Bir İşletme, zamana ayak uydurmadan çevresinde olup biten değişimlere katılım sağlamadan ticari faaliyetlerine devam ediyorsa, Paydaşları ([1]) arasındaki menfaat dengesinde hissedilir oranda bir bozulma olması kaçınılmazdır.
Yalnız böylesi bir ilkellik ve köhnelik içinde kalmış işletmelerin illa yok olacağı, kapısına zincir vuracağı anlamına varmayalım. Ticari faaliyetleri devam ettiği sürece işletmeler bir şekilde büyür, gelişir hatta dev bir yapıya bile dönüşebilirler.
Bu durumdaki işletmelerde menfaat oranını kendi lehine arttırmış, çıkarcı bir paydaş sınıfı özellikle ticari faaliyetlerin verimliliğine bakmadan devamından yanadır. Aynen kurumuş bir ağacın onu kurutan sarmaşık için ayakta kalıyor olması gibi. O kuru ağaç yıkılacak olursa asalak olan sarmaşık da yerle bir olacaktır.
Ama tekrar altını çizmek istiyorum ki, bu hale dönüşmüş işletmeler, -ki ben onlara zombi işletme diyorum var olma nedenine değil herhangi bir paydaş sınıfının lehine çalışan birer ticarethaneye dönüşürler.
Esas iş alanından kopmuş, verimsiz, başarısız ama belirli paydaşlar için halen bir çıkar kaynağı olarak çalışan paravan birer şirket olurlar. Yöneticilerinin, çalışanlarının, tedarikçilerinin veya müşterilerin velhasıl güçlü olan herhangi bir paydaş sınıfının çiftliği olarak faaliyetlerine devam ederler.
Zombi Şirketler !
Hiç görmediniz mi ?
Çok var…
Mesela; Bir Dış Ticaret şirketi elinde zombi şirkete dönmüş, Nakliye Şirketi!
- Bağımlı olduğu şirketin ödeme planı nedeniyle zar zor faaliyet gösteren. Araç bakımlarını planlayamayan, personel barındıramayan, maaşları gayri resmi gösteren ve bazen yatıramayan. Tır parkı eski, çalışanları bezgin bu şirketi tanırsınız. Sömüren müşterisi tarafından ölmeyecek kadar kârla çalıştırılarak ayakta tutulmakta. Ya Patron ya da Yönetici seviyesinde bir menfaat bağı ile bağlanmışlar. Şirket çıkarlarından çok bireysel çıkarlar ön plandadır.
Mesela; Bir Süper Market zincirinin elinde zombiye dönmüş, Ambalaj şirketi!
- Bağımlı olduğu Süper Market zincirine eski makineleri, yetersiz tesisi ve hep eksik personeli yüzünden zar zor hizmet veren. Makine bakımlarını yapamayan, nitelikli personel barındıramayan, maaşları gayri resmi gösteren ve çoğu zamanda yatıramayan. Tesisi pis, çalışanları bezgin bu şirketi tanırsınız. Sömüren müşterisi tarafından ölmeyecek kadar kârla çalıştırılarak ayakta tutulmakta. Ya Patron ya da Yönetici seviyesinde bir çıkar bağı ile bağlanmıştır. Şirket çıkarlarından çok bireysel çıkarlar ön plandadır.
Hatta Bir Holdingin elinde zombiye dönmüş bir Yemek Şirketi!
Ya da Çalışanlarını asgari ücret seviyesinin üstüne çıkartmayarak çalışmaya muhtaç tutan bir işletmeler.
Veya İşletme hakkında edindiği bilgiyi kimseyle paylaşmayarak çalıştığı yeri kendine muhtaç eden Ustabaşı.
Hiç olmadı, şirketin tüm gelirini kendi menfaatine sarf eden ama işine ve işletmesine hiç yatırım yapmadığı için tamamen çağ dışı şartlarda insan çalıştırarak ilkel teknoloji ile üretim yapan değerli sanayicilerimiz.
Valla bana kızmayın, yarası olan iyileştirsin. Tıp da İşletme Yönetimi de iyice ilerledi.
Çare sizsiniz.
Önce işletmenize kene gibi yapışmış, kanını emen fakat yine o işletmenin paydaşlarından bazıları tarafından bizzat beslenip büyütülen şu Atalet ([2])’i ortadan bir kaldırın.
Çünkü, değişime engel olan ve işletmenin gelişimini, başarısını, performansını ve verimliliğini olumsuz etkileyen etkenlerin en başında ÖRGÜTSEL ATALET ([3]) gelmektedir.
ÖRGÜTSEL ATALET; bir örgütün çevresinde meydana gelen değişimlere cevap vermekten çok, kendi içsel değişiminde ısrarcı olması ve bunu korumak istemesi olarak ifade edilmektedir. Bu süreçte örgüt içerisinde kişisel alışkanlıklar ve bağlılıkların devam etmesi nedeniyle değişim ve gelişime karşı direnç gösterildiği görülmektedir.
ÖRGÜTSEL ATALETİN, Sezgisel ve Eylemsel Atalet olmak üzere iki türü vardır.
Sezgisel Atalet, belirsiz çevre koşullarında yaşanabilecek değişimler hakkında yöneticilerin yanlış tahminleri, yöneticilerin başarısız olmaları ve elde edilen bilgilerin faydasız veya işletmenin verimliliğine yeterli düzeyde katkısının bulunmadığı durumlarda ortaya çıkmaktadır.
Eylemsel Atalet ise çevre analizinin yapılmasından sonra ortaya çıkmakta ve yönetimin gereken adımları atmakta geç kalması ya da hiçbir tepki göstermemesi durumlarında ortaya çıkmaktadır.
Literatürde “Örgütsel Eylemsizlik” olarak da adlandırılan Örgütsel Atalet ile ilgili genel bir tanım yapmak gerekirse; “İşletmelerin işlemez hale gelmeleri, kendilerini yenileyememeleri, değişimlere ayak uyduramamaları, harekete geçememeleri, eylemsiz halde durmaları böylece amaçlarından uzaklaşmaları” olarak ifade edilebilmektedir.
Başlıca nedenleri;
- Geleneklere aşırı bağlılık,
- Değişime tepki verenler,
- Başarının ve özgüvenin yanıltma etkisi,
- Öğrenme döngüsünün kesintiye uğraması ve
- Çalışanların ilerleyen yaşı bunlardan bazılarıdır.
Bu nedenle işletmenizden çıkartmanız gerekenler;
- Geleneklere körü körüne bağlı olanlar.
- Değişime tepki verenler.
- Önceki başarılarını anlatanlar.
- Özgüvenleri nedeniyle yanılanlar.
- Öğrenme döngüsünü kesintiye uğratanlar.
- İcra[4] için yaşı ilerde olanlar.
- İşletme içerisinde açık, samimi bir iletişim kuramayanlar.
- Adaletsizlik
- Adam kayırma.
- Bozuk, çalışmayan veya verimsiz olan her şey!
Örgütsel Atalet; işletmeleri, hareketsizliğe, eylemsizliğe, çöküşe sevk etmektedir. Gücünü zihinsel tembellikten alan bu durum ile mücadele edilmediği takdirde işletmeler içinde bulundukları iş yaşamında âtıl bir konuma sürüklemektedir.
Bu bağlamda Örgütsel Atalet durumundan kurtulmak için;
Bilindik davranış kalıplarından uzak durmak,
Prosedürleri ve kuralları örgütsel amaçlara uygun düzenlemek ve
Çevresel değişimlere de duyarlı olmak gerekmektedir.
Bu nedenle örgütler,
İş zenginleştirme,
İş rotasyonu,
Yetki devri,
Eğitim ve
Danışmanlık gibi uygulamalarla Örgütsel Ataleti zayıflatarak ortadan kaldırabilmektedirler.
Yani?
Yani şu, Zombi İşletmelerin, üzerlerindeki Ataletin üstesinden gelebilmeleri için yenilikleri takip etmeleri ve değişime uyum sağlamaları, demokratik, katılımcı ve etik bir yönetim anlayışı benimsemeleri, örgüt içinde adaleti tesis ederek iç huzuru sağlayarak çalışanlarını mutlu etmeleri, değişimler ve yenilikler konusunda çalışanlarına bilgilendirici eğitimler vermeleri gerekmektedir.
Ayrıca yöneticilerin İşletmelerinde yeniliği, değişimi, iş birliği ve öğrenmeyi teşvik edici uygulamalara yer vermeleri ve güçlü bir örgüt kültürü oluşturmaları önerilmektedir.
Ataletin engellenmesi, Zombi İşletmenin yeniden hayata dönmelerini sağlayarak performansını arttıracak, dolayısıyla da başarıya olumlu yansıyacaktır.
Saygılarımla.
Zafer URFALIOĞLU
[1] Paydaş, toplumda işletmenin ilişkide olduğu, işletmenin faaliyetlerinden etkilenen ve faaliyetleriyle işletmeyi etkileyen tüm toplumsal taraflardır. Bir başka ifade ile paydaşlar, işletmelerden çıkarları olan bireyler ve kurumlardır.
[2] Atalet: Devinimsizlik, tembellik, çalışmadan oturma, gevşeklik, uyuşukluk.
[3] Örgütsel Atalet: A. TÜRKAN ve Y. ESMER “ÖRGÜTSEL ATALET KAVRAMINA TEORİK BİR BAKIŞ”, Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Dergisi Kasım 2019 https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/852586 çok rafine ve besleyici bir çalışma. Konu hakkında daha fazla bilgi için öneririm.
[4] İcra: Bir işi yerine getirme, yapma, yürütme, uygulama.








Kaliteyi hayatımızın her aşamasında hissetmeli ve yaşamalıyız.





Meyve Suyu Endüstrisi Derneği (MEYED) tarafından düzenlenen ve endüstrinin en önemli yıllık buluşması olan uluslararası Juiceful Istanbul Summit zirve etkinliği, 22 Eylül 2022 Perşembe günü, Renaissance Polat Istanbul Hotel’de gerçekleşti. Etkinlikte bir konuşma yapan MEYED Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, Türkiye meyve suyu ihracatının yarım milyar dolar düzeyine yaklaştığını ve yüzde 95’ler düzeyinde dış ticaret fazlası ürettiğini ifade ederek, “Doğru tarım politikaları ve sanayi dinamikleri sağlandığı takdirde endüstrimizin Bir Milyar Dolar ihracat hedefimizin yakın gelecekte gerçekleştireceğine inanıyoruz” şeklinde konuştu.
MEYED Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ülkemizdeki meyve üretiminin yaklaşık yüzde 10’unu hammadde olarak değerlendiren endüstrimizin bir diğer hedefi, tüketimin ve ihracatın artacağı ön görüsüyle hali hazırda bu oranı kademeli olarak yüzde 20’ler, hatta 30’lar seviyesine çıkarmaktır. Bu da Türk meyve üreticileri için pazar garantisi anlamına gelmektedir. Öte yandan endüstrimiz, ihracat gücünü iç piyasadaki konumundan almaktadır. İç pazarda görece düşük kalan tüketimde, tarıma dayalı ürünler olmalarına rağmen nektar ve meyveli içecek kategorilerine yönelik ÖTV uygulamasının da payı var. ÖTV uygulaması, özellikle ülkemizde en çok tüketilen bu kategori olan nektarları olumsuz etkiliyor. Genellikle yüzde 50 oranında meyve içeren Nektarların ÖTV uygulamasından muaf tutulması iç piyasada satışları kolaylaştırır, besleyici özelliği olan bir ürünün, daha yüksek meyve oranı ile büyümesini destekler, buradan yaratılacak kaynakla daha rahat ürün alınır, daha rahat stoklanır, ihracat için daha fazla kaynak oluşturulur. Bu da sektöre olduğu kadar tüketicilere, ülke tarımına ve ekonomisine de fayda sağlayacaktır.”
“Bir iş açmak çok kolaydır, onu açık tutmak ise çok zordur.” Çin Atasözü
Erzincan Özel İdaresi Destek Hizmetleri Müdürlüğü tarafından 07.07.2022 tarihinde açık ihale usulü ile gerçekleştirilen “Erzincan Merkez Hayrettinpaşa İlkokulu Yapım İşi” ihalesine ilişkin olarak Selkay İnşaat Nak. Tur. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.nin 08.07.2022 tarihinde yaptığı şikâyet başvurusunun, idarenin 19.07.2022 tarihli yazısı ile reddi üzerine, başvuru sahibince 27.07.2022 tarih ve 34042 sayı ile Kurum kayıtlarına alınan 25.07.2022 tarihli dilekçe ile itirazen şikâyet başvurusunda bulunulmuştur.
