Ödüllü İş Bulmacası No:4

ÖDÜLLÜ İŞ BULMACASI 4. Hafta

Güzel bir mola verin. Zihinsel bir tazeleme için bulmaca çözün.
İş hayatı odaklı bulmaca için 5 dakika zaman ayırın.

İnteraktif şekilde web sitesi veya PDF üzerinde çözebilirsiniz.

Her pazartesi bir bulmaca sizi bekliyor.
Haftanın bulmacasını çözmek için https://satinalmadergisi.com/bulmaca4/ 

Geçmiş ve güncel tüm bulmacaları çözmek için; 

https://satinalmadergisi.com/bulmacalar/
Ödül: 1 Kişiye Satınalma Dergisi Dijital Aboneliği.
Çözümünüzü dergi@satinalmadergisi.com a gönderin.

Business Crossword Puzzle No:4 by www.SatinalmaDergisi.com
Kolaylıklar dileriz. Prof. Dr. Murat ERDAL

10 Çalışana Yönelik Şirket Aboneliği ile Ekonomik Avantaj Elde Edin.

Kurumunuzun yetkinliklerini yükseltin.

Şirket olarak tüm dergi arşivine (111 sayı), araştırma raporlarına ve bir yıl boyunca 12 sayıya dijital erişim sağlayın. Dijital şirketi aboneliği için https://satinalmadergisi.com/dijital-islem-merkezi/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Uluslararası Ticaret Modeli: Nitelikli İşgücü

Dr. Öğr. Üyesi Gözde MERT

Nişantaşı Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi

İşletme Bölüm Başkanı & Gözde Araştırma Şirketi Kurucusu

“Gücün yeni kaynağı çok az insanın elinde olan para değil, çoğu insanın elinde olan bilgidir.” John Naisbitt

Donald B. Keesing, Nitelikli İşgücü Teorisini ortaya koyarken; endüstri alanında gelişmiş ülkelerin birbirleri ile dış ticaret yaparken bu ticaretin büyük kısmının sanayi malları olduğunu varsaymıştır. Keesing, nitelikli iş gücüne sahip ülkelerde nitelikli ürünlerin üretilmesini ve ihraç etmesinin gerektiğini belirtmiştir. Nitelikli iş gücüne sahip olmayan devletler, niteliksiz iş gücünün üretilebileceği ürünlerde uzmanlaşması ve ihraç etmesi gerektiğini ifade etmektedir.

Nitelikli İşgücü Teorisinde; sermayenin oluşturulması, iş gücünün nitelikli bir şekilde bilgilendirilmesi, tasarruf yapılması belirtilmektedir. Bunun sonunda, emek ve sermayenin yoğun olduğu malların üretildiği açıklanmıştır. Bundan dolayı, iktisatçılar bu iki mal çeşidinin “türetilmiş kaynaklar” kapsamında bir arada tutulmasını savunmuşlardır.

Keesing 1965-1968 yıllarında yaptığı, analitik ve ampirik çalışmalarda insani sermayenin, uluslararası ticareti etkileyip-etkilemediğini araştırmıştır. Keesing’e göre, nitelikli iş gücünün, niteliksiz iş gücüne göre farklı şekilde değerlendirilmesinin iki sebebi bulunmaktadır:

  • İlk neden; teori, endüstrinin kuruluş yerlerini saptamasında etkilidir.
  • Diğer neden; teorinin, ülkelerdeki ekonomik büyüme rakamlarının açıklanmasını sağlamış olmasıdır. Nitelikli İşgücü Teorisi; dış ticaretle büyümeyi bir arada düşünmekte olup, dış ticareti etkileyen bir unsurdur.

Keesing, Heckscher-Ohlin Modelinden farklı olarak sermaye, doğal kaynaklar ve nitelikli iş gücü ile niteliksiz iş gücü gibi unsurların hareketliliğine ilişkin farklılıklar olduğunu belirtmektedir. Bu durumda Keesing’e göre; doğal kaynak dışında, diğer faktörler hareketlidir. Ekonomik faaliyetleri sınıflandırırken, doğal kaynaklara ulaşım bakımından yakın yerlere kurulan kuruluşlar birincil, uzak yerlere kurulan kuruluşlar ise ikincil faaliyet olarak adlandırılmaktadır.

Keesing, nitelikli iş gücünün uluslararası ticarete etkisini araştırmak için meslek gruplarını sınıflandırılmıştır. Bu gruplar:

  • Bilim adamları, mühendisler,
  • Teknisyenler, teknik ressamlar,
  • Diğer ustalık gerektiren meslekler,
  • Yöneticiler,
  • Makinistler, elektrikçiler ve küçük alet üretenler,
  • El becerilerine sahip nitelikli iş görenler,
  • Memurlar, satış ve hizmet çalışanları,
  • Yarı nitelikli ve niteliksiz çalışanlar olmak üzere sekiz gruba ayırmıştır.

Keesing, ithalat ve ihracat verilerinde, nitelikli iş grubuna göre bir ayrım yaparak; net nitelikli iş gücü katsayılarını ortaya koymuştur. Keesing’in elde ettiği bulgularla; bilinenin aksi özelliklerin var olduğu görülmektedir:

  • İlk özellik; ABD, İngiltere, Almanya, Japonya ve Fransa’nın, sekiz meslek grubunun tamamında; net ihracatçı konumunda olmalarıdır. İtalya, İsviçre, Belçika, İsveç ve Hollanda ise bazı meslek grupları dışında net ihracatçı durumundadır.
  • İkinci özellik; ABD, İngiltere ve Almanya’nın, Keesing’in bilim adamı ve mühendis meslek grubunu istihdam eden endüstri dallarında yapılan ihracat, yaklaşık %95,4 gibi önemli bir paya sahiptir. Aynı meslek grubunda ABD’nin payı %48,5 olarak saptanmıştır.

Keesing’in yaptığı bu çalışma, endüstri yoğun ülkelerin ihracatının, nitelikli iş gücü ağırlıklı olduğunu göstermektedir. Keesing’e göre Nitelikli İşgücü Teorisi, uluslararası ticareti açıklamak için bir model olarak kullanılmalıdır.

Detaylı bilgiler için aşağıdaki eseri okuyabilirsiniz.

Mert, G. (2019). Uluslararası İşletmecilik Teori, Kavram ve Örnek Olaylar, Nobel Akademik Yayıncılık, Ankara.

İhale Tarihinde Yaklaşık Maliyeti Güncellenen Yemek Hizmet Alımı

İtirazen Şikayet Konusu;  İhale tarihinde yaklaşık maliyeti güncellenen yemek pişirme hizmet alım ihalesinin, ihale yetkilisince rekabet sağlanamadığı gerekçesiyle iptal edilmesi  mevzuata uygun mudur?

Kamu İhale Kurulu Kararı Özeti;  02.02.2022 tarihli ve  2022/UH.I-192 sayılı Kamu İhale Kurulu kararına göre;

İhale konusu işin yaklaşık maliyetinin idare tarafından Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin 8.3.ç maddesi gereğince piyasa fiyat araştırması yoluyla oluşturulduğu, piyasada faaliyette bulunan 4 kişiden alınan fiyat tekliflerinin ortalaması alınarak yaklaşık maliyetin 17.013.000,00 TL olarak belirlendiği, anılan bedelin 12.11.2021 tarihinde tutanak altına alındığı, aynı tarihte de ihale yetkilisi tarafından ihale onay belgesinin imzalandığı anlaşılmıştır. İhale işlem dosyası içeriğinde, ihale tarihi olan 21.12.2021 tarihli bir yaklaşık maliyet tespit tutanağının daha bulunduğu, anılan tutanak içerisinde piyasada faaliyette bulunan 3 kişiden teklif alındığı, söz konusu kişilerden bir tanesinin 12.11.2021 tarihli yaklaşık maliyet tespiti için fiyat teklifi talep edilenler arasında olduğu, diğer iki kişinin farklı olduğu, bu sefer alınan 3 teklifin ortalamasının 23.900.000,00 TL olarak bulunduğu, bu bedelin ihalenin yaklaşık maliyeti olarak isteklilerin teklifleri ile birlikte açıklandığı ve 21.12.2021 tarihinde tutanağa bağlandığı anlaşılmıştır.

Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin 9.4’üncü maddesi gereğince, yaklaşık maliyetin hesaplandığı günden ihale ilan tarihine kadarki süreçte güncelliğini yitirdiği durumlarda ilgili endekslerin kullanılarak yaklaşık maliyetin güncellenebileceği, ihale konusu işte personel çalıştırılması öngörülüyor ise ihale tarihine kadarki süreçte asgari ücrette veya diğer işçilik ile ilgili giderlerde bir değişiklik olması durumda gerekli güncellemelerin yapılabileceği, bunun dışında yaklaşık maliyetin güncellenmesine ilişkin bir usul ve yönteme yer verilmediği anlaşılmış olup; idarenin ihale tarihinde yeniden piyasadan fiyat teklifleri alarak yaklaşık maliyetini değiştirmesi veya yeniden hesaplaması durumu mevzuata uygun bulunmamıştır.

Sonuç olarak, idarenin ihale tarihinde yaklaşık maliyeti yeniden hesaplama işleminin mevzuata uygun olmadığı, tekliflerin değerlendirilmesi işleminde esas alınması gereken yaklaşık maliyetin 17.013.000,00 TL olduğu, ihaleye sunulan tüm teklif bedellerinin de bu maliyetin üzerinde olduğu hususu ile idarenin yaklaşık maliyetin üzerindeki teklif bedellerinin uygun görmemesi yönündeki iradesi birlikte değerlendirildiğinde idare tarafından ihalenin yeterli rekabet oluşmadığı nedeniyle iptal edilmesi işleminde mevzuata aykırılık tespit edilmemiştir.

İlgili firmanın yaptığı itirazen şikayet başvurusu başvurusunun reddine,
Oybirliği ile karar verilmiştir.

Mehmet ATASEVER

Kamu İhale Kurulu Eski Üyesi/ Akademisyen

Müteahhitler Stok Yapacak Depo Arıyor

İnşaat maliyetlerinde artış durdurulamıyor. Yeni malzeme alamamaktan endişe eden müteahhitler  ise çareyi depo kiralayıp inşaat malzemelerini stoklamada buldu. Böylelikle müteahhitler, yıllık 300 bin TL’lik kira giderine rağmen kar elde ediyor. Ancak yüksek kira ücretlerine rağmen boş depo bulmak da kolay değil.

İnşaat Firmalarını Zorluyor

İnşaat maliyetleri hakkında bilgi veren gayrimenkul uzmanı Gülcan Altınay, “İnşaat maliyet endeksi, 2021 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 15,70, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 67,74 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 20,35, işçilik endeksi yüzde 1,44 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 85,77, işçilik endeksi yüzde 24,01 oldu. Bu artışlar devam ediyor. Söz konusu artışlar da inşaat firmalarını zorluyor” dedi.

 

Başlarsam bitiremem korkusu’

Artan maliyetler nedeniyle konut yapımının yavaşladığını, inşaat firmalarının yeni projeler için ‘başlarsam bitiremem’ endişesi olduğuna dikkat çekerek “Biten malzeme yerine yenisi alabilmekte endişe eden inşaat firmaları çareyi depo kiralamada buluyor. Birçok inşaat firması depo kiralayıp kullanacağı ürünleri stoklamak istiyor. Son dönemde bu konuda ciddi bir talep yaşandı. Son bir ayda bu konuda birçok müşterimiz oldu.  Müşterilerimiz sürekli fiyatlar arttığı için 1 yıllık ürünlerini depolayacak depo talepleriyle kapımızı çalışıyor. Ürün aldıkları firmalar bir yıllık ürün satışı veriyor ama bunun depolamasını yapmayacaklarını belirtiyorlar” diye konuştu.

Boş Yer Bulmakta Zorlanıyorlar

Yıllık depo ücretleri yüksek olsa da kar-zarar dengesinde inşaat firmalarının kârlı çıktığını kaydeden Altınay, “İnşaat firmaları, örneğin 10 milyonluk kar elde edecekse bir depo için 250-300 bin TL harcamakta sorun görmüyor” ifadelerini kullandı.

Ancak inşaat firmaları her ne kadar depolara yönelmiş olsa da depo bulmak kolay değil. Konuyla ilgili ise Altınay şunları söyledi: “Boş depo bulmak çok zor. Çünkü pandemide e-ticaret sektörünün büyümesi ve son dönemde fabrikaların üretimlerini artırmasıyla depolara büyük ilgi gösterildi. Talep çok fazla olduğu için mevcuttaki depoların çoğu kiralandı. Alternatif seçenek bulmakta zorlanıyoruz. Fabrikaları büyük olan sanayicilerin bazısı kendi alanlarında küçültme yapıp mevcut fabrikalarının bir kısmını depo olarak kiraya verme yoluna gidiyor.”

İstanbul’da Yer Kalmadı

İstanbul’da kiralık depo kalmadığını aktaran Altınay, “İstanbul içinde depo bulamayanlar Tekirdağ, Edirne gibi çevre illere yöneliyor. O nedenle Çatalca, Silivri, Selimpaşa, Çerkezköy ve Çorlu hattı büyük rağbet görüyor” dedi.

Altınay fiyatlar hakkında ise şu bilgiler verdi: “Çerkezköy, Çorlu, Ergene bölgesinde 10 bin metrekare bir fabrikayı şu an 300- 350 bin TL’den kiralama yapabiliyoruz. Bu Hadımköy bölgesinde 10 dönüm bir fabrika için 400- 500 bin TL civarında.”

Rusya Bazı Emtia ve Hammaddelerin İhracatını Yasaklıyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Salı akşamı Moskova’da yayınlanan bir kararnameye göre bazı emtia ve hammadde ihracatını yasaklıyor.

Kararnameye göre, ihracatı yasaklanan mallar Rus kabinesi tarafından belirlenecek.

Putin kabinesinden iki gün içinde yasağa tabi ülkelerin bir listesini çıkartmaları istedi.

Karar, Başkan Biden’ın ABD’nin ülkenin Ukrayna’yı işgali nedeniyle Rus petrolü ithalatını yasaklayacağını ve Avrupa Birliği’nin bu yıl Rus doğalgaz ithalatını üçte iki oranında azaltmayı hedefleyeceğini söylemesinden saatler sonra geldi. yıl. İngiltere ayrıca Salı günü, 2022 yılı sonuna kadar Rus petrol ithalatını aşamalı olarak durdurduğunu ve Rus gaz ithalatını tamamen sona erdirmek için seçenekleri araştırdığını söyledi. Rusya, dünyanın üçüncü büyük petrol üreticisi ve en büyük doğal gaz ihracatçısıdır. İhracat, Rusya ekonomisini besliyor ve Batı’nın onlara kolayca vazgeçemeyecek kadar bağımlı olduğuna inanılıyordu. Ukrayna’nın işgali bu dinamiği değiştirdi. Rusya da alüminyum, nikel ve paladyum gibi metallerin ve tahılların ana tedarikçisidir. İhracata yönelik kapsamlı bir yasak, küresel emtia piyasalarını alt üst edebilir. Kararname, Kremlin’in Batı yaptırımlarına misilleme olarak aldığı daha önceki önlemleri takip etti. Emtia ihracatı yasağının amacını “Rusya Federasyonu’nun güvenliğini ve sanayinin kesintisiz işleyişini sağlamak” olarak nitelendirdi.

Yasak, kararnameye göre 31 Aralık’a kadar geçerli olacak.

 

İş Kazası veya Meslek Hastalığı Nedeniyle Oluşan Zararda, Hangi Hallerde İşverenin Tazminat Sorumluluğu Yoktur?

Lütfi İNCİROĞLU

İşyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması yükümlülüğü işverenin işçiyi gözetme borucu kapsamındadır[1]. Gözetme borcu, işverenin işyerinde işçilerin sağlık ve güvenliklerini sağlama borcudur[2]. İşveren iş sağlığı ve güvenliği bakımından gözetme borcuna aykırı davranışı nedeniyle bir zararın oluşumuna sebebiyet vermişse bunun hukuki ve cezai sonuçları ile bağlı kalır[3].

Hukuk dilinde sorumluluk, uyulması gereken bir kurala aykırı davranışın neden olduğu zararı tazmin etmek anlamına gelirken, günlük yaşamda sorumluluk, üstlenilen görevin gereklerini bilmek ve buna göre hareket etmek anlamına gelmektedir[4].

Özel hukukta sözleşme ilişkilerinde veya haksız fiillerde borçlunun ya da failin sorumluluğunu belirlerken fiille (ya da sebeple) sonuç arasında bulunması gereken uygun illiyet bağı kurulamaz ya da kesilir ise, borçlu ya da fail sonuçtan sorumlu tutulamaz[5]. İlliyet bağı sorumluluğun asli şartı ve tazminat hukukunun temel ilkesi olarak kabul edilmektedir. Bu şart olmazsa kişinin sorumluluğundan bahsedilemez[6]. Bu itibarla bir işverenin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle, çalışanına karşı sorumlu olabilmesi için, çalışanın uğradığı zararın ortaya çıkan kazanın uygun bir sonucu olması gerekir[7].

Uygun illiyet bağını kesen sebeplerin ilki, üçüncü kişinin kusuru, ikincisi kazalı çalışanın kendi kusuru, üçüncüsü de mücbir sebep ve kaçınılmazlıktır. Bu gibi durumlar ortaya çıktığında çalışanlar veya hak sahipleri kural olarak işverenden tazminat talep edemezler[8].

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bir kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir [9].

İş kazası üçüncü kişinin tam veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmişse uygun illiyet bağı kesildiğinden işveren sorumlu tutulamaz[10] ve meydana gelen her iş kazasında, işverenin mutlak sorumluluğundan bahsedilemez. İşverenin sorumlu olabilmesi için çalışanın yaptığı iş ile zarar verici olay arasında “illiyet bağının” bulunması gerekir. Bazen iş kazası işyeri çalışanı olmayan üçüncü kişinin yüzde yüz kusurlu eylemi ile meydana gelebilir. Bu durumda illiyet bağı kesilir ve işverenin hukuki sorumluluğu ortadan kalkar. Nitekim üçüncü kişinin kişisel husumeti yüzünden işçiyi işyerinde öldürmesi sonucunda illiyet bağı kesileceğinden işverenin burada sorumluluğundan bahsedilemez ve işverenin kusursuz sorumluluğuna gidilemez.

Ayrıca, İş hukukunda iş kazası veya meslek hastalığı, kazalı işçinin bazen sadece kendi kusurlu eyleminin sonucu olarak veya işverenin sorumlu olduğu hallerde kendi kusurunun birleşmesi sonucu meydana gelebilir. İşçi, yüzde yüz kendi kusurlu eylemi ile zarar görmüşse, işveren “illiyet bağı” kesildiğinden tazminat ile sorumlu değildir[11].

Sonuç olarak, özel hukukta sözleşme ilişkilerinde veya haksız fiillerde borçlunun ya da failin sorumluluğu belirlenirken fiille (ya da sebeple) sonuç arasında bulunması gereken uygun illiyet bağı kurulamaz ya da kesilir ise, borçlu ya da fail sonuçtan sorumlu tutulamaz. Bu nedenle, işverenin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle, çalışanına karşı sorumlu olabilmesi için, çalışanın uğradığı zararın ortaya çıkan kazanın uygun bir sonucu olması gerekir. Uygun illiyet bağını kesen sebepler; üçüncü kişinin kusuru, kazalı çalışanın kendi kusuru, mücbir sebep ve kaçınılmazlıktır. Bu gibi durumlar ortaya çıktığında çalışanlar veya hak sahipleri kural olarak işverenden tazminat talep edemezler.

 

[1]SÜMER, Haluk Hadi, İş Sağlığı ve Güvenliği, 5. Baskı, İstanbul 2021, s.117.

[2] KESER, Hakan, İşverenin İşçiyi Gözetme Borcunun Geçici İş İlişkisine Yansıması, İSGHD, S:9, 2006, s.72.

[3] İNCİROĞLU, Lütfi, İş Sağlığı ve Güvenliğinde Çalışan ve İşverenin Hukuki ve Cezai Sorumlulukları, 3. Baskı, İstanbul 2021, s.135.

[4] NARTER, Sami, İş Sağlığı ve Güvenliği Hukukunda İdari, Cezai ve Hukuki Sorumluluk, 5.Baskı, İstanbul 2020, s.475.

[5] TUNCAY, Can, Kurumun İşverene Rücu-Olayda Kaçınılmazlık Durumu, MESS, Sicil Aralık 2006, Karar İnceleme, s. 187

[6] EREN, Fikret, Genel Hükümler C.II, 4.Baskı, İstanbul 1994, s.55;

[7] AKIN, Levent, Çimento Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği, Çimento İşverenleri Sendikası Yayını, İstanbul 2011, s. 54.

[8] Sarper SÜZEK, İş Hukuku, 20. Baskı, İstanbul 2020, s. 430

[9] YHGK. 20/3/2013 T., 21-1121/386 Legalbank; Y.21HD, T, 22.04.2014 T., E.2014/1282., 2014/8662 Legalbank

[10] Sarper SÜZEK, İş Hukuku, 20. Baskı, İstanbul 2020,  s. 430

[11] BALCI, Mesut, İş Kazası ve Meslek Hastalığı Nedeniyle İşverenin Sorumluluğu, MESS, SİCİL, Aralık 2006, s. 162

Satınalma Dergisi Mart 2022, Yıl:10, Sayı:111

Satınalma Dergisi Mart 2022 Sayısını https://learning.buyernetwork.net üzerinden okuyabilirsiniz.

Kıymetli yöneticiler,

Şubat sonu tüm dünyayı sarsan krizin fiili başlangıcı oldu. Ukrayna-Rusya krizi gündeme girdi. İki ülke arasında uzun süredir devam eden gerginlik bir hafta içerisinde savaşa dönüştü. Rusya askeri birlikleri Ukrayna’ya girdi. Çok sayıda Ukrayna vatandaşı savaş bölgelerinden uzaklaştı ya da ülkesini terk etti.

Kuşkusuz yeni dönem artık eskisi gibi olmayacak

Kuzey komşularımız arasında yaşanan savaşın siyasi, askeri ve ekonomik etkileri uzmanlarca konuşulmaya değerlendirilmeye başlandı. Batı yaptırımları sadece ekonomik boyutta kalmadı. Sosyal boyutta da genişledi. Hızla kültür, sanat, eğitim, internet ve spor alanlarına sıçradı. Bu düzeyde bir yaptırım genişlemesi açıkçası beklenmiyordu.

Batı ülkelerinin Rusya yaptırımlarının zaman içerisinde nasıl bir denklemde gelişeceğini öngörmek elbette mümkün değil. Görünen o ki böylesine yaptırımlara karşı refleksler oluşacaktır. Karşılıklı adımlar ekonomik darboğaz oluşturma, rakibini zorlamaya hatta çökertmeye yönelik olunca yakın bölge ülkelerinin bundan zarar görmemesi elbette mümkün olmayacak. Teğet geçmesini beklemek iyimserlik olacaktır.

Tüm dünyada emtia endeksleri ve hammadde fiyatları fırladı

Tüm emtia kategorilerinde büyük artışlar gözlendi. Bu yükselmeler ihracatçı ülkeler açısından yüksek gelir anlamını taşırken ülkemiz gibi ithalatçı ülkeler açısında önemli sakıncalar doğurmaktadır.

Ukrayna ve Rusya’dan önemli miktarlarda temin edilen tüm emtia kategorilerinde risklerin oluşacağı kuşkusuz. Doğal gaz, petrol, metal grupları, buğday, yağ fiyatları başta olmak üzere hammadde fiyatları ani yükselişe geçti. Bazı emtialarda kritik stok miktarlarından bahsedilir hale gelindi.

Risk ve istihbarat yöneticiliğinin tanımı dönüştü

Satınalma ve tedarik zinciri yöneticilerimiz için her zaman vurguladığımız risk ve istihbarat yöneticiliği özellikleri bu savaş sonrası yeni anlam kazandı diyebilirim. Sadece bu departmanlarla sınırlı kalamayan özellikler artık şirketin her bir birimine nüfuz etmek zorunda.

Pandemi ve uzaktan çalışma şekilleri yönetim ve iş yapma alışkanlıklarını alt üst etmişti. Şimdi bu savaş ile birlikte başka bir faza girildi. Ekonomide, sosyal yaşamda ve iş hayatında normalleşme beklerken süreç fırtına şeklinde ilerliyor. Şirket yönetiminde departman yapılarının gözden geçirildiği döneme girdik. Şirketlerde dönüştürücü etkilere ve yeni organizasyon yapılarına hep birlikte merhaba diyelim.

Kurumunuzun yetkinliklerini yükseltin

Şirket olarak tüm dergi arşivine (111 sayı), araştırma raporlarına ve bir yıl boyunca 12 sayıya erişim sağlayın. Dijital dergi aboneliği için https://satinalmadergisi.com/dijital-islem-merkezi/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (E-Kitap)

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (147 sayfa) başlıklı eserimizi https://buyernetwork.net/muzakere linkinden indirebilirsiniz.

Mart sayımıza katkı veren tüm yazarlarımıza teşekkür ederim.

Dergi içeriği ve ticaret iş birliği ile ilgili önerilerinizi editor@satinalmadergisi.com a yazmaktan çekinmeyin. Keyifli okumalar,

Prof. Dr. Murat Erdal
Editör
editor@satinalmadergisi.com

Satınalma Dergisi Mart 2022 Sayısını https://learning.buyernetwork.net üzerinden okuyabilirsiniz.

 

 

 

Hindistan’ın Rusya ile olan bağları onu ABD yaptırımlarının bir sonraki hedefi haline getirebilir

Hindistan’ın Rusya ile ABD arasındaki üçgende ipler giderek daralıyor.

ABD, Amerika’nın Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Yasası (CAATSA) kapsamında Hindistan’a Rusya ile yaptığı savunma anlaşmaları nedeniyle yaptırım uygulamayı düşünüyor olabilir. Bu, Hindistan’ın; Rusya’nın Ukrayna’ya karşı “saldırganlığını” eleştirmek için çeşitli Birleşmiş Milletler forumlarında yaptığı çoklu çekimserliklerin bir sonucudur.

Hindistan’ın Rusya’dan S-400 Triumf füze savunma sistemini satın almak için yaptığı 5,3 milyar dolarlık anlaşma artık bu konunun konusu. Anlaşma 2018’de imzalanırken, Hindistan’a teslimatlar 2021’in sonlarında başladı. O zamandan beri ABD, Hindistan’a yaptırım uygulanmasını ülkeyle olan stratejik ortaklıkları nedeniyle ertelemiş durumda.

Ancak bu durum değişebilir.

ABD Hindistan’a yaptırım uygulayacak mı?

ABD başkanı Joe Biden büyük olasılıkla CAATSA’yı tam olarak takip edip etmeme veya Hindistan gibi ülkeler için muafiyetlere izin verme konusunda bir çağrıda bulunacaktır. Bu yasaya göre, ABD’nin İran, Rusya veya Kore ile ilişkisi olan herhangi bir ülkeye yaptırım uygulaması gerekiyor.

 

Shell, Rus petrolünü boykot etme konusunda şimdiden geri adım attı

Rusya’nın 24 Şubat’ta Ukrayna’yı işgalinin başlamasından bu yana, Batılı alıcılar şiddete tepki olarak gönüllü bir ambargoya bağlılar ve yaptırımlar petrol endüstrisini vurmaya başladı.

1 Mart Salı günü Shell, Rus Gazprom ve Salym Petroleum firmalarıyla ilişkilerini kesmesi ve Nord Stream 2 doğal gaz boru hattındaki rolünü sona erdirmesi nedeniyle övgüyle karşılandı. Shell CEO’su Ben van Beurden o dönemde yaptığı açıklamada, “Ukrayna’da Avrupa güvenliğini tehdit eden anlamsız bir askeri saldırganlık eyleminden kaynaklanan can kayıpları karşısında şok olduk.” dedi. “Çıkış kararımız, inançla aldığımız bir karardır.”

Bu durum bir haftadan az sürdü. Wall Street Journal’da yer alan bir habere göre, 4 Mart Cuma gününe kadar, petrol fiyatları için uluslararası ölçüt olan Rusya’nın Urals ham petrolü ile Brent ham petrolü arasında fiyat genişlerken, Shell varil başına 28,50 dolarlık rekor bir indirimle 100.000 metrik ton satın aldı.

Twitter’da Shell, pazarın durumuna atıfta bulunarak ve ham petrol tedariği için birkaç alternatif göstererek Rus petrolü satın almaya devam edeceğini doğruladı.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmytro Kuleba hayal kırıklığını dile getirdi.

Bloomberg’e göre Shell’in Rus ham petrolünün satın alınması -şirketlerin ilişkileri kesmeye başlamasından bu yana ilk kez- piyasanın geri kalanına Rus petrolünün rekor bir indirimle satın alınmasının her türlü ahlaki yüz ifadesine değdiğinin sinyalini verebilir.

Petrol ambargosu geliyor olabilir

Şu ana kadar petrol ve doğal gaz, hükümetin Rusya’ya yönelik yaptırımlarına dahil edilemedi. Ancak Pazar günü, ABD dışişleri bakanı Anthony Blinken, ABD’nin Avrupalı müttefiklerle “çok aktif tartışmalar” içinde olduğunu söyleyerek Rusya’ya tam bir petrol ambargosu olasılığını gündeme getirdi. Ambargo arzı daha da sıkılaştıracak, yüksek küresel petrol fiyatlarını daha da yukarı itecek ve Rusya’nın zaten hırpalanmış iç ekonomisine ağır bir darbe vuracak. İşgalden önceki yıllarda, petrol ve doğal gaz gelirleri Rusya’nın savaş kasalarını doldurmaya katkıda bulundu.

CNBC’nin haberine göre, ABD’de perakende gaz fiyatları şimdiden fırladı ve ulusal ortalamalar Pazar günü galon başına 4 dolara ulaşarak 2008’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı..