Sanayici İhracatçının Sancısı – Bölüm 1

Sanayici İhracatçı

Hammadde üreten veya hammaddeyi alıp, işleyip, üzerine katma değer koyarak, mamul hale getiren kurumdur sanayici. Ayrıca kendi ürettiği sanayii üretimini yurt dışına satarak ülkemize döviz getiren kurumlar da ihracatçılardır.

Sanayici, imalatçı ve ihracatçı kesimin de kendi içinde çözemediği problemlerin başında kuşkusuz ki maliyet gelmektedir. Maliyetin ardından ihraç edilecek mallar için yurt dışından alıcı bulması gerekecek. Alıcı bulunur da, ya teklif edilen birim fiyattın alıcıya uygun olup olmaması da önemli. Kısaca ihracatçının ürettiği malların maliyetini kurtaracak ve kendisine biraz kazanç sağlayacak bir fiyatla ürününü satabilmesi önemli. İhracatçının vereceği fiyatın global pazarlarda rekabetçi olması şarttır.

Üretim Maliyetleri Artarsa Uluslararası Piyasalarda Rekabetçi Olamayız

Üretim maliyetlerinin sürekli artması dolayısıyla yurt dışına satılacak ihraç mallarının fiyatını da arttıracaktır.

Yüksek maliyetlerle üretilen ihraç mallarını yurt dışına satabilmek için;

  • Üretimle ilgili telafi edici, maliyet düşürücü devlet teşviklerinin var olması veya yeterli değilse arttırılarak ihracatçının desteklenmesi

veya

  • İhracatta kullanılan döviz kurlarının en az enflasyon artışı kadar serbestçe artmasına olanak verilmeli ki sanayici ihracatçı ürettiği malını başa baş maliyetle yurt dışına satsa da döviz kurlarının enflasyon kadar artmasından dolayı ihracatçımız olası kur farkıyla dahi kâr sağlayabilmelidir.

Üçüncü bir yolu var mıdır sanayici ihracatçıya destek sağlayan ?

  • Döviz kurları enflasyon kadar artmıyorsa ve baskı altında ise, enflasyon rakamları doğru ölçülmüyorsa, soruna doğru yaklaşım gösterilemeyecek ve ihracatçı ise ihracat yapmaktan vazgeçerek mevcut kontratlarını da iptal etme yoluna gidecektir.

Yukarıda bahsettiğimiz üçüncü yol ülkemizde sanayicilerin yüz yüze kaldıkları bir gerçektir kabul etsek de, kabul etmesek de…

USD / TRL bir günlük / gün içi grafiği. Dövizin kat ettiği yol tıpkı Konya Ovası’nda otoyolu gibi dümdüz. Hiç sapma yok.

Dövizin belli bir aylık grafiği. Bırakın enflasyon kadar artış sağlanmasını 24 Ağustos 2023 tarihinde TCMB faiz kararını açıkladı ve kur kayda değmeyecek ölçüde aşağı yönlü hareketlenirken arka kapıdan döviz satışlarıyla dövize müdahale edildi ve kurlar ciddi anlamda geriledi. İhracatçı hangi döviz kurunu esas alarak malını yurt dışına satsın? Mevcut döviz kurunu esas aldığında, yukarıdaki grafikte olduğu gibi sert müdahalelerle dövizin hareketi engellenir, dövizin artış hızı enflasyonun altında kaldığında ihracatçının yurt dışına sattığı maldan muhtemelen zarar edeceği ortadadır.

Yukarıdaki grafiğe bakıldığında kurlara müdahale edilmediğini söyleyebilen bir kişi çıkar mı? Yukarıdaki grafik bırakın ihracat rakamlarının arttırılmasına destek vermeyi, olsa olsa ithalatçıyı destekleyen bir görünüm sergilemektedir.

İhracatçı Kendisine Sağlanan Devlet Desteklerinin Ne Kadar Farkındadır, İhracatçı Ne Kadar Bilinçlidir ?

İşte ben bu konuda tüm imalatçı ve ihracatçılarımızın devletimizin kendilerine sağlanan devlet olanaklarının tamamen farkında olmadığını düşünmekteyim.

İhracat Adına

İhracatçının bilgilendirilmesi, eğitilmesi ve desteklenmesi ülkemizin ihracat rakamlarının arttırılması açısından önemli rol oynasa da, para piyasalarındaki araçların kullanılmasında ihracatçının bileğini bükecek kararların alınmamasına özen gösterilmelidir. Ekonomi tarihinin sayfalarına bakıldığında kurları baskılamak ve durdurmak ihracatçıyı değil, ithalatçıyı destekler. Kurlar artmasın da varsın ihracatınız az olsun mantığı ne denli doğru sonuçlar verir ?

Reşat BAĞCIOĞLU

ICC Uluslararası Ticaret Odaları

Türkiye Milli Komitesi

Türkiye Bankacılık Komite Başkanlığı Üyesi

Çinliler Yatırım İçin Trakya’da Fabrika Arıyor !

Kahramanmaraş depremlerinin ardından yatırımcıların yeniden gözdesi haline gelen Trakya Bölgesi şimdi de yabancı yatırımcıların radarında. Fabrika yatırımı için Trakya bölgesinde arayışını hızlandıran yabancılar fabrika almak için harekete geçti. Son dönemde özellikle Çinlilerin ilgisi artmış durumda. Trakya bölgesine fabrika yatırımlarına çok yoğun bir ilgi olduğunu söyleyen Gayrimenkul Uzmanı Gülcan Altınay “En önemli sebeplerinden birisi Avrupa’ya çok yakın olması ve bu bölge lojistik üstü olarak planlanmaktadır. Arsa fiyatlarının diğer bölgelere göre daha düşük olması ve yatay mimari için uygun bir bölge olması Trakya’ya yoğun ilgiyi sağlamaktadır” dedi.

Yabancılar Trakya’ya gösterdiği ilginin sebeplerini anlatan Altınay şunları söyledi; “Özellikle Almanya, Amerika, İngiltere, Hollanda, Katar, Rusya, Azerbaycan, Rusya ve Çin firmaları Türkiye’ye en çok yatırım yapan firmalar. Bunların bazıları sıfırdan fabrika kurarken bazı firmalar üretim yapan bazı firmaları satın alarak yatırımlar yapıyorlar. Özellikle Çinliler bölgede var olan işleyen firmaları satın alarak yatırımlarını yapıyorlar”

Her Sektörden Yatırımcı Bölgede Yerini Alıyor

“İmalattan finansa, enerjiden ulaşıma, madencilikten perakendeye kadar pek çok alanda yabancı yatırımcı çekiyor” diye konuşan Gayrimenkul Uzmanı Gülcan Altınay: “Trakya Avrupa pazarlarına yakınlığı ile de yatırımcılar için tercih edilen ülkelerin başında geliyor. Tekirdağ yani Trakya bölgesine ilginin artmasının en büyük sebeplerinden bir tanesi İstanbul’daki sıkışmış olan sanayicilerin en yakın bölge olarak Tekirdağ’da yoğunlaşması. İstanbul bölgesindeki artan arsa fiyatları ve bunun en önemli sebeplerinden bir tanesidir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çerkezköy bölgesini özel endüstri bölgesi ilan etti. Geçtiğimiz aylarda bunun en önemli sebeplerinden bir tanesi İstanbul’daki sanayicileri oraya teşvik etmek, İstanbul’daki sanayi azaltmak, Trakya bölgesine yoğunlaştırmaktır. Bu özellikle İkitelli sanayi bölgesini oraya taşımaya hedeflemektir” dedi.

İstablul’da Artan Arsa Maliyetleri Yatırımcıyı Trakya Bölgesine Çekiyor

İstanbul ve Trakya bölgesine fabrika yatırımı yapmak arasındaki farklarından bahseden Altınay: “En büyük sebeplerinden bir tanesi İstanbul’daki arsa maliyetlerin yüksek olması ve temin edilecek arsa alternatiflerinin azalması ve özellikle İstanbul bölgesinde yatay mimaride fabrika inşa etmek artık imkansız hale geldi. İstanbul’da fabrika yapacak bir sanayicinin arsa aldığı zaman metre kare fiyatı yaklaşık 1000 Dolar ama Tekirdağ Trakya bölgesinden almak istediği zaman metre kare fiyatı 200 300 Dolar. Fabrika sahipleri üretimleri arttıkça büyümek istiyorlar ve İstanbul’da büyümek istedikleri zaman arsa maliyetleri sanayicinin belini büküyor” diye konuştu. Yatırımcı tarafından bakıldığında ise

Altınay şunları söyledi: “Yatırımcı arsa alıp, fabrika yapıp, kiraya vererek bunu bir yatırım geliri haline getirmek istiyor. İstanbul’da Trakya bölgesine göre beş katı fazla fiyata arsa alıyor ama beş katı fazlaya kiraya veremiyor. İstanbul’daki yatırımcı fabrika yaptığı zaman metre kare fiyatı 6- 7 $ Trakya bölgesinde kira rakamları 4-5 $Dolayısıyla yatırımcının da çok yoğun bir şekilde ilgisini çekmektedir.”

Blokzincir: Türk Somonunun Uluslarası Ticaretteki Gücünü Artıracak & Gümrük Müşavirliği Mesleğini Stresten Kurtaracak Yeni Nesil Teknoloji

GİRİŞ: Özet Olarak Blokzincir Nedir ?

Makalenin başlığında bir sorun yok; evet blokzincir teknolojisi sağlık, seçim sistemleri, uluslararası ticaretin finansmanı, tedarik zinciri, vb. gibi çok geniş bir yelpazede hayatın her alanına dokunacak ve olağanüstü dönüşümler gerçekleştirecek.

Blokzincir modern güven makinası, bilgisayar ve yazılım  teknolojisini, kriptografiyi kullanarak, kurumlara olan güven yerine teknoloji ve yazılıma olan güveni ikame ederek yeni bir güven sistemi kuruyor.

Satoshi Nakamato, taraflar arasındaki güvensizliğin hakim olduğu her alanda,yapay zeka, akıllı sözleşmeler ve dağıtık defter teknolojisiyle “yeni güven mimarisi=güvensiz güven” inşa edecek olan blokzincir teknolojisini, Dünya insanlığına hediye etmiş bilge bir karekter. (1)

I- Blokzincir Teknolojisinin Türk Somonunun Uluslararası Ticaretteki Marka Değerinin Ve Güvenilirliğinin Artırılmasına Katkı Sağlama Potansiyeli Çok Yüksek

I.1) Somon denilince akla gelen ilk ülke olan Norveç, sahte somonları blokzincir teknolojisi ile tespit etme çalışmalarına başlamış durumda.

Denizcilik mirası bin yıl öncesine kadar giden Norveç, Dünya’nın en büyük ikinci deniz ürünleri ihracatçısı ülke konumunda.

AR-GE yatırımlarına çok büyük önem veren Norveçli balık üreticileri, Dünya pazarında sahte etiketle satılan somon problemini blokzincir teknolojisi ile çözecek.

Blokzincir teknolojisi kullanımının, ulusal markalarının kalitesinin korunup geliştirilmesinin en iyi çözümü olduğuna karar veren Norveç Deniz Ürünleri Birliği, somon üretimindeki sürdürülebilirliği sağlamak, Norveç somonuna Dünya’da duyulan güveni yeni nesil teknolojilerle artırmak için, teknoloji devi IBM ve nesnelerin interneti (IoT) alanında çalışan Norveç’li teknoloji girişimi Atea ile ortaklık kurdu.

Norveç’in en önemli ihraç ürünü olan somon, yabancı ülkelerde sahte etiketlerle satılabiliyor. Sahte etiketlerle Norveç somunu olarak satılan balıklar Norveç somon üreticilerine zarar veriyor. Sahte Norveç somonlarına dur demek isteyen üreticiler, IBM ve Atea ortaklığında blockchain kullanarak bu sorunu çözmek için harekete geçti.

Blockchain teknolojisi, somonun yüzdüğü suyu kamerayla takip ettiği gibi, suyun sıcaklığı gibi detaylı bilgileri de arşivleyecek. Balığın yaşam döngüsü hakkında detaylı bilgiler blockchain ile şeffaf ve güvenli biçimde sunulacak. Blokzincir teknolojisi ile marka güvenilirliği artan Norveç somununun Dünya’daki pazar payı daha da artacak.

I.2) Diğer yandan; DNV GL ve Deloitte’in hazırladığı raporda blokzincir teknolojisinin su ürünleri tedarik zincirinde şeffaflık ve izlenebilirlik getirerek su ürünlerine güveni artıracağına vurgu yapılıyor.

Blokzincir teknolojisi kullanılarak, avcılık aşamasından tüketiciye ulaşana kadarki tedarik zinciri aşamalarını kapsayan, baştan sona herkese açık olarak kaydı tutulan veriler, tüketicilerin balıkların gıda güvenirliliği konusundaki endişelerini gidermesine yardımcı olacak.

DNV GL yöneticilerinden Luca Crisciotti, blokzincir teknolojisinin güven sorununu ortadan kaldırmak için oldukça kilit rol oynadığını söylüyor ve ekliyor: “tüketicilerden ve diğer kilit paydaşlardan, deniz ürünlerinin tedarik zincirine yönelik güven inşa etmek için şeffaflığa açık bir talep var.

I.3) Ülkemizin stratejik ihraç ürünü olan Türk somununun son yıllardaki üretim ve ihracat miktarlarındaki artış, bütün Türk vatandaşlarının yüzünü güldürüyor, hepimiz mutlu oluyoruz.

Doğu Karadeniz ihracatçılar Birliği (DKİB) verilerine göre Ocak-Haziran 2022 döneminde 123.722.151 $ Türk somonu ihracatı yapıldı. Bu yılın aynı döneminde ise ihracat yüzde 32 artarak 163 milyon 33 bin 492 dolara ulaştı.

Her geçen yıl üretimi artan Türk somonunun ihracatı, miktar olarak da 2022’nin ilk yarısında 16 bin 774 ton iken, bu yılın aynı döneminde yüzde 35 artışla 22 bin 623 ton oldu.

Türk somon balığı üretimi ve ihracatındaki sorunların tespiti ve çözümü, Türk somon balığının marka değerinin artırılması için çalıştaylar düzenleniyor.

Türk somon balığının marka değerinin ve uluslararası ticaretteki güvenilirliğinin artırılmasına katkı sağlayacağı kesin olan blokzincir teknolojisindeki yüksek potansiyelden bir an önce faydalanmaya başlamak gerekli.

Türk somon balığı üretim ve ihracatının artırılması, Türk somon balığının uluslarası ticarette bilinilirliği yüksek bir marka haline gelmesi için çaba sarfeden bütün kamu ve özel sektör kuruluşlarının, yapacakları AR-GE çalışmalarında blokzincir teknolojine ağırlık vermeleri halinde, çok güzel sonuçlar elde edilecektir.

II- Bütün Dış Ticaret İşlemleri Blokzincir Teknolojisi İle Gerçekleştirildiğinde, Gümrük Müşavirliği Mesleği Daha Güvenli Yapılır Hale Gelecek

Türk Devleti’nin tek taraflı olarak vereceği kararla veya Dünya Gümrük Örgütü’nün bütün Dünya ülke gümrüklerini blokzincirle birbirine bağlaması üzerine, bütün dış ticaret/dış ticaretin finansmanı işlemlerinde blokzincir devreye alındığında, gümrük müşavirliği mesleğinin icrası sırasında karşılaşılan risklerin büyük bölümü ortadan kalkacak, stres kalmayacak.

Dünya gümrüklerinin blokzincirle birbirine bağlanması durumunda, Çin’den Türkiye’ye yapılacak ihracata ait bütün belgeler (faturalar, menşe sertifikaları, sağlık sertifikaları, gözetim belgeleri, çeki listeleri vb. gibi)  blokzincir sistemine kriptografi ile şifrelenerek kaydedilecek, blokzincir teknolojisi ile değişmezliği sağlanan bu belgeler Türkiye’ye yapılan ithalatta başkaca hiçbir işleme gerek kalmadan kullanılacak.

Dolayısıyla, her biri Gümrük Müşavirleri için birer stres unsuru olan kıymet uyuşmazlıkları, çifte faturalar, vergi kaçakçılığı, menşe saptırması vb. gibi risk faktörlerinin tamamı ortadan kalkacak, Gümrük Müşavirliği mesleği daha güvenli yapılır hale gelecek.

Şükrü GÜVEN

 

Yararlanılan Kaynaklar

1) Blokzincir ve Yeni Güven Mimarisi (Kevin WERBACH)

2) www.bctr.org/Blockchain su ürünlerine yönelik güveni artırabilir

3) www.aa.com.tr/Türk somonu ihracati katlanarak artiyor

4) www.muhabbit.com/Norveçli balikçıların tercihi blockchain

Vefa

Vefa bir insanlık hasletidir. Verdiği sözü tutmak, söze bağlı kalmak, dostluğu ve birlikteliği sürdürmektir. İyilik veya destek gördüğü kişi veya kurumu unutmamak, onu yadetmek ve karşılık vermeye çalışmaktır. Yaşanmışlıkların ve paylaşımların kıymetini bilmek, emanete sahip çıkmaktır.

Vefa tek taraflı olabileceği gibi, karşılıklı olması daha makbuldür. Vefasızlığa karşı vefalı olunmasını beklemek beyhudedir. Konuyu işyerlerinde, fabrikalarda çalışan ve işveren arasındaki ilişkiler açısından ele alırsak değişik durumları göz önünde bulundurmamız gerekir.

Her ne kadar sözleşmeye dayalı ve kanunlar çerçevesinde çalışılsa bile zaman içerisinde çalışan ile çalıştığı kurum ve işvereni arasında dostluk ve bağlılık oluşabilir, duygusal bağ kurulabilir. İşveren çalışanından bağlılık ve sadakat isteyebilir. Ama burada işverenin unutmaması ve yapması gereken hususlar vardır. Vefayı tek taraflı ve her hâlükârda beklemek akıl kârı değildir.

“Ahde vefa ilkesi” gereğince taraflar, yaptıkları bir sözleşmeye, şartlar sonradan değişse dahi uymak zorundadırlar. Ahde vefa ilkesi, sözleşmenin taraflarından birisinin tek taraflı iradesi ile sözleşmenin içeriğini diğer tarafın aleyhine değiştirememesini gerekli kılmaktadır.

İşçinin aldığı ücret miktarının düşürülmesi, ikramiyenin veya sosyal yardımın kaldırılması, işçinin işyeri organizasyonunda mevcut görevinden daha alt seviyedeki bir göreve atanması, çalışma koşullarının ağırlaştırılması gibi durumlar, iş sözleşmesinin içeriğinin işçi aleyhine değiştirilmesi anlamına gelmektedir. Bu tür değişiklikler, ancak işçinin yazılı onayı ile yapılabilir.

Her türlü anlaşmazlık, yanlış anlama karşısında hem çalışanın hem de işverenin unutmaması gereken şey nedir biliyor musunuz? Hiçbir çalışan yıllarca çalıştığı işyerinden basit ve kolay bir sebeple çıkmak istemez, çalışan başladığı yerde bitirmek ister. Aynı şekilde işveren de işe aldığı çalışanlarla işyeri devam ettiği ve onların sağlığı elverdiği sürece çalışmak ister. O yüzden verilecek kararlar öncesi düşünmek, bir daha düşünmek, karşılıklı müzakere etmek ve dikenleri yoldan kaldırmak gerekir. Yerine başkasını koymak iki taraf için de zor bir süreç olabilir.

Tabi burada olaya birçok yönden bakmak gerekir. Çalışanlar genelde işlerini sevmediklerinden veya az kazandıklarından değil, çoğu patronunu (hesap verdiği kişiyi) sevmediği için iş değiştiriyor. Bu tespit bir araştırma sonucu… O yüzden fabrika sahiplerinin tepeye sevilmeyen bir insan koymamaya özen göstermeleri gerekir.

Her zaman insan kaynakları yöneticisinin önemini savunagelmişimdir. İşveren ve yöneticilerle çalışanlar arasında köprü mutlaka kurulmalıdır. Gemiler yakılmadan önce ve hatta sonrasında bile verilen kararlardan dönülebilir. Yeter ki ihlas ve samimiyetle konunun üzerine gidilebilsin. Yani;

  • Müsbet hareket edilmeli, çalışanın gideceği yer tenkid edilmek ve kötülenmek yerine kendi işyerinin iyi yanlarını ön plana çıkarmalı,
  • Yılların vermiş olduğu ortak yönler göz önüne serilmeli, ayrılık değil birleşme noktaları vurgulanmalı,
  • “Bizim işimiz ve işyerimiz daha iyidir” denilebilir, yoksa başkalarının işyerini ve işini kötülemeyi ima eden “Sadece benim işim ve işyerim iyidir” denilmemeli,
  • Rekabetin varlığı kabul edilmeli ancak rakipler küçümsenmemeli,
  • Birlikte daha çok işlerin başarılabileceği anlatılmalı,
  • Şahsi çıkar ve gurur bir kenara bırakılmalı.

Öte yandan vefa, vicdanlar üzerinde baskı unsuru olarak kullanılarak çalışan üzerinde aynı il, aynı sektör ve meslekte çalışmasının önüne engel konulamaz. Çalışanın tecrübesi aynı işini devam ettirdiği sürece öneme haizdir. Yoksa çalışanı belli yaştan sonra meslek değiştirip ustası olduğu işi bırakıp başka işte çırak olarak başlamaya zorlamak abesle iştigaldir. Burada işverenin şapkasını önüne koyup “ben nerede yanlış yaptım, neyi eksik bıraktım” diye kendi iç muhasebesini yapması gerekir. Rakip firmaya geçmenin suç olmadığı hukuk tarafından da teyit edilmiştir.

Sonuç olarak; kapattığınız kapıları aralık bırakınız. Tamamen kilit vurmayınız geçmişte yaşananlara. Bir gün kimlerle, nerede ve hangi şartlarda bir araya geleceğinizi bilemezsiniz. Eğer karşınıza çıkan Dünya’daki 8 milyar, Türkiye’deki 85 milyon insan arasından sadece birkaç 100 insanla tanışmış ve onlarla yaşıyorsanız vardır bir hikmeti.

Cavit SOY

Sigorta ve Türleri

  1. Giriş

İnsanlar, insanlık tarihinin başladığı zamandan itibaren çok çeşitli tehlikeler ile karşılaşmış ve bu tehlikelerden kendisini korumak için çeşitli yöntemler ve araçlar geliştirmek için çaba göstermişlerdir. Bu çabaların sonucu olarak sigortacılık ortaya çıkmıştır. Sigorta, insanların risklere karşı kendisini güvende hissetme ihtiyacı duymasının bir sonucudur. İnsanlar hayatta oldukları müddetçe kendilerine karşı tehdit oluşturan risklerden korunma ihtiyacı hissederler.

Aynı rizikonun tehdidi altında olan gerçek kişiler ve tüzel kişiler, söz konusu riskten korunmak için, bir organizasyon aracılığıyla bir araya gelmektedirler. Meydana gelen bu organizasyon sigorta olmaktadır Bu organizasyon içindeki sigorta şirketleri, sigortalıların ekonomik zararını karşılama işlevini yerine getirmektedir. Burada sigorta sistemi, bir risk transfer yönetimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kapsamda sigorta şirketleri, temel olarak risk oluşmadan önce sigortalılardan prim toplanması ve risk meydana geldiğinde de sigortalılara hasar ödemelerinin yapılması işlevini gerçekleştirmektedir.

  1. Sigortanın Tanımı

Sigorta sözcüğünün kökleri İtalyan diline gitmektedir. Sigorta İtalyan dilindeki “sicurta” kelimesinden gelmektedir. Türkçede önce “sigcuriye”, “sikorta”, “sikurta”, “sikurita” ve “sigurta” sözcüklerinin kullanıldığı ve en sonunda sigorta kelimesinin ortaya çıktığı ve yerleştiği görülmektedir. Sigorta, kelime olarak, “güvence” anlamına gelmektedir. Kavram olarak ise sigorta, insan yaşamında ortaya çıkması olası rizikoların yaratacağı hasarların bir sigortalı ile bir sigortalayan arasındaki sözleşmeye dayalı olarak giderilmesine yönelik bir faaliyettir.

Hayatın içerisinde nerede ve ne şekilde karşılaşılacağı belli olmayan çok sayıda risk unsuru mevcuttur. İnsanlar diğer canlıların aksine, karşılaşabilecekleri bu risklere karşı bir araya gelerek daha akılcı tedbirler geliştirebilmektedir. Gerçekleşme ihtimali olan risklerin bazıları üstlenilebileceği için önemsiz hale gelirken, bazıları yaşamı katlanılamayacak ölçüde etkileyeceği için oldukça önemlidir ve bu durumdan kaçınmak gerekir. Sigorta, insanların bu durumdan kaçınmak amacıyla kullandığı en temel risk yönetimi araçlarından biridir.

Sigorta, aynı riskle karşı karşıya bulunan çok sayı­da kişinin, bireysel olarak belirsiz olan hasar olasılığını belirgin duruma getirmek ve bu olasılığın gerçekleşmesiyle ortaya çıkan za­rarları birlikte karşılamak amacıyla, risk yönetim ve sorumluluğu­nu taşıyan bir kişi veya kurum tarafından bir araya getirilmesidir. Değer taşıyan herhangi bir mal, gerçekleşmesi meşru bir hakkın ihlaline yol açabilecek veya hukuki bir sorumluluk doğurabilecek herhangi bir olay, sigortanın konusu olabilir.

Sigorta bir diğer biçimde, riskin ölçülmesi ve riskin paylaşılması kavramları bir araya getirilerek tanımlanmıştır. Buna göre belirli bir riskin, belirli ölçüde tehdidi altında bulunan çok sayıda ve benzer nitelikte birimlerin ortaya çıkacak zararları birlikte karşılamak üzere bir araya gelmesi sigortayı oluşturur.

Sigorta, aynı rizikonun tehdidi altında bulunan bir topluluğun bir araya gelerek doğabilecek hasarlara birlikte karşı koymasıdır. Sigortanın amacı meydana gelecek hasara engel olmak değil, bu hasarı grup üyeleri arasında dağıtmak, böylece hasar yükünü grubun her üyesi için taşınabilir hale getirmektir. Bir diğer deyişle, şansı az olanların karşılaştığı zararı, aynı rizikoyla karşı karşıya olmalarına rağmen tesadüfen kurtulan kişiler arasında paylaştırmaktır. Bu birliktelik, doğacak hasarın şiddet derecesini her bir kişi bakımından azaltarak, belirsizliği belirli hale getirecektir.

Sigortanın amacı, insanları ve ekonomik birimleri tehdit eden, ancak öngörülebilmekle beraber, meydana gelip gelmeyeceği, hangi ölçüde ve ne zaman meydana geleceği belli olmayan rizikolara karşı sigortalıyı korumaktır. Sigortanın amacı, zararın meydana gelmesini önlemek amacı ile değil zarar meydana geldikten sonra zararı sigortalılar arasında eşit olarak dağıtmaktır.

  1. Sigorta Türleri

Türk Ticaret Kanunu sigorta türlerinin temel olarak ikiye ayırmıştır. Bunlar Zarar Sigortaları ve Can Sigortalarıdır. Bu ayrım TTK’nın 1453 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Evrensel olarak Sigorta ayrımı hayat ve hayat dışı olarak yapılmakta iken TTK bu isimlendirmeyi tercih etmemiştir.

3.1. Zarar Sigortaları

TTK’da zarar sigortaları kendi içinde mal sigortaları ve sorumluluk sigortaları olarak iki temel gruba ayrılmaktadır.

3.1.1. Mal Sigortaları

Mal sigortaları, mal varlığı değerinin korunması için yapılan bir sigorta türüdür. Sigortalıların mal varlıklarında meydana gelebilecek zararlara ve kayıplara karşı yapılmaktadır. Mal sigortalarının temel amacı, sigorta ettirenin uğradığı zararı tazmin etmektir. Bu nedenle mal sigortalarına “Tazminat Sigortaları” da denilmektedir. Mal sigortalarının konusu; değeri para ile ölçülebilen ve önceden belirlenebilen her türlü mal, hak ve alacaklardır. Genel olarak mal sigortalarının kapsamı TTK’nın 1453. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;

  • Rizikonun gerçekleşmemesinde menfaati bulunanlar, bu menfaatlerini mal sigortası ile teminat altına alabilirler.
  • Rizikonun gerçekleşmesi sonucu doğan kazanç kaybı ile sigorta edilen malın ayıbından doğan hasarlar, aksine sözleşme yoksa, sigorta kapsamında değildir. Mal bağlamında kazancın, makul sınırı aşan kısmı sigorta edilemez.
  • Mal sigortası niteliğindeki grup sigortalarında; mal girmesi veya çıkması sebebiyle mal topluluğunda değişiklikler meydana gelmiş olsa bile, sözleşme bütün hükümleriyle geçerlidir.
  • Mal topluluğu için yapılan mal sigortası, topluluğa dâhil münferit parçaları da kapsar.

TTK, sigorta yaptırmak isteyenin mal üzerinde mutlak bir menfaatinin bulunmasını aramaktadır. Mal sigortalarının konusu aslında mal değil, bağlı olduğu menfaattir.

3.1.2. Sorumluluk Sigortaları

Genel olarak sorumluluk sigortalarının kapsamı TTK’nın 1473. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;

  • Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.
  • Sigorta, sigortalının işletmesi ile ilgili sorumluluğu için yaptırılmışsa, sözleşmede aksine hüküm yoksa bu sigorta, sigortalının temsilcisi ile işletmenin veya işletmenin bir kısmının yönetiminde, denetiminde ve işletmede çalıştırılan kişilerin sorumluluğunu da karşılar. Bu durumda sigorta bu kişilerin lehine yapılmış sayılır.

3.2. Can Sigortaları

Can sigortaları bireyin kazaya uğraması, kaza sonucunda sakatlanması, hastalık geçirmesi veya ölümü gibi rizikoları güvence altına alınmaktadır. TTK’da can sigortaları kendi içinde hayat sigortası, kaza sigortası, hastalık ve sağlık sigortası olarak üç temel gruba ayrılmaktadır.

3.2.1. Hayat Sigortaları

Hayat Sigortası, sigortacı ile sigortalı arasında gerçekleştirilen sözleşmeye istinaden, sigortalının ölümü veya hayatta kalması halinde, sigorta ettiren kişinin veya onun belirlediği kişiye sigorta bedelinin ödenmesidir.

Hayat sigortası ile sigortacı, belli bir prim karşılığında, sigorta ettirene veya onun belirlediği kişiye, sigortalının ölümü veya hayatta kalması hâlinde, sigorta bedelini ödemeyi üstlenir. Hayatı sigorta edilen kimse, ilk primin ödenmesinden önce ölmüşse sigorta sözleşmesi geçersizdir (TTK, md. 1487).

3.2.2. Kaza Sigortaları

Kaza sigortası, belli bir prim karşılığında, sigortalının uğrayacağı kaza sonucu ölüm, geçici veya sürekli engellilik ya da işgöremezlik hâlleri için sigorta teminatı sağlar.  Ölüm, ani olarak veya kaza tarihinden itibaren en çok bir yıl içinde gerçekleşmiş ise sigorta bedeli sigorta ettirene yahut onun tarafından belirlenmiş kişiye; geçici ve sürekli engellilik veya işgöremezlik hâllerinde ise sigortalıya ödenir. Geçici olarak çalışma gücünden mahrum kalan sigortalıya, poliçede yazılı süre ile sınırlı olmak üzere, mahrumiyetin devam ettiği süre için günlük hesabıyla tazminat verilir (TTK, md. 1507).

3.2.3. Hastalık ve Sağlık Sigortaları

Hastalık ve Sağlık Sigortasında sigortacı, hastalık sigortası ile sözleşmede belirtilen hastalıklardan biri veya birkaçının, sözleşmede belirtilen süresi içerisinde gerçekleşmesi veya ortaya çıkması halinde sigortalıya sigorta teminatı sağlamaktadır. Sözleşmede birden çok hastalık sigorta teminatına bağlanmış ise hastalıklardan birinin gerçekleşmesi veya ortaya çıkması durumunda bedel ödenir. Bu durumda sözleşme sona erer. Aksi öngörülmemişse, teminatın hastalıklardan sadece birinin gerçekleşmesi durumu için verildiği kabul edilmektedir (TTK, md. 1512).

Vefa TOROSLU

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir

Bağımsız Denetçi

vefa.toroslu@gmail.com

Kaynakça

Enes PEHLİVAN-Özgür AKPINAR, “Türk Sigorta Sektöründe Faaliyet Gösteren Hayat Dışı Sigorta Şirketlerinin Performans Değerlendirmesine Yönelik Ampirik Bir Uygulama”, Marmara Üniversitesi Öneri Dergisi, Cilt: 17, Sayı: 58, Temmuz 2022

Enver Alper GÜVEL-Afitap Öndaş GÜVEL, Sigortacılık, 8. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2018

Özdemir AKMUT, Hayat Sigortası Teori ve Türkiye’deki Uygulama, AÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayını, Ankara, 1980

Özgür AKPINAR, Türkiye’de Yangın Sigortaları ve Uygulamaları, Yalın Yayıncılık, İstanbul, 2018

Sefer GÜMÜŞ-Muhammet Suat UZUN, Türk Sigorta Sektörünün Analizi ve Banka Kaynaklı Sigorta Pazarlaması, Hiperlink Yayınları, İstanbul, 2012

Serhat YANIK, Sigorta Acentelerinde Yönetim ve Muhasebe Uygulamaları, Türkmen Kitabevi, İstanbul, 2016

Şerafettin Okan YAYLA, “Sigortacılık ve Türkiye’de Sigorta Sektörünün Durumu”, Liberal Düşünce Dergisi, Yıl: 24, Sayı: 94, Bahar 2019

Tedarik Zinciri Gündemi Eylül 2023 Klasörü Yayında. İndirebilirsiniz.

Değerli Yöneticiler,

G-20 Liderler Zirvesi 9-10 Eylül tarihlerinde Hindistan’da gerçekleşti.
Kapakta yer verdiğim ve yeni bir proje olarak düşünülen uluslararası taşımacılık koridoru da gündeme düştü.
Güzergah içerisinde birden fazla yükleme – boşaltma – aktarma operasyonu görünüyor.

Yükün çıkış ve varış noktaları arasında çok sayıda taşıma türü (kara + deniz + kara + deniz + kara) ve gümrük idaresi var. Dış ticaret profesyonelleri açısından süre, maliyet, mevzuat (uls. Belgeler vb.), emniyet-güvenlik ve sigorta açısından neler getirecek? Makro açıdan ise yük potansiyeli, hattın karlılığı ve uls. İlişkiler boyutlarının olduğu da bir gerçek. Dergi içerisinde bu konuyu analiz edeceğim.

– > Klasör gönderim listesine eklenmek isteyen iş arkadaşlarımızın
egitim@SatinalmaDergisi.com a kısa bir dönüş yapmaları yeterli. Ücretsiz gönderimdir 🙂
– > İnsan Kaynakları biriminiz için eğitim kataloğumuzun linkini de paylaşıyorum.     http://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

Prof. Dr. Murat ERDAL

KLASÖRÜ İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ.

SATIN ALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ EKİPLERİ İÇİN

Satın alma ve Tedarik Zinciri Yönetimi Eğitimi
Eğitim İçeriği için Eğitim Kataloğunu https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf indirebilirsiniz.
Ekibinizin ihtiyacı doğru eğitim teklifini almak için talebinizi egitim@satinalmadergisi.com e-posta adresimize iletebilirsiniz.

 Satınalma ve Tedarik Zinciri Eğitimi
Eğitim taleplerinizi egitim@satinalmadergisi.com a iletebilirsiniz.

Şirketinize Özel Eğitim Programlarımızı (4-6 günlük) İncelemek için
https://satinalmadergisi.com/egitim-programlari/ sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

SATIN ALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ YAZI DİZİSİ

Tedarikçi Günü Nasıl Planlanır? Organizasyon ve Yürütme için Yol Haritası

Satınalma Yönetiminde Minimum Sipariş Miktarı Sorunu Nedir?                                       

E-Satınalma Yatırımları Satınalma Departmanlarını Güçlendirir

Danışmanlık Hizmet Alımları ve Proje Esaslı Satınalma Yönetimi – I                                  

Danışmanlık Hizmet Alımları ve Sözleşmeler: Kontrol Listesi-II                                          

Satınalma Check-Up ile Operasyonlarınızı Ölçümleyin                                                       

Yeşil Satın Alma ve Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi Nedir?                                    

Tedarik Zinciri Yönlendiricileri ve Performans Ölçümleme                                                  

Tedarik Zinciri Kurmak İstiyoruz. Nereden Başlamalıyız ?                                                   

Güçlü Alıcılar Dönemindeyiz                                                                                                    

Tedarikçi Bilgi Formları Kurumsal Özgeçmiş mi ? Bumerang Etkisi                                  

Tedarikçi Araştırması ve Örgütsel Pazarlarda Yeni İstihbarat Kaynakları                          

Tedarikçi Müşteri Seçiyor, Alıcılar Ürün Bulamıyor                                                               

Tedarik Zincirinin Amacı Ne?              

Küresel Tedarik Zinciri Atmosferi       

Ürün Hayat Eğrisi ve Tedarik Zinciri Operasyonları                                                              

Satınalmacı Olmak Ülkemizde Zordur                                                                                     

Yemek Sektöründe Restoran Zincirleri ve Satınalma Yönetimi                                           

Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi Vaka Çalışması

Satınalma Nedir? İşin Başladığı Yer – Doğru Talep ve Satın alma Mesleğinin Doğruları 

Satın Alırken Kazanmanın Koşulları

Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi Geliştirme Eğitimi                               

Tedarik Zinciri Entegratörlüğü Nedir? 4. Parti Lojistik ve İlerisi                                          

KİTAP:
SATIN ALMA VE TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
Kitap temini için E- MAĞAZA yı ziyaret ediniz. 

PROF. DR. MURAT ERDAL

İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Program Başkanı

– – – – – – –  – – – – – – – – – – – – 

Sürdürülebilirlik Eğitim Programları

Standart eğitim programı Sürdürülebilirlik Tedarik Zinciri Yönetimi
 2 gün ve Genişletilmiş Sürdürülebilirlik Eğitim Programı ise 6 tam gün üzerinden gerçekleştirilmektedir.

Sustainability Supply Chain1. gün- Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi
2. gün- Döngüsel Stratejiler ve KPI’lar
3. gün- Kurumsal Sürdürülebilirlik
4. gün- Etik ve Davranış Kuralları
5. gün- Sürdürülebilirlik Raporlaması
6. gün- Sürdürülebilir Pazarlama

Eğitim Koordinatörü: Prof. Dr. Murat ERDAL
merdal@istanbul.edu.tr

Satınalma ve Tedarik Zinciri Eğitim Kataloğu
Eğitim kataloğunu indirmek için https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

Şehir dışı eğitimlerde uçak ve otel konaklama organizasyonu eğitim alan firma tarafından karşılanmaktadır.

Eğitim Gün Planı: 9:30 – 12:30, 1 saat öğle arası, 13:30 – 16:30

Şirketiniz için en doğru teklifi egitim@satinalmadergisi.com üzerinden alabilirsiniz.

– – – – – – –  – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – –

Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Hizmeti

Şirketinizin Sürdürülebilirlik Yolculuğu ve Net Zero Hedeflerine Ulaşmasında Rehberlik Ediyoruz.

Yalın bir sürdürülebilirlik raporu, satış, iletişim, pazarlama, halkla ilişkiler, insan kaynakları ve yatırımcı ilişkilerinizde etkin şekilde kullanılabilir. Sürdürülebilirlik raporu, ölçtüğünüz, yönettiğiniz ve güncel verilerle desteklenen odaklanmış sürdürülebilirlik faaliyeti gerçekleştirdiğinizi ifade etmektedir.

Prof. Dr. Murat ERDAL liderliğinde Sürdürülebilirlik Raporlama hizmeti için en doğru teklifi egitim@satinalmadergisi.com üzerinden alabilirsiniz.

Sürdürülebilirlik Raporu

  • AB Direktifleri & Mevzuat
  • Uçtan Uca ESG Kriterleri
  • Strateji ve Eylem Planları
  • Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi
  • Green Sourcing
  • Üretim ve Emisyon Hedefleri
  • Uluslararası Standartlar
  • Çevre Yönetim Standardı ISO 14001
  • Su Ayak İzi Standardı ISO 14046
  • ISO 14064 Sera Gazı Emisyonlarının Belirlenmesi / Karbon Ayak İzi Doğrulaması
  • Sosyal Sorumluluk Standardı ISO 26000 
  • Green Procurement Yeşil Tedarik Standardı ISO 20400
  • Sürdürülebilir Stratejiler

Sürdürülebilirlik raporu kolayca anlaşılabilir olmalı. Tüm paydaşlarınızın
– müşteriler
– potansiyel iş ortakları ve tedarikçiler
– yatırımcılar ve
– yeteneklerin (İK) ilgisini çekmeli ve saygı uyandırmalıdır.

İhale Dokümanında Belirsizlik Olması ?

İtirazen Şikayet Konusu; İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle, …………………. Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Yemek İhalesi Teknik Şartnamesi’nin 9’uncu sayfasında yer alan 2.40.2’inci maddesinden ve 14’üncü sayfasında yer alan diyet menü gramajlarına ilişkin düzenlemeden yoğurt ürününün 150 gr’lık ambalajlarda verileceğinin anlaşıldığı, Anılan Şartname’nin “Yemek çeşitleri ve içerikleri tablosu” nun 54’üncü sayfasında ise “Yoğurt Tam Yağlı = 200 gr”, “Diyet Yemekleri” ana başlığı altındaki 56’ncı sayfada “Diğer” başlıklı tabloda “Süt Ve Yoğurt = 200 Gr” düzenlemesine yer verildiği, Bu nedenle gerek normal yemeklerin yanında gerekse diyet yemeklerin yanında kişi başı verilecek yoğurt ürününün gramaj miktarı hususunda ihale dokümanında çelişkili düzenlemelerin bulunduğu, bu çelişkili durumun da sağlıklı bir şekilde fiyat teklifi hazırlanabilmesine engel teşkil ihale dokümanının mevzuata aykırı olduğu, iddialarına yer verilmiştir.

19.07.2023 tarihli ve 2023/UH.II-1023 sayılı Kamu İhale Kurulu kararına göre;

Yapılan incelemede ………………… Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Yemek İhalesi Teknik Şartnamesi’nin “Tarafların Yükümlülükleri” başlıklı kısmının “Su, Süt, Yoğurt ve Ayran” başlıklı 2.40’ıncı maddesinde “…2.40.2. Hastalara ve personele verilecek süt (200 ml.lik aseptik karton ambalaj kutularda), yoğurt ( 150 gr.lık ambalajlarda), ayran (200 gr.lık ambalajlarda), depozitosuz teslim edilecek. Üzerinde firma adı, adresi, gerekli diğer bilgiler bulunacaktır…” düzenlemesi,

Aynı Teknik Şartname’nin Öğle ve akşam diyet yemekleri” kısmının “Diyet Menü Gramajları (Çiğ girdi olarak porsiyon miktarı)” başlıklı maddesinde “…Komposto, Hoşaf (200gr.), Muhallebi – Pelte (200gr.), Yağsız veya tam yağlı Yoğurt (150 gr), Süt (200gr.) UHT, Ekmek (tuzsuz, tuzlu, kepekli, mısır ekmeği, glütensiz ekmek vb.) Diyet sebze ve et yemeklerinin, tatlılarının ve çorba çeşitlerinin içerikleri ile gramajları ayrıntılı olarak belirtilmiştir…” düzenlemesi,

Anılan Teknik Şartname’nin “Yemek çeşitleri ve içerikleri tablosu”nun “Salatalar” bölümünde “Yoğurt Tam Yağlı = 200 gr” düzenlemesi,

Anılan Teknik Şartname’nin “Diyet Yemekleri” ana başlığı altındaki 56’ncı sayfada “Diğer” başlıklı tabloda “Süt ve Yoğurt = 200 gr” düzenlemesi yer almaktadır.

Yapılan incelemede, …………………….Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Yemek İhalesi Teknik Şartnamesi’nin “Su, Süt, Yoğurt ve Ayran” başlıklı 2.40’ıncı maddesinde verilecek yoğurt ürününün 150 gr. olarak, aynı Şartname’nin “Yemek çeşitleri ve içerikleri tablosu”nun “Salatalar” bölümünde ise yoğurt ürününün 200 gr. olarak verileceğinin belirtildiği, yine aynı Teknik Şartname’nin “Diyet Menü Gramajları” başlıklı maddesinde verilecek yoğurt ürününün 150 gr. olarak, “Diyet Yemekleri” ana başlığı altındaki 56’ncı sayfada yer alan “Diğer” başlıklı tabloda ise yoğurt ürününün 200 gr. olarak verileceğinin belirtildiği görülmüştür.

Söz konusu Teknik Şartname düzenlemeleri değerlendirildiğinde, yoğurt girdisine ilişkin gramajların, diyet menü gramajları maddesinde 150 gr, aynı Teknik Şartname’nin Yemek çeşitleri ve içerikleri tablosu”nun “Diyet Yemekleri” ana başlığı altındaki tablonun “Diğer” başlıklı kısmında ise 200 gr olarak belirlendiği, her iki düzenlemenin de diyet menü yanında verilecek yoğurt ürününün gramajına yönelik düzenlemeler olup birbirinden farklı gramajlar içerdiği, anılan nedenlerle verilecek yoğurt miktarında belirsizliğe sebep olabileceği anlaşılmış olup, başvuru sahibinin söz konusu iddiasının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.

Mehmet ATASEVER

S.B. Strateji Geliştirme E. Bşk.

KİK E.  Üyesi

İdarelerin Yapmış Oldukları Alımlarda Sayıştay Raporlarına Sıkça Konu Olan Hususlar

Satınalma Dergisi’nin 2023/Ağustos ayında yayımlanan yazımda şirketlerin ve kamunun özellikle mali ve ilgili mevzuat çerçevesinde operasyonel işlemlerini yürüten personellerinin mesleki yeterliliğinin önemine değinmiştim.

Mesleki yeterliliğin belirli bir seviyenin üzerinde olması yani uzmanlaşmanın getireceği olumlu sonuçların hem şirketler hem de idarelerin işlemlerini optimum seviyeye çıkaracağı şüphesizdir. Maalesef birçok idarenin yapmış oldukları uygulamaları takip ettikçe bazı hataların sürekli olarak tekrar edildiğini görmekteyiz. Bu yazımda özellikle Sayıştay tarafından tespit edilen bu hataları başlıklar halinde sizlerle paylaşmak istiyorum.

1.) Taşıt Edinilmesine İlişkin Esas ve Usullere Aykırı Olarak 1600 cc Motor Hacminin Üzerinde Makam Aracı Kiralanması

Hizmet Alımı Suretiyle Taşıt Edinilmesine İlişkin Esas Ve Usuller’in “Genel esaslar” başlıklı 6 ncı maddesinin (c) bendi “Kanuna ekli (1) ve (2) sayılı cetvellerde yer alanlar ile güvenlik önlemli (zırhlı) araçlar ve koruma altına alınanlarla ilgili yönetmelik hükümlerine göre tahsis olunan araçlar dışında kullanılacak binek ve station-wagon cinsi taşıtların motor hacmi 1600 cc’yi geçmeyecektir.” olarak belirtilmiş olmasına rağmen bazı idareler tarafından 1600 cc üzeri araç alımlarının yapıldığı görülmektedir.  Söz konusu husus mevzuata aykırılık teşkil etmektedir. Bu konuda Muayene Kabul Komisyonlarının büyük bir titizlikle davranması ve komisyonun Muayene ve Kabul Yönetmeliğine uygun olarak hareket etmesi gerekmektedir.

2.) 4734 Sayılı Kanun’un 22’nci Maddesinin (a) Bendi Kapsamında Tek Kaynaktan Temin Edilen Mallara ve Hizmetlere İlişkin Mevzuat Hükümlerine Uyulmaması

4734 sayılı Kamu İhale Kanunun 22 nci maddesinin (a) bendi “İhtiyacın sadece gerçek veya tüzel tek kişi tarafından karşılanabileceğinin tespit edilmesi.” olarak belirtilmiştir. İdareler ihtiyacın kaynağının tespiti noktası dikkatli davranmalı ve tek kaynağın tevsiki hususunda şüpheye yer bırakmamalıdır. Yapılan incelemelerde bazı alımların tedarikçisinin/kaynağının tek olmamasına rağmen Kanunun 22 nci maddesinin (a) bendinin kullanıldığı tespitleri yapılmıştır.

3.) Piyasa Fiyat Araştırmalarının Sağlıklı Yapılmaması

İdareler tarafından mal ve hizmet alımları kapsamında yapılan piyasa fiyat araştırmalarının büyük bir çoğunluğu sürekli aynı satıcılardan yapılmaktadır. Bazı alımlarda teklif vermeye yetkili olmayanlardan fiyat teklifi alımlarının yapıldığı da görülmektedir.

Bilindiği üzere doğrudan temin yöntemi kullanılarak yapılan alımlarda piyasa fiyat araştırmasının yapılması zorunludur. Yapılacak piyasa fiyat araştırmalarının kaynakların verimli kullanımına dönük, rekabeti sağlayıcı ve eşitlik ilkesine uygun olmalıdır. Ancak bazı idareler tarafından doğrudan temin yöntemi kullanılarak yapılan alımlarda piyasa fiyat araştırmalarının bu şekilde olmadığını görebilmekteyiz.

4.) İş Deneyim Belgelerinde Belge Tutarının Hatalı Yazılması

İdareler tarafından düzenlenen iş deneyim belgelerinde ki belge tutarının hatalı yazılabildiği görülebilmektedir.

İhale Uygulama Yönetmeliklerinde; iş deneyim belgelerine fiilen gerçekleştirilen işle ilgili tutarların herhangi bir güncelleştirmeye tabi tutulmadan yazılacağı ve bu tutarların her türlü fiyat farkları hariç, varsa iş artışları dahil, hakkedişteki sözleşme fiyatları ile yapılan işin tutarı üzerinden KDV hariç olarak belirleneceği ifade edilmiştir.

İdareler tarafından düzenlenen iş deneyim belgelerinde ki belge tutarı satırına gerçekleştirilen iş tutarına bakılmadan ilk sözleşme bedelinin olduğu gibi yazıldığı veya yapılmayan iş artışları tutarının ve fiyat farklarının belge tutarına eklendiği görülmektedir.

5.) Sınır Değerin Yanlış Hesaplanması Sonucu Aşırı Düşük Teklif Sorgulaması Yapılması Gereken İstekliye Sorgulama Yapılmadan İşin Verilmesi

Sayıştay tarafından yapılan incelemelerde, 2019 mali yılında …… idaresi tarafından altışar ay süreli iki ihale yapılmıştır. Yapılan …….. ihale kayıt numaralı ilk dönem ve …….. ihale kayıt numaralı ikinci dönem “Memur Personele Yemek Hizmeti Alım İşi” ihalelerinin her ikisinde de sınır değer hesaplamasının yanlış yapıldığı; ihalelerin aşırı düşük teklif açıklaması alınması gereken istekliler üzerinde bırakıldığı tespiti yapılmıştır.

İdareler tarafından özellikle Hizmet Alımları İhaleleri Uygulamaları Yönetmeliğinin “Sınır Değer ve Aşırı Düşük Teklifler” başlıklı 59 uncu maddesine göre işlem yapılması gerekmektedir.

6.) Fiyat Farkı ve İş Artışından Ek Kesin Teminat Alınmaması

4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun “Ek Kesin Teminat” başlıklı 12 nci maddesi uyarınca, fiyat farkı ödenmesi öngörülerek ihale edilen işlerde fiyat farkı olarak ödenecek bedelin, sözleşme bedelinde artış meydana gelmesi halinde bu artış tutarının %6’sı oranında yükleniciden ek kesin teminat alınması gerekmektedir. Bazı idarelerin iş artışı ve fiyat farkı ödemesi yapmalarına karşın yüklenicilerden ek kesin teminat almadıkları tespit edilmiştir.

7.) Zamanında Bitirilmeyen İşler İçin İhtar Çekilmemesi

Sayıştay denetimlerinde, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında gerçekleştirilen bazı ihalelerin uygulama aşamasında sözleşmede yazılı sürelere uyulmadığı, bu kapsamda yüklenici kusuru ile bitirilmeyen işler için idare tarafından herhangi bir ihtarda bulunulmadığı tespiti yapılmıştır.

İdareler tarafından yapılması gereken ihtarların usulüne uygun olarak yapılması gerekmektedir.

8.)Doğrudan Temin Yöntemi İle Yapılan Alımlarda Yasaklık Kontrolünün Yapılmaması

Bazı idareler tarafından 4734 sayılı Kanunun 22/d maddesi kapsamında yapılan alımlarda yasaklık kontrolünün yapılmadığı tespit edilmiştir. Kamu İhale Genel Tebliği’ nin 30.5.4 maddesinde “4734 sayılı Kanunun 22 nci maddesi uyarınca doğrudan temin yoluyla alım yapılması halinde alım yapılacak kişi ya da firmanın ihalelere katılmaktan yasaklı olup olmadığı teyit ettirilmeyecektir. Ancak, anılan Kanunun 22 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde belirtilen parasal limit dahilinde yapılan alımlarda, alım yapılacak gerçek veya tüzel kişinin Kurumun internet sayfasındaki yasaklılar listesinde bulunup bulunmadığının kontrol edilmesi ve yasaklı olduğunun belirlenmesi durumunda, söz konusu kişiden alım yapılmaması gerekmektedir.” olarak belirtildiğinden 4734 sayılı Kanunun 22/d maddesi kapsamında yapılan alımlarda yasaklık kontrolünün yapılması gerekmektedir.

9.) İhale Öncesi Hazırlıkların Tam Olarak Yapılmaması Sebebiyle İşlerin Yürütülmesi Aşamasında Aksaklıkların Olması

Sayıştay tespitlerinde mal, hizmet ve yapım işlerinde İdare tarafından ihale öncesi gerekli hazırlıkların tam olarak yapılmaması neticesinde işin yürütülmesinde ve tamamlanmasında gecikmelere sebebiyet verildiği görülmektedir. Özellikle yapım işleri ile ilgili olarak, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “İdarelerce uyulması gereken diğer kurallar” başlıklı 62’nci maddesinde, “Yapım işlerinde arsa temin edilmeden, mülkiyet, kamulaştırma ve gerekli hallerde imar işlemleri tamamlanmadan ve uygulama projeleri yapılmadan ihaleye çıkılamaz.” denilmektedir. Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin 5’inci maddesinde ise, arsa temin edilmeden, mülkiyet, kamulaştırma ve gerekli hallerde imar işlemleri tamamlanmadan ve uygulama projeleri yapılmadan ihaleye çıkılamayacağı hükmü bulunmaktadır. Hem mevzuat düzenlemelerinin gereği olarak hem de uygulamada karşılaşabilecek öngörülemeyen durumların en aza indirilmesi ve işlerin zamanında bitirilip hizmete alınabilmesini teminen; ihale öncesi çalışmalarının planlı ve detaylı olması zaruridir.

10.) Aynı İhale Konusu İçinde Yer Alabilecek Benzer Nitelikteki Mal Alımlarının Parçalara Bölünmek Suretiyle Doğrudan Temin Yöntemiyle Gerçekleştirilmesi

Sayıştay denetimlerinde,  4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nda öngörülen temel ihale usulleri ile ihale edilmesi gereken kırtasiye, bilgisayar malzemesi ve toner alımlarının parçalara bölünmek suretiyle doğrudan temin yöntemiyle gerçekleştirildiği tespitini sıkça görmekteyiz.

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Temel İlkeler” başlıklı 5’inci maddesinde; idarelerin bu Kanun’a göre yapılacak ihalelerde; saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenirliği, gizliliği, kamuoyu denetimini, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlamakla sorumlu oldukları belirtilmiş olup söz konusu maddenin devamında ise aralarında kabul edilebilir doğal bir bağlantı olmadığı sürece mal alımı, hizmet alımı ve yapım işlerinin bir arada ihale edilemeyeceği ve eşik değerlerin altında kalmak amacıyla mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin kısımlara bölünemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Kamu İhale Genel Tebliği’nin 22.5.1.2 numaralı maddesinde ise; 4734 sayılı Kanun’un 19’uncu maddesine göre açık ihale usulü ile temini gereken ihtiyacın, Kanun’un 22’nci maddesinin (d) bendi için öngörülen parasal sınırların altında kalacak şekilde, adet bazında veya aynı ihale konusu içinde yer alabilecek nitelikteki mal ve hizmet alımları ile yapım işlerinin, kalemlere veya gruplara bölünmek suretiyle aynı Kanun’un 22’nci maddesinin (d) bendine göre temininin, 4734 sayılı Kanun’un temel ilkelerine aykırılık teşkil ettiği ve bu yönde uygulamaların sorumluluk doğuracağı belirtilmiştir.

Benzer nitelikteki alımların parçalara bölünmek suretiyle karşılanması yerine, alımların ihtiyaç planlaması çerçevesinde 4734 sayılı Kanun’da belirtilen temel ihale usulleri kullanılarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Yusuf YOGUN

Teknik Öğretmen

Kuveyt Türk’ten ‘Gömülü Finansmanın Yükselişi’ Raporu

İnovatif ürün ve hizmetleriyle öne çıkan Kuveyt Türk, son dönemin yükselen trendi ‘gömülü finans’ üzerine kapsamlı bir rapor hazırladı. Ticari finansman, nakit akışı yönetimi, dijital cüzdan ve etkin yatırım seçenekleriyle öne çıkan gömülü finansman, pazar yeri kullanım tecrübesini geliştiriyor, müşteri sadakatini artırıyor ve satıcılar ile müşterileri hızlı ve pratik şekilde bir araya getiriyor.  

Geliştirdiği yenilikçi ürün ve hizmetleriyle 34 yıldır müşterilerine hizmet veren Kuveyt Türk, farklı konularda yaptığı araştırma raporlarını kamuoyuyla paylaşmaya devam ediyor. Kuveyt Türk’ün son raporu, yakın dönemin yükselen trendi ‘gömülü finans’ üzerine oldu.

Son yıllarda dar bir üründen ana akım bir iş trendine doğru hızla dönüşen Servis Modeli Bankacılığı (Banking as a Service – BaaS) bankalar, fintekler ve startup’lar gibi pek çok şirketin ana odağı haline geldi. Buna ek olarak Hizmet Olarak Yazılım (Software as a Service – SaaS) modelinin yaygınlaşması ise bulut bilişimin ve API’lerin artan kullanımını, BaaS’ın kabul görmesini ve büyümesini tetikledi. Gömülü finans ise servis modeli bankacılığın önemli bir bileşeni olup finansal hizmetleri müşteri deneyimiyle derinlemesine entegre etmesiyle öne çıkıyor.

Kuveyt Türk’ün “Gömülü Finansın Yükselişi: Finansal Hizmetlerin Tam Potansiyeline Ulaşması” adlı araştırma raporu, gömülü sigorta, bordro API’ları ve fatura finansmanı gibi sektöre özgü ihtiyaçları ve zorlukları detaylı şekilde analiz ediyor. Rapora göre gömülü finansman ile ticari finansman, nakit akışı yönetimi, dijital cüzdan ve etkin yatırım seçenekleriyle pazar yeri kullanım tecrübesi geliştirilebilir, müşteri sadakati artırılabilir ve en iyi satıcılar ile müşteriler kolay ve pratik şekilde bir araya getirilebilir.

Rapora göre teknolojik gelişmeler, özellikle SaaS ve API teknolojilerinin güçlenmesini, BaaS’ın kabul görmesini ve büyümesini hızlandırıyor. Bulut bilişim, veri analitiği ve dijitalleşme gibi teknolojik altyapılar ise finansal hizmetlerin daha entegre, erişilebilir ve kullanıcı dostu bir şekilde sunulabilmesine olanak tanıyor. Rapora göre yakın gelecekte, servis modeli bankacılığın yaygınlaşması ve finansal sektördeki iş modellerini değiştirmesi beklenirken, bu durumun daha yenilikçi ve müşteri odaklı finansal çözümlerin ortaya çıkmasına katkı sağlayacağı belirtiliyor.

Gömülü Finans Nedir ve Nerede Kullanılır ?

Gömülü finans, finansal ürünlerin, finansal olmayan platformlara, deneyimlere veya süreçlere entegre edilmesi olarak tanımlanıyor. Gömülü finans dağıtımcıları olarak kabul edilen yazılım şirketleri, geleneksel perakendeciler, telekom şirketleri, orijinal ekipman üreticileri, pazar yerleri ve platformlar; ödeme, bankacılık, borç verme ve sigorta alanlarında gömülü finans ürününden yararlanabiliyor. Mobil cüzdanlar, e-ticaret platformları, araç çağırma hizmetleri, toplu taşıma hizmeti ve mobil şebeke operatörleri gömülü ödeme kullanım örnekleri olarak öne çıkıyor.

Kuveyt Türk’ün Gömülü Finansın Yükselişi: Finansal Hizmetlerin Tam Potansiyeline Ulaşmak Raporu’nun tamamını Kuveyt Türk Fikrinn Platformu üzerinden incelenebiliyor.

ABD Ticaret Odası, ABD-Türkiye Ticaret ve Yatırım İlişkilerini Güçlendirmek İçin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nı Ağırladı

ABD Ticaret Odası, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun (BMGK) 78. oturumu kapsamında kamunun ve özel sektörün BM’nin küresel hedeflerini gerçekleştirmek üzere vazgeçilmez rolünü vurgulamak ve kamu-özel sektör iş birliğini teşvik etmek için rekor sayıda toplantı ve etkinlik düzenliyor. Bu çabanın bir parçası olarak, Chobani CEO’su Hamdi Ulukaya’nın başkanlığındaki ABD Ticaret Odası’na bağlı Amerikan – Türk İş Konseyi, ikili ticaret ve yatırım için stratejik öncelikleri ilerletmek amacıyla Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD’li CEO’lar arasında yuvarlak masa toplantısı düzenledi.

Türkiye’nin, sağlam endüstri altyapısıyla zengin bir ticaret geçmişine sahip bir ülke olduğunu ve iki ülkenin yenilikçi düşünceyle ticaret ve yatırımı ilerletebileceğini belirten Amerikan – Türk İş Konseyi Başkanı, Chobani ve TENT’in Kurucusu ve CEO’su Hamdi Ulukaya, “Ayrıca, güvenlik, sürdürülebilirlik ve eşitsizlik de dahil olmak üzere zamanımızın en acil küresel sorunlarını çözmek için de çalışıyoruz. Sektörler arası iş birliği ve hükümet liderleriyle çalışarak bu çabaların önemli bir parçasını oluşturan iş liderleri, sürdürülebilir bir dünya inşa etmek için onemli bir güç.” dedi.

Toplantıda, finansal hizmetler, turizm, imalat, enerji, tüketici ürünleri, tarım, teknoloji, altyapı ve lojistik sektörlerinde Türkiye’de yeni ve devam eden yatırımlara sahip şirketler yer aldı.

ABD Ticaret Odası’nın Uluslararası Üye İlişkileri Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Orta Doğu ve Türkiye Kıdemli Başkan Yardımcısı Khush Choksy ise “Türkiye’nin ekonomiyi istikrara kavuşturmak, ticareti genişletmek ve iç yatırımları kolaylaştırmak için gerçekleştirdiği reformlar ABD özel sektörü için cesaret verici. Daha güçlü tedarik zincirleri oluşturmak ve pazar erişimini artırmak için daha fazla iş yapılabilir. ABD ve Türk hükümetlerini bu sürekli dönüşümün kritik bir sonraki adımı olarak ticaret görüşmelerini hızlandırmaya davet ediyoruz.” şeklinde konuştu.

New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (BMGK) toplantıları devam ederken, Amerikan – Türk İş Konseyi, Başkanı Hamdi Ulukaya tarafından yönetilecek ikinci bir yuvarlak masa toplantısıyla Çarşamba günü de Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ı ABD iş dünyası yöneticileriyle bir araya getirecek.

ABD Ticaret Odası’nın BMGK’nin 78. oturumundaki rolü hakkında daha fazla bilgi için lütfen buraya tıklayın.