Yüzde 50 Kapasite Uygulamasının Kalkması Bilet Fiyatlarına Olumlu Yansır

Aşılama çalışmaları ve normalleşme adımları ile hareketlenen seyahat sektörüne bir müjde de İçişleri Bakanlığından geldi.  Yayınlanan genelgeye göre şehirler arası otobüslerde yüzde 50 yolcu kapasitesi kaldırılırken yüksek risk grubunda bulunan iller haricinde terminal ve gar binalarındaki lokanta, restoran, kafeterya ve pastane gibi yeme-içme işletmeleri de 7 gün 24 saat açık olabilecek. Hal böyle olunca sektörü ilgilendiren birçok iş kolu da bir nebze olsun nefes aldı. Kapasite uygulamasının firmalara olan ekonomik yükünün ortadan kalktığını belirten Biletall.com Ceo’su Yaşar Çelik, “Bu durum aynı zamanda bilet fiyatlarında da bir iyileştirmeye gidilmesini ve pandemi döneminde azalan kara yoluna olan talebin tekrar artmasını sağlar” dedi.

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs süreci otomotivden eğitime kadar birçok sektörü derinden etkiledi. Bu etkiyi derinden hisseden alanların başında ise seyahat sektörü geliyor. Geçtiğimiz seneyi kayıp yıl olarak gören sektörde hem aşılama çalışmaları hem de normalleşme adımları umutları tekrar yeşertti. Son olarak İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan genelge ise sektörde ve birçok iş kolunda büyük sevinç yaşanmasına neden oldu.

Otobüs Biletlerine Talep Artacak

Kararın otobüs firmalarına birçok olumlu etkisi olacağını dile getiren biletall.com Ceo’su Yaşar Çelik, “Havayolu ile karayolu firmaları arasındaki kapasite uygulama farkının giderilmiş olması geçte olsa sevindirici bir gelişme. Kapasite uygulaması bilet fiyatlarına yansıyordu bu durum firmalara olan talebin azalmasının en önemli nedenleri arasında görülüyordu. Yeni karar ile birlikte bilet fiyatlarında da bir iyileşme olacaktır. Bu da talep artışını beraberinde getirecektir. Sektör olarak tünelin ucundaki ışığı her geçen gün yaşanan gelişmeler ile daha net bir şekilde görmeye başladık“

Güvenilir gıda seçiminde nelere dikkat edilmeli?

Değişen dünya düzeni, yaşam tarzının yanı sıra beslenme alışkanlıklarını da etkilerken, sağlıklı yaşam bilinci tüketicileri “güvenilir gıda” arayışına yönlendiriyor. Gıda alırken; açıkta satılan, Bakanlık onay veya kaydı olmayan, ambalajı zarar görmüş ürünlerden uzak durulması gerektiğinin altını çizen Gıda Mühendisi Ebru Akdağ, ambalajlı gıdaların üzerinde hayati öneme sahip bilgilerin yer aldığını belirterek, gıda okur yazarlığının önemine dikkat çekti. 

Pandemi döneminin bizlere mucize gıdalar değil, “güvenilir gıdalar” arayışında olmamız gerektiğini daha iyi öğrettiğini ifade eden Ebru Akdağ, gıda seçiminde dikkat edilmesi gereken noktaları paylaştı.

Ambalajsız gıda, kimliksiz ve kalkansız gıdadır

Güvenilir gıdayı bozulma ve bulaşmaya yol açan etkenlerden arındırılmış, raf ömrü boyunca sağlık riski yaratmayan gıda olarak tanımlayan Mutfak Ürünleri ve Margarin Sanayicileri Derneği (MÜMSAD) Genel Koordinatörü, Gıda Mühendisi Ebru Akdağ, bu noktada en doğru tercihin marka bilinirliği olan ambalajlı gıdalar olduğunu belirtiyor. Akdağ “Güvenilir ambalajlı gıdaların yasal düzenlemelere uygun, kalite yönetim sistemleri kapsamında üretilmiş ve denetim mekanizmasının içerisindedir. Bu nedenle tüketiciler gıda seçiminde güvenilir satış yerlerini ve Bakanlık onay veya kaydı olan güvenilir firmaları tercih etmelidir” dedi.

Ambalajlı ürünlerin gıda okuryazarlığı farkındalığı için de çok önemli olduğunu sözlerine ekleyen Akdağ; “Hem bu açıdan hem de etiket bilgilerinin ne anlama geldiğini bilerek seçim yapmak için gıda okur yazarlığımızı geliştirmemiz çok önemli. Ürünün etiketindeki, besin değerleri, son tüketim tarih, alerjenler gibi bilgiler kontrol etmelidir. Ambalajı tahrip olmuş, soğukta tutulması gerektiği halde dolap dışında bulunan ürünler satın alınmamalıdır” uyarısında bulundu.  

Döviz Kuru Yatak Sektöründeki Talebi Etkiliyor

Pandemi sürecinde, dövizde yaşanan hareketlilik yatak sektöründeki hammaddelerin maliyet artışını beraberinde getiriyor. Bu nedenle, stabil bir döviz kurunun ihracatta rekabetçiliğe engel olmayacak şekilde kontrol altında tutulması, ihracatçının önünü görebilmesi açısından oldukça önem taşıyor. Konuyla ilgili, İşbir Holding Ceo’su Metin Gültepe, “Şu anda uygulanmakta olan yüksek faiz oranları sektördeki talebi etkiliyor. Faizlerde yapılacak düzenlemelerin, dış talebin yanı sıra iç talebi de artıracağını öngörüyoruz” dedi.

YERLİ ÜRÜNLERE TALEBİN ARTMASI MUTLULUK VERİCİ 

İthal hammaddelerde maliyet artışına dikkat çeken İşbir Holding Ceo’su Metin Gültepe, “Girdilerin yurtdışı kurlara göre, satışların ise TL üzerinden oluşundan kaynaklı dezavantajlar yaşıyoruz. Ancak bu durumu, iç piyasalara yansıtmadan ihracat hareketliliğiyle dengeliyoruz. Aynı zamanda, bu dönemde yerli ürünlere olan talebin artması da mutluluk verici. Bu, hem ithalatı azaltıp cari açığın kapanmasına destek verirken hem de İşbir gibi yerli ve milli markaların yükselmesine de olanak sağlıyor” şeklinde konuştu.

Arz-talep dengesizliklerinin hammadde fiyatlarında dövize endeksli bir fiyat artışını da beraberinde getirdiğine dikkat çeken Gültepe, “Bunun da sıkıntısını yaşıyoruz. Dövizdeki hareketler, maliyet girdilerimizi doğrudan etkiliyor. Dövizin düşmesine karşın yurtdışındaki hammadde tedarikçileri fiyatlarına döviz üzerinden zam yaptı. Bu da fiyatlara indirim olarak yansımamasına neden oldu” dedi.

SEKTÖRÜN GELECEĞİ İÇİN UMUTLUYUZ

Pandemiye karşı savaşta aylardır hafta sonları sokağa çıkma kısıtlaması olduğuna dikkat çeken Gültepe, “Bu durum, perakende mağazacılığı ekonomik olarak olumsuz etkiledi. Ancak, geçtiğimiz günlerde kısıtlamaların kalkmasıyla ekonomide yeniden bir canlanma yaşanacağını öngörmek mümkün. Biz de bu noktada, sektörün geleceği için oldukça umutluyuz. KDV indiriminin devam etmesi de sosyal hareketlilikten elde edilecek ekonomik kazanım performansımızı olumlu yönde etkileyecek” dedi.

“Ayrıca, aşı kullanımının yaygınlaşması ve kitle bağışıklığı kazanmak, tüm sektörlerin geleceği için oldukça önemli. Bu konuda, devletimiz üzerine düşeni en iyi şekilde yapıyor ve halkımızı aşıyla buluşturuyor. Dilerim, aşılama süreci en kısa zamanda tamamlanır ve artık hep birlikte kitle bağışıklığını konuşmaya başlıyor oluruz”.

Onlinedan en çok kurye, e-ticaret ve yazılım şirketi kuruluyor

Evden çıkmadan, vergi dairesine, notere, ticaret odasına gitmeye ihtiyaç duymadan şirket kurulum hizmetini kullanıcılarına sunan Mükellef, 2020 yılında online olarak 5000’den fazla şirket kuruluşunu gerçekleştirdi. 25-34 yaş grubunun yoğun ilgi gösterdiği Mükellef ile online olarak en çok kurye, e-ticaret ve yazılım alanında şirket kurduk. 

Teknolojinin gelişmesi ve dijitalleşmenin ön plana çıkmasıyla birlikte pek çok sektörde iş yapış süreçleri mobilize edildi. Çözüm ekosistemi sağlayan girişimler, tüketicinin beklenti ve ihtiyaçlarını karşılayarak paylaşım ekonomisinin büyümesine yol açtı. 2019 yılında hayata geçirilen Mükellef ise yeni iş fikirlerini kolay, hızlı ve güvenilir bir şekilde hayata geçirmek isteyen bireysel girişimcilerin şirket kurma süreçlerini hızlandırarak, 10 dakikada şirket kurmalarını sağlıyor. 2020 yılında Mükellef ile 5000’den fazla şirket kurulurken, en çok kurye, e-ticaret ve yazılım alanında faaliyet gösterenler şahıs şirketi kurdu. Bunların başında yüzde 30 ile kurye ve e-ticaret gelirken, diğer ilgi gören sektörler sırasıyla yüzde 15 ile yazılım, yüzde ile 10 danışmanlık, yüzde ile 8 reklam ve yüzde 7 ile tasarım oldu.

EN ÇOK İSTANBUL’DA YAŞAYAN 25-34 YAŞ ARASI ŞİRKETİNİ ONLINE’DAN KURUYOR 

2020 yılında Mükellef’i kullanarak şirket kurmak için en çok başvuru yapanların yaş aralığı yüzde 43 ile 25-24 yaş olurken yüzde 34,9’la 18-24, yüzde 16,4 ile 35-44 yaş online olarak şirketini kurdu. Oran olarak düşük olsa da yüzde 2,2 ile 55 yaş üstü de şahıs şirketini online olarak kurmayı tercih ediyor. Online şirket en çok İstanbul’da kurulurken, İstanbul’u sırasıyla İzmir, Ankara, Kocaeli ve Bursa takip etti.

2021’İN İLK İKİ AYINDA DA EN ÇOK E-TİCARET ALANINDA ŞİRKET KURULDU 

Pandeminin etkisiyle birlikte artık birçok ihtiyacımızı tamamen online olarak çözdüğümüzü vurgulayan Mükellef’in Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Okan Şafak, “Bu dönemde Mükellef’e olan ilgiden memnunuz. Bireysel girişimciler ne kadar çabuk şirket kurulabildiğini deneyimlemenin yanı sıra bir şirketin temel ihtiyacı olan ön muhasebe, e-Fatura, e-Arşiv, e-SMM, e-İmza, sanal ofis, marka tescil, KOSGEB destekleri ve e-Ticaret altyapısı gibi ihtiyaçlarını iş ortaklarımız aracılığıyla karşılıyor. Platformumuz sayesinde tüm süreçleri dijitalleştiriyoruz. 2020’de en çok şirket kurulan sektör e-ticaret iken 2021’in ilk iki ayında da bu değişmedi. E-ticaret faaliyet alanında şirket kurulumunun yanı sıra en çok kurye, yazılım ve danışmanlık alanlarında şirket kurulduğunu görüyoruz. Mükellef olarak yıl sonuna kadar Türkiye dışında Amerika ve İngiltere için başlattığımız hizmetlerimizle birlikte toplamda 15.000 şirketin online olarak kuruluşunu gerçekleştirmeyi hedefliyoruz” dedi.

Turizmde istihdam oranının artması bekleniyor

Pandemiden bunalanların gözü tatilde!

Türkiye pandemide bir yılı geride bırakırken, bahar aylarının da gelmesiyle tatil planları yapılmaya başlandı. Adaylarla işvereni bir araya getiren uygulama 24 Saatte İş’in yaptığı ankete göre çalışanların yüzde 90’ı bir tatile ihtiyacı olduğunu düşünüyor. Ankete katılanların yüzde 61’i bu yaz bir tatil planı yapacağını belirtirken, yüzde 68’i ise tatile gidebilmek için talep edilebilecek aşı, test, ekstra belgeler gibi istenilen her şeyi yapabileceğini belirtti. Katılımcıların yüzde 72’si bu yaz turizm sektörünün canlanacağını düşündüğünü söylerken, yüzde 80’i ise turizmde istihdam oranının artması gerektiğini ifade etti.

Bahar ayına girmemizle birlikte tatil planları da yapılmaya başlandı. Pandeminin gölgesinde geçecek bir yaz daha bizi beklerken, alınan önlemlerle birlikte turizmin canlanmasını bekleyenlerin sayısı bir hayli fazla. Adaylarla işvereni bir araya getiren uygulama 24 Saatte İş’in yaptığı ankete göre çalışanların yüzde 90’ı bir tatile ihtiyacı olduğunu düşünüyor. Ankete katılanların yüzde 61’i ise bu yaz bir tatil planı yapacağını belirtti.

Yüzde 57’si geçen yaz tatil yapmadı

Türkiye’de ilk vaka 2020’nin Mart ayında görüldü. Geçtiğimiz yaz pandeminin gölgesinde geçen ilk yaz oldu. Tatile gidenler olduğu kadar, alınan önlemlere karşı tatili riskli bularak yazı evinde geçirenler de oldu. Ankete katılanların yüzde 57’si geçen yıl tatil yapmadığını belirtirken, yüzde 43’ü tatile gittiğini ifade etti. “Tatile gitmeyi tehlikeli bulur musunuz?” sorusuna katılımcıların yüzde 57’si evet yanıtını verirken, yüzde 43’ü herhangi bir tereddüt yaşamadığını belirtti.

Yüzde 80’i turizmde istihdam oranının artmasını istedi

Pandemiden en çok etkilenen sektörlerin başında turizm geldi. Dolayısıyla bu sektörde çalışanlar da etkilendi, birçok çalışan işsizlikle karşı karşıya kaldı. Ankete katılanların yüzde 72’si bu yaz turizmin canlanacağını düşündüğünü söyledi. Katılımcıların yüzde 81’i pandemide turizm sektöründe istihdam oranının azaldığını belirtirken, yüzde 80’i ise turizmde istihdam oranının artması gerektiğini ifade etti.

Hedef yerli turistlik

Tatil planı yapanların önceliği ise yurtiçi seyahat. Katılımcıların yüzde 64’ü yurtiçi tatili yapacağını ifade ederken, yüzde 36’sı yurtdışı planı yapabileceğini belirtti. Pandeminin Amerika’daki seyrinin tatil planlarında etkili olduğu görüldü. Yurtdışı tatili yapabileceğini söyleyenlerin yüzde 71’i Avrupa’yı tercih edeceğini belirtirken Amerika’yı tercih edebileceğini söyleyenlerin oranı yüzde 29 oldu. “Gideceğiniz ülkedeki/şehirdeki salgın durumunu araştırır mısınız?” sorusuna katılımcıların yüzde 85’i “evet” yanıtını verdi.

Fiyat hala önemli

Her ne kadar hijyen ve kalabalık olmayan ortamlar tercihlerimizde ön plana çıksa da tatilde maddiyat da hala önemini koruyor. Ankete katılanların yüzde 54’ü tercih edeceği otelin öncelikle yerine ve fiyatına dikkat edeceğini belirtirken, yüzde 46’sı kalabalık olmamasına ve temiz olmasına dikkat edeceğini belirtti.

“Ne gerekirse yaparız” diyenlerin oranı yüzde 68

Pandemi şartlarında özellikle yer değiştirmek sıkı kontroller altında mümkün. Ancak bu durum tatilcileri caydıracak gibi görünmüyor. Tatile gidebilmek için aşı, test, ekstra belgeler gibi istenilen her şeyi yapar mısınız sorusuna katılımcıların yüzde 68’i evet yanıtını verdi.

Aşı pasaportu olumlu bulundu

Salgının gölgesinde tatil için yeni uygulamalar da gündemde. Avrupa Birliği, koronavirüs aşıları ve negatif test sonuçlarını da içine alacak olan aşı pasaportu için çalışmalarını sürdürüyor. Dünya Sağlık Örgütü ise, bu yaz için aşı pasaportunun belki kaçınılmaz olduğunu ama kendileri tarafından de zorunlu olarak önerilen bir durum olmadığını duyurdu. Katılımcıların yüzde 67’si aşı pasaportunun iyi bir uygulama olacağını düşünürken, yüzde 33’ü gerekli bir uygulama olarak görmedi.

“Turizmin sektörünün hareketlenmesi bekleniyor”

24 Saatte İş’in kurucularından Mert Yıldız, pandeminin en çok yeme-içme, turizm, perakende gibi sektörleri etkilediğini belirterek, şunları söyledi: “

“Normalleşme ve yaz aylarıyla birlikte turizm, yeme-içme, gayrimenkul ve perakende sektörünün yeniden hareketleneceği düşünüyoruz. Özellikle garson, barista, aşçı gibi meslek alanlarında iş artışı yaşanacağını öngörüyoruz. Yazın gelmesi ve aşının yaygınlaşmasıyla birlikte da turizm sektörünün hareketleneceği öngörülüyor. Bu sektörlerde hem çalışan arayışı, hem de iş talep artışı yaşanacaktır.”

“24 Saatte İş olarak hazırlıklarımıza başladık”

24 Saatte İş’in kurucularından Gizem Yasa, bu süreçte 24 Saatte İş olarak iş arayanların ve çalışan arayan şirketlerin yanında olacaklarını belirterek, “Özellikle yeme-içme, turizm gibi sektörler yeniden hareketlendiğinde hem eleman arayan şirketler, hem de iş arayanlar artacak ve bu noktada 24 Saatte İş’e çok iş düşecek. Bu konudaki hazırlıklarımıza başladık. Sektörel olarak yeni gelen adayları takip edip açılan sektörlere göre doğru eşleşmelerin olduğu durumları iki tarafa da hemen haber verebileceğimiz bir altyapıyı kurduk” dedi.

Kaspersky’den startup’lara güvenlik tavsiyeleri 

Son zamanlarda hem dünyada hem de Türkiye’de girişimcilik faaliyetleri hızla artmaya devam ediyor. Kısıtlı bütçelerle kurulan ve büyümeye çalışan startup’lar öncelikleri yönetirken çoğu zaman bilgi güvenliğiyle ilgili konuları ihmal ediyor.

Startup’ların çoğu kısıtlı kaynaklara sahip küçük bir işletmenin siber suçluların ilgisini çekmeyeceğine güvenerek güvenliğe yatırım yapmaz. Fakat herkes siber suçların hedefi olabilir. Öncelikle, siber tehditlerin çoğu çok büyük ölçekli olduğu için yaratıcıları da hedefi geniş tutup en azından birkaçından kazanabilmek için olabildiğince çok şirketi vurmaya çalışır. İkincisi, genellikle nispeten korunmasız olduklarından startup’lar siber suçlular için cazip bir hedeftir. Kuruluşların bir siber saldırıdan sonra toparlanması bazen aylar alırken, küçük bir firma bir daha ayağa kalkamayabilir. Startup’ları kısıtlı bütçeye rağmen hakkıyla koruyabilmek için işe başlamadan önce bir tehdit modeli oluşturmak ve hangi risklerin işletmeyle ilgili olduğunu tespit etmek gerekebilir. Kaspersky, ilk işini kuran birçok girişimcinin yaptığı tipik hataları ele alarak tavsiyelerde bulunuyor.

Bulut kaynaklarının yetersiz korunması

Startup’ların çoğu örneğin Amazon AWS ya da Google Cloud gibi halka açık bulut hizmetlerine bel bağlar, ama bunlarda bu tür depolama alanlarına uygun güvenlik ayarları bulunmayabilir. Çoğu zaman, müşteri verilerinin veya web uygulaması kodlarının olduğu kapsayıcıların korunma yolu zayıf parolaların ötesine geçmez ve dahili kurumsal belgeler doğrudan bağlantılarla erişilebildiği gibi arama motorlarına da görünür. Sonuçta da kritik veriler herkesin eline geçebilir. Startup’lar bazen, işleri zorlaştırmamak adına önemli belgelere erişimi sınırlandırmayı unutarak bunları Google Docs’ta sonsuza kadar herkese açık halde bırakır.

Çalışanların yeterince bilinçli olmaması

Bütün işletmelerde insanlar genellikle zayıf halkadır. Saldırganlar da bunu çok iyi bilir ve toplum mühendisliği hilelerini kullanarak kurumsal ağa sızar ya da gizli bilgi avcılığı yapar. Bilinçsizlik serbest çalışanlarla iş yapan firmalar için iki kat tehlikelidir: Bu kişilerin çalışırken hangi aygıtları ve hangi ağları kullandığını kontrol etmek oldukça zor olabilir. Bu nedenle, tüm çalışanları güvenlik odaklı bir tavır almaya motive etmek ve yönlendirmek çok önemlidir.

Kaspersky, startup’lara iş planlarını hazırlarken siber güvenliğe özen gösterilmesi gerektiğini belirterek şu tavsiyelerde bulunuyor:

  • Hangi kaynakların öncelikli olarak koruma gerektirdiğini ve ilk aşamalarda bütçenizin ne tür güvenlik araçlarına yeteceğini tespit edin. Aslında, tedbirlerin çoğu o kadar da maliyetli değildir.
  • Aygıtlarınızı ve hesaplarınızı korumak için güçlü parolalar kullanın. Kaspersky Small Office Security çözümümüz güçlü parolalar oluşturmaya ve bunları şifreli kapsayıcıların içinde tutmaya yarayan Kaspersky Password Manager aracını içerir. İki aşamalı kimlik doğrulamayı ihmal etmeyin. Bu aralar neredeyse her yerde kullanılıyor ve gerçekten işe yarıyor.
  • Çalışmayı planladığınız ülkelerdeki veri depolama yasalarını dikkatle inceleyin ve firmanızın kişisel bilgi depolama ve işleme iş akışının bu yasalara uygun olduğundan emin olun. Mümkünse söz konusu her piyasadaki tuzaklar ve gizli tehlikeler konusunda avukatlara danışın.
  • Üçüncü şahıs hizmet ve yazılımlarının güvenliğini yakından takip edin. Kullandığınız işbirlikçi geliştirme sistemi ne kadar iyi korunuyor? Konakçı hizmet sağlayıcınız güvenli mi? Kullandığınız açık kaynak kütüphanelerinde bilinen zafiyetler var mı? Bu sorular da sizi en az son ürünün tüketici özellikleri kadar ilgilendirmelidir.
  • Çalışanlarınızın siber güvenlik bilincini yükseltin ve onları bu konuda araştırma yapmaya teşvik edin. Eğer firmanızda kadrolu siber güvenlik uzmanı yoksa (startup’larda genellikle olmaz) bu konuya en azından biraz ilgi duyan birini bulun.
  • Bilgisayarın altyapısını korumayı unutmayın. Bütçesi kısıtlı olan yeni firmalara yönelik Kaspersky Small Office Security sayesinde iş istasyonlarınızın ve sunucularınızın güvenliğini otomatik kontrol edebilir ve ödemelerinizi çevrimiçi olarak güvenle yapabilirsiniz. Hiçbir idari beceri gerekmez.

 

Suistimal Yolsuzluk Rüşvet HukukYAZI DİZİSİ:

1 – Satın almada Suistimal ve Yolsuzluk: Kurumsallaşma Boşlukları ve Bir Dava İncelemesi

2 – Satınalma Süreçlerinde İhbar, İç Kontrol ve Gizlilik: Bir Dava İncelemesi

3 – Tedarikçinin Alacak İddiası ve Alıcının Nitelikli Dolandırıcılık Savunması: Bir Dava İncelemesi

4 – Tamiri Mümkün Makinelerin Hurda Olarak Piyasaya Satışı İddiası:
İlk Derece Mahkemesinden İstinafa Uzanan Bir Dava İncelemesi

5 – Satınalma Yöneticisinin İhalelerde Şirketi Zarara Uğratma İddiası, Disiplin Soruşturması ve Savunma Süreci: Bir Dava İncelemesi

Şirketinizde benzer riskleri azaltmak, satınalma süreçlerini güçlendirmek ve denetim ile disiplin soruşturması süreçlerini daha sağlam bir yapıya kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık desteği konusunda bizimle iletişime geçebilirsiniz.

EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:

Kurumunuzda benzer risklerin suistimale dönüşmesini önlemek ve satınalma fonksiyonunu sağlam, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik Eğitimi Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimi
Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimleri için tıklayınız

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 


Eğitim içeriklerini görmek için başlıkları tıklayınız. 

☐ İhale ve Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ İhale Kazanma, Teklif Verme, Satış ve Sözleşme Eğitimi (2 gün)

☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi (2 gün)

☐ Stratejik Satın alma Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)

☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün) 

☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)

☐ Satınalma ve Tedarik Zincirlerinde YAPAY ZEKA Eğitimi (2 gün)

☐ Emtia ve Kategori Uzmanları için Maliyet ve Fiyat Eskalasyon Analizi Eğitimi

☐ ISO 37001 Rüşvetle ve Yolsuzlukla Mücadele Yönetim Sistemi Standardı Eğitimi

☐ Satınalma Süreçlerinde Denetim ve Suistimal Önleme Eğitimi (2 Gün)

☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)

☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

Temel Satınalma Eğitimleri -> Eğitim Kataloğunu İndirebilirsiniz –>   https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

Çevre Yatırımlarını Yapmayan Santraller Acilen Durdurulmalı

Temiz Hava Hakkı Platformu, baca gazı arıtımı ve kül depolama sahalarının mevzuata uygun hale getirilmesi için gerekli altyapı yatırımlarını tamamlamayan kömürlü termik santrallerin çalışmasına izin verilmemesi çağrısında bulundu. 

Platformun basın açıklamasında yer verdiği çarpıcı görüntüler, geçici faaliyet belgesi alarak 2020 yılından beri çalışmaya devam eden santrallerin bazılarından hala siyah dumanlar yükseldiğini gözler önüne serdi.

Ayrıca pek çok santralin, kül depolama sahasının yol açtığı kirliliğin suya ve toprağa karışmasını önleyemediği halde çalışmaya devam ettiğine vurgu yapıldı. Santrallerin geçirimsiz zeminli kül depolama sahası olmadan çevre izni almalarına olanak tanıyan “Atıkların Düzenli Depolanmasında Dair Yönetmelik”in Geçici 3’üncü maddesinin iptali talebiyle açılan davalarda yürütmeyi durdurma kararı verildiğini hatırlatan Platform, çevre yatırımlarını tamamlamamış tüm santrallerin faaliyetlerinin acilen durdurulmasını talep etti.

Santraller Salgın Zamanı Halk Sağlığını Tehdit Ediyor

Platform temsilcileri, muafiyet süresi dolan santrallerin çevre izni alabilmek için gerekli yatırımları yapıp yapmadığının kamuoyuyla paylaşılmadığını belirtti. Geçici izinlerle çalıştırıldıkları sürede ortaya çıkan emisyon verilerine de aynı şekilde ulaşmanın mümkün olmadığını eklediler. Gerekli yatırımlar tamamlanmadan santrallerin çalışmaya devam etmesinin, temiz havanın hayati değerinin daha iyi anlaşıldığı COVID-19 salgını sürecinde halk sağlığı öncelikleriyle bağdaşmadığının altı çizildi.

Muafiyetler veto edilmişti ama yatırımlar hala yapılmadı

Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü Buket Atlı “Tanınan altı yıl boyunca çevre yatırımlarını tamamlamamış olan kömürlü termik santrallere iki yıl daha ek muafiyet verecek yasa teklifi 2019 yılında, toplanan yüz bin imza ve sivil toplum kuruluşlarının tepkileri sonucu veto edilmişti. Ancak, Ocak 2020’de kapatılan santraller, çevre ve halk sağlığı için yapmaları gereken yatırımlar tamamlanmadığı halde tekrar açıldı ve çalışmaya devam ediyor. Halk sağlığını korumak amacıyla santrallere daha fazla muafiyet verilmeyeceği söylenmiş olmasına rağmen, gerekli yatırımlarını tamamlamamış santrallere geçici izinler ve ek süreler verilerek havamızı kirletmelerine göz yumuluyor” dedi.

Atlı, kül depolama alanlarını mevzuata uygun hale getirmeyen santrallere de değinerek; “Mevcut kömürlü termik santrallerin küllerin geçirimsiz zeminli sahalarda depolanması konusunda da altyapı yatırımlarının yapılması gerekiyordu. Fakat, santrallere tanınan altı yıllık muafiyetin bitmesine beş gün kala yapılan ani bir yönetmelik değişikliğiyle kül depolama alanlarında gerekli çevre yatırımlarını sağlamayan santrallerin çalışabilmesinin önü açılmıştı. 2020 yılında sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütleri tarafından açılan davalarda söz konusu yönetmelik değişikliğinin; çevreye telafisi mümkün olmayacak zararlar verecek olması gerekçesiyle madde hakkında yürütmeyi durdurma kararı verilmiştir. Kül depolama sahası yatırımları yapılmadığı halde yönetmelik değişikliği kapsamında çevre izni alabilmiş santrallerin izinleri artık geçerli değildir ve derhal faaliyetlerinin durdurulması gerekmektedir” dedi.

Afşin’de Kara Kar Yağdı

Kahramanmaraş Elbistan – Afşin Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu Üyesi İbrahim Yalçın “Filtre yapıldığı söylenerek açılan Afşin A santralinin iki ünitesi de Haziran ayından beri her gün eskisi gibi kül saçmaya devam ediyor. 2020’de santral kapandığında yıllar sonra ilk defa beyaz kar görmüştük ama bu kış yine Afşin’e kara kar yağdı. Çevre ve Şehircilik Bakanı “biz izliyoruz, eğer limitler aşılırsa kapatırız” demişti. Fakat burada santrallerin çalıştığı her gün zehirleniyoruz. Temiz hava için daha kaç yıl beklememiz lazım? Gerekli yatırımlar yapılmadan, sürekli yeni izinler vererek bu santrallerin çalışmalarına izin vermeyin” dedi.

Makine Mühendisleri Odası Enerji Grubu Üyesi Orhan Aytaç, “2019 yılından beri çevre izni veya geçici faaliyet belgesi alan santrallerin hangi yatırımları yaptığını ve ulusal limitlere uyup uymadığını bilmiyoruz. Sahadan, yerel basından ve sektör dergilerinden aldığımız bilgilere göre, yılbaşında kapatılan ancak Haziran 2020’de tüm veya bazı ünitelerine geçici faaliyet belgesi verilen Afşin-Elbistan A, Seyitömer, Tunçbilek, Çatalağzı, Soma B ve Kangal santrallerine yalnızca kükürt giderimi için geçici “kuru soğurucu püskürtme” sistemi monte edilmiştir. Başka bir iyileştirme yapılmamıştır. Santrallere buldukları bu ‘geçici’ çözüm, ülkemizdeki kömürün kükürt oranı ve yandıktan sonra oluşan kül miktarı çok fazla olduğu için verimli değildir” dedi.

Aytaç, Kahmaramanmaraş’ın Afşin ilçesinde artık kronik hale gelen hava kirliliğine de değindi: “Afşin’de Greenpeace Akdeniz tarafından 5 Ekim – 11 Kasım 2020 arasında dört farklı yerde yapılan 24 saatlik hava kirliliği ölçüm sonuçları, bazı günler kanserojen olan kirleticilerin Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği limitlerinin (PM10) tam 16 katına kadar aşıldığını gösteriyor. Türkiye’deki santrallerde kullanılan elektrofiltreler, kurulan “geçici” sistemin getirdiği ilave toz yüküne göre tasarlanmadığı için, hem kükürt salımı gerektiği kadar azalmıyor hem de eskisinden de fazla toz salımı olabiliyor”.

Temiz Hava Hakkı Platformu, 30 yılı aşkın süredir çalışan ve ekonomik ömrünü doldurmuş kömürlü termik santrallerin; yıllarca tanınan muafiyetler nedeniyle Çanakkale, Kütahya, Manisa, Muğla, Zonguldak, Kahramanmaraş, Sivas ve Muğla illeri başta olmak üzere Türkiye’nin pek çok yerinde hava, toprak ve suyu kirletmeye devam ettiğini vurguladı. Bu illerdeki çevre kuruluşları tarafından muafiyetlerin uzatılmaması için 2019 yılında başlatılan ve 105 bin kişiye ulaşan imza kampanyasının devam ettiği belirtildi. Şubat ayında duyurulan bir araştırmaya göre, her gün 13 kişinin yaşamını kaybetmesine sebep olan Türkiye’deki kömürlü termik santrallerin; kimsenin istihdam sorunu yaşamayacağı adil bir geçiş planı ile emekli edilmesi çağrısı yapıldı.

İnşaat malzemeleri sanayisi 2021’e sınırlı bir ihracat artışı ile başladı

Türkiye İMSAD tarafından hazırlanan İnşaat Malzemeleri Sanayi Dış Ticaret Endeksi Ocak 2021 sonuçlarına göre, inşaat malzemeleri sanayisi yeni yıla sınırlı bir ihracat artışı ile başladı. İhracat 2021 yılı ocak ayında geçen yılın ocak ayına göre yüzde 3,7 artarak 1,82 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. İhracat ortalama birim fiyatı ise 2020 yılı ocak ayında 0,37 dolar/kg iken 2021 yılı ocak ayında 0,43 dolara yükseldi.

Türkiye İMSAD İnşaat Malzemeleri Sanayi Dış Ticaret Endeksi 2021 yılı ocak ayı sonuçları açıklandı. Dış Ticaret Endeksi’nde şu bilgiler yer aldı: Pazarlarda uygulanan kısıtlama önlemleri ve sert hava koşulları ihracat performansını yeni yılın başlangıcında zayıflattı. İnşaat malzemeleri sanayi ihracatı 2021 yılı ocak ayında geçen yılın ocak ayına göre yüzde 3,7 artarak 1,82 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

2021 yılı ocak ayında inşaat malzemeleri ihracatı miktar olarak geçen yılın ocak ayına göre yüzde 12,4 gerileme gösterdi. 2020 yılı ocak ayında 4 milyon 761 bin 690 ton olan ihracat 2021 yılı ocak ayında 4 milyon 172 bin 743 tona indi. İnşaat malzemeleri sanayi ihracatı mevsimselliğin de etkisi ile yeni yıla zayıf bir büyüme performansı ile başladı. İnşaat malzemeleri sanayisi ortalama yıllık ihracat birim fiyatı ise ocak ayında geçen yılın ocak ayına göre yükseldi. 2020 yılı ocak ayında 0,37 dolar/kg olan ihracat birim fiyatı 2021 yılı ocak ayında artış gösterdi ve 0,43 dolar/kg oldu. Küresel emtia fiyatlarındaki artış etkisini gösterdi.

2021 yılı ocak ayında inşaat malzemeleri ithalatı değer olarak geçen yılın ocak ayına göre yüzde 3,5 artarak 616 milyon dolar oldu. Geçen yılın son üç ayına göre ise ithalat geriledi. 2021 yılı ocak ayında inşaat malzemeleri ithalatı miktar olarak geçen yılın ocak ayına göre yüzde 7,8 yükseldi. Göreceli canlı devam eden inşaat sektörü faaliyetlerine bağlı olarak ithalat yeni yıla da artış ile başladı. İnşaat malzemeleri sanayi ithalat birim fiyatı 2020 yılı ocak ayında 2,46 dolar/kg iken 2021 yılı ocak ayında 2,54 dolar/kg oldu. İthalat birim fiyatları da küresel emtia fiyatlarının artışlarından etkilendi.

Küresel ölçekte aşılama alanındaki iyimserliğin artmasına rağmen birçok pazarda uygulanan kısıtlama önlemleri ile inşaat malzemeleri dış ticareti yeni yıla ılımlı bir büyüme temposu ile başladı.

Ocak ayı ihracatında alt sektörlerde farklılık yaşandı

2021 yılı ocak ayında inşaat malzemeleri ihracat performansı alt sektörler itibarıyla farklılıklar gösterdi. Değer ve miktar olarak ihracatta eğilim farklı yönlerde oldu. 2021 yılı ocak ayında 8 alt ürün grubundan 4’ünün ortalama ihracat birim fiyatları 2020 yılı ocak ayına göre yükseldi. 2 ürün grubunda ihracat birim fiyatları düştü. 2 ürün grubunda ise fiyatlar değişmedi. Ocak ayında mineral ürünler ortalama ihracat birim fiyatı yüzde 15 arttı. Demir çelik ürünlerinin ortalama ihracat birim fiyatı ise yüzde 12,7 yükseldi. Prefabrik yapıların ortalama ihracat birim fiyatı ocak ayında yüzde 12 düştü. Metal bazlı ürünlerin ortalama ihracat birim fiyatı ise yüzde 1,6 geriledi.

2021 yılının ocak ayında 8 alt ürün grubunun 5’inde ihracat miktar olarak geçen yılın ocak ayının üzerinde gerçekleşti. 2021 yılı ocak ayında en yüksek ihracat miktar artışı yüzde 31 ile yalıtım malzemelerinde ve yüzde 16,5 ile metal bazlı ürünlerde gerçekleşti. Miktar olarak önemli düşüş yüzde 15,6 ile demir çelik ürünlerinde yaşandı.

2021 yılının ocak ayında 8 alt ürün grubunun 5’inde ihracat değer olarak yükseldi. Değer olarak önemli artışların gerçekleştiği 2021 yılı ocak ayında en yüksek ihracat artışı yüzde 31,4 yalıtım malzemelerinde ve yüzde 16,9 ile elektrik malzemeleri ve teçhizatında gerçekleşti. Değer olarak ihracatın en çok gerilediği ürün grubu ise prefabrik yapılar oldu.

Türkiye sanayi ihracatı 2021’e zayıf bir performans ile başladı             

2021 yılı ocak ayında sanayi ürünleri ihracatı değer olarak bir önceki yılın ocak ayına göre yüzde 0,3 geriledi. Ocak ayında mevsimsellik ve küresel pazarlarda uygulanan kısıtlama önlemleri, ihracatı olumsuz etkiledi. Türkiye toplam sanayi ürünleri ihracatı miktar olarak 2021 yılının ocak ayında bir önceki yılın ocak ayına göre yüzde 1,4 düştü. Sanayi ihracatı miktar olarak da yeni yıla gerileme ile başladı. Yeni yılın ilk ayında sanayi ihracatı değer ve miktar olarak son ayların en düşük aylık ihracatı oldu. Sanayi malı ihracatında ortalama birim fiyatları 2020 yılı ocak ayında 1,28 dolar/kg iken, 2021 yılı ocak ayında 1,29 dolar/kg oldu.  2021 yılı ocak ayı sanayi ortalama ihracat birim fiyatları 2020 yılı aralık ayına göre ise 0,07 dolar/kg geriledi. 2020 yılı aralık ayı ortalama ihracat birim fiyatı 1,36 dolar/kg olarak gerçekleşmişti.

İnşaat malzemeleri sanayisi dışındaki sanayilerin toplam ihracatı değer olarak 2021 yılı ocak ayında bir önceki yılın ocak ayına göre yüzde 1,1 düştü. İnşaat malzemeleri sanayisi dışındaki sanayilerin ihracat ortalama birim fiyatı 2020 yılı ocak ayında 2,37 dolar/kg iken 2021 yılı ocak ayında 2,10 dolar/kg oldu. Küresel ölçekte emtia ve sanayi malı fiyat artışlarına karşın Türkiye’nin sanayi ihracat birim fiyatı ocak ayında düşüş gösterdi.

E-Ticarette Başarı için 3 Formül

Dünyayı saran Covid-19 salgını döneminde e-ticaret ve e-ihracatta yaşanan artışların markalara yansıması için doğru pazar yeri seçimi çok önemli. Dünyanın 126 ülkesinde influencer kampanyaları düzenleyen, firmalara pazar yeri yönetimi desteği sağlayan DEX’in CEO’su Emrah Pamuk, basit çözümlerle büyük başarıların elde edilebileceğini söyledi. Pamuk, e-ticaret ile e-ihracatta doğru pazar yerini seçmek için profesyonel destek almanın markaların ilk adımı doğru atmasını sağladığını belirterek, “Bunun yanında pazar yerinin doğru yönetimi ve hedef kitleye uygun influencer kampanyası gelince, tanınırlık, satış ve ciro artışı kaçınılmaz oluyor” dedi.

Covid-19 salgını dünyayı daha dijital hale getirirken, bu dönüşüm ve değişime ayak uyduran şirketler de büyümelerine hız kesmeden devam ediyor. Salgın sürecinin kazanan şirketlerinin başında ise e-ticaret platformları geliyor: Bugüne kadar mevcut müşterilerine hizmet veren e-ticaret siteleri, önceki yıllarda yüzde 70’e varan fiyat avantajlı kampanyalarla canlı tutmaya çalıştıkları satışlarını, 2020 yılında hiçbir fazladan indirime gerek duymadan yüzde 400’e varan oranlarda artırmayı başardı. Bunda, salgın sürecinde evde kal döneminin etkisi büyük olurken, aynı zamanda Türkiye’de 65 yaş üzeri hiç internet kullanıcısı olmayan yaklaşık 10 milyon kişinin de online hayatla tanışması yükselişte başrolde yer aldı.

5 Yıllık İvme 6 Ayda Yakalandı

E-ticaret sitelerinin daha da büyüyeceği ve dijital ihracatla beraber klasik pazarların dışına çıkılarak yeni tüketicilere ulaşılacağına ilişkin raporlar da birbiri ardına yayınlanıyor. Bu durum, e-ticaret sitelerindeki satış yapılan pazar yerlerinin önemini daha da artırıyor. Dünyanın 126 ülkesinde dijital ihracat için influencer marketing yapan DEX’in CEO’su Emrah Pamuk, süreçten kârlı çıkmak isteyen şirketler ve KOBİ’ler için dijital ihracattaki pazar yerlerine ilişkin bilgiler verdi. Dijital ihracatın dünyada 1995’te, Türkiye’de ise 1997’de hayata geçtiğini hatırlatan Emrah Pamuk, Covid-19 salgınıyla beraber online alışveriş ve dijital ihracatta patlama yaşandığını kaydetti. Pamuk, “2020 yılında yaşadığımız ve bugün de devam eden salgın döneminde online ticaret, ciddi yükselişler kaydetti. Türkiye’de 3-5 yılda yakalanacak ivme, salgında 6 ayda yakalandı. Online satış ve dijital ihracat konusunda bundan sonrası için de, bu ivme ciddi anlamda bir çarpan sayısı ile devam edecek. Buraya sadece markaların kendi e-ticaret siteleri değil, özellikle Türkiye ve yurt dışında ki pazar yeri süreçleri de devreye girecektir” dedi.

Her Platformda Bulunma Gerek Yok

Dijital ihracat kanallarında pazar yeri sahipliğinin önemli olduğunu ama daha önemlisinin bu pazar yerini doğru şekilde kullanmaktan geçtiğini anlatan Emrah Pamuk, bu süreçte pazar yeri seçimi ve pazar yerlerinin yönetimi konusunda profesyonel yardımın, markalara çok kazandırdığını anlattı. Pamuk, şu bilgileri verdi:

“Ülkemiz ve yurtdışında, tüketici kullanım durumlarına göre öne çıkan pazar yerleri bulunmakta. Dolayısı ile kullanıcı sayısı yüksek olan pazar yerlerinde mağaza açmak, dijital ihracatta başarıyı hedefleyenlerin yolunu hızlandıracak. Bunu yaparken, tüm pazar yerlerinde olmaya gerek de bulunmuyor. Şirketin faaliyet alanındaki sektörü ve maliyetleri, hangi pazar yerinde bulunması gerektiğini belirleyen birinci unsur olmalı. Bu noktada, şirket dikkatini dağıtmadan pazar yerine odaklanmalı ve orada başarı yakalandıktan sonra diğer pazar yerleri değerlendirmelidir.”

Pazar Yeri Canlı Tutulmalı

En önemli e-ticaret pazar yerlerini de sıralayan DEX CEO’su Emrah Pamuk, “Bunlar Aliexpress, Amazon, Etsy, Ozon, Wallmart, Ebay, Allegro, Wildberries olarak sıralanabilir. Türkiye’de de Hepsiburada, Sahibinden.com, Trendyol, N11.com, Gittigidiyor, Amazon Türkiye hemen her şirketin bulunmak ve ticaret yapmak istediği platformlardır” dedi. KOBİ’lerin bu platformlardaki pazar yerlerine ilişkin stratejilerinin ne olması gerektiği sorusuna da yanıt veren Pamuk, şu ifadeleri kullandı: “Markalar pazar yerini açtıktan sonra, burayı kaderine terk ediyor. Aslında markalar online pazar yerlerini de offline bir mağazaları ya da showroomları gibi görmeliler. Ve bu pazar yerlerini, devamlı güncel tutmalılar. Özellikle video odaklı içerikler ile ürünlerini tanıtmaları çok önemli. Ya da çok iyi fotoğraf çekimleri yeterli olacaktır.”

Doğru Kampanya İçin Doğru Çalışma Gerekli

Influencer kampanyalarının e-pazar yerine önemli katkılar sunduğunu kaydeden Emrah Pamuk, “Influencer marketing çalışmaları ile sosyal medyada markalar ciddi anlamda fayda sağlamakta. Bunu özellikle hedef kitlesinde doğru Influencer kullanımını proje ile birleştirtirse; başarı, zaten kaçınılmaz. Özellikle pazar yeri son zamanlarda ‘Affiliate Influencer Marketing’ özelinde yani; ‘Satış Odaklı ve Gelir Paylaşım’ modeli ile ilerlemekte. Bu model de influencer ve markaları oldukça memnun ediyor. İşte bu noktada doğru kampanyanın önemi ortaya çıkıyor: Influencer marketing çalışması yurt içi ya da yurt dışında markanın hedef kitlesindeki kişilerin kullandığı sosyal medya platformlarında doğru mesaj verilerek tüketiciye sunulmalı. Böyle yapıldığı taktirde takipçi, erişim, etkileşim ve ciro artışları yaşanıyor. Tabii bu çalışmanın doğru şekilde raporlanması ve analiz edilmesi bir sonraki çalışmasına da ışık tutmakta. Aksi halde ise, ınfluencer çalışmasında başarı yakalanması zor oluyor” dedi.

DEX CEO’su Emrah Pamuk, KOBİ ve üreticilerin e-ihracat sitelerinde pazar yeri açması için gereken belgeleri ise şöyle sıraladı:

  • Firma, hedef kitlesine uygun pazar yerinin olduğu platformu seçmeli.
  • Firmanın Türkiye Cumhuriyeti vergi numarası, kurumsal e-posta adresi ve banka hesabı olmalı.
  • Firmanın vergi levhası, sicil numarası gibi resmi evrakları bulunmalı.
  • Firma üyelik için tüm belgeleri eksiksiz yüklemeli.
  • E-ticaret ve e-ihracat sitesine üye olunduktan sonra pazar yeri onaylanma süreci takip edilmeli.
  • Pazar yeri onayının ardından markanın satacağı ürünler özelinde kategori seçilmeli.

İMMİB, Türkiye toplam mal ihracatının yüzde 35’ini, mal ve hizmet ihracatının ise yüzde 46’sını karşılıyor

İMMİB’in yeni Koordinatör Başkanı Aydın Dinçer oldu

İstanbul Maden ve Metaller İhracatçı Birlikleri (İMMİB), 2020 yılını 58,5 milyar dolarlık ihracat ile kapatırken, Türkiye’nin toplam mal ihracatının yüzde 35’ini;  kümülatif mal ve hizmet ihracatının ise yaklaşık yüzde 46’sını üstelendi. İMMİB Koordinatör Başkanlığına getirilen Aydın Dinçer, 29.600 üyesi ve güçlü sektörleri ile “Lider İhracatçı Birliği” olarak konumlandırılan İMMİB hakkında bilgi verdi. Dinçer, “2020 pandemi dolayısıyla zor bir yıldı; ama buna rağmen problemin çözümünü doğru tarif ederek süreci çok iyi yönettik. Aşı ile birlikte belirsizliklerin azalması, ekonomilerin büyüme yönlü bir trend yakalaması, sanayi ve üretim tarafında özellikle mal siparişinde yaşanan olumlu gelişmeler, 2021’i çok daha başarılı geçireceğimizi gösteriyor” dedi.

Türkiye’nin mal ve hizmet ihracatının yüzde 46’sını gerçekleştiren ve “Lider İhracatçı Birliği” olarak konumlandırılan İMMİB’in Koordinatör Başkanlığına Aydın Dinçer getirildi. Aynı zamanda İstanbul Maden İhracatçıları Birliği’nin (İMİB) Yönetim Kurulu Başkanı olan Dinçer, İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği, İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Elektrik ve Elektronik İhracatçıları Birliği, Mücevher İhracatçıları Birliği, Çelik İhracatçıları Birliği ve Hizmet İhracatçıları Birliği ile İMMİB’in 2021 için çok daha iyi bir hikaye yazacağını söyledi. Dinçer, İMMİB’in çalışmaları ve 7 birliğinin 2020 ihracat rakamları hakkında da bilgi verdi.

7 ayrı birlik, toplam 92,9 milyar dolarlık ihracat

İMMİB’in toplam 31 bin aktif üyesi bulunan yedi birlik ile birlikte Türkiye’nin toplam mal ihracatının yüzde 35’ini, Türkiye’nin kümülatif mal ve hizmet ihracatının ise yüzde 46’sını üstlendiğini dile getiren Dinçer,  şunları kaydetti: “2020 yılında kimya sektörümüz 18.3, çelik sektörümüz 12.7, elektrik ve elektronik sektörümüz 11.1, demir ve demir dışı metaller sektörümüz 8.3, maden sektörümüz 4.3 ve mücevher sektörümüz 3.8 milyar dolarlık ihracat yaptı. İMİMİB çatısı altında mal ihracatı yapan 6 birliğin toplam ihracatı 58.5 milyar dolar, hizmet sektörü ihracatı ise 2020 Ocak-Aralık döneminde 34,4 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2020, pandemi yılıydı ve Kovid-19’un yarattığı durumu anlama, kriz planları oluşturma ve onları hayata geçirme süreçlerini hızlı yaşadık. Birbirinden kıymetli yedi birliğimizin başkanları, genel sekreterliğimiz ve her bir üye firmamız çok yoğun bir çalışma takvimi geçirdiler. Belirsizliklerle dolu 2020 yılını problemin çözümünü doğru tarif ederek ve süreci iyi yöneterek aslında en az kayıpla atlattık. Aşı ile birlikte belirsizliklerin azalması, ekonomilerin büyüme yönlü bir trend yakalaması, sanayi ve üretim tarafında özellikle mal siparişinde yaşanan olumlu gelişmeler, 2021’i çok daha başarılı geçireceğimizi gösteriyor.”