Alışveriş Merkezlerinde Bağımsız Denetim Dönemi Başlıyor !

Alışveriş Merkezlerinde Bağımsız Denetim Dönemi Başlıyor !

Şaban KÜÇÜK / Yeminli Mali Müşavir

Alışveriş Merkezleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 18 Ağustos 2022 tarihli ve 31297 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Ticaret Bakanlığı, alışveriş merkezleri arasındaki uygulama birliğinin sağlanması amacıyla ortak kullanım alanlarından elde edilen gelirler ve giderlerin kapsamını belirledi.

Bu kapsamda;

Ortak Gelir: Ortak kullanım alanlarından elde edilen geçici kiralama, reklam, pazarlama, kültürel ve sanatsal faaliyet, baz istasyonu, ATM ve diğer ortak kullanım alanı gelirleri,

Ortak Gider: Ortak kullanım alanlarına ilişkin elektrik, su, doğalgaz, yenileme niteliğinde olmayan bakım ve onarım, güvenlik, temizlik ve sağlık giderleri gibi alışveriş merkezinin aynına ilişkin olmayan ortak kullanım alanı giderleri,

Yönetim Gideri: Alışveriş merkezinde fiilen çalışan bordrolu yönetim personelinin göreviyle ilgili giderleri olarak belirlendi.

Dikkate Alınması Gereken Özellikli Konular

  • Ortak gider katılım payları Türk lirası üzerinden hesaplanır ve ödenir.
  • Ortak gider katılım payları perakende işletmelerden yazılı olarak talep edilir ve bu yazıda giderlerin tür ve tutarları ayrı ayrı belirtilir.
  • Ortak gider katılım payları tahsilat amacı dışında kullanılamaz.
  • Ortak gelirler, tahsil edildikleri yılın ortak giderlerinin karşılanmasında kullanılır. Bir takvim yılındaki ortak gelir tahsilatının ortak gider toplamından fazla olması durumunda, ortak gider toplamını aşan kısım, bir sonraki yılın ortak giderlerinin karşılanmasında kullanılır.
  • Alışveriş merkezi içindeki perakende işletmeden, bu maddeye göre tahsil edilmesi gerekenden daha az ortak gider katılım payı tahsil edilmesi durumunda, tahsil edilmeyen kısım iş yeri malikince karşılanır.
  • Kiraya verilmemiş iş yerlerine ait ortak gider katılım payları bu iş yerlerinin maliklerince karşılanır.
  • Yönetmeliğin ortak gider paylaşımı başlıklı 11’inci maddesinin uygulanmasından alışveriş merkezi maliki ile yönetimi müştereken sorumludur.

Ortak Gelir ve Gider Raporu Nasıl Hazırlanır ?

  • Her yıl bir önceki takvim yılına ilişkin ortak gelir ve gider raporu hazırlanarak nisan ayı sonuna kadar alışveriş merkezindeki perakende işletmelere gönderilir.
  • Raporun hazırlanmasına esas teşkil eden gelir ve gider belgeleri ile hizmet sözleşmelerinin birer örneği, talepleri halinde on beş gün içinde perakende işletmelere verilir.
  • Ortak gelir ve gider raporunda asgari olarak aşağıdaki hususlar yer alır:
    • Alışveriş merkezinin adı ve iletişim bilgileri ile rapor dönemi,
    • Alışveriş merkezi maliki ve yönetiminin ad, unvan ve iletişim bilgileri ile vergi dairesi ve vergi numarası,
    • Alışveriş merkezinin satış alanı,
    • Büyük mağaza sayısı ile boş ve dolu olanlar belirtilmek suretiyle iş yeri sayısı ve bu iş yerlerinin satış alanları,
    • Ortak kullanım alanlarının niteliği ve sayısı ile bu alanların ayrı ayrı ve toplam büyüklükleri,
    • Tür ve tutarları ayrı ayrı belirtilmek suretiyle ortak gelir ve giderler,
    • Birim satış alanına düşen ortak gider tutarı,
    • Ortak gider katılım payı dağıtımına esas ortak gider tutarı, perakende işletmeler tarafından karşılanan ortak gider tutarı ve boş iş yerleri ile perakende işletmeler adına malik tarafından karşılanan ortak gider tutarları,
    • Alışveriş merkezi içindeki her bir perakende işletmenin adı, unvanı, satış alanı, hesaplanan ortak gider katılım payı, malik tarafından karşılanan katılım payı ile bu işletmelerden alınan avans ve yapılan mahsup işlemi neticesinde işletmelerce ödenen veya işletmelere iade edilen tutarları gösteren ortak gider katılım payı tablosu,
    • Elektrik, su, doğalgaz gibi ortak giderlere ilişkin sayaçları numaralarıyla birlikte gösteren sayaç düzen krokisi.

Alışveriş merkezinin ortak gideri olmayan ve yönetime ait olan giderler olarak kabul edilen giderler için işletmelerden ücret talep edilemeyecek. Yönetmelik değişikliğinden önce yapılan sözleşmelere konu giderler için sözleşmeler yenileninceye ya da uzatılıncaya kadar ücret talep edilebilecek.

Alışveriş merkezi yönetimlerine, ortak gider katılım payı hesaplama ve tahsilatları ile raporlamalarının mevzuata uygun olup olmadığının kontrol ve tespiti amacıyla KGK tarafından yetkilendirilen Bağımsız Denetim kuruluşlarınca denetim yapılması zorunluluğu getirildi.

Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşlarınca denetlenerek rapora bağlanacak ve her yıl alışveriş merkezindeki işletmelerin bilgisine sunulacak. Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan denetimlerle birlikte çifte denetim yapılması sağlanacak ve mevzuata aykırılıkların önüne geçilebilecektir.

Ülkemizde 147 tanesi İstanbul’da olmak üzere 350 tane AVM bulunmaktadır. Toplumsal hayat içinde önemli bir yeri bulunan alışveriş merkezlerinin ülke turizmi ve üretimi için önemi yadsınamaz. Bu açıdan raporlama ve ortak gider dağıtımı için bağımsız denetçilere rol verilmesi büyük önem arz etmektedir.

Şaban KÜÇÜK

Yeminli Mali Müşavir

Gastronomide Lezzet Yolcuları

GASTRONOMİDE LEZZET YOLCULARI
Ali Rıza DÖLKELEŞ

     Gözlemlerim her alanda olduğu gibi gastronomi alanında da kuru kalabalığın yanı sıra anahtar figürlere, yani esas oğlanlara ihtiyaç var. Belki baskın olan kuru kalabalıktı düne kadar gelinen noktada Türk Mutfağında hizmet veren Chef’leri ve Aşçılık sanatını mercek altına aldığımızda bu süreç içerisinde Türk Gastronomisinin son yıllarını ikiye ayırtmak mümkün. Bunu sayacak olur isek İki binli yılları öncesi ve İki binli yılları sonrası. Bu yıllarda ki çalışma üslubunu, ahlakını, usta çırak ilişkisini, çalışma tekniklerini, mutfak ekipmanlarını, menü içeriklerini, sunum tabaklarını vb. birçok önemli noktanın değişime uğradığını bunun yanı sırada bazı yerlerde de dejenere olduğunu görmekteyiz.

                    Bunu da iki başlık altında toparlayıp isimlendirecek olur isek ‘’post materyal dönem ve materyal dönem olarak tanımlayabiliriz.’’  artık post materyal dönemde olmamız, tıpkı kasabaya fabrika kurulduğunda ilçe sakinlerinin ‘’ işimiz aşımız olacak ‘’ diye dört elle sarıldıktan sonra ‘’ bu materyal dönem’’ karınları tok olduklarında bu fabrika çevreye zarar veriyor, fabrikaya filtre lazım diye aynı kişiler tarafından şikayetler gelmeye başlar, ‘’ bu ise post materyal dönemdir ‘’.iki binli yıllar öncesi (materyal dönem) ve iki binli yıllar sonrası da Türk Gastronomisinde (post materyal ) dönem olarak adlandırmak mümkün.

Bu açıdan bakıldığında, turizm sektöründe son yıllarda gastronomi ile birlikte mesleğimizde prototiplerin dışında, belli bir ekol ve sıradan mutfak yönetimlerinin dışındaki ilk bakışta öne çıkabilecek ayrıntılar ve projelere ihtiyaç vardır. Şef olarak sorumlu olduğumuz mutfakları birer okul olarak düşünüp, düşündüklerimizi gastronominin bize sağladığı incelikleriyle birleştirip, bizden sonraki şeflere kadar indirgediğimiz takdirde, dünya standartlarındaki mutfakları geçeceğimize inanıyorum.

Çünkü gastronomi artık tutunamayanların çırak olarak başladığı bir alan değil, aksine bilimle sanatın kesişip birleştiği istisna alanlardan biri olmuştur. Üstelik teknolojiyi de bu denli arkamıza almışken.

          Yani, Paris’teki bir moda okulunun her yıl ortaya koymuş olduğu yeni moda rüzgârı olmalıdırlar bütün şeflerimiz. Bu modayı takip eden şeflerimiz, bu moda dünyasında bilgiyi, yeteneği, sanatı birleştirerek, Türk mutfaklarında yeni bir trendi yakalayacaklarına tüm kalbimle inanıyorum.

                    Bu post materyal dönem içerisinde her bir Chef bunun mücadelesini vermeli hedeflerini bu doğrultuda oluşturmalı. Bunu yakaladığımızda Mutfağımızda yeni ufuklar yeni trendler yaratabiliriz. Bunu başardığımızda Mutfağımızı ve doğal olarak Ülke Turizmimizin tanıtımını da yapmış oluruz.

XXI. Yüzyılda olduğumuz şu süreçte Savaşa Hayır Diyorum…

‘’ Birisi Barışı Başlatmalı;

Tıpkı Savaşı Başlattığı Gibi…’’

‘’ Sevdiğim Sözler

 İki erkek kardeşin hikayesi, birlikte çalıştıkları babalarından kalma çiftlikte geçiyordu. Kardeşlerden biri evliydi ve beş çocuğu vardı. Diğer kardeş ise bekardı. Her günün sonunda iki kardeş ürünlerini ve kârlarını eşit olarak bölüşürlerdi.

Günün birinde bekar kardeş şöyle düşündü;

– Ürünümüzü ve kârımızı eşit olarak bölüşmemiz hiç de adaletli değil. Ben bekarım ve pek fazla ihtiyacım yok. Kardeşimin geniş bir ailesi var. Onun daha fazla ihtiyacı olur.

O günden sonra bekar olan kardeş her gece evinden çıkıp, bir çuval tahılı gizlice erkek kardeşinin evindeki tahıl deposuna götürmeye itti.

Bu arada evli olan kardeş de kendi kendine;

– Ürünümüzü ve kârımızı eşit olarak bölüşmemiz hiç de doğru değil. Ben evliyim, eşim ve çocuklarım var ve yaşlandığım zaman onlar bana bakabilirler. Fakat kardeşim yaşlandığı zaman ona bakacak hiç kimsesi yok. İlerde onun daha fazla ihtiyacı olacak.

Böylece evli olan kardeş de her gece evinden çıkıp, bir çuval tahılı gizlice erkek kardeşinin tahıl deposuna götürmeye başladı. İki kardeş de yıllarca ne olup bittiğini bir türlü anlayamadılar. Çünkü her ikisinin de deposundaki tahılın miktarı değişmiyordu. Sonra, bir gece iki kardeş gizlice birbirlerinin deposuna tahıl taşırken karşılaştılar. O anda olan biteni anladılar. Çuvallarını yere bırakıp birbirlerini ağlayarak kucakladılar.

Kardeşlik, Dostluk böylesi olmalı…

Ne İşim Olur Risksiz İşlerle

Risk Nedir ?

Zarar, kayıp, tehlike veya hasar olmasına yönelik belirsizlik içeren unsur, etken veya gidişata risk denir.

Bu cümle Riski güzel tanımlasa da bana göre biraz daha zenginleşebilir:

Mesela;

“Arzuladığımız kazanca engel olacak ya da hedeflenen başarı oranını azaltacak şekilde olası bir zarar, kayıp, tehlike veya hasara yönelik belirsizlik içeren unsur, etken veya gidişata risk denmeli diye düşünüyorum.”

E, nerden çıktı şimdi bu “Arzuladığımız kazanca engel olacak ya da hedeflenen başarı oranını azaltacak şekilde olası bir…” eklentisi?

“There is no gain without risk, perhaps no risk without love.”

Stephen King’in Bir Romanından ([1]) Alıntıdır,

Yani diyor ki;

“Risksiz kazanç yoktur, ilgilenmediğin bir konuda da risk ihtimali yoktur.”

Bu da Zafer’in O Alıntıyı Çevirisidir.

Dip notta detayı verilen bu romanı okuyan ya da filmini izleyenler varsa, romandaki karakterin yitik sevdiğini geri getirmek için nasıl bir riski göze aldığını ve sonunda bu riskin nasıl gerçek olduğunu, hatta kayıpla kazanç arasındaki algı farkından dolayı yaşanan pişmanlıkları da hatırlayacaktır. – Oh çok şükür! Spoiler verme riski göze alınarak yazılabilecek en anlamlı cümle bu oldu.

Her beklenti muhtemel riskler barındırır. Ama sevmediğin, arzulamadığın, ilgilenmediğin bir konuda, yani menfaat, başarı, kazanç daha doğrusu bir kazanım beklentinin olmadığı bir şeyde niye risk olsun ki?

Kaybedecek ne var ki? Ya da kaybedilen şeylerin ne önemi var ki?

İşte size sıfır (0) risk ortamı!

  • Hocam, iyi de bu bilgi normal hayatta ne işimize yarayacak? Ben bu yazıyı niye okuyorum!

Hemen asıl olaya bir misalle girelim o zaman.

Misal; Bir işletme sahasında, bir insanın ayağı kayıpta düşmesi bir risk değildir, olasılıktır. – Düşenin o iş yerinde çalışan olup olmaması da fark etmez. Hatta ziyaretçilerin düşmesi daha da fenadır. Zeminin kayganlığı, ayakkabı tabanının zemine uygunluğu, çalışanın o yerden geçiş sıklığı, çalışma saatleri vs. vs. vs. gibi veriler işlenir ve kayıp düşme olasılığı ve gerçekleşme şiddeti çok rahat hesaplanır.

“Herkes bir gün o yağ birikintisinden kayıp düşeceğini bilir.

Ama bu riski önlemek için durup paspas çekmez, yeğen!”

İş Güvenliği Uzmanı

Ramiz Dayı ([2])

Çünkü işletmelerde üretimin devamlılığı, imalat miktarının artışı ve anlık zaman kazançları ne sebeple olursa olsun durmayı, molayı ya da üretim dışı faaliyetler yapmayı hep erteletir.

  • Öğlen yemeği molasına çıkıp, az dinlenelim mi?
  • Dur şimdi, siparişler yetişsin sonra dinleniriz! Daha sonra da yeriz bir şeyler. Sonra, sonra!
  • İş Güvenliği ve İlk Yardım eğitimi almamız lazım.
  • Bu aylarda olmaz. Çok işimiz var, sezon bitsin yaparız. Sonra, sonra!
  • Makinelere Planlı Bakım yapılmalı.
  • Olmaz, bırak çalışsın bir şey olursa bakarız. Durduk yere makine mi kapanır? Sonra, sonra!
  • Saha Denetimi/Düzeni yapılmalı.
  • Tamam! Ama şimdi onlar kalsın yerde, elletme. Makineler için adam lazım bize. Sonra iş olmadığı bir gün toparlarlar etrafı, raflara koyarlar. Silerler falan. Sonra, sonra!
  • Çalışanlarla Performans Görüşmeleri yapmamız lazım.
  • Dünya kadar iş var, onlar gelemez sen yaz bir şeyler. Oyalamayalım çalışanları. Sonra, sonra!

Ve en önemli diyalog geliyor, hazır mısınız?

  • Risk analizi çalışması yapmamız lazım.
  • Ya yok, tövbe de. Ne olacak ki! Bir şey olmaz ne riski? Getirme aklına öyle kötü şeyler, pozitif düşün biraz. Yıllardır yaptığımız iş sonuçta, ne olacak ki ? Sonra, sonra !

İşte bu.

Ya yurdumun cesur!!! sanayicileri gibi “Sonra, sonra!” diyerek göze kara olacak ve bir kumar oynayarak anlık kazancınızı elde etmeye devam edeceksiniz ya da riskleri analiz ederek tehlikeleri birer birer görüp ortadan kaldırmak için vakit ve nakit ayıracaksınız.

Karşılaşılabilecek risklerin önceden belirlenmesi ve önlemlerin alınabilmesi de ancak iyi bir risk analizi ile mümkün olur.

Risk Nasıl Kontrol Edilir?

İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliğine göre;

Planlama: Analiz edilerek etkilerinin büyüklüğüne ve önemine göre sıralı hale getirilen risklerin kontrolü amacıyla bir planlama yapılır.

Risk kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması: Riskin tamamen bertaraf edilmesi, bu mümkün değil ise riskin kabul edilebilir seviyeye indirilmesi için aşağıdaki adımlar uygulanır.

  1. Tehlike veya tehlike kaynaklarının ortadan kaldırılması.
  2. Tehlikelinin, tehlikeli olmayanla veya daha az tehlikeli olanla değiştirilmesi.
  3. Riskler ile kaynağında mücadele edilmesi.

Risk kontrol tedbirlerinin uygulanması: Kararlaştırılan tedbirlerin iş ve işlem basamakları, işlemi yapacak kişi ya da işyeri bölümü, sorumlu kişi ya da işyeri bölümü, başlama ve bitiş tarihi ile benzeri bilgileri içeren planlar hazırlanır. Bu planlar işverence uygulamaya konulur.

Ve Uygulamaların izlenmesi: Hazırlanan planların uygulama adımları düzenli olarak izlenir, denetlenir ve aksayan yönler tespit edilerek gerekli düzeltici ve önleyici işlemler tamamlanır.

Risk kontrol adımları uygulanırken toplu korunma önlemlerine, kişisel korunma önlemlerine göre öncelik verilmesi ve uygulanacak önlemlerin yeni risklere neden olmaması sağlanır.

Belirlenen risk için kontrol tedbirlerinin hayata geçirilmesinden sonra yeniden risk seviyesi tespiti yapılır. Yeni seviye, kabul edilebilir risk seviyesinin üzerinde ise bu maddedeki adımlar tekrarlanır.

Risklerden Korunma Yöntemleri

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununda konu edilen yöntemler:

  • Risklerden kaçınmak ve kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek.
  • Risklerle kaynağında mücadele etmek.
  • İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek.
  • Teknik gelişmelere uyum sağlamak.
  • Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek.
  • Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek.
  • Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek. Çalışanlara uygun talimatlar vermek.

Ne iş yaparsa yapsın, insanlar sevdiklerinin mutluluğu için çabalarken birçok riski göze alırlar.

Risk yoksa kazanç da yok.

Ayıracağımız biraz vakit ve vereceğimiz dikkatle çevremizdeki riskleri görüp, analiz edip yönetebildiğimiz bol kazançlı günler dilerim.

Saygılarımla,

Zafer URFALIOĞLU

[1] Stephen King bu sözü “Hayvan Mezarlığı” olarak Türkçeye çevrilen “Pet Sematary” adlı romanında kullanmış. – ki seneler önce sinemada izlediğim, başarılı bir gerilim filmidir. Sizlere de tavsiye ederim.

[2] Ramiz Dayı: (Kurgusal karakter) Ramiz Karaeski ya da Ramiz Dayı, bir Türk dizisi olan Ezel adlı dizide kurgusal bir karakter. Tuncel Kurtiz tarafından yetişkin hâli, gençliği ise Ufuk Bayraktar tarafından canlandırıldı. Ramiz Dayı ilk defa 12 Ekim 2009’da yayımlanan Aşk Ölümden Güçlüdür bölümünde göründü ve 61. bölümde diziden ayrıldı.

PLM (ÜRÜN YAŞAM DÖNGÜSÜ YÖNETİMİ) İLE GÜÇLÜ TEDARİK ZİNCİRLERİ    

PLM (ÜRÜN YAŞAM DÖNGÜSÜ YÖNETİMİ) İLE GÜÇLÜ TEDARİK ZİNCİRLERİ
Anıl ERDOĞAN

İşletmenizin geleceği, alacağınız siparişlerin devamlılığı ve satınalma sözleşmelerinizin tekrarlı ve sürdürülebilir olması ile doğru orantılıdır. Bu nedenle, yeni siparişler için fuar ziyaretleri çoğu organizasyon için vazgeçilmezdir. Düşünün ki, bu yılki uluslararası satış fuarında rakiplerinizden biri, daha çevreci ve uygun maliyetli bir yeni ürünün tanıtımını yapıyor. Fuardaki pazarlama ve satış ekipleriniz, hızlıca bir benchmark isteyecek ve yeni bir ürün çıkarmanız gerektiği kararlaştırılacak. Üst yönetim raporlamalarında, yönetim kurulu yeni ürünün lansmanının bir sonraki uluslararası satış fuarına hızlıca yetişmesini isteyecek. Ve bilin bakalım, bir sonraki fuar ne zaman? 3 ay sonra!

Pazarlama önce AR&GE’den yeni ürünün prototipini isteyecek. AR&GE, spekler henüz net olmadığı için kendi benchmark araştırmasına göre bir tasarım yapacak. Üretim, bu ürünü sadece yeni ürün toplantılarında ve prototip malzemelerle AR&GE lab’ında üretilmiş olarak görecek. Kalite, sadece seri üretim şartları olgunlaştıktan sonra bu ürüne bir kalite planı çıkarabiliriz diyecek. Peki Tedarik Zinciri ekibi? AR&GE’nin tedarikçilerden 1-2 adetlerle elde ürettiği bir prototipin malzemelerinin tedarikçi araştırmalarına girecek, belirleyeceği min. sipariş miktarı (MOQ) ve lot periyotlarına göre tedarikçilerden fiyat alacak, senaryo çalışması için finans&mali işler’e gönderecek. Finans ekibi bir bütçe çalışacak, ürün maliyetini belirleyecek. Bu sırada tüm tedarikçilerden temin süreleri varsayımsal miktarlarda alınacak.

Tabii ürün prototipi bu ilk çalışmaların üzerine, pazarlama ekiplerinin ve üst yönetimin isterleri ile çeşitli revizyonlar geçirmiş olacak ve ilk planlanandan daha farklı bir ürün ağacı olacak.

Ve tabii bir de bu hızlıca yenilenen prototip fuara yetiştirilmiş olacak ve sürpriz! Daha ilk fuarda, satış ekibiniz müşteriyle anlaşacak ve inanılmaz bir ön sipariş ile yurda dönecek.

Tebrikler!

Peki sonraki tedarik zinciri süreçleri, özellikle satınalma? Yenilenen ürün ağacına göre tedarikçilerle sözleşme yapmaya oturmak için plan yaparken, o da ne? Bu malzeme ilk planda yoktu? Haberimiz yok. İnceliyorsunuz, tedarikçi analizleri vb. derken, tedarik süresi 6 ay!Malzeme Japonya’dan gelecek. Peki , fuardan aldığımız siparişin müşteriye teslimatı için terminimiz? 3 ay!

Tekrar tebrikler, koca bir backlog’a hoşgeldiniz! Şimdi, üst yönetime fuardan gelen koca bir yeni ürün siparişinin neden yetişmeyeceğini anlatma zamanı…

Peki, organizasyondaki tüm birimler, Pazarlama ve AR&GE ekiplerinin her “küçük” eklemesinden ve değişikliğinden, daha ürün ilk fikir aşamasındayken bir sistem üzerinden haberdar olsaydı? Tüm organizasyonun yeni ürünü çalıştığı ilk versiyondan farklı olarak, 2. ve 3. iterasyonlarda tasarım gereği sonradan eklenen/değiştirilen malzemelerin, mevcut terminleri uzatacak malzemeler olduğunu görebileceğiniz bir sistem? Özellikle yeni iterasyonlar üst yönetime onaylatılmadan önce bu analiz yapılabilseydi?

İşte PLM, yani ürün yaşamdöngüsü yönetimi, tam da bu amaçlara hizmet edecek ve “time to market” denen, rakiplerinize göre daha hızlı yeni ürün piyasaya sürmenizi sağlayacak bir sistem. Ürünü, daha pazarlama ekibinin ya da üst yönetimin aklında bir fikir halindeyken yakalayıp tüm organizasyonu haberdar eden, ürünün ilk prototip geliştirmelerinin ürün ağaçlarından seri üretime geçinceye kadarki her değişikliği tüm organizasyon birimlerinin görüntüleyebildiği bir ürün/portfolyo yönetim sistemi.

Ayrıca, yine tedarik zinciri ekiplerinin en çok meşgul olduğu konu olan “Yeni üründeki üretimin istediği bu malzeme ürün ağacında (BOM) yok ki?” sorunu için de PLM biçilmiş kaftandır.

  • Ürün ilk tasarımken oluşturulan CAD BOM (Tasarım Ürün Ağacı),
  • Sonraki mühendislik süreçleri tasarımı sonrası oluşan E-BOM(Mühendislik Ürün Ağacı)
  • ve nihayet üretime geçmesi için gereken üretim malzemelerinin de eklendiği (Teknik resimde olmadığı için E-BOM’da gösterilemeyen) M-BOM (Üretim Ürün Ağacı)

Tedarik zinciri ekipleri, çoğu zaman E-BOM’a göre plan yapıp M-BOM’da yeni malzemeleri gördüğünde , tedarik zincirinizin ve siparişlerinizin aksaması kaçınılmaz olacaktır. İşte bu nedenle, özellikle havacılık&savunma ve otomotiv endüstrilerinde vazgeçilmez bir sistem olan PLM sistemlerinin, ülkemizde diğer endüstrilerde de yaygınlaştığını görmek daha etkili tedarik zincirleri ve daha verimli büyüyen işletmeler sağlayacaktır. PLM sistemleri sadece AR&GE ekiplerinin CAD tasarımlarını yapıp prototip ürünü teslim ettiği bir bilgisayar programı değil, ERP’nize entegre bir dijital ikizin olduğu maliyet tabanlı tasarım yaptığınız ve ürünü prototip halinden satış sonrası servis yönetimine kadar görüntüleyip takip edeceğiniz bir Endüstri 4.0 bileşenidir.

PLM’e yatırım, işletmenizin geleceğine ve tedarik zincirinizin verimliliğine yapılacak önemli bir adımdır.

Uluslararası Ticarete Giriş Yolları: Lisans Anlaşmaları

“Ticaret; ulusların zenginliğini eşit yapan bir güçtür.” Gladstone

Lisans anlaşmaları, dış piyasalara girmenin kolay olan yollarından biridir. Lisans anlaşmasında, lisansör (lisans veren) bir üretim süreci, tekniği, marka ve patentleri belirli bir ücret karşılığında lisans alana satmaktadır. Lisans veren lisansör, alan lisansiye, yapılan anlaşma da lisans anlaşması olarak tanımlanmaktadır.

Yeterli bilgi, deneyim, zaman ve kaynağa sahip olmayıp, uluslararası piyasaya girmek isteyen bir firma, lisans anlaşması yoluyla ürünlerini satacak yabancı bir ortağa sahip olabilir. İşletmeler, büyük yatırımdan lisans anlaşmaları ile kaçınabilmektedir. Lisans anlaşmalarının bir başka yararı; sosyal, siyasi ve ekonomik belirsizlik olan ülke pazarlarında, yatırım yapılması konusundaki risklere karşı işletmeyi koruyabilmektedir. Bilinen markası olan firmalar, bu bilinirlikten hareketle esas iş alanlarının dışında da markalarını kullanmak isteyebilirler. Ancak çok iyi bilmedikleri, farklı bir sektörde yatırım yapmaktan kaçınma davranışı sergiledikleri görülmektedir. Buna bir çözüm olarak da lisans anlaşmasının kullanıldığı görülmektedir. Örneğin, Coca-Cola tekstil sektöründe doğrudan yatırımı bulunmadığı hâlde lisans verip, isim hakkını kullandırarak tekstil ürünlerinden de gelir elde etmektedir.

Lisans anlaşmalarının dezavantajlarından biri; belirsizlik ortamıdır. Lisans verildikten sonra, teklifler sadece lisans alan firmanın etkin pazarlama gerçekleştirilebilirse ödenir. Diğer bir dezavantaj ise lisans anlaşması sona erdikten sonra, lisansı alan firma lisansör firmanın rakibi hâline gelebilmektedir. Lisans anlaşması sayesinde lisansı alan şirket, lisansör şirketin tüm ürünlerini ve pazarı en iyi tanıyan şirket hâline gelir ve lisans anlaşması sona erdiğinde bu ürünleri pazarı lisansörden daha iyi tanıdığı için ürününün daha iyi bir versiyonunu üretme ve pazarlama yeteneğine sahiptir. Bu nedenden ötürü lisans anlaşmaları genellikle birkaç yıl veya daha uzun süreler için yapılmaktadır.

Detaylı bilgiler için aşağıdaki eseri okuyabilirsiniz:

Mert, G. (2019). Uluslararası İşletmecilik Teori, Kavram ve Örnek Olaylar, Nobel Akademik Yayıncılık, Ankara

Alım Talebi: Boyun Askılı Strep – 400 Adet

ALIM TALEBİ

Ürün Tanımı:

1.10 m uzunluk
5 cm kalınlık
Ucuna clips takılacak ve clips üzerine lastik ve marka basılacak alan
Clips siyah renk olacak boyut için iletişime geçin lütfen
Clips metal yada daha uygun fiyatlı bir materyal olabilir.

 

İmalatını yapan tedarikçiler aranmaktadır.

Adet: 400 Adet

Teklifleriniz için: ticaret@satinalmadergisi.com

Son Teklif Toplama Tarihi: 16.09.2022

B2B MAĞAZA AÇILDI

Mağazada
– ürün
– hizmet
– 2. el makine teçhizat
– araç
– stok fazlası ürün
– hurda satışı yapabilirsiniz.

MAĞAZA İÇİN https://satinalmadergisi.com/magaza/  TIKLAYINIZ

E-MAĞAZADA SATIŞ YAPMAK İÇİN SATICI ÜYELİK TİPLERİNİ İNCELEYİNİZ.

DHL Supply Chain Türkiye, Sağlık Sektöründe Nakliye Standartlarını Yukarıya Taşıyor

  • DHL Supply Chain Türkiye, stratejik planlamaları kapsamında Türkiye’deki ısı kontrollü ilaç dağıtım çözümü “Aktif Dağıtım” uygulamasını devreye aldı. 
  • Uygulama, ekstra ambalaj kullanımının önlenmesiyle karbon ayak izini %38 oranında azaltıyor.
  • Aktif dağıtım modeli uygulamasıyla DHL müşterilerine çok büyük oranda maliyet tasarrufu sağlıyor. 

Tedarik zinciri ve lojistik hizmetleri şirketi DHL Supply Chain (DSC) Türkiye, depolama ve nakliye alanında geliştirdiği çözümlerle sektör standartlarını belirlemeye devam ediyor. DSC Türkiye, soğuk zincir dağıtım çözümünü devreye alırken, ürünü özel ambalajlarda paketlemek yerine ısı kontrollü araçlarla sevk ediyor ve böylece karbon emisyonunu da düşürüyor.

“Aktif Dağıtım” ile Isı Kontrollü Dağıtım

DSC, “Aktif Dağıtım” projesiyle, İstanbul’da yapılan pilot uygulamanın ardından, pasif soğuk zincir dağıtımından aktif soğuk zincir dağıtımına geçişi müşterileri için tüm Türkiye’de hizmet verebilecek seviyeye ulaştırdı. Uygulama kapsamında frigorifik kamyonlar, ürün sıcaklığının online görülebilmesi için özelleştirdi. Kamyon kabinine monte edilmiş özel bir ekran, sürücünün nakliye sırasında sıcaklığı izlemesini sağlamanın yanında, bu iş özelinde yatırımı yapılan kasaların içerisindeki sıcaklığı ve konumun ise web üzerinden uzaktan takibi de sağlanıyor.

Müşteri ihtiyaç yönetiminde dünya liderleri arasında yer alan DSC, pasif soğuk zincir dağıtımından aktif soğuk zincir dağıtımına geçişle birlikte tedarik zinciri maliyetlerini düşürmeyi, süreçleri kolaylaştırmayı ve mevzuata uyumu basitleştirerek süreç yönetiminde büyük bir pozitif etki yaratıyor.

Karbon Ayak İzini %38 Oranında Azaltan Uygulama

Sürdürülebilirlik alanında dünya çapında ses getiren adımlar atan şirket; strafor ve soğuk paketler de dahil olmak üzere ambalaj için sarf malzemeleri satın alma ihtiyacını ortadan kaldırarak karbon ayak izini yüzde 38 oranında azaltmayı başardı. Paketleme süreçlerinin ve sarf malzemelerinin depolanması için dondurucuların muhafaza edilmesi ihtiyacının ortadan kaldırılması sayesinde ise ek verimlilikler sağlandı.

Proje hakkında açıklama yapan DSC Türkiye Nakliye Direktörü Utku Uysal; “geliştirdiğimiz bu yeni uygulaması sayesinde, ürün sıcaklıklarına dijital olarak sürekli görünürlük sağlayarak, uyumluluğu da basitleştirdik ve düzenlemelerin ötesinde aktif soğuk zincir dağıtımına geçiş yaparak şirket özelinde sektördeki lider konumumuzu güçlendirdik. Bu uygulamanın devreye alınmasıyla birlikte, GDP’ye tam uyumlu dağıtım networkü oluşturmak adına da çok önemli bir adım atmış olduk” şeklinde konuştu.

Ağırlık Katsayılarının Belirlenmeyen Fiyat Farkı Düzenlemesi İhalenin İptaline Neden Olur Mu ?

Kamu İhale Kurulu Kararı Özeti; İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle, İdarece hazırlanan ihale dokümanında fiyat farkına ilişkin düzenlemelerin 24 Şubat 2022 tarihli ve 31760 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan, 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Hizmet Alımlarında Uygulanacak Fiyat Farkına İlişkin Esaslara uygun olarak hazırlanmadığı, söz konusu ihale sonucu ihale üzerinde bırakılan istekli ile mevcut Sözleşme Tasarısı üzerinden sözleşme imzalanacağı ve Sözleşme Tasarısı’nın 14.3’üncü maddesi gereği sözleşmede yer alan fiyat farkına ilişkin esas ve usullerde sözleşme imzalandıktan sonra değişiklik yapılamayacağı göz önüne alındığında, mezkûr düzenlemelerin ödemeler esnasında sorun yaşanmasına neden olmakla birlikte isteklilerin teklif fiyatlarını belirleme esnasında da tereddüt yaşamalarına neden olacağı, ihale konusu işin süresinin 365 takvim gününü aşan bir hizmet alımı olduğu durumlarda, İdari Şartname ve sözleşmelerde 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Hizmet Alımlarında Uygulanacak Fiyat Farkına İlişkin Esaslara göre fiyat farkı hesaplanacağının belirtilmesi ve bu doğrultuda ihale dokümanında malzemeli yemek hizmeti alımlarına ilişkin olarak Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan Endeks Tablosunun 10 numaralı “Gıda Ürünleri” sütunundaki sayı veya bu endeksin alt endekslerinde belirtilen sayılardan uygun olan birine veya birkaçına yer verilmesi gerektiği, ancak ihale dokümanında fiyat farkı hesaplama formülüne ilişkin ağırlık katsayılarının belirlenmediği, ihale dokümanında malzemeli yemek hizmeti alımlarına ilişkin olarak Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan Endeks Tablosunun 10 numaralı “Gıda Ürünleri” sütunundaki sayı veya bu endeksin alt endekslerinde belirtilen sayılardan uygun olan birine veya birkaçına yer verilmediği, ihale dokümanında fiyat farkı katsayılarına ve endekslerine yönelik bir belirleme yapılmadığı görüldüğünden ihalenin iptal edilmesi gerektiği iddialarına yer verilmiştir.

10.08.2022 tarihli ve 2022/UH.II-947 sayılı Kamu İhale Kurulu kararına göre;

Başvuru sahibinin 4’üncü iddiasına ilişkin olarak:

Mevzuat hükümlerinden ihale konusu işin süresinin 365 takvim gününü aşan bir hizmet alımı olduğu durumlarda, İdari Şartname ve sözleşmelerde 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Hizmet Alımlarında Uygulanacak Fiyat Farkına İlişkin Esaslara göre fiyat farkı hesaplanacağının belirtilmesi ve bu doğrultuda ihale dokümanında malzemeli yemek hizmeti alımlarına ilişkin olarak Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan Endeks Tablosunun 10 numaralı “Gıda Ürünleri” sütunundaki sayı veya bu endeksin alt endekslerinde belirtilen sayılardan uygun olan birine veya birkaçına yer verilmesi gerektiği, idarece ihale dokümanında fiyat farkı verileceğine ilişkin düzenleme yapılması durumunda, malzemeli yemek hizmeti alımı ihalelerinde hizmet alımında kullanılacak girdilerin ağırlık katsayılarının ve kullanılacak alt endekslerin dokümanda belirlenmesinin zorunlu olduğu anlaşılmaktadır.

İdare tarafından hazırlanan İdari Şartname ve Sözleşme Tasarısı’nda Hizmet Alımlarında Uygulanacak Fiyat Farkına İlişkin Esaslar uyarınca fiyat farkı ödenebilecek hizmet alımlarında sözleşme süresi 365 takvim gününü aşan kısım için fiyat farkı verileceğinin, malzemeli yemek hizmeti alımlarında Endeks tablosunun 10 numaralı Gıda Ürünleri sütunundaki sayının baz alınacağının, ihale dokümanında belirtilen personeller için; 24.02.2022 tarih 31760 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Hizmet Alımlarında Uygulanacak Fiyat Farkına İlişkin Esaslar, İşçilik Maliyetlerinde Değişiklik başlıklı 6. maddesinin esas alınarak hesaplanacağının düzenlendiği görülmüştür.

Yukarıda aktarılan mevzuat açıklamaları ve tespitler neticesinde, idarelerin malzemeli yemek hizmeti alımlarına ilişkin olarak Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan Endeks Tablosunun 10 numaralı “Gıda Ürünleri” sütunundaki sayı veya bu endeksin alt endekslerinde belirtilen sayılardan uygun olan birine veya birkaçına yer verilmesi gerektiği, şikayete konu ihalede idare tarafından Endeks Tablosunun 10 numaralı “Gıda Ürünleri” sütunundaki sayının baz alınacağının düzenlendiği, dolayısıyla söz konusu düzenlemenin mevzuata uygun olduğu,

Diğer taraftan, 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’na Göre İhale Edilen Hizmet Alımlarında Uygulanacak Fiyat Farkına İlişkin Esaslar’ın 5’inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemeye göre ağırlık oranlarına ilişkin sabit katsayıların, işin niteliğine ve işte kullanılan girdilere uygun biçimde toplamı bire (1.00) eşit olacak şekilde belirlenerek ihale dokümanında gösterilmesi ve her sabit katsayı için dördüncü fıkraya göre hesaplamaya esas endeksin belirlenmesinin zorunlu olduğu,

ancak idare tarafından fiyat farkı hesaplama formülüne ilişkin ağırlık katsayılarının belirlenmediği, söz konusu hususun da sözleşmenin yürütülmesi aşamasında ihtilafa sebebiyet verebileceği anlaşıldığından başvuru sahibinin iddiasının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, yukarıda mevzuata aykırılıkları belirtilen işlemlerin düzeltici işlemle giderilemeyecek nitelikte işlemler olduğu tespit edildiğinden, ihalenin iptali gerekmektedir.

Mehmet ATASEVER

Kamu İhale Kurulu Eski Üyesi/ Akademisyen 

E-ihracat Destek Paketinde Neler Var ?

Geçtiğimiz hafta e-ticaret sektörü için hareketli bir hafta oldu. Alınan yeni kararlar sektörde doping etkisi yarattı. İlk karar, Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik oldu. İkincisi ise, Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe giren e-ihracat destekleriydi.

Geçtiğimiz hafta e-ticaret sektöründe doping etkisi yaratan kararları değerlendiren TOBB E-ticaret Meclis Üyesi, Ticimax E-ticaret Sistemleri CEO’su Cenk Çiğdemli, e-ihracat konsorsiyumunun ve iadelere yönelik düzenlemenin önemine değinerek, yenilenen e-ihracat destekleri konusunda bilgi verdi.

Geçtiğimiz hafta e-ticaret sektörü için hareketli bir hafta oldu. Alınan yeni kararlar sektörde doping etkisi yarattı. İlk karar, Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik oldu. İkincisi ise, Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe giren e-ihracat destekleriydi.

Sektörden olumlu tepkiler alan ve peşpeşe gerçekleşen bu kararların e-ticaret ekosistemini büyütecek adımlar olduğunu ifade eden TOBB E-ticaret Meclis Üyesi, Ticimax E-ticaret Sistemleri CEO’su Cenk Çiğdemli şu değerlendirmelerde bulundu:

‘E-İHRACAT KONSORSİYUMU’ ÇOK ÖNEMLİ BİR GELİŞME

“E-ihracat destekleri çok önemli bir adım oldu. Yurt dışı pazarlarda Türk ürün ve markalarının tanıtılması ve e-İhracatın ivmelendirilmesi amacıyla şirketlere 15 milyon liraya kadar e-İhracat desteği verilecek. Destek üst limiti, çatı kuruluşları için 150 milyon lira olarak belirlendi. Bu destek paketi e-ticaret ekosistemini ve genel olarak üreticiyi destekleyeceği gibi yeni işlerin ve iş modellerinin ortaya çıkmasını da hızlandıracaktır. Bu destekler sayesinde aracılar gibi yeni tür ihracatçı modelleri ortaya çıkacaktır. Sektöre yeni firmalar kazandıracaktır. Karar şirketlerin, pazaryerlerinin ve e-ticaret sitelerinin e-İhracata hazırlanması, yurtdışı pazarlarda Türk ürünlerinin ve markalarının online olarak sergilenmesi ve tanıtılması, e-ihracat teslimat giderlerinin desteklenmesi ve e-İhracatın gelişmesini amaçlıyor. Tanıtım ve pazarlama desteklerinin de kapsamı genişletildi.  Özellikle sipariş karşılama ve depo destekleri, e-İhracat ekosistemine ivme kazandırır. Yeni kararın e-İhracat rakamlarını birkaç puan yukarı taşıyacağını öngörüyoruz. Yeni desteklerde uçtan uca e-ihracat olanağı bulunan şirketler ‘e-İhracat konsorsiyumu’ olarak tanımlanıyor. Bu da çok önemli bir gelişme. Yurt dışı pazaryeri üzerinden verilen dijital reklamlara 7,5-25 milyon TL arasında destek verilecek. Bu destek harcamanın yüzde 50’si oranında olacak. Diğer pazarlama faaliyetlerine ilişkin giderlerinin yüzde 50’si, 15-30 milyon TL’ye kadar desteklenecek. Yurt dışında kiralanan depolar için de 7,5-25 milyon TL arasında kira desteği sağlanacak.”

YILLIK 100 MİLYONU BULAN İADE ORANI AZALTILACAK

“Bir diğer karar iadelerle ilgili. Artık e-ticaret üzerinden ürün alıp iade etmek isteyen tüketici, ürün ayıplı değilse kargo ücretini kendi ödeyecek. Düzenlemeyle yıllık 100 milyonu bulan iade oranı azaltılıp, 484 bin 347 işletme korunacak. Özellikle elektronik ürünlerin herhangi bir hasarı olmadığı halde keyfi olarak iade edilmesi engellenmiş oldu. Öte yandan kargo maliyetleri çok arttı. Firmalar biliyorsunuz iadelerin de kargo masraflarını karşılamak zorundaydı. Bundan sonra mesafeli satış sözleşmesine keyfi iadelerin kargo masraflarını ödemeyeceğini yazarak bu yükten de kurtulabilecek. Örneğin tüketici bir ayakkabının iki üç numarasını birden satın alıp evde deniyor. Ayağına uyan kalıyor, diğerlerini iade ediyor. Giyside de aynı şeyi yapan tüketici sayısı oldukça fazla. Bundan sonra bu tür keyfi iadelerde kargo masraflarını tüketici kendisi karşılayacak, şirket karşılamak zorunda olmayacak. Tüm bu sebeplerle yeni kararı çok doğru bir adım olarak değerlendiriyoruz.”

Uluslararası İstanbul Hırdavat Fuarı 15 Eylülde 6.Kez Kapılarını Açıyor

Dünyaya açılan markaların tek adresi Uluslararası İstanbul Hırdavat Fuarı 15 Eylülde 6.kez kapılarını açıyor

Avrasya’nın en büyük, Türkiye’nin ise tek uluslararası fuarı olma özelliği taşıyan Nalburiye ve hırdavat sektörünün 2022deki en kapsamlı buluşması Uluslararası İstanbul Hırdavat Fuarı 250ye yakın katılımcı ve 20 bin kalem ürün çeşidi ile 15 Eylülde sektör profesyonellerini bir araya getirmek için 6.kez kapılarını açıyor.

İnovasyon, yenilik ve çeşitlilik konusunda dünya çapında bir dinamizme sahip olan İstanbul Hırdavat Fuarı, 15-18 Eylül tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde yeni 5’inci 6’ncı ve 7’inci salonlarda gerçekleşecek. Fuar, elektrikli ve mekanik el aletleri ve aksesuarlarından kaynak makinaları ve elektrotlarına, D.I.Y. (kendin yap) ürünleri, zımpara, çivi makinaları ve aşındırıcılara; lazer aletleri ve iş güvenliği ekipmanlarından izolasyon, yalıtım ve tecrit malzemelerine, boyacı ve kilit aksesuarlarına kadar çok büyük bir ürün çeşitliliği sunuyor.

Tüm sanayi kolları ile ortak bağı olan nalburiye ve hırdavat sektörü; üretim, montaj, bakım, onarım süreçlerindeki ürün tedarikini ve çarkın dönmesini sağlayan 20 bin kalem ürün çeşidini, 15-18 Eylül tarihleri arasında Uluslararası İstanbul Hırdavat Fuarı’nda sergilemeye hazırlanıyor. İlk düzenlendiği günden bu yana sektöre dair önemli bir eksikliği gideren fuar, 6’ncı yılıyla birlikte artık hırdavat ve nalburiye sektörü için gerek katılımcı markalar gerek yerel ve uluslararası ziyaretçi nezdinde geleneksel bir ticari organizasyon hale geldi. 6 yıldır ülkemiz ve MENA coğrafyası için nalburiye ve hırdavat sektöründe büyük bir eksikliği ortadan kaldıran fuar, sektörün ihracat hedeflerini yakalamasına her geçen gün daha fazla katkı sağlıyor.

“Sektörün en büyük fuarına imza atacağız”

İstanbul Hırdavat Fuarı’nın ilk yılından bu yana projeyi yöneten Zülküf Karadayı, fuar hakkında şu açıklamada bulundu: “Hırdavat ve nalburiye sektörünün önde gelen markalarının yer aldığı organizasyona geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da Karbosan, Platinum Sponsor olarak en büyük desteklerden birini vermiş oldu. Yerli üreticilerin uluslararası arenada boy gösterebildiği Avrasya ve MENA bölgesindeki etkili platform haline gelen fuar, bölge ülkelerdeki profesyonel ziyaretçileri ile güçlü bir bayi ortaklığı sağlıyor. Son yıllarda hırdavat ve nalbur sektöründe üretime yönelik yatırımların artmasının doğal sonucu olarak yerli ürünlerde artan çeşitliliği görebilmekteyiz. Dünyadaki gelişmeler doğrultusunda bölgemize ciddi bir talep yoğunluğunun farkındayız. Yerli üretici firmalarımız, kaliteli ürünleriyle yurt dışındaki rakipleriyle yarışabilir konuma geldiler. Böylece, sektör sadece yurt içinde değil; dünya pazarında da kalitesiyle önemli bir pay almaya hazır. Fuarımız 6’ncı yılında artık dünyaya açılmak isteyen markaların en güçlü pazarı olarak gelenekselleşti. 6 yıllık çalışmalarımızın sonucunda özellikle Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgelerindeki önemli yatırımcı ve satınalmacıların ajandasında fuarımızın yer almakta olduğunu gururla söyleyebilmekteyiz. Ayrıca yeni taşındığımız 5’inci 6’ncı ve 7’inci salonlardaki 25 bin metrekarelik alanda tüm sektör oyuncularının 20 bin kalem ürün çeşidini sergileyeceği sektörün en büyük fuarına imza atacağız”

Ortadoğu ve MENA Ülkelerinden Alım Heyetleri İstanbul’da

Uluslararası İstanbul Hırdavat Fuarı’na özellikle Ortadoğu ülkelerinden yoğun ilgi var. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Irak, Yemen, Mısır, Makedonya, Tunus, Sırbistan, Fas gibi ülkelerin yanında Kuzey Afrika ülkelerinden başta olmak üzere toplam 20 ülkeden üst düzey heyetler fuarı ziyaret edecek. Uluslararası İstanbul Hırdavat Fuarı süresince gelecek olan alım heyetleriyle milyonlarca dolarlık iş hacmine ulaşılması bekleniyor.

Nalburiye ve Hırdavat Sektöründeki Gelişmeleri Yakından Takip Etmek İçin Siz de Uluslararası İstanbul Hırdavat Fuarı’nı Ziyaret Edin

Bulunduğu coğrafyanın en görkemli buluşması İstanbul Hırdavat Fuarı 15-18 Eylül 2022 tarihlerinde, 6.kez İFM’de 5.6.7.hall’de düzenleniyor. Sektör liderleri ile tanışmak, gelişmelerden haberdar olmak için siz de yerinizi alın! Ücretsiz davetiye ve detaylı bilgi için; www.istanbulhirdavatfuari.com