Şişecam ABD’de Ciner Grubu ile Liman İşletmesi Yatırımı Yapacak
Şişecam, ABD’deki doğal soda külü yatırımının lojistik ihtiyaçları için Ciner Grubu ile birlikte Kaliforniya’da bir liman işletmesi yatırımı yapacak. Şişecam Chemicals USA, devam etmekte olan soda külü yatırımının potansiyel ihracatında kullanılacak lojistik altyapıyı kurmak üzere Stockton Liman İşletmesi Projesi’ni yürütecek olan Denmar US LLC’nin yüzde 50’sine ortak olacak.
Şişecam, planlamalar çerçevesinde devam eden ABD’deki doğal soda külü yatırımının potansiyel lojistik ihtiyaçları için Ciner Grubu ile yeni bir iş alanına yatırım kararı aldı. Şişecam’ın %100 sahipliğindeki bağlı ortaklığı Şişecam Chemicals USA, devam eden soda külü yatırımının potansiyel ihracatında kullanılacak lojistik altyapıyı kurmak üzere yıllık 5 Milyon ton kapasiteli Stockton Liman İşletmesi Projesi’ni yürütecek olan Denmar US LLC’ye ortak olacak. Stockton Liman İşletmesi yatırımının, Şişecam’ın 2028 yılına kadar kademeli olarak devreye alınması planlanan ABD’deki doğal soda külü yatırımıyla uyumlu olarak, 2027 yılında faaliyete başlaması hedefleniyor. Şişecam yeni yatırımıyla, ABD’de doğal soda külü ihracatı hedeflerine ulaşmasını sağlayacak tedarik zinciri yapılanmasını kurarak sürdürülebilir büyümeyi garanti altına alacak.
Şişecam Yönetim Kurulu Başkanı ve Murahhas Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kırman Şişecam’ın ABD’de devam etmekte olan doğal soda külü yatırımının hedeflerine ulaşmasını destekleyecek bu stratejik yatırım kararı ile ilgili şu açıklamayı yaptı: “2021 yılında doğal soda külü alanında ABD’deki varlığımızı güçlendirme kararımızı duyurmuştuk. Büyüyen pazar ve artan talepler aldığımız kararın isabetli olduğunu kanıtlamaya devam ediyor. Doğal soda külü faaliyet alanı bugün Şişecam operasyonları içinde en yüksek kârlılığa sahip iş alanlarından biri. Planlamalar çerçevesinde devam eden Pasifik Projesi’ne ait 5 Milyon ton doğal soda kapasitesinin 2028 yılına kadar kademeli olarak devreye alınmasıyla birlikte Şişecam ve Ciner ortaklığının ABD soda operasyonları toplam üretim kapasitesi 7,5 Milyon tona ulaşacak. Uluslararası pazara erişim maliyetini azaltmak, operasyonun yönetimini kolaylaştırmak ve tedarik zinciri kaynaklı riskleri bertaraf etmek için çoklu liman erişiminin önemli olduğunu değerlendirdik. Bu kapsamda, Denmar US LLC’nin izin ve ruhsat alımlarını tamamladığı Kaliforniya- Stockton Liman İşletmesi Projesi’ne ortaklık kararı aldık. Stockton Liman İşletmesi Projesi kapasitesinin 2027 yılında yıllık 3 Milyon tondan başlatılması, 2029 yılında da yıllık 5 Milyon tonluk tam kapasiteye çıkartılması planlanıyor.”
Prof Dr. Ahmet Kırman yatırım kararını destekleyen 3 temel stratejik faktör olduğunu belirterek açıklamasını şöyle sürdürdü: “Yeni liman işletmesi ABD doğal soda külü yatırımımız kapsamında ihracat operasyonlarımıza yönelik ihtiyaç duyulan lojistik altyapının oluşturulmasını sağlayacak. Çoklu liman stratejisi kapsamında tedarik zinciri operasyonlarımız güvence altına alınacak ve belirsizliklerle dolu küresel pazarda Şişecam’a esneklik kazandıracak. Lojistik maliyetlerden tasarruf etmemizi de sağlayacak olan liman yatırımının, halihazırda kritik izin ve ruhsatlara sahip olması, projenin daha hızlı ve sağlıklı devam etmesini kolaylaştıracak. Bu kapsamda Denmar Holdings LLC şirketinin %100 sahipliğindeki Denmar US LLC şirketine, Şişecam Chemicals USA tarafından, sermaye artırımı yöntemiyle ve 12 Milyon dolar karşılığında %50 oranında ortak olunacak.”
Prof. Dr. Ahmet Kırman sözlerine şöyle devam etti: “Belirsizliklerin iş planlarını sürekli değiştirdiği günümüz dünyası kurumların büyüme hedeflerini ve engelleri sürekli hesaplayarak adım atmalarını gerekli kılıyor. Şişecam böyle bir ortamda başarısını öngörülü ve sağlam adımlarla sürdürülebilir kılıyor. 2022’de yatırımlarımızda sürdürülebilirliği sağlamak için İtalya’da refrakter üreticisi Refel’i satın almıştık. Şimdi de ABD’deki büyüme planlarımızı garanti alına alacak liman işletmesi yatırımımızla benzer bir adım atıyoruz. Yaptığımız her yatırım mevcut iş kollarımızın büyümesini desteklerken, girdiğimiz her yeni alan global büyüme stratejimizi güçlendiriyor.”
Şişecam Dünyanın En Büyük Soda Külü Üreticisi Olacak
Şişecam’ın ABD’de soda külü alanındaki yatırım geçmişi 2019 yılına uzanıyor. Doğal soda külü üretimi alanında küresel ayak izini genişletme kararı alan Şişecam, 2019’da Ciner Grubu ile eşit ortak olarak ABD’de yeni bir doğal soda külü üretim tesisi kurmak üzere sözleşme imzalamıştı. 2 yıllık ortaklık süresince doğal sodanın çevre dostu ve sürdürülebilir yapısı, soda külü talebinde beklenen güçlü artış Şişecam’ı bu alandaki yatırımlarını artırma, ABD gibi önemli bir pazardaki varlığını güçlendirme yönünde harekete geçirmişti. 2021 yılında Şişecam, Ciner Grubu ile eşit oranda ortak olduğu Pasifik Projesi’ndeki payını yüzde 60 seviyesine çıkarttı. Ayrıca ortaklık alanını genişleterek, Ciner Grubu’nun ABD’de yönetimini sürdürdüğü Wyoming tesisinde sahip olduğu hisselerin de yüzde 60’ına ortak olma kararı aldı.
Bunun yanı sıra tamamı Ciner Grubu’na ait olan ve doğal soda külü üretimi için planlanan Atlantik Projesi’ne de yüzde 60 oranında pay sahibi olmak üzere el sıkıştı. Dünyanın en büyük 3 soda üreticisi arasında yer alan Şişecam 2028 yılına kadar kademeli olarak devreye alınması planlanan ABD doğal soda yatırımıyla birlikte yönetimindeki 10 Milyon tonu aşan global soda külü üretim kapasitesiyle dünyanın en büyük soda külü üreticisi haline gelecek.










Sosyal girişimcilik, toplumun geneline yayılan sorunları çözme potansiyeline sahip bazı kişilerin bu sorunlara odaklanarak çözümler üretmesidir. Sorunların çözümünde rol alan kişiler, yani sosyal girişimciler, toplumun sağlığı, güvenliği ve refahı için inisiyatif alarak toplumun tamamında ya da önemli bir bölümünde olumlu etkiler yaratmak için risk alarak çaba sarf ederler. Bu insanlar, yeri geldiğinde kendilerinden ödün vererek içinde yaşadığı topluma hizmet etmeyi kendileri için çok önemli bir misyon edinirler. Diğer insanların ya da kamu ve özel sektör kuruluşlarının etki yatırımı, bilinçli tüketim, kurumsal sosyal sorumluluk, etik ve şeffaflık gibi konularda adımlar atması sosyal girişimcilerin başarılı olmasında son derece etkilidir. Sosyal girişimciler için sosyal faydalar yaratmak kâr elde etmek çok daha öncelikli bir konudur.
Dünya Gastronomisinde ve Yemek Kültüründe Son yıllarda ön plana çıkan bir oluşum Slow Food – sağlıklı beslenme bu iki birliktelik. Slow Food anlamı ise yemek masasında yavaş yemek, yani sadece doymak karın doyurmak değil lezzet almak yediği yemeği sindirerek yavaş ve yorumlayarak masa etrafında konuşarak lezzet, tat, besin değeri gibi yemeği öne çıkaran detayları tartışarak yemek. Bu akımı Dünya genelinde başlatan kişi ise 1982 yılında İtalyan sosyolog-gazeteci Bay Carlo Petrini olmuş ve bu oluşumu ülkeler genelinde dernekleşmeye sosyal yönde gruplar, birlikler oluşturarak tüm dünya genelinde duyulmasını ve destek görmesini sağlamış.
İşletmeler ilk kurulduklarında geleneksel olarak kurucusunun verdiği bir isimle hayata başlar. Bu isim; kurucusunun adı veya soyadı, işletmenin doğduğu şehir, şehirle ilişkili bir nesne, farklı isimlerin birleşimi ya da kısaltması hatta tamamen hayal ürünü bir isim dahi olabilir. Ayrıca marka ismini gerçek bir varlıktan alıyor ise, marka ismi her anıldığında beyinde varlığa dair görsel çağrışımlar meydana gelir. Marka ismi seçilirken işletmelerin uzun yıllardır faydalandığı yöntemlerden bir diğeri ise menşei ülke etkisidir. Bu durumda, Japonca bir isim teknolojiyi, Fransızca bir isim lüksü, İtalyanca bir isim tasarımı, Almanca bir isim ise tüketicide dayanıklılığı çağrıştırır.
Anahtar Sözcükler: Ünsped, UGA, Gümrük Müşavirliği,gümrük, dış ticaret, sertifika, ithalat, ihracat, mevzuat, rejim, lojistik, taşımacılık, iş, kariyer, İstanbul Üniversitesi, Sürekli Eğitim Merkezi
KOBİ’ler için Avrupa Yeşil Mutabakatı’na geçiş süreci, Endüstri 4.0’a adapte olmanın anahtarını sunuyor. Ölçek ekonomisine geçemeyen KOBİ’lerin “Orta Gelir” eşiğini atlatamadığını vurgulayan Ortak Akıl Danışmanlık Kurucusu Dr. Yılmaz Sönmez, “KOBİ’lerimiz öncelikle ölçeklerini büyütmek ve OBİ olmak için efor sarf etmeli. Sadece ürün ve hizmetlerini değil, organizasyonlarını da dijitalleştirmeyi başaran şirketler rekabette bir adım öne geçecek. Ancak KOBİ’lerin dijitalleşme karnesi zayıf ! Avrupa Yeşil Mutabakatı’na geçiş süreci KOBİ’ler için bir fırsatken, KOBİ’lerimizin %90’ından fazlasının aile şirketi olması ölçek ekonomisine geçişte en büyük engel” dedi.
AB Yeşil Mutabakatı’na geçiş sürecinin KOBi’ler için fırsat olduğunu vurgulayan Dr. Yılmaz Sönmez, “Dünyada tüketici tercihlerinin ibresinin sürdürülebilirliği gösterdiği, çevre dostu üretimin tercih nedeni olduğu, Sınırda Karbon Vergisi ve Yeşil Mutabakat’ın kapımıza dayandığı, AB sınırlarında her yıl milyarlarca doları vergi olarak ödeme riskimizin doğduğu bu dönemde KOBİ’lerin “yeşil üretim” paradigmasına geçme yönünde yatırım yapmaları kaçınılmaz. Üstelik büyüklerin aksine buradaki çeviklikleri onlara önemli kazanımlar getirecek ve yeni pazarlarla tanıştıracaktır” diye belirtti.
Danıştay Kararı Özeti; Kemalpaşa Belediye Başkanlığı Destek Hizmetleri Müdürlüğü tarafından 2018/564665 ihale kayıt numaralı “Kemalpaşa Belediyesi 2019 Yılı 2 Kısım Akaryakıt” ihalesine ilişkin olarak İtes İleri Teknoloji ve Enerji Sis. Petrol Ür. Tic. Ltd. Şti. – Günaydın Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Özel Eğt. Hizm. Yakıt Taşm. San. ve Tic. Ltd. Şti. İş Ortaklığı itirazen şikayet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 06.02.2019 tarihli ve 2019/UM.I-213 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikayet başvurusunun reddine” karar verilmiştir.
PwC’nin strateji danışmanlığı grubu Strategy&, yıllık Dijital Otomotiv Raporu’nun 11.’sini yayımladı. Tüketicilerin eğilim ve beklentileri doğrultusunda mobilite sektörünün görünümünü ortaya koyan rapora göre, isteğe bağlı özellikler (ODCF) yükselirken, güvenlik ve navigasyon en önemli hizmetler olmaya devam ediyor. Otomotiv sektöründeki oyuncuların ise değişen tüketici beklentilerini karşılayabilmeleri için kullanıcı arayüzlerini ve iş modellerini geliştirmeleri gerekiyor.
Araştırmayı değerlendiren Strategy& Türkiye Şirket Ortağı Kağan Karamanoğlu, “Otomobil oyuncuları, bağlantılı, elektrikli, otomatikleştirilmiş ve akıllı mobilite ile ilgili çeşitli stratejik zorluklarla karşı karşıya. Araştırmamız gösteriyor ki başarı faktörleri de çeşitli etkenlere bağlı. Öncelikle düzenleyici, gerçekleştirici veya etkinleştirici olsun, herkes ekosistemde rolü konusunda net olmalı. Bir teklif portföyü oluşturup kaynaklarını buna göre tahsis etmeli. Uygun tekliflerin seçiminde bütünsel ve istikrarlı yaklaşımın bir değer yarattığı görülüyor. Son halkada ise tutarlı, uyumlu ve çok katmanlı bir ekosistem mantığına göre portföyü önceliklendirip aktif bir şekilde yönetmenin gerekliliği ortada. Sektörün tüm oyuncuları yetkinliklerini yeniden gözden geçirerek geleceğe uyum sağlayabilirler.” dedi.
Türkiye’deki otomotiv sektörü hakkında ise, Karamanoğlu, yeni mobilite ekosistemine adaptasyonun önemini vurgulayarak; “Otomotiv sektöründe, üretim üssü olarak, Dünya’nın önde gelen ülkelerinden olan Türkiye’nin yeni mobiliteye en etkili ve hızlı şekilde ayak uydurması sektörün geleceği için kritik. TOGG’un kısa zaman önce ön sipariş alımına başlaması, Çinli BYD’nin Türkiye distribütörlüğü için niyet mektubu imzalaması ve Tesla’nın Türkiye pazarına giriş için hamleleri, Türkiye otomotiv sektörünün evrilen mobilite ekosistemine adaptasyon ihtiyacını hızlandırabilecek önemli gelişmeler olarak görülebilir. Adaptasyonun en hızlı yollarından biri ise, otomotiv değer zincirindeki tüm oyuncuların ekosistemdeki konumlarını gözden geçirmeleri ve gerekirse yeniden tanımlayarak portföylerini revize etmeleri olabilir. Özellikle son yıllarda yapmış olduğumuz çalışmalar, bizlere sektörün öncü oyuncularının ekosistem stratejilerini oluşturma eforlarını arttırdıklarını, iş birliği olasılıklarını hiç olmadığı kadar derinlemesine incelediklerini ve dönüşüm yol haritalarını şekillendirmeye odaklandıklarını gösteriyor. Benzer yaklaşımın tüm sektör oyuncuları tarafından benimsenmesi, sektörün geleceğe hazırlanması için önem arz ediyor” dedi.
Risk değerlendirmesi kavramını açıklayabilmek için öncelikle tehlike ve risk kavramlarını tekrar hatırlayalım. Tehlike, işyerinde var olan ya da dışardan gelebilecek, işyerini, işletmeyi veya çalışanı zarara ve hasara uğratma potansiyeli olan olaylardır. Risk ise, tehlikeden kaynaklanan zararın ifadesidir. Şimdi örnekler ile bu kavramları açıklayalım:
Bu yazımda girişiminiz için İş Planınızı nasıl tamamlamanız ve tamamlanan İş Planınızı sunduğunuzda onaylanması için nelere dikkat etmeniz gerektiğinden bahsedeceğim. İş Planı, girişime ait ürün ya da hizmetlerin, nasıl para kazandıracağını, girişimle ilgilenecek ekibin kimlerden oluştuğunu, yöneticilerin kimler olduğunu, kaynak ihtiyacının ne olduğunu ve nasıl karşılanacağını, finans yönetimi ve operasyon modelinin ne olduğunu ilgili kişilere detaylıca aktarmak için hazırlanan bir belgedir. Başarılı bir İş Planı, girişiminize başlamadan önce stratejinizi netleştirmenize, potansiyel fırsat ve engelleri belirlemenize, kaynaklarınızın ne olduğunu ve girişimcilik sürecinde neye ihtiyacınız olacağına karar vermenize yardımcı olur. İş Planınızı özellikle finansal destek almak istediğiniz kişilere sunarken fikrinizin veya büyüme planlarınızın uygulanabilirliği konusunda onları ikna etmeniz ise son derece önemlidir. Sözü uzatmadan hemen İş Planınızın içeriğini ve İş Planı sunumunuzu nasıl iyileştirebileceğiniz konusunda tavsiyelerin ilkiyle başlıyorum: