Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Genel Çerçeve

Müzakere Evrenine Giriş

MÜZAKERE TEKNİKLERİ VE PAZARLIK BECERİLERİ – EĞİTİM YAZI DİZİSİ

Prof. Dr. Murat ERDAL – merdal@istanbul.edu.tr
İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Program Başkanı
www.muraterdal.com

MÜZAKERE EVRENİNE GİRİŞ – Genel Çerçeve

Muzakere Teknikleri Egitimi3
Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Satınalma dergisi içerisinde sektör çalışanlarının müzakere teknikleri ve pazarlık becerilerinin gelişimi için düzenli yer ayırmaya gayet ediyoruz. Dergide çok sayıda makaleye ve ödüllü pazarlık vakalarına yer verdik. Geçmiş tüm sayılara online erişebilmek için https://satinalmadergisi.com/dijital-islem-merkezi/ sayfamızı ziyaret ediniz.

Bütün bu çalışmalar devam ederken satinalmadergisi.com web sitemiz içerisinde kısa kısa, günlük konuşma diliyle pazarlık yönetimi yazılarını bir seri halinde yayınlama kararı aldık. İlginizi çekeceğini umuyoruz.

Amacımız, farklı sektörlerde faaliyet gösteren işletme çalışanlarına rehberlik edebilmektir. Diğer taraftan sizlerin yönlendirmesine de ihtiyacımız var. Etkileşim bizim için çok kıymetli. Sahadan gelen bilgi ve tecrübe aktarımı bu sayfaları daha güçlü kılacaktır. Öneri, görüş ve yazılarınızı editor@satinalmadergisi.com ile paylaşın. Sizleri yazarlarımız arasında görmek isteriz.

Giriş

Pazarlık yönetimi genel çerçevesi elbette çok geniş. Satınalma iş çevresi, yöneticilik, yurtiçi ve uluslararası boyutları, kültür, iletişim ve ikna gibi temel konuları zaman içerisinde adım adım ele alacağız.

Müzakere süreci ve pazarlık yönetiminde elbette çok sayıda alt başlık var:

Pazarlık Yönetimi – Genel Çerçeve

  • Hedef tanımlaması
  • Hazırlıklar; araştırma ve planlama
  • Süreç odaklılık
  • Zaman baskısı
  • Pazarlık masası ve değişkenler
  • Bire bir pazarlıklar (1 – 1)
  • Bir kişi – grup pazarlıkları
  • Grup – grup pazarlıkları
  • Kırmızı çizgiler
Pazarlik Muzakere Profili Anketini Indiriniz
Pazarlık Müzakere Profili Anketini indiriniz

Bu alt başlıkları da tek tek inceleyeceğiz.

Sizlere bu köşede konuya ilişkin kitap ve film önerilerimi de ileteceğim. Müzakere ve pazarlık, hayatın her alanında olduğu için filmlerde de birçok örnek izliyoruz. Borsa ve pazarlama – satış temelli senaryolar özellikle şirket odaklı filmlerde karşımıza çıkıyor.


Benim ilk olarak paylaşmak istediğim film Koalisyon. Seçim nedenim ise yukarıda pazarlıkla ilgili tüm alt başlıkları bu filmde bir arada bulmamız. İngiltere’de hükümet kurma çalışmalarında parti müzakerelerini; parti liderlerinin karşılıklı görüşmeleri ve çözüm arama sürecini işleyen filmde;

  • Parti liderleri arasında ( bire bir ) müzakereler,
  • Parti liderleri ve yönetim ekipleri arasında (lider – grup) müzakereler ve
  • Üç partinin yönetim ekipleri arasında (grup – grup ) müzakereleri gözlemleyebiliyoruz.

Koalisyon filmi siyaset temelli olsa da iş hayatında kariyer basamaklarını tırmanan hedefli arkadaşlarımız için tavsiye ederim.

Müzakere süreci ve iş hayatında yürütülmekte olan pazarlıklarla ilgili benzerlikleri vurgulayalım.

  • Parti lideri ve parti yönetim organları ile müzakereler:
    Hedeflerin bilinmesi, ortak payda (dünya görüşü) ve kültür ile uzun süre birbirini tanımanın getirdiği açık dil kullanımı.
    Kurum içerisinde yürütülen iletişim. Firma içerisinde talep sahibi birim ve yöneticilerle iletişim, karar noktaları (tepe yönetimi ) iletişim. “Hepimiz aynı gemideyiz”
  • Liderler arasında müzakereler. Seçmenler ve parti örgütüne karşı sorumluluk, temsiliyet, farklı ve benzer hedeflerin varlığı, Deneyim sahibi insanlar arasında iletişim. Bizlere alıcı ve tedarikçiişletmelerinin yöneticilerini hatırlatıyor. İşletmelerin rekabet içerisindeki konumları, varlığını sürdürme, işletme ve çalışanlarına karşı sorumluluk, kurumu temsil etmenin farkındalığı. Liderler kadar ekibin iletişim ve davranışları da son derece stratejik. Katılımcıların iletişim yetenekleri. Pazarlık ortamındaki iletişim ve stil müzakerelerin yönünü belirlemektedir.
E-Kitap: Her ay güncellenmiş içeriği ve yeni kapak tasarımı ile B2B Ticaret Portalı www.BuyerNetwork.net ten indirebilirsiniz.
  • Hazırlıklar, araştırma ve planlama. Filmde, pazarlık toplantısı öncesinde katılımcıların özellikleri araştırılmaktadır. Tüm ekiplerin özgeçmişleri incelenmektedir. Eğitim, meslek, sektör tecrübesi gibi tüm yönler bilinmektedir.Tedarikçi araştırmaları günümüzde son derece titizlikle yürütülmektedir. İşletmelerimizde veri tabanları daha fazla kullanılmaktadır. Davet edilen firmanın özellikleri, toplantıya katılan ekiplerin kimlerden meydana geldiği, isimleri, geçmiş toplantıların resmi ve resmi olmayan notları kurumsal hafızada yer almaktadır.
  • Strateji ve taktik hamlelerin belirlenmesi. Toplantılarda gündem maddelerinin hangi sıralama ve hangi kapsamda masaya aktarılacağı önem taşır. Teklif – karşı teklif birbirini takip eder, belirsizlik ve sürprizler daima yaşanır. Ne tür taviz isteneceğini kestirmek zordur. Bu da nereden çıktı ? diye pazarlık masasında durup düşünmek ve doğru hamleyi bulmak zordur. Bu nedenle önceden hazırlık yapanlar pazarlık masasında avantajlıdır. Toplantıya ilave talep ve isteklerin taşınması, yeni gündem maddelerinin dahil edilmesi müzakere sürecini uzatır. Yeni bir toplantı takvimi veya görüşmelerin sonlanması kaçınılmazdır.
  • Zaman baskısı. Zaman baskısı (son tarih ve saat) iş çevresinde çok karşılaşılan bir durumdur. İhtiyacın şiddeti ve aciliyet, firma ve yöneticilerinin elini hayli zayıflatır. Pazar koşullarındaki belirsizlik ve riskler özenle vurgulanır. Korku ile ikna etme hamleleri sıklıkla yaşanır. Taktik hamle olarak teklifin belirli bir süre içerisinde geçerli kalacağı, fiyat artışlarının yaşanabileceği, ürünün stokta bulunamayacağı, ilave masrafların gün yüzüne çıkacağı gibi olasılıklar iletişimde özenle hatırlatılır.
  • Kırmızı çizgiler. Her bir siyasi partinin kuruluş öyküsü, dünya görüşü ve öncelikleri farklılıklar taşır. Olmazsa olmazları vardır. Örneğin eğitim, çevre, sağlık, iç ve dış politikada savundukları bilinir. Kamuoyu ile paylaşılmıştır. Açık, net olan bu duruş iş birliği (koalisyon) ile yeniden yapılandırılmak mecburiyetindedir. Her alanda tek bir tarafın baskın görüş ve talepleri kabul edilemez. Koalisyon koşulları ile belirli alanlarda ödünler verilir.

Firmalar arası iş birliklerinde de olmazsa olmazlar vardır. Alıcı taraf, sözleşme ile ürün kalitesi, maliyet, teslimat ve gizlilik gibi konularda kırmızı çizgilerini belirtir. Tedarikçi taraf ise açıklık, taahhütlerin zamanında gerçekleştirilmesi, ödeme takvimi gibi konularda hassasiyetini vurgular.

Koalisyonlarda olduğu üzere, firma iş birliklerinin süresi de “taraflararası güven ve uyum”la sağlanabilir. Başlangıç aşamasında varılan mutabakat ve ondan sapma, verilen sözlerin yerine getirilememesi, yanlış uygulama ve hatalar iş birliğini sonlandıracaktır.

Not: [ Süreç ile ilgili bilgi edinmek isteyenler, “İngiltere’nin Liberal-Muhafazakâr Koalisyonu İş Başında” başlıklı haberi okuyabilirler. İngiltere’de yaklaşık 70 yıldır kurulan ilk koalisyon hükümeti, göreve başladı. Seçimden ilk sırada çıkan Muhafazakâr Parti ile üçüncü sıradaki Liberal Demokratların kurduğu koalisyon hükümeti, bugün ilerleyen saatlerde ilk toplantısını düzenleyecek.

https://www.bbc.com/turkce/haberler/2010/05/100512_cameron_cabinet ]

Yöneticiler Için Müzakere Teknikleri Ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Müzakere Teknikleri Ve Pazarlık Eğitimi
Yöneticiler için Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi. İleri Seviye Eğitim Teklif Almak için: egitim@satinalmadergisi.com

Her gün mesleki gelişiminize 15 dakika zaman ayırın.

MÜZAKERE TEKNİKLERİ VE PAZARLIK BECERİLERİ – EĞİTİM YAZI DİZİSİ

PAZARLIK TAKTİKLERİ

TESTLER

 ANKET

Kitap Önerileri :

  • MÜZAKERE TEKNİKLERİ ve PAZARLIK BECERİLERİ (E-Kitap 2. Baskı), Prof. Dr. Murat ERDAL, Erişim için profesyonel üyelik işlemlerinizi tamamlamanız gerekmektedir.
  • SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ, Prof. Dr. Murat ERDAL, (Beta Yayıncılık),  4. Baskı.

-> ŞİRKET EĞİTİMLERİNİZ İÇİN TEKLİF ALIN -> egitim@satinalmadergisi.com 

Kadın İstihdamı ve Kadın Girişimciler

Dr. Öğr. Üyesi Gözde MERT
Nişantaşı Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi
İşletme Bölüm Başkanı & Gözde Araştırma Şirketi Kurucusu

“Yeryüzünde gördüğümüz her şey, kadının eseridir.”
Mustafa Kemal Atatürk

İşverenlerle işgücünün yani işgücü arz ve talebinin karşılaştığı, bir ücret haddinin oluştuğu, sözleşme ilişkilerinin yürütüldüğü sosyal bir organizasyonu ya da yeri “işgücü piyasası” olarak tanımlayabiliriz.

Toplumda kadınların işgücü piyasasına katılımlarının sağlanması sürdürülebilir kalkınma için önemli bir husustur. Aynı zamanda kadın istihdamının artırılmasının ve işgücü piyasasındaki pozisyonlarının güçlendirilmesinin ise birçok açıdan büyük bir önemi bulunmaktadır. Kadınlar, toplumun gelişmesinde ve ilerlemesinde önemli etkileri ve rolü olan bireylerdir. Bir toplumda kadın ne kadar üretken ve etkinse toplum da o kadar gelişir.

Dünya genelinde ve Türkiye’de kadınların istihdamdaki oranları erkeklere nazaran daha düşüktür. Bu durumun sebeplerinden biri kadının nitelik olarak gelişimini ve işgücü piyasasına girişini sağlayacak gerekli mekanizmaların yeterli seviyede oluşmamasından kaynaklandığı söylenebilir. Türkiye’de kadınların işgücüne katılım açısından durumu, köklü bir sorunu da yansıtmaktadır. Kadınların yirmili yaşlarının sonuna doğru işgücü piyasasından ayrılması gibi güçlü bir eğilim yaşanmaktadır. TÜİK’e göre 2020 yılında Türkiye’de kadın işgücüne katılma oranı %28,7 iken, AB ülkelerindeki ortalama %52,4 ve OECD ülkelerindeki ortalama ise %52,5’tir. Bu verilere göre incelendiğinde Türkiye kadın istihdamı açısından AB ve OECD ülkelerinin en alt sıralarında yer aldığı söylenebilir.

DİSK Genel-İş Sendikasının 2020 yılı Mart ayında hazırladığı “Türkiye’de Kadın Emeği” raporuna göre; Türkiye’de kadınlar, toplumsal rolleri aşarak işgücüne dahil olsa da istihdamda yeterince yer bulamamaktadır. Bu durum ise işgücündeki her 10 kadından sadece 3’ünün istihdama katılabilmesine sebep olmaktadır.

Rapordaki çarpıcı bulgulardan biri de 2019 yılında 500 bin kadının ev içi bakım (ailedeki çocuklara veya bakıma muhtaç olan yetişkinlere bakmak) hizmetlerinden dolayı işinden ayrılması ve 12 milyon kadının ise ev işleri nedeniyle çalışma hayatına hiç başlayamamasıdır. Maalesef çalışma hayatına katılamayan toplam kadın sayısı ise her yıl yükselmektedir. 2014 yılında 20 milyon 160 bin kadın istihdam olanağı bulamazken, 2019 yılına gelindiğinde bu sayı 20 milyon 691 olmuştur.

Uluslararası ve ulusal alanda yapılan bilimsel çalışmalar incelendiğinde kadınların eğitim düzeylerinin yükselmesi, işgücüne katılma ve istihdam edilme oranlarının da doğru orantılı olarak arttığını göstermektedir. Oysaki erkelerin istihdama katılmasında eğitim düzeyi çok etkisi olmamaktadır. 2019 yılında Türkiye’de ilköğretim mezunu kadınların istihdama katılım oranı %34,1 iken; yükseköğretim mezunu kadınların istihdamdaki payı ise %57,7’dir. Ancak erkeklerde bu oran fazla bir değişim göstermemektedir (Erkeklerde ilköğretim mezunu kişilerin istihdamdaki oranı %93,8; yükseköğretim mezunlarının ise %86’dır).

Türkiye’nin kadın istihdamına yönelik ilk eylem planı “Kadın İstihdamı Eylem Planı”dır. Bu eylem planı İŞKUR, ILO ve İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı (SIDA) finansmanı ile “insana yakışır iş” prensibini temel alarak kadınların istihdamına yönelik olarak “Kadınlar için Daha Çok ve İyi İşler: Türkiye’de İnsana yakışır İş İçin Kadınların Güçlendirilmesi” Projesi kapsamında 20 kurumdan temsilcinin katılımıyla hazırlanmıştır.

Hazırlanan eylem planının iki temel amacı bulunmaktadır. Birincisi, kadın istihdamının artırılması için kadınlara mesleki beceriler kazandırılması ve işe yönlendirilmesi; ikincisi ise kadınların işgücü piyasasına erişim olanaklarının arttırılmasıdır. Eylem planı kapsamında, aktif işgücü piyasası politikalarıyla desteklenerek kadınların meslek kazanmaları, çalışma hayatına katılmaları önündeki engellerin azaltılması, girişimcilik faaliyetlerinin teşviki ve desteklenmesi ve konuya ilişkin farkındalığın artırılması gibi faaliyetlerle desteklenmektedir.

Kadın İstihdamının Artırılmasına Yönelik Bir Çözüm: Kadın Girişimciliği

Türkiye’de kadınların ekonomik rollerinin zenginleşmesiyle birlikte, ekonomik kalkınmada önemli bir kaynak olarak daha etkin yer almaları gerekmektedir. Bu bağlamda kadınlara eşit istihdam, mesleki eğitim ve iş güvencesi olanaklarının sağlanması ve iyileştirilmesiyle toplumda özgürlükçü, demokratik, çoğulcu ve katılımcı bir yapılanmanın geliştirilmesi de hızlandırılmış olacaktır.

Kadın girişimciler; işgücü piyasası içinde, belirsiz olan riskleri göze alabilen, piyasaya yönelik, mal veya hizmet üretip satabilen, kendi işinin sahibi olan, tek veya başkalarına da istihdam olanağı sunan kişilerdir.

Dünyada kadınları girişimcilik faaliyetlerine iten en önemli sebeplerin başında gelir elde etme isteği gelmektedir. Diğer etkenler ise işsizlik, ekonomik alternatiflerin eksikliği, yaşam kalitesini artırma isteği, kendi hayatını kontrol etme arzusu, esnek çalışma saatlerine ihtiyaç duyulması, mali yönden bağımsızlık, kişisel gelişim, kendi kaderine yön verme isteği de kadınları girişimciliğe yönlendirmektedir.

Kadınları girişimciliğe yönlendiren sebeplerin birçoğu ortak olsa da, bu etkenler ülkeden ülkeye farklılık gösterebilmektedir. Bunun sebebi girişimcilik özelliklerinin açığa çıkmasında toplumun kültür yapısının da etkisinin olmasındandır. Ülkenin ekonomik gelişmişlik düzeyi girişimcilik ruhunu, dolayısıyla girişimcilik faaliyetlerini de doğrudan etkilemektedir.

Türkiye Kadın Girişimciler Derneği’nin (KAGİDER) 2019 yılında “Türkiye Kadın Girişimcilik Endeksi” raporuna göre araştırma kapsamına giren kadın girişimcilerin profili incelendiğinde görüşülen her 10 kadın girişimciden 9’unun minimum önlisans mezunu ve eğitim seviyesi olarak Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde olduğu tespit edilmiş.

Aynı rapora göre kadın girişimcilerin şirket kuruluş aşamasında borç almayı çok tercih etmemesi ve alınan borçta da ailenin ana kaynak olarak görülmesi finansal kaynaklara erişim konusunda ilerleme kaydedilmesinde faydalı görülmektedir. Kadın girişimciler çoğunlukla kurdukları mevcut şirkete odaklanıyor ve seri girişimci olma eğilimleri daha düşüktür. Bu odaklanma, şirket kurup satma oranının henüz düşük seviyede gerçekleşmesi sonucunu da beraberinde getirmektedir.

Türkiye’de kişi başına düşen gelirin 10,000$’ın altında olması, dünya sıralamasında geri sıralarda bulunmasına neden olmaktadır. Fakat bu durum toplumda girişimcilik motivasyonunu da tetikleyen en önemli unsurlarındandır. Ayrıca 2018-2019 yılı “Global Girişimcilik İzleme Raporu”na göre Avrupa ülkelerinin çoğunun aksine Türkiye’de girişimciliğin yüksek oranda bir kariyer tercihi olarak görülmesi de ülke olarak girişimcilik potansiyelimizin ne kadar yüksek olduğunu göstermektedir. Bununla beraber nüfusun yaklaşık yarısının kadın ve kadınların da işgücüne katılım oranının %30’ların biraz üzerinde olması toplum olarak katma değer yaratmada âtıl kalmış olan bu değerli kaynağın, girişimcilik ekosistemine kazandırılmasının ne kadar önemli olduğunu kanıtlamaktadır.

Satınalma Dergisi Mayıs 2021 – Sayı:101

Değerli yöneticiler,

Mayıs ayı ile havalar hızla ısınmaya başladı. Uzun zamandır hasretle beklediğimiz bahar nihayet geldi. Açıkçası moralimiz yükseldi. Yoğun aşılama ile birlikte normale olan özlemimiz artıyor. Pandemi konusunda çok sayıda ülke bü- yük mesafe aldı ve gündelik yaşantıda iş yerlerini açtı. Bizler de ülkemizde vaka sayılarının hızla azalmasını ve yaşanan kapanma döneminin artık son olmasını ümit ediyoruz.

Yılın ikinci çeyreğinde ticari hayatla ilgili olarak sektörler açısından bir değerlendirme yapıldığında belirsizlik ve risklerin devam ettiğini söyleyebiliriz. Kurumsal pazar dinamikleri oldukça değişken. Birçok kategoride emtia fiyatları yükselme trendini koruyor. Tedarikçi ilişki ve müzakereleri, emtia fiyat dalga- lanmaları ve kurdaki oynamalar firma yöneticilerini zorlamaya devam ediyor. Üretimde belirli gruplarda stok tutma eğilimi artarken gelecekteki olası riskler çok yönlü değerlendiriliyor. Kritik malzeme ve parçaların planlamasında güçlük çekiliyor. Tahminleme yapabilmek ve ona uygun pozisyon alabilmek kolay değil.

Bu dönemde lojistik ve taşımacılık hak ettiği ilgiyi kazandı. Yurtiçi ve uluslararası operasyonlar; süre ve maliyetler daha fazla irdeleniyor. Alternatif taşıma koridorları, yeni çözümler ve teknoloji entegrasyonu ana gündemi oluşturuyor. Pandemi sıkıntıları nedeni ile inovatif hizmet üreten lojistik firmaları öne çıkıyor. Yurtiçinde kargo ve kurye sektörüne olan ilgi yükseliyor.

Dış ticaretin ana bileşenlerinden bir tanesi kuşkusuz “konteyner”. Tüm dünyada belirli ekipman türlerinde yaşanılan sıkıntı devam ediyor. Otoriteler tarafından haziran ayından itibaren düzelme hareketlerinin olacağı söylenmekte. Coğrafya ve ülkeler arasında farklılık göstereceğini göz önünde bulundurursak sene sonuna doğru düzelme daha gerçekçi gibi. Navlun fiyatlarının pandemi öncesi dönemine dönüşü ise biraz farklı bir konu. Fiyatların aşağı yönlü kırılmasında arz ve talep miktarları kadar uluslararası hatların bu konuda atacağı adımlar da rol oynayacak.

Şirket Olarak Dijital Dergi Aboneliğinizi Yaptınız mı?

Dijital şirket / yönetici üyeliği için https://satinalmadergisi.com/dijital-islem-merkezi/ sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. Bir yıl 12 sayı ile birlikte arşivimizde yer alan toplam 100 sayıya da erişim fırsatını yakalayacaksınız.

Ayrıca bu abonelikle Öğrenme Merkezi Learning.buyernetwork.net üyeliğiniz otomatik tanımlanmaktadır. Böylelikle mesleki ve kişisel gelişimi destekleyici dokümanlara ulaşabilirsiniz.

Mayıs 2021 sayımıza katkı veren tüm sektör yöneticilerine ve öğretim üyelerimize teşekkür ediyorum.

Tüm okurlarımızın Ramazan Bayramı’nı kutlar, sağlıklı günler dilerim.

Keyifli Okumalar

Prof. Dr. Murat Erdal
EDİTÖR

 

Şirketler İçin Dijital Dergi Aboneliği

TÜM YÖNETİCİ ve PERSONELİN OKUMASI İÇİN

https://satinalmadergisi.com/dijital-islem-merkezi 

Birden Fazla İşte Eş Zamanlı Şantiye Şefliği Yapan Kişi İçin İş Denetleme Belgesi?

Mehmet ATASEVER     
Kamu İhale Kurulu Eski Üyesi/ Akademisyen

Sinan ÖZESEN
Kamu İhale Uzmanı/İnşaat Mühendisi

Anahtar Kelimeler; Yapım işi, şantiye şefi, ihale, iş denetleme belgesi

Kamu İhale Kurulu Kararı Özeti; 14.04.2021 tarihli ve 2021/DK.D-82 sayılı Kamu İhale Kurulu Kararında; Bir kamu yapım işi sözleşmesinde şantiye şefliğini üstlenen kişinin, üstlendiği görevin tam zamanlı bir görev olduğu ve bu nedenle kamu ya da başka bir yapım işinde fiilen şantiye şefliği yapmasının mümkün olmadığı değerlendirilmiştir.

Bu çerçevede aynı tarihlerde birden fazla şantiyede fiilen çalışmış olmanın kamu yapım işi sözleşmesi kapsamında kamu ihale sözleşme mevzuatına uygun bir şekilde fiilen şantiye şefliği yapılmaması anlamına geleceği ifade edilerek bir kamu yapım işi sözleşmesi kapsamında fiilen şantiye şefi olarak çalışan bir şahsın aynı zamanda başka bir yapım işi sözleşmesi kapsamında fiilen şantiye şefliği yapamayacağı, aksine bir durumun iş denetleme belgesi düzenlenmesine engel olacağı sonucuna varılmıştır.

Taşınmaz Satışlarında Yeni Bir Dönem Başlıyor! Hazır mısınız?

Ülkemizde Resmî Gazete şu anda en çok okunan gazete oldu. Muhtemelen uzunca bir süre daha yayımlanmaya, sermaye ve vatandaş nezdinde önemli düzenlemelerle her sabah karşımıza çıkmaya devam edecek. En çok takip edilen kurumlar da Meclis ve Bakanlıklar. Yanlış anlaşılmasın biz, halimizden memnunuz. Zira her yenilik, kişinin ve kurumların özellikle biz danışmanların kendini geliştirmesi ve diri tutması açısından belirleyici.

TBMM dahil kurumların taslak/teklif aşamasındayken açıkladığı politikalar, her yeniliğiyle iş dünyasına ve biz danışmanlara uyarıcı rolünü hatırlatıyor. Bu yazımızda size, önemli bir değişikliği henüz yayımlanmadan -yani fırına atılan ekmek hamuru misali- halini irdeleyeceğiz.

Ülkemizde satış ve alışa tabi -yani piyasa koşullarına tabi en önemli kalemlerden bir tanesi araç satışıysa bir tanesi de taşınmaz satışıdır. Özellikle dar gelirliler açısından belki hayatlarında bir defa olacak bir taşınmaz alımı, yapsatçı firmalar ve inşaat müteahhitleri için de önemlidir. Son yıllarda araç satışlarıyla ilgili çok önemli regülasyonlar yapıldı ve piyasa oyuncuları açısından sıkı tedbirler alındı. Yakın zamanda da tasarruf finansman sistemiyle faizsiz finansman sisteminde büyüyen tüm oyuncular için yepyeni bir döneme girildi.

Taşınmaz tarafında ise on yıllardır çok tartışılan konular var. Bu günlerde meclis gündemine bu alanları düzenleyen bir kanun teklifi geldi. Adı İcra İflas ve Diğer Kanunlarda yapılan değişiklikler, ama diğer kanunlar dediği kanunlar belediyeleri, tapu idarelerini ve vatandaşı çok yakından ilgilendiriyor. Ak Parti Grubu tarafından meclise getirilen bu teklifi gelin hep birlikte inceleyelim.

Özellikle ilk satış, ikinci el satış, yabancıya satış ve ipotekli satış olarak istatistikleri aylık olarak yayımlanan ve ekonomimizin dinamosu olan konut ve taşınmaz sektöründe atılan her adımın, önemli sosyal ve iktisadi sonuçları olmaktadır.

Yapılan kanuni düzenlemenin emlak piyasası açısından da önemli etkileri olacak. Şimdiden söyleyelim.

Teklifi, daha anlaşılır olması açısından maddeler halinde özetlemek istiyorum. Kanunun aşağıda anlatacağım kısmı, özellikle taşınmaz satış ve tesciline ilişkin yapılan değişiklikler ve iş yapma kolaylığı dikkate alınarak getirilen düzenlemelerden oluşuyor. Bunlar;

  • Harçlar Kanunu’ndaki düzenlemeyle, yapı kullanma izin belgesi verilmesi sırasında yapı kullanma izni harcı ile cins tashihi harcının belediyelerce tek seferde alınması öngörülüyor. Bu iş yapma kolaylığı açısından önemli.
  • Kat Mülkiyeti Kanunu’nda yapılan değişiklikle, yapı kullanma izin belgesi düzenlenen tüm yapıların cins değişikliği işlemleri resen yapılacak. Yapı kullanma izin belgesini düzenlemeye yetkili idare tarafından Mekansal Adres Kayıt Sistemi’ne yüklenerek elektronik ortamda kadastro müdürlüğüne gönderilen yapı kullanma izin belgesi ile yapı aplikasyon projesine göre kadastro müdürlüğünce tescil bildirimi düzenlenecek. Tapu müdürlüğüne gönderilen tescil bildirimi üzerine başkaca bir belge aranmaksızın cins değişikliği resen tescil edilecek. Cins değişikliği yapılmış taşınmaz kat irtifakı tesisli ise, kat irtifakının tesciline ait resmi senede ve kat mülkiyetinin kurulmasındaki istem ve belgelere dayalı olarak başkaca bir belge aranmaksızın resen kat mülkiyetine çevrilecek.
  • Yapı kullanma izin belgesi düzenlenen tüm yapılarda, Mekansal Adres Kayıt Sistemi’ne yüklenemeyen yapı kullanma izin belgesi ile yapı aplikasyon projesinin yetkili idare tarafından elektronik ortamda kadastro müdürlüğüne gönderilmesi halinde, cins değişikliğiyle ilgili hükümlere göre işlem yapılacak.
  • Emlak Vergisi Kanunu’ndaki değişikliğe göre, tapu müdürlükleri, bina ve arazinin devir ve ferağında tapu ve kadastro harcının matrahında dikkate alınan emlak vergi değeri ile emlak vergisi borcunu ilgili belediye tarafından sağlanan sistem üzerinden elektronik ortamda sorgulayacak. Miras, mahkeme kararı, cebri icra, kamulaştırma halleri ile özel kanunlarda öngörülen diğer haller hariç emlak vergisi borcu bulunan bina ve arazinin devir ve ferağı yapılmayacak. Bu düzenleme belediyelerin bu alanda bilgi teknoloji yatırımı yapmalarını gerektirecek.
  • Tapu dairelerinin devir ve ferağ işlemini, ilgili belediyelere bildirebilmesi için elektronik altyapının hazırlanabilmesi amacıyla geçiş süreci öngörülüyor. Belediyelerin bu konudaki elektronik alt yapılarını 1 Ocak 2023’e kadar kurarak ilgili tapu müdürlüklerinin kullanımına açmaları gerekiyor.
  • Belediye Gelirleri Kanunu’na eklenen yeni maddeyle iş yapma kolaylığı reformları kapsamında birleştirilen bazı inşaat izinleri prosedürlerine bağlı olan harçların, bedel ve ücretlerin de yapı ruhsatı başvurusu ile tek seferde ödenebilmesi öngörülüyor. Bu sayede, idari başvuru olarak birleştirilen süreçlerin arka planında var olan ödeme işlemlerinin tek seferde yapılabilmesi amaçlanıyor.
  • Bu konudaki son düzenleme ise daha çok İstanbul’u ilgilendiriyor. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanuna eklenen yeni maddeye göre, su ve kanalizasyon durum belgesi ile bağlantı ve iştirak talebinin inşaat ruhsatı başvurusu ile yapılması halinde, İSKİ tarafından yılı içinde belirlenen su ve kanalizasyon durum belgesi ücreti ile bağlantı ve iştirak bedeli hesaplanarak ilgili belediye tarafından tahsil edilecek. İlgili belediye tarafından tahsil edilen su ve kanalizasyon durum belgesi ücreti ile bağlantı ve iştirak bedeli, tahsil edildiği günün akşamına kadar mahsuba konu edilmeden İSKİ’nin hesabına aktarılacak.

 

Kanun teklifinde yer alan icra iflas düzenlemelerine bu yazımızda yer vermedik. Konunun önemine binaen taşınmaz satış ve tesciline ilişkin düzenlemeleri bu şekilde özetlemiş olduk.

Özellikle iş yapma kolaylığı ve Belediyelerle entegre edilecek sistemle beraber, alım satım işlemlerinin tamamen bankacılık sistemine kaydırılmasıyla beraber bu alanda önemli bir reformu, hep birlikte takip edeceğiz.

Ülkemizde, gelir veya kurumlar vergisinden daha geniş sayıda bir kesimi ilgilendiren ve özellikle de yerel idareleri ilgilendiren damga vergisi, harç, emlak vergisi ve belediye gelirlerini ilgilendiren düzenlemeler daha fazla ses getirmektedir.

Bakalım neler olacak, göreceğiz.

Saygılarımızla,

Uzaktan çalışma, çalışanı hangi yönlerden olumsuz biçimde etkileyebilir?

Uzaktan (tele-evde) çalışma uygulama­ları çalışanlar ve işverenlere, özellikle teknolojik imkanların gelişmesiyle birlikte farklı imkânlar sunmaktadır. Ailede ebeveynlerin her ikisinin de çalışması ve bekâr anne ya da baba sayısındaki artış, çalışanların aileleriyle ilgili taleplerinde de bir artışa yola açtığından tam zamanlı ya da kısmen uzaktan (tele-evde) çalışma uygulamaları bu taleplerin giderilmesi yö­nünde bir çözüm olarak ortaya çıkmaktadır. Ayrıca tele çalışanların işlerini nasıl ve nerede yapacaklarına dair bir esneklik bulunması bakımından boş zaman et­kinlikleri ayarlayabilme imkânı sunarken, işin yapıla­cağı mekâna dair kısıtlamaları da kısmen azaltmaktadır[1].

Uzaktan (tele-evde) çalışma evde yapılacaksa bunun için özel bir çalışma alanı oluşturulması gerekmekte, telefon, internet, ısınma, aydınlat­ma, aylık sabit ev giderleri, ev eşyalarının yıpranma payı giderleri gibi mali­yetler tele çalışanın üzerine kalmaktadır. Uzaktan (tele-evde) çalışma, çalışan cep­hesinden bakıldığında yukarıdaki imkânları sunarken işverenlere daha fazla avantaj sağlayabilmekte, işverenleri daha az ofis alanı ile araç gereç ve di­ğer kaynakların kullanımını önemli ölçüde azaltması bakımından maliyet düşürücü bir etki ya­ratmaktadır[2].

Uzaktan (tele-evde) çalışma uygulamasında, trafik yoğunluğunda işe gidiş-gelişte yaşanan zorluklar ve kötü hava koşulları ve işe gitmek üzere yapılan hazırlık süresi dahil olmak üzere geçirilen süreler ça­lışan üzerinde olumlu etki yaptığı ve işe gidiş geliş sürecinde yaşanan stresi azalttığı yapılan çalışmalarda tespit edilmiştir. Bununla birlikte bilgi toplumunda ilginç bir tarihsel döngü olarak uzaktan (tele-evde) çalışma kavramıyla işler yeniden evlere taşınmaya başlanmış; ancak bu kez insan, sanayi döneminin fabrika ortamında tanımadı­ğı kalabalıkları kaybetmekle kalmamış, aynı zamanda geleneksel ailenin güven veren iklimini de kaybet­miştir[3].

Uzaktan (tele-evde) çalışanların, işyerinde ça­lışanlara göre daha az ücretle çalıştırıldıkları ve sosyal yardımlardan yoksun bırakıldıkları (öğle yemeği gibi), sosyal güvenlik açısından eksik prim ile istihdam edildikleri uygulamada sıkça rastlanan sorunlardır. Bununla birlikte uzaktan (tele-evde) çalışma her çalışan için uygun olmayabilir. Çünkü işyerinde daha disiplinli çalışma ortamı varken, evden çalışanların aynı iş disiplinini ve zaman yönetimini sağlamaları mümkün olmayabilir. Ayrıca işyerinin sunduğu sosyal olanaklardan uzak kalmak da çalışanları yalnızlığa itebilmekte, asosyal­leştirebilmekte ve psikolojilerini bozabilmektedir. Ça­lışanlar işyeri ortamında bulunmadıklarından kariyer planları ve gelecekleri belirsizleşmektedir ki bu da fırsat eşitsizliği anlamına gelmektedir. İşverenlerin, evden çalışanlara rahat çalıştıkları düşüncesiyle daha fazla iş yükleme eğilimi olabilir. Bu da çalışanları gece ve hafta sonları çalışmak zorunda bırakabilir[4].

Tele çalışanlar arasında takım çalışması zorluluğu, statü kaybı korku­su, terfi sorunları, psikolojik problemler, sosyal izolas­yon, teknolojik kaynakların eksikliği, işkolikliğe eği­lim ise diğer dezavantajlar arasında sayılabilir. Ayrıca uzaktan (tele-evde) çalışmanın kadınları ve özürlüleri geleneksel işyerinden uzaklaştırarak ayı­rımcılığa yol açtığı ileri sürülmektedir. Özellikle evde uzaktan çalışmanın kadının yükünü artırdığı, gelir düşük­lüğü ve sosyal izolasyona yol açtığı, kariyer fırsatları­nı yok ederek, bugüne kadar elde ettiği kazanımları ortadan kaldırdığı belirtilmektedir. Bilgi teknolojisi kullanarak tele çalışanların okumak, araştırmak ve incelemek için ihtiyaç duyacakları zamanın resmi çalışma saatlerinin dışına taşmasıyla çalışılan ve çalışılmayan zaman ayı­rımı da gittikçe belirsizleşmektedir[5].

[1] İNCİROĞLU, Lütfi Çalışma Hayatında Esnek Çalışma Uygulamaları, 2. Baskı, İstanbul 2020, s.203-204.

[2] AKSOY, Beyhan, Bilgi Teknolojileri ve Yeni Çalışma İlişkileri, Ege Akademik Bakış, C.12, S.3, s.401-414

[3] AKSOY, s.404-405

[4] AKSOY, s.404-405

[5] AKSOY, s.404-405

Döviz Kurlarının Sabit Kalması İhracatçıyı Üzüyor Mu?

ÜLKEMİZDE DÖVİZ KURLARI ŞEKLİ

Ülkemizde sabit kur sistemi değil, dalgalı kur sistemi geçerlidir. Döviz kurlarındaki dalgalanma;

  • Piyasa koşullarına,
  • TCMB’nin PPK kararlarına,
  • Döviz rezervlerine,
  • Döviz giriş ve çıkışına,
  • Ülke riskine
  • Siyasi kararlara

göre şekillenir.

Döviz kurlarındaki dalgalanmada dalga boyları çok yüksek veya derin olabileceği gibi, bazen de stabil kalabilmektedir. Ancak tüm koşulların piyasa şartlarına göre oluşmasında, piyasanın dinamizmi açısından son derece büyük yararı vardır. Ülkede belli bir seviyede enflasyon varken, tüm ürün ve hizmetlerde enflasyon oranında artış varken döviz kurlarının sabit kalması söz konusu olabilir mi? Elbette ki olamaz. Enflasyon karşısında döviz kurlarının sabit kalması bir şeyle izah edilebilir; döviz baskı altındadır ve müdahale edilmektedir.

Ülkemizde dış ticaret açığı, ithalat rakamlarının fazlalığı, döviz ihtiyacımız, üretim noksanlığımız varken nasıl olur da döviz fiyatı sabit kalır? Hatta döviz fiyatı geriler desem de yanlış bir ifade olmaz.

İHRACATÇI ÜZÜLMEKTE HAKLIDIR

Ülkemizde belli bir enflasyon ve bunun etkisinde fiyat artışı varken, ihracatçılar, hammadde veya tarımsal ürünleri ülkemizden sağlama yoluna gittiğinde, enflasyon karşısında ürün fiyatlarının arttığını ancak bununla beraber maliyet hesabı yapan ihracatçımız, kâr edebilmesi için muhtemel dövizdeki kur artışını da maliyet hesaplarına ilave ederek, kâr etmeyi düşünür. Ancak küresel piyasalarda durum farklıdır. Ülkemizdeki yüksek enflasyon karşısında üretim maliyetleri yüksek, kur düşük hatta geride kalıyorsa, ihracatçımız üzülecektir. Çünkü vereceği fiyatlar dünya piyasalarında kabul görmeyecektir. Zira ihracatçımızın önünde acımasız bir rekabet pazarı vardır ki satılacak ürünü üreten ve pazarlayan satan sadece bizim ihracatçımız değil, dünyanın her tarafında aynı ürünü pazarlayan farklı üreticilerin de var olduğunu unutulmamalıdır.

Yukarıdaki grafik 4 günlük bir periyodu kapsamakta olup nasıl olur da 4 gün içinde Dolar  kuru C/8.4500’den C/8.3000 civarına geriler? Burada dövizin baskı yediği açıktır. İhracatçı burada ne yapacak? Üretim maliyetlerine bu kur farkı zararını eklese, ürününü daha yüksek fiyattan satması gerekecek ki zaten fiyat tutturamayan ihracatçı üzülmeye devam edecektir.

Bu grafik ise 31 Mart 2021 – 30 Nisan 2021 tarihlerini kapsamaktadır. 31 Mart 2021 tarihinde dolar döviz kuru C/8.3300 civarında iken 30 Nisan 2021 tarihinde ise kur C/8.2700 civarındadır. Adeta bir el kurların üzerinde, kur kafasını yukarıya kaldırdıkça, dövizin tepesindeki bir el hemen dövizin kafasına vuruyor ve dövizi bitkisel hayata sokuyor. Döviz yerinde kalmış. Bir ay boyunca enflasyon alabildiğine yükselmesine rağmen döviz kurları sabit. Anlayacağınız 30 günlük süre içinde dalgalı piyasada yer alan döviz kuru bir arpa boyu yükselememiş. Dövizi baskılamanın maliyeti ülkemiz için oldukça fazladır. Bu maliyetin üretici ve ihracatçıya destek olarak kullanıldığında dövizi baskılamaya da gerek kalmazdı. Ülkemizin ihracat rakamı artar, üretici malını yurt dışına satar, ülkemize döviz gelir.

Ben bu filmi defalarca görmüştüm. Her defasında kahraman döviz, tepesinde dolaşan eli kırıyor ve döviz şahlanıyordu.

Dövizin tepesinde bir müdahale eli dolaşacağına, üretimin ve üretilen ürünlerin yurt dışına ihracında destekler verilmesinin ihracatçıyı ve üreticiyi daha fazla memnun edeceği ortadadır. Üretici ve ihracatçı üzülmez.

Müzakere Yönetimi ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test – V

Eğitim taleplerinizi egitim@satinalmadergisi.com a iletebilirsiniz.
Pazarlik Muzakere Profili Anketini Indiriniz
Pazarlık Müzakere Profili Anketini indiriniz

MÜZAKERE TEKNİKLERİ VE PAZARLIK BECERİLERİ EĞİTİMİ TEST-V

MÜZAKERELERDE USTALAŞMAK ELİNİZDE.

Ekibinizin gelişimi şirketin gelişimidir.
– Tedarikçilerle güvene dayalı ilişkilerin geliştirilmesi
– Doğru ticari pazarlıkların yürütülmesi ve
– Maliyet hedeflerinin tutturulması için ekibinize yatırım yapın.

SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ EKİPLERİ İÇİN ZENGİN EĞİTİM PRATİKLERİ

Satınalma dergisi olarak eğitimlere daima önem verdik. Bu kapsamda sektörün gelişimine yönelik konferanslar, webinarler ve eğitimler düzenliyoruz. Raporlar, e-kitaplar hazırlıyoruz.
E-mağaza ve talep havuzu uygulamalarımız ile alıcıları ve satıcıları bir platform üzerinde buluşturuyoruz.

EĞİTİM PROGRAMLARI

Tüm şirketlerimizin eğitim ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştirdik.
Kapsamlı eğitim programları oluşturduk. Satınalma ve tedarik zinciri ekiplerinizin gelişimi için mutlaka bu programları inceleyiniz ve teklif alınız. 

YÖNETİCİ GELİŞTİRME EĞİTİM PROGRAMI
Yeni dönem iş hayatında örnek olay çalışmaları yönetici geliştirme eğitimlerinin ayrılmaz parçası haline geldi. Profesyoneller, gün içerisinde karşılaştığı sorunlara benzer problemleri eğitimlerde görmek, çok yönlü tartışmakve olası senaryoları değerlendirmek istiyor. Eğitimlerde pratik çalışma daha fazla talep ediliyor.

Test cevapları bir hafta sonra yine bu köşede yayınlanmaktadır. Başarılar dilerim.

MÜZAKERE YÖNETİMİ VE PAZARLIK BECERİLERİ EĞİTİMLERİ – TEST -5
Prof. Dr. Murat ERDAL – merdal@istanbul.edu.tr
İstanbul Üniversitesi
Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Program Başkanı

www.muraterdal.com

Yöneticiler Için Müzakere Teknikleri Ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Müzakere Teknikleri Ve Pazarlık Eğitimi
Yöneticiler için Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi. İleri Seviye Eğitim Teklif Almak için: egitim@satinalmadergisi.com

Müzakere Yönetimi ve Pazarlık Becerileri Eğitim TEST – 5

1- “Gelecek haftadan sonra yeterli parayı bütçeden ayıramayız. Teklif sadece bugün için geçerli

Pazarlık masasında geçen bu ifade hangi taktik hamle kategorisinde yer alır ?

a) Toplantıyı noktalama
b) Son tarih baskısı
c) Son hamle
d) Özetleme
e) Duygusal patlama

2-“er gerçekten bu işi bilseydin bu teklifin en iyi teklif olduğunu anlardın ! Bu pazarda nasıl rekabet ediyorsunuz ? Merak ediyorum doğrusu”.

Pazarlık masasında geçen bu ifade hangi taktik hamle kategorisinde yer alır ?

a) Mümkün olmayan talepler
b) Sıkıştırma zamanı
c) Kişisel saldırı
d) Son hamle
e) Durum açıklaması

Tam erişim için profesyonel üyelik gereklidir. Üyelik satın alarak hesabınızı oluşturabilirsiniz. Üye iseniz giriş yapınız.
Hesap Oluştur

– ŞİRKET EĞİTİMLERİNİZ İÇİN TEKLİF ALIN –

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi

Eğitim taleplerinizi egitim@satinalmadergisi.com a iletebilirsiniz.
Satınalma ve Tedarik Zinciri Eğitim kataloğunu indirmek için https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf tıklayınız.

Testler için Kitap Önerileri :

  • Prof. Dr. Murat ERDAL, SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ (Beta Yayıncılık),  4. Baskı.
  • E-Kitap (Dergi Mağazamızda) Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri.

E Kitap Müzakere Teknikleri

MEYDAN OKUMAYI SEVENLER İÇİN 
ÖĞRENME MERKEZİ TEST ARŞİVİ

MÜZAKERE EĞİTİMİ  

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test – I 

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test – II

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test – III

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test IV

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test – V 

SATINALMA EĞİTİMİ

Satınalma Eğitimi Test – 1

Satınalma Eğitimi Test – 2

Satınalma Eğitimi Test – 3

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİMİ 

Sürdürülebilirlik Eğitimi – Test 1

Sürdürülebilirlik Eğitimi – Test 2 

Başarılar dilerim.

EĞİTİM KOORDİNATÖRÜ
Prof. Dr. Murat ERDAL
İstanbul Üniversitesi
egitim@satinalmadergisi.com 

Her gün mesleki gelişiminize 15 dakika zaman ayırın.

MÜZAKERE TEKNİKLERİ VE PAZARLIK BECERİLERİ – EĞİTİM YAZI DİZİSİ

PAZARLIK TAKTİKLERİ

TESTLER

 ANKET

Kitap Önerileri :

  • MÜZAKERE TEKNİKLERİ ve PAZARLIK BECERİLERİ (E-Kitap 2. Baskı), Prof. Dr. Murat ERDAL, Erişim için profesyonel üyelik işlemlerinizi tamamlamanız gerekmektedir.
  • SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ, Prof. Dr. Murat ERDAL, (Beta Yayıncılık),  4. Baskı.

-> ŞİRKET EĞİTİMLERİNİZ İÇİN TEKLİF ALIN -> egitim@satinalmadergisi.com 


AÇIK KAYNAK:  Buyer Network B2B İş ve Ticaret Platformu 

Ücretsiz.  Forum https://buyernetwork.net/forum kısmında yüzlerce klasöre 1 dakikada erişebilirsiniz. Şirket iş arkadaşlarınızla paylaşın.

Satınalma, Tedarik Zinciri, Lojistik, Depolama, Taşımacılık, Dış Ticaret, Gümrük Operasyonları ve Hukuk forumlarını ziyaret edin.

ÖĞRENME MERKEZİ:

Öğrenme Merkezi içerisine yer alan Satınalma Dergisi tüm arşivini (150 sayı) inceleyin. Literatür taraması. Makalelerden yararlanın. Bitirme ödevi, yüksek lisans proje ve tez çalışmaları, doktora tezleri için kullanılabilirsiniz. Satınalma Dergisi Aboneliği Şirket/Birey Dijital Üyelik Gerektirmektedir.

https://learning.buyernetwork.net

TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ MOBİL UYGULAMA:

Tedarik Zinciri Yönetimi Mobil Uygulama ile mesleki ve akademik gelişmeleri, duyuru ve etkinlikleri takip edin. Ücretsiz. 

https://itunes.apple.com/app/id1207666067?mt=8  Telefonunuza indirin. Hemen kullanmaya başlayın.

İşletmelerde İnformel Bir Pratik: Dedikodu

Ateş bulunmadan önce hava kararınca insanlar hemen uyumaktaydılar. Ancak ateşin bulunmasıyla insanlar bir araya geldiler, bir ateş etrafında toplandılar birbirlerine hikayeler anlatmaya ve başkaları hakkında konuşmaya başladılar. İşte bu konuşmalar başladığından itibaren dedikodunun olduğu söylenir. İnsanlar birbirleri hakkındaki haberleri, olayları, önemli ya da önemsiz ayrıntıları kulaktan kulağa dilden dile dolaştırmayı sevmektedirler. Dedikodu bu sevginin bir ürünü olarak işletme içerisinde insanların belli bir gruba dahil olmak, grubun ve grup üyeliğinin devamını sağlamak ve zaman geçirmek için gerçekleştirdikleri değerlendirici, hızla yayılan ve yayılırken bozulan konuşmalardır. Dedikodu en az iki kişi ile başlamakta ve orada olmayan bireyler, olaylar ya da işletmenin genelini konu edinen bir hal almaktadır. Aslında dedikodu işletme içindeki bir iletişim şekli olarak informel bir pratiktir.

İşletmelerde dedikodunun temelde bilgi taşıyıcısı, içtenlik üreticisi, etkileme ve eğlenme işlevleri bulunmaktadır. Aslında her bir işlev hem birbirinden bağımsızdır hem de birbirinin tamamlayıcısıdır. Bilgi taşıyıcısı işlevi ile işletme içinde herhangi bir bilgi hızla yayılır. Sözgelimi, işletmeye yeni işe giren bir kişi dedikodu sayesinde işletme içindeki bireyler hakkında çeşitli (doğru ve/veya yanlış) bilgiler elde eder. Aslında insan kaynakları yöneticilerinin üzerinde sıklıkla durdukları oryantasyon ve örgütsel sosyalleşmenin temeli bu bilgi elde etmenin üzerinden gerçekleşir. İkinci olarak içtenlik üreticilik işlevi dedikodu sayesinde insanların içtenlik kurabileceklerini, iş arkadaşlığını iş dışına taşıyabilmeyi, dedikodu ağının içinde yer alarak işletmenin bir parçası olmayı ifade eder. Ancak bu ağın dışında kalan bireyler zor durumda kalmakta ve işletme zaman zaman önemli çalışanlarını kaybetmektedir. Dedikodu işlevi olarak etkileme diğer bireylerin eylemlerinin denetimi olarak bir güç kazanma şeklidir. İşletme yöneticileri dedikoduyu kullanarak çalışanlara davranış kalıplarını daha hızlı ve etkili aktarabilmektedirler. Son olarak ise eğlenme işlevi çalışanların iş ortamına ve dolayısıyla işlerine eğlence katarak motivasyonlarını artırıcı bir etkinliğe dönüşebilmektedir.

İşletmelerde dedikodunun işlevselliğinin yönetilmesiyle beraber stres azaltma, bilgi arayışına hızlı çare bulma ve bireysel ilişkiler geliştirerek dayanışmayı güçlü kılmak gibi faydaları bulunmaktadır. Ancak bu faydalarla birlikte negatif anlamda ayrıştırma, kontrol kaybı, yanlış bilgi yayma, zaman israfı gibi negatif görüşler ya da zararlar da oluşur. Bu nedenle, dedikodunun işletme yöneticileri tarafından etkin bir şekilde yönetilmesi gerekliliği açıktır. Ancak dedikodunun sıfırlanmasının olanaksız olduğu da bilinmelidir. Dolayısıyla işletme yöneticilerinin dedikodunun informel pratiğini etkin bir şekilde yöneterek faydalarını artırmaya ve zararlarını da azaltmaya yönelmeleri gerekir.

Kaynak ve ayrıntılı okuma önerisi: Aşağıdaki eserler konu ile ilgili kaynak ve bilgilendirmeyi artırmaya yöneliktir.

  • Kaplan, M. ve Kaplan, B. T. (2020). Farklı Boyutlarıyla Örgütsel Davranış. İçinde. (Edi. Aykut Bedük ve Mehtap Öztürk). “Örgütlerde Dünyanın En Eski Medya Pratiği: Dedikodu ve Söylenti Kuramsal Bir Anlatı ve İşletme Odaklı Çözümleme”. ss. 83-101. Ankara: Gazi Kitabevi.
  • Kaplan, B. T. (2020). Ekonomi, Finans ve İşletme Yönetimi Alanında Güncel Gelişmeler 1 İçinde. (Edi. Orhan Çoban, Adnan Çelik ve Mehmet Altuntaş). “İşletmelerde Dedikodu: Oluşumu, Yayılımı, Aktörleri ve Mekanları”. ss. 147-154. Ankara: Nobel Yayınları.

 

Örgütsel Adalet ve Çalışan Hakları

Dr. Öğr. Üyesi Gözde MERT
Nişantaşı Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi
İşletme Bölüm Başkanı & Gözde Araştırma Şirketi Kurucusu

“Tüm farkı yaratan emektir.”
John Locke

Kapitalizmin küresel boyuta ulaştığı süreçte sınıf kimlikleri geri planda kalmış, sınıfsal boyutu olan mücadeleler gücünü kaybetmiştir. İşçi sınıfını ve sınıf temelli hakları temsil eden “1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü” çalışma yaşamına ilişkin sorunların ve hak ihlallerinin yeniden düşünülmesi açısından oldukça önem taşımaktadır.

1856 yılında Avustralya’nın Melbourne kentinde inşaat ve taş işçileri, günde sekiz saatlik iş günü için Melbourne Üniversitesi’nden Parlamento Evi’ne kadar bir yürüyüş düzenlediler.

1 Mayıs 1886’da ise Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde işçilerin günde 12 saat, haftada 6 gün çalışma takvimi bulunuyordu. Buna karşı işçiler, günlük 8 saatlik çalışma talebinde bulunarak, iş bıraktılar. Bu amaçla Şikago’da yapılan gösterilere yarım milyon işçi katıldı. Luizvil’de (Kentaki) 6 binden fazla siyah ve beyaz işçi, birlikte yürüyüş yaptı. O dönemde Luizvil’deki parklar ise siyahilere kapalıydı. İşçiler birlikte yürüdükten sonra Ulusal Park’a girdiler. Her eyalet ve kentte, siyah ve beyaz işçilerin birlikte yaptığı gösteriler medyada da yankı buldu ve gazeteler “Böylece ön yargı duvarı yıkılmış oldu” şeklinde yorumladı.

Bu gösteriler 1 Mayıs’ta da devam etti ve 4 Mayıs tarihine gelindiğinde ise kanlı “Haymarket Olayı”na neden oldu. Yasal baskılar sonucu bu gösterinin tekrar edilmesi önlendi, ta ki 1889 yılına kadar… 1889 yılında toplanan Fransız işçi temsilcisinin önerisiyle 1 Mayıs günün tüm dünyada “Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” olarak kutlanmasına karar verildi ve ikinci gösteri 1890 yılında yapıldı.

Verilen mücadeleler sonunda işçilerin günlük sekiz saatlik çalışma talepleri dünya genelinde birçok ülke tarafından resmen kabul edildi. Böylece 1 Mayıs, işçilerin birlik ve dayanışmasını yansıtan bir bayram niteliği kazanmış oldu.

Ülkelerin gelişmişlik ve refah seviyesinde ekonomik faaliyetlerin önemli bir rolü bulunmaktadır. Bu nedenle çalışanlarla sağlıklı bir şekilde oluşturulan iş ilişkileri sisteminin kurulması zor olmasına karşın, gerekli ve önemlidir.

Sanayi Devrimi ile birlikte zor koşullarda çalışan mavi yakalı işçi sınıfının çalışma koşullarının iyileştirilmesinde ağırlıklı olarak ücret konusu ön plana çıkmıştır. Küreselleşmenin artması toplumsal dönüşümü de beraberinde getirmiş olup, ekonomik yapı içinde sanayi ve hizmet sektörlerindeki pay yükselmiştir. Bu durum ise iş gücünün yapısında ve çalışma koşullarında değişimleri gerektirmiştir. Eğitim düzeyinin artması, teknoloji, ulaşım ve haberleşme ağındaki gelişmeler de çalışma hayatının kurallarının şeffaf ve belirgin olmasını sağlamıştır. Çalışan bireyler daha iyi veya daha kötü koşullarda çalışan başka bir çalışanla kendisini karşılaştırır bir duruma gelmiştir. Karşılaştırmalarda, kendisini daha olumsuz ya da kötü koşullar altında çalıştıklarını gören iş gücü verimsizleşmekte ve kuruma katma değer sağlayamamaktadır.

Örgütsel adalet, sosyal bilimler literatüründe, ortak amaçlar etrafında toplanan çalışanların oluşturduğu yapı içinde verdiklerine karşılık, aldıklarının adil olması anlamı taşımaktadır. Yani, bir iş gücünün emeği karşısında aldığı haklarından ücretinin, çalışma şartlarının veya kendisine olan davranışların adil olduğuna inanması, kurumda örgütsel adaletin sağlandığı düşüncesini oluşturabilir. Böyle düşünen çalışan bir birey, yönetim ile güçlü bir bağ oluşturmakta, motivasyonunu yükseltebilme, iş tatminini artırabilmekte, kuruma bağlılık ve güven duyma gibi duyguların güçlenmesinde ve böylece performansının artmasını sağlamaktadır. Örgütsel adaletin sağlanamadığı durumlarda ise, belirtilen hususların tam tersi yaşanmaktadır.

Günümüz koşullarında iş ilişkilerinin düzenlenmesi çalışan, iş veren ve devlet için önemli bir sorumluluk olmaktadır. Bu açıdan bakıldığında çalışan bireyler, emeğinin karşılığı olarak yönetimden haklarının dağıtımını adil ve eşit bir şekilde gerçekleştirilmesini beklemektedir. Çalışan bireyler, kurumlarından sağlamış oldukları maddi ve manevi kazançlarının adil olarak dağıtımına önem verirler. Özellikle, nitelikli/kalifiye çalışanlar adil hak dağıtımının yanında, süreçleri ve yöneticilerinin davranışlarını da önemsemektedirler. Çalışanların elde ettikleri kazançların adilliği iş performanslarını artırabilmekte ve bu durum da kurumun verimliliğine olumlu yansımaktadır. Kurumların sürdürülebilirliklerinin sağlanması ve rekabet gücünün küresel alanda devam ettirilebilmesi için, maliyetlerinin düşük olması kadar kalifiye iş gücüne ve bu iş gücünün verimli çalışmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

Kayıt Formu

Kayıt için Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası ve 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) Usul ve Esasları Uyarınca Kişisel Verilerinizin Korunması Hakkında Müşteri Aydınlatma Metnin okunması ve kabul edilmesi gereklidir.