Satınalmada İç Kontrol Üzerine Denemeler – 5

7 Gündem Satınalma Dergisi Satınalmada İç Kontrol üzerine Denemeler 5

7 Gündem Satınalma Dergisi Satınalmada İç Kontrol üzerine Denemeler 5Satınalma işlemlerini yapanlarla ilgili şüphe her zaman, satın alma yaptığı firmadan menfaat sağlaması ile ilgilidir. Bununla ilgili en yaygın denetim ise satın alma personellerini tanıdık veya referansı güçlü kişilerden seçmektir. Bu yolun en büyük eksik tarafı ise dürüstlük ile yetenek her zaman aynı kişide bulunmamaktır. Çok dürüst olarak size gelen personelin yeteneklerini artırmak ise her zaman mümkün olmayabiliyor. Yeteneksiz kişilerin satın almada istihdam edilmesi, üretimi aksatan önemli sebepler arasındadır.

Firmalar büyüdükçe dürüst elamandan daha çok yetenekli personele ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle, birçok firma dürüstlüğüne bakmadan, yetenekli personelin peşine düşerler. Fakat etik değerleri olmayan kişilerle uzun bir üretim yolculuğuna çıkmakta büyük bir risktir.

Dürüstlük sadece kişisel bir inancın sonucu oluşmaz. Bazı durumlarda kurulu sistemler sizin dürüst davranmanıza veya davranmamanıza etki ederler. Örneğin Almanya’da yaşayana bir kişi tüm kurallara uyduğu halde, Türkiye’de çok rahat bir şekilde trafik kurallarını ihlal edebilir. Almanya’daki hukuk sistemi onu kurallara uymaya ve dürüst olmaya zorlarken, Türkiye’deki hukuk düzenindeki uyulama sistemindeki eksiklikler dürüst davranmaya zorunlu kılmayabilir.

Dış ülkelerde dürüst davranan satın alma personeli, aynı şekilde Türkiye’deki firmalarda istihdam edildiğinde dürüst davranmayabilir. Bunun en önemli sebebi kişinin içinde bulunduğu sistemdir. Hem ülkede uygulanan hukuk sistemi hem de şirkette uygulanan yönetim sistemi bunun sebebi olabilir. Türkiye’deki hukuk sistemini değiştirmek bir şirketin yönetiminin üstünde bir misyon olur. Ancak kendi yönetim sistemini değiştirerek, sistemsel olarak dürüstlük ilkesine uymayı kendi içinde yaygınlaştırabilir. Böylece işe alım sürecinde yetenekli personeli işe alır, sistem onu dürüst olmaya zorlar.

Satın alma ile satma işlemi karşılıklı olarak yürütülür. Satın almacı, satın alma yaptığında satış yapan diğer firma personelinin o satıştan genel olarak prim aldığını bilir. Türkiye’de genel olarak satış yapan personele, satış yapmakta teşvik etmek için satış üzerinden prim verilir. Aynı şekilde firma sahipleri de satış yaptığı için kar elde eder. Ancak tersine durumda satın alma personeli, hiçbir zaman kendi firmasından teşvik primi almaz. Hatta yaptırdığı indirimlerden bile bir pay almaz. Kendi şirketinde, yılsonunda kardan prim verilmesi durumunda, satın almacı çok indirimli mal satın aldığında, yılsonu karı fazla çıkacağı için alacağı prim bir miktar artabilir. Fakat Türkiye’de yılsonu karından personele prim verilmesi durumu çok yaygın değildir. Ancak satış yapanlara prim verilmesi çok yaygın bir uygulamadır.

Satışçılar her satışta prim alabilirken ve bireysel performansını artırdığında önemli bir kazanç elde edebilir. Satın almacı ise en iyi ihtimal ile yılsonunu bekler. Bireysel performansını artırmanın kendi kazancına çok fazla etkisi olmaz. Bu sorunu hallede bilmenin tekbir yolu vardır. Satın almacı personelin ucuz ürün bulup satın almasını ödüllendirmek.

Satış personelinin primlerini hesaplamak kolaydır. Ancak satın almacının kişisel prim hesaplaması konusunda, Türkiye’deki mevcut şirket yönetim sistemlerinde, henüz bilinen uygulamalar geliştirilmemiştir. Yeni bir sistem olarak ortaya konulacak satın alma teşvik pirimi sistemi, deneyimlenerek uygulamaya konulmalıdır. Bu nedenle prim uygulamasına geçiş aşamaları basamaklandırılmalıdır. Tüm alınan mallarda değil de belirli başlı çok tüketilen mallarda satın alma teşvik primine başlanmalıdır. Uygulama sonuçlarındaki başarıya göre yeni mallarda teşvik listesine eklenmelidir. İlk basamakta, şirketin sürekli aldığı malların bir kısmının nitelik ve nicelikleri belirlenerek satın alma fiyatları belirlenmelidir. Belirlenen fiyatların altında satın alma gerçekleşmesi durumunda satın almacıya veya satın almacı grubuna belirlenmiş oranlar dahilin prim verilebilir. Örneğin, her zaman bir top fotokopi kağıdını 500 liraya satın alındığını kabul edelim. Eğer satın alması bunun daha alt bir fiyatını bulup getirirse elde edilen karın %20-%40 arasından bir miktarını satın alma teşvik pirimi olarak verilebilir. Her zaman 500 liraya alınan bir top fotokopi kâğıdını satın almacı 400 liraya bulmuş ise elde edilen karın %20 üzerinden 20 lira satın almacı teşvik pirimi verilebilir. Bunu bir kere ye mahsus değil birden fazla yapılan satın almalarda da yapılabilir. Örneğin bir yıl içindeki bütün satın almalarda, fotokopi kâğıdında elde edilen kar üzerinden verilebilir. Uygulamaya seyrine göre kapsam genişlemesine gidilebilir.

İkinci bir yöntem olarak “Satın almada iç kontrol üzerine deneme-1” yazımda bahsettiğim şeklide, ayrı bir fiyat araştırması yapılarak, tahmini fiyatlar belirlenebilir. Tahmini fiyatlardan daha az maliyetli satın alma gerçekleşmesi durumunda, aradaki karın primi verilebilir. Böylece satın almacılar tahmini bedelin altında malzeme bulabilmek için olanca gayreti ile çalışacaklardır. Zihinlerine, satışçılar ve mal satan firmalar, “benim satın almalarım üzerinden para kazanıyor, ama ben neden kazanamıyorum, bana haksızlık var” gibi motivasyon bozucu düşünceler gelmeyecektir. Daha fazla araştırırsam daha fazla prim kazanabilirim şeklinde düşünceler gelecektir. Böylece satın almacılarda dürüstlük kontrolünden daha çok yetenek ve gayret kontrolü ön plana geçecektir.

7 Gündem Satınalma Dergisi Satınalmada İç Kontrol üzerine Denemeler 5Satın alma teşvik primlerinin, piyasada yaygınlaşması aynı zamanda, satış yapmayı da kolaylaştıracaktır. Çünkü iyi ve ucuz malı kovalayan birçok satın almacı piyasada koşturacaktır. Rekabet daha şeffaf ve daha etik olacaktır.

Aziz DİRİ

Avans İzin Kullanan İşçi İşyerinden Ayrıldığında, Kullandığı İzin Mahsup Edilebilir mi ?

7 Gündem Satınalma Dergisi Avans İzin Kullanan İşçi İşyerinden Ayrıldığında, Kullandığı İzin Mahsup Edilebilir Mi

7 Gündem Satınalma Dergisi Avans İzin Kullanan İşçi İşyerinden Ayrıldığında, Kullandığı İzin Mahsup Edilebilir Miİş mevzuatında avans izni düzenleyen doğrudan bir hü­küm bulunmamaktadır. Dolayısıyla avans iznin nasıl kullandırılacağı konusu belirsizdir. Bu konuda doktrinde farklı görüşler ileri sürülmektedir. Nitekim bir görüşe göre, “yıllık ücretli izne henüz hak kazanamamış işçiye, işve­re­nin kendi inisiyatifi veya işçinin talebi ve işverenin onayı ile gelecek yıl üc­retli izninin kullandırılması, Kanunda belirtilen bir hakkın işçilere daha el­ve­rişli olacak şekilde değiştirilebilmesi ve işveren insiyatifi ile kullandırıl­mışsa, ekonomik kriz dönemlerinde işçinin istihdamda kalması ve feshin son çare olması ilkesi uyarınca, önceden verilebilir”[1].

Aynı yönde doktrindeki başka bir görüşe göre ise, “tarafların anlaşması ile avans izin uygulamasının mümkün olabileceği yönündedir”[2]. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı­nın görüşü de bu yöndedir. Ancak doktrinde aksini savunan görüşler de bu­lunmaktadır. Örneğin, “Yıllık izin Anayasal temeli olan işçinin ücretli din­lenme hakkıdır. Bu haktan vazgeçilemez. Paraya dönüşmez. Her yıl Kanunda yazılı süreler kadar işçinin dinlendirilmesi gerekir. Bu yönüyle bakıldığında yıllık izin hakkı avans olarak kullandırılamaz. Hak kazanmadığı halde, işçiye kullandırılan izin, kural olarak “işverence verilen diğer izinler” kapsamında­dır. İşçinin onayı olsa dahi geçersizdir. Böylesi bir durumda işçinin gelecek yılı Anayasal dinlenme hakkından vazgeçmiş sayılır”[3].

Bizim görüşümüze göre de, tarafların anlaşması ile olağanüstü durumlarda işçinin ücretsiz izne çıkarılması ya da iş sözleşmesinin sona erdirilmesi yerine avans izin kullandırılması uygun olacaktır.

Peki, işçiye yıllık ücretli iznini avans olarak veren işveren işçi yıllık ücretli izne hak kazanmadan iş sözleşmesi sona ermişse, avans ola­rak kullandırdığı yıllık ücretli izinlerin karşılığını işçiden talep edebilecek mi­dir ?

Uygulamada, genellikle avans izin verilen işçiden iş sözleşmesinin sona ermesi halinde kullandırılan izinlerin ücretini aylık ücretinden mahsup edile­ceği yününde yazılı onay alınmaktadır. İşverence böylesi bir onayın alınma­ması halinde, işveren işçiden herhangi bir talep de bulunamayacak, kullandırıldığı izinler İş Kanunu m.55’de yer alan “işveren tarafından verilen diğer izinler” olarak kabul edilecektir[4].

Ancak, Yargıtay’ın 2020 yılında verdiği bir karar, işverenin iş­çiye kullandırdığı yıllık ücretli iznin hak edilenden fazla olduğu öne sürülerek karşılığında parasal iade talep etmenin yasal bir dayanağı olmadığı yönündedir [5].

Sonuç olarak, uygulamada genellikle avans izin verilen işçiden iş sözleşmesinin sona ermesi halinde kullandırılan izinlerin ücretini aylık ücretinden mahsup edile­ceği yününde yazılı onay alınmaktadır. Ancak, Yargıtay işverenin iş­çiye kullandırdığı yıllık ücretli iznin hak edilenden fazla olduğu öne sürülerek karşılığında parasal iade talep etmesinin yasal bir dayanağının olmadığı görüşündedir. Dolayısıyla işveren işçiye, avans izin kapsamında henüz hak et­mediği bir yıllık izin kullandırmışsa ve eğer işçi yıllık izin mahsup­laşması yapılamadan işten ayrılmışsa, işveren fazladan kullandırdığı yıllık izin­lerin ücretini geri isteyemez.

Lütfi İNCİROĞLU

[1] AKIN, Levant, Covid-19’un İş İlişkilerine Olası Etkileri, ÇEİS, İstan­bul 2020.s.71-72.

[2] DEĞER ERMUMCU, Senem/İZMİRLİOĞLU, Ayça, 4857 sayılı İş Kanunu Bakımından Yıllık Ücretli İzin Uygulaması ve Avans İzin, SİCİL, Yıl 2020, Sayı:44. s.112.

[3] ÇİL, Şahin, Koronavirüs Salgının İş Hukukuna Etkileri, Ankara 2020. s.247.

[4] DEĞER ERMUMCU/İZMİRLİOĞLU, Avans İzin, SİCİL, s.115-116.

[5]  Y9HD.14.10.2020 T., E. 2016/26145 K. 2020/11957 Legalbank.

Piyasanın Dengesi – Emekli

7 Gün 7 Gündem Emekli

Bir Zavallı Emekli; Ben7 Gün 7 Gündem Emekli

Emekli olduğuma bakmayın. Evimin ihtiyacı olan alış verişleri sürekli ben yaparım. Bazen alışagelmiş yerlerden, bazen de farklı yerlerden.

Geçler gibi koşturamasam da gücüm kendime yetiyor ve emekli olmama rağmen pazardan aldığım ihtiyaçlarımızı evime getirebiliyorum.

Geçtiğimiz günlerde ihtiyacım olan peynir almak üzere alış veriş debisinin yüksek olduğu bir semtte peynir almak istedim. Peynir çeşitleri o kadar çoktu ki hangi peyniri alacağıma karar veremedim doğrusu.

Peynirlere baygın baygın bakmaya başladım. İşin kötüsü peynirlere de fiyat etiketini o kadar çok küçük yazmışlar ki, bendeki kartal gözü değildi hani. Pek de göremiyordum fiyat etiketlerini. Neyse ki göremiyormuşum. Zira fiyatlar uçuktu. İşte göremememin faydaları. Hangi peynirden almak istiyorsanız onun fiyatını sorup, uygun ise alıyorsunuz. Fiyatları okumak ne mümkün. Ama peynirin fiyatı yazılı mı derseniz, evet yazılı derim.

Peynir çeşitlerine boş boş bakmaya başladım bir an. İşte tam o anda tezgahtar beni görmüş olacak ki bana şöyle seslenir;

“Gel hacı baba gel. Sana emekli ayarında bir peynir vereyim”

Bu ses üzerine tezgahtara gözlerimi diktim. Peynir alacağım ve emekli olduğum kısım doğru da, “Hacı Baba” kısmı yanlış oldu. Acaba bana mı yoksa bir başkasına mı söylüyor diye döndüm arkada baktım acaba benden başka biri var da ona mı “Hacı Baba” dedi diye. Arkamda kimse yoktu. Demek oluyor ki tezgahtarın tüm tezleri benim üzerime oynanmış adeta;Peynir çeşitleri

Bunlar;

Peynir,

Emekli ayarı

Hacı baba…

Tezgahtara ne diyeceğimi şaşırdım ama tezgahtar söyler de ben neden söylemeyeyim dedim ve döndüm tezgahtara;

“Söyler misin bana, çok mu zavallı görünüyorum ? Emekli olduğum doğru ama zavallı değilim” dedim.

Emekliler Zavallı mı ?

Bana göre zavallı değiller. Bunca yıl aslanlar gibi çalışıp didindiler, devlete vergi ödediler, çoluk çocukları olmuş, emeklilik primlerini ödemişler devlete yük olmamak adına, belli bir çalışma süresi sonunda da emekli olmuşlar. Ödedikleri primler ve çalışma süreleri sonunda emekli olmuşlar. Ben onlara asla zavallı demem. Ama birileri çıkıp da emekliyi zavallı görüp “Gel hacı amca, sana emekli işi peynir vereyim” diye sözler söylerse, emekli kendini nasıl hisseder acaba ?

Burada demem şu ki emekliler zavallı değiller, ancak yıllar itibariyle emeklilere bağlanan aylıkların sürekli düşürülmesi dolayısıyla emekliler ellerine geçen tekavüt maaşlarından dolayı zavallı durumuna düşürülmüştür. Toplumumuzda “emekliler” cebinde beş parası olmayan, bir simit alırken dahi parasının hesabını yapan, açlığa mahkum olmuş, torununa dahi cep harçlığı veremeyen, sürekli ağlayan (ağlatanın ne ve kim olduğu daha önemli) kesimleri şeklinde düşünülebilir. Bütçesi dar ancak o yaşta başka bir işte çalışmak istese de yaşından dolayı kaybediyor günümüz emeklileri.

Hak ettiği emekli maaşını da alamadığını söylemek hiç de yanlış olmaz. Emekli sürekli ağlar. Onlar ağlamasın da kim ağlasın ?

Emekli Sürekli Sabır Ediyor

Emekli sabretmese ne olacak ? Kendisine reva görülen tekavüt maaşı ile geçinmek zorunda. Ağlasa da, sızlasa da, hayat pahalılığından dem vursa da. Sabır gösteren emekliye bir defalık verilmesi kararlaştırılan TL.5.000.- lık ikramiye, önce çalışmayan emeklilere, sonrasında farklı yerlerden gelen tepkilere istinaden devlet baba eşitliği sağladı ve çalışan emeklilere de verilme kararı alındı. Yaz başından beri bir defalık ikramiye alacağı bildirilen emekliye nihayet paraları geçtiğimiz iki ay içinde ödendi.

Emekli ve ATM Üzerinden İşlem Yapmak

Atm Para çekme GörselAnlatacağım minik yazımda istisna edeceğim pek çok emekliler olsa da, bir emekli bir bankanın ATM cihazının başına geçtiğinde, sıranın size gelmesi için Allah size sabır versin diyeceğim.

Anlatacağım minik olay geçen hafta İstinye’de bir bankanın ATM cihazının önünde gerçekleşti.

Geçen hafta iyi yağmur yağdı. İşte o yağmurlu havada ben haftalık alış verişimi yaptıktan sonra, elimdeki şemsiye ile bir bankanın (bankanın adını söylemiyorum ki reklam olarak anlaşılmasın diye) ATM cihazına gittim. Orada benden daha önde gelen iki orta yaş üzeri (işte tam da emekliyi tarif ettiğim kişiler) kadın, her ikisi aynı ATM’den adeta ortaklaşa iş yapıyor gibiydiler. ATM’nin tuşlarının bir kısmına kadının biri, bir kısmına da daha sonra diğer kadın basıyordu. Aralarında fısır fısır konuştuklarını da duyuyordum;

“Biz nerede hata yapıyoruz, bu ATM neden paramızı vermiyor”

Dediklerini duydum.

Ellerinde biraz para, yine diğer elinde kredi kartı veya debit kart, ATM cihazına sokuyorlar, işlem yapıyorlar, kartı çıkarıyorlar, sonrasında diğer yaşlı kadın kendi kartını ATM cihazına sokuyor, bu sefer ATM cihazının tuşlarına diğer yaşlı kadın basıyor.

Baktım ki işlemleri uzayacak, ben de diğer işlerimi yapayım, fırından sıcak ekmeğimi alayım daha sonra tekrar ATM cihazına gelirim diye düşündüm. Öyle yaptım. Yaklaşık 15 dakika sonra tekrar aynı ATM cihazına geldiğimde, o da ne? Hala o iki yaşlı kadın ATM cihazını parmaklayıp duruyorlar. Yağmurdan ne kadar çok ıslandıklarının farkında dahi değiller. Hangi işlem bir ATM cihazında 15-20 dakika sürer söyler misiniz bana? Ama bu iki yaşlı kadının işlemleri maalesef bu kadar uzun sürdü.

Dayanamadım ve kadınlara;

“Acaba işleminiz daha uzun sürer mi, ben de işlem yapacağım” dedim.

ATM cihazının önündeki kadının biri başını kaldırıp bana baktı ve;

“Biz paralarımızı çekiyorduk ama paralarımız karıştı, ayrıca hesabımızda 45 Lira daha var onu çekemiyoruz” dedi.

Allah’ım bana sabır versin dedim kendi kendime. 45 Liralarını çekemiyorlarmış ve paralarını karıştırmışlar. Neyse ki bu iki yaşlı kadın aktif çalışma hayatlarında bankacı veya muhasebeci değillermiş.

Allah dağına göre kar verir derler. Emekliye daha çok maaş verilse, muhtemelen maaşlarının çokluğundan ATM’lerin önünden hiç ayrılmayacaklar.

Emekliye Müjde ve Emekli Yılı

Hadi iyisiniz emekliler.

7 Gün 7 Gündem EmekliReşat BAĞCIOĞLU

ICC Uluslararası Ticaret Odaları

Türkiye Milli Komitesi

Türkiye Bankacılık Komite Başkanlığı Üyesi

Satış Mühendislerinin Keyif Alacağı Eğitim Notları (Toplam 10 Ders) Öğrenme Merkezinde

Kurumsal Pazarda Satiş Yöneti̇mi̇

Satış Mühendislerinin Keyif Alacağı Eğitim

Saha satış ekipleri için özel olarak dizayn edilmiş eğitimdir.

İki gün boyunca “Rol Canlandırma & Satış Oyunları” gerçekleştirilmektedir.

Şirketler için 24 adet satış oyunu ve senaryo çalışması oluşturulmuştur.

Satış ekibinin gelişiminde öncelik görülen konular için 10 adet rol canlandırma öncelikli çalışılmaktadır.

Bu eğitimi alan tüm firmalar müşteri memnuniyeti en yüksek eğitim şeklinde geri bildirimde bulundu.

Sadece pazarlama ve satış ekipleri için değil tüm yönetim kademeleri için alacaksınız.

Şirketinizde her sene en az bir kez bu eğitimle bir araya geleceğiz.

Yeni senaryolar yeni oyun ve vakalarla birlikte olup bir sene içerisinde almış olduğumuz mesafeyi konuşacağız.

Kurumsal Pazarda Satiş Yöneti̇mi̇

Kurumsal Pazarda Satış Eğitimi ( 2 gün )

“Müşteri ile temasta olan herkes satıştadır.”

Eğitimler 15 kişi ile sınırlandırılmıştır.

Kurumsal Pazarda Satış Eğitimi dersi ÖĞRENME MERKEZİ’ne eklenmiştir. Eğitim toplam 10 dersten oluşmaktadır:

  1. Kurumsal Pazarda Satınalma Sürecini Anlamak
  2. Satış Yolculuğu
  3. B2B Pazarda Segmentasyon (Bölümlendirme)
  4. Key Account Customer (Stratejik Müşteri Yönetimi)
  5. Satış Analiği ve Performans Göstergeleri
  6. B2B Marka ve İletişim
  7. Satış Müzakereleri
  8. Yetkinlik Değerlendirme
  9. Satış ve Etik (Etik Kodlar)
  10. Tedarik Zinciri Riskleri

Teklif almak için egitim@satinalmadergisi.com üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

SATINALMA DERGİSİ’ne KURUMSAL ÜYE OLMAK İÇİN DİJİTAL İŞLEM MERKEZİ’ni ZİYARET EDİNİZ.

Tüm Satınalma Dergi Arşivine ve Eğitim Notlarına Tüm Ekibinizle Erişim Sağlayın.

Kurumsal Üyelikle 10 personeli üye yapabilirsiniz.

Endüstriyel Fırınlarda Fan Seçimi ve Kullanımı

7 Gün 7 Gündem Endüstriyel Fırınlarda Fan Seçimi Ve Kullanımı

7 Gün 7 Gündem Endüstriyel Fırınlarda Fan Seçimi Ve KullanımıEndüstriyel Fırınlarda fan seçimi çok önemlidir. Temel kriterlerin yanı sıra tesisin durumu, çalışacağı ortamın şartları, kullanım yeri ve amacı önem taşır. Buna göre fanın tipi ve yönü seçilir. Her işte olduğu gibi bu işte de bilgi birikimi ve tecrübe ön plana çıkar.

Fanların doğru seçimi için aşağıda belirtilen genel kriterlere dikkat edilmesi gerekir.

  1. Hava debisi (m3/h, m3/s veya CFM),
  2. Çalışma şartlarında ihtiyaç duyulan statik veya toplam basınç (Pa veya mmSS),
  3. Fanın içinden geçen havanın sıcaklığı (oC),
  4. Fanın taşıyacağı havanın özellikleri (toz, nem, talaş vb.),
  5. Fanın içinden geçen havanın korozif olup olmadığı,
  6. İşletmenin sürekli veya kesintili çalışması.
  7. Fan çalışma ortamında patlayıcı veya yanıcı gaz olup olmadığı.

Tesis için dikkate alınması gerekenler:

-Fanın ne yapması gerekir?

-Fan ekipmanının yeri neresi olmalıdır; eğer ekipman dış ortama yerleştirilecekse, dış ortam şartları nelerdir (rüzgâr, sıcaklık, nem)?

-Bakım ve tamir için boşluğun yeterliliği.

-Yükseklik, elektrik kapasitesi, ses ve titreşim ile ilgili olarak tesis limitleri.

-Fanın girişe, çıkışa veya her ikisine birden mi bağlanacağı.

-Fanın değişen sistem gereksinimlerini karşılamak için kontrol edilmesine ihtiyaç olup olmadığı.

-Girişteki, çıkıştaki ve gövdeden yayılan sesler için ses limitleri.

-Sistemdeki fan sayısı ve yedek fanın gerekip gerekmediği.

Hava Akış Yönüne Göre Sınıflandırma

1.Eksenel (Aksiyal) fanlar

2.Radyal (Santrifüj) fanlar

3.Karışık akışlı (Aksiyal-santrifüj) fanlar

  1. Eksenel FanlarEksenel Fanlar

-Akışkan, fan eksenine paralel hareket eder.

-Düşük basınç şartlarında yüksek debi sağlar.

-Hafif, küçük boyutlu ve ucuzdur.

  1. Radyal (Santrifüj) FanlarFanlar

-Akışkan, fan eksenine dik (radyal) yönde hareket eder.

-Düşük debi koşullarında, yüksek basınç sağlar.

-Endüstride ve klima santrallerinde yaygın kullanılan bir fan tipidir.

Santrifüj (Radyal) Fan TipleriFanlar Bir

1.Radyal (dik) kanatlı

2.Öne eğimli kanatlı

3.Geriye eğimli kanatlı

4.Aerodinamik kanatlı

  1. Karışık Akışlı FanlarFanlar Iki

-Akış, eksenel doğrultuyla 30-80 derece açıyla yönlendirilir.

 

Fanların Kullanımı Yerlerine Göre Sınıflandırılması

Kanal Tipi Fanlar

-Kanal sistemine doğrudan bağlanarak yer tasarrufu ve montaj kolaylığı sağlar.

-Gövdesi yuvarlak veya dikdörtgen kesitli olabilir.

-Akış yönüne bağlı olarak radyal, aksiyal veya karışık akışlı tipte olabilir.

Fanlar üç

Çatı Tipi FanlarFanlar 4

-Gövdesi dış hava şartlarına dayanıklıdır

-Kar ve yağmurun kanal veya bina içerisine girmesine engel olacak şekilde tasarlanmıştır

-Çatı üzerinde olması nedeniyle, bina içinde yer kaybına neden olmaz

-Mekanik gürültüler yaşam mahallinden uzaktır

-Cihaza kolay ulaşılır ve bakım yapılabilir

-Kanal sistemine bağlanmaksızın depo, fabrika gibi geniş alanların havalandırmasında kullanılabilir

-Akış yönüne bağlı olarak radyal, aksiyal veya karışık akışlı tipte olabilir

-Yatay atışlı ve Dikey atışlı modelleri mevcuttur

-Ortamdaki havayı egzoz eden ya da ortama taze hava veren tipleri vardır

Duvar Tipi FanlarFanlar 5

-Bina duvar veya pencerelerine doğrudan bağlanabilirler.

-Akış yönüne bağlı olarak radyal veya aksiyal veya karışık akışlı tipte olabilir ve montajı kolaydır.

Endüstriyel FanlarFanlar 6

Fabrikalar, enerji santralleri, maden ocakları ve benzeri üretim alanlarında gerek ortam havalandırması, gerekse imalat aşamasındaki ihtiyaçlar için gerekli olan yüksek debi ve yüksek basınçları sağlayabilen ağır konstrüksiyonlu fanlardır.

Tünel Jet FanlarıFanlar 7

Otoyol tünellerinde CO gazının kritik sınırı aşması veya yangın anında oluşacak duman ve ısının ortamdan uzaklaştırılması için özel olarak tasarlanmış her iki yönde de çalışabilen, yüksek itme gücüne sahip aksiyal fanlardır.

Korozyona Dayanıklı FanlarFanlar 8

Kimyasal üretim yapan tesislerdeki ve laboratuvarlardaki aşındırıcı gazların ortamdan tahliyesi için kullanılırlar. Gövde ve kanatları paslanmaz çelikten, özel plastik malzemelerden (PVC, PE, PP, vb) ya da çelik sac üzerine epoksi, kauçuk, vb. malzemelerin kaplanması ile imal edilmiştir.

Duman Tahliye FanlarıFanlar 9

Yangın anında insanların kaçışına imkân sağlamak ve itfaiyenin müdahalesini kolaylaştırmak için belirlenen sıcaklık ve sürede çalışarak yangın dumanının tahliyesini sağlayacak şekilde özel motor, kanat ve gövde tasarımına sahip fanlardır.

Havanın Sıcaklığına Göre Fan Seçimi

Fanlarda standart olarak kullanılan motorların çalışma sıcaklığı genellikle 60-70 °C civarındadır ve bu sıcaklık fanların normal hava şartlarında kullanımı için yeterlidir. Ancak, endüstriyel tesislerde yüksek sıcaklıklarda hava kullanımında, 100°C ile 400°C arasındaki sıcaklıklara dayanıklı fanlara ihtiyaç duyulabilir. Sıcaklığın yüksekliğine göre imalatçılar fanların gövde, kanat, yataklar ve kayış kasnak tertibatlarında özel önlemler alır ve gerekirse taze hava verilerek aşırı ısınan noktaların soğutulması sağlanır. Sürekli olarak yüksek sıcaklıkta çalışacak sistemlerin basınç kayıpları o sıcaklıktaki havanın yoğunluğu dikkate alınarak hesaplanmalıdır. Sistem basınç kaybı, standart hava sıcaklığına göre hesaplanmış ise, hava yoğunluğundaki azalmayla doğru orantılı olarak sistem basıncı düzeltildikten sonra fan seçimi yapılmalıdır. Eğer fanlar yangın duman tahliye fanlarında olduğu gibi belirli bir süre için (60-90-120 dakika gibi) belirli sıcaklıkta (200-250-300-400 °C gibi) çalışacaksa, fanlar bu duruma göre seçilmeli ve sertifikalandırılmalıdır.

Aşındırıcı veya Patlayıcı Gazların Varlığına Göre Fan Seçimi

Kimyasal tesisler, laboratuvarlar gibi yerlerden transfer edilen hava içerisinde fan kanatlarını ve gövdesini aşındırıcı nitelikte asidik gazlar olması durumunda, gövdesi ve kanatları PVC, PE. PP, Paslanmaz çelik gibi malzemelerden imal edilmiş fanlar kullanılmalıdır. Motor, hava akımının dışında bırakılmalıdır. Bu tür fanlar radyal, aksiyal, kanal tipi, çatı tipi olarak imal edilebilirler. Aşındırıcı gazın cinsine göre kullanılacak malzeme türü üretici tarafından belirlenir. Hava içerisindeki gazın kolayca tutuşup patlama tehlikesi varsa bu durumda patlamaya karşı korumalı (Exproof, Explosion Proof) tipte fanlar kullanılmalıdır. Patlamaya karşı korumalı fanlar, gaz-toz grubuna, tutuşma sıcaklığına, cihazın gaza karşı izolasyon sınıfına ve cihazın olduğu ortamdaki patlayıcı gazın bulunma olasılığına göre tespit edilmiş standartlara göre gruplandırılırlar. Patlamaya karşı koruma ile ilgili standartlar, Avrupa Birliği’nde ATEX Standartları olarak düzenlenmiştir.

Fan Tahrik Tipi Seçimi

Fanların motorlarla tahrik edilmesinde üç değişik sistem kullanılmaktadır.

  1. Direkt akuple
  2. Kaplinli tahrik
  3. Kayış-kasnaklı tahrik

Direkt Tahrik Sistemleri:

-Genellikle 100 °C altındaki sıcaklıklarda ve 30 kW altındaki güçlerde kullanılır.

-Kayış-kasnak veya kaplin kayıpları olmadığı için daha yüksek verime sahiptir.

-Bakıma daha az gerek gösterir.

Kaplin Sistemleri:

-Genellikle 200 kW üstündeki motor güçlerindeki uygulamadır.

-Kaplinli sistemlerin verimi yüksektir.

-Motor ile fan arasında bir emniyet elemanı olarak işlev görürler.

-Frekans invertörleri (VSD) ile kullanıldığında enerji verimliliği ve kapasite uyumu üst düzeyde sağlanabilir.

-Yüksek sıcaklıkta veya kirlenmiş hava uygulamalarında kullanılabilirler.

-Bakım maliyetleri direkt tahrik sistemine göre daha fazladır.

Kayış- Kasnak Sistemleri:

-Genellikle 200 kW altındaki motor güçlerindeki uygulamadır.

-Bu sistemlerde herhangi bir devir sayısı elde edilebilir (buna karşın kaplin ve direk tahrikte 3000, 1500, 1000, 750 d/d şeklindeki motor devir sayıları kullanılır). Fakat eğer elektrik motoru frekans invertörleri ile kontrol edilirse kaplin ve direk tahrikli sistemlerin bu dezavantajı azalır.

-Pahalı ve düşük hızlı motorlardan (750 d/d gibi) kaçınma imkânı verir.

-Verimi direk tahrik ve kaplin tahrikli sistemlere göre daha düşüktür.

-Bakım maliyetleri direkt tahrik sistemine göre daha fazladır.

-Fan devir sayısı, motor devir sayısının ±150 d/d uzağında seçilmelidir. Örneğin 1500 d/d motor için 1350 d/d’nin altı ve 1650 d/d’nin üstündeki devir sayıları daha uygun olur. Aksi takdirde kaplinli tahrik daha uygundur.

Yüksek sıcaklıkta veya kirlenmiş hava uygulamalarında kullanılabilirler.

Fan Motorlarında İlk Kalkış (Start) Problemi

Asenkron motorların çalışmaya başladıkları ilk anda şebekeden çektiği akıma demeraj akımı, yol alma akımı veya kalkış akımı denir. Bu akım, motorun gücüne ve kutup sayısına bağlı olmakla birlikte yaklaşık olarak anma akımların 3-6 katı kadardır.

Durmakta olan bir asenkron motora gerilim uygulandığında stator sargılarında meydana gelen manyetik alan kuvvet çizgilerinin tamamı rotor çubuklarını kestiğinden rotorda indüklenen gerilim ve dolayısıyla rotor çubuklarından geçen akım en büyük değerinde olur.

İlk anda rotor dönmediğinden zıt EMK en küçük değerindedir ve bu nedenle motor şebekeden en büyük akımı çeker. Rotor dönmeye başlayınca stator döner alan hızı (ns) ile rotor hızı (nr) arasındaki fark azalmaya başlar. Bunun sonuncu zıt EMK’in değeri yükseleceğinden şebekeden çekilen kalkınma akımı gittikçe azalır.

Yukarıda belirttiğimiz değerlerden dolayı küçük güçlü motorların çektiği kalkınma akımı, gittikçe azalan bir durumda olduğundan sargılar ve şebeke için bir sorun oluşturmaz. Ancak 3 kW’ın üzerindeki büyük güçlü motorların kalkınma akımları hem şebeke için hem de motor sargıları için zararlıdır. Zira bu fazla akım motor sargılarında aşırı ısınmalara, şebekede ise gerilim düşümlerine ve gerilim dalgalanmalarına neden olur. Bunun sonucunda da gerilim düşümü, motoru ve şebekeden beslenen diğer alıcıları etkiler.

Ayrıca kumanda devresindeki anahtarlama elemanlarının çabuk yıpranmasına ve arıza yapmasına yol açar. Bu nedenle büyük güçlü motorların ve çok sık yol alan küçük güçlü motorların, kalkınma akımlarının şebekeyi olumsuz yönde etkilememeleri için değişik yöntemler (emiş klapesi, soft starter, frekans evirici vb..) uygulanır.

7 Gün 7 Gündem Endüstriyel Fırınlarda Fan Seçimi Ve KullanımıİNCİRCİOĞLU Vantilatör firmasına verdiği bilgiler ve katkıları için teşekkürlerimi sunarım.

Cavit SOY

Belirlenen Kapasite Miktarının Mevzuata Aykırı Olması ?

7 Gündem Satınalma Dergisi Belirlenen Kapasite Miktarının Mevzuata Aykırı Olması

7 Gündem Satınalma Dergisi Belirlenen Kapasite Miktarının Mevzuata Aykırı Olmasıİtirazen Şikayet Konusu; İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle, İhale dokümanında isteklilerce sunulması istenen kapasite raporu için belirlenen kapasite miktarının mevzuata aykırı olduğu, iddialarına yer verilmiştir.

22.11.2023 tarihli ve 2023/UH.I-1447 sayılı Kamu İhale Kurulu kararına göre;

Yapılan incelemede, İlgili doküman düzenlemelerinden ihale konusu işin Edirne Merkezdeki Fakülte, Yüksekokul ve Meslek Yüksekokullar için Malzemeli Yemek Pişirme, Dağıtım, Servis ve Servis Sonrası Hizmet işi olduğu, ihale konusu işe ilişkin üretimin idarenin mutfağında yapılacağı, söz konusu iş kapsamında 02.01.2024-31.12.2024 tarihleri arasında toplam 850.000 adet öğün verileceği anlaşılmıştır.

İlgili ilan ve doküman düzenlemelerinden ise isteklilerce günlük yemek üretim miktarı en az 3000 öğün/gün kapasiteli kapasite raporu sunulmasının bir yeterlik kriteri olarak düzenlendiği görülmüştür.

İlgili hükümlerden idarenin kendi mutfağında yemek üretiminin gerçekleştirileceği yemek hizmeti alımı ihalelerinde idarece öngörülecek kapasite raporuna ilişkin günlük üretim miktarının, idarenin günlük yemek ihtiyacının yarısını (1/2) geçmeyeceği anlaşılmıştır.

Mezkur işin 02.01.2024-31.12.2024 arasında olduğu, bu haliyle işin 364 gün süreli bir iş olduğu göz önüne alındığında ilgili öğün miktarlarının 364 gün için belirlenmiş olduğu görülmüş, buna göre yapılan hesaplama neticesinde günlük öğün miktarının 2.335 öğün olduğu görülmüştür.

Buna göre ilgili Tebliğ hükmü doğrultusunda, mezkur ihalede idarece öngörülecek kapasite raporuna ilişkin günlük üretim miktarının azami 1168 öğün /gün olabileceği, ancak idarece yapılan düzenlemelerde isteklilerce sunulacak kapasite raporlarındaki kapasite miktarının en az 3000 öğün /gün olmasının istendiği, bu bilgiler ışığında idarece yapılan düzenlemede yer alan kapasite miktarının ilgili Tebliğ açıklamasında belirlenen sınırları aştığı görüldüğünden başvuru sahibinin iddiasının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.

Mehmet ATASEVER

S.B. Strateji Geliştirme E. Bşk.

KİK E.  Üyesi

Altın Yakalı Meslek Liseliler

Altın Yakalı Meslek Liseliler

Altın Yakalı Meslek Liseliler

Prof. Dr. Umut Omay
İstanbul Üniversitesi

Sanırım meslek lisesi denildiğinde, büyük bir çoğunluğun aklına mavi yakalı çalışanlar geliyordur. Birkaç ay öncesine kadar benim de “meslek lisesi” denildiğinde ilk aklıma gelen kavramlardan biri “mavi yakalı” idi. Ama artık meslek lisesi denildiğinde mavi, beyaz, altın ve sarı olmak üzere birçok yaka rengi aklıma geliyor.

Çalışma yaşamında yaka kullanımının tipik bir sosyal kategorileştirme örneği olduğu söylenebilir. Zira sosyal kategorileştirme cinsiyet, yaş, iş ve meslek gibi unsurlardan kaynaklanabilmektedir. Sosyal kategorileştirmenin kimlik üretme ve buna bağlı olarak da kalıp yargı (stereotip) ve önyargı üretme işlevi de bulunmaktadır. Amaç sosyal çevrenin daha kolay anlaşılmasını sağlamaktır (1).

Meslek liselerine bakışın da kalıp yargı ve önyargı çerçevesinde şekillendiğini söylenebilir. Yapılan bazı çalışmalar ne yazık ki meslek liselerine olumsuz bir bakış açısının olduğunu göstermektedir (2).

Altın Yakalı Meslek LiselilerNe var ki bu bakış açısının yarardan çok zararı bulunmaktadır. Özellikle sanayi işletmeleri açısından gerekli vasıflı ve yarı vasıflı elemanlı ihtiyacının artık giderilemediği ve birçok alanda nitelikli işgücü sıkıntısı yaşandığı bilinen bir gerçektir. Üstelik bu durum Türkiye’ye de özgü değildir ve birçok ülkede vasıflı eleman sıkıntısı yaşanmaktadır. Örneğin 2023 yılında Euronews tarafından yayınlanan bir haberde Almanya’daki şirketlerin % 90’ının vasıflı işgücü bulmakta zorlandığı ifade edilmektedir (3).

Vasıflı işgücü bulma konusunda 2019 yılında başlatılan ISO-MEIP (İstanbul Sanayi Odası Mesleki Eğitim İşbirliği Projesi) önemli bir gelişme olarak kabul edilebilir. İstanbul Sanayi Odası, İstanbul Ticaret Odası, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Milli Eğitim Bakanlığı ile imzalanan bir protokol ile 44 Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’ne yönelik bir girişim başlamıştır. İmzalanan bu protokolde temel amaç bu liselerin mezunlarının mezun oldukları alanda nitelikli bir biçimde istihdam edilmelerini sağlamaktır (4).

Projenin dikkat çeken özellikleri arasında okul müfredatlarının, okul yöneticileri ile sanayicilerin doğrudan katılımı çerçevesinde biçimlendirilmesi ve öğrencilerin dört yıllık eğitimlerinin sonunda değil, mümkün olan en erken zamanda sanayi ile tanışmaları yer almaktadır (4). Proje “Nitelikli Okul, Nitelikli Mezun, Nitelikli İstihdam!” sloganı çerçevesinde ilerlemekte olup proje kapsamına Güzel Sanatlar Liseleri dâhil olmuştur (5).

Proje kapsamındaki okullardan biri de Sarıyer’de bulunan ve Türkiye’nin ilk yazılım lisesi unvanını taşıyan Mehmet Rıfat Evyap Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’dir (6). Bilgi çalışanlarının “altın yakalı” olarak nitelendirildikleri düşünüldüğünde bu lisenin öğrencilerinin de birer altın yakalı çalışan adayı oldukları, dolayısıyla meslek liselerinin artık yalnızca mavi yakalı çalışanlarla özdeşleşmemesi gerektiği açık bir biçimde ortaya çıkmaktadır. İçinde bulunduğumuz dönemin koşulları ve gereklilikleri düşünüldüğünde, tıpkı ISO-MEIP kapsamındaki diğer liseler gibi yazılım lisesi mezunlarının da büyük bir avantaja sahip oldukları söylenebilir. Bu açıdan meslek liselerinin Türkiye Ekonomisi açısından ne kadar büyük bir öneme ve potansiyele sahip olduğunu bir kere daha hatırlamanın ve hatırlatmanın yanı sıra bu önemli ve gelecek vaat eden projeyi mümkün olduğunca duyurmak da oldukça önemlidir.

Kaynaklar

(1) Omay, U. (2015), “Örgütlerde Ayrımcılık”, Örgüt Sosyolojisi, 2. B., Ed. Memet Zencirkıran, Dora Basım Yayın, Bursa, ss. 211-214.

(2) Akyürek, G., Kaymakçı, K. N., Öztaş, M. ve Altınışık, R. A. (2019), “Endüstri Meslek Lisesi Öğrencilerinin Kendilik Algısı: Kayseri Örneği”, Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi (IJHE), 5 (11), s. 787-788.

(3) Euronews (2023), “Almanya’da şirketlerin yüzde 90’ı vasıflı işçi bulmakta zorlanıyor”, Çevrim içi: https://tr.euronews.com/business/2023/08/22/almanyada-sirketlerin-yuzde-90i-vasifli-isci-bulmakta-zorlaniyor, (23.01.2024).

(4) ISO-MEIP, “Hakkımızda”, Çevrim içi: https://www.iso.org.tr/meip/hakkimizda.html, (24.01.2024).

(5) ISO-MEIP, “Nitelikli Okul, Nitelikli Mezun, Nitelikli İstihdam!”, Çevrim içi: https://www.iso.org.tr/meip/, (24.01.2024).

(6) ISO-MEIP, “Yazılım Lisesi”, Çevrim içi: https://www.iso.org.tr/meip/yazilim-lisesi.html, (24.01.2024).

PROF. DR. UMUT OMAY – MAKALE LİSTESİ

GİRİŞİMCİLİK VE YÖNETİCİ GÜÇLENDİRME

PAZARLAMA

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ

İŞ DÜNYASINDA TUTUM VE DAVRANIŞ

DİĞER KONULAR

Sözleşmelerdeki Cezai Şart Maddeleri Hakkında 4 Önemli Uyarı

7 Gündem Satınalma Dergisi Sözleşmelerdeki Cezai şart Maddeleri Hakkında 4 önemli Uyarı

7 Gündem Satınalma Dergisi Sözleşmelerdeki Cezai şart Maddeleri Hakkında 4 önemli Uyarı– Cezai şart, zarardan bağımsız olarak talep edilebilir. Bu sebeple, madde yazılırken ceza talebini zarar şartına bağlamamaya dikkat etmek gerekir.

“Mal zamanında teslim edilmezse, uğranılacak zararların karşılığı olarak, gecikilen her gün için 10 bin TL ödenir.”

– Cezai şart davasında davacı, zarara uğradığını ispat etmek zorunda değildir. Davalının borca aykırı davranışını ortaya koyması yeterlidir. Fakat daha fazla zarara uğradığı iddiasıyla ceza miktarını aşan bir tazminat talep ederse, bu durumda uğradığı zararı ispat etmelidir.

– Sözleşmede cezai şarta bağlanmış olan borca aykırı ifa, ihtirazi kayıtsız kabul edilirse cezai şart talep hakkı düşer. Ancak ihtirazi kayıt beyan etme külfetini ifa zamanına bırakmamak gerekir. Sözleşmede buna ilişkin baştan “peşin ihtirazi kayıt” anlamına gelen bir madde konulması çok daha pratiktir.

“Malın geç teslim edilmesi ihtimalinde geç teslimin kabul edilmesi cezai şart talep hakkından vazgeçildiği anlamına gelmez.”

– Her hakkın kullanımında olduğu gibi, cezai şart talep hakkının kullanımında da dürüstlük kuralına uyulması gerekir. Ceza talep hakkının kullanılmayacağı yönünde karşı tarafta haklı bir güven oluşturduktan sonra ileri sürülen geçmişe dönük ceza talebinin reddi gerekir. Bu yönde örnek karar: Yargıtay HGK, 14.10.2021, 2017/3083 E., 2021/1225 K.

Prof. Dr. Umut YENİOCAK

Çalışılmayan Tatil Günlerinde İş Arama İzni Verilebilir mi ?

7 Gündem Satınalma Dergisi çalışılmayan Tatil Günlerinde İş Arama İzni Verilebilir Mi

7 Gündem Satınalma Dergisi çalışılmayan Tatil Günlerinde İş Arama İzni Verilebilir Mi4857 sayılı İş Kanunu’nun 27 nci maddesine göre, işçiye bildirim süresi içinde iş arama imkânı tanınmıştır. Bu kapsamda, işverenler bildirim süreleri içinde, işçiye yeni bir iş bulması için gerekli olan iş arama iznini iş saatlerin içinde ve ücret kesintisi yapmadan vermeye mecburdur. İş arama izninin sü­resi günde iki saatten az olamaz ve işçi isterse iş arama izin saatlerini birleş­tirerek toplu olarak kullanabilir. Ancak iş arama iznini toplu kullanmak isteyen işçi, bunu işten ayrılacağı günden evvelki günlere rastlatmak ve bu durumu işve­rene bildirmek zorundadır”[1].

Görüldüğü üzere, 4857 sayılı Kanun yeni iş arama iznini bildirim sü­relerini esas alarak düzenlemiştir. Kanun’un 27 nci maddesindeki düzenle­mede, “Bildirim süreleri içinde işveren, işçiye yeni bir iş bulması için gerekli olan iş arama iznini iş saatleri içinde ve ücret kesintisi yapmadan vermeye mecburdur…” denilmiş ve ancak “bildirim süreleri” ile sınırlı olmak kaydıyla bu iznin verileceği öngörülmüştür. Buna aykırı davranış da ikinci ve üçüncü fıkralarda “İşveren yeni iş arama iznini vermez veya eksik kullandırırsa sü­reye ilişkin ücret işçiye ödenir. İşveren, iş arama izni esnasında işçiyi çalıştırır ise işçinin izin kullanarak bir çalışma karşılığı olmaksızın alacağı ücrete ila­veten, çalıştırdığı sürenin ücretini yüzde yüz zamlı öder.” hükmüyle yaptı­rıma bağlanmıştır[2].

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun kararına göre, “4857 sayılı Ka­nun’un 27 nci maddesine göre, yeni iş arama izni vermeyen veya eksik kul­landıran işveren, o süreye ait ücreti işçiye ödemekle yükümlüdür. Aynı mad­denin 3 üncü fıkrasında, işveren yeni iş arama izni esnasında işçiyi çalıştırırsa, işçinin çalışma karşılığı olmaksızın alacağı ücrete ilaveten çalıştırdığı sürenin ücretini yüzde yüz zamlı ödemesi gerektiği kuralı getirilmiştir.

Yeni iş arama izni, işçinin ihbar öneli içinde çalıştırıldığı günler için geçerli olur. İşçinin hafta tatili, bayram ve genel tatil izinlerini kullandığı gün­ler için iş arama izni verme zorunluluğu bulunmamaktadır. Çalışılmayan gün­ler için iş arama izni verilmesi gerekmediğine göre, iş arama izin ücretine de hak kazanılamaz.

Somut olayda davalı işveren, ihbar öneli içinde yeni iş arama izinlerini kullandırdığını kanıtlayabilmiş değildir. İşçinin ihbar öneli içinde çalıştığı günler bakımından her gün için iki saat iş arama izin ücretinin 4857 Sayılı İş Kanununun 27.maddesi hükmüne uygun olarak %100 olarak hesaplanarak hüküm altına alınması gerekir. Çalışılmayan hafta tatilleri için de iş arama izin ücreti hesaplanarak sonuca gidilmesi hatalı olup kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevril­mekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda dire­nilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde tem­yiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği gö­rüşüldü:

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve ka­nıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme ka­rarı bozulmalıdır”[3].

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından da karar bağlandığı üzere, iş arama izinleri iş süreleri içinde kullanılabilen bir hak olup, hafta ve genel tatil günlerinde kullanılamaz. Dolayısıyla işveren tarafından işçinin hafta tatili, bayram ve genel tatil izinlerini kullandığı gün­ler için iş arama izni verme zorunluluğu bulunmamaktadır.

7 Gündem Satınalma Dergisi çalışılmayan Tatil Günlerinde İş Arama İzni Verilebilir MiSonuç olarak, yeni iş arama izni, işçinin ihbar öneli içinde çalıştırıldığı günler için geçerli olur. İşveren tarafından işçinin hafta tatili, bayram ve genel tatil izinlerini kullandığı gün­ler için iş arama izni verme zorunluluğu bulunmamaktadır. Çalışılmayan gün­ler için iş arama izni verilmesi gerekmediğine göre, iş arama izin ücretine de hak kazanılamaz.

Lütfi İNCİROĞLU

 

[1] YHGK, 15/4/2021 T., E.2018/757, K.2021/488 Legalbank.

[2] ŞAHİN EMİR, Asiye, İşveren İşçinin Talebi Olmaksızın Yeni İş Arama İzni Kul­landırmak Zorunda Mıdır? (YHGK Karar Değerlendirmesi), SİCİL, Yıl 2021, Sayı:46, s.144 vd.

[3] YHGK, 27/01/2010 T., E.2009/9593, K.2010/20 Legalbank.

Piyasanın Dengesi – Piyasada Ters Giden Nedir ?

7 Gündem Satınalma Dergisi Piyasanın Dengesi Piyasada Ters Giden Nedir

Ekonomimiz ve Söylemler

Sadece ekonomimizden söz edeceğim. Genel anlamda konuşacak olursak, anlatacak çok konu olur. Ancak her konuda söz sahibi olup konuşmak, her şeyi bilmek zaten söz konusu olamaz.

Yemek Gastronomi GörselBir aşçının  ihtisas konusu yemek yapmak ve yemeğin lezzeti konusunda donanımlı olması beklenir. İşte sözünü ettiğim aşçının ihtisas konusu yemek olup, aşçıdan her konuda fikir sahibi alması ve ahkam kesmesini beklemek hayalden de öte, sınır tanımayan komiklik olur.

Ekonomimiz için de aynı ifadeleri kullanmak yerinde olur. Bırakalım, ekonomiyi ekonomide ihtisas sahibi kişiler, kompedantlar konuşsun ve yönetsin.

Konuşulanlar Gibi Ekonomimiz Olsa Daha Ne İsteriz ?

Ülkemiz ekonomisinin başına getirilen her ekonomi patronunun söylediğine baktığımızda ağzından bal damlıyor, ülkemiz meğerse dünya ülkeleri ile yarışıyor da bizlerin haberi yok iken, ekonominin patronun söylemleri ile bizim ekonomimizin dünyanın sayılı büyük ekonomileri ile kafa kafaya yarıştığına inanasım geliyor.

Fazla uzağa gitmeyeceğim. Sayın Mehmet Şimşek’den bir önceki Maliye Bakanı Sayın Nurettin Nebati’nin söylemlerine bakacağım.

Hazine Ve Maliye Bakanı Dr. Nureddin Nebati

Hazine ve Maliye Bakanı Nebati: Türkiye ekonomi modeli, dünyaya bir meydan okumadır.

Yayınlanma: 05.04.2023- 00:04

Son Güncelleme 05.04.2023 – 09:17

Nureddin NebatiHaber GlobalEkonomi haberleriGündem haberleriEYTAsgari ücret

Hazine ve Maliye Bakanı Dr. Nureddin Nebati, Haber Global ekranlarında yayınlanan “Başak Şengül ile Mesele Özel” programına konuk oldu. Türkiye ekonomi gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Nebati, ” Türkiye ekonomi modeli, dünyaya bir meydan okumadır” dedi.

Türkiye ekonomi modelinin tamamen özgün bir model olduğuna değinen Nebati, bu modelin dünyaya bir meydan okuma olduğunu ifade etti. KKM (Kur Korumalı Mevduat) sayesinde insanların kendilerini güvence altına aldığını söyleyen Nebati, faiz düşürülmesine ilişkin itirazları olanların artık faizlerin artırılmasını istemediğini söyledi.

Kaynak: https://haberglobal.com.tr/gundem/hazine-ve-maliye-bakani-nebati-turkiye-ekonomi-modeli-dunyaya-bir-meydan-okumadir-242238

7 Gündem Satınalma Dergisi Piyasanın Dengesi Piyasada Ters Giden NedirKKM konusunda Sayın Nebati’nin bir söylemi hala aklımda;

“Biz KKM ile asrın buluşunu ortaya çıkarttık.”

KKM’nin asrın buluşu olup olmadığı bana göre tartışılır. Rahmetli Turgut Özal zamanında da DÇM – Dövize Çevrilebilir Mevduat Hesapları vardı. Ancak ömrü fazla uzun sürmedi çünkü DÇM’nin ülkemiz ekonomisine katkısı hiç yoktu.

Tıpkı Sayın Nebati’nin “KKM asrın buluşudur” dediği KKM’nin bırakın ülkemize katkı sağlamasını, ülkemiz bütçesine ne kadar büyüklükte bir kara delik ortaya çıkardığı ve verdiği zararın boyunu tahmin dahi edemez hale geldik.

Asrın buluşu KKM…

Sayın Nebati’nin her söylemine baktığımızda gerçekten ülkemiz uçuyor diyesim geldi. Bu sözlere inanmamak adeta ekonomiden anlamamak gibi bir duruma soktu dinleyenleri.

Gün Oldu Devran Döndü

Günler birbirini kovaladı. Ekonomik göstergeler gözümü kamaştırıyordu adeta. Dahası ekonomimizde sanki her şey yolundaymış gibi, dünya ülkeleri enflasyonla mücadele etmek adına peş peşe faiz arttırımına giderken, ülkemizde ise sorgusuz olarak faizler her ay düşürüldü.

Merkez Bankası Gecelik Faiz

Öyle ki çarşı pazar enflasyonu % 100’den daha fazla olmasına rağmen, ülkemizde resmi enflasyon çok ama çok minik düzeyde kaldı, faizler ise inanılması zor olsa da % 8.50 civarına kadar düşürüldü. Ve faizlerin düşürülmesi ile ekonominin patronları sürekli alkışlandı.

Peki Ne Değişti ?

Ekonomi bilgisini takdir ettiğim birkaç siyasi otoriteden biri olan Sayın Mehmet Şimşek ekonominin başına getirildi. Sayın Mehmet Şimşek ekonominin patronu olarak ilk icraatını yaptı, Sayın Nebati’den görevi teslim aldı ve Sayın Mehmet Şimşek’in ise şu sözünü hiç unutmuyorum;

“Türk ekonomisi rasyonel bir zemine oturmak zorundadır”

dedi.

Sormazlar mı adama;

Sayın Nebati’nin bakanlığı döneminde KKM asrın buluşudur demiş, Ekonomimizin “Türkiye ekonomi modeli, dünyaya bir meydan okumadır” Ve faizler % 8.50’ye kadar düşürüldü.

Madem ki Sayın Nebati’nin bu kadar iyi bir ekonomi yönetimi vardı ve ekonomimiz adeta uçtu ise Sayın Mehmet Şimşek iş başına geldiğinde tüm ekonomi politikalarını sil baştan ele aldı.

Asrın buluşu olarak nitelendirilen KKM – Kur Korumalı Mevduat adeta “papaz kaçtı” misali nereye mal edeceğimizi bilemez olduk ve piyango TCMB’na vurdu görünüyor.

Dün göklere çıkarttığımız KKM için bugün ise tam tersini söyler olduk, KKM’nin bütçemize bir yük olduğu konusunda fikirler birleşti.

Her Şey Güzel Değil mi ?

Hangi otoritenin her şey çok güzel dediğine nasıl inanacağımıza ben de şaşırdım. Başka söylemlerden söz etmek istemiyorum. Sayın Mehmet Şimşek’in de Meclis kürsüsünden yaptığı “paraya ihtiyacımız yok” şeklindeki söylemler unutulmadı.

Madem ki ekonomimizde her şey çok güzel, gelişen ülkeler merkez bankaları arasında neden en yüksek faizi biz veriyoruz ?

Gelişen ülke Merkez Bankası Faiz Oranları

Bir ülkenin fazla faiz vermesi bir güven göstergesi değildir. Ülkemiz ekonomisinde her şey yolunda olsaydı 2023 yılında neden devasa ek bütçe yapıldı.

Araba GörselNeden iki defa MTV – Motorlu Taşıtlar Vergisi ödetildi araba sahiplerine ? Ters giden bir şeyler var kuşkusuz. Ekonominin gidişi ile söylemler birbirine ters.

 

Reşat BAĞCIOĞLU

ICC Uluslararası Ticaret Odaları

Türkiye Milli Komitesi

Türkiye Bankacılık Komite Başkanlığı Üyesi