Kısmi Süreli İş Sözleşmesi ile Çalışan İşçinin Yıllık Ücretli İzni Nasıl Kullandırılır?

Kısmi Süreli İş Sözleşmesi Ile çalışan İşçinin Yıllık ücretli İzni Nasıl Kullandırılır Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Kısmi Süreli İş Sözleşmesi ile Çalışan İşçinin Yıllık Üc­retli İzni Nasıl Kullandırılır?

Lütfi İNCİROĞLU

İş sözleşmeleri, uygulamada genellikle görüldüğü gibi iş­yerinde sürdürülen haftalık (45 saat) ve günlük (7,5 saat) çalışma sürelerine uygun olarak tam süreli (full time) yapılabileceği gibi, işyerinde uygulanan çalışma sürelerinin altında kısmi bir çalışma süresini (part time) konu alabi­lecek biçimde de yapılabilir [1].

Genellikle kısmi çalışmalar haftanın belirli günlerinde tam gün, hafta­nın her günü belirli süre veya haftada bir ya da iki gün için belirli bir süre olarak kararlaştırılabilir. Örneğin işyerlerinde daha çok danışmanlık hizmeti veren işyeri hekimleri, iş güvenliği uzmanları, hukukçu, muhasebeci ve mali müşavirler, mühendis gibi vasıflı elemanlar yanında, haftanın belirli günleri temizlik hizmeti gören işçilerle yapılan iş sözleşmeleri kısmi süreli işlerde yapılan sözleşmelerdir. Bu tür sözleşmeler, bir ya da birden çok işverenle ya­pılabileceği gibi işçinin bu gibi işlerden başka serbest çalışması da söz konusu olabilmektedir[2]. Diğer yandan, öğrencilerin, ev kadınlarının ve emeklilerin otellerde, tatil köylerinde ve çeşitli büro işlerinde kısmi süreli işlerde çalış­maları da kısmi süreli çalışma biçimleridir.

4857 sayılı Kanunun 13’üncü maddesi, kısmi süreli iş sözleşmeleri ile tam süreli iş sözleşmelerinin tanımını şöyle yapmıştır; “işçinin normal haf­talık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşme kısmi sü­reli iş sözleşmesidir”. Burada en önemli ölçüt, tam süreli iş sözleşmesi kar­şısında kısmi süreliden söz edebilmek için “önemli ölçüde daha az” bir haf­talık çalışma süresinin sözleşmede tespit edilecek olmasıdır. Örneğin, işye­rinde uygulanan tam süreli iş sözleşmesi için haftalık çalışma süresi 45 saat ise, kısmi süreli çalışma için 3 4 saat gibi daha az çalışma değil, tam süreli iş sözleşmesi ile yapılan emsal çalışmanın “üçte ikisi” oranına kadar yapılan, yani 30 saate kadar haftalık çalışma süresine göre istihdam edilen işçi, kısmi süreli sözleşmeye göre istihdam edilen kimse olarak kabul edilecektir. Yar­gıtay’a göre, “Kanununun 13. maddesine göre ‘‘işçinin normal haftalık ça­lışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşme kısmi süreli iş sözleşmesi­dir. Kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalıştırılan işçi, ayırımı haklı kılan bir neden olmadıkça, salt iş sözleşmesinin kısmi süreli olmasından dolayı tam süreli emsal işçiye göre farklı işleme tabi tutulamaz. Kısmi süreli çalışan işçinin ücret ve paraya ilişkin bölünebilir menfaatleri, tam süreli emsal işçiye göre çalıştığı süreye orantılı olarak ödenir’‘[3].

Kısmi süreli hizmet akdiyle çalışan işçiye ayrımı haklı kılan bir neden bulunmadıkça salt bu nedenle farklı bir işlem yapılamayacağı Kanunda öngörülmüştür. İşçinin, ücretinin veya diğer parasal haklarının tam süreli emsal işçinin çalışma süresi ve ücretine göre oranlanmak suretiyle belirlenecek olan haklarını talep etmesi mümkündür. Bundan başka 4857 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesinde bu yönde ayrım açık biçimde yaptırıma tabi tutulmuş olmakla eşit davranma borcuna aykırılık tazminatının talep edilmesi de olanaklıdır. Ayrımın sonuçları para veya para ile ölçülebilen menfaatlere dair değilse, sadece eşit davranma borcuna aykırılık tazminatının ödetilmesi söz konusu olur.

Kısmi çalışma Kanunda yer almasına rağmen kıdemin nasıl belirleneceği ihbar, izin gibi haklardan nasıl yararlanacağı, bu haklarla ilgili hesap şekli yine normatif olarak düzenlenmiş değildir. Konu, Yargı kararlarıyla çözüme kavuşturulmaktadır. Buna göre, kısmi çalışma ister haftanın bir veya bazı günleri çalışma şeklinde gerçekleşsin, ister her gün birkaç saat şeklinde olsun, işçinin işyerinde çalışmaya başladığı tarihten itibaren bir yıl geçince kıdem tazminatı hakkının doğabileceği ve izne hak kazanacağı Dairemizce kabul edilmiştir (Yargıtay 9. HD. 12.2.2008 gün 2007/ 31462 esas, 2008/ 108 karar). Hesaplamada esas alınacak ücret ise işçinin kısmi çalışma karşılığı aldığı ücret olmalıdır.

Sonuç olarak, kısmi süreli ya da çağrı üzerine iş sözleşmesi ile çalışanlar iş sözleşmeleri devam ettiği sürece her yıl için hak ettikleri izinleri, bir sonraki yıl izin süresi içine isabet eden kısmi süreli iş günlerinde çalışmayarak kullanır. Örneğin haftada 2 gün kısmi süreli çalışan işçi, 14 günlük yıllık ücretli iznini 2 hafta içinde fiilen çalıştığı günlere isabet eden 4 günde çalışmayarak kullanabilecektir.

Kısmi Süreli İş Sözleşmesi Ile çalışan İşçinin Yıllık ücretli İzni Nasıl Kullandırılır Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemwww.incirogludanimanlik.com sayfasında yayımlanan blog yazıları, hakemli makale formatında olmayıp bilgi verme amaçlıdır. Kesinlikle hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliğinde değildir.

Lütfi İNCİROĞLU

 

 

Kaynaklar:

[1] DEMİR, Fevzi, İş Hukuku ve Uygulaması, s.94-95; KILIÇOĞLU/ŞENOCAK, s.275; GÜVEN/AYDIN, s.111; ŞAKAR, s.81-82; ALPER/KILKIŞ, s.4; SEVİMLİ, K.Ahmet, 4857 sayılı Kanunda Düzenlenen Kısmi Süreli İş Sözleşmesi, İstanbul 2019, s.9 vd; ÇİL, İş Hukuku Yargıtay İlke Kararları, s.385.

[2] ÇELİK, Nuri, s.78; DEMİR, İş Hukuku ve Uygulaması, s.94; EKMEKÇİ/YİĞİT, s.65-66; SEVİMLİ, 4857 sayılı Kanunda Düzenlenen Kısmi Süreli İş Sözleşmesi, s.9 vd.

[3] Y9HD.14.3.2011 T., E.2010/26763, K.2011/6748 Legalbank; KILIÇOĞ­LU/ŞEN-OCAK, s.276; ŞAKAR, s.82; ALPER/KILKIŞ, s.41-42; EKMEK­Çİ/YİĞİT, s.66; SEVİMLİ, 4857 sayılı Kanunda Düzenlenen Kısmi Süreli İş Söz­leşmesi, s.9 vd; ÇİL, Şahin, İş Hukuku Yargıtay İlke Kararları, s.385.

Belirsizlikten Korkan Lider Kontrol Etmeye Çalışır

Belirsizlikten Korkan Lider Kontrol Etmeye çalışır
Belirsizlikten Korkan Lider Kontrol Etmeye Çalışır

Belirsizlikten Korkan Lider Kontrol Etmeye Çalışır

M.Efsun Yüksel Tunç

Eğitmen ve Yönetim Danışmanı

Belirsizlikten korkan lider kontrol etmeye çalışır, belirsizliği kabul eden lider ise yön gösterir…

Uzun yıllar boyunca iş dünyasında liderliği, her sorunun cevabını bilen insanlar üzerinden tanımladık. Güçlü lider; kararlı olan, hızlı karar veren, emin konuşan ve ekibine net cevaplar sunan kişi olarak görüldü. Oysa bugün iş dünyasına baktığımızda çok farklı bir gerçekle karşı karşıyayız.

Artık en başarılı liderler, geleceği en iyi tahmin edenler değil; belirsizlik içinde en sağlıklı kararları alabilenler oluyor. Bu değişimi belki de en yoğun yaşayan fonksiyonların başında satın alma geliyor. Çünkü satın alma artık yalnızca fiyat pazarlığı yapan ya da sipariş yöneten bir departman değil.

Küresel riskleri okuyan, tedarik zincirini yöneten, alternatif senaryolar üreten, kur risklerini takip eden, jeopolitik gelişmeleri değerlendiren, sürdürülebilirlik kriterlerini gözeten ve tüm bunları yaparken şirketin operasyonunu kesintisiz sürdürmeye çalışan stratejik bir yapı hâline geldi.

Böyle bir dünyada en büyük yanılgı ise hâlâ aynı. Belirsizliği ortadan kaldırabileceğimizi düşünmek. Oysa gerçek şu ki; belirsizlik ortadan kalkmıyor. Sadece şekil değiştiriyor.

Pandemi bitti derken yeni lojistik krizleri başladı. Lojistik dengelendi derken enerji maliyetleri yükseldi. Enerji tarafı sakinleşti derken jeopolitik riskler gündeme geldi. Bugün yapay zekâ konuşuyoruz. Yarın bambaşka bir dönüşüm konuşacağız. Belirsizlik artık istisna değil. İş hayatının yeni normali. Tam da bu nedenle liderlik anlayışımızı yeniden düşünmemiz gerekiyor.

Çünkü belirsizlikten korkan lider, çoğu zaman kontrolü artırmaya çalışıyor. Daha fazla rapor istiyor. Daha fazla onay mekanizması kuruyor. Daha fazla toplantı yapıyor. Daha fazla veri toplamaya çalışıyor. Aslında bütün bunların altında tek bir ihtiyaç yatıyor. Kesinlik.

Fakat burada kritik bir soru sormamız gerekiyor. Gerçekten daha fazla veri, her zaman daha iyi karar almamızı sağlar mı? Elbette veri çok değerlidir. Satın alma zaten veriye dayalı karar verme disiplinidir. Ancak bazı kararlar vardır ki, dünyanın en kapsamlı raporlarını önünüze koysanız bile geleceği kesin olarak gösteremez.

  • Yeni bir tedarikçi başarılı olacak mı?
  • Bir ülkeye uygulanacak yaptırımlar genişleyecek mi?
  • Döviz kuru altı ay sonra nasıl seyredecek?
  • Yeni teknoloji gerçekten beklenen dönüşümü sağlayacak mı?

Bu soruların ortak özelliği şudur. Hiçbirinin kesin cevabı yoktur. İşte burada liderlik ile yöneticilik arasındaki fark ortaya çıkıyor. Yönetici belirsizliği azaltmaya çalışır. Lider ise belirsizlik içinde yön göstermeyi öğrenir. Bu iki yaklaşım arasında ince fakat çok önemli bir fark vardır.

Kontrol odaklı liderler, ekiplerine güven vermek adına çoğu zaman kesin ifadeler kullanırlar.

  • “O iş kesin olur.”
  • “Bu tedarikçi bizi üzmez.”
  • “Böyle bir risk yaşanmaz.”

Oysa deneyimli profesyoneller bilir ki, iş hayatında “kesin” kelimesi çoğu zaman en riskli kelimelerden biridir. Çünkü gerçek güven, her şeyi bildiğini iddia etmekten doğmaz. Gerçek güven, bilinmeyeni de dürüstçe konuşabilmekten doğar. Başarılı satın alma ekiplerine baktığımızda ortak bir özellik görüyoruz. Onlar tek bir plana güvenmiyor. Senaryolar hazırlıyor. Alternatif tedarikçiler geliştiriyor. Risk haritaları oluşturuyor. “Kötü ihtimal gerçekleşirse ne yaparız?” sorusunu bugünden konuşuyor. Çünkü güçlü ekipler geleceği tahmin etmeye çalışmıyor. Geleceğe hazırlanıyor. Belirsizliği kabul etmek pasif olmak anlamına gelmiyor. Tam tersine daha hazırlıklı olmak anlamına geliyor.

Belki de bugün satın alma liderlerinin ekiplerine verebileceği en değerli mesaj şu olabilir:

“Her şeyi bilmiyor olabiliriz. Ancak birlikte doğru soruları sorabiliriz. Alternatifler geliştirebiliriz. Riskleri öngörebiliriz. Ve değişen koşullara hızla uyum sağlayabiliriz.”

İşte dayanıklı organizasyonlar tam da bu anlayış üzerine kuruluyor. Çünkü günümüzün rekabet avantajı, yalnızca maliyet avantajı değil. Belirsizlik karşısında soğukkanlı kalabilme becerisi. Belki de geleceğin en başarılı satın alma liderleri, en güçlü pazarlığı yapanlar değil, belirsizlik arttığında ekibine güven veren, yön gösteren ve öğrenmeye devam eden liderler olacak.

Çünkü artık başarının ölçüsü yalnızca doğru karar vermek değil. Yeterince bilgi olmadığında da sağlıklı karar verebilmektir. Ve belki de liderliğin en güçlü tanımı bugün tek bir cümlede saklı:

Belirsizlikten korkan lider kontrol etmeye çalışır. Belirsizliği kabul eden lider ise yön göstermeye odaklanır.

M.Efsun Yüksel Tunç

Eğitmen ve Yönetim Danışmanı

Yaşam ve Yönetici Koçu

efsun@indus.com.tr

https://www.linkedin.com/in/efsunyukseltunc/

Instagram @indusefsun

Haberinizle Birlikte Şirket Profiliniz de Yayımlansın

şirket Profili Oluşturun
Şirket Profili Oluşturun

SATINALMA DERGİSİ’NDEN YENİ UYGULAMA

Dergide Şirket Profilinizle Yer Alın

Kurumsal Katılımcı Profili ile şirket logonuz, kısa kurum tanıtımınız ve iletişim bilgileriniz yayımlanan haberinizle birlikte sol sütunda okuyuculara sunulsun.

Özellikle KOBİ’ler, yeni girişimler ve teknokent firmaları için önemli bir kurumsal görünürlük fırsatı sunan bu ücretsiz uygulama ile şirketinizin uzmanlığını ve kurumsal kimliğini daha geniş bir profesyonel kitleye ulaştırabilirsiniz.

Saygılarımla,

Prof. Dr. Murat ERDAL
Satınalma Dergisi – Editör

Firma Profili Oluşturma
Firma Profili Oluşturma

Uygulama Örneği

Kurumsal Katılımcı Profili: Sirius AI Tech

Yazı Başlığı: Lojistik Sektöründe Yapay Zekâ: Dijital Dönüşümün Yeni Yüzü

Makale Bağlantısı: https://satinalmadergisi.com/lojistik-sektorunde-yapay-zeka-dijital-donusumun-yeni-yuzu/

Yazı sayfasının sol bölümünde Sirius AI Tech logosu, kısa şirket bilgisi ve kurumsal profil alanı yer almaktadır.

Kurumsal Katılımcı Profilinde Neler Yer Alır?

  • Şirketin tam ticari unvanı
  • Şirket logosu
  • Kısa şirket tanıtımı
  • Faaliyet alanı
  • Kurumsal web sitesi
  • Kurumsal e-posta adresi
  • LinkedIn ve diğer sosyal medya bağlantıları
  • Başvuruyu yapan yetkilinin adı ve soyadı
  • Yetkilinin şirketteki görevi
  • Yetkilinin kurumsal e-posta adresi

Başvuruyu ileten kişinin, şirket bilgileri ile logo ve görsellerin paylaşımı konusunda gerekli kurumsal yetkiye sahip olması beklenmektedir.

BAŞVURU SONRASI:

Kurumsal Katılımcı Profili oluşturmak için şirket logo ve bilgilerinizi dergi@satinalmadergisi.com a  iletebilirsiniz.

Haber ve Bültenlerini gönderdiğinizde şirket profiliniz, sosyal medya hesap linkleriniz artık otomatik olarak www.satinalmadergisi.com internet sayfalarının sol tarafında görünecektir.

KVKK Bilgilendirmesi

Başvuru kapsamında iletilen yetkili adı, soyadı, görevi, kurumsal e-posta adresi ve diğer iletişim bilgileri; Kurumsal Katılımcı Profilinin oluşturulması, başvurunun değerlendirilmesi ve iletişim süreçlerinin yürütülmesi amacıyla işlenecektir.

Kurumsal profilde yayımlanması istenen şirket bilgileri, logo, internet sitesi ve sosyal medya bağlantıları Satınalma Dergisi web sitesinde kamuya açık olarak paylaşılacaktır. Başvuru sahibi, ilettiği bilgi ve görselleri paylaşmaya yetkili olduğunu kabul ve beyan eder.

Yayın İlkeleri ve Kurumsal İçerik

  1. Sektörel ve Mesleki Değer Üretimi

Sektörel bilgi paylaşımına ve mesleki gelişime katkı sağlayan içerikler değerlendirmeye alınır.

  1. Editoryal Değerlendirme

Gönderilen tüm içerikler Satınalma Dergisi editörlüğü tarafından değerlendirilir. Editoryal açıdan uygun bulunmayan içerikler yayımlanmaz.

  1. Reklam ve Satış Sınırı

Doğrudan ürün veya hizmet satışı amacı taşıyan; kampanya, fiyat, yoğun marka tanıtımı veya satış çağrısı içeren metinler yayımlanmaz.

Kurumsal Katılımcı Profili, ücretsiz reklam alanı olarak kullanılamaz.

  1. Yayın Garantisi Bulunmaması

Kurumsal profil oluşturulması, gönderilen her içeriğin yayımlanacağı anlamına gelmez. Yayın kararı; okuyucu faydası, mesleki değer, özgünlük ve editoryal takvim dikkate alınarak verilir.

  1. Özgünlük ve Kaynak Kullanımı

İçeriklerin özgün olması esastır. Kullanılan kaynaklar ve yapılan alıntılar açıkça belirtilmelidir. Telif haklarını ihlal eden içerikler değerlendirmeye alınmaz.

  1. Editoryal Düzenleme Hakkı

Satınalma Dergisi editörlüğü; başlık, özet, anlatım ve içerik akışı üzerinde yayın standartları doğrultusunda düzenleme yapabilir. Reklam veya tanıtım niteliğindeki bölümler çıkarılabilir.

  1. Bilgi ve Görsel Sorumluluğu

Gönderilen metin, bilgi, logo, fotoğraf ve diğer görsellerin doğruluğu ile kullanım haklarından içeriği veya başvuruyu ileten kişi ve kurum sorumludur.

  1. Görünürlük Alanı

Kurumsal Katılımcı Profilleri, ilgili yazı ve yayın sayfalarında görüntülenir.

BAŞVURU SONRASI:

Kurumsal Katılımcı Profili oluşturmak için şirket logo ve bilgilerinizi dergi@satinalmadergisi.com a  iletebilirsiniz.

Haber ve Bültenlerini gönderdiğinizde şirket profiliniz, sosyal medya hesap linkleriniz artık otomatik olarak www.satinalmadergisi.com internet sayfalarının sol tarafında görünecektir.

Bilgi: https://satinalmadergisi.com/urun/kurumsal-katilimci-profilinizi-olusturun/

Anahtar Sözcükler: firma, firma profili, Kurumsal Katılımcı Profilinizi Oluşturun, kurumsal pazar, müşteri, haber, basın bülteni, Satınalma Dergisi, içerik, şirket profili, KOBİ, teknokent, girişim, start-up

Akca Lojistik’ten üniversite adaylarına “Kariyerine lojistikle yön ver” çağrısı

1785134861 Depo Calisma

2026 Küresel Yetenek Açığı Araştırması’na göre, Türkiye’de en fazla yetenek açığı ticaret ve lojistik sektöründe yaşanıyor. İşverenlerin yüzde 89’u nitelikli çalışan bulmakta zorlanırken, Akca Lojistik Genel Müdürü Enes Akça, YKS tercih dönemi öncesinde gençleri lojistik sektörünün sunduğu kariyer fırsatlarını değerlendirmeye davet etti.

41 ülkede 39 binden fazla işverenle gerçekleştirilen 2026 Küresel Yetenek Açığı Araştırması, Türkiye’de işverenlerin yüzde 78’inin nitelikli çalışan bulmakta sorun yaşadığını ortaya koydu. Araştırmaya göre en yüksek yetenek açığının yaşandığı sektörler ise ticaret ve lojistik. Bu sektörlerdeki işverenlerin yüzde 89’u, ihtiyaç duyduğu nitelikte çalışan bulmakta zorlandığını belirtti.

Araştırma sonuçlarını değerlendiren Akca Lojistik Genel Müdürü Enes Akça, dijitalleşmeyle birlikte taşımacılık ve depolama operasyonlarının yönetim biçiminin önemli ölçüde değiştiğini belirterek şunları söyledi:

“Lojistik artık yüksek teknolojiyle yönetilen stratejik bir sektör. Yapay zeka destekli planlama sistemleri, veri analitiği, robotik ve otomasyon uygulamaları tüm sektörlerde olduğu gibi lojistikte de iş yapış biçimlerini dönüştürüyor. Bu değişim, sektörümüzde farklı disiplinlerden nitelikli çalışanlara ihtiyacı da her geçen gün artırıyor. Gençler için geniş bir kariyer alanı sunan lojistikte özellikle mühendislik, yazılım, veri analitiği, süreç yönetimi ve sosyal bilimler alanlarında yetişmiş insan kaynağına büyük ihtiyaç var.”

1785134864 Enes Ak A
Akca Lojistik Genel Müdürü Enes Akça

Akça: “Yabancı dil bilen profesyoneller sektörde belirleyici olacak”

Yaklaşık 1,7 milyon kişinin istihdam edildiği lojistik sektöründe lisans ve lisansüstü mezun oranı %20-25, yabancı dil bilenlerin oranının ise %20 seviyelerinde olduğuna dikkat çeken Akça, sektörde ihtiyaç duyulan yetkinliklere ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Küresel ölçekte faaliyet gösteren lojistik şirketleri açısından yabancı dil bilgisi büyük önem taşıyor. Analitik düşünebilen, teknolojiye hâkim ve lisan bilen gençlerin sektörümüzde çok önemli fırsatlar yakalayacağına inanıyorum.”

Akça: “Gençleri lojistikte kariyer yapmaya davet ediyoruz”

1785134861 Depo CalismaYKS’de tercih döneminin yaklaştığını hatırlatan Akça, gençlerin tercihlerini yaparken sektörlerin geçirdiği dönüşümü ve gelecekte ihtiyaç duyulacak yetkinlikleri de göz önünde bulundurmaları gerektiğini belirterek, “Üretimden e-ticarete, otomotivden perakendeye ekonominin hemen her alanına dokunan lojistik, stratejik öneme sahip bir sektör. Lojistik; teknoloji, veri analitiği ve operasyon yönetiminin bir arada yürütüldüğü, sürekli gelişen dinamik bir çalışma alanı. Bu yapı, gençlere sektörde çok farklı uzmanlık alanlarında kariyer fırsatları sunuyor. Tercih dönemindeki gençlerin sektörümüzü yakından tanımalarını ve kariyer planlarını yaparken bu alanı güçlü bir alternatif olarak değerlendirmelerini tavsiye ediyorum.” dedi.

Müşteri Satış Temsilcisini Şikayet Ettiğinde Ne Yapılmalı?

Müşteri Satış Temsilcisini şikayet Ettiğinde Ne Yapılmalı
Müşteri Satış Temsilcisini Şikayet Ettiğinde Ne Yapılmalı

Müşteri Satış Temsilcisini Şikayet Ettiğinde Ne Yapılmalı?

Kurumsal Müşteri Dünyası | Yönetim Vakası No: 2

Her hafta yönetim katına taşınan gerçek satış, müşteri ve müzakere vakaları.

“Kurumsal pazarlarda ilişki yönetimi ve güven, tekrarlı satışların temelini oluşturur.”
Prof. Dr. Murat Erdal merdal@istanbul.edu.tr

Kurumsal müşteriler yalnızca satın aldıkları ürün veya hizmeti değil; satış temsilcisinin iletişimini, tutarlılığını ve iş ortağı olarak sergilediği profesyonelliği de değerlendirir. İlişki geçmişi müşterinin zihninde her zaman tazedir. Geçmişte kurulan güven, sonraki satın alma kararlarını doğrudan etkiler.

Satış yöneticileri, pazardan ve müşterilerden gelen şikayetleri doğru yaklaşımlarla ele almalıdır. Ortaya çıkan problem müşteriden, satış temsilcisinden ya da her iki taraftan kaynaklanabilir. Liderlik becerisi; gerçeği doğru analiz etmek, müşteriyi kaybetmeden ilişkiyi korumak ve aynı zamanda çalışanı yeniden kazanabilmekten geçer.

Satış Temsilcilerinde Motivasyon Sorunları Nasıl Yönetilmeli?

Tatlı Rüyalar Amerika’da küçük ve orta ölçekli perakende zincirlerine uyku destek cihazları satmakta çok başarılı olmuştur. İtibarını kaliteli ürün, güçlü hizmet, dürüstlük ve doğruluk üzerine inşa etmiştir. Şirket, başarısının büyük bir kısmını, kendisi ile müşterileri arasındaki güçlü ilişkileri sağlayan satış elemanlarına borçludur.

Satış Kanalı MüşteriTatlı Rüyalar’ın satış elemanlarının güçlü müşteri ilişkileri kurma becerisi, artan rekabete rağmen şirketin kârlılığını korumasına yardımcı olmuştur.

Mevcut Durum

Tatlı Rüyalar bölge satış müdürü Aylin kısa süre önce şirketin en büyük müşterilerinden birinden aşağıdaki mektubu aldı.

Aylin (Bölge Satış Müdürü),

Satış Temsicisi Motivasyonu Düşük
Motivasyonu Düşük Satış Temsicisi

Sevgili Aylin Şirketinizin ürünlerinden ve hizmetlerinden her zaman memnun kaldık. Bizi arayan satış temsilcisi Bike, memnuniyetimizi sağlamak için elinden geleni yaptı. Ancak son zamanlarda Bike’nin davranışlarında bazı değişiklikler fark ettim. Normalde şikayet etmezdim, fakat son zamanlarda gördüğümüz muamele alıştığımızdan çok farklı ve Bike için endişeleniyorum. Son birkaç aydır Bike’nin davranışlarında dramatik bir değişim olduğunu fark ettim.

Genellikle istikrarlı ve güvenilir olan davranışları düzensizleşti.
Planlanmış randevularının bazılarına geç kaldı ya da hiç gelmedi.
Bike ayrıca birkaç kez randevularını takip etmedi. Bazen bizi ziyaret ettiğinde o kadar hevesli oluyor ki neredeyse dayanılmaz bir hal alıyor, diğer ziyaretlerinde ise çok yorgun ve bitkin görünüyor. Daha önce de söylediğim gibi, yıllar boyunca ürünlerinizden ve hizmetinizden memnun kaldık, ancak bu tür davranışlar devam ederse, başka bir tedarikçi aramak zorunda kalacağız. İşimizi tehlikeye atmayı göze alamayız.

Saygılarımla,

Sevda – Satınalma Yöneticisi,
Sevgi Perakende

SATIŞ DEPARTMANINDA LİDERLİK ve MOTİVASYON

Aylin’in kafası karışmıştı. Bike onun en iyi performans gösteren çalışanlarından biriydi. 4 yıldır şirkette çalışıyordu ve son iki yıldır yılın satış elemanı seçilmişti.

Aylin, Bike’de bir değişiklik fark etmemişti ama son zamanlarda Bike ile pek doğrudan teması olmamıştı çünkü çabalarını yeni işe aldığı üç satış temsilcisi üzerinde yoğunlaştırmıştı. Bike’yle yüzleşmeli mi yoksa onu görmezden mi gelmeli diye düşünmektedir. Şirkete çok para kazandırmaktadır ve başka bir şikâyet de duymamıştır.

Aylin çeşitli düşünceler arasında gidip gelmektedir.
-Eğer onunla yüzleşirse, işi bırakabilir.
-Belki de Sevda sadece abartıyor ve gerçekten başka bir şeye üzülüyor.
-Belki de Sevda ile yüzleşilmesi gerekiyor.
-Onu görmezden gelmek büyük bir müşterinin kaybedilmesine neden olabilir.

Motiva Kal Satış Eğitimi Murat Edal

 

 

Yönetim Perspektifi

En başarılı satış temsilcileri bile zaman zaman desteğe ihtiyaç duyabilir.

Satış yöneticileri, yalnızca satış rakamlarını değil; müşteri geri bildirimlerini, çalışan davranışlarını ve ekip motivasyonunu birlikte değerlendirir. Doğru liderlik, hem müşteriyi hem de değerli çalışanları kaybetmeden sorunları erken aşamada çözebilmektir.

Sorular:

  1. Aylin’in yerinde siz olsanız konuyu nasıl ele alırsınız?
    – Bike ile yüzleşmeli mi? Görmezden mi gelmeli? Neden?
  2. Bike’nın kişisel ya da mesleki sorunları varsa, Aylin’e ne yapmasını önerirsiniz? Gelecekte bu gibi sorunları nasıl önleyebilirsiniz?

Rol Canlandırma Senaryo Çalışması için ekibimizden 3 gönüllü arkadaşımızı seçelim.

Kurumsal Satış Eğitimi Rol Canlandırma çalışması
Kurumsal Satış Eğitimi – Rol Canlandırma Çalışması

Karakterler:

  • Aylin, bölge satış müdürü
  • Bike, satış temsilcisi
  • Sevda, müşteri satın alma yöneticisi

 

 

Eğitim İçeriği: Kurumsal Satış ve Satışçı Yönetimi Eğitimi

Kurumsal Satış Ve Satışçı Yönetimi Eğitimi
Kurumsal Satış Ve Satışçı Yönetimi Eğitimi

Anahtar Sözcükler:

Kurumsal Müşteri, müşteri Şikayeti, şikayet, şikayet yönetimi, Sadakat, Müşteri Kaybı, eğitim, kurumsal pazar, kurumsal satış, satış eğitimi, müşteri, endüstriyel, Murat Erdal, rol canlandırma, motivasyon, satış müdürü, liderlik, satış temsilcisi, rol canlandırma

 

 

Türkiye ve Arnavutluk Ticaret Hacmi ve Türk Şirketler için Yatırım Fırsatlarında Son Durum

Türkiye Ve Arnavutluk Ticaret Hacmi Ve Türk şirketler Için Yatırım Fırsatlarında Son Durum Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Türkiye ve Arnavutluk Ticaret Hacmi ve Türk Şirketler için Yatırım Fırsatlarında Son Durum

Doç. Dr. Duygu HIDIROĞLU

Türkiye Ve Arnavutluk Ticaret Hacmi Ve Türk şirketler Için Yatırım Fırsatlarında Son Durum Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemArnavutluk Merkez Bankası verilerine göre, Türkiye’ye bağlı şirketler 2010 yılına gelindiğinde Arnavutluk’ta en çok faaliyet gösteren doğrudan yabancı yatırımcılar listesinde 5. sıraya yerleşmiştir. 2010 yılında toplam 279 milyon Euro yatırım yapan Türk şirketlerin yatırım yaptıkları başlıca sektörler ise iletişim,  finans ve üretim sektörleridir. Türk şirketleri Arnavutluk’taki yatırımlarını sürekli olarak artırmakta ve Arnavutluk’ta sabit hat operatörleri Albtelecom, Eagle Mobile ve Kombetare Tregtare Bankası (BKT Bank) ile ortaklaşa yatırımlarda bulunarak iki ülke arasındaki ticari hacmin gitgide artmasına katkıda bulunmaktadırlar.

Öte yandan, Türkiye’nin Kurum şirketi tarafından işletilen Elbasan’da bulunan çelik üretim tesisi ve 1992’den beri Arnavutluk’ta Türkçe orta öğretim ve lise sistemini kuran özel bir üniversiteyi de bünyesinde barındıran Türk eğitim şirketi de iki ülkenin ticari hacminin büyümesine vesile olmaktadır.

Tabi Türkiye ve Arnavutluk ilişkileri söz konusu olduğunda eğitime yönelik yatırımlar denildiğinde ilk akla gelen Türkiye Maarif Vakfı’nın yaptığı çalışmalardır. Türkiye Maarif Vakfı Tiran’da eğitim ve öğretim faaliyetleri yürüten; uluslararası akademik ve kültürel ortaklıklara katkı sağlayan önemli bir kurumdur. TİKA (Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı) ise yine ülkede Tiran koordinatörlüğü aracılığıyla kalkınma yardımları, sosyal destek projeleri ve ortak kültürel/akademik paneller vb. faaliyetler düzenleyen önemli bir diğer Türk kurumudur.

Arnavutluk’un başkenti Tiran 2025 yılında Türkiye- Arnavutluk Yatırım Forumu’na ev sahipliği yaptı. Bu ticari ilişkilerin iki ülke arasında daha da güçlendirilmesine yönelik düzenlenen Yatırım Forumu’nda Arnavutluk özellikle turizm sektöründe Türkiye’nin yatırımlarını artırması çağrısında bulunda. 2010 yılından sonra 2025 yılına geçen 15 yıllık süreçte yabancı yatırımcılar listesinde kritik sektörlerde 2. sıraya kadar yükselen Türk şirketlerinin önümüzdeki yıllarda sektörleri çeşitlendirerek özellikle turizm sektöründe yapacağı ek yatırımlarla listede ilk sırada yer alması kaçınılmaz görünüyor.

Arnavutluk Başbakanı Sali Berisha gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretlerinde sıklıkla Türk şirketlerine Arnavutluk’taki kıyı ve dağlık bölgelere turizm yatırımı yapmaları hususunu dile getiriyor. Arnavutluk’ta Türk şirketlerinin yapacağı yatırımlarda kendilerinden 8 yıl süresince vergi alınmayacağına dair ise eşsiz yatırım fırsatlarına dikkat çekiyor.

Ankara’da yine geçtiğimiz yıl (2025)’te düzenlenen Türkiye-Arnavutluk İş Forumu’nda katılan Başbakan Berisha, Türk şirketlerinin ticari başarılarından ve Türkiye ekonomisinin gelişmişliğinden övgüyle bahsetmiş; iki ülke arasında sunulacak ek ticari fırsatlarla ekonomik ilişkilerin potansiyelini ortaya çıkarmak gerekliliğine dikkat çekmiştir. Söz konusu İş Forumu’nda ayrıca, hidroelektrik santrali, madencilik vb. enerji yatırımlarına yönelik Türkiye özelinde Türk iş insanlarına sağlanabilecek birtakım ticari imtiyazlar da dile getirilmiştir.

Türkiye ile Arnavutluk arasındaki ticaret hacmi son 10 sene içinde yaklaşık 85 milyon dolardan yaklaşık 400 milyon dolara yükselmiştir. Ancak bu bile Türkiye Arnavutluk arasında gerçekleşebilecek ticaret hacmi potansiyelinin çok altında bir rakamdır. Erişilebilecek ticaret potansiyelinin ise var olanın en az 5 katı olduğu düşünülmektedir.

Türkiye Ve Arnavutluk Ticaret Hacmi Ve Türk şirketler Için Yatırım Fırsatlarında Son Durum Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemGelecekte Avrupa Birliği çatısı altına girmesi beklenen Arnavutluk’un yabancı yatırımcılar için daha da cazip hale gelebileceği bilinmekle birlikte, Arnavutluk’un Avrupa kurumlarıyla bütünleşmesinin yatırımcılar için çok önemli fırsatlar sunacağı da öngörülmektedir.

Doç. Dr. Duygu HIDIROĞLU

Kocaer Çelik’in ABD Hamlesi, Türk Çeliği Adına Ne Anlatıyor?

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber Kocaer çelik'in Abd Hamlesi, Türk çeliği Adına Ne Anlatıyor

Kocaer’in ABD Kararı ve Türk Çeliğinin Yeni Rekabet Cephesi

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber Kocaer çelik'in Abd Hamlesi, Türk çeliği Adına Ne AnlatıyorKocaer Çelik, geçtiğimiz hafta aldığı yönetim kurulu kararıyla, Amerika Birleşik Devletleri’nde üretim, satış ve pazarlama fonksiyonlarının yürütüleceği yeni bir şirket kurma kararını Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirdi. Kurulacak yapıda şirket hakim ortak olarak yer alacağı ve alınan kararın firmanın uluslararası büyüme stratejisinin bir parçası olarak duyuruldu.

İlk bakışta bu, büyüyen bir ihracatçının olağan bir yurt dışı yatırım adımı gibi okunabilir. Oysa bir Türk çelik profil üreticisinin, Dünya’nın en korunaklı çelik pazarının içinde üretim yapmaya karar vermesi, tek bir yatırımdan da öte, bir eşiğin aşılma biçimine işaret eder. Bu karar bir ihracat sevkiyatı değil, tarife duvarlarıyla çevrili bir pazarın içine yerleşme kararıdır ve asıl anlamı da burada saklıdır.

Bu yazının konusu da tam olarak bu eşiktir. Bir çelik üreticisinin ürününü üretebilmesi ile o ürünü belirli bir pazarda satabilmesi arasında çoğu zaman görünmeyen bir mesafe vardır ve bu mesafeyi kapatan şey üretim kabiliyeti kadar pazara erişim stratejisidir. Kocaer’in ABD hamlesi, bu iki yarının ikincisine, yani pazara erişime dair bir karardır. Aynı zamanda bu adım, korumacılığın yeniden yükseldiği bir dünyada, Türk sanayisinin verdiği tipik bir yanıtın örneğidir. Satınalma ve tedarik zinciri açısından sorulması gereken sorular da nettir, korumacı bir pazara girişte tarife duvarı neden fiyatın önüne geçer?  Bir firma bu duvarı hangi stratejiyle aşar?

ABD’nin Çelik Duvarı ve %50 Eşiği

Kocaer’in kararını anlamlı kılan zemin, ABD’nin çelik ithalatına uyguladığı tarife rejimidir. Amerikan yönetimi, ulusal güvenlik gerekçesiyle uygulanan Section 232 tarifesini Haziran 2025’te çelik ve alüminyum için %25’ten %50’ye çıkardı ve bu oran ürünün gümrük değerinin tamamı üzerinden alınmaya başlandı. Nisan 2026 ve Haziran 2026’daki düzenlemelerle rejim yeniden şekillense de birincil çelikte %50 seviyesi korundu ve mevcut çerçeve 2027 sonuna kadar geçerli kılındı. Bu tablo, bir Türk çelik üreticisinin ABD’ye sevk edeceği çeliğin fiyatına doğrudan yüzde elli eklenmesi anlamına gelir. Yüzde elliye ulaşan bir tarife, bir maliyet kalemi olmanın ötesinde, o pazara girişin kurallarını baştan yazan bir eşiğe dönüşür.

Bu eşiğin kalıcılığını gösteren bir gelişme yakın tarihte yaşandı. ABD yönetimi, dün aralarında Türkiye’nin de bulunduğu altmış ticaret ortağını kapsayan yeni bir tarife düzenlemesini yürürlüğe koydu. Ancak petrol, doğalgaz ve savunma ürünlerinin yanı sıra Section 232 kapsamındaki çelik ve alüminyum ürünlerini bu düzenlemenin dışında bıraktı. Yani çelik, genel tarife rejiminden ayrı, kendine özgü ve daha ağır bir duvarın ardında tutulmaya devam ediyor. Böyle bir tabloda Türkiye’den ABD’ye çelik profil ihraç etmek, fiyat rekabeti ne kadar güçlü olursa olsun, yarısı vergiye giden bir denkleme dönüşür. Bu denklemde ihracatçının önünde iki yol kalır, ya pazardan çekilmek ya da o pazarın içinde üretici olmak. Kocaer’in tercihi ikincisidir ve bu tercih, kararın neden bir konumlanma niteliği taşıdığını açıklar.

Kocaer Çelik: Bir İhracat Şampiyonu

Bu kararı veren şirketin sicili, hamleyi bir hevesten çok bir stratejinin devamı olarak okumayı gerektiriyor. Denizli merkezli, üretimini İzmir Aliağa’da sürdüren Kocaer Çelik, çelik profil segmentinde altı kıtada yüz kırk ülkeye ihracat yapıyor ve üretiminin büyük bölümünü yurt dışına satıyor. Ege Bölgesi’nde 2018’den bu yana üst üste çelik profil ihracat şampiyonu olan şirketin 2025 konsolide hasılatı yaklaşık 24,1 milyar TL düzeyinde gerçekleşti. Sekiz yüz bin ton yıllık kapasiteye, üç çelik profil fabrikasına, yüz yirmi bin ton kapasiteli bir çelik servis merkezine ve profil üretimiyle entegre çalışan yüz bin ton kapasiteli bir galvaniz fabrikasına sahip. İhracat pazarlarındaki bu süreklilik, ABD kararını uzun süredir yürüyen bir uluslararasılaşma çizgisinin bir sonraki basamağı olarak görmeyi mümkün kılıyor.

Şirketin gücü yalnızca hacimden değil, ürün karmasının niteliğinden de geliyor. Kocaer’in ihracatında güneş enerjisi taşıyıcı sistemleri, enerji nakil hatları ve madencilik gibi yüksek mühendislik ve özel sertifikasyon gerektiren alanlar öne çıkıyor ve bu nişler firmayı emtia çeliğinin fiyat dalgalanmalarından bir ölçüde koruyor. 2023’teki halka arzından bu yana Borsa İstanbul’da KCAER koduyla işlem gören şirket, stratejik kararlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu üzerinden şeffaf biçimde paylaşıyor ve ABD hamlesi de bu şekilde kamuya duyuruldu. Uluslararası ağını genişletme yönünde attığı adımlar da yeni değil. Birleşik Krallık’ta kurduğu MYMETAL dağıtım ağı, KOCAER markasını dış pazarlarda temsil eden kanallardan biri haline gelmişti ve ABD’de üretim ile satış şirketi kurma kararı bu genişlemenin bir adım ötesini temsil ediyor.

Duvarı Aşmanın Yolu, İhracattan Yerel Üretime

Tarife duvarının yüksekliği düşünüldüğünde, bir ihracatçının o pazarın içinde üretici olmayı seçmesi rasyonel bir yanıttır. Yarısı vergiye giden bir ürünü dışarıdan satmaya çalışmak yerine, pazarın içinde üreterek tarifenin kapsamı dışına çıkmak firmayı yerel rakiplerle aynı maliyet ve teslim zeminine taşır. Bu mantık yeni de değildir ve Türk çelik sanayisinde denenmiş bir örneği vardır. Çelik boru üreticisi Borusan, yıllar önce ABD’de üretim tesisi kurarak bu yolu açan ilk Türk firması olmuş, ABD’deki iştiraki Borusan Berg Pipe ise 1 Haziran 2026’da yaklaşık 742 milyon dolarlık yeni hat borusu siparişi aldığını açıklamıştı. Farklı bir ürün ve sektör olsa da bu örnek, pazarın içinde üretici olmanın somut bir ticari karşılığı olduğunu gösteriyor.

Kocaer’in adımı, bu kanıtlanmış mantığın çelik profil tarafındaki taze bir örneğidir. Birleşik Krallık’taki dağıtım ağıyla başlayan uluslararasılaşma, ABD’de üretim ve satış yapan bir şirketle daha ileri bir aşamaya taşınıyor. Bu durum, ürünü müşteriye ulaştıran zincirin firmanın kendi kontrolüne alınması anlamına geliyor. Bir tedarik zinciri perspektifinden bakıldığında bu geçiş, yalnızca tarifeyi aşmakla kalmaz, aynı zamanda teslim sürelerini kısaltır, yerel pazar dinamiklerine uyumu artırır ve müşteriyle doğrudan bir operasyonel bağ kurar. Bir ihracatçının dağıtım ağından üretim tesisine geçmesi, tarife duvarını aşmanın ötesinde, tedarik zincirinin en kritik halkası olan pazara erişimi doğrudan yönetme kararıdır. Kararın henüz operasyonel olmadığını, yatırım tutarı ile lokasyonun açıklanmadığını da not etmek gerekir. Yine de yönün kendisi, firmanın hangi olgunluk aşamasına geldiğini açıkça gösteriyor.

İki Duvar Arasında, SKDM ve Section 232

Kocaer’in ABD kararı, yalnızca bir ABD hikayesi olarak okunduğunda eksik kalır. Çünkü firmanın iki büyük ihracat cephesi de birer korumacı düzenlemeyle tanımlanıyor ve bunlar aynı gerçeğin iki farklı yüzüdür. Avrupa Birliği tarafında 1 Ocak 2026’da kesin faza geçen Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, yani SKDM, Türk çelik ihracatçılarının karbon yoğunluğuna göre sertifika almasını ve bu sertifikaların maliyetlenmesini gerektiriyor. ABD tarafında ise Section 232, aynı ihracatçıyı yüzde elli tarifeyle karşılıyor. Bir Türk çelik üreticisinin bugün karşılaştığı asıl mesele, en büyük iki pazarının farklı gerekçelerle yükselttiği iki ayrı duvarı aynı anda yönetebilmektir.

Bu iki duvarın firmadan istediği yanıtlar birbirinden farklıdır ve her biri ayrı bir yetkinlik gerektirir. Avrupa’da rekabette kalmanın yolu karbon ayak izini düşürmekten, yeşil çelik üretimine yatırım yapmaktan ve sürdürülebilirlik raporlamasını sağlam tutmaktan geçiyor ki Kocaer’in yenilenebilir enerji yatırımları ve karbon nötr hedefi de bu cepheye verilen bir yanıttır. ABD’de ise aynı rekabetin yolu tarifenin dışına, yani pazarın içindeki üretime çıkıyor. Aynı firma, aynı anda hem Avrupa için karbon uyumunu hem ABD için yerel üretimi yönetmek zorunda kalıyor ve bu çift yönlü uyum kabiliyeti artık ihracat başarısının önkoşulu haline geliyor. SKDM’nin tedarik zinciri üzerindeki etkilerini daha önce iklim değişikliği ve tedarik zinciri kesintileri yazımızda ayrıntılı biçimde ele almıştık ve Kocaer örneği, o tartışmanın somut bir firma üzerinden görünür hale gelmiş biçimidir.

Pazara Erişim Meselesi, Kardemir ile Ortak Ders

Kocaer’in hikayesindeki asıl ders, bu sayfalarda daha önce başka bir firma üzerinden de anlatılmıştı. Bir çelik ürününü üretebilmek, o ürünü küresel pazarlarda satabilmenin yalnızca ilk yarısıdır ve ikinci yarı her zaman pazara erişim ve dağıtım kanalıdır. Kardemir, Avrupa’nın demiryolu pazarına girerken bu ikinci yarıyı ABD merkezli Amsted Rail ile imzaladığı dağıtım ve yeniden satış sözleşmesiyle çözmüş, böylece sertifikasyonla aştığı üretim eşiğini pazara erişimle tamamlamıştı. Kocaer ise aynı ikinci yarıyı, bir dağıtım ortağıyla değil, ABD’de kendi üretim ve satış şirketini kurarak çözüyor. İki firmanın izlediği yollar farklı olsa da altta yatan ilke aynıdır, üretim kabiliyeti ancak pazara erişim stratejisiyle birleştiğinde kalıcı bir ihracat gücüne dönüşür.

Kardemir’in bu alandaki ivmesi de sürüyor ve yakın tarihli bir gelişme bunu doğruluyor. Şirket, 21 Temmuz 2026’da Cezayir Ulusal Demiryolu Taşımacılığı Şirketi ile son beş yılının en yüksek bedelli demiryolu tekeri tedarik sözleşmesini, yaklaşık 27 milyon dolar değerinde ve beş yıla yayılan bir program olarak imzaladı. Avrupa’nın sertifikasyon duvarını aşan bir firmanın kısa süre sonra Kuzey Afrika’da uzun vadeli bir tedarik anlaşması imzalaması, pazara erişim yetkinliğinin bir kez kurulduğunda nasıl yeni pazarlara taşındığını gösteriyor. Kardemir’in bu yolculuğunu ve demiryolu bileşeni ihracatındaki rekabeti daha önce Kardemir’in teker ihracatı yazımızda ele almıştık. Kocaer’in ABD kararı, aynı pazara erişim meselesinin bu kez tarife duvarı bağlamında ve farklı bir çözümle karşımıza çıkan halidir.

Türkiye Adına Ne Anlatıyor, Yetkinlik Coğrafyasının Genişlemesi

Bu tablonun tamamı bir araya geldiğinde, Kocaer’in ABD kararı tek bir firmanın büyüme adımından fazlasını anlatır. Türk çelik sanayisi, uzun yıllar rekabetini büyük ölçüde ihracat hacmi ve fiyat üzerinden kurdu ve bu alanda dünyanın önde gelen üreticileri arasına girdi. Ancak korumacılığın yükseldiği, tarife ve karbon duvarlarının aynı anda örüldüğü bir dünyada rekabetin ölçütü değişiyor. Belirleyici olan giderek yalnızca ne kadar ucuza ve ne kadar çok üretilip ihraç edildiği değil, üretim ve uyum ayak izinin korumacı pazarların içine ne ölçüde taşınabildiğidir. Türkiye adına asıl mesele, çeliği farklı pazarların kurallarına göre üretip konumlandırabilen bir sanayi yetkinliğinin ne ölçüde geliştirilebildiğidir.

Kocaer’in ABD hamlesi de bu evrimin bir göstergesi olarak okunabilir. Bir dağıtım ağıyla başlayan uluslararasılaşmanın üretim şirketine, oradan da korumacı bir pazarın içindeki kalıcı bir varlığa doğru ilerlemesi, tek bir firmanın değil, bir sanayinin olgunlaşma yönünü işaret ediyor. Bu yön, ihracatın yalnızca sınırdan mal geçirmek olmaktan çıkıp, farklı pazarların kurallarına göre üretim ve uyum kabiliyetini yönetmeye dönüştüğü bir aşamayı tarif ediyor.

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber Kocaer çelik'in Abd Hamlesi, Türk çeliği Adına Ne AnlatıyorKararın operasyonel ayrıntıları önümüzdeki dönemde belli olacak olsa da attığı adımın yönü bugünden Türk çeliğinin rekabet cephesinin nereye kaydığını gösteriyor. Bir sonraki eşik, bu yetkinliğin tek bir firmanın başarısı olmaktan çıkıp sektörün geneline yayılan bir standart haline gelip gelemeyeceğinde belirginleşecek.


 

İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:

Kurumunuzun satınalma ve tedarik zinciri fonksiyonunu sağlam, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik Eğitimi Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimi

Turquality, Satın Alma, Tedarik Zinciri Eğitimleri için tıklayınız.

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 

Eğitim içeriklerini görmek için başlıklara tıklayınız.

☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi (2 gün)

☐ İhale ve Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ İhale Kazanma, Teklif Verme, Satış ve Sözleşme Eğitimi (2 gün)

☐ Stratejik Satın alma Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)

☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün) 

☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)

☐ Satınalma ve Tedarik Zincirlerinde YAPAY ZEKA Eğitimi (2 gün)

☐ Emtia ve Kategori Uzmanları için Maliyet ve Fiyat Eskalasyon Analizi Eğitimi

☐ ISO 37001 Rüşvetle ve Yolsuzlukla Mücadele Yönetim Sistemi Standardı Eğitimi

☐ Satınalma Süreçlerinde Denetim ve Suistimal Önleme Eğitimi (2 Gün)

☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)

☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)

 Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

Kuruma özel program talepleri için: egitim@satinalmadergisi.com

C Level Pazarlık Eğitimi
C Level Pazarlık Eğitim Broşürünü İndirmek için Tıklayınız. PDF – Broşür——————————————————————————————————————————————-

Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi için tıklayınız. 

 Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi

Sürdürülebilirlik çalışmalarında temel konulardan biri, tedarikçilerden alınan verilerin düzenli, karşılaştırılabilir ve doğrulanabilir şekilde toplanmasıdır. Bu veriler, hem satınalma süreçleri hem de sürdürülebilirlik raporlaması açısından önemli bir temel oluşturur. Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi, şirketlerin bu verileri daha sistematik, tutarlı ve uygulanabilir bir çerçevede yönetebilmesi amacıyla hazırlanmıştır.

Emisyon Hesaplama Rehberi Scope 3
Değer Zinciri ve Emisyon Hesaplama Rehberi için tıklayınız.

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATIN ALMA ISO 20400 MAKALELERİ

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİM TESTLERİ


 

Pazarlik Muzakere Profili Anketini Indiriniz
Pazarlık Müzakere Profili Anketini indiriniz

Pazarlık Anketini Yapın Müzakere Stilinizi Görün

PAZARLIK PROFİLİ ANKETİ

  • 4 Müzakereci Profilinden Hangisisiniz?
  • Pazarlık Stilinizi Keşfedin: Skorunuzu Görün
  • Ekip Profilinizi Ölçün, Gelişim Planınızı Başlatın
  • Sahada, Müzakerelerde Daha Net, Daha Hızlı, Daha Etkili Sonuç Alın

 

İş Bulmacaları Kelime Oyunları
İş Bulmacaları Kelime Oyunları

İş Bulmacaları Kelime Oyunları

Özel İş Bulmacaları. Meydan okumayı sevenleri 17 ayrı bulmaca bekliyor.
Online veya PDF üzerinde çözebilirsiniz. Kolaylıklar dileriz.

Türk Şirketten Afrika Boynuzu’nda Stratejik Liman Hamlesi

Satınalma Süreçlerinde Denetim Ve Suistimal önleme Eğitimi Haber Türk şirketten Afrika Boynuzu'nda Stratejik Liman Hamlesi

Türk Şirketten Afrika Boynuzu’nda Stratejik Liman Hamlesi: Tiryaki Agro, Cibuti’de Liman Projesi İçin Kritik Mutabakata İmza Attı

Tiryaki Agro LogoTiryaki Agro, Cibuti Limanlar ve Serbest Bölgeler İdaresi (DPFZA) ile Tadjourah Limanı’nın geliştirilmesine yönelik mutabakat anlaşması imzaladı. Afrika Boynuzu’nun stratejik lojistik merkezlerinden biri olan limana yönelik proje, Etiyopya başta olmak üzere bölge pazarlarına erişimi güçlendirmeyi hedeflerken, Tiryaki Agro’nun Doğu Afrika’daki uzun vadeli büyüme stratejisinin de önemli bir adımını oluşturuyor.

60 yılı aşkın deneyimiyle dünyanın önde gelen tarım ürünleri tedarik zinciri şirketleri arasında yer alan Tiryaki Agro, Afrika Boynuzu’nun stratejik ticaret kapılarından Tadjourah Limanı’nın geliştirilmesi için Cibuti Limanlar ve Serbest Bölgeler İdaresi (Djibouti Ports and Free Zones Authority-DPFZA) ile mutabakat anlaşması imzaladı. Anlaşma; limanın modernizasyonu, lojistik ve depolama kapasitesinin artırılması ile gelecekteki işletme modelinin oluşturulmasına yönelik teknik, ticari ve operasyonel çalışmalar için taraflar arasında iş birliği zemini oluşturuyor.

Mutabakat kapsamında Tiryaki Agro ve DPFZA, Tadjourah Limanı’nın uzun vadeli gelişimine yönelik fizibilite çalışmalarını birlikte yürütecek. Sürecin başarıyla tamamlanması halinde proje; liman altyapısının geliştirilmesini, tarımsal ve dökme yük elleçleme kapasitesinin artırılmasını, depolama ve lojistik altyapısının güçlendirilmesini ve bölgesel ekonomik kalkınmaya katkı sağlanmasını öngörüyor. Mutabakat Zaptı ayrıca, tarafların limanın yönetimi ve işletilmesine ilişkin uzun vadeli bir imtiyaz anlaşmasını müzakere edilmesini kapsıyor.

Söz konusu iş birliği, Uluslararası Finans Kurumu’nun (IFC), Cibuti’nin Afrika Boynuzu’ndaki bölgesel ticaret ve gıda güvenliği için stratejik lojistik rolünü güçlendirmeye yönelik yürüttüğü çalışmalar kapsamında, Tiryaki Agro ile geliştirdiği ortaklığın devamı niteliğini taşıyor. IFC’nin fizibilite, planlama ve paydaş yönetimine yönelik desteği, projenin bu önemli adımın temellerinin oluşturulmasına katkı sağladı.

Bölgesel Ticaret İçin Stratejik İş Birliği

Babülmendep Boğazı üzerinde yer alan Cibuti, Afrika, Orta Doğu ve küresel pazarları birbirine bağlayan stratejik konumuyla Afrika Boynuzu’nun en önemli lojistik merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor. Tadjourah Limanı’nın geliştirilmesiyle birlikte, Etiyopya başta olmak üzere bölge ülkelerine yönelik ticaret akışının güçlendirilmesi ve daha verimli hale getirilmesi, tedarik zinciri dayanıklılığının artırılması ve Doğu Afrika’nın küresel ticaret ağlarıyla bağlantısının artırılması hedefleniyor.

Proje aynı zamanda Tiryaki Agro’nun yükselen pazarlarda büyüme stratejisinin önemli halkalarından birini oluştururken, şirketin Doğu Afrika’daki uzun vadeli varlığını güçlendirmesi açısından da kritik önem taşıyor. Tiryaki Agro’nun tarım ürünleri tedarik zinciri, lojistik, depolama ve uluslararası ticaret alanlarındaki uzmanlığı, Tadjourah Limanı’nın gelecekteki gelişim potansiyeline katkı sağlayacak stratejik unsurlar arasında yer alıyor.

CEO Süleyman Tiryakioğlu: “Uzun vadeli vizyonumuzun önemli bir adımı”

Satınalma Süreçlerinde Denetim Ve Suistimal önleme Eğitimi Haber Türk şirketten Afrika Boynuzu'nda Stratejik Liman HamlesiTiryaki Agro CEO’su Süleyman Tiryakioğlu konu hakkında şu açıklamayı yaptı: “Bu mutabakatın imzalanması, Cibuti’ye yönelik uzun vadeli vizyonumuz açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Tadjourah Limanı’nın bölgesel ticaret ve lojistik geçidi rolüne katkı sağlayacak bu iş birliğini, Cibuti Hükümeti, Cibuti Limanlar ve Serbest Bölgeler İdaresi ile IFC’nin değerli katkılarıyla hayata geçirmekten memnuniyet duyuyoruz. Projenin sonraki aşamalarında da bölgesel ticareti, gıda güvenliğini ve sürdürülebilir ekonomik kalkınmayı destekleyecek çalışmalarımızı birlikte yürütmeyi hedefliyoruz.”

Mutabakat anlaşması, tarafların ilerleyen dönemde yatırım modeli, teknik fizibilite ve işletme yapısına ilişkin çalışmaları birlikte yürütmeleri için temel oluşturuyor. Sürecin başarıyla tamamlanmasının ardından Tadjourah Limanı’nın, Afrika Boynuzu’nda tarım ticareti, lojistik ve tedarik zincirleri açısından bölgenin önde gelen merkezlerinden biri haline gelmesi planlanıyor.


 

Eğitim: Şirket Harcama Yönetiminde Riskler:

Suistimal, Usulsüzlük ve Rüşvet Önleme Eğitimi

Eğitim Kapsamı: İnşaat ve altyapı projeleri, stratejik satınalma operasyonları, CAPEX, taşeron ve tedarikçi ilişkileri, bilgi işlem alımları, teknik ofis, bakım-onarım, idari işler, depo, satış ve satınalma süreçleri

Şirket harcamalarının ve paydaş ilişkilerinin olduğu her yerde risk vardır. Kritik soru şudur:

Harcama Yönetiminde Riskler Eğitimi
Şirket Harcama Yönetiminde Riskler Eğitimi

Para doğru yere mi gidiyor, yoksa şirket sessizce soyuluyor mu? Zamanında görülmeyen kontrol boşlukları ve kirli ilişkiler, bir süre sonra işten çıkarma, ticari dava, ceza dosyası, tazminat ve itibar kaybı olarak geri döner. Rüşvet iddiaları, usulsüzlük söylentileri ve itibar suikastleri şirketin enerjisini içeriden tüketir.

Amaç; usulsüzlük izlerini yakalamak, yapılan ihbarları doğru analiz etmek, ön inceleme ve soruşturma sürecini prosedüre uygun yönetmek, ihale ve sözleşme alanlarındaki riskleri fark etmek ve şirketi mahkeme süreçlerine girmeden önce önlem almaya zorlamaktır. Çünkü önlem zamanında alınmazsa, bedel daha sonra çok daha ağır ödenir.

Eğitmen: Prof. Dr. Murat ERDAL

Eğitim Süresi: 2 gün

Eğitim Planı:

  • Güvenilir Kurumsal Yapı İnşa Etmek
  • Kontrol Noktaları ve Yönetim Zafiyetleri

Pratik 1: Satın almada Suistimal ve Yolsuzluk:
Kurumsallaşma Boşlukları ve Bir Dava İncelemesi

Şüpheli İşlemleri ve Usulsüzlük İzlerini Yakalamak

Pratik 2: Giriş Kalite Kontrolde Rüşvet İddiası: Bir Dava İncelemesi

  • Erken Uyarı Sinyalleri ve Kırmızı Bayraklar
  • İhbar Hattı ve Bildirim Sürecini Yönetmek

Pratik 3: Satınalma Süreçlerinde İhbar, İç Kontrol ve Gizlilik: Bir Dava İncelemesi   

  • Ön İnceleme, Delil Toplama ve Belge İnceleme
  • Mülakat Teknikleri ve Raporlama

Pratik 4: Satınalma Yöneticisinin İhalelerde Şirketi Zarara Uğratma İddiası, Disiplin Soruşturması ve Savunma Süreci: Bir Dava İncelemesi

  • İhale ve Sözleşmelerde Riskli Alanlar
  • Tedarikçi Firma Seçimi ve Kirli İlişki Ağları

Pratik 5: Satınalma Teklifleri Sümen Altı Edilirse Ne Olur?
Pratik 6: Tedarikçinin Alacak İddiası ve Alıcının Nitelikli Dolandırıcılık Savunması: Bir Dava İncelemesi

  • Rüşvet ve Çıkar Çatışmalarını Görmek

Pratik 7: Hediye mi, Rüşvet mi? Tedarikçi İlişkilerinde Üç Şaşırtıcı Dava Örneği
Pratik 8: Satınalma Operasyonlarında Çıkar Çatışması:
Akrabalık Bağı, Geciken Aksiyonlar ve Borç–Alacak Davasına Dönüşen Risk

  • Yargı Süreçlerine Hazırlık: İş, Ticaret ve Ceza Mahkemeleri

Pratik 9: Tamiri Mümkün Makinelerin Hurda Olarak Piyasaya Satışı İddiası:
İlk Derece Mahkemesinden İstinafa Uzanan Bir Dava İncelemesi

  • Gerçek Örnekler ve Uygulamalı Çalışmalar 

Pratik 10: Vana Alımlarında % 35 Fiyat Farkı: Satınalmada Suistimal İddiaları ve Yargı Maliyeti 

Eğitim Öncesi Hazırlık: Pratik çalışmalarda kullanılacak dava dosyalarını eğitimden önce indirip inceleyiniz.

Eğitim Kategorisi: Premium 

ŞİRKETİNİZİ KORUMAK DA GELİŞTİRMEK DE SİZİN ELİNİZDE.

Harcama yönetiminde yaşanan suistimal, yolsuzluk ve rüşvet, şirketlere yalnızca doğrudan zarar vermez. Konu yargıya taşındığında; ilk derece mahkemesi, istinaf ve Yargıtay aşamalarında yıllara yayılabilen süreçler, avukatlık ücretleri, bilirkişi giderleri, yargılama masrafları, gecikme etkileri ve yönetim zamanı kaybıyla birlikte toplam maliyeti katlayarak büyütür.

Buna karşılık, zamanında alınan eğitim ve danışmanlık desteği; kurumsal yapıyı güçlendiren, olası kayıpları azaltan ve şirketi ileri taşıyan stratejik bir yatırım olarak öne çıkar.

Profesyonel rehberlik ile harcama analizlerinizi, kategori yönetiminizi ve iş akışlarınızı güçlendirebilir; kontrol noktalarını netleştirebilir, prosedürlerinizi standardize edebilir ve riskleri ortaya çıkmadan önce yönetebilirsiniz.

şirket Harcama Yönetiminde Riskler Suistimal, Usulsüzlük Ve Rüşvet
Eğitim: şirket Harcama Yönetiminde Riskler Suistimal, Usulsüzlük Ve Rüşvet

Prof. Dr. Murat ERDAL – İstanbul Üniversitesi

Murat Erdal
Murat Erdal – Tedarik Zinciri Yönetimi

Prof. Dr. Murat ERDAL, sektörel sözleşmelerde alıcı-satıcı ve taşeron ilişkilerinin sahadaki uygulamasını yakından incelemiştir. Ticaret Mahkemelerinde uzun yıllara dayanan bilirkişilik deneyimiyle, sahadaki ticari problemlerin hukuki süreçlerdeki karşılığını değerlendirmiştir. Kontrat yönetimi, ticari risklerin azaltılması ve operasyonel temas noktalarında etik dışı uygulamaların önlenmesi konularında şirketlere değer katar.

Stratejik yönetim perspektifiyle şirketlerin kritik süreçlerini görünür kılar; karar alma, kontrol ve uygulama disiplinini ölçülebilir çıktılarla destekler. Sürdürülebilir büyüme ve tedarik zinciri yönetimi alanlarındaki uzmanlığıyla şirketlere danışmanlık desteği sağlar; kurumsal gelişim programlarını uçtan uca yönetir.

Danışmanlık yaklaşımını, şirketle birlikte değer üretmeye ve kalıcı yönetim disiplini oluşturmaya odaklar.

Kitapları;

  • Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi
  • Tedarik Zinciri Yönetimi Başarı Hikayeleri
  • Entegre Lojistik Yönetimi
  • Depo Yönetimi

Sağlık Bilgi Yönetim Sistemi (SBYS) Hizmet Alımında Aşırı Düşük Tekliflerin İstenmesi?

Sağlık Bilgi Yönetim Sistemi (sbys) Hizmet Alımında Aşırı Düşük Tekliflerin İstenmesi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Sağlık Bilgi Yönetim Sistemi (SBYS) Hizmet Alımında Aşırı Düşük Tekliflerin İstenmesi?

Mehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Sağlık Bilgi Yönetim Sistemi (sbys) Hizmet Alımında Aşırı Düşük Tekliflerin İstenmesi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemİtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle;  İdare tarafından teklifi sınır değer altına kalarak aşırı düşük teklif olarak belirlenen isteklere EKAP üzerinden 29.12.2025 tarihinde tebliğ edilen “Aşırı Düşük Teklif Açıklama Talebi” konulu yazıda açıklaması istenilen önemli teklif bileşenleri ile ilgili olarak, …………Bilgisayar İnş. Rek. Or. Ür. Tek. İth. ve İhr. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılan açıklamanın mevzuata uygun olmadığı, iddialarına yer verilmiştir.

Konu İle İlgili Emsal Kamu İhale Kurulu Kararına Göre;

 

Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde;  4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Aşırı düşük teklifler” başlıklı 38’inci maddesinde “İhale komisyonu verilen teklifleri değerlendirdikten sonra, diğer tekliflere veya idarenin tespit ettiği yaklaşık maliyete göre teklif fiyatı aşırı düşük olanları tespit eder. Bu teklifleri reddetmeden önce, belirlediği süre içinde teklif sahiplerinden teklifte önemli olduğunu tespit ettiği bileşenler ile ilgili ayrıntıları yazılı olarak ister.

İhale komisyonu;

a) İmalat sürecinin, verilen hizmetin ve yapım yönteminin ekonomik olması,

b) Seçilen teknik çözümler ve teklif sahibinin mal ve hizmetlerin temini veya yapım işinin yerine getirilmesinde kullanacağı avantajlı koşullar,

c) Teklif edilen mal, hizmet veya yapım işinin özgünlüğü, gibi hususlarda yapılan yazılı açıklamaları dikkate alarak, aşırı düşük teklifleri değerlendirir. Bu değerlendirme sonucunda, açıklamaları yeterli görülmeyen veya yazılı açıklamada bulunmayan isteklilerin teklifleri reddedilir.

Kurum, ihale konusu işin türü, niteliği ve yaklaşık maliyeti ile ihale edilme usulüne göre aşırı düşük tekliflerin tespiti, değerlendirilmesi ve ekonomik açıdan en avantajlı teklifin belirlenmesi amacıyla sınır değerler ve sorgulama kriterleri belirlemeye, ihalenin bu maddede öngörülen açıklama istenilmeksizin sonuçlandırılabilmesine, ayrıca yaklaşık maliyeti 8 inci maddede öngörülen eşik değerlerin yarısına kadar olan hizmet alımları ile yapım işleri ihalelerinde sınır değerin altında olan tekliflerin bu maddede öngörülen açıklama istenilmeksizin reddedilmesine ilişkin düzenlemeler yapmaya yetkilidir. İhale komisyonu bu maddenin uygulanmasında Kurum tarafından yapılan düzenlemeleri esas alır.” hükmü,

Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin “Sınır değer ve aşırı düşük teklifler” başlıklı 59’uncu maddesinde “(1) İhale komisyonu verilen teklifleri değerlendirdikten sonra Kurum tarafından belirlenen yönteme göre sınır değeri hesaplar.

(2) Aşırı düşük teklif tespit ve değerlendirme işlemlerine ilişkin olarak, ihale ilanı ve dokümanında belirtilmek kaydıyla üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralardaki koşullar çerçevesinde aşağıdaki seçeneklerden bir tanesi kullanılır.

a) Sınır değerin altında olan teklifler ihale komisyonunca aşırı düşük teklif olarak tespit edilir ve bu teklif sahiplerinden Kurum tarafından belirlenen kriterlere göre teklifte önemli olduğu tespit edilen bileşenler ile ilgili ayrıntılar yazılı olarak istenir. İhale komisyonu;

1) Verilen hizmetin ekonomik olması,

2) Seçilen teknik çözümler ve teklif sahibinin işin yerine getirilmesinde kullanacağı avantajlı koşullar,

3) Teklif edilen hizmetin özgünlüğü, gibi hususlarda yapılan yazılı açıklamaları dikkate alarak aşırı düşük teklifleri değerlendirir. Bu değerlendirme sonucunda, açıklamaları yeterli görülmeyen veya yazılı açıklamada bulunmayan isteklilerin teklifleri reddedilir.” hükmü,

Kamu Alımlarının Elektronik Ortamda Yapılmasına İlişkin Uygulama Yönetmeliği’nin “Başvuru ve/veya tekliflerin değerlendirilmesi ile ihalenin karara bağlanması” başlıklı 12’nci maddesinde “(1) Teklifler açıldıktan sonra 11 inci maddenin birinci fıkrasına göre uygun bulunmayan teklifler değerlendirme dışı bırakılır. Pazarlık usulüyle yapılan ihalelerde son fiyat tekliflerinin alınması işlemi, elektronik eksiltme yapılan ihalelerde ise eksiltme işlemleri; teklifi bu aşamada değerlendirme dışı bırakılmayan istekliler davet edilerek gerçekleştirilir.

(2) Birinci fıkraya göre uygun olduğu anlaşılan tekliflerden ekonomik açıdan en avantajlı birinci ve ikinci teklif olması öngörülenlerin değerlendirilmesine geçilir. Bu değerlendirme, idari şartname düzenlemeleri çerçevesinde ihaleye katılım belgesine aktarılan bilgi ve belgeler esas alınarak yapılır. Değerlendirme işlemi; aşırı düşük teklif açıklaması istenen ihalelerde, teklifi aşırı düşük olan isteklilerin tamamı için gerçekleştirilir. Belli istekliler arasında ihale usulüyle yapılan ihalelerde tüm başvurular ve/veya teklifler değerlendirilir…” hükmü yer almaktadır.

Kamu İhale Genel Tebliği’nin “Hizmet alımı ihalelerinde sınır değer tespiti ve aşırı düşük tekliflerin değerlendirilmesi” başlıklı 79’uncu maddesinde “…79.2. İhale ilanında ve  dokümanında teklifi sınır değerin altında kalan isteklilerden açıklama isteneceği belirtilen hizmet alımı ihalelerinde, aşırı düşük tekliflerin değerlendirilmesi aşamasında aşağıdaki düzenlemelere göre işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

79.2.1. Aşırı düşük tekliflere yönelik açıklama istenmesine ilişkin yazıda, isteklilerin yapacakları açıklamalara esas olacak önemli teklif bileşenlerinin, bütün istekliler için aynı unsurları içerecek şekilde belirtilmesi zorunludur. Aşırı düşük teklif açıklaması sunulması için isteklilere üç (3) iş gününden az olmamak üzere uygun bir süre verilir.

79.2.2. İstekliler aşırı düşük olarak tespit edilen tekliflerini aşağıdaki yöntemleri kullanarak açıklayabilirler.

79.2.2.1. Üçüncü Kişilerden Alınan Fiyat Teklifleri: Teklifi oluşturan maliyet bileşenlerine ilişkin üçüncü kişilerden fiyat teklifi alınması durumunda, öncelikli olarak fiyat teklifini veren kişiyle tam tasdik sözleşmesi yapan veya beyannamelerini imzalamaya yetkili olan meslek mensubu tarafından ilgisine göre teklife konu mal veya hizmet için maliyet tespit tutanağı (Ek-O.5) veya satış tutarı tespit tutanağı (Ek-O.6) düzenlenecektir. Tutanaklar fiyat teklifinin dayanağı olarak düzenlenecek olup, aşırı düşük teklif açıklaması kapsamında sunulacaktır.

Maliyet tespit tutanağı dayanak alınarak fiyat teklifi sunulabilmesi için, fiyat teklifinin mamul/mala ilişkin olması halinde mamul/malın birim fiyatının, tutanakta tespit edilen  ağırlıklı ortalama birim maliyetin altında olmaması; fiyat teklifinin hizmete ilişkin olması halinde ise bu hizmetin birim fiyatının, tutanakta tespit edilen toplam birim maliyetin altında olmaması, bu tespitin (Ek-O.5) formunda yapılması, fiyat teklifi üzerine meslek mensubu tarafından “Bu fiyat teklifindeki birim fiyatın, mükellefin yasal defter ve belgelerine göre tarafımca düzenlenerek onaylanan (…/…/…) tarih ve (…) sayılı maliyet tespit tutanağındaki ortalama/toplam birim maliyet tutarının altında olmadığını beyan ederim.” İbaresinin yazılarak imzalanması ve iletişim bilgileri de belirtilmek suretiyle kaşelenmesi/mühürlenmesi gerekmektedir.

Satış tutarı tespit tutanağı dayanak alınarak fiyat teklifi sunulabilmesi için teklif edilen birim fiyatın, ilgili tutanakta tespit edilen ağırlıklı ortalama birim satış tutarının % 80’inin altında olmaması, bu tespitin (Ek-O.6) formunda yapılması, fiyat teklifi üzerine meslek mensubu tarafından “Bu fiyat teklifindeki birim fiyatın, mükellefin yasal defter ve belgelerine göre tarafımca düzenlenerek onaylanan (…/…/…) tarih ve (…) sayılı satış tutarı tespit tutanağındaki ağırlıklı ortalama birim satış tutarının % 80’inin altında olmadığını beyan ederim.” ibaresinin yazılarak imzalanması ve iletişim bilgileri de belirtilmek suretiyle kaşelenmesi/mühürlenmesi gerekmektedir.

Üçüncü kişilerden alınan fiyat tekliflerinin teklife konu alanda faaliyet gösterenlerden alınması gerekmekte olup, bu belgelerin ihale tarihinden önce düzenlenmiş olması zorunlu değildir. Kaşeleme işlemi 8.4 üncü maddede belirtilen özel kaşe kullanılmak suretiyle yapılabileceği gibi, bu kaşe dışında meslek mensubuna ilişkin bilgileri içeren kaşe kullanılmak suretiyle de yapılabilir…” açıklamaları yer almaktadır.

İdari Şartname’nin “Teklif fiyata dâhil olan giderler” başlıklı 25’inci maddesinde “25.1. Sözleşmenin uygulanması sırasında, ilgili mevzuat gereğince ödenecek ulaşım, sigorta, vergi, resim ve harç giderleri teklif fiyatına dâhildir.

25.2. 25.1 inci maddede yer alan gider kalemlerinde artış olması ya da benzeri yeni gider kalemlerinin oluşması hallerinde, teklif edilen fiyatın bu tür artış ya da farkları karşılayacak payı içerdiği kabul edilir. Yüklenici, bu artış ve farkları ileri sürerek herhangi bir hak talebinde bulunamaz.

25.3. Teklif fiyata dâhil olan diğer giderler aşağıda belirtilmiştir:

25.3.1. Sözleşmenin uygulanması sırasında, ilgili mevzuat gereğince yapılacak ulaşım, sigorta, (KDV hariç)vergi, resim ve harç, demonstrasyon, eğitim giderlerinin tümü teklif fiyata dahildir. Çalıştırılacak personellere aylık 26 gün üzerinden günlük gidiş-dönüş 60,00 TL. yol ücreti ödenecektir. Çalıştırılacak personellere görev yaptıkları sağlık tesisinde çalışan personeller için çıkan yemekten çalıştıkları vardiyaya denk gelen öğünden ücretsiz olarak yemek verilecektir. Nakdi olarak ödenecek yol ücreti SGK matrahına eklenecek olup, aylık ücret bordosunda gösterilecek ve vergi kesintileri yapıldıktan sonra kalan net tutar işçilerin maaşına eklenerek ödenecektir.

25.3.4. Bu madde boş bırakılmıştır.

25.4. Sözleşme konusu işin bedelinin ödenmesi aşamasında doğacak Katma Değer Vergisi (KDV), ilgili mevzuatı çerçevesinde İdare tarafından yükleniciye ayrıca ödenir.

25.5. Kısa vadeli sigorta prim oranları belirtilecektir. % 2,25” düzenlemesi, “Aşırı düşük teklifler” başlıklı 31’inci maddesinde “31.1. Teklifi sınır değerin altında kalan isteklilerden Kanunun 38 inci maddesine göre açıklama istenecektir. Bu kapsamda;  ihale komisyonu sınır değerin altında kalan teklifleri aşırı düşük teklif olarak tespit eder ve buteklif sahiplerinden Kurum tarafından belirlenen kriterlere göre teklifte önemli olduğunu  tespit ettiği bileşenler ile ilgili ayrıntıları ister. İhale komisyonu;

a) Verilen hizmetin ekonomik olması,

b) Seçilen teknik çözümler ve teklif sahibinin işin yerine getirilmesinde kullanacağı avantajlı koşullar,

c) Teklif edilen hizmetin özgünlüğü, gibi hususlarda yapılan açıklamaları dikkate alarak aşırı düşük teklifleri değerlendirir.” düzenlemesi,

Sözleşme Tasarısı’nın “İşin süresi” başlıklı 9’uncu maddesinde “9.1. İşin süresi, işe başlama tarihinden itibaren 1080 (BinSeksen) gündür…” düzenlemesi,

20.11.2025 tarihli İhale İlanı’nın “Diğer hususlar” başlıklı 15’inci maddesinde  “İhalede Uygulanacak Sınır Değer Katsayısı (R) : Bilgisayar Sistemlerine Yönelik Hizmetler/0,88

Teklifi sınır değerin altında kalan isteklilerden Kanunun 38 inci maddesine göre açıklama istenecektir.” düzenlemesi yer almaktadır.

Başvuru konusu ihalede 24.02.2026 onay tarihli ihale komisyonu kararına göre, idare tarafından sınır değerin 14.164.004,99 TL olarak belirlendiği, ihale üzerinde bırakılan istekli …………Bilgisayar İnş. Rek. Or. Ür. Tek. İth. ve İhr. San. Tic. Ltd. Şti. ve ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif sahibi istekli ………….. Bilgisayar Program ve Hizmetleri San. Tic. A.Ş.ye ait tekliflerin aşırı düşük teklif olarak tespit edildiği, 29.12.2025 tarihinde anılan  isteklilere EKAP üzerinden gönderilen aşırı düşük teklif açıklama talebine ilişkin yazıda, aşırı düşük teklif açıklamalarının yapılması için 05.01.2026 tarihi saat 18.00’a süre verildiği,  açıklanması istenilen önemli teklif bileşenlerinin “İşçilik Maliyetleri (Personel Maliyeti %4 Sözleşme Gider ve Genel Gider HARİÇ), Personel Eğitim ve Demostration giderleri, SBYS Yazılım Maliyetleri, Veri Tabanı Yönetim Sistemi Maliyetleri, Sözleşme Giderleri, Firma Karı” olarak belirlendiği görülmüştür.

Yapılan incelemede, idarece belirlenen sınır değerin (14.164.004,99 TL) altında başvuru sahibi …………. Sağlık Bilgi Sistemleri A.Ş.ye ait teklif dâhil 3 isteklinin teklifinin daha  bulunduğu, ancak idarece, ihale üzerinde bırakılan istekli ……….. Bilgisayar İnş. Rek. Or.Ür. Tek. İth. ve İhr. San. Tic. Ltd. Şti. ve ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif sahibi istekli …………Bilgisayar Program ve Hizmetleri San. Tic. A.Ş.den aşırı düşük teklif açıklaması istenildiği görülmüştür.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden, aşırı düşük teklif sorgulamasının yapıldığı ihalelerde, idareler tarafından sınır değerin altında teklif veren tüm isteklilerden aşırı düşük teklif açıklamasının istenileceği, sınır değerin altında teklif veren isteklilere gönderilecek olan aşırı düşük teklif açıklama talebi yazısında, 4734 sayılı Kamu İhale  Kanunu’nun “Aşırı düşük teklifler” başlıklı 38’nci maddesinde yer alan hükümler ile Kamu İhale Genel Tebliği’nin “Hizmet alımı ihalelerinde sınır değer tespiti ve aşırı düşük tekliflerin değerlendirilmesi” başlıklı 79’uncu maddesinde yer alan açıklamalar uyarınca, bütün istekliler için aynı unsurları içerecek şekilde “teklifte önemli olduğu tespit edilen maliyet bileşenleri”ne yer verilmesinin zorunlu olduğu anlaşılmaktadır.

Yapılan inceleme neticesinde, ihale komisyonu kararına göre sınır değerin 14.164.004,99 TL olarak belirlendiği, söz konusu tutara göre ………..Bilgisayar İnş. Rek. Or. Ür. Tek. İth. ve İhr. San. Tic. Ltd. Şti. ve ……….. Bilgisayar Program ve Hizmetleri San. Tic. A.Ş.ye ait tekliflerin aşırı düşük teklif olarak tespit edildiği, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri gereğince ihale komisyonu tarafından teklifi sınır değerin altında kalan tüm isteklilerden 4734 sayılı Kanun’un 38’inci maddesine göre açıklama istenmesi gerektiği, ancak sınır değerin altında kalan 3 istekli bulunmasına rağmen idarece, anılan iki istekliden aşırı düşük teklif açıklaması istenildiği, bu itibarla idarece yapılan bahse konu işlemin mevzuata aykırılık teşkil ettiği anlaşıldığından, idare tarafından sınır değerin altında kalan, daha önce açıklama istenilen istekliler de dâhil olmak üzere, tüm isteklilerden aşırı düşük teklif açıklaması istenilerek aşırı düşük teklif sorgulamasının yeniden yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Sonuç olarak, yukarıda belirtilen mevzuata aykırılıkların düzeltici işlemle giderilebilecek nitelikte olduğu tespit edildiğinden, idare tarafından sınır değerin altında kalan, daha önce açıklama istenilen istekliler de dâhil olmak üzere, tüm isteklilerden aşırı düşük teklif açıklaması istenilerek aşırı düşük teklif sorgulamasının yeniden yapılması ve bu aşamadan sonraki ihale işlemlerinin mevzuata uygun olarak yeniden gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Sağlık Bilgi Yönetim Sistemi (sbys) Hizmet Alımında Aşırı Düşük Tekliflerin İstenmesi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemMehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Sağlık Bak. SGB E. Bşk./KİK E. Üyesi

Mhatasever@gmail.com

Mehmetatasever.org

https://www.simdata.org/

0 312 963 13 63

 

İklim Değişikliği Gerçekten “Tüm Tedarik Zinciri Kesintilerinin Anası” mı?

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Ve Yeşil Satınalma Eğitimi Haber İklim Değişikliği Gerçekten Tüm Tedarik Zinciri Kesintilerinin Anası Mı

Risk Kütüğünde Yanlış Satır: İklim Faturası Nereden Geliyor?
İklim Değişikliği Gerçekten “Tüm Tedarik Zinciri Kesintilerinin Anası” mı?

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Ve Yeşil Satınalma Eğitimi Haber İklim Değişikliği Gerçekten Tüm Tedarik Zinciri Kesintilerinin Anası MıGeçtiğimiz günlerde, Singapur’da toplanan Bloomberg Sürdürülebilir İş Zirvesi‘nde dikkat çeken bir cümle kuruldu. Ravi Menon, iklim değişikliğini “tüm tedarik zinciri kesintilerinin anası” olarak tanımladı. Aşırı hava olaylarının, yükselen deniz seviyelerinin ve çevresel eşik noktalarının önce ekonomik faaliyeti ve işgücünü etkilediğini, oradan tedarik zincirlerinde ağır aksamalara yol açtığını anlattı. Menon, şirketlerin bugünkü gündeminde iklimin önüne geçmiş başka öncelikler bulunduğunu kabul etti ancak iklim kaynaklı tedarik zinciri risklerinin önümüzdeki yıllarda merkeze oturacağını savunarak, iklim kaynaklı tedarik zinciri risklerinin önümüzdeki yıllarda merkezi mesele haline geleceğini belirtti.

Cümle güçlü. Güçlü cümleler de tartılmadan kullanılmaz. Bu yazı Menon’un tespitini bir haber olarak aktarmak yerine bir iddia olarak sınıyor. Bu iddia için sigorta sektörünün risk anketlerine, tedarik zinciri izleme platformlarının olay verisi ve akademik çalışmalarına bakmak gerekir. Sorumuz şu. İklim gerçekten tüm tedarik zinciri kesintilerinin müsebbibi mi yoksa ölçüm sonucu olmayan güçlü bir vurgu mu?

İddianın Ağırlığı Nereden Geliyor

Menon’un kim olduğu iddianın ağırlığını belirliyor. 2011 ile 2023 arasında Singapur Para Otoritesi’nin (MAS – ülkenin merkez bankası ve finansal düzenleyicisi) genel müdürlüğünü yürüttü ve şehir devletinin yeşil finans merkezine dönüşmesini yönetti. Ocak 2022’de Finansal Sistemin Yeşillendirilmesi Ağı’nın (NGFS – merkez bankaları ve denetim otoritelerinin iklim riski platformu) başkanlığını devraldı ve görevi iki yıl sürdürdü. NGFS üyeleri beş kıtaya yayılıyor, küresel sera gazı emisyonlarının %85’inden fazlasını temsil ediyor ve sistemik öneme sahip küresel bankaların denetiminden sorumlu. Nisan 2024’ten bu yana Singapur’un ilk İklim Eylemi Büyükelçisi olarak görev yapıyor.

Bu özgeçmiş, cümleyi bir çevre söyleminin de ötesine taşıyor. İklimi, tedarik zinciri riski olarak tanımlayan kişi, dünya merkez bankalarının iklim riski ağını yönetmiş biri. Menon’un kurduğu nedensellik zinciri de finansal denetim diliyle konuşuyor. Fiziksel olay üretim kapasitesini ve işgücünü vuruyor. Oradan çıktı kaybına, oradan da zincirin geri kalanına yayılıyor. Böyle bir iddia ciddiye alınmayı hak ediyor ve ciddiye almak bu iddiayı tüm yönleriyle ele alarak sınamayı gerektiriyor.

Terazinin İlk Kefesi

Menon’u destekleyen veri hafif değil. Allianz’ın 639 katılımcıyla yaptığı 2026 Risk Barometresi‘nde iklim başlığı altındaki en yüksek endişe %63 ile iş kesintisi etkisi olarak işaretlendi, yani aşırı hava olaylarının yarattığı tedarik zinciri darboğazları ve lojistik aksaması. Üretim tesislerinin zarar görmesi gibi fiziksel etkiler %57 ile ikinci, kronik çevresel riskler %40 ile üçüncü sırada geldi. Şirketler, iklimi düşündüklerinde akıllarına gelen ilk şey tedarik zinciri oluyor. Aynı rapor, katastrofik olaylardan doğan sigortalı kayıpların üst üste altıncı yıl 100 milyar dolar seviyesine ulaştığını aktarıyor.

Olay sayısı tarafında da eğilim aynı yönde ilerliyor. Tedarik zinciri izleme platformu Resilinc‘in verisine göre 2024’te toplam kesinti bildirimleri %38 artarken aşırı hava kaynaklı bildirimler %119 sıçradı. Sel uyarıları %214, kasırga ve tayfun uyarıları %101 arttı. 2025’in üçüncü çeyreğinde aşırı hava kaynaklı kesintiler yıllık bazda %41 yükseldi. Somut bir örnek de var. Allianz Tayland’da kasım ayında yaşanan selin kauçuk üretimini 90 bin tona varan ölçüde düşürmesinin beklendiğini ve bunun yaklaşık 140 milyon dolarlık kayıpla küresel arzda fiyat oynaklığı endişesi doğurduğunu belirtiyor. Aşırı hava olaylarının tedarik zincirlerini vurduğu artık kanıtlanmış durumda. Asıl tartışma bu vuruşun ne derece ağır olduğu üzerine.

Terazinin İkinci Kefesi

Aynı raporların sıralama tarafı Menon’u zorluyor. Allianz 2026’da siber olaylar %42 ile beşinci yıl üst üste birinci sırada kaldı. Yapay zeka onuncu sıradan ikinciye fırlayarak yılın en büyük yükselişini yaptı. İş kesintisi ve tedarik zinciri aksaması, on yıldır birinci ya da ikinci sıradayken üçüncülüğe geriledi. Doğal afetler beşinci, iklim değişikliği altıncı sıraya indi, siyasi risk ve şiddet ise tarihinin en yüksek konumuna çıkarak yedinci oldu.

Resilinc verisi benzer bir tablo çiziyor. Fabrika yangınları üst üste altıncı yıl bir numaralı kesinti nedeni olarak kaldı. 2025’te bildirimler %38 artarken en hızlı büyüyen kategoriler %143 ile insan sağlığı, %92 ile düzenleme değişikliği, %64 ile siber olaylar ve %54 ile jeopolitik istikrarsızlık oldu. İklim bu listenin başında yer almıyor. Allianz katılımcılarına önümüzdeki beş yılın en olası kara kuğu senaryosu sorulduğunda verdikleri yanıt da birden fazla büyük ekonomiyi içine alan jeopolitik bir çatışmadan kaynaklanacak küresel tedarik zinciri felci oldu.

Ölçülebilir Ama Kısa Ömürlü

En güçlü itiraz akademik taraftan geliyor ve kaynağı iklim risklerini ciddiye alan bir kurum. Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Bruegel’in Eylül 2025 tarihli çalışması, aşırı hava olaylarının küresel tedarik zincirlerini üç ayrı kanaldan bozduğunu ortaya koyuyor. Doğal afetlerin imalat üretimini düşürmesi, sel ve kuraklığın tarımsal verimi azaltması, iklim koşullarının altyapıya zarar verip ticaret rotalarını kesintiye uğratması. Buraya kadarı Menon’u destekliyor. Çalışmanın bulgusu ise başka bir yere çıkıyor.

Bruegel, yakın geçmişteki bu olayların ölçülebilir etkiler yarattığını, ancak küresel tedarik zincirlerinin çeşitlenmiş yapısı nedeniyle bu etkilerin sınırlı kaldığını yazıyor. 2011 Tayland selleri ve Panama Kanalı’nı etkileyen 2022 kuraklığı gibi uç olaylar ölçülebilir makroekonomik sonuçlar doğurdu fakat kısa ömürlü oldu. Çalışma bunu kalıcı bir teselli olarak sunmuyor. Olaylar sıklaştıkça ve şiddetlendikçe etkinin belirgin biçimde büyüyeceğini vurguluyor. Elimizdeki kanıt iklimin bugünkü en büyük kesinti kaynağı olduğunu göstermiyor, yarın olabileceğini gösteriyor.

Kurumsal zemin de aynı yöne işaret ediyor. Yaklaşık 120 üyeli, Net Sıfır Bankacılık İttifakı, Ekim 2025’te faaliyetlerini durdurma kararı aldı. Üst kuruluş konumundaki Glasgow Net Sıfır Finans İttifakı (GFANZ, finans kuruluşlarının iklim geçişi platformu) yeniden yapılanarak üyelerin sektörel bir net sıfır ittifakına dahil olma şartını kaldırdı. Avrupa Birliği tarafında Şubat 2026’da kabul edilip Mart 2026’da yürürlüğe giren Omnibus düzenlemesi, kurumsal sürdürülebilirlik raporlaması ve tedarik zinciri özen yükümlülüğünün kapsamını ilk Komisyon önerisinin çok ötesinde daralttı. Menon’un GFANZ Asya-Pasifik Danışma Kurulu başkanlığını yürüttüğünü hatırlamakta yarar var.

Hüküm

Menon geleceğe ait bir öngörüyü bugüne ait bir üstünlük sıfatıyla kuruyor. Kendi cümlesindeki “önümüzdeki yıllarda” ifadesi bunu zaten ele veriyor. Sıralamalara, olay sayılarına ve akademik bulguya bakıldığında iklim bugün en büyük tekil kesinti nedeni konumunda görünmüyor. Tüm kesintilerin anası ifadesi bir ölçüm sonucu olarak değil, dikkat toplamak için seçilmiş bir vurgu olarak duruyor.

İddiayı tümden reddetmek de veriye uymuyor ve yazının asıl bulgusu burada. İklim, diğer risklerle aynı listede ayrı bir satır olarak sayıldığında küçük görünüyor. Bunun sebebi ölçüm biriminde saklı. Çünkü iklim etkisini büyük ölçüde başka kategorilerin adı altında üretiyor. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) bir düzenleme kesintisi olarak kayda geçiyor ve kaynağı iklimdir. Emtia fiyatlarındaki oynaklık bir maliyet kesintisi olarak görünüyor ve tetikleyicisi rekoltedir. Sıcak stresi ise bir işgücü kesintisi olarak raporlanıyor. İklimin risk kütüğünde kendi satırında görünmemesi, orada olmadığı anlamına gelmiyor.

Zararı Büyüten Tepkidir

Bruegel’in çalışması bir noktada daha uyarıyor ve bu uyarı satınalma açısından belki de en değerlisi. 2007-2008 küresel pirinç krizi, koordinasyonsuz politika tepkilerinin başka türlü yönetilebilir düzeydeki iklim kaynaklı üretim açıklarını nasıl şiddetlendirebildiğini gösterdi. Rekoltedeki düşüş kendi başına yönetilebilir ölçüdeydi. Krizi büyüten şey ihracat kısıtlamaları ve panik alımları oldu. Zincir tarlada değil, tarlaya verilen tepkide kırıldı.

Bu mantık bugünün Türk ihracatçısı için doğrudan geçerli. SKDM’nin geçiş dönemi, 31 Aralık 2025’te sona erdi ve 1 Ocak 2026 itibarıyla kesin uygulama dönemi başladı. Demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik sektörlerinde Avrupa’ya ihracat yapan üretici, ürününe gömülü karbon için artık mali bir yükümlülük taşıyor. Bu yükümlülüğün faturasını kesen şey bir sıcaklık ölçümü değil, o ölçüme karşı Brüksel’de kurulmuş bir mekanizma. Türk üreticisinin bilançosuna iklim, mevzuat kapısından giriyor.

Burada bir ayrıntı Türkiye lehine çalışıyor. Türk çelik üretiminin yaklaşık %70’i elektrikli ark ocağı teknolojisine dayanıyor ve bu yapı, kömür bazlı yüksek fırınlarla üretim yapan ülkelere kıyasla yapısal olarak daha düşük karbonlu bir konum sağlıyor. Avantajın işe yaraması, tesis bazlı emisyon verisinin doğrulanabilir biçimde üretilmesine bağlı. Ölçemeyen üretici, elindeki avantajı fiyat masasına taşıyamıyor.

Türkiye’nin Su Tablosunda Asıl Mesele Genlik

Türkiye’de bu yaz bir su krizi yaşanmıyor ve bunu olduğu gibi söylemek gerekiyor. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre kente su sağlayan barajların ortalama doluluk oranı 21 Temmuz 2026 itibarıyla %58 seviyesinde bulunuyor. Kış ve ilkbahar yağışlarıyla %70 bandına yaklaşan rezervler, temmuz ayında buharlaşma ve yoğun tüketimle mevsim normallerine uygun biçimde geriliyor. 2023-2024 sezonunda yaşanan şiddetli kuraklığın ardından gelen bu tablo rahatlatıcı sayılır.

Rahatlatıcı olması planlamayı kolaylaştırmıyor. İki yıl arayla bu genlikte savrulan bir değişkenin üzerine tedarik planı kurmak, iyi bir yılda gevşeyip kötü bir yılda telaşa kapılmak anlamına geliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de kullanılan suyun yaklaşık %79’u tarımsal sulamada harcanıyor. Bu oran, su rejimindeki her dalgalanmanın gıda, tekstil ve tarıma bağlı girdilerin fiyatına ve teminine yansıyacağı anlamına geliyor. Satınalma açısından yönetilmesi gereken şey kuraklığın şiddeti kadar, geliş aralığının öngörülemezliği.

Satınalma Masasına Düşen Pay

Bütün bu tablonun satınalma masasında somut bir karşılığı var. İklim, kurumsal risk kütüğünde çoğu zaman hava durumu ya da sürdürülebilirlik satırında bekliyor. Fiilen çalıştığı yerler ise mevzuat uyumu, girdi maliyeti, sigorta primi ve tedarikçi sürekliliği satırları oluyor. Riski yanlış satırda arayan firma, doğru satırdaki artışı başka bir nedene bağlıyor ve müdahale imkanını kaybediyor.

Pratik karşılık birkaç başlıkta toplanıyor. Alt kademe tedarikçi görünürlüğü olmadan iklime maruz coğrafyalardaki yoğunlaşma fark edilemiyor, çünkü risk çoğu zaman doğrudan tedarikçide değil onun tedarikçisinde yani tedarikçinin tedarikçisinde birikiyor. Sözleşmelerdeki mücbir sebep tanımları ve maliyet aktarım maddeleri, hava olayı kaynaklı gecikmeleri kimin üstleneceğini önceden belirliyor. Karbon maliyetini tek bir fiyat senaryosu üzerinden planlayan firma, fiyat bandı yukarı oynadığında nakit akışında ve marjda sürprizle karşılaşıyor. Bu başlıkların ortak paydası senaryo kurma disiplini.

Allianz’ın bir bulgusu bu noktada ayrıca düşündürücü. Ankete katılan şirketlerin yalnızca %3’ü kendi tedarik zincirini “çok dayanıklı” olarak değerlendiriyor. Riskin farkında olmak ile onu yönetebilecek donanıma sahip olmak arasındaki mesafeyi bu oran kadar açık gösteren bir veri az bulunur.

Menon’a Dönerken

İklim gerçekten tüm tedarik zinciri kesintilerinin anası mı sorusu, sorulduğu haliyle verimli bir soru olmuyor. Sıralamalara bakıp iklimi altıncı sıraya yerleştirmek onu küçümsemek anlamına geliyor. Her kesintinin arkasındaki tek neden ilan etmek de gerçeği yansıtmıyor. İşe yarayan soru, iklimin hangi kapıdan (aşamadan) girdiğini ve hangi maliyet kaleminde göründüğünü ayırt edebilmek.

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Ve Yeşil Satınalma Eğitimi Haber İklim Değişikliği Gerçekten Tüm Tedarik Zinciri Kesintilerinin Anası MıO ayrımı yapabilmek, hava tahmini takip etmekten farklı bir yetkinlik gerektiriyor. Mevzuatın iklim politikasından nasıl doğduğunu, fiyat oynaklığının hangi rekolteye bağlandığını ve sigorta priminin hangi coğrafi yoğunlaşmayı fiyatladığını okuyabilmek gerekiyor. Menon’un cümlesi bir uyarı olarak değerini koruyor. Geriye şu soru kalıyor, bu uyarıyı alan masa onu maliyet tablosuna çevirebilecek donanıma sahip mi?


İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:

Kurumunuzun satınalma ve tedarik zinciri fonksiyonunu sağlam, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik Eğitimi Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimi

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 


Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi için tıklayınız. 

 Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi

Sürdürülebilirlik çalışmalarında temel konulardan biri, tedarikçilerden alınan verilerin düzenli, karşılaştırılabilir ve doğrulanabilir şekilde toplanmasıdır. Bu veriler, hem satınalma süreçleri hem de sürdürülebilirlik raporlaması açısından önemli bir temel oluşturur. Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi, şirketlerin bu verileri daha sistematik, tutarlı ve uygulanabilir bir çerçevede yönetebilmesi amacıyla hazırlanmıştır.

Emisyon Hesaplama Rehberi Scope 3
Değer Zinciri ve Emisyon Hesaplama Rehberi için tıklayınız.

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATIN ALMA ISO 20400 MAKALELERİ

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİM TESTLERİ