Patentleri Sanayi İle Buluşturan Program Başladı!

İTÜNOVA TTO ve TOSB İnovasyon Merkezi PATİCA-Patent Ticarileştirme Programı’nı hayata geçirdi. Bu program sayesinde üniversite içerisinde geliştirilen patentlerin sanayi kuruluşları ile buluşması ve yüzde 75e kadar mali destek sağlayan TÜBİTAK Patent Lisans Çağrısı için iş birliği oluşturulması amaçlanıyor.

İstanbul Teknik Üniversitesi’nin teknoloji transfer ara yüzü olarak hizmet vermek amacıyla kurulan İTÜNOVA TTO, TOSB (Otomotiv Yan Sanayi İhtisas Organize Sanayi Bölgesi) İnovasyon Merkezi iş birliği ile PATİCA-Patent Ticarileştirme Programı’nı hayata geçirdi. PATİCA programı ile üniversite bünyesinde geliştirilen buluşların sanayi ile buluşturularak, yeni iş birliklerinin yolunun açılması hedefleniyor. Hayata geçirilen iş birliği hakkında konuşan TOSB İnovasyondan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Burhanoğlu, “İçinde bulunduğumuz bu dönemde ulusal ve uluslararası pazarda rekabet edebilmek için sektörün yenilikçi ürünlerle güçlenmesi kaçınılmaz bir unsur haline geldi. Özellikle değerli akademisyenlerimizin patentlerini tanıtmaları ve sektöre yönelik fayda sağlamaları bizler için çok önemli. Bu yolda İTÜNOVA TTO iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz PATİCA programının üniversite-sanayi iş birliğine büyük katkı sunacağına inanıyoruz” dedi.

TÜBİTAK’tan yüzde 75’e kadar mali destek

Konuyla ilgili konuşan İTÜ Ar-Ge’den Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alper Ünal, “Üniversitemizin hedeflerine göre önceliklerimiz; araştırma, inovasyon, nitelikli insan kaynakları, sanayi iş birliği ve yüksek teknoloji üretiminin artmasıdır. Bu kapsamda üniversitemizde geliştirilen buluşların sanayiye tanıtılması ve özel sektör iş birliklerinin çoğalması için başlatılan PATİCA programının oldukça verimli olacağına inanıyorum” dedi. İTÜNOVA TTO Genel Müdürü Ekrem Özcan ise şunları söyledi; “23 Haziran’da başlattığımız PATİCA programı ile akademisyenlerimiz patentlerini tanıtmaya başladı. PATİCA programı ile patentleri sanayi kuruluşları ile buluşturmayı ve yüzde 75’e kadar mali destek sağlayan TÜBİTAK Patent Lisans Çağrısı için iş birliği oluşturmayı hedefliyoruz. Farklı sektörlere yönelik buluşların anlatılacağı program ile patente dayalı iş birliklerin de yolunu açacağız. Ayrıca Anadolu’daki üniversitelerden patenti olan akademisyenleri de programa dahil ederek onların da sanayi ile buluşmalarına destek vereceğiz.”

PATİCA programı ile 100 patentin akademisyenler tarafından sanayi firmalarına sunum yaparak tanıtımlarının sağlanması hedefleniyor. Buna ek olarak üniversitelerde, araştırma kurumlarında ve teknoloji geliştirme bölgelerinde geliştirilen patentli teknolojilerin sanayiye aktarılmasını sağlamak için işbirlikleri oluşturularak TÜBİTAK’ın Patent Lisans Çağrısına başvurmaları amaçlanıyor. Bu çağrı kapsamında farklı kriterlere göre patent sahibine yapılan lisans/devir bedellerinde yüzde 75’e varan geri ödeme sağlanıyor.

Türk Girişimler Tek İşlemle Milyarlar Liginde

Türk Girişimler Tek İşlemle Milyarlar Liginde

Küresel girişim ekosistemi yılın ilk çeyreğinde 61 milyar doları gördü

Türk girişimler tek işlemle milyarlar liginde

KPMG’nin hazırladığı ‘Venture Pulse 2020’ raporuna göre Covid-19’a yakalanmadan geçen bu yılın ilk üç ayında küresel girişim yatırımlarına 61 milyar dolar geldi. Salgın etkisindeki ikinci çeyrekte gerileme beklenirken ABD’li Zynga’nın haziran ayında Peak Games’i 1,8 milyar dolara satın almasıyla Türk şirketlere 2020 yılının ilk yarısında yapılan yatırım miktarı 1,9 milyar doların üzerine çıktı. Covid-19’un da etkisiyle sağlık alanında biyoteknoloji, dijital sağlık, ilaç ve yaşam bilimleri, hastalıkların tahmini için yapay zeka modellemesi ve medtech alanlarında faaliyet gösteren girişimlerin önümüzdeki günlerde yıldızının daha da parlaması bekleniyor.

KPMG’nin dünyadaki girişim ekosisteminin nabzını tuttuğu ‘Venture Pulse 2020’ raporunun ilki yayımlandı. 2020’nin ilk üç ayında girişim ekosisteminin gelişimini değerlendiren rapor, Covid-19 etkisinin henüz hissedilmediği dönemde girişim yatırımlarındaki büyümeyi inceliyor. Covid-19 sonrası döneme ilişkin beklentilere yer veriyor.

‘Venture Pulse 2020’ raporuna göre bu yılın ilk üç ayında küresel girişim ekosistemi 4 bin 260 adet işlemle 61 milyar dolar yatırım almayı başardı. Rapora göre, pandemi öncesi yıla sağlam başlayan girişim yatırımlarından önemli başlıklar şöyle:

  • Brexit süreci ve devam eden ABD-Çin ticaret savaşı dahil olmak üzere küresel siyasi ve ekonomik belirsizliklere rağmen, 2020’nin başında çoğunlukla olumlu bir görünüm vardı.
  • ABD ve Avrupa’daki girişimler oldukça güçlü yatırımlar aldı.
  • ABD’de sürücüsüz otomobil çağırma uygulaması Waymo 2,25 milyar dolar, sürdürülebilir altyapı çözümleri sunan Generate Capital şirketi 1 milyar dolar topladı. Avrupa’da, İngiltere merkezli finans teknolojisi şirketi Revolut 500 milyon dolarlık bir yatırım çekerken, mobilite hizmeti veren Lilium 240 milyon dolar yatırım aldı.
  • Fintech’ler ilk çeyrek boyunca küresel anlamda popülerliğini korudu. Dijital bankacılık hizmetleri veren ABD merkezli Chime 500 milyon dolar, İngiltere merkezli Revolut 500 milyon dolar, İsveç merkezli Klarna 200 milyon dolar, Avustralya merkezli Xinja 160 milyon dolar yatırım aldı.

Tek işlemle 1,9 milyar dolar

  • Startups.watch verilerine göre Türkiye’de ise girişim ekosistemi 2020’nin ilk çeyreğinde 32 işlemle 42,3 milyon dolar yatırım aldı. İkinci çeyrekte gerçekleşen 21 yatırımla birlikte toplam yatırım tutarı 1 milyar 881 milyon doları aştı.
  • İkinci çeyrekteki en büyük işlem ABD’li Zynga’nın haziran ayında Türk oyun şirketi Peak Games’i 1,8 milyar dolara satın alması oldu. Peak Games böylece 1 milyar doları aşan değerleme ile Türkiye’nin ilk ‘Unicorn’ şirketi oldu.
  • Türk girişim ekosisteminde 2020’nin en büyük ikinci satın alması ise yine Haziran ayında gerçekleşti. Yerli ödeme platformu Payguru, Ortadoğu ve Afrika’daki büyük yatırımlarıyla dikkat çeken mobil ödeme şirketi TPAY Mobile tarafından 40 milyon dolara satın alındı.
  • Dünyada çeşitli ülkelerde 20 ofisi bulunan pazarlama teknolojileri girişimi Insider da yatırım turunu Haziran ayında tamamladığı 32 milyon dolarlık yatırım turu ile Riverwood Capital, Endeavor Catalyst ve Sequoia Capital’den yatırım aldı. Insider kuruluşundan bugüne kadar aldığı toplam 46,1 milyon dolar yatırım ile 2020 yılının öne çıkan şirketlerinden oldu.
  • Türk site/apartman yönetimi yazılımı girişimi Apsiyon ise 5 milyon dolar yatırım çekerek, yatırımdan elde edilen nakdin uluslararası pazarlara açılmak için kullanılacağını belirtti.

Raporu değerlendiren KPMG Türkiye Birleşme ve Satın Alma Hizmetleri Şirket Ortağı Gökhan Kaçmaz, ülkemizde 2020’nin ilk yarısında gerçekleşen çok sayıda yatırım işlemi nedeniyle Covid-19’un etkisinin tam anlamıyla hissedilmediğini vurguladı. Kaçmaz, “Yılın ilk yarısındaki pozitif manzarayı maalesef ikinci yarıda görmekte zorlanacağız. Ancak Türk şirketlere yatırım iştahı devam ediyor. KPMG Türkiye olarak 2019 yılının sonunda açıkladığımız raporda öngördüğümüz gibi oyun, ödeme sistemleri, siber güvenlik, biyoteknoloji ve hizmet olarak yazılım (SaaS) şirketlerine yatırımlar önümüzdeki dönemde de devam edecek” dedi.

Covid-19 sonrası seyahat kısıtlamaları nedeniyle sınır ötesi girişim yatırım faaliyetlerinin ikinci çeyrekte zorlandığını belirten Kaçmaz, durum tespit çalışmaları ve yüz yüze toplantıların yapılamaması nedeniyle sınır ötesi faaliyetlerin önemli miktarda aksadığını kaydetti.

Gökhan Kaçmaz, insanlığa yardım amaçlı küresel yatırımlardaki artışa dikkat çekerek, “Yatırımcılar, aşı arayan veya Covid-19 ile başa çıkmada yenilikçi yolları olan şirketleri desteklemeye çalışıyor. Mesela Bill ve Melinda Gates Vakfı, Wellcome ve Mastercard ile çalışarak 125 milyon dolar destek topladı. Birçok ülkede hükümetler Covid-19’un etkilerini ele almaya odaklanan önemli yatırımlar yapıyor. Mart ayında Almanya merkezli CureVac, potansiyel Covid-19 aşısının üretimini ölçeklendirebilmesi için Avrupa Komisyonu’ndan 89 milyon dolar aldı. Şu anda küresel şirketler Covid-19’un sonuçlarıyla baş etmek için uğraşıyor. Dijitalleşme ve birlikte çalışabilirliği önceliklendiren şirketler, temel operasyonlarını sürdürmeye odaklandıklarından, kurumsal girişim yatırımları kısa vadede minimum düzeyde kalacak” dedi.

Dijital hizmetlerin değeri artacak

Raporda dikkat çeken dijital devrim ve küresel trendler ise şöyle yer alıyor:

  • Çok sayıda şirket pandemide tespit ettiği eksikleri üzerinde çalışıyor ve dijital çözümlere yöneliyor.
  • Krizin sonunda şirketler dijitalin değerini benzeri görülmemiş bir ölçekte fark edecek. Tüketiciler için ise e-ticaret, reklam teknolojileri (adtech), dijital eğlence ve oyun, dijital öğrenme ve tüm dijital hizmetlerin değeri artacak. Bu değişim perakende ve birçok sektörü sonsuza dek dönüştürecek.

İşte yükselen trendler

  • Geleneksel girişim yatırımının önümüzdeki çeyrekte önemli ölçüde yavaşlaması bekleniyor. Yatırımcılara cazip gelebilecek girişim segmentleri, sağlık ve biyoteknoloji, dijital sağlık, ilaç ve yaşam bilimleri, hastalıkların yayılmasını tahmin etmek için yapay zeka modellemesi, medtech şeklinde sıralanıyor.
  • Çevrimiçi hizmetlerdeki artış göz önüne alındığında verimlilik çözümleri, lojistik ve teslimat, reklam teknolojileri ve çevrimiçi eğlenceye odaklanan şirketler, siber güvenlik ve veri koruma şirketleri de ilgi görecek.

Sigorta Sektöründe İlk Mobil Uygulama İhracına İnovasyon Ödülü

Sigorta Sektöründe İlk Mobil Uygulama İhracına İnovasyon Ödülü

Howden Sigorta, Türkiye’de geliştirdiği ve grup sağlık sigortalarında direkt bireysel kullanıcı ile iletişim kurarak sigorta poliçesinin maliyetinin etkin kullanımını sağlayan Smartie’yi yurtdışına ihraç ediyor. Dubai Dünya Sigorta Kongresi’nden (DWIC 2020) ödülle dönen Smartie, sektörde yurtdışına ihraç edilen ilk mobil uygulama olma özelliği taşıyor.

İngiliz Hyperion Sigorta Grubu’na bağlı Howden Sigorta, sigorta sektöründe Türkiye’de geliştirilip yurt dışına ihraç edilen ilk mobil uygulama olan Smartie’nin lansmanını Dubai’de gerçekleştirdi. Howden Türkiye, Ortadoğu ve Afrika Bölge CEO’su Atınç Yılmaz, teknolojiyi ürün satmaktan ziyade ürün geliştirmek için kullandıklarını söyledi. Smartie’nin Howden Türkiye ekibinin çok önemli bir başarısı olduğunu ifade eden Yılmaz, “Bu ürünle bizim için çok önemli olan Ortadoğu pazarında önemli bir farklılık yaratacağımızı düşünüyoruz. Sigorta alanında Türkiye’den çıkan ilk mobil uygulama ihracını yapmaktan dolayı da ayrıca gururluyuz.” dedi.

Dubai’den ödülle döndü

Smartie, bünyesinde barındırdığı ileri teknolojik alt yapı ve kullanıcı dostu özelliklerini sigorta alanında dünyanın en prestijli ödüllerinden biriyle taçlandırdı. Dubai Dünya Sigorta Kongresi’nde (DWIC 2020) düzenlenen DWIC Honours’ta ‘Dijital Sigorta İnovasyon’ kategorisinde birincilik elde eden Smartie, yarışmaya katılan 200 firmayı geride bıraktı ve böylelikle sektörde yurt dışına ihraç edilen ödüllü ilk mobil uygulama unvanını elde etti.

Hem sigortalılar hem de işverenleri düşünerek geliştirildi

Smartie’nin senelerdir yüksek medikal enflasyon ve yüksek tazminat prim oranları nedeniyle cebinden her yıl daha fazla para ödeyen sigortalıları ve yine her yıl bütçelenmesi çok zor artışlarla yenilenen grup sağlık poliçelerini finanse eden işverenleri düşünerek geliştirilmiş bir uygulama olduğunu ifade eden Howden TMEA Bölge İnovatif Ürünler Geliştirme Lideri Cem Pekkutlucan ise şunları söyledi:

“Benzer sorunlar yaşayan Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki sigortalı ve kurumlar için de yeni versiyonda İngilizce’yi destekleyerek bu imkanı sunacağız. Smartie, sağlık sigortaları konusunda Türkiye’nin yurtdışına ihraç ettiği ilk mobil uygulama olması nedeniyle de çok büyük önem arz ediyor. Howden’ın zaten güçlü olduğu BAE’de çalışan faydası konusunda diğer aracılara nazaran fark yaratarak gücüne güç katmasını bekliyoruz.”

Harcamalar kontrol altına alınabiliyor

Smartie İş Geliştirme ve Proje Direktörü Ersegün Odabaşı da “Bu uygulama sayesinde kullanıcı limitini ve cebinden yaptığı harcamalarını kontrol altına alabiliyor. Smartie, sigortalının hangi hastaneye giderse ne kadar katkı payı ödeyeceğini, sağlık kuruluşu hakkındaki bilgiyi ve diğer çalışanların değerlendirmelerini sunuyor. Bu sayede çalışanına sigorta sunan firmanın da ödeyeceği prim azalıyor.” şeklinde konuştu.

Akıllı İşletmelerin Geleceğinde Analitik ve Yapay Zeka Yatıyor

Akıllı İşletmelerin Geleceğinde Analitik ve Yapay Zeka Yatıyor

IDC tarafından düzenlenen Future of Connectedness etkinliğine katılan Micro Focus, kurumların dönüşümünde analitik ve yapay zekanın sahip oynadığı rolün arttığını vurgularken, her sektörde görebileceğimiz uygulamaları detaylandırdı.

Kurumlar için kriz yönetiminin ve dijitalleşmenin önemi, son dönemde yaşanan pandemi ile bir kez daha göz önüne serildi. Bir organizasyondaki tüm yapıların BT kabiliyetlerinin sınandığı kriz dönemleri, aslında teknolojinin kullanımı açısından da fırsatlar sunuyor.

Önceki 10 yılda finans ve telekom gibi geniş kullanıcı tabanına sahip sektörlerde kullanıldığını gördüğümüz yapay zeka ve analitik çözümleri, artık küçük ve orta büyüklükte işletmelerin bile radarına girmiş durumda. Bu teknolojilerin kullanımı, kurumlar için rekabetin de değişmesini sağlıyor. Artık kurumlar, ürün ve hizmetlerini pazara sunmak için eskisinden hızlı davranmak zorundalar.

Büyük veri ve analitik, yapay zeka platformlarını destekliyor

IDC, Future of Connectedness adlı etkinliğinde tüm bu değişimi mercek altına alırken, Micro Focus da “Future of Intelligence: Hype or Reality? Advanced Analytics & AI” adlı oturumda yapay zeka ve ileri analitik konusundaki gelişmeleri değerlendirdi.

Etkinlikte konuşan Micro Focus Satış Direktörü Zafer Akın, “Dijital etkileşimin artması ve şirketlerin veriden değer yaratmanın faydasını daha çok kavramaları ile bu teknolojiler, birçok sektörde ve iş kolunda kullanılır hale geldi. Teknoloji, büyük veri ve ileri analitik platformları ile şirketlerin kendi özel iş ihtiyaçlarına göre kendi geliştirdikleri model ve metotlarla yapay zekadan faydalandıkları projelerde önemli bir katkı sağlıyor. Bir diğer katkı sağladığı alan ise zaten kullanmakta oldukları çözümlerin içine gömülü olan ve sistem ve süreçleri hızlandıran, yapay zeka destekli veya ileri analitiklerin gömülü olduğu teknolojiler” dedi.

Micro Focus’tan ihtiyaca özel Vertica ve IDOL platformları

Micro Focus, şirketlerin özel iş ihtiyaçlarına göre geliştirdiği yapay zeka projelerine Vertica ve IDOL platformlarıyla katkı sağlıyor. Yapısal ve yapısal olmayan verilerden değer yaratmaya yarayan bu iki çözümün kullanıldığı alanları örnekleyen Akın, Uber’in Micro Focus çözümleriyle anlık fiyatlama ve rota hesaplaması yaptığını belirtti.

Benzer şekilde, e-ticaret sitelerinin kampanya algoritmalarında, şirketlerin dolandırıcılık (fraud) takiplerinde, imalat alanında makine yoğun şirketlerde doğru zamanda bakım yapılarak tasarruf sağlayan kestirimci bakım senaryolarında ve belediyelerin açık veri platformlarında Vertica’nın tercih edildiğini belirten Akın, görüntü işleme ve yüz tanıma teknolojileri ile toplumsal alanlardaki risk analizi ve benzeri projeler için de IDOL’ün tercih edildiğini ekledi.

Micro Focus’un sunduğu çözümler, işletmelerin hız ihtiyacını da karşılıyor. Eskiden BT ekiplerinin sunulan servisleri izleyebilmek için belirlimetrikleri ya da olay kayıtlarını takip ettiğini belirten Akın, artık AIOps yaklaşımıyla metrik, olay kaydı ve log’lar arasında bir insan gözünün yakalayamayacağı örüntülerin tespit edebildiğini ve bu sayede servislerin kesintisiz çalışmasında çok önemli bir rol oynadığını belirtti.

Hız ve özellikler kadar, esneklik de sunuyor

Akın, sözlerine şöyle devam etti: “Micro Focus olarak sunduğumuz entegre yapay zeka kullanan UFT çözümüyle test otomasyonu senaryolarını kolaylaştırıyoruz. Önceden bu senaryoları uygulamak, servislerde ya da ekranlardaki değişimlerde otomasyonu da ayarlamak gerektiğinden zordu. Ancak UFT içinde çalışan yapay zeka, bu değişiklikleri bir insan gibi algılayarak, senaryonun sürekli ve bozulmadan kullanılmasını sağlayabiliyor. Benzer biçimde, bir telefon kamerasıyla çekilen bir ekran görüntüsünden sorunu tanımlamak, sorunla ilgili arıza kaydını oluşturmak ve sorunun otomatik destek sürecini başlatmak mümkün oluyor. Tüm bunları değerlendirdiğimizde, şirketlerin ürün ve hizmetlerini pazara erken sunabilmeleri açısından yapay zeka ve analitik çözümleriyle mümkün oluyor. Micro Focus, bu noktada hız ve özellikler kadar, ihtiyaca özel çözümler sunabilme esnekliği de sağlıyor.”

Home Office Kalıcı Oldu, Evlere Bir Oda Daha İsteniyor

İnsanların çoğunun koronavirüsle tecrübe ettiği evden çalışma şekli normalleşme adımlarına rağmen birçok şirkette uygulanmaya devam ediyor. Bazı şirketler ise sağladığı kolaylıklar nedeniyle home office çalışma şeklini kalıcı hale getirdiklerini duyurdu.

Bu nedenle yeni ev arayışına girenler, artık çalışma odası olarak kullanmak üzere bir oda daha istiyor.

Emlak Alışkanlıkları Değişti

Koronavirüsün gayrimenkul sektöründe birçok değişime neden olduğunu belirten Lüks Gayrimenkul Danışmanı Evrim Kırmızıtaş Başaran, “Salgın başladığından beri müşterilerimizden farklı talepler aldık. Yürüyüş yapacak alanlarının olmamasından ve komşulardan gelen gürültülü seslerden şikâyetçi olanlar apartmanlardan müstakil evlere geçmek istedi. Virüs endişesiyle tatile çıkmak istemeyenler ev ve tatili bir arada yaşamak için havuzlu evler istedi. Müstakil ya da havuzlu villalar için bütçesi olmayanlar balkonlu ya da teraslı ev arıyor” dedi.

‘Evde Tartışmalar Yaşandı’

Lüks Gayrimenkul Danışmanı Evrim Kırmızıtaş Başaran’ın verdiği bilgilere göre bir diğer talep ise çalışma odası olarak kullanmak üzere yeni bir oda.

Birçok şirketin koronavirüsle ilk defa evden çalışmaya başladığını belirten Başaran, “Bu alışık olmadığımız bir durumdu. O nedenle birçok insan bu konuda zorlandı. Özellikle iki çalışanın, eğitim alan öğrencilerin bulunduğu evler çok sorun yaşadı. Bir kişi online toplantı yaparken diğerinin odaklanması gereken bir iş oldu, çocukların ders çalışması gerekti. Böyle olunca hem herkesin verimi düştü hem de ev içinde tartışmalar yaşandı” dedi.

Uzmanlar da Öneriyor

Bu zorluğu yaşayanların yeni ev arayışına girdiğini aktaran Başaran “Birçok şirket evden çalışma dönemi bu yıl sonuna kadar uzattığını açıkladı. Öte yandan sağladığı avantajlar nedeniyle evden çalışmayı kalıcı hale getiren şirketler de var. Evden çalışma şeklinin devam edeceğini gören müşterilerimiz artık bir oda daha istiyor. Uzmanlar da ev-iş dengesini sağlamak oturma odası, yatak odası gibi yerlerdense farklı ortamda çalışılması gerektiği önerisinde bulunuyor” diye konuştu

B2B Sektör Buluşmaları #17: Gümrük İşlemlerinde Karşılaşılan Riskler ve Avantajlar

Webinar: Gümrük İşlemlerinde Karşılaşılan Riskler ve Avantajlar
Tarih: 30 Haziran 2020 Salı
Saat: 14.00
Yayın linki: webinar.buyernetwork.net

B2B Sektör Buluşmaları kaldığı yerden devam ediyor.⠀

30 Haziran’da Ünsped Gümrük Müşavirliği’nin değerli yöneticileriyle “Gümrük İşlemlerinde Karşılaşılan Riskler ve Avantajlar” konusunu ele alacağız.⠀

Riskleri ve avantajları ayrı birer başlıkta değerlendireceğimiz bu faydalı ve bilgi dolu webinarımızı kaçırmayın.


Riskler:

-Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu
-Gümrük Kanunu ve İlgili Kanunlarda Konulan Cezalar
-Eşyaya El Koyma ve Eşyanın Tasfiyesi

Hüseyin Cahit SOYSAL
UGM Yönetim Kurulu Üyesi
(Eski Gümrükler Genel Müdürü)

Avantajlar:

-Gümrük Kanunu,
-Kabahatler Kanunu,
-İdari Yargılama Usulü Kanunu ve Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında; cezada indirim, peşin ödeme indirimi, uzlaşma, kendini ihbar, etkin pişmanlık.

Remzi AKÇİN
UGM Yönetim Kurulu Başkanı
(Eski Gümrükler Genel Müdürü ve Eski Ticaret Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı)

Soru Cevap


Firmanızın kurumsal pazarda B2B satış geliştirme faaliyetlerinde yeni bir kanal açın.
Profesyonel destek alın. https://buyernetwork.net/business/

Kurumsal satış operasyonlarında “dış kaynak kullanımı” ekonomiktir.
Sektörel satış uzmanlığından yararlanırsınız.
Firma personel dağılımınızı faaliyetlerinize en uygun şekilde yapılandırırsınız. Size zaman ve maliyet tasarrufu sağlar.

Join 8.900+ B2B Professionals

 

İş Yerinde Aidiyet: Çalışan Bağlılığı

İster kamu işletmesi, ister özel sektör şirketi olsun; her yönetici işine kendisi gibi sahip çıkan, canla başla çalışan personeller ister. Bunu elde etmenin yolu ise çalışan bağlılığını sağlamaktır.

Peki çalışan bağlılığı nasıl sağlanır?

Bu yazımda sizlerle çalışan bağlılığını artırmanın yollarını paylaşacağım.

Çalışan bağlılığı bir çalışanın şirketin amaç ve hedeflerini benimseyerek; bu amaç ve hedeflere ulaşmak için kalbini, ruhunu ve ellerini kullanarak adeta bir adanmışlık haliyle çalışması olarak tanımlanabilir. Çalışan bağımlılığı, çalışanların şirkete olan aidiyetinin gelişmesi ile açığa çıkar. Çalışan bağımlılığını sağlamak şirketlerde; verimliliğin artmasına, üretilen ürün veya hizmetin kalitesinin yükselmesine, “turnover” oranının düşmesine katkı sağlar. Peki çalışan bağımlılığı nasıl artırılır? Sizlere aşağıda araştırmalarım sonucunda elde ettiğim bilgilerle bir çalışan olarak kendi fikirlerimi de ekleyerek çalışan bağlılığını artırmanın yollarını aktarmak istiyorum.

1) Amaç ve hedefleri paylaşmak.

Bu bence çok önemli bir konu. Çalışanlarınıza şirketinizin amaçlarını ve hedeflerini detaylı bir şekilde aktarmanız, çalışanlarınızın bu amaç ve hedefleri benimseyerek onlara ulaşması için çalışmasında çok büyük bir önem taşıyacaktır.

2)  Çalışanlarınızın odağınızda olduğunu hissettirin.

Bağlılığı sağlamanın yolu çalışanların mutluluğundan geçer. Mutluluk da sadece dolgun maaş demek değildir. Önemsenmek, değer görmek, takdir edilmek gibi unsurlarda çok etkilidir. Çalışanlarınıza onları önemsediğinizi ve sevdiğinizi hissettirin.

3)  Şeffaf olun, güvenin.

Şirketinizle ilgili bilgileri ve kararları çalışanlarınızla paylaşmak, onlara güvendiğinizin bir işareti olacaktır. Bu da çalışan bağlılığını getiren faktörlerden biridir.

4)  Görünürlüğünüzü artırın.

Çalışanlarınızla iç içe olmanız onları mutlu edecektir. Bunun içinse; öğle yemeklerinizi bazen yemekhanede onlarla birlikte yemek bir yöntem olabilir. Diğer bir yöntem ise çalışanların size kolay ulaşabilmesidir. Bir sorun yaşadıklarında sizlere kolay ulaşabilmeleri hem onların mutluluğuna hem de size karşı güvenlerinin artmasına katkı sağlayacaktır.

5)  Esnek olun.

Kendi arkadaş çevremdeki konuşmalardan gençler arasında esnek çalışma ve uzaktan çalışma stillerinin rağbet gördüğünü anlıyorum. Şirketinizde talep edenler için bu tarz yeniliklere açık olmayı deneyebilirsiniz.

6)  İlk günden çalışan memnuniyeti.

Şirketinizde yeni bir personel başladığında onu daha ilk günden işe boğmak yerine; tecrübeli bir çalışanınızı ona mentor olarak atayarak bir süre çalışma arkadaşlarını ve iş ortamını daha iyi tanımalarını sağlayabilirsiniz.

7)  Yardımsever olun.

Çalışanlarınız bazı dönemlerde işlerin içinden çıkamayabilir. Zorlandığı zamanlarda bir yönetici olarak sizden yardım isteyebileceğini bilmek çalışanınızı mutlu edecektir.

8)  İş dışı arkadaşlık.

Çalışanlarınızla aranızdaki hiyerarşik ilişki korunmalı elbette. Ama arada sırada iş dışında birlikte aktiviteler yapmak çalışan mutluluğu ve bağlılığını artırmanın anahtarlarından birisidir.

Bu yazımda sizlere; çalışan bağlılığının ne olduğunu ve artırmanın yollarını açıklamaya çalıştım.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere…

İçerik Üretimi

Başarılı içerik üretimi hedef kitleyi tanımakla başlar. Sürdürülebilir, etkileşimi olan herkesin paylaştığı niş konulardan oluşması sizi farklı kılar. Tam olarak buna cevap arıyordum dedirtten benzersiz, ilham veren yazılar sizi alanda marka ve aranan kişi yapar.

Bunları yazabilmek için her gün sektördeki uzmanları okumak, takipçi yorumlarından yola çıkmak ve güçlü sorular sormak gerekir. Tabi ki her gün 15-20 dakika yazmanız önemlidir. İçerik üretimi konusunda mükemmel başlanmaz. Odaklandıkça bakış açısı değişir. Sizinle bağlantı kuran takipçileriniz yorum ve fikirlerine fırsat tanıdıkça yani yazının sonunda etkileşim alanı bıraktıkça sadakat ve yazılarınıza alışkanlık artacaktır.

Her şeyi sorgulayın ve çözülmeye değer bir proplemi tanımak için meraklı olun. Sadece eleştilen değil pozitif düşünce ile “geliştirilen” bakış açısı yakalayın. Tarzınızı kaybetmeyin okuduğunuz uzmanlar mutlaka sizi etkileyecektir. Önce yazın ve bir gün bekletin gerçekten size ait mi? İmzanız olmadan kaç kişi bu yazıyı sizin yazdığınızı anlayacak bunu kendinize sorun!

Duygulara hitap edin, empati kurun, hissedin, gözlem yapın. İnsanların o an ne hissettiklerini öğrenin. İstatistik bilgiler paylaşın, görsel rakamlardan ve kıyaslamalardan yararlanın. Alandaki saygın otoritelere, saygın üniversite kaynaklarına atıfta bulunun.

Hikayeler paylaşın, insanları eğlendirin, sürpriz yapın. Başkalarının paylaşacağı içerik üretmek için yazının başında tahmin ettirin, ortalarına vaatte bulunun ve sonunda sorunu çözün. Her yeni içeriğiniz takipçilerinizi başka içeriğinize, başka kitaba, yazara ve uzmana götürsün.

Twitter içeriklerini, instagram içeriklerini, youtube içeriklerini takip edin. Yabancı kaynaklardan nitelikli içerik üretimlerini yakından izleyin.

Alanınızda herkesin duymadığı başarı hikayeleri, anekdotlar paylaşın. İnsanları eğlendirin, paylaşılmasını istiyorsanız çarpıcı başlıklar kullanın. İmla kurallarına dikkat edin. Neyin trend olduğunu, gündemden, rakiplerden ve google trend üzerinden takip edin. Sizin gündem oluşturan ve sıradışı yazıları paylaşacağınız zamana kadar siz gündemi yakından takip edin.

Rakiplerin başarılı içeriklerini not alın, üzerine yoğunlaşın. Kitlenizin hoşlandığı herşey sizinde olabilir! Rakiplerinizin hangi sosyal medya kanallarından hangi gün ve saatlerde paylaşım yaptığına dikkat edin. Unutmayın Dünyanın en iyi içeriğini de yazsanız önemli olan ulaştığı kişi sayısıdır.

Topluluk tartışmalarına katılın, yorum ve blog yazı linkinizi paylaşın. İçeriğiniz asla reklam kokmamalı ve bir satış yapmamalıdır. Unutmayın marka algınız ve geleceğiniz paylaştığınız içeriğe bağlıdır. Yazdıklarınız google ilk sayfada ilk sırada yayınlanmaya başladığında uzman olarak algılanmaya başlayacaksınız.

Çekici içerik, güçlü bir soru, harika bir anekdot ya da kısa bir video ile başlamak  insanlarda merak uyandırır. Sorunları hikayeler ile çözdüğünüzde ve deneyim yaşattığınızda takipçileriniz başkaları ile paylaşmaya ve etkileşime daha istekli olacaktır.

Bir süre sonra içerik fabrikasına dönüşeceksiniz. Özellikle blog ve video içeriklerinizde alandaki uzmanlar ile röportaj yayınladığınızda uzmanlığınıza değer katarsınız.

Paylaşan, yorum yapan takipçilerinize indirilebilir içerikler, ödüller, ücretsiz webinar, fiziksel kahve ve tanışma toplantıları organize edin. Sıkı takipçilerinizi ilk haberdar olmaları için whatsapp gibi farklı kanallardan öncelik tanıyın.

Yazılarınızı instagram, facebook, twitter,linkedin, youtube, whatsapp, pinterest gibi çok farklı kanaldan uygun hashtag kullanarak paylaşın. Hedef şirket ve kişilere özel olarak iletin. Ücretsiz indirilecek pdf dosya, video linki ve farklı bağlantılar size fayda sağlayacaktır.

İçerikleriniz de yazdığınız diğer blog ve yazılara link vererek gündemde kalmasını sağlayın. Anahtar kelimeleri ikili olarak kullanmaya çalışın.Örneğin sekreter yazdığınızda rakiplerinizin arasında kaybolabilirsiniz sekreteri aşmak olarak yazdığınızda google üzerinden ilk sayfada yer alabilirsiniz.

İçeriklerinizde mutlaka bir fotoğraf ve kısa video eklemelisiniz. Paylaş butonu çalıştığına emin olun! Ne yapıyorsunuz ve ne bekliyorsunuz? İçeriklerinizin son kullanıcı gözü ile bakışı ve yazım amacınıza odaklandığınızda muhteşem gelişimin keyfini çıkartmaya başlayacaksınız.

Algoritması yüksek, SEO algısı harika ve herkese işte bu dedirten içerikler üretmeniz dileklerimle…

Türkiye İMSAD Başkanı Tayfun Küçükoğlu: “Hedefimiz İthalatın 4 Misli İhracat Seviyesine Ulaşmak”

Türkiye İMSAD Başkanı Tayfun Küçükoğlu: “Hedefimiz İthalatın 4 Misli İhracat Seviyesine Ulaşmak”

Türkiye İMSAD’ın geleneksel hale gelen ‘Gündem Buluşmaları’ toplantısının 35’incisi, küresel salgın nedeniyle dördüncü kez internet üzerinden gerçekleştirildi. ‘Toparlanma mı, İkinci Dalga mı?’ başlığı altında yapılan online toplantıda katılımcılara seslenen Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu, “Bu zorlu dönemi küresel pazarda lehimize çevireceğimize inanıyoruz. Türkiye inşaat malzemeleri sanayisi bugün ithalatının 3 misli ihracat yaparak ülkemizin gelişimine kritik fayda sağlıyor. Hedefimiz, Covid-19 sonrası 5 yıllık süreçte ithalatın 4 misli ihracat seviyesine ulaşmak ve ülkemize sağladığımız cari fazlayı artırmaktır” dedi. Toplantının konuşmacısı Dr. Can Fuat Gürlesel ise Türkiye inşaat malzemeleri sektörü için iç ve dış pazarda önemli fırsatlar olduğunu belirterek, bölgesel tedarik ağlarının daha çok değer kazanacağını vurguladı.

Türkiye İMSAD (Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği) tarafından 35’inci kez düzenlenen Gündem Buluşmaları’ toplantısı, 23 Haziran Salı günü dördüncü kez internet üzerinden, Demirdöküm’ün katkılarıyla gerçekleştirildi. Açılışını Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu, moderatörlüğünü Türkiye İMSAD Başkan Vekili Ferdi Erdoğan’ın yaptığı ‘Toparlanma mı, İkinci Dalga mı?’ başlıklı online ‘Gündem Buluşmaları’ toplantısı; inşaat malzemesi sanayicileri, iş dünyasından isimler ve sektör profesyonelleri tarafından ilgiyle takip edildi. Toplantının konuşmacısı Türkiye İMSAD Ekonomi Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel, küresel salgının dünya ve Türkiye ekonomisine etkilerini ve normalleşme sürecine yönelik değerlendirmeleri paylaştı.

“İthalatın 4 misli ihracat yapacak potansiyele sahibiz”

Türkiye’nin salgına karşı dünyanın önde gelen ülkelerine göre daha etkili bir mücadele verdiğini belirten Türkiye İMSAD Başkanı Tayfun Küçükoğlu, şöyle konuştu: “Bugün yeni dönemin yol haritalarını netleştirme, oluşturma gayretindeyiz. Pandemi dönemini üretkenlik ve mücadele anlamında yüksek başarı ile yöneten sektörümüz, şu an geleceğe odaklanma sürecinde. Yaşanan global değişikliklerin ülkemizin gelişimini olumlu etkileyeceğine, bu süreçte proaktif, hazırlıklı ve tedbirli olmamız gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye, küresel anlamda daha stratejik, daha güçlü bir ülke olma yolunda önemli bir fırsat coğrafya

yakaladı.Peki, bu fırsatı ne kadar değerlendirebileceğiz? Hem bulunduğumuz coğrafyada hem de dünya ihracat pazarında öne çıkan ülkelerle rekabetimizi sürdürürken bu zorlu dönemi lehimize çevireceğimize inanıyoruz. Türkiye inşaat malzemeleri sanayisi, bugün ithalatının 3 misli ihracat yaparak ülkemizin gelişimine kritik fayda sağlıyor. Hedefimiz, Covid-19 sonrası 5 yıllık süreçte ithalatın 4 misli ihracat seviyesine ulaşmak ve ülkemize sağladığımız cari fazlayı artırmaktır. Bu potansiyele sahibiz.”

“Asıl dış pazara odaklanmalıyız”

35. Gündem Buluşmaları toplantısının moderatörü Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ferdi Erdoğan, Covid-19 salgını sürecinde otel, fabrika, alışveriş merkezi, hastane, ofis ve benzer yapıların havalandırma sistemlerinin mercek altına alındığını belirterek, “Bütün dünyada havalandırma sistemlerinin kötü olduğu ortaya çıktı. Bir yapının temiz havayla havalandırılmasının çok önemli hale gelmesi, yeni bir alan yarattı. İklimlendirme sektöründe şu anda yeni çalışmaların başladığını söyleyebiliriz” dedi. Ferdi Erdoğan, şöyle devam etti: “Küresel salgın bir de şunu gündeme getirdi; akıllı şehir, akıllı bina, yeşil ekonominin önemi daha da arttı. Kentleşme, deprem ve sel gibi doğal afetlere karşı düzenlemeler içerirken, salgın hastalık, sağlık ve hijyenin de önemi ortaya çıktı. Bundan sonra inşaat sektörünün ve inşaat malzemeleri sanayisinin sağlıklı yaşam için yeni alanlara yöneleceklerini düşünüyorum. Bugün tüketici teşvik paketi ile sektör olarak iç pazara odaklanmamız 2020 ekonomisi büyüme performansı için önemli bir adım ama sürdürülebilir büyüme için yeterli değil. Çünkü iç pazarın bir ekonomiyi kalkındırmaya yetmediğini hep birlikte yaşadık. Asıl dış pazara odaklanmamız gerekiyor.”

“Bölgesel tedarik ağları daha çok değer kazanacak”

Küresel salgının dünya ve Türkiye ekonomisine etkilerini anlatan Türkiye İMSAD Ekonomi Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel, inşaat malzemeleri sanayisi için iç ve dış pazarda önemli fırsatlar olduğunu ifade ederek, “Küresel ticarette tedarik veya değer zincirlerinin yeniden yapılanması söz konusu. Çin’e ve Asya’ya yüksek bağımlılığın ortaya koyduğu sıkıntılar ve yarattığı endişeler nedeniyle ülkeler, kendi içinde yeni ve farklı tedarik zincirleri yapılanmasına gidecek. Çin’i veya Asya ülkelerini tamamen ikame mi edeceğiz? Hayır, ama tedarik güvenliği, daha yakından tedarik öne çıkacak, tedarikçi ülke sayıları artacak ve bölgesel tedarik ağları daha çok değer kazanacak. Bu gelişmeler Türkiye için şu anda çok büyük bir fırsat. Özellikle içinde bulunduğumuz bölgede Avrupa Birliği ile iş birliğimizi geliştirmeliyiz. Sadece üretici olarak değil, değer zincirlerinin diğer alanlarındaki katma değer yaratan unsurlarını paylaşarak, zincirlerde yeniden yer almak çok önemli. Bu önemli fırsatı değerlendirecek şöyle bir takvim de var; 1 Temmuz-31 Aralık 2020 arası Avrupa Birliği’nin dönem başkanlığını Almanya üstleniyor. Almanya bu 6 aylık dönem içinde Avrupa Birliği’nin yeni tedarik zinciri yapılanmasının da öncülüğünü yapacak. Türkiye ile mevcut Gümrük Birliği’nin yenilenmesi Almanya’nın da talebiyle şu anda gündemde” diye konuştu.

Güvenli üretim sertifikası hayata geçebilir

Sürdürülebilirlik konusu ve AB Yeşil Mutabakatı’nın halen gündemde olduğunun altını çizen Dr. Can Fuat Gürlesel, “Avrupa Birliği, Covid-19’a rağmen bu çalışmaya halen devam ediyor. Sürdürülebilirliğin yanı sıra sağlık ve hijyen koşullarına uygun üretim yapılması da çok önemli hale geldi. Buna da ‘güvenli üretim’ adı veriliyor. Ülkelerin, güvenli üretim sertifikasını, karbon vergisi ile beraber hayata geçirme eğiliminde olduğu görülüyor” dedi.

Ticaret Bakanı Pekcan, Yeni Rekabet Kanununu Değerlendirdi

Ticaret Bakanı Pekcan, Yeni Rekabet Kanununu Değerlendirdi

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, bugün Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “7246 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna” ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

1994 yılında yürürlüğe giren 4054 sayılı Kanunun, Rekabet Kurumunun göreve başladığı 1997 yılından bu yana uygulandığını hatırlatan Pekcan, bu süre zarfında gerek Türkiye’deki gerekse uluslararası piyasalardaki değişimin,Avrupa Birliği rekabet hukukundaki önemli gelişmelerin ve edinilen deneyimin, Kanunun bazı maddelerinin değiştirilmesi ve modern araçlarla güçlendirilmesi ihtiyacını doğurduğunu söyledi.

Yapılan değişikliklerle Rekabet Kanununun Avrupa Birliği ve gelişmiş uygulamalarla uyumlu hale getirildiğini anlatan Pekcan, “Söz konusu düzenlemeyle Rekabet Kanunumuz dinamik piyasaların ihtiyacını daha iyi karşılayabilecek bir yapıya ve araçlara kavuşturulmuştur. Rekabet Kurumumuzun da daha etkin, aktif ve dinamik hale getirilmesi sağlanmıştır. Böylece bir yandan piyasa oyuncuları arasında etkin rekabet koşullarının oluşmasıyla tüketici refahının arttırılması sağlanırken, diğer taraftan Türkiye’ye daha çok uluslararası yatırımcı çekilmesinin de önü açılmıştır.” dedi.

-Uzlaşma yolu ve taahhüt mekanizması hayata geçiyor

Kanunda yapılan önemli düzenlemeler hakkında da bilgi veren Pekcan,yeni düzenleme ile “taahhüt” ve ”uzlaşma müesseselerinin” hayata geçirilmesinin mümkün hale geldiğine dikkati çeken Pekcan, “Bu düzenleme ile teşebbüsler, olası bir rekabet ihlali durumu söz konusu olduğunda Rekabet Kurumunataahhüt verebilecek ya da uzlaşmaya gidebilecek. Böylelikle, hem soruşturma sürecinin kısaltılarak hızlı bir şekilde sonuçlandırılması, hem dava süreçlerinin neden olacağı kamusal maliyetlerin azaltılması, hem de kamu kaynaklarının daha verimli bir şekilde kullanılması sağlanacak.” ifadelerini kullandı.

Birleşme ve devralmalara yönelik maddede değişiklik yapılarak “hakim durum” kriteri yerine Avrupa Birliği hukukunda kullanılmakta olan “etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılması” kriterinindevreye alındığını anlatan Pekcan,“Örneğin iki firma birleşmek istediğinde ya da bir firma diğer bir firmayı satın almak istediğinde Rekabet Kurulundan izin almak durumunda. Kurul, birleşme ve devralma sırasında hakim durumun varlığını tespit etmese bile, bunun etkin rekabeti önemli ölçüde azaltabileceğine kanaat getirirse, bu birleşme veya devralmaya müdahale edebilecek.” şeklinde konuştu.

-Kartelleşmeye karşı yapısal tedbirler geliyor

Pekcan, AB mevzuatına benzer şekilde Rekabet Kurulunun kartelleşme halinde, davranışsal tedbirlerin sonuç vermediğinin nihai kararla tespiti durumundailgili teşebbüslere ancak “ihlalle orantılı” ve “ihlalin etkin biçimde sona erdirilmesi için gerekli olması” kaydıyla yapısal tedbirlerin uygulanabileceğini kaydetti. Pekcan, firmalara yapısal tedbirlere uymaları için en az 6 ay süre tanınacağını bildirdi.

-Kurum kaynakları ciddi rekabet ihlallerine yönlendirilecek

Kanunun öngördüğü bir başka aracın da pazar payı ve ciro gibi ölçütler itibariyle belli bir eşiğin altında kalan teşebbüs faaliyetlerinin, rekabet üzerindeki etkilerinin göz ardı edilmesine olanak sağlayan “de minimis” düzenlemesi olduğunu belirten Pekcan, bu düzenleme ile Rekabet Kurumu kaynaklarının daha etkin kullanılarak, ciddi rekabet ihlallerine yönlendirilmesine imkan tanınacağını kaydetti.

Pekcan, muafiyet rejimi açısından da Avrupa Birliği uygulamasında benimsenen teşebbüslerin “kendi kendine değerlendirme” yöntemine tam uyumunun sağlandığına işaret ederek, “Firmalar eskiden Rekabet Kurumuna başvurup muafiyet kararı alırken, şimdi getirdiğimiz düzenlemeyle muafiyet konusunda kendileri değerlendirme yapabilecek, böylelikle hem zamandan, hem de olası maliyetlerden tasarruf edilmiş olunacak.” ifadesini kullandı.

Kanun’da, Rekabet Kurumunun idari işleyişini daha etkin kılmaya yönelik bazı değişiklikler de yapıldığına dikkati çeken Pekcan, “Söz konusu Kanun değişiklikleri sayesinde, Rekabete ilişkin mevzuatımızın, 2003 yılından sonra değiştirilen bu alandaki AB düzenlemelerine ileri seviyede uygunluğunu sağlamış olduk. Hem ülkemizin Avrupa Birliği’ne üyelik müzakerelerinin Rekabet Politikası Faslı kapsamındaki çalışmalarına, hem deyeni doğrudan yatırımların önünün açılmasına katkı sağlayacak Kanunun ülkemize hayırlı olmasını diliyorum” değerlendirmesinde bulundu.