Perakende Değer Zinciri Tasarımında İlk Adım:
Müşteri Tarafından Algılanan Değer
Dr. Ulduz AZAD
Müşteri deneyimi, beklentilerin karşılandığı veya aşıldığı durumlarda olumlu bir şekilde şekillenir. Perakendeciler, ürün ve hizmetlerin farklılaşmadığı bir rekabet ortamında şiddetli fiyat savaşlarının yıkıcı etkisiyle karşı karşıya kalmakta ve bu nedenle tüketicilere sundukları değeri artırmak için sürekli olarak çaba göstermektedir (Levy & Weitz, 2009).

Değer kavramı, ilk kez Porter’ın 1985 yılında şirketlere rekabet avantajı sağlamak amacıyla ortaya koyduğu bir yaklaşım olarak gündeme gelmiştir. 2011 yılında ise Porter, iş sonuçları ile sosyal etkiler arasındaki bağlantıyı ele alarak, yaratılan değerin (fonksiyonel, duygusal ve sosyal) paylaşımının önemini vurgulamıştır.
Womack ve Jones’a göre “değer”, müşteri odaklı bir bakış açısıyla tanımlanır ve şu iki temel soru etrafında şekillenir: “Müşteri kimdir?” ve “Müşteri neye değer verir?” Bu yaklaşıma göre, müşteri ihtiyaçlarını karşılamayan faaliyetler “katma değer” yaratmayan, yani “atıl” işler olarak değerlendirilir.
Değer, elde edilen fayda ile bu fayda için harcanan kaynak arasındaki dengeyi ifade eder.
Lavidge ve Steiner’in (1961) geliştirdiği etkiler hiyerarşisi modeli ise tüketicilerin satın alma süreçlerini üç ana aşamada ele alır:
- Bilişsel: Ürün veya hizmet hakkında farkındalık.
- Duygusal: Duyguların oluşması.
- Davranışsal: Satın alma eylemi
Bu çerçeve, perakende değer zincirinde müşteri algısına yönelik stratejik bir yaklaşım sunar.
Müşteri tarafından algılanan değeri tasarlamak ve ölçmek için, Türkiye’de geçerliliği test edilmiş olan ve 2001’de Sweeney ve Soutar tarafından geliştirilen PERVAL (Perceived Value) ölçeği kullanılabilir. Bu ölçek, değeri dört temel kategoride ele alır:
1) Fonksiyonel Değer (Kalite)
- Tutarlı ürün kalitesi
- Kabul edilebilir standartlar
- Dayanıklı
- Düşük işçilik hatası
- Kullanım Ömrünün Yeterliliği
- Hizmet süreçlerinde güvenilirlik
2) Fonksiyonel Değer (Fiyat)
- Makul fiyat
- Verilen paraya değer
- Fiyat-kalite dengesi
- Ekonomik seçenekler
3) Duygusal Değer
- İyi Hissettiren
- Eğlenceli
- Sahip Olma İsteği uyandıran
- Rahatlık Sağlayan
- Kullanımı Keyifli
4) Sosyal Değer
- Toplumsal kabul hissi
- Algıyı Yükselten
- İyi İzlenim Sağlayan
- Sosyal statüyü destekleyen
Hangi değer kategorisinin fark yaratacağını düşünüyorsunuz?
Perakendecilikte, modern dağıtım sistemleri ve özellikle son kilometre lojistiği, rekabet avantajı yaratmada giderek daha önemli hale geliyor. Dijitalleşme sayesinde müşteri beklentileriyle ilgili daha fazla veri toplanabiliyor ve yeni teknolojiler (robotlar, drone’lar, yapay zeka) tedarik zinciri süreçlerini otomatikleştiriyor (Bradlaw, 2017). Perakendedeki gelişmeler, tek bir doğru veya kesin teoriye dayanmasa da bazı yaklaşımlar daha etkili görünüyor.
Yazıda sunulan değer zinciri bakış açısının operasyonlarınızda fark yaratıp yaratmayacağına dair ne düşünüyorsunuz? Performans ölçütü olarak “algılanan değeri” sadakat ve memnuniyet yerine kullanmayı değerlendirmeye ne dersiniz?













Küresel piyasalar gelecek yılın enflasyon ve büyüme dinamiklerine odaklanırken, TCMB’nin sıkı para politikasını sürdürmesi ve enflasyonda kalıcı düşüşün devamıyla birlikte ekonomik istikrarın artacağını söyleyen Hedef Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Namık Kemal Gökalp, 2025 beklentilerini açıkladı.
“ABD’de Donald Trump’ın seçim zaferi ardından yaşanan siyasi geçiş süreci ve özellikle Fransa, Almanya gibi ülkelerde yaşanan politik çalkantılar ABD ekonomisinin Avrupa’ya göre dirençli kalacağını bir kez daha teyit etti. Doların güçlü duruşu özellikle gelişen ülkeler adına baskı yaratma potansiyeli taşısa da Türkiye, sıkı para politikası devamıyla pozitif bir ayrışma yaşayabilir. Burada elbette Fed’in aksiyonları da belirleyici olacak. ABD’de, getirilmesi beklenen tarifeler nedeniyle daha düşük büyüme ve yapışkan enflasyon görülebilir.
Tüm bu değerlendirmelerimizin yanında, grup şirketlerimizden İnfo Yatırım’ın 2025 Strateji Raporu da hem yurt içi hem de yurt dışına yönelik önemli bir perspektif çiziyor.





Malların taşıyıcı firmaya teslimi sırasında satıcı tarafından gümrüklemenin yapılmış, malların yurt dışına çıkmaya hazır bir vaziyette olması gerekmektedir.
Tren (demiryolu) taşımacılığında taşınacak malların gümrük işlemleri yapıldıktan sonra malların demiryolu şirketinin kargo bölümüne teslimi sonrası taşıma belgesi olan Railway Bill of Lading belgesi demiryolu şirketinden alınır. Henüz tren gelmemiş ve malların yüklenmesi gerçekleşmemişken demiryolu şirketinden alınan Railway Bill of Lading belgesi ile ana taşıma aracı olan trene malların yüklenme sorumluluğunun ithalatçıya ait olduğu anlaşılmaktadır.
Havayolu taşımacılığında, taşınacak malların gümrük işlemleri yapıldıktan sonra malların havayolu şirketinin kargo bölümüne teslimi sonrası taşıma belgesi olan Airway Bill of Lading belgesi havayolu şirketinden alınır. Henüz uçak gelmemiş ve malların yüklenmesi gerçekleşmemişken havayolu şirketinden alınan Airway Bill of Lading belgesi ile ana taşıma aracı olan uçağa malların yüklenme sorumluluğunun ithalatçıya ait olduğu anlaşılmaktadır.
Karayolu TIR taşımacılığında, taşınacak malların gümrük işlemleri yapıldıktan sonra malların TIR şirketinin kargo bölümüne teslimi sonrası taşıma belgesi olan CMR – Hamule Senedi belgesi TIR şirketinden alınır. Henüz TIR gelmemiş ve malların yüklenmesi gerçekleşmemişken TIR şirketinden alınan CMR belgesi ile ana taşıma aracı olan TIR’a malların yüklenme sorumluluğunun ithalatçıya ait olduğu anlaşılmaktadır.
Navlun sigortasının sorumluluğu… Her şeyi ihracatçıdan beklemeyin. Malların taşıma şirketine teslimi ile birlikte navlun sigortasının sorumluluğu da malı alan ithalatçıya aittir.
Denizcilikte bir asırlık deneyimi bulunan Kaptanoğlu Ailesi’ne ait Desan, tersanecilik sektörünün en önemli gemi inşa tesislerinden Atlas Tersanesi’nin yüzde 100 hissesini devralarak yeni bir döneme adım attı. Credit Europe Bankası bünyesindeki Atlas Tersanesi’nin devri ile ilgili Ocak 2023’te başlayan görüşmeler, 17 Aralık 2024 tarihinde imzalanan anlaşma ile tamamlandı. Desan Kaptanoğlu Tersanesi, anlaşmayla Atlas Tersanesi’ndeki hisse oranını yüzde yüze çıkarırken tersanenin mülkiyeti tamamen Desan Kaptanoğlu grubuna geçti.





2024 yılında yaşanan ekonomik sorunlar, yüksek enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikaları, yüksek faiz ile finansmana erişimdeki zorluklar kaynak makineleri sektörünü baskı altında bıraktı. Buna rağmen 2025 yılından umutlu olduklarını ifade eden Vega Makina Genel Müdürü Serdar Selim Sezgin, “Karadeniz Bölgesi’nde yatırımları tamamlanmak üzere olan tersanelerin üretime başlamasıyla birlikte, sektörümüz 2025 yılında ülke ortalamasının en az 3 katı büyüme elde edeceğini öngörüyoruz” dedi.
İmalat sanayinin neredeyse tamamına hizmet veren genel bir tedarikçi konumunda olan kaynak makine ve aksamlarının, yatırım malzemesi kapsamında en fazla etkilenen ürün grupları arasında yer aldığını belirten Vega Makina Genel Müdürü Serdar Selim Zengin, “Artan genel giderler ve cirodaki azalma nedeniyle kârlılığımızda ciddi bir kayıp söz konusu. Bu yıl sanayi üretim endeksindeki daralma, kaynak sektöründe yüzde 10-12’lik bir küçülmeye yol açtı. Ancak inşaat, otomotiv, otomotiv yan sanayi, iklimlendirme ve son yıllarda hızla gelişen savunma sanayi gibi sektörler, ekonomideki olumsuzluklara rağmen talebin görece daha canlı olduğu alanlar arasında öne çıkıyor” dedi.
