İşverence Hazırlanan İşyeri İç Yönetmelikleri İşçinin Onayına Tabi midir?

İşverence Hazırlanan İşyeri İç Yönetmelikleri İşçinin Onayına Tabi Midirı Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

İşverence Hazırlanan İşyeri İç Yönetmelikleri İşçinin Onayına Tabi midir?

Lütfi İNCİROĞLU

İşverence Hazırlanan İşyeri İç Yönetmelikleri İşçinin Onayına Tabi Midirı Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem4857 sayılı İş Kanunu’nun 8 inci maddesinde iş sözleşmesine göre, “İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi değildir”.

Hukukumuzda işverenler yönetim hakkına dayanarak iş sözleşmelerinin dışında ve sözleşmenin eki niteliğinde işyeri iç yönetmeliği düzenleyebilmektedir. İç yönetmelikler işverenin elinde bulundurduğu talimat verme (yönetim) hakkının dışında kalan ve işyerinde çalışan işçiler için genel olarak uygulanmasını gerekli gördüğü çalışma koşullarını kapsamaktadır. Uygulamada, disiplin kuralla ve cezalan, iş sağlığı ve iş güvenliği önlemleri dışında iş süreleri, fazla çalışmalar, genel tatil günlerinde çalışma, ücretin ödenme zamanı, avanslar, ek ödemeler ve sosyal yardımlar gibi konularda iç yönetmeliklerde yer aldığı görülmektedir[1]. Ayrıca, işverenler iç yönetmeliklerde yasalardaki veya sözleşmelerdeki hükümlerin ayrıntılarına yer verebilecekleri gibi bunların düzenlenmediği alanda da çalışma koşullarını belirleyen kurallar koyabilirler.

4857 sayılı İş Kanunu’nda işyeri iç yönetmeliği düzenleneceğine dair bir hüküm bulunmamakla birlikte işyeri iç yönetmeliğinin düzenlenip uygulanmasını engelleyen bir hüküm de bulunmamaktadır.

İşverenin tek taraflı olarak iş mevzuatı ve işyeri uygulamasına uygun olarak hazırladığı işyeri iç yönetmelikleri, iş sözleşmesinin eki niteliğinde kabul edilmektedir.

İşyeri iç yönetmelikleri, işin yapılmasını, özel ve genel ve çalışma şartlarını, işçilerin işyerinde uyacakları disiplin kurallarını, sağlık ve güvenlik tedbirlerini, iş süreleri, fazla çalışma, genel tatil günlerinde çalışma, ücretin ödenme zamanı, avans ödemeleri, ek ödemeler ve sosyal yardımlar konularıyla birlikte, işçi ve işverenin hak, borç ve yükümlülükleri ile yetki ve sorumluluklarını ve benzeri konuları içeren düzenleyici kurallar bütünüdür.

Genellikle toplu iş sözleşmesi olmayan işyerlerinde, işverenler, iş mevzuatı hükümlerine aykırı olmamak koşuluyla, işyeri uygulamalarını da kapsayan bir işyeri iç yönetmeliği düzenleyebilmektedirler. İş mevzuatındaki herhangi bir hükümde, işverence tek taraflı olarak hazırlanmış ve yürürlüğe konulmuş bir işyeri yönetmeliğinin, herhangi bir idari makamca onaylanması şartına bağlanmamıştır. Bu yönetmeliklerde iş şartları tamamen özel bir şekilde belirlenmekte ve bu nedenle de işçi ile işveren arasındaki iş sözleşmesinin eki niteliğini kazanmaktadır. Toplu iş sözleşmesi imzalanıp uygulanan işyerlerinde de işyeri iç yönetmeliklerinin hazırlandığı ve uygulandığı görülebilmektedir.[2]

Ancak işverenin iş sözleşmesinin kurulmasından önce hazırlamış olduğu işyeri iç yönetmeliğinin içeriği konusunda işçiyi yeteri derecede bilgilendirmiş olması gerekiyor. Aynı zamanda iş sözleşmesinin kurulmasından sonra hazırladığı işyeri içi yönetmeliğinde de işçinin onayını alması gerekiyor. İşyeri iç yönetmeliklerinin altına işçinin imzasının alınması yeterli görülmüyor. Bu konuda yapılması gereken şey işyeri iç yönetmeliğinin bir suretinin işçiye verilmesidir.

İşverence Hazırlanan İşyeri İç Yönetmelikleri İşçinin Onayına Tabi Midirı Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemSonuç olarak, iş sözleşmesinin yapılmasından sonra işveren tarafından yürürlüğe konulan iç yönetmelik, işçilerin açık veya örtülü onayları ile iş sözleşmesinin eki haline gelir. İş sözleşmesinin kurulmasından önce hazırlanmış ancak işçilere bildirilmemiş olan yönetmelik hükümleri işçiler açısından bağlayıcı değildir. İşveren, iç yönetmelikte işçi yararına değişiklikleri tek taraflı yapabilir. Ancak çalışma şartlarında işçi aleyhine oluşabilecek değişikliklerin yapılması İşK m.22’deki yönteme bağlıdır[3].

Lütfi İNCİROĞLU

[1] SÜZEK, Sarper, İş Hukukunda İç Yönetmelikler, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/629591. Erişim tarihi. 28.8.2024.

[2] SINAV, Tahsin, https://www.yenisafak.com/yazarlar/tahsinsinav/iyeri-yonetmeligi-hazirlamak-634

[3] ÇELEBİ DEMİR, Duygu, İşçinin İşyeri Değişikliğine Sonradan İtirazı (Yargıtay Kararının Değerlendirilmesi; SİCİL, Yıl 2020, S.44, s.170 vd.

Satınalma Dergisi Şubat 2026, Yıl:14, Sayı:158 Yayında

Şubat 2026 - Satınalma Dergisi
Satınalma Dergisi - Şubat 2026

Satınalma Dergisi Şubat 2026, Yıl:14, Sayı:158 Yayında…

Şubat sayımızdan itibaren satınalma operasyonlarında etik problemlere; suistimal, yolsuzluk, rüşvet ve benzeri risk alanlarına odaklanan bir yazı dizisine başlıyoruz. Bu kapsamda şirketlerin atması gereken adımları “kurumsallaşma ve yapısal boşluklar” perspektifinde sorgulayacağız. Talebin ortaya çıkışından ve ihtiyacın tanımlanmasından başlayarak; şartnameler, sözleşmeler, satınalma kararları, mal kabul / depo, kalite kontrol, faturalama ve ödemeye kadar her aşamayı uçtan ucaanaliz edeceğiz. Değerlendirmelerimizi somutlaştırmak için ilgili yargı kararlarını da paylaşacağım. Ayrıca tüm alım kategorilerinde imza yetkisi bulunan personelin sorumluluklarını ve yönetsel hesap verebilirliği ayrıntılı biçimde ele alacağız. Bu yazı dizisinin yalnızca satınalma profesyonellerine değil; girişimciler, genel müdürler ve CFO gibi tüm karar verici kademelere de katkı sağlayacağına inanıyorum.

Satınalma Yöneticileri Endeksi Yükseliyor:
Küresel İmalatta Kademeli Toparlanma, Türkiye Ayrışıyor

Satınalma Yöneticileri Endeksi imalat tarafında 50,0 eşik değerin üzerinde kaldığında büyümeye, altında kaldığında daralmaya iaret eden öncü ekonomik göstergelerden biridir.

Ocak ayı Küresel Satınalma Yöneticileri Endeksi (M-PMI)  50.9, ABD İmalat PMI 52.4, Japonya 51.5, Çin 50.3, Avrupa Bölgesi 49.5, Almanya 49.1, Fransa 51.2 oldu.

İstanbul Sanayi Odası’nın (ISO) aylık raporuna göre, “Aralık’ta 48,9 olan manşet PMI, Ocak’ta hafif bir düşüşle 48,1 düzeyinde gerçekleşti. Endeks, üst üste 22’nci ay 50,0 eşik değerinin altında kaldı ve imalat sektörünün genel performansında aylık bazda ılımlı bir bozulmaya işaret etti.”

Dünya genelinde imalatta kısmi bir canlanmanın başladığını görmekle birlikte ülkemiz için benzer değerlendirmeyi şimdilik yapamıyoruz.

Konteyner Taşımacılığında Spot Oranların Düşmesi Bekleniyor

Freightos Baltık Küresel Yük Endeksi (FBX) Şubat 2026 ilk hafta itibariyle % 11 lik bir düşüşle 2.031 Dolar seviyesine geldi. Çin/Uzakdoğu-Akdeniz (FBX13) güzergahı ise % 9’luk bir düşüşle 3.784 Dolara geriledi. Yine sektörün önemli göstergelerinden biri olan
Drewry’nin Dünya Konteyner Endeksi (WCI) üst üste dört hafta düşüş trendini korudu ve % 7 azalmayla 1.959 dolara geriledi. Çin yeni yılı Bahar Bayramı resmi tatili 15-23 Şubat 2026 toplam 9 gün. Otoritelerin tatil dönemi öncesinde değerlendirmelerinde spot oranların düşmesi yönünde.

ABD–İran gerilimi; Hürmüz Boğazı çevresinde petrol tankerlerine yönelik engelleme ve taciz girişimlerini gündeme getiriyor. Jeopolitik risk, taşıyanların risk iştahını düşürürken “savaş riski primi ve sigorta maliyetlerini” yukarı çekiyor. Savaş riski özellikle tanker taşımacılık navlunlarda sürpriz yaratabilir.

Satın alma Eğitim Programları

Şirketlerin ihtiyaçlarına özel tasarladığımız eğitim programlarımızla hem güncel iş dünyası risklerine hem de geleceğin yetkinliklerine odaklanıyoruz.

  • Satınalma Süreçlerinde Denetim ve Suistimal / Yolsuzluk Önleme Eğitimi kapsamında satınalma operasyonlarında yolsuzluk, hile, rüşvet vd risklerini, iç kontrol yapısını, sözleşme ve ihale dokümanlarının iç denetim perspektifinden incelenmesini yargı kararları (dava dosyaları üzerinden) çalışıyoruz.
  • Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Satınalma (ISO 20400) Eğitimi ile şirketlerin sürdürülebilirlik yolculuğunda, sürdürülebilir tedarikçi ekosisteminin geliştirilmesi ve ESG kriterlerinin şartnamelerden sözleşmelere uzanan revizyonlarında rehberlik ediyoruz.
  • Satınalma ve Tedarik Zincirlerinde Yapay Zeka Uygulamaları Eğitimi ile de operasyonların dijitalleşmesi ve AI etkilerini sorguluyoruz.

e-Dergi Aboneliğinizi Başlatın, Ekibinizi Güçlendirin

Şirket (departman) ve profesyonel e-Dergi üyelik seçeneklerini incelemek için satinalmadergisi.com’daki dijital işlem merkezimizi ziyaret edebilirsiniz.

Şubat 2026 sayımıza katkı veren tüm yazar ailemize içtenlikle teşekkür ediyorum.

Keyifli okumalar,

Prof. Dr. Murat ERDAL
Editör
editor@satinalmadergisi.com

 

Şubat 2026 - Satınalma Dergisi
Satınalma Dergisi – Şubat 2026

 

 

 

 

 

 

Anahtar sözcükler: 

Eğitim, Satın alma Dergisi, Dergi, B2B, Profesyonel, değer zinciri, purchasing, procurement, supply, supply chain, supply chain management, Satınalma Yöneticileri Endeksi, PMI, Konteyner endeksi, konteyner, sürdürülebilir tedarik zinciri, yeşil satınalma, yapay zeka, e-dergi, rüşvet, yolsuzluk, risk, ödeme, şartname, sözleşme, yazı dizisi, yıl:14, sayı:158, 

 

Satınalma Süreçlerinde İhbar, İç Kontrol ve Gizlilik: Bir Dava İncelemesi

Satınalma Süreçlerinde İhbar, İç Kontrol Ve Gizlilik Bir Dava İncelemesi
Satınalma Süreçlerinde İhbar, İç Kontrol Ve Gizlilik Bir Dava İncelemesi

Satınalma Süreçlerinde İhbar, İç Kontrol ve Gizlilik: Bir Dava İncelemesi, Yazı Dizisi – 2

Prof. Dr. Murat ERDAL
İstanbul Üniversitesi Tedarik Zinciri Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı
merdal@istanbul.edu.tr

PDF Belge – Makaleyi indirebilirsiniz.

YAZI DİZİSİ:

1 – Satın almada Suistimal ve Yolsuzluk:  Kurumsallaşma Boşlukları ve Bir Dava İncelemesi

2 – Satınalma Süreçlerinde İhbar, İç Kontrol ve Gizlilik: Bir Dava İncelemesi

3 – Tedarikçinin Alacak İddiası ve Alıcının Nitelikli Dolandırıcılık Savunması: Bir Dava İncelemesi

Satınalma Süreçlerinde İhbar, İç Kontrol ve Gizlilik: Bir Dava İncelemesi, Yazı Dizisi – 2

Satın almada Suistimal ve Yolsuzluk:  Kurumsallaşma Boşlukları ve Bir Dava

Satınalma Süreçlerinde İhbar, İç Kontrol Ve Gizlilik Bir Dava İncelemesi
Satınalma Süreçlerinde İhbar, İç Kontrol Ve Gizlilik Bir Dava İncelemesi

İncelemesi başlıklı yazımdan sonra okurlarımızdan güzel bildirimler aldım. Konunun kapsamlı şekilde tüm kesişimi alanlarıyla inceleyeceğim. Bir tarafta şirket içi uygulamalar
ve tüm departmanlarla etkileşimlere bakacağım. Satınalma operasyonlarını uçtan uca irdeleyeceğim. Tepe yönetimi, muhasebe, finans, depo, kalite, bilişim teknolojileri, insan kaynakları ve talep sahiplerinin rollerini, harcamalarla ilgili suistimal, hile ve yolsuzluk (rüşvet) dava dosyalarını ele alacağım. Diğer tarafta ise başta tedarikçiler (fason, taşeron) olmak üzere tüm paydaşlarla olan etkileşimler üzerinde duracağım. Alıcı-satıcı ilişkilerinde gördüğümüz ve yargıya taşınan pek çok olumsuz vakayı da yine bu köşede yazacağım.

Böylesine geniş bir alanda adım adım ilerlemeyi uygun görüyorum.
Bu düşüncemi destekleyen farklı örnek olayları yani dava dosyalarını da pratik çalışma kapsamında sizlerle paylaşacağım. Sizler de şirket olarak danışmak istediğiniz konuları, tespit ve önerilerinizi, eklemek istediği konuları editor@satinalmadergisi.com a iletebilirsiniz.

Bu yazımda yer verdiğim dava dosyası farklı bir zenginlik katması bakımından önemli. Satınalma personelinin tedarikçilerle olan etkileşiminde nelere dikkat etmesi açısından güzel bir örnek. Bu örnekte davacı satınalma personeli ve haksız yere işten çıkarıldığı noktasında hakkını aradığını belirtelim. Şirkete gelen bir ihbarla başlayan sürecin ‘gizlilik ihlali’ bulgusu üzerinden nasıl disiplin ve fesih kararına evrildiğini göstermesi bakımından tipik bir vaka. Kurumsallaşma eksikliklerinin “kağıt üstünde” değil, kriz anında nasıl ortaya çıktığını gösterdiği için uygun bulduğumu söylemeliyim. Şirketlerin kurumsallaşma eksikliklerini, yapısal zaaflarını, kontrol boşluklarını ve kritik kırılma noktalarını da gözler önüne seriyor.

Somut dava dosyasında satınalma fonksiyonunda ihbar, iç kontrol ve gizlilik bileşenlerinin ne ölçüde kırıldığını; delil, süreç, disiplin ve yönetim kararları üzerinden inceleyelim.

Bu davada öne çıkan temel prosedürler:

  • İhbar Hattı / Yönetimi Prosedürü
  • İç Soruşturma Prosedürü
  • Gizlilik ve Bilgi Sınıflandırma Politikası
  • Çıkar Çatışması (CoI – Conflict of Interest) Prosedürü
  • Tedarikçi İletişim Protokolü
  • Disiplin Yönetmeliği
  • KVKK Prosedürü

Yukarıdaki temel prosedürler pratik çalışmada öne çıkan uygulamalar. Sizler de buradan yola çıkarak şirketinizin büyüklüğü ve operasyon riskleri gereğince eklemelerde bulunabilirsiniz.

Yolsuzlukla Mücadele Yönetim Sistemi Standardı ISO 37001 çerçevesi ve gereklerini gelecek yazılarımda ayrıntılı inceleyeceğim. Bu olayda ISO 37001 standardının temel bileşenlerine dosyaya temas eden kontrol alanları (ihbar hattı, çıkar çatışması, soruşturma–disiplin, üçüncü taraf ilişkileri ve eğitim) üzerinden değineceğim.

ISO 37001 Yolsuzlukla Mücadele Yönetim Sistemi Standardı ve
Temel Dokümanlar:

  • Yolsuzlukla mücadele politikası
  • Yolsuzlukla mücadele politikası kapsam beyanı
  • Rol ve sorumluluklar; yolsuzlukla mücadele uyum fonksiyonu yetkilendirmesi
  • Yolsuzluk risk değerlendirme metodolojisi ve risk kayıtları
  • Üçüncü taraf durum tespiti prosedürü ve dosya kayıtları
  • Hediye, ağırlama, seyahat, temsil prosedürü ve kayıtları
  • Bağış ve sponsorluk prosedürü ve onay kayıtları
  • Çıkar çatışması beyan süreci ve beyan kayıtları
  • İhbar Hattı prosedürü, raporlama ve kayıtları
  • Soruşturma ve disiplin prosedürü; soruşturma kayıtları
  • İç denetim programı ve raporları
  • Yönetim gözden geçirme tutanakları
  • Uygunsuzluk ve düzeltici faaliyet kayıtları
  • Eğitim ve farkındalık planı; katılım kayıtları

ISO 37001 Standardı ve iç denetimi ilgilendiren tüm dokümantasyon setini ilerleyen yazılara bırakıyorum.

Pratik çalışma Dava DosyasıPRATİK ÇALIŞMA:

Örnek Olay İncelemesi:
Satınalma Süreçlerinde İç Kontrol İhbar ve Gizlilik

Davacı, gıda perakende zincirinde sebze-meyve satın alma personeli olarak çalışmaktadır. Tedarikçi firma ile ilişki ve sır niteliği taşıyabilecek bilgileri üçüncü kişilerle paylaşma iddiaları üzerine işveren iç soruşturma başlatmış ve iş sözleşmesini feshetmiştir. 

DAVA KONUSU: Satın alma süreçlerinde gizlilik ihlali, çıkar çatışması şüpheleri ve güven ilişkisinin zedelenmesi nedeniyle fesih ve işe iade istemi.
Not: “Kişisel verilerden arındırılmıştır”.

DAVACI İDDİA ve TALEBİ: (Davacı = Satınalma Personeli)

Dava; Feshin geçersizliği ile işe iade ve buna bağlı mali haklara ilişkindir.

Davacı (Satınalma Personeli) dava dilekçesinde özetle;

  • Davacının işyerinde meyve sebze satın alma personeli olarak çalıştığını,
  • 1999 tarihinde işe başladığı ve iş sözleşmesinin 2018 tarihinde feshedildiği,
  • Arabuluculuk sürecinin olumsuz sonuçlandığı,
  • Fesih sebebi için açılan soruşturmada davacının verdiği savunmanın tek taraflı yorumlandığını,
  • Feshin asıl sebebinin kadro yenilemesi ve birikmiş tazminat yükünden kurtulmak olduğunu,
  • Davacının F1 gıda ile yakın ilişki kurduğunun iddia edildiği,
  • Davacının paletlerin çalınması hususu ile alakalı XYZ Gıda’ya ceza kesildiğini söylediğini,
  • Palet çalınması ile ilgili olarak XYZ Gıda unvanlı tedarikçisine kestiği cezaya dair e-postanın firmaya gönderilmesi,
  • F1 Gıda inanmayınca ispatlamak için XYZ Gıda arasındaki yazışmaları F1 Gıda’ya yolladığını,
  • Diğer bir e-postanın ödeme listesinin gönderilmesi olduğunu,
  • Bunun ticari sırla alakası olmadığını,
  • Şirketin menfaatlerini koruma hususunda faydalı olduğunu,
  • Diğer olayda davalı şirketin anlaştığı ödeme şeklinin dışına çıktığını,
  • Tedarikçilere daha düşük ödeme gönderdiğini, bu uygulamanın herkese karşı aynı uygulandığını ispatlamak için listeyi yolladığını,
  • Liste muhteviyatında şirket sırrı sayılabilecek hiçbir bilgi olmadığını,
  • Davacının amacının ticari sırları paylaşmak değil müşterilerden gelen tazyiki azaltmak ve yatıştırmak için yapıldığını,
  • Yapılmasaydı tedarikçilerin anlaşmaları tek taraflı olarak bozma sonucunu doğurabileceğini,
  • Fesih sebebinin haklı olmadığını belirterek;
  • Feshinin geçersizliği ile davacının işe iadesine ve buna bağlı mali haklara karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAPLAR:

Davalı (Gıda Perakende Zinciri) vekili cevap dilekçesinde özetle;

  • Davalı şirket tarafından yürütülen soruşturma neticesinde davacının görevini kötüye kullandığının,
  • Davalı şirkete ait sırlarının paylaşıldığının tespit edildiğini,
  • Şikâyet e-postası gönderen K1 isimli kişinin davacının F1 gıda firması sahiplerinden K2 isimli kişi ile ilişkisi olduğu,
  • Tedarikçi ödemeleri konusunda firmaya ayrıcalık yaptığı,
  • Ayrıca firmadan komisyon aldığı,
  • Davacının (satınalma personelinin) şirket e-postalarının kontrol edildiğini,
  • Davacının tedarikçi firma sahibi K2 ile ilişkisinin olduğu,
  • Tedarikçi ödemelerinde rakip firmaya yapılması planlanan ödemenin azaltılarak ilgili firmaya yapılacak ödemenin artırıldığı ve tedarikçi firmalara ait ticari bilgilerin F1 gıda firması ile paylaşıldığının tespit edildiğini,
  • K2 ile 6 yıldır ilişkisinin olduğunu, bu ilişkinin firma ile olan iş ilişkisine yansıtılmadığını, firmaya ayrıcalık tanınmadığını ve firmadan komisyon almadığını sözlü olarak ifade ettiğini,
  • İlgili firmaya planlanan yüksek tutarda ödeme yapılmasını sağlamak ve rakip firmaya ait ticari bilgileri ilgili firma ile paylaşmak suretiyle iş kanununa ve şirket etik ilkelerine aykırı davrandığını,
  • Brüt ücretinin .000 TL olduğunu, iş akdinin feshinin zorunlu ve gerekli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ:

Mahkemece;

  • “Somut uyuşmazlıkta;
    İşveren Şirket e-postasına gelen şikayet üzerine, Davacının şirkete ait ticari sırları ve bilgileri, işyeri sözleşme ve prosedürlerine, İş Etiği kurallarına ve İş Kanunu’na aykırı bir şekilde davranarak 3. Şahıslarla paylaştığı,
  • Firma sahibi ile yakın münasebet kurduğu ve o firmaya ayrıcalık tanıdığı iddialarıyla iç soruşturma başlatıldığı,
  • İnceleme esnasında davacıya sorulan sorulara cevap olarak verilen yazılı beyanında; F1 Gıda firmasına bizde SSK’lı personelleri çalıştığı için ödemelerinde manuel olarak yardımcı oluklarını, finansta vadeleri kısa olduğu için bunu yapmak durumunda kaldıklarını,
  • F1 Gıda ile rakip firma bilgilerini paylaştığınız oldu mu sorusuna “bire bir 2 firma işleyişi aynı paylaşılacak bir durum yok” cevabının verildiği,
  • F1 Gıda çalışanı K2’yı 7 yıldır tanıdığı, iş dışında herhangi bir tanışıklığının olmadığı beyanında bulunduğu,

Durum tespit tutanağında ise; davacıya iş e-postalarının kontrol edildiği ve verdiği ifadelerle çelişen cevaplarının tespit edildiği bilgisinin ardından verdiği ifadeyi değiştirerek “K2 ile altı yıldır süren bir ilişkisinin olduğunu, eski evliliğinden olan çocuğunun velayetini kaybetmemek adına ilişkisini gizlediğini, bu durumdan menfaat sağlamadığını” ifade ettiği belirtilmiştir.

Davacıya ait şirket e-postalarının kontrol edildiği, davacının tedarikçi firma sahibi K2 ile ilişkisi olduğu, tedarikçi ödemelerinde rakip firmaya yapılması planlanan ödemelerin azaltılarak ilgili firmaya yapılacak ödemelerin arttırıldığı ve ticari bilgilerin F1 Gıda firması ile paylaşıldığının tespit edildiğini,

Sonuç olarak tedarikçi firma sahibi ile iş ilişkisi dışında yakınlık kurması hasebiyle ilgili firmaya planlanandan yüksek tutarda ödeme yapılmasını sağlamak amacıyla rakip firmaya ait ticari bilgileri ilgili firma ile paylaşmak suretiyle İş Kanunu ve Etik İlkelere aykırı davranış ve uygulamaları nedeniyle iş akdinin feshinin önerildiği anlaşılmaktadır.

Mahkememizce dinlenen tanıklardan Davacı tanığı (Satınalma Personeli) K2 verdiği ifadede özetle;

  • Davacıyı (Satınalma Personeli) sebze tezgahlarını işletmesi ve malzeme tedarik etmesi sebebiyle tanıdığını,
  • Davacıyı 2012 yılında tanıdığını, davacının şirkette satın almada fiyatlandırma yapmakla görevli olduğunu,
  • Davacıyla birlikte F1 Gıda’nın da davalı şirketle iş ilişkisinin sona erdiğini,
  • Malzeme fiyatlarını davalı şirketin satın alma birimine bildirdiklerini,
  • Satın alma birimi tarafından bildirilen fiyatların davacıya iletildiğini,
  • Davacının satın alma birimi tarafından bildirilen fiyatlar üzerinde değişiklik yapma yetkisinin olmadığını,
  • Çalıştığı dönem boyunca satın alma birimi tarafından belirlenen fiyatların aynı şekilde uygulandığını,
  • Davacıyla arasında özel arkadaşlığın söz konusu olduğunu, şirketin bu arkadaşlığı öğrenmesinden dolayı iş akdinin sonlandırdığını bildiğini, davacıyı şikâyet eden kişiyi tanımadığını ifade etmiştir.

Diğer davacı tanığı K4 verdiği ifadede;

  • Davacıyla aynı işi yürüttüklerini,
  • Hal’e bizzat gittiğini ve fiyatları kendisinin belirlediğini,
  • Davacının fiyatlar üzerinde değişiklik yapma yetkisinin olmadığını,
  • F1 Gıda ile birlikte yeşillik tedariki yapan 3 firma bulunduğunu,
  • Her 3 firma ile ilgili fiyat belirlemelerinin satın alma birimi müdürü tarafından yapıldığını,
  • Firmaların seçimi ya da hangi firmadan nelerin temin edileceğine ilişkin değerlendirme yapmaya yetkisinin olmadığını,
  • Tedarikçilerden merkez depoya malzeme temini ile ilgili tek yetkilinin kendisi olduğunu,
  • Fiyatları kendisinin belirlediğini, kendisinin de iş akdine benzer sebeplerle son verildiğini, kendisinin de davalı firmaya açtığı bir davasının olduğunu ifade etmiştir.

Davalı tanığı K3 ifadesinde (Gıda Perakende Zinciri)
Satın Alma Biriminin Müdürü
özetle;

  • Satın alma biriminin müdürü olduğunu,
  • Yeşil ürünlerin satış fiyatının belirlenmesinin hem müdür hem satın alma biriminde çalışan delege olarak görevlendirilen görevliler tarafından gerçekleştirildiğini,
  • Davacının (Satın alma Personeli) çalıştığı dönemde yeşil ürünlerin satış fiyatının belirlenmesinin davacı tarafından yapıldığını,
  • Satın alma biriminde delege olarak görevlendirilen kişinin fiyatı belirlediğini,
  • Uygulamanın genellikle o fiyat üzerinden satış gerçekleştirmek şeklinde olduğunu,
  • Ayrıca birim müdürünün onayına ihtiyaç duyulmadığını,
  • Davacının satış fiyatı belirlemesi ya da belli bir firmaya ayrıcalık tanıması hususunda tespitinin olmadığını,
  • İşyerinde yapılan incelemede diğer firmalara yapılan ödemelere ilişkin tutarların F1 firmasına bildirildiğinin e-postalar ile tespit edildiği,
  • F1 firmasıyla rakip olan başka bir firmanın çalıştığı mağazalara ne kadar malzeme temin ettiğiyle ilgili excel tablosunun F1 firmasında çalışan K2 olduğunu bildiği kişiye gönderildiğini bildiğini ifade etmiştir.

Dosya kapsamında yer alan belgeler incelendiğinde davacının;

 – tedarikçi firma olan F1 Gıda görevlisi K2’ya ait ABC@gmail.com adresine
“bakınız XYZ gıda neler dağıtmış mağazalara” notu bulunan, excel sayfasında mağaza kodlarının ve dağıtılan ürünlerin yer aldığı bir excel formunun bulunduğu mail gönderdiği,

  • ABC@gmail.com adresine “Bak buna en yüksek kim” notunun yer aldığı alacaklının adı, ödenen tutar ve alacaklı için IBAN numaralarının yer aldığı bir excel formunun bulunduğu e-posta gönderdiği tespit edilmiştir.
  • Davacının işverenin ve işyerinin mesleki sırlarını, şirkete ait yazılı bilgileri üçüncü şahıslara bildirdiği, iş haricinde işin mahiyetinden 3. kişilere bahsettiği anlaşılmakla,
  • Davacının bu davranışının güveni sarsacak nitelikte bulunduğu taraflar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği,
  • Ancak davacının eylemleri ile kendisinin çıkar sağladığı ya da bilgi paylaşımında bulunduğu firmanın çıkar sağladığına ilişkin delil bulunmadığı,
  • Bu haliyle davacının eylemlerinin haklı feshi gerektirecek ağırlıkta olmamakla birlikte iş ilişkisinin sürdürülmesinin davalı işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyecek hale gelmesine neden olduğu,
  • Feshin bu suretle geçerli nedenlere dayandığı kanaatine varıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF MAHKEME KARARI:

Mahkeme kararına karşı süresinde davacı ve davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

Davacı (Satınalma Personeli) vekili istinaf sebepleri olarak;

……. belirterek İlk Derece Mahkemesi Kararı’nın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı (Gıda Perakende Zinciri) vekili istinaf sebepleri olarak;

…..

  • 12.2019 tarihli bilirkişi heyeti raporunda yer alan tespitler ile iş akdinin haklı nedenle feshedildiği ve feshin usule uygun olduğu tespit edilmiş olup davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığının sübuta erdiğini,
  • Davacı ve müvekkili şirket arasında imzalanan iş sözleşmesinde davacının görevi sebebiyle edindiği iş yeri ve işverenle ilgili tüm bilgileri gizlilik prensibine bağlı olarak saklamayı ve yasal mecburiyetler haricinde bu bilgileri ifşa etmemeyi, özel izin almaksızın iş yeri dışına çıkartmamayı kabul ve taahhüt ettiğini, davacının işverenin ve iş yerinin ticari sırlarını, şirkete ait yazılı bilgileri, iş yerinin kayıtlarını üçüncü şahıslara bildirdiği, iş haricinde işin mahiyetinden 3. Kişilere bahsettiğinin sabit olduğunu, davacının iş sözleşmesine, şirket içi yönetmeliklere ve gizlilik taahhütnamesine aykırı davrandığının bilirkişi tarafından da tespit edildiğini,
  • Davacı eyleminin işverenin güveni kötüye kullanma ve sadakat borcuna aykırı davranmak niteliğinde olduğundan davacının iş akdinin haklı nedenle sona erdirildiği sabit olmakla yerel mahkeme tarafından iş akdi feshine sebep olan davranışların haklı neden ağırlığında olmadığı ancak iş akdinin geçerli nedenle feshedildiği yönün kurulan gerekçesi hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının bu yönden kaldırılmasını talep etmiştir.

Mahkemece dosyaya toplanan deliller incelenmiştir.

GEREKÇE;

HMK’nun 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık halleri dışında taraflarca ileriye sürülmemiş sebepler inceleme konusu yapılamayacağından davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

Yerel mahkemece davacının SGK kaydı, özlük dosyası getirtilmiştir.

Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli/haklı nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, bu konudaki normatif dayanaklar 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17-18 ve 25. maddeleridir.

4857 sayılı İş Kanunu 25/II. fıkrasını e bendi uyarınca, “işçinin işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışları” kısaca sadakat borcunu ihlal eden davranışlarda bulunması işveren açısından haklı bir fesih nedeni oluşturur. İşçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asıl edim yükümlülükleri değil; kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülüklerinin de dikkate alınması gerekir. Sadakat yükümü, sözleşmenin taraflarına sözleşme ilişkisinden doğan borçların ifasında, karşı tarafın şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına zarar vermeme, keza sözleşme ilişkisinin kapsamı dışında sözleşme ile güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikle karşılıklı duyulan güveni sarsacak her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğünü yüklemektedir.

İşçinin sadakatsizlik düzeyine ulaşmayan, yetersiz bir bağlılık düzeyinde kalan, iş ilişkisinde bulunması gereken güven temelini çökertmeyen buna karşılık objektif olarak değerlendirildiğinde işverenin güvenini sarsacak davranışları ise geçerli fesih nedenidir.

Davacıya noter aracılığıyla bildirilen 04.05.2018 tarihli fesih ihtarnamesinde; “….Savunmanızda belirtilen olumsuz davranışlardan da anlaşılacağı üzere görevinizi kötüye kullanarak ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışta bulunduğunuz, şirkete ait ticari sırları ve bilgileri, işyeri sözleşme ve prosedürlerine, …. Şirket iş Etiği kurallarına ve İş Kanunu’na aykırı bir şekilde davranarak 3. Şahıslarla paylaştığınız, firma sahibi ile kurduğunuz yakın münasebet nedeni ile o firmaya ayrıcalık tanıdığınız İç Denetim Başkanlığının yaptığı araştırma sonucunda tespit edilmiştir. Bu nedenlerle iş akdiniz İş Kanunu 25/II. maddesi gereğince feshedilmiştir. denilmektedir.

Dosya kapsamında ABC@gmail.com adresine “bakınız XYZ gıda neler dağıtmış mağazalara” notu bulunan, excel sayfasında mağaza kodlarının ve dağıtılan ürünlerin yer aldığı bir excel formunun bulunduğu e-posta bulunmaktadır.

Dosya kapsamında ABC@ gmail.com adresine “Bak buna en yüksek kim” notunun yer aldığı alacaklının adı, ödenen tutar ve alacaklı için IBAN numaralarının yer aldığı bir excel formunun bulunduğu e-posta bulunmaktadır.

  • Davacı ve davalı taraf arasında imzalanan iş sözleşmesinde personel görevi sebebiyle edindiği işyeri ve işverenle ilgili tüm bilgileri gizlilik prensibine bağlı olarak saklamayı ve yasal mecburiyetler haricinde bu bilgileri ifşa etmemeyi, özel izin almaksızın işyeri dışına çıkartmamayı kabul ve taahhüt ettiğine dair madde bulunduğu,
  • …. Şirket iç yönetmeliğinde gizlilik ilkesi taahhütnamesinde; mesleki sırların korunması ve genel gizlilik ilkesi uyarınca, yapılan çalışmalar, şirketin çalışma yöntemleri ile ilgili bilgilerin alış verişi hiçbir şekilde yapılamaz, maddesinin yer aldığı,
  • Cezası İşten Çıkarma Olanlar başlığı altında; işverenin güvenini kötüye kullanmak, işverenin ve işyerinin mesleki sırlarını açığa vurmak, şirkete ait yazılı bilgileri ve bilgisayara kayıtlı materyalleri götürmek, işyerinin sırlarını üçüncü şahıslara kasten veya ihmalen bildirmek, iş haricinde işin mahiyetinden bahsetmek, söylentilere sebebiyet vermek maddelerinin yer aldığı anlaşılmaktadır.

Davacının şirkete ait yazılı bilgileri üçüncü şahıslara bildirdiği, iş haricinde işin mahiyetinden 3. kişilere bahsettiği anlaşılmaktadır. Davacının iş sözleşmesine, iç yönetmeliğe ve gizlilik taahhütnamesine aykırı davrandığı görülmekle birlikte davacının bir menfaat elde ettiğine ya da bilgi paylaşımında bulunduğu firmanın çıkar sağladığına dair bir delilden de söz edilmediği, bu şekilde taraflar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği, buna göre yapılan feshin haklı olmasa da geçerli olduğu anlaşılmakla yerel mahkeme kararında isabetsizlik bulunmadığı, davacı ve davalı vekilinin istinaf talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi’nin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Davacı ve Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,  …. 2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Satın Alma Dergi Tedarik Zinciri DanışmanlığıTARTIŞMA SORULARI:

  • Satınalma Perspektifi: Bireysel Sorumluluk ve Davranış Sınırları
  • Gizlilik sınırı nerede başlar?

İşten çıkartılan satınalma personeli (davacı);
“Ticari sır değil, tedarikçiyi yatıştırmak için gönderdim” savunmasına rağmen; rakip tedarikçinin mağaza bazlı dağıtım bilgisi ve ödemeler/IBAN içeren excel’in 3. kişiye iletilmesi sizce hangi kuralları ihlal eder?

  • Çıkar çatışması yönetimi (Kişisel ilişki)

Tedarikçi tarafıyla bir ilişki varsa, çalışan bunu ne zaman ve kime beyan etmeliydi? Şirket açısından güven ilişkisi bakımından neden sorun yaratır?

  • “İyi niyet” eylemi neden yine de riskli sayılır?

Satınalma personeli “tazyiki azaltmak için gönderdim, yoksa tedarikçi sözleşmeyi bozabilirdi” diyor.

Sizce doğru aksiyon ne olmalıydı ? Neden? :

(a) Tedarikçiye veri göndererek ispatlamak

(b) Konuyu yönetici/finans/hukuk kanalıyla resmi iletişime taşımak

(c) Diğer bir yol

– Kurumsal Perspektif: Prosedür, İç Kontrol ve İspat Kabiliyeti

  • Delil olmasaydı sonuç değişir miydi? Şirketin eli hangi noktada zayıflar?

Bu dosyada kritik delillerden biri, şirket e-posta sistemi üzerinden excel ekli gönderimlerin tespit edilebilmesidir. Eğer e-posta kayıtları ve loglar olmasaydı, fesih “geçerli neden” düzeyinde aynı güçle gerekçelendirilebilir miydi? Şirketin ispat yükü ve iç soruşturmanın dayanağı hangi noktada zayıflardı? Tartışınız.

  • Şirket prosedürleri yeterli olmasaydı?

Kararda; iş sözleşmesi hükmü, iç yönetmelik ve gizlilik taahhüdüne açık referans verilmektedir. Şirketin yazılı gizlilik kuralları ve “cezası işten çıkarma olanlar” başlığı altındaki düzenlemeler bulunmasaydı:

  • İç soruşturma daha mı zor yürürdü?
  • Fesih gerekçesi daha mı tartışmalı hale gelirdi?
  • Mahkemenin değerlendirmesi sizce hangi yöne evrilebilirdi?

OLAY İNCELEMESİ:

Yüz Yüze Vaka İncelemesi ve Kurumsal Dersler

Bu tür olaylarda “teknik” boyut kadar “kültürel” boyut da belirleyicidir. Sebze-meyve hali ve kategori tedarikçileriyle yürütülen ilişkilerin kendine özgü zorlukları vardır: tedarikçi profillerinin çeşitliliği, eğitim düzeyleri, hemşehricilik kültürü ve sahadaki iletişim dili, sürecin yönetiminde ayrı bir özen gerektirir. Davacı satınalma personeli, süreci tetikleyen unsurlardan biri olarak tedarikçiler arasında “palet çalınması” ve ceza uygulanmasına ilişkin bilginin dolaşıma girdiğini ifade ediyor. Bu bilginin kısa sürede yayıldığı ve taraflar arasında örtülü bir gerilimi beslediği anlaşılıyor.

Somut olayın merkezinde ise iki e-posta gönderimi var; ancak bu iki hareket, zincirleme şekilde gizlilik ihlali şüphesi, çıkar çatışması, etik sınırlar ve güven ilişkisinin zedelenmesi gibi başlıkları aynı anda gündeme taşıyor. Burada kritik nokta şudur: Satınalma personeli, tedarikçi baskısı ve saha gerilimi arttığında süreci kurumsal kanallar üzerinden yönetebilmeyi bilmelidir. Psikolojik baskıyı “kişisel inisiyatifle” ve veri paylaşımıyla çözmeye çalışmak, iyi niyet iddiası olsa bile hataya açık bir zemin oluşturur. Bu nedenle şirketler; etik ilkeler, çıkar çatışması beyanı, gizlilik taahhütleri ve ihbar hattı gibi mekanizmaları yalnızca doküman olarak değil, günlük işleyişin bir parçası olarak işletmek zorundadır.

Bu vaka, kurumlara kritik bir uyarı yapıyor. Sorun çıktıktan sonra açıklama üretmek yerine, sorun çıkmadan önce sınırları belirlemek gerekir. Tedarikçi iletişim protokolü, çıkar çatışması beyan kültürü, izlenebilir iç kontrol tasarımı ve standart iç soruşturma yaklaşımı bir araya geldiğinde sonuç nettir. Hem çalışan neyi yapıp yapamayacağını bilir. Hem de şirket, “güven” gibi soyut bir kavramı somut uygulamalarla koruma altına almış olur. Böylece kriz anlarında tartışma niyet okumaya dayanmaz. Kayıtlı süreçlere dayanır. Açık kurallara dayanır. Ölçülü değerlendirmeye dayanır.

Öte yandan çıkarılacak önemli derslerden biri de şudur: Uzun yıllar istihdam edilen, sektörü ve kategoriyi bilen satınalma personelini kaybetmemek; kurumsal hafızayı ve saha hakimiyetini korumak açısından kritik değerdedir. Bunun yolu, sorunları “olay olduktan sonra” konuşmaktan değil; tedarikçilerle ve şirket içinde yaşanan gerilimleri düzenli eğitimler ve vaka çalışmalarıyla ekip içinde ele alıp ortak kararlara bağlamaktan geçer. Satınalma liderliğinin de yalnızca sonuçları değil; ekibin, tedarikçi ilişkilerinin ve saha dinamiklerinin ürettiği riskleri yakından izleyerek kalıcı çözümler geliştirmesi gerekir.

Satınalma Süreçlerinde Denetim; Suistimal ve Yolsuzluk Önleme Eğitimlerinde;

Bu vaka esasında;

  • Tedarikçi İletişim Protokolü ve Veri Paylaşım Yetkisi
    Bu eğitimde, “hangi bilginin kimlerle paylaşılabileceği” sınırını netleştiriyoruz. Katılımcıların zihninde şu olgunlaşmalı: Tedarikçiyi sakinleştirmek için bile olsa, rakip tedarikçiye ait bilgi, mağaza bazlı dağıtım detayları, ödeme listeleri ve banka bilgileri paylaşılmaz. Şüphe duyulan her durumda doğru yol, yönetici/finans/hukuk/uyum kanalından ilerlemek ve gerekiyorsa resmi bir cevap formatı kullanmaktır.
  • Çıkar Çatışması Beyanı ve İlişki Yönetimi
    Tedarikçi ekipleriyle kişisel yakınlık, hediye/menfaat teması, akrabalık ya da sosyal temas gibi durumlar “saklanacak şeyler” değil; doğru yönetilmesi gereken risklerdir. Amaç hem çalışanı hem şirketi koruyan şeffaflığı sağlamaktır.
  • İç Kontrol Tasarımı: Yetki Matrisi, Onay Akışları ve Denetim İzi
    Tedarikçi ödemeleri, vadeler, kişisel müdahaleler ve rapor paylaşımları; yetki matrisi ve onay akışlarının şirketprosedürleri çerçevesinde yürütüldüğü vurgusu yapılmalıdır.
  • İhbar Hattı ve Soruşturma Standardı Bilgilendirmesi :
    “Ne Yapmalıyım?” Rehberi

    İhbar hattının ne zaman kullanılacağı, yöneticinin rolü, iç soruşturmanın nasıl ilerlediği (şüphe, kanıt, savunma, ölçülülük, karar kaydı ve raporlama) sade bir çerçeveyle anlatılır. Adil ve tutarlı soruşturma yaklaşımı, hem çalışanların adalet ve aidiyet duygusunu korur hem de kurum disiplininin sürdürülebilirliğini sağlar.

Kurumsallaşma adına bu bileşenler hayata geçirilse dahi, suistimal ve uygunsuzluk riskinin tamamen ortadan kalktığı söylenemez. Ancak şirketlerin, uygunsuzluk olarak değerlendirdikleri hal ve durumlarda yargı önünde ellerini güçlü kılan şey; prosedürlerin “varlığı” değil, gerçekte işletildiğinin ortaya konabilmesidir. Bu nedenle prosedürler inşa edilmeli, sahadan gelen geri bildirimlerle güncellenmeli; sadece satınalma ekibine değil harcamalarla ilişkili tüm departmanlara yılda en az bir kez eğitimle hatırlatılmalıdır. Aksi halde kurallar kâğıt üzerinde kalır ve organizasyon tekrar risklere açık hale gelir. O nedenle, prosedürlerin “varlığını” değil “işletildiği”ni kanıtlayın.

Birlikte öğrenme yolculuğu için planlamanızı bugünden yapın.

PDF Belge – Makaleyi indirebilirsiniz.

YAZI DİZİSİ:

1 – Satın almada Suistimal ve Yolsuzluk:  Kurumsallaşma Boşlukları ve Bir Dava İncelemesi

2 – Satınalma Süreçlerinde İhbar, İç Kontrol ve Gizlilik: Bir Dava İncelemesi

3 – Tedarikçinin Alacak İddiası ve Alıcının “Nitelikli Dolandırıcılık” Savunması: Bir Dava İncelemesi

4 – Tamiri Mümkün Makinelerin Hurda Olarak Piyasaya Satışı İddiası:
İlk Derece Mahkemesinden İstinafa Uzanan Bir Dava İncelemesi

5 – Satınalma Yöneticisinin İhalelerde Şirketi Zarara Uğratma İddiası, Disiplin Soruşturması ve Savunma Süreci: Bir Dava İncelemesi

Satın Alma Dergi Tedarik Zinciri Danışmanlığı

EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:

Kurumunuzda benzer risklerin suistimale dönüşmesini önlemek ve satınalma fonksiyonunu sağlam, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz:

☐ Satınalma Süreçlerinde Denetim ve Suistimal Önleme Eğitimi (2 Gün)

☐ ISO 37001 Rüşvetle ve Yolsuzlukla Mücadele Yönetim Sistemi Standardı Eğitimi

☐ Temel Satınalma Eğitimleri -> Eğitim Kataloğunu İndirebilirsiniz –>   https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf


SİZDEN GELENLER

Okur Katkısı: Vaka ve Soru Paylaşımı

Bu yazı dizisini sahadan gelen gerçek soru ve örneklerle zenginleştirmek istiyorum. Satınalma süreçlerinde karşılaştığınız etik ikilemleri, kontrol boşluklarını veya “nasıl önleriz?” dediğiniz risk başlıklarını benimle (editor@satinalmadergisi.com ) paylaşabilirsiniz; uygun gördüklerimi anonimleştirerek ilerleyen bölümlerde vaka olarak ele alacağım.

Paylaşım yaparken yalnızca genel çerçeveyi aktarmanız yeterli;
kişi/kurum ismi vermeden, örneği daha çok “süreç ve risk” boyutuyla anlatmanız yazı dizisinin amacına en iyi şekilde hizmet edecektir.

Satınalma Süreçlerinde Denetim Ve Suistimal önleme Eğitimi
Satınalma Süreçlerinde Denetim ve Suistimal Önleme Eğitimi

 

ŞİRKET EĞİTİMLERİ

FABRİKANIZDA BİRE BİR (1-1) YÖNETİCİ ve GRUP EĞİTİMLERİ

Satınalma Danışmanlığı
Satınalma Danışmanlığı

Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır.
Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 

Türkiye’nin Her Yerinde Bire Bir (1-1) Yönetici Ekibi ve Şirket Eğitimleri

Eğitim içeriklerini görmek için başlıkları tıklayınız.

☐ Stratejik Satın alma Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

☐ ISO 37001 Rüşvetle ve Yolsuzlukla Mücadele Yönetim Sistemi Standardı Eğitimi

☐ Satınalma Süreçlerinde Denetim ve Suistimal Önleme Eğitimi (2 Gün)

☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)
Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Standardı Eğitimi (2 gün)
☐ Satınalma ve Tedarik Zincirlerinde YAPAY ZEKA Eğitimi (2 gün)

☐ Emtia ve Kategori Uzmanları için Maliyet ve Fiyat Eskalasyon Analizi Eğitimi
☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün)

☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)

☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)
☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)

Anahtar sözcükler:

satınalma, suistimal, yolsuzluk, iç kontrol, denetim, dava örneği, pratik çalışma, satınalma suistimali, yolsuzluk, iç denetim, kurumsallaşma, süreç, satın alma, dava, mahkeme, davacı, davalı, eğitim, danışmanlık, rüşvet, hile, dolandırıcılık, tedarik, tedarik zinciri, risk, uyum, maliyet, satın almada suistimal, suistimal riski, önlem alma, etik, ceza, satın alma yöneticisi, satın alma müdürü, iş akdi, ISO 37001, kontrol, denetim, ihbar, ihbar hattı, fesih

Teyitsiz Akreditifler ve İhbar Bankasının Umursamaz Tavrı

Teyitsiz Akreditifler Ve İhbar Bankasının Umursamaz Tavrı Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Teyitsiz Akreditifler ve İhbar Bankasının Umursamaz Tavrı

Reşat BAĞCIOĞLU

Akreditif ve Bankalar

Teyitsiz Akreditifler Ve İhbar Bankasının Umursamaz Tavrı Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemAkreditifin nasıl ortaya çıktığına bakalım isterseniz öncelikle.

Alıcı ve satıcının birbirlerine tam güvenmediklerinden dolayı daha güvenli bir taraf olan bankalara güvenleri söz konusu olmuştur. Alıcı kendi bankasına, satıcı da kendi bankasına güven ederek akreditifli işlemin adımlarını atmaya başlamışlardır.

Diğer bir ifade ile alıcı ve satıcılar birbirlerine tam güven etmeseler de akreditifte yer alan kendi bankalarına güvenleri tamdır.

Alıcı ve satıcı bankalarına güveniyorlarsa, bankaların da akreditifli işlemlerde vurdumduymaz, güven sarsıcı işlemlere seyirci kalmaları beklenemez.

Bankalar ve Akreditif

Bankalar bir akreditifin ayrılmaz asli bir tarafıdır. Alıcı ve satıcının güven erozyonuna uğradığı zamanlarda akreditifli ödeme ön plana çıkmış ve adeta bankalar taraflara güven unsuru olarak akreditifin bir tarafı olmuşlardır.

Alıcı ve satıcının bankalara büyük ölçüde güven duyduğu bir akreditif işleminde, bankaların hata yapması, yanlış yorum yapması veya akreditifin tarafı olan ithalatçı veya ihracatçının para kaybetmesine neden olacak hatalar yapması hiçbir zaman için kabul edilemezdir.

Bankaların akreditifte yaptıkları hatalara baktığımızda;

  • Bilgi noksanlığı dolayısıyla yaptıkları hatalar
  • Kasten yapılan hatalar

Banka Hata Lüks

Şeklinde ifademe şaşıracak olan bankacı meslektaşlarım olabileceği gibi akreditifin tarafı olan ihracatçılar / akreditifin lehtarının düşüncelerini aldığımızda her iki hatanın da bankalar tarafından yapıldığını ifade eden ihracatçıların sayısı azımsanamaz.

Teyitsiz Akreditif ve BankalarUnconfirmed Görsel

Bir akreditifte bankalar aracıdır.

Akreditifin teyitli olması halince;

teyit bankasının adeta ikinci bir güvence gibi ihracatçının yanında oluşu, ihracatçıya ayrı bir güven verir.

Akreditifin teyitsiz olması halinde;

İhbar bankası, yani ihracatçının bankasının bu akreditif üzerindeki verdiği güvence biraz daha azalır. Teyitli akreditifte ihbar bankası, karşı amir bankanın;

  • politik ve
  • ticari

risklerine karşı adeta kefil olmayı ihracatçıya bildirmiş olmasına rağmen, teyitsiz akreditiflerde ihracatçının bankasının politik ve ticari risklere karşı bir güvence vermemektedir.

Akreditif Teyitsiz Olsun Ama

Bir akreditif teyitsiz olabilir. Ama akreditif teyitsiz de olsa bankaların akreditifteki misyonu tartışılmaz ve aynı şekilde devam eder. Akreditifte yer alan ithalatçının ve ihracatçının bankaların misyonları

Uniforms Customs and Practice For Documentary Credits

Brochure no 600 (UCP 600)

Broşürde açıkça anlatılmıştır.

Bir akreditif teyitsiz de olsa;

  • İhracatçının bankasının hata yapma, yapılan hatalı kararlar karşısında sessiz kalması, vurdumduymaz oluşu;
  • İthalatçının bankasının dilediği şekilde, aklına ne gelirse UCP 600 Sayılı Broşür hükümlerini ihlal edecek şekilde

davranış göstermeleri beklenemez.

Teyitsiz Akreditif Kapak

UCP 600 Sayılı Kuralları İhlal Eden Bankalar

İthalatçının bankasının UCP 600 Sayılı Kurallara aykırı hareket göstermesi büyük bir hata olup, aynı şekilde, bu hatayı gördüğü halde sırf akreditif teyitsiz diye hiçbir aksiyon göstermeyen, amir bankanın bu hatalı davranışına seyirci kalmayı tercih eden ihracatçının ihbar bankası da aynı şekilde hatalıdır.

Burada olan ihracatçıya olur, hak ve alacaklarını zamanında alamayan ihracatçı muhtemelen likidite sıkıntısına düşer.

Bir ihracatçının bankası sadece teyit verdiği akreditiflerde değil, amir bankanın göz göre göre bilerek, kasten yapmaya devam ettikleri hatalar karşısında da ihracatçının haklarını korumakla mükelleftir. Yoksa akreditifin güvenilirliği büyük olçüde tartışmaya açılır.

Çok basit bir örnek vermek gerekirse;

Bir teyitsiz akreditifte ihracatçı malını yükleyip, akreditifte istenen evrakları akreditif koşullarına uygun bir şekilde görevli bankaya verdikten sonra, akreditifin teyitsiz olmasından dolayı akreditif evrağını direk olarak amir bankaya göndermesine ve aradan 4-5 hafta gibi uzun bir süre geçmesine rağmen amir banka ödemeyi yapama yanaşmıyorsa, bu durumda ihracatçının bankasının, ödemenin yapılmamasına karşın hiçbir aksiyonda bulunmaması asla kabul edilir bir durum değildir.

Eğer tüm teyitsiz akreditiflerde kurallar böyle işleseydi, dış ticaret tacirlerinin akreditife olan güvenleri de zedelenecektir.

Bu kısa örnekte hem amir bankanın hem de görevli bankanın duruma seyirci kalması aynı hataya ortak bir tavır sergilediğinden dolayı güven zedeleyici bir durumu ortaya çıkartmıştır.

Teyitsiz Akreditifler Ve İhbar Bankasının Umursamaz Tavrı Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemReşat BAĞCIOĞLU

ICC Uluslararası Ticaret Odaları

Türkiye Milli Komitesi

Türkiye Bankacılık Komite Başkanlığı Üyesi

İhracat Sayılan Satış ve Teslimler Nelerdir?

İhracat Sayılan Satış Ve Teslimler Nelerdir Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

İhracat Sayılan Satış ve Teslimler Nelerdir?

Kerim ÇOBAN

Emekli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi                                                                                                   

Tanımlar

İhracat Sayılan Satış Ve Teslimler Nelerdir Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemBakanlık: Ticaret Bakanlığını, 

İhracat Sayılan Satış ve Teslimler: İç piyasada satışı ihracat sayılan ve ithalatta gümrük muafiyetinden yararlandırılan satış ve teslimleri,

Taahhüde Sayılabilecek Döviz: İhracat sayılan satış ve teslimler sonucunda bankalara veya özel finans kurumlarına satışı yapılan döviz ile mal bedeline sayılabilecek tahsil edilmiş diğer tutarları,

İhracat Taahhüdünün Gerçekleştirilmesi: Belge süresi içerisinde mal bedelinin tahsil edilmesini,

Vergi: Eşyanın ithali ve ihracat sayılan satış ve tesliminde tahsili öngörülen vergi, resim, harç, fon ve benzeri bütün mali yükleri,

Döviz Kullanım Oranı: Dahilde işleme izin belgesi kapsamındaki CIF ithal tutarının FOB ihraç tutarına olan yüzde oranını,

İfade eder.

İhracat Sayılan Satış Ve Teslimler Şunlardır:

a) Yatırım programında yer alan kamu yatırımlarından uluslararası ihaleye çıkarılanların (Yerli ve yabancı firmaların ayrı ayrı veya birlikte iştirakine açık olmak üzere) ihalesini kazanan veya yabancı para ile finanse edilenlerin yapımını üstlenen firmaların,

1- Yerli firma olması halinde, uluslararası ihalelerde tamamı üzerinden, yabancı para ile finanse edilenlerde ise yabancı paraya isabet eden oranda imalatçı firmalar tarafından üretilerek bu firmalara yapılan satış ve teslimleri,

2- Yabancı firma olması halinde, yabancı firmanın bu işte kullanacağı malları üreten imalatçı firmaların yapacakları satış ve teslimleri,

3- Yerli ve yabancı firmaların ortaklığı şeklinde olması halinde, yerli firmaya kendi faaliyeti oranında, yabancı firmaya ise bu bendin (2) numaralı alt bendi çerçevesinde imalatçı firmaların üreterek yapacakları satış ve teslimleri,

4- Yukarıda belirtilen bentler çerçevesinde proje sahibi kamu kurumları ile bu projeleri üstlenen firmalara yapılacak teknik müşavirlik, mühendislik vb. hizmet satışları,

b) Cumhurbaşkanı kararı ile yürürlüğe konulan yayımlanan cari yıl yatırım programında yer alan yatırımlardan ve Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının bu programda yer almayan kamu yatırımlarından yabancı para ile finanse edilenlerin yapımını üstlenen ana yüklenici firmaların (alt yükleniciler hariç);

1) Tam mükellef firma olması halinde, yabancı paraya isabet eden oranda yapacakları teslim, hizmet ve faaliyetler ile tam mükellef imalatçı firmaların, bahse konu işte kullanılmak üzere bu işin yapımını yüklenen firmaya üreterek yapacakları mal ve malzeme ile hizmet satış ve teslimleri,

2) Dar mükellef firma olması halinde, söz konusu firmanın bu işte kullanacağı mal ve malzemeyi üreten tam mükellef imalatçı firmaların (işi taahhüt eden firmalar dahil) yapacakları satış ve teslimleri,

3) Tam ve dar mükellef firmaların ortaklığı halinde, tam mükellef firmaya kendi faaliyeti oranında, diğer firmaya ise (2) numaralı alt bendi çerçevesinde tam mükellef firmaların üreterek yapacakları satış ve teslimleri,

4) Yukarıda belirtilen (1), (2) ve (3) numaralı alt bentler çerçevesinde proje sahibi kamu kurumları ile bu projeleri üstlenen firmalara proje süresince yapılacak teknik müşavirlik, mühendislik ve benzeri hizmet satışları,

c) 1- Savunma Sanayi Başkanlığınca onaylanan savunma sanayi projelerini üstlenmiş imalatçı firmaların üreterek yapacakları satış ve teslimleri,

2- Savunma Sanayi Başkanlığınca savunma sanayi açısından önem arz ettiği belirtilen savunma araç ve gereçlerini üreten imalatçı firmaların, ülkenin savunması ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına üreterek yapacakları satış ve teslimleri,

3- Bu bendin (1) ve (2) numaralı alt bentlerinde belirtilen firmalara, imalatçı firmaların üreterek yapacakları satış ve teslimleri,

d) Savunma sanayii, güvenlik veya istihbarat alanında,

1) Savunma Sanayii Müsteşarlığınca onaylanan savunma, güvenlik veya istihbarat alanları ile ilişkili projeleri üstlenmiş tam mükellef imalatçı firmalar ile savunma, güvenlik veya istihbarat alanlarında yapılacak araştırma ve geliştirme projelerini üstlenen tam mükellef imalatçı firmaların yapacakları satış ve teslimler ile bu satış ve teslimler sonrası doğan bakım ve onarım hizmetleri,

2) Savunma Sanayii Müsteşarlığınca savunma, güvenlik veya istihbarat alanları açısından önem arz ettiği belirtilen savunma, güvenlik ve istihbarata yönelik her türlü platform, sistem, yazılım, araç ve gereçlerini üreten tam mükellef imalatçı firmalar ile savunma, güvenlik veya istihbarat alanlarında yapılacak araştırma ve geliştirme projelerini üstlenen tam mükellef imalatçı firmaların ülkenin savunma, güvenlik veya istihbaratı ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına yapacakları satış ve teslimler ile bu satış ve teslimler sonrası doğan bakım ve onarım hizmetleri,

3) Bu bendin (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen firmalara, tam mükellef imalatçı firmaların üreterek yapacakları satış ve teslimleri,

4) Bu bendin (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen işleri yüklenen firmanın dar mükellef firma olması halinde, tam mükellef imalatçı firmaların bu firmaya üreterek yapacakları satış ve teslimleri,

e) İmalatçı firmalar tarafından üretilerek gümrük hattı dışı eşya satış mağazalarına yapılacak satış ve teslimler (bu mağazalarda yapılan satışlar hariç),

f)1-Yatırım teşvik belgesi kapsamında yer alan yatırım mallarını üreterek yatırım teşvik belgesi sahibi yatırımcılara teslim eden imalatçı firmaların yapacakları satış ve teslimler ile yatırım teşvik belgesi sahibi firmaya teslim edilmek kaydıyla finansal kiralama şirketlerine yapılacak satışları, 

2- İmalatçı firmaların, bu Tebliğ eki yatırım malları listesinde (ek-5) belirtilen malları üreterek yapacakları satış ve teslimleri,

3- İmalatçı firmaların, Yatırımlarda Devlet Yardımları Mevzuatı çerçevesinde CKD ithal edebilecek firmalara ithal edebilecekleri bu aksam ve parçaları üreterek yapacakları satış ve teslimleri,

g) Tam mükellef imalatçı firmaların, Bakanlıkça yayımlanan 27/1/2005 tarihli ve 25709 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İhracat Sayılan Satış ve Teslimler Hakkında Tebliğ (İhracat: 2005/2) eki yatırım malları listesinde belirtilen malları üreterek yapacakları satış ve teslimleri,

ğ) Tam mükellef imalatçı firmaların, Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında monte edilmemiş haldeki aksam ve parçaları ithal edebilecek firmalara, ithal edebilecekleri bu aksam ve parçaları üreterek yapacakları satış ve teslimleri,

h) Yap-İşlet Modeli çerçevesinde yapılacak yatırım projelerini üstlenen tam mükellef firmaların yapacakları hizmet ve faaliyetleri,

ı) Kamu kurum ve kuruluşlarınca uluslararası ihaleye çıkarılan yatırım malı ve sınai mamullerinin ihalesini kazanan imalatçı firmaların üreterek yapacakları satış ve teslimleri,

i) Kamu kurum ve kuruluşları tarafından uluslararası ihaleye çıkarılmış yurt içi veya yurt dışı taşıma işlerini yüklenen tam mükellef firmaların bu faaliyetleri,

j) Uluslararası yük ve yolcu taşımacılığından döviz olarak kazanılan bedellerinin yurda getirilmesi kaydıyla kara, deniz veya hava ulaştırma hizmet ve faaliyetleri,

k) Yurt dışına yönelik olarak gerçekleştirilecek müteahhitlik, müşavirlik, yazılım ve mühendislik hizmetleri,

l) Ambalaj malzemesi imalatçısı firmaların, belge süresi içinde teslim edilmek ve teslim tarihinden itibaren 6 ay içerisinde ihracatçının ihraç ürünü ile birlikte ambalaj olarak ihraç edilmek şartıyla, üreterek yapacakları satış ve teslimleri,

m) Uluslararası ikili veya çok taraflı anlaşma hükümlerine göre yurt içinde bulunan yabancı kuruluşların yurt dışından getirme imkanına sahip bulundukları sınai mamulleri teslim eden imalatçı firmalar ile uluslararası kuruluşlar, yabancı ülke temsilcilikleri ve kuruluşlarına ait tesislerin yapımını ve onarımını üstlenen müteahhit firmaların faaliyet ve teslimleri,

n) Uluslararası ikili veya çok taraflı anlaşma hükümleri çerçevesindeki tesislerin yapımını ve onarımını üstlenen müteahhit firmaların faaliyet ve teslimleri (25/1/1988 tarihli ve 19705 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2 sayılı T.C. ile A.B.D. Hükümetleri Arasındaki İkili Anlaşmalar Kapsamına Giren İnşaat Faaliyetlerine Ait Esas ve Usuller Tebliği kapsamında belirtilenlerin dışında kalan tesisler),

o) İkili veya çok taraflı uluslararası anlaşma hükümlerine göre yurt içinde bulunan yabancı kuruluşların yurt dışından getirme imkanına sahip bulundukları sınai mamulleri teslim eden tam mükellef imalatçı firmalar ile uluslararası kuruluşlar, yabancı ülke temsilcilikleri ve kuruluşlarına ait tesislerin yapımını ve onarımını üstlenen tam mükellef müteahhit firmaların faaliyet ve teslimleri,

ö) İmalatçı firmaların, yabancı uyruklulara (diplomatik temsilcilikler ve mensupları dahil), turistlere veya yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarına yapacakları ve yıllık 100.000 ABD Dolarını aşan satış ve teslimler (gümrük hattı dışı eşya satış mağazalarında yapılan satışlar dahil),

p) Yabancı uyruklulara (diplomatik temsilcilikler ve mensupları dahil), turistlere veya yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarına ülkemizde bulundukları sürede, döviz karşılığı verilecek sağlık hizmetleri,

r) Turizm müesseseleri ile seyahat acentelerinin yurt içindeki ve yurt dışındaki turizm faaliyetleri sırasında yaptıkları döviz karşılığı hizmet satışları,

s) Bedelleri döviz olarak alınmak kaydıyla yurt dışında yerleşik firmalar adına gerçekleştirilen bakım ve onarım hizmetiyle, dış sefere çıkan Türk ve yabancı bayraklı gemi, uçak veya tırların bakımı ve onarımı, yenileme ve dönüşüm ile bakım, onarım, yenileme ve dönüşüm kapsamında gerçekleştirilen mal (yakıt ve madeni yağlar hariç) ve hizmet satışları,

ş) Tam mükellef firmalarca, ihraç ürünlerimizin pazarlanması amacıyla yurt dışında mağaza açılması veya işletilmesi,

t) Kamu kurum ve kuruluşlarınca uluslararası ihaleye çıkarılan maden havzalarından rödövans karşılığında maden çıkarımı ve işletmesiyle ilgili üretim faaliyetleri,

u) Yurt içinde yerleşik haber ajanslarınca, yurt dışındaki yayın organlarına görüntülü veya görüntüsüz haber satışları,

ü) Kamu kurum ve kuruluşlarınca uluslararası ihaleye çıkarılan ve Bakanlıkça belirlenen yatırım malları, sınai mamuller ve yazılım hizmetlerine yönelik ihaleleri kazanan tam mükellef imalatçı firmaların üreterek yapacakları satış ve teslimleri,

v) İkili veya çok taraflı uluslararası anlaşmalar kapsamında Türkiye’de gerçekleştirilen projeleri üstlenen kurum, kuruluş veya şirketler (bunlar tarafından yurt içinde projenin yürütülmesi amacıyla kurulan veya ortaklık gerçekleştirilen şirketler dahil) tarafından proje kapsamında verilen yapım ve teslim işlerini yüklenen firmaların (alt yükleniciler hariç);

i) Tam mükellef olması halinde, bunların yapacakları teslim ve hizmetleri ile tam mükellef imalatçı firmaların bu firmalara üreterek yapacakları satış ve teslimleri,

ii) Tam ve dar mükellef firmaların ortaklığı şeklinde olması halinde, tam mükellef firmanın ortaklığı oranında gerçekleştireceği teslim ve hizmetleri ile tam mükellef imalatçı firmaların bu firmalara üreterek yapacakları satış ve teslimleri,

y) Kamu özel işbirliği kapsamında tesis yapımı ve yenilenmesi işlerini üstlenen tam mükellef firmaların yapacakları hizmet ve faaliyetleri,

z) İmalatçı firmaların, dahilde işleme izin belgesi sahibi firmalara üreterek yapacakları kütük ve blum satış ve teslimleri. (2005/2 Sayılı İhracat Sayılan Satış ve Teslimler Hakkında Tebliğin 5.maddesi, 2017/4 Sayılı İhracat, Transit Ticaret, İhracat Sayılan Satış Ve Teslimler İle Döviz Kazandırıcı Hizmet Ve Faaliyetlerde Vergi, Resim Ve Harç İstisnası Hakkında Tebliğin 6.maddesi).

Belge Alma Zorunluluğu

İhracat sayılan satış ve teslimler çerçevesinde gümrük muafiyetli ithalattan yararlanmak isteyen imalatçı firmaların (müteahhit firmalar dahil), ek-1’de belirtilen bilgi ve belgelerle Bakanlığa müracaat ederek, dahilde işleme izin belgesi almaları zorunludur. Müracaat tarihi ile belge tarihi arasında yapılan işlemlere muafiyet veya istisna uygulanmaz.

“D3” Kodlu DİİB: Dahilde İşleme Rejimi kapsamındaki İhracat Sayılan Satış ve Teslimlerde gümrük muafiyeti çerçevesinde düzenlenen Belgedir.

– 2005/2 sayılı Tebliğ kapsamında düzenlenen D3 kodlu belgeler kapsamında geçici ithal edilen eşyanın ithalatında anti-damping vergisi veya sübvansiyon vergisi Uygulanır, ancak gözetim ve korunma önlemleri dahil olmak üzere 95/7606 sayılı İthalat Rejimi Kararına Ek kararın 4.maddesinde sayılan ticaret politikası önlemleri uygulanmaz.

D3 kodlu Dahilde İşleme İzin Belgesi kapsamında gümrük vergisi oranı (0) veya muaf olan ürünler ile tercihli vergi uygulaması çerçevesinden A.TR ve EUR.l belgelerinin ibrazı halinde gümrük vergisi sıfır (0) olan ithal malzemelerin ithalatı yapılabilir.

– 2005/2 sayılı Tebliğ kapsamında düzenlenen D3 kodlu belgeler kapsamında geçici ithal edilen eşyanın ithalatında anti-damping vergisi veya sübvansiyon vergisi uygulanır. Ancak gözetim ve korunma önlemleri dahil olmak üzere 95/7606 sayılı İthalat Rejimi Kararına Ek kararın 4 üncü maddesinde sayılan ticaret politikası önlemleri uygulanmaz.

2005/2 sayılı İhracat Sayılan Satış ve Teslimler Hakkında Tebliğin 9.maddesinde yapılan düzenlemenin Dahilde İşleme İzin Belgesi kapsamında kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekline göre yapılan ithalatlarda % 0 oranında KKDF kesintisi uygulanması, diğer bir değişle KKDF kesintisi yapılmaması gerekir. (2005/2 Sayılı İhracat Sayılan Satış ve Teslimler Hakkında Tebliğin 6.maddesi).

Belge Süresi

İhracat sayılan satış ve teslimler ile ilgili düzenlenen dahilde işleme izin belgelerinin süreleri sektörüne göre azami 12 (oniki) aya kadar tespit edilebilir. Ancak, proje süresi 12 (oniki) ayı aşan hallerde, belgelerin süresi proje süresi kadar tespit edilebilir.

Belge süresinin başlangıcı, dahilde işleme izin belgesinin tarihidir. Süre sonu ise, belge süresi bitiminin rastladığı ayın son günüdür. (2005/2 Sayılı İhracat Sayılan Satış ve Teslimler Hakkında Tebliğin 7.maddesi).

Gümrük Muafiyeti

Dahilde işleme izin belgesi kapsamında 2005/2 Sayılı İhracat Sayılan Satış ve Teslimler Hakkında Tebliğin 5 inci maddesinin (a) ve (b) bentleri çerçevesinde azami % 60; (c), (d), (e), (i) ve (j) bentleri çerçevesinde azami % 50; (d/2) bendinde yer alan ve İthalat Rejimi Kararı’nda gümrük vergisinden muaf olan yatırım malları için azami % 80; (f), (g) ve (h) bentleri çerçevesinde ise azami % 25 döviz kullanım oranında satış ve teslimatı yapılacak işlem görmüş ürünün üretiminde gerekli olan hammadde, yardımcı madde, yarı mamul ile ambalaj malzemelerinin (işletme malzemesi ve gıda maddeleri ithalatı hariç) gümrük muafiyetli olarak ithaline, bu ithalattan doğan vergi kadar teminat alınarak gümrük idarelerince müsaade edilir. Ancak, bu Tebliğin 5 inci maddesinin (a), (b), (d/2), (d/3), (e), (g), (h) ve (i) bentleri çerçevesinde yapılacak ithalat esnasında katma değer vergisi ve varsa özel tüketim vergisi ile 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun değişik 44 üncü maddesine istinaden yapılan kesinti tahsil edilir.

Ayrıca, bu Tebliğin 5 inci maddesinin (a), (b), (d/2), (d/3), (e), (g), (h) ve (i) bentlerinde belirtilen ihracat sayılan satış ve teslimlerin 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun değişik 13 üncü maddesinin (f) bendi kapsamına da girmesi durumunda, işlem görmüş ürünün üretiminde gerekli olan hammadde, yardımcı madde, yarı mamul ile ambalaj malzemelerinin (işletme malzemesi ve gıda maddeleri ithalatı hariç) gümrük muafiyetli olarak ithaline, bu ithalattan doğan vergi (özel tüketim vergisi ile 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun değişik 44 üncü maddesine istinaden yapılan kesinti hariç) kadar teminat alınarak gümrük idarelerince müsaade edilir.

İhracat sayılan satış ve teslimler ile ilgili düzenlenen dahilde işleme izin belgeleri kapsamında yapılan ithalat, indirimli teminat uygulamasından yararlandırılır. Ancak, ihracat sayılan satış ve teslimler ile ilgili düzenlenen dahilde işleme izin belgeleri kapsamında yapılan ithalat için kısmi teminat iadesi yapılmaz.

İhracat sayılan satış ve teslimlere konu mamullerin üretiminde kullanılan ithali geçici veya kati anti-damping vergisi veya sübvansiyon vergisine tabi eşyanın ithalatında, geçici veya kati anti-damping vergisi veya sübvansiyon vergisi tahsil edilir. (2005/2 Sayılı İhracat Sayılan Satış ve Teslimler Hakkında Tebliğin 9.maddesi).

İhracat Taahhüdünün Kapatılması

Dahilde işleme izin belgesi kapsamında 2005/2 Sayılı İhracat Sayılan Satış ve Teslimler Hakkında Tebliğ çerçevesinde düzenlenen dahilde işleme izin belgelerine ilişkin taahhütlerin kapatılması için belge sahibi firmaların, en geç belge süresi sonundan itibaren 3 (üç) ay içerisinde, ek-4’te belirtilen bilgi ve belgelerle birlikte, ilgili bölge müdürlüğüne müracaat etmeleri gerekmektedir. Ancak, bu Tebliğin 5 inci maddesinin (f) bendi çerçevesinde düzenlenen belgelerde bu süre, belge süresi +6 (altı) ay +3 (üç) aydır. Yapılan kapatma müracaatı geri alınmaz.

Yukarıda belirtilen süreler içerisinde kapatma müracaatında bulunmayan firmalara 10 (on) iş günü içerisinde ilgili bölge müdürlüğünce, 1 (bir) ay içerisinde ihracat taahhüdünü kapatma müracaatında bulunulması bildirilir. Belirtilen süre içerisinde kapatma müracaatında bulunmayan firmalar adına düzenlenen dahilde işleme izin belgeleri, ilgili bölge müdürlüklerince müeyyide uygulanarak resen kapatılır.

İhracat sayılan satış ve teslimler ile ilgili dahilde işleme izin belgeleri ihracat taahhütleri; belge şartlarına göre ithal edilen hammadde, yardımcı madde, yarı mamul ile ambalaj malzemelerinin, belgede kayıtlı ihracat sayılan satış ve teslime konu mamulün üretiminde kullanıldığının tespiti ve döviz kullanım oranının aşılmamış olması kaydıyla kapatılır. Belge ihracat taahhütlerinin kapatılmasında, ihracat sayılan satış ve teslim yerine belge kapsamında yapılan ihracata ilişkin gümrük beyannameleri de kullanılabilir. Ancak, ihracat sayılan satış ve teslimlerde (aynı holding bünyesinde yer alan pazarlama şirketleri vasıtasıyla yapılan satışlar hariç) aracı ihracatçı kabul edilmez.

İhracat sayılan satış ve teslimler ile ilgili dahilde işleme izin belgeleri ihracat taahhütlerinin kapatılmasında katma değer vergisi hariç satış fiyatı esas alınır.

Belge ihracat taahhütleri kapatılırken;

a) Bu Tebliğin 5 inci maddesinin (g), (h) ve (i) bentleri çerçevesinde yapılan ihracat sayılan satış ve teslimlerde satış ve/veya teslimat belgesi ile döviz alım belgesinin ibrazı aranır.

b) Bu Tebliğ ile belirlenen diğer ihracat sayılan satış ve teslimlerde ise satış ve/veya teslimat belgesinin ibrazı aranır ve dahilde işleme izin belgesinin düzenlendiği tarihteki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz satış kuru esas alınır.

İhraç kaydıyla gümrük muafiyetli ithalata yönelik olarak düzenlenen dahilde işleme izin belgesi, satış ve teslimin bu Tebliğin 5.maddesinde belirtilmiş olması kaydıyla ihracat sayılan satış ve teslimler kapsamında düzenlenen dahilde işleme izin belgesine dönüştürülebilir. Bu Tebliğin 9.maddesinin birinci fıkrasında belirtilen döviz kullanım oranlarının aşılmamış olması kaydıyla ithalat yapılmışsa, belge kapsamında yapılan ithalat esnasında teminata bağlanan katma değer vergisi ve varsa özel tüketim vergisi ile 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun değişik 44.maddesine istinaden yapılan kesinti (bu Tebliğin 5.maddesinin (c), (d/1), (f) ve (j) bentleri hariç), 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Bu Tebliğin 9.maddesinin birinci fıkrasında belirtilen döviz kullanım oranlarının aşılmış olması halinde ise, ayrıca bu oranı aşan kısma tekabül eden ithalatla ilgili alınmayan vergi, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. (2005/2 Sayılı İhracat Sayılan Satış ve Teslimler Hakkında Tebliğin 10.maddesi).

İhracat Sayılan Satış Ve Teslimler Nelerdir Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemKerim ÇOBAN

Emekli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi

Ben Nasıl Bir Chefim

Ben Nasıl Bir Chefim Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Ben Nasıl Bir Chefim

Ali Rıza DÖLKELEŞ

Mutfak Yöneticisi / Food Editor

Ben Nasıl Bir Chefim Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemTürk Mutfağına ve Gastronomisine gönül vermiş ve bu uğurda kendisini adamış biz mutfak gönüllüleri. Bu sanattaki hayalimizdir iyi bir Chef olmak. Son yıllarda ne mutlu ki bu hayal artık okul yılları itibari ile başlamakta. Eski yıllarda olduğu gibi usta – çırak ilişkisi ile değil artık açılan Turizm Meslek Liseleri Mutfak bölümleri olsun, Üniversiteler olsun chef olmak isteği ile kendini gastronomiye adamış gençlerimize yeni bir kapı olmuştur.

Benim tespitlerim okullarımızda eğitim almış ve buradan başlamış gençlerimizin en büyük ideali Türk Mutfağına ve Gastronomisine hizmet verecek tanıtacak yön verecek iyi bir ‘’chef olmak’’ bu yolda devamlı kendisini yenileyen araştıran bir gençlik geliyor.

Bu tespitlerimin doğruluğunu da gerek okullarda yapmış olduğum panellerde gerek yanımda staj yapan öğrencilerimden ve de son yemek yarışmalarında göstermiş oldukları yüksek performans ile gençlerimizin son derece bu yolda azimli ve hırslı olduklarına şahit oldum.

Bu olgular Türk Mutfağı açısından sevindirici. Gençlerimize gerekli desteği verdiğimizde mutfaklarımızda imkân verildiğinde göreceğiz ki ileri ki yıllarda daha bilinçli kaliteli ve eğitimli Chef’ler yetişecektir. Bu eğitim sürecindeki sorumluluk da şu an Chef olarak görev yapan bütün Mutfak Chef’lerine düşmektedir.

Öğretim görevlilerimiz en iyi şekilde gerek pratikte gerek ise teorikte bu gençleri hazırlıyorlar. Biz Chef’lere de aynı özveri ile bu okullu gençlere mutfaklarımızda aynı bilinç ile yer ve imkân verdiğimiz de Türk Mutfağının yarınlarında daha bilinçli aşçılar ve chef’ler olacaktır.

Çünkü artık aşçılık hayatta hedefi olmayan, ne iş yapacağını bilmeyen ve mesleki olarak hayatta tutunamayanların çırak olarak başladığı bir alan olmaktan çıkmıştır.

Tam aksine bu sanatın sadece pişirip, sunmak olmadığı, tıpkı bilimle sanatın birleştiği görsel bir sunum tekniği haline gelmiştir.

Chef olarak sorumlu olduğumuz mutfakları birer okul olarak düşünüp, düşündüklerimizi gastronominin bize sağladığı incelikleriyle birleştirip, bizden sonraki gençlere kadar indirgediğimiz takdirde, o zaman dünya mutfakları arasında biz de varız diyeceğime inanıyorum.

Bu sanat bu incelikler üzerinde gelişirken biz chef’ler ne yapıyoruz? Bu düşüncelere bu kadar riayet ediyor muyuz?

Ya da ‘’aman ben iyi bir chefim iyi de bir otelim var bundan sonrası beni bağlamaz, unumu eledim eleğimi astım’’ düşüncesi mi var; ne yazık ki şu an görev yapan birçok şefimiz de bu mantık var.

Kendi köşesinde en iyi usta edaları ile ahkâm kesmek, yapılabilecek en kolay davranış. Bir de yetmezmiş gibi kendisini Türk Mutfağına ve Sanatına adamış kişileri de yıkıcı olarak eleştirmekten o içerisindeki karamsar duygu ve düşüncelerini de etrafına bir virüs gibi yaymaktan geri kalmıyorlar. Bunun sebebi ise yapamamaktan, başaramamaktan ve geride kalacağım korkusundan kaynaklanıyor.

‘’Sevdiğim Sözler’’

Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti.

İşverenine çalıştığı konut yapım işinden ayrılmak ve ailesi ile birlikte daha özgür bir yaşam sürmek istediğinden bahsetti.

Para kazanmayı özleyecekti ama artık emekli olmayı arzu ediyordu.

Müteahhit en iyi işçisinin ayrılmasına üzüldü ve ondan bir iyilik olarak kendine son bir ev daha yapmasını rica etti. Marangoz kabul etti ve işe girişti.

Ne var ki artık çalışmak istemediğinden, gönlünü yaptığı işe koymadı ve bu yüzden
baştan savma bir işçilik yaptı, kalitesiz malzeme kullandı. İşini bitirdiğinde
işveren, evi gözden geçirmek için geldi. Dış kapının anahtarını marangoza
uzattı: “Bu ev senin, sana benden hediye”. Dedi.

Her zaman ayrım gözetmeksizin yaptığımız işi daime en iyisini yapmalıyız, şartlar ne olursa olsun.

Ustalık Burada Gizli.

İyilikle kalın…

Saygılarımla / Best Regards

Ben Nasıl Bir Chefim Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemAli Rıza DÖLKELEŞ

Mutfak Yöneticisi / Food Editor

Limak Cyprus Deluxe Hotel

Bafra Turizm Bölgesi – İskele/K.K.T.C.

chefard@hotmail.com

www.limakhotels.com

Çalışana Verilen Değer, Şirket Değerini Artırır

çalışana Verilen Değer, şirket Değerini Artırır Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Çalışana Verilen Değer, Şirket Değerini Artırır

M. Efsun Yüksel Tunç
Eğitmen ve Yönetim Danışmanı
Yaşam ve Yönetici Koçu

çalışana Verilen Değer, şirket Değerini Artırır Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemBir organizasyonun başarısını yalnızca finansal sonuçlarla ölçmek eksik olur. Bugünün iş dünyasında şirketlerin gerçek güç kaynaklarından biri artık insan sermayesidir — ve bu sadece insanın varlığı değil, o insana ne kadar değer verildiğidir.

Çalışan, sadece bordroya yazılmış bir isim değildir. Bir birey olarak düşünür, hisseder, katkı üretir, etkiler ve etkilenir. Ve bir şirket “değer veriyorum” dediği anda yalnızca söz söylemiş olmaz; bir bağ kurma eylemi başlatır. Bu bağ, şirketin kültüründen tutun da sürdürülebilirliğine kadar tüm yaşam alanını etkiler.

Değer vermek, “iyi niyet” ile sınırlı kalmamalıdır. Bilinçli bir strateji ve eylem planı ile güçlendirilmelidir. Çünkü gerçekten değer verilen çalışanlar, sadece bireysel performansı yükseltmez; şirketin itibarını, verimliliğini, inovasyon kapasitesini ve takım sinerjisini de olumlu yönde etkiler.

Çalışana Değer Verme, Şirketi Nasıl Güçlendirir?

Bağlılık Yaratır

Çalışanlara değer verildiğini hissettiren şirketlerde bir bağlılık kazanımı olur. Bağlı çalışan, sadece “mesai saatini dolduran” kişi değildir. O, şirkete aidiyet duyan, zor zamanlarda çözüm arayan, kendini şirketin parçası olarak gören bireydir.

Bu bağlılık, şirket içi verimliliği artırır, çalışan devir hızını düşürür ve insan kaynakları maliyetlerini azaltır. Çünkü değer verilen çalışan, yalnızca şirket için çalışmaz; şirketin başarısına yatırım yapar.

Güvenli ve Açık İletişim Ortamı Oluşturur

Değer, sözle değil davranışla desteklendiğinde etkisini gösterir. Çalışanlar fikirlerini paylaşırken çekinmediklerinde, organizasyon daha açık bir iletişim kültürü kurar. Bu tür bir ortamda fikirler daha hızlı test edilir, geri bildirim döngüleri daha etkili işletilir ve sonuçlar daha güçlü olur.

Bir şirketin güçlü olduğu yerde, insanlar fikirlerini çekinmeden ifade edebilir, hatalarını öğrenme fırsatı olarak görebilir ve süreçlere katkı sağlayabilir. Bu da inovasyon potansiyelini artırır.

Motivasyon ve Performans İlişkisi

Değerli hissetmek, motivasyonu doğrudan etkiler. Motivasyon yüksek olan çalışanların performansı da doğal olarak yüksektir. Çünkü insanlar:

Yaptıkları işin takdir edildiğini bilir,

Katkılarının görüldüğünü hisseder,

Süreçlerde söz sahibi olduğunu düşünür.

Bu üç unsuru birlikte yaşatan organizasyonlarda performans sıçramaları sık görülen bir sonuçtur. Ve bu durum, sadece bireyin performansına değil, takım performansına da yansır.

Şirket Kültürü ve Çalışma Atmosferi

Şirket değerini belirleyen en önemli unsurlardan biri kültürdür. Değer verilen bireyler, şirket kültüründe bir “pozitif sürücü” görevi görürler. Bu kişiler:

Ekip arkadaşlarını motive eder,

Sorunları birlikte çözme bilincini geliştirir,

Ortak değerlerin yayılmasına katkı sağlar.

Dolayısıyla şirket kültürü; sadece üst yönetimin belirlediği kurallar bütünü değildir. Aksine, her bireyin davranışıyla şekillenen bir ortak anlayışa dönüşür. Bu anlayış, kurumun dışarıya yansıyan itibarını da etkiler.

Verimlilik ve Çalışma Kalitesi

Birçok lider “daha çok çalışmak = daha çok üretmek” diye düşünür. Oysa gerçek verimlilik bunu aşar. Bir çalışan değer gördüğünde, sadece daha çok çalışmakla kalmaz;

Daha odağını yüksek tutar,

Daha stratejik düşünür,

Süreçleri daha akıllı optimize eder,

Hataları daha çabuk çözer.

Değerli hisseden bir birey, artık sadece “iş yapar” değil; katkı üretir.

Şirket Markasına Dışarıdan Algı

Değer verilen çalışan, markanın içsel elçisidir. Dışarıda şirketin itibarına katkı sağlayan en güçlü güç, zaten şirket içinde değer gören bireylerin kendi çevreleridir. Bu durum;

Potansiyel çalışan adayları için cazibe yaratır,

Müşteriler nezdinde güven algısı oluşturur,

İş ortaklıkları ve ilişkilerde güçlü bir karşılık bulur.

Yani çalışanına değer veren şirket, bir bakıma toplumda da pozitif bir değer yaratan kurum haline gelir.

Değer Vermek, Sürdürülebilir Güçtür

Çalışana değer vermek, sadece içinde “iyi hissettiren bir yaklaşım” değildir; aynı zamanda stratejik bir yatırımdır. Değer verilen çalışan:

Şirkete daha fazla bağlanır,

Daha yüksek performans ortaya koyar,

Yaratıcı çözümler üretir,

Ekip içinde güçlü iletişim sağlar,

Şirket kültürünü olumlu yönde besler.

Ve tüm bunların toplamı, uzun vadede şirketin değerini artıran görünür bir güce dönüşür. Çünkü başarı artık sadece ürün ya da hizmet kalitesiyle ölçülmüyor; aynı zamanda o şirketin insana bakış biçimiyle de değerlendiriliyor.

Bir şirket, çalışanına değer verdiğinde sadece çalışanını motive etmez, sadece verimliliği artırmaz, aynı zamanda kurumun kimliğini güçlendirir. Bu nedenle değeri insan merkezli kurmak, geleceğin sürdürülebilir başarısının temel taşıdır.

çalışana Verilen Değer, şirket Değerini Artırır Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemEfsun Yüksel Tunç

Eğitmen ve Yönetim Danışmanı

Yaşam ve Yönetici Koçu

efsun@indus.com.tr

https://www.linkedin.com/in/efsunyukseltunc/

Instagram @indusefsun

www.efsunyuksel.com

Hannover Messe 2026: Geleceğin Fabrikasına Giden Yol

Tedarik Zinciri Dijital Dönüşüm Danışmanlığı Haber Hannover Messe 2026 Geleceğin Fabrikasına Giden Yol

Endüstri Küresel Bir Dönüşümden Geçiyor, Hannover Messe 2026, Yapay Zekâ ve Otomasyonla Geleceğin Fabrikasına Giden Yolu Gösteriyor

Tedarik Zinciri Dijital Dönüşüm Danışmanlığı Haber Hannover Messe 2026 Geleceğin Fabrikasına Giden YolKüresel rekabetin, yükselen maliyetlerin ve yapay zekânın da etkisiyle, endüstri tarihi bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu yıl 20-24 Nisan tarihleri arasında Hannover’de 79’uncu kez düzenlenecek olan Hannover Messe 2026, şirketlerin bu zorlukları nasıl fırsatlara dönüştürebileceklerini gösterecek. Savunma sektörüne odaklanan yeni tematik yapı, iyileştirilmiş ziyaretçi yönlendirmesi, genişletilen networking olanakları ve yapay zekaya güçlü odaklanma sayesinde fuar, katılımcılara ve ziyaretçilere daha fazla değer ve daha hedef odaklı bir deneyim sağlayacak.

Küresel rekabet, artan maliyet baskısı ve yapay zekânın (AI) hızlanan etkisi, endüstriyi bugüne kadar eşi benzeri görülmemiş bir dönüşümle karşı karşıya bırakıyor. Bu dönüşüm sürecinde imalat sektöründeki şirketler, yeniliklerini sergileyebilecekleri, bilgi alışverişinde bulunabilecekleri ve en iyi uygulamaları vurgulayabilecekleri bir platforma ihtiyaç duyuyor. Hannover Messe 2026, bu ihtiyaca cevap vererek; otomasyon, dijitalleşme, enerji sistemleri ve araştırmanın rekabet gücünü sağlamak için nasıl birlikte ve uyum içinde çalışabileceğini somut biçimde ortaya koyacak. Bunun yanı sıra fuarda öne çıkan yeni özel alanlardan biri, savunma sanayine yönelik üretim teknolojilerine odaklanacak. Bu özel alandaki katılımcılar, güvenlikten ödün vermeden savunma sanayi üreticilerinin, üretimi en kısa sürede ölçeklendirmelerine yardımcı olacak özel çözümlerini sergileyecekler.

Fuar, otomasyona dayalı dijital ve yapay zekâ odaklı fabrikaya giden yol haritasını gözler önüne seriyor

Yapay zekâ, fuarın tüm alanlarında ortak bir tema olarak öne çıkacak. Bu kapsam, Hannover Messe tarafından düzenlenen yapay zekâ turları, masterclass’lar, forumlar ve networking etkinlikleriyle desteklenecek.

Hannover Messe Istanbul Basın Toplantısında konuşan HANNOVER MESSE Küresel Direktörü Basilios Triantafillos, “Sektörden gelen katılımcılar, HANNOVER MESSE’de bu hızlı endüstriyel dönüşüm aşamasında şirketlerin nasıl başarıya ulaşabileceğine tanık olabilecekler. Makine mühendisliğinden otomotiv ve elektrik endüstrilerine kadar farklı sektörlerin üst düzey yöneticileri fuarda geniş bir yelpazede verimlilik, sürdürülebilirlik, dayanıklılık ve rekabetçiliği destekleyen çözümler bulacak. Bu kapsamda Hannover Messe, otomasyona dayalı dijital ve yapay zekâ odaklı fabrikaya giden yol haritasını gözler önüne serecek. Elektrik mühendisliği, makine mühendisliği, dijital ve enerji sektörlerinden 3 binden fazla şirket, yapay zekânın önemli bir rol oynadığı günümüzün ve geleceğin üretim ve enerji tedarikine yönelik çözümlerini sergileyecek” dedi.

Yapay zekânın, günümüzün belirleyici teknolojik itici gücü olduğunu ve her ölçekten sanayi şirketine yeni olanaklar sunduğunu belirten Triantafillos, “Fuar, katılımcılara uygulamalı yapay zekâ çözümleri ve yapay zekânın üretkenliği nasıl artırabileceğine dair doğrudan bilgiler sunacak” şeklinde konuştu.

“Firmalarımıza dünya ölçeğinde yeni fırsat kapıları açıyoruz”

Dünyanın en köklü ve en etkili fuar organizatörlerinden biri olan Deutsche Messe AG’nin Türkiye’deki resmi temsilcisi olmanın sorumluluğunu taşıdıklarını söyleyen Hannover Fairs Turkey Genel Müdür Yardımcısı Sayın Belkıs Ertaşkın; sanayi, teknoloji, enerji ve endüstriyel dönüşüm alanlarında Türkiye’yi küresel platformlarla buluşturmaya devam edeceklerini söyledi. Aynı zamanda Deutsche Messe AG’nin dünyanın farklı ülkelerinde düzenlediği fuarlarda Türkiye’den katılımları organize ettiklerini ifade eden Ertaşkın, “Deutsche Messe’nin sahip olduğu uluslararası bilgi birikimi, organizasyon gücü ve vizyonunu, Türkiye sanayisinin üretim gücü ve girişimci ruhuyla bir araya getirerek, firmalarımıza dünya ölçeğinde yeni fırsat kapıları açıyoruz” dedi.

Türkiye, Çin, ABD, Meksika, Singapur, İtalya, Fas, Suudi Arabistan ve Almanya gibi dünyanın birçok ülkesinde sektörlere özel ticaret fuarları düzenleyen Deutsche Messe’nin her yıl binlerce profesyoneli bir araya getirdiğine dikkat çeken Ertaşkın, “Deutsche Messe’nin en güçlü markalarından biri olan Hannover Messe’nin portföyüne, Industrial Transformation markası altında iki yeni fuar daha eklendi. Bu kapsamda Hannover Messe portföyü, Industrial Transformation Africa ve Industrial Transformation Saudi Arabia ile farklı coğrafyalardaki varlığını istikrarlı şekilde güçlendirmeyi sürdürüyor. Türkiye’de başarıyla hayata geçirdiğimiz Win Eurasia ise bu yaklaşımın en güçlü örneklerinden biri olarak öne çıkıyor” diye konuştu.

Hannover Messe 2026’ya Türkiye’den 100’ü Aşkın Firma Katılacak

Bu yıl 79’uncu kez düzenlenecek olan Hannover Messe’nin, köklü geçmişiyle, sanayi dünyasının yönünü belirleyerek, vizyon oluşturduğunu ifade eden Ertaşkın, şöyle konuştu: “Hannover Messe küresel ölçekte etkileşim sağlayan en önemli platformlardan biri. Türk sanayisi açısından da önemli fırsatlar sunduğuna inanıyoruz. Bu kapsamda HANNOVER MESSE 2026, firmalarımız için yeni pazarlara erişim, uluslararası iş birlikleri geliştirme, yüksek katma değerli üretimi küresel ölçekte görünür kılma ve küresel tedarik zincirlerinde daha güçlü bir konum elde etme açısından stratejik bir platform. İTO’nun milli katılım organizasyonuyla birlikte Türkiye’den 100’ü aşkın firma ile fuara katılım sağlayacağız. Türk sanayisinin üretim kabiliyeti, mühendislik altyapısı ve inovasyon kapasitesi uluslararası düzeyde net bir şekilde Hannover Messe’de göstermiş olacağız.”

“Hannover Messe dünyanın en prestijli fuarlardan biri”

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Develioğlu ise, 33 yıldır Hannover Messe’ye katıldıklarına dikkat çekti. Bu yıl da fuarda güçlü bir şekilde yer almak için hazırlıklarına güçlü bir şekilde devam ettiklerini söyleyen Develioğlu, “Hannover Messe dünyanın en prestijli fuarlardan biri.  Aynı zamanda Türk iş dünyasının ve üretim gücümüzün sergilendiği bir platform olmaya devam ediyor” dedi.

“Hannover Messe’yi hedeflerimizin stratejik bir parçası olarak görüyoruz”

İTO’nun 144 yıllık geçmişiyle ülke içinde ve küresel ölçekte faaliyetlerine devam ettiğini belirten Develioğlu, “800 bini aşkın üyemizin ihracat ve üretim kapasitelerini artırmak ana gündem maddelerimiz arasında yer alıyor. Hannover Messe’yi de bu ideal ve hedeflerimizin stratejik bir parçası olarak görüyoruz. 2025 yılında gerçekleştirdiğimiz millî katılım organizasyonumuzda beş ayrı salonda yaklaşık 1.500 metrekarelik alanda 61 katılımcı firmamız yer alırken, 66 Türk firması da bireysel olarak katılmıştı. Hannover Messe 2026’da ise, yine beş salonda yaklaşık 1.545 metrekarelik alanda yerimizi almaya hazırlanıyoruz.” diye konuştu.

Fuarın Ortak Teması, Yapay Zekâ

Yapay zekâ, fuarın tüm alanlarında ortak bir tema olarak öne çıkacak. Bu kapsam, HANNOVER MESSE tarafından düzenlenen yapay zekâ turları, masterclass’lar, forumlar ve networking etkinlikleriyle desteklenecek. Katılımcı şirketler arasında AWS, Microsoft, SAP, Schneider Electric ve Siemens gibi küresel teknoloji devlerinin yanı sıra; Beckhoff, Festo, HARTING, ifm, LAPP, Phoenix Contact, Rittal, Schaeffler ve SEW gibi KOBİ segmentinden teknoloji liderleri de yer alacak. Fraunhofer ve Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü (KIT) gibi önde gelen araştırma enstitüleri yarının endüstriyel çözümlerini ana hatlarıyla belirlerken, çeşitli teknoloji alanlarından 200’den fazla start-up da devrim niteliğinde yeniliklerini sergileyecekler.

Yeni Tematik Yapı ve Optimize Edilmiş Ziyaretçi Yönlendirmesi

Hannover Messe HannoverEn önemli yeniliklerden biri olarak, yeniden kurgulanan tematik yapı ve yeni salon düzeni dikkat çekiyor. Bu düzenleme, ziyaretçiler için daha doğrudan bir yönlendirme sağlarken, katılımcı firmalara da doğru hedef kitle için daha yüksek görünürlük kazandıracak. Yeni salon yerleşiminin yanı sıra HANNOVER MESSE 2026, içerik derinliğini daha da artıran yeni bilgi paylaşımı ve networking yaklaşımları sunacak. Bu sayede uzmanlar ve kullanıcılar, belirli zorluklar ve bunlara yönelik çözümler hakkında uygulamaya dönük bir şekilde fikir alışverişinde bulunabilecekler.

Fuar Alanı Üçe Ayrılıyor

Otomasyon ve dijitalleşme hem fiziksel alanlarda hem de içerik açısından birbirine daha yakın konumlandırılırken, bu yaklaşım yazılım ve donanımın giderek iç içe geçtiği güncel sanayi trendini yansıtıyor. Yapay zekâ kontrollü robotlardan veri odaklı üretime, dijitalleşmiş tedarik zincirlerinden akıllı fabrikalara kadar geniş bir perspektif sunuyor. Yeni tematik yapı üç ana sergi alanından oluşacak: Otomasyon & Dijitalleşme, Enerji & Endüstriyel Altyapı ve Araştırma & Teknoloji Transferi.

Konuşmalar ve Paneller Aracılığıyla, Günümüzün En Önemli Sorunları Ele Alınıyor

Endüstri, siyaset ve bilim alanlarından önde gelen isimleri bir araya getirecek olan Center Stage; açılış konuşmaları ve paneller aracılığıyla, “Karbon nötr üretime nasıl geçebiliriz?”, “Endüstriyel değer yaratmada yapay zekâ nasıl bir rol oynuyor?”, “Avrupa ve ortakları kendi egemen teknolojik üstünlüklerini nasıl güvence altına alabilirler?” gibi günümüzün en önemli sorularını ele alacak. Sahnede otomotiv, gıda, mobilya ve kimya sektörleri başta olmak üzere birçok alandan şirket, fabrikalarına dair bilgi vererek üretim süreçlerinde otomasyonu, dijitalleşmeyi ve enerji verimliliğini nasıl tasarladıklarını ve başarıyla uyguladıklarını gösterecekler.

Yeni Özel Alan: “Savunma Üretim Alanı”

Modern teknolojinin güvenlik açısından kritik üretim gereksinimlerini karşılayan yeni “Savunma Üretim Özel Alanı”, aynı zamanda yüksek ölçeklenebilirliği nasıl sağladığını da gösterecek. Savunma sanayindeki şirketler, diğer sanayi sektörlerine benzer zorluklarla karşı karşıya olsa da yeni jeopolitik dönem, kapasitelerini çok kısa sürede hızla artırmalarını gerektiriyor. Bu yeni özel alan şirketlerin güvenlik ve kalitelerinden ödün vermeden bunu nasıl gerçekleştirebileceklerine odaklanacak.

Partner Ülke Brezilya: Stratejik Olarak Önemli Bir Büyüme Ortağı

Tedarik Zinciri Dijital Dönüşüm Danışmanlığı Haber Hannover Messe 2026 Geleceğin Fabrikasına Giden YolLatin Amerika’nın en büyük ekonomisi olan Brezilya, Hannover Messe 2026’nın partner ülkesi olarak fuarın merkezinde yer alacak. Yeşil enerji ve ham maddelerden hızla büyüyen endüstriyel pazara kadar geniş bir potansiyel sunan Brezilya’da, 1.500’ü aşkın Alman şirketi faaliyet gösteriyor ve endüstriyel üretiminin yaklaşık yüzde 10’unu oluşturuyor. Brezilya ile çalışmanın ticaretin ötesinde bir stratejik ortaklık olduğunun altını çizen Triantafillos, “Küresel gerginliğin yaşandığı zamanlarda, güvenilir ortaklar daha da önemli hale geliyor. Hannover Messe, bu bağları güçlendirmek için ideal bir platform olarak fark yaratacak” dedi.


ŞİRKET EĞİTİMLERİ

FABRİKANIZDA BİRE BİR (1-1) YÖNETİCİ ve GRUP EĞİTİMLERİ

Satınalma Danışmanlığı
Satınalma Danışmanlığı

Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır.
Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 

Türkiye’nin Her Yerinde Bire Bir (1-1) Yönetici Ekibi ve Şirket Eğitimleri

Eğitim içeriklerini görmek için başlıkları tıklayınız.

☐ Stratejik Satın alma Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

☐ ISO 37001 Rüşvetle ve Yolsuzlukla Mücadele Yönetim Sistemi Standardı Eğitimi

☐ Satınalma Süreçlerinde Denetim ve Suistimal Önleme Eğitimi (2 Gün)

☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)
 Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Standardı Eğitimi (2 gün)
☐ Satınalma ve Tedarik Zincirlerinde YAPAY ZEKA Eğitimi (2 gün)

☐ Emtia ve Kategori Uzmanları için Maliyet ve Fiyat Eskalasyon Analizi Eğitimi
☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün)

☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)

☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)
☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)

Anahtar Sözcükler: Bütçe, Harcama Analizi, Harcama Tahminlemesi, spend analysis, satış, operasyon planlama, satın alma planlaması, tedarik, senaryo, risk, CAPEX, OPEX, kategori, finans, kredi, tedarikçi, taşeron, fason, öngörü

Laboratuvar Hizmet İhalesinin İşin Başlama Tarihinde Çelişki Olması?

Laboratuvar Hizmet İhalesinin İşin Başlama Tarihinde çelişki Olması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Laboratuvar Hizmet İhalesinin İşin Başlama Tarihinde Çelişki Olması?

Mehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Laboratuvar Hizmet İhalesinin İşin Başlama Tarihinde çelişki Olması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemİtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle; Sözleşme Tasarısı’nın 9’uncu maddesinde işin süresinin işe başlama tarihinden itibaren yirmi dört ay olarak belirlendiği, anılan Tasarı’nın 10’uncu maddesinde sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren otuz gün içinde işyeri teslimi yapılarak işe başlanacağının belirtildiği ancak aynı Tasarı’nın 36’ncı maddesinde ise ihale kısımlarında mevcut sözleşmelerin bitimi itibari ile işe başlama yapılacağı şeklinde düzenlemeye yer verildiği, mevcut sözleşmelerin bitiş tarihlerinin taraflarına bildirilmemesi sebebiyle işe başlama tarihi ve çalışılacak gün sayısında belirsiz bir durum ortaya çıktığı, bahse konu düzenlemeler arasında çelişki bulunduğu ve düzenlemelerin ihaleye katılımı engellediği, mevcut ihale dokümanı ile işe başlama tarihi belli olmadığından her türlü maliyetin belirlenmesi ve ihaleye sağlıklı teklif verilmesi ve bu haliyle ihalenin sonuçlandırılmasının mümkün olmadığı, iddialarına yer verilmiştir.

Konu İle İlgili Emsal Kamu İhale Kurulu Kararına Göre;

Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; Kamu İhale Genel Tebliği’nin “Hizmet alımlarında işin süresi, işe başlama ve iş bitirme tarihi” başlıklı 80’inci maddesinde “80.1. Hizmet Alımı İhalelerinde Uygulanacak Tip İdari Şartnamelerin “Sözleşmenin Uygulanması ve Diğer Hususlar” başlıklı bölümünde işe başlama ve iş bitirme tarihinin sözleşme tasarısında düzenlendiği belirtilmiştir. Bu çerçevede, Hizmet Alımlarına Ait Tip Sözleşmenin konuya ilişkin “İşin süresi” başlıklı 9 uncu maddesi uyarınca, idarenin işe başlama ve iş bitirme tarihlerini kesin olarak öngördüğü hallerde bu tarihler 9.1. maddesine yazılacak, aksi takdirde bu maddede işin süresinin işe başlama tarihinden itibaren kaç gün ya da ay olduğu belirtilecektir. Tip Sözleşmenin 10.2. maddesi ise işyerinin teslimi ve işe başlama tarihine ilişkin olup, söz konusu madde, 9.1. maddesinde işe başlama ve iş bitirme tarihlerinin kesin olarak belirtilip belirtilmediği ve işyeri teslimi yapılıp yapılmayacağı hususları dikkate alınarak idare tarafından düzenlenecektir. …” açıklaması,

Başvuruya konu ihaleye ait İdari Şartname’nin “İhale konusu işe/alıma ilişkin bilgiler” başlıklı 2’nci maddesinde “2.1. İhale konusu işin/alımın;

a) Adı: 24 Aylık Batı İlçeleri, …….. Devlet Hastanesi, …… Devlet Hastanesi Laboratuvar ve Kan Gazı Hizmet Alımı İhalesi

b) Türü: Hizmet alımı

c) İlgili Uygulama Yönetmeliği: Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği

ç) Miktarı: 24 Aylık 13 Kısım Laboratuvar Hizmet Alımı Ayrıntılı bilgi idari şartnamenin ekinde yer almaktadır.

d) İşin yapılacağı/malın teslim edileceği yer: Müdürlüğümüze bağlı …….Devlet Hastanesi, …….. Devlet Hastanesi, …….. Devlet Hastanesi, …..Devlet Hastanesi, …… Devlet Hastanesi, …….. Devlet Hastanesi, ………. Devlet Hastanesi, …….. Devlet Hastanesi ve …….Devlet Hastanesi ve ……. Devlet Hastanesi” düzenlemesi,

Anılan Şartname’nin “Kısmi teklif verilmesi” başlıklı 20’nci maddesinde “20.1. Bu ihalede kısmi teklif verilebilir.

20.2. Bu ihaledeki kısım sayısı 13 dir. İhale kısımlarına ilişkin koşullar altta düzenlenmiştir;

Bu ihalede kısım sayısı 13 (onüç) olup, İstekliler her bir Kısım için ayrı ayrı teklif verebileceği gibi işin tamamına da teklif verebilir. İsteklilerin teklifleri kısım bazında değerlendirilecektir.” düzenlemesi,

Sözleşme Tasarısı’nın “İşin süresi” başlıklı 9’uncu maddesinde “9.1. İşin süresi, işe başlama tarihinden itibaren 24 (YirmiDört) aydır. 9.2. Bu sözleşmenin uygulanmasında sürelerin hesabı takvim günü esasına göre yapılmıştır.” düzenlemesi,

Anılan Tasarı’nın “İşin yapılma yeri, işyeri teslim ve işe başlama tarihi” başlıklı 10’uncu maddesinde “10.1. İşin yapılacağı yer/yerler: Müdürlüğümüze bağlı ….. Devlet Hastanesi, ……. Devlet Hastanesi, ……… Devlet Hastanesi, ……..Devlet Hastanesi, ……Devlet Hastanesi, ……. Devlet Hastanesi, ……… Devlet Hastanesi, …….Devlet Hastanesi(bağlı Birimleri) ve ……… Devlet Hastanesi. …………. Devlet Hastanesi 10.2. İşyerinin teslimine ilişkin esaslar ve işe başlama tarihi: Sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 30 (Otuz) gün içinde işyeri teslimi yapılarak işe başlanır. Yüklenici veya vekili ile İdare yetkilisi/yetkilileri arasında düzenlenen işyeri teslim tutanağının imzalanmasıyla yükleniciye işyeri teslimi yapılmış olur. Ancak, işyeri teslim tutanağında, işyeri tesliminin, tutanağın onaylanması halinde gerçekleşmiş olacağının belirtilmesi halinde, tutanağın onaylandığının yükleniciye tebliğ edildiği tarihte işyeri teslimi yapılmış sayılır.” düzenlemesi,

Aynı Tasarı’nın “Diğer hususlar” başlıklı 36’ncı maddesinde “36.1. İhale kısımlarında mevcut sözleşmelerin bitimi itibari ile işe başlama yapılacaktır. …” düzenlemesi bulunmaktadır.

Başvuruya konu ihalenin ……….. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 14.11.2025 tarihinde açık ihale usulü ile gerçekleştirilen “24 Aylık Batı İlçeleri, ……. Devlet Hastanesi, …… Devlet Hastanesi Laboratuvar ve Kan Gazı Hizmet Alımı İhalesi” olduğu, ihalede 42 adet ihale dokümanı indirildiği, 13 kısımdan oluşan ihaleye toplam 17 istekli tarafından teklif sunulduğu, rapor tanzim tarihi itibariyle henüz ihale komisyonu kararı alınmadığı, başvuru sahibinin iddialarının ihale dokümanına yönelik olduğu ve başvuru sahibi tarafından ihaleye teklif sunulmadığı tespit edilmiştir.

Başvuru sahibi tarafından itirazen şikâyet dilekçesinde özetle, Sözleşme Tasarısı’nın 9ve 10’uncu maddesi ile 36’ncı maddesinde işe başlama tarihleriyle ilgili yer verilen düzenlemelerin birbiriyle çeliştiği ve bu durumun teklif verilmesine engel oluşturduğu hususlarına yer verilmiştir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre, Hizmet Alımı İhalelerinde Uygulanacak Tip İdari Şartnamelerin “Sözleşmenin Uygulanması ve Diğer Hususlar” başlıklı bölümünde işe başlama ve iş bitirme tarihinin sözleşme tasarısında düzenleneceği, bu çerçevede, Hizmet Alımlarına Ait Tip Sözleşmenin konuya ilişkin “İşin süresi” başlıklı 9’uncu maddesi uyarınca, idarenin işe başlama ve iş bitirme tarihlerini kesin olarak öngördüğü hallerde bu tarihlerin 9.1’inci maddesine yazılacağı, aksi takdirde bu maddede işin süresinin işe başlama tarihinden itibaren kaç gün ya da ay olduğunun belirtileceği, Tip Sözleşme’nin 10.2’nci maddesinde ise 9.1’inci maddede işe başlama ve iş bitirme tarihlerinin kesin olarak belirtilip belirtilmediği ve işyeri teslimi yapılıp yapılmayacağı hususları dikkate alınarak idare tarafından düzenleneceği ifade edilmektedir.

Yapılan incelemede, 13 kısımdan oluşan başvuruya konu ihaleye ait Sözleşme Tasarısı’nın “İşin süresi” başlıklı 9’uncu maddesinde işe başlama ve işi bitirme tarihlerinin kesin olarak belirtilmediği, işin süresinin işe başlama tarihinden itibaren 24 ay olarak düzenlendiği, anılan Tasarı’nın 10.2’nci maddesinde yükleniciye işyeri teslimi yapılmasının öngörüldüğü ve sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 30 gün içinde işyeri teslimi yapılarak işe başlanacağının düzenlendiği, aynı Tasarı’nın iddiaya konu edilen 36.1’inci maddesinde ise “İhale kısımlarında mevcut sözleşmelerin bitimi itibari ile işe başlama yapılacaktır.” ifadesine yer verildiği, ancak kısımlar bazında mevcut sözleşmelerin bitim tarihlerine yer verilmediği,

Yukarıda yer verilen tespit ve değerlendirmeler çerçevesinde, Sözleşme Tasarısı’nda her ne kadar işin süresinin 24 ay olarak düzenlendiği ve iş yeri tesliminin sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 30 gün içinde yapılacağı ve işe başlanacağı düzenlenmişse de, ayrıca mevcut sözleşmelerin bitimi itibari ile işe başlama yapılacağı düzenlemesine de yer verildiği; söz konusu 13 kısmın mevcut sözleşmelerinin bitim tarihlerinin Sözleşme Tasarısı’nın diğer hususların düzenlenebileceği 36’ncı maddesi kapsamında idarece spesifik olarak düzenlenebilecekken düzenlenmediği, işin kapsamı ve idarenin ihtiyaçları gereğince iş yeri teslim tarihinin idarece Sözleşme Tasarısı’nın 36’ncı maddesinde, 10’uncu maddesinde belirtilen iş yeri teslim tarihinden farklı olarak belirlenmesine engel bir durum olmamakla birlikte, somut olayda idarece bu tarihlerin dokümanda açıkça belirlenmediği, bu durumun işe başlama tarihlerinde belirsizliğe neden olacağı ve istekliler açısından teklif sunulmasında engel teşkil edeceği tespit edildiğinden, başvuru sahibinin iddiasının yerinde olduğu ve ihalenin tüm kısımlarının iptal edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Laboratuvar Hizmet İhalesinin İşin Başlama Tarihinde çelişki Olması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemMehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Sağlık Bak. SGB E. Bşk./KİK E. Üyesi

Mhatasever@gmail.com

Mehmetatasever.org

Güncel Akademik Okumalar I: “Journal of Supply Chain Management”

Güncel Akademik Okumalar I “journal Of Supply Chain Management” Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Güncel Akademik Okumalar I: “Journal of Supply Chain Management”

Dr. Öğr. Üyesi İrfan AKYÜZ

Güncel Akademik Okumalar I “journal Of Supply Chain Management” Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemBu ay, tedarik zinciri yönetimi başlığındaki en önemli akademik dergisi ile tanışmaya ne dersiniz? Journal of Supply Chain Management (Tedarik Zinciri Yönetimi Dergisi olarak ifade edilebilir), 1965 yılında “Journal of Purchasing (Satınalma Dergisi) adı ile yayın hayatına başlamıştır. 1974’te Journal of Purchasing and Materials Management (Satınalma ve Materyal Yönetimi Dergisi) olarak adı değişen akademik dergi, 1991 yılında ise International Journal of Purchasing and Materials Management (Uluslararası Satın Alma ve Malzeme Yönetimi Dergisi) ile bir kez daha isim değişikliğine gitmiştir. 1999 yılından itibaren ise, şu andaki adı ile yayın hayatına devam etmektedir.

2026’nın ilk sayısındaki yayınlara (2025 sonu da dahil) ait özet bilgilere yer vermeden evvel, sizlerin talep ve beklentilerine göre, her ay uluslararası bir akademik derginin son sayısına dair çalışmaları paylaşmayı planladığımı ifade etmek isterim. Akademinin seçilecek sosyal bilimler alanlarında (tedarik zinciri yönetimi, pazarlama, satınalma, endüstriyel pazarlama, lojistik vb…) uluslararası çalışmaların neler içerdiği, içeriğin nasıl ele alındığı ve bizlerin bu yayınlardan ne gibi ilhamlar alabileceği gibi başlıkların altı çizilmeye çalışılacaktır.

Bu sayede, hem akademik merak (tez/proje/araştırma konusu belirlemeye yardım) hem de sektörel ipuçları (farklı ülkelerdeki uygulama örnekleri ile) için destek olunacağı düşünülmektedir. Ancak bu gerçekleştirilmeye çalışılırken, ilgili makalelerin detaylarına dokunulmayacak, okuyucunun araştırmacı kimliğinin öne çıkarak makaleyi okuma hevesine yol açacağı varsayılacaktır. Ez cümle, burada balıklar isteyenlerin oltasına yönlendirilecektir.

Ancak her akademik çalışmanın tamamına çeşitli nedenlerden ötürü (tam metin için ekstra ücret talebi, bazı yayınların sadece abonelere özel olması vb.) ulaşılamayacağı için, bazı makaleler özet (abstract) bazı makaleler ise tam metin olarak değerlendirilecektir. Bu bağlamda, bazı çalışmaların daha detaylı olarak ifade edilmesi mümkün olabilirken, bazı çalışmalar ise sadece özetin özeti niteliği taşıyabilecektir. Şimdiden anlayışınıza sığınıyor ve öncelikle özetlerine erişilebilen çalışmalarla yola çıkıyoruz.

Özet Bazlı Çalışmalar

a) Is Time of the Essence? Examining the Impact of Time-to-Owner Notification of Remedies and Dealership Network Size on Automotive Recall Effectiveness

Otomobillerin geri çağrılması, otomobil firmalarının ve hissedarlarının çıkarlarına uygun olarak kabul görmese de, tüketicilerin (sürücülerin) ve yolcuların güvenliği açısından kritik bir başlıktır. Araştırmada, müşterilerin geri çağırmalara erişimi, bunların uygulanmasında bayi ağının büyüklüğü, araç sahiplerine geri çağırma çözümlerinin bildirilme süresi gibi unsurları incelemek için 1221 adet geri çağırma vakası ele alınmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, araç sahipleri araçlarındaki sorun ile ilgili olarak ne kadar hızlı geri çağrılırsa, sürecin olumlu ilerleme eğiliminin arttığı ve bayi ağı büyüklüğünün bu hız ile birlikte değerli olduğu (geri çağırma süresi uzadıkça, bayi ağı büyüklüğü anlamını yitirebilmekte) belirlenmiştir.

b) Minority Identity Signals in a Retail Supply Chain Setting and Consumer Purchase Intentions: The Mediating Role of e‐LSQ Expectations.

Çalışma, e-ticaret ortamında azınlıkların sahip olduğu işletmelere odaklanmaktadır. Literatüre göre, azınlıkların sahip olduğu işletmelerin kendi internet sitelerinde, azınlık temelli bilgiler paylaşması tüketici değerlendirmelerini ve satınalma niyetlerini olumsuz etkilemektedir. Ancak söz konusu işletme, bir perakendecinin internet sitesinde aynı bilgileri paylaştığında, tersi bir durum oluşmaktadır. Bu çalışmada, sinyali gönderenin kimliğinin etkisi, E-Lojistik Hizmet Kalitesi temelinde incelenmiştir. Öz olarak, tüketiciler azınlıkların sahip olduğu işletmelerden daha düşük bir hizmet kalitesi beklentisine sahip oldukları tespit edilmiştir. Bu ise, ilgili işletmelerin perakendecilerle ortaklık kurmalarının önemine işaret etmektedir.

c) Dyadic Information Morphing: A Process Theory of Interorganizational Meaning Transformation in Sustainable Supply Chain Management Initiatives

Tedarik zincirleri koordinasyon, problem çözme ve inovasyonu kolaylaştırmada ortaklar arasındaki ikili bilgi alışverişine dayanan sistemlerdir. Ancak bilgi asimetrisi sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimleri (STZY) için kronik bir sorun olmaya devam etmektedir. İkili bilgi alışverişi esnasında bilgi asimetrisinin nasıl ortaya çıktığına dair ise, literatür doyurucu değildir. Mevcut araştırmada, 47 derinlemesine görüşme, altı adet saha ziyareti ve belge analizleri yardımıyla, STZY’de bilgi asismetrisinin nasıl ortaya çıktığı incelenmiştir.  Yazarlar, mesaja odaklanma, mesajı dönüştürme ve mesajı bağlamından koparma unsurlarını içeren “dyadic information morphing” (ikili bilgi dönüşümü) kavramını öne sürmektedirler.

Tam Metnine Erişilen Çalışmalar

a) An Agile Approach to Sourcing Solutions: Embracing Uncertainty for Strategic Relevance

Finlandiya merkezli gerçekleştirilen yayında, belirsizliğin iş süreçlerine bilinçli olarak eklendiği vaka merkezli bir araştırma yaklaşımı ile satınalma süreçlerinde doğan çeviklik kavramı tedarik zinciri özelinde incelenmektedir. Bu bağlamda inceledikleri vakalardan hareketle, satınalma süreçlerinde çeviklik ile belirsizlik birlikte değerlendirilip, tedarik zincirinde bu iki unsurun etkileşimi değerlendirilmiştir.

b) Buyer Fairness and Supplier Trust: The Moderating Effects of Supplier Dependence From a Motivated Cognition Perspective

Dağıtım adaleti (faydaların nasıl paylaşıldığı) ve süreç adaleti (kararların nasıl alındığı), alıcı – tedarikçi ilişkilerinde güven oluşumunun temel öncülleridir. İngiltere merkezli çalışmada, tedarikçi motivasyonunu şekillendiren temel bir faktör olan tedarikçi bağımlığının alıcı adaleti ve tedarikçi güveni arasındaki ilişkiyi nasıl düzenlendiği incelenmektedir. 374 şirketten anket ile veri toplanmış ve temelde iki sonuca erişilmiştir. Buna göre, alıcı tedarikçi ilişkilerinde adalet – güven bağlantısı kapsamlı bir biçimde değerlendirilmiş; ikinci olaraksa güvenin güdülenmiş bir olgu olduğu ifade edilmiştir.

c) Resolution Tactics of Supplier-Induced Disruptions: A Configurational Approach

Tedarikçiden kaynaklanan aksaklıklar, alıcıların güvenini ciddi biçimde zedeleyebilir. Araştırmalara göre, güvenin yeniden oluşturulmasında dağıtım adaleti ve süreç adaleti önemlidir. Söz konusu adalet türleri uygulamada birlikte kullanılmalarına rağmen, çoğu zaman birbirlerinden bağımsız araştırılmaktadırlar. Bu araştırmada ise, hangi koşullar altında tek bir adalet taktiğinin ya da her iki taktiğin birlikte kullanılmasının başarılı bir güven onarımına yol açtığını incelemektedir.

Araştırmaya zemin olarak Sezgisel Adalet Kuramı (tek bir adalet taktiğinin yeterli olabileceğini ileri sürer) ve Motivasyon – Hijyen Kuramı (dağıtım ve süreç adaletlerinin birlikte kullanılması gerektiğini iddia eder) olmak üzere iki kuramsal bakış açısından yararlanılmıştır. Amerika merkezli araştırmanın deney kısmında 553 satınalma yöneticisinden ve kalitatif kısmında ise 105 yöneticiden veri toplanmıştır.

d) Disintermediation and Reintermediation of Seafood Supply Chains for Social and Ecological Regeneration

Bu makale, teknoloji aracılı tedarik zincirlerinin deniz ürünleri sektöründe ekolojik ve sosyal yenilenmeyi (rejenerasyonu) nasıl teşvik edebileceğini incelemektedir. Çalışma, teknolojik ve ilişkisel yenilikler yoluyla küçük ölçekli balıkçıları tüketicilerle buluşturan ve geleneksel deniz ürünleri tedarik zincirlerinde yaygın olan sosyoekonomik eşitsizlikler ve artan orantısızlık gibi bozulma dinamiklerine karşı koyan Güney Afrikalı bir sosyal girişim olan Abalobi’ye odaklanmaktadır. Bulgular, aracılığın ortadan kaldırılması (teknoloji yoluyla tedarik zincirlerinin kısaltılması) sömürücü yapıları ortadan kaldırmak için gerekli bir ilk adım olsa da tek başına yenilenmeyi teşvik etmek için yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Bunun yerine, Abalobi’nin başarısı yeniden aracılığa bağlıdır: stratejik olarak ilişkisel mekanizmaların getirilmesi ve teşvik yapılarını yeniden düzenleyen yeni pazarların yaratılması. Özellikle, bu önlemler aşırı avlanan türlere olan talebi, değeri düşük, bol miktarda bulunan alternatif türlere yönlendirerek hem ekolojik sürdürülebilirliği hem de adil geçim kaynaklarını teşvik etmektedir. Bu makale, yeni bir iki aşamalı süreç modelini açıklayarak literatüre katkıda bulunmaktadır: (1) bozucu dinamikleri kesintiye uğratmak için aracılıkların ortadan kaldırılması, ardından (2) sistemik yenilenmeyi başlatmak için aracılıkların yeniden kurulması.

Güney Afrika’da gerçekleştirilen bu araştırmada, derinlemesine görüşmelerden yararlanılmıştır. (15 adet Abalobi yöneticisi, 10 adet balıkçı ve 5 adet kalite kontrol memuru)

e) How Governmental Policies Shape Supply Chain Learning and Responsiveness: A Service Triad Approach to Higher Education

Yükseköğretim kurumları, öğrenci eğiterek, araştırmaları sürdürerek ve yeniliği teşvik ederek geleceği şekillendirmede önemli bir rol oynamaktadır. Gelişmekte olan ülkeler de dahil olmak üzere toplumlar, iklim değişikliği, sosyal ve ekonomik eşitsizlik ve jeopolitik gerilimler gibi zorlu sorunlarla karşı karşıyadır. Bu sorunların çözümü için yükseköğretim kurumları dahil tüm paydaşların birlikte çalışması ve kaynaklarını bir araya getirerek ortak çözümler üretmesi gerekmektedir.

Güncel Akademik Okumalar I “journal Of Supply Chain Management” Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemBu araştırma, yükseköğretimi koordine etmeye yönelik hükümet politikalarının üniversitelerin öğrenimini ve toplumsal ihtiyaçlara yanıt verme yeteneğini nasıl etkilediğini incelemektedir. Araştırmada, 2018 – 2024 yılları arasında derinlemesine görüşmeleri (toplamda 150’den fazla görüşme) ve belge taramalarını (yasal düzenlemeler vb.) içeren karma bir metodoloji ile veri toplanmıştır.

Dr. Öğr. Üyesi İrfan AKYÜZ

 

Kaynakça

Aminoff, A., Lorentz, H., Kazantsev, N., & Marttinen, T. (2025). An Agile Approach to Sourcing Solutions: Embracing Uncertainty for Strategic Relevance. Journal of Supply Chain Management.

Chen, J., Lewis, M., & Liyanage, N. (2025). Buyer fairness and supplier trust: The moderating effects of supplier dependence from a motivated cognition perspective. Journal of Supply Chain Management.

Cheng, L., Wang, Q., Craighead, C. W., Li, J. J., & Jensen, M. (2025). Resolution Tactics of Supplier‐Induced Disruptions: A Configurational Approach. Journal of Supply Chain Management.

Meyer, C., Luiz, J. M., Grutter, A., & Parker, H. (2025). Disintermediation and Reintermediation of Seafood Supply Chains for Social and Ecological Regeneration. Journal of Supply Chain Management.

Mir, S., Hofer, C., & Thomas, S. P. (2025). Minority Identity Signals in a Retail Supply Chain Setting and Consumer Purchase Intentions: The Mediating Role of e‐LSQ Expectations. Journal of Supply Chain Management.

Moshtari, M., & Seepma, A. P. (2025). How Governmental Policies Shape Supply Chain Learning and Responsiveness: A Service Triad Approach to Higher Education. Journal of Supply Chain Management.

Prior, D. D., & Widmer, T. (2025). Dyadic Information Morphing: A Process Theory of Interorganizational Meaning Transformation in Sustainable Supply Chain Management Initiatives. Journal of Supply Chain Management.

Verghese, A. J., Peng, X., Narayanan, A., Shah, R., & Venkataraman, S. (2025). Is Time of the Essence? Examining the Impact of Time‐to‐Owner Notification of Remedies and Dealership Network Size on Automotive Recall Effectiveness. Journal of Supply Chain Management.