlendirilmesi” başlıklı 29’uncu maddesinde “

29.5. 29.3 üncü ve 29.4 üncü maddelere göre uygun olduğu anlaşılan tekliflerden, ekonomik açıdan en avantajlı birinci ve ikinci teklif olması öngörülenlerin değerlendirilmesine geçilir. Aşırı düşük teklif açıklaması istenen ihalelerde, aşırı düşük tekliflerin tamamı değerlendirilir.

29.6. Değerlendirme işlemi, bu Şartname düzenlemeleri çerçevesinde ihaleye katılım belgesine aktarılan bilgi ve belgeler esas alınarak yapılır. İhaleye katılım belgesine aktarılan bilgi ve belgelerden; entegrasyonlar aracılığıyla veya EKAP ya da diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının internet sayfası üzerinden erişilebilenlerin teyit işlemi gerçekleştirilir. İhaleye katılım belgesine aktarılan belgelerden belirtilen yöntemlerle teyit edilemeyenler bu haliyle değerlendirmeye esas alınır ve ihtiyaç duyulması hali hariç bu belgelerin fiziki olarak sunulması istenmez.

29.9. Numune/demonstrasyon istenen ihalelerde numune/demonstrasyon değerlendirmesi ekonomik açıdan en avantajlı birinci ve ikinci olması öngörülen teklifler için yapılır. Numune/demonstrasyon işlemlerine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmeyen isteklilerin teklifleri değerlendirme dışı bırakılarak geçici teminatları gelir kaydedilir.

29.10. Değerlendirme işlemlerine, ekonomik açıdan en avantajlı teklif ile belirlenecek ise ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif tespit edilinceye kadar devam edilir.

29.11. Tekliflerin değerlendirilmesi sonucunda katılım ve yeterlik kriterlerine ilişkin şartları sağlamadığı anlaşılan istekliler ile numune/demonstrasyon değerlendirmesi başarısız sonuçlanan isteklilerin teklifleri değerlendirme dışı bırakılır ve bu tekliflerin değerlendirme dışı bırakılma gerekçeleri tutanağa bağlanır.” düzenlemesi,

Aynı Şartname’nin “Diğer huşular” başlıklı 45’nci maddesinde “45.1. …1- Tıbbi Cihaz Yönetmelikleri kapsamında yüklenici firmanın ÜTS’de firma kaydı bulunmalıdır. Ayrıca ÜTS üzerinde yapılan ürün sorgulamalarında ürün durumu “Kayıtlı” veya “Sistemde Tekil Ürün Var” şeklinde olan ürünler haricindeki teklifler değerlendirmeye alınmayacaktır. Hizmet alım süreçlerinde, hizmet sunumunda kullanılacak cihazların aday veya isteklinin ÜTS’deki envanterinde bulunmalıdır. Tıbbi Cihaz Yönetmelikleri kapsamındakicihazların hizmet alımında tüm tıbbi cihazlar için tekil hareket bildirimleri yüklenici firma tarafından yapılacaktır. Hizmet sunumunda kullanılan tekil ürünler kullanıldıkça ya da tüketildikçe uygun bildirimler (kullanım, tüketim, HEK/Zayiat vb) ile ÜTS den çıkış işleminin yapılması yüklenici firma tarafından gerçekleştirilecektir.

2-Genel laboratuvar amaçlı cihazlarda Tıbbi Cihaz Yönetmelikleri kapsamında olmayan ürünler veya cihazlar için ÜTS kaydı aranmayacaktır.

7-Tıbbi Cihaz Yönetmelikleri kapsamındaki ürünlerin ve cihazların hizmet alımı yoluyla sağlık hizmet sunumunda Sağlık Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 2025/8 Tıbbi Cihazların Planlanması ve Teminine İlişkin Usul ve Esaslar Genelgesinin “Tıbbi Cihaz Alım Esasları” başlıklı 2. maddesindeki ürün ve cihazlar ile cihaz tedarikçilerine ilişkin kayıt, tescil, satış yetki belgesi, uyarı sistemi takip ve kontrolleri, up-time, malzeme tanımlarına ilişkin iş ve işlemler uygulanacaktır…” düzenlemesi,

Teknik Şartname’nin “Genel Şartlar” başlıklı B maddesinde “1.Kurulacak sistem, immünohistokimya ve in-situ hibridizasyon uygulamasını kesitin deparafinizasyon  şamasından başlayıp, enzim, antijen retrieval (ısı ve solüsyon etkisi ile epitop geri kazanımı) işlemi dahil olmak üzere, peroksit blok, primer antikor, detection kit aşamaları ve zıt boyaması da tamamlanmış şekilde, aynı platform üzerinde, kullanıcı müdahalesine gerek kalmadan tam otomatik olarak yapabilmelidir. İlk aşamada cihazlardan ……………. Eğitim ve Araştırma Hastanesine kurulacak olan cihaz hariç olmak üzere diğer kurumlara kurulacak olan cihazlarda ve kitlerde in-situ hibridizasyon çalışma şartı aranmayacaktır. Ayrıca firma hizmet alım süresince oluşabilecek ihtiyaçlar kapsamında (toplam test sayısı içinde kalmak kaydı ile) idarece bildirilmek koşuluyla, tüm hastaneler için hastanelerce ihtiyaç duyulabilecek test kapasitesini (ihtiyaç duyulan günlük test sayısı) ve hastanenin test yapabilme kabiliyetini (immümohistokimya ve/veya insituhibridizasyon) karşılayacak şekilde cihaz, kit, antikor sağlama/kurmayı kabul ve taahhüt eder…” düzenlemesi,

Anılan Şartname’nin “İmmunohistokimyasal Test Kiti Özellikleri” başlıklı C maddesinde “….10-Tam otomatik IHC-ISH boyama cihazını veren firma istenen her test için cihaza uygun detection kiti ve onun için gerekli diğer malzemeleri (bir boyama işleminin gerektirebileceği pozitif şarjlı lam, lamel, deparafinizasyon solüsyonu, yıkama solüsyonu antijen retrevıl solüsyonları, enzim, gerekli plastik aparatlar veya kapama işleminde kullanılan solüsyonlar gibi tüm araç, gereç ve malzemeyi) ücretsiz olarak bölüme vermelidir.

12-Tam otomatik cihazı veren firma aşağıdaki primer antikorları istenen test miktarında 0,1 ml veya 1ml konsantre veya kullanıma hazır ambalajlarda ücretsiz vermelidir.

Antikorlar (belirtilen test miktarına ulaşılıncaya kadar aşağıda belirtilen çeşitlilikte,  istenen miktarlarda (uygun ambalaj formlarında), istenildiği zaman verilecek, son kullanma tarihleri en az 1 yıl olacaktır, antikorlar denenerek antikorun çalıştığı görüldükten sonra teslim alınacaktır.

13-Bu sistem içinde kullanılacak olan cihazların tamamının parça dahil bakımı ihale süresince ücretsiz yapılacaktır.

14-Bölüm ihtiyacına göre antikor çeşitlerinde değişiklik 1 ay önceden bildirilmek üzere yapılabilir.

18- Aşağıdaki antikor listesine uyumlu antikor ve In-Sıtu Hibridizasyon kitleri verilecektir. Bu listede yer almayan ancak bilimsel olarak uygulanması gereken antikor ve In-  Sıtu Hibridizasyon kitleri gerektiğinde listedenmiş gibi sayılıp firmadan istenebilecektir.

DETECTİON KİTLERLE BİRLİKTE VERİLECEK ANTİKOR LİSTESİ ; …” düzenlemesi yer almaktadır.

………. İl Sağlık Müdürlüğünce gerçekleştirilen “Puan Karşılığı Patoloji Grubu Laboratuvar Cihazları Hizmeti Alımı” ihalesinde, 17.12.2025 onay tarihli ihale  Komisyonu kararı ile demonstrasyon işlemi yapılan ve başarılı sonuçlanan başvuru sahibi ……………Diagnostics Turkey Anonim Şirketi tarafından sunulan teklifinin “detection kitlerle birlikte verilecek antikorlar için Tıbbi Cihaz Satış, Reklam ve Tanıtım Yönetmeliği kapsamında teklif  erilen ÜTS kayıt bildirimleri yapılmış ürünlerin ÜTS/UBB numaralarının sunulmaması” gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakıldığı anlaşılmıştır.

Başvuru sahibi tarafından itirazen şikâyete konu edilen ÜTS/UBB belgelerine ilişkin olarak, ihaleye katılım belgesinin “Sicil, İzin, Ruhsat ve Faaliyet Belgeleri” başlığında yer alan kısmının ÜTS/UBB 4531-599-00331_2025-1445640 ÜTS Listesi ve belgeleri.pdf EKAP’a yüklenen belgedir. şeklinde doldurulduğu, “4531-599-00331_2025-1445640 ÜTS Listesi ve belgeleri.pdf” uzantılı belge indirildiğinde;  https://utsuygulama.saglik.gov.tr/UTS/tibbiCihaz#/butunTibbiCihazOzetlerini Listele adresinden edinilmiş “Ürün Takip Sistemi” başlıklı Benchmark Ultra (Cihaz Platformu) BenchMark GX Boyama Modülü cihazlar ile ultraView Universal DAB Dedeksiyon Kiti, INFORM EBER (Epstein-Barr Virüsü Erken RNA), INFORM Sitoplazmatik Lambda mRNA Probu ve INFORM Kappa Probu kitine ilişkin belgelerin sunulduğu görülmüştür.

Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinden yeterlik değerlendirmesi için istenecek belgelerin ve yeterlik değerlendirilmesinde aranılacak kriterlerin, idareler tarafından ihale ilanında ve idari şartnamede açıkça belirtilmesi gerektiği, İdari Şartname’nin 7’nci maddesi dışındaki maddeleri ile Teknik Şartname’de belirtilen belgelerin yeterlik kriteri olarak dikkate alınabilmesi için anılan belgelerin İdari Şartname’nin 7’nci maddesinde açıkça düzenlenmesi  gerektiği, ayrıca İdari Şartname’nin 7.5’inci maddesinde bu Şartname’nin 7’nci maddesidışında ihale dokümanında sayılan diğer belgeler ve/veya düzenlenen diğer yeterlik kriterleri tekliflerin değerlendirilmesinde dikkate alınmayacağı düzenlemesine yer verildiği anlaşılmaktadır.

Başvuru konusu ihaleye ait ihale dokümanı düzenlemeleri incelendiğinde, idarece İdari Şartname’nin 7.3.2’nci maddesinde Tıbbi Cihaz Satış, Reklam ve Tanıtım Yönetmeliği kapsamında teklif verilen ÜTS kayıt bildirimleri yapılmış ürünlerin ÜTS/UBB numaraları listesinin yeterlik kriteri olarak düzenlendiği, anılan Şartname’nin 45.1.1’nci maddesinde yüklenici firma tarafından gerçekleştirilecek işlemlere, 45.1.7’nci maddesinde Sağlık Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 2025/8 Tıbbi Cihazların Planlanması ve Teminine İlişkin Usul ve Esaslar Genelgesinin “Tıbbi Cihaz Alım Esasları” başlıklı 2’nci maddesindeki ürün ve cihazlar ile cihaz tedarikçilerine ilişkin kayıt, tescil, satış yetki belgesi, uyarı sistemi takip ve kontrolleri, up-time, malzeme tanımlarına ilişkin uygulanacak iş ve işlemlere, Teknik Şartnamesi’nin C 10 maddesinde tam otomatik IHC-ISH boyama cihazını veren firmanın istenen her test için cihaza uygun detection kiti ve onun için gerekli diğer malzemeleri ücretsiz olarak bölüme vereceği ve C18 maddesinde detection kitlerle birlikte  verilecek 171 adet antikor listesine yer verildiği görülmüştür.

İhale konusu puan karşılığı patoloji grubu laboratuvar cihazları hizmeti alımı kapsamında idarece immünohistokimya ve in-situ hibridizasyon uygulamasını kesitin deparafinizasyon aşamasından başlayıp, enzim, antijen retrieval (ısı ve solüsyon etkisi ile epitop geri kazanımı) işlemi dahil olmak üzere, peroksit blok, primer antikor, detection kit aşamaları ve zıt boyaması da tamamlanmış şekilde, aynı platform üzerinde, kullanıcı müdahalesine gerek kalmadan tam otomatik olarak yapabilecek bir sistem kurulmasının istenildiği, bu sistemin cihaz, kit, antikorlardan oluştuğu, ancak idari Şartname’nin gerek 7.3.2’nci maddesinde gerekse de 7’nci maddesinin alt maddelerinde kurulacak olan bu sistemin hangi parça/parçalarına ÜTS/UBB numaralarını içeren listenin sunulması  gerektiğinin açıkça düzenlenmediği görülmüştür.

Bu kapsamda mevzuat ve bu doğrultuda düzenlenen İdari Şartname’nin 7.5’inci maddesi gereği Şartname’nin 7’nci maddesi dışında ihale dokümanında sayılan diğer yeterlik kriterlerinin tekliflerin değerlendirilmesinde dikkate alınmayacağı, Şartname’nin 7’nci  maddesinde açıkça belirtilmediği ve istenmediği sürece ihaleye teklif veren isteklilerce  antikorlara ilişkin ÜTS/UBB numaralarını içeren listenin sunulmasına gerek bulunmadığı, bu sebeple başvuru sahibinin teklifinin değerlendirme dışı bırakılamayacağından idarece tesis edilen işlemde mevzuata uyarlılık bulunmadığı ve başvuru sahibinin iddiasının yerinde olduğu  sonucuna varılmıştır.

Patoloji Laboratuvar Hizmeti Alımı İhalesinde üts Listenin Sunulmaması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemMehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Sağlık Bak. SGB E. Bşk./KİK E. Üyesi

Mhatasever@gmail.com

Mehmetatasever.org

https://www.simdata.org/

Dijitalleşme Yatırımları: Değer mi Üretiyoruz, Yoksa Modayı mı Takip Ediyoruz?

Dijitalleşme Yatırımları Değer Mi üretiyoruz, Yoksa Modayı Mı Takip Ediyoruz Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Dijitalleşme Yatırımları: Değer mi Üretiyoruz, Yoksa Modayı mı Takip Ediyoruz?

Olgar ATASEVEN

Girişimci, İş İnsanı, Yazar, Eğitimci, Konuşmacı

Dijitalleşme Yatırımları Değer Mi üretiyoruz, Yoksa Modayı Mı Takip Ediyoruz Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemGeçtiğimiz aylarda yine bir yönetim toplantısına katıldım. Ölçeği fena sayılmayacak bir şirket. Klasik savaş, maliyet, tasarruf, satış başlıklarından sonra konu oldukça netti: “Dijital dönüşüm yatırımları hızlandırılmalı ve insandan tasarruf etmeliyiz.” Bu konuda sağ olsun, IT departmanı bir çalışma yapmış, onu güzel bir sunumla paylaştı. Son 10 yıldır yöneticilerin ve patronların yüzündeki aynı ifadeyi bir kez daha gördüm. “Aslında bir şey anlamıyorum bu işlerden ama kesinlikle geç kalmamalıyız.“ Bir noktada söz alıp çok basit bir soru sordum: “Tam olarak hangi problemi çözmek istiyoruz?”

Siz o sorudan sonra tepkileri gözünüzde belki canlandırmış olabilirsiniz ama ben özetleyeyim. Önce bir kısa sessizlik. Patron sorunun muhatabı olarak kendini görmüyor. Toplantıda olanlar birbirlerine bir iki kısa bakış atıyor. Kısa bir sessizlik anından sonra mecbur IT departmanı yöneticisi yatırım gerekliliğinden bahsediyor. Sonra destekler mahiyette diğer katılımcılardan “Verimliliği artırmak”, “rekabette öne geçmek”, “daha hızlı olmak” gibi kulağa doğru gelen ama genel geçer ifadeler… O toplantıdan sonra bir kez daha şunu düşündüm: Biz gerçekten dijitalleşmek istiyor muyuz, yoksa dijitalleşiyormuş gibi mi görünmek istiyoruz? Ben de dönüp dolaşıp arada bu konuyu konuşmamız gerektiğini görüyorum.

İş dünyasında dijitalleşme, neredeyse sorgulanamaz bir doğru haline geldi. Kimse “neden” diye sormuyor. Herkes “nasıl daha hızlı yaparız”ın peşinde. Çünkü kimse geride kalmak istemiyor. Bu çok insani bir refleks. Ama şirket yönetiminde refleksle alınan kararların bedeli genellikle ağır oluyor. Eskiden şirketler yatırım yaparken daha temkinliydi. Yeni bir makine alırken aylarca fizibilite yapılır, geri dönüş hesapları detaylı incelenirdi. Bugün ise konu teknoloji olunca aynı titizliği pek göremiyorum. Çünkü teknoloji sadece bir yatırım değil, aynı zamanda bir “itibar unsuru” haline geldi. Yönetim kurullarına girenler artık şu cümleyi çok sık duyuyor: “Rakiplerimiz bu işe girmiş, bizim de yapmamız lazım.” Peki gerçekten durum böyle mi?

Teknoloji yatırımlarının en büyük yanılgısı, teknolojinin kendisinin değer ürettiği inancıdır. Oysa teknoloji, tek başına hiçbir şeydir. Değeri yaratan, onun nasıl kullanıldığıdır. Aynı yazılımı kullanan iki şirketten biri verimliliğini %20 artırırken diğeri yerinde sayabiliyorsa, sorun teknolojide değil, yaklaşımda demektir. Lütfen bu kısa paragrafı her zaman aklınızda tutun.

Bugün birçok şirkette şu paradoks yaşanıyor: Milyonlarca dolarlık sistemler kuruluyor ama günlük kararlar hâlâ eski alışkanlıklarla alınıyor. Raporlar hazırlanıyor ama kimse okumuyor. Dashboard’lar var ama kimse o veriye göre hareket etmiyor. Çünkü mesele teknoloji değil, zihniyet. Aslında işin özü çok basit. Eğer neyi çözmek istediğinizi bilmiyorsanız, hangi teknolojiyi kullanırsanız kullanın, sonuç değişmez. Hatta bazen daha da kötüleşir. Çünkü yanlış bir problemi teknolojiyle çözmeye çalışmak, hatayı büyütmekten başka bir işe yaramıyor.

O yüzden şirketlere hep şu soruları soruyorum:  “Bugün işinizde sizi en çok yavaşlatan şey ne?” “En çok nerede hata yapıyorsunuz?” “En kritik kararlarınızı neye bakarak veriyorsunuz?” Bu sorulara net cevap veremeyen bir organizasyonun dijitalleşme yatırımı yapması, navigasyonu kapalı bir arabayla hız yapmaya benziyor. Gidiyorsun ama nereye, o belli değil.

Bir de işin görünmeyen bir tarafı var. Ben buna “algı getirisi” diyorum. Bazı yatırımlar gerçekten operasyonel değer üretmek için değil, dışarıya güçlü bir mesaj vermek için yapılıyor. Daha net ifade etmem gerekirse, bir çeşit “bende de var…”  havasını atmak için yapılıyor. Şirketin yatırımcısına, müşterisine, hatta çalışanlara “Biz modern bir şirketiz, biz bu oyunun içindeyiz” demek için de yapılıyor.

Bu kötü bir şey mi? Her zaman değil. Marka algısı, özellikle rekabetin yoğun olduğu sektörlerde önemli bir faktör. Ama burada ince bir çizgi var. Eğer yaptığınız yatırımın tek çıktısı algıysa ve bu durum sürdürülebilir değilse, bir süre sonra o algı da size karşı çalışmaya başlar. Umuyorum ki bu şekilde değildir. Gerçek anlamda başarılı dijitalleşme projelerine baktığınızda ise çok farklı bir tablo görürsünüz. Bu şirketler önce teknolojiyi değil, problemi konuşur. Ne yapmak istediklerini net olarak tanımlarlar. Ölçülebilir hedefler koyarlar. Ve en önemlisi, bu süreci sadece IT departmanına bırakmazlar.

Çünkü dijitalleşme bir IT projesi değildir. Bir iş dönüşümüdür. Dolayısı ile her zaman ve her zaman ayrı bir stratejik birime, bir “Dijital Dönüşüm Ofisine” ihtiyaç vardır. Bu ofis ya da bölüm her ne derseniz deyin, burada en kritik konu insan faktörü. Belki de en çok ihmal edilen alan. Şirketler yazılıma milyonlar yatırıyor ama o yazılımı kullanacak insanlara aynı yatırımı yapmıyor. Eğitimler yüzeysel, adaptasyon süreçleri zayıf. Sonra da “sistem çalışmıyor” deniyor. Ama burada daha önemli bir konu var. Bu bölümde çalışacak kişilerin sadece IT bilmeleri yetmiyor. İş, strateji, modelleme, iş analizi gibi daha başka disiplinlerin konularına hakim olmaları gerekiyor. Dolayısı ile en yazılımlar alınsa bile sistemler dijital dönüşümü tetiklemiyor. Yine basite dönecek olursam: Dijital dönüşümün bir kültür ve strateji olmadığı yerde sistem çalışıyor fakat insanlar eski alışkanlıklarla devam ediyor. Bir yönetici bana şunu söylemişti: “Biz en iyi CRM sistemlerinden birini kurduk ama satış ekibi hâlâ Excel kullanıyor.” Bu cümle aslında birçok şeyin özeti. Çünkü insanlar, alışkanlıklarını değiştirmeden dijital dönüşüm olmuyor.

Bu noktada liderliğin rolü çok kritik. Eğer üst yönetim bu dönüşümü gerçekten sahiplenmezse, organizasyonun geri kalanının değişmesini beklemek hayal oluyor. Çalışanlar ise bir konunun samimiyetini, gerçekten planlanıp planlanmadığını çok hızlı bir şekilde anlıyor: “Bu iş gerçekten önemli mi, yoksa geçici bir heves mi?” Ve emin olun çoğu zaman doğruyu anlıyorlar.

Dijitalleşme yatırımlarında gördüğüm bir diğer hata da “büyük başlama” isteği. Şirketler her şeyi bir anda dönüştürmek istiyor. Büyük bütçeler, uzun projeler, karmaşık sistemler… Sonuç? Geciken projeler, artan maliyetler ve düşen motivasyon. Oysa daha sağlıklı bir yaklaşım var: küçük başlamak. Belirli bir problemi seçmek. Onu çözmeye odaklanmak. Hızlı sonuç almak. Öğrenmek. Gerekirse vazgeçmek. Sonra bir sonraki adıma geçmek. Bu yaklaşım hem riski azaltıyor hem de organizasyon içinde güven oluşturuyor. Çünkü başarı, emin olun ki başarısızlık kadar bulaşıcı oluyor. Bir yerde işe yarayan bir uygulama, diğer ekipler için de ilham kaynağı oluyor. İnsanlar somut sonuç gördüğünde değişime daha açık hale geliyor. Diğer taraftan büyük projelerde bu etkiyi yaratmak zor çünkü sonuçlar daha geç geliyor. Çıkmayan sonuçlar, bitmeyen neticeler, geçe gelen çıktılar, sabırları zorluyor, gerilimi artırıyor.

Bu noktada şunu net bir şekilde söyleyebilirim: Dijitalleşme artık bir tercih değil, bir zorunluluk. Ama nasıl dijitalleştiğiniz, nasıl yapay zekalaşırız gibi konular dijitalleşip dijitalleşmediğinizden ya da yapay zekayı kullanıp kullanmadığımızdan daha önemli. Eğer bu süreci sadece teknoloji yatırımı olarak görürseniz, büyük ihtimalle hayal kırıklığı yaşarsınız. Ama bunu bir öğrenme, dönüşüm ve yeniden düşünme süreci olarak ele alırsanız, o zaman gerçek değer üretmeye başlarsınız. Hele bunu gerçek anlamı ile farklı metodolojileri kullanarak bir strateji çerçevesinde yaparsanız doğru yoldan çıkma riski ile karşılaşmanız orantısal olarak azalır.

Yazının başındaki toplantıya dönersek ve benim soruma dönersek… O gün o sorunun net bir cevabı yoktu. Ama o soru, o şirket için belki de en doğru başlangıç noktasıydı. Çünkü doğru soruyu sormadan doğru cevabı bulma şansımız hiç yok. Bu sorular sadece dijitalleşme için geçerli değil. Her anlamda yönetimin bütün alanları için geçerli. Kendinize, şirketteki çalışanlarınıza şu soruyu sorun: “Biz gerçekten neyi çözmek istiyoruz?”

Eğer bu soruya dürüst bir cevap verebiliyorsanız, hangi teknolojiyi kullanmanız hangi yönetim adımını atmanız gerektiği zaten yavaş yavaş ortaya çıkar. Ama bu sorudan kaçarsanız, en iyi teknolojiler, en iyi yöneticiler bile sizi yanlış yere götürebilir. Mesele teknoloji değil. Mesele, neyi neden yaptığınızı bilmek. Ve belki de en önemlisi…Bunu kendinize dürüstçe söyleyebilmek. Ya da ilelebet susmak.

Dijitalleşme Yatırımları Değer Mi üretiyoruz, Yoksa Modayı Mı Takip Ediyoruz Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemOlgar ATASEVEN

Girişimci, İş İnsanı, Yazar, Eğitimci, Konuşmacı

olgar.ataseven@profesia.com.tr

Harcama Yönetiminde Riskler: Suistimal, Usulsüzlük ve Rüşvet

şirket Harcama Yönetiminde Riskler Suistimal, Usulsüzlük Ve Rüşvet
Eğitim: şirket Harcama Yönetiminde Riskler Suistimal, Usulsüzlük Ve Rüşvet

Yönetim Ekipleri İçin Pratik Ağırlıklı Eğitim ve Atölye Çalışması

Şirket Harcama Yönetiminde Riskler:
Suistimal, Usulsüzlük ve Rüşvet

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com 

DANIŞMANLIK İHTİYACI:

İhtiyaç: Nitelikli Dolandırıcılık ve Rüşvet İddiaları (C Firması)

Firma Sahibi:

“Murat Hocam, açıkçası nereden başlayacağımızı bilemiyoruz ama konuyu da kendi haline bırakmak istemiyoruz. Şirket içinde bir personelimizin rüşvet aldığına dair bir duyum geldi. Elimizde henüz netleşmiş bir dosya yok; bazı konuşmalar, bazı tedarikçi ilişkileri ve birkaç şüpheli işlem var. Acele edip yanlış bir adım atmak da istemiyoruz, konuyu örtbas etmiş gibi görünmek de istemiyoruz. Hem çalışanın haklarını ihlal etmeden hem şirketi koruyarak nasıl bir yol izlememiz gerektiğini anlamaya çalışıyoruz. Bu tür bir konuda bize destek olabilir misiniz?”

Prof. Dr. Murat Erdal’ın Değerlendirmesi:

“Bu tür iddialar oldukça riskli ve hassas kurumsal konulardır. Rüşvet, usulsüzlük, çıkar çatışması, tedarikçi ilişkileri, belge inceleme, çalışan hakları, yönetsel sorumluluklar ve hukuki risk boyutları birlikte değerlendirilmelidir. Konunun yargıya taşınma ihtimali varsa, sürecin başından itibaren dikkatli, ölçülü ve kayıtlı ilerlemek gerekir.

Ön görüşmede olayın genel çerçevesini konuşur, ihtiyacınızı birlikte değerlendiririz. Uygun görürseniz çalışmanın kapsamını, yöntemini, gizlilik esaslarını ve raporlama çerçevesini netleştirerek sözleşmeli bir danışmanlık süreci başlatırız.”

Eğitim: Şirket Harcama Yönetiminde Riskler:
Suistimal, Usulsüzlük ve Rüşvet
Önleme Eğitimi

Eğitim Kapsamı: İnşaat ve altyapı projeleri, stratejik satınalma operasyonları, CAPEX, taşeron ve tedarikçi ilişkileri, bilgi işlem alımları, teknik ofis, bakım-onarım, idari işler, depo, satış ve satınalma süreçleri

Şirket harcamalarının ve paydaş ilişkilerinin olduğu her yerde risk vardır. Kritik soru şudur:

Harcama Yönetiminde Riskler Eğitimi
Şirket Harcama Yönetiminde Riskler Eğitimi

Para doğru yere mi gidiyor, yoksa şirket sessizce soyuluyor mu? Zamanında görülmeyen kontrol boşlukları ve kirli ilişkiler, bir süre sonra işten çıkarma, ticari dava, ceza dosyası, tazminat ve itibar kaybı olarak geri döner. Rüşvet iddiaları, usulsüzlük söylentileri ve itibar suikastleri şirketin enerjisini içeriden tüketir.

Amaç; usulsüzlük izlerini yakalamak, yapılan ihbarları doğru analiz etmek, ön inceleme ve soruşturma sürecini prosedüre uygun yönetmek, ihale ve sözleşme alanlarındaki riskleri fark etmek ve şirketi mahkeme süreçlerine girmeden önce önlem almaya zorlamaktır. Çünkü önlem zamanında alınmazsa, bedel daha sonra çok daha ağır ödenir.

Eğitmen: Prof. Dr. Murat ERDAL

Eğitim Süresi: 2 gün

Eğitim Planı:

  • Güvenilir Kurumsal Yapı İnşa Etmek
  • Kontrol Noktaları ve Yönetim Zafiyetleri

Pratik 1: Satın almada Suistimal ve Yolsuzluk:
Kurumsallaşma Boşlukları ve Bir Dava İncelemesi

  • Şüpheli İşlemleri ve Usulsüzlük İzlerini Yakalamak
  • Erken Uyarı Sinyalleri ve Kırmızı Bayraklar
  • İhbar Hattı ve Bildirim Sürecini Yönetmek

Pratik 2: Satınalma Süreçlerinde İhbar, İç Kontrol ve Gizlilik: Bir Dava İncelemesi   

  • Ön İnceleme, Delil Toplama ve Belge İnceleme
  • Mülakat Teknikleri ve Raporlama

Pratik 3: Satınalma Yöneticisinin İhalelerde Şirketi Zarara Uğratma İddiası, Disiplin Soruşturması ve Savunma Süreci: Bir Dava İncelemesi

  • İhale ve Sözleşmelerde Riskli Alanlar
  • Tedarikçi Firma Seçimi ve Kirli İlişki Ağları

Pratik 4: Tedarikçinin Alacak İddiası ve Alıcının Nitelikli Dolandırıcılık Savunması: Bir Dava İncelemesi

  • Rüşvet ve Çıkar Çatışmalarını Görmek

Pratik 5: Hediye mi, Rüşvet mi? Tedarikçi İlişkilerinde Üç Şaşırtıcı Dava Örneği

  • Yargı Süreçlerine Hazırlık: İş, Ticaret ve Ceza Mahkemeleri

Pratik 6: Tamiri Mümkün Makinelerin Hurda Olarak Piyasaya Satışı İddiası:
İlk Derece Mahkemesinden İstinafa Uzanan Bir Dava İncelemesi

  • Gerçek Örnekler ve Uygulamalı Çalışmalar

Eğitim Öncesi Hazırlık: Pratik çalışmalarda kullanılacak dava dosyalarını eğitimden önce indirip inceleyiniz.

Eğitim Kategorisi: Premium 

ŞİRKETİNİZİ KORUMAK DA GELİŞTİRMEK DE SİZİN ELİNİZDE.

Harcama yönetiminde yaşanan suistimal, yolsuzluk ve rüşvet, şirketlere yalnızca doğrudan zarar vermez. Konu yargıya taşındığında; ilk derece mahkemesi, istinaf ve Yargıtay aşamalarında yıllara yayılabilen süreçler, avukatlık ücretleri, bilirkişi giderleri, yargılama masrafları, gecikme etkileri ve yönetim zamanı kaybıyla birlikte toplam maliyeti katlayarak büyütür.

Buna karşılık, zamanında alınan eğitim ve danışmanlık desteği; kurumsal yapıyı güçlendiren, olası kayıpları azaltan ve şirketi ileri taşıyan stratejik bir yatırım olarak öne çıkar.

Profesyonel rehberlik ile harcama analizlerinizi, kategori yönetiminizi ve iş akışlarınızı güçlendirebilir; kontrol noktalarını netleştirebilir, prosedürlerinizi standardize edebilir ve riskleri ortaya çıkmadan önce yönetebilirsiniz.

şirket Harcama Yönetiminde Riskler Suistimal, Usulsüzlük Ve Rüşvet
Eğitim: şirket Harcama Yönetiminde Riskler Suistimal, Usulsüzlük Ve Rüşvet

Prof. Dr. Murat ERDAL – İstanbul Üniversitesi

Murat Erdal
Murat Erdal – Tedarik Zinciri Yönetimi

Prof. Dr. Murat ERDAL, sektörel sözleşmelerde alıcı-satıcı ve taşeron ilişkilerinin sahadaki uygulamasını yakından incelemiştir. Ticaret Mahkemelerinde uzun yıllara dayanan bilirkişilik deneyimiyle, sahadaki ticari problemlerin hukuki süreçlerdeki karşılığını değerlendirmiştir. Kontrat yönetimi, ticari risklerin azaltılması ve operasyonel temas noktalarında etik dışı uygulamaların önlenmesi konularında şirketlere değer katar.

Stratejik yönetim perspektifiyle şirketlerin kritik süreçlerini görünür kılar; karar alma, kontrol ve uygulama disiplinini ölçülebilir çıktılarla destekler. Sürdürülebilir büyüme ve tedarik zinciri yönetimi alanlarındaki uzmanlığıyla şirketlere danışmanlık desteği sağlar; kurumsal gelişim programlarını uçtan uca yönetir.

Danışmanlık yaklaşımını, şirketle birlikte değer üretmeye ve kalıcı yönetim disiplini oluşturmaya odaklar.

Kitapları;

  • Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi
  • Tedarik Zinciri Yönetimi Başarı Hikayeleri
  • Entegre Lojistik Yönetimi
  • Depo Yönetimi

Anahtar Sözcükler: Harcama, Risk, Suistimal, Usulsüzlük, Rüşvet, satın alma, dava, mahkeme, işten çıkarma, hile, dolandırıcılık, para, kontrol, denetim, yargı, ticaret, alacak, tedarikçi, CAPEX, soruşturma, disiplin, hile, ihbar, ihbar hattı, eğitim, danışmanlık

İşyeri Dışında İşlediği Bir Suçtan Tutuklanan İş­çinin Sözleşmesi İşverence Feshedilirse, Kıdem Tazminatı Ödenir mi?

İşyeri Dışında İşlediği Bir Suçtan Tutuklanan İş çinin Sözleşmesi İşverence Feshedilirse, Kıdem Tazminatı ödenir Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

İşyeri Dışında İşlediği Bir Suçtan Tutuklanan İş­çinin Sözleşmesi İşverence Feshedilirse, Kıdem Tazminatı Ödenir mi?

Lütfi İNCİROĞLU

İşyeri Dışında İşlediği Bir Suçtan Tutuklanan İş çinin Sözleşmesi İşverence Feshedilirse, Kıdem Tazminatı ödenir Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemİşyeri dışında işlediği bir suç nedeni ile tutuklanan işçi­nin, işine devam edememesi hali, 4857 sayılı İş Kanunu’nun m.25/II’deki tazminatsız fesih nedenlerinden sayılmamaktadır. Böyle bir durumda, 4857 sayılı Kanunun m.25 lV’de belirtilen işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması ile işe devamsızlı­ğın 17 nci maddesindeki bildirim süresini aşması halinde iş sözleşmesi derhal feshedilmelidir. Ayrıca, tutuklanma halinin ahlak ve iyi niyet ku­rallarına uymayan haller dışında bir durum olduğu düşünülerek kıdem tazmi­natı da ödenmelidir. Nitekim, Yargı kararlarında da tutuklamanın haklı ya da haksız oluşuna göre bir ayırıma gidilmemiştir.

Doktrinde ise, Yargıtay’ın çözüm şekline uygun düşünce serdedenler bu­lunduğu gibi, bu çözümü eleştirenler de vardır. Örneğin bir görüşe göre, Yar­gıtay’ın İş Kanunu’nun m.25/lV maddesini işçinin kusurlu olup olmadığı ayrı­mını yapmadan uygulamasına karşı çıkmakta; sözü edilen hükmün kusuruyla tutuklanan işçinin davranışına uygulanamayacağını, bu durumun bir fesih se­bebi olmayacağını, kıdem tazminatına da hak kazandıramayacağını öne sür­mektedir[1].

Doktrindeki diğer görüş sahipleri ise, yüksek mahkemenin kararları yönünde görüş belirterek işçinin kusuru dı­şında tutukluluk hali işçi bakımından bir “kusursuz ifa imkansızlığı” yarata­cağından, işçinin tutuklanması halinin İş Kanunu’nun m.25/lV bendi anlamında kabul edilmesinin isabetli olduğu yönündedir[2].

Yüksek mahkeme verdiği pek çok kararda, “tutuklanma sebebiyle vaki işe” devamsızlığın “iradi olmadığını” tutuklanan işçinin iradi olarak değil, cezaevinde bulunduğu için iradesi dışı işe devam edemediğini; işçinin ”tutuklanmasına neden olan suç kendi suçu olsa da işçinin suç işleme kastının” ceza hukuku yönünden cezalandırıldığını; bu sebeple tutuklanan işçiyi kıdem tazminatından mahrum kılmanın ikinci kez cezalandırılması an­lamına geleceğini belirterek işçinin devamsızlığının haklı bir nedene dayan­dırılmasını; böylece işverenin İş Kanunu m.25/II-g’ye göre devamsızlığa de­ğil, işverenin sözleşmeyi feshinin İş Kanunu m.25/lV’e uygun olarak feshe­dilerek kıdem tazminatının ödenmesi gerektiğini belirtmiştir[3].

Yargıtay’ın son yıllarda verdiği kararında da, “4857 sayılı Kanun’da işverenin derhal fesih hallerinin düzenlendiği 25. maddeye IV. bent eklenmek suretiyle işçinin göz altına alınması veya tutuklanması durumu özel olarak ele alınmıştır. Konu, 1475 sayılı İş Kanunu döneminde anılan kanunun 17/III. maddesi kapsamında zorlayıcı neden sayılmakta ve bir haftadan sonra işve­renin derhal fesih hakkı doğmaktaydı. 4857 sayılı Kanun’un 25/IV. madde­sinde ise bu gibi haller ayrıca düzenlenmiş ve işverenin fesih hakkının 17. maddede yazılı olan bildirim sürelerinin bitiminde ortaya çıkacağı kurala bağlanmıştır. Buna göre, tutuklanan bir işçinin tutukluluk süresi bildirim önellerini aşmadıkça, iş sözleşmesi işverence derhal feshedilemez[4].

Bildirim önellerinin sözleşme hükmü ile arttırılmış olması halinde, 4857 sayılı Kanun’un m.25/IV. maddesi uygulaması yönünden arttırılmış süre­lerin dikkate alınması gerekir. Başka bir anlatımla, işverenin derhal fesih hakkı ancak, tutukluluk süresinin arttırılmış ihbar önellerini aşması halinde ortaya çıkar. İşçinin göz altına kaldığı veya tutuklu olduğu sürenin ihbar öne­lini aşması halinde 4857 sayılı Kanun’un m.25/IV. maddesi uyarınca fesheden işverenin bildirim şartına uyma, ihbar tazminatı yükümlülükleri bulunma­makla birlikte, kıdem tazminatı ödemesi gerekir[5].

Yargıtay, işyeri dışında işlenen suçtan verilen cezanın infazı için ceza­evine girilmesi durumunda da işveren bakımından zorlayıcı sebeple (İşK m.25/III) fesih hakkının varlığını kabul etmiştir[6]. Yine, işçinin işlediği bir suç sebebiyle cezaevine girmesine dayanan devamsızlık hallerinde zorlayıcı nedene dayalı fesih yapılamayacağı ifade edilmiştir[7].

Sonuç olarak, işçinin işyeri dışında işlediği bir suçtan dolayı ceza­evine girmesi nedeniyle iş sözleşmesi işverence İş Kanunu m.25/IV uyarınca, bekleme süresi (ihbar öneli) sonunda kıdem tazminatı ödenerek feshedilmeli­dir. Nitekim Yargıtay’da “işçinin tutuklanmasına neden olan suç kendi suçu olsa da işçinin suç işleme kastının ceza hukuku yönünden cezalandırıldığını; bu sebeple işçiyi kıdem tazminatından mahrum kılmanın ikinci kez cezalandırılması an­lamına geleceğini ve işçinin devamsızlığının haklı bir nedene dayan­dırılması gerektiğini ve feshin İş Kanunu m.25/II-g’de belirtilen devamsızlığa de­ğil, m.25/lV’de belirtilen bekleme süresi sonunda feshe­dilerek kıdem tazminatı ödenmesi gerektiğine hükmetmiştir”.

İşyeri Dışında İşlediği Bir Suçtan Tutuklanan İş çinin Sözleşmesi İşverence Feshedilirse, Kıdem Tazminatı ödenir Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemwww.incirogludanimanlik.com sayfasında yayımlanan blog yazıları, hakemli makale formatında olmayıp bilgi verme amaçlıdır. Kesinlikle hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliğinde değildir.

 

 

Lütfi İNCİROĞLU

[1] EKONOMİ, Münir, 1984 Kararları, s.36, aynı yazar; 1991 Kararları, s.79.

[2] KUTAL, Metin, Komite 1992 Tebliğ s.60; SÜZEK, Sarper, Askı, s.115.

[3] Y9HD.21.01.1998 T., E.1997/19376, K.1998/396, Tekstil İD., Mayıs-Haziran 1998, s.14-15.

[4] Y22HD.28.03.2018 T., E.2015/29349, K.2018/8089 Legalbank.

[5] Y22.HD.25.4.2018 T., E. 2018/4756, K. 2018/9698 Legalbank.

[6] Y9.HD.25.4.2019 T., E. 2017/10423, K. 2019/9733; ÇİL, Şahin, İş Hukuku Yargıtay İlke Kararları, s.933.

[7] KAYIRGAN, Hasan, Bireysel İş Hukukunda Zorunlu ve Zorlayıcı Nedenler, İs­tanbul 2019, s.99.

İşimizde Daha İyi Olmak İçin 4 Güçlü Alışkanlık

İşimizde Daha İyi Olmak İçin 4 Güçlü Alışkanlık Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

İşimizde Daha İyi Olmak İçin 4 Güçlü Alışkanlık

M. Efsun Yüksel Tunç
Eğitmen ve Yönetim Danışmanı
Yaşam ve Yönetici Koçu

İşimizde Daha İyi Olmak İçin 4 Güçlü Alışkanlık Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemBaşarı çoğu zaman büyük sıçramaların değil, küçük fakat istikrarlı alışkanlıkların sonucudur. İş hayatında performans artışı genellikle yeni bir yöntem bulmaktan değil, doğru davranışları tekrar tekrar uygulamaktan gelir.

Davranış bilimleri alanındaki araştırmalar, günlük kararlarımızın önemli bir kısmının otomatikleşmiş alışkanlıklardan oluştuğunu gösteriyor. Yani gün içinde verdiğimiz kararların büyük bölümü bilinçli seçimler değil, yerleşmiş rutinlerdir. Bu yüzden işimizde daha iyi olmak istiyorsak önce alışkanlıklarımızı gözden geçirmemiz gerekir.

  1. Sabah Rutinine Sahip Olmak: Günü Kim Başlatıyor?

Günün ilk saatleri, zihinsel performans açısından kritik öneme sahiptir. Nörobilim araştırmaları, sabah saatlerinde prefrontal korteksin (karar verme ve planlama merkezi) daha yüksek verimle çalıştığını ortaya koyuyor. Yani günün ilk enerjisi, günün kalitesini belirler.

Sabah rutini olmayan bir gün genellikle reaktif başlar. Telefon bildirimleri, e-postalar, mesajlar… Gün başkalarının öncelikleriyle açılır. Oysa sabah rutini olan bir gün proaktif başlar.

Sabah rutini illa uzun meditasyonlar ya da saatler süren hazırlıklar olmak zorunda değildir. Önemli olan şudur:

  • Günün ilk 20–30 dakikasını bilinçli geçirmek
  • Günün 1–2 en önemli hedefini netleştirmek
  • Zihni dağılmadan önce yön tayin etmek

Araştırmalar, sabah planlaması yapan bireylerin gün sonunda daha yüksek tamamlanmış görev oranına sahip olduğunu gösteriyor. Çünkü günün yönünü baştan belirlemek, karar yorgunluğunu azaltır. Sabah rutini, günün kontrolünü ele alma alışkanlığıdır.

  1. Önceliklendirmeyi Doğru Yapmak: Her Şey Önemli Değildir

İş hayatında en büyük tuzaklardan biri şudur: Her şey önemli gibi görünür. Oysa stratejik düşünme, ayırt edebilme becerisidir. Gerçekten değer üreten işleri, sadece acil görünenlerden ayırabilmek gerekir.

Zaman yönetimi araştırmaları, çalışanların günlerinin önemli bir bölümünü düşük etkili görevlerle geçirdiğini gösteriyor. Bu durum “meşgul fakat ilerlemeyen” bir iş yaşamı yaratır.

Doğru önceliklendirme şu soruyla başlar: “Bu işi yaptığımda gerçekten ne değişecek?”

Yüksek etkili işler genellikle:

  • Uzun vadeli katkı sağlar.
  • Yetkinliği geliştirir.
  • Değer üretir.
  • Stratejik sonuç yaratır.

Düşük etkili işler ise çoğu zaman:

  • Anlık rahatlama sağlar.
  • Kolaydır.
  • Ertelemeyi gizler.

Önceliklendirme alışkanlığı geliştiren bireyler, karar yorgunluğunu azaltır ve zihinsel netlik kazanır. Çünkü hangi işe “evet” diyeceğini bilen kişi, hangi işe “hayır” diyeceğini de bilir.

  1. Kontrol ve Etki Alanına Odaklanmak: Enerjiyi Doğru Yere Harcamak

Kontrol alanı: Doğrudan değiştirebildiklerimiz.

Etki alanı: Dolaylı olarak etkileyebildiklerimiz.

Kontrol dışı alan: Üzerinde hiçbir etkimizin olmadığı konular.

Stres araştırmaları şunu gösteriyor: İnsanlar çoğu zaman enerjilerini kontrol dışı alanlara harcadıklarında tükenmişlik artıyor. Örneğin:

  • Ekonomik koşullar
  • Kurumun genel politikası
  • Başkalarının davranışları

Bunlar üzerinde sınırlı etkiye sahibiz.

Oysa kendi performansımız, öğrenme isteğimiz, iletişim biçimimiz, tepkilerimiz bunlar kontrol alanımızdadır. Kontrol alanına odaklanmak, psikolojik dayanıklılığı artırır. Çünkü birey “etki edebildiği alanı” genişletmeye başlar. Uzun vadede bu genişleme kariyer gelişimini de destekler. Enerji sınırlıdır. Doğru yere yönlendirildiğinde büyür.

  1. Geleceği Düşünmek: Sadece Bugün İçin Çalışmamak

Günlük iş yoğunluğu içinde en çok ihmal edilen alışkanlık budur: Geleceği düşünmek. Stratejik düşünme üzerine yapılan araştırmalar, uzun vadeli perspektife sahip yöneticilerin ve çalışanların daha sürdürülebilir başarı elde ettiğini gösteriyor. Çünkü kısa vadeli sorunlara boğulmak, gelişim fırsatlarını görmeyi engeller. Geleceği düşünmek şu sorularla başlar:

  • 3 yıl sonra nerede olmak istiyorum?
  • Hangi yetkinlikler değer kazanacak?
  • Bugün yaptığım iş, beni o noktaya taşıyor mu?

Gelecek odaklı bireyler öğrenmeye yatırım yapar. Yetkinlik geliştirir. Geri bildirim arar. Uzun vadeli değer üretir. Bu alışkanlık, işimizi sadece “yapmak” değil, bilinçli şekilde inşa etmek demektir.

Sonuç: Başarı Büyük Hamlelerden Değil, Tutarlı Alışkanlıklardan Gelir

  • Sabah rutini ile günü yönetmek.
  • Önceliklendirme ile odağı netleştirmek.
  • Kontrol alanına yönelerek enerjiyi korumak.
  • Geleceği düşünerek stratejik hareket etmek.

Bu dört alışkanlık bir araya geldiğinde, performans tesadüf olmaktan çıkar. İşimizi daha iyi yapmak için mucize yöntemlere ihtiyacımız yok. İhtiyacımız olan şey, bilinçli tekrar ve istikrardır.

Çünkü alışkanlıklarımız, geleceğimizi inşa eder.

 

İşimizde Daha İyi Olmak İçin 4 Güçlü Alışkanlık Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemM. Efsun Yüksel Tunç
Eğitmen ve Yönetim Danışmanı
Yaşam ve Yönetici Koçu

efsun@indus.com.tr

https://www.linkedin.com/in/efsunyukseltunc/

Instagram @indusefsun

www.efsunyuksel.com

Dijital Çağda Aile ve İnsan

Dijital çağda Aile Ve İnsan Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Dijital Çağda Aile ve İnsan

Şerafettin YILDIZ / Instagram: @serafettinyildiz

Dijital çağda Aile Ve İnsan Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemYakın zamanda ülkemizde kullanılmaya başlayan 5G sistemi ile dijitalde oldukça hız kazandık. Peki bu hızlı dijital çağda, aile ilişkilerinizin hızı ne durumda?

Aynı evin içinde, aynı odada, aynı sofrada ama bambaşka dünyalarda yaşayan insanlar haline geldik. Bir zamanlar akşam yemekleri sohbetle uzar, televizyon bile ikinci planda kalırdı. Şimdi ise herkesin elinde bir ekran, gözler başka yerde, zihinler başka bir âlemde. Kalabalıklaştık, ama yakınlaşamadık.

Dijitalleşme hayatımızı kolaylaştırdı; buna kimse itiraz edemez. Mesafeleri kısalttı, bilgiye ulaşımı hızlandırdı, iletişimi anlık hale getirdi. Ancak bir şeyi de sessizce elimizden aldı: Gerçek temasın sıcaklığını.

Aile, sadece aynı çatı altında yaşamak değildir; aynı duyguda buluşabilmektir. Oysa bugün aynı evde yaşayan bireyler, birbirlerinin hayatına tanık olmaktan giderek uzaklaşıyor. Anne-baba çocukla aynı ortamda ama farklı ekranlarda, farklı gündemlerde. Paylaşılan zaman var, ama paylaşılan hayat giderek azalıyor.

Yalnızlık artık fiziksel bir durum değil; duygusal bir gerçeklik. Sosyal medyada yüzlerce “arkadaş”ı olan bir insanın, içini dökebileceği tek bir kişiyi bulamaması tesadüf değil. Çünkü dijital dünya bize bağlantı sunuyor, ama bağ kurmayı öğretmiyor.

Daha da düşündürücü olan şu: İnsan, kendine bile yabancılaşıyor. Sürekli akan içerikler, bitmeyen bildirimler, durmadan beynimizin içinde yerleşen dijital bir kalabalık. Tüm bunların içinde insan, kendi iç sesini duyamaz hale geliyor. Oysa insan olmak, biraz da durabilmek, düşünebilmek, hissedebilmektir.

Aile yapısı da bu dönüşümden payını alıyor. Sabır azaldı, tahammül daraldı, ilişkiler hızlandı ama derinlik kayboldu. Birbirini anlamak yerine hızlıca bitirilen ilişkiler, kolayca vazgeçilen aile bağları ortaya çıktı. Çünkü dijital çağ, bize yalnıza kendimizi düşünmeyi öğretti.

Peki çözüm ne?

Belki de ilk adım, teknolojiyi hayatımızın merkezinden biraz olsun çekebilmek. Aynı sofrada gerçekten birlikte olmak, bir çocuğun gözlerine bakarak onu dinlemek, bir büyüğün tavsiyesine uymak. Küçük gibi görünen ama insanı insan yapan davranışlar.

Unutmamak gerekir ki aile, bir ekranın içine sığmayacak kadar derin bir bağdır. Sevgi, bir “beğeni” ile ölçülemez; ilgi, bir mesajla tamamlanamaz.

Dijital çağda Aile Ve İnsan Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemBugün en büyük ihtiyacımız daha hızlı internet değil; daha derin ilişkiler. Daha fazla takipçi değil; daha fazla anlayış. Daha çok bağlantı değil; daha gerçek bağlar. Kalabalıklar içinde yalnızlaşmamak için, önce birbirimize dönmemiz gerekiyor. Çünkü insan, en çok insana iyi gelir ve aile her şeyden önemlidir.

Şerafettin YILDIZ / Instagram: @serafettinyildiz

GEO: Üretken Yapay Zekâ Çağında “Bilgi Kazanımı” ve Stratejik Görünürlük

Geo üretken Yapay Zekâ çağında Bilgi Kazanımı Ve Stratejik Görünürlük Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

GEO: Üretken Yapay Zekâ Çağında “Bilgi Kazanımı” ve Stratejik Görünürlük

Dr. Ahmet TUZCUOĞLUGeo üretken Yapay Zekâ çağında Bilgi Kazanımı Ve Stratejik Görünürlük Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

atuzcuoglu@istanbul.edu.tr

Mart yazımızda, pazarlamada yapay zekânın “hızlı içerik üretimi” evresinden çıkıp karar alan, çok adımlı işleri yürüten ve sonuçlara göre kendini ayarlayan agentic operasyon katmanına geçtiğini; bunun da satınalma açısından “kampanya değil, iş akışı” satın almak anlamına geldiğini tartışmıştık. Aynı yazıda SEO’nun yerini AEO’nun (Answer Engine Optimization) almaya başladığını; görünürlüğün tıklama ekonomisinden cevap ekonomisine kaydığını vurgulamıştık.

2026 itibarıyla dijital görünürlük, arama sonuç listesinden (SERP) hızla cevap katmanına ve üretken motorların içerik sentezlediği bir katmana kayıyor. Bu yüzden AEO (Cevap Motoru Optimizasyonu) bir geçiş köprüsüyse, GEO (Generative Engine Optimization – Üretken Motor) artık varış noktasıdır: Yalnızca bulunmak değil, sentezlenen bilginin içinde vazgeçilmez referans olmak esastır.

Neden Şimdi: “Ajan”ların Yükselişi

Arama davranışındaki kayma artık bir öngörü değil, tescilli bir istatistiktir. Üç temel işaret, stratejimizi neden güncellememiz gerektiğini kanıtlıyor:

  • Geleneksel Aramanın Daralması: Gartner (2024), AI sohbet botlarının pazardan pay almasıyla geleneksel arama hacminde %25’lik bir düşüş öngörüyor.
  • Cevap Katmanının Ölçeklenmesi: Comscore (2025) verilerine göre, AI asistanları masaüstü kullanıcılarının %36’sına ulaşmış durumda ve Google aramalarının %30’undan fazlasında “AI Overview” (Yapay Zekâ Özeti) görünüyor.
  • Ajan Trafiği Patlaması: HUMAN Security (2026) raporu, 2025 yılında “agentic browser” (ajan odaklı tarayıcı) trafiğinin tam %7.851 oranında büyüdüğünü raporluyor.

Artık web’deki “kullanıcılar” sadece insanlar değil, bizim adımıza araştırma yapan otonom ajanlardır. Bu veri, pazarlama görünürlüğünün yanında veri erişimi, scraping (kazıma), içerik hakları ve güvenlik konularını da masaya getiriyor.

Arama Değil, Sentez Çağı: GEO Neden AEO’dan Farklı?

AEO’nun odağı, “cevap motorunun ürettiği yanıt içinde yer almak”, mümkünse alıntılanmak ve kısa listeye girmektir. GEO ise bir üst katmanda oynar: Üretken motorlar, bir konu hakkında yanıt üretirken yalnızca bir sayfayı seçmez; birçok kaynağı kıyaslar, birleştirir ve yeniden yazar. Bu sistemler açısından asıl değer, internette zaten tekrar edilen bilgi değil; senteze yeni ve doğrulanabilir katkı yapan bilgidir.

İş dünyası diline çevirirsek:

  • SEO: “Bulun ve tık al.”
  • AEO: “Cevapta görün ve referans ol.”
  • GEO: “Sentezin içinde vazgeçilmez kanıt/otorite ol.”

Gartner’ın (2025) öngördüğü üzere, geleneksel arama hacmindeki düşüş sürerken, kullanıcılar artık linklere tıklamak yerine yapay zekânın sunduğu kapsamlı analiz özetlerini tüketiyor. GEO, tam bu noktada devreye girer. Bir AI modeli (ChatGPT, Claude veya Google Gemini) bir konu hakkında sentez yaparken, mevcut internet verilerini sadece taramaz; onları birbiriyle kıyaslar ve en yüksek “Bilgi Kazanımı” (Information Gain) sunan kaynağı merkeze alır.

  • AEO: “En verimli lojistik rotası nedir?” sorusuna doğrudan cevap verir.
  • GEO: “2026 küresel tedarik zinciri krizinde maliyetleri düşürmek için hangi stratejiler uygulanmalı?” sorusuna yanıt üretirken; markanızın sunduğu özgün vaka analizlerini, ham verileri ve henüz başka yerde yayınlanmamış stratejik içgörüleri sentezinin içine katar.

GEO’nun Kalbi: “Bilgi Kazanımı”

GEO’yu AEO’dan ayıran en kritik fark, optimizasyonun hedefidir. AEO, “soruya cevap” yüzeyinde yer almaya odaklanırken; GEO, içeriğin üretken motorun sentezinde “kullanılabilir temel bileşen” haline gelmesini hedefler.

2026 itibarıyla dijital pazarlamanın en kritik metriği “tıklama oranı” (CTR) değil, Bilgi Kazanımı’dır. Google’ın patentlediği ve AI modellerinin temel aldığı bu kavram; bir içeriğin, internetteki mevcut diğer içeriklerden farklı olarak ne kadar “yeni ve değerli bilgi” sunduğunu ölçer.

Eğer içeriğiniz internetteki diğer binlerce sayfanın tekrarıysa, yapay zekâ sizi sentezine dahil etmez. Ancak kurumunuzun sahip olduğu;

  • Gerçek saha verileri,
  • Özgün satınalma parametreleri,
  • Sektörel derinlik içeren teknik incelemeler, AI motorları için “yüksek değerli girdi” niteliğindedir.

GEO stratejisi, bu özgün bilgiyi makinelerin en kolay algılayabileceği formatta sunma sanatıdır.

Satınalma ve Tedarik Zinciri İçin GEO’nun Önemi

Satınalma profesyonelleri için GEO, sadece bir pazarlama terimi değil, bir risk ve güven endeksidir. Kurumsal AI ajanları, bir tedarikçi listesi oluştururken sadece “web sitesi olan” şirketleri değil, dijital dünyada “fikir önderliği ve veri doğruluğu” tescillenmiş yapıları önceliklendirir.

Tablo: SEO, AEO ve GEO Arasındaki Stratejik Farklar

Özellik SEO AEO GEO
Odak Noktası Anahtar Kelimeler Doğrudan Cevaplar Sentez ve Otorite
Ekonomi Tıklama Ekonomisi Cevap Ekonomisi Bilgi Kazanımı Ekonomisi
Temel Mekanizma Link İnşası (Backlink) Yapılandırılmış Veri (Schema) Bilgi Kazanımı
İçerik Rolü Blog Yazısı Soru-Cevap Seti Kanıt Deposu
Kullanıcı Amacı Bilgi Edinme / Gezinme Hızlı Çözüm Bulma Karar Verme ve Analiz
Başarı Göstergesi SERP Sıralaması Cevap Kutusunda Yer Alma AI Sentezinde Referans Olma
Satınalma Etkisi Marka Bilinirliği Tedarikçi Keşfi Güven ve Tercih Edilebilirlik

 

GEO Dönüşümü: 6 Aşamalı Stratejik Uygulama Planı

  1. Stratejik Altyapı ve Karar Setleri: İçeriğinizi sadece pazarlama sorularına göre değil; RFP soruları, uyum kriterleri ve TCO/ROI beklentilerine göre yeniden haritalayın. Kurumsal E-E-A-T (Deneyim, Uzmanlık, Otorite, Güvenilirlik) sinyallerini teknik incelemeler ve uzman profilleriyle derinleştirin.
  2. Bilgi Mimarisi ve Varlık Yapılandırma: Ürün ve sertifika gibi varlıkları Schema ile işaretleyin. Gizlilik standartlarını koruyarak anonimleştirilmiş veri setleri ve sektörel benchmark’lar yayınlayın.
  3. “Kanıt Temelli” İçerik Üretimi: Süslü iddiaları terk edip, AI’ın doğrulayabileceği şeffaf bir yazım formatına geçin. İçeriği modüler tasarlayarak (üstte net cevap, altta kanıt) üretken motorların sizi alıntılamasını kolaylaştırın.
  4. Teknik Erişim ve Veri Politikası: AI botlarının ve ajanların sitenizdeki davranışlarını düzenleyen bir veri politikası oluşturun. İçeriklerinize sürüm numarası ve tarih damgası ekleyerek güncelliği tescilleyin.
  5. Yönetişim ve SLA: Yanlış bilginin itibar riskini “güncellik taahhüdü” ile yönetin. İş ortaklarınızı denetim izi ve kanıt içeriği kapasitesi üzerinden seçin.
  6. Yeni Nesil Metrikler: Başarıyı tıklamalarla değil; AI yanıtlarında marka anılma oranı, alıntılanma yüzdesi ve AI kaynaklı gelen trafiğin dönüşüm kalitesi ile ölçün.

Sonuç Olarak;

AEO ile konuşmayı öğrendik, GEO ile ise ne söylememiz gerektiğini ve nasıl fark oluşturabileceğimizi tasarlıyoruz. Ancak unutulmamalıdır ki, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, yapay zekânın sentezleyebileceği o “özgün bilgiyi” üreten tek kaynak hala insanın farklı vizyonu ve deneyimidir. 2026’da kazananlar, yapay zekâyı sadece bir araç olarak kullananlar değil, ona dünyanın en değerli varlığını, yani “yeni ve doğru bilgiyi” sistematik olarak besleyenler olacaktır.

Pazarlama operasyonu artık bir “vitrin tasarımı” değil, bir “bilgi madenciliği” sürecidir. Kendi özgün verisini üretemeyen, başkalarının bilgilerini yeniden paketleyen şirketler, yapay zekânın sentez katmanında kaybolmaya mahkûmdur. Satınalma yöneticileri ise, tedarikçi seçiminde GEO skoru yüksek, yani dijital dünyada bilgisiyle otorite kurmuş yapıları tercih ederek operasyonel risklerini minimize edecektir.

Bu yazının ana mesajı nettir: Tıklama değil kanıt; sıralama değil sentez; içerik değil bilgi kazanımı. AI Overviews’un 1,5 milyardan fazla kullanıcıya ulaşması (Google, 2025) ve ajan trafiğinin devasa büyümesi, GEO’yu bir seçenek olmaktan çıkarıp bir standart haline getiriyor. Gelecek, yapay zekânın sentezlediği bu yeni dünyada sadece “cevap veren”lerin değil, o cevabın içindeki en güvenilir “bilgi kaynağı” olmayı başaranların olacaktır.

Geo üretken Yapay Zekâ çağında Bilgi Kazanımı Ve Stratejik Görünürlük Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemDr. Ahmet TUZCUOĞLU

atuzcuoglu@istanbul.edu.tr

 

 

 

 

Kaynakça

  1. (2025, December 8). Comscore releases 2025 AI Intelligence Report: Establishing new benchmarks for generative AI adoption and influence [Press release]. https://www.comscore.com/Insights/Press-Releases/2025/10/Comscore-Releases-2025-AI-Intelligence-Report
  2. (2024, February 19). Gartner predicts search engine volume will drop 25% by 2026, due to AI chatbots and other virtual agents [Press release]. https://www.gartner.com/en/newsroom/press-releases/2024-02-19-gartner-predicts-search-engine-volume-will-drop-25-percent-by-2026-due-to-ai-chatbots-and-other-virtual-agents
  3. (2025, June 25). Gartner predicts over 40% of agentic AI projects will be canceled by end of 2027 [Press release]. https://www.gartner.com/en/newsroom/press-releases/2025-06-25-gartner-predicts-over-40-percent-of-agentic-ai-projects-will-be-canceled-by-end-of-2027
  4. (2025, May). AI Overviews and AI Mode in Search [PDF]. https://search.google/pdf/google-about-AI-overviews-AI-Mode.pdf
  5. Google Search Central. (n.d.). AI features and your website. Retrieved April 7, 2026, from https://developers.google.com/search/docs/appearance/ai-features
  6. Google LLC. (2020, November 5). Contextual estimation of link information gain (U.S. Patent Application Publication No. US20200349181A1). U.S. Patent and Trademark Office. https://patents.google.com/patent/US20200349181A1/en
  7. HUMAN Security. (2026). The 2026 State of AI traffic & cyberthreat benchmark report: AI, agents, bots, and the new threat landscape. https://humansecurity.com/learn/resources/2026-state-of-ai-traffic-cyberthreat-benchmarks/