Sizin de bir an durup “benim meğer daha önce çok işim yokmuş!” dediğiniz anlar oluyor mu ? Sanırım giderek hızlanan çalışma temposundan ve buna eşlik ederek artan iş yükünden dolayı birçokları bunu düşünüyordur.
Bugünün iş hayatında ardı arkası kesilmeyen ve giderek sayıları artan “çok acil” ve “çok önemli” iş taleplerine nasıl karşılık verileceğinin başlı başına bir sorun haline gelmektedir. Gerçekten de ilginç bir biçimde neredeyse bütün işlerin artık “çok acil” ve “çok önemli” etiketini taşımaya başladığı söylenebilir.
II. Dünya Savaşının ünlü komutanlarından ve 1953-1961 yılları arasında A.B.D. başkanlığı yapmış bulunan Eisenhower da 1954 yılında yaptığı bir konuşmada “acil” ve “önemli” sorunundan mustarip olduğunu şu şekilde belirtmiştir: “Benim iki tür sorunum olur: Acil olanlar ve önemli olanlar. Acil olanlar önemli olmaz ve önemli olanlar da asla acil olmaz” (1, 2).
Bu ifade, konuyla ilgili literatürde “Eisenhower İlkesi” olarak isimlendirilen yönetim yaklaşımının ipuçlarını barındırmaktadır. Eisenhower ilkesinin temeli zamanın etkin ve verimli kullanılması gerektiği düşüncesine dayanmaktadır. Bunu sağlayabilmek için de zamanın kullanımında acil olanların değil, önemli olanların önceliğinin bulunması, diğer bir ifade ile, bu ilke açısından iş yükünün ve önceliklerin “acil olan ve olmayan” ile “önemli olan ve olmayan” kriterleri çerçevesinde belirlenip tanımlanması gerekmektedir (1).
Eisenhower İlkesine ilişkin uygulamada işler hem “acil olup olmama” hem de “önemli olup olmama” bakımından sınıflandırılmaktadır. Böylelikle işler 1) Önemli ve acil, 2) Önemli ama acil değil, 3) Acil ama önemli değil ve 4) Ne önemli ne de acil olmak üzere 4 farklı şekilde gruplanmış olmaktadır (3, 4).
İşler yukarıdaki gibi sınıflandırıldıktan sonra izlenmesi önerilen hareket tarzları ise şöyledir (1,2,3,4,):
1) Önemli ve acil: Bunlar tamamlanma tarihleri kesin ve tamamlanmadıkları takdirde cezai yaptırıma uğramak gibi ciddi derecede olumsuz sonuçlara neden olabilecek işlerdir. Bu işlerin derhal ve bizzat yapılması gerekir.
2) Önemli ama acil değil: Bu tip işlerin tamamlanma tarihleri henüz belirsiz olmakla birlikte tamamlanmadıkları takdirde ciddi derecede olumsuz sonuçlara neden olabilmeleri mümkündür. Bu nedenle bu tip bir işin sürdürülmesi ve tamamlanmasına ilişkin bir zaman planlaması yapılması ve bu plana göre hareket edilmesi önerilir. Ancak bu tip işlerde zaman planlamasına sadık kalmak önemlidir. Çünkü ilerleyen süreçte bunların acil özelliği kazanma ve önemli ve acil bir iş haline gelme ihtimali yüksektir. Bu tip işlerin aciliyet kazanması ise bir dönemdeki önemli ve acil işlerin sayısının başa çıkılamayacak kadar artması ve bunların en azından bazılarının tamamlanamaması tehlikesini ortaya çıkartacaktır. Bunların da mümkün olduğunca bizzat yapılması önerilmektedir.
3) Acil ama önemli değil: Bu işlerin yapılması, örneğin bazı telefon görüşmelerini yapmak ya da bazı e-mailleri yanıtlamak gibi özellikle sizin bilgi ve becerinizi gerektirmemektedir. Dolayısıyla zamanınızı daha etkili ve verimli kullanmak için bu işleri mümkün olduğunca delege etmek yararlı olur.
4) Ne önemli ne de acil: Bunlar yalnızca el oyalayan ve değerli zamanın boşa kullanılmasına neden olan işlerdir. Mümkün olduğunca bu işleri görmezden gelmek ya da bunlardan uzak durmak gerekir.
Görüldüğü gibi Eisenhower İlkesi aslında basit bazı gerçekleri daha görünür ve anlaşılır hale getirmektedir: Her iş önemli ve acil olmak durumunda değildir ve yaptığınız işlerin aslında önemli bir kısmı zamanınızı etkin ve verimli kullanmanızı engellemektedir.
Eisenhower İlkesinin işaret ettiği önemli bir nokta bütün görev ve pozisyonlar açısından aslında ne acil ne de önemli olan işlerden kaynaklanan ve zamanın etkin ve verimli kullanılmasını engelleyen zaman tuzaklarının bulunduğudur.
Ancak burada dikkate alınması gereken diğer bir nokta ise, bir işin acil ya da önemli olmasının aslında her bir görev ve pozisyon için farklılaştığıdır.
Gerçekten de her pozisyon için farklı görev tanımlarının bulunması gerektiğinden bir pozisyon için önemli ve acil olan bir iş, başka bir pozisyon için doğal olarak önemli ama acil olmayan bir iş olabilir. Burada görev tanımlarının tam ve doğru yapılmasının önemi ortaya çıkmaktadır. Görev tanımlarının tam ve doğru olarak yapılması ise doğal olarak yöneticilerin bilgi, beceri ve tecrübeleriyle yakından ilişkilidir. Bu nedenle Eisenhower İlkesinin doğru bir biçimde uygulanabilmesinin bir kurumdaki yöneticilerin nitelikleriyle yakından ilişkili olduğu da söylenebilir.
Prof. Dr. Umut OMAY
Kaynaklar:
(1) “Professional Services Capability Framework: Planning”, Çevrimiçi: https://blogs.shu.ac.uk/shupdreviewtoolkit/files/2019/01/Eisenhower-Quadrant.pdf, (01.03.2023).
(2) “Eisenhower’s Urgent/Important Principle: How to Focus on Your Priorities”, Çevrimiçi: https://www.mindtools.com/media/Images/Infographics/eisenhower-principle-infographic.pdf, (01.03.2023).
(3) Setting the Right Priorities with the Eisenhower Principle”, Çevrimiçi: https://tu-dresden.de/ tu-dresden/karriere/weiterbildung/ressourcen/dateien/schreibzentrum/infothek/orientieren-und-planen/Methode_Eisenhower_SMART.pdf?lang=en, (01.03.2023).
(4) Rita, C. (2023), “Eisenhower Matrix: How to prioritize tasks”, Çevrimiçi: https://blog.logrocket.com/product-management/eisenhower-matrix-prioritize-tasks-examples-template/, (01.03.2023).
(5) “The Eisenhower Matrix”, Çevrimiçi: https://todoist.com/tr/productivity-methods/eisenhower-matrix, (01.03.2023).
PROF. DR. UMUT OMAY – MAKALE LİSTESİ
GİRİŞİMCİLİK VE YÖNETİCİ GÜÇLENDİRME
- Girişimciliğin Yeni Boyutu: Uluslararası Girişimcilik
- Nakit Öldü, Yaşasın Nakit Akışı!
- Fiyatı Kim Belirler?
- Tatlı Kâr Tuzağı
- Her Yeni Güne Borçla Başladığınızı Biliyor musunuz ?
- Ya Bir Gün Asgari Sermaye Tutarı Artırılırsa ?
- İşletmelerin Patlamaya Hazır Bombaları
- İş Yaşamındaki Filler ve Pireler
- Yöneticinin Zihnindeki Çalışan Tipleri
- B Planı Rehaveti
- İyi Bir Yöneticinin Gizli Silahı: Eleştiren Dostlar
- Önemsiz Aciliyetler
- Kızıl ve Mavi Okyanus Stratejileri
- Ölçerken Yanılmak
- Başarılı Bir Sunum İçin 10/20/30 Kuralı
- Örgütsel Ölümün ve Yenilenmenin Beş Aşaması
- Şirketinizin Kuğularının Hangi Renk Olduğunu Biliyor musunuz ?
- İşletmeniz Kanlı Canlı Bir Makine Olabilir mi ?
- Akıllı Hedeflerle Yönetme Sanatı !
- Çalışanlarınıza Bir de Johari Penceresinden Bakmaya Ne Dersiniz ?
- Bir Sayfa Fotokopi Çekmek İçin Kaç Kişi Gerekir ?
- Beş Yıl Tecrübeli Yeni Mezun
- Müşterilerinize İşgörenlerinize Davrandığınız Gibi Davranmayı Düşünür müydünüz ?
- Neden Bir Çift El Kiraladığımda Aynı Zamanda Bir İnsan da Almış Oluyorum ?
- Sermayemin Tamamını Bilançomda Gösterebilir misin Abidin ?
PAZARLAMA
- Kalite Senfonisi
- Beşi Bir Arada: Çok Duyulu Pazarlama
- Fijital Yerlilerle Tanışmaya Hazır mıyız ?
- Pazarlamanın Ötesine Geçmek: Metapazarlama ve Pazarlama 6.0
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ
- İşveren Markası Yönetimine Bir Eleştiri: Çalışanlar Homojen Değildir!
- İşverenin Markalaşması
- Çalışan Devir Oranı Bize Neler Anlatabilir?
- Çalışan Bağlılığı: Platonik Bir Aşk Hikayesi mi?
İŞ DÜNYASINDA TUTUM VE DAVRANIŞ
- Nerede O Eski Beceriler!
- Henüz Demenin Sihri
- Yetenek Yanılgısı
- Başarısız Olacağını Biliyordum !
- Favori Çalışanımın Başarılı Olacağını Zaten Biliyordum
- Kontrol Odağı ve Başarı
- Bu Taşla Acaba Kaç Kurbağa Ürkütebilirim?
- Piyangodan Para Çıktı ! Hemen İstifa Ediyorum !
- Kraliçe Arıların Taht Kavgası
- Çok Yoğun, Hep Meşgul !
- Daha Nice Terfileriniz Olsun !
- İşinizin Vitamin Değerlerini Ölçtürdünüz mü ?
- En İyi Müdür Oskarı
- Tükenmişlik mi Kronik Yorgunluk mu ?
- Başarıyı İçselleştirememek: Impostor Fenomeni
- İş Sağlığı ve Güvenliğinin Yeni Bir Gündem Maddesi Olarak Karoshi
- Makbul İşkolik – Kötü İşkolik
- Uzmanlaşma Konusunda Ustalaşmak
- İş ve Meslek Karmaşası
- Kayıt Dışı İstifa
- Vasıf Yanılgısı
DİĞER KONULAR










Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremlerin lojistik sektörü üzerinde önemli bir etkisi oldu. Büyük yollar, köprüler ve demiryolu ağları depremden zarar gördü ve malların, insanların ve hizmetlerin hareketi olumsuz yönde etkiliyor. Deprem nedeniyle bozulan lojistik ağları, Kahramanmaraş ekonomisi üzerinde kalıcı bir etki yaratıyor. Birçok işletme, mallarını müşterilerine ulaştıramadığı için faaliyetlerine devam edemiyor. Buna ek olarak, altyapının tahrip olması, ürün fiyatlarının yükselmesine neden oluyor ve yerel ekonomi genelinde bir dalgalanma etkisi yaratıyor. Uzun yıllardır lojistik alanında hizmet veren BATI Innovative Logistics Uluslararası Satış ve Likitten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Kaan Aydın, doğal afet sonrası sektör üzerine yaptığı değerlendirmesinde kritik noktalara dikkatleri çekiyor. Aydın, büyük çapta meydana gelen doğal afetlerin ardından ilk olarak yaşadığı ve etkisi altına aldığı bölgeye ikinci olarak ise sektör üzerinde bırakacağı etkilere odaklanılması gerektiğini dile getiriyor.
Afetler insanların hayatlarını ve mallarını yok eden, hayatta kalmayı başaran insanlara da büyük acılar yaşatan olaylardır. BATI Innovative Logistics Uluslararası Satış ve Likitten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Kaan Aydın’a göre, Afet Lojistiği tam bu noktada önem kazanıyor. “Afet lojistiği, zarar görmüş insanların ihtiyaçlarını giderebilmek amacıyla malların, eşyaların ve ilgili bilginin ilk üretim noktasından son tüketim noktasına kadar verimli ve maliyet etkin bir şekilde akışı, depolanması, planlanması, uygulanması ve kontrolü olarak tarif edilmektedir” açıklamasında bulunan Kaan Aydın, afet lojistiğinin aşamalarını afet öncesi hazırlık, afet müdahale süreci ve müdahale sonrası lojistik faaliyetler şeklinde sıralıyor.
Türk Hava Yolları ve Lufthansa’nın ortak kuruluşu SunExpress öncülüğünde DPD, FIEGE, time:matters, CB Customs Broker GmbH ve Lufthansa Cargo iş birliğiyle yürütülen ‘Birlikte Destek Oluyoruz’ inisiyatifi kapsamında Almanya’daki bağışçılardan toplanan 450 tondan fazla yardım malzemesi deprem bölgesine taşındı.
SunExpress, arama-kurtarma ve sağlık ekiplerini deprem bölgesine ulaştırmak ve vatandaşların tahliyesi amacıyla bugüne kadar toplam 424 özel uçuş gerçekleştirdi. Düzenlediği özel uçuşlarda yaklaşık 7.500 arama-kurtarma ve sağlık ekibini bölgeye taşıyan SunExpress, bu uçuşların dönüş seferlerinde de depremden etkilenen yaklaşık 18 bin kişinin bölgeden tahliyesini sağladı. Hava yolu, AFAD başta olmak üzere tüm resmi yetkili kuruluşlar aracılığıyla gelen 223 ton yardım malzemesini ücretsiz kargo hizmeti vererek deprem bölgesine ulaştırdı.
İşe alınan ve sürekli bir işte belirli veya belirsiz süreli bir iş sözleşmesi ile işe başlayan işçi ve bunu çalıştıran işveren için 4857 sayılı İş Kanunu’nda (m.15/1) “süresi en çok iki ay” olarak belirlenen bir deneme süresi öngörülmektedir. Taraflar kendi aralarında yapacakları bir anlaşma ile deneme süresini daha kısa tutabilirler; ama Kanunda yazılı sürelerin üstüne çıkamazlar. Ayrıca Kanunda belirtilen süreler “iş günü” üzerinden de hesaplanamaz. Örneğin deneme süresi 1 Ağustos günü başlamış ise 1 Eylül günü sona erecektir. Deneme süresinin başlangıcı da iş sözleşmesinin yapıldığı gün değil, işçinin fiilen işe başladığı gündür.
Depremin Görünümü 




Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Türkiye’de KOBİ sayısının 4 milyon civarında olmasına rağmen ihracatçı sayısının 120 bin seviyesinde olduğuna dikkat çekiyor.
EİB Export-Up Mentörlük Programı ikinci dönemi açılış programında konuşan Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreteri İ. Cumhur İşbırakmaz, “EİB olarak sürdürülebilirlik ve toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik faaliyetlerimize 2023 yılında da devam ediyoruz. Geçtiğimiz yıl ilkini düzenlediğimiz Export-Up Mentörlük Programının ikinci döneminde de ihracata yeni başlayan veya kapasitesini geliştirmek isteyen kadın ve genç ihracatçılarımıza, toplamda 8 faydalanıcımıza 6 ay boyunca, sektörlerinde tecrübeli mentörlerimizin gözetiminde ihracat kapasitelerine katkı sağlamaya çalışacağız. İlk dönemde farklı sektörlerden toplam 18 faydalanıcımızla başlayan Export-Up Mentörlük Programı birçok başarı hikayesine de öncülük etmişti.” dedi.
Tedarik zinciri yönetimi, şirketlerin uygun maliyetli ürün ve hizmetleri yüksek kalitede ve hızlı bir şekilde satın alabilmesi için çok kritik bir süreçtir. Özellikle ekonomik belirsizliklerin, kriz durumlarının veya darboğazların olduğu zamanlarda rekabetçi kalabilmek açısından tedarik zincirlerinin etkili ve sorunsuz bir şekilde çalışması gerekmektedir. Bu noktada şirketlerin tedarikçileriyle güçlü ve sürdürülebilir iş birlikleri kurması ve tedarikçi ilişkilerini güven, kalite, maliyet ve inovasyon merkezli olarak yürütebilmesi büyük önem arz etmektedir. Tedarikçi ilişkilerini sürdürülebilir politikalar, stratejiler ve hedefler doğrultusunda yöneten şirketler piyasada her zaman kalıcı olabilmekte, saygı görebilmekte ve farklılaşabilmektedir.

Türkiye’nin makine ihracatı Ocak ayında geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre miktar olarak yüzde 3, değer olarak yüzde 20,1 artarak 2,1 milyar dolar oldu. Geçen yılın ortasından itibaren hızlanan artış grafiği ile ana pazarlar arasında ikinci sıraya yükselen Rusya’ya Ocak ayı ihracatında artış yüzde 210 oldu. Aynı ayda yüzde 22,6 artarak 273 milyon dolara ulaşan Almanya ihracatını, 165 milyon dolarla Rusya ve yüzde 29,9 artarak 117 mlyon dolara ulaşan ABD ihracatı izliyor.
“Depremin ilk anından itibaren mobil vinçler gibi kaldırma makinelerine, kazıcı ve yükleyici gibi iş makinelerine, jeneratörler gibi elektrik makinelerine yoğun ihtiyaç hasıl oldu. Bu makineler her ilimizde, başta inşaat müteahhitleri ve madencilerimiz, kiralama kuruluşlarımız, resmî kurumlarımızın teşkilatları ve belediyelerimiz olmak üzere çok sayıda kullanıcımızın envanterinde büyük miktarlarda yer almakla birlikte, ilk anda, gerek felaketin yıkıcılığı ve yaygınlığı gerekse makinelerin ve operatörlerinin büyük kısmının iş göremez hale gelmeleri nedeniyle yetersiz kaldı. Bu büyük felaket karşısında, hiçbir surette yeterli olamayacaklarını da bugün, enkaz başında sayıları 12 bini aşmış iş makinesinin çalışıyor olmasından anlıyoruz”. 
Bence çok da garip bir soru değil.
Büyük yıkıma sebep olan Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Türkiye yaralarını sarmaya devam ederken vatandaşların evlerini ya da araçlarını doğal afetlere karşı sigortalatmasıyla ilgili konular tekrar gündeme geldi. Yaşanan facianın ardından Şikayetvar üzerinden DASK (Doğal Afet Sigortaları Kurumu) hakkında araştırma yapmak ve bilgi almak için aralamalarda artış yaşandı. Geçtiğimiz yıl platformda yer alan DASK sayfası 11 bin 154 kez görüntülenirken son 30 günde bu sayı 67 bin 531’e yükseldi. DASK’ın şikayet konuları incelendiğinde yüzde 63’lük oranla “eksik ya da kusurlu hizmet” ilk sırada yer alırken vatandaşların en çok şikayet ettiği diğer konular personel davranışı (yüzde 32) ve üyelik işlemleri (yüzde 26) oldu. Özellikle deprem bölgesinde yaşayan vatandaşlar ekspertizlerin gelmemesinden ve kuruma ulaşamamaktan şikayetçi…