Mobilya sektörü, İhracat Genel Müdürü Özgür Volkan Ağar ile görüştü, hammadde ve konteyner sorununu anlattı

Mobilya sektörü, İhracat Genel Müdürü Özgür Volkan Ağar ile görüştü

MDF üreticileri ile mobilya sektörü birlikte MDF ile ilgili arz talep sorununun üstesinden gelebilir

Deniz ticaretindeki konteyner sorunu ABD’ye ihracattı etkiliyor

“Mobilya Sektörü İhracatı ve Girdi Tedariki”  konulu online toplantı serisinin ikincisi T.C. Ticaret Bakanlığı ev sahipliğinde düzenlendi. İstanbul, Ege, Akdeniz ve Orta Anadolu mobilya, kağıt ve orman ürünleri ihracatçı birlikleri ile 36 bin mobilya üreticisini temsilen sivil toplum kuruluşlarının hazır bulunduğu toplantıda bir süredir devam eden MDF sorunu ve konteyner problemi çözüm yollarıyla birlikte ele alındı. İhracattaki konteyner sorununun ABD’ye olan ihracattı etkilediğinden de bahseden sektör temsilcileri,  Türkiye’nin lojistik güvenliğini sağlayarak özellikte Akdeniz çanağında konteyner taşımacılığında etkin konuma gelmesi gerektiğini bakanlık yetkililerine anlattı.

Dünyanın dokuzuncu büyük üreticisi, sekizinci büyük ihracatçısı olan Türkiye mobilya sektörü, Ticaret Bakanlığının “Mobilya Sektörü İhracatı ve Girdi Tedariki”  konulu online toplantısında ikinci kez bir araya geldi. İstanbul, Ege, Akdeniz ve Orta Anadolu mobilya, kağıt ve orman ürünleri ihracatçı birlikleri ile 36 bin mobilya üreticisini temsilen sivil toplum kuruluşları, firma temsilcilerini bir araya getiren toplantıda dış ticaret fazlası veren sektörlerinin önündeki sorunlar anlatıldı. Sektörde devam eden MDF ve kontrplak sorunu yine toplantının önemli gündem maddesi olarak öne çıktı. Yanı sıra deniz ticaretinde yaşanan navlun sorunu ele alındı ve Türkiye’nin lojistik güvenliğini sağlayarak özellikle Akdeniz çanağında konteyner taşımacılığında etkin konuma gelmesi gerektiği ifade edildi. Mobilya sektör temsilcileri, konteyner sorununun ABD’ye olan ihracatı etkilediğinden de bahsetti. İstanbul Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ahmet Güleç, Türkiye ihracat potansiyelini 10 milyar olarak tarif etti ve söz konusu çözümlerin hızla hayata geçmesinin sektörü daha da güçlendireceğini söyledi.

Pazar Atıkları Tarımla Sofralara Dönüyor

Beykoz’da temiz ve sürdürülebilir çevre için pazarlardan ve işletmelerden toplanan organik atıklar tarımda toprak iyileştirici kompost ve solucan gübresi olarak doğaya, ardından sağlıklı gıdalara dönüşüp sofralara dönüyor. 

Beykoz Belediyesi tarafından “Sıfır Atık” hedefleri doğrultusunda geliştirilen “Ardıç Sofrası Projesi” kapsamında pazarlardan toplanan sebze-meyve gibi organik atıklar büyük kompost makinelerinde kolayca işlenerek, Yücel Çelikbilek Meyve Bahçesi’nde toprakla buluşuyor.

Ayrıca oluşturulan kompost solucanlara mama olarak verilerek elde edilen solucan gübresi meyve sebze yetiştiriciliğinde kullanılıyor.

Doğadan Doğaya Dönüşüm 

“Sofradan Toprağa, Topraktan Sofraya” armağan olan proje sayesinde organik atıkların depolama sorunu ortadan kalkarken, ekonomiye katkı sağlanıyor, kompostla yetişen birçok sebze ve meyve sağlıkla mutfaklara giriyor.

Beykoz Belediyesi’nin örnek bir sıfır atık uygulaması olarak geliştirdiği proje kapsamında 2020 yılında 5 ton kompost ürünü ve 3,5 ton solucan gübresi elde edildi ve meyve bahçesinde mevsimlik meyve ve sebze üretiminde kullanıldı.

İhtiyaç Sahiplerinin Sofralarına Ulaşıyor 

Ardıç Sofrası, örnek bir yerinde geri dönüşüm uygulaması olarak doğaya can verirken sosyal yönüyle ilçedeki ihtiyaç sahiplerine ulaşıyor.

Yücel Çelikbilek Meyve Bahçesi’nde yetişen domates, salatalık, kıvırcık, brokoli, enginar gibi çeşit çeşit sebze ve mevsimlik meyveler görevliler tarafından özenle toplanarak hijyen kuralarına uygun olarak Beykoz Belediyesi’nde kaydı bulunan ihtiyaç sahiplerine teslim ediliyor.

Proje Döngüsü Nasıl İşliyor?

Pazar yerlerinden ve işletmelerden düzenli periyodla alınan organik atıklar Beykoz Belediyesi ana kompost makinesinde işleniyor.

Oluşan kompostun bir kısmı solucanlara mama olarak verilerek solucan gübresi elde ediliyor.

Toprağa bereket katan kompost ve solucan gübresi, Yücel Çelikbilek Meyve Bahçesi’ne teslim ediliyor.

Solucan Gübresi Nedir?

Kompost ürününü ayrıştırılarak solucanların sindirim sistemlerinden geçirilmesi sonucu elde edilen organik gübredir.

Solucan Gübresinin Faydaları Nelerdir?

  • Bitki büyümesinde düzenleyici etki sağlar.
  • Bitkilerde biyolojik direnç geliştirme yeteneği sağlar.
  • Zararlı saldırıları azaltma yeteneği sağlar.
  • Bitki hastalıklarını baskılama yeteneği sağlar.

Kompost Nedir?

Bitkisel ve hayvansal atıkların nemli-oksijenli ortamda bozunarak bir tür toprak iyileştirici ürüne dönüşmesi olayına kompostlaşma denir.

Kompostun Faydaları Nelerdir?

  • Toprağın boşluk hacmini arttırır
  • Toprağın işlenmesini kolaylaştırır
  • Zeminin su tutma kapasitesini arttırır
  • Toprağın havalandırılmasını kolaylaştırır
  • Bitki kök büyümesini teşvik eder
  • Yetiştirilen bitkilerin; daha sağlıklı, hastalıklara ve zararlılara karşı daha dayanıklı olmasına olanak sağlar.

Türkiye’deki çalışanların yaklaşık dörtte biri salgın döneminde iş değiştirmeyi düşünüyor

Kaspersky’nin “İşin Geleceğini Güvence Altına Almak” başlıklı raporunda ortaya koyulduğu üzere, COVID-19 salgını koşullarında Türkiye’deki çalışanların %23’ü önümüzdeki 12 ay içinde yeni bir işe geçmeyi düşünüyor. İnsanların kariyer değişikliği için öne sürdükleri en büyük itici güçler arasında daha yüksek bir maaş alma arzusu (%50) ve daha iyi bir iş-yaşam dengesine kavuşmak (%46) yer alıyor.

İş piyasasındaki belirsizliklere rağmen insanlar yine de çalışmaya dair hırslarını koruyor. Türkiye’de çalışanların %60’ı pandemi koşullarında durumunu korumayı tercih etse de pek çok çalışan iş günlerini kişisel yaşamlarına daha iyi uyacak şekilde yeniden şekillendirme konusunda cesaret buluyor. Çoğu karantina ve uzaktan çalışma sürecinin ortasında kariyerlerinin geleceğini düşünmek, becerilerini geliştirmek veya yeni bir şeyler öğrenmek için daha fazla zamanları olduğuna inanıyor.

Seçim hangi yönde olursa olsun, iş değişiminin en büyük motivasyonu daha iyi maaş beklentisi olarak öne çıkıyor (%50). Ankete katılanların %46’sını motive eden ikinci en yaygın neden ise daha iyi bir iş-yaşam dengesine kavuşmak. Zira pandemi evde aileyle daha fazla zaman geçirme fırsatı sunmanın yanı sıra, kişisel ilgi alanlarını ve hobileri takip etmenin önemini ortaya çıkardı. Çalışanlar bu fırsatı kaybetmek istemiyor.

Maaş ve iş yaşam dengesinin ardından üçüncü öne çıkan neden ise daha değerli ve anlamlı bir role duyulan ihtiyaç (%29). 2020’de yaşananlar çalışanların mevcut rollerini yeniden düşünmelerine, zamanlarının değerini ve neye harcamak istediklerini fark etmelerine olanak tanımış gibi görünüyor.

Kaspersky’de B2B Ürün Pazarlama Müdürü Sergey Martsynkyan, sonuçları şöyle yorumluyor: “Arzu ve yeteneklerini yeniden ele alan insanlar yeni bir çalışma gerçekliği yaratmanın peşinde. Ya işlerini değiştirecek ya da mevcut rollerinde kalarak uzaktan çalışmanın faydalarını ve kavuştukları rahat ortamı sürdürmek için çaba gösterecekler. Ancak bunu başarmak için çalışanların uygun bir tutum içinde olması, esnekliği öğrenmesi ve daha akıllı çalışması gerekiyor. Elbette bu noktada çalışma ortamlarını düzenlemek ve güvenlik için sorumluluk almak şart. Ne de olsa bu durum işverenlerin gözünde bir rekabet avantajı haline gelebilir.”

Kaspersky, işin geleceğinin neye benzeyeceğini ve insanların buna nasıl uyum sağlayacağını keşfetmek isteyenler için bir de macera oyunu hazırladı. “Geleceğinizi Sahiplenin” temalı oyun, oyuncuları bir iş gününe götürerek çalışanlara yardımcı olacak alışkanlıkları ve kararları ortaya koyuyor ve onları kendi geleceklerine sahip olmaya davet ediyor.

Cisco’dan “kripto para madenciliği” raporu

blockchain
blockchain

Cisco DNS Güvenliği Raporu’na göre, 2020 yılında kripto para madenciliği temelli kötü amaçlı yazılımlar müşterilerin yaklaşık yüzde 70’ini etkiledi. Şirketlerin yaklaşık yüzde 90’ı, en az bir kullanıcısının bir kimlik avı sitesine bağlanma girişiminde bulunduğu bir durumla karşılaştı. Yüzde 70’i kötü amaçlı tarayıcı reklamlarına, yüzde 51’i ise fidye yazılımlarıyla ilişkili faaliyetlere maruz kaldı.

CISCO, geçen yıl ocak ile aralık ayları arasında gerçekleşen kötü amaçlı DNS faaliyetleri ve tehditlerini analiz eden “DNS Güvenliği” raporunu yayımladı. Şirketin bulut tabanlı güvenlik platformu Cisco Umbrella’dan gelen verilerin analiz edildiği raporda, 2020 yılında kripto paramadenciliği temelli kötü amaçlı yazılımların müşterilerin yaklaşık yüzde 70’ini etkileyerek büyük miktarda kötü amaçlı DNS trafiği oluşturduğu ve değerli bilişim kaynaklarını tükettiği tespit edildi.

Güvenlik sorunlarının herkes için son derece önemli hale geldiği 2020 yılı içinde, her gün dünya genelindeki DNS istemlerinin 620 milyarını işleyen DNS Tehdit Analizi, Ocak – Aralık 2020 tarihleri arasında şirketlerin yaklaşık yüzde 90’ının, çoğunlukla bir e-postadaki bağlantıya tıklama yoluyla olmak üzere en az bir kullanıcısının bir kimlik avı sitesine bağlanma girişiminde bulunduğu bir durumla karşılaştığını tespit etti.

DNS etkinliğine ilişkin diğer bulgular ise şöyle oldu: Şirketlerin yüzde 70’indeki kullanıcılar kötü amaçlı tarayıcı reklamlarına maruz kaldı. Bunun yanında, şirketlerin yüzde 51’i fidye yazılımlarıyla ilişkili faaliyetlerle karşı karşıya kaldı. Şirketlerin yüzde 48’i ise bilgi çalmaya yönelik kötü amaçlı yazılım faaliyeti tespit etti. DNS Güvenliği raporunda, kripto para birimi madenciliğine olarak şirketlerin 2020 yılında karşılaştığı ve bu yıl karşılaşma olasılıklarının en yüksek olduğu tehdit trendleri vurgulandı.

Kimlik Avı 

Kimlik avıyla ilişkili DNS etkinliği miktarı, tatil döneminde yüzde 52’lik bir artışın görüldüğü aralık ayı dışında yıl boyunca istikrarını korudu. Ağustos ve Eylül aylarında, kimlik avı sitelerini ziyaret eden uç nokta sayısında önemli artışlar görüldü.

Genele bakıldığında, kimlik avı kayda değer bir artış gösterirken, daha fazla uç nokta kimlik avı e-postalarındaki bağlantılara tıklamaya başladı. Bu durumun bir nedeni, Cisco’nun temmuz ve eylül ayları arasında yüzde 102’lik bir değişim gözlemlediği çok büyük çaplı kimlik avı kampanyası oldu.

Truva Atı

Truva atları bu yıl da güçlü bir başlangıç yaptı. Fidye yazılımı üretiminde birlikte çalıştığı bilinen iki tehdit kaynağı olan Ursnif/Gozi ve IcedID nedeniyle, Truva atı sitelerine inanılmaz sayıda uç nokta bağlandı. Ocak 2020’de uç noktalarda görülen tehditlerin yüzde 82’sini tek başına bu iki tehdit kaynağı oluşturdu.

Ağustos ayından eylüle kadar DNS etkinliğindeki büyük artıştan sorumlu diğer bir bankacılık Truva atı Emotet oldu. Şirketlerin toplamda yüzde 45’i Emotet ile karşılaştı.

Fidye Yazılımları

Yılın çoğunda öne çıkan iki fidye yazılımı Sodinokibi ve Ryuk oldu.

Nisan ayından başlamak üzere, Sodinokibi’nin (diğer adıyla REvil) ele geçirdiği bilgisayar sayısı kayda değer ölçüde artış gösterdi ve sonbaharda da yükselişini sürdürdü. Bu önemli artış sonucunda, şirketlerin yüzde 46’sı bu tehditle karşılaştı. Eylül ayında bu fidye yazılımından kaynaklanan toplam sorgu sayısının ağustos ayındaki değerin beş katına kadar yükselmesi, etkilenen sistemlerin birçoğunda fidye yazılımının çalıştırıldığını gösteriyor olabilir.

Etkinlik miktarının kasım-aralık aylarındaki yükselişinden büyük ölçüde Ryuk sorumlu. Yine de Ryuk ile ilişkili etki alanlarına bağlanan uç noktaların sayısı yıl boyunca görece az ve istikrarlı seyrederken, ancak sorgu etkinliği fırlamadan önce orta düzeyde artış gösterdi.

Tehditlerin her birinin mağdurlardan sızdırmaya çalıştığı bildirilen para miktarı konusunda, iki tehdit arasında önemli farklar göze çarpıyor. Sodinokibi daha fazla uç noktaya bulaşıp görece küçük bir fidye isterken, Ryuk daha az sisteme bulaşıp çok daha büyük bir fidye talep ediyor.

“Kimse tek başına değil”

Raporu yorumlayan Cisco Orta Doğu ve Afrika Bölgesi Siber Güvenlik Direktörü Fady Younes, şunları söyledi: “Günümüzde, ‘kimse tek başına değildir’ fikri tehditler için de geçerli. Bugünlerde görülen en yaygın saldırılar, farklı aşamalarda çok çeşitli tehditlerden faydalanıyor. Kendi ağınızda bir tehdit bulduğunuzda, onunla birlikte çalışan tehditlerin neler olduğunu araştırmak ve daha fazla tehlike yaratmalarını önlemek için gerekli önlemleri almak akıllıca olacaktır.”

Satınalma Eğitimi Test – 2

Eğitim taleplerinizi egitim@satinalmadergisi.com a iletebilirsiniz.
Pazarlik Muzakere Profili Anketini Indiriniz
Pazarlık Müzakere Profili Anketini indiriniz

SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ EKİPLERİ İÇİN ZENGİN EĞİTİM PRATİKLERİ

Satınalma dergisi olarak eğitimlere daima önem verdik. Bu kapsamda sektörün gelişimine yönelik konferanslar, webinarler ve eğitimler düzenliyoruz. Raporlar, e-kitaplar hazırlıyoruz.
E-mağaza ve talep havuzu uygulamalarımız ile alıcıları ve satıcıları bir platform üzerinde buluşturuyoruz.

EĞİTİM PROGRAMLARI

Tüm şirketlerimizin eğitim ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştirdik.
Kapsamlı eğitim programları oluşturduk. Satınalma ve tedarik zinciri ekiplerinizin gelişimi için mutlaka bu programları inceleyiniz ve teklif alınız. 

Yeni dönem iş hayatında örnek olay çalışmaları yönetici geliştirme eğitimlerinin ayrılmaz parçası haline geldi.Profesyoneller gün içerisinde karşılaştığı sorunlara benzer problemleri eğitimlerde görmek, çok yönlü tartışmak ve olası senaryoları değerlendirmek istiyor. Pratik çalışma daha fazla talep ediliyor. Şirket çalışanlarının mesleki gelişimlerine katkı sağlayacağını düşündüğümüz çok sayıda test ve örnek olay (vaka çalışması) aşama aşama dikkatinize sunuyoruz.

Satınalma Eğitimi Test – 2

Prof. Dr. Murat ERDAL 
İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Program Başkanı

Eğitim taleplerinizi egitim@satinalmadergisi.com a iletebilirsiniz.

 

Satınalma Yönetimi Test – 2
Yönetici Geliştirme Programı 

6. Aşağıdakilerden hangisi temel satınalma süreçlerinden biri değildir ?

    1. İhtiyacın tanımlanması
    2. Tedarikçi niteliği ve değerleme
    3. Reklam stratejilerinin belirlenmesi
    4. Teklif alma ve teklif değerleme
    5. Sözleşme yönetimi ve gözden geçirme

7. Aşağıdakilerden hangisinde satınalma pazar araştırmasında doğrudan yararlanılan bilgi kaynakları arasında bulunmaz ?

    1. İşletme satınalma bölümü arşivi
    2. Satıcı ve tedarikçi firma internet siteleri
    3. İş Kurumu
    4. Sanayi ve ticaret odası dökümanları
    5. Ürün Katalogları

8. Bir işletmenin satınalma bölümü organizasyonu; Merkez Avrupa, Kuzey Avrupa, Güney Avrupa, Asya-Pasifik ve Kuzey Amerika olmak üzere bölümlere ayırmıştır. Bu tip organizasyon yapısına ne ad verilir ?

    1. Fonksiyonel
    2. Matris
    3. Coğrafi temelli
    4. Klasik organizasyon
    5. Yatay organizasyon

9. Aşağıdakilerden hangisi pazarlık oturumundan önce “hazırlık aşaması” için geçerlidir ?

    1. Uygun kaynakları bulun
    2. Satıcının pozisyonunu analiz edin
    3. Alternatif eylem planları hazırlayın
    4. Yeterli müzakere / görüşme için imkân hazırlayın
    5. Hepsi

10. Aşağıdakilerden hangisi çıkmaz satınalma pazarlıklarının çözümlenmesinde kullanılmaz?

    1. Hassas ve problemli alanlardan kurtulmak için diğer pazarlık konusuna geçin, bütünü görün
    2. “Pozisyonunu görüyorum, şimdi benim pozisyonumu anlamayı dene” prensibi
    3. Çözüm önerin
    4. Havadan sudan konuşun, bir şeyler ikram edin
    5. “Çok ileri gitmiş olmalıyız şimdi bataklığa saplanıp kaldık” sendromlarını ortadan kaldırın.
E-Kitap: Her ay güncellenmiş içeriği ve yeni kapak tasarımı ile B2B Ticaret Portalı www.BuyerNetwork.net ten indirebilirsiniz.

15.3.2021 Tarihinde Yayınlanan Satınalma Test 1
CEVAPLAR:
1. B
2. D
3. D
4. E
5. D

ONLINE VE YÜZ YÜZE EĞİTİM İHTİYAÇLARINIZDA YANINIZDAYIZ.

 

Eğitim taleplerinizi egitim@satinalmadergisi.com a iletebilirsiniz.

 

Testler için Kitap Önerisi : Prof. Dr. Murat ERDAL, SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ

YÖNETİMİ (Beta Yayıncılık),  4. Baskı.

Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi Eğitim taleplerinizi egitim@satinalmadergisi.com a iletebilirsiniz.
Satınalma ve Tedarik Zinciri Eğitim kataloğunu indirmek için https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf tıklayınız.

ÖĞRENME MERKEZİ TEST ARŞİVİ

MÜZAKERE EĞİTİMİ  

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test – I 

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test – II

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test – III

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test IV

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test – V 

SATINALMA EĞİTİMİ

Satınalma Eğitimi Test – 1

Satınalma Eğitimi Test – 2

Satınalma Eğitimi Test – 3

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİMİ 

Sürdürülebilirlik Eğitimi – Test 1

Sürdürülebilirlik Eğitimi – Test 2 

Başarılar dilerim.

EĞİTİM KOORDİNATÖRÜ
Prof. Dr. Murat ERDAL
İstanbul Üniversitesi
egitim@satinalmadergisi.com 

Pazarlik Muzakere Profili Anketini Indiriniz
Pazarlık Müzakere Profili Anketini indiriniz

SATIN ALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ MAKALELERİ

SATIN ALMA EĞİTİM TESTLERİ

PAZARLIK BECERİ ANKETİ

Kitap Önerileri : 

  • MÜZAKERE TEKNİKLERİ ve PAZARLIK BECERİLERİ (E-Kitap 2. Baskı), Prof. Dr. Murat ERDAL, Erişim için profesyonel üyelik işlemlerinizi tamamlamanız gerekmektedir.
  • SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ, Prof. Dr. Murat ERDAL, (Beta Yayıncılık),  4. Baskı.

-> Eğitim Kataloğunu İndirebilirsiniz ->   https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

-> ŞİRKET EĞİTİMLERİNİZ İÇİN TEKLİF ALIN -> egitim@satinalmadergisi.com

AÇIK KAYNAK:  Buyer Network B2B İş ve Ticaret Platformu 

Ücretsiz.  Forum https://buyernetwork.net/forum kısmında yüzlerce klasöre 1 dakikada erişebilirsiniz. Şirket iş arkadaşlarınızla paylaşın.

Satınalma, Tedarik Zinciri, Lojistik, Depolama, Taşımacılık, Dış Ticaret, Gümrük Operasyonları ve Hukuk forumlarını ziyaret edin.

ÖĞRENME MERKEZİ:

Öğrenme Merkezi içerisine yer alan Satınalma Dergisi tüm arşivini (100 sayı) inceleyin. Literatür taraması. Makalelerden yararlanın. Bitirme ödevi, yüksek lisans proje ve tez çalışmaları, doktora tezleri için kullanılabilirsiniz. Satınalma Dergisi Aboneliği Şirket/Birey Dijital Üyelik Gerektirmektedir.

https://learning.buyernetwork.net

TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ MOBİL UYGULAMA:

Tedarik Zinciri Yönetimi Mobil Uygulama ile mesleki ve akademik gelişmeleri, duyuru ve etkinlikleri takip edin. Ücretsiz. 

https://itunes.apple.com/app/id1207666067?mt=8  Telefonunuza indirin. Hemen kullanmaya başlayın.

Tedarikçi Müşteri Seçiyor, Alıcılar Ürün Bulamıyor

Tedarikçi Müşteri Seçiyor Alıcılar ürün Bulamıyor
Tedarikçi Müşteri Seçiyor Alıcılar Ürün Bulamıyor

SATIN ALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ YAZI DİZİSİ
Tedarikçi Müşteri Seçiyor. Alıcılar Ürün Bulamıyor.
Prof. Dr. Murat ERDAL   merdal@istanbul.edu.tr 
İstanbul Üniversitesi Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Program Başkanı

Tedarikçi Müşteri Seçiyor Alıcılar ürün Bulamıyor
Tedarikçi Müşteri Seçiyor Alıcılar Ürün Bulamıyor

İşletme yönetim anlayışının derinden etkilendiği bir dönemden geçiyoruz. Bilinen, kabul gören birçok doğru dönüşüyor. Sektörel belirsizlik ve riskler artarken, yönetim ekipleri strateji ve senaryo çalışmaları yapıyor. Otomotivden mobilyaya, kimyadan plastik sektörüne kadar tüm endüstriler, yaşanan süreci anlama ve yönetme konusunda büyük gayret gösteriyor.

Ne yaşıyoruz? Değişen Nedir?

Hemen her dönemde yöneticilerimizden az ya da çok hammadde fiyat sıkıntıları ve döviz kur oynaklıkları ile ilgili problemleri duyduk. Geçmiş bir yıl içerisinde buna konteyner temini, artan navlunlar ve ilave gümrük vergileri gibi başlıklar eklendi. Şimdi ise temel girdilerde, dışarıdan temin edilen ana üretim kalemlerinde sıkıntı var.

Kilit Sorun Ne?

Satınalma tanımı şöyle başlar: “işletme faaliyetlerinin emniyetli ve güvenli bir biçimde sürdürülmesi için ihtiyaç duyulan ürün, malzeme ve hizmetlerin…”

Geçmişin iş alışkanlıklarında, yöneticiler stratejik tedarikçiler ve stratejik ürün grupları üzerinde daha fazla çalışır ve buna uygun çözüm ararlardı. Çünkü tahterevallide tedarikçi ağır basar. Alanında alternatif azdır. İkame ürün sınırlıdır. Pazarlık müzakerelerinde ve sözleşme kurallarında tedarikçi baskın rol üstlenir. Tedarikçi aynı zamanda finansal olarak güçlüdür. Kısaca ticari ilişkide muhtaçlık, bağımlılık söz konusudur.

Her zaman stratejik tedarikçilerin faaliyet gösterdiği sektörlere girebilmek zordur.
Yüksek teknoloji ve hammadde üretimi için sermaye birikimi şarttır. Son teknoloji makine-ekipman yatırımı, ar-ge bütçesi ve nitelikli çalışan gereksinimi, uzun dönemli yatırım, patent vb. koruması gibi faktörler nedeniyle sektöre giriş neredeyse imkansız hale gelmektedir.

Bugünün iş yaşamında sıkıntı, sadece yüksek teknoloji ve bilinen hammadde kategorileri ile sınırlı değil. Tedarik sıkıntısı her zaman tüketilen ana üretim kalemlerine de sıçradı. İmalatta yoğun gereksinim duyulan temel malzemelerin fiyatları hem yükseldi hem de piyasadan gecikmeli temin edilebiliyor. Şimdi sıraya girerseniz şanlı iseniz 90 gün sonra siparişiniz teslim ediliyor. Belirli emtialarda ise kıtlık durumu var. İleriyi görebilmek zor. İstenilen miktarda ürünü, istenilen kalite ve fiyattan bulunabileceğini kestirmek mümkün değil.

Konunun aktörleri alıcılar ve tedarikçiler. Girişimci ve yöneticilerle yaptığım sohbetleri burada derledim. İki tarafın da haklı değerlendirmelerini birlikte inceleyelim.

Tedarikçi Kanadı: “Herkes Her Şeyi İstiyor”

Tedarikçiler piyasada yaşanan kıtlık ve fiyat artışlarının sebebinin kendileri olmadığını ısrarla vurguluyorlar. Her iletişimde bu konunun altını çiziyorlar. Tedarikçilerden başlayalım: “Herkes her şeyi ister hale geldi. Bu mümkün değil. Arz-talep dengesizliği oluştu. Müşterilerimizin her zaman yanındayız ve onları zor durumda bırakmak istemeyiz. Fakat belirli bir üretim kapasitemiz var. Yurt içerisinde alıcılarımız spot sipariş geçip anında çözüm bekliyor. Üretimin bir planlama ve program işi olduğu anlaşılmak istenmiyor. Uzun vadeli kontratlarla güvene dayalı çalışmak herkesin yararına olacaktır.”

Ayakta kalan basiretli tedarikçilerin gözlemleri ve elde edilen deneyim ise şu şekilde:
Alıcılar, seçeneklerinin fazla olduğu durumlarda daima maliyet düşürme yollarını arar ve tedarikçilerini sonuna kadar fiyat kırmaya zorlarlar. Bu anlayış içerisinde olan alıcıların tedarikçilerine güven verdiklerini, uzun dönemli strateji geliştirdiklerini söyleyemiyoruz. Toplantılarda lafta söylenen temenniler fiiliyata çok az yansıdı. Acımasız rekabet koşullarında hayat bulmadı. İhaleler her zaman giyotin gibi tepede durdu. Fedakarlıklar unutuldu. Birçok olgunlaşma sürecindeki alıcı – tedarikçi ilişkisi gün geldi kestirilip bir kenara atıldı. Sektörde batan çok tedarikçi deneyimi gözlemlendi.

Alıcı Kanadı: “Darboğaz içerisindeyiz. Mal istiyoruz!”
Alıcı kanadı hayli dertli. Tedarikçilerin kapısı hiç olmadığı kadar çalınıyor. Fabrikaların durmaması, sözleşmelerden kaynaklı cezaların oluşmaması ve müşterinin kaçmaması gibi pek çok nedenden dolayı sektörde ricalar hızla artıyor. Sıkıntıyı aşmak için patronlar devreye girmeye, birbirini aramaya başladı. Bugünlerde üretim planları ani şekillerde değişebiliyor. Araya giren dost siparişleri ile diğer müşterin sipariş takvimi öteleniyor. Profesyonel kadrolar arada kaldı. Durumu yönetmekte zorlanıyorlar.

 “Kurt geçirdiği ayazı unutmayacak”
Firmalar arası güven meselesi kısa sürede normale döneceğe benzemiyor.
Temel girdilerde yaşanılan sıkıntı ve tedarikçi firma tutumları kurum ve bireylerin hafızalarına işlendi. Alıcı değerlendirmeleri hayli çarpıcı ve tedarikçi ilişkilerini sorgulamaya yönelik: “Bu dönemi unutmayacağız. Tedarikçi müşteri seçiyor.  Onlar bizi bu sıkışık dönemde dikkate almıyorsa biz bunu not ederiz. Hayat normale döndüğünde yaşadığımız süreci elbette hatırlatacağız.”

Strateji ve Senaryo Çalışmaları

Derin bir sorgulama dönemindeyiz. Her şeyi pandemiye bağlayarak bir yere varamayız. Belirsizlik ve risk artınca işletmeler yeni senaryo çalışıyor. A, B, C senaryoları getirileri götürüleri tablolar halinde analiz ediliyor. Türk Ticaret Kanunu Madde 378’de de yer verilen Riskin Erken Saptanması ve Yönetimine ilgi arttı. Bu kapsamda Risk Önleme Komiteleri’nin işlevi ve raporlamaları daha bir ön planda olacak.

Tedarikçi tabanlı risklerle (firma ve ürünler) ilişkili stok tutmanın maliyetleri ayrı ayrı hesaplanıyor. Stratejik stoklar kısa, orta ve uzun vadeli çalışmalarla analiz ediliyor. Geçmişte odak pazar belirsizlikleri, müşteri talepleri ve rakiplerin hamleleriydi. Şimdi bu faktörlere ürün temin riskleri ve tedarikçi ilişkileri eklendi. Tek tedarikçiden kaynaklanan riski dağıtma, yerel de tedarikçi meydana getirme ve zinde tutma stratejileri uygulama bulmak zorunda.

Çıkartılması Gereken Dersler Nedir?

Kuşkusuz herkes yeni bir deneyim yaşıyor. Her işletme ve yönetim ekibi kendi özel derslerini çıkaracak. Geçmişin değerlendirme ve alışkanlıkları köklü bir dönüşüm içerisinde. Kurumsal pazarda ilişkiler zarar gördü. Öncelikler değişti. Yeni yol haritaları ve oyun planları gündemde. Daha akılcı esnek stratejilere ihtiyaç var. Tedarik zinciri yönetimi literatürü de bundan payını alacak.

Türk Ticaret Kanunu Madde 378
Riskin erken saptanması ve yönetimi

(1) Pay senetleri borsada işlem gören şirketlerde, yönetim kurulu, şirketin varlığını, gelişmesini ve devamını tehlikeye düşüren sebeplerin erken teşhisi, bunun için gerekli önlemler ile çarelerin uygulanması ve riskin yönetilmesi amacıyla, uzman bir komite kurmak, sistemi çalıştırmak ve geliştirmekle yükümlüdür. Diğer şirketlerde bu komite denetçinin gerekli görüp bunu yönetim kuruluna yazılı olarak bildirmesi hâlinde derhâl kurulur ve ilk raporunu kurulmasını izleyen bir ayın sonunda verir.

(2) Komite, yönetim kuruluna her iki ayda bir vereceği raporda durumu değerlendirir, varsa tehlikelere işaret eder, çareleri gösterir. Rapor denetçiye de yollanır.

Kitap Önerisi : Prof. Dr. Murat ERDAL, SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ (Beta Yayıncılık),  4. Baskı.

  • – –  > Bu makale ilginizi çekebilir:  

Tedarikçi Günü Nasıl Planlanır? Organizasyon ve Yürütme için Yol Haritası 

Eğitim: TEDARİKÇİ PERFORMANS DEĞERLENDİRME ve TEDARİKÇİ İLİŞKİLERİ EĞİTİMİ
Teklif almak için: egitim@satinalmadergisi.com

Tedarikçi Performans Değerlendirme Eğitimi
Tedarikçi Performans Değerlendirme Eğitimi içeriğini incelemek için: https://satinalmadergisi.com/egitim-programlari/

TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ MOBİL UYGULAMA:

Tedarik Zinciri Yönetimi Mobil Uygulama ile mesleki ve akademik gelişmeleri, duyuru ve etkinlikleri takip edin. Ücretsiz. 

https://itunes.apple.com/app/id1207666067?mt=8  Telefonunuza indirin. Hemen kullanmaya başlayın.

SATIN ALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ MAKALELERİ

Prof. Dr. Murat ERDAL
İstanbul Üniversitesi Tedarik Zinciri Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı
merdal@istanbul.edu.tr

SATIN ALMA EĞİTİM TESTLERİ

PAZARLIK BECERİ ANKETİ


Kitap Önerileri : 

  • MÜZAKERE TEKNİKLERİ ve PAZARLIK BECERİLERİ (E-Kitap 2. Baskı), Prof. Dr. Murat ERDAL, Erişim için profesyonel üyelik işlemlerinizi tamamlamanız gerekmektedir.
  • SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ, Prof. Dr. Murat ERDAL, (Beta Yayıncılık),  4. Baskı.

-> Eğitim Kataloğunu İndirebilirsiniz ->   https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

-> ŞİRKET EĞİTİMLERİNİZ İÇİN TEKLİF ALIN -> egitim@satinalmadergisi.com

Teknolojik Pazarlama

Teknolojik pazarlama, en son teknolojiler esas alınarak, satışları arttırmak ve hedef kitlelere ulaşmakta kullanılan bir pazarlama şeklidir [1]. Teknolojik pazarlama; TV, radyo, internet ve mobil platformlar aracılığı ile; sosyal medya, paylaşım ağları, diğer platformlar kullanılarak geniş kitlelere ulaşmayı hedeflemektedir [2]. Teknolojik pazarlama, radyo ve TV’nin bulunması ile ortaya çıkmıştır.

Teknolojik pazarlama, ilk olarak 1922’de radyo reklamları ile başlamıştır. İlk Televizyon reklamı 1941 yılında Bulova saatlerine ait olup, 4000 televizyona ulaşmıştır. 1954 yılında televizyon reklam gelirleri, radyo ve dergi reklam gelirlerini geçmiştir. 1970’te telemarketing (Telefonla pazarlama) uygulamaları yapılmıştır. Yeni teknolojilerin ortaya çıkmasıyla bu gelişmeler, geniş kitlelere adapte olmaya devam etmiştir. Cep telefonları popüler olmuş ve internet ticaret yapmak için kullanılabilecek bir araç haline gelmiştir [3]. Artan mobil cihazlar insanların yaşam tarzını ve satın alma alışkanlıklarını değiştirmiştir. Hem teknolojinin kendisinin pazarlanması hem de teknoloji kullanılarak diğer ürünlerin pazarlanması ile firmalar bütçelerinde dijital pazarlamaya da yer vermeye başlamışlardır.

İnternet’in ortaya çıkışı, özellikle son yıllarda mobil teknolojilerdeki gelişmeler ve daha erişilebilir olması ile teknolojik pazarlamadaki en büyük silah haline gelmiştir. Değişen yaşam tarzı, tüketim oranlarının artmasına neden olmuştur. Online alışveriş siteleri, firmaların tüketicilere ulaşmaya çalıştığı yeni platformlardır. Sosyal medyanın hızla gelişmesi ve blog kullanımın artması sonucu pazarlamacılar, sosyal medyaya yönelik bütçelerini artırmaya başlamışlardır. Ayrıca Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşım ağları da pazarlama için etkin olarak kullanılmaya başlamış ve böylece hedef kitleye, hızlı ve yaygın bir şekilde ulaşmayı sağlamıştır. Teknoloji, her tür pazarlamanın gücünü artırabilecek, etki çapını büyütebilecek, yeniliklere açık, kitlelere anında erişim imkânı sunan, hızlı bir pazarlama türüdür.

Teknolojik Pazarlama Yöntemleri

Teknolojik pazarlama konusunda, her geçen gün farklı uygulama ve yöntemin ortaya çıktığı, var olan uygulamaların yenilendiği, optimize edildiği bir süreç yaşanmaktadır.

1. Zenginleştirilmiş Gerçeklik: Zenginleştirilmiş gerçeklik (ZG) veya diğer adıyla artırılmış gerçeklik (augmented reality) fiziksel ve gerçek dünyadaki algılarımızın, bilgisayarlar yardımıyla eklenen ses, görüntü, video veya GPS verileriyle birlikte çoğalması anlamına gelmektedir. Zenginleştirilmiş Gerçeklik, marka ve kurumlar için önemli bir pazarlama ortamı sunmaktadır. Bu teknoloji ile gerçek zamanlık, interaktif yaratıcı ve farklı reklam filmlerinin çekilmesi olasıdır. Sosyal medyanın etkisi ile yeni ve yaratıcı olan her şeyi, büyük bir hızla bünyesine katan markalar, daha fazla kalıcı olan bir etki yaratmayı başarabilmektedir.

2. Fırsat Siteleri: Fırsat siteleri, dönemsel olarak firmaların ürün gruplarına yönelik düzenlediği indirim kampanyalarını, belirli kodlar aracılığıyla yayına sunan ve bu kodlar ile alışverişin gerçekleştirilmesi ile özel indirim fırsatlarına sahip olunmasını sağlayan web siteleridir. İnternet üzerinden satışların artmasıyla, üreticiler geniş müşteri kitlelerine ulaşmak için çeşitli rekabet araçları geliştirmişlerdir. “Fırsat Siteleri” stratejisi de son yıllarda gittikçe yaygınlaşan yollardan biri olup, her gün onlarca işletmeden indirim kampanyaları ya da avantajları, fırsat siteleri aracılığıyla tüketicilere ulaştırılmaktadır.

3. Sosyal Ağ Pazarlaması: Sosyal medya, bireylerin sınırları belirlenmiş bir sistem içinde halka (yarı) açık profil oluşturmasına, bağlantıda olduğu diğer kullanıcıların listesini açıkça vermesine, diğer kullanıcıların sistemdeki listelenmiş bağlantılarını görmesine ve aralarında gezmesine izin veren web tabanlı hizmetlerin tümü olarak tanımlanabilmektedir. Her gün milyonlarca insanın ziyaret ettiği ve üye olarak da katıldığı sosyal paylaşım siteleri, günümüzde son derece etkili bir reklam ortamı olarak görülmektedir. Birçok uygulamaya (profil, resim, video, müzik vb.) izin veren özellikleri itibariyle bu siteler, kişilerin birbirleriyle ilişkilerini güçlendirmekte ve bu sayede, online olarak çok geniş bir ortam oluşturmaktadırlar. Bu ortamlar, birçok amaçla kullanılmakla birlikte, tüketiciler ürün ve marka deneyimlerini ve hikayelerini de yine bu sitelerde paylaşabilmekte ve bu paylaşımlar hızlı bir şekilde yayılabilmektedir.

4. Arama Motorları: Arama motorları optimizasyonu (SEO) hedeflenen bir kitleye ulaşabilmek için; arama sonuçlarında üst sıralarda yer almayı sağlayan olan çalışmalar bütünüdür.

Arama motorları aracılığı ile yapılan pazarlama faaliyetleri “Arama motorları pazarlaması” (SEM) olarak adlandırılmaktadır. Arama motorları pazarlaması, arama motorları ücretli reklam ağlarını kullanıp, arama motorları reklam sonuçları içerisinde yer alarak, hedef kitleye ulaşmayı sağlayan ücretli yöntemlere denilmektedir. Genelde tıklama ve gösterimler üzerinden uygulanan bu metotlar, hedef kitleye ulaşabilmek için en kestirme yoldur.

5. Oyunsallaştırma: Oyunsallaştırma (Gamification) başta pazarlama olmak üzere, eğitim, çalışan performansı, sağlık ve sosyal değişim gibi oyun olmayan ortam, uygulama ve aktiviteleri, oyun mekaniği ile işleten bir trend olarak açıklanır.

Oyunlaştırma; eğlenceli, sosyal ve rekabetle zenginleştirilmiş olan sadakat programlarının online versiyonudur. Oyunlaştırmada amaç; “oyun oynatmak” değildir. Oyunlaştırma, bir ürün değil, bir pazarlama yöntemidir. Oyunlaştırmanın merkezinde ürün ya da hizmet yer almaktadır. Oyun unsurları, bu “asıl değer”in etrafına yerleştirilir.

6. Viral Pazarlama: Viral pazarlama, İnternet ortamında, kişilerin bir pazarlama mesajını, başka kişilere aktarmalarını teşvik eden stratejileri tanımlamaktadır. Viral pazarlama, işletmeler tarafından sunulan mal ve hizmetler hakkında bir vızıltı veya söylenti yaratmanın en etkili ve maliyet etkin yöntemlerinden biridir ve etkili ve teşvik edici mesajların İnternet ortamında yayılmasını sağlayarak, bir pazarlama mesajını başkalarına göndermek için teşvik etme stratejisidir. Temel olarak İnternet üzerinden gerçekleştirilen Viral pazarlama, ağızdan ağıza pazarlamanın teknolojik boyutu olarak da tanımlanabilir.

7. E-Posta Pazarlaması: E-posta pazarlaması kullanıcılara ulaşır ve onların bir siteye gelmesini sağlamak için başvurulan bir yöntemdir. E-posta pazarlaması ile; kullanıcılar siteye yönlendirerek, ürün ya da hizmetlerin tanınması, benimsenmesi ve satın alınması sağlanır.

8. Mobil Pazarlama: Mobil pazarlama; mal, hizmet ve fikirlerin tutundurulmasında mobil telefonların kullanılarak yapılan pazarlama çabalarıdır. Mobil telefonları aracılığıyla çeşitli iletişim ve tutundurma faaliyetlerinde bulunulmasıdır. İşletmeyle ilgili tüm çıkar gruplara faydası olacak şekilde mobil telefonlar aracılığıyla malların, hizmetlerin ve fikirlerin tutundurulması ile ilgili faaliyetlerdir. Mobil telefonlar aracılığı ile hedef müşterilerle iletişiminin kurulması ve tutundurma mesajlarının gönderilmesi olarak tanımlanabilir.

Teknolojik Pazarlamanın Satışlar Üzerindeki Etkisi

Ekonomik hayata teknolojik pazarlamanın girmesiyle, tüketicilerin beklenti ve davranışları değiştirmiştir. Bu değişikliklerden bazıları şunlardır; Tüketici, doğru mal ve hizmeti, doğru zamanda ve yerde, doğru fiyatta, yani kendisi için en uygun şartlarda istemektedir. Alternatiflerin artmasından dolayı, tüketici eskisinden daha zor beğenmektedir. Tüketici, istediği ürün veya hizmeti kolayca araştırıp, karşılaştırmalar yapabilmektedir. Bu sayede kendisine artı bir değer sağlamayan, hizmet aldığı eski alışveriş sitesine bir sadakat göstermemekte ve tek bir tıkla, başka bir siteye geçebilmektedir. Bu durumda pazarlamacılar, hedef pazarı tespit etmek, daha iyi pazarlama stratejileri geliştirmek, pazarın geleceğini değerlendirmek ve pazarlamaya ilişkin kararları doğru alabilmek için; tüketici ihtiyaçlarını, isteklerini ve davranışlarını bilmek zorundadırlar [4].

Teknolojik pazarlamanın ekonomik olarak yarattığı en büyük değişim; ekonomilerin, verimlilik büyüme trendinde meydana getirdiği etkidir. Emek verimlilik artışı ile maliyetlerde sağlanan tasarruflar, doğrudan ticari verimlilik artışını sağlar. Sonuçta bu verimlilik artışı beraberinde ekonominin toplamında artışlar sağlamaktadır.

Teknolojik pazarlamada mal ve hizmetlerin pazarlanmasının online olarak yapılması sayesinde dağıtım maliyetleri düşmekte ve böylece çeşitli tasarruflar sağlanmaktadır. Bu noktada teknolojik pazarlamanın olumlu etkileri şu şekilde özetlenebilir: İşletmeler sayfalarında kullandıkları çeşitli ses, görüntü ve animasyonlarla ürün veya hizmetleri daha cazip hale getirebilir, yapılan alışverişlerin takibi ile kimlerin, neleri alıp-almadığı gibi istatistiki bilgilerle reklam ve pazarlama stratejileri belirleyebilir. Satışı yapılan ürünlerin; stok takibi, sipariş miktarı ve yeni versiyonları gibi bilgilerin takibi yapılıp, zamanında karar alınabilir, ayrıca internet ortamında bankalar aracılığıyla gerçekleşen para transferi sayesinde işletmeler lojistik tasarruflar elde edebilirler. İnternet ve teknoloji, turistik firmalara, uluslararası telefon konuşmaları ve faks masraflarında tasarruf etme olanakları sağlamaktadır.

Teknolojinin gelişmesiyle, internet medya aracı olmanın dışında, etkili bir pazarlama aracı haline gelmiştir. Hızlı ve dinamik bir şekilde gelişen serbest piyasa koşularında hayatta kalabilmek için; pazarlama faaliyetlerinin, stratejik bir şekilde planlanması gerekmektedir. Bu planlama bünyesinde, teknolojik pazarlama faaliyetlerine önem verilmelidir. Bu çerçevede işletmelere web sitelerini sürekli güncelleme, etkili tutundurma politikalarını geliştirme, teknolojik pazarlama faaliyetlerini müşteri odaklı planlama ve çift taraflı iletişimi yürütmeleri gerektiğine ilişkin önerileri sunmak mümkündür. Bu önerileri göz önünde bulundurarak teknolojik pazarlama stratejilerini geliştirmede hem işletmelerin hem de müşterilerin kazançlı çıkmaları sağlanacaktır.

Kaynaklar:

[1] Ryan, D. ve Jones, C. (2012). Understanding Digital Marketing: Marketing Strategies For Engaging The Digital Generation, Kogan Page, 1-17.

[2] Mert, G. (2016). Seyahat Acentelerinde Teknolojik Pazarlamanın Satış Üzerine Etkisi, 15. Ulusal İşletmecilik Kongresi, 26-28 Mayıs, İstanbul Üniversitesi, İstanbul.

[3] Broll, W., Lindt, I., Herbst, I., Ohlenburg, J., Braun, A. ve Wetzel, R. (2008). Toward next-gen mobile ar games” IEEE Computer Graphics and Applications. 40-48.

[4] Mert, G. (2012). İnternet Üzerindeki Alışverişlerde, Alıcının Duygu ve Beklentilerinin, Satış Üzerine Etkileri, Organizasyon ve Yönetim Bilimleri Dergisi, Cilt 4, Sayı 2, 81-94.

Türkiye’deki kullanıcıların yaklaşık %20’si, cihazlarının içinde saklanan kötü amaçlı yazılımların saldırısına uğruyor

Modern kullanıcıların dijital yolculuklarında karşılaşılacakları en büyük tehditler genellikle internette gezinirken ortaya çıkıyor. Kaspersky uzmanları tarafından 2020 yılında yapılan Türkiye’deki siber saldırıların analizi, kullanıcıların cihazlarında gizlenmiş kötü amaçlı yazılımlardan kaynaklanan saldırılarla karşılaşma olasılıklarının üç kat daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Bu tür tehditler “yerel” olarak sınıflandırılıyor. Yani kullanıcıların cihazlarında veya flash sürücü gibi taşınabilir veri depolama cihazlarında konuşlanıyorlar. Kaspersky, 2020 yılında Türkiye’de bireysel kullanıcılarının %19,71’inin ve kurumsal kullanıcıların %23,56’sının bu tür tehditlerin saldırısına uğradığını keşfetti. Web saldırılarının oranı ise bireysel ve kurumsal kullanıcılar için sırasıyla %5,81 ve %5,10 seviyesindeydi. Ne yazık ki, bu tür tehditler giderek karmaşık hale geliyor. Bu tehditler kullanıcının cihazında görünüşte meşru bir dosya içinde gizleniyor, bir süre kendini belli etmiyor ve zamanı geldiğinde saldırıyor.

Kaspersky Siber Güvenlik Uzmanı Denis Parinov, şunları ifade ediyor: “Dünya genelinde siber tehdit ortamı sürekli gelişiyor. Bundan birkaç yıl öncesine kadar farklı kötü amaçlı yazılımların cihaza indirme yoluyla ve kullanıcılar sadece internette gezinirken çalıştırıldığı durumlarla daha sık karşılaşıyorduk. Günümüzde web tehditlerinin çoğu tarayıcıda kalıyor. Verdikleri hasar içerik değiştirme, tarayıcı kilitleme veya tıklama korsanlığı, çevrimiçi gezinme, çerez doldurma gibi konularla sınırlı. Artık kullanıcının kötü amaçlı bir dosyayı doğrudan indirdiği durumları çok sık görmüyoruz. Günümüzde bir kötü amaçlı yazılımın, güvenlik çözümlerinden farklı bir şeymiş gibi gizlenmesi ve kullanıcılar açısından görünmeyen bir tehdit olarak kalması daha yaygın bir davranış. Neyse ki modern güvenlik çözümleri bu tür kötü amaçlı yazılımların gizlenmesine izin vermeyecek olgunluğa gelmiş durumda.” 

Kötü amaçlı yazılımlar dahil siber tehditlere karşı koruma sağlamak için Kaspersky şunları öneriyor:

  • E-postalardan, anlık mesajlaşma programlarından ve SMS’lerden gelen şüpheli bağlantılara tıklamayın.
  • İşletim sisteminizi ve uygulamalarınızı düzenli olarak güncelleyin.
  • Uygulamaları yalnızca resmi mağazalardan yükleyin.
  • Hesaplarınız için karmaşık ve farklı parolalar kullanın.
  • Önemli verileri cihazınızdan buluta, bir USB flash sürücüye veya sabit sürücüye düzenli olarak kopyalayın.
  • Uygulamalara ihtiyaç duymadıkları işlevler için erişim yetkisi vermeyin.
  • Kaspersky Internet Security gibi güvenilir bir güvenlik çözümü kurun

Bunlara ek olarak şirketler, çalışanları arasında siber okuryazarlığı geliştirmek için eğitim vermeye teşvik etmelidir. Örneğin otomatize Kaspersky ASAP platformu, güvenli davranış becerileri geliştirmeye ve sürdürülebilir siber güvenlik alışkanlıkları oluşturmaya yardımcı oluyor. Çözüm, şirket çalışanının siber güvenlik alanındaki mevcut bilgilerini değerlendirmesine, buna uygun biçimde görevlerine ve risk profiline bağlı olarak ihtiyaç duyduğu beceri setini belirlemesine ve program için bir zaman çizelgesi oluşturmasına olanak tanıyor.

Tüketici araç tercihinde fiyat ve yakıt ekonomisine bakıyor

EY’ın (Ernst & Young) ‘Otomotiv Perakendeciliğinde Tüketici Tercihleri’ araştırmasına göre; Türk tüketicilerin araç tercihlerinde fiyat ve yakıt ekonomisi ilk sırada yer alıyor. Tüketicilerin %50’si satın alma fiyatında teşvik verilmesi halinde elektrikli araç alabileceğini ifade ediyor. Bununla birlikte Türk tüketicilerinin satın alacakları araçlardaki yakıt tercihinin birinci sırasında dizel araçlar geliyor.

Uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi EY, tüketicilerin otomobil satın alma ve kullanım tercihlerini ortaya koymak amacıyla hazırladığı ‘Otomotiv Perakendeciliğinde Tüketici Tercihleri’ araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Türkiye, Rusya, Macaristan, Romanya ve Çekya’dan yaklaşık 4.000 tüketiciyle yapılan anket sonucu oluşturulan araştırma; sıfır ve ikinci el araç satın alma süreçlerine, araç kullanım alışkanlıklarına ve otomotiv sektörünün geleceğini etkilemesi beklenen yeni teknolojilere ilişkin bulgular içeriyor.

Türk tüketicinin tercihi sıfır araçtan yana

Türk tüketicilerin %60’ı 2 yıl içinde; %90’ı ise 5 yıl içinde yeni bir araç almayı planlıyor. Araç almayı planlayan Türk tüketicilerin %60’ı sıfır araç almayı planlarken, sıfır araca olan ilginin araştırma kapsamındaki diğer ülkelere göre daha yüksek olduğu görülüyor. Türk tüketiciler duydukları pozitif yorumlara diğer ülke tüketicilerinden daha fazla değer veriyor.

Avantajlı satış kampanyaları araç alımlarında en önemli kriter

Avantajlı satış kampanyaları, Türk tüketicinin araç alma kararı vermesinde en büyük öneme sahip etken olarak görülüyor. Türk tüketicilerinin %60’ı satış kampanyalarını en önemli kriter olarak görürken, diğer ülkelerde kişisel deneyimlerin daha ön planda olduğu göze çarpıyor. Türk ve Rus tüketiciler satın alacakları aracın markasına daha fazla önem veriyor ve markanın kendi kişiliklerini yansıttığını düşünüyor.

Yakıtta ilk tercih dizel

Türk tüketicilerinin satın alacakları araçlardaki yakıt tercihinin birinci sırasında dizel araçlar geliyor. Ankete katılan Türk tüketicilerin yalnızca %20’si benzinli araç tercih ediyor. Anket kapsamındaki diğer ülkelerle kıyaslandığında dizel araç tercih etme oranının Türkiye’de çok daha yüksek olduğu görülüyor. Bu durumun yakıt maliyetlerinin yüksek olmasından ileri geldiği ifade ediliyor.

İkinci el alımlarda aracın çıkış yeri ve kilometre garantisine dikkat ediliyor

Türk tüketiciler ikinci el araç alırken %67 oranla en çok aracın çıkış yeri ve kilometre garantisine dikkat ettiğini belirtirken, bunu %35 ile ek garanti süresi ve %26 ile bayideki araç seçeneklerinin çeşitli olması takip ediyor. İkinci el araç satın alırken tercih edilen satıcı kanallarında ise Türk tüketicilerin genellikle birden fazla bayisi bulunan oto galerilerini ve yetkili satıcıların ikinci el araç satış hizmetlerini tercih ettiği görülüyor. Diğer ülkelerde ise internetten ikinci el araç satın alma seçeneğinin Türkiye’ye göre çok daha fazla tercih edilmesi dikkat çeken bir unsur olarak göze çarpıyor.

Araç bakım ve tamirinde yetkili servisler tercih ediliyor

Türk tüketicilerin araç bakım ve tamir ihtiyaçları için ağırlıkla yetkili servisleri tercih ettiği, diğer ülkelerdeki tüketicilerin ise bağımsız araç servislerine daha çok rağbet gösterdiği dikkat çekiyor. Yetkili servislerin tercih edilme nedenlerin başında ise %45 ile servisin yetkinliği ve teknik bilgisi gelirken, bunu %45 ile aracı teslim etme ve teslim alma hızı ve %35 ile servis hizmetini uzun süre beklemeden alabilme imkânı takip ediyor.

Otomotiv perakendesinde özellikle satış sonrası hizmetlerde pandeminin de hızlandırıcı etkisiyle çeşitli dijital hizmetlerin ön plana çıktığını söyleyen EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Kıdemli Müdürü İnanç Engin, “Temassız araç teslim etme ve alma, bakım ve tamir işleri için yetkili servislerdeki uzmanlardan uzaktan destek alma, mobil servis ve bakım hizmetleri gibi yenilikçi hizmetler özellikle SSH tarafında öne çıkıyor. Satış tarafında ise otomobil bayilerinin bir dönüşüme girerek dijital satış kanallarına ağırlık vereceği bir döneme girdiğimizi görüyoruz” dedi.

Elektrikli ve hibrit araç alımında fiyat belirleyici

Araştırma sonuçları, Türk tüketicilerin elektrikli ve hibrit araçlara yüksek ilgi gösterdiklerini ancak fiyat yüksekliğinin tercihlerinde etkili olduğuna işaret ediyor. Ankete katılan Türk tüketicilerin %23’ü gelecekte mutlaka bir elektrikli araç alacaklarını belirtiyor. Cazip fiyat teklifleri sunulması durumunda bu oranın %86’ya kadar çıktığı görülüyor. Türk tüketicilerin elektrikli ve hibrit araçlara olan ilgisinin anket kapsamındaki diğer ülkelere kıyasla daha yüksek olması da dikkat çekici diğer bir unsur oldu. Tüm anket katılımcılarının elektrikli ve hibrit araçların başlıca tercih edilme nedenleri üzerine ortak görüşünün içten yanmalı araçlara kıyasla daha düşük olan idame masrafları ve düşük karbon salınımı olduğu görülüyor.

Vergi indirimi ve teşvikler elektrikli araç satışlarını destekler

Araştırma; elektrikli ve hibrit araçlara olan talebin arttırılmasının olası yöntemlerine de ışık tutuyor. Türk tüketiciler elektrikli araç alma isteklerini negatif etkileyen en önemli unsur olarak %42 oranında araçların fiyatlarının yüksek olmasını belirtiyor. Araç fiyatlarının yüksekliğinin ardından %19 ile tek şarj ile gidilebilen mesafe ve %18 oranıyla yeterli şarj istasyonu yaygınlığı olmaması nedenleri sıralanıyor. Elektrikli araç satın alma konusunda ilgi ve talebin hangi şartlar gerçekleşirse artacağı yönündeki soruya ise %55 oranında vergi indirimleri, %53 oranında da satın alma fiyatı üzerinden verilecek teşvikler şeklinde yanıtlar veriliyor.

“Elektrikli araçların yaygınlaşması global ölçekte kaçınılmaz görünüyor, ancak ülkemizdeki altyapının bu araçlara hazır hale gelmesi ve tüketici ilgisinin artırılması önem taşıyor” diyen EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Şirket Ortağı ve İleri Üretim Sektör Lideri Arda Karaçelebi, “Ülkemizdeki tüketici ilgisinin yüksek olduğunu çalışmamızdan görebiliyoruz ancak hem elektrik şebeke altyapısındaki iyileştirme ihtiyacı hem şarj istasyonlarının henüz yaygınlaşamamış olması hem de elektrikli araçların neredeyse tamamının ithal ve yüksek fiyatlı olması nedeniyle Türkiye pazarı elektrikli araçlarda arzu edilen konuma erişmekten şu anda uzakta. Özellikle ev ve iş yerlerindeki AC/DC şarj imkânlarının öncelikli olarak geliştirilmesi, sonra da otoyol ve şehir içi gibi sık kullanılan ve zaman açısından kısıtlayıcı konumlarda DC şarj imkânlarının artırılmasının bu noktada oldukça kritik olduğunu düşünüyoruz” değerlendirmesini yaptı.

Otomobilde 48 ve 36 ay taksitlendirme, önemli bir avantaj yaratacak

Şahsuvaroğlu Otomotiv Genel Müdür Yardımcısı Yunus Şahsuvaroğlu:
“48 ve 36 ay taksitlendirme, önemli bir avantaj yaratacak”
Ticaret Bakanlığı’nın yayınladığı genelge, 2020 sonunda yürürlüğe getirilen BDDK kararlarıyla uyumlu olması itibariyle otomobil satışlarında taksitlendirmeye ilişkin yaşanan karışıklıkları ortadan kaldıracak. Çok sayıda marka, inisiyatif kullanarak tüketiciye taksitlendirme seçenekleri sunuyordu. Ancak bunun marka inisiyatifinden çıkarılıp bir standart haline getirilmesi gerekiyordu. Farklı fiyat aralıklarına sahip araçları kapsayan taksit avantajını düşünürsek,genelgenin tüm segmentleri hedef aldığını görüyoruz. Sektörde 120 TL’den başlayıp 750 bin TL’ye uzanan araçlar, satışlardan en büyük payı alıyor. Genelge,bu fiyatlar arasında yer alan araçların satın alma gücünü artıracak. Dolayısıyla getirilen 48 ve 36 ay taksit uygulaması önemli bir avantaj yaratacak. Düzenlemenin özellikle 120 bin TL ile 750 bin TL arasındaki araçlara yönelik olumlu etkilerini hızla alacağımıza inanıyoruz. Sektörde ultra lüks araçlar olarak tanımladığımız 750 bin TL ve üzeri araçların satın alma hareketinde bir etki yaratacağını düşünmüyoruz.