Kamu İhale Mevzuatı Açısından Hangi Borçlar Vergi Borcu Sayılır?

Kamu İhale Mevzuatı Açısından Hangi Borçlar Vergi Borcu Sayılır Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Kamu İhale Mevzuatı Açısından Hangi Borçlar Vergi Borcu Sayılır?

Mehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Kamu İhale Mevzuatı Açısından Hangi Borçlar Vergi Borcu Sayılır Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemİtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle; Başvuruya konu ihalede taraflarınca sunulan teklifin EKAP üzerinden 28.01.2026 tarihli ve “…… İKN’lı HBYS Hizmeti Alımı hk.” konulu yazıda vergi borcu ile ilgili ödemenin ihale saatinden sonra yapılması sebebiyle değerlendirme dışı bırakıldığı, ancak söz konusu borcun “karar ilam harcı” olduğu, anılan borcun Kamu İhale Genel Tebliği’nin 17.4.1’inci maddesi gereğince vergi borcu kapsamında olmadığı, ilgili maddede geçen “harçlar ve” ibaresinin, Danıştay Onüçüncü Dairesinin kararına istinaden Kamu İhale Kurulu’nca alınan 09.01.2019 tarihli ve 2019/DK.D-9 sayılı kararı ile anılan Tebliğ’den kaldırıldığı, vergi borcu kapsamında olmadığı açıkça mevzuat ve yargı kararlarıyla ortaya konulan bir borcun, idarece vergi borcu olarak kabul edilmesinin mevzuata uygun olmadığı, ihale tarihi itibariyle tespit edilen 7.244,74 TL tutarındaki borcun yargı harcı borcu (karar ilam harcı) olduğu, dolayısıyla tekliflerinin değerlendirmeye alınması gerektiği iddialarına yer verilmiştir.

Konu İle İlgili Emsal Kamu İhale Kurulu Kararına Göre;

 

Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde;  4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “İhaleye katılımda yeterlik kuralları” başlıklı 10’uncu maddesinde “… Aşağıda belirtilen durumlardaki istekliler ihale dışı bırakılır:

d) Türkiye’nin veya kendi ülkesinin mevzuat hükümleri uyarınca kesinleşmiş vergi borcu olan.

Bu madde kapsamında istenen belgelerden hangilerinin taahhütname olarak sunulabileceği Kurum tarafından belirlenir. Gerçeğe aykırı hususlar içeren taahhütname sunulması veya ihale üzerinde kalan istekli tarafından taahhüt altına alınan durumu tevsik eden belgelerin sözleşme imzalanmadan önce verilmemesi halinde bu durumda olanlar ihale dışı bırakılarak geçici teminatları gelir kaydedilir.” hükmü,

 

Kamu Alımlarının Elektronik Ortamda Yapılmasına İlişkin Uygulama Yönetmeliği’nin “İlke ve kurallar” başlıklı 4’üncü maddesinde “…(3) EKAP’ta iş ve işlemlerin gerçekleştirilmesi için yapılan yönlendirmelere uyulması zorunludur. Bu zorunluluklara uyulmaması halinde EKAP’ta iş ve işlemlerin gerçekleştirilmesi ile ilgili kısıtlamalar getirilebilir. …” hükmü,

“Başvuru ve/veya tekliflerin hazırlanması ve gönderilmesi” başlıklı 10’uncu  maddesinde “(1) Başvuru veya tekliflerin gönderilmesinde e-teklif kullanılır. E-teklifler; başvuru/teklif mektubu ile idari şartname düzenlemeleri esas alınarak oluşturulan ihaleye katılım belgesi ve diğer ekler kullanılarak hazırlanır ve e-imza ile imzalanarak ihale tarih ve saatine kadar gönderilir.

(2) İhaleye katılım belgesinin hazırlanmasında;

a) Doğrudan EKAP’ta oluşturulan,

b) Entegrasyonlar aracılığıyla erişilen,

c) (a) veya (b) bendi kapsamı dışındakilere ilişkin EKAP’a yüklenen, bilgi ve belgeler kullanılır. Entegrasyonlardan kaynaklanan teknik sorunlar nedeniyle gerekli bilgi ve belgelere ulaşılamaması durumunda bunlara ilişkin belgeler de (c) bendi kapsamında EKAP’a yüklenir. (c) bendi kapsamında yüklenecek belgelerde, ilgili uygulama yönetmeliğinin belgelerin sunuluş şekline ilişkin hükümleri esas alınır.

(3) Aday ve istekliler, ikinci fıkra kapsamındaki bilgi ve belgelerin tam, doğru ve güncel olmasını sağlamakla yükümlüdür.

(6) Tekliflerin gönderilebilmesi için ihaleye katılım belgesindeki zorunlu alanların doldurulması ve geçici teminat tutarının yeterli olması gerekir…” hükmü,

“Başvuru ve/veya tekliflerin açılması” başlıklı 11’inci maddesinde “(1) Teklifler, ihale  komisyonu tarafından ihale tarih ve saatinde EKAP’ta açılır. Yaklaşık maliyet tutarı ile teklif

verenler ve teklif fiyatları isteklilerin erişimine açılır. Bu aşamada, isteklilerin geçici  teminatlarının uygun olup olmadığı, EKAP üzerinden yapılan sorgulamalara göre; ihaletarihi itibarıyla ihalelere katılmaktan yasaklı olup olmadığı ile kesinleşmiş vergi ya da sosyal güvenlik prim borçlarının bulunup bulunmadığı kontrol edilir…

(2) Birinci fıkra kapsamında yapılan işlemlere ilişkin hususlar ile yaklaşık maliyet tutarı, teklif verenler ile teklif fiyatları ve varsa açılamayan teklifler tutanağa bağlanır ve bu tutanak isteklilere bildirilir…” hükmü,

“Başvuru ve/veya tekliflerin değerlendirilmesi ile ihalenin karara bağlanması” başlıklı 12’nci maddesinde “(1) Teklifler açıldıktan sonra 11 inci maddenin birinci fıkrasına göre uygun bulunmayan teklifler değerlendirme dışı bırakılır. Pazarlık usulüyle yapılan ihalelerde son fiyat tekliflerinin alınması işlemi, elektronik eksiltme yapılan ihalelerde ise eksiltme işlemleri; teklifi bu aşamada değerlendirme dışı bırakılmayan istekliler davet edilerek gerçekleştirilir.

(2) Birinci fıkraya göre uygun olduğu anlaşılan tekliflerden ekonomik açıdan en avantajlı birinci ve ikinci teklif olması öngörülenlerin değerlendirilmesine geçilir. Bu değerlendirme, idari şartname düzenlemeleri çerçevesinde ihaleye katılım belgesine aktarılan bilgi ve belgeler esas alınarak yapılır. Değerlendirme işlemi; aşırı düşük teklif açıklaması istenen ihalelerde, teklifi aşırı düşük olan isteklilerin tamamı için gerçekleştirilir. Belli istekliler arasında ihale usulüyle yapılan ihalelerde tüm başvurular ve/veya teklifler değerlendirilir…” hükmü,

Kamu İhale Genel Tebliği’nin “İsteklilerden 4734 sayılı Kanunun 10’uncu maddenin dördüncü fıkrasına göre istenecek belgeler” başlıklı 17’nci maddesinin 17.3 ve 17.4 numaralı alt maddelerinde “17.3. 4734 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin son fıkrasının (c) bendi uygulamasında kesinleşmiş sosyal güvenlik prim borcunun belirlenmesinde aşağıda belirtilen

hususlar esas alınacaktır:

17.3.1. Türkiye genelindeki borç asıl ve fer’ileri toplamı dikkate alınmak kaydıyla, isteklilerin;

a) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı çalıştıran tüzel kişiliği haiz işveren olması halinde;

1) Gerek kendilerine ait işyerlerinin, gerek devir aldıkları işyerlerinin, gerekse kendi işyerleriyle birleşen veya kendi işyerlerine katılan işyerlerinin muaccel hale gelmiş sigorta

primi, sosyal güvenlik destek primi, işsizlik sigortası primi borçları ile bunlara ilişkin gecikme

cezası, gecikme zamları ile diğer fer’ileri,

2) 1/5/2004 tarihinden sonra biten ihale konusu işler ve özel bina inşaatı işyerlerinden

dolayı gerek Sosyal Güvenlik Kurumunca yapılan araştırma, gerekse Serbest Muhasebeci

Mali Müşavirler ile Yeminli Mali Müşavirlerce İşyeri Kayıtlarının İncelenmesi Hakkında

Yönetmelik gereğince yapılan inceleme sonucunda, fark işçilik matrahı üzerinden bulunan ve

isteklilerce ödenmesi kabul edilen prim, gecikme cezası ve gecikme zammı tutarları,

3) İşin yürütümü için gerekli olan asgari işçilik miktarının tespiti hususunda Sosyal Güvenlik Kurumu denetim elemanlarınca düzenlenen raporlarda önerilen asgari işçilik  miktarı üzerinden hesaplanan prim, gecikme cezası ve gecikme zammı tutarlarının idari aşamada kesinleşmiş olan kısımları,

4) Sosyal Güvenlik Kurumunun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılan denetimler sonucunda veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden ya da kamu

idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma,

denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar tarafından

düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı tespit edildiği halde bu çalışmaları veya

prime esas kazancı Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmeyen veya eksik bildirilen

sigortalılardan dolayı tahakkuk ettirilen sigorta primi, sosyal güvenlik destek primi, işsizlik

sigortası primi borçları ile bunlara ilişkin gecikme cezası, gecikme zamları ve diğer

fer’ilerinin idari aşamada kesinleşmiş olan kısımları,

5) Kesinleşmiş mahkeme kararları uyarınca geriye doğru verilen prim belgelerine

istinaden oluşan ve muaccel hale gelmiş sigorta primi, sosyal güvenlik destek primi, işsizlik

sigortası primi borçları ile bunlara ilişkin gecikme cezası, gecikme zamları ve diğer fer’ileri,

6) Ay içinde bazı iş günlerinde çalıştırılmadığına veya eksik ücret ödendiğine dair

belgeleri Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmeyen veya verilen belgeleri anılan Kurumca

geçerli sayılmaması nedeniyle tahakkuk ettirilen sigorta primi, sosyal güvenlik destek primi,

işsizlik sigortası primi borçları ile bunlara ilişkin gecikme cezası, gecikme zamları ve diğer fer’ilerinin idari aşamada kesinleşmiş olan kısımları,

7) Bir işverenin işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir

işin bölüm veya eklentilerinde, iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran alt

işverenin, bu işyerlerinde çalıştırdıkları sigortalılardan dolayı tahakkuk eden ve ödenmeyen

sigorta primi, sosyal güvenlik destek primi, işsizlik sigortası primi ile bunlara ilişkin gecikme

cezası, gecikme ve diğer fer’ileri,

8) Ortağı olduğu şirketin sigorta primi, sosyal güvenlik destek primi, işsizlik sigortası

primi ile bunlara ait gecikme cezası, gecikme zamları ve diğer fer’ilerine ilişkin borçlarından

ötürü, (şirketin nevi dikkate alınarak) sorumlu olduğu tutarları,

b) 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi

kapsamında sigortalı sayılanları çalıştıran tüzel kişi olması halinde; 5510 sayılı Kanunun 4

üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanları

çalıştırmalarından dolayı yukarıda (a) bendinde sayılan borçların yanı sıra (c) bendi

kapsamında sigortalı sayılanları çalıştırmalarından dolayı yasal ödeme süresi geçmiş prim,

kesenek ve kurum karşılıkları ile bunların gecikme cezası, gecikme zammı ve diğer fer’ileri,

c) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü

maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanları çalıştırmasından

dolayı gerçek kişiliği haiz işveren, kendi sigortalılığından dolayı ise, 5510 sayılı Kanunun 4

üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılması halinde;

5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında

sigortalı sayılanlardan dolayı yukarıda (a) bendinde sayılan borçları ile gerek üst düzey

yöneticisi olduğu ve gerekse ortağı olduğu şirketin Kuruma olan sigorta primi, sosyal

güvenlik destek primi, issizlik sigortası primi ile bunlara ait gecikme cezası, gecikme zamları

ve diğer fer’ilerine ilişkin borçlarından ötürü, şirketin nevisi dikkate alınarak sorumlu olduğu

tutarlar ile 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki

çalışmasından dolayı yasal ödeme süresi geçmiş prim ve sosyal güvenlik destek primi borçları

(Ek ibare: 27/04/2016–29696 R.G. / 1. Md.)ve 5510 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin

birinci fıkrasının (g) bendi kapsamındaki genel sağlık sigortası prim borçları ile bunların

gecikme cezası, gecikme zammı ve diğer fer’ileri,

ç) Sadece 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi

kapsamında sigortalı sayılması veya sosyal güvenlik destek primi ödeme yükümlüsü olması

halinde;5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında

sigortalı sayılmasından veya sosyal güvenlik destek primi ödeme yükümlülüğünden doğan

yasal ödeme süresi geçmiş prim, sosyal güvenlik destek primi borçları(Ek ibare: 27/04/2016–

29696 R.G. / 2. md.)ile 5510 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi

kapsamındaki genel sağlık sigortası prim borçları ve bunların gecikme cezası, gecikme zammı

ve diğer fer’ileri, ile gerek üst düzey yöneticisi olduğu ve gerekse ortağı olduğu işveren

şirketin 5510 sayılı Kanun kapsamında Kuruma olan sigorta primi, sosyal güvenlik destek

primi, işsizlik sigortası primi ile bunlara ait gecikme cezası, gecikme zamları ve diğer

fer’ilerine ilişkin borçlarından ötürü, şirketin nevisi dikkate alınarak sorumlu olduğu

tutarları, kesinleşmiş sosyal güvenlik prim borcu olarak kabul edilecektir.

17.3.2. Öte yandan isteklinin Türkiye genelindeki;

1) İlgili kanunlara göre tecil ve taksitlendirilerek ya da özel kanunlara göre yeniden

yapılandırılarak ödeme planına bağlanan ve anılan kanunlar gereğince tecil ve taksitlendirmeye ya da yapılandırmaya ilişkin taksit ve/veya cari aya ilişkin ödeme

yükümlülükleri yerine getirilmiş olması kaydıyla, tecil ve taksitlendirmeye ya da yeniden

yapılandırmaya konu prim, sosyal güvenlik destek primi, işsizlik sigortası primi, kesenek,

kurum karşılığı ile bunların fer’ileri,

2) (a) bendi kapsamına giren sigorta primi, sosyal güvenlik destek primi, işsizlik

sigortası primi ile bunların fer’ileri toplamı 5.000 TL’yi aşmayan borçlar,

3) (b) bendi kapsamına giren ve 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara ilişkin sigorta primi, sosyal güvenlik destek primi, işsizlik sigortası primi ile bunların fer’ileri toplamı 5.000 TL’yi aşmayan borçlar,

4) (b) bendi kapsamına giren ve 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci

fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara ilişkin prim, kesenek, kurum karşılığı ile

bunların fer’ileri toplamı 5.000 TL’yi aşmayan borçlar,

5) (c) bendi kapsamına giren ve 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara ilişkin sigorta primi, sosyal güvenlik destek primi, işsizlik sigortası primi ile bunların fer’ileri toplamı 5.000 TL’yi aşmayan borçlar,

6) (c) bendi kapsamına giren ve 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci

fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılan sigortalılığından doğan prim borçları, sosyal

güvenlik destek primi borçları ve 5510 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının

(g) bendi kapsamındaki genel sağlık sigortası prim borçları ile bunların fer’ileri toplamı

5.000 TL’yi aşmayan borçlar,

7) (ç) bendi kapsamına giren ve 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılan sigortalılığından doğan prim borçları, sosyal güvenlik destek primi borçları ile 5510 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamındaki genel sağlık sigortası prim borçları ile bunların fer’ileri toplamı 5.000 TL’yi aşmayan borçlar,

8) Tasarrufa teşvik kesintisi ve katkı tutarları, konut edindirme yardımı, idari para cezaları borçları,

9) İlgili kanunlar uyarınca takip ve tahsil görevi verilmiş olan özel işlem vergisi, eğitime katkı payı ve damga vergisi ile bunlara bağlı gecikme zamları, kesinleşmiş sosyal güvenlik prim borcu olarak değerlendirilmeyecektir.

İsteklinin;

a) İlgili mevzuatına göre tahakkuk eden prim borçlarının süresi içinde ödenmemesi

halinde kesinleşmiş prim borcu olduğu,

b) Prim borcuna karşı dava açılması halinde, bu dava sürecinde veya sonucunda takip

ve tahsili durduracak geçici veya nihai bir karar bulunmadığı durumlarda kesinleşmiş prim

borcu olduğu,

c) Prim borcunun 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun

hükümleri çerçevesinde cebren tahsili yolunda tesis edilen işlemlere karşı dava açılması

halinde, bu dava sürecinde veya sonucunda takip ve tahsili durduracak geçici veya nihai bir

karar bulunmadığı durumlarda kesinleşmiş sosyal güvenlik prim borcu olduğu,

d) Vadesi geçtiği halde ödenmemiş ancak ilgili kurum tarafından belli bir vadeye

bağlanarak tecil edilmiş prim borçlarının, vadesindeki ödemeler aksatılmadığı sürece,

kesinleşmiş prim borcu olmadığı, kabul edilecektir.

17.3.3. İsteklilerin sosyal güvenlik prim borcu olmadığına ilişkin belgeyi işyerinin kayıtlı bulunduğu Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünden/Sosyal Güvenlik Merkezinden alması,

bu belgenin; ilgili müdürlükçe aynı işverene ait Türkiye genelini kapsayacak şekilde

yapılacak araştırma neticesinde düzenlenmesi ve (Ek ibare: 13.09.2019-30887 R.G./1. md.,

yürürlük:23.09.2019) son başvuru ve/veya ihale tarihi itibarıyla olan durumu göstermesi

gerekmektedir. Aynı isteklinin başka yerlerdeki işyeri sicil kayıtlarına ilişkin sosyal güvenlik

prim borcu bulunduğunun idarelerce tespit edilmesi halinde 4734 sayılı Kanunun 10 uncu

maddesi uyarınca işlem yapılması gerekmektedir.

17.3.4. Sosyal güvenlik prim borcu olmadığına ilişkin olarak; gerçek kişi isteklilerin

5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bendi kapsamında Sosyal

Güvenlik Kurumuna prim borcu olmadığına dair belge, tüzel kişi isteklilerin ise 5510 sayılı

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi kapsamında Sosyal Güvenlik

Kurumuna sosyal güvenlik prim borcu olmadığına dair belge vermeleri yeterli olacak, tüzel

kişi isteklilerin ortağı olan gerçek kişilerin 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci

fıkrasının (b) bendi kapsamında prim borcu olmadığına ilişkin belge istenmeyecektir.

Yabancı istekliler için Kanunun 10 uncu maddesinin (a), (b) ve (g) bentleri için bu

Tebliğde belirtilen açıklamalar çerçevesinde uygulama yapılacaktır.

17.4. 4734 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendine ilişkin

olarak,

17.4.1. Yıllık gelir, yıllık kurumlar, katma değer, özel tüketim, özel iletişim, motorlu taşıtlar, şans oyunları, damga, banka ve sigorta muameleleri vergileri, gelir ve kurumlar vergisine ilişkin tevkifatlar ve geçici vergiler ile bu alacaklara ilişkin vergi ziyaı cezaları, gecikme zammı ve faizleri bağlamında toplam 5.000 TL’yi aşan tutarlardaki borçlar vergi borcu olarak kabul edilecektir.

17.4.2. İsteklinin;

a) Beyan üzerine alınan veya maktu olarak belirlenip ödemesi belirli tarihlerde yapılan vergilerde ödeme vadesi geçmiş olup ödeme yapılmamış ise kesinleşmiş vergi borcu olduğu,

b) Vergi borcunun 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun

hükümleri çerçevesinde cebren tahsili yolunda tesis edilen işlemlere karşı dava açılması

halinde, bu dava sürecinde veya sonucunda takip ve tahsili durduracak geçici veya nihai bir

karar bulunmadığı durumlarda kesinleşmiş vergi borcu olduğu,

c) Resen, ikmalen veya idarece yapılan tarhiyatlara karşı vergi yargısında dava

açılmışsa bu dava üzerine tahsil edilebilir hale gelmiş ve süresinde ödenmemiş alacak

bulunmadığı sürece kesinleşmiş vergi borcu olmadığı,

ç) Resen, ikmalen veya idarece yapılan tarhiyatlara karşı dava açma süresi

geçirilmediği sürece, kesinleşmiş vergi borcu olmadığı,

d) Vadesi geçtiği halde ödenmemiş ancak vergi idaresi tarafından taksitlendirilmiş

veya tecil edilmiş vergi borçlarının, vadesindeki ödemeler aksatılmadığı sürece, kesinleşmiş

vergi borcu olmadığı, kabul edilecektir.

17.4.3. İsteklilerin vergi borcu olmadığına ilişkin belgeyi, başvuracakları herhangi

bir vergi dairesinden veya Gelir İdaresi Başkanlığının internet adresi (www.gib.gov.tr)

üzerinden almaları mümkündür. Bu belgenin; son başvuru ve/veya ihale tarihi itibarıyla olan

durumu göstermesi ve isteklinin 17.4.1. numaralı alt maddede belirtilen alacak türlerinden

olan borçları dikkate alınarak ilgili vergi dairelerinden temin edilen bilgiler kapsamında

düzenlenmesi gerekmektedir.

17.6.3. 4734 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b), (c), (d),

(e) ve (g) bentleri gereğince, ihaleye katılan isteklinin teklifinin başka bir sebeple

değerlendirme dışı bırakılıp bırakılmadığı, bu isteklinin teklifinin ekonomik açıdan en

avantajlı teklif olup olmadığı veya ihalenin iptal edilip edilmediğine bakılmaksızın,

isteklilerin taahhüt edilen duruma aykırı hususlarının bulunduğunun anlaşılması (sosyal

güvenlik prim veya vergi borcu bulunması gibi) halinde, bu durumda olanların ihale dışı

bırakılarak geçici teminatlarının gelir kaydedilmesi, ancak haklarında ihalelere katılmaktan

yasaklama kararı verilmemesi gerekmektedir.” açıklamaları,

İdari Şartname’nin “İhale konusu işe/alıma ilişkin bilgiler” başlıklı 2’nci maddesinde

“2.1. İhale konusu işin/alımın;

a) Adı: Hastane Bilgi Yönetim Sistemi Hizmeti

b) Türü: Hizmet alımı

c) İlgili Uygulama Yönetmeliği: Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği

ç) Miktarı: 12 Ay Süreli Hastane Bilgi Yönetim Sistemi Hizmet alımı

Ayrıntılı bilgi idari şartnamenin ekinde yer almaktadır.

d) İşin yapılacağı/malın teslim edileceği yer: …… İl Sağlık Müdürlüğü, ……düzenlemesi,

Anılan Şartname’nin “Tekliflerin açılması ve değerlendirilmesi” başlıklı 29’uncu maddesinde “29.1. Teklifler, ihale komisyonu tarafından ihale tarih ve saatinde EKAP ta açılır. Yaklaşık maliyet tutarı ile teklif verenler ve teklif fiyatları isteklilerin erişimine açılır.

29.2. Bu aşamada, isteklilerin geçici teminatlarının uygun olup olmadığı ve EKAP üzerinden yapılan sorgulamalara göre; ihale tarihi itibarıyla ihalelere katılmaktan yasaklı olup olmadığı ile kesinleşmiş vergi ya da sosyal güvenlik prim borçlarının bulunup bulunmadığı kontrol edilir. Yabancı isteklilerin; ihale tarihi itibarıyla kesinleşmiş vergi ya da sosyal güvenlik prim borçlarının bulunup bulunmadığına yönelik kontrol Türkiye deki borçları yönünden yapılır, kendi ülkelerinin mevzuat hükümleri uyarınca kesinleşmiş vergi ya da sosyal güvenlik prim borçlarının bulunup bulunmadığına ilişkin kontrol ise sözleşmenin imzalanması aşamasında gerçekleştirilir. İlgisine göre yaklaşık maliyet tutarı, teklif verenler, teklif fiyatları ve açılamayan teklifler ile yapılan diğer işlemlere ilişkin hususlar tutanağa bağlanır ve bu tutanak isteklilere bildirilir.

29.3. Teklifler açıldıktan sonra 29.2 nci madde kapsamında uygun bulunmayan

teklifler değerlendirme dışı bırakılır.

29.4. Bu madde boş bırakılmıştır.

29.5. 29.3 üncü ve 29.4 üncü maddelere göre uygun olduğu anlaşılan tekliflerden,

ekonomik açıdan en avantajlı birinci ve ikinci teklif olması öngörülenlerin

değerlendirilmesine geçilir. Aşırı düşük teklif açıklaması istenen ihalelerde, aşırı düşük

tekliflerin tamamı değerlendirilir.

29.6. Değerlendirme işlemi, bu Şartname düzenlemeleri çerçevesinde ihaleye katılım

belgesine aktarılan bilgi ve belgeler esas alınarak yapılır. İhaleye katılım belgesine aktarılan bilgi ve belgelerden; entegrasyonlar aracılığıyla veya EKAP ya da diğer kamu kurum ve

kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının internet sayfası üzerinden

erişilebilenlerin teyit işlemi gerçekleştirilir. İhaleye katılım belgesine aktarılan belgelerden

belirtilen yöntemlerle teyit edilemeyenler bu haliyle değerlendirmeye esas alınır ve ihtiyaç

duyulması hali hariç bu belgelerin fiziki olarak sunulması istenmez. …” düzenlemesi

bulunmaktadır.

Vergi borcunun sorgulanmasına ilişkin Kamu İhale Kurulunun 01.10.2025 tarihli ve

2025/DK.D-361 sayılı kararı ile “… Kurumumuza yapılan başvurularda istekiler tarafından

vergi borcu sorgulamalarına ilişkin olarak özetle;

Vergi borcu sorgulamalarında, kamu ihale mevzuatı gereğince kesinleşmiş vergi borcu

olarak kabul edilmemesi gereken hususların da (trafik cezası, mahkeme harçları gibi) vergi

borcu sorgulamalarına yansıyabildiği,

hususları aktarılmıştır.

1) İstekliler tarafından teklif verme aşamasında, İhaleye Katılım Belgesi e-formlarında

ilgili alana, teklif tarihinden geriye doğru üç iş günü içinde alınmış vergi borcu olmadığına

ilişkin doğrulanabilir bir belgenin yüklenmesine imkân sağlanmasına,

2) İhale komisyonu tarafından tekliflerin açılması aşamasında Elektronik Kamu

Alımları Platformu (EKAP) üzerinden Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) entegrasyonu

aracılığıyla yapılan vergi borcu sorgulaması neticesinde borcu çıkan isteklilerden ihaleye

katılım belgesinde vergi borcu bulunmadığını gösterir teklif tarihinden geriye doğru üç iş

günü içinde alınmış vergi borcu olmadığına ilişkin doğrulanabilir bir belge yüklememiş veya

bu belge dışında bir belge yüklemiş isteklilerin tekliflerinin değerlendirme dışı bırakılması ve

geçici teminatlarının gelir kaydedilmesine,

3) İhale komisyonu tarafından yapılan sorgulama neticesinde borcu çıkan isteklilerden

İhaleye Katılım Belgesi’nde teklif tarihinden geriye doğru üç iş günü içinde alınmış vergi

borcu olmadığına ilişkin doğrulanabilir bir belge yüklemiş isteklilere, EKAP üzerinden

bildirim yapılarak iki iş gününden az olmamak üzere makul süre verilmesi, bu süre içinde

vergi borcu olmadığına ilişkin doğrulanabilir bir belgeyi idareye sunan isteklilerin

tekliflerinin geçerli kabul edilerek ihale işlemlerine devam edilmesi, verilen sürede bu bilgi

eksikliğini gidermeyen isteklilerin tekliflerinin değerlendirme dışı bırakılması ve geçici

teminatlarının gelir kaydedilmesine,

4) İhaleye Katılım Belgesi’nde, “Katılım ve Yeterlik Kriterleri” bölümüne “Sosyal

Güvenlik Prim Borcu Yoktur Belgesi” satırından sonra gelmek ve tekliflerin gönderilebilmesi

için doldurulması zorunlu alan olarak belirlenmemek üzere “Vergi Borcu Olmadığına İlişkin

Belge” başlıklı yeni bir satır açılmasına,

5) Yukarıdaki maddelerin, ilanı veya duyurusu 8/10/2025 tarihi ve sonrasında yapılacak olan ihalelerde uygulanmasına…” karar verilmiştir.

Başvuruya konu ihalenin ….. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen “Hastane Bilgi Yönetim Sistemleri” hizmet ihalesi olduğu, bahse konu ihalede dört adet ihale dokümanı indirildiği, 19.01.2026 tarihinde yapılan ihaleye 2 isteklinin katıldığı, 11.02.2026 tarihli ihale komisyonu kararı ile ihalenin …… Bilgi Teknolojileri Anonim Şirketi üzerinde bırakıldığı ve ekonomik açıdan ikinci avantajlı teklif sahibi belirlenmediği görülmüştür.

Başvuruya konu ihalenin İlan tarihinin 19.12.2025 olduğu, ilanı veya duyurusu 08.10.2025 tarihi ve sonrasında yapılan ihalelerde istekliler tarafından teklif verme aşamasında, İhaleye Katılım Belgesi e-formlarında ilgili alana, teklif tarihinden geriye doğru üç iş günü içinde alınmış doğrulanabilir bir “vergi borcu yoktur” belgesinin yüklenmesine imkan sağlandığı,

İhale komisyonu tarafından tekliflerin açılması aşamasında EKAP üzerinden GİB entegrasyonu aracılığıyla yapılan vergi borcu sorgulaması neticesinde borcu çıkan isteklilerden ihaleye katılım belgesinde vergi borcu bulunmadığını gösterir teklif tarihinden geriye doğru üç iş günü içinde alınmış vergi borcu olmadığına ilişkin doğrulanabilir bir belge yüklememiş veya bu belge dışında bir belge yüklemiş isteklilerin tekliflerinin değerlendirme dışı bırakılacağı ve geçici teminatlarının gelir kaydedileceği, diğer taraftan; teklif tarihinden geriye doğru üç iş günü içinde alınmış vergi borcu olmadığına ilişkin doğrulanabilir bir belge yüklemiş isteklilere, EKAP üzerinden bildirim yapılarak iki iş gününden az olmamak üzere makul süre verileceği, bu süre içinde vergi borcu olmadığına ilişkin doğrulanabilir bir belgeyi idareye sunan isteklilerin tekliflerinin geçerli kabul edilerek ihale işlemlerine devam edileceği, verilen sürede bu bilgi eksikliğini gidermeyen isteklilerin tekliflerinin değerlendirme dışı bırakılarak geçici teminatlarının gelir kaydedileceği anlaşılmaktadır.

Başvuruya konu ihaleye teklif sunan isteklilere 19.01.2026 tarihinde EKAP üzerinden gönderilen tekliflerin açılmasına ilişkin tutanakta başvuru sahibi …..Bilgisayar Program ve Hizmetleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketi için “Vergi Borcu” satırında “Kontrol Edilmektedir” ifadesinin yer aldığı, 10.02.2026 tarihli ikinci tutanakta ise söz konusu ifadenin “5.000 TRY tutarını aşan borç bulunmaktadır” şeklinde değiştiği,

İdare tarafından başvuru sahibine yönelik olarak 19.01.2026 tarihinde gerçekleştirilen  “Kesinleşmiş Vergi Borcu Sorgulaması” belgesinin sorgu sonucu kısmında 2026 yılına ilişkin

Etimesgut Vergi Dairesi Müdürlüğünden 7.244,74 TL tutarında bir “Karar ve İlam Harcı (9166)” türünde borcun bulunduğu görülmektedir. Bahse konu sorgulama sonrasında idarece başvuru sahibi istekliye 20.01.2026 tarihli ve “Vergi borcu” konulu EKAP üzerinden gönderilen yazıda “Müdürlüğümüzce yapılan …… ihale kayıt numaralı 12 Ay Süreli Hastane Bilgi Yönetim Sistemi Hizmet alımı ihalesinde yapılan sorgulama neticesinde 7.244,74 TL vergi borcunuz olduğu görülmüştür.

2025/DK.D-361 sayılı Kamu İhale Kurulu Kararında borcu çıkan isteklilerden İhaleye Katılım Belgesi’nde teklif tarihinden geriye doğru üç iş günü içinde alınmış vergi borcu  olmadığına ilişkin doğrulanabilir bir belge yüklemiş isteklilere, EKAP üzerinden bildirim yapılarak iki iş gününden az olmamak üzere makul süre verileceği belirtilmiştir. Kurul kararı gereği tarafınıza iki iş günü süre verilmiş olup; bu süre içinde vergi borcu olmadığına ilişkin doğrulanabilir bir belgeyi (İhale tarihi itibariyle Vergi Borcu Yoktur yazısını ve ödeme tarih ve saatinin bulunduğu dekontu) idaremizi göndermeniz hususunda…” ifadelerine yer verildiği,

Söz konusu talep üzerine anılan istekli tarafından sunulan belgelere ilişkin olarak idarece EKAP üzerinden 28.01.2026 tarihli ve “……. İKN’lı HBYS Hizmeti Alımı hk.” konulu yazıda “Müdürlüğümüzce yapılan ….. ihale kayıt numaralı 12 Ay Süreli Hastane Bilgi Yönetim Sistemi Hizmet alımı ihalesinde vergi borcunuzun bulunduğunun tespiti üzerine firmanızdan vergi borcunuzun olmadığına ilişkin doğrulanabilir bir belgeyi (İhale tarihi itibariyle Vergi Borcu Yoktur yazısını ve ödeme tarih ve saatinin bulunduğu dekontu) idaremize göndermeniz talep edilmiş ve sonrasında firmanız tarafından ödeme alındısı, vergi borcu yoktur yazısı ve cevap yazınız tarafımıza iletilmiştir. Firmanız tarafından sunulan vergi borcu ödeme alındısının saatinin ihale saatinden sonra olduğu, firmanız tarafından ödemenin ihale saatinden sonra yapıldığı görülmüştür.

Komisyonumuzca yapılan değerlendirme neticesinde firmanız tarafından vergi borcu ile ilgili ödemenin ihale saatinden sonra yapılması sebebiyle belgenin geçerli kabul edilmemesi ve ihaleye ekonomik açıdan ikinci en avantajlı fiyat veren istekliyle demo sürecinin devam ettirilmesi uygun görülmüştür. …” ifadelerine yer verildiği,

11.02.2026 tarihli ihale komisyonu kararında ise “… İhaleye teklif veren istekli …..Bilgisayar Program Ve Hiz. San. Tic. A.Ş.’nin EKAP tarafından yapılan sorgulama sonucunda vergi borcunun bulunduğu tespit edilmiştir.

Vergi borcu olduğu tespit edilen istekli ……….. Bilgisayar Program ve Hiz. San. Tic. A.Ş.’den vergi borcunun olmadığına ilişkin doğrulanabilir bir belge (İhale tarihi itibariyle Vergi Borcu Yoktur yazısını ve ödeme tarih ve saatinin bulunduğu dekont) talep edilmiştir. Yasal süre içerisinde ödeme alındısı ve vergi borcu yoktur yazısı tarafımıza ulaştırılmıştır. Gönderilen belgeler incelendiğinde vergi borcunun ödemesinin ihale saatinden sonra yapıldığı tespit edilmiştir. Komisyonumuzca yapılan değerlendirme neticesinde vergi borcu ile ilgili ödemenin ihale saatinden sonra yapılması sebebiyle belgenin geçerli kabul edilmemesi ve teklifin değerlendirme dışı bırakılmasına karar verilmiştir. …” ifadelerine yer verilerek başvuru sahibinin teklifinin vergi borcu bulunduğu ve bu borcun ihale tarih ve saatinden sonra ödendiği gerekçesine yer verilerek değerlendirme dışı bırakıldığı anlaşılmıştır.

Yapılan incelemede, başvuru sahibi …….Bilgisayar Program ve Hizmetleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketi tarafından ihaleye katılım belgesinin “Vergi Borcu Olmadığına İlişkin Belge” satırına teklif tarihinden geriye doğru üç iş günü içinde alınmış vadesi geçmiş vergi borcunun bulunmadığına ilişkin belgenin yüklendiği tespit edilmiştir.

İdarece ihale tarihi olan 19.01.2026 tarihli başvuru sahibine yönelik olarak gerçekleştirilen “Kesinleşmiş Vergi Borcu Sorgulaması” belgesinin sorgu sonucu kısmında 2026 yılına ilişkin Etimesgut Vergi Dairesi Müdürlüğü kayıtlarında yer alan 7.244,74 TL tutarında “Karar ve İlam Harcı” türünde borç olduğu anlaşılmaktadır.

Kamu İhale Kurulu’nun 09.01.2019 tarihli ve 2019/DK.D-9 sayılı kararında “Danıştay 13. Dairesi’nin 24/09/2018 tarihli ve E: 2018/1200 sayılı kararı gereğince işlem tesis edilmesi gerektiğinden Kamu İhale Genel Tebliğinin 17.4.1 inci maddesindeki “harçlar ve” ibaresi yürürlükten kaldırılmaktadır.” ifadelerine yer verilerek Kamu İhale Genel Tebliği’nin 17.4.1’inci maddesindeki “harçlar ve” ibaresi yürürlükten kaldırıldığı, söz konusu kararın sonuç kısmında “… kararın ilgili kısmının, Kurumun resmi internet sitesinde yayımlanmasına” karar verilmiştir. Anılan kararın ardından Kamu İhale Kurumunun internet sitesinde 11.01.2019 tarihinde yayımlanan duyuruda “… anılan Tebliğ değişikliği ile ilgili olarak açılan davada Danıştay 13. Dairesi tarafından “harçlar” ibaresinin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiş olup, bu hususa ilişkin olarak Kamu İhale Kurulu tarafından 09.01.2019 tarihli ve 2019/DK.D-9 sayılı Kurul kararı alınmıştır. Anılan karar uyarınca Kamu İhale Genel Tebliğinin 17.4.1 inci maddesi kapsamında isteklinin vergi borcunun hesabında “harçlar” dikkate alınmayacak olup, idarelerce yapılacak işlemlerde söz konusu Kurul kararına göre işlem tesis edilmesi gerekmektedir.” hususlarına yer verilmiştir.

Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri ve tespitler çerçevesinde, başvuru sahibi ………..

Bilgisayar Program ve Hizmetleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketine yönelik olarak idarece ihale tarihi olan 19.01.2026 tarihinde gerçekleştirilen vergi borcu sorgulamasında karar ilam harcı olduğu anlaşılan bir borcun olduğu görülmekle birlikte, yukarıda aktarılan Danıştay kararı ve Tebliğ değişikliği çerçevesinde harçların vergi borcu kapsamından çıkarıldığı dikkate alındığında, idarece başvuru sahibinin bu gerekçe ile teklifi değerlendirme dışı bırakılması işleminin yerinde olmadığı ve anılan isteklinin teklifinin değerlendirmeye alınması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Kamu İhale Mevzuatı Açısından Hangi Borçlar Vergi Borcu Sayılır Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemMehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Sağlık Bak. SGB E. Bşk./KİK E. Üyesi

Mhatasever@gmail.com

Mehmetatasever.org

https://www.simdata.org/

SEO Bitti mi? Google’ın Ajan Çağı, Dijital Pazarlamayı ve Satın Almayı Baştan Yazıyor

Satınalma Ve Tedarik Zincirinde Yapay Zeka Eğitimi Haber Seo Bitti Mi Google'ın Ajan çağı, Dijital Pazarlamayı Ve Satın Almayı Baştan Yazıyor

SEO Bitti mi? Google’ın Ajan Çağı, Dijital Pazarlamayı ve Satın Almayı Baştan Yazıyor

Satınalma Ve Tedarik Zincirinde Yapay Zeka Eğitimi Haber Seo Bitti Mi Google'ın Ajan çağı, Dijital Pazarlamayı Ve Satın Almayı Baştan YazıyorBir soruyla başlayalım. Geçtiğimiz bir senede Google’da bir arama sonucundaki maviye boyalı bir bağlantıya en son ne zaman tıkladınız? Çoğumuz için cevap belirsiz, çünkü aradığımız şeyin özetini zaten ekranın en üstünde hazır buluyoruz. Bu küçük alışkanlık değişikliği aslında dijital pazarlamanın son yirmi beş yıllık kurgusunun çatladığı yeri gösteriyor. Mayıs ayında düzenlenen Google I/O 2026 geliştirici etkinliğinde sahnede onlarca özellik duyuruldu ancak hepsinin altında tek bir mesaj öne çıktı, arama artık bir bağlantı listesi değil.

Google bu etkinlikte, yirmi beş yıldır değişmeyen mavi bağlantı modelini emekliye ayırdığını ilan etti. Yapay zeka destekli “AI Mode” arama deneyimi küresel varsayılan haline geldi ve duyuru anında bir milyar aylık aktif kullanıcıyı çoktan aşmıştı. Arama kutusu sohbet diline göre yeniden kuruldu, metni, görseli, dosyayı ve tarayıcı sekmelerini tek bir sorguda kabul ediyor. Buradan doğan soru sektörü ikiye böldü, SEO yani arama motoru optimizasyonu bitti mi? Cevap hem evet hem hayır ve asıl mesele bu ikisinin nerede ayrıştığını görmekte.

Bu değişimi geçici bir özellik sanmak en büyük hata olur. Google’ın bunu yapabilmesinin nedeni, yapay zeka dünyasında çipten son kullanıcıya kadar tüm katmanlara aynı anda sahip olan tek şirket olması. En altta kendi ürettiği işlemciler ve veri merkezleri var, üstünde güvenlik ve uzun yıllara yayılan veri deneyimi, onun üstünde araştırma gücü, sonra modeller ve geliştirici araçları, en tepede de milyarların her gün dokunduğu Search, YouTube ve Android gibi ürünler. Rakiplerin çoğunda bu katmanlardan en az biri eksik, kimisinde kendi modeli yok, kimisinde tüketiciye ulaşan dağıtım kanalı. Google çipten aramaya kadar tüm yığına sahip olduğu için bu dönüşüm bir eklenti değil, platformun kendisini uçtan uca yeniden kurması anlamına geliyor. O yüzden bu rüzgarı bekleyip geçiştirmek mümkün değil, yapısal ve kalıcı bir kayma ile karşı karşıyayız.

Aramadan Cevaba Geçiş

Google’ın arama motoru, uzun yıllardır bir niyet yakalama makinesiydi. Siz bir anahtar kelime yazardınız ve o size en uygun on bağlantıyı sıralardı. Şimdi devreye giren cevap motoru, daha siz tıklamadan sorunuzu bağlamınızla birlikte okuyup tek bir derli toplu yanıt üretiyor. Bunun dijital pazarlama açısından en sert sonucu, sıfır tıklama denilen olguda görülüyor. Yani kullanıcı yanıtı alıyor ve hiçbir siteye uğramadan oturumu kapatıyor. Bağımsız ölçümler, bu erozyonu artık tahminden çıkarıp veriye dönüştürdü. SISTRIX (Almanya merkezli arama analizi şirketi), birinci sıradaki bir sonucun tıklanma oranının, yapay zeka özeti varlığında yüzde yirmi yediden yüzde on bire düştüğünü, Ahrefs (Singapur merkezli SEO platformu), üç yüz bin anahtar kelimede yüzde elli sekiz tıklama kaybını, bir başka ölçüm de Google’dan yayıncılara giden trafiğin yıllık yüzde otuz üç gerilediğini ortaya koydu.

Bu tablo iki şeyi aynı anda söylüyor. SEO ölmedi, sıralama ile görünürlük arasındaki bağ koptu. Eskiden ilk sayfada üst sırada olmak otomatik olarak görünür olma anlamına gelirdi. Bugün ise yapay zeka, eğer cevap olarak kendi içinde bir kaynağı anmıyorsa, o sırada olmanızın bir hükmü kalmıyor. Birinci sırada olmak artık görünmek değil, cevabın içinde anılmak görünmek demek. Markaların önündeki yeni sınav, kullanıcının gözüne giren bir liste olmaktan çıkarak, makinenin güvendiği bir kaynak olma haline geldi. Bu da bizi optimizasyonun yön değiştirdiği yere götürüyor aslında.

Görünürlük Artık Cevabın İçinde

Yeni dönemde görünürlüğün adı kondu, “generative engine optimization” yani üretken motor için optimizasyon ve “answer engine optimization” yani cevap motoru için optimizasyon. Google’ın kendi Mayıs 2026 rehberi bile bunları SEO’dan kopuk ayrı disiplinler olarak görmüyor. Sağlam bir temel arama optimizasyonunun ve yalnızca sizin üretebileceğiniz içeriğin her yapay zeka yüzeyinde görünürlük kazandırdığını söylüyor. Artık mantık değişti, çünkü yapay zeka on sayfalık bir sonuç listesi yerine, birkaç cümlelik bir yanıt vermek zorunda. O yanıtın içine en doğru, en güvenilir kaynağı koymak istiyor. Bu yüzden belirli bir alanda otoriter ve net içerik üretmek, dağınık ve genel içeriğin önüne geçti. Bundan sonra mesele kimin daha çok yazdığı değil, kimin tekrar tekrar ve güvenle alıntılandığı.

Bu noktada otorite kavramı da yeniden tanımlanıyor. Beş milyon takipçili genel bir kanal yerine, dar bir konuda gerçekten doğruyu söyleyen küçük bir uzmanın içeriği yapay zeka tarafından öne çıkarılabiliyor, çünkü makine takipçi sayısına değil cevabın isabetine bakıyor. Bunun pratik bir uzantısı da tersine mühendislik diye anılan taktikte ortaya çıkıyor, kendi alanınızda yapay zekanın hangi kaynakları andığını analiz edip aynı mecralarda yer almak. Buna bir de makinenin içeriğinizi rahat okuması ekleniyor. Yani ağır kodla boğulmamış, temiz metin ve sitenize hangi bilgileri referans alabileceğini bildiren yeni makine okunur işaretler. Kısacası SEO ölmedi, altta duran zorunlu temel katman olmaya devam ediyor, çünkü yapay zekanın sizi alıntılayabilmesi için önce sizi bulabilmesi gerekiyor.

Ajan Çağı ve Atıf Modelinin Çöküşü

İşin görünürlük tarafı hikayenin yarısı, asıl kırılma ise ajan katmanında. Google bu etkinlikte aramanın artık bize bir bağlantı, hatta bir cevap bile değil, bizim adımıza iş yapan bir ajan verdiğini söyledi. Arka planda günün her saatinde çalışan ajanlar ev ilanı veya favori bir markanın yeni modeli için interneti tarayıp bize haber veriyor. Daha da önemlisi alışveriş tarafında Universal Cart adı verilen bir sepet geldi, Search, Gemini, YouTube ve hatta Gmail içinde gördüğünüz ürünleri tek bir kalıcı sepete atıyor, fiyatı takip ediyor, stok ve uyum kontrolü yapıyor. Bunun altında, ajanların mağazalarla konuşmasını sağlayan açık Universal Commerce Protocol ve ajanların sizin koyduğunuz sınırlar içinde tek başına ödeme yapmasını sağlayan Agent Payments Protocol duruyor. Bu özellik şu an için yalnızca ABD’de belirli lokasyonlarda aktif. Önümüzdeki yıl, tüm dünyada aktif edilmesi bekleniyor.

Bu yapı pazarlamanın temel direği olan ölçümü doğrudan vuruyor. Dijital pazarlamanın büyümesi her zaman yatırımın geri dönüşünü sayabilmeye, yani şu kadar harcamanın şu kadar tıklama ve şu kadar satış getirdiğini görmeye dayanıyordu. Ajan bir satın almayı oturum, izleme etiketi ve tıklanabilir bir yol olmadan tamamladığında bu zincir kopuyor, çünkü ortada izlenecek bir tıklama kalmıyor. Aynı kırılma optimizasyonun kendisinde de yaşanıyor, dünün dünyasında “en iyi” ve “premium” gibi duygusal kelimeler işe yarardı ama artık ajan için bunların hiçbir anlamı yok. Ajanın umursadığı şey doğru ürün barkodu, gerçek zamanlı stok bilgisi, temiz ürün verisi, hızlı kargo ve kolay iade, yani işin teknik altyapısı birden her şeyin önüne geçiyor.

Seo Bitti Mi Yapay Zeka Dijital Pazarlama (2)

Markanın kendine sorması gereken yeni soru da burada şekilleniyor. Ajanın önerdiği ilk üç üründen biri değilseniz, ilgili tüketici için yoksunuz. Çünkü kullanıcı artık on sayfa gezmiyor, ajan üç seçenek getiriyor ve çoğu zaman sınırlar içinde kalmışsa onayı bile beklemeden satın alıyor. Bu yarışın tek oyuncusu da Google değil. OpenAI, kendi ChatGPT içi anında ödeme denemesini düşük dönüşüm nedeniyle geri çekti ve ürün keşfine yöneldi. Amazon ise Rufus asistanı ve Buy for Me özelliğiyle kendi duvarlarının içinde otonom alışverişi büyütüyor. Morgan Stanley’nin öngörüsüne göre, 2030 yılına kadar Amerikalı tüketicilerin yaklaşık yarısı alışveriş için yapay zeka ajanları kullanacak ve bu e-ticaret harcamasını yüz milyarlarca dolar artıracak. Tablo net, otonom alışveriş bir ihtimal değil, ölçeklenmeyi bekleyen bir gerçek.

Dijital Pazarlama Yeniden Yazılırken

Peki bu yeni düzende ne yapmalı? İlk iş, hedefi tıklama avından çıkarıp, yapay zekanın güvenle alıntıladığı kaynak olmaya taşımak. Yani dar alanda otoriter ve doğrulanabilir içerik üretmek. İkincisi, birinci taraf veri ve marka talebinin değerini kavramak, çünkü yapay zeka yanıtlarını kişiselleştirdikçe daha önce ilişki kurduğunuz, e-postanıza abone olmuş, sizi tanıyan kitle öne çıkıyor. Soğuk anahtar kelime sıralaması bu ilişkiyi kuramıyor. Üçüncüsü, başarı karnesini değiştirmek, oturum ve tıklama oranı yerine yapay zeka yanıtlarındaki anılma, marka aramaları, destekli dönüşümler ve gerçek gelir gibi göstergelere bakmak. Dördüncüsü, içeriğin makinece okunur ve satılır olduğu bir altyapıyı, üründe doğru veriden – sitede temiz metne kadar kurmak.

Bütün bu kolaylığın bir de gölgesi var. İçerik üretmek hiç olmadığı kadar ucuzladığı için ortalık yapay zeka çöpü diye anılan değersiz içerikle doluyor. Bu yüzden üretimi hızlandırmak yetmiyor, son çıktının gerçekten faydalı olduğunu insan eliyle denetlemek, bir zorunluluk haline geldi. Aslında bütün bu dönüşümün özeti tek bir cümlede toplanıyor. Fikir artık ucuz, hayata geçirmek de kolaylaştı, asıl güç görünür olmakta ve dağıtımda. Eskiden zor olan üretimdi, bugün zor olan kalabalığın içinden sıyrılıp doğru kişiye doğru anda ulaşmak. Bu da pazarlamayı bir maliyet kalemi olmaktan çıkarıp şirketin can damarına dönüştürüyor.

B2B Tarafında ve Türkiye Cephesinde

Bu kayma, nihai tüketici tarafı ile birlikte işletmeden işletmeye yani B2B dünyasını da yeniden biçimlendiriyor. Aslında ajanın sizin koyduğunuz marka, model ve bütçe sınırları içinde kendi başına satın alma yapması, bir tedarik profesyonelinin onaylı sınırlar dahilinde alım kararı vermesinin neredeyse birebir karşılığı. Yani nihai tüketici tarafında bugün yaşananlar, kurumsal satınalmanın yarınki otomasyonunun provası gibi okunabilir. B2B alıcısı da artık bir tedarikçiyi keşfederken cevap motoruna soruyor, uzun ve çok kişili karar süreçlerinde ilk listeye girmek isteyen tedarikçinin makinenin güvendiği ve alıntıladığı kaynak olması gerekiyor. Burada da birinci taraf ilişki, sektörde otorite sayılan mecralarda görünmek ve temiz ürün verisi sunmak belirleyici hale geliyor.

Türkiye cephesinde ise tablo iki yönlü. Bu özelliklerin bir kısmı ülkemize diğer pazarlardan biraz gecikmeyle gelecek, ama yönün net olduğu ortada ve hazırlığa erken başlayan açık ara öne geçecek. Olumlu tarafı da var. Yapay zeka kişiselleştirmeyi onlarca dile yaydığı için Türkçe üretilen güçlü ve otoriter bir içerik, başka dillerde arama yapan kullanıcıların karşısına da çıkabiliyor. Yani iyi kurgulanmış bir Türkçe içerik stratejisi yalnızca yerel değil sınır ötesi bir görünürlük kapısı açabilir. Türk markaları ve Türk şirketleri için asıl soru, bu yeni katmanlarda bugünden yer tutup tutmadığı.

Geride Ne Bırakıyoruz

Bütün bu hız ve kolaylığın ortasında küçük bir kayıptan da söz etmek gerek. Ajanlar hayatımızı kolaylaştırırken hep tek bir ana odaklanıyor, tam ihtiyacımız olan cevaba, tam aradığımız ürüne. Oysa eskiden bir gazeteyi açtığımızda hiç aramadığımız bir habere takılır, bir mağazaya girdiğimizde almayı düşünmediğimiz bir şeyi keşfederdik. Kazandığımız şey çok net, zaman, hız ve isabet. Kaybedeceğimiz şey ise aramadığımız halde karşımıza çıkan o tesadüfler ve hayatın bir kısmı da oralardan geliyordu.

Satınalma Ve Tedarik Zincirinde Yapay Zeka Eğitimi Haber Seo Bitti Mi Google'ın Ajan çağı, Dijital Pazarlamayı Ve Satın Almayı Baştan YazıyorYine de dijital pazarlama açısından tablo açık bir şekilde nettir. Oyunun temel kuralı değişmedi, üstüne eklenen yapay zeka katmanı kazananı yeniden sıraladı. Markanın görünürlüğü artık cevabın içinde anılmaya, ürünün varlığı ajanın kısa listesine girmeye, başarının ölçüsü de tıklamadan güvene kaymış durumda. Bütün bunların ortasında her yöneticinin ve her işletmenin kendine dönüp sorması gereken sade bir soru kalıyor. Üretken motor için optimizasyonu, yapay zekanın alıntıladığı içeriği, birinci taraf veriyi, ajan farkında ölçümü ve makine okunur altyapıyı düşününce, bu yeni düzende kendimi gerçekten donanımlı hissediyor muyum? Cevabı dürüstçe verenler, dönüşümü izleyenler değil yönlendirenler olacak.


 

Satinalmada Yapay Zeka
Satınalma ve Tedarik Zinciri Uzmanları için Yapay Zeka Eğitimi

Eğitim içeriği için tıklayınız. 

Satınalma ve Tedarik Zinciri Uzmanları için YAPAY ZEKA UYGULAMALARI EĞİTİMİ


İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:

Kurumunuzun Turquality, satınalma ve tedarik zinciri fonksiyonunu sağlam, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik Eğitimi Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimi

Turquality, Satın Alma, Tedarik Zinciri Eğitimleri için tıklayınız.

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 

Eğitim içeriklerini görmek için başlıklara tıklayınız.

☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi (2 gün)

☐ İhale ve Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ İhale Kazanma, Teklif Verme, Satış ve Sözleşme Eğitimi (2 gün)

☐ Stratejik Satın alma Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)

☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün) 

☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)

☐ Satınalma ve Tedarik Zincirlerinde YAPAY ZEKA Eğitimi (2 gün)

☐ Emtia ve Kategori Uzmanları için Maliyet ve Fiyat Eskalasyon Analizi Eğitimi

☐ ISO 37001 Rüşvetle ve Yolsuzlukla Mücadele Yönetim Sistemi Standardı Eğitimi

☐ Satınalma Süreçlerinde Denetim ve Suistimal Önleme Eğitimi (2 Gün)

☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)

☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)

 Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

Kuruma özel program talepleri için: egitim@satinalmadergisi.com

C Level Pazarlık Eğitimi
C Level Pazarlık Eğitim Broşürünü İndirmek için Tıklayınız. PDF – Broşür——————————————————————————————————————————————-

Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi için tıklayınız. 

 Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi

Sürdürülebilirlik çalışmalarında temel konulardan biri, tedarikçilerden alınan verilerin düzenli, karşılaştırılabilir ve doğrulanabilir şekilde toplanmasıdır. Bu veriler, hem satınalma süreçleri hem de sürdürülebilirlik raporlaması açısından önemli bir temel oluşturur. Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi, şirketlerin bu verileri daha sistematik, tutarlı ve uygulanabilir bir çerçevede yönetebilmesi amacıyla hazırlanmıştır.

Emisyon Hesaplama Rehberi Scope 3
Değer Zinciri ve Emisyon Hesaplama Rehberi için tıklayınız.

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATIN ALMA ISO 20400 MAKALELERİ

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİM TESTLERİ


 

Pazarlik Muzakere Profili Anketini Indiriniz
Pazarlık Müzakere Profili Anketini indiriniz

Pazarlık Anketini Yapın Müzakere Stilinizi Görün

PAZARLIK PROFİLİ ANKETİ

  • 4 Müzakereci Profilinden Hangisisiniz?
  • Pazarlık Stilinizi Keşfedin: Skorunuzu Görün
  • Ekip Profilinizi Ölçün, Gelişim Planınızı Başlatın
  • Sahada, Müzakerelerde Daha Net, Daha Hızlı, Daha Etkili Sonuç Alın

 

İş Bulmacaları Kelime Oyunları
İş Bulmacaları Kelime Oyunları

İş Bulmacaları Kelime Oyunları

Özel İş Bulmacaları. Meydan okumayı sevenleri 17 ayrı bulmaca bekliyor.
Online veya PDF üzerinde çözebilirsiniz. Kolaylıklar dileriz.

Kayıt Dışı İstihdamla Mücadelede Yeni Yaklaşımlar: Güçlü Bir Sosyal Güvenlik Sistemi İçin Yapısal Dönüşüm Şart

Kayıt Dışı İstihdamla Mücadelede Yeni Yaklaşımlar Güçlü Bir Sosyal Güvenlik Sistemi İçin Yapısal Dönüşüm şart Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Kayıt Dışı İstihdamla Mücadelede Yeni Yaklaşımlar: Güçlü Bir Sosyal Güvenlik Sistemi İçin Yapısal Dönüşüm Şart

Şerafettin YILDIZ / Instagram: @serafettinyildiz

Kayıt Dışı İstihdamla Mücadelede Yeni Yaklaşımlar Güçlü Bir Sosyal Güvenlik Sistemi İçin Yapısal Dönüşüm şart Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemKayıt dışı istihdam, yalnızca ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda sosyal adaletin, çalışma barışının ve sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğinin önündeki en önemli engellerden biridir. Uzun yıllardır ülkelerin mücadele ettiği bu sorun, çalışanların sosyal güvenceden yoksun kalmasına, kamu gelirlerinin azalmasına ve iş dünyasında haksız rekabet ortamının oluşmasına neden olmaktadır. Teknolojinin hızla geliştiği, çalışma hayatının dijitalleştiği ve yeni istihdam modellerinin ortaya çıktığı günümüzde ise kayıt dışı istihdamla mücadelede geleneksel yöntemlerin yanında yeni ve daha etkin yaklaşımlara ihtiyaç duyulmaktadır.

Kayıt dışı istihdam denildiğinde çoğu zaman sigortasız çalıştırılan kişiler akla gelmektedir. Oysa sorun bundan çok daha geniş bir alanı kapsamaktadır. Sigortalı gösterildiği halde ücretinin bir kısmı kayıt dışı ödenen çalışanlar, eksik gün bildirimi yapılan işçiler veya fiilen çalışmadığı halde sigortalı gösterilen kişiler de kayıt dışılığın farklı boyutlarını oluşturmaktadır. Bu durum yalnızca çalışanların emeklilik ve sosyal güvenlik haklarını zedelemekle kalmamakta, aynı zamanda sosyal güvenlik sisteminin mali dengesini de olumsuz etkilemektedir.

Kayıt dışı çalışmanın en ağır bedelini çalışanlar ödemektedir. Sigortasız çalışan bir kişi iş kazası geçirdiğinde, meslek hastalığına yakalandığında veya çalışma gücünü kaybettiğinde yeterli sosyal korumadan yararlanamamaktadır. Hastalık, işsizlik, yaşlılık ve malullük gibi hayatın doğal riskleri karşısında güvencesiz kalmak, bireyleri ve ailelerini ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kayıt dışılıkla mücadele yalnızca kamu gelirlerini artırmaya yönelik bir politika değil, aynı zamanda insan onuruna yakışır çalışma hakkının korunması anlamına gelmektedir.

Günümüzde dijital teknolojiler, kayıt dışı istihdamla mücadelede önemli fırsatlar sunmaktadır. Kamu kurumları arasında veri paylaşımının geliştirilmesi, yapay zekâ destekli risk analizlerinin kullanılması ve elektronik denetim yöntemlerinin yaygınlaştırılması sayesinde kayıt dışı faaliyetlerin tespiti daha hızlı ve etkin hale gelebilmektedir. Vergi kayıtları, banka hareketleri, işyeri bildirimleri ve sosyal güvenlik verilerinin entegre biçimde değerlendirilmesi, denetim süreçlerine önemli katkılar sağlamaktadır.

Ancak kayıt dışılıkla mücadelede yalnızca teknolojik imkânların artırılması veya yaptırımların ağırlaştırılması yeterli değildir. Sorunun yapısal boyutları da dikkate alınmalıdır. Bu noktada sosyal güvenlik denetim sisteminin mevcut yapısının da yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim.

Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde denetim faaliyetleri aynı yetkilere sahip ancak Kurumca belirlenen farklı görevleri üstlenen Sosyal Güvenlik Denetmenleri ve Müfettişler tarafından yürütülmektedir. Bu yapı, tek bir noktadan kontrol edilebilen, adil ve standart denetim sistemine imkân vermediği gibi, bir işçinin hakkına kavuşması veya bir işverenin hukuki durumunun netleşmesi bazen uzun ve değişik inceleme süreçleri nedeniyle gecikebilmektedir. Bu durum yalnızca tarafların mağduriyetine neden olmamakta, aynı zamanda sosyal güvenlik sistemine duyulan güveni de olumsuz etkileyebilmektedir. Oysa etkin bir denetim sistemi; hızlı, öngörülebilir, standart uygulamalara sahip ve sonuç odaklı olmalıdır.

Bu nedenle kayıt dışı istihdamla mücadelede denetim mekanizmasının sadeleştirilmesi ve kurumsal koordinasyonun güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Denetim süreçlerinde uygulama birliğinin sağlanması, görev ve yetki alanlarının daha net belirlenmesi ve mümkünse tek çatı altında bütünleşik bir sosyal güvenlik denetim modelinin oluşturulması hem vatandaşların hem de işverenlerin haklarının daha etkin korunmasına katkı sağlayacaktır.

Öte yandan kayıt dışılığın temel nedenleri arasında ekonomik faktörler de bulunmaktadır. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler üzerindeki mali yükler, ekonomik dalgalanmalar ve iş gücü piyasasındaki yapısal sorunlar bazı işverenleri kayıt dışı uygulamalara yöneltebilmektedir. Bu nedenle yalnızca cezalandırıcı politikalar değil, kayıtlı istihdamı teşvik eden destek mekanizmaları da geliştirilmelidir.

Çalışanların sosyal güvenlik bilincinin artırılması da mücadelenin önemli bir parçasıdır. Sigortasız çalışmanın kısa vadeli gelir avantajı sağladığı düşünülse bile uzun vadede emeklilik, sağlık hizmetleri ve diğer sosyal haklar açısından ciddi kayıplara neden olduğu gerçeği daha fazla anlatılmalıdır. Sosyal güvenlik kültürünün yaygınlaşması, kayıt dışılığın azaltılmasında en etkili araçlardan biri olacaktır.

Kayıt Dışı İstihdamla Mücadelede Yeni Yaklaşımlar Güçlü Bir Sosyal Güvenlik Sistemi İçin Yapısal Dönüşüm şart Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemSonuç olarak kayıt dışı istihdamla mücadele yalnızca denetim elemanlarının veya kamu kurumlarının görevi değildir. İşverenlerin, çalışanların, meslek kuruluşlarının, sendikaların ve kamu otoritelerinin ortak sorumluluğunu gerektiren çok boyutlu bir süreçtir. Teknolojinin sunduğu imkânlardan yararlanırken denetim sistemindeki yapısal sorunların giderilmesi, uygulama birliğinin sağlanması ve hak arama süreçlerinin hızlandırılması büyük önem taşımaktadır.

Şerafettin YILDIZ / Instagram: @serafettinyildiz

Alım Talebi: Çift Silindirli Gübre Granül Makinesi

Alım Talebi çift Silindirli Gübre Granül Makinesi

Alım Talebi: Çift Silindirli Gübre Granül Makinesi

Bir firmamız için, toz hammaddeleri (özellikle gübre) granül hale getirmede kullanılmak üzere, çift silindirli presleme granülatörü alımı yapılacaktır. Teslim yeri Gebze – Kocaeli’dir.

Makinenin kondisyonuna göre 2.el makine alımı da yapılabilir. Günlük minimum 3 ton işleme kapasitesi ve minimum 15KW/30KW gücünde olması beklenmektedir. Detaylar görüşülecektir.

İlgili olan üretici ya da satıcıların, ödeme şekli, ürün spekleri ve istenilen ürün hakkındaki diğer standartlar için, aşağıdaki adımların ardından, iletişime geçmesi rica olunur.

Alım Talebi çift Silindirli Gübre Granül Makinesi

Teklif Vermek İçin;

  1. SATINALMA DERGİSİ’ne abone ol.
  2. Dergi Aboneliği sayfasından PROFESYONEL ÜYELİK işlemlerini tamamla.
  3. Ödeme sonrasında FİRMA BAŞVURU FORMU’nu doldur.

https://satinalmadergisi.com/satici/

TEKLİF VERME : İhtiyacın detaylarını öğrenmek ve teklif vermek için Dergi Aboneliği sayfasından PROFESYONEL ÜYELİK (750 TL) SATIN ALMANIZ GEREKMEKTEDİR. Aboneliğiniz 1 yıl geçerli olup, bir sene boyunca tüm alım taleplerine teklif verebileceksiniz.

İşçi, İhtiyaç Halinde Başka Yerdeki İşyerine Çalışmak Üzere Hangi Hallerde Görevlendirilebilir?

İşçi, İhtiyaç Halinde Başka Yerdeki İşyerine çalışmak üzere Hangi Hallerde Görevlendirilebilir Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

İşçi, İhtiyaç Halinde Başka Yerdeki İşyerine Çalışmak Üzere Hangi Hallerde Görevlendirilebilir?

Lütfi İNCİROĞLU

İşçi, İhtiyaç Halinde Başka Yerdeki İşyerine çalışmak üzere Hangi Hallerde Görevlendirilebilir Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemUygulamada genel olarak iş sözleşmelerinde ihtiyaç duyulması halinde işverene ait başka işyerlerine de görevlendirilebileceğine dair düzenlemeler yapıldığı bilinmektedir. Bu hüküm işverenin yönetim hakkı kapsamında değerlendirilmektedir. Ancak işverenin yönetim hakkı sınırsız değildir. İşveren, yönetim hakkını keyfi şekilde kullanamaz.

İşçinin işverene ait başka bir işyerinde ihtiyaç halinde görevlendirilmesinin belirli ölçütleri bulunmaktadır. Her şeyden önce bu görevlendirme işçinin çalışma koşullarında esaslı değişiklik sayılacağı için 4857 sayılı İş Kanunu’nun 22’nci maddesinin işletilmesi gerekir. Başka bir anlatımla işçinin başka bir işyerinde görevlendirilmesi işçiye altı işgünü önceden yazılı olarak bildirilmelidir. İşçinin onay vermesi durumunda değişiklik gerçekleşebilir. İşçi kabul etmez ya da yazılı teklife suskun kalırsa işçinin işyeri değiştirilemez. Bu durumda işveren ancak geçerli bir neden ileri sürerek işçinin iş sözleşmesini geçerli nedenle sona erdirebilir. Dolayısıyla bu konuda iş sözleşmesine konulan hüküm yalnız başına yeterli değildir. Nitekim yapılan görevlendirme işçinin çalışma koşullarını ağırlaştırmamalı veya hayatını zorlaştırmamalıdır. Diğer taraftan işçinin başka bir işyerinde görevlendirilmesi objektif verilere ve somut haklı nedenlere dayanmadan sınırsızca kullanılamamalıdır. Aksi bir uygulama Anayasa’daki çalışma ve sözleşme hürriyetine aykırı olacaktır.

İşçinin iş sözleşmesinin kurulması aşamasında nakil için verdiği onay ve bu yöndeki iradenin, daha sonra kurulacak işyerlerini de kap­sadığı kabul edilemez. Bunun aksini amaçlayan işverenin hangi coğrafi alan­daki işyerlerinde nakil yetkisine sahip olduğunu açıkça sözleşmede belirtmesi gerekir. Başka bir deyişle sözleşmenin kurulması aşamasında işverene verilen nakil yetkisinin kapsamı, belirli bir coğrafi alan belirtilerek somutlaştırıl­dıysa, sözleşmenin imzalandığı tarihte işverene ait işyerleriyle sınırlı kabul edilmelidir[1].

Taraflar arasında iş sözleşmesinde nakil serbestisi karar­laştırılmış ise, işçinin iş sözleşmesini tek taraflı fesih hakkı yoktur. Ancak, işçinin önceki işyerinden örneğin 35 km. uzakta bir işyerine nakledilmesine rağmen servis sağlanmıyor ya da yol ücreti ödenmiyorsa, bu durum iş sözleş­mesinin esaslı bir unsurunda aleyhe değişiklik demektir. Yol parası verilme­diği, iş şartlarında ağırlaşma olduğu kabul edilerek işçiye iş sözleşmesini tek taraflı fesih hakkı doğar. Nitekim Yargıtay, iş sözleşmelerinde yer alan nakil yetkisini kullanırken, işçinin ücretinde azaltıcı bir etki yaratmaması gerekti­ğini ifade etmektedir[2]. Bununla birlikte Yargıtay,” İşçi ve işveren arasındaki sözleşme ile semt ayırımı gözetmeksizin yapılacak nakil ve görevlendirmeleri kabul ettiği anlaşılan davacının Levent’te bulunan çalıştığı birim işletmesel kararla kapatılınca …şubesinde çalışmayı kabul etmemesi üzerine iş akdinin geçerli nedene dayanılarak feshedildiğinin dikkate alınması gerekmektedir” hükmüne varmıştır[3].

İstanbul 51. Bölge Adliye Mahkemesinin kararına göre, “Davacıya ait iş sözleşmesinin “İşçinin Muvafakati” başlıklı 13.maddesi incelendiğinde; “…işverenin başka yerdeki işyerinde çalışmak üzere işçiyi görevlendirmesi hallerinde işçi başka hiçbir mazeret ileri sürmeksizin çalışmasını sürdürmeyi peşinen kabul ve taahhüt eder. Aksine davranış akde aykırılık teşkil edecek ve işveren iş sözleşmesinin ihbar ve kıdem ödemeksizin feshedebilecektir. Ancak başka bir ilde ve/veya aynı ilde bir başka mahalde işçinin işyerinin değiştirilmesi hiçbir şekilde ücretinde azaltmaya gidilmesini gerektirmez. Bu sebeple işçinin ücretinin azaltılması sözleşmeye aykırılık teşkil eder…” denilmektedir. Sözleşmenin 13. maddesinin sınırsız şekilde, objektif somut veriler olmaksızın, uygulanması halinde Anayasanın 48. maddesindeki çalışma ve sözleşme hürriyetine aykırı olduğu kabul edilmiştir”.[4]

Sonuç olarak, Bölge Adliye Mahkemesi kararında da vurgulandığı üzere, iş sözleşmesinde yer alan “işverenin başka yerde görevlendirme yapabileceğine” dair maddenin, objektif verilere ve somut haklı nedenlere dayanmadan sınırsızca kullanılması Anayasa’daki çalışma ve sözleşme hürriyetine aykırı olacaktır.

İşçi, İhtiyaç Halinde Başka Yerdeki İşyerine çalışmak üzere Hangi Hallerde Görevlendirilebilir Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemwww.incirogludanimanlik.com sayfasında yayımlanan blog yazıları, hakemli makale formatında olmayıp bilgi verme amaçlıdır. Kesinlikle hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliğinde değildir.

Lütfi İNCİROĞLU

 

 

Kaynaklar:

[1] BAYCIK, Gaye, 2016 Yılı Yargıtay Kararlarının Değerlendirilmesi, s.199, 200; Y22HD.11.06.2019 T., E.2016/15101, K.2019/12624 Legalbank; ÇELEBİ DE­MİR, Duygu, İşçinin İşyeri Değişikliğine Sonradan İtirazı (Yargıtay Kararının Değerlen­dirilmesi; (Y9HD.24.06.2020 T., E.2016/18207, K.2020/636918821), SİCİL, s.165 vd.

[2] Y22HD.14.1.2016 T., E.2014/27342, K.2016/2061 Çalışma ve Toplum; ÇELEBİ DEMİR, İşçinin İşyeri Değişikliğine Sonradan İtirazı (Yargıtay Kararının Değer­lendirilmesi; (Y9HD.24.06.2020 T., E.2016/18207, K.2020/636918821), SİCİL, s.165 vd.

[3] Y9HD.22.10.2018 T., E.2018/1407, K.2018/18821 Legalbank.

[4] İstanbul BAM 51. HD. 11.09.2025 Tarih 2022/2525 E.- 2025/1199 K.

Çimento Sektöründe Düşük Karbonlu Yol Haritası ve Kapsam 3 Satın alma Uygulamaları

çimento Sektöründe Düşük Karbonlu Yol Haritası Ve Kapsam 3 Satınalma Uygulamaları
Çimento Sektöründe Düşük Karbonlu Yol Haritası ve Kapsam 3 Satınalma Uygulamaları

Çimento Sektöründe Düşük Karbonlu Yol Haritası ve Kapsam 3 Satın alma Uygulamaları
Değer Zinciri ve Emisyon Azaltım Hedefleri – II

Prof. Dr. Murat ERDAL
İstanbul Üniversitesi Tedarik Zinciri Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı
merdal@istanbul.edu.tr

PDF İndirme – Bu makaleyi E-Dergi formatında bilgisayarınıza indirebilirsiniz.

Düşük Karbonlu Yol Haritasından Kapsam 3 Satın alma Uygulamalarına

çimento Sektöründe Düşük Karbonlu Yol Haritası Ve Kapsam 3 Satınalma Uygulamaları
Çimento Sektöründe Düşük Karbonlu Yol Haritası ve Kapsam 3 Satınalma Uygulamaları

Çimento sektörü Türkiye için stratejik bir üretim alanıdır. İç piyasanın altyapı ve inşaat ihtiyacını karşılamasının ötesinde ihracat kapasitesiyle küresel pazarda güçlü bir oyuncu konumundadır.

Sektör aynı zamanda enerji yoğun üretim yapısı ve proses emisyonları nedeniyle düşük karbon dönüşümünün merkezinde yer almaktadır. Bu nedenle çimento sektöründe sürdürülebilirlik yalnızca üretim teknolojileriyle değil; hammadde tedariki, enerji kullanımı, lojistik, satınalma kararları, tedarikçi verisi ve müşteri beklentileriyle birlikte ele alınmalıdır.

Bu yazıda ilk olarak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı liderliğinde hazırlanan Türkiye Çimento Sektörü için Düşük Karbonlu Yol Haritası Belgesi’nin öne çıkan başlıklarına yer vereceğim. Ardından bu yol haritasının Kapsam 3 emisyonları, sürdürülebilir satınalma ve tedarik zinciri yönetimi açısından ne ifade ettiğini değerlendireceğim.

Raporun temel hedefi, çimento sektörünü geleceğin sürdürülebilir rekabet yapısına hazırlamada öneriler getirmesidir. 2053 yılı net sıfır hedefi doğrultusunda hangi teknoloji, yatırım, politika ve zaman çizelgesiyle dönüşebileceğini birlikte ele almaktadır.

Emisyon Azaltım Senaryoları: Geleceğin Dört Farklı Yolu

Rapor, çimento sektörünün 2053’e kadar emisyon gelişimini dört farklı senaryo altında incelemektedir:

  • Önlemsiz Senaryo (WoM – Without Measures ), ilave azaltım önlemleri ve teknolojik dönüşüm devreye alınmazsa sektör emisyonlarının nasıl gelişeceğini gösterir.
  • Mevcut Politikalar Senaryosu (SPS – Stated Policy Scenario), mevcut ve açıklanmış politika hedeflerinin etkisini dikkate alır.
  • Düşük Karbonlu Yol Senaryosu (LCP – Low Carbon Pathway Scenario), uygulanabilir düşük karbon teknolojilerinin, finansal araçların ve düzenleyici politikaların birlikte devreye girdiği ana azaltım yoludur.
  • İleri Teknoloji Kullanımı Senaryosu (FTS – Frontier Technologies Scenario) ise daha ileri teknolojik altyapı – uygulamalarla daha iddialı azaltım hedefleri içeren seçenektir.

Rapor özellikle şu başlıkları öne çıkarıyor:

    • klinker/çimento oranının düşürülmesi,
    • alternatif yakıt kullanımı,
    • alternatif hammaddeler ve katkılar,
    • enerji verimliliği,
    • atık ısı geri kazanımı,
    • yenilenebilir enerji,
    • Karbon Yakalama, Kullanım ve Depolama (CCUS – Carbon Capture, Utilization and Storage),
    • rekarbonasyon,
    • inşaatta malzeme verimliliği.

Bu senaryolar altında emisyon düzeyleri ise şu şekilde değerlendirilmektedir:

  • Önlem alınmayan senaryoda Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyon yayılımlarının toplamının 2053 yılında 89,4 milyon ton CO₂ seviyesine çıkabileceği öngörülmektedir.
  • Düşük Karbonlu Yol Senaryosu altında ise bu değerin 2053 yılında 6,1 milyon ton CO₂ seviyesine inebileceği hesaplanmaktadır. Bu, Önlemsiz Senaryo (WoM – Without Measures) ile karşılaştırıldığında yaklaşık % 93,2 azaltım anlamına gelir.

Çimento sektöründe Kapsam 1 doğrudan emisyonlar ve Kapsam 2 satın alınan enerji kaynaklı emisyonlar elbette dönüşümün ana başlıklarıdır. Fakat emisyon azaltım hedefleri yalnızca fabrika içi üretim süreçleriyle sınırlı görülmemelidir. Kapsam 3, yani değer zinciri emisyonları, bu çalışmalarla eş zamanlı yürütülmesi gereken tamamlayıcı ve stratejik bir yönetim alanıdır.

Rapor daha çok Kapsam 1 ve Kapsam 2 ekseninde sektörün düşük karbon dönüşümünü ele almakta; daha köklü ve endüstriyel proses dönüşümlerine dikkat çekmektedir. Bu tür dönüşümler yüksek yatırım gücü, güçlü sermaye yapısı, teknolojik hazırlık ve uzun vadeli uygulama disiplini gerektirmektedir. Bu nedenle raporun 2053 yılına uzanan orta ve uzun vadeli yaklaşımı gerçekçi bir çerçeve sunmaktadır.

Diğer taraftan kısa ve orta vadede Kapsam 3 odaklı sürdürülebilir tedarik zinciri uygulamaları, fabrika içi dönüşüm yatırımlarını tamamlayan daha hızlı uygulanabilir bir iyileştirme alanı olarak değerlendirilmelidir.

Kapsam 3 değer zinciri emisyonlarının yönetimi geniş bir sahayı kapsamaktadır.

Satın alınan ürün ve hizmetler, yatırım ekipmanları, hammadde tedariki, alternatif yakıt ve bakım-onarım faaliyetleri, taşeron operasyonları, lojistik süreçler ve müşteri teslimatları çimento sektöründe karbon performansını doğrudan etkileyen başlıklardır. Bu nedenle sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi, çimento şirketleri için destekleyici bir faaliyet değil; rekabet gücünü, raporlama kalitesini, müşteri beklentilerine uyumu ve emisyon azaltım hedeflerini doğrudan etkileyen stratejik bir yönetim alanıdır.

Yeşil Satınalma, Yeşil Çimento ve Kamu İhalelerindeki Yeri

Son yıllarda geleneksel Portland çimentosundaki klinker oranının düşürülmesi, mineral katkıların artırılması ve daha düşük karbonlu ürünlerin geliştirilmesiyle birlikte yeşil çimento konusu daha fazla gündeme gelmiştir. Kamu ise otoyol, baraj, köprü, bina ve diğer altyapı yatırımları nedeniyle çimento ve çimento içerikli ürünlerde büyük bir alıcı konumundadır.
Bu nedenle kamu alım kuralları, yeşil çimento kullanımının yaygınlaşmasında önemli bir kaldıraç işlevi görebilir. Bu çerçevede Kamu İhale Sözleşmelerinde Düşük Karbon Emisyonuna Sahip Yeşil Çimento Kullanımının Yaygınlaştırılmasına İlişkin Tebliğ, 16 Mart 2024 tarihli ve 32491 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Tebliğde yeşil çimentolar, CEM I-Portland çimentosu haricinde TS EN 197-1 standardında yer alan ve/veya içeriğinde % 95’ten daha az klinker ve % 5’ten daha fazla mineral katkı içeren çimentolar olarak tanımlanmaktadır.

Uygulama takvimi açısından bakıldığında, 1 Ocak 2025 – 31 Aralık 2029 tarihleri arasında kamu yapım işi sözleşmeleri ve çimento içerikli mal alımı ihalelerinde kullanılacak çimentoda klinker/çimento oranı en fazla 0.80 olarak sınırlandırılmıştır. 1 Ocak 2030 tarihinden itibaren ise bu oranın en fazla 0.75 olması öngörülmektedir.

Bu düzenleme, kamu alımlarının yalnızca fiyat ve teknik yeterlilik üzerinden değil; aynı zamanda karbon performansı, malzeme verimliliği ve ürün bileşimi üzerinden de yönlendirileceğini göstermektedir. Bu yönüyle yeşil çimento, satınalma şartnameleri, sözleşme hükümleri, tedarikçi değerlendirme kriterleri ve proje bazlı sürdürülebilirlik hedefleri açısından yeni bir uygulama alanı açmaktadır.

Trendler ve Satın alma Perspektifi

Önümüzdeki dönemde çimento sektöründe asıl farkı yalnızca daha düşük emisyonlu üretim teknolojilerine yatırım yapan şirketler değil; bu yatırımları sürdürülebilir tedarik zinciri uygulamalarıyla destekleyen şirketler yaratacaktır.

Sürdürülebilir tedarikçi geliştirme projelerini devreye alan, satınalma kararlarını karbon performansıyla ilişkilendiren, tedarikçilerinden güvenilir emisyon verisi toplayan, lojistik ve hizmet alımlarını değer zinciri etkileriyle yöneten şirketler ihracat pazarlarında daha güçlü konumlanacaktır.

Kapsam 3, satınalma fonksiyonunun düşük karbon dönüşümündeki rolünü görünür kılan stratejik bir yönetim alanıdır. Hammadde, enerji, lojistik, bakım-onarım, yatırım ekipmanları, taşeron operasyonları ve müşteri teslimatlarına uzanan geniş bir değer zinciri yönetimi alanını kapsamaktadır.

Düşük karbonlu yol haritasının sahadaki karşılığı, fabrika içi proses dönüşümü kadar yeşil satınalma ve sürdürülebilir tedarik zinciri kararlarında da görünür hale gelecektir. Bu nedenle çimento sektöründe düşük karbon dönüşümü, üretim hattından başlayıp tedarik zincirinin tamamına yayılan bütüncül bir yönetim meselesi olarak ele alınmalıdır.

Değer Zinciri ve Kapsam 3 Emisyon Hesaplamaları Eğitimi 

Kapsam 3 Emisyon Hesaplama
Değer Zinciri ve Kapsam 3 Emisyon Hesaplamaları Eğitim içeriği için tıklayınız.

Sürdürülebilirlik komite üyeleri ve tedarik zinciri ekipleri için Premium Eğitim Programı
Teklif almak için: egitim@satinalmadergisi.com 

Eğitim Amacı:

“Değer Zinciri ve Kapsam 3 Emisyon Hesaplamaları Eğitimi”, şirketlerin sürdürülebilirlik, karbon yönetimi ve raporlama gerekliliklerini değer zinciri perspektifiyle ele almasını amaçlamaktadır. Eğitimde; iklim ve emisyon yönetiminde öne çıkan kuruluşlar, standartlar, müşteri beklentileri, sürdürülebilir raporlama çerçeveleri, sözleşme kontrol noktaları ve Kapsam 3 emisyonlarının temel yapısı bütünleşik biçimde incelenmektedir.

Programın temel amacı, katılımcıların Kapsam 3 emisyonlarını yalnız teknik bir hesaplama konusu olarak değil; satınalma, kategori yönetimi, tedarikçi verisi, lojistik, ürün karbon ayak izi, CAPEX–OPEX kararları, karbon önceliklendirme ve sürdürülebilir tedarikçi geliştirme süreçleriyle bağlantılı bir değer zinciri yönetimi alanı olarak kavramasını sağlamaktır.

Eğitim sonunda katılımcıların; değer zinciri boyunca emisyon verisinin nasıl oluştuğunu, hangi kuruluş ve standartların hesaplama ve raporlama süreçlerine yön verdiğini, Kapsam 3 kategorilerinin şirket faaliyetleriyle nasıl ilişkilendirileceğini, tedarikçi veri setlerinin nasıl yapılandırılacağını ve şirketin karbon nötr / emisyon azaltım hedeflerine nasıl katkı sağlanabileceğini değerlendirebilmeleri hedeflenmektedir.

Opsiyonel danışmanlık programı ile eğitimde aktarılan çerçevenin şirkete özel Kapsam 3 yol haritası, sürdürülebilir tedarikçi programı, satınalma dönüşümü ve sürdürülebilirlik komitesiyle eşgüdüm içinde uygulamaya taşınması amaçlanmaktadır.

Hedef Katılımcılar

Bu eğitim; sürdürülebilirlik komite üyeleri ve tedarik zinciri ekipleri başta olmak üzere, Kapsam 3 emisyon verisinin toplanması, doğrulanması, raporlanması ve karar süreçlerine taşınmasında rol alan yöneticiler ve uzmanlar için tasarlanmıştır.

  1. Gün: Değer Zinciri ve Emisyon Hesaplama Mimarisi
  • Değer Zinciri Boyunca ESG
  • İklim ve Emisyon Yönetiminde Ana Kuruluşlar ve Referanslar
  • Emisyon Hesaplama Standartları: ISO 14064, ISO 14067, LCA, EPD ve PCF
  • Müşteri Gereklilikleri ve Sürdürülebilir Raporlama Standartları
  • Karbon Saydamlık Projesi ve TSRS 1–2 Çerçevesi
  • Değer Zincirinde Paydaşlar, Şartnameler ve Sözleşme Kontrol Noktaları
  • Kapsam 3 Emisyonlarının Temel Çerçevesi
  1. Gün: Kapsam 3 Hesaplamaları ve Değer Zinciri Dönüşümü
  • Sürdürülebilir Tedarik Stratejisinin Belirlenmesi
  • Kapsam 3 Emisyon Kategorileri ve Değer Zinciri Haritalama
  • Kapsam 3 Hesaplama Yöntemleri
  • Kategori Satınalma ve Harcama Analizleri
  • CAPEX–OPEX ve Karbon Önceliklendirme
  • LCA, Sistem Sınırı ve Faaliyet Verisi Yönetimi
  • Ürün Karbon Ayak İzi, EPD ve Değer Zinciri Verisi
  • Upstream Emissions – Yukarı Yönlü Emisyon Hesaplamaları
  • Downstream Emissions – Aşağı Yönlü Emisyon Hesaplamaları
  • Tedarikçi Sürdürülebilirlik Veri Setleri ve Doğrulama
  • Sürdürülebilir Tedarikçi Geliştirme ve Puanlama
  • Şirket Karbon Nötr ve Emisyon Azaltım Hedeflerine Katkı

Opsiyonel Danışmanlık Programı

Şirkete Özel Kapsam 3 Yol Haritası ve Sürdürülebilir Tedarikçi Programı

  • Süre: 3 Ay
  • Odak: Satınalma Dönüşümü ve Sürdürülebilirlik Komitesi ile Eşgüdüm

Opsiyonel danışmanlık programı, eğitim sonrasında şirketin kendi değer zinciri, satınalma kategorileri, tedarikçi yapısı ve veri altyapısı üzerinden uygulanabilir bir Kapsam 3 yol haritası oluşturmasını hedefler. Program kapsamında satınalma süreçleri, tedarikçi veri talepleri, kategori önceliklendirmesi, sözleşme kontrol noktaları ve sürdürülebilir tedarikçi geliştirme yaklaşımı şirket özelinde ele alınır.

Eğitim Bilgileri

Eğitim süresi 2 gün
Saat aralığı 10:00 – 16:00
Eğitmen Prof. Dr. Murat ERDAL
İletişim muraterdal.com | merdal@istanbul.edu.tr

 

Geniş Okuma Listesi

Bu yazının devamında sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi, yeşil satınalma, ISO 20400 Sürdürülebilir Tedarik Rehberi, tedarikçi sürdürülebilirlik verisi, sürdürülebilir tedarikçi kimliği, şartnamelerde sürdürülebilirlik kriterleri ve sektör bazlı sürdürülebilirlik göstergeleri üzerine yayımlanmış önceki yazılarıma da göz atabilirsiniz.

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATINALMA
MAKALELERİ
Makalelere erişim için tıklayınız.

Anahtar Sözcükler:

Sürdürülebilir tedarikçi, Sürdürülebilirlik, satın alma, çevre, sustainability, supply, procurement, tedarik zinciri, tedarik, Murat Erdal, satınalma, strateji, yeşil, kaynak, karbon, danışmanlık, proje, eğitim, sürdürülebilir satın alma, Kapsam 3, Karbon Ayak İzi, Değer Zinciri, çimento, cement industry, Türkiye, Çimento Sektörü, emisyon, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Yeşil Çimento, ihale, kamu, klinker, Emisyon Azaltım Senaryoları, net sıfır,

İşletmeler ve Siyah Kuğu

İşletmeler Ve Siyah Kuğu Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

İşletmeler ve Siyah Kuğu

Doç. Dr. Mehmet KAPLAN

Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi

İşletmeler Ve Siyah Kuğu Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemTahmin edilemeyen ve öngörülemeyen olayların yarattığı olanaksız görünenin etkisi olarak, işletmeler siyah kuğu olarak nitelenen metaforik durumla karşı karşıya bulunmaktadır. İşletmeler açısından siyah kuğular; beklenen ve deneyimlenen modellerin aksine, benzersiz ve tesadüfi bir şekilde gelişen, yüksek etkiye sahip olan ve tahmin edilemeyen olayları betimlemek için kullanılmaktadır.

Siyah kuğu metaforu, ilk olarak 1697 yılında Avustralya’da tüm kuğuların beyaz olduğu görüşünün aksine siyah kuğuların beklenmedik bir şekilde keşfedilmesiyle ortaya çıkmıştır. Bilimsel anlamda ise siyah kuğu metaforu, ilk kez Taleb (2007) tarafından gerçekleştirilmiş olan “The Black Swan-TheImpact of Highly Probable” başlıklı eserde ele alınmıştır.

Siyah kuğu metaforu, tahmin edilemeyen, daha az öngörülebilen ve büyük etki yaratan olaylar olarak değerlendirilmektedir. Farklı bir ifadeyle siyah kuğunun içeriğinde; bilinmeyen bilinmeyenler, bilinmeyen bilinenler ve meydana gelebileceğine olanak verilmeyen durumlar bulunmaktadır.

Siyah kuğuda bütünüyle bilinmeyen, risk analizi yapılmasına karşın açıkça öngörülemeyen ve gerçekleştirilen risk analizinde bilinen ve öngörülen olaylar olarak dikkat çekmektedir. Siyah kuğu; öngörülebilir olmayan, olağanüstü bir etkiye sahip olan ve beklenmedik olmasına rağmen ortaya çıktıktan sonra açıklanabilir bir gerekçeye sahip olmayı içeren üç temel bileşenden oluşmaktadır.

Bu bağlamda bilinmeyen bilinmeyenler, bilinmeyen bilinenler ve gerçekleşmesine inanılmayan olayları ifade eden siyah kuğu metaforunun işletmeler açısından değerlendirilmesinde temel anlayış şu şekilde ifade edilebilir;

  1. İşletmeler bilinmeyen bilinmeyenleri aramalıdırlar: Bu arayış içinde işletmeler çevreyi sürekli gözlemlemeli, görünenlerin/bilinenlerin ötesinde görüş geliştirmelidirler.
  2. İşletmeler bilinmeyen bilinenleri keşfetmelidirler: Bu keşif içinde işletmeler bilinenler içinden yeni anlayış ve/veya üretkenlik çıkarmaya çalışmalıdırlar.
  3. Gerçekleşmesine inanılmayan olayları dikkate almalıdırlar: Gerçekleşmesine inanılmasa bile her zaman olasılıklar güncel tutulmalıdır. İşletme yöneticileri daima gerçekleşme ihtimaline odaklanmalıdırlar.

Kaynak ve ayrıntılı okuma önerisi: Aşağıdaki eser(ler) konu ile ilgili kaynak ve bilgilendirmeyi artırmaya yöneliktir.

– Taleb, N. N. (2007). The black swan: The impact of the highly improbable. USA: Random House.

İşletmeler Ve Siyah Kuğu Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemDoç. Dr. Mehmet KAPLAN

Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi

Satınalma ve Tedarik Zinciri Profesyonellerinin Buluşma Noktası

Satınalma Ve Tedarik Zinciri Profesyonellerinin Akademik Buluşma Noktası
Satınalma ve Tedarik Zinciri Profesyonellerinin Akademik Buluşma Noktası

Satınalma ve Tedarik Zinciri Profesyonellerinin Akademik Buluşma Noktası
“Yüksek Lisans, Yüksek Hedefler”

TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI

Tezli ve Tezsiz Yüksek Lisans Programları

Satınalma Ve Tedarik Zinciri Profesyonellerinin Akademik Buluşma Noktası
Satınalma ve Tedarik Zinciri Profesyonellerinin Akademik Buluşma Noktası

Tedarik zinciri yönetimi bugün yalnızca lojistik, satınalma veya operasyon yönetimi başlığı altında ele alınabilecek dar bir alan değildir. Sürdürülebilirlik, analitik düşünme, performans yönetimi, dijitalleşme ve yapay zeka uygulamalarıyla birlikte şirketlerin rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir uzmanlık alanına dönüşmüştür.

İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde yürütülen Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Programları, 20 yıldır farklı sektörlerden gelen profesyonelleri aynı akademik ve mesleki çatı altında buluşturuyor.

Programımızda satınalma, lojistik, pazarlama, sürdürülebilirlik, perakende yönetimi, müzakere teknikleri ve sözleşme hukuku dersleriyle tedarik zinciri yönetimine bütüncül, stratejik ve yönetici bakış açısı kazandırılmaktadır.

Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden gelen yönetici adayları, programda güçlü bir öğrenme ortamı ve kuvvetli bir profesyonel network oluşturmaktadır. Bu yönüyle program yalnızca derslerden ibaret değildir; aynı zamanda kariyer, vizyon ve mesleki gelişim yolculuğudur.

Yüksek lisans başvurusu yapmayı düşünen adaylar için Tedarik Zinciri Yönetimi Programı Adayları için Hazırlık Rehberi hazırladık. (PDF belgeyi indirebilirsiniz.)

Tezli ve tezsiz program tercihinizi yapmadan önce bu rehberi incelemenizi,
Sosyal Bilimler Enstitüsü web sitesindeki güncel başvuru koşullarını, akademik takvimi ve duyuruları takip etmenizi öneririm.

Yeni dönemde Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Programlarımızda sizleri aramızda görmek isteriz.

Prof. Dr. Murat ERDAL merdal@istanbul.edu.tr 
Program Koordinatörü
İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Programları

BAŞVURU, MÜLAKAT, İLAN VE KESİN KAYIT TARİHLERİ
TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI / DOKTORA PROGRAMLARI

SANATTA YETERLİK PROGRAMLARI / TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

 

ONLINE BAŞVURU TARİHLERİ 15-26 Haziran 2026(Saat:16.30)
MÜLAKAT TARİHLERİ 6-8 Temmuz 2026
MÜLAKAT SONUÇLARININENSTİTÜYE TESLİM TARİHİ 13 Temmuz 2026
DEĞERLENDİRMESONUÇLARININ İLANI 17 Temmuz 2026
ONLİNE KESİN KAYITTARİHLERİ 7-11 Eylül 2026(Saat:16.30)
YEDEK ADAY ALIMI İÇİN BOŞKONTENJANLARIN İLANI 16 Eylül 2026
YEDEK ADAYLARIN ONLİNEBAŞVURU TARİHLERİ 17-18 Eylül 2026(Saat:16.30)
YEDEKTEN KAYIT HAKKIKAZANAN ADAYLARIN İLANTARİHİ 23 Eylül 2026
 

YEDEK ADAYLARIN ONLİNEKESİN KAYIT TARİHİ

24-25 Eylül 2026(Saat:16.30)
1)         TÜRK VE YABANCI UYRUKLU ADAYLAR BAŞVURABİLİR.

2)         BAŞVURU VE KAYIT İŞLEMLERİ ONLİNE OLARAK YÜRÜTÜLECEKTİR. BELİRTİLENTARİHLER UZATILMAYACAKTIR.

3)         MÜLAKATLAR YÜZ YÜZE YAPILACAKTIR. BAŞVURULAN PROGRAMIN MÜLAKAT İÇİN BELİRLEDİĞİ GÜN/SAAT/YER BİLGİSİ ENSTİTÜ WEB SAYFASINDA DUYURULACAKTIR. MÜLAKATA KATILMAK ZORUNLU OLUP, KATILMAYAN ADAY DEĞERLENDİRMEYE ALINMAYACAKTIR.

4)         ADAYLARIN BAŞVURU ESNASINDA BEYAN ETMİŞ OLDUKLARI LİSANS/YÜKSEK LİSANS TRANSKRİPTLERİNİ, MEZUN DURUMDA OLMAYANLARIN İSE BAŞVURUEKRANINA GİRDİKLERİ SON DÖNEM (7. VEYA 9. YARIYIL) NOT ORTALAMALARINIGÖSTEREN TRANSKRİPTLERİ İLE T.C. KİMLİK NUMARALI NÜFUS CÜZDANLARINI MÜLAKAT SIRASINDA YANLARINDA BULUNDURMALARI ZORUNLUDUR.

5)         TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI ÜCRETLİDİR.

ÖĞRENCİ PROFİLİ
Program Güz ve Bahar dönemlerinde öğrenci almaktadır.
Farklı sektörlerden 40’a yakın çalışan bulunmaktadır.
Kuvvetli bir network sizi beklemektedir.
YER: 
BEYAZIT ANA KAMPÜS (Siyasal Bilgiler Fakültesi Derslikleri)
Marmaray (Vezneciler İstasyonu), Tramvay (Beyazıt Durağı).

DEVAM DURUMU: Derslere katılım konusunda % 70 devam zorunluluğu bulunmaktadır. Yönetmelik gereği yüksek lisans öğrencilerinin en fazla % 30 devamsızlık hakkı vardır.

İkinci öğretim tezsiz yüksek lisans programımızın öğrenci portföyü farklı sektörlerden gelen yönetici adayları ve profesyonellerden oluşmaktadır. Bu nedenle ders gününe denk gelen fuar katılımları, iş seyahatleri veya benzeri mesleki yoğunluklar söz konusu olduğunda, öğrenciler dersini aldıkları öğretim üyelerine bilgi vermelidir.
Bu konudaki değerlendirme ve inisiyatif ilgili öğretim üyesine aittir.

DERS PROGRAMI:

GÜZ DÖNEMİ DERSLERİ

  • LOJİSTİK YÖNETİMİ
  • TEDARİK ZİNCİRİNDE PERFORMANS YÖNETİMİ
  • PROJE YÖNETİMİ
  • PAZARLAMA YÖNETİMİ
  • SÖZLEŞME HUKUKU
  • TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİNDE MODELLEME
  • SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ve İŞ ETİĞİ
  • BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ VE YAYIN ETİĞİ

BAHAR DÖNEMİ DERSLERİ

  • SATINALMA VE TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ İLKELERİ
  • TEDARİK ZİNCİRİ STRATEJİLERİ
  • KÜRESEL PAZARLAMA
  • PERAKENDE YÖNETİMİ
  • VERİ ANALİZİ VE KANTİTATİF KARAR ALMA TEKNİKLERİ
  • MÜZAKERE TEKNİKLERİ

BAŞVURU TARİHLERİNİ KAÇIRMAYIN

İ.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü https://sosyalbilimler.istanbul.edu.tr/tr/_   resmi web sitesi duyurular kısmında ve aşağıdaki platformlar ile bu platformların sosyal medya hesaplarında başvuru duyuruları yayınlanmaktadır.

ÜCRETLENDİRME:  Kayıt aşamasında güncel ödeme bilgisi verilecektir.

MÜLAKAT ÖNCESİ HAZIRLIK:  

KİTAPLAR:

  • Erdal, M., Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi, 4. Baskı, Beta Yayınevi.
  • Erdal, M. (Editör), Tasarımdan Süreç İyileştirmeye Tedarik Zinciri Yönetimi Başarı Hikayeleri, BETA Basım, İstanbul.
  • Erdal, M. (Editör), Konteyner Deniz ve Liman İşletmeciliği, 2. Baskı, BETA Basım, İstanbul.
  • Erdal, M., Ünal, A., Lojistik Merkez Yönetimi, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yayını, İstanbul.
  • Erdal, M. Saygılı, M., Global Logistics, UTİKAD Yayını, İstanbul.
  • Erdal, M. ve Çancı, M., Lojistik Yönetimi, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yayını, 4. Baskı, İstanbul.
  • Erdal, M. ve Çancı, M., Uluslararası Taşımacılık Yönetimi, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yayını, 4. Baskı, İstanbul.
  • Trakya Lojistik Master Planı, Trakya Kalkınma Ajansı, 2012.
  • Erdal, M., Görçün, Ö., Saygılı M., Depo Yönetimi, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yayını.
  • Erdal, M., Güvenler A., Sandalcı, K., Uluslararası Demiryolu Eşya Taşımacılığı, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yayını, İstanbul.
  • Erdal, M., Görçün Ö. F., Görçün Ö., Saygılı, M., Entegre Lojistik Yönetimi, BETA Basım.
  • Erdal, M., Teknoloji Yönetimi, 2. Baskı, Türkmen Kitabevi, İstanbul,
  • Erdal, M., Saygılı, M., Lojistik İşletmelerinde Yönetim-Organizasyon ve Filo Yönetimi, UTİKAD Yayını, Mataş Matbaası, İstanbul.
  • Erdal, M., Alkan, M., Lojistik ve Dış Ticaret Sözlüğü, UTİKAD Yayını, 2. Baskı, İstanbul.

Anahtar Sözcükler:

Yüksek Lisans, Lisansüstü, Program, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, EĞİTİM, ders, dersler, proje, ödev, vize, sınav, not, tez, proje, bitirme projesi, öğrenci, tedarik zinciri yönetimi, eğitim, Satın alma, satınalma, tedarik, lojistik, üretim, planlama, karar alma, modelleme,  Depo, depolama, depo yönetimi, değer, Satın alma Dergisi, Dergi, B2B, Profesyonel, değer zinciri, purchasing, procurement, supply, supply chain, supply chain management, Kurumsal Pazar, Analitik, CRM, e-iş, e-ticaret,  sürdürülebilirlik, yapay zeka, modelleme, AI

#TedarikZinciriYönetimi #YüksekLisans #İstanbulÜniversitesi #Satınalma #Lojistik #Sürdürülebilirlik #Dijitalleşme #YapayZeka #İnsanKaynakları #KariyerGelişimi #SosyalBilimlerEnstitüsü

ŞİRKET EĞİTİMLERİ

-> Şirket Eğitimleriniz için Doğru Teklif Alın -> egitim@satinalmadergisi.com

-> Eğitim Kataloğunu İndirebilirsiniz ->   https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

PDF BELGE – Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Programı Adayları için Hazırlık Rehberi

Bir Girişimcinin Zorlu Bir İhracat Hikayesi – Zeytinyağı!

Bir Girişimcinin Zorlu Bir İhracat Hikayesi – Zeytinyağı! Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Bir Girişimcinin Zorlu Bir İhracat Hikayesi – Zeytinyağı!

Turan AKIN
ICC ACADEMY / CTFP Certificate

Satınalma Dergisi’nin kıymetli okurları, yazımıza geçmeden önce, hepinizin Kurban Bayramını kutlar, sevdiklerinizle birlikte nice mutlu ve sağlıklı bayramlar geçirmenizi dilerim.

Bir Girişimcinin Zorlu Bir İhracat Hikayesi – Zeytinyağı! Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemHikaye, gerçek veya gerçeğe yakın bir olayı aktaran kısa, düzyazı şeklindeki anlatı türüdür.
Bizimki gerçeğe yakın değil gerçeğin ta kendisi.

Hikaye İzmir-Manisa-Adana üçgeninde geçiyor.

Bir İzmir’li olarak lise, üniversite yıllarında hep toprakla, arazi ile, çiftçilikle haşır neşir olduk, devamında daha iyi yaşam ve kariyer koşulları için çoğu genç gibi İstanbul’un yolunu tuttum. İ.Ü. İngilizce İktisatın özellikle üçüncü sınıfındaki Uluslararası Pazarlama en çok ilgimi çeken dersti. Meğer ileriki yaşamımda kariyerim ve meslek aşkım bu alanda gelişecekmiş. Hazırlık sınıfından sonra Kuşadası’nda sadece İngilizlere hizmet sunan butik bir otelde kısa süreli çalışmış olmam (çok iyi olmasam da) İngilizce konuşma cesaretimi geliştirdi.

Kıssada Hisse : Yabancı Dil; çok küçük yaşta çok iyi öğrenirsek kariyere ciddi katkısı olur.
Hikayemize dönecek olursak; Almanya’da yaşayan bir arkadaşım bir festival için Nalmes Olive Oil’i üyelerine, dostlarına göstermek istediğini söyledi, fiyat ve şartlarda kolayca anlaştık. Sunumlarımda, kariyer günlerinde hep dile getiririm, network, güven, itibar çok çok önemli, karşı taraf ile benzer köklerden geliyor olmak aynı gün anlaşmamıza sağladı.
Bir girişimci ve 30 yıldır dış ticaret banka deneyimi olan biri olarak şartlarımı sundum, Alıcının güvenini istinaden muhabir banka (aracı ödeme bankası) kullanmayalım, bizim Kuveyt Türk Almanyada EUR hesabımız var deyince ben mesajı aldım, Kuveyt Türk’ten Alideniz MEŞE’nin özel ilgi ve desteği ile hemen Adana Şubesinde EUR hesap atçık, aynı gün ve maliyetsiz olarak peşinatımızı aldık.

Şimdi sıra üretim tarafındaydı, ülkemizde maalesef gıda, hele Zeytinyağı sektöründe maalesef 82 kez tağşiş listesine girseniz da başka şirket ve marka ile yine üretim yapabiliyorsunuz.

İtibarlı üreticiler, girişimciler, ihracatçılar bu sahte şirketlerle rekabet ediyorlar, etmeye çalışıyorlar. Dikkat çekmek isterim!

Üretimde bu kadar riskin olduğu sektörde imdadıma Zeytindostu Derneği üyeliğim ve oradaki üretici dostlarımın güveni yetişti.
Şişeleme başladı!

Festivale yetişmemiz için çok hızlı olmamız lazım.

Sırada TAREKS var,


TAREKS güvenlik, teknik mevzuata ve standartlara uygunluk ile kalite açısından tüketicileri  ve üreticileri korumak amacıyla gerçekleştirilen ithalat ve ihracat denetimlerinin risk esaslı olarak elektronik ortamda yapılmasına imkân veren web tabanlı bir uygulamadır.
Önceden Vekaletimiz olan deneyimli ve hemen her ilde yapılanması olan Hürline Gümrük Müşavirliğinde Yahya Bey ekibini hazırladı.

Tareks için e-imza gerekli, bunu da networküme yazdığım bir yazıdan e-fatura, e-dönüşüm entegratörü de olan Aktif Portaldan Burcu Hn aynı gün imdadıma yetişti, ertesi gün e-imzama kavuştum. 

Şimdi sıra belgeleri hazırlamaya gelmişti, üretilen ürünlerin analiz belgeleri için yola koyulduk. Hürline, İlçe Tarımdan uzmanları üretim tesisine davet etti, ürünler şahit numuneleri ile hazırlandı. Üretici Hakan Bey ve ekibi en az benim kadar heyecanlıydı, yılların deneyimi ile her şeyi sıra ile gerçekleştirdi.

Ürünler İstanbul’a ancak gece 23:00 gibi yola çıkabildi, ihracat 7/24 çalışılması gereken bir alan, ama de dedik, iş yaparken yanınızda gerçek dostlarınız olmalı!

Ben işin son kısmında Adana’dan İzmir’e yola çıktım, şahit numuneler ilginçtir sadece İzmir’de kurulu analiz laboratuvarında kontrol edebilir, belgelendirebilir diye (kamu hizmeti için) sabah 09:00 İzmir’deydim.

Yetkilinin analiz için Balıkesir, Aydın bile numuneleri bize getirir gururlu söylemi beni derinden etkiledi.

Mikro ihracat yapan küçük işletmeler, biz girişimciler kendi özel aracımızla belki 200 km yol yapmalıyız! Bir ihracat eğitmeni, danışmanı olarak yetkililere sesleniyorum, lütfen bunu tekrar düşünelim, Aydın’a, Balıkesir’e, Adana’ya, Mersin’e ihracat için analiz laboraturvarları kuralım, ihracatımızı geliştirelim. İhracat, satış oldukça üretici daha kaliteli ürün üretir.
Zaten Türkiye’deki zeytinyağı fiyatları dünya piyasalarına göre yüksek. Mesela İspanya’da zeytinyağı kilogramı yaklaşık 3.7 Avro civarında, bizde ise yaklaşık 6 Avro seviyesinde. Avrupa Birliği ülkelerinde üreticiye kilogram başına yaklaşık 0.65 Avro kamusal  destek veriliyor. Bu şartlarda dünya ile nasıl rekabet edilebilir?

Konumuza dönersek; TIR Istanbul’da bekliyor ama yasal prosedürün de bir süresi var.
Bu defa İzmir’deki arkadaşlarımdan İlter Bey devreye girdi, festivale yetişmesi gereken ürünler hızlandı. Biz zaman kazanalım diye analiz sonuçlarını beklemeden depodaki ürünleri İstanbul’a yola çıkarmıştık, deneyimli ve güvenilir üretici ile çalıştığımız için analizden olumlu sonuç çıkacağından emindim, öyle de oldu.

Bir Girişimcinin Zorlu Bir İhracat Hikayesi – Zeytinyağı! Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemİhracat için gerekli tüm yasal süreçler tamamlandı, TIR’ımız önceki gün yola çıktı.
Hayırlısı ile yerine ulaşması umuduyla!

Turan AKIN
ICC ACADEMY / CTFP Certificate

İran: Hem Çok Yakın Hem Çok Uzak

İran Hem çok Yakın Hem çok Uzak Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

İran: Hem Çok Yakın Hem Çok Uzak

Hüseyin Cahit SOYSAL

ÜNSPED Gümrük Müşavirliği ve Lojistik Hizmetler A.Ş

Yönetim Kurulu Üyesi

İran Hem çok Yakın Hem çok Uzak Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemSatınalma Dergisi’nin kıymetli okurları, yazımıza geçmeden önce, hepinizin Kurban Bayramını kutlar, sevdiklerinizle birlikte mutlu ve sağlıklı bayramlar geçirmenizi dilerim.

28 Şubat’tan başlayarak günlerce Amerikan ve İsrail birlikleri tarafından bombardımana tabi tutulmakla birlikte, kendisine dayatılan koşullara karşı çıkan İran’ı ne kadar tanıyoruz? Yurdum insanının gözü hep batı ülkelerinde olduğu için çok az kişi İran’ı, Irak’ı, Suriye’yi tanır. Bu bilgiler de basın – yayın kuruluşlarından edindiği bilgilerle sınırlıdır.

Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri 250 yıl önce İsrail 78 yıl önce kurulmuş iken, İran 2100 yıl önce kuruldu. Dolayısıyla bu ülkeyi değerlendirirken 2000 yılı aşkın bir devlet deneyimine sahip insan topluluğundan bahsettiğimizi unutmamamız gerekir.

Ülke, 1.648.000 kilometrekare üzerinde Türkiye’nin topraklarından iki misli fazla bir alana yayılmış durumda. 92 milyon insana ev sahipliği yapan İran’ın Başkenti Tahran’dır. Diğer önemli şehirleri Meşhed, İsfahan, Tebriz, Şiraz, Ahvaz, Bander Abbas, Urumiye ve Kerej’dir. Ülkede resmi dil Farsça olmakla birlikte, 30 milyonu aşkın Azeri nüfusuna sahip İran’da ikinci en fazla konuşulan dil Türkçedir.

Bu ülkeye 1995 – 2005 arasında üç kez resmi ziyaret gerçekleştirdim ve her birinde İran devlet görevlileri dışında sıradan İranlı insanlarla temas etme olanağım bulundu. Ayrıca, 1979 – 2009 yılları arasında defalarca Gürbulak, Esendere ve Kapıköy sınır kapılarında bulundum ve yine İranlı sınır görevlileri, TIR ve otobüs şoförleri veya İranlı yolcularla konuşma ve onları uzaktan izleme şansım oldu.

İmam Humeyni Havaalanı’ndan taksi yapmaya başlayan THY uçakları daha pisti terk etmeden üzerindeki kara çarşafları yolcuların önünde üzerinden çıkararak, dar kot pantolonu ve dekolte bluzu ile yerine oturan ağır makyajlı İran kadınlarını gördüm. Aynı tavrı Bazergan Sınır Kapısı’dan Gürbulak Sınır Kapısı’na giriş yapan yolcu otobüslerindeki kadınlarda da gördüm.

Bir başka gözlemimi de anlatmadan geçemeyeceğim: Bazergan Sınır Kapısı’dan Gürbulak’a giriş yapan Mercedes otomobilden otuzlu yaşlarda iki genç çıktı. Pasaport polisinden geçtikten sonra free-shop mağazasına dalarak birkaç şişe viski ve birkaç karton sigara satın aldılar. Gümrük görevlilerinin kontrolü de bitince arabalarına binip yavaşça sürmeye başladılar. Her ikisinin de elinde ağızları açılmış viski şişeleri vardı. Birisi daha rahat bir şekilde içerken, sürücü bir eliyle direksiyonu tutuyor, diğer eliyle viski şişesini ağzına götürüyordu.

Elbette ki, ne uçak ve otobüslerdeki kadınlar hemen seksapel bir görüntü vermeye çalışıyor ne de viski içen gençler alkol açlığı çekiyordu. Hepsinin yaptığı İran’daki rejime tepki vermekten başka bir şey değildi. İnsanoğluna en ağır gelen kuralların, özel hayata müdahale niteliğindekiler olduğunu unutmamak gerekiyor.

Son yıllarda İran’da kıyafet kısıtlamalarına ve Molla Rejimine karşı başlayan direnişlerin de temelinde bu yatıyor. 2022 yılında Masha Amini’nin başı açık diye ahlak polisi tarafından dövülerek öldürülmesi ile başlayan hareket, İran kadınına dayatılan zorunlu baş kapatma uygulamalarının da sonunu getirdi. Yakın tarihlerde ülkede polis devleti uygulamalarının acımasızlığı ve bitmek tükenmek bilmeyen idam cezaları ülkede Molla Rejimini bir hayli zor durumda bırakmıştı. Son ABD – İsrail saldırıları bir anlamda rejimin sarsılan iç iktidarını da perçinlemiş oldu.

Bugün İranlı bir Azeri’ye sorduğunuzda “dünyada Türklerin en yoğun olduğu şehir Tahran’dır” diyebiliyor. Yanı sıra, Azeri kökenli olmayan İranlılar da kendileri ile Türkçe konuştuğunuzda, az çok sizi anlıyor ve kırık dökük Türkçesiyle size yanıt verebiliyor. Biz nasıl batıya bakarken ilk olarak Bulgaristan ve Yunanistan’ı görüyorsak, bir İranlı da batıya bakarken ilk Türkiye’yi görüyor ve beyninin arka planlarında kendine model alıyor. Bu bakımdan, biz zihinsel olarak ne kadar İran’a uzak isek, bir İranlının o kadar Türkiye’ye yakın olduğunu göz ardı edemeyiz.

İran’ın ekonomik yapısını irdelemekte de yarar var. İran’ın başlıca doğal kaynaklarını petrol ve doğalgaz oluşturuyor. Petrol rezervi 208 milyar varil olarak hesaplanıyor. İran, Venezuela ve Suudi Arabistan’dan sonra dünyanın üçüncü büyük rezerve sahip OPEC üyesidir. Doğalgaz rezervi ise 34 trilyon m3 olup, Rusya’dan sonra dünyada ikinci zengin rezerve sahip ülkedir.

İran ayrıca; çinko, bakır, demir, uranyum, kurşun, krom, manganez, kömür, sülfür ve altın gibi madenler bakımından da zengindir. İran, dünyanın en büyük çinko, ikinci büyük bakır rezervine ve ayrıca dokuzuncu büyük demir rezervlerine sahip ülkedir. Bununla birlikte, İran’da madencilik sektörünün yeterince geliştiği söylenemez.

İran, 2026 yılı için tahmin edilen GSYİH’sı itibariyle 196 ülke arasında 52. büyük ekonomi olması, kişi başına düşen milli geliri ile 140. sırada yer alması öngörülüyor. 2024 yılı GSYİH’sı içinde tarım sektörünün payı %11, sanayinin (inşaat dahil) %36’dır. Geri kalan milli gelir hizmet sektöründen temin edilmektedir.

İran ekonomisi; geliri esas itibarıyla petrol ve doğalgaz ihracatına bağlı, aşırı düzenleyici çerçeveye sahip, içe dönük ve kapalı, kısıtlı rekabetin olduğu, vergilemenin etkili bir şekilde çalışmadığı, sübvansiyonların yaygın bir şekilde bulunduğu, düşük faktör verimliliğine sahip kamunun baskın olduğu bir ekonomik görünüm sunuyor. Öte yandan, ekonominin petrole dayalı yapısının kırılarak sanayi üretiminin çeşitlendirilmesi kalkınma hedefleri arasında yer alıyor. Son yıllarda gerçekleştirilen özelleştirmeler yoluyla, özel sektör de ekonomide varlığını hissettirmeye başladı.

Kamu ağırlıklı ekonomide devletin sosyal politikalarının da toplumda önemli bir ağırlığı olduğu gözleniyor. Temel mallar veya enerji tüketimi başta olmak üzere halkın geniş kesimine farklı dönemlerde büyük ölçekli sübvansiyonlar sağlanıyor. Bu sübvansiyonlar doğrudan mal ve hizmet yardımları veya nakit şeklinde olabiliyor.

İran, 1980’li yıllardan beri maruz kaldığı uluslararası yaptırımlar ve ambargolar nedeniyle mevcut potansiyelinden daha az gelişmiş bir ülke olarak değerlendiriyor. Söz konusu ambargolar, geçmiş dönemde İran riyalinin aşırı değer kaybetmesine, resmi kur ile piyasa kuru arasındaki farkın büyümesine yol açmış durumda. Döviz kurlarındaki yükselme, fiyatlar genel düzeyinde de artışa neden oluyor. Döviz kurundaki yükselmeler büyük ölçüde ithal girdi ile çalışan İran imalat sektöründe maliyet artışına ve enflasyona sebep oluyor. Ekonominin petrol ve doğalgaz gelirlerine bağımlı olmasının da etkisiyle, ambargoların yol açtığı ticaretteki gerileme ekonominin de zayıflaması sonucunu doğuruyor. Nitekim, 2010 yılında 164 milyar dolar dış ticaret hacmine sahip ülkede yaşanan darboğazlar nedeniyle 2024 yılında dış ticaret hacmi 43 milyar dolara kadar gerilemiş durumda.

Özcesi, son derece zengin petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahip bu ülke ambargolar nedeniyle bir anlamda dünyadan izole edilmiş bir konumda bulunuyor. Bu nedenle İran vatandaşları hiç hak etmedikleri bir yaşam düzeyine razı olmak durumunda kalmış görünüyor.

Bugün itibarıyla, Körfez Krizi 60 gününü doldurmuş durumda. Trump’un aymaz tavırları ve yönetime iyiden iyiye hâkim olduğu değerlendirilen İran Devrim Muhafızları ordusunun taviz vermez tutumu nedeniyle, ABD ve İran arasında tekrar sıcak çatışmaların başlayıp başlamayacağı; ateşkese son verilmese de Hürmüz Boğazı’nın geçişlere açılıp açılmayacağı; bu küresel krizin daha ne kadar süreceği tam olarak kestirilemiyor.

Tüm bu veriler ışığında İran – Türkiye ilişkilerini “devletler arası” ve “vatandaşlar arası” olarak iki başlık altında değerlendirebiliriz.

Konuya devletler arası ilişkiler perspektifinden baktığımızda şunları görüyoruz:

  • İslami Devrim sonrası kurulan Uzmanlar Meclisi Dini Lideri seçiyor. Cumhurbaşkanı ise seçimle göreve geliyor. Nihai kararlar dini lider tarafından alınıyor. Yine “Devrim Muhafızları” ordusu resmi devlet ordusuna paralel bir yapı oluşturdu. Ancak son tahlilde Devrim Muhafızları resmi İran Ordusunun üzerinde bir pozisyonda yer alıyor. Dışarıdan bakıldığında, kimin elinin kimin cebinde olduğunun tespit edilmesi güç bir devlet teşkilatı var İran’da.
  • İran Devleti kendisini Türkiye’den daha güçlü sanır. Bununla birlikte bölgede saygı duyulması gereken tek ülkenin de Türkiye olduğunun bilincindedir.
  • Her ne kadar Türkiye’de İslami inançlara saygılı bir iktidar olduğu söylense de İran Molla Yönetimi nezdinde İslam’ın gerçek bekçileri Şiiler tarafından yönetilen İran’dır. Kendilerine göre, Türkiye’de İslami kurallara bağlı yaşam yeterince desteklenmemektedir.
  • İran yönetimi nezdinde Türkiye bir NATO ülkesi olarak emperyalizme hizmet etmektedir. Bu yönüyle, açıkça ilan edilmemiş de olsa, Türkiye kendileri için her zaman bir tehdittir.
  • İran yeterli savaş uçağı ve helikoptere sahip değilse de roket teknolojisinde çok ileri gitti. Kısa, orta ve uzun menzilli balistik füzeleri ile tüm çevre ülkeleri için tehdit oluşturmaya başladı. Çoklu füze saldırıları “delinmez” diye pazarlanan Tel Aviv çelik kalkanını bile delmeyi başardı. Dolayısıyla günümüzde İran, tüm dünya ülkeleri tarafından askeri gücü itibarıyla da saygı duyulan bir devlet konumunda.
  • Bu yönleriyle, Türkiye Cumhuriyeti Devleti de İran ile ilişkilerini hiçbir zaman bozmamaya ve karşılıklı olarak komşuluk hukukunu idame ettirmeye gayret gösterdi ve göstermeye devam ediyor.

Konuya vatandaşlar arası ilişkiler perspektifinden baktığımızda ise şu tespitleri yapabiliriz:

  • Her İranlı da en az bir Türk kadar ülkesini sever ve korumak için elinden geleni yapmaya çalışır. Bununla birlikte, İranlı bir kişi için Türkiye her zaman önemli bir ülkedir ve her iki İranlıdan birisi Türkiye’de yaşamak ister.
  • Bu eğilim sadece normal vatandaşlarında değil kamu görevlilerinde de var. “Emekli olduğumda ya da sıkıştığımda bir yaşam alanım olsun” düşüncesi ile İstanbul’dan konut satın alan üst düzey kamu görevlilerinin sayısı binlerle ifade ediliyor.
  • Batı ülkelerine göç etme hayalleri taşıyan hiçbir Türk vatandaşında “keşke şu İran’a yerleşebilsem” gibi bir gelecek hayali göremezsiniz.
  • Bırakın yerleşme özlemini, Türk vatandaşları yurtdışı gezi planı yapmaya başladıklarında kafalarından en son geçen ülkelerden birisi İran’dır.
  • Aynı eğilim sadece Türk vatandaşları ile sınırlı olmayıp, arkeologlar dışında İran’a turistlik seyahat yapmak isteyen diğer ülke insanlarının da çok yüksek sayılarda olduğu söylenemez.

Kısacası, devlet olarak iki ülkenin birbiri ile mesafeli olduğunu, ancak insani ilişkiler söz konusu olduğunda iki ülkenin insanının birbirine yakın ve kolay kaynaşabildiği söylemek yanıltıcı olmayacaktır.

İran Hem çok Yakın Hem çok Uzak Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemHüseyin Cahit SOYSAL

ÜNSPED Gümrük Müşavirliği ve Lojistik Hizmetler A.Ş

Yönetim Kurulu Üyesi