Savunma İhracatı Temmuzda 1,12 Milyar Dolar, Türkiye Artık Parça Değil Sistem Satıyor

Yöneticiler Için Stratejik Müzakere Eğitimi Haber Savunma İhracatı Temmuzda 1,12 Milyar Dolar, Türkiye Artık Parça Değil Sistem Satıyor

Savunma İhracatı Temmuzda 1,12 Milyar Dolar, Türkiye Artık Parça Değil Sistem Satıyor

Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatı temmuz ayında 1 milyar 120 milyon dolara ulaştı. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Sn. Prof. Dr. Haluk Görgün’ün paylaştığı verilere göre bu rakam, geçen yılın aynı ayına kıyasla %14,4 artışa karşılık geliyor. Ocak-temmuz döneminde ihracat %26,2 artarak 5 milyar 787 milyon dolar oldu. Son on iki aylık ihracat ise 11,2 milyar dolar seviyesine yükseldi. Görgün, savunma ihracatındaki artışın arkasında sektörün üretim kapasitesinin, mühendislik yetkinliğinin ve küresel rekabet gücünün bulunduğunu belirtti.

Karşılaştırma noktası Temmuz 2025. O ay sektörün ihracatı 981 milyon dolardı ve kendi içinde güçlü bir aydı. Bir yıl içinde aradaki fark 140 milyon doları aştı. Ancak aylık rekorlar son üç yıldır düzenli olarak kırılıyor ve rakamın büyümesi tek başına yeni bir bilgi taşımıyor. Temmuz verisinin asıl anlattığı şey rakamın kendisinden çok ihracatın içeriğinde yaşanan değişim. Türkiye beş yıl önce ağırlıklı olarak başkalarının ürettiği sistemlere parça satıyordu, bugün sattığı şey giderek daha fazla bütün platform.

Savunma İhracatında İvme Yıl İçinde Nasıl Arttı?

Sektör yıla iyi başladı ama asıl hızlanma ilkbahar sonrasında geldi. Ocak ayı ihracatı 555,3 milyon dolarla bir önceki yılın aynı ayına göre %44,2 arttı. İlk çeyrek toplamı 1,91 milyar dolar oldu ve mart ayı tek başına 803 milyon dolarlık satışa ulaştı. Mayıs, haziran ve temmuz aylarının ortalaması ise 1 milyar doları buluyor. Çeyrekten çeyreğe yükselen bir eğilim var ve temmuz bu eğilimin en yüksek noktası.

Sektör, 2025 yılını 10 milyar doları aşan ihracatla kapatmış, bu eşiğe ilk kez ulaşmıştı. Mevcut tempo korunursa 2026 rakamı belirgin biçimde daha yukarıda oluşacak. SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve Baykar Genel Müdürü Sn. Haluk Bayraktar, mayıs ayında İstanbul’da düzenlenen SAHA 2026 fuarında yıl sonu için 13 milyar dolarlık ihracat hedefi açıklamıştı. Aynı konuşmada savunma sanayiinde yerlilik oranının %83’e ulaştığını ve savunma bütçesinin 36 milyar doları aştığını belirtti. Yılın kalan beş ayında ortalama 1,4 milyar dolarlık aylık ihracat gerekiyor ki bu, temmuz seviyesinin belirgin biçimde üzerinde. Ocak-temmuz gerçekleşmesi, yıl sonu hedefinin iddialı ama ulaşılabilir olduğunu gösteriyor.

Parça Satan Ülkeden Platform Satan Ülkeye

Rakamların altındaki yapısal değişimi ölçmeye çalışan güncel bir akademik çalışma da mevcut. Afyon Kocatepe Üniversitesi’nden Öğr. Gör. Mehmet Alper Şen ve Prof. Dr. Mahmut Masca, mart ayında yayımlanan araştırmalarında, sektörün 2012-2023 arasındaki dış ticaret yapısını Grubel-Lloyd endeksiyle inceledi. Bu endeks, bir sektörün aynı anda hem ihracat hem ithalat yapma derecesini ölçüyor. Değer 100’e yaklaştıkça ülke o sektörde ağırlıklı olarak karşılıklı bileşen alışverişi yapıyor demek. Değer düştükçe ticaret tek yöne, yani ihracata kayıyor.

Endeks 2020 yılında %97,35 seviyesindeydi. 2023’e gelindiğinde %74,67’ye gerilemişti. İktisat literatüründe bu tür bir düşüş genellikle sektörün küresel üretim ağlarından kopması olarak okunur. Yazarlar Türk savunma sanayii özelinde farklı bir yorum getiriyor ve düşüşü ithalata dayalı bileşen ticaretinden özgün platform ihracatına geçişin göstergesi olarak değerlendiriyor. Aynı yıl sektörün cirosu 15,07 milyar dolara, Ar-Ge harcaması 2,62 milyar dolara, istihdamı 90.969 kişiye ulaşmıştı.

Bu değişimin pratikte ne anlama geldiği somut bir örnekle görülebiliyor. Bir ülke başka bir üreticinin uçağına kanat parçası sattığında, o ürünün fiyatını, teslim takvimini ve sonraki siparişini ana yüklenici belirler. Aynı ülke bütün bir uçak sattığında ise bu kalemlerin tamamı kendi tarafına geçer. Buna eğitim, lojistik destek ve yedek parça anlaşmaları da eklenir. Sözleşme süresi birkaç yıldan yirmi yıla uzar ve ilişki tedarikçilikten ortaklığa dönüşür. Bu, satıcı ülkenin kendi alt tedarikçi ağını da alıcının yanına taşıması anlamına geliyor ve ihracatın çarpan etkisi böylece büyüyor.

Bu okuma, daha önce ele aldığımız Türk savunma sanayiinin tedarik zinciri yapısıyla birlikte düşünüldüğünde daha anlamlı hale geliyor. Bir ülkenin savunma ihracatının artması ile o ülkenin küresel tedarik zincirindeki konumunun yükselmesi farklı şeyler. Birincisi hacim, ikincisi konum meselesi. Türkiye küresel savunma tedarik zincirinde alt kademe tedarikçi konumundan ana yüklenici konumuna geçiyor. Temmuz rakamı bu geçişin en son ölçümü.

İhracatı Taşıyan Ürünler

Türkiye, ürün ve ülke bazında ihracat tutarı yayımlamıyor. Bu nedenle tablo ancak kamuya açıklanan sözleşmeler üzerinden kurulabiliyor. Sektörde birim fiyat bilgisi ticari sır sayılıyor ve basında dolaşan tahminler platform, mühimmat ile destek paketini birbirine karıştırma riski taşıyor. Yine de imzalanan sözleşmelerin adedi, tarafı ve süresi üzerinden yeterince net bir resim çıkıyor.

Baykar bugüne kadar 37 ülkeyle ihracat anlaşması imzaladı. Şirketin amiral gemisi Bayraktar TB2, 34 ülkeye tedarik edildi ve toplam teslim adedi 600’ü buldu. Baykar, 2003’te başlayan Ar-Ge sürecinden bu yana gelirlerinin %83’ünü ihracattan elde etti. Haluk Bayraktar’ın verdiği bilgiye göre dünya insansız hava aracı pazarının %65’i Baykar tedarikiyle karşılanıyor. Şirketin jet motorlu insansız savaş uçağı Bayraktar Kızılelma seri üretime geçti ve Endonezya’ya 12 adetlik ilk ihracat sözleşmesi imzalandı, teslimatlar 2028’de başlayacak.

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii tarafında tablo platform çeşitliliği açısından daha geniş. TUSAŞ Genel Müdürü Sn. Mehmet Demiroğlu, şirketin 16 ülkeyle 23 ihracat anlaşması bulunduğunu açıkladı. Bunların en büyüğü milli muharip uçak KAAN’ın Endonezya’ya satışına ilişkin 48 uçaklık anlaşma. İkincisi jet eğitim uçağı HÜRJET’in İspanya’ya satışı ve aralık sonunda imzalanan sözleşme, 30 uçağı ve eğitim ile lojistik destek paketlerini kapsıyor. Tutarı 2,6 milyar euro ve ilk teslimatlar 2028’de yapılacak. TUSAŞ ayrıca Boeing, Airbus ve Sikorsky gibi üreticilere parça üretiyor ve 2025’te bu işten yaklaşık 540 milyon dolar gelir elde etti.

Havacılığın dışında kalan kalemler de tabloyu genişletiyor. STM, Portekiz için deniz ikmal ve lojistik destek gemisi üretimini üstlendi. Askeri Fabrika ve Tersane İşletme AŞ, kısa adıyla ASFAT, Romanya’ya deniz platformu sattı. Türk Askeri Gemi İnşa Sanayi ortak girişimi TAIS, Endonezya’ya fırkateyn ihraç etti. Motor tarafında ise Kale Jet’in seyir füzeleri için geliştirdiği turbojet motorun Brezilya’ya satılması, alt sistem ihracatının da yol aldığını gösterdi.

Elektronik sistemler ve mühimmat tarafında da benzer bir genişleme var. ASELSAN Genel Müdürü Sn. Ahmet Akyol’un açıkladığı verilere göre şirketin bakiye siparişleri 20,7 milyar dolara ulaştı ve yılın ilk çeyreğinde imzalanan yeni ihracat sözleşmeleri %69 artışla 629 milyon dolar oldu. Roketsan Genel Müdürü Sn. Murat İkinci ise 2025 yılını 750 milyon dolara yakın ihracatla kapattıklarını belirtmişti. Roketsan’ın ASSAN Group’un savunma varlıklarını satın alması bu büyümenin ölçek tarafını gösteriyor. İhracatın ağırlığı tek bir üründen çıkıp platform çeşitliliğine yayıldı.

Motor Tarafında Durum

Platform ihracatının en kritik girdisi motor. TUSAŞ Motor Sanayii, sektörde TEI olarak bilinen şirket, 2026 yılına 2,95 milyar dolarlık ihracat siparişiyle girdi ve toplam sipariş hacmi 8,2 milyar dolara ulaştı. Siparişler küresel sivil ve askeri havacılıkta kullanılan 22 farklı motor programı için parça üretimini ve bakım-onarım hizmetlerini kapsıyor. TEI Genel Müdürü Sn. Prof. Dr. Mahmut Faruk Akşit, 2025 sipariş rakamının şirket tarihinin rekoru olduğunu ve Türkiye savunma sanayiinin toplam siparişlerinin yaklaşık beşte birini tek başlarına aldıklarını söyledi. Şirket son dönemde bakım-onarım tarafında Şili, Singapur, Umman ve Bahreyn hava kuvvetlerini portföyüne ekledi.

Şirketin yürüttüğü programlar ihracatın önümüzdeki yıllardaki seyrini doğrudan belirleyecek. İnsansız hava aracı motoru TEI-PD170, TUSAŞ’ın ANKA ve AKSUNGUR platformlarında kullanılıyor ve iki platform için 40 adet teslim edildi. Genel maksat helikopteri GÖKBEY için geliştirilen TS1400 turboşaft motoru seri üretim aşamasına geldi. KAAN’ın motoru olacak TF35000 projesi ise kritik tasarım gözden geçirme aşamasına ulaştı. Akşit bu aşamayı, motorun parçalarının üretilip montajlanması öncesindeki son adım olarak tanımladı ve projede takvim sarkması bulunmadığını belirtti.

Bu tablo temmuz ayında beklenmedik bir sınavdan geçti. Şirketin Eskişehir yerleşkesinin imalat bölümünde 21 Temmuz akşamı yangın çıktı ve yaklaşık 150 personel tahliye edildi. Akşit, müdahalenin koordineli biçimde yürütüldüğünü belirterek can kaybı ve yaralanma yaşanmamasının en büyük teselli olduğunu ifade etti, süreçle ilgili resmi açıklamalar dışındaki bilgilere itibar edilmemesi konusunda uyarıda bulundu. Görgün ise kritik projelerin aksamadan ilerlemesine yönelik adımların hızla atılacağını açıkladı. Yangının üretim takvimine etkisi teknik incelemeler tamamlandıktan sonra netleşecek. Rekor ihracat tablosunun altında tek tesise bağlı kritik üretim kalemleri var.

İthalat Tarafı Kapanmış Değil

Aynı akademik çalışmanın gösterdiği ikinci bulgu ihracat kadar dikkat çekici. Sektörün ithalatı 2023 yılında 3,30 milyar dolar seviyesindeydi ve bu rakam yıllar içinde azalmıyor, artıyor. İhracat daha hızlı büyüdüğü için endeks düşüyor ama ithalatın mutlak büyüklüğü yerinde duruyor. Darboğazın nerede olduğu da biliniyor. Çip, nadir toprak elementleri, galyum ve germanyum gibi girdilerde tedarik büyük ölçüde birkaç ülkede yoğunlaşmış durumda.

Bu bağımlılık yalnızca ana yüklenicilerin sorunu değil. Savunma Sanayii Başkanlığı, 4 bini aşkın firmadan oluşan bir ekosistemi koordine ettiğini ve eş zamanlı olarak 1.400’den fazla projeyi yürüttüğünü açıkladı. Ekosistemin büyük bölümü küçük ve orta ölçekli üreticilerden oluşuyor ve bu firmalar kritik elektronik bileşenleri çoğunlukla ithal ediyor. Ana yüklenicinin teslimat takvimi, zincirin en alt halkasındaki bir tedarikçinin bileşen bulamamasıyla kayabiliyor. İhracat büyüdükçe bu zincirin uzunluğu ve kırılganlığı da artıyor.

Milli İstihbarat Akademisi’nin bu yıl yayımladığı bir analizde, söz konusu girdilere yönelik ihracat kısıtlamalarının maliyetleri artırabileceği ve üretim takvimlerini uzatabileceği belirtiliyor. Analizde ülkelerin en az iki tedarikçi ve iki coğrafya ilkesine dayalı çeşitlendirmeye yöneldiği, Tayvan merkezli çip üretimindeki olası kesintilerin elektronik dışındaki sektörleri de etkileyebileceği vurgulanıyor. Türk savunma sanayii için bu, tedarikçi haritasının sürekli güncellenmesi anlamına geliyor. Bir başka pratik sorun ise veri tarafında. Savunma ve Havacılık Sanayii İmalatçılar Derneği’nin (SASAD)2024 ve 2025 performans raporları, akademik çalışmanın yazarlarına verilen bilgiye göre jeopolitik riskler ve güvenlik gerekçesiyle henüz yayımlanmadı. Büyüme ile dayanıklılık aynı şey değil.

Dışarıdan Nasıl Görünüyor

Sektörün büyümesi uluslararası kurumların da radarında. Reuters’ın ticaret verilerine dayanan incelemesine göre Türk savunma ihracatı 2021’den bu yana üç katından fazla artarak 10 milyar dolara ulaştı ve ülkenin toplam ihracatının yaklaşık %3,7’sini oluşturuyor. Aynı dönemde Avrupa ve ABD’ye yapılan ihracat neredeyse dört katına çıkarak 5,6 milyar dolara ulaştı. İncelemede analistlerin, sürekli devlet desteğinin, esnek tedarik zincirlerinin ve alıcının ihtiyacına göre özelleştirme isteğinin, Türk firmalarına avantaj sağladığı değerlendirmesine yer veriliyor. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü SIPRI ise Türkiye’yi 2021-2025 döneminde dünyanın 11. büyük silah ihracatçısı olarak sıralıyor ve Sahra Altı Afrika’ya yapılan transferlerde üçüncü büyük tedarikçi konumunda gösteriyor.

Türk firmalarının Avrupa’daki konumlanması da sözleşmelerle sınırlı kalmıyor. Baykar, İtalyan savunma şirketi Leonardo ile insansız sistemler alanında ortak girişim kurdu ve İtalya’nın köklü havacılık şirketi Piaggio Aerospace’i satın aldı. Repkon, bir Alman savunma şirketiyle 155 milimetrelik topçu mühimmatı üretimi için ortak üretim anlaşması imzaladı. Bu adımlar Türk firmalarını Avrupa’nın yeniden silahlanma sürecinde tedarikçi olmaktan çıkarıp yerleşik üretici konumuna taşıyor. Ortak üretim modeli, ihracat izinleri ve pazar engelleri karşısında da bir esneklik alanı yaratıyor.

Yöneticiler Için Stratejik Müzakere Eğitimi Haber Savunma İhracatı Temmuzda 1,12 Milyar Dolar, Türkiye Artık Parça Değil Sistem Satıyor

Ancak erişim tarafında tablo daha karışık. Türkiye’nin ev sahipliğinde 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da düzenlenen NATO zirvesinin sonuç bildirisinde müttefikler kolektif üretim kapasitelerini artırma ve sanayi sektörüyle birlikte çalışma taahhüdünde bulundu. Aynı günlerde Avrupa Birliği tarafında farklı bir denklem işledi. Birliğin 150 milyar euroluk savunma finansman mekanizması SAFE, desteklenen projelerde toplam bileşen maliyetinin en az %65’inin Avrupa kaynaklı olmasını şart koşuyor. Türkiye başvurusunu zamanında yapmasına rağmen ilk dalgada yer almadı, süreç 2030’a kadar devam edecek.

Temmuz rakamı bu tablonun içinde okunduğunda daha açık bir anlam kazanıyor. Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayii üretebildiğini ve satabildiğini çoktan kanıtlamış durumda. İhracatın bileşimi parçadan platforma kaydı, sektör küresel zincirde daha üst bir konuma yerleşti. Bundan sonraki eşik ise üretim kapasitesinden çok pazar erişimi ve girdi güvenliği başlıklarında görünüyor. Aylık rekorların sürmesi bu iki başlıkta alınacak mesafeye bağlı olacak.


 

MÜZAKERE TEKNİKLERİ VE PAZARLIK BECERİLERİ MAKALELERİ
“Taktikler bazen pazarlık sürecinin başı, bazen ortası bazen de sonunda etkilidir.”

PAZARLIK MASASI ve PAZARLIK TAKTİKLERİ

“If you are not at the table, you are on the menu”.

PAZARLIK BECERİ ANKETİ

MÜZAKERE & PAZARLIK EĞİTİM TESTLERİ

Çip Krizi ve RAM Kıtlığında Apple Bile Sorun Yaşıyor

Tedarik Zinciri Dijital Dönüşüm Danışmanlığı Haber çip Krizi Ve Ram Kıtlığında Apple Bile Sorun Yaşıyor

Çip Krizi ve RAM Kıtlığında Apple Bile Sorun Yaşıyor

Apple 30 Temmuz akşamı, Haziran çeyreği sonuçlarını açıkladı ve neredeyse her kalemde rekor kırdı. Ertesi gün hissesi gün içinde %10’a yaklaşan bir düşüş yaşadı, kapanışta kayıp %7,4 seviyesinde kaldı. Gün içindeki seviye korunsaydı şirketin piyasa değerinden yaklaşık 500 milyar dolar silinecek ve dünyanın en değerli şirketi unvanı, birkaç gün önce geri alındığı Nvidia’ya dönecekti. Rekor bilanço ile sert satış arasındaki bu çelişki basit bir piyasa dalgalanması olmaktan uzak. Tedarik zinciri yönetimini uzun yıllardır ders kitaplarına konu etmiş bir şirket, istediği hacme neden ulaşamadığını anlatmak zorunda kaldı.

Rekor Bilanço, Düşen Hisse

Rakamlar tartışmasız güçlü. Apple’ın 27 Haziran’da biten çeyrekte geliri %16 artışla 109,4 milyar dolara ulaştı, hisse başına kazanç %29 artışla 2,02 dolar oldu. iPhone geliri %22 artışla 54,25 milyar dolara, Mac geliri %29 artışla 10,4 milyar dolara çıktı. Üçü de Haziran çeyreği rekoru. Yatırımcıyı rahatsız eden şey geçmiş çeyrek olmadı, önümüzdeki çeyrek için verilen tahmin oldu. Apple, Eylül çeyreği için %9 ile %11 arasında gelir büyümesi öngördü, piyasa beklentisi ise yaklaşık %12 seviyesindeydi.

Bu yavaşlamanın tamamını tedarike bağlamak yanıltıcı olur. Finans direktörü Kevan Parekh, gerilemenin 2,5 puanının kur etkisinden geldiğini açıkladı. Geri kalanı tedarik kısıtından kaynaklanıyor ve bu kısıtı beklenmedik bir yerden tarif eden isim, Eylül ayında koltuğu John Ternus’a bırakacak olan üst yönetici Tim Cook oldu. Yıllardır tedarik zinciri dehası olarak anılan Cook’a göre ortada bir tedarikçi ya da ortak sorunu yok. iPhone ile Mac şirketin kendi tahminlerini fazlasıyla aştı ve Apple kendi çiplerinin üretildiği en gelişmiş çip üretim hatlarında yeterli kapasite bulamadı. Haziran ayında yayımladığımız yazıda rekabetin asıl olarak tedarik kararlarında belirlendiğini savunmuştuk, bu bilanço o tezin sınandığı yer oldu. Yatırımcının bu bilançoda aradığı şey satış rakamı olmaktan çıkmış, Apple’ın önümüzdeki çeyrekte kaç adet üretebileceğine kaymış durumda.

Maliyet Nereden Çıkıp Nereye Gidiyor

Cook aynı görüşmede RAM’i (bellek) ayrı bir başlık olarak ele aldı. Apple, Haziran ayında Mac ve iPad fiyatlarını artırdı. Cook bunu isteksizce yaptıklarını ve sebebinin bellek maliyetlerindeki sıçrama olduğunu söyledi. RAM, yani cihazın çalışma belleği, uzun yıllar bir sistemin en ucuz parçalarından biriydi. Bugün tablo tamamen değişti. Araştırma kuruluşu Tech Insights’tan Mike Howard’ın verdiği orana göre bellek, normal şartlarda bir bilgisayarın maliyetinin %15 ile %20’sini oluştururken bu pay %30 ile %40 bandına çıktı. Bellek yıllarca bir bilgisayarın en ucuz parçasıydı, bugün maliyetin üçte birini tek başına taşıyor.

Türkiye’deki okur bu artışın bir kısmını zaten gördü. Apple Türkiye 5 Mayıs’ta iPhone 17 ailesinin fiyatlarını yaklaşık %10 artırdı, üstelik yılın ilk gününde akıllı telefonlarda vergi artışı da yürürlüğe girmişti. Yani telefon ya da bilgisayar alan bir tüketici için mesele bir tahmin olmaktan çıktı. Piyasa araştırma şirketi TrendForce’un verilerine göre standart RAM sözleşme fiyatları 2026’nın ilk çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %93 ile %98 arasında arttı. Bu, bellek piyasasının tarihinde kayda geçen en sert çeyreklik yükseliş.

Sıra Kimde?

Fiyatın bu kadar sert yükselmesinin sebebi arzın aniden daralması olmadı. Talep tarafında yeni ve çok büyük bir alıcı grubu belirdi. Yapay zeka veri merkezi kuran şirketler, bellek üreticilerinin kapasitesini uzun vadeli tedarik anlaşmalarıyla önceden bağladı. Üreticiler de ileri üretim hatlarını bu tarafa ayırdı. Çünkü sunucu belleği tüketici belleğine göre çok daha yüksek marj bırakıyor. Geriye kalan alıcı, kalan hacmi piyasanın verdiği fiyattan almak zorunda kaldı.

Peki neden yeni kapasite kurulmuyor? Kuruluyor, ama tüketiciye ulaşmıyor. Yapay zeka çiplerinde kullanılan HBM adlı bellek türü, üreticilerin bellek üretim kapasitesinin 2027 sonunda yaklaşık %30’unu kullanacak. Buna karşılık, çıkan bellek miktarının yalnızca %13’ünü üretecek. Yani bu ürün kapasiteyi çok yiyip az bellek veriyor. Güney Koreli bellek üreticisi SK Hynix’in üst yöneticisi Kwak Noh-jung 10 Temmuz’da, 2027’nin sektör tarihinin arz açısından en kötü yılı olacağını ve talebin 2030’dan sonra bile kapasitelerini aşacağını söyledi. Bu değerlendirmeyi bir notla okumakta fayda var, çünkü Kwak bunu şirketinin Nasdaq’a açıldığı gün söyledi ve dar arz anlatısı doğrudan üreticinin fiyatlama gücüne hizmet ediyor.

Bellek üreticisi Micron da Haziran ayındaki yatırımcı sunumunda talebin sektör genelindeki arzı belirgin biçimde aştığını ve bu sıkışıklığın 2027 sonrasına sarkabileceğini belirtti. Aynı talep gücünün başka emtialarda benzer sonuçlar ürettiğini daha önce ele almıştık. Bakır ve elektrifikasyon metallerindeki yapısal açığı incelediğimiz yazıda talebi yaratan üç kalemden biri yine yapay zeka veri merkezleriydi. RAM meselesinde yaşanan şey, farklı bir malzemede farklı bir hızla tekrarlanıyor. Pazarlık gücü fiyattan sıraya kaydı ve sırada yeri olmayan alıcı, kalan hacmi piyasanın belirlediği fiyattan alıyor.

AMD Yeniden 4 GB’lık Ekran Kartına Döndü

Kıtlığın zincirin alt katmanındaki karşılığı çok daha somut oldu. AMD, giriş seviyesi yeni ekran kartı Radeon RX 9050’yi 279 dolar önerilen fiyatla duyurdu ve perakendeye çıkan sürüm 8 GB kapasiteye sahip. Ancak aynı adı taşıyan, yalnızca hazır bilgisayar üreticilerine verilen 4 GB’lık ikinci bir sürüm daha var. Piyasa dört yıldır 4 GB’lık yeni bir ekran kartı görmemişti. Kartın üzerindeki bellek, teknik adıyla GDDR, sistem RAM’inden ayrı çalışır ve kapasitenin yarıya inmesi kullanılan yonga sayısının da yarıya inmesi anlamına gelir.

Burada bir düzeltme yapmak gerekiyor. Basında kartın doğrudan RAM krizi nedeniyle çıkarıldığı yazıldı. Oysa ne AMD’nin ne de kart üreticisi ASRock’ın böyle bir açıklaması yok. AMD’nin bildirdiği tek gerekçe, kartın belirli bir sistem üreticisi ortağı için giriş seviyesi kullanıcıya uygun maliyetli bir seçenek olarak geliştirilmiş olması. Şirketin kendi kurmadığı bir nedensellik bağını bizim kurmamız doğru olmaz. Ancak zamanlamanın ve tercihin yönünün ne anlattığı ortada.

Çünkü aynı hareket telefon tarafında da yaşanıyor. Sektör raporlarına göre 16 GB RAM’li üst segment modellerin sayısı azalırken 4 GB RAM’li cihazların sayısı artıyor, orta segmentte de kapasiteler aşağı çekiliyor. Pazar araştırma şirketi Counterpoint’in analisti Yang Wang’a göre üreticiler lansmanları erteliyor, ürün gamını daraltıyor ve teknik özellikten kısıyor. Aynı fiyata daha az bellek veren bir cihaz, birkaç yıl önce raftan dönerdi. Maliyet fiyata yansıtılamadığında ürünün kendisine yansıyor ve bu artık tek bir kartın hikayesi olmaktan çıkmış, sektörün ortak refleksi haline gelmiş durumda.

Tedarik Zinciri Dijital Dönüşüm Danışmanlığı Haber çip Krizi Ve Ram Kıtlığında Apple Bile Sorun Yaşıyor

Türkiye Sıranın Neresinde?

Türkiye’de bellek üretimi yok. Bunun pratik anlamı şu, tahsis masasında Türkiye adına oturan bir üretici bulunmuyor ve yerli alıcı zincire en uçtan giriyor. Türk Elektronik Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yaman Tunaoğlu, Ocak ayında yaptığı değerlendirmede küresel bellek sıkıntısının Türkiye’yi o aşamada doğrudan vurmadığını, ancak yıl içinde tüketici elektroniğinde hissedileceğini söylemişti. Tunaoğlu üretimin ağırlıklı olarak Güney Kore ve Tayvan’da yoğunlaştığına dikkat çekerek arz baskısının bir süre daha süreceğini belirtmişti. Aradan geçen aylar bu öngörüyü doğruladı.

Türkiye’ye özgü ikinci bir mekanizma daha var ve satınalma açısından asıl önemlisi bu. Sözleşme fiyatları ile raf fiyatları aynı gün hareket etmiyor. Firmaların elinde eski maliyetle alınmış stok bulunduğu için küresel artış, mağaza etiketine haftalar hatta aylar sonra yansıyor. Aynı gecikme inişte de çalışıyor, sözleşme fiyatı gerilese bile pahalı stok tükenene kadar rafta ucuzlama görünmüyor. Tüketici tarafındaki ilk tepki şimdiden ölçülebiliyor, Counterpoint verilerine göre yenilenmiş telefon pazarı bu yıl %13 büyüdü. Raftaki fiyatın gecikmesi alıcıya zaman kazandırmıyor, maliyetin nereye gittiğini göremediği bir görünürlük boşluğu yaratıyor.

Pazarlığın Konusu Değişti

Bu tablo satınalma masasında somut bir değişikliğe sebebiyet veriyor. Kapasitenin büyük bölümü uzun vadeli anlaşmalarla bağlandığı için pazarlığın konusu birim fiyat olmaktan çıkıyor. Yerine tahsis miktarı, sözleşme süresi ve teslim taahhüdü geçiyor. Tedarikçilerin verdiği teklif geçerlilik süreleri kısaldı, bu da alıcının karar verme hızını doğrudan bir maliyet kalemi haline getirdi. Onay süreci üç gün süren bir kurum, üç günde değişen bir fiyattan alım yapıyor.

Bütçe tarafında ise tahminler arasındaki fark başlı başına bir uyarı. Araştırma şirketi Gartner, bellek ve depolama maliyetlerinin 2026 sonunda ortalama bilgisayar fiyatlarını 2025’e göre %17, akıllı telefon fiyatlarını %13 yükselteceğini hesaplıyor. Teknoloji araştırma kuruluşu IDC ise en kötü senaryoda bilgisayar tarafında %8’lik bir artış öngörüyor. İki saygın kuruluşun aynı kalem için iki katından fazla farklı rakam vermesi, bütçenin tek bir sayıya kurulamayacağını gösteriyor. Bu tür bir belirsizliği yönetmek, fiyat pazarlığından farklı bir beceri seti gerektiriyor. Burada mesele tedarikçiyi ikna etmekten çıkıp, sözleşmenin kendisini tasarlamaya dönüşüyor ve bu okuma kabiliyeti kurum içinde kendiliğinden oluşmuyor. Kıtlık bir pazarlık sorunu olmaktan çıkıp sözleşme tasarımı sorununa dönüştüğünde, yalnızca fiyata bakan satınalma yaklaşımı işlevini yitiriyor.

Şartname Artık Model Adıyla Yazılmıyor

Son olarak ürün tarafında yeni bir risk doğuyor. Aynı model adı artık iki farklı donanımı karşılayabiliyor ve aradaki fark yalnızca teknik belgede görünüyor. RX 9050 örneğinde, perakende sürüm ile hazır sistem sürümü aynı ismi taşıyor, kapasite ise iki katı fark ediyor. Kurumsal bilgisayar alımı yapan bir şirket için bunun anlamı açık. Şartnamede model adı tek başına yeterli olmaktan çıktı. Bellek kapasitesi ve depolama tipi gibi kalemlerin ayrı ayrı yazılması gerekiyor.

Aksi halde aynı bütçeyle, kağıt üzerinde aynı görünen çok daha zayıf bir sistem teslim alınabilir. Üstelik bu fark teslimattan sonra ortaya çıktığında geriye dönüş imkanı kalmıyor. Asıl soru da burada duruyor. Bir teklifi değerlendiren kişinin bu ayrımı fark edebilmesi, satınalma masasında bugüne kadar aranmayan bir teknik okuryazarlık istiyor. Önümüzdeki dönemde şartnameye yazılmayan her teknik ayrıntı, tedarikçi için maliyet kısma alanı olarak kalmaya devam edecek.


SATINALMA DERGİSİ’NDEN YENİ UYGULAMA

Dergide Şirket Profilinizle Yer Alın

Kurumsal Katılımcı Profili ile şirket logonuz, kısa kurum tanıtımınız ve iletişim bilgileriniz yayımlanan haberinizle birlikte sol sütunda okuyuculara sunulsun.

Özellikle KOBİ’ler, yeni girişimler ve teknokent firmaları için önemli bir kurumsal görünürlük fırsatı sunan bu ücretsiz uygulama ile şirketinizin uzmanlığını ve kurumsal kimliğini daha geniş bir profesyonel kitleye ulaştırabilirsiniz.

Saygılarımla,

Prof. Dr. Murat ERDAL
Satınalma Dergisi – Editör

Firma Profili Oluşturma
Firma Profili Oluşturma

Uygulama Örneği

Kurumsal Katılımcı Profili: Sirius AI Tech

Yazı Başlığı: Lojistik Sektöründe Yapay Zekâ: Dijital Dönüşümün Yeni Yüzü

Makale Bağlantısı: https://satinalmadergisi.com/lojistik-sektorunde-yapay-zeka-dijital-donusumun-yeni-yuzu/

Yazı sayfasının sol bölümünde Sirius AI Tech logosu, kısa şirket bilgisi ve kurumsal profil alanı yer almaktadır.

Kurumsal Katılımcı Profilinde Neler Yer Alır?

  • Şirketin tam ticari unvanı
  • Şirket logosu
  • Kısa şirket tanıtımı
  • Faaliyet alanı
  • Kurumsal web sitesi
  • Kurumsal e-posta adresi
  • LinkedIn ve diğer sosyal medya bağlantıları
  • Başvuruyu yapan yetkilinin adı ve soyadı
  • Yetkilinin şirketteki görevi
  • Yetkilinin kurumsal e-posta adresi

Başvuruyu ileten kişinin, şirket bilgileri ile logo ve görsellerin paylaşımı konusunda gerekli kurumsal yetkiye sahip olması beklenmektedir.

BAŞVURU SONRASI:

Kurumsal Katılımcı Profili oluşturmak için şirket logo ve bilgilerinizi dergi@satinalmadergisi.com a  iletebilirsiniz.

Haber ve Bültenlerini gönderdiğinizde şirket profiliniz, sosyal medya hesap linkleriniz artık otomatik olarak www.satinalmadergisi.com internet sayfalarının sol tarafında görünecektir.

KVKK Bilgilendirmesi

Başvuru kapsamında iletilen yetkili adı, soyadı, görevi, kurumsal e-posta adresi ve diğer iletişim bilgileri; Kurumsal Katılımcı Profilinin oluşturulması, başvurunun değerlendirilmesi ve iletişim süreçlerinin yürütülmesi amacıyla işlenecektir.

Kurumsal profilde yayımlanması istenen şirket bilgileri, logo, internet sitesi ve sosyal medya bağlantıları Satınalma Dergisi web sitesinde kamuya açık olarak paylaşılacaktır. Başvuru sahibi, ilettiği bilgi ve görselleri paylaşmaya yetkili olduğunu kabul ve beyan eder.

Yayın İlkeleri ve Kurumsal İçerik

  1. Sektörel ve Mesleki Değer Üretimi

Sektörel bilgi paylaşımına ve mesleki gelişime katkı sağlayan içerikler değerlendirmeye alınır.

  1. Editoryal Değerlendirme

Gönderilen tüm içerikler Satınalma Dergisi editörlüğü tarafından değerlendirilir. Editoryal açıdan uygun bulunmayan içerikler yayımlanmaz.

  1. Reklam ve Satış Sınırı

Doğrudan ürün veya hizmet satışı amacı taşıyan; kampanya, fiyat, yoğun marka tanıtımı veya satış çağrısı içeren metinler yayımlanmaz.

Kurumsal Katılımcı Profili, ücretsiz reklam alanı olarak kullanılamaz.

  1. Yayın Garantisi Bulunmaması

Kurumsal profil oluşturulması, gönderilen her içeriğin yayımlanacağı anlamına gelmez. Yayın kararı; okuyucu faydası, mesleki değer, özgünlük ve editoryal takvim dikkate alınarak verilir.

  1. Özgünlük ve Kaynak Kullanımı

İçeriklerin özgün olması esastır. Kullanılan kaynaklar ve yapılan alıntılar açıkça belirtilmelidir. Telif haklarını ihlal eden içerikler değerlendirmeye alınmaz.

  1. Editoryal Düzenleme Hakkı

Satınalma Dergisi editörlüğü; başlık, özet, anlatım ve içerik akışı üzerinde yayın standartları doğrultusunda düzenleme yapabilir. Reklam veya tanıtım niteliğindeki bölümler çıkarılabilir.

  1. Bilgi ve Görsel Sorumluluğu

Gönderilen metin, bilgi, logo, fotoğraf ve diğer görsellerin doğruluğu ile kullanım haklarından içeriği veya başvuruyu ileten kişi ve kurum sorumludur.

  1. Görünürlük Alanı

Kurumsal Katılımcı Profilleri, ilgili yazı ve yayın sayfalarında görüntülenir.

BAŞVURU SONRASI:

Kurumsal Katılımcı Profili oluşturmak için şirket logo ve bilgilerinizi dergi@satinalmadergisi.com a  iletebilirsiniz.

Haber ve Bültenlerini gönderdiğinizde şirket profiliniz, sosyal medya hesap linkleriniz artık otomatik olarak www.satinalmadergisi.com internet sayfalarının sol tarafında görünecektir.

Bilgi: https://satinalmadergisi.com/urun/kurumsal-katilimci-profilinizi-olusturun/

Lojistik Performansının Ölçülmesinde Uluslararası Ölçütler  

Lojistik Performansının ölçülmesinde Uluslararası ölçütler Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Lojistik Performansının Ölçülmesinde Uluslararası Ölçütler  

Vefa TOROSLU

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir – Bağımsız Denetçi

  1. GİRİŞ

Lojistik sözcüğü, Türk Dil Kurumu tarafından “kişilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere her türlü ürünün, hizmetin ve bilgi akışının çıkış noktasından varış noktasına kadar taşınmasının etkili ve verimli bir biçimde planlanması ve uygulanması” şeklinde tanımlanmaktadır. Oxford Advanced Learner’s Dictionary of Current English sözlüğünde ise lojistik kavramı, “herhangi bir karmaşık operasyon için gerekli malzeme, hizmet ve benzeri unsurların organizasyonu” olarak açıklanmaktadır. Her iki tanım da lojistiğin yalnızca taşıma faaliyetinden ibaret olmadığını; planlama, koordinasyon, organizasyon ve uygulama gibi çok yönlü süreçleri kapsadığını göstermektedir.

En genel ifadeyle lojistik, tedarik zinciri yönetiminin temel bileşenlerinden biri olup ürünlerin, hizmetlerin ve bunlarla ilişkili bilgi akışının başlangıç noktasından tüketim veya kullanım noktasına kadar etkin ve verimli bir şekilde hareket ettirilmesini, depolanmasını, planlanmasını, uygulanmasını ve kontrol edilmesini kapsayan bir yönetim disiplini ve işlevsel süreçtir. Lojistiğin temel amacı, ihtiyaç duyulan ürün veya hizmetin doğru miktarda, doğru nitelikte, doğru yerde, doğru zamanda ve uygun maliyetle ilgili kişiye ya da kuruma ulaştırılmasını sağlamaktır.

Bu süreç; hammaddelerin ve yardımcı malzemelerin tedarik edilmesinden üretim faaliyetlerine, stok yönetiminden depolamaya, siparişlerin işlenmesinden taşımaya ve nihai ürünün tüketiciye teslim edilmesine kadar uzanan geniş bir faaliyet alanını kapsamaktadır. Bunun yanı sıra lojistik, yalnızca ileri yönlü mal ve bilgi hareketlerini değil; ürün iadeleri, ambalajların geri toplanması, geri dönüşüm, yeniden kullanım, onarım ve geri kazanım gibi ters yöndeki akışları da içermektedir. Tersine lojistik olarak adlandırılan bu faaliyetler, özellikle çevresel sürdürülebilirliğin ve kaynak verimliliğinin önem kazandığı günümüzde lojistik yönetiminin ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir.

Dolayısıyla lojistik; taşıma, depolama, stok kontrolü, sipariş yönetimi, ambalajlama, elleçleme, dağıtım ve bilgi yönetimi gibi birbirleriyle bağlantılı çok sayıda faaliyetin bütünleşik biçimde yönetilmesini ifade etmektedir. Etkin bir lojistik yönetimi, işletmelerin maliyetlerini azaltmalarına, teslimat sürelerini kısaltmalarına, müşteri memnuniyetini artırmalarına ve rekabet avantajı elde etmelerine önemli katkılar sağlamaktadır.

Küresel ticaretin gelişmesiyle birlikte ülkelerin lojistik kapasitelerinin nesnel ve karşılaştırılabilir ölçütlerle değerlendirilmesi önem kazanmıştır. Bu amaçla oluşturulan uluslararası endeksler; altyapı kalitesi, gümrük işlemleri, lojistik hizmet yeterliliği, taşımacılık bağlantıları, teslimat süresi, dijital hazırlık ve yatırım ortamı gibi farklı unsurları dikkate almaktadır. Bu çalışmada, lojistik performansın ölçülmesinde kullanılan başlıca uluslararası ölçütler incelenerek söz konusu endekslerin kapsamları, yöntemleri ve birbirlerinden ayrılan yönleri açıklanmaktadır.

  1. LOJİSTİK PERFORMAN ÖLÇÜTLERİ

İşletmelerin lojistik alanındaki başarı düzeylerini belirlemek amacıyla ulusal ve uluslararası ölçekte çeşitli kriterler geliştirilmiş ve bu kriterlere dayalı lojistik performans endeksleri oluşturulmuştur. İşletmeler, kurumlar ve kuruluşlar küresel ölçekte önemli bir yer tutsa da lojistik performansın uluslararası düzeyde endeksler aracılığıyla ölçülmesi, esas olarak ülkeler temelinde gerçekleştirilebilmektedir. Bu çerçevede, uluslararası düzeyde hazırlanmış ve lojistik performansın değerlendirilmesinde yaygın biçimde kabul edilen endeksler aşağıda belirtilmiştir.

2.1. Lojistik Performans Endeksi (LPI)

2.1.1. Lojistik Performans Endeksi’nin Tanımı

Lojistik Performans Endeksi (LPI), ülkeleri lojistik performanslarına göre sıralamakta ve ülkelerarası lojistik performans karşılaştırmasına olanak tanımaktadır. LPI, lojistik ile ilgili farkındalığı artırmanın yanı sıra reform alanları için önceliklerin belirlenmesine, kamu-özel sektör arasındaki iş birliklerin güçlendirilmesine ve farklı ülkelerde ticaret ve taşımacılık faaliyetlerinin teşvik edilmesine yol göstererek yardımcı olmaktadır.

Lojistik Performans Endeksi (LPI), Dünya Bankası tarafından oluşturulan ve ülkelerin lojistik alanındaki performanslarının izlenebildiği önemli kaynaklardan birisidir. Bu endeks sayesinde ülkeler uluslararası lojistik faaliyetleri açısından kendilerini diğer ülkelerle karşılaştırma imkânı bulmakta ve önlerindeki fırsat ve engelleri görmektedirler. Endeks bu açıdan 155 kadar ülkeye performanslarını geliştirmek için hangi temel alanlara yönlenmeleri gerektiği hususunda da birtakım işaretler vermektedir. LPI, ülkelerin özellikle öne çıkan aşağıdaki altı performans göstergesi açısından değerlendirmeleri ve bunların istatistikî olarak birleştirilmeleri ile elde edilmektedir. Ülkelerin tek tek bu alanlardaki durumları iyi olabilirken burada dikkat edilmesi gereken nokta LPI hesaplanırken sadece tek veya birkaç açıdan değil aşağıda sıralanan altı ana gösterge açısından bir sonuca varıldığıdır.

Lojistik performans endeksi (LPI), ilk olarak 2007 yılında Dünya Bankası tarafından oluşturulmuştur. 2010 yılında güncellenen ve genişleyen, ülkelerin lojistik performanslarını belirli kriterlere göre ölçen, puanlayan ve sıralayan bir endekstir. İlk veri 2007 yılından yayınlanır iken ikinci veri üç sene sonra yayınlanmıştır. 2010 yılından günümüze kadar da iki yılda bir yayınlanmıştır.

Dünya Bankası tarafından oluşturulan Lojistik Performans Endeksi (LPI) göstergeleri aşağıda belirtilmiştir.

  • Gümrükler,
  • Altyapı,
  • Uluslararası Taşımacılık,
  • Lojistik Hizmet Kalitesi,
  • Yük İzleme,
  • Zamanında Teslimat.

LPI metodolojisine göre yukarıda belirtilen altı kriter arasındaki ilişki aşağıdaki şekilde gösterilmiştir. Şekilde gümrük, altyapı ve lojistik hizmetlerin kalitesi kriterleri yönetimsel düzenlemeye tabi alanlar olarak değerlendirilmekte ve tedarik zincirinde sunulan hizmetler için “girdi” niteliği taşımaktadır. Öte yandan zamanında teslimat, uluslararası sevkiyat ve takip ve izleme kriterleri hizmet sunumunun performansının değerlendirilmesinde sonuçlar olarak değerlendirilmekte ve tedarik zincirinde sunulan hizmetler bütününe sağlanan girdilerin sonuçları olarak “çıktı” niteliği taşımaktadır.

Şekil- LPI Kriterleri Arasındaki İlişki

Lpi Kriterleri Arasındaki İlişki
Kaynak: https://www.utikad.org.tr (Erişim Tarihi: 21.10.2025)

Lojistik Performans Endeksi’nin başlangıçtaki amacı ülkelerin rekabet gücünü artırabilmeleri için lojistik reform programları geliştirmesine yardımcı olmak, bilgi açığını kapatmak ve süreçte karşılaşmış oldukları fırsat ve zorlukların tespit edilmesi idi. Daha sonraki yıllarda Lojistik Performans Endeksi geliştirilerek gümrük işlemlerinden gönderileri takip ve izlemedeki kabiliyet, lojistik maliyet ve alt yapı kalitesi, yurtiçi lojistik sektörünün yeterliliği, varış noktasına zamanında teslimat gibi konuları kapsayan bir analiz haline gelmiştir. Lojistik kalitesi sadece alt yapı ve işletmelerin performansı ile değil özel hizmetlerle de ilgilidir. Malı teslim etmek için harcanan maliyet ve zaman dışında tedarik zincirinin tahmini ve güvenilirliği giderek önem kazanmıştır.

2.1.2. Lojistik Performans Endeksi’nin Göstergeleri

Rapor verileri belirlenen ülkelerde lojistik işletmelerinde çalışan yaklaşık 1000 kişi ile yapılan anketler sonucunda elde edilmektedir. Ankete katılanların alt yapı kalitesi, temel hizmet performansı, izin işlemlerinin kolaylığı, maliyet, zaman ve tedarik zincirlerinin güvenilirliği konularındaki değerlendirmeleri esas alınmakta ve puanlanmaktadır. Lojistik Performans Endeksi, lojistik performansı 1’den (en kötü) 5’e (en iyi) kadar puanlama sistemidir. Ankete katılan lojistik işletmelerinin çalışanlarından ticari faaliyet yürüttükleri 7 ülke için 6 temel konuda 1 ile 5 arasında puan vermeleri istenmektedir. Verilen puanların sonucunda temel bileşenler analizi tekniğiyle 32 sorunun 6 tanesi seçilmekte ve lojistik performans puanı 6 soruya göre hesaplanmaktadır.

Lojistik Performans Endeksinin hesaplanmasında kullanılan göstergeler aşağıda belirtilmiştir:

a.Gümrükler: Ankete katılanlara “Gümrük İdaresini de içeren sınır kontrol kuruluşları tarafından yapılan gümrük kontrol işlemlerinin (işlem süreleri, işlem kolaylığı, formalitelerin öngörülebilirliği) verimlilik düzeyi nedir?” sorusu sorulmaktadır. Uluslararası ticarette gümrüklemenin alt boyutlarını ölçen bu gösterge ile gümrüklerin ve gümrükleme sürecinin verimliliğini, ihracatın ve ithalatın teslimi ve kontrolü, gümrük kontrollerinin şeffaflığı, yeterli ve zamanında bilgi verilmesinin ölçülmesi amaçlanmaktadır.

b. Altyapı: “Ticaret ve taşımacılık ile ilgili alt yapının (limanlar, demiryolları, karayolları, enformasyon teknolojileri gibi) düzeyi nedir?” sorusu ile değerlendirmeye tabi olan ülkelerin ticaret ve ulaştırma alanlarındaki alt yapı kalitesinin ölçülmesi hedeflenmiştir. Ülkelerin denizyolları, demiryolları, karayolları ve limanlarının yanı sıra depo ve depolama faaliyetlerini sağlayan firmaların altyapı koşulları incelenmektedir.

c. Uluslararası Taşımacılık: “…. ülkeye rekabetçi fiyatla sevkiyat gönderebilme kolaylığını değerlendirin?” sorusu ile gönderileri rekabetçi fiyatlar ile düzenlemenin ne kadar kolay veya zor olduğu ölçülmektedir.

d. Lojistik Hizmet Kalitesi: Ankete katılanlara “… ülkesindeki lojistik hizmetlerin yeterliliği ve kalite düzeyini (taşımacılık operatörleri, gümrük komisyoncuları gibi) değerlendirin” sorusu sorulmaktadır. Amaç, tüm taşıma modlarında depolama ve yükleme imkanları, taşıma acentelerini, gümrük idarelerini, gümrük komisyoncularını alıcı ve gönderici boyutunda ölçmektir.

e. Yük İzleme: Değerlendirmeye tabi olan ülkelerdeki lojistik sevkiyatların takip edilebilirliğinin ve sevkiyatların izlenebilirliğinin değerlendirildiği sorudur. Ankete katılanlara “Gönderdiğiniz sevkiyatların izleme ve takip edilebilirlik düzeyi nedir?” sorusu yöneltilmektedir.

f. Zamanında Teslimat: Ülkelerin Lojistik Performans Endeksi’nin belirlenmesinde bir diğer konu ise gerçekleşen lojistik operasyonların önceden belirlenen süre içinde gerçekleşip gerçekleşmediğinin ölçülmesidir. Sıralamanın belirlenmesinde “Aşağıda listelenen ülkelere sevkiyat gönderdiğinizde, bu sevkiyatların planlanan zamanda alıcıya ulaşma sıklığı nedir?” sorusu sorulmaktadır.

Ülkelerin genel performansı, altı göstergenin ortalaması alınarak hesaplanmaktadır. Kamu düzenlemeleri ve politikaları lojistik performansını etkileyen önemli faktörlerden olmasından dolayı, yukarıda belirtilen maddelerden ilk üçünü bunlara yönelik kriterlerden oluşmaktadır.

Şekil- Lojistik Performans Endeksi Girdi-Çıktı Göstergeleri

Lojistik Performans Endeksi Girdi çıktı Göstergeleri
Kaynak: World Bank, The Logistics Performance Index and Its Indicators, 2014, s. 7

LPI, altyapı kalitesi, temel hizmet performansı, izin işlemlerinin kolaylığı, zaman, maliyet ve tedarik zincirlerinin güvenilirliği konularındaki değerlendirmeler dikkate alınarak puanlar belirlenmektedir. LPI, lojistik performansı 1’den (en kötü) 5’e (en iyi) kadar puanlayan çok boyutlu bir değerlendirmedir. LPI sıralamasında genellikle yüksek gelirli ülkelerin üst sıralarda, düşük gelirli ülkelerin ise alt sıralarda yer aldığı görülmektedir. Ancak, yüksek gelirli olmayıp en üst düzeyde performans gösteren veya düşük gelirli olmayıp en alt düzeyde performans gösteren istisnai örneklerde bulunmaktadır.

2.2. Yeni Gelişen Pazarlar Lojistik Endeksi

Yeni Gelişen Pazarlar Lojistik Endeksi (Agility Emerging Markets Logistics Index-AEMLI), gelişen ülkelerin lojistik sektörleri bakımından mevcut durumunu, büyüme potansiyelini ve yatırım yapılabilirliğini çok boyutlu göstergeler yardımıyla karşılaştırmalı biçimde ölçen uluslararası bir bileşik endekstir. Bu endeks, yükselen/gelişen pazar niteliğindeki ülkeleri, lojistik pazar potansiyelleri ve yatırım çekicilikleri açısından sıralamak için kullanılır. Endeks, ülkeleri yalnızca mevcut taşıma hacimleri bakımından değil; aynı zamanda ticaret yapısı, iş ortamı, altyapı ve dijital hazırlık düzeyi gibi unsurlarla birlikte değerlendirir.

Bu endeksin temel amacı, hangi gelişen pazarların lojistik faaliyetler ve yatırımlar için daha elverişli olduğunu göstermektir. Bu yönüyle endeks; lojistik firmaları, yatırımcılar, tedarik zinciri yöneticileri ve politika yapıcılar için bir karşılaştırma aracı işlevi görür. Resmi metodolojisine göre endeks, 50 gelişen pazarı değerlendirir ve bunları lojistik pazar potansiyeline göre sıralar.

Endeks güncel metodolojide aşağıda belirtilen dört ana boyuta dayanır.

  • Yurtiçi lojistik fırsatları (Domestic Opportunities),
  • Uluslararası lojistik fırsatları (International Opportunities),
  • İş yapma temelleri/iş ortamı (Business Fundamentals),
  • Dijital hazırlık (Digital Readiness).

Bu çerçevede pazar büyüklüğü ve büyüme, dış ticaret ve sınır geçişleri, altyapı kalitesi, düzenleyici yapı, fiyat istikrarı, dijital yetkinlikler ve sürdürülebilirlik gibi değişkenler birlikte dikkate alınır.

Dolayısıyla Yeni Gelişen Pazarlar Lojistik Endeksi, klasik anlamda yalnızca “lojistik performansı” ölçen bir gösterge değildir. Bu endeks daha geniş biçimde bir ülkenin lojistik sektör açısından cazibesini ve gelecek potansiyelini ortaya koyar. Bu yüzden Dünya Bankası’nın Lojistik Performans Endeksi (LPI)’nden ayrılır. LPI daha çok gümrük, altyapı, sevkiyat kalitesi, takip edilebilirlik ve zamanlı teslim gibi operasyonel lojistik performans göstergelerine odaklanırken; Yeni Gelişen Pazarlar Lojistik Endeksi yatırım ortamını ve pazar potansiyelini de kapsar.

2.3. Baltık Kuru Yük Endeksi

Baltık Kuru Yük Endeksi (Baltic Dry Index-BDI), deniz yoluyla taşınan dökme kuru yüklerin navlun maliyetlerini gösteren bir endekstir. Başlıca demir cevheri, kömür, tahıl gibi paketlenmemiş hammaddelerin taşınma fiyat hareketlerini izler. Endeks, Londra merkezli Baltic Exchange tarafından yayımlanır.

Bu endeksin temel işlevi, kuru yük deniz taşımacılığı piyasasındaki arz-talep dengesini yansıtmaktır. Navlun fiyatları yükseldiğinde, genellikle gemi talebinin ve emtia taşımalarının arttığı; düştüğünde ise talebin zayıfladığı yorumlanır. Bu nedenle BDI, sadece denizcilik sektörü için değil, aynı zamanda küresel ticaret ve ekonomik aktiviteyi izlemek için de öncü göstergelerden biri kabul edilir.

Baltık Kuru Yük Endeksi, dökme kuru yük taşıyan gemilerin uluslararası hatlardaki navlun düzeylerini bileşik biçimde ölçen ve deniz taşımacılığı piyasasının anlık yönünü gösteren bir ulaştırma endeksidir. Bu yönüyle lojistik performans endekslerinden biraz farklıdır; çünkü doğrudan bir ülkenin lojistik kapasitesini değil, küresel kuru yük taşımacılığı piyasasındaki fiyat hareketlerini ölçer.

2.4. Küresel Lojistik Rehberi

Küresel Lojistik Rehberi (Global Logistics Guide-GLG), ülkelerin lojistik altyapı, bilgi ve iletişim teknolojileri, iş yapma ortamı ve lojistik açıdan öne çıkan yapısal özelliklerini birlikte dikkate alarak lojistik elverişlilik düzeylerini karşılaştırmalı biçimde değerlendiren uluslararası bir rehber/endeks niteliğindeki ölçüttür. Bu nedenle, klasik anlamda salt bir “performans endeksi” olmaktan ziyade, lojistik karar alıcılar için ülke karşılaştırma rehberi işlevi de görmektedir.

Küresel Lojistik Rehberi, esasen Inbound Logistics dergisi tarafından yayımlanan ve ülkeleri lojistik açıdan karşılaştırmalı biçimde değerlendiren bir çalışmadır. Bu rehber 2005 yılından itibaren her yıl hazırlanmakta ve ülkeleri özellikle ulaştırma altyapısı, bilgi ve iletişim teknolojileri ile iş kültürü/iş ortamı bakımından değerlendirmektedir.

Bu rehberin amacı, ülkelerin yalnızca mevcut taşıma performansını değil, aynı zamanda lojistik faaliyetler için elverişlilik düzeyini ortaya koymaktır. Bu nedenle rehber; tedarik zinciri yöneticileri, uluslararası yatırımcılar ve lojistik firmaları için, hangi ülkelerin operasyon kurma ya da tedarik zinciri genişletme açısından daha uygun olduğunu göstermeye yarayan karşılaştırmalı bir araç niteliği taşır. Inbound Logistics’in kendi açıklamalarında da rehberin, küresel tedarik zincirlerini etkileyen sorunlar, fırsatlar ve ülke bazlı lojistik koşullar hakkında genel bir görünüm sunduğu görülmektedir.

Bu rehberin metodolojisi, ülkelerin çeşitli göstergeler üzerinden puanlanmasına dayandırılır. Ulaştırma altyapısı, bilgi ve iletişim teknolojileri ve iş kültürü gibi temel ölçütlere ek olarak, ülkenin lojistik açıdan öne çıkan güçlü ya da zayıf bir yönünü temsil eden ek bir unsurda değerlendirmeye dahil edilmektedir. Bu yönüyle Küresel Lojistik Rehberi, Dünya Bankası’nın Lojistik Performans Endeksi (LPI) ile aynı şey değildir. LPI daha çok gümrük işlemleri, altyapı, sevkiyatların izlenebilirliği, lojistik yetkinlik ve zamanında teslim gibi operasyonel lojistik performans boyutlarını ölçerken; Küresel Lojistik Rehberi daha geniş bir çerçevede ülkelerin lojistik açıdan uygunluk ve çekiciliğini ele alır.

2.5. Liner Nakliye Bağlantı Endeksi

Liner Nakliye Bağlantı Endeksi, (Liner Shipping Connectivity Index-LSCI), bir ülkenin düzenli hat konteyner taşımacılığı ağlarına erişim ve entegrasyon düzeyini, liman kapasitesi, gemi bağlantıları ve servis yapısı gibi göstergeler üzerinden ölçen uluslararası bir denizcilik bağlantısallık endeksidir[1].

Bu endeks, bir ülkenin ya da ekonominin küresel düzenli hat konteyner taşımacılığı ağlarına ne ölçüde entegre olduğunu gösteren bir endekstir. Bu endeks UNCTAD tarafından geliştirilmiş ve yayımlanmaktadır. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (United Nations Conference on Trade and Development-UNCTAD)’nın tanımına göre LSCI, bir ekonominin dünya genelindeki düzenli hat deniz taşımacılığı ağları içerisindeki konumunu ölçmektedir.

Endeksin temel amacı, bir ülkenin denizyolu konteyner taşımacılığı bakımından bağlantısallık düzeyini ortaya koymaktır. Başka bir ifadeyle, bir ülkenin uluslararası hatlara ne kadar güçlü bağlandığını, kaç servisle ve kaç şirketle dünyaya açıldığını, limanlarının ne büyüklükte gemileri kabul edebildiğini ve doğrudan kaç ülkeye erişim sağlayabildiğini gösterir. Bu nedenle LSCI, dış ticaretin lojistik altyapı ayağını değerlendirmede önemli bir göstergedir.

UNCTAD’ın güncel metodolojisine göre LSCI; gemi uğrak sayısı, limanların konteyner elleçleme kapasitesi, hizmet sayısı, hizmet veren şirket sayısı, en büyük gemi boyutu ve doğrudan bağlanılan ülke sayısı gibi unsurlardan hareketle hesaplanır. 2024 yılında UNCTAD, endeks metodolojisini güncellemiş; özellikle gemi boyutunun nihai endeks içindeki etkisini yeniden düzenlemiştir. Güncel veri merkezinde endeksin aylık ve üç aylık serileri de yayımlanmaktadır.

Bu endeks, klasik lojistik performans endekslerinden farklıdır. Örneğin Dünya Bankası’nın Lojistik Performans Endeksi (LPI) gümrük, lojistik hizmet kalitesi, izlenebilirlik ve zamanında teslim gibi daha geniş lojistik süreçlere odaklanırken; LSCI özellikle konteyner hat taşımacılığındaki denizyolu bağlantısallığını ölçer. Bu bakımdan LSCI daha çok uluslararası deniz ticaretine erişim gücünü, LPI ise daha genel lojistik sistem performansını yansıtır.

  1. SONUÇ

Lojistik performans, ülkelerin uluslararası ticaretteki rekabet gücünü, tedarik zincirlerinin etkinliğini ve yatırım çekiciliğini doğrudan etkileyen çok boyutlu bir kavramdır. Bu nedenle lojistik sistemlerin değerlendirilmesinde tek bir göstergenin kullanılması yeterli değildir. Gümrük işlemleri, ulaştırma altyapısı, lojistik hizmet kalitesi, sevkiyatların izlenebilirliği, zamanında teslimat, dijital hazırlık ve uluslararası bağlantısallık gibi unsurların birlikte ele alınması gerekmektedir.

Çalışmada incelenen Lojistik Performans Endeksi, Yeni Gelişen Pazarlar Lojistik Endeksi, Baltık Kuru Yük Endeksi, Küresel Lojistik Rehberi ve Liner Nakliye Bağlantı Endeksi, lojistik faaliyetleri farklı açılardan değerlendirmektedir. Bu ölçütlerin birlikte incelenmesi, ülkelerin mevcut lojistik kapasitelerinin yanı sıra gelişme potansiyellerinin, küresel ticaret ağlarına entegrasyon düzeylerinin ve yatırım ortamlarının daha sağlıklı biçimde belirlenmesine olanak sağlamaktadır. Sonuç olarak lojistik performans endeksleri, yalnızca ülkeler arasında sıralama yapan araçlar değil; politika yapıcılar, yatırımcılar ve lojistik işletmeleri açısından güçlü ve zayıf yönleri ortaya koyan, stratejik karar süreçlerine yön veren önemli göstergelerdir.

Lojistik Performansının ölçülmesinde Uluslararası ölçütler Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemVefa TOROSLU

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir

Bağımsız Denetçi

vefa.toroslu@gmail.com

 

 

KAYNAKÇA

Birol ERKAN, “Türkiye’de Lojistik Sektörü ve Rekabet Gücü”, ASSAM Uluslararası Hakemli Dergi, Sayı: 1, 2014

Cüneyt ÇATUK-Kadir AYDIN-Esat ATALAY, “Uluslararası Ticarette Karayolunun Lojistik Performansına Etkisi”, Al-Farabi International Journal on Social Sciences, Cilt: 3, Sayı: 4, Aralık 2019

Elif Meryem YURDAKUL-Yusuf Ziya ŞİPAL, Lojistik Performans ve Dış Ticaret İlişkisi, Gökhan SÜMER (Editör), İktisat Alanında Seçilmiş Konular-2, Efe Akademi, İstanbul, 2021

Elif Meryem YURDAKUL-Yusuf Ziya ŞİPAL, Lojistik Performans ve Dış Ticaret İlişkisi, Gökhan SÜMER (Editör), İktisat Alanında Seçilmiş Konular-2, Efe Akademi, İstanbul, 2021

Feyza ARICA-Günay KOYUNCU, Lojistik Performansı ve Ekonomik Büyüme Arasındaki Nedensel İlişki: Panel Veri Analizi, Nazife Özge BEŞER-Süleyman UĞURLU (Editörler), İstihdam, Yatırım ve Büyüme, Eğitim Yayınevi, Konya, 2023

Osman ÇEVİK-Bayezid GÜLCAN, “Lojistik Faaliyetlerin Çevresel Sürdürülebilirliği ve Marco Polo Programı”, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi, Cilt: 13, Sayı: 20, 2011

Şükran KAHVECİ, “Ekonomik ve Kurumsal Faktörlerin KEİ Ülkelerinin Lojistik Performansına Etkisi”, Uluslararası İktisadi ve İdari İncelemeler Dergisi, Sayı: 35, 2022

Tuğrul BAYAT-Onur KAFADAR-Betül ÇETİNER-Önder İNCE, Türkiye ve Avrupa Birliği’ne Üye Ülkelerin Lojistik Performans Etkinliklerinin Veri Zarflama Analizi ile Belirlenmesi, Egemen İPEK-Muhammed TURGUT (Editörler), Tedarik Zinciri ve Lojistik Yönetiminde Dijitalleşme ve Güncel Uygulamalar, Paradigma Akademi Yayınları, Çanakkale, 2024

Yusuf BAYRAKTUTAN-Mehmet ÖZBİLGİN, “Lojistik Maliyetler ve Lojistik Performans Ölçütleri”, Maliye Araştırmaları Dergisi, Cilt: 1, Sayı: 2, 2015

Yusuf BAYRAKTUTAN-Mehmet ÖZBİLGİN, “Lojistik Maliyetler ve Lojistik Performans Ölçütleri”, Maliye Araştırmaları Dergisi, Cilt: 1, Sayı: 2, 2015

World Bank, The Logistics Performance Index and Its Indicators, 2014

https://www.inboundlogistics.com/articles/2020-global-logistics-guide/ (Erişim Tarihi: 26.03.2026)

https://unctadstat.unctad.org (Erişim Tarihi: 26.03.2026)

https://emergingmarketsindex.agility.com/ (Erişim Tarihi: 26.03.2026)

https://www.investopedia.com/terms/b/baltic_dry_index.asp? (Erişim Tarihi: 26.03.2026)

https://www.utikad.org.tr/Detay/Sektor-Haberleri/23460/lojistik-performans-endeksi-2018-ve-turkiye (Erişim Tarihi: 21.10.2025)

[1]     Bağlantısallık endeksi, bir ülkenin küresel düzenli hat konteyner taşımacılığı ağına ne ölçüde bağlı ve entegre olduğunu sayısal olarak gösteren ölçüttür. Başka bir ifadeyle bu endeks, ülkenin dünya deniz ticareti ağındaki erişilebilirliğini ve konumunu ortaya koyar.

EİB’nin Yıllık İhracatı 19 Milyar Dolara Ulaştı

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Ve Yeşil Satınalma Eğitim Haber Ei̇b’nin Yıllık İhracatı 19 Milyar Dolara Ulaştı

EİB’nin Yıllık İhracatı 19 Milyar Dolara Ulaştı

Ege İhracatçı Birlikleri son 1 yıllık dönemde ihracatını yüzde 3’lük artışla 19 milyar dolar seviyesine taşıdı. EİB 4 yıldır 18,5 milyar dolar seviyesine takılıp kalan ihracatında 19 milyar dolara ulaşma mutluluğu yaşıyor.

“EİB 2026 Yılı İlk Yarı Değerlendirme Toplantısı”nda konuşan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkın Muhammet Öztürk, haziran ayında gerçekleştirdikleri 1 milyar 744 milyon dolarlık ihracatla 87 yıllık tarihlerinin aylık ihracat rekorunu kırdıklarını, 2026 yılının ilk yarısında küresel ekonomideki belirsizlikler, jeopolitik riskler ve yüksek maliyet baskısına rağmen ihracattaki güçlü performanslarını sürdürdüklerini vurguladı.

215 Ülke ve Gümrüklü Bölgeye İhracat Yaptık

2026’nın ilk yarısında 215 ülke ve gümrüklü bölgeye ihracat yapıldığını, 115 ülkeye ihracatın artırıldığını aktaran Öztürk şöyle devam etti: “Almanya, ABD ve İtalya en büyük ihraç pazarlarımız olmayı sürdürdü. Avrupa Birliği’ne ihracatın yüzde 14 artışla 4,6 milyar dolara yükselirken, toplam ihracatta AB’nin payı yüzde 49’a ulaştı.”

1 Milyar 568 Milyon TL’lik Devlet Desteğine Aracılık Ettik

Ticaret Bakanlığı’nın ihracatçılara sağladığı devlet desteklerinde aracılık görevini 2026 yılında da sürdürdükleri bilgisini veren Öztürk, “Yılın ilk yarısında 2 bin 325 firma ve iş birliği kuruluşuna toplam 1 milyar 568 milyon liralık destek ödenmesine aracılık ettik. 2025 yılının ilk yarısına göre aracılık ettiğimiz devlet destekleri tutarı yüzde 48 arttı” ifadelerini kullandı.

Yılın ikinci yarısında çalışmaların yapay zekâ, dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik ve inovasyon başlıklarında yoğunlaşacağını dile getiren Öztürk, ihracatçıların yeni pazarlara erişimini artırmak amacıyla uluslararası fuar, ticaret heyeti ve UR-GE projelerine hız vereceklerini söyledi.

İhracatçıların rekabet gücünün korunması için destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Öztürk, döviz dönüşüm desteğinin artırılması, çalışan başına verilen istihdam desteğinin 5 bin liraya çıkarılması, reeskont kredi limitlerinin günlük 6 milyar liraya yükseltilmesi ve üretici ihracatçılara yönelik kurumlar vergisi indiriminin 2026 yılını da kapsayacak şekilde uygulanmasının sektör açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.

Çift Haneli İhracat Artışını Sağlayacak Ekosistem İstiyoruz

2026 yılını 19 milyar doların üzerinde ihracatla tamamlamayı hedeflediklerini vurgulayan Öztürk, “İhracatın yeniden ekonomik büyümeye güçlü katkı sağladığı bir döneme girmek istiyoruz. Bunun için ihracatımızda çift haneli büyümeyi sağlayacak ekosistemi kurmalıyız. Üretim, yatırım ve ihracat odaklı politikalarla Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artırmaya devam edeceğiz” diyerek sözlerini noktaladı.

Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği 1,3 Milyar Dolar İhracatla Zirvede

Ege İhracatçı Birlikleri bünyesinde 8 yıldır ihracat şampiyonu olan Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği, 2026 yılının ilk yarısında 1,3 milyar dolarlık ihracat performansıyla zirvedeki yerini korudu.

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Fatih Uysal, 2026 yılının ilk yarısında yılsonu için belirledikleri 2,5 milyar dolar ihracat hedefine ulaşacak bir performans ortaya koyduklarını yüksek maliyetler, finansmana erişim ve AB’nin yeni ticaret politikalarına karşı yapısal destek çağrısı yaptı.

Alt sektörlerde farklı bir görünüm yaşandığına dikkat çeken Uysal, “Demirdışı metaller ihracatımız yüzde 20 artış gösterdi. Çelik ihracatımız ise küresel kapasite fazlası, düşük fiyat baskısı ve ticaret kısıtlamalarının etkisiyle yüzde 7 geriledi. Birlik kanalıyla 182 ülkeye ihracat gerçekleştirdik. Avrupa Birliği’nin en önemli pazarımız olmayı sürdürdü. Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Balkanlar’da pazar çeşitlendirme çalışmalarına hız verdik” diye konuştu.

Sektörün en önemli gündem maddelerinin finansmana erişim, yüksek üretim maliyetleri ve kur-enflasyon dengesindeki bozulma olduğuna işaret eden Başkan Uysal, sözlerine şöyle devam etti: “İhracatçıların uluslararası rekabet gücünü koruyabilmesi için uygun finansman imkânlarının genişletilmesi ve maliyetleri azaltacak yapısal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerekiyor. Avrupa Birliği’nin çelik ürünlerine yönelik yeni ticaret önlemleri ile 1 Ocak 2026 itibarıyla mali yükümlülük aşamasına geçen Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması sektör açısından yeni bir dönemi başlattı. Birliğimizin üyelerinin yeşil dönüşüm sürecine uyumunu desteklemek amacıyla eğitim, webinar ve UR-GE projelerini hayata geçiriyoruz. Ayrıca, saatlik mahsuplaşma uygulamasının sanayicilerin güneş enerjisi yatırımlarının verimliliğini olumsuz etkiliyor. İhracatçıların yeşil dönüşüm yatırımlarını sürdürebilmeleri için aylık mahsuplaşma sistemine yeniden geçilmesi gerekiyor. Yılın ikinci yarısında küresel talepteki yavaşlama, jeopolitik gelişmeler ve maliyet baskılarının devam etmesini bekliyoruz. Teknoloji, sürdürülebilirlik ve katma değerli üretime yönelik yatırımlar sektörün rekabet gücünü artıracak. Gerekli yapısal adımların atılması halinde ihracatımız yeniden güçlü bir ivme yakalayabilecek ve 3 milyar doları aşabilecek güçte.”

Egeli Tekstilciler Örme Kumaş İhracatında Türkiye Ortalamasının İki Katına Ulaştı

Türkiye’ye 2026 yılının ilk yarısında 282 milyon dolar döviz kazandıran Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği, örme kumaş ihracatında birim fiyatında Türkiye ortalamasının iki katına ulaşmanın mutluluğunu yaşıyor.

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı Turan Göksan, “Bu durum, Ege Bölgesi’nin nitelikli üretim kapasitesini ve yüksek katma değerli ürünlerdeki rekabet gücünü ortaya koyuyor. Bölgedeki kumaş ihracatının konvansiyonel ürünlerden çok katma değeri yüksek olan ürünlerin payının yüksek olduğunu göstermektedir” tespitinde bulundu.

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Ve Yeşil Satınalma Eğitim Haber Ei̇b’nin Yıllık İhracatı 19 Milyar Dolara Ulaştı

“Rekabet gücümüzü sürdürülebilir üretim, dijitalleşme ve yüksek katma değerli tekstillerle güçlendireceğiz” diye konuşan Göksan, ETHİB’in ortalama ihracat birim fiyatının 3,17 dolara yükselerek Türkiye genelindeki tüm sektörlerin ortalama birim fiyatı olan 1,57 doların yaklaşık iki katına ulaştığını söyledi.

Pamuk ihracatının ilk altı ayda 66,5 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini aktaran Göksan, pamuk sezonunun başlamasıyla birlikte yılın ikinci yarısında ihracatta toparlanma beklediklerini söyledi. Türkiye’nin Hindistan’ın ardından dünyanın ikinci büyük organik pamuk üreticisi olduğunu hatırlattı. Göksan, GDO’suz üretim, rejeneratif tarım uygulamaları ve sürdürülebilir üretim altyapısıyla Türkiye’nin küresel tekstil sektöründe önemli avantajlara sahip olduğunu, Ege Bölgesi’nin ise bu dönüşümün merkezinde yer aldığını dile getirdi.

UR-GE Projesi Ticaret Bakanlığı’ndan Ödül Aldı

Göksan, ihracatın geliştirilmesi amacıyla yılın ilk yarısında sürdürülebilirlik ve dijital dönüşüm odaklı projelere hız verdiklerini belirterek, Yaşam Döngüsü Analizi Danışmanlığı uygulamasının Ticaret Bakanlığı tarafından en iyi uygulama ödülüne layık görüldüğünü, Almanya’daki Techtextile-Texprocess Fuarı, Malezya UR-GE Yurt Dışı Pazarlama Programı ve Çin Avrasya Expo organizasyonlarıyla firmaların yeni pazarlara erişiminin desteklendiğini ifade etti.

2026 Hedefimiz 2025 İhracat Seviyesini Korumak

17 firmanın katılımıyla hayata geçirilen “Tekstil Sektöründe Dijitalleşme ve Yapay Zekâ Destekli Üretim” UR-GE Projesi’nin de sektörün dönüşümüne ivme kazandıracağını belirten Göksan, 2026 yılı hedeflerinin 2025 ihracat seviyesini korumak olduğunu vurgulayarak, teknik tekstiller, sürdürülebilir üretim, dijitalleşme ve yapay zekâ yatırımlarıyla sektörün küresel rekabet gücünü daha da artırmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.

İhracatçı Birlikleri Yönetim Kurulu Başkanları sektörlerinin 2026 yılı ilk yarı performansıyla ilgili değerlendirmelerde bulundular, 2026 yılı sonu ihracat hedeflerini ortaya koydular ve ihracata sağlanması gereken desteklerle ilgili görüşlerini paylaştılar.


SATINALMA DERGİSİ’NDEN YENİ UYGULAMA

Dergide Şirket Profilinizle Yer Alın

Kurumsal Katılımcı Profili ile şirket logonuz, kısa kurum tanıtımınız ve iletişim bilgileriniz yayımlanan haberinizle birlikte sol sütunda okuyuculara sunulsun.

Özellikle KOBİ’ler, yeni girişimler ve teknokent firmaları için önemli bir kurumsal görünürlük fırsatı sunan bu ücretsiz uygulama ile şirketinizin uzmanlığını ve kurumsal kimliğini daha geniş bir profesyonel kitleye ulaştırabilirsiniz.

Saygılarımla,

Prof. Dr. Murat ERDAL
Satınalma Dergisi – Editör

Firma Profili Oluşturma
Firma Profili Oluşturma

Uygulama Örneği

Kurumsal Katılımcı Profili: Sirius AI Tech

Yazı Başlığı: Lojistik Sektöründe Yapay Zekâ: Dijital Dönüşümün Yeni Yüzü

Makale Bağlantısı: https://satinalmadergisi.com/lojistik-sektorunde-yapay-zeka-dijital-donusumun-yeni-yuzu/

Yazı sayfasının sol bölümünde Sirius AI Tech logosu, kısa şirket bilgisi ve kurumsal profil alanı yer almaktadır.

Kurumsal Katılımcı Profilinde Neler Yer Alır?

  • Şirketin tam ticari unvanı
  • Şirket logosu
  • Kısa şirket tanıtımı
  • Faaliyet alanı
  • Kurumsal web sitesi
  • Kurumsal e-posta adresi
  • LinkedIn ve diğer sosyal medya bağlantıları
  • Başvuruyu yapan yetkilinin adı ve soyadı
  • Yetkilinin şirketteki görevi
  • Yetkilinin kurumsal e-posta adresi

Başvuruyu ileten kişinin, şirket bilgileri ile logo ve görsellerin paylaşımı konusunda gerekli kurumsal yetkiye sahip olması beklenmektedir.

BAŞVURU SONRASI:

Kurumsal Katılımcı Profili oluşturmak için şirket logo ve bilgilerinizi dergi@satinalmadergisi.com a  iletebilirsiniz.

Haber ve Bültenlerini gönderdiğinizde şirket profiliniz, sosyal medya hesap linkleriniz artık otomatik olarak www.satinalmadergisi.com internet sayfalarının sol tarafında görünecektir.

KVKK Bilgilendirmesi

Başvuru kapsamında iletilen yetkili adı, soyadı, görevi, kurumsal e-posta adresi ve diğer iletişim bilgileri; Kurumsal Katılımcı Profilinin oluşturulması, başvurunun değerlendirilmesi ve iletişim süreçlerinin yürütülmesi amacıyla işlenecektir.

Kurumsal profilde yayımlanması istenen şirket bilgileri, logo, internet sitesi ve sosyal medya bağlantıları Satınalma Dergisi web sitesinde kamuya açık olarak paylaşılacaktır. Başvuru sahibi, ilettiği bilgi ve görselleri paylaşmaya yetkili olduğunu kabul ve beyan eder.

Yayın İlkeleri ve Kurumsal İçerik

  1. Sektörel ve Mesleki Değer Üretimi

Sektörel bilgi paylaşımına ve mesleki gelişime katkı sağlayan içerikler değerlendirmeye alınır.

  1. Editoryal Değerlendirme

Gönderilen tüm içerikler Satınalma Dergisi editörlüğü tarafından değerlendirilir. Editoryal açıdan uygun bulunmayan içerikler yayımlanmaz.

  1. Reklam ve Satış Sınırı

Doğrudan ürün veya hizmet satışı amacı taşıyan; kampanya, fiyat, yoğun marka tanıtımı veya satış çağrısı içeren metinler yayımlanmaz.

Kurumsal Katılımcı Profili, ücretsiz reklam alanı olarak kullanılamaz.

  1. Yayın Garantisi Bulunmaması

Kurumsal profil oluşturulması, gönderilen her içeriğin yayımlanacağı anlamına gelmez. Yayın kararı; okuyucu faydası, mesleki değer, özgünlük ve editoryal takvim dikkate alınarak verilir.

  1. Özgünlük ve Kaynak Kullanımı

İçeriklerin özgün olması esastır. Kullanılan kaynaklar ve yapılan alıntılar açıkça belirtilmelidir. Telif haklarını ihlal eden içerikler değerlendirmeye alınmaz.

  1. Editoryal Düzenleme Hakkı

Satınalma Dergisi editörlüğü; başlık, özet, anlatım ve içerik akışı üzerinde yayın standartları doğrultusunda düzenleme yapabilir. Reklam veya tanıtım niteliğindeki bölümler çıkarılabilir.

  1. Bilgi ve Görsel Sorumluluğu

Gönderilen metin, bilgi, logo, fotoğraf ve diğer görsellerin doğruluğu ile kullanım haklarından içeriği veya başvuruyu ileten kişi ve kurum sorumludur.

  1. Görünürlük Alanı

Kurumsal Katılımcı Profilleri, ilgili yazı ve yayın sayfalarında görüntülenir.

BAŞVURU SONRASI:

Kurumsal Katılımcı Profili oluşturmak için şirket logo ve bilgilerinizi dergi@satinalmadergisi.com a  iletebilirsiniz.

Haber ve Bültenlerini gönderdiğinizde şirket profiliniz, sosyal medya hesap linkleriniz artık otomatik olarak www.satinalmadergisi.com internet sayfalarının sol tarafında görünecektir.

Bilgi: https://satinalmadergisi.com/urun/kurumsal-katilimci-profilinizi-olusturun/

Stratejik Satınalma Yönetimi Eğitimi – Uzmanlık Programı

Stratejik Satın Alma Eğitimi

Stratejik Satınalma Yönetimi Eğitim Programları

Şirketlerin yönetim yapıları, karar süreçleri ve gelişim öncelikleri dikkate alınarak 2 ayrı program oluşturulmuştur. Her program, üst yönetim ve stratejik karar ekipleri ile satınalma profesyonellerinin farklı sorumluluk alanlarına ve yetkinlik ihtiyaçlarına göre özel olarak tasarlanmıştır.

a- Stratejik Satınalma Yönetimi Eğitimi – 2 Günlük Uzmanlık Programı

Strategic Procurement Professional Program

Stratejik Satın Alma EğitimiSatınalma profesyonelleri ve kategori yöneticileri için uygulama odaklı olarak hazırlanmıştır. Eğitim saatleri 9:30 – 16:30 (6 saat/gün)

Hedef Kitle: Satınalma uzmanı, satınalma mühendisi, kategori yöneticisi, emtia satınalma uzmanı, tedarikçi geliştirme uzmanı, satınalma analitiği ve raporlama ekipleri

b- ExecutiveStratejik Satın alma Yönetimi Eğitimi (içerik için tıklayınız). 3 Günlük Üst Yönetim Programı.

Executive Strategic Procurement Program
Büyük ölçekli şirketlerin üst yönetimi ve stratejik karar ekipleri için özel olarak tasarlanmıştır. Eğitim saatleri 10:00 – 16:00 (4 saat/gün)

Hedef Kitle: Yönetim, CFO, COO, Fabrika Müdürü, Teknik GMY, Satınalma Müdürü 

Uzmanlık Programı – STRATEJİK SATINALMA YÖNETİMİ EĞİTİMİ (2 Gün)

Prof. Dr. Murat ERDAL
İstanbul Üniversitesi Tedarik Zinciri Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı
merdal@istanbul.edu.tr

Eğitimin Amacı:

Küresel tedarik zincirlerinde yaşanan jeopolitik kırılmalar, dijital dönüşüm ve yapay zekâ uygulamaları, satınalma mesleğini tarihinin en hızlı değişim dönemlerinden birine taşımaktadır. Sürdürülebilirlik düzenlemeleri, insan hakları ve tedarikçi yönetişimi alanındaki yeni beklentiler de satınalma fonksiyonunun sorumluluk alanını her geçen gün genişletmektedir. Artık satınalma yöneticilerinden yalnızca uygun fiyatla tedarik sağlamaları değil, riskleri öngören liderler olmaları beklenmektedir. Sözleşmeleri stratejik olarak yöneten ve şirketlerine uzun vadeli değer kazandıran bir yönetim anlayışı artık temel bir yetkinlik haline gelmiştir. Bu eğitim, değişen iş dünyasını bütüncül bir bakış açısıyla ele alarak satınalma fonksiyonunun yeni rolünü ortaya koymaktadır.

Eğitim kapsamında; CAPEX ve OPEX kararları, stratejik kategori yönetimi, satınalma analitiği, operasyon planlama ve bütçe disiplini gibi satın almanın temel yönetim alanları uygulama odaklı olarak ele alınmaktadır. Maliyet yönetimi, fiyat eskalasyonu, tedarikçi geliştirme, sözleşme stratejileri ile ülke ve tedarikçi riskleri güncel yaklaşımlar çerçevesinde değerlendirilmektedir. Ayrıca katılımcılar; sürdürülebilirlik, sorumlu satınalma, insan hakları, tedarikçi yönetişimi ve yapay zekâ uygulamalarının satınalma süreçlerine etkilerini kapsamlı bir bakış açısıyla inceleme fırsatı bulmaktadır.

Eğitim sonunda katılımcıların satınalma kararlarını daha geniş bir stratejik perspektifle değerlendirebilmeleri hedeflenmektedir. Değişen küresel iş ortamını daha doğru okuyabilmeleri ve geleceğe yönelik daha isabetli kararlar alabilmeleri amaçlanmaktadır. Böylece satınalma fonksiyonunu şirketlerine sürdürülebilir rekabet avantajı sağlayan bir değer yaratma merkezine dönüştürecek bilgi ve yetkinlikleri kazanmaları beklenmektedir. Katılımcılar hem mesleki gelişimlerini güçlendirecek hem de kurumlarının maliyet yönetimi, risklerin azaltılması, tedarik sürekliliği ve sürdürülebilir büyüme hedeflerine daha güçlü katkı sunabilecek donanıma sahip olacaklardır.

Eğitim İçeriği:

Stratejik Satınalma ve Değer Yaratma Çerçevesi

  • Satın almayı sadece maliyet merkezi değil, değer yaratan bir iş ortağı olarak konumlandırmak.
  • Proje bazlı mühendislik ve proje bazlı üretim ortamlarında stratejik satınalma rolü.
  • Tasarruf, geliştirme, fırsat yakalama, risk azaltma ve sürdürülebilirliği tek resimde görmek.
  • Satınalma Analitiği, Fiyat Eskalasyon Formülü, Olması Gereken Maliyet Analizi ve Parça Yerlileştirme yaklaşımları.
  • Sektörel dinamikler: savunma, otomotiv, kimya, gıda ve demir-çelik sektörlerinde ortak zorluklar.

CAPEX & OPEX Kararları: Altyapı ve Teknoloji Yatırımları

  • Sermaye Harcamaları (CAPEX) ve Operasyonel Giderler (OPEX)
  • Altyapı ve teknoloji yatırımları
  • Robot, otomasyon ve dijitalleşme
  • Toplam Sahip Olma Maliyeti (TCO)
  • Yatırım kararlarında değer yaratma

Direkt Satınalma ve Stratejik Kategori Yönetimi

  • Kategori ve emtia stratejileri
  • Standardizasyon ve konsolidasyon
  • Olması Gereken Maliyet Analizi
  • Uzun vadeli tedarik stratejileri
  • Kategori yöneticisinin rolü ve yetkinlikleri

Endirekt Satın almalar ve Kuyruk Harcamalar

  • Dolaylı malzeme ve hizmet alımları
  • Kuyruk harcamalar
  • Çerçeve anlaşmalar
  • Hizmet seviyesi ve performans yönetimi
  • Görünmeyen maliyetler

Satınalma Analitiği ve Harcama Analizleri

  • Harcama sınıflandırması
  • Harcama analitiği
  • Trend ve sapma analizleri
  • Fırsat alanlarının belirlenmesi
  • Satınalma Performans Göstergeleri (KPI’lar)

Operasyon Planlama – Satınalma Planlama ve Bütçe Disiplini

  • Operasyon planlama ile satınalma planlamasının uyumlaştırılması
  • Talep planlaması ve satınalma bütçesi
  • Şartname, bütçe ve operasyon önceliklerinin yönetimi
  • Plan–gerçekleşen sapmalarının analizi
  • Senaryo bazlı yeniden planlama

Tedarik Süreci Döngüsü, Tedarikçi İlişkileri ve Geliştirme

  • Tedarik süreci döngüsü
  • Tedarikçi İlişkileri Yönetimi (SRM)
  • Tedarikçi performansı
  • Tedarikçi geliştirme
  • Ortak Ar-Ge ve inovasyon

Parça Yerlileştirme ve Malzeme İnovasyonu

  • Yerlileştirme stratejileri
  • Sertifikasyon ve standardizasyon
  • Malzeme inovasyonu
  • Yerli tedarikçi geliştirme
  • Rekabet gücü ve esneklik

Ülke ve Tedarikçi Riskleri ile Gelecek Senaryoları

  • Jeopolitik riskler
  • Kritik tedarikçi analizi
  • Tek kaynağa bağımlılık
  • Baz, stres ve fırsat senaryoları
  • Plan B ve alternatif kaynak stratejileri

Sürdürülebilirlik Projeleri, Yeni Düzenlemeler ve Satın almanın Değişen Yetkinlikleri

  • TSRS, CSDDD, CDP gereklilikleri
  • Sera Gazı Protokolü ve Kapsam 3 hesaplamaları
  • Tedarikçi verisi yönetimi
  • Karbon, LCA, CBAM ve Dijital Ürün Pasaportu uygulamaları
  • ISO 20400 Sürdürülebilir Tedarik yaklaşımı

Sorumlu Satınalma, İnsan Hakları ve Tedarikçi Yönetişimi

  • Sorumlu Satınalma ilkeleri
  • İnsan hakları ve çalışma standartları
  • Etik, yolsuzluk ve Tedarikçi Etik Kodları
  • Çatışma mineralleri ve yüksek riskli tedarik
  • Özen Yükümlülüğü, denetim ve iyileştirme planları

Sözleşme Stratejileri, Fiyat Eskalasyonu ve
Sürdürülebilirlik Hükümlerinin İnşası

  • Sabit, değişken ve endeksli fiyat modelleri
  • Fiyat Eskalasyon Formülü tasarımı
  • Kur, emtia ve enflasyon senaryoları
  • Mevcut sözleşmelerin revizyonu
  • Sürdürülebilirlik hükümleri, denetim ve yaptırımlar

Yapay Zekâ ve Stratejik Satınalma Uygulamaları

  • Üretken Yapay Zekâ uygulamaları
  • Harcama analizi ve tedarikçi araştırması
  • Teklif karşılaştırma ve sözleşme inceleme
  • Talep tahmini, risk ve performans analizi
  • Yapay zekâ etiği, veri güvenliği ve yönetişim

 

Stratejik satınalma yaklaşımı ile katılımcılar; yatırım, maliyet, tedarikçi ve risk yönetimi kararlarını bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmeyi öğrenirler. Kur, hammadde, talep, kalite ve tedarikçi riskleri gibi değişkenlere göre farklı gelecek senaryolarının iş sonuçlarını analiz edebilir, stratejik kararlarını veriye dayalı olarak şekillendirebilirler. Programın temel amacı; katılımcıların yalnızca bugünün satınalma ihtiyaçlarını yöneten değil, kısa ve orta vadeli yatırım, maliyet, risk ve tedarikçi yapısını öngörebilen, kurumlarına uzun vadeli değer kazandıran stratejik satınalma liderlerine dönüşmelerini sağlamaktır.

Anahtar Sözcükler:

Stratejik satınalma, Strategic procurement, Satınalma yönetimi, Procurement management, Sermaye harcamaları, CAPEX, Capital Expenditures, Operasyonel giderler OPEX, Operating Expenditures, CSDDD, TCO, toplam sahip olma maliyeti, Satınalma analitiği, Procurement Analytics, insan hakları, sözleşme, Tedarik zinciri yönetimi, Supply Chain Management, SCM, Murat ERDAL, Tedarikçi ilişkileri yönetimi, LCA, SRM, etik, IMS, GHG, TSRS, MRO, Parça yerlileştirme, CBAM, Eskalasyon, özen yükümlülüğü, proje yönetimi, Yapay zekâ, Satınalma, eğitim, KPI, Kapsam 3, emisyon, karbon, danışmanlık, değer yaratma, Sourcing, Kaynak, Stratejik satınalma eğitimi, consulting, Dijital ürün pasaportu, eğitim

Güven; Kazandırır

Güven; Kazandırır Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Güven; Kazandırır

Şerafettin YILDIZ

Yazar, Sosyal Güvenlik Denetmeni

İnsan ömrü boyunca kimi zaman para kazanır, kimi zaman makam sahibi olur, kimi zaman da büyük başarılara imza atar. Fakat bütün bunların üzerinde, görünmeden biriken ve kaybedildiğinde yerine kolay kolay konulamayan bir değer vardır: Güven.

Bir iş başvurusu yapılırken özgeçmişte yazan bilgiler kadar, hatta bazen onlardan daha fazla araştırılması gereken bir soru vardır: “Güvenilir biri midir?”

Bu sorunun cevabı, yılların emeğinin birkaç kelimeye sığmış hâlidir.

İş hayatında çoğu zaman teknik bilgiye, diplomalara, yabancı dile ve mesleki deneyime odaklanıyoruz. Elbette bunların her biri başarı için önemli araçlardır. Ancak bütün bu özelliklerin önüne geçen görünmez bir yetkinlik vardır. Çünkü bilgi sizi bir kapıdan içeri sokabilir; o kapının uzun yıllar açık kalmasını sağlayacak olan güvenilirliğinizdir.

İnsanlar yalnızca bilgiye değil, güvene yatırım yaparlar. Bir işveren yeni bir çalışanını işe alırken aslında yalnızca bir meslek sahibiyle değil, karakter sahibi bir insanla çalışmayı ister. Bir yönetici görev dağıtırken en önemli işi, en zeki olana değil, en çok güvendiğine verir. Müşteri ise üründen önce çoğu zaman satıcıya güvenir.

Çünkü güven, ilişkilerin görünmeyen sözleşmesidir.

Bugün çalışma hayatında teknolojiler baş döndürücü bir hızla değişiyor. Yapay zekâ birçok işi dönüştürüyor, dijital sistemler karar süreçlerini hızlandırıyor, otomasyon üretim anlayışını yeniden şekillendiriyor. Ancak bütün bu dönüşümün değiştiremediği bir gerçek var: İnsan, insana güvenmek ister.

Hiçbir yazılım dürüstlüğün yerini dolduramaz. Hiçbir algoritma vicdanı temsil edemez. Hiçbir teknoloji verilen sözün değerini ölçemez.

Çünkü güven, yalnızca davranışlarla inşa edilir.

Güvenilir olmak; hiç hata yapmamak değildir. Hatasını kabul edebilmek, sözünün arkasında durabilmek, emanete sahip çıkabilmek ve zor zamanlarda sorumluluktan kaçmamaktır. İşte bu yüzden güven, bir anda kazanılan değil; küçük ama tutarlı davranışların yıllar içinde oluşturduğu görünmez bir itibardır.

Ne yazık ki günümüzde başarı çoğu zaman yalnızca rakamlarla ölçülüyor. Daha yüksek maaş, daha büyük makam, daha geniş makam odası, daha fazla takipçi…

Oysa insanın gerçek değeri, sahip olduklarıyla değil; arkasında bıraktığı izlenimle ölçülür.

Bir kurumdan ayrıldığınızda insanlar sizi hangi unvanla hatırlayacak? Müdür olarak mı, yönetici olarak mı, uzman olarak mı? Yoksa “Sözüne güvenilirdi.” diyerek mi?

İşte asıl miras budur.

Kariyer basamakları bilgiyle çıkılabilir; fakat o basamaklarda kalabilmek karakter ister. Çünkü güven bir kez sarsıldığında, onu yeniden inşa etmek uzun yıllar alır. Kırılan bir cam nasıl eskisi gibi olmuyorsa, kaybedilen güven de çoğu zaman aynı sağlamlıkla geri gelmez.

Bu nedenle güveni korumak, onu kazanmaktan daha zordur.

İş hayatında başarılı insanların ortak özellikleri incelendiğinde, çoğunun yalnızca mesleki yeterlilikleriyle değil, güvenilir kişilikleriyle öne çıktığı görülür. Onlar verdikleri sözü tutarlar. Kimsenin olmadığı yerde de doğru olanı yaparlar. Başarıyı yalnızca kendileri için değil, ekipleri için de isterler. Çünkü bilirler ki güven paylaşıldıkça büyür.

Toplum olarak da bu değeri yeniden hatırlamaya ihtiyacımız var. Çocuklarımıza yalnızca başarılı olmayı değil, güvenilir olmayı da öğretmeliyiz. Gençlerimize yalnızca kariyer planı yapmayı değil, karakter inşa etmeyi de anlatmalıyız. Kurumlarımızda performans kadar dürüstlüğü, rekabet kadar adaleti ve yetenek kadar güvenilirliği ödüllendirmeliyiz.

Çünkü güçlü kurumlar güçlü binalarla değil, güvenilir insanlarla ayakta durur.

Hayatın sonunda insanın geriye dönüp baktığında sahip olduğu en büyük servet; banka hesapları, unvanları ya da ödülleri değildir. Ardında bıraktığı güven duygusudur. İnsanlar sizi yıllar sonra hangi makamda çalıştığınız için değil, nasıl bir insan olduğunuz için hatırlar.

Güven; Kazandırır Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

 

İşte bu yüzden başarı, alkışlarla değil; güvenle ölçülür.

Ve unutmayalım…

İnsan, bilgisinden önce güveniyle tanınır; başarısından sonra da güveniyle hatırlanır. Çünkü gerçekten güven kazandırır.

Şerafettin YILDIZ / Yazar, SGK Denetmeni / Instagram: @serafettinyildiz

Carry Trade Odasındaki Fili Konuşmak

Carry Trade Odasındaki Fili Konuşmak Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Carry Trade Odasındaki Fili Konuşmak

Anıl ERDOĞAN

Freud’dan alıntıyla “Sürçme” denilen psikolojik tepki, hoş bir hikaye ile açıklanır: Psikanalist, Viyana’da hastasını tedavi edeceği kliniğe yetişmek için aceleyle bir trene biner ancak bindiği tren ters yöne gitmektedir ve bu yüzden tedaviye geç kalır. Bu hata bilinçli bir dikkatsizlik kabul edilmez. Bilinçdışının o seansta yüzleşmekten veya konuşmaktan kaçındığı bir durum (travmatik bir anı, zor bir konu) vardır. Bilinçdışı, o seanstan ve hastadan kaçınmak amacıyla kişinin “farkında olmadan” yanlış trene binmesine neden olmuştur.

Bizim güzel edebiyatımız buna “Ayakları geri geri işe gitmek” diyor, istemediğimiz işleri yapmak ama geçinme zorunluluğunda olmak. İngilizler ise klasik Batılı tavırlarıyla buna “Hadi odadaki fili adresleyelim(açıklığa kavuşturalım) artık” diyorlar.

Hikayeleştirilen kavramlar genelde daha çok akılda kalır, ondan İzmir Bornovalı hemşerim Homeros’un 3000 yıllık Odysseus’u halen en güzel eve dönüş çilesidir. Odadaki file gelince, tüm dünyada pandemiden beri sıkışan tedarik zincirleri artık küresel batıdan küresel doğuya kaydı ve biz Türkiye olarak bu ekonomik servet transferinde imalat proseslerimizi verimli hale getireceğimize halen “şu kur bir yükselse, faiz düşse “ gibi “Freudyen sürçmeler” ile bahaneler üretip kendimizi avutuyor, geçici çözümler bulmaya çalışıyoruz.

Carry trade birincisi ülkemiz, çok daha iyilerini hak ediyor, evet iş bulamıyoruz, evet ülkeye yeterli iş getiremiyoruz, $ bazlı olarak işçilikte diğer Avrupalı rakiplerimizden (Polonya, Romanya, Macaristan) çok pahalıyız, dışarı proje çıkaramıyoruz, çıksa da müşteriyi satın alma yapmaya ikna edemiyoruz, halen örneğin eldeki 100.000₺’nin aylık mevduatlarla yılsonunda ulaştığı 140.000₺’lik faiz getirisi, nefes almaya çalışan sermaye sahiplerine köşedeki para olarak “sweet spot” şeklinde daha tatlı geliyor. Ancak bu sırada paradan daha önemli tek kaynağımız olan insan ve insanın anlam arayışını; insanların çalışarak gelişmeye, işe ve üretmeye olan inancını yitiriyoruz.

Bu nedenle artık odadaki fili adresleyip bu carry trade odasından onu çıkarmak ve evine göndermek gerek, ekonomimiz bilimsel ve verimli parametreler ile ölçülmeli, uzun zamandır ters yönde giden bu trenden inme cesaretini artık göstermeliyiz.

İyi çalışmalar dilerim.

Saygılarımla,

Carry Trade Odasındaki Fili Konuşmak Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemAnıl ERDOĞAN

Endüstri Mühendisi (Lisans)

Uluslararası İlişkiler (AB-Akdeniz) (Yüksek Lisans)

 

Tüpraş’tan 370 Milyon Dolarlık Gemi Siparişi: 4 Suezmax 2029’da Filoda

Yöneticiler Için Stratejik Müzakere Eğitimi Haber Tüpraş'tan 370 Milyon Dolarlık Gemi Siparişi 4 Suezmax 2029'da Filoda

Tüpraş’tan 370 Milyon Dolarlık Gemi Siparişi: 4 Suezmax 2029’da Filoda

Tüpraş’ın (TUPRS), Güney Kore’de dört yeni Suezmax tankeri inşa ettirme kararı, tanker piyasasının son yirmi yılın en hareketli dönemine girdiği bir noktada geldi. BIMCO verilerine göre 2026’da ham petrol tankeri siparişleri 234 gemi ve 60 milyon DWT ile tüm zamanların rekorunu kırdı, Suezmax segmentinde sipariş edilen kapasite ise yılın ilk yarısında 2025’in tamamına eşitlendi.

Xclusiv Shipbrokers’ın hesabına göre ilk altı ayda 76 Suezmax bağlandı, geçen yılın aynı döneminde bu sayı 33’tü. Bu koşuşturmanın arkasında üç neden var. Navlunlar 2025 sonunda on yıllık ortalamanın %60 üzerine çıktı, büyük tankerlerde filo yaş ortalaması 19 yılı geçti ve yaptırım listesindeki 927 tanker, yani filonun %11,6’sı, uyumlu tonaj havuzunun dışına düştüğü için piyasada gerçekten kullanılabilir gemi sayısı kağıt üzerindeki rakamdan çok daha düşük kaldı. Teslimatın 2029’a sarkması bir tercih meselesi olmaktan çok tersane takviminin dayattığı bir sonuç, çünkü büyük tanker siparişlerinde bekleme süresi üç ila dört yıla uzamış durumda.

Rafinerici açısından bu tablo, gemi sahipliğini lojistik ayrıntısı olmaktan çıkarıp doğrudan tedarik güvenliğinin parçası haline getiriyor. Tüpraş’ın ham petrol tedarik ettiği ülke ve tür sayısı arttıkça sefer mesafeleri uzuyor, navlun ve bekleme maliyeti de bütçede giderek daha oynak bir kaleme dönüşüyor. Spot piyasadan gemi kiralamak yaptırım rejimlerinin sıklaştığı bir ortamda karşı taraf ve uygunluk riskini de beraberinde getiriyor, uyumlu tonaj daraldıkça denetim yükü alıcının üzerine biniyor.

Ditaş bugün 24 gemilik bir filo işletiyor ve Suezmax sınıfında 2017 inşa iki gemisi bulunuyor, dolayısıyla yeni sipariş bu segmentteki kapasitesini kat kat büyütüyor. Koç Topluluğu bünyesindeki RMK Marine’de süren 12.000 DWT’lik iki kimyasal tanker inşası da aynı yönelimin parçası. Türk sahipli deniz ticaret filosunun 50,6 milyon DWT ile dünya sıralamasında 11. basamakta bulunduğu düşünülürse, bu tür siparişler tek tek şirket kararlarının ötesinde ülke filosunun ilk ona dönüş hedefini de besliyor.

Kapasite Artışı 2029’da Devreye Giriyor

Tüpraş, “Enerjimiz Geleceğe” vizyonuyla tüm değer zincirinde başlattığı dönüşüm yolculuğunda yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. Şirket, 2029’da teslim alınması planlanan yeni gemilerle ham petrol taşımacılığı kapasitesini artırırken, tedarik güvenliği ve lojistik esnekliğini de güçlendirmeyi hedefliyor.

Türkiye’nin enerji ihtiyacını kesintisiz karşılamak amacıyla faaliyetlerini sürdüren Tüpraş, Güney Kore’de inşa edilecek dört adet yeni Suezmax tipi gemisiyle ham petrol taşımacılığı kapasitesini önemli ölçüde artıracak. Toplam yatırım tutarı 370 milyon doları aşan, her biri yaklaşık 157.000 DWT taşıma kapasitesine sahip dört adet geminin 2029 yılı içerisinde teslim alınması planlanıyor.

Yöneticiler Için Stratejik Müzakere Eğitimi Haber Tüpraş'tan 370 Milyon Dolarlık Gemi Siparişi 4 Suezmax 2029'da Filoda

 

Türk Bayraklı En Büyük Tanker Filosu: Ditaş Filosunu Büyütmeyi Sürdürüyor

Tüpraş’ın deniz yolu taşımacılığı ve lojistik alanında faaliyet gösteren iştiraki Ditaş; geçtiğimiz günlerde teslim aldığı T. Riva tankeriyle Türk Kabotajı’nın ve Koç Topluluğu’nun 100. yılında Türk Bayraklı en büyük tanker filosuna sahip şirket olmuştu. Yeni gemilerin filoya katılmasıyla Tüpraş, petrol taşımacılığındaki kapasitesini artırırken, ulusal ve uluslararası deniz taşımacılığındaki rekabet gücünü daha da ileri taşımayı amaçlıyor.

İzmit, İzmir, Kırıkkale ve Batman’da bulunan dört rafinerisinde yıllık toplam 30 milyon tonluk ham petrol işleme kapasitesine sahip olan Tüpraş; Avrupa’nın 7. büyük rafineri şirketi ve Akdeniz havzasının en kompleks rafinerilerinden biri konumundadır. 2025 yılı itibarıyla Türkiye dahil 16 ülkeden 31 farklı ham petrol türü tedarik eden şirket, Avrupa ve Afrika başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerine ihracat gerçekleştirmektedir.


MÜZAKERE TEKNİKLERİ VE PAZARLIK BECERİLERİ MAKALELERİ
“Taktikler bazen pazarlık sürecinin başı, bazen ortası bazen de sonunda etkilidir.”

PAZARLIK MASASI ve PAZARLIK TAKTİKLERİ

“If you are not at the table, you are on the menu”.

PAZARLIK BECERİ ANKETİ

MÜZAKERE & PAZARLIK EĞİTİM TESTLERİ

Yurt Dışı İş Deneyim Belgesinin Kullanımı?

Yurt Dışı İş Deneyim Belgesinin Kullanımı Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Yurt Dışı İş Deneyim Belgesinin Kullanımı?

Mehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

İtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle;  İş Ortaklığının pilot ortağı …….. Con. Int. Inc. tarafından sunulan “Portekiz Baraj İnşaatı, Tibes, Ponce, Puerto Rico” işine ait iş deneyim belgesinin idarece uygun bulunmadığı buna gerekçe olarak da söz konusu belge üzerinde idarece yapılan araştırma neticesinde anılan ortağın belgeye konu iş kapsamında yüklenici veya alt yüklenici olarak çalışmadığının tespit edilmesinin gösterildiği, söz konusu hususun mevzuata uygun olmadığı, şöyle ki; idarece sorgulaması yapılan “W912EP-08-C-0011” proje kodlu işin sunmuş oldukları belgeye ait proje kodu olmadığı, taraflarınca gerçekleştirilen işe ilişkin proje kodunun “W747EP-97-B-007” olduğu, bu kod üzerinde araştırma yapılırsa söz konusu işin kendileri tarafından gerçekleştirildiğinin görüleceği, iddialarına yer verilmiştir.

Konu İle İlgili Emsal Kamu İhale Kurulu Kararına Göre;

 

Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde;  Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin “İhale Komisyonlarının inceleme yetkisi” başlıklı 50’nci maddesinde “(1) İhale komisyonu, aday veya isteklilerce sunulan iş deneyimini gösteren belgelerde tereddüt duyulan hususlara ilişkin gerekli incelemeyi yapmaya yetkilidir.

(2) İhale komisyonunun iş deneyimini gösteren belgelere ilişkin bilgi talepleri ilgililerce ivedikle karşılanır.” hükmü,

Kamu İhale Kurumu’nun 2018/DKD-156 sayılı Yurt Dışında Yapım İşlerinden Elde Edilen İş Deneyim Belgelerinin Belgelerin Sunuluş Şekline Uygunluğunu Tevsik Amacıyla EKAP’a Kaydedilmesine İlişkin Yönerge’sinin “Uygulama esasları” başlıklı 6’ncı maddesinde “(1) İş deneyim belgelerinin EKAP’a kaydı bilgi amaçlı olup, yalnızca belgenin  Yönetmeliğin 31 inci maddesinde öngörülen şekil kurallarına uygunluğunu gösterir. Belgenin kaydedilmesi, belge konusu işin yapıldığına, belgedeki bilgilerin doğruluğuna ya da belgenin  geçerliliğine karine teşkil etmez.

(2) Kayıt işlemi, ihale komisyonunun iş deneyim belgesinin ihalede aranan şartlar yönünden incelenmesi ve değerlendirilmesi yetkisini kaldırmaz ve belgenin sunuluş şekline ilişkin Yönetmeliğin 31 inci maddesinde aranan şartlar hariç olmak üzere geçerli kabul edilmesi yükümlülüğünü doğurmaz.

(3) Bu Yönergenin 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Daire Başkanlığınca yapılan “ibraz edilenin aynıdır” şerhi, tek başına sunulan belgelerin hukuken geçerli, doğru ve aslına uygun 3 olduğu anlamına gelmez. Belgelerin hukuken geçerli, doğru ve aslına uygun olmamasından doğabilecek her türlü hukuki ve cezai sorumluluk belgeyi ibraz edenler ile yetkili temsilci ve sorumlularına ait olup, bu husustan dolayı Kuruma herhangi bir sorumluluk yüklenemez.” Açıklaması bulunmaktadır.

……… Sağ Sahil Cazibe Anakanalı 1 Kısım 1- …….Tüneli ile Sağ Sahil Ana Kanalı arasındaki trapez kesitli 821 m Ana İletim Kanalı, trapez kesitli 12.625 m Sağ Sahil Ana Kanalı ve 540 m 6 gözlü Ø4000 çapında Çelik Sifon imalatı olmak üzere, toplamda 13.986 m Ana Kanal İmalatı, 2- Toplamda 7 adet, uzunluğu 3.535 m olan çift gözlü, 7,10 m iç çapında Tünel İmalatı (toplam uzunluk 7.070 m), 3- 29 adet Muhtelif Sanat Yapısı, Köprü, Yol geçişleri işleri ihalesi İdari Şartnamesi’nin “Ön yeterlik başvurusu için gereken belgeler ve yeterlik kriterleri” başlıklı 7’nci maddesinde “7.1. Adayların aşağıda yer alan belgeleri, ön yeterlik başvuruları kapsamında sunmaları gerekir:

7.5. Mesleki ve teknik yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:

7.5.1. Adayın, yurt içinde veya yurt dışında kamu veya özel sektöre bedel içeren bir  sözleşme kapsamında taahhüt edilen ihale konusu iş veya benzer işlere ilişkin olarak;

a) İlk ilan tarihinden geriye doğru son onbeş yıl içinde geçici kabulü yapılan,

b) İlk ilan tarihinden geriye doğru son onbeş yıl içinde geçici kabulü yapılan işlerde,ilk sözleşme bedelinin en az % 80’i oranında denetlenen ya da yönetilen,

c) Devam eden işlerde; ilk sözleşme bedelinin tamamlanması şartıyla, ilk ilan tarihinden geriye doğru son onbeş yıl içinde gerçekleşme oranı toplam sözleşme bedelinin en az % 80’ine ulaşan ve kusursuz olarak gerçekleştirilen,

ç) Devam eden işlerde; ilk sözleşme bedelinin tamamlanması şartıyla, ilk ilan tarihinden geriye doğru son onbeş yıl içinde gerçekleşme oranı toplam sözleşme bedelinin en az % 80’ine ulaşan ve kusursuz olarak gerçekleştirilen işlerde; ilk sözleşme bedelinin en az %  80’i oranında denetlenen ya da yönetilen,

d) Devredilen işlerde, devir öncesindeki veya sonrasındaki dönemde ilk sözleşme bedelinin en az % 80’inin gerçekleştirilmesi şartıyla, ilk ilan tarihinden geriye doğru son onbeş yıl içinde geçici kabulü yapılan, işlere ilişkin deneyimini gösteren belgeleri sunması zorunludur. Aday tarafından 000.000.000 TRY (Türk Lirası) ‘den az olmamak üzere, ihale konusu iş veya benzer işlere ait tek sözleşmeye ilişkin iş deneyimini gösteren belgelerin sunulması gerekir.

İş ortaklığında, pilot ortağın istenen asgari iş deneyim tutarının en az % 80’ini, diğer  ortakların her birinin ise, istenen asgari iş deneyim tutarının en az % 20’sini sağlaması  orunludur. Ancak ihaleye katılan iş ortaklığının ortakları tarafından ortaklık oranları ve yapısı aynı olmak kaydıyla daha önce kurulmuş olan iş ortaklığının gerçekleştirdiği bir işten elde ettiği iş deneyim belgesi sunulması halinde pilot ortak ve diğer ortakların her birinin birinci cümledeki oranlara göre asgari iş deneyim tutarını sağlaması koşulu aranmaz.

Konsorsiyumda ise, her bir ortağın kendi kısmı için istenen asgari iş deneyim tutarını  sağlaması zorunludur.

7.5.2. Bu bent boş bırakılmıştır.

7.5.3. Bu bent boş bırakılmıştır.

7.5.4. Ön yeterlik başvurusu kapsamında sunulması ve/veya sağlanması gerektiği bu şartnamenin 7 nci maddesi dışındaki maddeleri ile teknik şartnamede belirtilen aşağıdaki belgeler ve/veya yeterlik kriterleri: {Belirtilmemiştir}

7.5.5. Bu Şartnamenin 7 nci maddesi dışında ihale ve ön yeterlik dokümanında sayılan diğer belgeler ve/veya düzenlenen diğer yeterlik kriterleri ön yeterlik değerlendirmesinde dikkate alınmaz.

7.6. Bu ihalede benzer iş olarak kabul edilecek işler: 11.06.2011 tarih ve 27961 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan “Yapım İşlerinde Benzer İş Grupları Tebliği” nde yer alan AIX. Grup: “Su Yapıları” İşleri benzer iş olarak kabul edilecektir.

7.7. Mezuniyet belgeleri/diplomalar: Belge Adı Açıklama İnşaat Mühendisliği 7.8. Yeterlikleri tespit edilen adaylar arasında 7.9. maddesinde belirtilen kriterlere göre yapılan puanlamaya göre oluşturulan sıralama sonucunda ilk 8 sıradaki aday listeye alınacak ve teklif vermeye davet edilecektir.” düzenlemesi yer almaktadır.

İdarece gerçekleştirilen ön yeterlik değerlendirmesi sonucunda 26.03.2025 tarihli tutanakla ………. Con. Int. Inc. – ……… İnş. Taah. Mad. Enerji SAn. ve Tic. A.Ş. İş Ortaklığının teklifinin yeterli bulunmadığı ve bu hususa gerekçe olarak da “Aday, pilot ortağı …………. Con. Int. Inc’nın Ön Yeterlik Şartnamesin’in 7.5’inci maddesinde istenilen yeterlik kriterlerini tevsik için sunduğu iş deneyim belgesinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve ikincil mevzuattaki şartları sağlamaması”nın gösterildiği anlaşılmıştır.

27.03.2026 tarihinde idarece ………. Con. Int. Inc.’ne gönderilen “…….. Sağ Sahil Cazibe Anakanalı 1 Kısım” ön yeterlik değerlendirmesi hk.” konulu yazıda “DSİ Genel Müdürlüğü Sulama Dairesi Başkanlığınca, 17.12.2025 tarihinde ön yeterlik aşaması gerçekleştirilen ……….. ihale kayıt numaralı “………. Sağ Sahil Cazibe Anakanalı 1 Kısım” yapım işi belli istekliler arasında ihale usulü ile ihale edilmiş olup belirtilen tarihte istekli olabilecekler ön yeterlik başvurusunda bulunmuşlardır.

………… CONSTRUCTION INT. INC. & ……….. İnş. Taah. Mad. Enerji San.  Ve Tic. A.Ş. İş Ortaklığı olarak ön yeterlik başvurusunda sunduğunuz ihale dokümanlarında yapılan incelemede, iş ortaklığının pilot ortağı ……….. CONSTRUCTION INT. INC.  firmasının mesleki ve teknik yeterlik kriteri olarak “PORTEKİZ BARAJ İNŞAATI, TİBES, PONCE, PUERTO RİCO” işine ait yurt dışında gerçekleştirilen yapım işinden elde edilmiş iş deneyiminin sunulduğu, bu belgenin Kamu İhale Kurumu tarafından ……… Belge kayıt  numarası ile kaydedildiği tespit edilmiştir.

Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin “İş deneyim belgelerinin EKAP üzerinden düzenlenmesi” başlıklı EK-1 inci maddesinin beşinci fıkrasında “Yerli veya  yabancı gerçek/tüzel kişilerin, yurt dışında kamu veya özel sektöre bedel içeren bir sözleşme  kapsamında taahhüt ettikleri işlere ilişkin iş bitirme belgeleri, belge sahibinin başvurusu üzerine Kurum tarafından EKAP’a bilgi amaçlı olarak kaydedilir. Kayıt işlemi usulüne uygun olarak yapılan başvurudan itibaren 15 gün içinde yapılır ve daha önce kaydedilmiş olsa dahi bu sürenin bitiminden sonra iş deneyimini tevsik için kullanılabilir. Kayıt işlemi için yurt dışında düzenlenmiş iş bitirme belgesinin bu Yönetmeliğin 31 inci maddesine uygun olarak sunulması; Kurum tarafından istenecek bilgi ve belgeler olur ise bunların da Kurum tarafından belirlenecek usule uygun olarak başvuruya eklenmesi gerekir. Herhangi bir belgenin bu fıkra kapsamında kaydedilmiş olması belge konusu işin yapıldığına ve belgedeki  bilgilerin doğruluğuna karine teşkil etmez. Bu kayıt işlemi ihale komisyonlarının inceleme, değerlendirme ve sorgulamaya ilişkin yetki ve sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Yerli veya yabancı gerçek/tüzel kişilerin yurt dışında gerçekleştirdikleri işlere ilişkin iş bitirme belgeleri EKAP’a kayıt edilmedikçe ilanı veya duyurusu 1/10/2018 tarihinden sonra yapılacak ihalelerde iş deneyimini tevsik için kullanılamaz. Bu fıkra kapsamında EKAP’a kaydedilen belgeler, ihalelerde Kurum tarafından başvuru sahibine verilen kayıt belgesi sunularak kullanılır.” hükmü yer almaktadır.

İhale komisyonunca değerlendirme işlemleri aşamasında, Porto Riko ülkesinin Ponce  şehrindeki Portekiz Baraj İnşaatı projesine ilişkin iş deneyim belgesinin doğruluğunun teyidi amacı ile 25.12.2025 tarihli yazımız ile Dış İşleri Bakanlığı İkili Siyasi İşler Genel Müdürlüğü (Algm), (Amerika Genel Müdür Yardımcılığı (Algy)’ndan söz konusu projenin  yapıldığı ülkenin resmi makamlarıyla ve işveren Amerika Birleşik Devletleri Ordusu Mühendisler Birliği nezdinde gerekli resmi yazışmalar yapılarak iş deneyim belgesinin belge tutarı, ortaklık oranı, sözleşme tarihi, geçici kabul tarihi ve ilan tarihi bilgilerinin teyit  edilmesi talep edilmiştir.

Dışişleri Bakanlığı, İkili İlişkiler Genel Müdürlüğünün (Kuzey Amerika) 24.03.2026 tarihli yazısında, Ponce, Porto Riko’da Portugues Barajı, Portugues ve Bucana Nehirleri Projesinin ihalesinin “W912EP-08-C-0011” sayılı sözleşme numarasıyla Dragados USA Inc. Adlı şirkete 14 Mart 2008 tarihinde verildiği, ihale bedelinin 180.118.650,80 ABD Doları olduğu, nihai sözleşme bedelinin 217.698.067,99 ABD Doları olduğu, inşaatın 27 Aralık 2013 tarihinde tamamlandığı, söz konusu projede “………… Construction International Inc.” adlı firmanın ne asli yüklenici ne de ilk derece alt yüklenici olduğu İdaremize  bildirilmiştir.

Yukarıda belirtilen gelişme neticesinde, ihale komisyonunca Ön Yeterlik Değerlendirme Sonucu Tutanağı-2 düzenlenmiş olup tutanakta adayın yeterli bulunmama gerekçesi; “Ön Yeterlik Şartnamesinin 7.5. maddesinde istenilen yeterlik kriterlerini tevsik için sunduğu iş deneyim belgesinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve ikincil mevzuattaki şartları sağlamaması sebebiyle değerlendirme dışı bırakılmıştır.” şeklinde ifade edilmiştir. Değerlendirme Sonuç Tutanağı tarafınıza EKAP sistemi üzerinden iletilmiştir.” İfadelerinin  yer aldığı görülmüştür.

Anılan İş Ortaklığının pilot ortağı ……… Con. Int. Inc.nin iş deneyiminin tevsiki için “Portekiz Baraj İnşaatı, Tibes, Ponce, Puerto Rico” işine ait yurt dışında gerçekleştirilen yapım işinden elde edilmiş iş deneyiminin sunulduğu, bu belgenin Kamu İhale Kurumu tarafından ………. belge kayıt numarası ile kaydedildiği anlaşılmıştır.

İdarece yapılan inceleme neticesinde, Dışişleri Bakanlığı İkili İlişkiler Genel Müdürlüğü’ne gönderilen 25.12.2025 tarihli yazıyla söz konusu iş deneyim belgesine projenin yapıldığı ülkenin resmi makamlarıyla ve işveren Amerika Birleşik Devletleri Ordusu  ühendisler Birliği nezdinde gerekli resmi yazışmalar yapılarak iş deneyim belgesinin belge tutarı, ortaklık oranı, sözleşme tarihi, geçici kabul tarihi ve ilan tarihi bilgilerinin teyit  edilmesi talep edilmiş, ilgili yazıda herhangi bir proje kodu belirtilmeden yüklenici adı, işin adı, işin sahibi ve işin yapıldığı yer bilgilerine yer verilerek bilgi talebinde bulunulduğu  anlaşılmıştır.

Dışişleri Bakanlığı İkili İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 24.03.2026 tarihli cevabi yazıda “Portugues Baraj inşaatı projesinin ihalesini veren ABD Kara Kuvvetleri İstihkam Birliği Jacksonville Bölge Bürosu’nun Vaşington Büyükelçiliğimizi muhatap 17 Mart 2026 tarihli ve örneği ekte sunulan mektubunda ;Ponce, Porto Riko’da Portugues Barajı, Portugues Barajı ve Bucana Nehirleri Projesi’nin ihalesinin “W912EP-08- C-0011” sayılı sözleşme numarasıyla “Dragados USA Inc.” Adlı şirkete 14 Mart 2008 tarihinde verildiği, ihale bedelinin 180.118.650,80 ABD Doları olduğu, nihai sözleşme bedelinin 217.698.067,99 ABD Doları olduğu, inşaatın 27 Aralık 2013 tarihinde tamamlandığı, söz konusu projede “………. Con. Int. Inc.” Adlı firmanın ne asli yüklenici ne de ilk derece alt yüklenici(“first-tier subcontractor”) olduğu (menfi)  kaydedilmektedir.” ifadelerinin yer aldığı görülmüştür.

Bunu takiben ……….. Con. Int. Inc.nin sunmuş olduğu söz konusu iş deneyim belgesi uygun bulunmadığından idarece ………….Con. Int. Inc. – Kıbrıs İnş. Taah. Mad.  Enerji San. ve Tic. A.Ş. İş Ortaklığının teklifinin yeterli olarak değerlendirilmediği anlaşılmıştır.

Anılan iş ortaklığı tarafından yapılan şikayet başvurusu üzerine idarece 31.03.2026 tarihinde Dışişleri Bakanlığı İkili İlişkiler Genel Müdürlüğü’ne gönderilen ve “Ancak ……. Construction International Inc.’nin EKAP üzerinden yaptığı 30.03.2026  tarihli ve 6996231-1 sayılı e-şikayet başvurusunda; ……..’ın iş bitirme belgesine esas sözleşmenin W912EP-08-C-0011 proje koduyla 14/3/2008 tarihinde ihale edilen ve 27 Aralık 2013’te tamamlanan işe ilişkin olmadığı, Portekiz Barajı ihalesinin ilk olarak W747EP-97-B- 007 proje koduyla 9/4/1997 tarihinde ihale edildiği, …….’ın bu işin yüklenicisi olduğu, bu kapsamda ………….’ın 270.000 metreküp malzemenin 206 milyon ABD doları tutarında kazısı, temel ile sol ve sağ dayanaklar için kalıcı enjeksiyon perdesinin oluşturulması ve  özgün ince kemer beton baraj tasarımı için bu işlerin gerçekleştirilmesi; su çıkışının alt kısmı etrafında yapay bir göl oluşturmak ve su çıkışını kontrol etmek amacıyla bir set inşa edilmesi, minimum su seviyesi (head pool) oluşturulması ve optimum çıkış kanalı kaya kaplama korumasının sağlanması; 12 feet çapında 760 feet uzunluğunda durgunlaştırma havuzu boru hattının ve 12 feet çapında 165 feet uzunluğunda çıkış kanalı boru hattının, inşaat süresince nehir yönlendirmesini sağlamak ve su seviyelerini kontrol etmek amacıyla baraj temel tabanı içerisinden geçirilerek inşa edilmesi; her iki çıkış için beton kanat duvarlı yaklaşım kanallarının yapılması; her bir girişe hizmet eden tek bir acil kapaklı, iki gözlü kapaklı su alma kulesi, iletim hattı ve genişleyen yatay durgunlaştırma havuzunun inşa edilmesi işlerinin gerçekleştirildiği,

Bu imalatın tamamlanmasının ardından çift ince kemer baraj tasarımının beklenenden daha yüksek maliyetli olması nedeniyle, USACE mühendislerinin daha düşük maliyetli bir tasarım çözümü geliştirmek üzere işin projesinde değişikliğe gittiği ve ………… tarafından yapılan fazlardan sonra W912EP-08-C-0011 proje koduyla 2008 yılında ikmal ihalesinin yapıldığı, bu ihalenin de Dragados USA tarafından yüklenildiği ve barajın Aralık 2013’te tamamlandığı belirtilerek;

Herhangi bir araştırma yapılacaksa, W747EP-97-B-007 proje koduyla 9/4/1997 tarihinde yapılan ihale üzerine bir inceleme yapılması gerektiği, bu araştırma yapıldığında belgenin doğru olduğunun ortaya çıkacağı iddia edilmiştir.

Bu itibarla, …….. Construction International Inc.’nin iddialarının dikkate alınarak söz konusu projenin yapıldığı ülkenin resmi makamlarıyla ve işveren Amerika Birleşik Devletleri Ordusu Mühendisler Birliği nezdinde gerekli resmi yazışmaların yapılarak iş deneyim belgesinin bilgilerinin teyit edilmesi hususunda gereğini arz ederim.” İfadelerini içeren yazıyla bilgi talebinde bulunulduğu, diğer bir deyişle şikayet başvurusunda bulunan isteklinin dilekçesinde doğru proje kodu olarak belirttiği “W747EP-97-B-007” proje kodu bilgisi verilerek doğrudan bu kod üzerinden araştırılma yapılmasını istediği anlaşılmıştır.

Dışişleri Bakanlığı İkili İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen cevabi yazıda ise “İlgi (b) yazılarına istinaden, “……… Sağ Sahil Cazibe Anakanalı 1. Kısım” ihalesi bağlamında “…….. Construction International Inc.” adlı şirketin iş deneyim belgesi hususunda, Vaşington Büyükelçiliğimizin, ABD Ordusu İstihkam Birliği Jacksonville Ofisinden temin ettiği mektubun örneği ekte sunulmaktadır.

İncelenmesinden görüleceği üzere mektupta özetle, “W747EP-97-B-007” veya “W747EP-97-B-0007” numarasıyla ABD Ordusu İstihkam Birliği kayıtlarında bir sözleşme, proje veya çağrının (solicitation) yer almadığı; söz konusu numaralarda bulunan “B” kodunun sözleşme yerine çağrılar için kullanıldığı, “W747EP” numaralı kodu kullanan herhangi bir ABD Savaş Bakanlığı (eski adıyla Savunma Bakanlığı) ihale ofisinin bulunmadığı belirtilmektedir.

Mektupta devamla, Jacksonville Ofisinin, 2008 yılındaki sözleşme öncesinde Portekiz nehrinde bir toprak baraj inşaatı ihalesi için çağrıda bulunduğu, ancak bunun sonucunda herhangi bir şirkete ihale vermediği; ardından baraj projesini yeniden tasarlayarak beton baraja dönüştürdüğü ve projeyi 14 Mart 2008 tarihinde “W912EP-08-C- 0011” numaralı  sözleşmeyle Dragados USA adlı şirkete tahsis ettiği, “…….. Construction InternationalInc.” adlı firmanın, anılan sözleşmede ne asli yüklenici ne de ilk aşama alt yüklenici (“first tier subcontractor”) olduğu kaydedilmektedir.” ifadelerinin yer aldığı görülmüştür.

İlgili hüküm ve açıklamalardan ihale komisyonunun, aday veya isteklilerce sunulan işdeneyimini gösteren belgelerde tereddüt duyulan hususlara ilişkin gerekli incelemeyi yapmaya yetkili olduğu, iş deneyim belgelerinin EKAP’a kaydının bilgi amaçlı olup, yalnızca belgenin Yönetmelik’in 31’inci maddesinde öngörülen şekil kurallarına uygunluğunu gösterdiği, belgenin kaydedilmesinin, belge konusu işin yapıldığına, belgedeki bilgilerin doğruluğuna ya da belgenin geçerliliğine karine teşkil etmediği,

Kayıt işleminin, ihale komisyonunun iş deneyim belgesinin ihalede aranan şartlar yönünden incelenmesi ve değerlendirilmesi yetkisini kaldırmayacağı ve belgenin sunuluş şekline ilişkin Yönetmelik’in 31’inci maddesinde aranan şartlar hariç olmak üzere geçerli kabul edilmesi yükümlülüğünü doğurmayacağı anlaşılmıştır.

Bu bilgiler doğrultusunda yapılan değerlendirme neticesinde, başvuru sahibi istekli tarafından itirazen şikayet başvurusuna konu edilen iş deneyim belgesinin EKAP sisteminde kayıtlı bulunmasının belge konusu işin yapıldığına, belgedeki bilgilerin doğruluğuna ya da belgenin geçerliliğine karine teşkil etmediği, bu bağlamda idarenin söz konusu iş deneyim belgesi üzerinde inceleme ve araştırma yapma yetkisini haiz olduğu, nitekim idarenin Dış İşleri Bakanlığı üzerinden belge konusu işin sahibi olarak görülen ABD Ordusu Mühendisler Kolordusu Jacksonville İdari Bölgesi’nden söz konusu iş deneyim belgesi hakkında bilgi talebinde bulunduğu, hatta söz konusu bilgi talebi kapsamında başvuru sahibi istekli tarafından şikayet dilekçesinde yer verilen ve doğru olduğu iddia edilen “W747EP-97-B-007” proje koduna dahi yer verildiği, bununla birlikte ABD Ordusu Mühendisler Kolordusu Jacksonville İdari Bölgesi’nden gelen cevabi yazıda söz konusu “W747EP-97-B-007” kodu ile ilgili herhangi bir ihale, sözleşme ya da proje kaydı bulunmadığı ifade edilmiş, bu doğrultuda anılan istekli tarafından sunulan iş deneyim belgesinin geçerli bir iş deneyim belgesi olmadığı ve söz konusu belgenin EKAP kaydının silinmesinin gerektiği anlaşıldığından idarece tesis edilen işlemin yerinde olduğu sonucuna varılmış ve başvuru sahibinin iddialarının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

Yurt Dışı İş Deneyim Belgesinin Kullanımı Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemMehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Sağlık Bak. SGB E. Bşk./KİK E. Üyesi

Mhatasever@gmail.com

Mehmetatasever.org

https://www.simdata.org/

0 312 963 13 63

 

E-Ticarette Sahte İndirimler Gerçekten Bitiyor mu? Online Alışverişte Yeni Dönem

Satınalma Süreçlerinde Denetim Ve Suistimal önleme Eğitimi Haber E Ticarette Sahte İndirimler Gerçekten Bitiyor Mu Online Alışverişte Yeni Dönem

E-Ticarette Sahte İndirimler Gerçekten Bitiyor mu? Online Alışverişte Yeni Dönem

E-ticarette 1 Ağustos’ta yeni bir kural seti devreye giriyor. Dayanağı, 1 Temmuz 2026 tarihli ve 33297 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik. Değişiklik 2015 tarihli ana yönetmeliğin on altı ayrı yerine dokunuyor ve indirim reklamlarından sosyal medya paylaşımlarına, yapay zeka içeriklerinden tüketici yorumlarına kadar geniş bir alanı kapsıyor. Uyum için tanınan süre bir ay, yani bu satırların yazıldığı günlerde çoktan işlemeye başlamış durumda.

Zamanlama tesadüf değil. Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2025’te e-ticaret hacmi %52,2 artışla 4,57 trilyon liraya, perakende e-ticaret hacmi %51,8 artışla 2,46 trilyon liraya çıktı. E-ticaretin genel ticaret içindeki payı yıl genelinde %19,3 olurken kampanya döneminin yaşandığı kasım ayında %22,4 seviyesine yükseldi. Yeni indirim kuralları, yılın en yoğun indirim sezonundan üç ay önce yürürlüğe giriyor. Buraya kadarı basında yer aldığı biçimiyle doğru. Metnin kendisine indiğinizde ise tablo tek yönlü değil. Aynı yönetmelik bir yandan reklam verenin bildirim yükümlülüklerini belirgin biçimde artırırken, diğer yandan indirim reklamlarında tüketiciyi koruyan fiyat geçmişi penceresini üçte birine indiriyor.

Kılavuzdaki Kurallar Yönetmeliğe Taşındı

Değişikliğin en görünür yönü, dört kavramın ilk kez yönetmelikte tanımlanması. Çevresel beyan, sosyal medya, sosyal medya etkileyicisi ve tüketici değerlendirmeleri artık tanımlar maddesinde kendi bentlerine sahip. Bu kavramlar daha önce Bakanlığın yayımladığı kılavuzlarda dağınık biçimde duruyordu. Sosyal medya etkileyicileri kılavuzu, çevreye ilişkin beyanlar kılavuzu, fiyat bilgisi içeren reklamlar kılavuzu ve tüketici değerlendirmeleri kılavuzundaki hükümlerin önemli bir kısmı şimdi yönetmelik metnine çekilmiş durumda.

Bunun pratik anlamı, dayanağın sertleşmesi. Kılavuz bir yorum ve uygulama aracıdır, yönetmelik ise doğrudan bağlayıcı hükümdür. Bir uyuşmazlıkta daha önce kılavuzun bağlayıcı olup olmadığı tartışılabilirken, yönetmelik hükmü karşısında bu itiraz yolu büyük ölçüde kapanıyor. Reklam Kurulu kararlarına karşı açılan iptal davalarında da tartışma zemini değişiyor. Aynı davranış aynı yaptırıma tabi olsa bile, ihlalin tespiti artık daha az itiraza açık.

On Gün Kuralının Anlatılmayan Tarafı

Düzenlemenin en çok konuşulan başlığı indirim reklamlarındaki referans fiyat. Yeni kurala göre indirimden önceki fiyat, indirimin başlangıç tarihinden önceki on gün içinde uygulanan en düşük fiyat esas alınarak belirlenecek. Sektör temsilcileri bu kuralı sahte indirime karşı bir kazanım olarak sundu. TOBB E-Ticaret Meclisi üyesi ve Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, bir ürünün fiyatını önce yapay olarak yükseltip sonra yüksek oranlı indirim ilan etmenin artık zorlaşacağını, son on günün en düşük fiyatının referans alınmasının kampanyaları daha şeffaf hale getireceğini söyledi.

Bu değerlendirmenin eksik bıraktığı bir nokta var. Söz konusu referans kuralı yeni değil. Şubat 2022’de yapılan bir değişiklikle 1 Mart 2022’den itibaren yürürlükte olan hüküm, indirimden önceki satış fiyatının tespitinde indirimin uygulandığı tarihten önceki otuz gün içinde uygulanan en düşük fiyatın esas alınmasını öngörüyordu. 1 Ağustos’ta yürürlüğe girecek metin, bu süreyi on güne indiriyor. Referans penceresi kısaldıkça, fiyatı yükselttikten sonra indirime girmek için beklenmesi gereken süre de kısalıyor.

Değişikliğin gerekçesi büyük olasılıkla mevzuat içi tutarsızlığın giderilmesi. Fiyat Etiketi Yönetmeliği’nde 11 Ekim 2025 tarihinde yapılan değişiklikle mağaza etiketleri için süre on güne indirilmiş, ortaya mağazada on gün, çevrim içi reklamda otuz gün işleyen çift başlı bir rejim çıkmıştı. Tek fiyat verisi üzerinden çalışan sistemler açısından bu gerçekten bir uyum sorunuydu. Şimdi iki rejim tek çatıda birleşiyor. Ancak birleşme yukarıya doğru değil aşağıya doğru gerçekleşiyor, yani tutarlılık tüketicinin fiyat hafızasından ödün verilerek sağlanıyor.

Hizmetlerde Geriye Dönük Pencere Kapanıyor

Yeni fıkranın daha az fark edilen bir yönü, malı hizmetten ayırması. On günlük en düşük fiyat testi yalnızca mal satışına ilişkin reklamlarda geçerli. Meyve ve sebze gibi çabuk bozulabilen mallar ile hizmetlere ilişkin reklamlarda ise indirimli fiyattan bir önceki fiyat esas alınacak. Yani bir hizmet için artık geriye dönük bir pencere bulunmuyor, referans doğrudan indirimden hemen önceki fiyat. Tatil paketi, kurs, abonelik, bakım sözleşmesi gibi kalemlerde fiyatı bir gün önce yükseltip ertesi gün indirim ilan etmenin önünde bu maddeden kaynaklanan bir engel kalmıyor.

Karşılaştırma yapmakta fayda var. Avrupa Birliği’nde Fiyat Gösterimi Direktifi’nin Omnibus Direktifi ile eklenen 6a maddesi, önceki fiyatı satıcının indirimin uygulanmasından önceki en az otuz günlük dönemde uyguladığı en düşük fiyat olarak tanımlıyor. Avrupa Birliği Adalet Divanı 26 Eylül 2024 tarihli Aldi Süd kararında bu hükmü yorumladı ve reklamda duyurulan indirimin son otuz günün en düşük fiyatı üzerinden hesaplanması gerektiğine, indirimden hemen önceki satış fiyatının referans alınmasının kabul edilemeyeceğine karar verdi. Ülkemizde ise hizmetler bakımından, Avrupa Birliği’nin uygulaması dışındaki bir yöntem benimseniyor.

Bu, düzenlemenin bir kusuru olduğu anlamına mutlaka gelmez. Enflasyonist bir ortamda otuz günlük en düşük fiyat testinin perakendede uygulanabilirliği yıllardır tartışma konusuydu ve fiyatların haftalar içinde değiştiği bir piyasada kuralın satıcıyı fiilen indirim yapamaz duruma soktuğu yönünde ciddi eleştiriler dile getirildi. Tercih savunulabilir. Savunulamayan şey, sürenin kısaltılmasını tüketici koruması olarak sunmak.

Kanal Kuralı, Sadakat Programı ve Koşullu Kampanya

Düzenlemenin gerçekten sıkılaştığı yer indirim maddesinin yeni fıkraları. Bir mal veya hizmet farklı satış kanalları üzerinden satışa sunuluyorsa, indirimden önceki fiyat yalnızca indirimin yapıldığı kanaldaki fiyat dikkate alınarak belirlenecek. Bir satış kanalında uygulanan fiyat, diğer kanallarda yapılacak indirimli satış için esas alınamayacak. Bu, internet sitesindeki fiyatı mağaza indirimine referans yapan yaygın uygulamayı doğrudan kesiyor.

İkinci genişleme sadakat programlarında. Tüketicilerin bir marka veya satıcıyla ilişkisini güçlendirmek ya da satın almayı teşvik etmek amacıyla kurulan sadakat uygulamalarına ilişkin reklamlar, program tüketiciler tarafından kolaylıkla erişilebilir veya kullanılabilir olduğunda indirim maddesi kapsamına giriyor. Üçüncüsü koşullu satış kampanyaları. İndirimi ya da başka bir faydayı belirli miktarda, sayıda, tutarda alışverişe veya belirli bir işlemin gerçekleştirilmesine bağlayan kampanyalar da mal veya hizmetin miktarının gösterilmesine ilişkin düzenlemeler dışında aynı kurallara tabi. Üçü birlikte okunduğunda, tek bir fiyat alanı üzerinden çalışan sistemlerin kanal bazında ayrı fiyat geçmişi tutması gerekiyor.

Influencer Paylaşımlarında Etiketin Yeri ve Biçimi Belirlendi

Yönetmeliğe eklenen 23/A maddesi sosyal medya influencerları (etkileyicileri) aracılığıyla yapılan reklamları düzenliyor. Reklam niteliğinin açıkça belirtilmesi gereken dört durum sayılmış:

  • Reklam verene ait mal veya hizmete ya da reklam verene yönlendirme yapılması,
  • Reklam verenden maddi kazanç veya ücretsiz ya da indirimli mal veya hizmet gibi fayda sağlanması,
  • Reklam verenin mal veya hizmetinin tanıtımı için düzenlenen çekiliş, yarışma veya kampanya içeriklerinin paylaşılması,
  • Reklam verenin düzenlediği bir etkinliğe katılım karşılığında menfaat elde edilerek paylaşımda bulunulması.

Bu dörtlü, ücretsiz gönderilen ürünün tanıtımını da, komisyon bağlantısı paylaşımını da, davetli katıldığı lansmanı anlatan içeriği de kapsıyor.

Paylaşımda “Reklam” ya da “Tanıtım” ifadelerinden birine yer vermek zorunlu. Bunun yanında reklam verenin adı veya ticaret unvanı ya da yönetmelikte sayılan açıklama kalıplarından biri yer alacak. Etiketin biçimi de ayrı ayrı düzenlenmiş:

  • Paylaşımdaki renklerden ve arka fondan ayırt edilebilir ve kolaylıkla okunabilir olacak,
  • Tüketici ekranı kaydırmadan ilk karşılaşma anında görecek,
  • Başka etiketler varsa onlardan önce ve açıkça ayırt edilebilir biçimde yer alacak,
  • Mecranın ara yüzü dikkate alınarak bir yazı veya simgeyle örtüşmeyecek,
  • İçerik birden fazla paylaşıma yayıldığında her birinde tekrar edecek. Yalnızca sesli paylaşımlarda yayının başında ve reklamın öncesinde ilgili ibare kullanılacak.

Bu kuralların ihlali, Reklam Kurulu yaptırımıyla sınırlı bir sonuç doğurmuyor. Sönmez ve Öztürk adlı yazarların, Türkiye Barolar Birliği Dergisi’nin 2026 yılı 183. sayısında yayımlanan çalışması, influencer (etkileyici)  pazarlamasının Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabet hükümleri kapsamında da değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Yazarlar, haksız rekabet suçunun failinin tacir olmasının gerekmediği, dürüst rekabeti bozan davranışların herkes tarafından işlenebileceği görüşünü benimsiyor ve buradan etkileyicinin de bu suçun faili olabileceği sonucuna varıyor. Çalışmada, bot hesap satın alarak takipçi sayısını olduğundan fazla göstermenin kendini üstün yetenekli gösterme hali, sahte olumsuz yorum sayısını artırmanın ise kötüleme ve aldatıcı reklam halleri kapsamında değerlendirilebileceği anlatılıyor. İdari para cezası bu tablonun yalnızca bir katmanı, aynı fiil somut olaya göre haksız rekabet davasına ve dolandırıcılığa kadar uzanan bir zincirin başlangıcı olabiliyor.

Yapay Zeka İki Ayrı Kapıdan Giriyor

Yapay zeka yönetmeliğe iki farklı hükümle giriyor ve bu ikisi arasındaki fark uygulamada belirleyici olacak. Birincisi bir bildirim yükümlülüğü. Reklamlarda tüketicilerin bir mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde etkileyecek şekilde yapay zeka veya başka bir yazılımın kullanılması, yahut yapay zeka teknolojileri kullanılarak insandan ayırt edilemeyecek dijital karakterlere yer verilmesi halinde bu husus açık, anlaşılır ve ayırt edilebilir biçimde belirtilecek. Yani içerik yapay zeka ile üretilebilir, yeter ki bu belirtilsin.

İkincisi mutlak bir yasak. Gerçek bir kişinin yapay zeka teknolojileri kullanılarak oluşturulmuş dijital kopyasının, gerçeğe aykırı biçimde bir mal veya hizmeti bizzat deneyimlediği veya kullandığı izlenimi verdiği ya da tavsiyede bulunduğu reklamlar yapılamayacak. Burada etiket koymak sorunu çözmüyor, fiil doğrudan yasaklanmış durumda. Tanınmış bir kişinin sesiyle ya da yüzüyle üretilmiş sahte tavsiye videoları son iki yılda yaygınlaştığı için hükmün pratik karşılığı geniş.

Ölçek meselesi burada dikkat çekici. Ticaret Bakanı Sn. Ömer Bolat, Türkiye’de e-ticaret işletmelerinin %75’inin yapay zeka kullandığını açıkladı. Yapay zekanın aramayı ve satın alma sürecini uçtan uca yeniden kurduğu tabloyu daha önce ayrıntılı incelemiştik. Bu oran, yeni bildirim yükümlülüğünün istisnai bir durumu düzenlemediğini, sektörün ana akım pratiğine dokunduğunu gösteriyor. İşletmeler yapay zekayı hangi içerikte kullandıklarını çoğu zaman biliyor, zorlanacakları yer bunu içerik bazında kayıt altında tutmak ve gerektiğinde ispatlamak olacak.

Satınalma Süreçlerinde Denetim Ve Suistimal önleme Eğitimi Haber E Ticarette Sahte İndirimler Gerçekten Bitiyor Mu Online Alışverişte Yeni Dönem

Hedefli Reklamcılık Mevzuata İlk Kez Giriyor

Yönetmeliğe eklenen 25/A maddesiyle hedefli reklamcılık kavramı mevzuata resmi olarak giriyor. Satıcı ve sağlayıcılar ya da bunlar adına mesafeli sözleşme kurulmasına aracılık eden aracı hizmet sağlayıcılar tarafından tüketicilerin çevrim içi davranışları, tercihlerine ilişkin geçmiş kayıtları, konum bilgileri, demografik verileri veya benzeri kişisel veriler analiz edilerek belirli kişi veya gruplara özel reklam sunulması bu kapsamda sayılıyor. Faaliyet yasak değil, koşula bağlanmış. Reklamın hangi kriterler kullanılarak ilgili tüketiciye gösterildiğine ve bu kriterlerin nasıl değiştirilebileceğine ilişkin doğrudan ve kolay erişilebilir bilgilerin tüketiciye sunulması gerekiyor.

Çocuklar bakımından kural farklı. Tüketicinin çocuk olduğunun bilindiği veya makul olarak bilinmesinin beklendiği durumlarda, kişisel verilere dayalı profilleme yöntemleri kullanılarak hedefli reklam yapılamıyor. Burada bir bilme yükümlülüğü kurulmuş ve ilgili platformun çocuk kullanıcı olasılığını hiç düşünmediğini savunması kolay olmayacak. Hükmün Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamındaki aydınlatma ve açık rıza yükümlülükleriyle birlikte okunması gerekiyor, çünkü aynı veri işleme faaliyeti iki ayrı mevzuat altında iki ayrı yükümlülük doğuruyor.

Yorum ve Puan Sistemleri Yeniden Kuruluyor

Tüketici değerlendirmelerine ilişkin madde bütünüyle yeniden yazılmış. İnternet ortamında değerlendirme imkanı sunulduğunda, bu değerlendirmelerin yalnızca ilgili mal veya hizmeti satın alanlar tarafından yapılmasına izin verilecek. Satın alım sürecine ilişkin doğrulama yapılmasının mümkün olmadığı mecralardan alınan tüketici değerlendirmeleri yayınlanamayacak ve reklamlarda kullanılamayacak. Değerlendirmelerin yayınlanmasına ilişkin esas ve kurallar, yorumların yayınlandığı alanda veya bir bağlantıyla yönlendirilen açılır ekranda tüketiciye gösterilecek. Bu esaslar, değerlendirmeleri yalnızca belirli konularla sınırlayacak biçimde belirlenemeyecek.

Yayın süresi ve sıralama da kurala bağlanmış. Değerlendirmeler, gerekli incelemeler yapıldıktan sonra olumlu – olumsuz ayrımı gözetilmeksizin en az bir yıl süreyle, tarih, değerlendirme notu veya satıcıya göre sıralanma gibi objektif bir ölçüte göre ve herhangi bir yönlendirme yapılmadan yayınlanacak. Yayınlanmasına izin verilmeyen bir değerlendirme varsa buna ilişkin hususlar değerlendirmeyi yapan tüketiciye derhal bildirilecek. Mağduriyetin giderildiği bildirildiğinde bu durum, doğrulama sonrası ilk değerlendirmeyle aynı yerde gecikmeksizin yayınlanacak. Satışı artırmak amacıyla doğru olmayan değerlendirme yapılması için gerçek veya tüzel kişiyle anlaşma yapmak ya da hizmet satın almak açıkça yasaklanmış.

Operasyonel etkisi en sert olan değişiklik ise cevap süresinde. Tüketici şikayetinin yayınlanmasından önce satıcı veya sağlayıcıya tanınan yetmiş iki saatlik süre kırk sekiz saate indirildi ve bu süre içinde cevap verilmezse değerlendirmenin doğrudan yayınlanacağı hükme bağlandı. Kırk sekiz saat, hafta sonuna ve resmi tatile denk gelen bir şikayetin cevapsız kalması için yeterli bir aralık. Şikayet yönetimini mesai günlerine dayalı yürüten yapılar için bu, metin değişikliğiyle çözülecek bir konu değil.

Tüketici (Alışveriş Yapan) Tarafında Ne Değişiyor

Tüketici açısından en somut değişiklik üstü çizili fiyatın anlamında. 1 Ağustos’tan sonra bir maldaki üstü çizili fiyat, o ürünün son on gün içindeki en düşük fiyatını gösteriyor, daha eskisini değil. Yani üç hafta önce daha ucuza satılan bir ürün, bugün gerçek bir indirim olmadan indirimli görünebilir. Hizmet alımlarında ise referans yalnızca indirimden hemen önceki fiyat, dolayısıyla oradaki indirim oranı fiyat geçmişi hakkında neredeyse hiçbir şey söylemiyor. Kanal kuralı nedeniyle bir sitedeki fiyatı görüp mağazadaki indirimi doğrulamak da mümkün değil, iki kanalın fiyat geçmişi ayrı tutuluyor.

Yorum tarafında elde edilen kazanım daha net. Bir ürün sayfasındaki yorumların satın alma doğrulamasına dayanması artık zorunlu hale geliyor. Dolayısıyla doğrulaması yapılmamış mecralardan aktarılan yorumlarla karşılaşma olasılığı azalıyor. Yorumların en az bir yıl tutulması ve objektif ölçüte göre sıralanması, olumsuz yorumların sayfanın dibine itilmesini zorlaştırıyor. Sosyal medyada ise ölçüt basit, paylaşımın ilk göründüğü anda ekranı kaydırmadan bir reklam veya tanıtım ibaresi görünmüyorsa kural ihlal edilmiş olabilir. Çevre iddialarında da soru sorma hakkı güçlendi, çevresel beyan içeren reklamlardaki sertifika ve onayların yetkili kurumlardan, üniversitelerin ilgili bölümlerinden veya akredite ya da bağımsız araştırma ve test kuruluşlarından alınan belgelerle ispatlanması zorunlu. Aykırılık gördüğünde tüketicinin başvurabileceği yer Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu ve Alo 175 hattı.

Satıcı Tarafında Uyum Yükü Nereye Düşüyor?

Yükümlülüklerin ortak yönü, hiçbirinin metin düzeltmesiyle karşılanamaması. Kanal bazında fiyat geçmişi tutmak bir veri mimarisi işi. Satın alma doğrulamasına bağlı yorum sistemi kurmak ve sipariş verisiyle yorum verisini eşleştirmeyi gerektiriyor. Kırk sekiz saatlik cevap döngüsü takvimden bağımsız çalışan bir nöbet düzeni istiyor. Çok mecralı ve çok parçalı içerikte etiket disiplinini korumak, ajans ve etkileyici sözleşmelerinin yeniden yazılmasını gerektiriyor. Hedefli reklam kriterlerini görünür kılmak ise reklam teknolojisi katmanına dokunuyor.

Yaptırım tarafı bu yükü soyut bırakmıyor. Aldatıcı ve yanıltıcı reklamlar ile haksız ticari uygulamalar için uygulanan idari para cezası 2026 yılında 99.339 Lira ile 39.916.524 Lira arasında değişiyor. Cezalar 1 Ocak 2026’dan itibaren %25,49 oranında artırıldı. Uygulama da kağıt üzerinde kalmıyor. Bakanlık verilerine göre 2026’nın ilk yedi ayında yanıltıcı reklam ve haksız ticari uygulamalara ilişkin 21 bini aşkın dosya karara bağlandı ve 185 milyon Liranın üzerinde idari para cezası uygulandı. Bir aylık geçiş süresi, bu ceza bandı karşısında oldukça kısa.

Sektörün Dörtte Üçü Şahıs İşletmesi

Uyum yükünün nereye oturduğu sorusunun cevabı işletme yapısında. Ticaret Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de e-ticaret faaliyetinde bulunan işletmelerin %75’i şahıs işletmesi, %21’i limited şirket ve %4’ü anonim şirket. Kanal bazlı fiyat geçmişi, doğrulamalı yorum altyapısı ve kırk sekiz saatlik cevap döngüsü gibi yükümlülükleri kendi başına karşılayabilecek kesim, bu dağılımın küçük tarafında duruyor. Geri kalanı için tek gerçekçi yol, bu işlevleri hazır sunan bir pazaryeri veya altyapı sağlayıcısının içinde çalışmak.

Doğan Eser’in İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde 2025’te kabul edilen yüksek lisans tezi, bu bağımlılığın rekabet hukuku tarafındaki karşılığını inceliyor. Tezin bulgusuna göre Rekabet Kurulu, internet satış kısıtlamalarında Avrupa Birliği’nin esnek yaklaşımından bilinçli olarak ayrışıp daha katı bir tutum benimsiyor ve bu tercihin temelinde Türkiye’deki e-ticaret platformlarının tüketici tercihlerindeki baskın rolü ile küçük ve orta ölçekli işletmelerin bu platformlara olan bağımlılığı yatıyor. Çalışma buradan bir paradoksa işaret ediyor. Aynı yaklaşım pazaryerlerinin baskın konumunu pekiştirirken, bir yandan da bu işletmelerin pazara erişimini koruyor. Tezin öneriler bölümünde küçük ve orta ölçekli işletmelerin e-ticaret, dijital pazarlama ve veri analizi kapasitelerini geliştirmeye yönelik destek ihtiyacı ayrı bir başlık olarak yer alıyor. Aynı yetkinlik eşiği sorusu, e-ihracat destekleri tarafında da karşımıza çıkıyor.

Yeni yönetmelik bu tablonun üzerine ek bir katman koyuyor. Uyum maliyetinin veri altyapısına bağlanması, altyapısı olanla olmayan arasındaki mesafeyi açıyor ve mevzuata uyum çabası, farkında olunmadan platform bağımlılığını derinleştiren bir mekanizmaya dönüşebiliyor. Sorunun kendisi bir eğitim veya yazılım eksikliği olarak da tanımlanabilir, ancak fiyat geçmişini kanal bazında tutmanın, yorum doğrulamasını sipariş verisine bağlamanın ve yapay zeka kullanım envanteri çıkarmanın hangi yetkinliği gerektirdiği, işletme ölçeğinden bağımsız bir soru. Bu yetkinliğin işletmede bulunup bulunmadığını bugünden ölçmek, 1 Ağustos’tan sonra açılacak bir Reklam Kurulu incelemesiyle öğrenmekten çok daha az maliyetli.

Tartışmada Kimin Sesi Var?

Bakanlık cephesinden verilen mesaj, indirim kampanyalarında tüketicilerin doğru ve eksiksiz bilgilendirilmesi, gerçeği yansıtmayan indirim algısının önüne geçilmesi ve reklam uygulamalarında şeffaflığın artırılması. Sektör tarafında Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği Başkanı Hakan Çevikoğlu düzenlemenin dijital reklamcılıkta şeffaflığı artıracağını, tüketiciyi koruyacağını ve adil rekabeti güçlendireceğini belirtti. Aynı açıklamada bir eleştiri de var. Çevikoğlu, e-ticarette dünyada rekabet şartlarının değiştiğine dikkat çekerek, Türkiye’nin rekabet gücünü korumak için yönetmeliklerle yapılan düzenlemelerin yanı sıra Elektronik Ticaret Kanunu’nun da güncellenmesi gerektiğini söyledi. Yani sektör, yönetmelik düzeyindeki müdahalenin kendi başına yeterli olmadığını düşünüyor.

Üçüncü ses altyapı sağlayıcılarından geliyor ve içeriği tahmin edilebilir. Fiyat geçmişini takip etmenin, tüketici yorumlarını doğrulamanın ve reklam içeriklerini mevzuata uygun hale getirmenin güçlü yazılım altyapısı gerektirdiği, dolayısıyla dijital dönüşüme yatırım yapan işletmelerin öne çıkacağı. Tespit teknik olarak yerinde, ancak bu tespiti dile getirenlerin söz konusu altyapıyı satan taraf olduğu da kayda geçmeli.

Bu tablonun eksiği belirgin. On günlük referans süresi hakkında konuşan taraflar Bakanlık, sektör derneği ve altyapı sağlayıcıları. Tüketici örgütlerinin bu düzenlemeye ilişkin doğrudan bir değerlendirmesine henüz ulaşılamıyor. Otuz günden on güne inen bir korumanın kamuoyunda tüketici kazanımı olarak yer bulabilmesi, tartışmada satıcı tarafının dışında kalan bir sesin bulunmamasıyla doğrudan ilgili.

Ağustos Değil Kasım Sınav Ayı

Yönetmelik dengeli okunduğunda ortaya çıkan tablo şu. Reklamın kim tarafından, hangi araçla ve kime yönelik yapıldığına dair bildirim yükümlülükleri belirgin biçimde genişledi, sosyal medya ve yapay zeka ilk kez doğrudan hüküm altına alındı, yorum sistemleri doğrulamaya bağlandı, indirim kurallarının kapsamı kanal ve kampanya tarafında genişletildi. Bunların hepsi tüketici lehine işleyen değişiklikler. Buna karşılık indirim reklamlarında fiyat geçmişini görünür kılan pencere üçte birine indi ve hizmetlerde tümüyle kapandı.

Satınalma Süreçlerinde Denetim Ve Suistimal önleme Eğitimi Haber E Ticarette Sahte İndirimler Gerçekten Bitiyor Mu Online Alışverişte Yeni DönemKuralın gerçek sınavı ağustos değil kasım. E-ticaretin genel ticaret içindeki payının %22,4’e çıktığı kampanya ayında, on günlük referansın hangi indirim oranlarını mümkün kıldığı görülecek. Reklam Kurulu’nun o dönemde vereceği kararlar, düzenlemenin niyetinden çok pratiğini anlatacak. Elektronik Ticaret Kanunu’nun güncellenmesi tartışması ise açık kalmaya devam ediyor ve bu haliyle yönetmelik, daha büyük bir düzenleme ihtiyacının üzerine konmuş bir ara çözüm görünümünde.


Eğitim: Şirket Harcama Yönetiminde Riskler:

Suistimal, Usulsüzlük ve Rüşvet Önleme Eğitimi

Eğitim Kapsamı: İnşaat ve altyapı projeleri, stratejik satınalma operasyonları, CAPEX, taşeron ve tedarikçi ilişkileri, bilgi işlem alımları, teknik ofis, bakım-onarım, idari işler, depo, satış ve satınalma süreçleri

Şirket harcamalarının ve paydaş ilişkilerinin olduğu her yerde risk vardır. Kritik soru şudur:

Harcama Yönetiminde Riskler Eğitimi
Şirket Harcama Yönetiminde Riskler Eğitimi

Para doğru yere mi gidiyor, yoksa şirket sessizce soyuluyor mu? Zamanında görülmeyen kontrol boşlukları ve kirli ilişkiler, bir süre sonra işten çıkarma, ticari dava, ceza dosyası, tazminat ve itibar kaybı olarak geri döner. Rüşvet iddiaları, usulsüzlük söylentileri ve itibar suikastleri şirketin enerjisini içeriden tüketir.

Amaç; usulsüzlük izlerini yakalamak, yapılan ihbarları doğru analiz etmek, ön inceleme ve soruşturma sürecini prosedüre uygun yönetmek, ihale ve sözleşme alanlarındaki riskleri fark etmek ve şirketi mahkeme süreçlerine girmeden önce önlem almaya zorlamaktır. Çünkü önlem zamanında alınmazsa, bedel daha sonra çok daha ağır ödenir.

Eğitmen: Prof. Dr. Murat ERDAL

Eğitim Süresi: 2 gün

Eğitim Planı:

  • Güvenilir Kurumsal Yapı İnşa Etmek
  • Kontrol Noktaları ve Yönetim Zafiyetleri

Pratik 1: Satın almada Suistimal ve Yolsuzluk:
Kurumsallaşma Boşlukları ve Bir Dava İncelemesi

Şüpheli İşlemleri ve Usulsüzlük İzlerini Yakalamak

Pratik 2: Giriş Kalite Kontrolde Rüşvet İddiası: Bir Dava İncelemesi

  • Erken Uyarı Sinyalleri ve Kırmızı Bayraklar
  • İhbar Hattı ve Bildirim Sürecini Yönetmek

Pratik 3: Satınalma Süreçlerinde İhbar, İç Kontrol ve Gizlilik: Bir Dava İncelemesi   

  • Ön İnceleme, Delil Toplama ve Belge İnceleme
  • Mülakat Teknikleri ve Raporlama

Pratik 4: Satınalma Yöneticisinin İhalelerde Şirketi Zarara Uğratma İddiası, Disiplin Soruşturması ve Savunma Süreci: Bir Dava İncelemesi

  • İhale ve Sözleşmelerde Riskli Alanlar
  • Tedarikçi Firma Seçimi ve Kirli İlişki Ağları

Pratik 5: Satınalma Teklifleri Sümen Altı Edilirse Ne Olur?
Pratik 6: Tedarikçinin Alacak İddiası ve Alıcının Nitelikli Dolandırıcılık Savunması: Bir Dava İncelemesi

  • Rüşvet ve Çıkar Çatışmalarını Görmek

Pratik 7: Hediye mi, Rüşvet mi? Tedarikçi İlişkilerinde Üç Şaşırtıcı Dava Örneği
Pratik 8: Satınalma Operasyonlarında Çıkar Çatışması:
Akrabalık Bağı, Geciken Aksiyonlar ve Borç–Alacak Davasına Dönüşen Risk

  • Yargı Süreçlerine Hazırlık: İş, Ticaret ve Ceza Mahkemeleri

Pratik 9: Tamiri Mümkün Makinelerin Hurda Olarak Piyasaya Satışı İddiası:
İlk Derece Mahkemesinden İstinafa Uzanan Bir Dava İncelemesi

  • Gerçek Örnekler ve Uygulamalı Çalışmalar 

Pratik 10: Vana Alımlarında % 35 Fiyat Farkı: Satınalmada Suistimal İddiaları ve Yargı Maliyeti 

Eğitim Öncesi Hazırlık: Pratik çalışmalarda kullanılacak dava dosyalarını eğitimden önce indirip inceleyiniz.

Eğitim Kategorisi: Premium 

ŞİRKETİNİZİ KORUMAK DA GELİŞTİRMEK DE SİZİN ELİNİZDE.

Harcama yönetiminde yaşanan suistimal, yolsuzluk ve rüşvet, şirketlere yalnızca doğrudan zarar vermez. Konu yargıya taşındığında; ilk derece mahkemesi, istinaf ve Yargıtay aşamalarında yıllara yayılabilen süreçler, avukatlık ücretleri, bilirkişi giderleri, yargılama masrafları, gecikme etkileri ve yönetim zamanı kaybıyla birlikte toplam maliyeti katlayarak büyütür.

Buna karşılık, zamanında alınan eğitim ve danışmanlık desteği; kurumsal yapıyı güçlendiren, olası kayıpları azaltan ve şirketi ileri taşıyan stratejik bir yatırım olarak öne çıkar.

Profesyonel rehberlik ile harcama analizlerinizi, kategori yönetiminizi ve iş akışlarınızı güçlendirebilir; kontrol noktalarını netleştirebilir, prosedürlerinizi standardize edebilir ve riskleri ortaya çıkmadan önce yönetebilirsiniz.

şirket Harcama Yönetiminde Riskler Suistimal, Usulsüzlük Ve Rüşvet
Eğitim: şirket Harcama Yönetiminde Riskler Suistimal, Usulsüzlük Ve Rüşvet

Prof. Dr. Murat ERDAL – İstanbul Üniversitesi

Murat Erdal
Murat Erdal – Tedarik Zinciri Yönetimi

Prof. Dr. Murat ERDAL, sektörel sözleşmelerde alıcı-satıcı ve taşeron ilişkilerinin sahadaki uygulamasını yakından incelemiştir. Ticaret Mahkemelerinde uzun yıllara dayanan bilirkişilik deneyimiyle, sahadaki ticari problemlerin hukuki süreçlerdeki karşılığını değerlendirmiştir. Kontrat yönetimi, ticari risklerin azaltılması ve operasyonel temas noktalarında etik dışı uygulamaların önlenmesi konularında şirketlere değer katar.

Stratejik yönetim perspektifiyle şirketlerin kritik süreçlerini görünür kılar; karar alma, kontrol ve uygulama disiplinini ölçülebilir çıktılarla destekler. Sürdürülebilir büyüme ve tedarik zinciri yönetimi alanlarındaki uzmanlığıyla şirketlere danışmanlık desteği sağlar; kurumsal gelişim programlarını uçtan uca yönetir.

Danışmanlık yaklaşımını, şirketle birlikte değer üretmeye ve kalıcı yönetim disiplini oluşturmaya odaklar.

Kitapları;

  • Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi
  • Tedarik Zinciri Yönetimi Başarı Hikayeleri
  • Entegre Lojistik Yönetimi
  • Depo Yönetimi