11 Eylül’den Doğan Gümrük Düzeni 25 Yıldır Neden Hiç Geri Alınmadı?

Satınalma Dergisi
Satınalma Dergisihttps://satinalmadergisi.com
KURUMSAL PAZARDA 13. YIL HABER & LANSMAN: dergi@satinalmadergisi.com REKLAM: reklam@satinalmadergisi.com ABONELİK: abone@satinalmadergisi.com Tel : (546) 740 10 10
spot_imgspot_img

11 Eylül’den Doğan Gümrük Düzeni 25 Yıldır Neden Hiç Geri Alınmadı?

Bugün, 11 Eylül ABD İkiz Kule saldırılarının yirmi beşinci yıl dönümü. O sabahın ardından, dünya ticaretinde kurulan güvenlik düzeni, aradan geçen çeyrek yüzyıla rağmen yerinde duruyor. Gümrük idareleri önce güvenlik ilkesine geçti ve bir daha eski konumuna dönmedi. Aynı yıllarda firmalar da kendi tedarik zincirlerini sağlamlaştıracak tedbirler aldı. Fakat o tedbirlerin ömrü çok daha kısa sürdü. İki katman arasındaki bu ömür farkı, satınalma açısından bir tesadüf sayılmaz.

16 Temmuz 2026’da Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki Gümrük İşbirliği Komitesi, iki tarafın yetkilendirilmiş yükümlü programlarını karşılıklı olarak tanıyan kararı kabul etti. Türkiye’de 2013’ten bu yana verilen belgenin Avrupa gümrüklerinde de dikkate alınmasının yolunu açan bu karar, 11 Eylül’den doğan düzenleme zincirinin bugüne uzanan son halkası. Yirmi beş yıl önce ABD’de yaşanan bir saldırının, bugünün ihracat dosyasına kadar uzanması, o günün ticaret tarafındaki etkisinin ne kadar derin olduğunu gösteriyor.

11 Eylül Öncesi Yön Basitleştirmeydi

Saldırılardan önceki on yılda gümrük dünyasının gündemi bunun tam tersiydi. Dünya Gümrük Örgütü, 1995 ile 1999 arasında Gözden Geçirilmiş Kyoto Sözleşmesi’ni müzakere etti. Buna göre sözleşmenin amacı gümrük işlemlerini sadeleştirmek, uyumlaştırmak ve gereksiz kontrolleri azaltmaktı. Ticaretin önündeki idari engelleri kaldırmak, denetimi artırmaktan daha öncelikli bir başlık olarak görülüyordu. Bugün dünyanın büyük ticaret ülkelerinin tamamı bu sözleşmenin tarafı. Sarkacın 2001 Eylül’ündeki konumu buydu ve yönü kolaylaştırmaya bakıyordu.

Sınır Kapandığında Fabrikalar Durdu

Saldırıların ardından Amerika Birleşik Devletleri hava sahasını kapattı ve kara sınırlarında kontrolleri azami seviyeye çıkardı. Kanada sınır kapılarında kilometrelerce kuyruk oluştu, dönemin Kanada büyükelçisinin aktardığına göre kamyonlar yirmi kilometreyi bulan sıralar halinde bekledi. Detroit’teki otomobil üreticileri parça bulamayınca, hafta dolmadan montaj hatlarını durdurmaya başladı ve Washington’dan sınır kontrollerinin gevşetilmesini istedi. Kıtanın en yoğun ticaret koridoru birkaç gün içinde tıkandı. Oysa saldırıların hedefi arasında ne bir liman ne de bir kargo aracı vardı.

Tam zamanında üretim modeli, sınırın birkaç günlüğüne bile yavaşlamasını kaldıramayacak kadar dar bir zaman aralığı üzerine kurulmuştu. Yossi Sheffi ve James Rice’ın 2005’te yayımlanan çalışması o günleri anlatırken, gelen parçaları bekleyen montaj hatlarının aralıklı olarak boş kaldığını aktarıyor. Sınırın kapanması, stoksuz çalışan bir sistemin, gümrük rejimine ne kadar bağımlı olduğunu birkaç gün içinde görünür kıldı. Aradan geçen yıllarda benzer kırılmalar başka sebeplerle tekrarlandı ve tek bir bileşenin tedarikinde yaşanan aksama, günümüz modern üretim hatlarını da durdurabiliyor.

Güvenlik Rejimi Kanunla Kuruldu

Amerikan gümrük idaresi, Kasım 2001’de Terörizme Karşı Gümrük ve Ticaret Ortaklığı’nı (Customs-Trade Partnership Against Terrorism, C-TPAT) kurdu. 2002’de konteynerlerin çıkış limanında gemiye yüklenmesinden yirmi dört saat önce bildirim verilmesi zorunlu hale geldi.

Uluslararası Denizcilik Örgütü, Aralık 2002’de Uluslararası Gemi ve Liman Tesisi Güvenlik Kodu’nu (International Ship and Port Facility Security Code, ISPS) kabul etti, kod 1 Temmuz 2004’te yürürlüğe girdi ve 500 gros tonun üzerindeki gemilerle, bunlara hizmet veren liman tesislerinin tamamını kapsadı. Dünya Gümrük Örgütü Haziran 2005’te Küresel Ticaretin Güvenliği ve Kolaylaştırılmasına Dair Standartlar Çerçevesi’ni (SAFE) benimsedi. Avrupa Birliği aynı yıl mevzuatını değiştirdi ve Yetkilendirilmiş Ekonomik Operatör (Authorised Economic Operator, AEO) statüsü 2008 başında işlemeye başladı.

Bu düzenlemeler, dört yıl içinde birbirini izledi ve hiçbiri bugüne kadar geri alınmadı. ABD Sayıştayı’nın Ocak 2026’da yayımladığı rapora göre C-TPAT’ın, Ağustos 2025 itibarıyla yaklaşık 11 bin katılımcısı bulunuyor ve bu firmalar 2023 mali yılında ülkeye giren yükün değer olarak %51’inden fazlasını taşıdı. Program kağıt üzerinde gönüllülük esasına dayansa da taşıdığı hacim gönüllülüğün sınırlarını çoktan aştı. Katmanın ömrünü uzatan şey, belgenin zamanla pazara girişin fiili şartına dönüşmesi oldu. Belgelendirme eşiği, zorlu pazarlara giren Türk sanayicisinin yıllardır aşmaya çalıştığı engellerin başında geliyor.

Belge Neyi Ölçüyor?

Enrico Raffaele’nin, 2017’de Erasmus Üniversitesi Rotterdam’da tamamladığı çalışma bu soruyu Hollanda verisiyle ele alıyor. Çalışmanın saha kısmı, istatistiksel örneklemle seçilen altmış firmanın denetim dosyasına dayanıyor. Bulgularından biri şöyle. ISO 9001 veya Taşınan Varlıkların Korunması Birliği (Transported Asset Protection Association, TAPA) belgesine sahip lojistik firmaları, yetkilendirilmiş operatör standardını kayda değer bir ek yatırım yapmadan karşılıyor. Büyük ölçekli firmalar için statü, mevcut güvenlik seviyesinin üzerine yeni bir şey koymamış.

İkinci bulgu, denetimin kendisiyle ilgili. İnceleme büyük ölçüde firmanın yazılı prosedürleri üzerinden yürüyor ve statü, o prosedürlerin sahada da işlediği güvenine dayanılarak veriliyor. Hollanda’daki 1.345 statü sahibiyle 2014’te yapılan bir ankette firmaların belgeyi koruma gerekçesi olarak öne çıkan başlık, gümrük basitleştirmelerinden yararlanmaya devam etmek oldu. Güvenlik olaylarını azaltmak listenin üst sıralarında yer almadı. Belge bir firmanın ne yazdığını gösterir, yazılanların sahada işlediğini gösteren tek şey ise bunu düzenli olarak sınayan bir iç denetim yetkinliğidir.

Çalışmanın kapsam verisi de dikkat çekici. Hollanda’da faaliyet gösteren 255.288 ithalatçıya karşılık statü sahibi ithalatçı sayısı 150 olarak tespit edilmiş. Yazar, denetlediği firmalarda statü sonrası ihlallerin azaldığını görmekle birlikte, bu azalmanın firmaların uyumlu hale gelmesinden mi yoksa gümrüğün denetim sayısını düşürmesinden mi kaynaklandığını ölçemediğini açıkça belirtiyor. Tek ülkeye ait bir saha çalışması olduğu için bulguları küresel bir hüküm olarak okumamak gerekiyor.

Yirmi Beş Yıl Sonra Kapanmayan Dosya

Saldırılarla ilgili bazı başlıklar çeyrek yüzyıl sonra hala açık duruyor. 2002’de hazırlanan ortak kongre soruşturmasının gizli tutulan yirmi sekiz sayfalık bölümü ancak Temmuz 2016’da kamuoyuna açıldı ve Suudi bağlantısı tartışmasını yeniden başlattı. FBI’ın Encore adlı soruşturmasına ait belgeler 2021 ve 2022’de kısmen yayımlandı. Komisyonda görev alan bazı isimler, kendilerine tanınan belge erişiminin sınırlı kaldığını yıllar içinde defalarca dile getirdi.

Yargılama tarafı da sonuçlanmış değil. Davanın ana sanığı Khalid Sheikh Mohammed 2003’te Pakistan’da yakalandı ve 2006’dan bu yana Guantanamo’da tutuluyor. Askeri hakim Yarbay Michael Schrama 26 Ağustos 2026’da verdiği kararla duruşmaların 5 Haziran 2028’de başlamasına hükmetti ve savcılığın önerdiği Ocak 2027 tarihini bekleyen delil itirazlarıyla bağdaşmaz bularak reddetti. Dosyayı yirmi yıldır tıkayan konu, sanıkların CIA gözetiminde tutuldukları dönemde elde edilen ifadelerin mahkemede kullanılıp kullanılamayacağı. 2024’te yapılan ceza pazarlığının Savunma Bakanı tarafından iptal edilmesi süreci ayrıca uzattı.

Sinema tarafında ise Hollywood’ta konu ile ilgili filmlerin, beyaz perde ile buluşmasında ilginç bir gecikme olduğu aşikar. O günü doğrudan anlatan iki büyük yapım, Paul Greengrass’ın “United 93” ‘ü ve Oliver Stone’un, “World Trade Center'” ı, ancak 2006’da çıktı. Kathryn Bigelow’un 2012 tarihli, “Zero Dark Thirty” filmi, Usame bin Ladin’in takibini anlatırken, açılış sahnelerinde sorgu yöntemlerine yer verdi ve bu sahneler Amerika’da sert bir tartışma yarattı. Michael Moore’un 2004’te Cannes’da Altın Palmiye kazanan, “Fahrenheit 9/11” belgeseli ise polemik bir yapım olarak geniş izleyiciye ulaştı.

Gönüllü Olan Geri Alınıyor

Akademik literatür saldırılardan sonra hızla dönüştü. Sheffi adlı alandaki otoriterlerden birisi olan yazar, daha 2001’de uluslararası terör tehdidi altında tedarik zinciri yönetimi üzerine yazdı. Martin Christopher ve Helen Peck 2004’te dayanıklılık kavramını çerçeveledi, Sheffi’nin kitabı 2005’te yayımlandı. Kavram seti dört yıl içinde oluştu ve bugün kullandığımız terimlerin çoğu o dönemden kaldı.

Uygulama aynı hızda gelmedi. Firmalar, yedek tedarikçi bulundurmak ve tampon stok tutmak gibi tedbirleri fiilen benimsemek için pandemiyi bekledi. Japon imalatçı firmalar üzerine yapılan bir çalışma, ithalata dayalı çalışan firmaların pandemiden sonra ara mal stoklarını kalıcı biçimde artırdığını ortaya koyuyor.

Şimdi o dönüş de çözülüyor. McKinsey’in tedarik zinciri yöneticileriyle yaptığı ankette katılımcıların %46’sı risk tamponlarını azaltmayı veya tamamen kaldırmayı planladığını belirtti. Mevcut stok seviyesini korumayı düşünenlerin oranı %47, tamponları artırmayı planlayanların oranı ise %7’de kaldı. Yirmi beş yılda zorunlu katman bir kez bile geri alınmadı, gönüllü katman ise ilk maliyet baskısında elden çıkarılıyor. Aradaki fark tedbirlerin isabetiyle ilgili görünmüyor. Zorunlu katman bir uyum yükümlülüğü olarak bütçede sabit bir kalem, gönüllü katman ise her bütçe döneminde yeniden savunulması gereken bir tercih.

Türkiye Hangi Şeritte?

Türkiye bu mimariye 2013’te katıldı. 10 Ocak 2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan, Gümrük İşlemlerinin Kolaylaştırılması Yönetmeliği ile Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü (YYS) uygulamaya girdi ve ilk aşamada yalnızca beş firma belge aldı. Uluslararası Yetkilendirilmiş Yükümlü Derneği Başkanı Mehmet Altay Yegin’in aktardığına göre, bu sayı Kasım 2025 itibarıyla 796 firmaya ulaştı. Yegin, statünün doğuşunu doğrudan 2001’deki saldırılara ve gümrük idarelerinin ardından benimsediği, “önce güvenlik sonra ticaret” anlayışına bağlıyor.

İlk karşılıklı tanıma anlaşması, 2014’te Güney Kore ile imzalandı. Uzun süredir beklenen adım ise 16 Temmuz 2026’da geldi. AB-Türkiye Gümrük İşbirliği Komitesi iki tarafın programlarını karşılıklı tanıyan kararı kabul etti ve Avrupa Komisyonu kararı duyururken, gümrük idarelerinin risk analizlerinde ve kontrol seviyesini belirlerken karşı tarafın verdiği statüyü dikkate alabileceğini bildirdi.

Kararın yürürlüğe girmesi bir şarta bağlı. Yetkilendirilmiş yükümlülere ilişkin yapılandırılmış bilgi değişimi mekanizması kurulana kadar uygulama başlamıyor. Türkiye’nin Avrupa Birliği ile 1995’ten bu yana yürürlükte olan gümrük birliği ilişkisi düşünüldüğünde, kararın Türk ihracatçısı açısından taşıdığı ağırlık açık. Belgesi bulunmayan bir firma için mekanizmanın kurulmasına kadar geçecek süre, hazırlık açısından kullanılabilecek bir zaman aralığı anlamına geliyor.

Bu tabloda 796 sayısının kendisi de bir gösterge. Türkiye’nin ihracatçı ve ithalatçı firma sayısı yüz binlerle ifade edilirken, statü sahibi firma sayısının sekiz yüze yaklaşması, belgenin hala dar bir grubun elinde olduğunu söylüyor.

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber 11 Eylül'den Doğan Gümrük Düzeni 25 Yıldır Neden Hiç Geri Alınmadı

Yirmi beş yılın satın alma açısından bıraktığı ders, tedbirlerin niteliğinden çok bağlandıkları yerle ilgili. Sözleşmeye, belgeye ve mevzuata bağlanan tedbir, maliyet baskısı altında bile ayrıca savunulmak zorunda kalmadan yaşıyor. Yöneticinin takdirine bırakılan tedbir, iyi tasarlanmış olsa bile ilk bütçe görüşmesinde masadan kalkabiliyor. Bu ayrım, tedarik zinciri dayanıklılığını bir niyet meselesi olmaktan çıkarır ve kurumsal bir tasarım sorusuna dönüştürür. Bir firma stok politikasını, çoklu kaynak kuralını ya da tedarikçi denetim döngüsünü hangi belgeye ve hangi sözleşme maddesine bağladıysa, o tedbir o ölçüde kalıcı oluyor. Bir tedbirin ömrünü belirleyen şey, ne kadar doğru tasarlandığı kadar kuruma ne kadar sıkı bağlandığıdır.


İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:

Kurumunuzun satınalma ve tedarik zinciri fonksiyonunu sağlam, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik Eğitimi Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimi

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 

Satınalma Dergisi
Satınalma Dergisihttps://satinalmadergisi.com
KURUMSAL PAZARDA 13. YIL HABER & LANSMAN: dergi@satinalmadergisi.com REKLAM: reklam@satinalmadergisi.com ABONELİK: abone@satinalmadergisi.com Tel : (546) 740 10 10

PAYLAŞIMLAR

Lütfen yorumunuzu girin !
Lütfen adınızı giriniz.

Şirketler için Eğitim Kataloğu

📚 Eğitim Kataloğu
Sürdürülebilirlik ve Tedarikçi Ekosistemi
Şirket Profili Oluşturun