Mobilya İhracatı İçin Enflasyon ve Kur Dengesi Önemli

Ülkemizde son dönemde yaşanan enflasyon ve buna bağlı olarak gelişen ekonomik gelişmeler, alım gücünü negatif etkilediği gibi mobilya satışını da etkiledi. Yılın ilk yarısı mobilya satışlarıyla ilgili değerlendirmede bulunan MOSFED Başkanı Ahmet Güleç, “Yılın ilk 6 aylık periyoduna baktığımızda maalesef satışlarımızın istediğimiz gibi gitmediğini görüyoruz. Adetsel bazda yüzde 15 civarında bir daralma yaşadık. Ancak yılın ikinci yarısından ümitliyiz. Enflasyon kur dengesi oluştuğu zaman mobilya ihracatımızın da önü açılmış olacak” dedi.

2023 yılı ilk 6 aylık mobilya satışlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Güleç, “Yılın ilk 6 aylık periyoduna baktığımızda maalesef satışlarımızın istediğimiz gibi gitmediğini görüyoruz. Adetsel bazda yüzde 15 civarında bir daralma yaşadık. Özellikle ülkemizdeki enflasyon oranının yüksek olması, insanlarımızda gelirlerin düşmesi ile birlikte gelecek beklentisi gibi nedenlerden dolayı mobilya satışlarımız biraz ötelendi. Ancak yılın ikinci yarısından ümitliyiz. Enflasyon kur dengesi oluştuğu zaman mobilya ihracatımızın da önü açılmış olacak. Bu sayede 2023 yıl sonu hedefimiz olan 5 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaşmış olacağız” dedi.

“Satın alımlarda ilk ötelenen sektörlerden biriyiz”

Mobilya sektörünün Türkiye’deki imalat sektörleri içerisinde en önemlilerinden biri olduğuna dikkat çeken Ahmet Güleç, “Sektörümüz maalesef tüketici nezdinde bakıldığında satın alımları ötelenebilen bir sektördür. Yani insanlar gıdadan, kılık kıyafetten kesmeyebiliyorlar, ama mobilyayı öteleyebiliyorlar. Dolayısıyla alışverişten en rahat kaçınılabilecek sektörlerin başında geliyoruz. Asgari ücretin yükselmesi, emeklilik ikramiyeleri vs. satışlarımız için evet bir avantaj oluşturacaktır, fakat enflasyonun yüksek seyretmesi sektörümüzde satışları öne çıkaramıyor” dedi.

Taksit Süresi 9 Aydan 18 Aya Çıkarılmalı

İç piyasada mobilya satışlarının arttırmak için kredi kartı taksit sayısında bir iyileştirme beklediklerini ifade eden Ahmet Güleç, “Mobilya genellikle taksit ile alınmayı tercih edilen bir üründür. Mobilya aldığınız zaman en az 10 yıl sizin ihtiyacınızı karşılayabiliyor. Zamanla trendler değişince ya da ürünler yıpranmaya başlayınca veya yeni konut ihtiyacı oluştuğunda insanlar mobilyalarını değiştirmek istiyorlar. Şu an mobilya satışlarında taksit tutarı 9 ay ile sınırlı. Bu taksit tutarı tüketicilerin ihtiyacını karşılamıyor. Bize göre minimum taksit tutarı 18 ay olmalı. Mevcut şartlardan dolayı mobilya fiyatları da yükseldiği için, insanların rahat alışveriş yapabilmeleri taksit sayısının artmasına bağlı” diye konuştu. MOSFED olarak bu konuda taleplerini ilgili makamlara ilettiklerini belirten Ahmet Güleç, “İnşallah talebimizin makul bir şekilde karşılık bulacağını düşünüyoruz. Çünkü bir ihtiyaç haline geldi. Bu özellikle imalat sektörü için bir ihtiyaç haline geldi” dedi.

“Enflasyon kur dengesi oluştuğunda ihracatın önü açılacak”

Son 20 yılda Türkiye mobilya sektörünün ihracatının yüzde 20 oranında arttığına dikkat çeken Ahmet Güleç, “Ülkemiz dünya mobilya ihracatında bazen 6’ncı sırada bazen de 8’inci sırada yerini alıyor. 2019 – 2020 yıllarında, Covid’e rağmen dünyada en fazla ihracatını arttıran sektör olduk. Avrupa’da Polonya’ya yanaştık, Vietnam ile yarıştık. Türk mobilya ihracatında dünya yarış halinde iken son 2 yılda yaşadıklarımız bizi zayıflattı. Şu anda inanıyoruz ki;  enflasyon kur dengesi oluştuğu zaman mobilya ihracatının önü de açılmış olacak. Son 6 ayda hedeflediğimiz özellikle mobilya sektörü için 5 milyar doları aşacağımıza inanıyoruz” şeklinde konuştu.

Vize Sorunu Sektörün Yüzde 25’ini Etkiler Hale Geldi

AB ülkeleri ile yaşanan vize sorununa da değinen Ahmet Güleç, “Vize konusu kesinlikle bizler için ciddi bir sorun. İşletmelerimiz, firmalarda çalışan proje teknik elemanlarımız ve iş adamlarımız için. Ürünlerimizin gidip teknik çalışmalarını yapmalıyız, tanıtımlarını ve pazarlamasını gerçekleştirmeliyiz. Bu insanlar fuarlara gidemiyorlar, bunu yapamadıkları için haliyle mallarını satamıyorlar. Evet, mal serbestliği var, ancak malın başında gidecek olan insan yok. Burada AB’nin kesinlikle düşünmesi lazım. Aslında haksız rekabet yapıyor. Yani biz neticede Avrupa ülkesiyiz, ama eğer işletmecilerimiz gidemiyorsa ve bu oran yüzde 25’lerde kadar ulaşmış durumda. Böyle bir şey olamaz. Bu konu da maalesef bizi çok etkileyen sorunlardan bir tanesi” dedi.

Geçici İş İlişkisi Kurma Yetkisi Olmayan İstihdam Bürolarından İşçi Temin Edilmesinin Hukuki ve Cezai Sonuçları Nelerdir ?

Özel istihdam bürolarına mesleki anlamda geçici iş iliş­kisi yetkisi verilmesiyle ilgili 4857 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde değişik­lik yapılmıştır[1]. Gerçek anlamda geçici iş ilişkisi, işverenin, devir sırasında ya­zılı rızasını almak suretiyle bir işçisini, holding bünyesi içinde veya aynı şir­ketler topluluğuna bağlı başka bir işyerinde görevlendirmesi suretiyle ku­ru­labilirken (İşK. m.7/1), mesleki anlamda geçici iş ilişkisi, Türkiye İş Ku­ru­munca izin verilen özel istihdam bürosunun bir işverenle geçici işçi sağ­lama sözleşmesi yaparak bir işçisini geçici olarak başka bir işverene devri ile ger­çekleşmektedir (İşK. m.7/2)[2].

Mesleki anlamda geçici iş ilişkisi;

  1. a) 4857 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin beşinci fıkrası ile 74 üncü maddesinde belirtilen hâllerde, işçinin askerlik hizmeti hâlinde ve iş sözleş­mesinin askıda kaldığı diğer hâllerde,
  2. b) Mevsimlik tarım işlerinde,
  3. c) Ev hizmetlerinde,
  4. d) İşletmenin günlük işlerinden sayılmayan ve aralıklı olarak gördürü­len işlerde,
  5. e) İş sağlığı ve güvenliği bakımından acil olan işlerde veya üretimi önemli ölçüde etkileyen zorlayıcı nedenlerin ortaya çıkması hâlinde,
  6. f) İşletmenin ortalama mal ve hizmet üretim kapasitesinin geçici iş iliş­kisi kurulmasını gerektirecek ölçüde ve öngörülemeyen şekilde artması hâlinde,
  7. g) Mevsimlik işler hariç dönemsellik arz eden iş artışları hâlinde, ku­ru­labilir.

Özel istihdam büroları aracılığı ile geçici iş ilişkisi kurulması belli kurallara bağlanmıştır. Bu sınırlamanın amacı, geçici iş ilişkisinin istismarının önlenmesi ve işgücü piyasasının işle­yişinin bozulmamasını temin ederek işverenin geçici iş ilişkisini ancak işlet­menin geçici ihtiyaçlarını karşılamak için kullanmasını güvence altına almak ve böylelikle, sürekli nitelikte olan işler için zorunlu haller dışında geçici çalışmanın kullanılmasını engellemektir[3].

Nitekim özel istihdam bürosu ile geçici işçiyi istihdam edecek olan di­ğer işveren arasında imzalanacak “geçici işçi sağlama sözleşmesi”; 4857 sa­yılı Kanun m.13/5 ile m.74’de belirtilen hallerde, yani doğum, analık ve süt izni ile ebeveynlere doğumdan sonra tanınan yarı zamanlı çalışma hallerinde, işçinin askerlik hizmeti halinde ve iş sözleşmesinin askıda kaldığı diğer hal­lerin devamı süresince (yıllık izin ve hastalık izni gibi), mevsimlik tarım işleri ile ev hizmetlerinde (temizlik işleri, hasta, yaşlı ve çocuk bakım hizmetleri gibi ) süre sınırı olmaksızın, işletmenin günlük işlerinden sayılmayan ve ara­lıklı olarak gördürülen işlerde (yeni bir yazılım geliştirilmesi, teknik bakım, onarım gibi ihtiyaçların ortaya çıkması, belirli süreli proje işleri gibi), iş sağ­lığı ve güvenliği bakımından acil olan işlerde (çalışanların güvenliği açısın­dan gerekli olan tamir ve tadilat işleri) veya üretimi önemli ölçüde etkileyen zorlayıcı nedenlerin ortaya çıkması halinde (sel, yangın ve benzeri doğal afet durumunda veya terör olayları sırasında işletmenin gerekli üretimi yetiştire­bilmesi amacıyla), işletmenin ortalama mal ve hizmet üretim kapasitesinin geçici iş ilişkisi kurulmasını gerektirecek ölçüde ve öngörülemeyen şekilde artması hâlinde (ihracat talebinin artması; iç piyasada öngörülemeyen talep artışı) ve mevsimlik işler hariç dönemsellik arz eden iş artışları halinde (ger­çekleşmesi önceden öngörülen, bayram öncesi şeker üretimi veya paketle­mesi, seçim öncesi bayrak üretimi gibi iş hacminin artması durumlarında), en fazla dört ay süreyle kurulabilecektir (İşK m.7/2)[4].

Geçici iş ilişkisi, mevsimlik işler hariç dönemsellik arz eden iş artışları haricinde toplam sekiz ayı geçmemek üzere en fazla iki defa yenilenebilecek­tir. Ayrıca geçici işçi çalıştıran işverenin belirtilen sürenin sonunda aynı iş için altı ay geçmedikçe geçici işçi çalıştıramayacağı hükme bağlanmıştır (İşK m.7/3).

Mesleki anlamda geçici iş ilişkisinin kurulması her işyeri için söz konusu değildir. 4857 sayılı Kanunun 29 uncu maddesine göre toplu işçi çıkarılan işyerlerinde sekiz ay süresince, kamu kurumlarında yürütülen işin devamlılık arz etmesi, kamu hizmetlerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması ve kamu sektöründe geçici iş ilişkisi kullanımının suiistimale açık olması sebe­biyle, kamu kurum ve kuruluşlarında ve iş sağlığı ve güvenliği açısından teh­likeli olan yer altında maden çıkarılan işyerlerinde sektörel sınırlamaya gidil­miş ve buralarda geçici işçi çalıştırılamayacağı hüküm altına alınmıştır (İşK m.7/4).

Geçici işçi sağlama sözleşmesiyle iş ilişkisi kurulan işyerinde, grev ve lokavt uygulaması sırasında geçici iş ilişkisi kapsamında işçi çalıştırılamaya­cağı da hüküm altına alınmıştır (İşK m.7/5)[5].

Ayrıca, mesleki anlamda geçici iş ilişkisi kurulacak işyerlerinde istihdam kotası getirilmiştir. İşletmenin ortalama mal ve hizmet üretim kapasitesinin geçici iş ilişkisi kurulmasını gerektirecek ölçüde ve öngörülemeyen şekilde artması hâlinde, geçici iş ilişkisine dayalı çalıştırılan işçi sayısının, işyerinde çalıştırılan toplam işçi sayısının dörtte birini geçemeyeceği hüküm altına alı­narak özel istihdam bürosu aracılığıyla geçici iş ilişkisinin sürekli istihdamın yerini almaması amaçlamaktadır. Ancak küçük ölçekli işletmelerde üretimin devamının sağlanması ama­cıyla on ve daha az işçi çalıştırılan işyerlerinin dörtte bir sınırlamasına tabi olmayacağı ve on ve daha az işçi çalıştırılan işyerlerinde beş işçiye kadar ge­çici iş ilişkisi kurulabileceği düzenlenmiştir. Ayrıca işçi sayısının tespitinde, kısmi süreli iş sözleşmesine göre çalışanların, çalışma süreleri dikkate alına­rak tam süreli çalışmaya dönüştürülebileceği ifade edilmektedir (İşK m.7/6)[6].

Kanun koyucu mesleki anlamda geçici iş ilişkisi ile işçiyi istihdam ede­cek olan geçici işverene bir takım yükümlülükler getirmiştir. Örneğin 5510 sayılı Kanunun m.13’e göre, iş kazasının, işçiyi çalıştıran işveren tarafından, özel istihdam bürosuna derhal ve Sosyal Güvenlik Kurumuna da en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildir­gesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesi zorunludur. Bu süre, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten itibaren başlamaktadır (İşK m.7/9 c)[7].

Yine 5510 sayılı Kanunun m.14’e göre de, meslek hastalığının, sigortalının meslek hastalığına tutulduğunu öğrenen veya bu durum kendisine bildirilen işveren tarafından, bu durumun öğrenildiği günden başlayarak üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmesi gerekmektedir. Buna göre, ortaya çıkacak iş kazası veya meslek hastalığının aciliyeti ve bildirim süresinin kısalığı dikkate alındığında, geçici işçi çalıştıran işverenin meydana gelecek iş kazasını ya da meslek hastalığını özel istihdam bürosuna ve Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirmekle yükümlü sayılmıştır (İşK m.7/9 c)[8].

Diğer taraftan geçici işçilerin; çalıştıkları dönemlerde ulaşım, yemek, kantin ve ço­cuk bakım hizmetleri olmak üzere işyerindeki sosyal hizmetlerden, çalışma­dıkları dönemlerde ise özel istihdam bürosundaki eğitim ve çocuk bakım hiz­metlerinden eşit muamele ilkesine uygun olarak geçici işverence yararlandı­rılması öngörülmüştür (İşK m.7/9 d).

Geçici işveren, işyerinde geçici iş ilişkisi kapsamında çalışan kişilerin istihdam durumuna ilişkin bilgileri varsa işyeri sendika temsilcisine bildir­mekle yükümlüdür (İşK m.7/9 e).

6331 sayılı Kanun m.17 uyarınca işçilere iş sağlığı ve güvenliği eği­timlerinin verilmesi zorunluluğu getirilmiş ve tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde mesleki eğitim almayan işçilerin çalıştırılması yasaklanmıştır. Geçici iş iliş­kisi kurulacak işçilerin yapacakları işle ilgili riskler konusunda bilgilendirile­rek geçici işçiyi istihdam edecek işveren tarafından iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Gerekli mesleki eğitimi ve iş sağlığı ve güvenliği eğitimini almamış kişilerin ağır ve tehlikeli işlerde ge­çici iş ilişkisi ile çalıştırılamayacağı ve özel istihdam bürosu ile geçici işçi çalıştıran işveren ve geçici işçi sağlama sözleşmesi ile çalışan işçinin 6331 sayılı Kanun m.17‘ye uygun davranmak zorunda olduğu hüküm altına alın­mıştır.

Nihayetinde geçici işveren;  6331 sayılı Kanun m.17/6’da öngörülen eğitimleri vermekle ve iş sağlığı ve güvenliği açısından gereken tedbirleri al­makla, geçici işçi de bu eğitimlere katılmakla yükümlü tutulmuştur (İşK m.7/9 f)[9].

Mesleki anlamda geçici iş ilişkisi ile işçiyi istihdam ede­cek olan geçici işveren yanında mesleki anlamda geçici iş ilişkisi kurma yetkisi olan özel istihdam bü­rosu işverenin de bir takım yükümlülükleri bulunmaktadır. Her şeyden önce geçici iş ilişkisinde işçinin işvereni özel istihdam büro­su­dur. Özel istihdam bürosu işçisine ilişkin 6331, 5510 ve 4447 sayılı Kanun­dan doğan yükümlülükler, 4857 sayılı Kanunun 7 nci maddesi saklı olmak kaydıyla, özel istihdam bürosu tarafından yerine getirilir (4447/m.19/2). Bu kapsamda, işçiyle yazılı iş sözleşmesi düzenlemek ve ücretini tam ve zamanında ödemek özel istihdam bürosunun yükümlü­lüğündedir.

Mesleki anlamda geçici iş ilişkisi ile çalışan işçinin iş ka­zasına uğraması durumunda, kim sorumlu olacağı önem arz etmektedir. Geçici işçinin iş edimini sunduğu sırada iş kazası geçir­mesi veya meslek hastalığına tutulması halinde, kazazedenin ya da yakınları­nın hangi işvereni dava edeceği konusu tartışmaya açık durumdadır. İş söz­leşmesinin tarafı olan büro işverenine sözleşmeye aykırılıktan doğan sorum­luluğu kapsamında husumet yöneltilebilecek midir? Yoksa istihdam eden sı­fatıyla geçici işçiyi çalıştıran işveren mi sadece davaya taraf olabilecektir? Tüm sorumluluğu sadece istihdam eden işverene yüklemenin hakkaniyetle bağdaşmayacağı, her iki işverenin de birlikte sorumlu olması gerektiği dü­şüncesindeyim[10].

Çünkü, iş sağlığı ve güvenliği bakımından özel istihdam bürosunun bilgilendirme yükümlülüğü, sağlık gözetiminin yerine getirilmesi gibi husus­lar devam edecektir. Özel istihdam bürosunun söz konusu yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmasının ödünç işçinin ödünç alan işveren yanında çalı­şırken kaza geçirmesine katkıda bulunması halinde, somut olayın özelliğine göre özel istihdam bürosu da kusurlu sayılacaktır[11]. Tabi ki buradaki sorumluluk hukuki sorumluluktur. İşçinin iş kazası veya meslek hastalığına önlem almayarak kişisel kusuru ile sebep olanlar ceza hukuk açısından sorumlu olabilecektir. Bu kapsamda geçici işçi çalıştıran işverenle­r, İSG ile ilgili yükümlülüklerin yerine getirilmesi bakımından “sorum­suzluk anlaş­ması” yapamazlar. Çünkü sorumsuzluk anlaşmasının geçerliliği Türk Borçlar Ka­nunu m.115’e tabidir. Kural olarak “Borçlunun ağır kusurundan sorumlu ola­mayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür” (TBK m.115/I II). Her iki işverenin de geçici işçi için iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma borcu bulunduğundan sorumsuzluk anlaşmasının geçerliliği bulunmamaktadır[12].

Geçici iş ilişkisi ile istihdam edilen işçinin ödenmeyen ücretinden kimin sorumlu olacağı hususuna gelince; Kanun koyucu geçici iş ilişkisi ile istihdam edilen işçilerin ücretlerini garanti altına almak amacıyla her iki işverene de bir takım sorum­luluklar getirmiştir. Nitekim kurulan geçici iş ilişkisinde, geçici işçi çalıştıran işveren işyerinde bir ayın üzerinde çalışan geçici işçilerin ücretlerinin ödenip ödenmediğini çalıştığı süre boyunca her ay kontrol etmekle, özel istihdam bürosu ise ücretin ödendiğini gösteren belgeleri aylık olarak geçici işçi çalış­tıran işverene ibraz etmekle yükümlü kılınmıştır (İşK m.7/12). Aynı zamanda geçici işçi çalıştıran işveren, ödenmeyen ücretler mevcut ise bunlar ödenene kadar özel istihdam bürosunun alacağını ödemeyerek, özel istihdam bürosu­nun alacağından mahsup etmek kaydıyla geçici işçilerin en çok üç aya kadar olan ücretlerini doğrudan işçilerin banka hesabına yatıracaktır. Bunun yanı­sıra ücreti ödenmeyen işçiler ve ödenmeyen ücret tutarları geçici işçi çalıştı­ran işveren tarafından çalışma ve iş kurumu il müdürlüğüne bildirilecektir (İşK m.7/12)[13].

Geçici iş ilişkisinde yasal sürenin dolmasına rağmen işçi çalışmaya, işveren de çalıştırmaya devam ederse, nasıl bir hu­kuki sonuç doğacaktır? İş ilişkisinin sözleşmenin kanuni süresinin tamamlanma­sına rağmen sonlandırılmaması halinde, özel istihdam bürosu işçisi ile geçici işçi çalıştıran işveren arasındaki ilişkinin sözleşmenin sona erme tarihinden itibaren belirsiz süreli iş ilişkisi kabul edileceği düzenlenmiştir. Bu durumda özel istihdam bürosu işçinin geçici iş ilişkisinden kaynaklanan ücretinden, iş­çiyi gözetme borcundan ve sosyal sigorta primlerinden sözleşme süresiyle sı­nırlı olmak üzere sorumludur (İşK m.7/13). Bu düzenlemenin özel istihdam bürosu tarafından kötüye kullanılarak özel istihdam bürosunun geçici iş iliş­kisi sürecindeki yükümlülüklerinden imtina etmesini engellemek üzere so­rumluluğu düzenlenmiştir[14].

Sonuç olarak, özel istihdam bürolarına mesleki anlamda geçici iş iliş­kisi yetkisi verilmesiyle ilgili 4857 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde 6/5/2015 tarihli ve 6715 sayılı Kanun ile değişik­lik yapılmıştır. Geçici iş ilişkisi, meslek amaçlı olarak Türkiye İş Kurumu’ndan izin almış özel istihdam büroları aracılığıyla yerine getirilmektedir. Salt özel istihdam bürosu açma izni almak geçici iş ilişkisi kurmak için yeterli değildir. Mesleki anlamda geçici iş ilişkisi, Türkiye İş Ku­ru­munca verilmiş yetki belgesi sahibi işçi temin edecek özel istihdam bürosu ile geçici işveren arasında geçici işçi sağ­lama sözleşmesi yapılarak geçici işçilerin bazı haller dışında yılda en fazla dört ay süreyle geçici işverenler tarafından istihdam edilmesi ile gerçekleşir Geçici iş ilişkisi, mevsimlik işler hariç dönemsellik arz eden iş artışları haricinde toplam sekiz ayı geçmemek üzere en fazla iki defa yenilenebilecek­tir (İşK. m.7/2). Doğrudan işçi bulmakta zorlanan işverenlerin son zamanlarda mesleki anlamda geçici iş iliş­kisi kurma yetki belgesi olmayan firmalardan işçi temin ettikleri görülmektedir. Böylesi bir durumda geçici işverenler hem hukuki hem de cezai açıdan sorumlu olabileceklerdir.

Nitekim, bu gibi bir durumda hem işçi talep eden geçici işverenlere hem de yetkisiz işçi temin eden firmalara 4904 sayılı Kanun’un 20’nci maddesi uyarınca, idari para cezası uygulanmaktadır. Kurumdan izin almamasına veya yetkisi iptal edilmesine rağmen geçici iş ilişkisi düzenleyen gerçek veya tüzel kişilere 298 bin 592TL, fiilin tekrarı halinde ise 597 bin 191 TL, bu kapsamda hizmet alan geçici işverenlere ise 119 bin 428 TL idari para cezası uygulanmaktadır.

Lütfi İNCİROĞLU

[1] 6/5/2015 tarihli ve 6715 sayılı İş Kanunu İle Türkiye İş Kurumu Kanununda De­ğişiklik Yapılmasına Dair Kanun; ALPER, Yusuf/KILKIŞ, İlknur, İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku, 6. Baskı, Bursa 2021, s.53; İNCİROĞLU, Lütfi, Özel İstihdam Büroları Aracılığı İle Geçici İş İlişkisi,  TERAZİ, (Aylık Hukuku Dergisi), Kasım 2017, C:12, Sayı:135, s.32.

[2] ÖZTÜRK, Berna, Özel İstihdam Büroları Aracılığıyla Kurulan Meslek Edinilmiş Geçici İş İlişkisinde Tarafların İş Sağlığı ve Güvenliği Yükümlülüğü, İş Huku­kunda Yeni Yaklaşımlar I, İstanbul 2017, s.280 vd.

[3] ALPER/KILKIŞ, s.53;İzmir 3.HD.04.10.2019 T., 2019/1778, K.2019/1423, ÇİL, Şahin, İş Hukuku Yargıtay İlke Kararları, 9. Baskı, Ankara 2022, s.316 vd; İNCİROĞLU, Geçici İş İlişkisi, s.32 vd.

[4] İzmir 3.HD.04.10.2019 T., 2019/1778, K.2019/1423, ÇİL, İş Hukuku Yargıtay İlke Kararları, s.316 vd; CİVAN, Mesleki Edinilmiş Ödünç İş İlişkisi İle İlgili Güncel Gelişmeler, İş Hukukunda Yeni Yaklaşımlar I, s.108. vd; ÖZTÜRK, Özel İstihdam Büroları s.2016-2017; URHANOĞLU, İştar/KÖKEN, Tuğba Hilal, Ankara 2021, Şemalarla Bireysel İş Hukuku, s.40-41.

[5] İNCİROĞLU, Geçici İş İlişkisi, s.36 vd.

[6] İNCİROĞLU, Geçici İş İlişkisi, s.32 vd.

[7] İNCİROĞLU, Geçici İş İlişkisi, s.38 vd.

[8] ÖZTÜRK, Özel İstihdam Büroları, s.218; URHANOĞLU/KÖKEN, Şemalarla Bireysel İş Hukuku, s.40.

[9] CİVAN, Mesleki Edinilmiş Ödünç İş İlişkisi, s.118. vd; İNCİROĞLU, Geçici İş İlişkisi, s.38 vd.

[10] İNCİROĞLU, Geçici İş İlişkisi, s.39.

[11] CİVAN, Mesleki Edinilmiş Ödünç İş İlişkisi, s.118. vd.; ÖZTÜRK, Özel İstihdam Büroları, s.224.

[12] İNCİROĞLU, Geçici İş İlişkisi, s.39.

[13] İzmir 3.HD.04.10.2019 T., 2019/1778, K.2019/1423, ÇİL, İş Hukuku Yargıtay İlke Kararları, s.316 vd

[14] İNCİROĞLU, Geçici İş İlişkisi, s.36 vd.

Fortune 500 Türkiye – 2022 Araştırması: Net Satış, İhracat ve Kârda Rekor Artış

Türkiye’nin en büyük 500 şirketinin sıralandığı Fortune 500 Türkiye – 2022 Araştırması’na göre, şirketlerin 2022 yılı net satışları, bir önceki yıla göre yüzde 148,7 gibi rekor bir oranda artarak yaklaşık 8 trilyon liraya çıktı. Fortune 500 Türkiye şirketlerinin 2022’de gerçekleştirdiği ihracat, bir önceki yıla göre, yüzde 137,9 artarak 2.1 trilyon TL’nin üzerine çıkarken, net kârı ise yüzde 245,5 artarak 545.1 milyar lirayı aştı.

Fortune 500 Türkiye şirketleri; net satışlar, ihracat ve net kâr anlamında araştırmanın ilk yapıldığı 2007 yılından bu yana bakıldığında, 2022 yılında rekor artış gerçekleştirdi.

Fortune Türkiye ve CRIF Türkiye’nin bu yıl 16’ncısını gerçekleştirdikleri ve Türkiye’nin en büyük 500 şirketinin listelendiği Fortune 500 Türkiye Araştırması, dikkat çeken sonuçlar ortaya koydu. Fortune 500 Türkiye Araştırması’nın 2022 sonuçları, Fortune Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Şule Laleli, Fortune 500 Türkiye Borsa Editörü Zeynep Aktaş ile CRIF Türkiye Genel Müdürü Kerem Özgür Araç ve CRIF Analitik Birim Müdürü Yavuz Arsoy’un katılımıyla Radisson Blu Bosphorus Ortaköy’de gerçekleştirilen basın toplantısında açıklandı. Fortune 500 Türkiye-2022 Araştırması, Türkiye’nin en büyük şirketlerinin geçen yıl net satışlar, ihracat ve kâr anlamında rekor düzeyde büyüme/artış yakaladıklarını ortaya koydu.

Fortune 500 Türkiye-2022 Araştırması’nda yer alan şirketlerin toplam net satışları bir önceki yıla göre yüzde 148,7 oranında artarak 7 trilyon 986 milyar liraya çıktı. Fortune 500 Türkiye şirketlerinin 2022 yılında net satışlarında sağladıkları söz konusu artış, ilk araştırmanın yapıldığı Fortune 500 Türkiye-2007’den bu yana geçen 16 yılda gerçekleşen en yüksek oranlı artış oldu. 2022 yılı yüzde 97,72 olan ÜFE oranı dikkate alındığında ise Fortune 500 Türkiye şirketlerinin net satışlarında yüzde 25,8 oranında reel artış sağladıkları görülüyor. Şirketler, net satışlarını dolar bazında da yüzde 33,4 gibi yüksek oranda artırdı.

İhracat Yaklaşık Yüzde 138 Arttı

Fortune 500 Türkiye-2022 araştırmasına göre, şirketlerin 2022’de gerçekleştirdiği toplam ihracat, bir önceki yıla kıyasla yüzde 137,9 artarak 2 trilyon 129 milyar TL’ye çıktı. Fortune 500 Türkiye şirketlerinin 2022 yılında ihracatta TL bazında sağladıkları söz konusu performans, araştırmanın ilk gerçekleştirildiği Fortune 500 Türkiye-2007’den bu yana yaşanan en yüksek oranlı artış oldu. 396 şirketin ihracat gerçekleştirdiği Fortune 500 Türkiye-2022 Araştırması’nda yer alan şirketlerin toplam net satışları içerisinde ihracatın payı bir önceki yılki seviyelerin bir miktar altında kaldı. 2021 yılında toplam satışların yüzde 27,9’u ihracattan sağlanırken, 2022 yılında bu oran yüzde 26,7 oldu.

Fortune 500 Türkiye şirketlerinin 2022 yılında gerçekleştirdiği ihracata dolar bazında bakıldığında ise bir önceki yıla kıyasla yüzde 27,6 artarak 128.6 milyar dolara çıktığı görülüyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi ve Hizmet İhracatçıları Birliği verilerine göre, Türkiye’nin toplam ihracatı 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 22,1 oranında artarak 344.5 milyar dolara çıktı.

Bu veriler ile kıyaslandığında Fortune 500 Türkiye şirketlerinin, Türkiye’nin toplam ihracatında yaşanan artıştan daha yüksek oranlı bir artış gerçekleştirdiği net olarak görülüyor. Araştırma, Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 37,3’ünün Fortune 500 Türkiye şirketleri tarafından gerçekleştirildiğini ortaya koydu.

Türkiye’nin En Büyük 500 Şirketinin Net Kârında Rekor Artış 

Fortune 500 Türkiye Araştırması, şirketlerin 2022’de kârlarını da yüksek oranda artırdıklarını ortaya koydu. Fortune 500 Türkiye şirketlerinden 466’sı kâr açıklarken, 34’ü zarar açıkladı. 104 şirketin zarar açıkladığı 2021 yılı ile kıyaslandığında zarar açıklayan şirket sayısının ciddi düzeyde azaldığı görülüyor. Fortune 500 Türkiye sıralamasında yer alan şirketlerin 2021 yılında 157 milyar 781 milyon lira olan toplam net kârı, 2022 yılında yüzde 245,5 gibi rekor oranda artarak 545 milyar 138 milyon liraya çıktı.

Fortune 500 Türkiye şirketlerinin net satış kârlılığı 2021 yılında yüzde 4,91 iken, 2022 yılında yüzde 6,83 seviyesine çıktı. 2021 yılında yüzde 12,22 olan özkaynak kârlılığı ise 2022 yılında yüzde 24,84’e yükseldi.

İlk 10’a Enerji ve Petrol Şirketleri Damga Vurdu

Rusya Ukrayna savaşının etkisiyle artan petrol ve enerji fiyatları Fortune 500 Türkiye-2022 listesinde bu alanda faaliyet gösteren şirketlerin öne çıkmasını beraberinde getirdi. Fortune 500 Türkiye-2022 listesinin ilk 10’unda yer alan şirketlerin 6’sı petrol ve enerji alanında faaliyet gösteriyor.

EPİAŞ Zirvedeki Yerini Korudu 

16’ıncısı açıklanan, finansal kurumlar ve holding dışındaki tüm sektörleri kapsayan Fortune 500 Türkiye-2022 listesinde, Enerji Piyasaları İşletmesi A.Ş. (EPİAŞ), bu yıl da zirveyi bırakmadı. 2022 yılında net satış gelirlerini bir önceki yıla göre yüzde 378,5 artırarak 799 milyar 666 milyon liraya çıkaran EPİAŞ, Fortune 500 Türkiye 2022 sıralamasının birincisi oldu. Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş. (TÜPRAŞ) ise 2022 yılında bir önceki yıla göre net satış gelirlerini yüzde 215,9 oranında artırarak 481 milyar 765 milyon liraya çıkardı. Uzun yıllar Fortune 500 Türkiye’nin zirvesinde yer alan Tüpraş, bu satış geliri ile 2022 yılında da bir önceki yılda olduğu gibi Fortune 500 Türkiye listesine ikinci sırada girdi.

2022 yılında net satış gelirlerini, bir önceki yıla göre yüzde 219,5 oranında artıran Türk Hava Yolları (THY), 311 milyar 169 milyon TL net satış geliri ile Fortune 500 Türkiye-2022 listesinde bir önceki yıl olduğu gibi üçüncü sıradaki yerini korudu. Net satış gelirlerini bir önceki yıla göre yüzde 207,1 artırarak 205 milyar 811 milyon TL’ye çıkaran Petrol Ofisi A.Ş. ise beş basamak yukarı çıkarak Fortune 500 Türkiye-2022 listesine dördüncü sıradan girdi. Geçen yıl net satışlarını yüzde 245,6 oranında artırarak 187 milyar 953 milyon TL’ye çıkaran Star Rafineri A.Ş ise altı basamak birden yükselerek Fortune 500 Türkiye-2022 listesine beşinci sıradan girmeyi başardı. Geçen yıl net satışlarını yüzde 221,4 oranında artırarak 179 milyar 988 milyon TL’ye çıkaran Opet Petrolcülük A.Ş. de dört basamak yükselerek Fortune 500 Türkiye-2022 listesine altıncı sıradan girdi.  Geçen yıl net satışlarını yüzde 229,5 oranında artırarak 176 milyar TL’ye çıkaran Socar Turkey Petrol Ticareti A.Ş ise beş basamak yükselerek Fortune 500 Türkiye-2022 listesine yedinci sıradan girdi.

Otomotiv sektörünün öncü şirketlerinden Ford Otomotiv Sanayi A.Ş. bir önceki yıla göre net satış gelirlerini yüzde 141,6 oranında artırarak 171 milyar 797 milyon liraya çıkardı, ancak bir önceki yıla göre 3 basamak gerileyerek Fortune 500 Türkiye-2022 listesine sekizinci sıradan girdi.

Ahlatçı Kuyumculuk Sanayi ve Ticaret A.Ş. ise 2022 yılında net satışlarını bir önceki yıla göre yüzde 85,4 artırarak 147 milyar 987 milyon liraya çıkarmasına rağmen 5 basamak gerileyerek Fortune 500 Türkiye-2022 listesinde dokuzuncu sırada girdi.  2022 yılında net satış gelirini bir önceki yıla göre yüzde 108,9 artırarak 147 milyar 716 milyon liraya çıkaran BİM Birleşik Mağazalar A.Ş. (BİM) ise dört basamak gerileyerek Fortune 500 Türkiye-2022 listesine onuncu sırada girdi.

Fortune 500 Türkiye Çıtayı 2 milyar TL’nin Üzerine Çıkardı   

Şirketlerin net satışlarında yaşanan rekor artışla Fortune 500 Türkiye listesine girmenin çıtası da çok büyük oranda yükseldi. 2021’de listedeki 500’üncü şirketin net satışı 1 milyar 36 milyon TL iken, 2022 listesindeki 500’üncü şirketin net satışı 2 milyar 225 milyon TL’ye çıktı. Fortune 500 Türkiye araştırmasının ilk gerçekleştirildiği 2007’de 1 milyar TL’nin üzerinde net satış gelirine sahip olan şirket sayısı 53 iken, bugün 500 şirketin tamamının 2 milyar TL’nin üzerinde bir büyüklüğe ulaştığı görülüyor. 2007’de yalnızca üç şirket, 2021’de ise 65 şirket 10 milyar liranın üzerinde satış büyüklüğüne sahipken, 2022’de 138 şirketin net satış gelirleri 10 milyar TL’nin üzerine çıktı.  Geçen yıl 27 olan 25 milyar liranın üzerinde net satış gelirine sahip olan şirket sayısı, 2022 yılında 59’a yükseldi. Fortune 500 Türkiye-2022 listesinde 13 şirket ise 100 milyar TL’nin üzerinde net satış gelirine ulaştı.

İstihdamda Sınırlı Artış 

Gerek net satışlar, gerek ihracat gerekse net kârda oransal anlamda rekor artışlar yaşanırken istihdamda artış sınırlı kaldı. Fortune 500 listesindeki şirketlerin, 2021 yılında 1 milyon 343 bin olan istihdamı, 33 bin (yüzde 2,5) artarak 2022 yılında 1 milyon 376 bine çıktı.

Borsa Şirketi Sayısı 126 Oldu

Fortune 500 Türkiye listesinde borsa şirketlerinin sayısı geçen yıl gerçekleşen halka arzların da etkisiyle bir önceki yıla göre arttı. Fortune 500 Türkiye-2021 listesinde 107 olan borsa şirketi sayısı, 2022 listesinde 126’ya çıktı. Pandeminin ilk yılında 99’a kadar gerileyen borsa şirket sayısı, son yıllarda rekor düzeydeki halka arzların da etkisiyle önemli bir artış kaydetti. Ancak 2009 yılında 129 olan borsa şirketi sayısı yakalanamadı. Fortune 500 Türkiye-2022 listesinde yer alan ilk on şirketin dördünün ise BIST şirketi olduğu görüldü.

Fortune 500 Türkiye Walmart’ın Yüzde 79’una Ulaştı

Fortune 500 Türkiye-2022 Araştırması, şirketlerin 2022 yılında sadece TL bazında değil dolar bazında da yüksek oranlı bir büyüme sağladıklarını ortaya koydu. Fortune 500 Türkiye şirketlerinin toplam net satışları, bir önceki yıla göre dolar bazında yüzde 33,4 oranında artarak 2022 yılında 482.1 milyar dolara çıktı. Fortune 500 ABD listesinin ilk sırasında bulunan Walmart’ın net satışları ise 2022 yılında 611.3 milyar dolara ulaştı. 2022 yılında sağlanan güçlü büyümeyle Fortune 500 Türkiye-2022 listesinde yer alan şirketlerin toplam net satışları Walmart’ın yüzde 79’una çıktı. Bu oranın 2020 yılında yüzde 49,5 olduğu göz önünde bulundurulduğunda son iki yılda Fortune 500 Türkiye şirketlerinin büyüme performansları daha net görülüyor. Fortune 500 Türkiye-2022 şirketlerinin tamamı, Fortune 500 ABD-2021 listesine ise üçüncü sıradan girebiliyor. Fortune 500 ABD listesinde ikinci sırada yer alan Amazon.com’un net satışları, 514 milyar dolar oldu.

İhracatın Finansmanına Türk Eximbank’ın Katkısı SÖİK İhracat Kredileri – Bölüm 5

Türk Eximbank Kaynaklı Krediler

Türk Eximbank Sevk Öncesi İhracat Kredileri – SÖİK

Bankalar Aracılığı İle Kullandırılan Krediler

Uygulama Esasları ve Kurallar

1 – Amaç ve Kapsam

İhracatın finansmanı ve Türk Menşeili malların yurt dışına ihraç edilmesiyle ilgili olarak Türk İhracatçısına sağlanan düşük faizli ve uzun vadeli ihracatın sevki öncesinde kullandırılan finansman destek kredisidir.

KAYNAK: https://www.eximbank.gov.tr/

SÖİK – Sevk Öncesi İhracat Kredisi

İşbu Uygulama Esaslarında, Türkiye’de ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) mukim ihracatçıların, imalatçı – ihracatçıların, ihraç kaydıyla nihai mal üretimi yapan ve ihracatçı aracılığı ile bu malını ihraç eden imalatçıların, Türkiye’de kurulu serbest bölgelerde mukim, üçüncü ülkelere (Türkiye’deki diğer serbest bölgeler ve Türkiye hariç) mal ve hizmet satışı yapan firmaların ve Türkiye’de mukim döviz kazandırıcı faaliyetlerde bulunan firmaların ihracat/satış/hizmet öncesi finansman ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla uygulamaya konulan Türkiye İhracat Kredi Bankası A.Ş. (Türk Eximbank) Sevk Öncesi İhracat Kredileri programının kuralları, şartları ve takip usulleri düzenlenmektedir.

Türk Eximbank Yönetim Kurulunca aracı bankalara tahsis edilen limitler çerçevesinde yapılacak kredi kullandırım işlemleri, Genel Müdür Yardımcılığı Kredi Komitesi Kararlarına istinaden yürütülür.

SÖİK – Sevk Öncesi İhracat Kredisi, Türk Eximbank’ın Türk menşeili malların ihracatını yapan ihracatçılara işletme sermayesi olarak verilen ihracat taahhütlü bir kredi çeşididir.

SÖİK – Sevk Öncesi İhracat Kredileri

Tanım ve Kapsam

Sevk Öncesi İhracat Kredileri (SÖİK) kapsamında;

a) Dış Ticaret Sermaye Şirketleri (DTSŞ) hariç olmak üzere, Türkiye’de yerleşik ihracatçı, imalatçı – ihracatçı ve ihraç kaydıyla nihai mal üretimi yapan ve ihracatçı aracılığı ile bu malını ihraç eden imalatçı firmaların, ilgili mevzuat uyarınca ihracı yasaklanan mallar dışında kalan Türk menşeli malların kesin olarak ihracı taahhüdü karşılığında,

b) KKTC’de mukim ihracatçı, imalatçı-ihracatçı ve ihraç kaydıyla nihai mal üretimi yapan ve ihracatçı aracılığı ile bu malını ihraç eden imalatçı firmaların, Türkiye ve KKTC’de yürürlükte bulunan mevzuat uyarınca ihracı yasaklanan mallar dışında kalan KKTC menşeli malların kesin olarak ihracı taahhüdü karşılığında,

c) Türkiye’de kurulu serbest bölgelerde, üretim, alım-satım veya bakım-onarım ruhsatı sahibi kullanıcıların, ilgili mevzuat uyarınca ihracı yasaklanan mallar dışında kalan Türk menşeli malların veya hizmetin, serbest bölgeden üçüncü ülkelere (Türkiye’deki diğer serbest bölgeler ve Türkiye hariç) satışı taahhüdü karşılığında,

d) Türkiye’de yerleşik firmaların, İhracat, Transit Ticaret, İhracat Sayılan Satış ve Teslimler ile Döviz Kazandırıcı Hizmet ve Faaliyetlerde Vergi, Resim ve Harç İstisnası Hakkında Tebliğ (İhracat 2017/4) veya işbu mevzuatı mülga edecek sair mevzuat çerçevesinde aşağıda belirtilen döviz kazandırıcı hizmetlerin ihracı taahhüdü karşılığında;

  • Turizm müesseseleri ile seyahat acentelerinin yurt içindeki ve yurt dışındaki turizm faaliyetleri sırasında yaptıkları döviz karşılığı hizmet satışlarının,
  • Uluslararası yük ve yolcu taşımacılığından döviz olarak kazanılan bedellerinin yurda getirilmesi kaydıyla kara, deniz veya hava ulaştırma hizmet ve faaliyetlerinin,
  • Yabancı uyruklulara (diplomatik temsilcilikler ve mensupları dahil), turistlere veya yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarına ülkemizde bulundukları sürede, döviz karşılığı verilecek sağlık hizmetlerinin,
  • Yurt dışına yönelik olarak gerçekleştirilecek müteahhitlik, müşavirlik, yazılım ve mühendislik hizmetlerinin,
  • Bedelleri döviz olarak alınmak kaydıyla yurt dışında yerleşik firmalar adına gerçekleştirilen bakım ve onarım hizmetiyle, dış sefere çıkan Türk ve yabancı bayraklı gemi, uçak veya tırların bakımı ve onarımı, yenileme ve dönüşüm ile bakım, onarım, yenileme ve dönüşüm kapsamında gerçekleştirilen mal (yakıt ve madeni yağlar hariç) ve hizmet satışlarının,
  • Yurt içinde yerleşik haber ajanslarınca, yurt dışındaki yayın organlarına görüntülü veya görüntüsüz haber satışlarının finanse edilmesi amacıyla aracı bankalara kredi tahsis edilir.
  1. Kredi Türleri

Sevk Öncesi İhracat Kredileri Programı altında kapsamları farklı türden krediler kullandırılmaktadır;

a) Sevk Öncesi İhracat Kredisi (SÖİK TL/SÖİK Döviz)

b) Katılım Bankaları Sevk Öncesi İhracat Kredisi (SÖİK Katılım TL/SÖİK Katılım Döviz)

c) Sevk Öncesi Türk Lirası Yatırımda Öncelikli Bölgeler İhracat Kredisi (SÖİK YÖB TL)

d) KKTC Sevk Öncesi Türk lirası İhracat Kredisi (SÖİK KKTC TL)

e) Serbest Bölgeler Sevk Öncesi Döviz İhracat Kredisi (SÖİK SB Döviz/SÖİK SB TL)

Yurt içindeki haber ajansları veya film yapımcılarının yurt dışındaki yayn organlarına görüntülü veya görüntüsüz haber veya film satışlarının finansmanı için Türk Eximbank destek vermektedir.

  1. Kredilendirilmeyen İhracat Şekilleri

Kredi;

  • İhracat sayılan satış ve teslimler,
  • Transit ticaret,
  • İthal edilmiş malın ihracı,
  • Takas ve bağlı muamele kapsamında yapılan ihracat,
  • Bedelsiz ihracat,
  • Sınır ticareti hükümleri çerçevesinde yapılan ihracat,
  • Gümrüksüz antrepolara yapılacak ihracat,
  • Serbest bölgelere yapılacak ihracat (Türkiye’den serbest bölgelere yapılan ihracatın 3. ülkelere gönderilen kısmı hariç),
  • Serbest bölgeden Türkiye’ye veya Türkiye’deki diğer serbest bölgelere yapılan satış için

kullandırılmaz.

Kredi Kullandırılmayacak Durumlar ve Sorumluluklar

İşbu Uygulama Esasları kapsamında MASAK, Amerika Birleşik Devletleri Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisi (OFAC), Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Birleşik Krallık Finansal Yaptırımları Uygulama Ofisi veya Avrupa Birliği Finansal Yaptırımlar listelerinde olduğu tespit edilen firmalara ve söz konusu listelerde yer alan kişiler tarafından doğrudan veya dolaylı olarak sahip, ortak olunan veya kontrol edilen firmalara kredi kullandırılamaz.

Kredi kullandırılan firmaların ve söz konusu firmalara doğrudan veya dolaylı olarak sahip, ortak olan veya kontrol eden kişilerin MASAK, OFAC, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Birleşik Krallık Finansal Yaptırımları Uygulama Ofisi veya Avrupa Birliği Finansal Yaptırımlar listelerinde bulunup bulunmadığına ve kredi kullandırılan mal veya hizmetler ile ticari faaliyette bulunulan firma ve kişilerin anılan yaptırımlara ait listelere konu olup olmadığına ilişkin kontrol krediye aracılık eden aracı banka tarafından yapılır. Bu konudaki tüm hukuki sorumluluk krediye aracılık eden aracı bankaya aittir.

  1. Vergi, Resim, Harç İstisnası

Sevk Öncesi İhracat Kredileri programı kapsamında kullandırılan kredilere yönelik vergi, resim ve harç istisnası uygulamasına ilişkin hususlarda ilgili mevzuat hükümlerine göre işlem yapılır.

  1. Banka Limiti

Türk Eximbank Yönetim Kurulu tarafından, krediye aracılık eden bankalara TL krediler için TL bazında, döviz krediler için ABD Doları bazında nakdi kredi limitleri tahsis edilir. Aracı bankaların, Türk Eximbank’ın nam ve hesabına kullandıracağı kredilerin belirli bir andaki anapara bakiyeleri toplamı, söz konusu limitler dâhilindedir. Bu limitler, aracı bankalara ayrıca duyurulur.

Aracı bankalara tahsis edilen;

  • TL bazındaki kredi limitlerinin tamamı Madde 8’de tanımlanan Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelere (KOBİ) ayrılmış olup,
  • ABD Doları bazındaki kredi limitlerinin ise en az %30’u KOBİ’lere ayrılmıştır.
  • SÖİK TL kredisi için tahsis edilen kredi limitlerinin en az %5’i Yatırımda Öncelikli Bölgelerde (YÖB) faaliyet gösteren firmalara (ihraç konusu malın YÖB’de üretilmesi kaydıyla)

ayrılmıştır.

SÖİK KKTC TL kredisi, Türkiye’de yerleşik bankaların KKTC’de faaliyet gösteren şubeleri vasıtasıyla KKTC ek limiti kapsamında kullandırılır. Aracı bankaların, sahip oldukları iştiraklere ve dâhil oldukları grup bünyesindeki şirketlere, kullandırabilecekleri azami kredi miktarları, kendilerine tahsis edilen TL ve ABD Doları bazındaki kredi limitlerinin her birinin en fazla % 40’ıdır.

  1. Firma Limiti

Türk Eximbank likidite koşullarını dikkate alarak firma bazında limit belirleyebilir.  Vergi Resim ve Harç İstisnası Belgesi (VRHİB) kapsamında döviz kazandırıcı hizmetlerin finansmanı amacıyla kullandırılan kredilerin tutarı VRHİB tutarını aşamaz.

SÖİK kapsamında Türkiye’de yerleşik firmalara kullandırılacak döviz kredilerinde “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar”, “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ” (Tebliğ No: 2008-32/34) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 5  02.05.2018 tarihli “Sermaye Hareketleri Genelgesi”nde öngörülen şart ve sınırların takibi ile Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi nezdinde yapılacak işlem ve kontrollerin yükümlülüğü aracı bankalara aittir.

SÖİK kapsamında Türkiye’de yerleşik firmalara kullandırılacak döviz kredilerinde “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar”, “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ” (Tebliğ No: 2008-32/34) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 02.05.2018 tarihli “Sermaye Hareketleri Genelgesi”nde öngörülen şart ve sınırların takibi ile Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi nezdinde yapılacak işlem ve kontrollerin yükümlülüğü aracı bankalara aittir.

SÖİK Adına

Gerek ülkemizin gerçek guru olan Türk Eximbank, gerekse Türk Eximbank’ın ihracatçılara adeta altın tepside sunduğu ihracat destek kredisi kapsamındaki SÖİK – Sevk Öncesi İhracat Kredisi adına söyleyeceklerimiz bunlardan ibaret olmayıp, sözümüze haftaya devam edeceğiz.

Reşat BAĞCIOĞLU

ICC Uluslararası Ticaret Odaları

Türkiye Milli Komitesi

Türkiye Bankacılık Komite Başkanlığı Üyesi

Girişimcilik Ekosisteminde Çözümün Bir Parçası Olmak

Pandemi, savaş, afet, ekonomik kriz vb. birçok hayati problemin art arda yaşandığı ve dünyaca olağanüstü günlerden geçtiğimiz son dönemde; sorunlara sosyal ve yenilikçi çözümler üretenlerimiz belki de insanlığı kurtaracak girişimlere imza atacak. Böyle girişimleri başlatmak için ise motive olabilmek oldukça önemli.

İnsanlık olarak gnümüzde iki seçenek var; ya sorunlardan dolayı içimizi kemiren vesveseleri başarıyla yöneteceğiz ve korkuların bizi yenmesine izin vermeyeceğiz ya da sorunlara teslim olup varolan duruma rıza gösterip harekete geçmeyeceğiz. Eğer ilk seçeneği tercih eder, sağduyumuzu koruyarak irademizi diri tutup sorunlara değil çözümlere odaklanırsak; başarılı girişimlerin ilk adımını atmışız demektir.

Dünya var olduğundan bu yana, benzer dönemler yaşandı durdu; hem de birçok kez. Ekonomik buhranlar oldu; çeşitli salgınlar, savaşlar, yıkımlar… Dünyanın bu kaotik dönemlerden başarıyla çıkmasını sağlayan o özverili içindeki iyimserliği kaybetmeyen insan; her zaman ilk seçeneği tercih etti. Belirsizlikler karşısında dengeyi kaybetmeden; çalışmaya, üretmeye devam etti ve sorunlar karşısında türlü bahaneler bulmak yerine çareler aradı. Yenilmeden, pes etmeden, durmadan, yılmadan bu olumsuz görünen senaryodan yeni tohumlar filizlendirmeyi denedi ve başardı da… Belki sayıca azdı ilk tercihi mücadele olan insan; ama buldukları çözümlerin yeryüzüne ve insanlığa etkileri oldukça büyüktü.

Girişimlerin başarısıyla ilgili dilimize pelesenk olmuş kalıplaşmış klasik söylemleri neredeyse hepimiz biliyoruz artık. Evet en başarılı girişimler kaotik dönemlerde çıkar; doğru… Peki, sizce ne yapar bu girişimciler başarılı olmak için? Saatlerce TV karşısında oturup Netflix mi izler ? Belki… Mutfağa girip birçok influencerın yaptığı gibi, bin bir uğraşla o çok lezzetli fırından yeni çıkmış iyi de kabarmış yemek tarif kitaplarında göründüğü gibi dumanı üstünde tüten taze ekmeklerini kek börek çöreklerini, sosyal medyalarında daha çok beğenilmek hatta takipçi arttırmak için paylaşırlar mı ? O da mümkün… Bunların hepsi ihtimal dahilinde evet. Girişimciler de bizler gibi etten kemikten kanlı canlı insanlar; onlar da çevreden etkilenir onlar da çevrenin psikolojilerine yaptığı olumsuz etkilerden uzaklaşmak biraz da arınmak için çeşitli yollara başvurabilir elbet. İnsani tepkidir; film izlemek başka dünyalara dalıp gitmek, mutfağa girip zihni kemiren endişeden üzüntüden uzaklaşmak için oyalanmak, ya da bir enstrüman bir dinletiyle müziğin sanatın dünyasında kaybolmak. Hatta belki de bu saydıklarımdan daha da fazlasını yapıyordur başarılı girişimciler. Çünkü başarıya ulaşana kadar çabalarken aynı şeyi tekrar tekrar yılmadan pes etmeden denerken olumlu kalabilmek kendini iyimser tutabilmek daha zordur aslında. Kolay mı binlerce olumsuz denemeye karşılaşılan soruna rağmen sonuna kadar başarılı olmaya odaklı kalabilmek ?

Ama yetmez girişimci olmak hatta başarılı girişimci olmak fazlasını ister! Birilerine fayda sağlamaktır bir girişimciyi besleyen aslında. Faydalı olma güdüsü onu motive eden…  İnsanüstü uğraş verir bir girişimci henüz doğmamış fikre hayat vermeye can katmaya çabalar durmadan sabırla azmederek…

Birçok girişimciyi bir araya getiren platformlar kuruluyor her geçen gün, yarışmalar düzenleniyor, hükümetler yüksek oranda teşvikler ve destekler açıklıyor. Ne için ? Tüm çabaların tek bir ortak amacı var: İnsanlığı ilgilendiren büyük sorunların çözümünü bulmak ya da toplumsal ihtiyaçları cevaplamak.

Hiç dikkat ettiniz mi sahi ? İnsanları sorunların çözümüne götürmeyi hedefleyen girişimciliği destekleyen çağrıların da ortak bir dili var. Nedir bu dil ? Ne isteniyor ? Nasıl bir kitle hedefleniyor başarılı girişimlere ulaşabilmek için ? Hemen söyleyeyim; girişimcilerden istenen şu: Sorun çözme bakış açısına sahip olmak, üretken ve duyarlı olmak ve en önemlisi dayanışma ile toplumsal kalkınmaya inanmak…

Herkes başarılı girişimci olmaya muktedir; yeter ki motivasyonu toplumsal fayda olsun ve insanlığa fayda sağlamayı en birincil amaç edinsin…

Doç. Dr. Duygu HIDIROĞLU

Çok Bellekli Hafıza Modeli, Bilgi İşleme Teorisi ve Tüketici Hafızası

Dr. Adil ÜNAL

Bayram sonrası ilk pazar gününü geçirdiğimiz bu sıcak yaz gününde sizlere bilginin nasıl bir yolculuktan geçerek hafızamızın farklı depolama birimlerine kaydolduğunu ortaya koyan çok bellekli hafıza modelinden ve bunun tüketici davranışlarını yönlendirmede nasıl kullanıldığından bahsedeceğim. Keyifli Okumalar…

Giriş

Bu çalışmada R.C Atkinson ve R.M. Shiffrin[1] tarafından geliştirilen hafıza modeli ve bu doğrultuda bilginin işlenmesi süreci ele alınmaktadır. Atkinson ve Shiffrin dışında çeşitli araştırmacılar “Bilgi İşleme Teorisi” üst başlığı altında değerlendirebileceğimiz çalışmalar gerçekleştirmişlerdir. Bu çalışmalara örnek olarak; J. R Anderson’un “The architecture of cognition”[2] adlı çalışması ile F. I. M., Craik ve R. S. Lockhart’ın “Levels of processing: A framework for memory research”[3] adlı çalışmaları örnek olarak verilebilir.

Hafıza ve bilgi işlemeye ilişkin bu çalışmalar daha genel bir bakış açısı ile “Bilişsel Öğrenme Yaklaşımları” çerçevesinde de değerlendirilebilir.[4] Bilişsel öğrenme bireyin bilgi işleme alışkanlıkları ile ilgilenmektedir. Biliş kişinin düşünme, algılama, hatırlama ya da problem çözme gibi özelliklerini açıklamaktadır.[5]

Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere teorinin ilişkili olduğu konular ve kapsamı çok geniştir. Çalışma odağının değişmemesi adına yazının devamında teoriye odaklanılacaktır.

Bilgi İşleme Teorisi ve Pazarlama İlişkisi

Bilgi işleme teorisi bilişsel operasyonlar açısından tüketici davranışlarını açıklamaktadır. Teoriye göre davranış; insanların sadece ne düşündüğünün değil nasıl düşündüklerinin de bir sonucudur. Ayrıca bilgi hafızada depolanır ve edinilen yeni bilgi daha önce hafızada depolanmış başka bir bilgiyi harekete geçirebilir. Teoriye göre bilgi depolamanın sistematik olduğu düşünülmektedir.[6]

Hafızaya ve bilgi işlemeye ilişkin modeller günümüzde reklamcılık, ağızdan ağıza pazarlama, mağaza tasarımı vb. alanlarda sıklıkla kullanılmaktadır. James R. Bettman tarafından yazılmış “Tüketici Davranışında Hafıza Faktörler: Bir Yorum”[7] adlı makale bu konuda kapsamlı bir değerlendirme sunmaktadır. Tüketici hafızasına ilişkin aşağıdaki soruların cevaplanması ve elde edilecek anlayış, firma pazarlama stratejilerini şekillendirecektir.

Tüketici hafızasına ilişkin sorular aşağıdaki gibi sıralanabilir:[8]

  • Bir reklamdan ya da ürün ile ilgili bir sohbetten geriye neleri hatırlarız?
  • Tüketiciler hangi koşullar altında hafızalarındaki bilgiyi vurgulama eğilimi gösterirler?
  • Tüketicinin reklamdan bir parça bilgi edinmesi için ne kadar süreye ihtiyaç bulunmaktadır?
  • Tüketicinin bir bilgiyi hatırlaması için kaç tekrar gerekir?
  • Mağaza içerisinde markanın tüketici tarafından tanınmasını kolaylaştırmak için neler yapılabilir?
  • Bir ürüne ilişkin hangi türdeki bilgiler tüketiciler tarafından daha kolay hatırlanır?

Multi Store Model of Memory

Atkinson ve Shiffrin 1968 yılında yapmış oldukları çalışmada insan hafızasının farklı depolama bölümlerinin olduğunu belirtmiş bilginin girişi ve hafızaya kaydına ilişkin “Multi Store Model of Memory adı verilen modeli ortaya koymuşlardır. Modele göre insan hafızası;

  • Duyusal Bellek (Duyusal Kayıt Aşaması) (Sensory Memory)
  • Kısa Dönemli Bellek (Short term Store)
  • Uzun Dönemli Bellek (Long term Store)’ten oluşmaktadır.

Şekil 1: Üç Bellek Türü

Modele göre çevresel uyarıcıların duyu organları ile kayıt edilmesini takiben bilgi “Duyusal Bellek” e geçmekte, eğer işlemeye devam edilirse burada çok kısa bir süre (milisaniye) kaldıktan sonra “Kısa Süreli Bellek” e geçmektedir. Bu bellek bölümü de kısıtlı bir kapasiteye sahip olduğunda bilgi kaydı kısa süreli yapılmaktadır. Bu aşamada ayrıca “Uzun Dönemli Bellek” te bulunan bilgiler de yeniden çağrılarak işleme sürecine katılmaktadır. Buradaki bilgi yeterli düzeyde tekrar edildiği takdirde “Uzun Dönemli Bellek” e kaydolmaktadır. Bu belleğin kapasitesi sınırsınızdır ve bilginin son depolama noktasıdır. Model sadece hafızanın yapısını açıklamakla kalmamakta ayrıca insanların bilgi işleme sürecinde hafızalarında hangi süreçlerin nasıl gerçekleştiğini de ortaya koymaktadır. Hangi bilgilerin uzun dönemli belleğe kaydedildiği ve bilgilerin uzun dönemli bellekten nasıl çağrıldığı gibi konuları da açıklamaktadır. Bu süreçleri “Kontrol Süreçleri” kavramını kullanmaktadır.[9]

Şekil 2: Teorinin Açıkladığı Konular

 

 

 

 

 

Şekil 3: Multi Store Model of Memory

Bilginin kısa dönemli bellekten uzun dönemli belleğe geçişi sırasında kontrol süreçleri çalışmaktadır.[10] Bu kontrol süreçleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:[11]

Tekrarlama (Rehearsal), (Ör: Bu ürünün fiyatı benim kendi markamın bana sağladığı maliyetten daha yüksek)

Kodlama (Coding), (Girdilerin hafızaya kolay yerleşebilmesi için bir başka girdi ile kodlanması), (Sonbahar markalı margarin için Sonbahar manzarasının kullanımı hatırlama sürecini kolaştıracaktır.)

Transfer, (Bireyin bilgiyi işlemesi ve uzun dönemli belleğe transferidir. Bireyin hedefleri doğrultusunda öncelik verdiği bilgiler olabilir. Örneğin; bir ürünü incelerken öncelikle beslenme değerlerini incelemeniz buna örnek verilebilir.)

Yerleştirme (Placement), Fiziksel bir lokasyondan ziyade bilginin nasıl kategorize edildiğine değinmektedir.

Bilgi Çağırma (Retrieval), Kodlama, transfer ve yerleştirme süreçleri “Bilgi Çağırma” süreci olmadan fayda sağlamamaktadır. Uzun dönemli hafızada olan bilginin yeniden çağrılmasını ifade etmektedir.

Cevap Üretimi (Response Generation), Bilginin hafızadan çekilmesi sonrası oluşan hatırlamayı ifade etmektedir. Hatırlama zaman zaman tam gerçekleşmeyebilir. Örneğin; bir satış danışmanı ile ne konuştuğumuzu hatırlamayız ama ondan memnun kaldığımızı hatırlayabiliriz.

Sonuç

Atkinson ve Schiffrin’in hafıza modeli birçok hafıza çalışması için temel oluşturmuştur. Kısa ve uzun dönemli belleğe ilişkin çeşitli deneyler gerçekleştirilmiş ve elde edilen bulgular öğrenme teorileri ve pazarlama uygulamaları için temel oluşturmuştur. Ayrıca model gayet basit ve anlaşılırdır. Bu açıdan bakıldığında modele ilişkin olumlu yorumlar yapılabilir. Modelin eksin yönü bilginin işlenmesine aşırı odaklanması ve bilgi işleme sonucunda oluşacak davranışı göz ardı etmesi değerlendirilebilir. Ayrıca aşırı basit olduğuna ve hatırlamanın sadece tekrara bağlı olmadığına ilişkin yorumlar da modele getirilebilecek eleştiriler arasındadır.

Dr. Adil ÜNAL
İstanbul Üniversitesi SBF İşletme Bölümü
Üretim Yönetimi ve Pazarlama Anabilim Dalı
aunal@istanbul.edu.tr

Kaynaklar ve Notlar:

[1] Model yazarlar tarafından ilk kez “R. C. Atkinson, and R. M. Shiffrin. In K. W. Spence and J. T. Spence Eds., The Psychology of learning and motivation: Advances in research and theory vol. 2. (1968)” künyeli çalışmalarında yayınlanmıştır.

[2] Anderson, J. R. (1983). The architecture of cognition.Cambridge, Mass.: Harvard University Press.

[3] Craik, F. I. M., & Lockhart, R. S. (1972). Levels of processing: A framework for memory research. Journal of Verbal Learning and Verbal Behavior, Vol. 11.

[4] Öğrenme kuramları dört başlık altında ele alınmaktadır: Davranışçı yaklaşım, bilişsel yaklaşım, duyuşsal yaklaşım ve nörofizyolojik yaklaşım.

[5] Cognitive Learning Styles, (Çevrimiçi), “http://web.cortland.edu/andersmd/learning/cognitive.htm” Erişim Tarihi:02. 07. 2023.

[6] Alice M. Tybout, Bobby J. Calder, And Brian Sternthal, “Using Information Processing Theory to Design Marketing Strategies”, Journal of Marketing Research Vol. XVIII (February 1981)

[7] James R. Bettman, “Memory Factors in Consumer Choice: A Review” Journal of Marketing, Spring 1979; 43.

[8] James R. Bettman, a.g.e.,s.37.

[9] James R. Bettman, a.g.e.,s.38.

[10] R. C. Atkinson, and R. M. Shiffrin, a.g.e., s.103.

[11] James R. Bettman, a.g.e.,s.39.

 

 

Kitap İnceleme: Devlerin Takım Çantası – Tim Ferriss

Kitap İnceleme: Devlerin Takım Çantası – Tim Ferriss
Dr. Murat ERDAL

İyi pazarlar,

Hatırlarsınız pandemi döneminde sizlerle Okuma Kulübü webinarleri gerçekleştirmiştik. Ara ara toplanıp iş dünyasından kitapları ayrıntılı bir biçimde incelemiştik. Üç yıl aradan sonra projenin bir şekilde ilerlemesini istedim. İlk adım kitap önerileri olacak.

Baştan söylemeliyim bu köşede derinlemesine bir inceleme beklemeyin lütfen.
İlgimi çeken kitapları kabataslak paylaşacağım. Merak uyandırabilirsem ne mutlu bana. Sadece iş dünyası ve kişisel gelişim ile de sınırlı tutmayacağım. Elbette seyahat, hobi, felsefe türleri de olacak.

Bu hafta Epsilon Yayınları’ndan çıkan yeni bir kitabı incelemek istiyorum.

Tim Ferriss tarafından 2017 yılında kaleme alınan kitap, ülkemizde Haziran 2023’de kitapçılarda yerini aldı. Devlerin Takım Çantası. Türkçeye Kübra Tekneci tarafından çevrilmiş. Kitap, ekleri ile tam 840 sayfa. Bilin istedim 😊

Kitabı D&R mağazasında iş kitapları kategorisinde gezinirken gördüm. Tesadüfi oldu. Zaman zaman twitter üzerinde paylaşılan tavsiyelerden ve kitap kapaklarından da etkilendiğimi söylemeliyim.

Yazar Tim Ferriss çok yönlü bir kişi. Kitabını alanında popüler kişilerle gerçekleştirdiği röportaj/podcast seçmelerinden dikkatli bir biçimde tasniflemiş.

Başlıktaki “devler”, alanlarında başarı göstermiş girişimci, sporcu, yazar, yönetici, sanatçı vb. pek çok kişiyi işaret ediyor. Ünlülerle dolu bu kitapta herkesin başarı tanımlaması farklı. Her birinin akılda kalıcı bir alışkanlığı var. Gün rutinleri, yeme içme alışkanlıkları, sosyal yönler, ticari zeka ya da inandıkları ritüeller.

Devlerin kişisel ya da faaliyet alanları ile ilgili sosyal medya hesapları ve web site isimleri önemli. Kapsamlı okuma ve takipçi olmak isteyenler için harika fırsat.

Yine onların etkilendikleri yazarları, kitapları, filmleri okudukça kendinize yapılması gerekenler listesi çıkarabilirsiniz. Ben öyle yaptım.

Kitabı ilginizi çeken insanlara odaklı olarak atlayarak da okuyabilirsiniz. Tatil ve bayram birleşince hızlıca büyük bölümünü tamamladım.

Okuduğum kısımlardan hoşuma giden cümlelerden bazılarını alıntılamak istiyorum. Kitap, uzun bir süre yakınımda duracak gibi.

Hadi başlayalım.

  • Zeki bir insanda alışkanlıklar hırsın işaretidir. W.H. Auden
  • “Başarı” kelimesi bir kişinin sıra dışı, zengin ve benzeri özelliklere sahip olması gerektiği fikrimizle kirlendi ve bunun hiç faydası yok… Sonuçta, doğru düzgün başarı elde etmek için huzurlu olmak gerekir.
  • Hepimiz bir şeyi çok iyi yapmayı çok istemenin ve çok uğraşmamıza rağmen becerememenin nasıl bir his olduğunu biliriz.
  • Hayat, kişiliğimize varmanın bitmek bilmeyen bir yoludur.
  • [Bir yere] varmak için 10 yıllık bir planınız varsa, kendinize ‘Neden bunu 6 ay içinde yapmıyorum?’ diye sormalısınız.”
  • Kaybedenlerin hedefleri, kazananların sistemleri vardır.
  • Öğrenmenin eyleme dönüşmesine izin verirseniz, zengin olursunuz.
  • Şikâyet ettiğinizde, kimse size yardım etmek istemez.
  • Sık sık arabayı kovalayan köpek benzetmesi aklıma geliyor. Köpek arabayı yakalarsa ne yapacak? Bunun için bir planı yok.
  • … Bu bana George Lucas’ın Yıldız Savaşları için anlaşmayı hatırlattı. Stüdyo ona kesin bir şekilde , ‘Oyuncaklar mı? Evet, tabii, her neyse. Oyuncaklar senin olabilir’, demiş. Bu Lucas’a hayatı boyunca sonsuz finansman sağladı Şimdiye kadar 8 milyarı aşkın birimin satıldığı tahmin ediliyor.
  • Rekabet etmek için orada değildim. Kazanmak için oradaydım.
  • Eğer bir kategoride ilk olamıyorsanız, ilk olabileceğiniz yeni bir kategori belirleyin.
  • Bir sonraki Bill Gates bir işletim sistemi kurmayacak. Bir sonraki Larry Page ya da Sergey Brin bir arama motoru yapmayacak. Ve bir sonraki Mark Zuckerberg bir sosyal iletişim ağı yaratmayacak. Eğer bu adamları kopyalıyorsanız, onlardan hiçbir şey öğrenmiyorsunuz.
  • İnsanların sizi görmezden gelemeyeceği kadar iyi olun.
  • Kimse bir Suzuki dövmesi yaptırmaz. Dövme yaptırmaya değer olmaya siz karar verebilirsiniz.
  • Stand-up gösteri öncesinde… “İşimi bu gece bitirmedim. İşimi 3 ay önce bitirdim ve şimdi tek yapmam gereken sahneye çıkmak.”
  • Kitapların amacı ne kadar zeki ve kültürlü olduğunuzu göstermek değildir. Kitaplar kalbinizi ruhunuzu gösterirler ve hayranlarınıza ve okurlarınıza, ‘Yalnız değilsiniz,’ mesajı veriler.
  • Genç haline ne tavsiye ederdin? “Kendime karşı daha nazik olmayı. Çünkü kendimi çok hırpaladığımı düşünüyorum. Kendimden çok şey bekliyorum, üzerime gidiyorum ve böyle yaparak birine faydam olduğunu sanmıyorum.”
  • Bir kez insanların kalbine ulaştığınızda, beyinlerine de ulaşabilirsiniz. Bir kez kalbe ve beyne ulaştığınızda, önünüzde ruha giden bir patika açılmış olur.
  • Ve yeryüzündeki kısıtlı zamanımı en iyi şekilde sevdiğim insanlarla değerlendirebileceğimi anladım.
  • Hayat meşgul olmak için çok kısa.

Keyifli okumalar, iyi pazarlar… 

“That’s Life”

Kitap tavsiyeleriniz için: editor@SatinalmaDergisi.com

Kitap gönderimleriniz için kargo adresim:

Dr. Murat ERDAL
İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi
İşletme Bölümü 2. Kat Oda No:29 Beyazıt Kampüsü Fatih – İstanbul

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM-CBAM) 1Ekim-2023’te Yürürlükte: Taslak Uygulama Yönetmeliği Geri Bildirim Sürecinde

AB Komisyonu 13 Haziran tarihinde, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasının (SKDM-CBAM) Ekim-2023 ve 2025 tarihleri arasındaki geçiş dönemi sürecinde yapılacak raporlama yükümlülükleri hakkındaki taslak uygulama yönetmeliğini paydaşların görüşlerine sundu. Taslak yönetmelik raporlama yükümlülükleri yanında İthalatçılardan istenen SKDM mallarına ait bilgileri ve bu ürünlerin üretim süreçleri esnasında salınan gömülü emisyonların hesaplama metodolojilerini ayrıntılarıyla içermektedir. Uyum süreci, uygulama esnasında oluşacak zorlukları gidermek ve gerekli veriyi oluşturmak açısından kritiktir. İthalatçılar, uygulama tarihi olan 2026’ya kadar herhangi bir mali yükümlülük olmadan sadece emisyon raporlaması yükümlülüklerini yerine getirirken, yönetmelikteki eksikliklerde yerine getirilecektir.

Taslak yönetmelik, uygulamanın ilk yılındaki raporlamada gömülü emisyon hesaplamasında belirli bir yöntemde zorunlu tutmaz ve ithalatçılara seçenekler sunar. Buna göre şirketler 1 Ocak 2025 tarihine kadar aşağıdaki yöntemlerden birini kullanabilecek ancak bu tarihten sonra AB yöntemini uygulamak zorunda kalacaklardır.

  1. Yeni metodolojiye göre tam raporlama (AB yöntemi)
  2. Eşdeğer üçüncü ülke ulusal sistemlere dayalı raporlama
  3. Referans değerlere dayalı raporlama

Komisyon raporlama yükümlülüklerini, endüstri, üçüncü ülke ve paydaşlardan oluşan ‘Uzman Grup’ ile gayri resmi istişarelerde bulunarak tamamen şeffaf bir süreçte yerine getirdiğini bildirmiştir. Bu aşamalı yaklaşım, hem firmaların hem de Komisyon’un gerekli hazırlıkları yapması için önemli görülmektedir. Komisyon bu süreçte veri toplamak, aksaklıkları gidermek, gerekli teknolojileri desteklemek, geçişten sonra da eğitim ve rehberlik konularına hazırlanmak istemektedir. Dolayısıyla ‘Geçiş Süreci’ üçüncü ülkeler dahil tüm paydaşlar için kritiktir ve aynı zamanda SKDM’ye tabi/tabi olacak mal  üreticileri için ‘fırsattır’. İthalatçılar 1 Ekim tarihi itibariyle son çeyrek raporlamadan sorumlu olacaklardır ve Ocak 2024 tarihine kadar raporlarını teslim etmeleri gerekmektedir.

Paydaşlar 11 Temmuz’a kadar geri bildirimde bulunabileceklerdir. Sonraki adımda Uygulama Yönetmeliği Üye Devletlerden oluşan SKDM Komitesi tarafından yapılacak oylama ile yaz sonuna kadar Komisyon tarafından resmen kabul edileceği bildirilmektedir.

Arka Plan 

SKDM ilk olarak, 55’e Uyum Paketi içerisinde sunulmuştur. Karbon yoğun ürünlerin ithalatını, iklim politikaları çerçevesinde, yerli ürün maliyetleri ile dengeleyerek, emisyonların düşürülmesi hedeflenmiştir.  AB, ithal edilen SKDM’ye tabi karbon yoğun ürünlerin üretimi esnasında salınan karbona adil bir fiyat konularak, hem yerli üreticileri korumayı hem de AB dışı şirketleri daha çevreci yatırım ve üretime teşvik etmeyi ve bu doğrultuda emisyon azaltım hedeflerine daha hızlı ulaşmayı amaçlamaktadır.

Sistem için, 2005 yılından beri uygulanan AB ETS’ye benzer karbon fiyatlandırma mekanizması modellenmiştir. Yani SKDM kapsamına giren ürünlerin ithalat aşamasında bir karbon fiyatlandırması yapılmasını öngörür. SKDM’nin, uyum dönemi tamamlandıktan sonra,

1 Ocak 2026 tarihinde tam uygulamaya geçilecektir.

Not: Yasa hakkında detaylı bilgi almak için, Satınalma Dergisi (126) Haziran 2023 sayısına ulaşabilirsiniz.

Gül SALDIRANER

EG Partner- SMMM, BD

www.eg-econsulting.com

Referanslar:

[1]  European Commission – 13 June 2023 The Carbon Border Adjustment Mechanism starts applying in its transitional phase as of 1 October: Commission consults on reporting obligations https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/ip_23_3243

[2]  European Commission  -Carbon Border Adjustment Mechanism https://taxation-customs.ec.europa.eu/carbon-border-adjustment-mechanism_en

[3]  European Commission – CBAM- Draft Act

 https://ec.europa.eu/info/law/better-regulation/have-your-say/initiatives/13873-The-reporting-obligations-during-the-transitional-period-of-the-carbon-border-adjustment-mechanism_en

Yapım İhalesinde Hizmet İş Deneyim Belgesinin Kullanımı ?

İtirazen Şikayet Konusu; İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle, ihale konusu iş veya benzer işlerdeki deneyimini göstermek üzere hizmet işine ait tabela ve totem yapımını içeren iş deneyim belgesinin sunulduğu ancak sunulan belgenin hizmet işine ait olduğundan bahisle tekliflerinin değerlendirme dışı bırakıldığı, İdari Şartname’nin 7.6’ncı maddesinde benzer işin “Her Türlü Tabela ve Reklam Panoları Yapım İşi” olarak belirlendiği, Yapım İşlerinde Benzer İş Grupları Listesi’nde söz konusu benzer işin bulunmadığı, reklam ve tabela işlerinin genellikle hizmet veya mal alımı ihalesine konu edildiği, başvuruya konu yapım işi ihalesinin içerik olarak diğer tabela ve reklam işleriyle aynı olduğu ve değerlendirme dışı bırakılma kararının uygun olmadığı iddiasına yer verilmiştir.

04.05.2023 tarihli ve 2023/UY.I-719 sayılı Kamu İhale Kurulu kararına göre;

Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinde “… b) Benzer iş: İhale konusu iş veya işin bölümleriyle nitelik ve büyüklük bakımından benzerlik gösteren, aynı veya benzer inşaat tekniği gerektiren, tesis, makine, teçhizat ve diğer ekipman ile mali güç, ihtisas ve organizasyon gerekleri itibariyle benzer özellikteki işleri,

d) İş deneyim belgesi: Adayın veya isteklinin ihale konusu iş veya benzer işlerdeki deneyimini gösteren; iş bitirme belgesi, iş durum belgesi, iş denetleme belgesi ve iş yönetme belgesini, … ifade eder.” Hükmü

Anılan Yönetmelik’in “İş deneyimini gösteren belgeler” başlıklı 39’uncu maddesinde “ (1) Aday veya isteklilerden, yurt içinde veya yurt dışında kamu veya özel sektöre bedel içeren bir sözleşme kapsamında taahhüt ettikleri, ihale konusu iş veya benzer işlerdeki deneyimlerini tevsik etmeleri için iş deneyim belgesi istenilmesi zorunludur.

(2) Aday veya istekliler tarafından, iş deneyimlerini tevsik için;

a) İlk ilan veya davet tarihinden geriye doğru son onbeş yıl içinde geçici kabulü yapılan,

b) İlk ilan veya davet tarihinden geriye doğru son onbeş yıl içinde geçici kabulü yapılan işlerde, ilk sözleşme bedelinin en az % 80’i oranında denetlenen ya da yönetilen,

c) Devam eden işlerde; ilk sözleşme bedelinin tamamlanması şartıyla, ilk ilan veya davet tarihinden geriye doğru son onbeş yıl içinde gerçekleşme oranı toplam sözleşme bedelinin en az % 80’ine ulaşan ve kusursuz olarak gerçekleştirilen,

ç) Devam eden işlerde; ilk sözleşme bedelinin tamamlanması şartıyla, ilk ilan veya davet tarihinden geriye doğru son onbeş yıl içinde gerçekleşme oranı toplam sözleşme bedelinin en az % 80’ine ulaşan ve kusursuz olarak gerçekleştirilen işlerde; ilk sözleşme bedelinin en az % 80’i oranında denetlenen ya da yönetilen,

  1. d) Devredilen işlerde, devir öncesindeki veya sonrasındaki dönemde ilk sözleşme bedelinin en az % 80’inin gerçekleştirilmesi şartıyla, ilk ilan veya davet tarihinden geriye doğru son onbeş yıl içinde geçici kabulü yapılan, işlerle ilgili deneyimlerini gösteren belgeler sunulur.

(3) Geçici kabul tarihi veya gerçekleşme oranının toplam sözleşme bedelinin en az % 80’ine ulaştığı tarihin, ilk ilan veya davet tarihi ile ihale veya son başvuru tarihi arasında olduğu işler de ikinci fıkra kapsamında değerlendirilir.

(4) Yapım işlerinde iş deneyiminde değerlendirilecek benzer işlerin belirlendiği tebliğde belirtilen esaslara uygun biçimde, hangi nitelikteki iş ya da işlerin benzer iş kabul edileceği idarece tespit edilir ve ihale veya ön yeterlik dokümanı ile ihale veya ön yeterliğe ilişkin ilanda veya davet mektubunda belirtilir.

(5) İş deneyim belge tutarlarının;

a) Kanunun 19 uncu maddesi ile 21 inci maddesinin (b) ve (c) bentlerine göre yapılan ve yaklaşık maliyeti eşik değerin;

1) İki katına kadar olan ihalelerde, teklif edilen bedelin % 50’sinden az ve % 100’ünden fazla,

2) İki katı ile bu değerin üzerinde olan ihalelerde, teklif edilen bedelin % 50’sinden az ve % 80’inden fazla olmamak üzere idarece belirlenecek orandan az olmaması yeterlik kriteri olarak aranır.

b) Kanunun 20 nci maddesi ile 21 inci maddesinin (a), (d) ve (e) bentlerine göre yapılan ve yaklaşık maliyeti eşik değerin;

1) İki katına kadar olan ihalelerde, yaklaşık maliyetin % 50’sinden az ve % 100’ünden fazla,

2) İki katı ile bu değerin üzerinde olan ihalelerde, yaklaşık maliyetin % 50’sinden az ve % 80’inden fazla olmamak üzere idarece belirlenecek tutardan az olmaması yeterlik kriteri olarak aranır. …” hükmü

Aynı Yönetmelik’in “Değerlendirmeye ilişkin esaslar” başlıklı “ …(2) İhale konusu iş veya benzer iş kapsamında bulunmayan işlerin tutarları iş deneyiminde değerlendirmeye alınmaz. Ancak, iş deneyim belgesine konu işin esaslı unsurunun ihale konusu iş veya benzer işe uygun olması halinde iş deneyim belgesi tutarının tamamı değerlendirilir. …” hükmü,

Kamu İhale Genel Tebliği’nin “İş deneyimini gösteren belgeler ve benzer işe ilişkin hususlar” başlıklı 72’nci maddesinde “…72.3. Birden fazla işin benzer iş olarak belirlenmesi halinde bu işlerin birlikte mi yoksa ayrı ayrı mı benzer iş olarak kabul edileceğinin şartnamede belirtilmesi gerekmektedir. Şartnamede bu konuya ilişkin bir açıklık bulunmaması halinde, benzer iş olarak belirlenen işlerin her birinin ayrı ayrı benzer iş olarak kabul edilmek suretiyle değerlendirme yapılması zorunluluğu bulunmaktadır…” açıklaması,

Yapım İşlerinde Benzer İş Grupları Tebliği’nin 1’inci maddesinde “4734 sayılı Kanun kapsamında ihale edilen yapım işleri ihalelerinde, idareler tarafından işin niteliğine uygun ve rekabeti sağlayacak şekilde benzer iş belirlemesi yapılmasına esas olmak üzere (Ek-1)’de yer alan “Yapım İşlerinde Benzer İş Grupları Listesi” oluşturulmuştur. Bu listede “altyapı işleri”, “üstyapı (bina) işleri”, “sıhhi tesisat ve mekanik tesisat işleri”, “elektrik işleri” ve “elektronik ve iletişim işleri” olmak üzere beş ana başlık ve bu başlıkların altında çeşitli yapım işlerinden oluşan gruplar düzenlenmiştir. İdareler, ihale edecekleri yapım işinin “Yapım İşlerinde Benzer İş Grupları Listesi”nde yer alan iş gruplarından hangisine dâhil olduğunu tespit edecekler ve bu grubu esas almak suretiyle ihale veya ön yeterlik dokümanı ile ihale veya ön yeterliğe ilişkin ilanda veya davet mektubunda benzer iş belirlemesi yapacaklardır.” açıklaması,

Aynı Tebliğ’in 2’nci maddesinde “Yapım işlerinde benzer işlerin belirlenmesinde ve değerlendirilmesinde aşağıdaki esaslara uyulması gerekmektedir:

… 2.7. İhale konusu işin (Ek-1)’de yer alan listede bulunan hiçbir gruba dâhil olmadığı ya da edilemediğinin tespiti halinde ise, benzer iş belirlemesi işin niteliğine göre,

Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinde yapılan benzer iş tanımına uygun olarak ve rekabeti engellemeyecek şekilde yapılacaktır.

…” açıklaması, İdari Şartname’nin “İhale konusu işe/alıma ilişkin bilgiler” başlıklı 2’nci maddesinde “2.1. İhale konusu işin/alımın;

a) Adı: Batman İlçelerinin Muhtelif Yerlerine Yapılacak Olan İlçe Tanıtım Tabelaları Yapım İşi

b) Türü: Yapım işleri

c) İlgili Uygulama Yönetmeliği: Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği

ç) Yatırım proje no’su (yapım işlerinde):

d) Kodu:

e) Miktarı: 5 Adet Batman İlçelerinin Muhtelif Yerlerine Yapılacak Olan İlçe Tanıtım Tabelaları Yapım İşi Ayrıntılı bilgi idari şartnamenin ekinde yer almaktadır.

f) İşin yapılacağı/malın teslim edileceği yer: İdarenin belirlemiş olduğu yerler” düzenlemesi,

Anılan Şartname’nin “İhaleye katılabilmek için gereken belgeler ve yeterlik kriterleri” başlıklı 7’nci maddesinde “7.5.1. İsteklinin, yurt içinde veya yurt dışında kamu veya özel sektöre bedel içeren bir sözleşme kapsamında taahhüt edilen ihale konusu iş veya benzer işlere ilişkin olarak;

a) İlk ilan tarihinden geriye doğru son onbeş yıl içinde geçici kabulü yapılan,

b) İlk ilan tarihinden geriye doğru son onbeş yıl içinde geçici kabulü yapılan işlerde, ilk sözleşme bedelinin en az % 80’i oranında denetlenen ya da yönetilen,

c) Devam eden işlerde; ilk sözleşme bedelinin tamamlanması şartıyla, ilk ilan tarihinden geriye doğru son onbeş yıl içinde gerçekleşme oranı toplam sözleşme bedelinin en az % 80’ine ulaşan ve kusursuz olarak gerçekleştirilen,

ç) Devam eden işlerde; ilk sözleşme bedelinin tamamlanması şartıyla, ilk ilan tarihinden geriye doğru son onbeş yıl içinde gerçekleşme oranı toplam sözleşme bedelinin en az % 80’ine ulaşan ve kusursuz olarak gerçekleştirilen işlerde; ilk sözleşme bedelinin en az % 80’i oranında denetlenen ya da yönetilen,

d) Devredilen işlerde, devir öncesindeki veya sonrasındaki dönemde ilk sözleşme bedelinin en az % 80’inin gerçekleştirilmesi şartıyla, ilk ilan tarihinden geriye doğru son onbeş yıl içinde geçici kabulü yapılan işlere ilişkin deneyimini gösteren belgeleri sunması zorunludur. İstekli tarafından teklif edilen bedelin % 50’inden az olmamak üzere, ihale konusu iş veya benzer işlere ait tek sözleşmeye ilişkin iş deneyimini gösteren belgelerin sunulması gerekir.

… 7.6. Benzer iş olarak kabul edilecek işler aşağıda belirtilmiştir: Her Türlü Tabela ve Reklam Panoları Yapım İşi …” düzenlemesi,

Sözleşme Tasarısı’nın “ İşin adı, yapılma yeri, niteliği, türü ve miktarı” başlıklı 3’üncü maddesinde “3.1. İşin adı :Batman İlçelerinin Muhtelif Yerlerine Yapılacak Olan İlçe Tanıtım Tabelaları Yapım İşi

Sıra No İş Kalemi No Açıklama Birimi Miktarı
1 Özel Tasarım İlçe Tanıtım Tabelası   Adet 4
2 Işıklı Kutu Harfler İlçe İlçe Tanıtım Tabelası Yapılması İşi   Adet 1

 

…” düzenlemesi,

Teknik Şartname’nin “İlçe tanıtım tabelası projesinde belirtilen detayına uygun olarak imal edilecektir, aşağıda belirtilen özelliklere sahip olacaktır.

  1. Ana taşıyıcı borular 2 inch siyah borular olup projede ki gibi bükülüp fırın boya olacaktır.( Boya rengi idare tarafından belirlenecektir.)
  2. Cnc desen 2 mm et kalınlığında ki DKP sactan olup 2 adet 2 inchlik boru arasında olacaktır. ( Cnc kesim modeli ve fırın boya rengi idare onayı alınarak yapılacaktır.)
  3. Ankraj sistemi 40cm x 130cm x 10 mm et kalınlığında 2 adet ankraj plakası ve 24 lük çelik tijlerle yapılacaktır.
  4. Ankraj betonu 60cm x 150 cm x 60 cm H olup 12 lik inşaat demiri çubukları ile güçlendirilecektir.
  5. Projede ışıklı tabela ve ışıklı logo ölçüleri yer almakta olup tabelalarda yazılacak olan yazılar ve logolarda ki görseller idare tarafından belirlenecek olup idare onayı ile yapılacaktır.
  6. Tabelaların elektrik sistemi için, çekilecek olan ana besleme kabloları, anahtarlı otomatik sigortalar, şalterler, aydınlatma kontrolünde kullanılan zaman rölesi toprak elektrodu ve 40×60 ebatlarında önden kapaklı sac pano dahildir.
  7. Tanıtım tabelaları Batmanın 5 ilçesinden 4 tanesi olan Gercüş, Beşiri, Kozluk ve Sason da 1 er adet olarak yapılacaktır. Hasankeyf’te ise ışıklı harflerle HASANKEYF yazısı yapılacaktır.
  8. Her türlü malzeme ve zayiatı, nakliye, işyerinde yükleme, yatay ve düşey taşıma, boşaltma, işçilik, müteahhit karı ve genel giderler dahildir.

Hasankeyf Tabelası Teknik Özellikleri

İlçe tanıtım tabelası projesinde belirtilen detayına uygun olarak imal edilecektir, aşağıda belirtilen özelliklere sahip olacaktır.

  1. 700×30 cm alan içerisinde olacak
  2. Harfler alüminyum fileli harf olarak imal edilecek
  3. Kullanılacak olan alüminyum kalınlığı 2.5 mm olacak
  4. Kullanılacak olan plexi 5 mm kalınlığında olacak
  5. Harfler alüminyum platform üzerine montajı yapılacak
  6. Harfleri yan bant kalınlığı 15 cm olacak
  7. Harflerin alüminyum platforma değen kısmına 2 cm flaş ile montaj yapılacak
  8. Harflerin içerisine 40×40 mm alüminyum profil ile harf şeklinde iskelet olacak
  9. Harfler ışıklı olup orijinal samsung led 5 yıl garantili ürünü kullanılacak
  10. Kullanılacak led trafo MW marka 5 yıl garantili ürün kullanılacak
  11. Harfler elektro statik boya ile kaplanacaktır
  12. Tasarım renk ve ebatları idarenin onayı ile yapılacak
  13. Montaj yeri idarenin belirttiği yere yapılacak.” düzenlemesi yer almaktadır.

Başvuruya konu ihalenin Batman Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü tarafından açık ihale usulüyle ve birim fiyat teklif alınmak suretiyle 22.03.2023 tarihinde gerçekleştirilen “Batman İlçelerinin Muhtelif Yerlerine Yapılacak Olan İlçe Tanıtım Tabelaları Yapım İşi” ihalesi olduğu, söz konusu ihalede toplam 5 adet ihale dokümanı edinildiği ve 4 istekli tarafından teklif sunulduğu, 29.03.2023 tarihli ihale komisyonu kararı ile başvuru sahibi Soner Barulay’ın “Sistem üzerinden tebligat gönderilen firmalardan geçerli en uygun l.teklifı veren Soner BARULAY firmasının yeterlilik belgesinde sunmuş olduğu Ekap’ta kayıtlı iş deneyim belgesi idari şartnamenin 7.6 maddesinde belirtilen benzer iş gurubunda olmadığından değerlendirme dışı bırakılmıştır.” gerekçelerine yer verilerek değerlendirme dışı bırakıldığı, isteklilerden Abdulkadir İlmin’in ise teklifi yaklaşık maliyetin üzerinde olduğundan bahisle değerlendirme dışı bırakıldığı, başvuruya konu ihalenin ekonomik açıdan en avantajlı teklif sahibi Cuma Yaman üzerinde bırakıldığı, isteklilerden Hasan Aslan’ın ise ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif sahibi olarak belirlendiği görülmüştür.

İhale konusu işin ilçe tanıtım tabelaları yapım işi olduğu, İdari Şartname’nin 7.6’ncı maddesinde benzer işin ise “Her Türlü Tabela ve Reklam Panoları Yapım İşi” olarak belirlendiği, Başvuru sahibi tarafından Yeterlik Bilgileri Tablosu’nda 19.11.2020 tarihli ve 2019/97493-3324018-1-1 sayılı, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığınca düzenlenmiş, “Baskılı İşler Hizmet Alımı” işine ait 04.05.2020 kabul tarihli belgenin beyan edildiği, belge tutarının 2.863.000,00 TL olduğu, söz konusu iş bitirme belgesinin EKAP üzerinden düzenlendiği, söz konusu belge incelendiğinde işin tanımı kısmında 13 kaleme yer verildiği, bu kalemlerin “

1.Branda Vinil Baskı ( Dört Tarafı Dikişli)

  1. Branda Vinil Baskı ( Dikişsiz İki Yanı Sopalı)
  2. Delikli Branda Baskı
  3. Folyo Baskı
  4. Magnet Üzeri Folyo Baskı (Mıknatıslı)
  5. Dekota Üzeri Folyo Baskı
  6. Kompozit Üzeri Lazer Kesim Plexi Harf Tabela
  7. Raket Baskı
  8. Cast Folyo Baskı Uygulama (Araç Kaplama)
  9. Billboard Baskı
  10. Smart Roll Banner (80×200 Cm)
  11. Totem Tabela
  12. Backgront” şeklinde olduğu,

Erzurum Büyükşehir Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı’nca gerçekleştirilen “Baskılı İşler Hizmet Alımı” işine ait Teknik Şartname’nin “Konu ve Kapsam” başlıklı kısmında “BU ŞARTNAME 2019 YILINDA BASIN YAYIN VE HALKLA İLİŞKİLER DAİRE BAŞKANLIĞIMIZIN ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİNDE TARİF EDİLEN GÖREVLERİ DOĞRULTUSUNDA YAPILACAK VİNİL, BİLBOARD, RAKET, FOLYO, SMART ROLL BANNER V.B BASKILI İŞLERİ İHTİVA ETMEKTEDİR.” bilgilerinin yer aldığı,

Aynı Şartname’nin imalat yapılacak işlere ilişkin koşullarında baskı ve tabelaların idare tarafından belirtilecek alana (ilçeler dahil) yüklenici firma tarafından nakliye edilip, montajı ve demontajının yapılacağının düzenlendiği tespit edilmiştir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve benzer iş tanımı birlikte değerlendirildiğinde, mal alımı, hizmet alımı ve yapım işinin bir arada ihale edilmesi veya mevzuatın imkân tanıdığı ölçüde yapım niteliğindeki bir işin diğer ihale yöntemlerinden biriyle temin edilmesi durumunda o işten alınan iş deneyim belgelerinin niteliğinin uygun olması halinde ilgisine göre diğer ihale türlerinde de kullanılabileceği, bu gibi durumlarda önemli olan hususun gerçekleştirilmiş olan işin niteliğinin ihale konusu iş veya benzer iş tanımı ile uyumluluk arz etmesi gerektiği, bunun aksine bir yaklaşımın iş deneyim belgesi ve benzer iş düzenlemeleri vasıtasıyla ulaşılmak istenen ihale konusu işte tecrübesi bulunan isteklilerin ihalelere katılması amacından uzaklaşılması sonucunu ortaya çıkaracağı,

Ayrıca aktarılan Kamu İhale Genel Tebliği’nin ilgili maddesinde yer alan açıklamaya göre idareler tarafından İdari Şartname’de birden fazla işin benzer iş olarak belirlenmesi halinde bu işlerin birlikte mi yoksa ayrı ayrı mı benzer iş olarak kabul edileceğinin şartnamede belirtilmesi gerektiği, Şartname’de bu konuya ilişkin bir açıklık bulunmaması halinde, benzer iş olarak belirlenen işlerin her birinin ayrı ayrı benzer iş olarak kabul edilmek suretiyle değerlendirme yapılması gerektiği dikkate alındığında, İdari Şartname’nin 7.6’ncı maddesinde “Her Türlü Tabela ve Reklam Panoları Yapım İşi” şeklinde belirlenmiş olan benzer işin her türlü tabela veya her türlü reklam panoları yapımına ilişkin işlerin ayrı ayrı benzer iş olarak belirlendiği kabulü üzerinden değerlendirme yapılması gerektiği anlaşılmıştır.

Bu kapsamda, sunulan iş bitirme belgesine konu iş, hizmet işine ilişkin olmakla birlikte aynı nitelikteki ihtiyaçların idarelerce farklı değerlendirmek suretiyle mal alımı hizmet alımı ve yapım işi olarak gerçekleştirdikleri göz önünde bulundurulduğunda ihale türü ile işin niteliğinin bir arada dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerektiği, anılan belgeye konu iş kapsamındaki iş kalemlerinin (reklam baskı işleri, totem ve tabela) imalat, baskı ve montaj-demontaj işleri dahil şekilde gerçekleştirildiğinden incelemeye konu yapım işinde İdari Şartname’nin 7.6’ncı maddesinde benzer iş olarak belirlenen her türlü tabela veya her türlü reklam panoları yapımına ilişkin işler ile uyumluluk gösterdiği, dolayısıyla sunulan iş deneyim belgesinin benzer işe uygun olduğu değerlendirildiğinden başvuru sahibinin Yeterlik Bilgileri Tablosu’nda beyan etmiş olduğu iş deneyim deneyim belgesinin benzer işe uygun olmadığından bahisle teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasının ihale dokümanına uygun olmadığı başvuru sahibinin iddiasının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.

Mehmet ATASEVER

S.B. Strateji Geliştirme E. Bşk.

KİK E.  Üyesi

Kendi Satışlarımızı Baltalayabilir miyiz?

Kendi Satışlarımızı Baltalayabilir miyiz?

Prof. Dr. Umut Omay

Günlük yaşamımızda hemen hepimiz “zaten böyle olacağını biliyordum” ya da “aklıma gelen başıma geldi” dediğimiz durumlarla karşılaşmışızdır. Bu durumu bazen tesadüf, bazen kader ve bazen de öngörü ile açıklarız.

Sosyoloji biliminde bu duruma bir açıklama getirilmekte ve bu tip durumlar için “kendini gerçekleştiren kehanet” tanımlaması yapılmaktadır.

Kendini gerçekleştiren kehanet (Self-Fulfilling Prophecy), beklentilerin sonuçlar üzerindeki etkisine gönderme yapan bir kavramdır. Buna göre insanlar, kendi beklentilerine uygun olarak davranış göstermekte ve bu nedenle aslında farkında olmadan beklentilerinin gerçekleşmesine neden olmaktadırlar. Bu durumu açıklamak için zaman zaman “kendini gerçekleştiren beklentiler” (Self-Fulfilling Expectations) tanımı da kullanılmaktadır (1, 2).

Bu kavram ilk kez Merton tarafından, Thomas’ın insanların gerçek ve doğru olarak addettikleri şeylerin nihayetinde gerçekleşeceğine ve doğrulanacağına ilişkin iddiasından esinlenerek geliştirilmiştir. Merton’ın çözümlemesine göre, insanlar objektif gerçeklikten ziyade çoğunlukla kendi sübjektif gerçeklikleri üzerinden hareket etmekte ve böylelikle tam da kendi beklentilerine uygun sonuçlara ulaşmaktadırlar. Örneğin Merton’a göre bir banka hakkında iflas edeceği söylentisinin çıkması o bankanın gerçekten iflas etmesine neden olur. Çünkü insanlar panik halinde gidip paralarını çekmeye çalışırlar. Böylelikle bankanın iflas edeceğine ilişkin beklenti bankanın iflası ile sonuçlanır (1, 2).

Kendini gerçekleştiren kehanet hem kişinin kendisi hem de diğer kişilerin o kişi hakkındaki beklentileri çerçevesinde de sonuçlar vermektedir. Diğer bir ifade ile kişinin kendisi hakkındaki beklentileri kadar diğer kişilerin o kişi hakkındaki beklentileri de bu beklentilere uygun sonuçların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir (3).

Kavram ekonomi ve işletme bilimi de dâhil olmak üzere çok çeşitli alanlara uyarlanabilmektedir. Ekonomi bilimi açısından tipik bir örnek arz-talep dengesi ve buna bağlı olarak da ürün fiyatlarının belirlenmesi açısından verilebilir. Buna göre bir ürünün fiyatının artacağına dair beklenti nedeniyle o ürüne olan talebin artması o ürünün fiyatının artması ile sonuçlanabilmektedir (4).

Kendini gerçekleştiren kehanetin işletme bilimi açısından tipik bir örneği ise ürün yaşam döngüsüne ilişkindir. Ürün yaşam döngüsünden yeni ürünlerin geliştirilmesi ve piyasaya sunulmasına yönelik zamanlamanın yapılabilmesi amacıyla da yararlanılabilmektedir. Ne var ki, Dhalla ve Yaspeth tarafından da ileri sürüldüğü gibi, ürün yaşam döngüsünü esas alan ve buna sadık kalan bir planlamanın aslında kendini gerçekleştiren kehanete neden olması mümkündür. Gerçekten de, mevcut bir ürünün satışlarının azalacağı beklentisiyle o ürüne olan destek ve dolayısıyla ürün için ayrılan kaynaklar azaltılacak ya da tamamen sona erdirilecek ve bunun sonucunda o ürünün satışları, piyasanın ve müşterilerin tercihlerinden ve etkilerinden bağımsız olarak tamamen şirketin uygulamaları nedeniyle, gerçekten azalacak ya da tamamen sona erecektir (5).

Kısaca belirtmek gerekirse, çalışanlarımız, paydaşlarımız, müşterilerimiz ve tedarikçilerimiz de dâhil olmak üzere etkileşimde bulunduğumuz birçok kişi ve taraf ile ilişkilerimiz onlardan olan beklentilerimiz çerçevesinde şekillenmektedir. Bu nedenle karşılaştığımız durum ve olayların en azından bir kısmının beklentilerimize uygun olarak sergilediğimiz davranışlarımızın bir sonucu olduğunu göstermesi açısından kendini gerçekleştiren kehanet yaklaşımının dikkate alınmaya değer olduğu söylenebilir.

Kaynaklar

(1) Takako, N. (2009), “Self-Fulfilling Prophecy”, The Blackwell Encyclopedia of Sociology, 4. B., Ed. G. Ritzer, Blackwell Publishing, Malden.

(2) Bianchi, A. J. (2009), “Self-Fulfilling Expectations”, The Blackwell Encyclopedia of Sociology, 4. B., Ed. G. Ritzer, Blackwell Publishing, Malden.

(3) Staatt, D. A. (1994), Psychology and the World of Work, MacMillan, p. 197.

(4) Eden, D. (2013), “Self-Fulfilling Prophecy”, Encyclopedia of Management Theory, Ed. E. H. Kessler, Sage Reference.

PROF. DR. UMUT OMAY – MAKALE LİSTESİ

GİRİŞİMCİLİK VE YÖNETİCİ GÜÇLENDİRME

PAZARLAMA

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ

İŞ DÜNYASINDA TUTUM VE DAVRANIŞ

DİĞER KONULAR