Günümüzde e-ticaret, kurumların satın alma süreçlerini kökten değiştiren ve birçok fırsat sunan önemli bir süreç haline gelmiştir. İnternetin ve dijital teknolojilerin hızla gelişmesi, kurumların tedarik zinciri yönetimini optimize etmelerine, maliyetleri düşürmelerine ve daha verimli satın alma süreçleri oluşturmalarına olanak tanımaktadır. E-ticaretin kurumların satın alma süreçleri üzerindeki etkilerini ve beraberinde getirdiği fırsatları şöyle özetleyebiliriz:
- Küresel Tedarikçi Ağı
E-ticaret, kurumların daha geniş bir tedarikçi ağına erişim sağlamasını mümkün kılmaktadır. Geleneksel yöntemlerde yapılan tedarikçi seçimleri genellikle coğrafi sınırlamalara tabi olurken, e-ticaret sayesinde dünya genelindeki tedarikçilere kolayca erişim sağlanabilmektedir. Bu da daha çeşitli ürün seçeneklerinin ve rekabetçi fiyatların oluşmasına katkı sunmaktadır.
- Tedarik Zinciri Optimizasyonu
E-ticaret, kurumların tedarik zinciri yönetimini daha etkin ve verimli hale getirmeleri için önemli fırsatlar sunmaktadır. Çevrimiçi platformlar, siparişlerin otomatik olarak tedarikçilere iletilmesini ve envanter yönetiminin daha iyi takip edilmesini sağlayabilmektedir. Böylece, talep tahmini, envanter optimizasyonu ve stok yönetimi gibi süreçlerde iyileştirmeler yapılabilmektedir.
- Maliyet Tasarrufu:
E-ticaret konsepti, kurumların satın alma süreçlerinde maliyet tasarrufu yapmalarında önemli bir etken olmaktadır. Zira, e-ticaret süreçlerinde geleneksel mağaza alımlarına göre daha düşük işletme maliyetleri ve iş gücü gereksinimi vardır. Ayrıca, çevrimiçi alışverişteki rekabet, tedarikçilerin daha düşük fiyatlar sunmalarını teşvik etmektedir. Bu da kurumların daha avantajlı satın alma anlaşmaları yapmalarına ve bütçelerini daha etkin bir şekilde kullanmalarına olanak tanımaktadır.
- Hızlı ve Verimli Satın Alma Süreci
Kurumların satın alma süreçlerinin hızlanmasında ve daha verimli hale gelmesinde e-ticaretin rolünü göz ardı edemeyiz. Çevrimiçi platformlar üzerinden yapılan alımlar, tedarikçi arama, fiyat karşılaştırma ve sipariş işlemlerinin daha hızlı bir şekilde tamamlanmasını sağlamaktadır.. Otomatik ödeme ve envanter güncelleme gibi özellikler, manuel işlemleri azaltmakta ve süreçleri otomatikleştirmektedir.
- Kişiselleştirilmiş Satın Alma Deneyimi:
E-ticaret, kurumların müşterilerine kişiselleştirilmiş bir satın alma deneyimi sunmalarını da sağlamaktadır. Şirketler, müşteri tercihlerini, satın alma geçmişini ve demografik verileri analiz ederek özelleştirilmiş ürün önerileri ve indirimler sunabilmektedir. Bu da müşteri sadakatini artırırken tekrarlayan satışları da teşvik etmektedir.
- Veri Analitiği ve Karar Verme
E-ticaret, kurumların satın alma süreçlerinde veri analitiği ve karar verme aşamalarında daha bilinçli ve stratejik kararlar almasında etkili olmaktadır. Çevrimiçi platformlar, müşteri davranışlarını, satın alma alışkanlıklarını ve tercihlerini izlemek için kapsamlı veriler sunmaktadır. Bu veriler, talep tahmini, envanter yönetimi, pazarlama stratejileri ve müşteri ilişkileri yönetimi gibi alanlarda daha iyi kararlar alınmasına yardımcı olmaktadır.
- Sürekli İyileştirme ve İnovasyon
Kuruluşlar, geri bildirimler, müşteri yorumları ve veri analitiğiyle birlikte, satın alma süreçlerini optimize edebilir, müşteri memnuniyetini artırabilir ve rekabet avantajı elde edebilir.
E-ticaretin kurumların satın alma süreçlerine olan etkisi ve sunduğu fırsatlar giderek daha önemli hale gelmektedir. Kurumlar, bu değişimi yakalamak ve rekabet avantajı elde etmek için dijital dönüşüm stratejileri geliştirmeli, uygun e-ticaret platformlarını kullanmalı ve müşteri odaklı bir yaklaşım benimsemelidir. Ancak unutulmamalıdır ki, e-ticaretin dinamik bir alan olduğu ve sürekli olarak değiştiği için kurumlar sürekli olarak prosedürlerinde ve uygulamalarında güncellemeler yapmalı ve yeni trendlere ayak uydurmalıdır.
E-ticaretin kurumların satın alma süreçlerine olan etkisi büyük ölçüde olumlu ve dönüştürücü niteliktedir. Kurumlar, doğru stratejiler ve uygun teknoloji kullanımıyla daha verimli, maliyet-etkin ve müşteri odaklı satın alma süreçleri oluşturabilir. E-ticaretin sağladığı fırsatları yakalayan kurumlar, rekabet avantajı elde edebilir ve başarılı bir şekilde dijital dönüşümü gerçekleştirebilir.
Dilek AŞAN










Beynin duygulardan, hafızadan ve karar vermekten sorumlu limbik sistemiyle doğrudan bağlantılı olan koku duyusu, tüketici ve marka arasında olumlu duygular inşa edilmesine yardımcı olmasının yanında marka denkliğinin de bir parçası olarak görülür. Buna ek olarak yaklaşık 10 bin farklı kokuyu ayırt edebilen insan beyni için koku; görme, tatma, dokunma ve duyma ile karşılaştırıldığında daha fazla bilinç altını hedefler ve tüketicinin beyni tarafından hiç farkında olunmasa dahi işlenir. Bu konu üzerine Dr. Laird tarafından 1900’lerin başında yapılan bir araştırmada, kadın çorapları algılanamayacak derecede düşük çiçek kokularına sahip olduğunda dahi, kadınlar tarafından kokusuz olan çoraplara göre daha kaliteli olarak değerlendirildiği ve tam 6 kat daha fazla tercih edildiğini bulgulanmıştır. Daha da ilginç olarak, Radboud Üniversitesinden Dr. Holland önderliğinde gerçekleştirilen farklı bir çalışma ise insanların limon kokusunu temizlikle eşleştirmelerinden dolayı yemek yedikten sonra limon kokusu duyduklarında, yemek artıklarını daha fazla temizlemeye istekli oldukları göstermiştir.
“Geleceğin başarılı yöneticileri, esneklik ve adaptasyon yetenekleriyle öne çıkar. İş modellerini ve çalışma ortamlarını değişime ayak uyduracak şekilde şekillendirirler.” Elon Musk




İtirazen Şikayet Konusu; İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle, ihale üzerinde bırakılan istekli tarafından sunulan iş deneyim belgesinin mevzuata aykırı olduğu, sunulan iş deneyim belgesinin tüzel kişi ortağa ait olmasına rağmen geriye doğru en az bir yıl süre ile hakim ortak olma vasfını taşımadığı, yönetim ve temsile yetkili olunduğuna ilişkin Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan bulunmadığı ve ortaklık tespit belgesinin mevzuata uygun düzenlenmediği iddialarına yer verilmiştir.


Satınalma Dergisi için yazdığım son iki yazımda beklentilerin davranışlar üzerindeki etkisini ele almıştım. Bunlardan ilki “kendini gerçekleştiren kehanet”, ikincisi de “pygmalion etkisi” üzerineydi. Pygmalion etkisinden söz edilen yazıda da belirttiğim gibi kendi gerçekleştiren kehanet yaklaşımı birçok farklı yönden ele alınmaktadır. Bu açıdan özellikle eğitim ve yönetim bilimleri açısından dikkat çekici bir başlık olduğu söylenebilir (1, 2). Bu yazının konusunu da genellikle pygmalion etkisinin tam tersi olarak kabul edilen “Golem Etkisi” oluşturmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 41 inci maddesi ile bu maddeye dayanılarak çıkarılan Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği’ne göre, kural olarak “fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde haftalık kırk beş saati aşan çalışmalardır” (İşK m.41/1; Yönetmelik m.3).
Savaş nedeniyle Rusya’da projeleri sekteye uğrayan Türk müteahhitler, bu kaybı Suudi Arabistan ile kapatmak için çalışmalarını hızlandırdı. Suudi Arabistan Belediye, Kırsal İşler ve Konut Bakanı Majed Al Hugail, Ankara programı kapsamında ziyaret ettiği Türkiye Müteahhitler Birliği’nde (TMB) ülkenin mevcut dev proje portföyü için Türk müteahhitlerle çalışma kararlılığını teyit etti. Bakan Hugail, ülkesinde belediyelerin gerçekleştireceği projeler için 100 milyar dolar ve konut projeleri için de 50 milyar dolarlık bütçe ayrıldığını, bu projeler kapsamında Türk müteahhitlik firmalarıyla birlikte çalışmak istediklerini kaydetti. TMB Başkanı M. Erdal Eren ise, “Mart ayında Riyad’a düzenlenen Müteahhitlik Heyeti Programı’ndan sonra, Bakan Hugail’in Türk müteahhitlerle bir araya gelmek istemesi, kendisinin bu alanda işbirliğinin daha da geliştirilmesi kararlılığının bir göstergesidir” dedi.