AR-GE Çalışmalarıyla Ambalaj Tüketimi Yüzde 20 Azaldı
AR-GE çalışmaları neticesinde ambalaj yönetimi ile ambalaj tüketimini yüzde 20 azaltan Eriş, sağlıklı ve sorumlu gıda üretimi temelleri üzerine inşa edilen iş modeli ile ekonomik, çevresel ve toplumsal sürdürülebilirliğe öncelik veriyor. Orta vadede karbon ayak izini sıfırlamayı uzun vadede de negatife çevirmeyi hedefleyen marka, Şanlıurfa’da kurduğu GES santrali ile 7 üretim tesisinin elektrik ihtiyacını tamamen yenilenebilir enerji kaynaklarından temin ediyor.
Sürdürülebilir kalkınmayı faaliyetlerinin odağına alarak sağlıklı ve sorumlu gıda üretimi gerçekleştiren Türkiye’nin önde gelen un ve noodle ihracatçıları arasında yer alan Eriş, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak için orta vadede karbon ayak izini sıfırlamayı uzun vadede ise negatife çevirmeyi hedefliyor.
“Sürdürülebilirlik, iş dünyasının geleceğini şekillendiren temel bir faktördür”
Sürdürülebilirliğin iş dünyasının geleceğini şekillendiren temel bir faktör olduğunu belirten Eriş Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Abdullah Eriş, “Biz de sürdürülebilirliği iş stratejilerimizin merkezine yerleştirdik. Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak, iş dünyasının öncelikleri arasında yer almalıdır. Üretim başta olmak üzere hayatın her alanında bu vizyonla hareket ederek yatırımlarımızı sürdürülebilirlik odağında şekillendiriyoruz” dedi. Sürdürülebilirliği doğal kaynakları koruyarak ve çevresel etkiyi en aza indirerek ekonomik kalkınmanın başarılı olmasında temel unsur olarak tanımlayan Dr. Abdullah Eriş, hem şirket bazında hem de ülke olarak ihracat potansiyelimizi artırmak için işletmelerin sürdürülebilir üretim yöntemlerini benimsemelerinin önemli olduğunun altını çizdi. Sürdürülebilirlik çalışmaları kapsamında, toplumsal yatırımlar dışında çalışanlara yönelik kapsayıcılık ve çeşitlilik politikalarına da yer verdiklerini anımsatan Dr. Abdullah Eriş, “Şirketler, paydaş odaklılık sayesinde sürdürülebilirliklerini artırabilir, güvenilirliklerini ve itibarlarını güçlendirebilir ve uzun vadeli başarı için temellerini sağlamlaştırabilirler. Bu yaklaşım, şeffaflık, iletişim ve etkileşim üzerine kurulu bir işletme kültürü oluşturmayı gerektirir” dedi.
Sürdürülebilirlik İhracat Potansiyelini Artırıyor
Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin ihracatçı şirketler için yol gösterici olduğunun altını çizen Dr. Abdullah Eriş, sürdürülebilir üretim ve yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı çevre dostu üretim süreçleri hakkında şunları söyledi:
“Enerji verimliliği, üretimde kullanılan enerji miktarını azaltarak maliyetleri ve karbon emisyonlarını düşüren önemli bir bileşen durumunda. Yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş, enerji tüketimini optimize eden teknolojiler ve döngüsel ekonomi modelleri sürdürülebilir üretimde kritik rol oynuyor.
Eriş olarak Ar-Ge merkezimizin yapmış olduğu çalışmalar sonucu verimli ambalaj yönetimi ve geri dönüşüm ile ambalaj tüketimimizi yüzde 20 azalttık. Öte yandan Şanlıurfa’da kurduğumuz güneş enerji santrali ile yıllık 45 milyon KWh enerji üretimi ile 7 üretim tesisimizin elektik ihtiyacını temiz ve yenilenebilir kaynaklardan temin ediyoruz. Yenilenebilir enerji teknolojilerinin giderek daha erişilebilir ve uygun fiyatlı hale gelmesi, işletmelere ve tüketicilere çevre dostu enerji seçenekleri sunarken, ihracat potansiyelini artırmak için önemli bir fırsat sağlıyor.”
Alternatif Tekniklerle Çevre Dostu Üretim
2023 yılı itibariyle de Türkiye’nin noodle üzerine çalışan Sanayi Bakanlığı onaylı resmi ilk Ar-Ge merkezini kuran Eriş, Ar- Ge destekli sürdürülebilirliğe önem veren noodle üretim tekniklerini kullanıyor. Ar-Ge merkezinin çalışmaları ile daha sağlıklı noodle üretimi gerçekleştirdiklerine dikkat çeken Dr. Abdullah Eriş; “Noodle üretimi esnasında oluşan atıkların, hava emisyonunun, hammadde maliyetinin ve enerji tüketiminin azaltılması çalışmalarımız kapsamında geleneksel prosesler yerine konveksiyonlu fırında kurutma/pişirme işlemleri uygulamaktayız. Sağlıklı ve çevreye saygılı pişirme teknikleri sayesinde ürün başına elektrik tüketiminde yüzde 20, hammadde maliyetlerinde yüzde 50 tasarruf ediyor, ürün raf ömründe de yüzde 33 artış sağlıyoruz. Öte yandan da ürün başına atık yağ miktarında yüzde 99 azalma sağlayan kurutma tekniği sayesinde, ürün başına hava emisyonlarında ve kullanılan filtre adedinde de iyileşmeler sağladık “dedi.
Verimli Ham Madde Yönetimi Uzun Vadede Rekabet Avantajı Sağlıyor
Etkili atık yönetimi, değerli hammaddelerin geri kazanılmasını ve yeni ürünlerin üretilmesini sağlayarak ihracat potansiyelini artırdığına dikkat çeken Eriş, geri dönüştürülmüş ürünlerin ihracatı çevre dostu ürünlerin tercih edilmesine yol açarak, rekabet avantajı sağladığına da işaret etti. Bunun için de ihracata yönelik faaliyetlerini sürdüren şirketlerin çevresel ve sosyal sorumluluk konularında uluslararası standartlara uyumlu hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Eriş; “Avrupa Yeşil Mutabakatı iş insanlarımız tarafından Avrupa Birliği üyesi ülkelerin pazarına erişimde dikkate alınması gereken önemli bir husus olarak önümüze çıkıyor. Sınırda bir karbon vergisine hazır olmak için sürdürülebilirlik çalışmalarımızı hızlandırmalıyız. Enerji verimliliği, su ve karbon ayak izini azaltacak yenilikçi teknolojilere yatırım yapmalıyız. Çevre dostu ürünler geliştirirken sosyal faydayı da göz önünde bulundurmalıyız. Tüm paydaşlarımızla güçlü iş birlikleri kurarak uluslararası standartlara uyum sağlamalıyız. Operasyonel mükemmelliği sağlayarak ve inovasyona odaklanarak rekabet avantajı elde edebiliriz. Bunun için de üniversite ve sanayi iş birliklerini artırarak sürdürülebilirlik çabalarını artırmalıyız” ifadelerini kullandı.









Türkiye’nin enerji dönüşümüne öncülük eden Enerjisa’nın lider elektrik dağıtım şirketleri Başkent EDAŞ, Ayedaş ve Toroslar EDAŞ, dağıtım hizmeti verdiği 14 ilde daha iyi bir gelecek için mesleki eğitim faaliyetleri kapsamında elektrik-elektronik alanında öğrenim gören öğrencilere ve alan öğretmenlerine yönelik eğitim vermeye devam ediyor. Türkiye’nin verimliliğine katkı sağlamayı hedefleyen ve 2018’den bu yana büyük bir özveriyle yürütülen proje ile 8.300’ü aşkın öğrenci ve alan öğretmenine eğitim verildi.
Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) tarafından paylaşılan makine imalat sanayi konsolide verilerine göre, yılın ilk dört ayında Türkiye’nin serbest bölgeler dâhil toplam makine ihracatı 8,9 milyar dolar oldu. Makine ve ekipmanları sanayiinde yıllık üretici fiyat artışının, yüzde 55,6 seviyesindeki yurt içi üretici fiyat artışının 10 puan üzerinde yüzde 65,5 olarak seyrettiğini belirten Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu “Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi, bizde de en büyük alıcı ve kullanıcı durumundaki kamu, alımlarında yerli makineleri mutlak surette tercih ederek Hazine ve Maliye Bakanlığımızın tasarruf tedbirlerine uyum sağlamalıdır. Çin’den makine ithalatının yılın ilk 3 ayında yüzde 8,7 kadar düşmesini, genel bir farkındalığın oluşmaya başladığına dair ilk işaretler olarak okuyoruz. Bu konuyu yakından takip eden Ticaret Bakanlığımıza teşekkür ediyoruz” dedi.
Dış ticaret ve lojistik alanında uzman kadrosuyla hizmet veren Ünsped Gümrük Müşavirliği, yurt dışında 12 ülkede de faaliyetlerini sürdürüyor. Firmanın ortağı Yusuf Bulut Öztürk, dijital gümrük işlemlerinde yapay zeka programlarını da aktif olarak kullandıklarını söyledi. Yeni Nesil Gümrükleme alanında iddialı olduklarını vurgulayan Öztürk, Ulaşım Dergisi’ne verdiği röportajda firmanın geleceğine dair önemli ayrıntıları paylaştı.
“GİG ekonomisi, insanların kendi geleceklerini şekillendirebilecekleri bir çağın kapılarını aralıyor. Esneklik, yenilik ve cesaret, bu yeni ekonomik düzenin anahtarıdır. Bugünün girişimcileri, yarının liderleri olmaya adaydır; çünkü onlar, değişime meydan okuyan ve geleceği şekillendirenlerdir.” 
Girişimciler için çözüm geliştirilebilen her olumsuzluk bir fırsattır. Aksaklıklar onları yıldırmaz aksine motive eder. Peki ya çevrede birçoğumuz tarafından bu kadar olumsuz olarak nitelendirilen girişimciler için fırsat niteliğinde problemler olmasaydı? Bugün dünya umut vadeden onca başarılı girişimden mahrum olur muydu? Bu soru üzerinde az da olsa düşünebilmek adına, dilerseniz geçmişe şöyle bir kısa yolculuk yapalım. Çok değil 4 sene öncesi pandemi, ardından takip eden ve hala devam eden savaşlar, küresel ısınma ve neden olduğu iklim krizi… Evet; farkındayım. Yazıma oldukça kaotik bir başlangıç yapmış oldum. Nedeni şu: Bugün sizlere fırsat girişimciliği ve zorunlu girişimcilik türlerinden bahsetmek istiyorum.
İstanbul Maden ve Metaller İhracatçı Birlikleri koordinatörlüğünde yürütülen, kimya ve metal olmayan mineraller sektörlerinde iklim değişikliğinin etkileri ile su yönetimini ele alacak olan “Su Kaybının Önlenmesiyle İklim Değişikliğine Dayanıklılık ve Uyumun Desteklenmesi Projesinin (AWARE)” açılış toplantısı firmalar, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumlarından pek çok paydaşın katılımlarıyla gerçekleştirildi. İKMİB Yönetim Kurulu Üyesi Halit Süha Taşpolatoğlu, açılış konuşmasında su yönetiminin kimya sektöründeki önemine değindi.
İmalat sektörünün geride bıraktığımız 30 yılında yüzlerce katılımcı firma ile binlerce yeniliğe, sayısız ürün lansmanına ev sahipliği yapan WIN EURASIA, bu yıl da sektörün en önemli oyuncularını bir araya getirerek, en yeni ürünlerle endüstriyel dönüşüme öncülük etmeye hazırlanıyor. WIN EURASIA 2024, 17 ülkeden 660’un üzerinde katılımcı firma ile yaklaşık 102 ülkeden 39 binin üzerinde sektör profesyonelini aynı çatı altına bir araya getirmek üzere gün sayıyor. “Endüstri Gelecekle Buluşuyor” ana temasıyla 5-8 Haziran 2024 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek WIN EURASIA fuarında küresel büyümeden pay almak için iş birliği fırsatlarını araştıracak.
Akdeniz’in lider limanlarından biri olan Mersin Uluslararası Limanı (MIP), Türkiye’de bir ilk olan çevre dostu ve 250 milyon TL bütçeli MIP-5 Römorkörünü düzenlenen törenle hizmete sundu.
Fabrikalarda gördüğüm önemli bir eksiklik var. Aynı dili konuşamamak. Mühendisler, satış elemanları, satın alma uzmanları, idareciler, proje çizimcilerimiz ve ustalarımız arasında kopukluklar ve yanlış anlaşılmalar yaşanmakta. Malzeme, alet, makine isimleri her birimde farklı olarak dillendirilmekte. Kurum olarak ortak ve her yerde geçerliliği olan ortak bir teknik dile geçmemiz şart. Artık halk ağzı dilini, işaretle anlatmayı, alet ve malzemeleri bir şeylere benzetmeyi bırakmalıyız.
Fabrikalarımızda mutlaka bir kütüphanemiz bulunmalı. Kütüphanede faydalı olabilecek teknik kitaplar, tedarikçilerin sattıkları malzemelerle ilgili hazırladıkları ürün seçim katalogları yer alabilir. Diyagram ve afişler kütüphane duvarlarına asılabilir. Bazı cep kitapçıkları hazırlanıp personelimize dağıtılabilir. Eğitim toplantıları yapıp malzemeler hakkında ortak bil geliştirme yoluna gidebiliriz. Dışarıdan danışmanlar ve teknik elemanları çağırıp ders alabiliriz. Özelikle tedarikçilerimizden mühendislik destek hizmeti alabilir veya eğitim vermelerini talep edebiliriz.