Perakendenin Geleceğine Işık Tutan Trendler YZB’de Belirleniyor

Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) tarafından “Gelecek” temasıyla gerçekleştirilen Yerel Zincirler Buluşuyor Konferansı ve Fuarı (YZB) iş dünyasına ilham veren birbirinden ilgi çekici içeriklerle devam ediyor.

Ülke ekonomisine, istihdama, tedarikçilerine, tüketicilerine ve bulundukları şehirlere değer katanlar, Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) tarafından düzenlenen organize gıda perakende sektörünün en büyük konferans ve fuar organizasyonu Yerel Zincirler Buluşuyor (YZB) Konferansı’nda bir araya geldi. 300 markanın yeni ürün, çözüm ve hizmetlerini tanıttığı YZB’de, ilk gün oturumlarında sektörün geleceği masaya yatırıldı.

Sektörün geleceğine ışık tutmaya devam eden; üreticiden tedarikçiye, perakendecilerden sektöre hizmet sunan firmalara kadar binlerce paydaşı aynı çatı altında buluşturan YZB’de, Coca-Cola İçecek (CCI) Kurumsal İlişkiler Lideri Aykan Gülten, JacobsDouweEgberts&OFÇAY Türkiye Satış Lideri Kerem Ak, Yonca Gıda Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Rıza Seyyar ile Evyap Türkiye Genel Müdürü Serkan Ödemiş, NielsenIQ Türkiye Genel Müdürü Didem Şekerel Erdoğan moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Geleceği Gören Markalar” oturumunda buluştu. Gelecek trendlerinin kolaylık, e-ticaret, dijitalleşme, kişiselleştirme, deneyim, fiyat & promosyon hassasiyeti, sağlık & zindelik ve sürdürülebilirlik olmak üzere 8 ana başlık altında değerlendirildiği oturumda, geleceğin tüketicisinin beklentileri de masaya yatırıldı.

YZB’nin ikinci oturumunda ise Future Bright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula “Gerçekler Yeniden Şekillenirken” başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Koronavirüs salgınının, tüm dünyada dijital dönüşümü 6 yıl kadar hızlandırdığını vurgulayan Abdula, önümüzdeki dönemde en çok konuşulacak sektörlerin bankacılık ve finansal teknolojileri, uzaktan çalışma, perakende, hane-eğlence ve dijital içerik sektörleri olacağına dikkat çekti. Önümüzdeki 10 yılda da perakende sektöründe mağazacılık alanında küçülme beklenmediğini vurgulayan Abdula, dijitalin bir büyüme alanı olacağını ifade etti.

Deloitte Türkiye Ortağı ve Danışmanlık Hizmetleri Lideri Hakan Göl ise “Oyunun İçinde Kal” başlıklı konuşmasında, dijital çağa geçişin beklenenden hızlı olduğuna dikkat çekerek, bu süreçte asıl yıkıcı olanın teknoloji değil, insanların teknolojiye adaptasyonu olduğunu vurguladı. Günümüzde belirsizliklerin hızlı şekilde arttığına dikkat çeken Göl, “çevik olmak, hızlı, anlık içerik üretmek ve gerçek zamanlı etkileşim kurabilmek ve tahmin edebilmek farklılaşma yaratıyor” dedi.

İşe girerken işçiden alınan teminat senedi geçerli midir?

Uygulamada işçi ve işverenin taraf oldukları iş ilişkisinde başlangıçta işe girerken, işverenin teminat amacı ile bu tür senetler aldığı görülmektedir[1]. İşverenler, iş ilişkisi devam ederken işçinin vereceği muhtemel zararları karşılamak amacıyla veya psikolojik üstünlük kurmak için açık senet (tutar yazılmayan) imzalatarak almaktadırlar. Özellikle işverene ait araç ve ekipmanları kullanan veya işyeri dışında satış yapan veya tahsilat yapan işçilere teminat için açık senet imzalamaları istenmektedir. İş sözleşmesinin sona ermesinden sonra işçinin hak kazandığı ücret ve tazminatlardan oluşan bu zararları karşılama yoluna gitmektedirler. Veya işçiden alınan bu tür senetler icra takibine konu edilebilmektedir. Sosyal ve ekonomik bakımından zayıf durumda olan ve işe ihtiyacı olan işçinin işe girerken bu tür senetleri imzalamaktan başka çaresi de kalmamaktadır.

Esasında işverenlerin işçiye imzalattıkları bu tür senetler hukukumuzda aslından bağımsızdır. Bu durum genel bir kural olmakla birlikte bu genel kural işçi işveren ilişkisinde geçerli değildir. Nitekim işveren işçisinden aldığı teminat amaçlı senedi takibe koymak isterse, zararını mutlaka kanıtlamak zorundadır. Başka bir deyişle, alınan senedin icraya konulabilmesi için işverenin bir zararı var ise bunu ispat etmesi gerekecektir. Aksi durumda senedin geçerli olmadığından bahisle borcun iptali yoluna gidilebilir. Konu ile ilgili Yargıtay’ın değişik tarihlerde verdiği kararlar da bu yöndedir. Nitekim Yargıtay’a göre, “İcra takibine konu senedi davalı şirketlerin davacı işçiden işe girerken aldığı ve teminat senedi olduğu açıktır. Davacı ve davalı şirketler arasındaki iş ilişkisi nedeni ile de iş mahkemesinin görevli olduğu da açıktır. Mahkemece işin esasına girilerek, senedin teminat senedi olduğu ve bu nedenle davacının bu senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi yerindedir. Bu nedenle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunmamıştır”[2].

Yargıtay başka bir kararında, “işveren işçisinden aldığı teminat amaçlı senedi takibe koymak isterse, zararını mutlaka kanıtlamak zorundadır. Kuşkusuz bu durumun kanıtlanması halinde bu şekilde alınan senet, teminat senedi niteliğinde sayılmalıdır. Diğer taraftan, İş Hukuku; işçi ve işveren ilişkisinde, işverenin sosyal ve ekonomik bakımından güçlü olması, işçinin korunması ve işçi lehine yorum ilkeleri dikkate alınarak, sözleşme hukuku alanında ayrılmış ve farklı kurallar getirerek gelişmiştir. Bu nedenle iş hukukunda, düzenlenen belgelere karşı işçi lehine tanık dinletilmesi yoluna gidilmektedir[3]. “iş hukukunu ilgilendiren mevzularda, tanık ile senedin teminat senedi ve bedelsiz olduğu ispatlanabileceğine kanaat getirmiş ve senede karşı senetle ispat kural yükümlülüğünü işçi lehine çevirmiştir[4].

İş mevzuatında düzenlenmeyen ancak Yargıtay uygulamasında içtihat oluşmuş bu konuda işçi ve işverenin taraf oldukları iş ilişkisinde başlangıçta işe girerken, bazı iş kollarında işverenin teminat amacı ile bu tür senetler aldığı uygulama ile anlaşılmaktadır. Kuşkusuz bu durumun ispatlanması halinde bu şekilde alınan senet, teminat senedi niteliğinde sayılmalıdır. Diğer taraftan, İş Hukuku; işçi ve işveren ilişkisinde, işverenin sosyal ve ekonomik bakımından güçlü olması, işçinin korunması ve işçi lehine yorum ilkeleri dikkate alınarak, sözleşme hukuku alanında ayrılmış ve farklı kurallar getirerek gelişmiştir. Bu nedenle iş hukukunda, düzenlenen belgelere karşı işçi lehine tanık dinletilmesi yoluna gidilmektedir. İşçiden teminat olarak alınan senet sebebiyle işçinin borcu, işverene verdiği zarar veya yedindeki nakit miktarı ile sınırlıdır. Zararı ve davacı işçiden alacağı olduğunu işveren ispatlamalıdır. Teminat niteliğinde alınan bu senetler işverenin zararını veya alacağını kanıtlamadığı sürece geçersiz sayılmalıdır[5].

Sonuç olarak işveren iş sözleşmesi imzalanırken teminat senedi alabilir. Ancak bu senet teminat niteliğinde alındığından; işveren zararını veya alacağını kanıtlamadığı sürece bu senet geçersiz sayılmaktadır. Bununla birlikte teminat amacı ile böyle bir senet alında dahi bu işlemin, iş sözleşmesinin kurulması aşamasında yapılması hem dürüstlük kuralına hem de işçiyi koruma ilkesine aykırılık oluşturur.

 

 

[1] İNCİROĞLU, Lütfi, Sorulu Cevaplı İş Hukuku Uygulaması, 4. Baskı, İstanbul 2019, s.363.

[2] Y9HD.27.6.2011 T., E.2010/46290, K.2011/19011 Legalbank.

[3] Y9HD.2.7.2009 T., E.2008/3062, K.2009/18488 Legalbank.

[4] Y7HD. 13.2.2014 T., E.2013/25501 K.2014/3863 Legalbank.

[5] Y22HD. 26.1.2017 T., e. 2017/466 K. 2017/1079 Legalbank

Makine İhracatı İlk 8 Ayda 15 milyar Dolar Olarak Gerçekleşti

Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) tarafından yapılan açıklamaya göre, yılın ilk 8 ayında Türkiye’nin serbest bölgeler dâhil toplam makine ihracatı 15 milyar dolar oldu. Ağustos ayında ihracatın 2 milyar dolara ulaştığını ve geçen yılın aynı ayına göre yüzde 43 artış sağlandığını belirten Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu, “Rakip ülke sektörlerinden hızla ayrışmaya ve dünya makine ticaretindeki payımızı artırmaya devam ediyoruz. İlk 8 aylık ihracatımız 2019’un yüzde 18,4 üzerinde. Dünyada kalkınma stratejisi içinde makineye en büyük önceliği veren ülke Çin. Biz kişi başı ortalama olarak, Çin’e yakın seviyede makine ihraç ediyoruz. AB için tedarik güvenliği ve yakın coğrafya yatırımları özellikle İkiz Dönüşüm kulvarında en hassas konu haline geldi. Türkiye ve Rusya’nın dış ticaret ve yatırım analizlerine yakından bakıldığında da bilhassa makine sektörünün, ikili ilişkilerin büyümesi perspektifinde özel bir konuma sahip olduğu görülecektir” dedi.

2021 yılı Ağustos sonu itibarıyla ihracatını, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 32,5, Ağustos ayına göre yüzde 43 artıran makine sektörünün serbest bölgeler dâhil toplam ihracatı 15 milyar dolar oldu. Ağustos ayında Almanya, ABD ve Birleşik Krallık’a yapılan makine ihracatı 500 milyon dolara yaklaştı. Makinecilerin geçtiğimiz yılın aynı ayına göre ihracat artışı Fransa’da yüzde 96’yı, Rusya’da yüzde 63’ü geçti. Makine ihracatındaki yükselişin sadece pandeminin baz etkisiyle açıklanamayacağına dikkat çeken Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu şunları söyledi:

Gelişmiş ülkeler makine ihracat rakamlarında 2019 yılını yakalamakta güçlük çekiyorlar. Üstelik bu sıkıntıyı, emtia ve lojistik maliyetleri nedeniyle fiyatlarda meydana gelen ciddi artışa rağmen yaşıyorlar çünkü dünyada ihraç edilen makine miktarı 2019’un hâlâ çok gerisinde. Fakat biz rakip ülke sektörlerinden hızla ayrışmaya ve dünya makine ticaretindeki payımızı artırmaya devam ediyoruz. İlk 8 aylık ihracatımız 2019’un yüzde 18,4 üzerinde. Dünyada kalkınma stratejisi içinde makineye en büyük önceliği veren ülke Çin ve biz kişi başı ortalama olarak, Çin’e yakın seviyede makine ihracatı yapıyoruz.”

AB ile İstikrarlı, Rusya ile Yakın İlişki

ABD, Çin ve AB’nin yeni dönem stratejilerinin Türkiye’ye etkisini değerlendiren Karavelioğlu, bu süreçte Rusya’nın konumunun özellikle teknolojik ve ticari iş birlikleri bakımından önemini artırdığını belirterek şunları söyledi:

Çin yerlileşme konusunda tedbirlerini sıkılaştırarak yabancı sermayeli şirketleri giderek daha fazla dışlayan bir kalkınma stratejisine yöneliyor. Vergi artırımı ile ticaret ve sermaye savaşlarına devam eden ABD kanadı ise üretimde hız kesmemeye çalışıyor. Giderek derinleşen kamplaşmada Rusya, yapacağı tercihlerle, kendisine  ticari ayrıcalıklar tanıyacak karşılıklar dahi bulabilecektir. Bizim için bu ayrışmada stratejik merkez Avrupa Birliği. Çünkü dış ticaretinin yüzde 65’ini kendi içinde yapsa da, AB için tedarik güvenliği ve yakın coğrafya yatırımları özellikle İkiz Dönüşüm kulvarında en hassas konu haline geldi. Makinelerimize giderek artan rağbetin gerisinde, bizim de arzu ettiğimiz şekilde istikrarlı ve sürdürülebilir ilişkiler kurmak tercihi yatıyor.

Küresel güçler arasındaki çıkar çatışmaları ekseninde, makine sektörünün yüksek performans sergilediği Rusya pazarının öneminin yadsınamaz hale geldiğini belirten Karavelioğlu şunları ifade etti:

Türkiye ve Rusya’nın dış ticaret ve yatırım analizlerine yakından bakıldığında bilhassa makine sektörünün, ikili ilişkilerin büyümesi perspektifinde özel bir konuma sahip olduğu görülecektir. İhracatının tamamına yakınını fosil yakıtlar ve ağır sanayi ürünlerinden sağlayan Rusya’da sermayenin oluşması ve tabana yayılması yönünde bir gayret var. Bu dönüşümün yansımaları ülkede on binlerce küçük işletmenin kurulacağını ve bunların makine talebinin hızlı artacağını gösteriyor. Rusya’nın uzay, silah ve nükleer gibi teknolojinin ileri alanlarında büyük birikimi olmasına rağmen sınai üretim gereçlerinde yani makine imalatında bizim gerimizde kalışının nedeni sektörel ekosistemin bütün dünyada KOBİ’ler üzerinde yükselmekte oluşudur. Hemen her makine dalında mevcut üretim kabiliyetimiz ve her keseye uygun teknoloji çeşitliliğimiz Rusya’nın dönüşüm çabalarına kapsamlı yanıt verebileceğimiz anlamı taşıyor. İki ülke arasında makine yatırımı ve ticareti üzerinden bir koridor açılabilirse ilişkilerin istikrarına da katkı sağlanmış olacaktır. Türkiye’de makine üretimi genel imalat sanayi üretiminin 1,5 katı hızla artıyor. Yani, makinecilerimiz bir yandan ülkemizdeki sanayicilerin artmakta olan ihtiyacını karşılarken bir yandan da makine üretimi zaafa düşen diğer ülkelerin eksiklerini tamamlıyor.”

“OVP’nin Başarı Kriteri, Talebin Yerli Makineyle Karşılanması”

Teknoloji ve katma değer odaklı hedefler doğrultusunda, makine ve teçhizat yatırımlarının artmasını hedefleyen Orta Vadeli Plan’ın yurtiçinde önemli bir makine talebi oluşturmasını beklediklerini ifade eden Karavelioğlu, “Planda yerlileşme ve teknoloji transferi içeren kamu alımları yoluyla birçok girdide yerlilik payının artırılması hedefleniyor. Son 12 ayda 33,4 milyar dolar kaynağımızın makine ithalatına harcandığı düşünülürse, planın başarı kriterinin yurtiçinde oluşacak yeni talebin yerli makinelerle karşılanması olduğu çok açıktır” dedi.

Programın bir başka önemli hedefinin başta AB yeşil mutabakatına uyum olmak üzere yeşil, sürdürülebilir ve döngüsel bir ekonomik yapıya kavuşmak oluşundan memnuniyet duyduklarını belirten Karavelioğlu sözlerini şöyle tamamladı:

Dünyada ana gündem pandemi olmasaydı, bugün iklim değişikliği daha yüksek sesle tartışılıyor olurdu. Çünkü bu konu hem dünyanın geleceğini ilgilendiriyor hem de AB için yeni bir büyüme stratejisi anlamına geliyor. Tüm dünya gibi, yerli sanayicimiz de mevcut makine parklarının büyük bölümünü endüstriyel dönüşüme uyum sağlayabilmek için yenilemek zorunda. Bu mecburiyet makinelerimize olan talebi güçlü biçimde artıracaktır. Türkiye’nin Makinecileri yatırım ve faaliyetlerini bu öngörüyle planlamakta, makinelerimizin geçirmekte olduğu teknolojik evrime destek olacak işbirliklerine giderek artan bir önem atfetmektedir.

Akreditifteki Hain Rezerv, Kahraman Banka

AKREDİTİFTE REZERVİN HAİNİ OLUR MU?
Reşat BAĞCIOĞLU

Güzel bir soru değil mi? Akreditifte rezervin dostanesi olur mu? Elbette olmaz. Her rezerv ihracatçının canına okuyan hain bir hatadır. Dolayısıyla rezerv bir akreditifte elbette ki “haindir”. Öyle bir hain ki, akreditife ilişkin tüm işlemleriniz o hain rezerv yüzünden kilitleniveriyor, işler yürümüyor, bir rezerv olduğunda ise bankaların verdikleri ödeme garantileri ile akreditif teyidi tamamen rafa kalkıyor. Rezerv için ben hain demeyeyim de kim için hain demeliyim sizce?

İşte akreditifteki hain, sinsi, işimizi durduran hain rezerv. Sevimli göründüğüne aldanmamanızı tavsiye ederim.

AKREDİTİFTEKİ REZERV

Size gerçek rezervin ne olduğunu anlatayım. Sonrasında rezervin çeşitlerine geçeyim;

Rezerv;

Akreditif koşullarına uymayan farklı bir evrağın bankaya ibraz edilmesi rezerv olarak kabul edilir.

Kısaca;

Rezerv: farklılıktır, risktir, İhracatçı için gerçek sıkıntıdır, İhracatçının bileğinin büküldüğünün resmidir, İthalatçının elini güçlendirir.

Bir akreditif evrağının, akreditifte talep edilen koşullara aykırılık teşkil eder bir şekilde düzenlenmesi halinde, bu uyumsuzluk, farklığın adı rezervdir. Rezerv oluştuğunda, rezervi bulan / tespit eden banka, evrağı ibraz eden tarafa hatalı / rezervli evrağın düzeltilip ibraz süresi içinde kalması kaydı ile tekrar düzeltilmiş evrağın bankaya ibrazına olanak tanımaktadır. Kendisine düzeltilmesi için iade edilen rezervli evrağı düzelten ihracatçı rezerv yemekten kurtulur. Evraklarda oluşan rezervlerin bazıları düzeltilebilen hatalardan oluşabildiği gibi, bazıları da düzeltilemeyen hatalardan oluşur.

Düzeltilemeyen rezervlere örnek;

  • Deniz konşimentosunun tarihi,
  • Evrak ibraz süresinin geçmesi,
  • Malların geç yüklenmesi,
  • Sigorta poliçesinin tanzim tarihi
  • Art niyet bulunan rezervler

Düzeltilebilen rezervlerin ortadan kaldırılması kolaydır, asıl düzeltilemeyen ve temelinde “zaman” olan rezervler ihracatçı için sıkıntı yaratır.

Örnek;

  • Geç yüklemeye konu olan deniz konşimentosunun tarihinin düzeltilememesi
  • Akreditif açılış tarihinden önceki bir tarihte tanzim edilmiş vesaik

AKREDİTİF EVRAĞI VE REZERV

İhracatçı, bankasına sunmuş olduğu akreditif evraklarının doğru olduğuna emin olmasına rağmen, banka,  evrakların akreditif koşullarına uygun olmadığını ileri sürerek, ihracatçıya rezerv bildiriminde bulunur ve evrakları kabul etmeyi red ederse, ihracatçı akreditif bedelini almak için yargı yolunu kullanarak akreditiften doğan alacağını dava açmak sureti ile alma hakkına sahiptir.


REZERVİ BANKALAR KOYMUYOR, İHRACATÇI REZERVLİ EVRAK VERİYOR

Akreditif evrağına banka rezerv koymuyor, ihracatçı bankaya rezerve konu olacak hatalı evrak ibraz ediyor ve banka da bu rezervli evrağı tespit ediyor. Bankanızın rezerv bulması, bankanın sizin karşınızda yer aldığı anlamına gelmesin. Hiç kimse benim yoğurdum ekşi der mi?


Demem odur ki;

Sunulan evrağa banka rezerv koymuyor, akreditif koşullarına uygun olmayan hatalı evrağı ihracatçı bankaya ibraz etmekte ve ihracatçının gözünden kaçan hatalı evraktan dolayı rezervi ihracatçı kendi eliyle yaratmaktadır.

Hiç bu soruyu sordunuz mu?


BANKA İHRACATÇISININ BİLEĞİNİ BÜKMEZ

Banka daima müşterisinin yanındadır. Sunulan akreditif evrağında bir rezerv var ise, bankalar ihracatçısına yol gösterir, düzeltilmesi gereken hususların ne olduğunu açıklar. Banka neden ihracatçısı ile bilek güreşi yapıp, onun gücünü zayıflatsın ki?


KAHRAMAN BANKA

Bankalar, ihracatçısına ve müşterine güç verir, ihracatçı bankasına güvenmesini bilmeli, bankanın gücünü yanında hissedip, bilgi ve tecrübelerinden ihracatçılar yararlanmasını bilmelidir. Küresel piyasada, ihracatçılara en yakın olan birkaç kuruluştan bir tanesi bankalar olup, akreditif evraklarında hatanın var olmasını tespit etmesini ihracatçı bardağın dolu tarafına bakar şekilde değerlendirmeli. Bankalar ihracatçıya evraklarında rezerv var dediklerinde, ihracatçının bu rezervi düzeltme şansı vardır. Ya bu rezervi, ihracatçının bankası ile birlikte,  ithalatçının bankası da gözden kaçırır, ithalatçının kendisi bizzat akreditif evrağında rezerv bulursa ne olacak? O zaman ihracatçının bittiğinin resmidir desem abartı olmaz.

Kahraman banka ihracatçının yanındadır. Öyle biline…

REŞAT BAĞCIOĞLU

 

Müzakerelerde Gündemi Belirleme ve Yönetim – Pazarlık Taktikleri

Müzakerelerde Gündemi Belirleme Müzakereleri Ve Pazarlık Müzakere Pazarlık Taktikleri
Müzakerelerde Gündemi Belirleme - Müzakere Pazarlık Taktikleri

MÜZAKERE TEKNİKLERİ VE PAZARLIK BECERİLERİ MAKALELERİ
“Taktikler bazen pazarlık sürecinin başı, bazen ortası bazen de sonunda etkilidir.”

“Müzakerelerde Gündemi Belirleme ve Yönetim”
– PAZARLIK TAKTİKLERİ-

Müzakerelerde Gündemi Belirleme Müzakereleri Ve Pazarlık Müzakere Pazarlık Taktikleri
Müzakerelerde Gündemi Belirleme – Müzakere Pazarlık Taktikleri

Prof. Dr. Murat ERDAL merdal@istanbul.edu.tr
İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Program Başkanı
www.muraterdal.com

Her alanda geniş kullanıma sahip “gündem” sözcüğü ile başlayalım. İş, aile, sosyal hayat, siyaset ve uluslararası ilişkilerde gündem sözcüğü yoğun bir biçimde kullanılmaktadır. Birçok başlık arasından sıyrılarak önem taşıyan, zihinleri meşgul eden ve belirli bir süre odaklanılan konu şeklinde açıklanabilir. Farklı alanlardan gündem örnekleri vermek istersek; çevre konusunda orman yangınları, musilaj sorunu, spor konusunda voleybolda başarı “filenin sultanları”, siyasette ise göçmenler ve mülteci sorunu hemen aklımıza gelmektedir. Bazı konular dönemsellik içerse de bazıları stratejik olarak uzun yıllar gündemde kalmaya devam edebilir.

Yöneticiler Için Müzakere Teknikleri Ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Müzakere Teknikleri Ve Pazarlık Eğitimi
Yöneticiler için Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi. İleri Seviye Eğitim Teklif Almak için: egitim@satinalmadergisi.com

İş Hayatında Gündemi Belirleme ve Müzakere Yönetimi

İşlerin büyümesi yönünde yeni yatırımların devreye alınması, birleşme ve satın almalar, gerçekleştirilmesi planlanan projeler bir gündem olabildiği gibi yaşanan olumsuz pazar deneyimleri, firma adının karıştığı skandallar da gündem olabilmektedir. Olumlu ya da olumsuz yapıdaki iş gündemleri bütünsel olarak şirketi etkileyecektir. Bu tür dönemlerde gerçekleştirilen toplantılar, alınan kararlar ve izlenecek yol haritası önemlidir.

Her işletmenin kısa, orta ve uzun dönemli hedefli doğrultusunda öncelikleri bulunmaktadır. Her bir departman bu önceliklere bağlı kalarak faaliyetlerini sürdürür. En tepeden en alt kademeye kadar tüm iletişim kanalları kullanılarak işler organize edilir. Toplantılar stratejik öneme sahip karar alma ve bilgi paylaşımı etkinlikleridir.

Farklı niteliklerde çok sayıda toplantı türü bulunmaktadır:

Şirket içi toplantılar

  • Yönetim toplantıları
  • Birimler arası proje toplantıları
  • Birim içi toplantılar
  • Günlük, haftalık, aylık, yıllık toplantılar vd.

Şirket dışı (paydaşlarla) toplantılar

  • Tedarikçi toplantıları
  • Müşteri toplantıları
  • Kamu otoriteleriyle toplantılar vd.

Her Toplantının Bir Gündemi Vardır. Olmak zorundadır.

Toplantılar işletme içerisinde önemli etkinliklerdir. Yayın kanaat toplantıların uzun, sıkıcı, vakit kaybı ve verimsiz geçtiği yönündedir. Üretken sonuçların elde edilmesi için titiz davranılmalıdır.

PAZARLIK TAKTİKLERİToplantı gündemi şirket çevresi ile ilgili bir konuda;

  • Katılımcıları bilgilendirmek
  • Açıklamalarda bulunmak
  • Gelişmeleri paylaşmak
  • Problemleri ele almak
  • Sorunlarla yüzleşmek
  • Çözüm önerilerini dinlemek
  • Yol haritası hazırlamak
  • Proje takvimini ve işin sorumluları belirlemek
  • Görev paylaşımında bulunmak
  • Katılımcılığı teşvik etmek
  • Etkileşimi artırmak
  • Kaynaşmayı sağlamak
  • Kişilerin performanslarını gözlemlemek
  • Aidiyeti yükseltmek olabilir.

Müzakere Sürecinde Doğru Gündem Belirleme ve Yönetim

İşletme müzakerelerinde doğru gündemi belirleme ve yönetimi belirli düzeyde birikim ve profesyonellik gerektirir. Gündem, müzakere sürecinde pazarlık gücü ve karşı tarafı etkileme açısından önemlidir. Etkin bir toplantı tasarımı ve yönetimi için etraflıca düşünmek şarttır. Ana gündemi varsa alt gündem maddelerini belirlemek hazırlık süreci içerisinde yürütülmelidir. Aceleye getirilmemelidir.

Pazarlik Muzakere Profili Anketini Indiriniz
Pazarlık Müzakere Profili Anketini indiriniz

İş Hayatında Başarılı İnsanlar Nasıl Müzakere Eder?

Başarıyla yürütülen müzakere toplantılarının temel özelliklerini ana hatlarıyla ele alalım:

  1. Gündem (odak) nedir? Toplantının amaç ve hedefleri nelerdir?

Konuyla ilgili anahtar soru şudur: “Bu toplantıya gerçekten ihtiyaç var mı?”
Cevap evet ise ilgili planlama ve hazırlıklara geçilmelidir. Hedefler dikkatin toplanmasına yardımcı olur. Hedeflerle ilgili soru listesi hazırlanmalıdır. Cevaplayıcılar muhakkak katılımcı listesinde olmalıdır.

Müzakere sürecinde gündem çok çeşitli açılardan değerlendirilmektedir.

  1. Görünen, açık maddeleri ile resmi ve yazılı biçimde paylaşılan açık gündem.
  2. Görünmeyen, resmi olmayan ve gizlilik içeren gizli gündem.

Açık gündem maddeleri ile neyi içeride tuttuğunuzu neyi dışarıda tuttuğunuzu netleştirirsiniz. “Bugün sizinle proje revizyonunu konusunda anlaşmayı planlıyoruz.”

Toplantı içerisinde iş ile ilgili muhtemel risk ve belirsizliklere karşı önlem alma amaçlı ilave gündem taşınması olumlu olarak kabul edilir. Böylelikle düşünülmeyen riskler tartışmaya açılır. Katkı sağlanmış olur. Diğer taraftan endirekt ve alakasız konuların toplantıya taşınması sürecin kontrolünü zayıflatabilir, yeni müzakereler açılabilir ya da çatışmalara neden olabilir.

  • “Gündemde olmayan bir konuyu neden bu kadar konuşuyoruz?” fısıldaşmalarına izin verilmemelidir.

Konu konuyu açarsa ne olur?

  • Yeni gündemler oluşur. Hazırlıksız yakalanabilirsiniz.
  • Toplantı uzar.
  • Masada yer alan konunun dolaylı tarafları sıkılır. “Bu konu bizim birimi doğrudan ilgilendirmiyor. Benimle ilgili bir şey yoksa izninizle ayrılabilir miyim?” cümlesi yakındır.
  1. Toplantı günü, saati ve yeri?

Toplantıda yer alması düşünülen katılımcılar için yeterli planlama ve hazırlık süresi tanınmalıdır. İş hayatında yer alan herkesin rutin bir iş takvimi vardır. Onun dışında katılımcıların önceden kesinleşen saha ziyaretleri veya alınmış izinleri vs. olabilir.

Yakın toplantı tarihinin belirlenmesi veya geç duyurulmasının sakıncaları şu şekildedir :

Olumsuz düşünceler -Neden acil toplanıyoruz? Problem nedir?

-Çok sık toplanmıyor muyuz? Vaktimize yazık.

Düşük katılım problemi -Bu toplantıya katılamayacağım. Üzgünüm. Başka bir toplantı ile çakışıyor.
İyi yönetilememe düşüncesi
(lideri sorgulama)
-Bize kimse bilgi vermedi.
Atlanan veya haber verilmeyen personel.
-Gözden kaçan gündem maddeleri

 

Bu tür düşünceler şirket içerisinde hızla yayılır. İşletme kültürünün bir parçası olduğuna inanılır.

Toplantı başlangıç ve bitiş saati net olmalıdır. Ucu açık toplantı saati düşünülüyor ise önceden katılımcılara bildirilmelidir. 

Lokasyon

Lojistik açıdan yer seçimine dikkat edilmelidir. Haftanın günleri ve günün ilgili saatlerinde misafirlerin karşı karşıya kalacakları trafik ve ulaşım süresi gözönünde bulundurulmalıdır.

Görüşmenin niteliği, katılımcıların profilleri ve sayısı ve kültürel özelliklere uygun olarak toplantı yeri belirlenmelidir. Yüz yüze toplantılarda ofis katındaki resmi toplantı salonu formal bir mesaj taşırken plaza altındaki kahve dükkanı daha rahat enformal bir mesaj niteliğindedir.

Dışarıdan gelen misafirlerin şirket hakkındaki ilk izlenimleri bu toplantılarda şekillenmektedir. Olumlu etki bırakma ve algılama için toplantı yeri seçimi son dakikaya bırakılmamalıdır. Park yeri imkanları, misafirlerin kabul şekli, oda seçimi, masa büyüklüğü ve yeterli koltuk sayısı, havalandırma, pencere ve aydınlatma, projeksiyon, bilgisayar imkanları gibi detaylar kontrol edilmelidir.

  1. Toplantıya kimler katılıyor?

Toplantının ana gündemi ile ilgili tüm taraflar gerçek karar alıcılar masada olmalıdır. Soru listesi onlar için hazırlanmıştır. Onların hazırlıklı gelmeleri istenmiştir. İşlerin etkin bir biçimde yönetilmesi toplantıya tam katılımla mümkündür. Az katılımlı ve verimsiz geçen toplantılar ardışık toplantılara neden olur. Toplantıda ele alınan problemle ilgili birim ve temsilcisi yok ise ek tartışmalara sebebiyet verebilir. Etik sorunlara yol açabilir:

“Konunun muhatabı bu toplantıda yok. Cevap hakkı olduğunu düşünüyorum. Gelecek toplantıda kendisini de davet edelim. Gelecek toplantıda detaylı bilgi alalım.”

Kimlerle bir araya geliyoruz?

Tedarikçi, satıcı ya da müşterilerle yürütülen müzakerelerde birincil görev onları iyi tanımaktır. İşletme paydaşları ile yürütülen pazarlık öncesinde geçmiş toplantı kayıtları incelenmelidir. Toplantı öncesinde taraflar arasında gerçekleşen iş hacimleri, işin miktarı ve kalitesi, sıklığı, yöneticileri tutum ve davranışları, sözleşmeler, kayıtlar, mevcut ve alternatif teklifler iyice araştırılmalıdır.

Toplantı gündeminin belirlenmesinden başlayarak taraflar arasında etkin bir iletişim kurulmalıdır. İlk aşamada gündem paydaşlarla paylaşılmalı ve mutabakata varılmalıdır. Sonrasında süreç ilerletilmelidir.

Patronlarla Bir Araya Gelme.

Toplantıları katılan patronlar sadece gündem üzerinde konuşulması ile yetinmezler. Yönetici ve personeli yakından tanımak amacıyla sohbet etmek te isterler. Bu durum somut hedeflerin kişisel performansların sorgulanmayacağı anlamına gelmemektedir. Patronlar kişilere delege ettikleri işleri yakından takip ederler ve çok iyi hatırlarlar. Bu nedenle üst kademeye yakın çalışan kişilerin ödevlerinin farkında olması sürdürülebilirlik açısından önemlidir. “Patronlarla sohbet etmek tatlıdır fakat gün gelir somut performansınız, verimli çalışıp çalışmadığınız zaman çizelgesi ve kanıtları ile önünüze konur”.

  1. Toplantı moderatörünün görevleri nelerdir? Hangi sıra ile konuşulacak? Eşit söz alma hakkı sağlanacak mı?

Toplantı moderatörü başlangıçtan itibaren atmosferi kontrol altında tutmalı ve inisiyatifi ele almalıdır. Koşullara göre gündemi güncelleme yeteneğinde olmalıdır. Katılımcıların her bir toplantıya hazırlıklı gelmelerini gerektiğini hissettiren moderatörler başarılıdır.

Müzakerelerde gündem maddeleri ile ilgili olarak olabildiğince metriklerle konuşulmasını (yileşme yüzdesi, miktar, para birimi (TL, $) gibi) isteyen moderatörler kafalardaki soru işaretlerini azaltır. Maddeler muğlak bırakılmamalıdır.

  • “Bu iş kaç günde biter? Ne tür riskler var? Önlemlerinizi aldınız mı?”

Anahtar konuların ve önceliklerin görüşülmesi bir zaman çizelgesi dahilinde yürütülmelidir. Örnek bir saatlik toplantı ve onun zaman planlaması şu şekilde gerçekleşir:

  • Açılış konuşması (2-3 dakika)
  • Gündemin açıklanması (2-3 dakika)
  • Geçmiş bir toplantı varsa, o toplantıda alınan karar sonuçlarının takibi. Eylem planı ve süreç sahiplerine söz verilmesi (yürütmenin izlenmesi 5-10 dakika)
  • Toplantı gündemi (10 dakika)
  • Fikir ve önerilerin alınması (10 dakika)
  • Aksiyon planının belirlenmesi (5 dakika)
  • Süreç sahiplerinin ve performans hedeflerinin belirlenmesi (5 dakika)
  • Özetleme (2-3 dakika)
  • Kapanış (2-3 dakika)

Moderatörün yönetim tecrübesi ve iletişim dili verimi artırır.

Müzakere sürecinde toplantı nezaket kurallarına uygun hareket edilmesi (karşılama, hitap, ağırlama ve toplantıyı sonlandırma) güven zeminini hazırlar. Şirketin karşı tarafa ve söz konusu işe (projeye) ne ölçüde değer verdiğinin işaretidir. Mesafe alınmasını hızlandırır.

Moderatörün otoktarik, katılımcı, demokratik, uzman vb. bir rol içerisinde olması verimi artırdığı gibi azalta da bilir.

Yürütmede liderlik net bir şekilde ortaya çıkar:

  • Toplantı gündemine ve şirket hedeflerine yönelik ifadeler
  • Dikkat çekici konuşmalar
  • Yeterli seviyede teknik açıklamalar
  • Problemleri ele alış tarzı ve katılımcılığı sağlama (“arkadaşlar A projesinde bir problemle karşı karşıyayız. Neden bu şekilde bir problem oluştu? Sizleri dinlemek isterim”)
  • Duygusal cümleler (karşı tarafı onore edici konuşmalar)
  • Kırıcı cümleler (“açıkçası işle ilgili olarak ne yaptığınızı anlamıyorum!”)

Toplantının yürütülmesinde taraflar arasında etkileşim için fırsat tanınmalıdır.

Katılımcılık desteklendiğinde;

  • Ortak bakış açılarının dinlenmesi “bütünleştirme”
  • Farklı bakış açılarının dinlenmesi “zenginleştirme”
  • Karşı bakış açılarının dinlenmesi “risklerin görülmesi ve analiz edilmesi”ni sağlamaktadır.
  1. Aksiyon planı ve süreç sahiplerinin belirlenmesi

Toplantının sonunda alınan kararlar özetlenir. Ana gündem ve hedeflerle ilgili işler paylaştırılır, süreç sahiplerinin sözlü mutabakatı alınır. İlerleyen dönemde karmaşanın önlenmesi için sözlü teyit alınır. Ana gündemle ilgili olarak yeni bir toplantının gerekli olup olmadığı kısaca tartışılır. Gerekli ise kararı alınır. Zamanlaması ve gündeminin ne şekilde duyurulacağı açıklanır. 

  1. Toplantı notları nasıl kayıt altına alınıyor?

Toplantıyı kayıt altına almak yararlıdır. Sekreterya görevlendirilmelidir. Gündemin ne şekilde kimlerle konuşulduğu bilinmelidir. Toplantı tutanakları vakit kaybedilmeden katılımcılarla paylaşılmaldır. Katılımcıların rolleri, alınan kararlar ve aksiyon planı takibi kurumsal hafızayı canlı tutmaktadır.

Her gün mesleki gelişiminize 15 dakika zaman ayırın.

MÜZAKERE TEKNİKLERİ VE PAZARLIK BECERİLERİ – EĞİTİM YAZI DİZİSİ

PAZARLIK TAKTİKLERİ

TESTLER

 ANKET

Müzakerelerde Gündemi Belirleme Müzakereleri Ve Pazarlık Müzakere Pazarlık Taktikleri
Müzakerelerde Gündemi Belirleme – Müzakere Pazarlık Taktikleri

Kitap Önerileri :

  • MÜZAKERE TEKNİKLERİ ve PAZARLIK BECERİLERİ (E-Kitap 2. Baskı), Prof. Dr. Murat ERDAL, Erişim için profesyonel üyelik işlemlerinizi tamamlamanız gerekmektedir.
  • SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ, Prof. Dr. Murat ERDAL, (Beta Yayıncılık),  4. Baskı.

-> ŞİRKET EĞİTİMLERİNİZ İÇİN TEKLİF ALIN -> egitim@satinalmadergisi.com 

Otomotivde Üretim ve İhracat Yüzde 14 Arttı

Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Ocak-Ağustos verilerini açıkladı. İlk sekiz ayda otomotiv üretimi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 14 artarak 814 bin 520 adet, otomobil üretimi yüzde 6 artarak 511 bin 766 adet olarak gerçekleşti. Traktör üretimiyle birlikte toplam üretim ise 850 bin 811 adede ulaştı. Aynı dönemde, otomotiv ihracatı adet bazında yüzde 14 artarak 595 bin 425 adet olurken, otomobil ihracatı ise yüzde 2 artarak 365 bin 704 adet oldu. Bu dönemde, toplam pazar geçen yıla göre yüzde 26 artarak 522 bin 244 adet düzeyinde gerçekleşirken, otomobil pazarı yüzde 23 oranında arttı ve 391 bin 392 adet oldu. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Ocak-Ağustos döneminde toplam ihracattan yüzde 13,4 pay alan otomotiv sanayisi yılın ilk sekiz ayını lider tamamladı.

Türkiye otomotiv sanayiine yön veren 14 büyük üyesiyle sektörün çatı kuruluşu olan Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), Ocak-Ağustos dönemine ait üretim ve ihracat adetleri ile pazar verilerini açıkladı. Buna göre, yılın ilk sekiz ayında toplam otomotiv üretimi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 14 artarak 814 bin 520 adet, otomobil üretimi  de  yüzde 6 artarak 511 bin 766 adet olarak gerçekleşti. Traktör üretimiyle birlikte toplam üretim ise 850 bin 811 adet oldu. Bu dönemde, otomotiv sanayisinin kapasite kullanım oranı yüzde 62 olarak gerçekleşti. Araç grubu bazında kapasite kullanım oranları ise hafif araçlarda (otomobil + hafif ticari araç) yüzde 62, ağır ticari araçlarda yüzde 57, traktörde yüzde 73 seviyesinde gerçekleşti.

Ticari araç üretimi yüzde 34 arttı

Ocak-Ağustos döneminde ticari araç üretimi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 34 artış gösterdi. Bu dönemde, ağır ticari araç grubunda üretim yüzde 50 artarken, hafif ticari araç grubunda üretim yüzde 32 arttı. Yılın ilk sekiz ayında, toplam ticari araç üretimi 302 bin 754 adet olarak gerçekleşti. Pazara bakıldığında ise, Ocak-Ağustos döneminde bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla ticari araç pazarı yüzde 34, hafif ticari araç pazarı yüzde 28 ve ağır ticari araç pazarı yüzde 79 arttı. Baz etkisi dikkate alındığında 2015 yılına göre kamyon pazarı yüzde 30, otobüs pazarı 58 ve midibüs pazarı yüzde 74 oranında daraldı.

 

Pazar 10 yıllık ortalamaların yüzde 5,4 üzerinde

Yılın ilk sekiz ayını kapsayan dönemde toplam pazar geçen yıla göre yüzde 26 artarak 522 bin 244 adet düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde, otomobil pazarı da yüzde 23 oranında arttı ve 391 bin 392 adet oldu. Son 10 yıllık ortalamalar dikkate alındığında Ocak-Ağustos döneminde toplam pazar yüzde 5,4 ve otomobil pazarı yüzde 9 oranında artarken, ağır ticari araç pazarı yüzde 2,3 ve hafif ticari araç pazarı yüzde 4,4 daraldı. Bu dönemde, otomobil satışlarındaki yerli araç payı yüzde 40 olurken, hafif ticari araç pazarında yerli araç payı yüzde 53 olarak gerçekleşti.

Otomotiv yüzde 13,4 ile ihracatın zirvesinde

Ocak-Ağustos döneminde toplam otomotiv ihracatı geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre adet bazında yüzde 14 artarak 595 bin 425 adet olarak gerçekleşti. Otomobil ihracatı ise yüzde 2 oranında artarak 365 bin 704 adet oldu. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, otomotiv sanayi ihracatı Ocak-Ağustos döneminde toplam ihracattan aldığı yüzde 13,4 pay ile ilk sıradaki yerini korudu.

19,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleşti

Ocak-Ağustos döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre toplam otomotiv ihracatı dolar bazında yüzde 30, Euro bazında ise yüzde 21 arttı. Bu dönemde, toplam otomotiv ihracatı 19,2 milyar dolar olarak gerçekleşirken, otomobil ihracatı yüzde 11 artarak 6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Euro bazında otomobil ihracatı ise yüzde 3 artarak 5 milyar Euro oldu. Yılın ilk sekiz ayında dolar bazında ana sanayi ihracatı yüzde 23 oranında artarken, tedarik sanayi ihracatı yüzde 40 oranında arttı.

 

 

ABD’de Vergi Artırım Söylemleri Kripto Paraları Etkiledi

Huobi Global Araştırma Müdürü Beste Naz Süllü’nün günlük değerlendirme bülteni

Finansal piyasalar yeni haftada makro tarafta etkili olan ABD’nin kurumlar vergisi artırım planı ve Fed’in bir an evvel taperinge başlaması gerektiği söylemleri ile fiyatlanıyor. Yeni haftaya Asya seansında gelen satıcılı seyirle başlayan kripto paraların ortak hareket ettiğine son günlerde rastlanmıyor. Bu yönden bakılacak olursa Bitcoin ve Ethereum getiri bazında piyasanın oldukça gerisinde kaldı. ABD’nin vergi artıracak olması ve Hindistan’ın da regülasyonlar konusunda yeşil ışık yakmayacağı beklentileri ile Bitcoin 45.000 $ seviyesinin altına geldi. Pazar günü gece saatlerinde Alonzo yükseltmesi ile piyasanın üçüncü büyük kripto parası Cardano akıllı kontrat altyapısına geçti. Artık proje bazlı olarak en çok artan SOL ve AVAX gibi coinlerin ligine çıkan ADA için uzun vadeli kilitleme işlemleri de söz konusu olabilir. Vadeyi uzatan yatırımcılar tuttukları gün kadar ödül kazandıran Huobi Earn özelliği sayesinde düşük fiyattan aldıkları coinlerin büyük bir kısmını HODL ederek yani uzun süre satmadan elde tutarak koruduklarında hem vade içindeki değer artışlarından hem de ödüllerinden gelir elde etmiş olacak. Bitcoin için 36.000 $ seviyesinin test edilmesine ilişkin riskler halen daha devam etmekte. Balina hesapları son bir haftada 50 bin adet BTC alımı gerçekleştirseler de bu riskin devam ettiğini söyleyebiliriz. Borsalardaki BTC rezervleri de 3 yılın en düşük seviyesine gerilemesiyle olası geri çekilmelerde Bitcoin’in düşüşünün uzun süreli olabileceğini mevcut verilerle desteklemiyor. Bu nedenle düşüşler her daim yeni fırsatlara açık diyebiliriz.

Kervan Gıda Dünyanın En Büyük Perakende Zincirinin Özel Markalı Ürünlerinin Tedarikçisi

Türkiye’deki en yüksek yumuşak şeker üretim kapasitesine sahip Kervan Gıda, halka arzla yakaladığı ivmeyi Türkiye ekonomisine büyük değer katacak önemli bir ihracat hamlesi ile sürdürüyor. Kervan Gıda, dünyanın en büyük perakende zinciri Walmart raflarında yer alan Bebeto marka ürünlerin ardından, Walmart’a özel markalı (Private Label) ürün üretimine başladı.

85 ülkeye ihracat yapan ve Türkiye’nin en yüksek yumuşak şeker üretim kapasitesine sahip Kervan Gıda, Dünyanın en büyük perakende zinciri Walmart raflarında yer alan Bebeto marka ürünlerin ardından, Walmart’a özel markalı (Private Label) üretimi anlaşmasını yaptı. 2021 yılı Ağustos ayı itibariyle de Walmart’ın Amerika Birleşik Devletleri’ndeki mağazalarına özel markalı (Private Label) ürün sevkiyatı başlatıldı.

Bebeto markasıyla oluşan güven başarı getirdi

Modern kanalda büyüme stratejisine paralel olarak ihracat ağını ve satış kanallarını büyütmeyi sürdüren Kervan Gıda, 2021 Mart ayında dünyanın önde gelen perakende firmalarından Walmart’ın ABD’deki mağazalarına Bebeto marka ürün satışına başlamıştı. Ürün kalitesi, tedarik zinciri yönetimi süreçlerindeki titizlik ve oluşan güven, dünya devi Walmart’ın özel markalı (private label) ürünlerinde Kervan Gıda’yı tercih etmesini sağladı.

“Bulunduğumuz rafa değer katacağız”

Şirketin 2021 yılı ilk 6 ayında yaptığı ihracatın dolar bazında 55,7 milyon USD seviyelerinde gerçekleştiğini belirten Kervan Gıda Satış ve Pazarlama Grup Başkanı Oğuz Ay, Walmart’ın tedarikçileri arasında yer almanın Türk ekonomisi için büyük bir katma değer olduğunu söyledi. Ay, “Küresel pazarda kendi kategorimizde ciro açısından sekizinci sıradayız ve orta vadeli hedefimiz dünyanın ilk 5 yumuşak şeker üreticisi arasında yerimizi almak. Walmart’ın operasyonu bu hedefe ulaşmak için attığımız büyük bir adım. Walmart ile Bebeto markasının raflara girmesiyle başlayan iş ortaklığımız, Walmart’a özel markalı ürün (Private Label) üretimi anlaşmasıyla sürdü. Dünyanın en değerli raflarına adayız ve satış hacminin ötesinde bulunduğumuz raflara değer katmayı da sürdüreceğiz” dedi.

Resonant Lider/Lik

Dr. Mehmet KAPLAN
Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi

Resonant köken kavram olarak sesin titreşimde yoğunlaşması ve uzaması anlamına gelmekte; resonant lider/lik kavramı da duygularının bulaşıcı olduğundan hareketle etkileşimde bulundukları çalışanları ile ahenk yaratmak üzere belirlenen amaçlara yoğunlaştıkları ve olağanüstü çaba gösterdikleri lider/lik olarak ifade edilmektedir. Resonant liderler duyguların bulaşıcı olduğunun farkında olduklarından; kendi duygularının başkalarının duygularını ve dolayısıyla onların performanslarını etkilediklerinin bilincinde hareket etmektedirler. Dolayısıyla empati yetenekleri yüksek olmakta, sorunlara ve çözümlerine farklı bakış açılarıyla bakabilmekte; başkaları ile işbirliğine giderek kendilerini ve çalışanlarını geliştirmeye ve davranışlarını değiştirmeye hazır olmaktadırlar. Resonant liderlerin kendilerini duygusal zekalarıyla ifade ettikleri ve geliştirdikleri üç önemli özellikleri bulunmaktadır. Bu özellikler farkındalık, umut ve merhamettir.

Özellik 1-Farkındalık: Farkındalık, bireylerin ya da liderlerin kendisi, çevresi ve işi için eksiksiz ve bilinçli bir düzey geliştirerek hayatlarını sürdürmesidir. Bu bağlamda bireyin kendisini ve dünyayı açıkça algılayarak anlaması örgütsel başarıya katkı sağlayan unsurlardan birisi olacaktır. Dolayısıyla resonant liderler öncelikle kendilerinin farkında olmalı (öz-farkındalık) sonra da başkalarının farkında olmalıdırlar (sosyal farkındalık/empati).

Özellik 2-Umut: Umut işletmelerin ve/veya bireylerin belirledikleri amaçlara ulaşılabileceğine yönelik inançtır. Amaçlara ulaşmaya çalışırlarken liderlerin umutlarının yüksek olması takipçilerini yani çalışanları da etkilemekte ve onların da umut düzeylerini artırmaktadır. Umut düzeylerinin yükselmesi ile liderler daha fazla ilham verebilmekte ve daha fazla motive edici olabilmektedirler.

Özellik 3-Merhamet: Merhamet, bireylerin duygularını başkalarının isteklerini ve gereksinimlerini anlayarak ya da anlamaya çalışarak düşünme, karar verme ve hareket etme sürecine yönelik bir duygudur. Resonant liderler bu süreçte daha çok kendilerini başkalarının yerine koyarak onların duygu ve düşüncelerini doğru bir şekilde anlamaya gayret ederler. Bu özellik, aslında yaşadığımız zaman diliminin maddeci ve bireyselleştirilmiş dünyasında herkes için gerekli olan bir duygudur.

Sonuç olarak; resonant lider/lik yaklaşımında, liderler herhangi bir sorun ve/veya krizi çözüme/fırsata çevirerek korku ve umutsuzluk karşısında umut yaratmakta, güçlü ve tutkulu tavırları ile insanları harekete geçirmeyi başarabilmektedirler. Bu liderler, insanların imkânsız olarak nitelendirdikleri hayalleri gerçekleştirmek için hem çalışanlara hem işletmelere hem de topluma ilham verebilmektedirler.

Kaynak ve ayrıntılı okuma önerisi: Aşağıdaki eserl(er) konu ile ilgili kaynak ve bilgilendirmeyi artırmaya yöneliktir.

  • McKee, A. ve Massimilian, D. (2006). Resonant leadership: A new kind of leadership for the digital Age. Journal of Business Strategy. 27(5): 45-49.

Evrim Saatinin Sonu

Dr. Öğr. Üyesi Gözde MERT
Nişantaşı Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi
İşletme Bölüm Başkanı & Gözde Araştırma Şirketi Kurucusu

“Her organizma, etrafındaki organizmalarla birlikte gelişir.” Kevin Kelly

Geçtiğimiz kırk yılda evrimsel biyologlar, bazı evrimsel olayların, saatin işleyişine benzer bir mantıkla gerçekleşip-gerçekleşmediği üzerine, çeşitli çalışmalar yürüttüler. Mutasyonlar bir DNA parçasında, belirli bir hızla birikebilirler. Bu birikme, milyonlarca yıl gibi uzun bir süre devam edebilir. Örneğin bir hemoglobin bileşeni olan alfa-globin proteinini kodlayan gende, milyar yıl başına ortalama 0.56 baz çifti değişim olduğunu biliyoruz. Bu sayı, proteinin yapısını etkileyen değişimlerin sayısıdır. Eğer bu oran güvenilir ise, ondan moleküler bir saat olarak faydalanabiliriz.

Moleküler bir saat gibi davrandığı böyle durumlarda DNA’nın bir parçası, soyların birbirinden ayrıldıkları zamanı tahmin etmek için çok güçlü bir araç haline gelir. Örneğin, iki türün DNA’sına baktığımızda, bu DNA iplerinin sadece bir bölgede birbirlerinden farklı olduğunu ve bu farkın 4 baz olduğunu varsayalım. Yine bu varsayıma göre; bu DNA’nın tamamı, yaklaşık olarak her 25 milyon yılda 1 baz değişme hızına sahip olsun. Buradan, bu iki DNA diziliminin birbirlerinden 100 milyon senelik evrimle ayrılmış olduğunu ve ortak atanın, bundan 50 milyon yıl önce yaşamış olduğunu hesaplayabiliriz. Her iki tür, kendi evrimlerini geçirdikleri için, bu iki türün 50 milyon yıl önce yaşamış olan ortak bir atadan türemiş olmaları gerekmektedir. Bu yöntem, modern insanın ortaya çıkışı, insanlarla şempanzelerin birbirinden ayrılması ve “Kambriyan Patlaması” olayları da dahil olmak üzere, birçok önemli evrimsel olayın tarihini araştırmakta kullanılmıştır.

Bilim adamları, doğadaki canlıların evrim saatini belirleyen, telomer adlı DNA zincirlerinin kısalmasıyla, evrim saatinin duracağını ve sonrasında kanser, Alzheimer gibi yaşlılığa bağlı hastalıkların oluşma riskinin artacağını ifade etmektedir. Bu insanlığın sonu anlamına gelmektedir. Gerçekleme olasılığının düşük olduğu varsayılsa da bu durum gerçekleştiğinde insanlığın %80’inin yok olacağı tahmin edilmektedir.

Evrimi destekleyen kanıtlar; kayalardan kemiklere, kemiklerden moleküllere kadar çeşitlilik göstermektedir. DNA dizileme analizleriyle, canlıların genom dizilimi ve canlılardaki ortak mekanizmalarda etkili proteinler belirlendikçe, canlılığın biyolojik kökeninin nereden geldiği, hangi canlının birbiri ile akraba olduğu, hangi organizmaların ortak atayı paylaştığı sorularına, moleküler boyutta yanıt oluşturulabilmektedir. Yaşamın kökeni ve evrimin tarihsel olaylarıyla ilgili hipotezlerin bir kısmı, hipotezi test edecek uygulamaların laboratuvarlarda henüz yapılamaması nedeniyle, tam olarak açıklanamamaktadır.

Hemoglobin, korunmuş bir gen ürünü olması ve kırmızı kan hücrelerinde oksijen taşınımı gibi hayati fonksiyonu nedeniyle; moleküler uyumun evrimsel incelemesi için avantajlıdır.  Birkaç memeli hayvanın, hemoglobin ve sitokrom c proteinlerinin aminoasit dizisi kıyaslandığında, iki proteinde farklılık gösteren aminoasit sayısı ve fosil kaynaklarda belirtilen bu hayvanların, birbirlerinden ayrılma zamanlarının, birbirleriyle orantılı olduğu bulunmuştur. Buna göre; belirlenen herhangi bir proteinin evrimsel değişim hızının, zaman içinde ve farklı soylar üzerinde, yaklaşık olarak sabit olabileceği düşüncesi ile mutasyon oranlarının, her protein için sabit olduğu varsayılmıştır. Moleküler saat; gen saati, genetik saat ya da evrimsel saat olarak da tanımlanmaktadır.