Ses, pazarlamacıların hedef kitlelerine ulaşmak için kullandıkları çok yönlü bir araçtır. Duyguları harekete geçirmek, marka kimliğini oluşturmak ve müşteri deneyimlerini geliştirmek gibi birçok amaç için kullanılan ses, etkili pazarlama faaliyetlerin oluşturulmasına yardımcı olur. Pazarlamacılar markaları için, jingle’lar, sesli logolar ve özenle seçilmiş arka plan müzikleri aracılığıyla, hedef kitlelerinde yankı uyandıran benzersiz işitsel imzalar yaratır. Sesin sahip olduğu farklı unsurlar, marka kimliğinden ayrılamaz hale gelir, anında tanınır ve markanın sunduğu ürün veya hizmetlerle ilişkilendirilir. Bu etkinin bir sonucu olarak hiç beklenmedik anlarda belirli bir telefondan gelen arama sesinden tüketici, telefonun hangi markaya ait olduğunu anlayabilir. Markanın bir bileşeni olmasının yanında ses, ayrıca hikâye anlatıcılığından tüketici davranışlarını yönlendirmeye kadar birçok uygulamada kendisine yer bulur. Hikaye anlatıcılığında tonlaması, perdesi ve temposu doğru şekilde düzenlenmiş bir ses, anlatıya hayat katar, dinleyicileri büyüler ve onları ilgi çekici bir yolculuk için yönlendirir. Ayrıca sesin yüksek seviyeli sunumu heyecan ve aciliyet, yumuşak ve akıcı melodiler ise sakinlik ve güven duygusu yaratır. Sesin ruh halinde meydana getirdiği değişikliklere ek olarak, hiç farkına varılmasa da tüketici davranışlarını yönlendirmede de güçlü etkilere sahiptir.
Örneğin gündelik akış içerisinde dikkat, göz hizasında yer alan sunumlara daha fazla yoğunlaşırken, eğer ortamda yüksek sesli bir melodi mevcutsa bu alışkanlığını beklenmedik bir şekilde değiştirir. Bu değişikliğin sebebi yüksek sesin yüksek pozisyonlar ile ilişkilendirilmesidir. Bahsedilen durumun bir çıktısı olarak yüksek sesli müziklerin kullanıldığı eğlence mekanlarında bar arkasına yerleştirilen içeceklerin yüksek raflarda bulunması göz hizalarında yer alanlara göre daha fazla dikkat çeker, genel bir kanı olarak en çok dikkat edilen ürün daha fazla tercih edilir. Tempo açısından incelendiğinde ise müziğin davranışlar üzerindeki etkisi oldukça ilginç sonuçlar doğurur. Örneğin Dr. McElrea önderliğinde gerçekleştirilen bir çalışma, arka planda kullanılan yavaş tempolu müziğin, içeceğin tüketim süresini yaklaşık %40 oranında artırdığını, Dr. Milliman yaptığı çalışmalar yavaş tempolu müziğin yemek yeme süresini yaklaşık %25, boş bir masa için müşterilerin tolere edebileceği bekleme süresini ise yaklaşık %40 oranında artırdığı bulgulamıştır. Hızlı tempolu müzikler ise tüketici üzerinde bambaşka etkiler meydana getirmektedir. Dr. Roballey önderliğinde gerçekleştirilen oldukça ilgi çekici bir araştırma, arka planda yer alan hızlı tempolu müziğin insanların bir yiyeceği yemek için yaptığı ısırık sayısında dakikada yaklaşık %35 artırdığı göstermektedir.
Bahsedilen araştırmaların bir sonucu olarak işletmenin hizmet ettiği hedef kitlesine uygun olarak doğru tempoya karar vermesi müşteri deneyiminin en üst noktaya ulaşması açısından doğru bir yaklaşım olacaktır. Diğer bir ifade ile üst sınıf bir restoranın tercihlerinin yavaş, fastfood yiyecekler sunan bir restoranın ise hızlı tempolu müziklere arka planda yer vermesi, hedef kitlenin toplam deneyimine olumlu katkı yapacaktır.
Sesin tüketicilere ulaşırken oldukça etkili bir araç olmasının yanı sıra bazı olumsuz etkilerinin de var olduğu göz önünde bulundurularak kullanılması gerektiği unutulmamalıdır. Özellikle sesin tüketici davranışları üzerine olumlu etkilerinin bulgulandığı ilk zamanlarda, birçok web sitesi bu olumlu etkiden yararlanmaya çalışmış, fakat kullanılan sesin web sitesi yüklenirken gecikmelere neden olmasından dolayı oldukça olumsuz tecrübeler edinilmiştir. Günümüzde bir web sitesinin kullanışlı olup olmadığına kullanıcının sadece 50 milisaniyede karar verilebiliyor olması, hiçbir unsurun gözden kaçırılmaması gerektiğini göstermektedir. Bununla birlikte kullanılan her bir ses unsuru zihin için bilişsel bir yük oluşturur. Bahsedilen durumun bir sonucu olarak hızlı alçalıp yükselen ya da içerisinde farklı enstrümanlar bulunduran sesleri zihin anlamlandırmaya çalışırsa, iletilmek istenen mesaj gölgelenmeye başlar. Dolayısıyla kullanılan sesin mesajı gölgelememesi gerekir.
Sonuç olarak, farklılaşmak isteyen markalar için ses, tüketici ile marka arasında kalıcı bir etki bırakan, anlatımı zenginleştiren, markaların hedef kitlelerinin akıllarında ve kalplerinde bir yerinin olmasını sağlayan stratejik bir araçtır fakat dikkatli kullanılması gerekir.
Oğuzhan ÖZYİĞİT










Türkiye’nin yaş meyve sebze ihracatı 2023 yılının sekiz ayında miktar bazında yüzde 12’lik düşüşle 3 milyon 28 bin tondan, 2 milyon 654 bin tona gerilemesine rağmen, aynı dönemde döviz getirisi yüzde 16’lık artışla 1 milyar 764 milyon dolardan 2 milyar 50 milyon dolara çıktı.
Güzellik sektörü her geçen gün birçok yeni girişimci ve yatırımcının ilgisini çekiyor. Pek çok marka, son derece yenilikçi, hızla değişen ve giderek rekabetin arttığı sektörde başarıya ulaşmak için sürekli yeni strateji geliştiriyor.


Ne oldu ? Çok şaşkın gördüm seni. Ne sanıyordun ? ilk iş gününde davul zurna ile mi karşılayacaklarını bekliyordun ? Sana sürpriz yapıp bir çanta dolusu hediye vermediler mi ? Odan bile biraz karanlık ve loş değil mi ? Verdikleri bilgisayar da eski çıktı sanırım. Dur bakalım dala neler neler göreceksin? Öyle hemen eline cep telefonu, cebine kartvizit koymayacaklar. Biraz beklemen gerekecek. Kartvizitte eleman yazdığını görünce şok geçirme diye söylüyorum bunları. Öyle müdür yazmalarını çook beklersin. Sabah serviste kendine en arkada yer buldun değil mi ? Üzülme zamanla işten çıkanların yeri boşaldıkça önlere doğru gelirsin. Burası benim yerim diye kaldırmadıklarına şükret.
Türkiye’nin E-İhracattaki Hedefi 50 Milyar Dolar
Aralarında ABD, Almanya, Avustralya, Birleşik Arap Emirlikleri, Brezilya, Birleşik Krallık, Çin, Endonezya, Filipinler, Fransa, Güney Afrika, Güney Kore, Hindistan, İspanya, Japonya, Kanada, Malezya, Meksika, Mısır, Nijerya, Pakistan, Rusya, Şili, Suudi Arabistan, Tayland, Vietnam’ın da bulunduğu farklı ülkelerin potansiyellerini ve eğilimlerini inceleyerek, ihracatı küresel ölçekte daha da güçlendirmeye yönelik stratejik bir yol haritası sunan rapor, bu özellikleriyle Türkiye’nin e-ihracat sektörünün yükselişini desteklemek adına önemli bir kaynak niteliği taşıyor.
Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) Başkanı Emre Ekmekçi, Ticaret Bakanlığı’nın e-ihracatı artıracak iş modellerini ve çalışmalarını desteklemeye dernek olarak devam edeceklerini söyleyerek, “Ticaret Bakanlığımızın e-ihracatın artırılmasına yönelik çalışmalarını çok değerli buluyoruz. Bundan sonra bizim yapmamız gereken yapılan destekleri ve atılan adımları doğru değerlendirerek ihracatı artırmaya yönelik çalışmalar yapmak” dedi. Ticaret Bakanlığı tarafından e-ihracatın genel ihracat içindeki payının yüzde 10’a çıkarılmasına yönelik hedefin 26 milyar dolara denk geldiğini kaydeden Ekmekçi, sözlerine şöyle devam etti: “Bu, önümüzdeki dönemlerde 50 milyar dolarlık bir hacme tekabül ediyor. Bu fırsatı iyi değerlendirmeliyiz. Gündemimize sektör olarak yabancı müşterilere nasıl ürün satabileceğimiz ve pazar çeşitlendirmesi gibi konuları alıyor ve bunlar üzerinde çalışmalar yapıyoruz. Bakanlığımızın hazırladığı raporun da bu yolda ilerlemek isteyen ihracatçılarımıza çok yardımcı olacağını düşünüyoruz” dedi.





Bir ithalat gerçekleştirirken, ticarete konu taraf ülkeler arasında serbest ticaret alanı sağlayan bir anlaşma olup olmadığı, eşyanın ithali sırasında vergi unsurlarının oluşumu açısından çok önemlidir. Eğer taraflar arasında bir serbest ticari alanı oluşturulmuşsa diğer bir deyişle bir ticaret anlaşması mevcutsa bu durumda ithalatta alınması gereken gümrük vergisi ve eş etkili vergiler, anlaşma kuralları dahilinde indirimli ya da sıfır vergi olarak uygulanmaktadır. Buraya kadar gümrük birliği ile benzer bir yapı olarak görülse de serbest ticaret anlaşmalarının (STA) en önemli farkı imzalanan ülkeler arasında ticareti etkileyen tarife ve tarife dışı engellerin kaldırılması ile taraflar arasında bir serbest ticaret alanı oluştururken taraf ülkelerin üçüncü ülkeler ile ticaretlerinde mevcut ulusal düzenlemelerini sürdürmesine izin vermesidir. Dolayısıyla STA’ları gümrük birliklerinden ayıran en önemli fark, üçüncü ülkelere ortak bir gümrük tarifesinin uygulanmamasıdır. Diğer bir önemli fark ise STA’ların menşe esasına, gümrük birliklerinin ise serbest dolaşım ilkesine dayanmasıdır.

Türkiye otobüs pazarının lideri Otokar, Avrupa’daki büyüme hedefi doğrultusunda İtalya bayisi Mauri Bus System’ı satın aldı. Otokar, yeni iştirak şirketi ile İtalya pazarındaki iddiasını arttıracak.
İşçinin, işyerine olan katkıları sebebiyle işverenin memnuniyetini ifade etmek üzere bir defada veya dönemsel olarak belli zaman dilimlerinde ya da işçiyi ilgilendiren doğum, ölüm, evlenme gibi nedenlere bağlı olarak yapılan ücretin eki niteliğindeki ödemeler ikramiye olarak adlandırılmaktadır. İşçinin başarısına bağlı olarak ödenen primden farklı olarak ikramiye genel bir nitelik taşır ve uygulamadan işyerinde çalışan tüm işçiler yararlanır. Başka bir anlatımla, işveren tarafından ayrımı haklı kılan geçerli nedenler olmadığı sürece ikramiye yönünden eşit davranma borcuna uygun davranılmalıdır.