Satınalma Yöneticisinin El Kitabı E-Mağaza’da

Rekabet avantajı elde etmede satınalma bölümünün rolü gözler önündedir. Satınalma operasyonlarının işletme faaliyetlerine katkısı anlaşıldıkça, satınalma bölümüne ve dolayısı ile insan kaynağına verilen değer artmaktadır.

İşletmenin bugünü ve gelecekteki ihtiyaçları düşünüldüğünde, satınalma yöneticisinin sahip olması gereken nitelikler çok yönlü tartışılmakta, sektörel deneyim ve uzmanlaşma önem kazanmaktadır. Satınalma yöneticilerinin mesleki ve kişisel yetkinlik alanları her geçen gün genişlemektedir.

Online Satınalma için Görsele Tıklayınız.

Satınalma yöneticisinin mesleki ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olarak hazırlanan eserde, satınalma anlayış ve uygulamaları, sözleşme yönetimi, tedarikçi seçimi ve performans değerlemesi ile tedarikçi ilişkileri üzerinde durulmuştur. İş hayatına satınalma bölümü tercihi ile başlayanlar için kitap kapsadığı konular ve örnekler açısından zengin bir kaynak niteliğindedir. Kitapta teorik çerçeve ile birlikte yurtiçi ve uluslararası çok sayıda işletme uygulamalarının verilmesine özen gösterilmiştir. Bu kapsamda ayrıca alanında lider firmaların satınalma ve tedarikçi performans değerleme uygulamaları ile sektörel form ve belge örneklerine yer verilmiştir.

Önsöz

Bugünün iş dünyasında yaşanmakta olan yoğun rekabet, işletmeleri yeni yöntem ve iş modelleri konusunda daha fazla düşünmeye sevk etmektedir. Rekabetin keskinleşmesi ile birlikte kurum içi ve kurum dışı tüm paydaşlarla entegrasyon sağlama çalışmaları bir zorunluluk haline gelmiştir. İşletmelerde daha çevik olabilme adına süreç bazlı hareket etme anlayışı yaygınlaşmıştır. Bu anlayış işletme ön ve arka evreleri ile koordinasyon yani tedarik ve dağıtım sistemleri ile etkin ve verimli bir çalışma arayışını hızlandırmıştır. Tedarik zinciri olarak adlandırılan bu yeni bakış açısı bir anlamda genişletilmiş işletmeye geçiş şeklinde tanımlanabilmektedir. Tedarik zinciri yönetimi ise doğrudan işletme rekabet stratejisi ile ilgili olup, ona uygun bir biçimde başta satınalma, operasyon, lojistik olmak üzere tüm yeteneklerin uyumlandırılması ve geliştirilmesi çabalarını içermektedir.

Uluslararası ticaret, bilişim teknolojileri ve lojistiğin gelişimi tedarik zinciri yapılanmasının önünü açmıştır. Küreselleşme ile birlikte işletmeler, yeni pazarlara yönelmekte ve uluslararası pazar deneyimlerini artırmaktadır. Girilen her yeni pazarla beraber yeni tedarikçiler ve dağıtım kanal üyeleri ile çalışma imkânına sahip olunmaktadır.  Ayrıca yeni e-iş modelleri de uluslararası satınalma ve dağıtım operasyonlarının kapsamını genişletmektedir. Bu noktada tedarik zinciri tasarımı, yürütme ve strateji çalışmaları şirketlerin atması gereken en önemli adım olmuştur.

Satınalma, tedarik zinciri yönetiminin hayati bileşenlerinden bir tanesidir. Doğru kalitedeki ürün ve hizmeti hangi tedarikçiden, ne zaman, ne kadar bedelle aldığınız rekabet avantajı elde etmede başlangıç noktasını oluşturmaktadır. Satınalma özünde bir kaynak yönetimi olup para, zaman, kalite ve yenilikçilik faydası yaratmaktadır. Satınalma operasyonlarının başarısı ya da başarısızlığı sonucunda para ve zaman kazanılır ya da kaybedilmektedir. Kısaca, işletmenin varlığını sürdürmesinde satınalmanın hayati rolü bulunmaktadır.

 Satınalmanın işletme içerisindeki rolü her geçen gün güçlenmektedir. Satınalma bölümü günümüzde işletme içerisinde pasif rolden çıkmış hayli etkin bir rol üstlenmektedir. Satınalma bölümü aynı zamanda bir iletişim merkezidir. Talep sahiplerinin gereksinimlerini hızla anlama ve doğru çözüm arayışında yoğun çaba sarf etmektedir. İşletme içi ve dış dünya ile bağlantıları ile satınalma bölümü bütünleyici bir işlev görmektedir. Bütün bu yönleriyle işletme tepe yönetimi satınalmanın yarattığı katma değerin gayet farkındadır.

Satınalma, dış çevre ile olan etkileşim düzeyi artmıştır. Satınalma, pazar şartlarını, rakipleri, tedarikçileri ve onların üretmiş olduğu ürün ve hizmetleri takip etmek zorundadır. Aynı zamanda satınalma ülke ekonomik koşullarını, finansal piyasaların yanı sıra mevzuattaki değişimleri yakından izlemek durumundadır. İnternetin her alanda yoğun kullanımı satınalma departmanı için daha fazla araştırma ve seçeneği gündeme getirmiştir. Satınalma, bir istihbarat merkezi olmuştur.

Faaliyette bulunulan sektör ve işletmenin uzmanlık alanları, doğrudan ve dolaylı ürün ve hizmetlerin satın alınması bölüm organizasyon şemasına ve çalışan niteliklerine yansımaktadır. Satınalma bölümleri daha fazla uzmanlaşma içerisindedir. Ürün, malzeme ve sektörü tanıma, kalite standartları, tedarikçi ve rakip işletmeleri takip edebilme gibi konular satınalma yöneticisinin daima gündemindedir. Hızla değişen çevre koşulları satınalma insan kaynaklarının oluşturulmasında sektörel deneyimi ve eğitimi ön plana çıkarmaktadır.

Satınalmanın stratejik sorumlulukları artmıştır. İşletme için doğru tedarikçileri bulma, onlarla iletişimi sağlama, ilişki yönetimi konusunda doğru hamleler üretme ve vizyon yayılımını gerçekleştirme hiç de kolay değildir. İşletmeler arası koordinasyonu gerçekleştirme daha fazla satınalma bölümünün gündemini oluşturmaktadır. Bugünün rekabet ortamı tedarikçinin işletme stratejilerine entegrasyonu ile ortaklaşa düşünme ve hareket etmeyi gerekli kılmaktadır. Birlikte çalışılabilirlik ve geleceğe yönelik planlamaların oluşturulmasında satınalma bölümün görevleri çoğalmaktadır. Tedarikçilerin kalite, maliyet, teslimat, yenilikçilik ve çevre açısından istenilen seviye çekilmesi konusunda göstergelerin oluşturulması ve izlenmesi gerekmektedir. Bu noktada tedarikçi performans değerleme sisteminin kurulması ve tedarikçi geliştirme çalışmaları önem kazanmaktadır.

Tedarikçi performans değerlemesi ile birlikte satınalma bölümlerinin de, neyi, neden, ne zaman, kimden ve ne kadara aldıkları sürekli değerlendirilmektedir. İşletme içerisinde bu denli mercek altında olan bir bölüm, gerçekleştirdiği tüm faaliyetlerde son derece dikkatli davranmak zorundadır. Satınalma bölümlerinin performanslarının ölçülmesi ve denetimi konusunda daha fazla çaba harcanmaktadır.

Satınalma ve tedarik zinciri operasyon ve uygulamaları hızla gelişmektedir. Dolayısı ile kitap içerisinde yer alan bölümler, ilerleyen baskılarda daha da zenginleşecektir. Kitabın iş hayatında yer alan uygulamacılara ve özellikle Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Programlarında okuyan öğrencilerimize faydalı olmasını dilerim.

Eşim Sedef ile kızlarım Selin ve Çağla’ya sağlamış oldukları huzur ve mutluluktan dolayı teşekkür ederim. Ayrıca İşletme Bölümü asistanlarımızdan Arş. Gör. Adil Ünal’a ve Beta Yayınevine katkılarından dolayı teşekkürlerimi sunarım.

Prof. Dr. Murat ERDAL

İstanbul Üniversitesi

Kitap Hakkında

Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi başlıklı bu çalışmada tedarik zinciri yönetimi alanı içerisinde önemli bir yer tutan satınalma anlayış ve uygulamaları, sözleşme yönetimi, tedarikçi seçimi ve performans değerlemesi ile tedarikçi ilişkileri üzerinde durulmuştur. Kitapta teorik çerçeve ile birlikte yurtiçi ve uluslararası çok sayıda işletme uygulamalarının verilmesine özen gösterilmiştir. Bu kapsamda kitabın rahat okunabilmesi için alanında lider firmaların tedarikçi performans değerleme uygulamaları ile sektörel form ve belge örneklerine yer verilmiştir.

Kitap dört ana başlıktan oluşmaktadır:

  • Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimine Giriş
  • Tedarik Zinciri Yönetiminde Satınalma Süreçleri
  • Sözleşme Yönetimi
  • Tedarikçi Performans Değerlemesi

“Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimine Giriş” başlıklı birinci bölümde satınalma yönetiminin hızla değişen doğası ve satınalma bölümünün işletme içerisindeki stratejik rolü incelenmektedir. Öncelikle satınalma ve tedarik zinciri yönetiminin tarihsel gelişimi ile birlikte temel tanım ve kavramlar ele alınmıştır. Satınalma operasyonlarında ürün ve hizmetler sınıflandırılarak imalat, sağlık, inşaat, bilgi ve iletişim sektörleri bazında malzeme alım grupları değerlendirilmiştir. Böylelikle farklı sektör örnekleri incelenerek satınalma farklılıklarına ışık tutulmuştur. Bununla birlikte satınalma organizasyon yapısı ve yönetimi analiz edilmiştir. Yurtiçi ve uluslararası satınalma ile merkezi ve yerinde (ayrık) satınalma türleri işlenmiş ve satınalma bölümünün işletme içerisindeki yeri ve diğer bölümlerle olan ilişkileri çok yönlü bir biçimde irdelenmiştir. Bu bölümde ayrıca satınalma stratejileri ve satınalma portföy analizine yer verilmiştir. Günümüz rekabet ortamında yaşanan belirsizlik ve risk faktörlerinin satınalma ve tedarik zinciri operasyonlarındaki yansımaları göz önünde bulundurulmuştur. Tedarikçi tabanı ve ürün gruplarının risk ve karlılığa etkileri analiz edilmiştir. Farklı ürün grupları ve farklı özelliklerdeki tedarikçi profiline sahip işletmelerle ilişkilerin nasıl yapılandırılması gerektiği konusu sorgulanmıştır. Böylelikle tedarikçi pazarında yer alan işletmelerin rekabet avantajları masaya yatırılmıştır.

“Tedarik Zinciri Yönetiminde Satınalma Süreçleri” başlıklı ikinci bölümde satınalma süreçleri kapsamlı bir biçimde işlenmiştir. Temel satınalma süreçleri aşağıdaki aşamalardan oluşmaktadır.

  • Problemin Ortaya Çıkışı ve Satınalma İhtiyacının Belirlenmesi
  • Satınalma Siparişinin Tam Olarak Tanımlanması
  • Tedarikçi Araştırması ve Seçimi
  • Satınalma Siparişinin Hazırlanması
  • Tekliflerin Analizi, Pazarlık ve Anlaşma
  • Satınalma Siparişinin Verilmesi ve İzleme
  • Siparişlerin Teslim Alınması ve Kontrolü
  • Fatura Kontrolü ve Ödeme
  • Tedarikçi Performans Değerlendirme, Geri Besleme ve Sürdürülebilirlik.

İkinci bölümde talep sahibinden başlayan gereksiniminin tedarikçi araştırması ile devam eden ve ürün ve hizmetin teslim alınması ve ilgili birime ulaştırılmasıyla sonuçlanan tüm aşamalar detaylı bir şekilde işlenmiştir. Bölüm içerisinde işletmelerin gündelik iş yaşamında kullandıkları belge ve formlardan örnekler verilmiştir. Böylelikle satınalma iş akışları ve satınalma prosedürlerinin işleyiş biçimi açıklanmaktadır. 

“Sözleşme Yönetimi” başlıklı üçüncü bölümde öncelikle sözleşme kavramı, satınalma sözleşmelerinin temel unsurları ve sözleşme türleri üzerinde durulmaktadır. Sözleşme yönetiminin üç temel evresi; sözleşme hazırlama, sözleşmenin yürütülmesi ve sözleşme izleme ve kontroldür. Sözleşme yönetiminin bu üç temel aşamasında satınalma bölümünün rolü ile talep sahibi birim ve hukuk bölümü ile olan etkileşimler incelenmiştir. Sözleşme yönetiminde yaşanan problemler ve sözleşmelerin yorumlanması ayrı bir başlık altında toplanmıştır. Tedarikçilerle yaşanan anlaşmazlıkların hangi alanlarda daha sık yaşandığı ve ne gibi önlemlerin alınması gerektiği konusunda ipuçları verilmiştir. Bölüm içerisinde satınalma sözleşmelerinde sıklıkla yer alan maddelerin içeriklerinin ne anlama geldiği açıklanmış ve örnekler verilmiştir. Konuyu zenginleştirme amacı ile otomotiv ve inşaat sektörleri başta olmak üzere çeşitli sektörlerden satınalma sözleşme metinlerinden faydalanılmıştır.

“Tedarikçi Performans Değerlemesi” başlıklı bölüm gerçek anlamda satınalma ve tedarik zinciri çalışmalarının kesişimini oluşturmakta olup tedarikçi performans değerlemesi tüm yönleriyle ele alınmıştır.  Bölüm başında tedarikçi performans yönetim sisteminin nasıl kurulacağı ve temel adımlar işlenmektedir. Daha sonrasında ise tedarikçi sertifikalandırma konusu tüm yönleri ile ele alınmaktadır. Uygulamada sıklıkla kullanılan kalite, maliyet, teslimat, yenilikçilik ve çevre performans göstergeleri açıklanmıştır. Performans göstergelerinin neden inşa edildiği ve hangi amaçlara hizmet ettiği analiz edilmiştir. Performans değerlemesinin alıcı ve tedarikçi işletmeler için ne anlama geldiği ve ilgili taraflardaki yansımaları irdelenmiştir. Tedarikçi ilişkilerinin özünde işletmeler arası ilişkiler olduğu düşüncesinden hareketle örgütsel davranış, kültür, ekipler arasındaki iletişim ve güven konuları incelenmiştir. Son dönemde daha fazla çalışılan bir alan olan tedarikçi geliştirme konusu ise ayrı bir başlıkta analiz edilmiştir. Bu konuda öne çıkan sonuç odaklı ve süreç odaklı tedarikçi geliştirme yaklaşımlarının olumlu ve olumsuz tarafları incelenerek karşılaştırma yapılmaktadır. Bölüm içerisinde otomotiv, elektrik, makine, sağlık, uzay ve havacılık gibi farklı sektörlerden tedarikçi performans değerleme uygulamaları incelenmiştir. Ayrıca kitabın son bölümünde iki kalitatif araştırmaya yer verilmektedir. Birinci araştırmada farklı sektörlerden bir araya gelen satınalma yöneticileri ile odak grup çalışması yapılmıştır. İkinci araştırmada ise otomotiv ana sanayiinden bir işletme ile tedarikçi ilişkileri ve tedarikçi geliştirme üzerine bir atölye çalışması gerçekleştirilmiştir. Böylelikle ülkemizde pratik iş yaşamından gelen yöneticilerce satınalma, tedarikçi ilişkileri ve tedarik zinciri yönetimi konularındaki anlayış ve uygulamalar değerlendirilmiştir.

Yazar Hakkında

Satınalma Dergisi Editörü – Prof. Dr. Murat ERDAL editor@SatinalmaDergisi.com

İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Erdal, “Tedarik Zinciri Yönetimi”, “Satınalma Yönetimi”, “Üretim Yönetimi” ve “Lojistik Yönetimi” alanlarında dersler vermektedir. Akademik çalışmalarını tedarik zinciri yönetimi, satınalma stratejileri ve pazarlık yönetimi, tedarikçi performans değerlemesi ve tedarikçi geliştirme teknikleri, lojistik, uluslararası taşımacılık ve  depo yönetimi  alanlarında sürdürmektedir.

Dr. Erdal, üniversite-sanayi işbirliği çerçevesinde Organize Sanayi Bölgeleri ve çok sayıda üretim tesisinde saha araştırması gerçekleştirdi. Bu kapsamda otomotiv, kimya, inşaat, demir-çelik, iletişim, elektronik, lojistik ve perakende sektörleri üzerine incelemelerde bulundu. Türkiye ve Bölgesel Lojistik Master Planlamaları üzerine çalışmaları bulunan Dr. Erdal, Denizcilik Müsteşarlığı, TCDD, UTİKAD, UND, TİM, İTKİB, DKİB ve pek çok sivil toplum kuruluşu bünyesinde seminer verdi ve proje yönetti.

Halen İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Program (Tezli ve İkinci Öğretim) Başkanlığı görevini yürüten Dr. Erdal, evli ve iki kız çocuğu babasıdır. 

Prof. Dr. Murat Erdal’ın yayınlanmış başlıca eserleri:

  • Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi
  • Entegre Lojistik Yönetimi
  • Teknoloji Yönetimi
  • Depo Yönetimi
  • Lojistik Yönetimi
  • Uluslararası Taşımacılık Yönetimi
  • Uluslararası Demiryolu Eşya Taşımacılığı
  • Konteyner Deniz ve Liman İşletmeciliği
  • Lojistik İşletmelerinde Yönetim-Organizasyon ve Filo Yönetimi
  • Küresel Lojistik 
Prof. Dr. Murat ERDAL
İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampusu

Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölümü

Üretim Yönetimi ve Pazarlama

Anabilim Dalı 34116 Fatih – İstanbul

Tel:    (546) 740 10 10

E-Posta: merdal@istanbul.edu.tr

İnternet: http://www.muraterdal.com

 

Online Satınalma için Görsele Tıklayınız.

Dış Ticarette Bankaların Yaptıkları Hatalar – II

BİLGİ GÜÇTÜR

Hangi platformda olursa olsun, bilginin varlığı daima güçtür. O bilgiyi taşıyan her kim ise, hangi kurum ise, güç ondadır. Bilginin varlığının yanında bilginin güncel tutulması da tartışılmasız doğrudur. Topluma mal olmuş ve hizmet veren kurumlarda doğru bilginin varlığına her zaman ihtiyaç duyulmaktadır.

ULUSLARARASI TİCARETIN KURALLARI VE BANKALARIN UYGULAMALARI

 

Merkezi Paris’tedir. ICC, iş dünyasının herkes için barışı, refahı ve fırsatları güvence altına almasını sağlayan bir dünya iş organizasyonudur. Temiz ve hatasız bir ticaretin uygulanabilmesi için çıkartmış olduğu kurallara, dış ticarete taraf olan;

  • İhracatçılar,
  • İthalatçılar,
  • Bankalar

Bu kurallara uymak zorundadır.

Bilhassa bankaların uluslararası ticaretteki kuralları uygularken yorum hatasına düşmemesi gereklidir.

İHRACATÇILAR VE BANKALAR İÇİN ICC’NİN BAZI YAYINLARI

ICC Uniform Customs and Practice  for Documentary Credits — UCP 600

ICC Uniform Rules for Collections — URC 522

International Standby Practices — ISP98

International Standard Banking Practice

ICC Uniform Rules for Demand Guarantees —  URDG 758

Incoterms Rules

Incoterms 2010

Incoterms 2020

Uniform Rules for Bank Payment Obligations – BPO

DIŞ TİCARET İŞLEMİNDE BANKALARIN AFFEDİLMEZ YORUM HATALARI

Bilhassa akreditifli işlemlerde ihracatçının yanında bankaların da yorum hataları yaptıklarını görmek hiç de sürpriz olmuyor. Akreditif evraklarının incelenmesi sırasında bankaların yapacakları hatalar veya yorum farklılıkları ihracatçının aleyhinde bir karar olacaktır. Akreditif işlemlerinde yer alan bankaların yorum hatası içinde oldukları her kararları ihracatçıyı sıkıntıya sokmaktadır. ICC’nin akreditiflere ilişkin UCP 600 Sayılı Broşür hükümleri açık, net, kesin hükümler içerir. Bankaların akreditif evrağını incelemesi sırasında UCP 600 Sayılı Broşür hükümlerini farklı yorumlamaları, kuşkusuz ki akreditif evrağının değerlendirilmesinde hataya yol açacaktır.

Bankaların akreditifler konusundaki farklı yorumlamaları hususlarına bolca değineceğim. Kurallar ortada ancak yorumlar farklı. Farklı makalelerimde değineceğim.

BARİZ BİR BANKACILIK HATASI – GERÇEK VAK’A

Bankaların kolay kolay hata yapmayacakları, prosedürü son derece kolay ve az olan vesaik mukabili işlemden bahsetmek istiyorum. Kurallar ICC Uniform Rules for Collections — URC 522’da belirtilmiştir. Anlayacağınız bu işlemde bankaların olası hata yapmaları zor görünüyor.

Şu vak’aya göz atalım mı sizinle;

İşlem                                   : Vesaik mukabili ihracat (CAD)

İhracatçının bankası             : Karabank A.Ş. Mersin Şubesi

İthalatçının bankası              : Banca Della Svizzerra Italiana BSİ, Napoli / Italy

İthalatçı                                : Molina Bros Spa, Napoli, Italy

İhracatçı Firma                     : Güney Bakliyat İhracat A.Ş. Mersin

Vesaik tutarı                         : USD.370.000.-

Vesaikin gönderildiği banka   : National Bank of Egypt, Alexandria Branch

Olay şöyle;

Karabank A.Ş. Mersin şubesi neyse ki Mersin’e açılmış. Meğerse Mersin’deki dış ticaret tacirleri ihracat evraklarının tahsili ve akreditifli işlemler için Karabank A.Ş. Mersin şubesinin açılmasını bekliyorlarmış desem abartı sayılmaz.

Karabank A.Ş. Mersin şubesi açıldığı günü takip eden günlerde hızla müşteri potansiyelini arttırmış. Sadece dış işlemler konusunu gündeme getirecek olursam, bankanın dış işlemler servisine ilk birkaç ayda verilen tahsil vesaiki ihracat evraklarının adetsel olarak günlük 10 adet ile başladı ve bir sene geçmeden her gün tahsile verilen evrak sayısı 30 ila 40 adet oldu. Meğerse Mersin’de ne kadar çok ihracat işlemi oluyormuş. Hangi yıl olduğunu da yazmam yerinde olur; 1984 – 1995 yılları arası.

Dış işlemler servisinde çalışan önceleri iki kişi, sonrasında bir kişi daha istihdam edildi. Dış işlemler servisinde ağırlıklı olarak ihracat vesaiki, akreditif olmakla birlikte para transferleri, diğer kambiyo işlemleri de yapılmaktaydı. Çalışan personele gelince; can hıraş çalışıyorlardı vesaiki yurt dışına göndermek için. Mesai denen sınırlama yok, her gün gece saat 21:00 veya 22:30 civarına kadar çalışıyorlar, ihracat vesaikin hazırlayıp, ertesi sabah hemen kuryeye veriyorlardı. Kurye servis elemanları da bu bankanın sistemine alışmış durumda. Hem sabah saati, hem de akşam saatinde geliyor ve yurt dışına gidecek kuryeleri teslim alıyorlardı. Öyle ki bankanın dış işlemler servisinde çalışan personel yurt dışına göndereceği ihracat vesaikinin son kontrolünü dahi yapamadan kargoya vermektedir. Risk yok gibi görünse de, kontrol edilmeden gönderilen vesaike ait illa ki bir riski olabilir.

İşte, günler bu şekilde geçiyordu Karabank Mersin şubesinde. Hem müşteriler memnun, hem de kurye servisleri. Bir banka şubesinden bu kadar çok kuryenin alınması bir kurye şirketi için önemlidir kuşkusuz.

Yoğun tempo ile çalışmalarını sürdüren Karabank Mersin Şubesi’nin dış işlemler yetkilisi Reşat’a müşterilerinden sayısız telefon gelir. Müşteriler ya ihracat mevzuatı, ya da döviz kurları ile ile ilgili sorular sorarlardı. Ancak bu seferki telefon konuşması biraz farklıydı. Reşat’tan bahsediyorum ya. Yabancınız değil. Bildiğiniz Reşat. Yani Ben.

Telefondaki ses bankaya çok sayıda ihracat evrağı veren kişi Güney Bakliyat İhracat A.Ş. şirketi sahibi Ahmet Bey idi.

Telefondaki diyalog şöyle idi;

Ahmet Bey          : Reşat Bey, size iki hafta önce vermiş olduğum  ithalatçımız Molina

Bros Spa, Napoli, Italy’e ait USD.370.000.- lık, Banca Della Svizzerra Italiana BSİ, Napoli / Italy’e gönderilmesi gereken vesaik hala bankaya ulaşmamış.

Reşat                  : Ahmet Bey, şu an bana iletilen olumsuz bir kayıt yok gönderilerle

ilgili. Ancak yine de konuyu araştırıp size dönmem için bana izin veriniz.

Ahmet Bey          : Mersin Limanı’ndan yüklediğimiz mallar Napoli’ye varmış, mallar

liman sahasında bekliyor. Ancak İthalatçımız Molina  Bros Spa firması bankasına gitmiş vesaikin bedelini ödeyip, vesaiki almak istemiş. Ancak ithalatçının bankası Banca Della Svizzerra Italiana BSİ, Napoli / Italy kendilerine Karabank Mersin şubesi tarafından gönderilmiş olan her hangi bir vesaik olmadığı yönünde cevap vermiş.

Reşat                   : İnceleyip size döneceğim Ahmet Bey.

Reşat’ın halini bir görseniz saç telinden ayak ucuna kadar ter bastı adeta. Hemen bankada bulunan kopya kayıtlara baktı. 15 gün önce gönderilen vesaik kayıtlarını ve kurye alındılarını inceledi Reşat. Ancak dili damağı kurudu desem yeridir. Çünkü o tarihlerde  Banca Della Svizzerra Italiana BSİ, Napoli / Italy’e gönderilmiş bir vesaik görünmüyordu kurye alındı makbuzlarında. Ama ihracat vesaikine ait bankanın kopya evrakları dosyada mevcuttu.   Ahmet Bey Reşat’dan cevap bekliyor ama Reşat Ahmet Bey’e ne cevap verecek? Ortada bir terslik olduğu kesin. Vesaikin kopyası var, ancak kurye gönderi makbuzu yok.

Ertesi gün;

Ahmet Bey            : Reşat Bey hala bana dönmediniz?

Reşat                    : Ahmet Bey, bir terslik var, onu anlamaya çalışıyorum.

Ahmet Bey            : Reşat Bey, mallar Napoli Limanı’nda ve Free Time doldu.

Şu anda gümrükler ardiye ve demuraj parası talep etmeye başlayacaklar. Hadi   demuraj ve ardiyeden vazgeçtik, belli bir süre sonra gümrük mallara el koyabilir.

Aslında Ahmet Bey yerden göğe kadar haklıydı. Ben de biliyorum gümrüklerin neler yapabileceğini. Ah keşke iki cümle söyleyebilecek bir geçerli mazeretim olsa yanmayacağım…  Ben her zaman olduğu gibi gün içi pek inceleme yapacak zamanı bulamadığım için mesai sonrası gece bu evrakın akıbetinin ne olduğunu araştırmaya başladım.

Yok, yok, yok… Yer yarıldı sanki vesaik yerin içine girdi. Vesaik kopyaları bende ama vesaikin Banca Della Svizzerra Italiana BSİ, Napoli / Italy’e gittiğine dair bir kanıt yok… Aklıma çok kötü şeyler geliyor. Vesaik kayboldu. Veya bu vesaiki farklı bir vesaik ile birlikte aynı zarfa koyup çok alakasız bir yere göndermiş olabilirim. Olur mu dersiniz? Bu çalışma temposunda neden olmasın ki böylesi bir hata? Somut bir şey bulamadım ancak şirket sahibi bana tam saha pres yapmaya başladı. Vesaikim nerede diye… Keşke bilsem de iki cümle söylesem Ahmet Bey’e.

Çaresiz kaldığımı hissettim.

Ahmet Bey’e fikir üretmeliydim.. Bende hep dahiyane fikirler vardır bilirsiniz. Ahmet Bey’e şu aklı verdim…

Reşat                   : Ahmet Bey, daha fazla zaman kaybetmemek adına, ithalatçınıza

kopya konşimentoyu (N/N Bill of Lading) gönderin. Kendi bankası olan Banca Della Svizzerra Italiana BSİ, Napoli / Italy’den nakliyeci acenteye hitaben konşimento garanti mektubu istesin, bankanın vereceği konşimento garanti mektubu ile ithalatçınız Molina Bros Spa firması nakliyeci acenteye gitsin, konşimento garanti mektubunu versin ve karşılığında ordinosunu alsın. Ordino ile malları çeksin ki gümrükteki demuraj ve ardiye masrafının önünü kesmiş olalım. Bu arada ben vesaiki araştırmak için zaman kazanmış olurum, dedim.

Dedim ya, bende dahiyane parlak fikirler mevcuttur. Bu önerim de onlardan bir tanesi..

Ahmet Bey benim dediğimi yaptı, ithalatçısı ile görüştü ve konşimento garanti mektubu ile ordinosunu nakliyeci firmadan aldı, malları gümrükten çekti. Ahmet Bey bana an ve an durumu aktarıyordu. Ama benim tarafta vesaikin akibeti belirsizliğini koruyordu. Basbayağı vesaik ortada yok…

Ortada bir hata var ama bu hata firmadan değil, bankamız tarafından kaynaklanmış bir hata…

Günler geçer… Sanırım 5 hafta kadar…

Kuryeci yurt dışından bankamıza bir kurye getirdi. O zamanlar ithalat işlemi de pek yoktu ki ithalat evrağı geldi diye düşüneyim. Kurye zarfını açtım.. Sürpriz…. Kuryeyi gönderen banka; National Bank of Egypt, Alexandria Branch Egypt. Bankanın yazdığı yazıyı okumadan, yazının ekindeki evrağa göz attım. Aman Allahım, kayboldu diye düşündüğüm İtalya’ya göndermem gereken evrakı National Bank of Egypt, Alexandria Branch Egypt bana göndermiş. Olayı anlamaya çalışırken evrağı gönderen bankanın mektubunu okudum.

Aynen şöyle diyor;

İthalatçının lokasyonunun İtalya bankasının ise farklı bir banka olması dolayısıyla, bu evrağın tahsili mümkün görünmemektedir. Bu yüzden size evrağı iade ediyoruz.”

Ben olayı anladım; yüzüm kızardı. Ben İtalya’ya göndereceğim evrağı, aynı gün National Bank of Egypt, Alexandria, Egypt’a göndermiş olduğum kurye zarfının içerisine koyup göndermişim. Sehven..

Bankanın yaptığı af edilmez hata. Yani benim hatam. Müşterimizin kaybı var mıydı ? Elbette. Bankamızı dava edebilir miydi ? Ederdi elbette ve de müşteri haklıydı.

Sonuçta müşterimiz ile olan ikili iyi ilişkilerimiz adına müşterimiz konuyu fazla uzatmadı. İlişki yönetimi ön plana çıktı burada.

Hadi ben hatalıyım… Yahu National Bank of Egypt, Alexandria / Egypt sözüm sana. Senin hiç mi kabahatin yoktu. Bir zarf içerisinde iki adet ihracat evrağı var ve bir tanesi National Bank of Egypt, Alexandria / Egypt adına gönderilmiş, bu evrağa sözüm yok. Diğer evrak ise bir İtalyan bankasının adına. Ne diye sana ait olmayan bir evrağı 5 hafta elinde tutarsın değil mi? Hani ne demişler, elindeki karayı başkasının yüzüne sürer. Tam da beni anlattı bu ifade.

İşte hem suçlu, hem de güçlü diye bir söz var ya. Tam da benim için söylenmiş bir söz. Utanmadan Mısır bankasını suçluyorum. Yağız hırsız ev sahibini bastırır. Tam benim için söylenmiş bir söz.

Bankalar hata yapıyor. İşte gördünüz.

 

Reşat BAĞCIOĞLU

 

 

 

 

 

Ticaretle ilgili alım-satım ve danışmanlık taleplerinizi, https://satinalmadergisi.com/ticaritalep/ sayfasından iletebilirsiniz.

Artan Enerji Maliyetleri Tedarik Sanayini Çifte Kıskaca Aldı

Türkiye otomotiv tedarik sanayinin çatı kuruluşu Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD), enerji maliyet artışlarının otomotiv tedarik sanayinde yer alan firmalara olan etkilerini ortaya koyan güncel araştırmasını kamuoyuyla paylaştı. Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği’nin üyeleri arasında yaptığı son anket çalışmasına göre enerji darboğazı nedeniyle yurt dışı müşterilerin üretimlerinde düşüş olacağını öngörenlerin oranının %98 gibi çok yüksek bir düzeyde olması dikkatleri çekiyor. Katılımcıların yarısından fazlası, Eylül 2020’ye göre satılan mamul maliyetleri içinde enerji payının %200 arttığını belirtirlerken, katılımcıların %87’sinin yurt içi OEM’lerin, enerji maliyetlerinden dolayı üretim aşamasında oluşan artışın büyük bir kısmını ya da tamamını ödemediğini belirtmesi ayrıca öne çıktı.

Konu hakkında değerlendirmede bulunan TAYSAD Başkanı Albert Saydam, “Tüm dünyada hissedilen bir enerji krizinin içindeyiz. Bu kriz, küresel anlamda tüm otomotiv sanayini derinden etkiliyor. Avrupa’da çok yakın zaman içinde bu krizin üretimi ve birçok sanayi kolunu durdurma noktasına geleceğine yönelik kaygılar var. Avrupa’da yaşanan panik havası şu an bizim ülkemizde yok ama elbette endişe yüksek” açıklamasında bulundu. Artan enerji maliyetlerinin tedarik sanayinin bilançolarına negatif etkisine dikkat çeken Saydam, özellikle Türkiye’deki OEM’ler ile yapılan mevcut sözleşmelerin enflasyonun %15 gibi düşük ve stabil olduğu dönemlerden kalan uygulamalar olduğunun altını çizerek, “Yüksek enflasyonlu bu dönemde artan enerji maliyetlerinin eklenmesiyle Türk otomotiv tedarik sanayi çok ciddi kayıplar yaşıyor. Ana sanayi firmalarıyla yapılan sözleşmelerdeki uygulama ve fiyat güncelleme yöntemleri, güncel maliyet yapımız karşısında yetersiz kalıyor. Yaptığımız üretimde yurt içi OEM’lerin, enerji maliyetlerinde oluşan artışın büyük bir kısmını ya da tamamını ödememesi sektörün şu an en önemli sıkıntılarının başında geliyor. Tedarik sanayinin ayakta kalabilmesi için burada çok hızlı bir düzenleme yapılmasını bekliyoruz” açıklamasında bulundu.

Bu İş, Sizlik mi Yoksa Bizlik mi ?

Haberlerde yine bilindik bir başlık; Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ağustos ayı işsizlik verilerini açıkladı.

Ve altında bir sürü oranlar, yüzdelikler, tahminler vs. vs. vs.

Sonuç: GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK YÜZDE 20,4 OLDU

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre değişim göstermeyerek yüzde 20,4 oldu.

Sonuç: HER BEŞ GENÇTEN BİRİ İŞSİZ

Gençler; İş, Sizlik Değil, Bizlik Bir Sorun…

Yani 2022 yılında 15-24 yaşında olan arkadaşlar, 1998-2007 doğumlu olan kardeşlerimiz sizler işsiz olarak nitelenseniz de bu iş sizlik bir konu değil. Lütfen rahat olun ve olayı üzerinize alıp gerilmeyin.

Neden mi?

Çünkü konu sizlere bir iş bulamayan bizlerin, biz büyüklerin konusu olmalı. Kamuda ya da özel sektörde yönetici olan, siyaset yapan ya da ticaret yapan, eğitim veren ya da mal üreten herkesin konusu hatta ciddi bir sorunu olmalı.

Bu kadar genci üretime katamamak,

Bu kadar genci ekonomik özgürlüğüne kavuşturamamak,

Bu kadar genci sosyal hayattan kopartmak.

Ne yaptık da ya da ne yapamadık da bu genç, sağlıklı ve enerjik insanları çalıştıramadık. Ekonomimize dahil edemedik. İşsiz bıraktık.

Gençler; bu iş sizlik değil, bu iş bizlik !

Evet sayın emsalim büyükler, hatta saygı değer büyüklerimiz olan büyükler. Bu haber her yıl birçok kez ekranlarda gözüküp dururken biz ne yapıyoruz.

Ve nasıl oluyor da Gelişmiş Devletler işçi açığını kapatamazken, bizim nüfusumuzun 5’te 1’i iş bulamıyor.

Beylik cevaplara bakalım mı biraz:

  • Çalışmak istemiyorlarmış! / Biz neden istetemiyoruz?
  • İş beğenmiyorlarmış! / Biz neden beğendiremiyoruz?
  • Hiç istek yokmuş bunlarda! / Biz neden motive edemiyoruz?
  • Tecrübeleri de yokmuş! / Biz neden yetiştiremiyoruz?

Bakın bu benim favorim işte;

  • Efendim bütün gün ellerinde telefon, sosyal medya maymunu olmuşlarmış! / Hah, işte orada durun bakalım…

Bizler vermedik mi onların eline telefonu, tableti.

  • “Aman dursun yemeğini yesin, dur kafamı dinleyeyim biraz, of uslu dursun, sağı solu kurcalamasın.” Dedik verdik telefonu o minik parmaklarının arasına. Bir de marifet gibi anlattık, ne kadar zeki hemen öğrendi diye.

Sevgili dostlar hiç kızmayalım ama bu çocukları biz ekrana yapıştırdık.

Sayın Büyükler,

Beyler,

Hanımlar,

Abiler,

Ablalar!

İğneyi gençlere batırmadan önce çuvaldızı şöyle kemiğimize kadar kendimize bir batıralım bakalım, acı var mı acı?

Size bir cümle vereceğim şimdi bunu lütfen bir yere yazın, çünkü ben öyle yaptım.

“GENÇLERİNİ İHMAL EDENLER, GELECEKLERİNİ İMHA EDERLER!”

Yusuf Kaplan[1]

Gerisi size kalmış,

Saygılarımla.

Zafer URFALIOĞLU

[1] Sözün sahibi olarak ben bu kaynağı buldum: https://tr.wikipedia.org/wiki/Yusuf_Kaplan

Çimento Sektörü, Küresel Enerji Kriziyle Ar-Ge ve İnovasyonun Gücüyle Mücadele Edecek

TÜRKÇİMENTO tarafından düzenlenen Anadolu Buluşmaları’nın İzmir durağında bir araya gelen çimento üreticileri, küresel enerji krizinin tetikleyici gücüyle artan enerji maliyetlerinin önümüzdeki aylarda çimento üretimini zora sokabileceğine dikkat çekti.

Konuya ilişkin açıklamada bulunan Batıçim Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Üyesi Gülant Candaş, “Çimentoda her zamankinden daha çok Ar-Ge ve inovasyona ihtiyaç duyduğumuz bir dönemden geçiyoruz. BATIÇİM olarak döner fırınlarımızda yakılarak bertaraf edilen alternatif yakıtlar sayesinde karbondioksit tasarrufu sağlıyor, üretim sırasında oluşan atık ısıdan enerji üretiyoruz. Daha fazla alternatif yakıt kullanabilmek için yatırımlarımıza devam ediyoruz” dedi.

TÜRKÇİMENTO tarafından gerçekleştirilen Anadolu Buluşmaları’nın 6. durağı olan İzmir’de düzenlenen panelde konuşan Batıçim Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Üyesi Gülant Candaş, küresel enerji kriziyle mücadelede Ar-Ge ve inovasyonu adres gösterdi. Gülant Candaş, konuya ilişkin şu açıklamada bulundu:

“Ege Bölgesi’nin en köklü kuruluşlarından biri olan Batıçim olarak başta çimento olmak üzre faaliyet gösterdiğimiz tüm sektörlerde Ar-Ge ve inovasyona yönelik önemli adımlar atıyoruz. Çimento üzerinde gerçekleştirdiğimiz Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarıyla Türkiye’ye ilkleri kazandırıyoruz. Çimentoda düşük karbon salınımına odaklanarak TS EN 197-5 standardı kapsamında Türkiye’nin ilk akredite sertifikalı CEM II/C çimentosu üretimini gerçekleştirdik ve çok düşük karbon salınımlı bu çimentoyu yapısal beton üretimlerinde kullanılmasını sağladık. Döner fırınlarımızda yakılarak bertaraf edilen alternatif yakıtlar sayesinde karbondioksit tasarrufu sağlıyor ve daha fazla alternatif yakıt kullanabilmek için yatırımlarımıza devam ediyoruz. Ayrıca 2012 yılından bu yana üretim esnasında oluşan atık ısıdan enerji üretilmekte ve üretilen enerji ile elektrik tüketiminin İzmir fabrikamızda %30’u, Söke fabrikamızda %17,5’i geri kazanımla karşılanmakta böylece yaklaşık toplam 300.000 ton karbondioksit emisyonu engellenmektedir.”

“Sürdürülebilirlik ilkesinin izinden gidiyoruz”

Sürdürülebilirlik ilkesinin izinden giderek sektörde öncü adımlar attıklarını kaydeden Gülant Candaş, “Attığımız her yeni adımda, İzmir, Ege Bölgesi ve asıl olarak da Türkiye ekonomisine katkı sağlamaya çalışıyoruz. Doğal kaynakları bilinçli bir şekilde kullanmaya maksimum düzeyde özen gösteriyor, çevreyle dost üretim modeli ile karbon salınımının azaltılması için önemli adımlar atıyoruz. Oluşan atıkları kaynağında azaltıyor ve mümkün olan her durumda bu atıkları ülke ekonomisine tekrar kazandırıyoruz. Ege Bölgesi’nde üretilen klinkerin üretiminin %45’ine Batıçim imzası atıyoruz. Türkiye ekonomisine sağladığımız katma değer arttıkça, sorumluluklarımızın da arttığının bilincindeyiz. Bu bilinçle hem faaliyet alanlarımızda hem de sosyal sorumluluk projelerimizde, toplumun yaşam kalitesini yükselten, eğitim, kültür, sanat gibi birçok alanda değer yaratan çalışmalar gerçekleştiriyoruz” dedi.

“Bin kişiyi aşan istihdam sağlıyoruz”

Konuşmasında üretim faaliyetlerine de değinen Candaş, “1966 yılında, %100 Türk sermayesi ile kurulan grubumuz, çimento alanında İzmir’de Batıçim ve Aydın’ın Söke ilçesinde Batısöke olmak üzere iki entegre klinker-çimento üretim tesisinde toplam 4 milyon ton/yıl klinker ve 6 milyon ton/yıl çimento kapasitesine ulaştı. Burdur’daki çimento öğütme tesisimizle bölgenin çimento ihtiyacının önemli bir kısmını karşılıyoruz. Hazır beton alanındaki kuruluşumuz Batıbeton da 17 farklı lokasyondaki hazır beton tesisi ile bölgede en yüksek hazır beton kapasitesi ile faaliyetlerini sürdürüyor. Batıliman ile İzmir Aliağa’da 6 milyon ton elleçleme liman, Batıenerji ile hidroelektrik santrallerimizde elektrik enerjisi üretimi ve satışı hizmeti veriyoruz. Çimento üretimi, enerji ve liman işletmeciliği alanlarındaki faaliyetlerimizle hem Türkiye ekonomisine katkıda bulunuyor hem de yarattığımız bin kişiyi aşan istihdam ile iş gücünü destekliyoruz” ifadelerinde bulundu.

“Türkiye’de 1 litre su 1 kilo çimentodan daha pahalı”

Anadolu Buluşmalarında düzenlenen panelde çimento sektörünün zor bir yıl geçirdiğine işaret eden TÜRKÇİMENTO Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Yücelik, “Endüstrimizin en önemli maliyet kalemi olan enerjide, yıllardır görmediğimiz bir kriz döneminden geçiyoruz. Döviz kurlarındaki ve enerji birim maliyetlerindeki bu yükseliş, enerji maliyetlerinin değişken maliyetler içindeki payının hala yaklaşık %85’ler düzeyinde seyretmesine neden olmaktadır. Enerji krizine rağmen, Türkiye piyasasına neredeyse dünyanın en ucuz çimentosunu sunuyoruz. Bugün 1 litre su, binlerce derecede işlenen ve sayısız işlemden geçerek üretilen 1 kilo çimentodan daha pahalıdır. Çimento sektörü önündeki dönemde önemli teknolojik değişikliklere gitmek zorundadır. Yani tüm bu zorluklara rağmen yatırım yapmak zorundayız” dedi.

 

Ticaretle ilgili alım-satım ve danışmanlık taleplerinizi, https://satinalmadergisi.com/ticaritalep/ sayfasından iletebilirsiniz.

Tersine Lojistik

  1. LOJİSTİK KAVRAMI

Lojistiğin en genel tanımı şu şekilde yapılabilir: Lojistik; doğru ürünün, doğru miktarda, doğru şekilde, doğru yerde, doğru zamanda, doğru fiyatla, doğru müşteriye ulaştırılması sürecidir. Lojistik maliyetler ise, işletmelerin lojistik faaliyetleri gerçekleştirmek amacıyla katlandıkları maliyetlerin bütününü ifade etmektedir. Bir başka deyişle işletmelerin lojistik faaliyetler için katlandıkları özverilerin parasal tutarıdır.

  1. TERSİNE LOJİSTİK KAVRAMI

Tersine lojistik, hammaddenin, yarı mamullerin, bitmiş ürünlerin ya da ilgili bilginin; tüketim noktasından başlangıç noktasına, değerin geri kazanılması veya uygun şartlarda bertaraf edilmesi amacıyla verimli ve uygun maliyetle akışının planlanması, uygulanması ve kontrol edilmesi sürecidir. Tersine lojistik süreç, ürün, hizmet ya da bilginin, kullanıcıdan üretim noktasına toplanması, depolanması ya da planlaması faaliyetlerini içermektedir. Diğer bir ifadeyle, bir ürünün ömrünü tamamlayıp bertaraf edilmesi de bir tersine lojistik faaliyetidir. Bir ürünün kullanıcı tarafından elden çıkarılıp yeniden kullanılması ya da yeniden üretimi için geri dönüşüm kutularına atılması da tersine lojistik faaliyeti olarak değerlendirilir. Aynı zamanda müşterilerin satın alarak ihtiyacını giderdikleri ürünler ile ilgili olumlu veya olumsuz geri dönüşleri de tersine lojistik kavramı içindedir. Tersine lojistik faaliyetlerinin etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi sonucu; kaynak tasarrufu sağlanır, çevre korunur, çöplerin miktarı azalır ve müşteri memnuniyeti artırılabilir.

Üretim sektöründe tersine lojistik, son müşteriden satıcıya veya hizmet sunucuya geri gelen malların hareketi, depolanması ve elleçlenmesi faaliyetlerini kapsar. Genelde ihmal edilen ve dikkate alınmayan tersine lojistik faaliyetleri defolu ürünler,  arızalanan ve eskiyen malzemeler, çeşitli gerekçelerle yapılan iadeler, boş kaplar veya kutular ile tekrar kullanılabilecek paketleme malzemeleri gibi ürünlerin ters yöndeki hareketleri kapsar.

  1. TERSİNE LOJİSTİK FAALİYETLERİ

Tersine lojistik faaliyetleri, değerinin geri kazanılması veya uygun şekilde yok edilebilmesi için ürünün ve bilginin tüketim noktasından orijin noktasına doğru akışının etkinleştirilmesi için yapılan planlama, uygulama ve kontrol faaliyetlerini ifade etmektedir. Tersine lojistik faaliyetleri tamir, ürün yerleştirme, yakma ve gömme (imha etme), yeniden üretim, ürün yamyamlaştırma (ürünün kısmi kullanımı), geri dönüşüm, yeniden kullanım/yeniden satış şeklinde sıralanabilir.

3.1. Tamir

Tamir yapmanın amacı, geri dönmüş ve kullanılmış ürünü yeniden çalışır veya kullanılabilir hale getirmektir. Tamir edilmiş ürünün kalitesi genellikle yeni ürünün kalitesine göre biraz daha düşük olmaktadır. Ürünün tamir işlemi, kırılmış veya bozulmuş olan parçalarının tamir edilmesini veya değiştirilmesini içerir. Tamir genellikle oldukça sınırlı düzeyde parçaların sökülmesini ve yeniden montaj edilmesini gerektirir.

3.2. Ürün Yenileştirme

Ürün yenileştirmenin amacı, kullanılmış ürünü, belirlenmiş kalite düzeyine getirebilmektir. Ürün yenileştirme faaliyeti sonucunda ürünün kalitesi artırılmış ve ömrü uzatılmış olur. Kullanılmış ürün, sökme işlemi ile modüllerine ayrıldıktan sonra kritik modüller kontrol edilir ve gerekiyorsa değiştirilir. Uygun modüller yenilenmiş ürüne monte edilir. Bazen ürün yenileme sürecinde eski modüller, teknik olarak daha iyi olan modül ve parçalarla değiştirilerek, ürün iyileştirilmesi (upgrade) gerçekleştirilir.

3.3. Yeniden Üretim

Tersine lojistikte yeniden üretimin amacı, kullanılmış ürünü yeni ürüne uygulanan kalite standartlarına uygun hale getirmektir. Kullanılmış ürün tamamıyla demonte edilir, tüm modüller ve parçalar kontrolden geçirilir. Aşınmış, eskimiş veya teknolojik olarak modası geçmiş parça ve modüller yenisi ile değiştirilir. Tamir edilebilir parça ve modüller onarılır ve testlerden geçirilir. Uygun parçalar, alt montajlar ve modüller monte edilir. Yeniden üretim esnasında da üründe geliştirme sağlanabilir.

3.4. Yakma ve Gömme (İmha Etme)

Tersine lojistikte yakma, tersine lojistik sürecine girmiş ürün veya atıkların yakılarak yok edilmesidir. Gömme ise tersine lojistik uygulanan ürün veya atıkların toprağa gömülerek yok edilmesi işlemidir.

3.5. Ürün Yamyamlaştırma (Ürünün Kısmi Kullanımı)

Tamir, ürün yenileştirme ve yeniden üretim faaliyetlerinde kullanılmış ürünün büyük bir kısmı yeniden kullanılmaktadır. Yamyamlaştırmada ise ürünün sadece ufak bir kısmı yeniden kullanılır. Amaç, kullanılmış ürün ya da bileşenden, kullanılabilir sınırlı bir dizi parçanın geri alınmasıdır. Bu parçalar başka ürün veya bileşenlerin tamir, yenilenme veya yeniden üretiminde yeniden kullanılır.

3.6. Geri Dönüşüm

Geri dönüşümün amacı, kullanılmış ürün ve bileşenlerin materyallerinin yeniden kullanılabilmesidir. Geri dönüşümde, ürün ve bileşenlerin orijinal özellik ve fonksiyonları kaybolmaktadır.

3.7. Yeniden Kullanım/Yeniden Satış

Atıkların toplama ve temizleme dışında hiçbir işleme tabi tutulmadan aynı şekli ile ekonomik ömrü doluncaya kadar defalarca kullanılmasıdır. Cam şişelerin yıkanarak evlerde kullanılması tekrar kullanıma bir örnektir.

  1. TERS LOJİSTİK FAALİYETLERİNİN UYGULANMA SEBEPLERİ

4.1. Ekonomik Sebepler

İşletmelerin ne kadar ürünün geri döneceğini, ya da ürünlerin hangi şartlar altında kendilerine iade edileceğini tam olarak bilmeleri genellikle mümkün olmaz. Geri dönen ürünler içerisinde kullanılabilecek durumda olan ürünleri yeni ürün üretim sürecinde değerlendirmek, hammadde kullanımını azaltarak doğrudan tasarruf sağlar. Üretim maliyetlerinin azaltılmasına paralel olarak, ürün fiyatlarının da olumlu yönde etkilenmesi mümkün olabilir.

4.2. Yasal Zorunluluklar

Geri dönüşüm faaliyetleri bazı sektörler için kârlılık yaratan bir işlem olmayabilir. Bu durumdaki işletmeler geri dönüşüm faaliyetlerinin maliyetinden kaçınmak isterler. Bu durumda işletmeye geri gelen ürünleri genellikle arazi dolgusu olarak bertaraf etmeyi tercih ederler. Ancak arazi dolgusunun sınırlı olması ve çevre üzerinde meydana getireceği olumsuz etkileri nedeniyle bazı ülkeler bu konuda yasal düzenlemeler yapmıştır. Yasal düzenlemelerin olması durumunda işletmeler zorunlu olarak tersine lojistik faaliyetlerini uygulamak zorunda kalırlar.

4.3. Sosyal Sorumluluk

Günümüzde “yeşil imaj” önemli bir pazarlama unsuru haline gelmektedir. Bu gelişme, bazı işletmelerin geri dönüşüm ve ürünlerinin geri kazanılma seçeneklerini keşfetmesine yol açmıştır. Bu da çevresel açıdan motive edici bir unsur haline gelmiştir. İşletmeler pazarlarda bu imaja sahip olmak için bir sorumluluk olarak tersine lojistik faaliyetlerine yönelebilmektedirler.

  1. TERSİNE LOJİSTİK PRENSİPLERİ

Ürün, bileşen, ekipman ve materyaller, aşağıda belirtilen sebeplerle tedarik zinciri sürecinde tersine lojistiğe konu olabilir.

  1. Üretim Dönüşleri: Yeterli olmayan kalite, üretim sonucu artan ürünler gibi sebeplerle geri dönüşler olabilir.
  2. Ürün Geri Çağırma: Bazen hatalı ürünler ancak, ürün tedarik zincirine girdikten sonra fark edilebilir ve zincirden geri çağırılır.
  3. Ticari Dönüşler: Bazı ticari anlaşmalara dayalı geri gönderimler veya zamanlama ve ürün kalitesi açısından talep ve tedariğin eşleşmemesi durumunda oluşan dönüşler.
  4. Garanti ve Servis Dönüşleri: Garanti kapsamında ürünler tamir veya eşdeğeri ile değiştirilmek üzere geri dönebilir.
  5. Kullanım Sonu ve Ömür Sonu Dönüşleri: Ürünün kullanım veya ömrü sonunda yeniden üretim, geri dönüşüm veya uygun şekilde yok etme amacı ile oluşan dönüşlerdir.
  6. TERS LOJİSTİK SÜRECİ

Tersine lojistik süreci toplama, muayene ve ayıklama, ürün geri kazanımı, yeniden dağıtım ve imha aşamalarından oluşan bir süreçtir.

6.1. Toplama

Tersine lojistikte toplama süreci, ürünlerin müşteriden alınıp yeniden değerlendirileceği noktaya ulaştırılması anlamına gelmektedir.

6.2. Muayene ve Ayıklama

Geri dönüşüm amacı ile toplanan malzemelerin bu amaca hizmet edebilmeleri için, seçilen değerlendirme yönteminin gerektirdiği şekil ve titizlikte ayrılmaları şarttır. Ayrıca, toplanan malzemenin içine karışmış durumda olan istenmeyen maddeler de bu aşamada elimine edilmektedir. Geri dönen ürünlerin toplama noktasında lokal eleme yapılmaktadır. İlk olarak tedarik zincirine girmemesi gerekli olan ürünler ayıklanmaktadır. Bu işlem ilk önce yapılmazsa, değer sağlanamayacak ürünler, gereksiz sevk, idare ve yükleme-boşaltma giderlerine neden olmaktadır. İmalatçının ürünle alakalı bilgileri detaylı tanımlamasına göre ürünler toplama noktasında elenmektedir.

6.3. Ürün Geri Kazanımı

Ürün geri kazanımı daha önce kullanılmış bir ürünü yeniden kullanılabilir biçime getirme aşamasıdır. Bu aşama tamir, temizlik gibi işlemlerle gerçekleştirilmektedir.

6.4. Yeniden Dağıtım

Yeniden dağıtım aşaması; satış, nakliye, depolama ve kiralama işlemlerinden meydana gelen aşamadır. Piyasadan toplanabilecek atık miktarları yeniden dağıtım stratejilerinin meydana getirilmesinde dikkat edilmesi gereken önemli bir öğedir.

6.5. İmha

Teknik ve ekonomik sebeplerle tekrar kullanılamayacak durumda olan ürünler imha edilir. Önemli ölçüde tamir gerektiren, ayırma safhasında reddedilen ve pazar ihtiyaçlarını karşılayamayan ürünlere imha işlemi uygulanır.

  1. TERSİNE LOJİSTİK MALİYETLERİ

Tersine lojistik maliyetleri tersine lojistik faaliyetleri nedeniyle katlanılan maliyetleri ifade etmektedir. Tersine lojistik maliyetlerinin tersine lojistik tanımından hareketle açıklanması olanaklıdır. Bu anlamda tersine lojistik maliyetleri; ürünlerin (hammadde, yarı mamul veya mamul mallar) ilk çıktığı nokta ile son kullanım veya tüketim noktası arasında herhangi bir yerde, herhangi bir nedenle geri dönmesi durumunda ürünlerin, servis hizmetlerinin ve bilgi akışı faaliyetlerine ilişkin maliyetlerin etkin ve verimli bir şekilde geriye doğru olmak üzere planlanması, uygulanması ve kontrol edilmesi sırasında ortaya çıkan taşıma, ayrıştırma, yenileme, tamir etme, depolama veya elden çıkarma faaliyetleri sonucu katlanılan fedakârlıkların parasal tutarların karşılığı olarak tanımlanabilir. Tanımdan da anlaşılacağı gibi tersine lojistik faaliyetler işletmelere az veya çok ek bir maliyet getirmektedir. Ancak bu durum, tersine lojistik faaliyetlerinin sadece bir yönünü ortaya koymaktadır. Tersine lojistik faaliyetler, bu faaliyetlere katlanma nedeniyle işletmeye ek bir yük getirmekle birlikte, kaynak (maliyet) tasarrufu, müşteri memnuniyeti ve ekonomik katma değer sağlamaktadır. İşletmeler tersine lojistik yaparak rekabet avantajı elde etmekte, sürdürülebilir büyüme sağlayabilmektedirler.

Tersine lojistikteki en önemli maliyetlerden biri nakliye maliyetleridir. Nakliye miktarının az olması, paketlemenin düzgün olmaması nakliye maliyetlerinin artmasına sebep olur. Stok bulundurma maliyeti ise değişkendir, daha düşük miktarlarda olduğundan stok maliyetinin daha düşük olması beklenebilir. Ancak, paketlemenin düzgün olmaması, bozulmalar ve mevsimsel dalgalanmaların olması ürünün ikinci el pazarlarındaki değerini düşürebilir.

Vefa TOROSLU

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir

Bağımsız Denetçi

vefa.toroslu@gmail.com

Kaynakça

Ayşen COŞKUN, Üreticilerin Tersine Lojistik Faaliyetlerini Etkileyen Faktörler: Beyaz Eşya Sektöründe Bir Uygulama, Yüksek Lisans Tezi, Nevşehir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Nevşehir, 2011

Deniz YILDIZ, “Türkiye’de Tersine Lojistiğin Rolü”, Ordu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi, Cilt: 11, Sayı: 1, 2021

Dilşad GÜZEL-Sena ASAR, “Tersine Lojistik Faaliyetleri: Erzincan ve Erzurum İllerinde Bir Uygulama”, Erzincan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt: 10, Sayı: 1, 2017

Elif GİLANLI-Nevin ALTUĞ-Adil OĞUZHAN, “İşletmelerde İleri ve Ters Lojistik Karşılaştırması”, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 14, Sayı: 1, Haziran 2012

Erol BULUT-Ali DERAN, “Ters Lojistik ve Şirketlerin Maliyet Yönetimi Üzerine Etkileri”, Ekonomik Yaklaşım, Cilt: 19, Özel Sayı, 2008

Gülsün KARAÇAY, “Tersine Lojistik: Kavram ve İşleyiş”, Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt: 14, Sayı: 1, 2005

Gülsün NAKIBOĞLU, “Tersine Lojistik: Önemi Ve Dünyadaki Uygulamaları”, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt: 9, Sayı: 2, 2007

Kader TÜRKOĞLU, “Lojistik ve Ters Lojistik Maliyetleri”, Uluslararası Sosyal ve Beşeri Bilimler Araştırma Dergisi, Cilt: 9, Sayı: 82, 2022

  1. Hakan KESKİN, Lojistik Tedarik Zinciri Yönetimi, 6. Baskı, Nobel Akademik Yayıncılık, Ankara, 2014

Özlem FEDAİ DENİŞ, Tersine Lojistik ve Denizli İlinde Ömrünü Tamamlamış Lastik Geri Kazanımı İçin Tersine Lojistik Ağ Modelinin Tamsayılı Programlamayla Tasarımı, Yüksek Lisans Tezi, Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Denizli, 2012

Semih Hüseyin TOKAY-Ergün KAYA (editörler), Lojistik Maliyetleri ve Raporlama-II, Anadolu Üniversitesi AÖF Yayını, Eskişehir, 2013

Ümran ŞENGÜL, “Atıkların Geri Dönüşümü ve Tersine Lojistik”, Paradoks Ekonomi, Sosyoloji ve Politika Dergisi, Cilt: 6, Sayı: 1, Ocak 2010