Değerli Hissetmek
Hepimiz zaman zaman kendimizi değersiz hissedebiliriz. Aslında basit gibi görünen bu değer duygusu görünenden daha derin bir anlamı içinde barındırıyor.
Nasıl değerli olabiliriz konusuna değinmeden önce kendimizi neden değersiz hissederiz kısmını açıklamak gerek sanırım.
Değersiz hissetmemizin belli başlı nedenleri var.
İstenmeyen çocuk olarak dünyaya gelmek,
Bir kayıp veya ölümden sonra dünyaya gelmek,
Aile için de erkek çocuk veya kız çocuk sevgisinin baskın olması,
Sürekli sözlü ve fiziksel şiddete maruz kalmak,
Eleştirilmek,
Sürekli başkaları ile kıyaslamak,
Eğer siz de bunlardan herhangi birine veya birkaçına maruz kaldıysanız kendinizi değersiz hissedebilirsiniz. Biz daha doğmadan yaşanan olaylara müdahale edemeyiz ama bazı şeyleri elbette değiştirebiliriz.
Peki değerli hissetmek için ne yapmalıyız.
Öncelikle varlığımızı kabul etmeli ve kendimizi onurlandırmalıyız. Yani ben Betül olarak iyi ki varım diyebilmeli ve kendimi kadın olarak kabul etmeliyim. Özellikle kız çocuk olarak doğmanın ayıp görüldüğü bir toplumda kendi cinsiyetini kabul ettirmek ve bir varlık göstermek oldukça zor.
İkincisi sınır çizmek. Yani insanların alanınıza girmesine izin vermemek. Bugün, ülkelerin sınırları var ve herkes kafasına göre istediği ülkeye giremiyor değil mi? Peki bizim neden sınırlarımız yok? Neden elini kollunu sallayan sınırlarımıza kolayca girebiliyor? Biliyorum bunu yapmak biraz zor yani dik durabilmek, karşındakine hayır diyebilmek ve sınır çizebilmek.. Kendini değerli hissetmek için sınır çizmek ve kendi isteklerini önceliklendirmek senin için büyük bir adım olacak.
Üçüncüsü, başkaları ile kendini kıyaslama ve başkalarının da seni kıyaslamasına izin verme. Diğer insanların bakış açısına veya sana olan davranışlarına göre kendine bir değer biçme. Seni sevseler de sen değerisin sevmeseler de. İnsanlara çok anlam yükleme ve her söyleneni ciddiye alma.
Dördüncüsü, tek başına hareket etmeyi öğren. Bir kafe de oturup kahve içmeyi, tek başına sinemaya gitmeyi veya tek başına bir yolculuğa çıkmayı deneyimlemelisin. Başkalarına bağlı olmadan kendi kendine yetebilmeyi ve mutlu olmayı öğren.
Beşincisi kendini sevilmeye layık gör. Sevilmek için fedakârlık yapmak veya taviz vermek zorunda değilsin. Bunu sakın unutma.
Altıncısı kendine karşı şefkatli ol, acımasızca eleştirmeyi ve hep kendini suçlamayı bırak. Her zaman başarılı olamazsın, her zaman güzel görünemezsin veya her zaman çok para kazanamazsın. Kendini başarılarınla da başarısızlıklarınla da kabul et ve başkalarına gösterdiğin anlayışı ve özeni önce kendine göster.
Ve son olarak bugünü meditasyon yaparak tamamla.
Unutma sen çok değerlisin.
Sevgiler,
Örgütsel Kültürde İşe Alım Ve Seçimin Rolü
Dr. Öğr. Üyesi Gözde MERT
Nişantaşı Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi
İşletme Bölüm Başkanı & Gözde Araştırma Şirketi Kurucusu
“Kültür; okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden mana çıkarmak, uyanık davranmak, düşünmek, zekayı terbiye etmektir.” Atatürk
Kültür kavramının yorumlanması ve anlaşılması, onun tanımlanmasını zorlaştırmaktadır. Kültür hakkındaki temel tartışma, bir örgütün sahip olduğu bir şey mi? Yoksa bir örgütün olduğu şey mi? olduğu konusudur.
Birincisi, kültürün, davranışı yönlendiren bir dizi derin varsayım olduğunu ve bu varsayımların, zaman içinde geliştirildiğini ve grup üyeleri tarafından paylaşıldığını ileri sürmektedir. Kültürü, bir örgütün sahip olduğu bir şey olarak görenler, aynı zamanda manipüle edebilecek ve iyileştirme aracı olarak kullanılabilecek bir şey olarak da göreceklerdir. Buna karşılık, kültürü bir örgüt olarak görenler, süreçlerin, kuralların, düzenlemelerin, sistemlerin, davranışların ve yapıların vb. hepsinin, kültürel yaşamın bir parçası olduğunu ve kültürün manipüle edilemeyen bir şey olduğunu iddia edeceklerini ileri sürerler. Bu karşıt görüşlerin, kültürün, yönetimsel anlamda nasıl çalışıldığı, yorumlandığı ve kullanıldığı konuları üzerinde önemli etkileri vardır.
Kültür, dinamik bir süreçtir ve kültürün gelişmesinde, yeni üyelerin entegrasyonu önemlidir. Kuruma katılan yeni üyeler, kültürel özdeşleşme yaşarlar. Zaman içinde üyeler, mevcut değerleri ve varsayımlarını paylaşırlar. Ancak yeni üyeler, kültürün gelişiminde olumlu bir rol oynarlar. Bu nedenle işe alım ve seçim süreci, kurum kültürünün yerleşmesi ve yeniden çerçevelenmesinde çok önemli bir role sahiptir.
Entegrasyondan parçalanmaya kadar olan sürekliliğe geri dönersek, süreç boyunca işe alım ve seçimin rolünü net bir şekilde görebiliriz. Amaç entegrasyon ise, işe alım ve seçim yöntemleri, yeni üyelere, kurumun değer ve inançları hakkında bilgi verecek ve bunları paylaşmalarını sağlayacaktır. Bu şekilde örgüt, bu değer ve inançlarla özdeşleşmesi muhtemel olan ve mevcut kültüre kolayca entegre olabilecek, yeni üyeleri çekmeye çalışır. Eğer evrimsel değişim bir amaç ise: değerleri ve inançları geniş ölçüde paylaşan ancak kurum ortamındaki önemli farklılıkların farkında olan ve bu konuda kültürel değişimler geliştirmede yardımcı olabilecek, alternatif ve uygulanabilir çözüm ve deneyimlere sahip olan yeni üyeler işe alınacaktır.
Devrimci değişim önemli olduğunda ise seçim ve işe alım; örgütün mevcut değerlerini, inançlarını ve varsayımlarını paylaşmayan ve bunları zorlayacak ve geliştirebilecek kişileri bulmayı ve işe almayı amaçlayacaktır. Bu süreç, aynı zamanda seçimi kaldırmayı da içerebilir.
Detaylı bilgiler için aşağıdaki eseri okuyabilirsiniz.
Mert, G. (2020). Örgütsel Kültür, Çev. Ed. Ayşe Küçük Yılmaz, Örgütsel Davranış İnsan, Süreç, İş ve İnsan Kaynakları Yönetimi, Raisa Arvinen-Muondo ve Stephen Perkins, Nobel Akademik Yayıncılık, Ankara.
Fiyat Farkı Uygulamalarında Yeni Dönem Başladı
Bilindiği üzere, 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’na Göre İhale Edilen Mal Alımları, Hizmet Alımları ve Yapım İşlerinde Uygulanacak Fiyat Farkına İlişkin Esaslarda değişiklik yapan Esaslara ilişkin 23 Şubat 2022 tarihli ve 5202 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 24 Şubat 2022 tarihli ve 31760 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 26 Mart 2022 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu kapsamda yapılan değişikliklerle;
a) Mal alımlarında:
1- Elektrik, doğalgaz, petrol ürünleri, LPG ve ilaç alımları dışında kalan mal alımlarında, sözleşme süresinin 180 takvim gününü aşması kaydıyla, sözleşmenin 180 takvim gününü aşan kısmı için fiyat farkı verilmesi imkânı getirilmiştir.
2- Sıvılaştırılmış doğalgaz alımlarına ilişkin fiyat farkı hesabında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan ilgili endeks yerine Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından yayımlanan fiyatların esas alınması sağlanmıştır. Söz konusu fiyatlar aylık olarak EPDK’nın resmi internet sitesinde yayımlanmaktadır.
b) Hizmet alımlarında:
1- Sözleşme süresi 365 takvim gününü aşan hizmet alımlarında fiyat farkı hesaplanması zorunluluğu getirilmiştir.
2- İdarece ihale dokümanında fiyat farkı verileceğine ilişkin düzenleme yapılması durumunda, hizmet alımında kullanılacak girdilerin ağırlık katsayılarının ve kullanılacak alt endekslerin dokümanda belirlenmesi zorunlu hale getirilmiştir. Buna göre, idarelerce ihale dokümanında girdilerin ağırlık katsayıları ve kullanılacak alt endeksler belirlenmeyerek, sadece ilgili TÜİK genel endeksi üzerinden fiyat farkı verilmesi mümkün olmayacaktır.
3- İhale dokümanında fiyat farkı hesaplanması öngörülen malzemeli yemek hizmeti alımlarında, çiğ girdilere ilişkin olarak her durumda gıda ürünlerine ait ilgili TÜİK alt endekslerinin kullanılması zorunlu hale getirilmiştir.
4- Akaryakıt girdisine ilişkin fiyat farkı hesabında TÜİK tarafından yayımlanan ilgili endeks yerine EPDK tarafından yayımlanan bayi satış fiyatlarının esas alınmasına yönelik değişiklik yapılmıştır. Söz konusu fiyatlar günlük/aylık olarak EPDK’nın resmi internet sitesinde yayımlanmaktadır.
5- Sözleşme imzalandıktan sonra ÖTV değişikliği yapıldığı takdirde bu değişimin ayrıca hesaplanmasına ilişkin hüküm yürürlükten kaldırılmıştır.
c) Yapım işlerinde:
1- Sözleşme süresi 365 takvim gününü aşan yapım işlerinde fiyat farkı hesaplanması zorunluluğu getirilmiştir.
2- İdarece ihale dokümanında fiyat farkı verileceğine ilişkin düzenleme yapılması durumunda, yapım işinde kullanılacak girdilerin ağırlık katsayılarının ve kullanılacak alt endekslerin dokümanda belirlenmesi zorunlu hale getirilmiştir. Buna göre, idarelerce ihale dokümanında girdilerin ağırlık katsayıları ve kullanılacak alt endeksler belirlenmeyerek, sadece ilgili TÜİK genel endeksi üzerinden fiyat farkı verilmesi mümkün olmayacaktır.
3- Akaryakıt girdisine ilişkin fiyat farkı hesabında TÜİK tarafından yayımlanan ilgili endeks yerine EPDK tarafından yayımlanan bayi satış fiyatlarının esas alınmasına yönelik değişiklik yapılmıştır. Söz konusu fiyatlar günlük/aylık olarak EPDK’nın resmi internet sitesinde yayımlanmaktadır.
4- Sözleşme imzalandıktan sonra ÖTV değişikliği yapıldığı takdirde bu değişimin ayrıca hesaplanmasına ilişkin hüküm yürürlükten kaldırılmıştır.
5- Sözleşme süresi bitmiş ve idarenin izni ile cezalı çalışılan işlerde, fiyat farkı hesabında, süre bitim tarihinde uygulanmakta olan “Pn” değeri ile cezalı çalışılan süredeki “Pn” değerinden düşük olanın esas alınmasına ilişkin hükümde değişikliğe gidilerek karşılaştırmanın her bir endeks üzerinden yapılması ve “Pn” değerinin düşük olan endeksler kullanılarak hesaplanması kuralı getirilmiştir.
Bu çerçevede, ihale ve sözleşme süreçlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesini teminen, ilanı veya duyurusu 28 Mart 2022 tarihi ve sonrasında yapılacak ihalelerde, idarelerce ihale dokümanlarının hazırlanmasında yukarıda aktarılan hususların dikkate alınması önem arz etmektedir.
Mehmet ATASEVER
Kamu İhale Kurulu Eski Üyesi/ Akademisyen
İşçinin, Bilgisayarına Yerleştirilen Klavye Yakalayıcısı ile Takibi
LÜTFİ NCİROĞLU
İşçinin Bilgisi ve Rızası Dışında Bilgisayarına Yerleştirilen Klavye Yakalayıcısı ile Takip Edilmesi Hukuka Uygun Mudur?
Günümüzde teknolojisinin hızla gelişmesiyle birlikte iş uyuşmazlıklarında elektronik izleme konusu gündem oluşturmaya başlamıştır. Genel olarak işçinin elektronik ortamda izlenmesi, e-mail adresleri, bilgisayarlar, kamera ve ses kayıtları ve araç takip sistemleri ile gerçekleştirilmektedir. İşveren yönetim hakkına dayanarak, işçisine iş için verdiği kurumsal e-maili ve bilgisayarı elektronik ortamda izleyebilir. Ancak, bunun için işçinin bu izleme hakkında bilgilendirilmiş olması gerekir. İşçinin izlendiğine dair bilgilendirilmemesi veya gizlice izlenmesi, hukuka aykırılık oluşturur. İşveren her şeyden önce iş ilişkisi kapsamında işçinin kişiliğini korumak ve ona saygı göstermek ve bu konuyla ilgili işyerinde her türlü idari ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdür.
Yargıtay’a göre, “6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesine göre, işveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla yükümlüdür. Kanunun 419. maddesine göre ise; “işveren işçiye ait kişisel verileri, ancak işçinin işe yatkınlığıyla ilgili veya hizmet sözleşmesinin ifası için zorunlu olduğu ölçüde kullanabilir. Özel kanun hükümleri saklıdır.”
Somut uyuşmazlıkta, davacı iş sözleşmesinin işverence haklı bir sebep olmadan feshedildiğini ileri sürmüş, davalı işveren ise hem davacının iş bilgisayarındaki takip programından hem de davacının araç yıkama sırasında araçta unuttuğu Usb bellekten, şirketle aralarındaki gizlilik sözleşmesine aykırı olarak sosyal medya ve alışveriş sitelerine girdiği, mesajlarında şirketi kötülediği ve head hunterlar ile görüşme yaptığı, şirkete ait iş sırrı niteliğindeki gizli bilgileri şirket dışına çıkartması yasal olmasına rağmen çıkardığı, 25/2 (a) hükmüne aykırı olarak işvereni yanılttığının anlaşıldığını, iş sözleşmesinin 25/2 maddesine göre haklı sebeple feshedildiğini savunmuştur. Mahkemece bilişim uzmanı ve hukukçu bilirkişiden alınan raporlar doğrultusunda iş sözleşmesinin 25/II (a) ve (e ) bentlerine göre haklı sebeple feshedildiği sonucuna varılmıştır.
Dosya kapsamına göre, davacının iş sözleşmesi 15/11/2014 tarihli fesih bildirimi ile “gizlilik ve tarafsızlık sözleşmesine aykırı olarak, iş haricindeki web sitelerine sürekli erişimde bulunmak, gizlilik ve tarafsızlık sözleşmesine aykırı olarak, gizlilik içeren bilgileri şirket dışına yazılı olarak çıkarmak, her gün kısa süreli de olsa iş amaçlı bilgisayardan, internet üzerinden alışveriş ve kariyer sitelerine girmek, bir yıl içinde 6 kez yarım saat, 6 kez de 1 saatin üzerinde internette zaman geçirmek, bu sebeple iş görme edimini layıkı ile yerine getirmemek, şirket kaynaklarını verimsiz ve amaç dışı kullanmak, mesai saatlerine uymamak, iş disiplinini bozmak ve yanıltıcı beyanda bulunmak” sebebiyle feshedilmiştir.
Davacı ile işveren arasında imzalanan gizlilik sözleşmesinde, davacının şirkete ait bilgileri ve belgeleri sözlü veya yazılı olarak işyeri dışına çıkaramayacağı, müşteri bilgilerini gizli tutacağı, internet kullanımında şirketin güvenliği açısından iş haricindeki web sitelerine erişim ve yetkisiz dosya indiriminin yasak olduğu, anlık mesajlaşma servisleri ortak paylaşım siteleri vb hizmetlerin kullanımında ilgili şirket personelinin bilgilendirileceği düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta davacının şirkete ait gizli bilgileri şirket dışına çıkardığını, bu hususun davacıya ait usb cihazının bulunması ile ortaya çıktığını savunmuş ise de, yargılama sırasında dinlenilen davacı ve davalı tanıkları davacının zaman zaman işini evden de yürütebildiğini ve bilgisayarının da diz üstü bilgisayar olduğunu ifade etmiştir. Davalı taraf, davacının işyeri dışına çıkarmaması gereken iş sırrı niteliğindeki bilgileri işyeri dışına çıkardığına dair somut bir delil sunmamıştır. Diğer taraftan, dosya kapsamına göre davacının çalışma süresi içinde kariyer sitelerine girdiği, sohbet sitelerinde zaman geçirdiği, bir başka arkadaşını işverenine bazı bilgileri vermemesi konusunda yönlendirdiği, şirketin araç vermemesi üzerine işvereni kötülediği, fuarlara katılmama konusunda çeşitli bahaneler ürettiği, iş sözleşmesinin başlangıcında kendisinde bulunması gereken vasıflar konusunda hatalı bilgi verdiği sabit ise de, davalı işverenin bu bilgileri işçinin bilgisayarına yerleştirdiği özel bir takip programı ile elde ettiği anlaşılmaktadır. Davacı taraf, gerek haberleşme ve iletişiminin kayda alınması gerekse kaybolan USB’ye usulsüz olarak el konulduğu iddiası ile davalı işveren hakkında suç duyurusunda bulunduğunu belirterek, devam eden hazırlık soruşturmasının numarasını bildirmiştir.
Davalı işveren ise işçinin bu izlemeden haberdar olduğu veya izlemenin yapılacağı konusunda bilgilendirilmediğine dair somut bir delil sunmamıştır. Şu halde davacı işçinin, bilgisayarında bulunan klavye yakalayıcısı adı verilen programdan haberinin olmadığı, işverence bu konuda bilgilendirilmediği, davacının rızası hilafına tüm kayıtların özel yahut işe ilişkin bilgi ayrımı olmadan işverence günlük olarak elde edildiğinin anlaşılması karşısında, elde edilen bu bilgilerin fesih sebebi olarak ileri sürülemeyeceği değerlendirilmelidir. İşverenin yönetim hakkının bir sonucu olarak işçiyi elektronik ortamda izlemesi ve takip etmesi her zaman mümkündür. Ancak bunun için işçinin bu izleme hakkında bilgilendirilmiş olması şarttır. İşçinin izlendiğine dair bilgilendirilmemesi veya gizlice izlenmesi, bu izleme neticesinde elde edilen veriler, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edildiğini açıkça ortaya koysa dahi, hukuka aykırı olarak kabul edilmelidir.
Hal böyle iken, somut olayda işverence gizlice izleme neticesinde elde edilen bilgilerin haklı fesih sebebi olarak ileri sürülmesinin mümkün olmadığı kabul edilmelidir. Mahkemece feshin haklı bir sebebe dayanmadığı ve davacının ihbar tazminatına hak kazandığı sonucuna varılması gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olup, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir”[1].
Sonuç olarak, işverenin yönetim hakkının bir sonucu olarak işçiyi elektronik ortamda izlemesi ve takip etmesi her zaman mümkündür. Ancak bunun için işçinin bu izleme hakkında bilgilendirilmiş olması şarttır. İşçinin izlendiğine dair bilgilendirilmemesi veya gizlice izlenmesi, bu izleme neticesinde elde edilen veriler, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edildiğini açıkça ortaya koysa dahi, hukuka aykırı olarak kabul edilmelidir.
[1] Y22HD.07.05.2019 T., E.2017/21857, K.2019/9884 Legalbank.
Döviz
DÖVİZ
Ülkemizin ödemeler dengesi, TCMB rezervleri, ihracatın ithalatı karşılama oranları, yurt dışından ithal edilen tüm ithalat kalemleri için gerçek anlamda ihtiyaç duyduğumuz varlık; dövizdir. Dövizin az oluşu veya olmaması ülkemiz açısından ciddi sıkıntılar doğuracağı gibi gerek sermaye hareketleri, gerek ülkemize gelen, gerekse ülkemizden giden yatırımcılar, ülkemizin yatırım projeleri için dövizin varlığı şarttır.
DÖVİZİN DEĞERİ VE TÜRK LİRASI KARŞISINDAKİ PERFORMANSI
Kuşkusuz ki ülkemize dövizin gelmesi ve döviz varlıklarının artması için şu kriterlerin oluşması zorunludur;
Şöyle ki;
- Öncelikli ve birincil şart; ülkede her açıdan istikrar olmalıdır. Siyasi otoritelerin söylemleri birleştirici, istikrar sağlayıcı, toparlayıcı, ekonomik ve iktisadi kurallara uygun,
- İhracat kalemlerimizin daha fazla, ithalat kalemlerimizin daha az olması,
- Enflasyonun makul seviyede,
- Dalgalı deniz misali piyasaların nereye gittiği, hangi dalganın ne kadar büyük veya tahribat yaratabileceğinin bilinir,
- TCMB döviz rezervlerinin her açıdan güven veren bir düzeyde,
- Döviz hareketlerinin gerek yabancı yatırımcıları cezbedip ülkemizde yatırım yapmaya istek duymalarını gerektirecek durumda,
- Ülkemiz finans piyasasının kendi olağan dinamikleri ile hareket edebilecek durumda,
olmaları gerekmektedir.
Ancak;
Piyasa dinamiklerinin olağan akışının önünü keserek dövizin boğazını sıkıp, aylarca nefes aldırmayıp, dövizin TRL değerinin adeta yerinde saydırılması, yerinden kıpırdamaması için sürekli müdahalede bulunulduğu taktirde, ülkemizde zaten belli bir fiyat artışının yarattığı enflasyon tahribatına bir de dövizin gırtlağını sıkıp, nefes aldırmazsanız döviz;
- ya yerinde sayar,
- ya geriye gelir
Şöyle ki;

MÜDAHALELER DÖVİZ PİYASASINDA İSTİKRARSIZLIK YARATIR
Siz yabancı bir yatırımcı olsaydınız, siz bir ihracatçı olsaydınız, siz bir ithalatçı olsaydınız aşağıdaki grafikteki piyasa hareket eder miydiniz?

Dövizin yerden yere vurulduğu anın resmidir. Siz bir kâin de olsanız, yukarıdaki piyasada iş yapamazsınız. Bu grafik piyasaya güvensizliğin resmidir.
Ben bu grafiği neye benzetiyorum biliyor musunuz?

Türbülansa yakalanmış uçağa benzetirim.
Düşünün;

İşte döviz piyasası da bu uçağa benzer. Türbülansa yakalanacağı bile bile hangi yolcu o uçağa biner sizce?
Ben binmem.
DÖVİZİN BOĞAZINI SIKAR, NEFESİNİ KESERSENİZ
Dövizin hareket etmesinin önüne geçmek için, dövizin boğazını sıkar, dövize nefes aldırmaz iseniz, bir süre sonra döviz hareketsiz kalır, elden ayaktan gider.
Nefes alamayan ölüm döşeğindeki dövizin ihracatçıya faydası olmaz. Aylardır komaya girmiş gibi hareketsiz bir şekilde kalan dövizin, ülkemize döviz girdisi sağlayan ihracatçıya asla faydası olmayıp, fayda sağlayacağı kesim ise ülkemizden sürekli döviz çıkışı sağlayan ithalatçılar olacaktır.
Çok hareketli, türbülansa yakalanmış uçak gibi hareket eden dövizin olsa olsa spekülatörlere faydası olur ki ülkemiz bu hareketlerden zarar görür. Sürekli iniş ve çıkış gösteren döviz ile ihracatçı iş yapamaz, yurt dışına fiyat veremez, ülkemizde de fiyat istikrarı sağlanamaz.
DÖVİZE SIKI PRES UYGULANIYOR
Rusya Ukrayna Savaşı çıktı ve doların fiyatı önce yükseldi, sonra aynı eski fiyatına geri geldi. Hangi olay olursa olsun dolar aynı fiyatta, TCMB bir ay önce faizleri aynı bıraktı, dolar bir süre yükseldi ve tekrar aynı fiyata geri geldi. Belli ki dolara tam saha pres var ve yerinden kıpırdamıyor.
Futbol maçı düşünün. Stoper oyuncusunun görevi belli. Gelen rakip oyuncuyu durdurmak, gerektiğinde yere sermek veya rakip oyuncudan ceza sahasında aldığı topu orta sahaya kadar götürüp takım arkadaşlarına teslim edip, tekrar kendi görev alanına dönem oyuncuydu stoper. Anlayacağınız stoper nereye giderse gitsin tekrar kendi görev alanına çok çabuk dönmek zorunda. Bugün dolar da aynı durumda. Doların fiyatı ne kadar yükselirse yükselsin, tekrar ve çok kısa sürede USD.13.50 civarına geliyordu. Çünkü dolara tam saha pres yapılmakta ve fiyatı bu seviyede tutmayı amaçlıyorlardı. Sebebi nedir deseniz? Siz biliyorsanız bana söyleyin. Şu an öyle isteniyor.
Ama merak etmeyin, enflasyon düşürülecek… Cek, cak.. Yıllardır bu sözü işitiyorum ama hiç bir şey olmuyor enflasyonun düşürülmesi adına.
DÖVİZİN FİYATLAMASININ İTHALAT VE İHRACAT RAKAMLARINA ETKİSİ
Kuşkusuz ki devlet teşviklerinin yanında, ihraç mallarının üretiminin maliyetleri çok önemlidir. Üretimin maliyetinden daha düşük bir fiyatla malların yurt dışına satılamayacağı aşikardır. Üretici – ihracatçı firmalar üretim maliyeti ile başa baş gelecek bir fiyatlama ile ürünlerini yurt dışına satmaya çalışıp, dövizdeki yükselişinden elde edeceği kur farkı gelirleri ile yetineceği de olabildiği zamanlar olabilmektedir. İhracatçı istese de arzu ettiği yüksek fiyatlama ile ürününü yurt dışına satma olanağı bulamaz zira global piyasalarda fiyata ve alternatif ürüne erişmek oldukça kolaydır. Yüksek fiyatta malını satmayı arzu eden ihracatçının Pazar kaybına uğrayacağı ve ürününün elinde kalacağı tartışılmaz.
Bunun yerine üretici ihracatçılar üretim maliyetlerini kendileri sübvanse ederek, aynı süre zarfında döviz kurlarındaki artışından para kazanma yoluna giderler. Tabii buradaki önemli husus; kurların normal seyrinde artış göstermesi ve kur artışının ihracatçıyı üzmemesi. Kurların artışının bir garantisi olmadığı gibi artış gösteren kurların yerinde kalmayacağı da ihracatçının riskleri arasında yer almaktadır. İhracatçıların kur dalgalanmalarına karşı kendilerini korumaları (hedging) tavsiye edebileceğim en güzel bir yoldur.
Kurların normal seyrinde hareket etmesi halinde piyasa dengeleri kendiliğinden oluşur, ihracatçı bu koşullarda fiyatlaması yapar, ithalat ise belli bir dengede kalır.
İmalatçı – ihracatçı firma üretim maliyetlerinin altında yurt dışına fiyatlama yapıp da, dövizin yükselmesinden bir medet beklemesi halinde, kurların yükselmesi ihracatçı bir nebze olsun kurtarır. Ama kurlar iki ileri – bir geri hareketlerle oynaklık içerisinde olması halinde ihracatçının;
- Zor duruma düşeceği,
- İhracatında süreklilik olmayacağı, olsa da ihracat rakamlarının azalacağı,
- Bilançosunda beklenmedik zararlar olacağı,
- Üretimini, ihracatını azaltıp, istihdamı da olumsuz yönde etkileyecek
- Azalan ihracat ülkemiz döviz girdisini olumsuz etkileyecek,
- Kazanamayan veya ihracat yapamayan ihracatçı devletimize daha az vergi ödeyecek, hem firma hem de ülke olarak kaybeden taraf olacağız.
İhracatımız var ama ithalatımız daha fazla var. İthalatın daha fazla, ihracatın daha az olmasının nedenlerinin oldukça fazla olduğu gerçeğinin yanında, ihracatçıyı can elinden vuran önemli etken de ülkemizde belli bir enflasyon, üretim maliyetleri olmasına karşın, döviz kurların yaklaşık 9 aydır yerinde sayması, umutlarını döviz kurlarının enflasyon oranında yükselmesine bağlayan ihracatçılar için bir darbe, ithalatçılar için ise bir fırsattır.
DÖVİZ KOMADA KALSIN DİYE KKM – KUR KORUMALI MEVDUAT
Dövizin belini kırmak ve yukarı yönlü hareket etmesinin önüne geçmek için KKM – Kur Korumalı Mevduat ürünü piyasaya sürüldü.
Siyası otoritelerin sözlerine baktığınızda;
- Ülkemiz ekonomisinin kurtulduğu,
- KKM – Kur Korumalı Mevduat ile ülkemizin çok isabetli karar verdiğini ve bu yolun en doğru bir yol olduğu,
söylemleri ile karşılaşıyoruz.
Söyleyecek sözüm kalmadı. Yarın T.C. Hazine kaynaklarının dibi görüldüğünde acaba biz şunu yanlış yaptık diyecek biri çıkacak mı karşımıza? Muhtemelen dış güçler hazinemizi boşalttı denecek.
REŞAT BAĞCIOĞLU
Yöneticiler İçin İşletme Yönetim Bulmacası
ÖDÜLLÜ İŞ BULMACASI 7. Hafta
Yöneticiler için özel hazırlandı.
Güzel bir mola verin. Zihinsel bir tazeleme için bulmaca çözün.
İş hayatı odaklı bulmaca için 5 dakika zaman ayırın.
Haftanın bulmacasını çözmek için https://satinalmadergisi.com/bulmaca7/ TIKLAYIN.
İnteraktif şekilde web sitesi üzerinde veya kağıt çıktıda (PDF) çözebilirsiniz.
Her pazartesi bir bulmaca sizi bekliyor.
Kolaylıklar dileriz. Prof. Dr. Murat ERDAL
Geçmiş ve güncel tüm bulmacaları çözmek için;
https://satinalmadergisi.com/bulmacalar/
Ödül: 1 Kişiye Satınalma Dergisi Dijital Aboneliği.
Çözümünüzü dergi@satinalmadergisi.com a gönderin.
Business Crossword Puzzle No:7 by www.SatinalmaDergisi.com

10 Çalışana Yönelik Şirket Aboneliği ile Ekonomik Avantaj Elde Edin.
Kurumunuzun yetkinliklerini yükseltin.
Şirket olarak tüm dergi arşivine (112 sayı), araştırma raporlarına ve bir yıl boyunca 12 sayıya dijital erişim sağlayın. Dijital şirketi aboneliği için https://satinalmadergisi.com/dijital-islem-merkezi/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
#business #crossword #puzzle #manager #learning
Aptal Puma Sendromu
Puma uzunluğu yaklaşık iki metre olan kedigillerden bir yırtıcı hayvandır. Pumanın birçok özelliği olmakla beraber en belirgin özelliği avlanırken çok zekice hareket etmesidir. Puma enerjisini peşinden koştuğu hayvandan elde edeceği faydaya göre ayarlamaktadır. Koşarken harcadığı enerji eğer avdan elde edeceği miktardan daha fazla ise Puma işte o anda avından vazgeçerek durumu kabullenir ve yeni bir av için harekete geçer.
İşte tam da bu noktada Aptal Puma Sendromu ile günümüz insanın davranışlarını açıklayan yeni bir olgu çıktı ortaya. Pumanın davranışlarının aksine hareket etme haline Aptal Puma Sendromu olarak adlandırılıyor.
İnsanoğlu sonuç elde edemeyeceği şeyler için enerjisini boş yere harcayabiliyor. Sonuç alamadığını görmesine rağmen inatla bu davranışından da vazgeçmiyor. Bu hal insanın kendine kör olma hali aslında. Türkiye bir Akrep burcu üstelik Venüs’ü de Akrep’te bu yüzden takıntı, inat ve vazgeçememe enerjisini de içinde barındırıyor.
Yenilgiyi kabul etmek oldukça zor geliyor hâlbuki bazen yenilmekte gerekir ve bunlarda hayatımıza birçok deneyim katar bizi büyütür ve çok şey öğretir.
İnsanın hangi olaya veya hangi kişiye ne kadar enerji sarf edeceği ve bu olaydan ne kadar çok fayda sağlayacağını bilmesi gerekiyor. İşte burada olayın içine zekâ, öngörü ve kendi potansiyelini bilme ve buna güvenme giriyor.
Kendi hayatımız içinde bocaladığımız bir türlü yol alamadığımız konularda hemen olayın içinden çıkmalı ve kuş bakışı ile hayatımıza bir bakmalıyız. Çünkü bir şey ne kadar çok yakınımızda olursa onu görme oranımız da o kadar azalır.
Peki bu noktada biz neye dikkat edeceğiz? Tabi ki fayda ilişkisine, yani benim bundan faydam ne olacak? Ve buna gerçekten değer mi?
Size getirisi %5 olan bir şeye hayatınızı adamakla size getirisi %100 olacak bir şeye adamak arasındaki farkı görmeniz ve buna göre hareket etmeniz gerekir. Hayatımızda plansız programsız ve gerçekleşme ihtimali olmayan şeyler için çaba göstermek bazen hayatımıza bile mal olabiliyor.
En önemli şey insanın kendi potansiyelini bilmesi ve buna güvenmesi. Hepimiz her konuda mükemmel olamayız ama hepimizin iyi olduğu, başarılı olduğu ve daha iyi yaptığı şeyler vardır. O zaman enerjimizi bunlara nasıl kanalize edeceğimizi bilmemiz gerek.
Mesela şimdi bir düşünün iş hayatında bu sendromu yaşıyor musunuz? Yıllardır aynı pozisyonda terfi etmek için mi bekliyorsunuz? Yaptığınız işin ve potansiyelinizin farkında değiller mi?
Belki de artık silkelenip kendi potansiyelinize güvenerek hayatınıza devam etmeniz gerekiyor.
Enerjimizi faydalı işlere harcayacağımız günlerimiz olması dileği ile,
Sevgiler,
Öğrenmeyi Öğrenmek: Çift Döngülü Öğrenme
Dr. Öğr. Üyesi Gözde MERT
Nişantaşı Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi
İşletme Bölüm Başkanı & Gözde Araştırma Şirketi Kurucusu
“Öğrenmenin sonsuzluğu, insana ne kadar az bildiğini gösterir.” Edward Young
Öğrenmenin en temel seviyesini ifade eden, tek döngülü öğrenme; çalışanların, çevrelerinde olan olayları algılamaları ve problemleri tanımlamaları sonucunda, çözüm stratejileri geliştirmelerini, uygulamalarını ve yeni bilgiler edinmelerini sağlayan süreçleri içermektedir. Çift döngülü öğrenme, tek döngülü öğrenmeye nazaran, daha ileri düzeyde olan bir öğrenmeyi ifade eder. Çift döngülü öğrenme, tek döngülü öğrenmeye ilave olarak; örgütsel değer, norm, inanç yapıları, yaklaşımları ve hedefleri de öğrenme sürecine dahil eder. Dolayısıyla çift döngülü öğrenmende, geri besleme döngüsü söz konusudur. Bu ikinci döngü, ilk döngüdeki değişimleri, inanç, norm ve hedeflerle ilişkilendirmekte ve buna bağlı olarak da düşünce yapıları ve zihinsel modelleri yeniden şekillendirmektedir. Bu sebeple tek döngülü öğrenmeye nazaran, daha derin bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır. Çift döngülü öğrenme sayesinde, örgütün değer ve politikalarına aykırı olan hatalar düzeltilebilir.
Fabbi’ye (2009) göre; çift döngülü öğrenme, öğrenmeyi öğrenme işlemidir ve o andaki durumu, işletim normlarına uygunluğunu, sorgulayabilmeye bağlıdır. Çift döngülü öğrenme konusunda yetenekli olabilmek için, örgütler, (özellikle geleneksel yönetim sistemleri ve kurum üyelerini koruyucu tutumları tarafından yaratılan) tek döngü işlemleri ile tuzağa düşmemelidir. Çift döngülü öğrenme ile örgütte ortaya çıkan hatalar ve yanlışlıklar bulunmakta ve buna göre belirli amaçlar, fikirler geliştirilmektedir. Ayrıca tek döngülü öğrenmenin ötesine geçilerek, yenilikçi fikirler de ortaya konulmaktadır.
Çift döngülü öğrenme, “yaratıcı” (Senge, 2013) ve “kavramsal” (Kim, 1993) gibi değişik isimlerle de bilinmektedir. Fiol ve Lyles (1985); farklı öğrenme düzeylerini “düşük düzeyli öğrenme” ve “yüksek düzeyli öğrenme” şekilde belirtilmektedir. Düşük düzeyli öğrenme, geçmiş davranışların tekrarlanmasına dayanır, kısa dönemli, yüzeysel ve geçici olup, genellikle örgütün alt kademelerinde gerçekleşir, rutindir. Yüksek düzeyli öğrenme; yeni eylemler için, ileri düzeyde kurallar ve düzenlemeler geliştirmeyle ilgilidir. Yüksek düzeyli öğrenme, örgütün üst seviyelerinde gerçekleşir.
Detaylı bilgiler için aşağıdaki eseri okuyabilirsiniz.
Mert, G. (2018). Örgütsel Öğrenme, Artikel Yayıncılık, İstanbul. https://www.gozdemert.com/ebook/OO.pdf

















