Tedarik Zinciri ve Satınalma Açısından Kurumsal Sorumluluk

Dünya ekonomisindeki büyüme hızının azalması, talep daralmasına bağlı iş hacminde yaşanan küçülmeler ve düşen fiyatların peşi sıra gelen düşük karların neticesinde, işletmeler, rekabetin etkilerini belki de hiç olmadığı kadar yoğun hissediyor. Artan rekabet ortamında şirketlerin, ürün ve hizmet kalitelerini arttırsalar da düşük karlardan kaçınmaları pek mümkün olmuyor. Zira yapılan her türlü iyileşme rakipler tarafından hızlıca tekrarlanıyor ve birbirinin benzeri ürünler, neredeyse eşzamanlı olarak satışa sunulmuş oluyor. Tüm bunların sonucu olarak da aslında yapısal bir problem diyebileceğimiz “aynılaşma” durumu büyük-küçük çoğu işletmenin ortak derdi haline geliyor. Aynılaşma sorununun panzehiri olarak, farklılaşmak için geliştirilen pek çok yaklaşım/yöntem deneniyor, popülerleşerek yayılıyor, bazen de zaman içinde vazgeçiliyor.

Son yılların popüler konularından biri girişimcilik ve start-up’lar ise bir diğeri yenilikçilik olarak dilimize dahil edilen “innovasyon” yaklaşımı. Farklı ve yenilikçi ürün geliştirmekle başlanan yolculukta evrilmelerle, artık, süreç innovasyonu ile iş modeli innovasyonu gündeme gelir oldu. Yani daha iyi, daha kaliteli, daha işlevsel olmaya çalışmaktan öteye geçip; iş startejilerini belirlerken kor yetkinlik ve işlerin dışına çıkıp, konfor bölgelerini de terk ederek; yeni fikirler, yeni operasyonel süreçler ve yepyeni iş modelleri-iş yapma biçimleri geliştirme durumu söz konusu.

Yazar: Özlem Oda

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Şubat 2015 sayısında bulabilirsiniz.!

 

Havacılık Sektöründe Satınalma

“1987 senesinde American Airlines firması üst sınıf yolcu kahvaltı tabağından birer zeytin eksilterek tam tamına 40.000$ kara geçmiştir bunu biliyor muydunuz? ”

Bildiğiniz üzere havacılık sektörü dünyanın en kritik sektörlerinden biridir, bunun nedeni ise ilerleyen teknoloji ile insanların hızlı ulaşımını daha az maliyetli yapmak istemeleridir. Bu da havacılık sektöründe karlılığın arttırılmasına yönelik oyunda kalabilmek amacı ile bir çok strateji geliştirilmesine sebep olmuştur.

Sektörün büyüme hızına rakamlar ile bakacak olursak;

“Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı (ICAO)’nın ilk verilerine göre 2013 yılında dünyada 6,2 milyar yolcu taşımacılığı gerçekleşmiştir. Ülkemizde ise uçak, yolcu ve kargo taşımacılığında dünya ortalamalarına göre 2013 yılında da önemli artışlar gerçekleşmiştir.

2012 yılında 946.897 olan ticari uçak trafiği %11,9 oranında artarak 1.059.391 uçak, 131.029.516 olan yolcu trafiği de %14,5 artarak 149.995.868 yolcu olarak gerçekleşmiştir. Kargo trafiği de, 624.058 tondan % 17,3 artışla 731.962 tona çıkmıştır.

2012 yılına göre, havayolu şirketlerimizin 370 olan uçak sayısı 385’e, 65.208 olan toplam koltuk kapasitesi 66.539’a ve 1.264.513 kg olan kargo taşıma kapasitesi ise 1.682.663 kg’a ulaşmıştır. Bu dönemde, 2 havayolu şirketimiz faaliyetlerine son vermiştir.  2013 yılında, iç hatlarda 6 havayolu şirketimiz, 7 merkezden toplam 52 noktaya seferyapmıştır. Dış hatlarda ise 194 ülkede toplam 236 noktaya sefer yapılmıştır.

31 Aralık 2013 tarihi itibariyle, 54 hava taksi, 51 genel havacılık, 22 balon ve 39 zirai ilaçlama işletmesi ise 855 hava aracı ile faaliyettedir. Toplam uçak filomuz, havayolu taşıyıcılarımızın 385 olan uçak sayısı da eklendiğinde toplam 1.240’dır.” *Websites:www.tobb.gov.tr (Türkiye sivil havacılık sektör raporu)

Havacılık sektörü olarak bakıldığında birden fazla alt dalı bulunmaktadır.

Havayolu şirketlerinin en büyük maliyet kaleminin oluşma sebebi uçakların beklemesinden kaynaklı oluşan maliyetlerdir. Bunu belirleyen tek oyuncular ise yer hizmetlerinin etkin ve tam zamanında hizmet verebilmesidir.

Yazar: İrfan YİĞİT

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Şubat 2015 sayısında bulabilirsiniz.!

Küresel-Dijital Dünya ve Lojistik

İhtiyaç buluşun anası ise, hoşnutsuzluk da ilerlemenin  babasıdır
John D. Rockefeller, Amerikalı Petrol Kralı (1839 – 1937)

1456  yılında Gutenberg matbaasında ilk kitabın basılmasıyla başladığı ileri sürülen küreselleşme, günümüzde tüm zamanların en yaygın ve etkin döneminde.

Dünyanın herhangi bir noktasında, bir büyük şirketin aldığı karar, başka bir ülkenin halkını bile etkileyebiliyor. Evet, durum bu kadar ileri boyutta.

Zayıf şirketler de malesef yırtıcı kaplan menzilinde bir ürkek ceylanlar gibi hayatlarını sürdürmek durumunda.Herhangi bir kriz anında bekle-gör dışında bir aksiyon planları olamıyor.Büyük şirketler, kendi varlıklarını sürdürebilmek için isterlerse küçük şirketlerin  pazar paylarını sınırlamak  konusunda fazla zorlanmıyor.

Yaşayan ve globalleşen güçlü şirketlerin, varoldukları ülkeyi de güçlü kıldığı yadsınamaz bir gerçek.Güçlü ülkelerin de, kendi vatandaşlarının dünya üzerindeki güvenlik, refah ve itibarını artırdığı da aynı gerçeğin devamı.Bu çember hep böyle dönüp gitmekte.

Yalnız bu küreselleşme ile gelen rekabetin insan için önemli bir dezavantajı da var; Firmalar, artık her piyasa daralmasında personeline ödediği maaşı, hammade, makina, elektrik gibi diğer girdi maliyetleriyle bir tutmaktadır.Bu yüzden maliyeti düşürmek için yapılan tasarruf politikaları arasında ‘çalışan sayısını azaltma’ başlarda gelmektedir.
Her şirket bir ‘canlı’ gibi düşünülmekte ve onun yaşaması için fertler feda edilebilmektedir.

Yazar: Ahmet CORA

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Ocak 2015 sayısında bulabilirsiniz.!

 

 

 

2030’a Kadar Kurumsal İşletme Alanlarının Yüzde 30’u Esnek İş Yerlerine Dönüşebilir

Esnek çalışmanın yükselişi, iş yapış şekillerini de değiştiriyor. Bu değişim sadece karlılık üzerinde değil firmaların yetenekli bireyleri cezbetme ve elde tutma kapasiteleri üzerinde de etkili oluyor.

İşin doğası hızla değiştikçe, iş yerleri de bu değişime ayak uydurmak için gelişiyor. Sürekli yenilenen teknoloji, start-up ve franchise kültüründeki büyük ilerleme, iş birliğine dayanan yüksek devinimli iş uygulamaları ile maliyetleri kontrol altında tutma konusundaki istek, pek çok işletmenin çalışma yöntemlerinin değişmesine yol açıyor.

Emlak şirketi JLL’nin raporuna göre, kurumsal yapıların neredeyse üçte biri 2030 yılında esnek çalışma yerlerine dönüşecek ve bunun sadece faaliyet maliyetleri açısından değil, bir sonraki nesilden yetenekli insanları firmaya çekmek ve elde tutmak açısından da sonuçları olacak.

Yetenekli kişilerin edinilmesi ve ‘esnek jenerasyon’

Bir işte başarılı olma her zaman bir adım önde olmakla ilgili oldu; ancak rekabet durmaksızın devam ettiği için, önde gelen şirketleri rakiplerden ayıran şey insan kalitesi olmuştur. JLL’nin EMEA Kurumsal Araştırma Biriminin Başkanı Tom Carroll, iş alanının yetenekli bireyleri cezbetmek için de büyük bir faktör olduğuna inanıyor.

Carroll şunları söylüyor: “Esnek ofis alanları belirli yetenekteki insanları, özellikle de genç insanları cezbediyor. Bu insanlar ofis ortamının bir yandan daha az geleneksel olmasını, diğer yandan da dijital ve ürün inovasyonu anlamındaki ihtiyaçları karşılamasını istiyor”. Bu görüş, 80 ülkede 15.000’den fazla iş insanının fikrini bir araya getiren IWG Global işyeri araştırması‘nın rakamlarıyla da destekleniyor. Grup çatısı altında Regus’u da bulunduran IWG’nin araştırmasına göre bir çalışan, iki işverenden teklifler aldığında, %80 gibi yüksek bir oranda, esnek çalışma imkanı sunmayanı reddediyor.

Raporun önsözünde IWG’nin Kurucusu ve İcra Kurulu Başkanı Mark Dixon şunları söylüyor: “Dünya genelindeki işletmelerin %62’sinde esnek iş yeri politikası uygulanması hiç de şaşırtıcı değil. Pek çok sektörde patronlar artık olağan bir çalışma gününün nasıl olması gerektiğini dikte etmemekte. ‘Esnek nesil’ olarak bilinen bu kesim artık dediğini yaptırıyor”.

Yeşile dönüş ve kurumsal sorumluluk

İşletmeler artan şekilde kurumsal ve sosyal sorumlulukları ve çevre üzerindeki etkileriyle değerlendiriliyor. Cone Communications tarafından yürütülen bir araştırmaya göre, Y kuşağının %75’i “sorumlu” bir şirket olarak gördükleri bir şirkette çalışmak için ücretlerinde kesinti olmasını kabul ediyor. Bir şirketin çevre üzerindeki olumsuz etkisini asgari düzeye indirirken, personelinin iş yaşam dengesinin iyileştirmeye yardımcı olmasının bir yolu da esnek çalışma ortamlarından geçiyor.

Örneğin, personelin gitmesi gereken tek bir merkezi lokasyon yerine, esnek çalışma; firmaların yetenekli personellerinin yaşadıkları yerlere daha yakın olan daha küçük, uydu ofisler kurmalarına imkan vermekte. Yani şirketler, yetenekli kişinin kendisine gelmesini beklemek yerine, onun yakınına gitmekte.

Grup çatısı altında Regus’u da bulunduran IWG araştırmasına göre, işe gitme stresinin, “özellikle trafikte veya kalabalık toplu ulaşımda uzun zamanlar harcanmasını gerektiren durumlarda” azaltılması, hem işletmelere hem de çalışanlara yarıyor. Çalışanlar işlerine zamanında ve zinde bir şekilde gittiği için bundan kazançlı çıkan taraf yine işletme oluyor. Rapora göre, işletmelerin %75’i işe gidiş yolculuklarının süresini azaltmak için esnek çalışma koşullarını hayata geçiriyor.

Kiralama maliyetlerinden tasarruf edilmesi

Elbette esnek iş yerinin bir işletmeye sağladığı en büyük faydalardan biri maliyetle ilgili. Şirketlerin ne kadarlık alanı ne kadar süre için kiralayacaklarını belirleyebilmeleri, daha önce geleneksel emlak kiralama anlaşmalarıyla mümkün olmayan bir özgürlük düzeyi sağlamakta. Cushman ve Wakefield’in ulaştığı istatistiklere göre, örneğin Londra’da esnek bir iş yerinin ortalama kiralama maliyeti, geleneksel alanın maliyetinin yarısından fazladır.

IWG raporuna göre, esnek çalışma işletmeler tarafından başarının bir anahtarı olarak görülmekte (%79) ve özellikle pek çoğu sermaye ve işletme giderlerini azaltmak için bunu kullanmakta veya gereksiz varlıklardan kurtulmak, riskleri yönetmek ve portföylerini konsolide etmek için faydalı olduğundan esnek çalışma lokasyonlarını seçmekte.

Yemek Sektöründe Restoran Zincirleri ve Satınalma Yönetimi

Yemek Sektöründe Restoran Zincirleri Ve Satın Alma
Yemek Sektöründe Restoran Zincirleri Ve Satın Alma

SATIN ALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ YAZI DİZİSİ

Prof. Dr. Murat ERDAL
İstanbul Üniversitesi Tedarik Zinciri Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı
merdal@istanbul.edu.tr

Yemek Sektöründe Restoran Zincirleri ve Satınalma Yönetimi

Yemek sektöründe satınalma operasyonları, restoranın müşteri zihnindeki yeri, algılanması, pazarın hangi bölümüne hitap ettiği, uzmanlık alanı/odağı (Osmanlı, Hint, Meksika mutfağı veya ev yemekleri gibi) kısaca “konumlandırılması” ile birlikte düşünülmelidir.Beyazıt’ta meydanda yer alan hızlı tüketim ürünleri satan bir iş yeri ile Boğaz’da ya da beş yıldızlı bir otelde yer alan özellikli bir işletmenin pazardaki yeri, ürün/hizmet yelpazesi, maliyet ve fiyatlandırma stratejileri son derece farklılık arz etmektedir. Buna uygun bir biçimde satınalma faaliyetleri de her zaman beklentilerle topyekun düşünülmek zorundadır. Bu beklentileri restorantişletmecisinin(işyeri sahibinin) beklentileri, müşteri beklentileri ve mutfak yani aşçının beklentileri olmak üzere üç sınıfta ele alabiliriz.

restoran2

İşletmecinin Beklentileri

 İşletmecinin temel beklentisi üretilen ürün ve hizmetlerle birlikte kazanç elde etmektedir. Pazara sunulan ürün ve hizmetlerin fiyatlandırılması, iş yerinin coğrafi konumu (lokasyonu) müşteri trafiği ile birlikte ele alınmalıdır. İşyerinin özmal, kira oluşuya da franchise sisteminde yer alması,  katlanılan sabit ve değişken maliyetler satınalma faaliyetlerinin önemini artırmıştır.

 Müşteri Beklentileri

 Müşteri yemek sektöründe birincil öneme sahiptir. Müşteri, yemek ve menülerin oluşmasında doğrudan rol oynamaktadır. Müşteri sahip olduğu bütçe ve zaman kısıtı ile uygun atmosfer, kaliteli hizmet ve sağlıklı ürünleri tercih etmektedir. Günün ilk saatlerinden başlayarak; kahvaltı aşamasından akşam yemeğine kadar geniş zaman aralığında, her bir öğün ve yemek arasından beklentiler farklılaşabilmektedir.Hizmet düzeyi ve içeriği değişebilmekle birlikte ortak beklenti ise daima aynıdır “sağlığa uygun ürünler”.

 Mutfağın (Aşçının) Beklentileri

 Menüleri hazırlanmasında, yemeklerin üretiminde doğrudan söz sahibi yer kuşkusuz mutfaktır. Aşçı, yemeklerin lezzetinden (kalitesinden) sorumlu olduğu kadar kaynakların doğru kullanımından da sorumludur. Mutfakta herşeyin (tüketilmekte olan tüm malzeme ve ürünlerin) zamanında doğru tedarikçiden doğru maliyetlerle temin edilmesi gerekmektedir. Mutfakta israfa tolerans gösterilemez. Haftalık ve günlük yemek planları dahilinde tüm operasyonlar etraflıca analiz edilmeli tüketim hızına bağlı olarak önlemler alınmalıdır. Müşteri, dış talep sahibi iken aşçı iç talep sahibidir. Satınalma departmanı ile yoğun iletişim halinde olan mutfak talep edilen malzemelerin listelerin hazırlanmasından daha sonrasında ise kendisine teslim edilen ürünlerin siparişlerine uygunluğunu denetleyen ve aynı zamanda raporlayan bir birimdir.

Sürekli Tüketilen Malzemeler

 Mutfak içerisinde sürekli tüketilen ürün grupları temel gıda maddeleridir. Bu ürünler; un, süt, yumurta, şeker, su, ekmek, yoğurt, beyaz ve kırmız et, bakliyat grubu vd. olarak sıralanmaktadır. Diğer taraftan mevsime uygun olarak talep edilen manav grubu taze sebze ve meyve ürünleri bulunmaktadır.

 Değişen Ürün Grupları

Hedef kitleye,farklı kültür ve damak zevklerine (Türk, Alman, İngiliz, Rus turist gruplarının yoğunluğuna göre), gerçekleştirilecek etkinliğin içeriğine göre (kutlama, doğum günü, nişan, düğün gibi) veya mevsime göre yemekler ve menülerde değişikliklere gidilebilmektedir. Müşteri profili ve müşterinin bütçe kısıtına uygun yenilikler ve birtakım taktikler çerçevesinde sunulan ürün gruplarında çeşitlilik meydana getirilmektedir.

Satınalma Departmanın Rolü

Satınalma departmanı, işletmeci, müşteri ve mutfağın taleplerini bir arada değerlendiren bir merkezdir. Temel öncelik sağlıklı malzeme ve ürünlerin doğru maliyetlerle doğru miktarlarda temin edilmesidir.

Gıda sektöründe tedarikçi araştırması, seçimi ve değerlendirme süreci son derece zorlu aşamaları içermektedir. Tedarikçinin profesyonellik seviyesi, tam zamanında ve doğru miktarda teslimatı son derece önemlidir. Tedarikçi değerlendirmesinde HACCP Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi ve onun gerektirdiği altyapının sahipliği ve sürdürülebilirliği birincil ölçütler içerisinde yer almaktadır.

Yukarıda özeti yayınlanan bu makaleyi Satınalma Dergisi Nisan 2015 sayısında bulabilirsiniz. Profesyonel Üyelik işlemlerinizi tamamladıktan sonra tüm dergi arşivine erişebilirsiniz.

SATIN ALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ EKİPLERİ İÇİN

Satın alma ve Tedarik Zinciri Yönetimi Eğitimi
Eğitim İçeriği için Eğitim Kataloğunu https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf indirebilirsiniz.
Ekibinizin ihtiyacı doğru eğitim teklifini almak için talebinizi egitim@satinalmadergisi.com e-posta adresimize iletebilirsiniz.Eğitim Teklifleri Hazırlama Eğitim ProgramlarıŞirketinize Özel Eğitim Programlarımızı (4-6 günlük) İncelemek için
https://satinalmadergisi.com/egitim-programlari/

SATIN ALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ EKİPLERİ İÇİN

Satın alma ve Tedarik Zinciri Yönetimi Eğitimi
Eğitim İçeriği için Eğitim Kataloğunu https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf indirebilirsiniz.
Ekibinizin ihtiyacı doğru eğitim teklifini almak için talebinizi egitim@satinalmadergisi.com e-posta adresimize iletebilirsiniz.

 Satınalma ve Tedarik Zinciri Eğitimi
Eğitim taleplerinizi egitim@satinalmadergisi.com a iletebilirsiniz.

Şirketinize Özel Eğitim Programlarımızı (4-6 günlük) İncelemek için
https://satinalmadergisi.com/egitim-programlari/ sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

SATIN ALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ YAZI DİZİSİ

SATIN ALMA EĞİTİM TESTLERİ

PAZARLIK BECERİ ANKETİ

Kitap Önerileri : 

  • MÜZAKERE TEKNİKLERİ ve PAZARLIK BECERİLERİ (E-Kitap 2. Baskı), Prof. Dr. Murat ERDAL, Erişim için profesyonel üyelik işlemlerinizi tamamlamanız gerekmektedir.
  • SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ, Prof. Dr. Murat ERDAL, (Beta Yayıncılık),  4. Baskı.

-> Eğitim Kataloğunu İndirebilirsiniz ->   https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

-> ŞİRKET EĞİTİMLERİNİZ İÇİN TEKLİF ALIN -> egitim@satinalmadergisi.com

KİTAP:
SATIN ALMA VE TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
Kitap temini için E- MAĞAZA yı ziyaret ediniz. 

PROF. DR. MURAT ERDAL

İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Program Başkanı

Kanada’ya Yerleşim Fırsatı: Prof. Dr. Murat Erdal ile Mazlum Şen (Sen International) Röportajı

Startup Vadisi ekibi olarak Sen International Danışmanlık Şirketi’ni ziyaret ettik ve Prof. Dr. Murat Erdal’ın yönetiminde Mazlum Şen ile çok keyifli, çok verimli bir röportaj gerçekleştirdik.
Kanada Startup Visa sayesinde yenilikçi bir fikri olan girişimci gençler Kanada’ya göçmenlik başvurusu yapabiliyor.
Melek yatırımcılar ile startup’ları buluşturan Sen International Danışmanlık şirketi, gençlerin Kanada’ya yerleşme hayalini gerçekleştiriyor.

 

 

Sen Danışmanlık; İstanbul Barosu ve Kanada Göçmenlik Danışmanları Cemiyeti üyesi Mazlum Şen tarafından kurulmuş olup, 25 yıldır kendi alanında Türkiye’nin lider oluşumudur. Firma olarak, yurt dışında yaşamak isteyen birey ya da aileler için vatandaşlık ve kalıcı oturum ediniminde çözümler sunuyor, onlar için en doğru seçimi yaparak hedeflerine ulaşmaları konusunda profesyonel destek sağlıyorlar. 
SatinalmaDergisi.com’da bülten, röportaj, ilan ve banner yayınlamak için reklam@satinalmadergisi.com mail adresinden bize ulaşabilirsiniz.

Kıdem tazminatı hesabı için bilinmesi gereken dokuz temel husus nedir?

Yargıtay’a göre, kıdem tazminatı hesabı için, işçinin çalıştığı süre, fasılalı çalışma olup olmadığı, bu süre içinde ihbar önelini altı hafta aşan istirahat raporu alınıp alınmadığı, ücretsiz izin uygulaması olup olmadığı, grevde geçen sürenin varlığı, işçinin son ücreti, ücretin eki niteliğindeki ödemelerin son bir yıllık toplamı, işçiye sağlanan ayni hakların parasal değeri ve son bir yıllık ortalaması, ücretin eki mahiyetindeki ödemelerin devamlılık arz edip etmediği gibi konuların net olarak bilinebilmesi gerekir (Y9HD.25.01.2018 T.,2017/23202 E., 2018 /1249 K).

Nitekim, 1475 sayılı Mülga İş Kanunu’nun yürürlükte bulunan 14/2. maddesi, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O halde kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında da işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları dikkate alınır (Y9HD.03.06.2013 T., 2011/1012 E., 2013 /16955 K).

Kıdem tazminatı hesabında esas alınacak ücret, işçinin son brüt ücretidir. Başka bir anlatımla, iş sözleşmesinin feshedildiği anda geçerli olan ücrettir. İhbar öneli tanınmak suretiyle yapılan fesihte önelin bittiği tarihte fesih gerçekleştiğinden, önelin bittiği tarihteki ücret esas alınmalıdır. Bildirim öneli tanınmaksızın ve ihbar tazminatı da ödenmeden (tam olarak ödenmeden) işverence yapılan fesih durumunda ise, bildirim öneli sonuna kadar işyerinde uygulamaya konulan ücret artışından, iş sözleşmesi feshedilen işçinin de yararlanması ve tazminatının bu artan ücret esas alınarak hesaplanması gerekir.

Kıdem tazminatına esas alınacak olan ücretin tespitinde 4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinde sözü edilen asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya para ile ölçülebilen menfaatler göz önünde tutulur. Buna göre ikramiye, devamlılık arz eden prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, kira, aydınlatma, servis yardımı, yemek yardımı ve benzeri ödemeler kıdem tazminatı hesabında dikkate alınır. İşçiye sağlanan özel … sigortası yardımı ya da hayat sigortası prim ödemeleri de para ile ölçülebilen menfaatler kavramına dahil olup, tazminata esas ücrete eklenmelidir. Satış rakamları ya da başkaca verilere göre hesaplanan prim değişkenlik gösterse de kıdem tazminatı hesabında genişletilmiş ücret kavramı içinde değerlendirilmelidir (Y9HD.17.10.2017 T.,2017/6160 E., 2017/15926 K).

Ayrıca işçinin çalıştığı sırada bir defa da ihbar önelini 6 haftayı aşan istirahat raporu süresinin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınamayacağı kararlılık kazanmış Yargıtay uygulamasıdır (Y9HD.10.10.2008 T.,2007/28392 E., 2008/26165 K). Bununla birlikte, ücretsiz izinde geçen süreler de kıdem tazminatına esas süre bakımından dikkate alınmaz (Y9HD.15.5.2008 T.,2007/14104 E., 2008/12368 K).

 

Kurumsal Pazaryeri Buyer Network Ticaretinize Güç Katıyor. 20 Kasım’a Kadar % 50 İndirimli Ticaret Paketi İle Tanışın.

Dünyada firmalar arası ticaret hızla artarken bu alanda B2B platform ve uygulamalar daha fazla tercih edilir hale geldi. Günümüzde alıcıların, son derece güçlü, bilgi seviyesi ve pazarlık gücü yüksek karakteristiği ortadadır. Kuşkusuz bu durum saha satış yöneticilerini günden güne zorlamaktadır. B2B platformlar ise tüm dünyada yükselen bir trenddir.

Ülkemizde faaliyet gösteren B2B İş ve Ticaret Platformu BuyerNetwork.net pazarın güçlü oyuncusu haline geldi. Buyer Network; özellikle küçük orta ölçekli işletmeler için önemli ticari fırsatlar barındırmaktadır. Platform; firmalara saha satış personel maliyetlerini aşağı çekilmesi, doğrudan satınalma yöneticilerine ulaşılması, filo araç ve akaryakıt maliyetlerinin düşürülmesi ve aracısızlaştırma bakımından büyük fayda sağlamaktadır.

Diğer taraftan büyük işletmeler için ise toplu kampanyalar oluşturma, hızla çok sayıda yöneticiye bildirimlerde bulunma ve hedef alıcılar için nokta atışı satış imkanı sunmaktadır.

Buyer Network iş dünyasında yer alan 7.600 + firma ve yöneticiler gibi B2B Kurumsal Pazaryerinde firma sayfanızı kolaylıkla oluşturup ticaretinizi geliştirebilirsiniz.

Pazaryerinde Olmanın Ayrıcalıkları İle Tanışın
Ticaretinizi Artırın. Ürün Alın-Satın, Teklif Toplayın.

İşinize ve Markanıza Doğrudan Güç Katıyoruz
Pazaryerinde olmak sizi karar vericilere yakınlaştırır. Firma ve yöneticilere özel fırsat ve kampanya geliştirme imkanlarından yararlanırsınız.

FİRMA SAYFASI : Kurumsal pazarda görünürlüğünüzü yükseltirsiniz. Ürün, hizmet, sertifika, katalog ve referanslarınızı kolaylıkla yükleyebilirsiniz. Hızlı bir şekilde güncelleyebilirsiniz.

B2B PAZARYERİ : Firma sayfanıza eklediğiniz her ürün ve hizmet, kurumsal pazaryerinde görünerek satışlarınızı artırır. Pazaryerini aktif kullanmanız büyümenizi sağlar.

TEKLİF TOPLAMA KOLAYLIĞI : Firma ihtiyaçlarınız için hızlı teklif toplayın. Ürün ve hizmet alım taleplerinizi rahatlıkla girebilirsiniz.

Buyer Network Firma Kullanıcı Kılavuzu ile Logo, Ürün ve Hizmetler, Sahip Olunan Sertifikalar, Referanslar ve Güncel Kataloglarınızı Hızla Ekleyebilirsiniz. Size Yardımcı Olacak Rehberi İndirmek İçin Tıklayınız.

Firmanızı Kurumsal Pazaryerine Eklemek İçin Tıklayınız.

Buyer Network Tanıtım Broşürünü İndirmek İçin Tıklayınız.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kurumsal pazara yönelik çalışan firmaların Buyer Network platformunda yer aldıktan sonra pazarlama ve satış faaliyetlerinin verimli bir şekilde sürdürülmesinde destek oluyoruz.

Üyelik sonrasında somut projelerinizi 0(212) 509 56 56 numaralı telefonumuzdan veya support@buyernetwork.net adresinden bizimle paylaşabilirsiniz.

Kordsa’ya Pirelli’den “En İyi Tedarikçi Ödülü”

Kordsa, Pirelli’nin, global yaygınlık ve hizmet düzeyi kriterleri açısından yaptığı değerlendirme sonucunda “En İyi Tedarikçi” ödülüne layık görüldü.

Kordsa, Pirelli tarafından yapılan değerlendirme kapsamında “En İyi Tedarikçi” olarak seçildi. 2014 yılından itibaren sistematik bir şekilde sürdürülebilirlik çalışmalarını faaliyetlerinin merkezine koyan ve sürdürülebilirliğin ilk adımını kendi sürdürülebilirliğini sağlamak olarak gören Kordsa, tedarikçileri için de kapsamlı bir sürdürülebilirlik değerlendirmesi gerçekleştiriyor. Tüm tedarikçi ve iş ortaklarının Kordsa İş Etiği Kuralları temel alınarak hazırlanan İş Etiği Beyanı ile uyumlu çalışmalarını talep eden Kordsa, tedarikçilerinin çevresel ve sosyal etkilerini de değerlendiriyor.

Kordsa ile uzun yıllardır iş ilişkisi bulunan lastik devi Pirelli de benzer bir değerlendirmeyi ürün ve hizmetlerin kalitesi, hız, sürdürülebilirlik, inovatif yaklaşım, global yaygınlık ve hizmet düzeyi kriterlerini baz alarak kendi tedarikçileri için yürütüyor. Pirelli’nin değerlendirmeleri sonucunda Kordsa, tedarikçilerini seçme ve değerlendirme kriterleri, iş gücü ve insan hakları, iş sağlığı ve güvenliği, çevresel koruma, etik ve yönetim uygulamaları alanlarındaki beklentileri gibi konularda, sürdürülebilirlik ekseninde “En İyi Tedarikçi” ödülüne layık görüldü.

Ödülü, 25 Eylül’de Milano’da Pirelli Genel merkezinde gerçekleşen ödül töreninde Pirelli’nin Operasyonlardan sorumlu Genel Müdürü Andrea Casaluci’nin elinden alan Kordsa CEO’su Ali Çalışkan, törende yaptığı konuşmada aldıkları bu ödülden büyük bir mutluluk ve gurur duyduklarını dile getirerek, sözlerine şöyle devam etti: “Kordsa olarak ‘Yaşamdan İlham Alıyoruz, Yaşamı Güçlendiriyoruz’ mottosuyla çıktığımız yolda her kararımızın ve her yatırımımızın arkasında sürdürülebilir teknolojiler üretme hedefi yatıyor. Sürdürülebilirliğin ilk adımını, kendi sürdürülebilirliğini sağlamak olarak görüyoruz. Sadece kendi içimizde sürdürülebilirlik çalışmalarına ağırlık vermek bu hedef için yeterli değil. Tedarikçilerimizin de belirlediğimiz sürdürülebilirlik yol haritamıza paralel ilerlemeleri önemli. Bu ödül, bu amaçla ortaya koyduğumuz tedarikçi değerlendirme sistemimizin doğru işlediğinin bir göstergesi. Tüm çalışanlarımıza ve sürdürülebilirlik yolculuğumuzda bizim yanımızda yer alan tedarikçilere teşekkür ederim.”