2025 Eşik Değerler ve Parasal Limitler Güncellendi:
Kurumlar Açısından Satın Alma Gücüne Etkisi
Gökhan AKTAŞ
Geçtiğimiz günlerde Bolu’da yaşanan üzücü olay, tüm toplumumuzu derinden etkiledi. Bu tür acı hadiseler, yalnızca yerel değil, ulusal çapta da büyük bir üzüntüye yol açar. Hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı diliyor, hayatını kaybedenlere rahmet diliyorum.

Bu üzücü olay, kurumlarımız için de önemli bir ders niteliği taşıyor. Özellikle iş sağlığı ve güvenliği, denetim mekanizmaları ve tedbirlerin gerekliliği bir kez daha gündeme gelmiştir. Kurumların, sadece yasal yükümlülükleri yerine getirmeleri değil, aynı zamanda çalışanlarının güvenliğini ve sağlığını ön planda tutarak etkili ve yerinde tedbirler alması büyük bir önem arz etmektedir.
2025 Eşik Değerler ve Parasal Limitler Güncellendi
Her yıl olduğu gibi 2025 yılı içinde 1 Şubat itibarıyla kamu alımlarında eşik değerler ve parasal limitler güncellendi. Kamu İhale Kurumu (KİK) tarafından belirlenen bu limitler, ihale süreçlerindeki usul ve yöntemlerin belirlenmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Ancak bu artış oranlarının gerçek satın alma gücü üzerindeki etkisi özellikle son yıllarda artarak bazı tartışmalara konu olmaktadır.
Artış oranları hangi kriterlere göre belirleniyor? Güncellenen limitler, enflasyon karşısında alım gücünü koruyabiliyor mu? Bu yazımda, eşik değer ve parasal limit artışlarının dayanaklarını, hesaplanma yöntemlerini ve gerçek piyasaya, kurumlar üzerine etkilerinden bahsedeceğim.

4734 sayılı Kamu İhale Kanununun “Eşik Değerler ve Parasal Limitlerin Güncellenmesi”
Kamu alımlarında eşik değerler ve parasal limitler her yıl Kamu İhale Kurumu tarafından belirlenerek Resmî Gazete’de yayımlanır. 4734 sayılı Kanunun 67. maddesi, ‘eşik değerler ve parasal limitler bir önceki yılın Toptan Eşya Fiyat Endeksi esas alınarak Kamu İhale Kurumu tarafından güncellenir ve her yıl 1 Şubat tarihinden geçerli olmak üzere aynı tarihe kadar Resmî Gazetede ilân edilir.’ hükmüne istinaden her yıl artırılmasını zorunlu kılar.
Artış oranları, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) dikkate alınarak belirlenir. TÜİK tarafından açıklanan bu verilere göre, 2024 yılı için Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) yıllık %28,52 artış göstermiştir. ÜFE, üreticilerin mal ve hizmet satış fiyatlarındaki değişimleri ölçen bir endekstir ve enflasyonun öncü göstergelerinden biridir. ÜFE’deki bu artışlar, üretim maliyetlerinin ve dolayısıyla tüketici fiyatlarının artmasına neden olabilir. Bu nedenle, ÜFE’nin izlenmesi, enflasyonun gelecekteki seyrini tahmin etmek açısından önem arz etmektedir.
Satın Alma Gücü ve Kurumlar Açısından Değerlendirilmesi
Kurumlar açısından satın alma gücü, yalnızca ekonomik bir kavram olmanın ötesinde, stratejik bir faktör olarak öne çıkmaktadır. Kamu ve özel sektör kurumları, belirli bir bütçeyle en verimli şekilde mal ve hizmet alımlarını gerçekleştirmek için satın alma gücünü en uygun düzeyde kullanmaya çalışırlar. Bu bağlamda, parasal limitlerin artışı, kurumların alım gücünü doğrudan etkileyen ve stratejilerini şekillendiren önemli bir unsurdur.
Özellikle kamu kurumları için belirlenen parasal limitler, ihalelere katılabilecek firmaların sayısını ve niteliğini belirler. Limitlerin artması, büyük ölçekli projelerde daha fazla kaynağın kullanılabilmesini sağlar ve bu durum, kurumların daha geniş çapta hizmet veya malzeme alabilmesine olanak tanır. Ancak, burada önemli olan, bu artışların sadece yazılı bir iyileşme sağlamayacak olmasıdır. Çünkü artan maliyetler, enflasyon ve piyasa belirsizlikleri gibi dışsal faktörler, alım gücünü olumsuz etkileyebilir.
Kurumlar açısından bir diğer kritik faktör ise, parasal limitlerin artırılmasıyla beraber piyasa fiyatlarının da artış gösterecek olmasıdır. Kamu alımlarında belirlenen limitler arttıkça, ihalelere katılan firmaların sundukları teklifler de artan maliyetlere bağlı olarak yükselebilir. Dolayısıyla, her ne kadar limit artışı kurumların alım kapasitesini artırsa da, bu durumun bütçe üzerindeki yükü hafifletmek yerine artırma potansiyeli vardır. Kurumların bu noktada maliyetleri yönetebilmesi, doğru stratejiler geliştirmeleri ve piyasa dinamiklerini dikkate alarak alım yapmaları gerekmektedir.
Sonuç olarak, parasal limitlerdeki artış kurumların satın alma gücünü artırabilir ancak bu artış, dikkatle yönetilmesi gereken bir dinamik yaratır. Kurumlar, yalnızca limitlerin artışını değil, aynı zamanda piyasadaki enflasyon oranlarını, döviz kuru dalgalanmalarını ve diğer ekonomik faktörleri de göz önünde bulundurarak, uzun vadeli stratejiler geliştirmelidir. Ayrıca, ihalelerde belirlenen parasal limitlerin etkin ve verimli bir şekilde kullanılması, kamu kaynaklarının doğru şekilde tahsis edilmesine olanak tanır.
Sizce parasal limit artışları, kamu alımlarında reel alım gücünü koruyabiliyor mu, yoksa enflasyon karşısında yetersiz mi kalıyor?
Kaynakça:
- 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu
- Kamu İhale Genel Tebliği
- Kamu İhale Kurumu (KİK) 2025 Yılı Parasal Limitler Tebliği
- TÜİK Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) 2024 Verileri
- Resmî Gazete 2025 Yılı Kamu Alımları Eşik Değerleri ve Limit Güncelleme Tebliği
Gökhan AKTAŞ
T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI
Bakırköy Dr.Sadi Konuk Eğitim Araştırma Hastanesi
İdari ve Mali İşler Müdür Yardımcısı
gokhan.aktas@saglik.gov.tr










Tam da öyle. İhracatçıların tercihi ikinci güvence niteliğindeki akreditif teyidi, ihracatçının elini rahatlatır.
İhracatçılarımızın yurt dışına yapacakları akreditifli işlemlerde, amirin emri ve amir banka tarafından açılan bir akreditifin “teyidli” olmasının önemi büyüktür. Ancak olmaması halinde ise dünyanın sonu değildir.
Ülke riski dahil olmak üzere amir bankaya her yönden güven ediliyorsa ve yeterince araştırma yapılmışsa, teyid peşinden koşmak çoğu kez ihracatçıyı yorar. Evrakları inceleyip, mal bedelini ödeyecek banka, teyidsiz akreditifin bankası amir bankadır.










İthalat için 3 ay vadeli USD/TRL döviz alım Forward işlemi yapıyorsak formülde yer alan değişkenler şu şekilde sıralayabiliriz:
Türkiye, 2024 yılında 262 milyar dolar ihracata imza atarken, Ticaret Bakanlığı, ihracatçılarımızın rekabetçiliğini artırmak amacıyla 15 kategoride 17,6 milyar liralık devlet yardımını ihracatçılara ve iş birliği kuruluşlarına ulaştırdı. Hizmet ihracatına verilen devlet destekleri ilave edildiğinde Ticaret Bakanlığı 2024 yılında ihracata 24,7 milyar TL’lik destek sağlamış oldu.
2023 yılında 764 milyon 800 bin TL devlet yardımlarının ihracatçı firmalara ve iş birliği kuruluşlarına ulaşmasını sağladıklarını paylaşan Eskinazi, “2024 yılında işlemlerini sonuçlandırdığımız devlet yardımları yüzde 65 artışla 1 milyar 261 milyon TL oldu. Yurt dışı fuar katılımı 461,6 milyon TL’lik destekle ilk sırada yer alırken, TURQUALITY Projeleri 313,5 milyon TL ile ikinci, birim kira desteği 107,6 milyon TL ile en çok devlet desteği verilen üçüncü başlık oldu. Pazara giriş belgeleri, tarım destekleri, küresel tedarik zinciri, yurt içi fuar katılım, e-ihracat, yurt dışı Pazar araştırması, sektörel heyetler/sanal heyetler, yurt dışı/yurt içi fuar organizatör, tasarım desteği, tanıtım desteği, yurt dışı marka tescil desteği, UR-GE proje desteği Ticaret Bakanlığı’nın destek verdiği diğer başlıklar. 2025 yılından itibaren AB Yeşil Mutabakat Uyum Projesi desteği Responsible destek programı hayata geçmiş olacak” diye konuştu.









Association for Supply Chain Management (ASCM) ve American Production and Inventory Control Society (APICS) tarafından geliştirilen Supply Chain Operations Reference (SCOR) modelinin, kaynak temelli yaklaşım, kaynak/avantaj teorisi, tüketim teorisi, organizasyonel teori ve dikey entegrasyon gibi teoriler temelinde geliştirildiği görülmektedir. Yukarıdaki modele göre tedarikçi, firma ve müşteri planları her 3 kademede de karşılıklı bir akış içerisinde, tedarik et / üret / teslim et (source/make/deliver) süreçlerinin planlanması ve geri dönüşünden (plan/return)oluşmaktadır.