EİB, 2018 yılında Türkiye ihracat artış rekortmeni

Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) 2018 yılında Türkiye’nin ihracat artış rekortmeni oldu. Ege İhracatçı Birlikleri, 2018 yılının Ocak – Mayıs döneminde yüzde 23’lük artışla 5 milyar 564 milyon 529 bin dolarlık ihracata imza attı.

EİB yüzde 23’lük ihracat artış hızıyla, Türkiye genelinde faaliyet gösteren 13 ihracatçı birliği arasında birinci sırada yer aldı. İhracatını Türkiye ortalamasının 9 puan üzerinde arttıran EİB’den sonra ihracatını en fazla arttıran yüzde 19 ile Uludağ İhracatçı Birlikleri oldu.

2018 yılında her ay yeni bir rekor kıran Egeli ihracatçılar, Mayıs ayında 1 milyar 140 milyon 854 bin dolarlık dışsatıma imza attı. EİB üyeleri, 2017 yılı Mayıs ayındaki 949 milyon 686 bin dolarlık ihracat rakamını yüzde 20 geliştirmeyi başardılar.


Satınalma Dergisi tüm içeriği ile Satınalma Cep’te !
Satınalma Cep
Akıllı Satınalma Asistanını aşağıdaki butonlar yardımıyla ücretsiz indirebilirsiniz. Tüm sektörlerden en yeni gelişmeler, mesleki yayınlar, kolay teklif toplama, fırsat ve kampanyalar, tedarikçi arama, e-öğrenme, dergi ve haber içerikleri, satınalma check-up ve hediyeler uygulama içerisinde sunulmaktadır.


Mayıs ayında Egeli ihracatçılar, 657 milyon 173 bin dolarlık sanayi ürünleri ihraç ederken, tarım ürünleri ihracatı 399 milyon 396 bin dolar oldu. Madencilik sektörü ise; 84 milyon 285 bin dolarlık dövizi Türkiye’ye kazandırdı.

Son bir yılda EİB’nin ihracatı 1.9 milyar dolar arttı

EİB’nin ihracatı 2018 yılının Ocak – Mayıs döneminde yüzde 23’lük artışla 4 milyar 535 milyon dolardan, 5 milyar 564 milyon dolara çıkarken, son 1 yıllık ihracat ise; yüzde 17’lik sıçramayla 10 milyar 981 milyon dolardan 12 milyar 865 milyon dolara tırmandı.

Ege İhracatçı Birlikleri çatısı altındaki 12 ihracatçı birliğinin tamamı 2018 yılının Ocak – Mayıs döneminde ihracatını arttırmayı başarırken, Mayıs ayında 3 birliğin ihracat rakamı, 2017 Mayıs ayı ihracatının gerisinde kaldı.

Demir-çelik ihracatı rekordan rekora koşuyor

2018 yılına parlak bir giriş yapan Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği, Mayıs ayında başarılarına yeni bir halka ekledi. Birliğin Mayıs ayı ihracatı yüzde 128’lik rekor artışla 139 milyon 108 bin dolara yükseldi.

Hazırgiyim ihracatı yüzde 15, Su ürünleri ihracatı yüzde 19 arttı

Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği 2018 yılı Mayıs ayında yüzde 15’lik ihracat artışıyla 105 milyon 134 bin dolarlık ihracat rakamına ulaştı. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği 85 milyon 308 bin dolarlık ihracat rakamıyla zirvenin üçüncü basamağında yer buldu.

Yaş meyve sebze ihracatı yüzde 42 yükseldi

Mayıs ayında Ege Maden İhracatçıları Birliği 84 milyon 285 bin dolarlık maden ihracatı yaparken, Ege Tütün İhracatçıları Birliği 72 milyon 634 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği ise; yüzde 42’lik ihracat artış hızıyla 70 milyon 485 bin dolarlık ihracatı hanesine yazdırdı.

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin Mayıs ayındaki ihracatı yüzde 22’lik artışla 63 milyon 523 bin dolar olurken, Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği 51 milyon 924 bin dolarlık ihracata imza attı.

Mart ve Nisan aylarında Hindistan’a haşhaş tohumu ihracatıyla ihracat rekorları kıran Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Mayıs ayında yüzde 30’luk ihracat artışıyla 35 milyon 48 bin dolarlık ihracat rakamına erişti.

Tekstil ihracatı yüzde 9, Deri ihracatı yüzde 19 arttı

Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Mayıs ayında yüzde 9’luk ihracat artışıyla 24 milyon 812 bin dolar ihracat rakamına çıkarken, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği 17 milyon 934 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin ihracat rakamı ise yüzde 19’luk artışla 11 milyon 824 bin dolara yükseldi.

Eskinazi: İhracat artış rekortmeni olmak gurur verici

Ege İhracatçı Birlikleri’nin 2018 yılının ilk beş aylık döneminde başarılı bir dönemi geride bıraktığını belirten Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Türkiye genelinde ihracat artış rekortmeni olmanın gurur verici olduğunu kaydetti.

EİB’nin ihracat artış hızının 2018 yılı sonu için belirledikleri 13 milyar dolar ihracat hedefine 2018 yılının ilk yarısında ulaşacaklarını ortaya olduğuna işaret eden Eskinazi, “2018 yılının ikinci yarısında sağlayacağımız ihracat artışıyla 13 milyar dolarlık hedefimizi 14 milyar dolar bandına taşıyabileceğimize inanıyoruz” diye konuştu.

Türkiye otomotiv sektöründeki en büyük sanayi kuruluşu bir kez daha Ford Otosan oldu!

Türk otomotiv sanayinin öncü şirketi Ford Otosan, İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) yarım asrı deviren ve sanayi sektörünün en değerli verilerini oluşturan “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” araştırmasına göre 2017 yılında üretimden satışlarda 22,7 milyar liralık geliriyle Türkiye otomotiv sektörünün en büyük sanayi kuruluşu oldu.

Son 7 yıldır üst üste otomotiv sektörünün, 3 yıldır da Türkiye’nin ihracat şampiyonu olmayı sürdüren Ford Otosan, İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2017” araştırmasının sonuçlarına göre 22,7 milyar liralık üretimden satışları ile otomotiv sektöründe “Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşu” unvanını almaya hak kazandı.

Üretim, ihracat, toplam satış adetleri ve gelirlerinde tarihin en yüksek seviyesine ulaştı


Satınalma Dergisi tüm içeriği ile Satınalma Cep’te !
Satınalma Cep
Akıllı Satınalma Asistanını aşağıdaki butonlar yardımıyla ücretsiz indirebilirsiniz. Tüm sektörlerden en yeni gelişmeler, mesleki yayınlar, kolay teklif toplama, fırsat ve kampanyalar, tedarikçi arama, e-öğrenme, dergi ve haber içerikleri, satınalma check-up ve hediyeler uygulama içerisinde sunulmaktadır.


Türkiye’de geçen yıl 116 bin 247 adet satışla yüzde 11,9 pazar payı elde eden ve ticari araç pazarındaki geleneksel liderliğini yüzde 30,3’e yükselen pazar payıyla sürdüren Ford Otosan’ın 2017 yılında toplam satış gelirleri bir önceki yıla göre yüzde 39’luk artışla 25 milyar 341 milyon TL’ye yükseldi. Ford Otosan ayrıca, üretim, ihracat, toplam satış adetleri ile satış gelirleri, faaliyet karı, VAFÖK, vergi öncesi kâr ve net kâr kalemlerinde de tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Ford Otosan’ın üretimi 2017’de, yüzde 12 artışla 373 bin 7 adede yükseldi ve kapasite kullanım oranı yüzde 88’e ulaştı.

Yenigün: “Türkiye otomotiv sanayinin itici gücüyüz.”

Otomotiv ve taşımacılık teknolojilerinin geleceğinde söz sahibi olmak için yüksek Ar-Ge ve mühendislik gücüyle çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Türkiye otomotiv sektörünün ihracat ve istihdam lideri olarak, geçtiğimiz yıl gerek üretim gerekse de satış ve ihracat alanında önemli rekorlar kırdık. Son 7 yıldır üst üste Türkiye otomotiv sektörünün, 3 yıldır da ülkemizin ihracat şampiyonu olmayı sürdürüyoruz. Geçen yıl 52 Milyon Dolarlık kapasite yatırımı açıklamıştık. 2018 Eylül itibariyle de toplam üretim kapasitemizi 455 bin adede çıkarmış olacağız. Geçtiğimiz yıl hem kapasitemizi artırdık, ama en önemlisi de fabrikalarımızda kapasite kullanımını 8 puan artırdık. Kapasite kullanım oranımız tüm fabrikalarımızın/hatlarımızın toplamında %80’den %88’e yükseldi. “Ford Otosan olarak sektörde üretim hatlarının sayısı konusunda da lideriz; 4 üretim hattımızdan biri olan Eskişehir İnönü Fabrikamızda Ford Trucks ve Ecotorq motorlarının üretimi, Kocaeli Yeniköy Fabrikamızda Courier, Kocaeli Gölcük Fabrikamızdaki üretim hatlarımızda Transit ve Custom üretimini gerçekleştiriyoruz. Türkiye’nin sanayi gelişiminin en büyük destekçilerinden biri olmaktan dolayı gururluyuz.”

Singapur birinci, Türkiye 48. sırada

Dünya Ekonomi Forumu tarafından yayımlanan Global Bilişim Teknoloji Raporu,ülkelerin gelişen bilişim teknolojilerine sağladıkları uyumu ölçüyor. 139 ülkenin dahil olduğu listenin birincisi Singapur. Türkiye ise 48. sırada yer alıyor.

2.6.2018

World Economic Forum’un yayımladığı The Global Information Techonology Report’da yer alan Network Readinees Index verileri, ülkelerin bilişim teknolojilerine ne kadar entegre olduklarını gösteriyor. Bilişim teknolojilerinin sağladığı olanakları kullanmaya ne kadar eğilimli olunduğunun da değerlendirildiği araştırmada ülkelere 1 ile 7 aralığında puan veriliyor. Ülkeler; teknolojik gelişime uygunluk, yeni eğilimlere hazır olma, teknolojiyi kullanma ve teknolojinin sosyo-ekonomik etkileri olmak üzere dört ana kategoride sıralanıyor.


Satınalma Dergisi tüm içeriği ile Satınalma Cep’te !
Satınalma Cep
Akıllı Satınalma Asistanını aşağıdaki butonlar yardımıyla ücretsiz indirebilirsiniz. Tüm sektörlerden en yeni gelişmeler, mesleki yayınlar, kolay teklif toplama, fırsat ve kampanyalar, tedarikçi arama, e-öğrenme, dergi ve haber içerikleri, satınalma check-up ve hediyeler uygulama içerisinde sunulmaktadır.


İlk sırada Singapur var

Dijital devrimin yenilikçiliğin doğasını değiştirdiğine vurgu yapılan raporda Singapur, 6 puanla ilk sırada yer alıyor. Finlandiya’nın ikinci, İsveç’in üçüncü sırada olduğu listenin sonuncusu Çad. Türkiye ise 4,4 puanla 48. sırada. Network Readinees Index sonuçlarına değinen E-GÜVEN Genel Müdürü Can Orhun, “Mevcut durum maalesef Türkiye’yi ileri taşımak için yeterli değil. Ülke olarak daha üst sıralarda yer almamız gerekiyor. Bilişim teknolojilerini iş süreçlerimize entegre etmek, katma değer oluşturmak, yenilikçiliğe açık olmak ve üretmek zorundayız.” dedi.

Üst sıralar için üretmek şart

Kâr amacı gütmeden düzenlenen E-Dönüşüm Sertifika Programı’nda konuşan Orhun, programla bilişim konusundaki farkındalık düzeyini artırmayı hedeflediklerini belirtti: “2015’ten bu yana farklı üniversitelerde gerçekleştirdiğimiz bu programla ülkemizin nitelikli insan gücüne katkı sağlıyoruz. Konuları ve eğitmenlerimizi titizlikle seçiyor, her yıl küresel eğilimleri de içeren konuları kapsayacak şekilde programımızı güncelliyoruz. Blockchain, dijital dönüşüm çağının iş ve sosyal hayatımız üzerindeki etkileri ile dijital reklamcılık konularını bu yaklaşım kapsamında programa ekledik. E-Dönüşüm Sertifika Programı’nın diğer ülkelerle aramızdaki farkı kapatmak için faydalı bir platform olduğunu düşünüyoruz.”

Tekstilde mühendis sıkıntısı burs ve iş garantisi ile çözülecek

Tekstil sektöründe baş gösteren mühendis sıkıntısı ihracatçı birliklerini harekete geçirdi. Sorunun çözümü için üniversitelerin ilgili bölüm başkanları ile bir araya gelen ihracatçılar, ilk 3 tercih içinde tekstil mühendisliği bölümünü yazan gençlere 4 yıl boyunca burs ve iş garantisi vermeyi gündemine aldı.

Tekstil sektöründe yaşanan eleman sıkıntısı için ihracatçı birlikleri kolları sıvadı. Son yıllarda tekstil mühendisi bulma konusunda zorluklar yaşanması üzerine sorunun çözümü için İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçılar Birliği (İTHİB) koordinatörlüğünde “Türkiye Tekstil Sektörü Eğitim Komitesi Çalıştayı” düzenledi. İTHİB Başkanı Ahmet Öksüz’ün ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleştirilen çalıştaya, Akdeniz Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı Fatih Doğan, Ege İhracatçı Birlikleri Yönetim Kurulu Üyesi Vecih Fakıoğlu, Güneydoğu Anadolu Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Anlaş ile Marmara Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Uludağ Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, Uşak Üniversitesi, Namık Kemal Üniversitesi, Süleyman Demirel Üniversitesi ve Pamukkale Üniversitesi’nin tekstil mühendisliği fakültelerinin bölüm başkanları katıldı.


Satınalma Dergisi tüm içeriği ile Satınalma Cep’te !
Satınalma Cep
Akıllı Satınalma Asistanını aşağıdaki butonlar yardımıyla ücretsiz indirebilirsiniz. Tüm sektörlerden en yeni gelişmeler, mesleki yayınlar, kolay teklif toplama, fırsat ve kampanyalar, tedarikçi arama, e-öğrenme, dergi ve haber içerikleri, satınalma check-up ve hediyeler uygulama içerisinde sunulmaktadır.


TÜRKİYE’NİN PARLAYAN YILDIZIYIZ
İTHİB Başkanı Öksüz, tekstil sektörünün Türkiye’nin parlayan yıldızı olduğunu söyledi. Türkiye’nin ortalama ihracat kilogram fiyatının 1.4 dolar olduğunu, tekstil sektöründe bu rakamın 5 dolar olarak gerçekleştiğini vurgulayan Öksüz, “Doğumdan ölüme kadar hayatın tüm alanında kullanılan tekstil sektörü her geçen yıl büyüyor. Sektörün geleceğine katkı vermek amacıyla bir çalıştay düzenledik. İki ana amacımız var. Birincisi kaliteli öğrencilerin tekstil mühendisliğini tercih etmesini sağlamak, ikincisi de tekstilin algısını güçlendirmek. Sektör temsilcileri olarak üniversitelerin ilgili bölümlerinde görevli hocalarımızda bir araya gelerek sorunların çözümü konusunda fikir alışverişinde bulunduk” dedi.
Gençlerin üniversite tercihlerinde tekstil mühendisliğini bölümünü yazmaları için bir dizi öneriyi masaya yatırdıklarını kaydeden Öksüz şunları söyledi:
“Üniversite sınav sonuçları sıralamasında ilk 100 binin içerisinde olan ve üniversite tercihlerinde ilk 3 tercihi arasında tekstil mühendisliğini seçen öğrencilere başarı sıralamaları ile orantılı olarak 4 yıl boyunca burs vermeyi planlıyoruz. Bu gençlere iş garantisi de sunacağız. Sağlayacağımız fonla ayrıca üniversitelerin tekstille ilgili bölümlerdeki yetkinliğin arttırılması için de çalışmalar yapacağız.”
Son yıllarda toplumda tekstil sektörüne yönelik yanlış algıların oluştuğuna da dikkat çeken Öksüz, bu algıyı kırmak için önümüzdeki dönem bir dizi projeyi hayata geçireceklerini sözlerine ekledi.

Ali Koç mu Aziz Yıldırım mı? Sosyal Medya Taraftarı Kimi İstiyor?

Adba International, The Brand Age Dergisi için Fenerbahçe’nin başkanlık seçimleri öncesinde sosyal medya taraftarının nabzını ölçtü.

Türkiye’nin gündeminde siyasiler seçimler bulunurken, milyonlarca Fenerbahçe taraftarının merakla sonucunu beklediği bir seçim daha var. Bir yanda Aziz Yıldırım, diğer tarafta Ali Koç… Türk futbol tarihinin de en büyük seçimlerinden gösterilen Fenerbahçe’nin başkanlık seçimleri için sarı-lacivertlilerin kongre üyeleri yarın sandığa gidecek. Ali Koç’un 22 Eylül 2017 tarihinde adaylığını açıklamasının hemen ardından başlayan seçimin nabzı ve adaylar hakkındaki konuşmalar sosyal medyaya yansıdı.

Sosyal CRM ve sosyal veri analizi şirketi Adba International, The Brand Age Dergisi için 1 Nisan 2018-27 Mayıs 2018 tarihleri arasındaki dönemi baz alarak hazırladığı raporda Fenerbahçe’nin başkanlık seçimleri öncesinde adayların sosyal medya performansını değerlendirdi.


Ali Koç Aziz Yıldırım’ın iki katı konuşuluyor!

 

Taraftarların sosyal medya platformlarındaki konuşmaları, internette yer alan haberler, forum yazıları, Ekşisözlük gibi içerik platformlarının tamamı analiz edildiğinde Ali Koç’un bahsedilme sayısının 235.034, Aziz Yıldırım’ın 137.057 olduğu görülüyor. İkilinin birlikte bahsedildiği içeriklerin sayısı ise 85.509 olarak ortaya çıkıyor. Birlikte bahsedildikleri içerikler de göz önünde bulundurulduğunda Ali Koç’un toplam konuşulma sayısı 320.543’e ulaşıyor. Aziz Yıldırım ise 222.526 defa konuşulma ile Koç’u takip ediyor.


Ali Koç:
235.034

Aziz Yıldırım: 137.057

Ali Koç ve Aziz Yıldırım: 85.509

Ali Koç tüm platformlarda lider

 

İki başkan adayının da mecra bazında konuşulma oranı incelendiğinde, taraftarların adaylar hakkında en çok Twitter’da konuşulduğu görülüyor. Ali Koç Twitter’da toplam 205.887 defa konuşulurken, Aziz Yıldırım’ın ulaştığı sayı 163.931.

Ali Koç haber türündeki içeriklerde de öne çıkarak, Aziz Yıldırım’ın iki katını aşkın oranda konuşulmaya sahip. Ali Koç hakkında toplam 72.563 haber içeriği bulunurken, Aziz Yıldırım 34.923 haber içeriğinde yer alıyor.

Seçim heyecanı taraftarların gündeminde

 

Ali Koç 22 Eylül 2017 tarihinde adaylığını açıkladı ancak seçim tarihi yaklaştıkça adaylar sosyal medya kullanıcıları tarafından daha çok konuşulmaya başladı. Nisan ayında Ali Koç günde ortalama 3.654 defa sosyal medyada yer alırken, Aziz Yıldırım ise 3.128 defa konuşuldu.

Mayıs ayına girdiğimizde taraftarlar Ali Koç’tan bahsettikleri içeriklerin sayısını iki katına çıkararak günlük ortalama 7.540 defa Koç’tan bahsetti. Aziz Yıldırım hakkında ise mayıs ayında günlük ortalama 4.591 paylaşım yapıldı. Seçim günü yaklaştıkça, adayların ekranlarda daha sık yer alması ve seçim çalışmalarını hızlandırması, adayları sosyal medya taraftarının da gündeminde tuttu.

Mağlubiyet faturası Aziz Yıldırım’a kesildi

Taraftarlar Ali Koç’tan en çok CNN Türk’te ‘’Hakan Çelik ile Hafta Sonu’’ programına konuk olarak katıldığı 27 Mayıs tarihinde bahsediyor. Sosyal medya kullanıcıları Aziz Yıldırım hakkında ise en çok 19 Mayıs tarihinde Süper Lig şampiyonluğunun sarı-lacivertliler için kaybedildiği gün konuşuyor.

10 taraftardan 6’sı Yıldırım’ı sevmiyor

Taraftarların iki aday hakkında Twitter’daki konuşulma oranları incelendiğinde Aziz Yıldırım ile ilgili konuşmaların %63’ü negatifken, yalnızca %14.7’sinin pozitif olması dikkat çekiyor. Ali Koç hakkında taraftarların %51.2’lik çoğunluğu pozitif bahsederken, sadece %11.2’si negatif içerikli kunuşuyor. Özellikle 2017-2018 İlhan Cavcav sezonunda şampiyonluğu ezeli rakibi Galatasaray’a, Türkiye Kupası’nı ise Akhisar’a kaptırıldıktan sonra Aziz Yıldırım hakkında eleştiri içeriklerinin arttığı görülüyor.

Taraftar ‘’yeter!’’ diyor

Taraftarların Aziz Yıldırım hakkında konuştuğu içerikler analiz edildiğinde yeter, git, istifa, tamam kelimelerinin öne çıktığı görülüyor.

Ali Koç’tan bahsedilen içerikler analiz edildiğinde ise geliyor, destek, güneş doğacak kelimeleri ön plana çıkıyor.


Satınalma Dergisi tüm içeriği ile Satınalma Cep’te !
Satınalma Cep
Akıllı Satınalma Asistanını aşağıdaki butonlar yardımıyla ücretsiz indirebilirsiniz. Tüm sektörlerden en yeni gelişmeler, mesleki yayınlar, kolay teklif toplama, fırsat ve kampanyalar, tedarikçi arama, e-öğrenme, dergi ve haber içerikleri, satınalma check-up ve hediyeler uygulama içerisinde sunulmaktadır.


Adayların hakkında konuşulan içeriklerde en çok kullanılan kelimeler şu şekilde:


Ali Koç:
Fenerbahçe, geliyor, destek, güneş doğacak, adam, başkan, başkanım, şampiyonluk, başkanımız


Aziz Yıldırım:
Fenerbahçe, yeter, git, istifa, kongre, başkan, temmuz kumpas, şekip, küfür,


En çok etkileşime sahip içerikler Ali Koç hakkında

Taraftarların adaylar hakkında konuştuğu çok etkileşim alan tweet’lere bakıldığında en çok etkileşime sahip içeriklerin Ali Koç hakkındaki içerikler olduğu görülüyor. Aynı zamanda Ali Koç’u destekleyen kullanıcılar #AliKoçGeliyor hashtag’ini kullanırken, Aziz Yıldırım’ın tekrar başkan olmasını isteyen kullanıcılar ise desteklerini #RuhumuzBir hashtag’i ile belirtiyor.


En çok etkileşim alan tweetler şu şekilde:

‘’@AbdulkerimDrmz_: 3 Temmuz sürecinde Fenerbahçe’ye alçakça saldıran gazetecilerle söyleşi yapan Aziz Yıldırım. Bu Fenerbahçe düşmanlarını karşısında görmek istemeyen adeta hokkabaz yapan Ali Koç. Hala kime oy vereceğim diye düşünen kongre üyesi, Fenerbahçe düşmanıdır.’’

‘’@salcareyiz: Alex’in ahı var, Nisan’da şampiyon yapan Ersun Yanal’ın ahı var, mektupla yollanan Emre’nin ahı var, forması orijinal değil diye azarladığın çocuğun ahı var. Aziz Yıldırım senin yüzünden Fenerbahçe’nin üstünde AH var sen gideceksin güzel günler öyle gelecek.’’

‘’@MagnificientFB: Ali Koç’un tarihe geçecek efsane konuşması; bıçak kemiğe dayandı, şimdi artık sahne bizim!’’

‘’@fatihportakal: Renklerine gönül veren sade bir Fenerbahçeli olarak değişime inananlardanım Başkan #AzizYıldırım başarısız olduğu için değil, uzun yıllardır aynı koltukta olduğu için değişime inananlardanım. Değişim her zaman yeni hayaller, yeni heyecanlar demektir. Umarım #AliKoç kazanır.’’


Ali Koç hakkındaki olumlu iletiler

‘’@erdiayar17: Aziz Yıldırım hayatında ilk defa gerçek bir seçime girecek. İnşallah ve hayırlısıyla her türlü engele rağmen Ali Koç başkan olacak… #AliKoçGeliyor’’

‘’@gbayar9: Fenerbahçe bizimdir bizim kalacak, Ali Koç başkan olacak. Kombineler yok satacak.’’


Aziz Yıldırım hakkındaki olumlu iletiler

‘’@CirkinKraL31907: Ali Koç gelecek güneş doğacakmış… Sağlık sorunlarına rağmen bir senesini hapiste geçirip davasını satmayan asla geri atmayan büyük başkanımız ile bizim @RuhumuzBir’’

‘’@sldrganfenerli: Biz Aziz Yıldırım’ın etrafında kenetlendik! @RuhumuzBir’’


Taraftar Aykut Kocaman’ın gitmesini istiyor

Ali Koç’un CNN Türk’te katıldığı programda ‘’Aykut Hoca, bir hocadan fazlası. Aykut Kocaman ile devam etmek isterdim. İstikrardan yanayım. Ancak taraftarın beklentisi var. Bunu da göz ardı etmemek lazım.’’ sözlerinden sonra Kocaman’ın durumunun ne olacağı tekrar gündeme geldi. Sosyal medyada yer alan 32.723 paylaşım arasından taraftarların %47’si Aykut Kocaman ile yolların ayrılmasını isterken, yalnızca %24’ü Aykut Kocaman ile yola devam dedi.

Taraftar yaşanılan mağlubiyetlerden sadece Aziz Yıldırım’ı değil, takımın teknik direktörü Aykut Kocaman’ı da sorumlu tutuyor.

Aykut Kocaman hakkında konuşulan içeriklerde en çok kullanılan kelimeler şu şekilde: devam, hayırlısı, açıklarmısın utandırma, istifasını, isterdim, ali koç


Aykut Kocaman hakkındaki negatif içerikler

‘’@CaglayanOzturk: Aykut Kocaman yarım kalan işim var diye geldin, yarım kalan işin Galatasaray’ı şampiyon yapmaktı herhalde başarıyla da yaptın bravo. Aziz Yıldırım’la birlikte gidip şampiyonluk kutlamalarına da katılın Florya’da yarım kalmasın.’’

‘’@Suleymanipek43: ‘’GAME OVER’’ Aziz Yıldırım & Aykut Kocaman… yeter çare’’

‘’@fbruhuorg: Ali Koç’lu güzel günlerimizde; başta Aykut olmak üzere mevcut oyuncu kadrosundan birçok ruhsuz, vasat ve FB formasının değerini bilmeyen oyuncularla yollar ayrılacaktır. Buna inancımız tam.’’

‘’@AskerVatan1: İSTİFA AZİZ YILDIRIM İSTİFA AYKUT KOCAMAN’’


Aykut Kocaman hakkındaki pozitif içerikler

‘’@FB_ASKIM: İster Aziz Yıldırım ister Ali Koç, Aykut Kocaman’la devam edecek yönetim istiyorum.’’

‘’@trakyali3941: Başkan Aziz Yıldırım olsa da Ali Koç olsa da yapacakları en doğru icraat Aykut Kocaman ile devam kararı almak olacaktır.’’

Yazılım ihracatı ve patent sayısında dünyayı yakalamalıyız

Yerli yazılım ekosistemi Microsoft’la güçleniyor. Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu, yerel yazılım girişimlerini destekleyerek Türkiye’nin hem dijital hem de ekonomik geleceğine yatırım yaptıklarını ve “Milyar dolarlık Türk yazılım şirketi” yaratmayı hedeflediklerini söyledi.

Türkiye’nin yerli yazılım ekosistemine 25 yıldır destek veren ve bugüne kadar 2000’in üzerinde yerel girişimi yenilikçi teknolojisi, global deneyimi ve bilgi birikimiyle destekleyen Microsoft Türkiye, yerli yazılım şirketlerinin arkasındaki güç olmaya devam ediyor. Türkiye’den çıkan ve uluslararası pazarlarda milyonlarca dolarlık değer yaratan başarılı girişimcileri bir basın toplantısı eşliğinde tanıtan Microsoft Türkiye, yerli yazılım pazarına yönelik hedeflerini ve büyüme stratejisini gazetecilerle paylaştı. Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu, Microsoft Türkiye İş Ortakları, Kanal ve KOBİ Segmentinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Tarık Tüzünsü ve Microsoft Türkiye CTO’su Onur Koç’un konuşmacı olarak yer aldığı toplantıda, Microsoft Türkiye’nin destekleriyle Türkiye’de ve yurtdışında büyük başarılar yakalayan Start-Up şirketlerinden Bunsar, Poilabs, Sestek ve Broadage, geliştirdikleri yazılımları tanıttı.


Satınalma Dergisi tüm içeriği ile Satınalma Cep’te !
Satınalma Cep
Akıllı Satınalma Asistanını aşağıdaki butonlar yardımıyla ücretsiz indirebilirsiniz. Tüm sektörlerden en yeni gelişmeler, mesleki yayınlar, kolay teklif toplama, fırsat ve kampanyalar, tedarikçi arama, e-öğrenme, dergi ve haber içerikleri, satınalma check-up ve hediyeler uygulama içerisinde sunulmaktadır.


Yerli yazılım girişimlerini desteklerken Türkiye’nin hem dijital hem de ekonomik geleceğine yatırım yaptıklarını belirten Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu, yaptığı açılış konuşmasında, “Microsoft Türkiye olarak 25’inci yılımızı kutluyoruz. 1993 yılından bu yana Türkiye’de birçok teknolojik ilki ve dönüşümü birlikte yaşadık. Milyonlarca son kullanıcının hayatına dokunduk. 12 bin iş ortağımızla, 1.000’in üzerinde kurumsal şirketi ve 700 bini aşkın KOBİ’yi en yenilikçi ve güvenilir teknolojilerle buluşturduk. 400 bin bilişim uzmanı eğittik. İş ortaklarımızla Türkiye’de 100 bin kişiye istihdam sağlıyoruz. Şu an 2000’in üzerinde de yerel girişimi destekliyoruz. Çözümlerimizle ülkemizde filizlenen yerel girişimleri küresel pazarlara taşımayı hedefliyoruz. Bizim hedefimiz burada milyar dolarlık Türk yazlım şirketi yaratmak!” dedi.

Microsoft Türkiye’deki KOBİ’lerin dijital dönüşümüne güç katıyor

Türkiye’yi bilişimde yalnızca tüketen değil üreten bir ülkeye dönüştürmenin tek yolunun bilişim ihracatını artırmak olduğunu hatırlatan Microsoft İş Ortakları, Kanal ve KOBİ Segmentinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Tarık Tüzünsü ise sözlerine şöyle devam etti: “Teknolojide yazılıma ve yazılımı ihraç etmeye önem vermek, ürettiğimiz tüm sanayi ürünlerini daha akıllı ürünlere dönüştürmek geleceğimiz için çok kritik. Microsoft Türkiye’de yerli yazılımın ülkemizde gelişmesi kadar ekonomimizin bel kemiği olan KOBİ’lerimizin de en yeni teknolojilerle tanışması, dijital dönüşüm yolculuklarında en rekabetçi teknolojik çözümlerle buluşup dış pazarlarda öne çıkması için çalışıyoruz. Dijital dönüşüm anlayışıyla KOBİ’leri güçlendirmek zorundayız çünkü biz, firma portföyümüz açısından bir KOBİ ülkesiyiz. KOBİ’lerde bilgiye dayalı üretim yapısının teşvik edilmesi ve Ar-Ge alanında yenilikçi ürün ile hizmet modellerine sahip girişimlerin desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz; inovatif Türk şirketlerini dünyaya açma hedefiyle çalışıyoruz. Bu doğrultuda, KOBİ’lerin dijitalleşmesini hızlandırmak için, başta akıllı bulut çözümlerimiz olmak üzere, satış ve pazarlama faaliyetlerimizle de KOBİ’lerin dijital dönüşümüne güç katmayı hedefliyoruz.”

“Yazılım ihracatı ve patent sayısında dünyayı yakalamalıyız”

Microsoft için yerli yazılımın dünyada zaten var olan teknolojilerin sadece Türkiye’de pazarlanabilecek kötü kopyalarını yaratmak anlamına gelmediğinin altını çizen Microsoft Türkiye CTO’su Onur Koç da gerçek faydalar sağlayan yerli yazılımların tüm dünyada geçerli olacak, tüm dünyaya satılabilecek inovatif çözümler üreten şirketler tarafından üretildiğini ve bunların dünya pazarlarına açılabilecek güce kavuşabildiğini belirtti. Koç sözlerine şöyle devam etti: “Yerli yazılımdaki gücümüzü örneğin Güney Kore ile kıyaslarsak, Güney Kore’nin bizden 17 kat daha fazla yazılım ihraç ettiğini görüyoruz. Patent sayısına baktığımızda ise 2016 yılında Türkiye’de 8.374, Güney Kore de ise 233.786 paten başvurusu yapılmış, ABD’de ise bu rakam 521.802. Diğer bir deyişle, önümüzde bu konuda atılacak çok adım var. Microsoft Türkiye olarak, yerli yazılım ekosistemine çok önemli katkılar sunuyoruz. Üstelik bu katkılar, yalnızca şirketleri inovatif ürün ve hizmetlerimizle desteklemekle kalmıyor. Türkiye’nin yerli yazılım ekosistemini güçlendirmek adına, Minik Parmaklar Geleceği Programlıyor projesi ile binlerce çocuğumuzun kalbine yazılım geliştirmenin ateşini küçük yaşlarda aşılamaya çalışıyoruz. Bunun yanında, Açık Akademi online platformumuzda şu ana kadar her yaştan 280 bin kişiye yazılım geliştirme dersi verdik. Start-Up’lar için bulut ve teknoloji programımız kapsamında Öncü 50 Türk Yazılım şirketi programımızla ise Start-Up modundan çıkarak büyümüş Türk yazlım şirketlerinin çözümlerini yurtdışına satabilmeleri için onlarla birlikte satış/pazarlama aktiviteleri gerçekleştiriyoruz.”

TSKB’nin desteklediği yatırımlarla, Türkiye’nin yıllık karbon salımı 12 milyon ton azalıyor

Türkiye’nin kapsayıcı ve sürdürülebilir kalkınması alanında yaptığı çalışmalarıyla dikkat çeken TSKB, düşük karbonlu ekonomiye geçiş konusunda sunduğu yenilikçi çözümlerle Türkiye’nin yıllık karbondioksit salımının 12 milyon ton azalmasına katkıda bulunuyor. Kredi portföyünün yüzde 68’ini sürdürülebilirlik yatırımlarının oluşturduğu banka, dünyanın ilk Sermaye Benzeri Sürdürülebilir Tahvili ve Türkiye’nin ilk Sürdürülebilir/Yeşil Tahvili gibi yenilikçi ürünlerle de sürdürülebilirlik projelerini destekliyor.

Kurulduğu 1950 yılından bu yana Türkiye’nin kalkınması için faaliyet yürüten Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB), iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik finansman modelleriyle Türkiye’nin karbon salımının azaltılmasında önemli rol oynuyor. Banka, düşük karbonlu ekonomiye geçiş konusunda sunduğu yenilikçi çözümlerle, Türkiye’nin yıllık karbondioksit salımının 12 milyon ton azalmasına katkıda bulunuyor.

Dünya Çevre Günü nedeniyle açıklama yapan TSKB Genel Müdürü Suat İnce, TSKB’de Türkiye’nin kapsayıcı ve sürdürülebilir kalkınması için değer yaratma misyonuyla hareket ettiklerini, bu yaklaşımın bir yansıması olarak, kredi portföylerinin yüzde 68’ini sürdürülebilirlik yatırımlarına ayırdıklarını söyledi. Suat İnce şöyle konuştu: “Gelecek kuşaklara daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için tüm dünyada farkındalık yaratmayı amaçlayan Birleşmiş Milletler, 1972 yılında aldığı kararla 5 Haziran’ı Dünya Çevre Günü olarak ilan etmişti. O günden bu yana, sürdürülebilirlik konusunda önemli adımlar atıldı, işbirlikleri gerçekleşti, sürdürülebilirlik niş bir kavram olmaktan çıkıp iş modellerinin önemli bir unsuruna dönüştü. TSKB olarak ilk günden beri bu dönüşümün içinde yer aldığımızı gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Uluslararası kalkınma finansmanı kuruluşlarıyla olan yakın işbirliğimizle, zamanın ruhunu çok erken dönemde yakalama fırsatı bulduk. Sürdürülebilirlik alanında pek çok yeniliğe ve ilke imza attık. Bugüne kadar sadece yenilenebilir enerji projeleri için 4.9 milyar dolar kredi temin ettik.Aynı şekilde, Türkiye’nin kurulu yenilenebilir enerji gücünün yüzde 15’ini oluşturan 5.617 MW güce sahip, 299 yenilebilir enerji projesine kaynak yarattık. Enerji ve kaynak verimliliği alanında ise 131 projeye 900 milyon dolarlık finansman sağladık. Bu çalışmaların sonucu olarak, bugün ülkemizin yıllık karbon salımının 12 milyon ton azalmasına katkıda bulunmuş olmaktan büyük gurur duyuyoruz.”

“Finans sektörü sürdürülebilir dönüşümün en büyük destekçisi”

Finans sektörünün sürdürülebilirlik alanında yarattığı etkinin sadece kendi çevresel etkilerini kontrol altında tutmanın çok daha ötesine geçtiğini belirten İnce, sektörün, sağladığı fonlarla pek çok farklı endüstrinin sürdürülebilir dönüşümüne kaynak sağladığını söyledi. İnce, “Bu alanda yenilenebilir enerji, enerji ve kaynak verimliliği, çevre yatırımları, sürdürülebilir turizm gibi alanlardaki projeleri destekliyoruz. İşin sosyal tarafında, kadın istihdamı ile iş sağlığı ve güvenliği temalarımız var. Ar-Ge ve inovasyon da sürdürülebilirlik perspektifiyle odaklandığımız önemli alanlar.Tüm bu yatırımlar, verimli ve katma değerli üretime büyük fayda sağlıyor. Diğer yandan yatırım tutarından bağımsız olarak tüm projeleri kendi geliştirdiğimiz ERET modeliyle çevresel ve sosyal kriterlere göre değerlendiriyoruz” dedi.

“Sürdürülebilir iş modellerinin başarısı için işbirliğinin gücüne inanıyoruz”

Finansman kaynağı olarak, kalkınma finansmanı kuruluşlarından sağladıkları fonların yanı sıra yenilikçi ürünler de geliştirdiklerini belirten İnce, “Sürdürülebilir finansman araçları geliştirmek oldukça güçlü bir kasımız. Son iki yıl içinde hem dünyanın ilk Sermaye Benzeri Sürdürülebilir Tahvili’ni hem de Türkiye’nin ilk Sürdürülebilir/Yeşil Tahvili’ni ihraç ettik. Bu tip yenilikçi finansman araçlarıyla ülkemizdeki sürdürülebilirlik yatırımlarına destek vermeye devam edeceğiz” dedi.

İklim finansmanı alanındaki çalışmaları ulusal ve uluslararası alandaki işbirlikleriyle de güçlendirmeye çalıştıklarını anlatan Suat İnce, sözlerine şöyle devam etti: “Sürdürülebilir iş modellerinin başarısı için işbirliğinin gücüne inanıyoruz. Türkiye’den tek üye konumunda olduğumuz IDFC (Uluslararası Kalkınma Finansmanı Kulübü) tarafından iklim çalışmalarını finans kurumları arasında yaygınlaştırma hedefiyle oluşturulan beş gönüllü ilkenin imzacılarındanız. UNEP FI, Global Compact, CDP Türkiye, SKD Türkiye (İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği), ERTA (Entegre Raporlama Türkiye Ağı) gibi ulusal ve uluslararası inisiyatiflerle işbirliklerimizi de deneyim paylaşımı açısından çok önemli buluyoruz.”


Satınalma Dergisi tüm içeriği ile Satınalma Cep’te !
Satınalma Cep
Akıllı Satınalma Asistanını aşağıdaki butonlar yardımıyla ücretsiz indirebilirsiniz. Tüm sektörlerden en yeni gelişmeler, mesleki yayınlar, kolay teklif toplama, fırsat ve kampanyalar, tedarikçi arama, e-öğrenme, dergi ve haber içerikleri, satınalma check-up ve hediyeler uygulama içerisinde sunulmaktadır.


“Sosyal sorumlulukta önceliğimiz sürdürülebilirlik ve çevre”

Sürdürülebilirlik alanındaki yoğunlaşmalarının kurumsal sosyal sorumluluk alanına da yansıdığı belirten İnce, “İklim değişikliği, düşük karbonlu ekonomiye geçiş, fırsat eşitliği konularında farkındalığı artırmaya yönelik sosyal sorumluluk projeleri yürütüyoruz. Özellikle sürdürülebilirlik ve çevre konusunda farkındalık yaratmaya odaklandığımız dijital platformumuz www.cevreciyiz.com, 10 yılı geride bıraktı. www.cevreciyiz.com’da, takipçilerimize daha iyi bir gelecek için ilham verecek içerikler sunuyoruz. Farkındalık denince, karbon ayak izi de çok önemsediğimiz bir kavram. Düzenlediğimiz tüm etkinliklerin karbon ayak izini siliyoruz. Ayrıca sponsoru olduğumuz İKSV İstanbul Müzik Festivali konserinin karbon ayak izini silerek Türkiye’nin ilk karbon-nötr konserlerine imza atıyoruz. Son dönemde sürdürülebilirliğin önemli bir boyutu olan fırsat eşitliği konusundaki çalışmalarımızı da artırdık. 2017’de başlattığımız ve TEV (Türk Eğitim Vakfı) işbirliğinde hayata geçirdiğimiz Eğitimden Üretime burs fonuyla üniversite öğrencisi kızları destekliyoruz. Yakın zamanda başlattığımız Yarının Kadın Yıldızları ise, eğitimi sanatla buluşturduğumuz özgün bir proje. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) ile birlikte geliştirdiğimiz Yarının Kadın Yıldızları burs fonu aracılığıyla, üstün yetenekli genç kadın müzisyenlerin çalgı, şan ve şeflik branşlarında uluslararası arenadaki kariyerlerinin ilerlemesine destek veriyoruz. Bu hafta bursiyerlerimizin başarısını İstanbul Müzik Festivali’nde sahne aldıkları konserde hep birlikte kutladık” dedi.

“Etkin denetim ve raporlama, sürdürülebilirlik için önemli bir kriter”

Finanse edilen projeler ve iç çevresel etkiler konusundaki şeffaf yaklaşımın hem toplum hem yatırımcı nezdinde takdir gördüğünü hatırlatan Suat İnce, kredilendirme hizmetlerinden kaynaklanan çevresel risklerin yanı sıra banka içi faaliyetlerden doğan riskleri de azalttıklarını belirtti.

Suat İnce şöyle devam etti: “Binalarımızdaki tüketimden kaynaklanan etkileri ISO 14001 ve ISO 14064 sistemleriyle takip ediyoruz. Bu kapsamda 2005’ten bu yana elektrik, su, doğalgaz, kâğıt gibi pek çok tüketim kaleminde önemli oranda tasarruf gerçekleştirdik. Ayrıca, ofis binalarımızda yüzde 100 yenilenebilir enerji kullanıyoruz ve faaliyetlerimizden kaynaklanan karbon ayak izini sıfırlayarak, karbon-nötr bankacılık yapıyoruz. Çevresel etkilerin yönetimi konusunda hedef koyma ve raporlamaya da önem veriyoruz. 2010’da finans sektörünün GRI onaylı ilk sürdürülebilirlik raporunu yayınlamıştık. 2017’de ise Türk finans sektörünün ilk Entegre Raporunu hayata geçirdik. Entegre Rapor aracılığıyla hem finanse ettiğimiz projeler hem de iç çevresel etkilerimiz konusundaki performansımızı şeffaf şekilde paylaşıyoruz. Değer yaratma modelimizi ve gelecek hedeflerimizi de içine alan bu raporlama yaklaşımının sürdürülebilirlik yolculuğumuzda önemli fark yarattığına inanıyoruz.”

Siber atakların %24’ünün hedefinde bankalar var

Siber saldırganların öncelikli hedefi bankalar. EMEA bölgesindeki siber saldırıların yüzde 24’ü banka ve finans kuruluşlarına yapılıyor. Saldırganların hedefteki diğer sektörler ise yüzde 18 oranında kamu kurumları ve yüzde 12 oranında iş dünyası.

31.05.2018 – Platin Bilişim ve stratejik iş ortakları FireEye ve Bt Bilgi, Yapı Kredi BT Günü etkinliğinde siber atak trendlerini ve makine öğrenme teknolojisi ile henüz saldırı gerçekleşmeden, saldırganların davranışlarını analiz edilerek nasıl yakalayabildiklerini anlattı. Banka ve finans kuruluşları günümüzde EMEA (Avrupa, Orta Doğu, Afrika) bölgesinde yaşanan siber saldırıların yüzde 24’ünün hedefinde yer alıyor.

Siber saldırılara karşı kurumların güvenlik sistemleri de yeni teknolojilerle güçlendirilerek gelişmesini sürdürüyor. Geçtiğimiz yıllarda, sistemlere bir saldırının gerçekleştiği bir yıldan uzun bir süre sonra fark edilebilirken, günümüzde tespit süreleri göreceli olarak azalmış durumda. Güvenlik sistemleri 2011 yılında saldırı gerçekleştikten 416 gün sonra tespit edebilirken, bu süre 2014 yılında 205 güne, 2017 yılında ise 101 güne indi. 2018 yılında bu süre 96 güne inmiş durumda. Yaşanan saldırıların tespit edilmesini zorlaştıran en önemli sebep saldırıların tamamında, ele geçirilmiş gerçek kişilere ait kimlik bilgilerinin kullanılmasından kaynaklanıyor.

Yeni Teknoloji: Davranış Analizi

Siber saldırılara karşı geliştirilen yeni güvenlik teknolojisi ise davranışların analizine dayanıyor. Saldırganlar hedefteki kurumda çalışan bir mühendisin kimlik bilgilerini e-posta oltalama (phishing) saldırısı ile ele geçirerek, mühendisin yetkileri ile sisteme sızmaya çalışsalar dahi, bu kez davranış analizi ile mühendisin normalde erişmek istemeyeceği bilgilere ulaşmaya çalıştığı anda saldırgan tespit edilerek, bertaraf ediliyor.

Platin Bilişim, stratejik iş ortağı FireEye’ın ön istihbarat teknolojisi ile bilinen ve bilinmeyen saldırıları gerçek zamanlı olarak önlüyor. Platin Bilişim tarafından kurumlara sunulan bir diğer teknoloji olan makine öğrenme teknolojisine dayalı davranış tabanlı güvenlik analitiği uygulaması ise Hindistan merkezli bir yazılım şirketi olan Gurucul tarafından geliştiriliyor.

Yapı Kredi BT Günü etkinliğinde siber atak trendleri ile ilgili sunumu gerçekleştiren Platin Bilişim İş Geliştirme Müdürü Ozan Özkara, davranış analizine dayanan yeni güvenlik teknolojisi ile ilgili olarak, “Siber saldırganlar çeşitli yöntemlerle bir kişinin kimlik bilgilerini çalabilirler ama davranışlarını çalamazlar. Örneğin bir mühendisin kimliğini çalarak sisteme giriş yapan bir siber saldırgan, mühendisin normalde hiç yapmayacağı müşteri hesabına erişmek, kayıtları çalmak gibi bir işlem gerçekleştirmeye çalıştığında davranış analizi teknolojisi bu tehdidi anlık alarm verir. Bu sayede saldırı gerçekleştikten aylar sonra değil, saldırı yapılmaya çalışıldığı anda tespit edilerek önlem alınabilir. Bu teknoloji sayesinde gerçekten önemli olan tehditler, diğer alarmlardan ayrıştırılmış, öne çıkarılmış olur. Örneğin 30 bin kullanıcısı bulunan bir sistem aylık olarak ürettiği 10 binin üzerinde güvenlik alarmı üretir. Davranış analizi gerçekten yüksek risk taşıyan ve anormal olan davranışları anlık olarak ayrıştırarak aylık olarak 30 tehdit alarmı verir. Bu sayede BT uzmanları, ayda 10 bin tehdit arasında kaybolmak yerine belki sadece 30 tehdidi inceleyerek gerçek saldırıyı yakalayabilirler.” dedi.

Platin Bilişim Kurumsal Satış Yöneticisi Murat Gürocak ise, siber saldırıya uğrayan kurumların yüzde 56’sının sonradan tekrar saldırıya uğradığını belirterek, “Hırsızların aynı eve tekrar tekrar girdiği gibi, siber saldırganlar da bir defa saldırdığı hedefe tekrar tekrar saldırırlar. Bir defa hedef olduysanız, artık her zaman hedefsinizdir. Siber saldırıların daha sık ve sofistike hale gelmesiyle, yöneticiler, iş dünyası liderleri ve yönetim kurulları siber risk yönetimi ve veri ihlaline hazırlıklı olma konusunda aktif rol almalılar.” şeklinde konuştu.

Hedeftekiler: Bankalar, Kamu ve İş dünyası

EMEA bölgesinde yaşanan siber saldırıların yüzde 24’ünün hedefinde yer alıyor. Asya Pasifik ülkelerinde bu oran yüzde 39 düzeyinde iken küresel ortalamada yüzde 20 ile en yüksek risk altında bulunan sektör finans sektörü. Türkiye’nin de içinde yer aldığı EMEA bölgesinde gerçekleşen siber saldırıların ikinci öncelikli hedefi ise kamu kurumları durumunda. Kamu kurumlarına yapılan saldırıların oranı Amerika kıtasında yüzde 6 ve Asya Pasifik ülkelerinde yüzde 7 oranında iken, EMEA bölgesinde saldırıların yüzde 18’i kamu sektörüne yönelik gerçekleşiyor. EMEA bölgesindeki siber saldırıların hedefindeki üçüncü sektör ise yüzde 12 oranında iş dünyası oluyor. İş dünyasına yönelik saldırıların küresel ortalaması ise yüzde 16 düzeyinde bulunuyor.

E-ticaret 25.5 milyon kredi kartına ulaştı

Türkiye’de her yıl ortalama yüzde 30-35 gibi inanılmaz bir hızla büyüyen e-ticarette kullanılan kredi kartı sayısı 25,5 milyona ulaştı.

Türkiye’nin ilk para iadeli alışveriş sitesi Avantajix.com’un kurucu ortağı Güçlü Kayral, TÜİK’in Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması’na göre her 10 evden sekizinde internet erişiminin bulunduğunu, 2000’li yılların başında 2 milyon olan internet kullanıcı sayısının 55 milyona yaklaştığını söyledi.

Kayral, internet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte online alışverişin de inanılmaz bir hızla büyüdüğünü, 2011 yılında 18 milyar lira olan internetten kartlı harcamaların 2017 sonunda 99 milyar liraya yükseldiğini belirtti.

Dijital alışverişlerde ödemelerin yüzde 80’inin kredi kartıyla yapıldığını anımsatan Kayral, şunları söyledi:

“İnsanlar başlangıçta güvenlik kaygılarından dolayı kredi kartıyla internetten alışverişe mesafeli duruyorlardı. Bu kaygılar zamanla yok oldu ve dijital alışverişlerde ödemeler gönül rahatlığı ile kredi kartıyla yapılmaya başlandı. Her beş kredi kartından ikisi internet alışverişlerinde kullanılır oldu. Bankaların resmi verilerine göre, bu yıl 4 ayda 600 bin yeni kredi kartı daha internetten alışverişlerde kullanıldı. Böylelikle 2018 Nisan ayı sonunda e-ticaret sektörünün ulaştığı kredi kartı sayısı 25,5 milyon oldu.”

Kayral, bu rakamların rehavete yol açmaması gerektiğini vurgulayarak, “Hala online alışverişte hiç kullanılmamış 38 milyon kredi kartı olduğunu unutmamak gerekir. E-ticaretin avantajları yeni yeni kavranıyor. Bu konuda bilinirlik arttıkça e-ticaretin perakende içindeki payı gelimiş ülkeler seviyesine çıkacaktır” diye konuştu.


Satınalma Dergisi tüm içeriği ile Satınalma Cep’te !
Satınalma Cep
Akıllı Satınalma Asistanını aşağıdaki butonlar yardımıyla ücretsiz indirebilirsiniz. Tüm sektörlerden en yeni gelişmeler, mesleki yayınlar, kolay teklif toplama, fırsat ve kampanyalar, tedarikçi arama, e-öğrenme, dergi ve haber içerikleri, satınalma check-up ve hediyeler uygulama içerisinde sunulmaktadır.


Kayral’a göre e-ticaretin avantajları şöyle:

-Zaman ve yer sınırlaması yok: E-ticaretin en büyük artılarından biri günün her saati ve yılın her günü alışveriş yapılabilmesi.

Ayrıca tüketici, yaşadığı şehirde hatta ülkede bulamadığı ürünlere internet üzerinden ulaşabiliyor.

-Geniş ürün yelpazesi: İnternetten alışverişin bir avantajı da insanların ihtiyaç duydukları her ürün ve her hizmete anında ulaşabilmesi.

-En uygun fiyat: İntenette fiyat araştırması yapmak son derece kolay olduğundan, aranılan bir ürünü en uygun fiyatla satın alabilmek mümkün. Ayrıca e-ticaret sitelerinden aldığı komisyonu müşteriye aktaran, yani “alışveriş yapana para veren” Avantajix.com gibi siteler, online alışverişlerin benzersiz şekilde ucuza gelmesini sağlıyor. Bu yüzden İngiltere, ABD, Almanya gibi ülkelerde online alışverişlerin çoğu bu siteler üzerinden yapılıyor.

-Kalabalıktan uzak alışveriş: E-ticaret, alışveriş merkezinin, çarşı pazarın karmaşasından, gürültüsünden ve kalabalığından kaçanlara da çare oluyor. Özellikle mağaza dolaşmayı sevmediği araştırmalarla kanıtlanan erkek tüketiciler ile alışverişe ayıracak zamanı olmayan kişileri de bu dertten kurtarıyor.

-İkinci el ürünlere erişim: Sadece büyük markaların ürünlerini size ulaştırmakla kalmayan e-ticaret, ikinci el ürünlere ulaşmanızı veya isterseniz kendi eşyalarınızı satışa çıkarmanıza da yardımcı oluyor.

İSO Türkiye İmalat PMI mayıs ayında 46,4 oldu

İmalat sanayi performansında en hızlı ve güvenilir referans kabul edilen İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI (Satın Alma Yöneticileri Endeksi) mayıs ayında 46,4’e gerileyerek ikinci çeyrek ortalarında Türk imalat sektöründe zorlu faaliyet koşullarına işaret etti.

İstanbul Sanayi Odası İstanbul İmalat PMI ise mayısta 47,4 olarak gerçekleşti. PMI, İstanbul imalat sektörünün faaliyet koşullarının zorlaştığına işaret etti.

Ekonomik büyümenin öncü göstergesi olan imalat sanayi performansında en hızlı ve güvenilir referans kabul edilen İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye ve İstanbul İmalat PMI (Satın Alma Yöneticileri Endeksi)anketlerinin Mayıs 2018 dönemi sonuçları açıklandı.


Satınalma Dergisi tüm içeriği ile Satınalma Cep’te !
Satınalma Cep
Akıllı Satınalma Asistanını aşağıdaki butonlar yardımıyla ücretsiz indirebilirsiniz. Tüm sektörlerden en yeni gelişmeler, mesleki yayınlar, kolay teklif toplama, fırsat ve kampanyalar, tedarikçi arama, e-öğrenme, dergi ve haber içerikleri, satınalma check-up ve hediyeler uygulama içerisinde sunulmaktadır.


Eşik değer olan 50,0’nin üzerinde ölçülen tüm rakamların sektörde iyileşmeye işaret ettiği anket sonuçlarına göre, nisan ayında 48,9 olarak ölçülen PMI endeksi mayıs ayında 46,4’e gerileyerek ikinci çeyrek ortalarında Türk imalat sektöründe zorlu faaliyet koşullarına işaret etti. Anket katılımcıları bu durumun büyük ölçüde talepteki durgunlaşma ve piyasalardaki dalgalanmalardan kaynaklandığını belirtti.

 

Türk imalatçıları tarafından alınan toplam yeni siparişler mayısta önceki aya göre yavaşlama sergiledi. Anket katılımcıları bu durumu talep yönlü gelişmelere bağladılar. Bunun yansıması olarak, firmalar satın alma faaliyetlerinde ve istihdamda da hız kesti. Türk imalat sektöründeki üretim nisan ayına göre yavaşlama kaydetti. Anekdot temelli bilgiler, bu gelişmenin büyük ölçüde piyasa koşullarından kaynaklandığını gösterdi. İhracattaki ivme kaybı da bu gelişmede etkili oldu.

İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI anket verileri hakkında değerlendirmede bulunan IHS Markit Ekonomisti Gabriella Dickens, şunları söyledi:

“PMI, imalat sektörünün faaliyet koşullarının daha da zorlaştığına işaret etti. Bu gelişme özellikle üretim ve yeni siparişlerdeki hız kaybından kaynaklandı. Bu eğilimin yansıması olarak, firmalar istihdam faaliyetlerini de yavaşlattılar. Ayrıca maliyet baskılarındaki artış nihai ürün fiyatlarının yükselmesine neden oldu.”

İstanbul Sanayi Odası ve IHS Markit’ten elde edilen PMI® anket verileri Mayıs ayında Türk imalat sektörünün faaliyet koşullarının zorlaştığına işaret etti. Bu durum özellikle yeni siparişler ve üretimdeki ivme kaybından kaynaklandı. Döviz piyasalarındaki olumsuz gelişmelerin yansıması olarak sektördeki enflasyonist baskılar kuvvetlendi.

İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI), imalat sanayinin kaydettiği performansı sergilemek amacıyla tasarlanmış tek rakamlı, bileşik performans göstergesidir. Manşet gösterge; yeni siparişler, fabrika çıkışları, istihdam, tedarikçilerin teslim süresi ve satın alma stokları gibi göstergelerden elde edilmektedir. 50,0 değerinin üzerinde ölçülen tüm rakamlar sektörde genel anlamda iyileşmeye işaret etmektedir.

Nisan ayında 48,9 olarak ölçülen PMI endeksi Mayıs’ta 46,4’e gerileyerek ikinci çeyrek ortalarında Türk imalat sektöründe zorlu faaliyet koşullarına işaret etti. Anket katılımcıları bu durumun büyük ölçüde talepteki durgunlaşma ve piyasalardaki dalgalanmalardan kaynaklandığını belirtti.

Türk imalatçıları tarafından alınan toplam yeni siparişler Mayıs ayında önceki aya göre yavaşlama sergiledi. Anket katılımcıları bu durumu talep yönlü gelişmelere bağladılar. Bunun yansıması olarak, firmalar satın alma faaliyetlerinde ve istihdamda da hız kestiler.

Türk imalat sektöründeki üretim Nisan ayına göre yavaşlama kaydetti. Anekdot temelli bilgiler, bu gelişmenin büyük ölçüde piyasa koşullarından kaynaklandığını gösterdi. İhracattaki ivme kaybı da bu gelişmede etkili oldu.

Üretim Endeksi

S: Üretiminiz bir ay öncesine göre nasıl değişti?

Mevsimsel etkilerden arındırılmış Üretim Endeksi Mayıs ayında eşik değer 50,0’nin altında gerçekleşerek Türk imalat sektöründeki üretimin hız kaybettiğine işaret etti. Anket katılımcılarına göre bu düşüş, piyasa koşullarından kaynaklandı.

Yeni İhracat Siparişleri Endeksi

S: Yurtdışından aldığınız siparişler bir ay öncesine göre nasıl değişti?

Mevsimsel etkilerden arındırılmış endeksin eşik değer 50,0’nin altına gerilemesi yurt dışından alınan yeni işlerin Mayıs ayında yavaşladığını gösterdi. Anket katılımcıları bu durumun büyük ölçüde dış talep gelişmelerinden kaynaklandığını belirtti.

İstanbul İmalat PMI mayısta 47,4 oldu

Geçen nisanda 49,2 olarak ölçülen İstanbul Sanayi Odası İstanbul İmalat PMI da mayısta 47,4 olarak gerçekleşti. PMI, İstanbul imalat sektörünün faaliyet koşullarının zorlaştığına işaret etti. Anket katılımcıları bu durumun büyük ölçüde talep ve piyasa koşullarından kaynaklandığını belirtti. Son anket verileri toplam yeni siparişlerin hız kaybettiğine işaret ederken, bu durum ihracat siparişleri için de geçerli oldu. İmalatçılar talep koşullarındaki gelişmelere uyum sağlamak amacıyla üretimlerini de yavaşlattılar.

İstanbul İmalat PMI® Endeksi, İstanbul imalat sektörünün Mayıs ayında zorlu faaliyet koşulları ile karşılaştığına işaret etti. Bu durum özellikle yeni siparişler ve üretimdeki yavaşlamadan kaynaklandı. Benzer bir durum satın alma faaliyetleri ve istihdam için de gerçekleşti. Anket katılımcıları genel olarak bu gelişmeleri talep koşullarına bağladılar. Döviz piyasalarındaki olumsuz gelişmeler girdi maliyetlerinin artmasına neden oldu. Bunun yansıması olarak da nihai ürün fiyatları yükseldi.

İstanbul Sanayi Odası İstanbul İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI), imalat sanayinin kaydettiği performansı göstermek amacıyla tasarlanmış tek rakamlı, bileşik performans göstergesidir. Manşet gösterge; yeni siparişler, fabrika çıkışları, istihdam, tedarikçilerin teslim süresi ve satın alma stokları gibi göstergelerden elde edilmektedir. 50,0 değerinin üzerinde ölçülen tüm rakamlar sektörde genel anlamda iyileşmeye işaret etmektedir.

Nisan’da 49,2 olarak ölçülen PMI endeksi Mayıs’ta 47,4 olarak gerçekleşti. Endeks, İstanbul imalat sektörünün faaliyet koşullarının zorlaştığına işaret etti. Anket katılımcıları bu durumun büyük ölçüde talep ve piyasa koşullarından kaynaklandığını belirtti.

Son anket verileri toplam yeni siparişlerin hız kaybettiğine işaret ederken bu durum ihracat siparişleri için de geçerli oldu. İmalatçılar talep koşullarındaki gelişmelere uyum sağlamak amacıyla üretimlerini de yavaşlattılar.

Tedarikçilerin teslim süreleri Mayıs ayında üst üste on yedinci ay olacak şekilde uzadı. Teslim sürelerindeki uzama Ekim 2012’den beri gözlenen en güçlü düzeyde gerçekleşti.

Firmalar birikmiş işlerini Mayıs’ta azaltmaya devam edebildiler. Anket katılımcıları, yeni siparişlerdeki ivme kaybının birikmiş işlere odaklanabilmelerini sağladığını belirtti. Ayrıca birikmiş işlerdeki düşüş Nisan ayına kıyasla hızlandı.

Fiyat cephesinde girdi maliyetlerinin Mayıs ayında yüksek hızda arttığı gözlendi. Firmaların büyük çoğunluğu girdi maliyetlerindeki artışın Türk lirasındaki değer kaybından kaynaklandığını belirtti. Bunun yansıması olarak, firmalar ortalama satış fiyatlarını arttırmayı sürdürdüler.

Yorum:

IHS Markit Ekonomisti Gabriella Dickens, İstanbul Sanayi Odası İstanbul İmalat PMI anketi hakkında yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Mayıs anketi verileri, İstanbul imalat sektörü faaliyet koşullarının zorlaştığını gösterdi. Fiyatlardaki yükseliş talebi baskılarken bu durum üretime de yavaşlama olarak yansıdı. Ayrıca hem iç hem de dış pazarlardan alınan yeni siparişlerde de ivme kaybı gözlendi. Türk Lirasındaki değer kayıplarının etkisiyle imalat sektöründeki enflasyonist baskılar güçlendi.”

İstihdam Endeksi

S: Firmanızda çalışan sayısı bir ay öncesine göre nasıl değişti?

Mevsimsel etkilerden arındırılmış İstihdam endeksi Mayıs’ta eşik değer 50,0’nin hafif altında gerçekleşti. Firmaların bir kısmı bu durumun üretimdeki hız kaybından kaynaklandığını belirtti.

Yeni İhracat Siparişleri Endeksi

S: Yurtdışından aldığınız siparişler bir ay öncesine göre nasıl değişti?

Mevsimsel etkilerden arındırılmış İhracat Siparişleri Endeksi, İstanbul imalatçılarının yurt dışından aldığı işlerin 14 aylık artışın ardından Mayıs’ta ılımlı düzeyde hız kaybettiğine işaret etti.