Almanya, Türkiye ile Organik Ürünlerde Ticaretini Geliştirmek İstiyor

Satınalma Eğitimi Almanya, Türkiye İle Organik ürünlerde Ticaretini Geliştirmek İstiyor

Satınalma Eğitimi Almanya, Türkiye İle Organik ürünlerde Ticaretini Geliştirmek İstiyorAlmanya ülkemizin en önemli ticari ortağı olup 2023 yılı itibariyle en fazla ihracat yaptığımız ülkelerin başında yer alıyor.

100 yılı aşkın bir süredir devam eden Türk Alman ticari ilişkilerinin güçlendirilmesi ve yeni işbirliği fırsatlarının yaratılması amacıyla Almanya Federal Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçiliği ve Ege İhracatçı Birlikleri ortaklığında Gıda Konulu Alman-Türk Ekonomi Günü etkinliği düzenlendi.

Etkinliğin ardından Türk ve Alman firmaların katılımları ile ikili iş görüşmeleri gerçekleştirildi.AB’nin en büyük alıcısı Almanya, Türkiye ile organik ürünlerde ticareti geliştirmeye ilgi duyuyor

Avrupa’da Türk gıdalarına büyük talep olduğunu dikkat çeken Almanya Federal Cumhuriyeti İzmir Başkonsolosu Ralf Schröer, “Türkiye tarım üretiminde güçlü bir Pazar. Özellikle, meyve ve sebzede. 2024 yılında sebzede yüzde 5.6, meyvede yüzde 3.4 büyüme bekleniyor. Organik ürünler AB pazarı için çok önemli. Türkiye ile ihracatımızda un, fındık, ayçiçek yağı öne çıkıyor. Ancak Ege Bölgesinde üretilen gıda ürünlerine yönelmek istiyoruz. AB’nin en büyük alıcısı Almanya, Türkiye ile organik ürünlerde ticareti geliştirmeye ilgi duyuyor. Sadece gıda üretimi değil, gıda işleme, lojistik alanlarında da tedarik zincirinin tüm aşamalarında işbirliğimizi geliştirmek istiyoruz. Türk gıda pazarı yeni fırsatlar yaratıyor. Glütensiz gıdalar ve şekersiz ürünlere Almanya’dan büyük talep var. Türkiye glütensiz gıdalar ve şekersiz ürünlerde önemli bir pazar. Almanya’da yeni bir uygulama başlatıldı. 250 metrekareden büyük olan işletmelere menülerinde glutensiz gıda sunma zorunluluğu getirildi. Bu Türkiye için bir fırsat olabilir.” dedi.

Türkiye ile Almanya arasındaki dış ticaret hacmi 50 milyar dolar seviyesinde

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “Birliğimiz 12 farklı sektör ve 7 bin 500‘ün üzerinde üyemizle 215 ülke ve bölgeye ihracat gerçekleştiren dinamik ve her geçen gün gelişen büyüyen bir birliktir.   Türkiye, 2023 yılında yüzde 2,8 artışla 35 milyar dolarlık tarım ürünleri ihraç ederken, Ege İhracatçı Birlikleri yüzde 8,8 artışla 7,3 milyar dolarlık ihracatla Türkiye’nin tarım ürünleri ihracatının yüzde 20’sini tek başına gerçekleştirerek Türkiye şampiyonu oldu. Dünyanın tarım ambarı Ege Bölgesi olarak 2023 yılında da liderliğimizi koruduk. 2024 yılında da bu olumlu eğilim devam ediyor. Önümüzdeki süreçte yüksek teknoloji yatırımlar ve sürdürülebilirlik vizyonuyla Türkiye’de 10 milyar dolarlık tarım ihracatına ulaşacağımızı öngörüyoruz. Türkiye, 2023 yılında 255 milyar 800 milyon dolarlık ihracata imza atarken, Avrupa’nın ekonomik motoru Almanya’ya 21 milyar 79 milyon dolarlık ihracat yaptık.” dedi.

Başkan Eskinazi, “Türkiye, 2023 yılında Almanya’dan 28,6 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi. Türkiye ile Almanya arasındaki dış ticaret hacmi 50 milyar dolar seviyesinde. Almanya’da gıda kalemlerinde ülkenin kendine yetme oranlarına baktığımızda; Almanya’da ihtiyaç duyulan meyvenin sadece %13’ü, balık/deniz ürünlerinin %27’si, bitkisel yağların %28’i, sebzelerin %38’i Almanya’da üretilirken, şekerin %153’ü, patatesin %148’i, peynirin %126’sı Almanya’da üretiliyor. Almanya’ya yıllık 2 milyar dolarlık gıda ihracatımız var. Bu rakamın gerçek potansiyelimizi yansıttığını düşünmüyorum. İki ülke arasındaki potansiyelin daha fazla olduğunu biliyor ve adımlarımızı bu çerçevede atıyoruz. Almanya’nın Nürnberg şehrinde düzenlenen BioFach Fuarı’na çeyrek asırdır Türkiye Milli Katılım Organizasyonu gerçekleştiriyoruz.” Diye konuştu.

Jak Eskinazi, “Almanya’ya 2023 yılında gıda ihracatımızda yaş meyve sebze sektöründe yüzde 43,2’lik, zeytin ve zeytinyağı sektöründe yüzde 24’lük, hububat bakliyat yağlı tohumlar ve mamullerinde yüzde 21’lik, su ürünleri ve hayvancılık mamullerinde yüzde 17’lik, kuru meyve ve mamullerinde yüzde 9’luk, meyve sebze mamullerinde yüzde 8’lik, fındık ve mamulleri yüzde 2’lik artış sağladık. 2024’ün ilk dört ayında ise Türkiye’nin Almanya ile ticaretinde gerileme yaşandı. Almanya’ya yüzde 5 azalışla 6 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Gıda ihracatımız yüzde 10 artışla 748 milyon dolar oldu. Özellikle İzmir sektörel çeşitliliğin ve zenginliğin zirvede olduğu bir şehir. Kuru meyve, mamul, zeytin-zeytinyağı, su ürünleri, baharat, tütün, odundışı orman ürünlerinde, organik üretimde dünyada güçlü bir oyuncuyuz.” dedi.

İzmir’de kurulan Ulusal Tohum Gen Bankası dünyadaki ilk gen bankalarından biri

Başkan Eskinazi, “Türkiye’nin en önemli tohum bankası Ulusal Tohum Gen Bankası Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü bünyesinde 1964 yılında tarım kenti ve ihracat kenti İzmir’de kurulmuştur. Bu gen bankası dünyadaki ilk gen bankalarından biri olma niteliğini de taşıyor. Ulusal Tohum Gen Bankasında 3 bin 339 türe ait 55 binden fazla tohum örneği günümüz ve gelecekteki bitkisel araştırmaların kullanımına hazır bir şekilde kaybolmadan saklanmaktadır. Tarımda lider bir bölge olan İzmir’e her geçen sene Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na hizmet eden yeni yatırımlar yapılıyor. Paydaşı olduğumuz Avrupa ve Türkiye’nin en büyük modern sera ve tarımsal sanayi kümelenmesi Dikili Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi, aynı zamanda Bayındır’da kurulan Tarıma Dayalı İhtisas Çiçekçilik Organize Sanayi Bölgesi önemli bir potansiyeli ortaya çıkaracak.” Diye konuştu.

Avrupa Birliği’nin en çok ithalat yaptığı ülkeler arasında 7’inci sıradayız

Eskinazi, “Bergama’da kurulan Tarıma Dayalı İhtisas Süt Organize Sanayi Bölgesi, tohum fide tıbbi aromatik bitkilerle ilgili Kınık’ta kurulan Bitkisel Üretim Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi bütün dünyada gıdayla ilgili endişelerin arttığı bu dönemde, ülkemiz için büyük bir avantajımız. Türkiye’nin organik ürün ihracatının yüzde 75’i Ege Bölgesi’nden gerçekleştiriliyor. Yıllık 3 milyon tona yakın organik ürün ithal eden Avrupa Birliği’nin en çok ithalat yaptığı ülkeler arasında 7’inci sıradayız, hedefimiz bu listede ilk üçe girmek. Türk organik sektörü Avrupa Yeşil Mutabakatı hedeflerine uyum sağlamış bir sektör. Türkiye’nin organik sektöründe yaklaşık 35 yıllık bir deneyimi var. Bu yüzden Türk organik ihracatçıları olarak, Avrupa’nın bir numaralı tedarikçisi olmaya talibiz.” dedi.

Biz organik tarıma Alman disipliniyle başladık

Ege İhracatçı Birlikleri Organik Ürünler ve Sürdürülebilirlik Koordinatörü ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, “Organik tarım ihracatımızı her geçen gün artırıyoruz. En önemli konu gıda güvenliğinin sağlandığı ticaret zincirinin oluşturulmasıdır. Biz organik tarıma Alman disipliniyle başladık. Alman kontrol firmalarının disipliniyle başladık. Bizim Almanya ile işbirliğimizin başarılı olmasının temeli buradan geliyor. Almanya Tarım Bakanı Cem Özdemir, pandemi sonrasında Almanya ve Avrupa Birliği organik üretimi yüzde 30 artırma kararı aldığını net bir şekilde dünya kamuoyuna iletti. Bu karar ülkenin dinamiklerinin kökten değişmesidir. Bizim de önceliğimiz topraklarımızı koruyarak, sağlıklı gıda üretiminde sürdürülebilirliği sağlamak olacak.” dedi.

Avrupa’nın ve dünyanın sağlıklı ürün tedarikçisi olmaktan gurur duyuyoruz

Başkan Işık, “Organik tarım; sürdürülebilirliğin tarladan rafa kadar izlenebilirliğin ve gıda güvenliğinin sağlandığı tarım şeklidir. Ülkemizde bütün paydaşlarımızla çok önemli çalışmalar yürütüyoruz. Avrupa’nın ve dünyanın sağlıklı ürün tedarikçisi olmaktan gurur duyuyoruz. Bunu uluslararası sertifikalarla devam ettireceğiz. Sürdürülebilirlikte koordinatör birliğiz. Organik tarımın başlangıcı Ege Bölgesi ve İzmir’dir. Ege Bölgesi organiğin merkezidir. Türkiye’nin kapsamlı bir organik altyapısı var. Çiftçilere eğitimler veriyoruz. Kooperatifçilik için denetleme mekanizmaları oluşturulmalı. AB’de bağımsız yüzlerce danışmanlık firmaları var. Bizde bunu firmalar üstlenmiş durumda. Bunun organize edilmesi gerek. Kuru meyveler Dünya Sağlık Örgütü tarafından sağlıklı ürünler kategorisine alındı. EİB olarak biz Türkiye’de tarımın dinamiğiyiz, merkeziyiz. Organik tarım bizim için büyük bir adanmışlık, 35 yıllık geçmişimiz var.” diye konuştu.

Yeni sistemde Organik Tarım Bilgi Sistemi üzerinden kontrol raporları girildikten sonra dijital sertifikalar basılacak

Türkiye Tarım ve Orman Bakanlığı, Ekolojik Tarım Dairesi Başkanı Dr. Başak Egesel, “Türkiye’nin yurtdışında ilk ticaret odası Almanya’da kurulmuş. Almanya ile bağlarımız çok kuvvetli. Organik ürünler her geçen yıl daha önemseniyor. Ticaretimizde Almanya ilk sırada yer alıyor. Son dönemde dünyada gıda, iklim krizi, su, enerji konuları çok kıymetli hale geldi. Türkiye’de üretim planlaması yapıyoruz. Profesyonel şekilde tarımı yönetiyoruz. Organik tarım bizim için öncelikli. Avrupa Yeşil Mutabakatı sürecinde ülkemizin ciddi tedbirleri var. Tarım ve Orman Bakanlığımızın hedefi; planlı üretim, üretimin sürdürülebilirliği, verimlilikle birlikte kalitenin artırılması, diğer ülkelerin isteklerini göz önünde bulundurarak ülkemizdeki gıda arz güvenliğini sağlamak, boş tarım arazilerinin değerlendirilmesi, atık yönetimi. Yeni bir destekleme modeli geliştirdik. Kalkınma planları ve stratejik planlarımızın hepsi Avrupa Yeşil Mutabakatı süreci dikkate alınarak gerçekleştiriliyor. Organik tarımı kanun çerçevesinde yürütüyoruz. Bakanlığımızın uhdesinde, denetimler yapıyoruz. Yetkiyi verirken akreditasyon şartı var. Yüzde yüz kontrol zorunluluğu var. Yeni sistemde Organik Tarım Bilgi Sistemi üzerinden kontrol raporları girildikten sonra dijital sertifikalar basılacak ve tarım cebimde app uygulamasına sertifikalar gelecek. Karekodlarla ürünler yurtdışında nerede satılabiliyorsa görülecek ve izlenebilirlik tesis edilecek. Organik tarım üreticilerine hibe desteği sağlıyoruz. Almanya ile ticaretimizde ihracatta söz sahibi olduğumuz ürünler; kurutulmuş meyveler, fındık, üzüm, incir öne çıkıyor, diğer öne çıkan ürünler ise meyve suyu, buğday, soya hariç yağlı tohumlar.” dedi.

Gümrük Birliğinin güncellenmesi gerekiyor

Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası (TD-IHK) Genel Sekreteri Okan Özoğlu, “Almanya ve Türkiye’nin ticaretini artırması için Gümrük Birliğinin güncellenmesi gerekiyor. Lojistikteki sorunlar aşılmalı. Özellikle gümrüklerde bekleme süreleri ürünlerin raf ömrünü etkiliyor. Kimyasal kalıntılara dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan biri. Sahada kontrol kontrollü tarıma yönelinmesi için kooperatifleşme çok önemli. İtalya’daki toptancılar kooperatifleşerek, tarladan başlayan soğuk zincirde kontrollü olarak dünyaya ürünlerini satıyorlar. Türkiye olarak kooperatifleşmede daha güçlü bir altyapı oluşturmalıyız.” diye konuştu.

Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası AHK İzmir Temsilcisi Deniz Eriten, Türkiye Almanya arasında karşılıklı ticaretin artırılması için networking çalışmaları yaptıklarını, sektörlerinöncülerini bir araya getirdiklerini söyledi.

Sözleşme İmzalama Aşamasında 4734 Sayılı Kanun’un 10’uncu Maddesinde Sayılmayan Belgelerin İstenmesi?

Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem Sözleşme İmzalama Aşamasında 4734 Sayılı Kanun’un 10’uncu Maddesinde Sayılmayan Belgelerin İstenmesi

Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem Sözleşme İmzalama Aşamasında 4734 Sayılı Kanun’un 10’uncu Maddesinde Sayılmayan Belgelerin İstenmesiİtirazen Şikayet Konusu;  İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle; Teknik Şartname’nin 6.1.3’üncü maddesinde belirtilen belgenin sözleşme aşamasında istenilmesinin mevzuata aykırı olduğu iddialarına yer verilmiştir

25.04.2024 tarihli ve  2024/UH.I-617 sayılı Kamu İhale Kurulu kararına göre;

Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; Teknik Şartname’nin “Çalıştırılacak Personel ve Demirbaşlarla İlgili Hükümler” başlıklı 6’ncı maddesinde “…6.1.3. Yüklenici, çalıştıracağı aşçı veya aşçı yardımcısının ustalık belgesinin örneğini ve çalıştıracağı gıda mühendisi/diyetisyen’ in diplomasının suretini sözleşme imzalanması aşamasında idareye verecektir…” düzenlemesi yer almaktadır.

Şikayete konu “Yerinde Üretim Yemek Hizmet Alımı” ihalesinde, 33 adet ihale dokümanı indirildiği anlaşılmıştır.

Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinden 4734 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesinde ihaleye katılım aşamasında aranan belgelerden Kurum tarafından taahhütname sunulmasına imkân tanınanlara ilişkin olarak kanıtlayıcı belgeler ile yine Kanun’un bahse konu maddesi kapsamında sayılan diğer belgelerin ihale üzerinde kalan istekli tarafından sözleşme imzalanmadan önce idareye sunulacağı, söz konusu belgelerin sözleşme imzalanmadan önce idareye verilmemesi veya sunulan bilgi ve/veya belgelerin taahhüt edilen durumlara aykırı hususlar içermesi halinde ihale üzerinde bırakılan isteklinin ihale dışı bırakılarak geçici teminatının gelir kaydedileceği anlaşılmaktadır.

Bu itibarla yapılan değerlendirme neticesinde 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun yukarıda aktarılan maddesinde sözleşmenin imzalanması öncesinde sunulması gereken belgelerin neler olduğunun hüküm altına alındığı, dolayısıyla idarelerce sözleşmenin imzalanması öncesinde ihale üzerinde bırakılan istekliden istenilebilecek belgelerin belirli olduğu anlaşılmıştır.

Ancak incelemeye konu ihaleye ait Teknik Şartname’nin “Çalıştırılacak Personel ve Demirbaşlarla İlgili Hükümler” başlıklı 6.1.3’üncü maddesinde ihale konusu işte çalıştırılacak aşçı veya aşçı yardımcısının ustalık belgesinin örneğinin ve çalıştıracağı gıda mühendisi/diyetisyenin diplomasının suretinin sözleşme imzalama aşamasında idareye verilmesi gerektiğinin düzenlendiği görülmüş olup, Kanun’un 10’uncu maddesinde sayılmayan söz konusu belgelerin sözleşmenin imzalanması öncesinde idareye sunulmasının istenemeyeceği anlaşıldığından başvuru sahibinin iddiasının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.

Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem Sözleşme İmzalama Aşamasında 4734 Sayılı Kanun’un 10’uncu Maddesinde Sayılmayan Belgelerin İstenmesiMehmet ATASEVER

S.B. Strateji Geliştirme E. Bşk.

KİK E.  Üyesi

Koç Holding 2024’ün İlk Çeyreğinde Yatırımlarına Hız Kesmeden Devam Etti

Satınalma Eğitimi Koç Holding 2024’ün İlk çeyreğinde Yatırımlarına Hız Kesmeden Devam Etti

Satınalma Eğitimi Koç Holding 2024’ün İlk çeyreğinde Yatırımlarına Hız Kesmeden Devam EttiKoç Holding, 2024 Yılının İlk Çeyreğinde Konsolide Bazda Toplam 14 Milyar ABD Doları (USD) Gelir Elde Etti.Yılın İlk Çeyreğinde Yaklaşık 750 Milyon USD Kombine Yatırım Gerçekleştiren Koç Holding’in Son 5 Yılda Yaptığı Kombine Yatırım Tutarı İse 11,6 Milyar USD’ye Ulaştı.

Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, “İki Yıl Sonra 100’üncü Yaşını Kutlayacağımız Topluluğumuz, Ülkemize Duyduğumuz Güven Ve Küresel Büyüme Vizyonumuzla Yatırımlar Gerçekleştirmeye Devam Ediyor” Dedi. Çakıroğlu Ayrıca, Topluluk Şirketlerinin Yıl Başından Bu Yana Uluslararası Piyasalardan Sağladığı Kaynaklarla Ülke Ekonomisini Güçlü Bir Şekilde Desteklemeyi Sürdürdüğünü Vurguladı. 

Koç Holding, 2024 yılının ilk çeyreğinde konsolide bazda toplam 14 milyar ABD doları (USD) gelir elde ederken, yaklaşık 750 milyon USD kombine yatırım gerçekleştirdi. Böylece şirketin son 5 yıldaki kombine yatırımları 11,6 milyar USD’ye ulaştı.

2024 yılının ilk çeyrek finansal sonuçlarını değerlendiren Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, “Belirsizliklerin hâkim olduğu, jeopolitik gelişmelerin sarsıcı etkilerinin hissedildiği dönemlerde; uzun vadeli planlamalarla stratejik yönümüzü tayin etmeye; bilançolarımızı, nakit akışımızı ve likiditemizi disiplinle yönetmeye her zamankinden daha fazla önem veriyoruz” diye konuştu. “8 yıldır kararlılıkla benimsediğimiz kültürel dönüşüm programımızla geliştirdiğimiz dijital yetkinliklerimiz ve artan verimliliğimiz; değişimler karşısında rekabet gücümüzü korumamıza katkı sağlıyor” şeklinde devam eden Çakıroğlu, çağın yetkinlikleriyle donatılan benzersiz insan kaynaklarının en önemli güvenceleri olduğunu ifade etti.

Levent Çakıroğlu: “Ülkemize olan güvenimiz ve küresel büyüme vizyonumuzla yatırımlarımız kararlılıkla devam edecek”  

Koç Topluluğu’nun iki yıl sonra 100’üncü yaşını kutlayacağını vurgulayan Çakıroğlu, “Ülkemize olan güvenimiz ve küresel büyüme vizyonumuzla yatırımlarımız kararlılıkla devam ediyor” dedi. Çakıroğlu, bu doğrultuda atılan bazı adımlara da değinerek, şunları aktardı:

“Arçelik ve dünyanın önde gelen ev aletleri üreticilerinden Whirlpool’un Avrupa’daki iştiraklerinin Beko Europe ortaklık şirketi altında birleşmesi işlemi, Nisan ayı itibarıyla tamamlandı; Beko Europe’un yüzde 75 hissesi Arçelik’in oldu. Bu satın alma ile 57 farklı ülkede 55 bin çalışanı ile faaliyet gösteren bir Türk şirketi haline gelen Arçelik, bağımsız global araştırma firması Euromonitor’ın 2023 yılı beyaz eşya adet verilerine göre Avrupa’nın en büyük şirketi konumuna ulaştı. Cirosu, Arçelik ve Whirlpool EMEA’nın 2023 yıl sonu konsolide ciroları baz alındığında 11 milyar Euro’ya erişti. Beko çatısı altında oluşan bu yeni yapının; Topluluğumuzun, Avrupa ve dünya beyaz eşya pazarındaki rekabet gücünü önemli ölçüde artıracağına inanıyoruz.”

Topluluk olarak halihazırda tecrübeleri olan sağlık sektöründeki büyümelerini yeni yatırımlarla sürdürdüklerini kaydeden Çakıroğlu, “Dünya genelinde ortalama yaşam süresi uzuyor. Sağlık harcamaları; küresel ekonominin yüzde 10’unu oluşturuyor. Sağlık hizmetlerinin teknolojiyle beraber dönüşüp büyüdüğünü görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Çakıroğlu, Anatolia Hospital markasıyla Antalya’da özel hastane işletmeciliği sektöründe faaliyet gösteren Kemer Medical Center’ın yüzde 80 hissesini satın aldıklarını ve devir işlemlerinin tamamlandığını belirtti.

Levent Çakıroğlu: “Uluslararası piyasalardan sağladığımız kaynaklarla ülke ekonomimizi güçlü bir şekilde desteklemeyi sürdürdük.” 

Topluluk şirketlerinin yıl başından bu yana uluslararası piyasalardan sağladığı kaynaklarla ülke ekonomisini güçlü bir şekilde desteklemeyi sürdürdüğünü kaydeden Çakıroğlu, “Yapı Kredi, 2023 yılının Eylül ve Kasım aylarında gerçekleştirdiği ilk sürdürülebilir Eurobond işlemi ve ek ihraç ile toplamda 800 milyon USD kaynak sağladı. Ayrıca, Bankamız 2024 yılının Ocak ayında 650 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı ve 2024’ün Nisan ayında 500 milyon dolarlık ilave ana sermayeye dâhil edilebilir borçlanma aracı ihracı gerçekleştirdi. Tüm bu işlemlerle birlikte Yapı Kredi, son 8 ayda yurt dışı piyasalarda 2 milyar dolarlık ihraç gerçekleştirmiş oldu” dedi.

Ford Otosan’ın da ilk tahvil ihracını Nisan ayında gerçekleştirdiğini aktaran Çakıroğlu, “Ford Otosan, 500 milyon USD değerinde Eurobond ihraç etti. Toplam 1,5 milyar doların üzerinde talep alan tahvil ihracı küresel ölçekteki yatırımcıların güveninin bir göstergesi olarak Ocak 2022’den bu yana Türkiye kaynaklı ihraçlarda gözlenen en düşük kredi spread oranıyla sağlandı” ifadelerini kullandı.

Levent Çakıroğlu: “Su kaynaklarının daha etkin yönetimi için teknolojinin gücüyle yenilikçi uygulamaları hayata geçiriyoruz.”

2050 karbon nötr hedefleri doğrultusunda 2021 yılında Karbon Dönüşüm Programı’nı başlattıklarını anımsatan Levent Çakıroğlu, “2023 yılsonu itibarıyla, operasyonlarımızdan kaynaklanan karbon emisyonlarını 2017 yılına kıyasla yüzde 13 azaltarak hedefimize doğru kararlı bir şekilde ilerliyoruz. Koç Holding olarak Karbon Dönüşüm Programı’nın kapsamını bu yıl su yönetimini de dahil edecek şekilde genişlettik. Bu doğrultuda, su kaynaklarının daha etkin yönetimi için teknolojinin gücüyle yenilikçi uygulamaları hayata geçiriyoruz. Teknolojiyi bir kaldıraç olarak kullanarak su odaklı iklim değişikliği etkilerini hafifletmeyi ve tüm değer zincirinde iklim adaptasyonunu sağlamayı amaçlıyoruz” dedi.

Levent Çakıroğlu: “Vehbi Koç Vakfı’nın 55. yılını kutlamaktan gurur ve mutluluk duyuyoruz.” 

Koç Topluluğu olarak ekonomik büyümenin yanı sıra, toplumsal kalkınmayı da öncelikleri olarak gördüklerini belirten Levent Çakıroğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye’nin ilk özel vakfı olan Vehbi Koç Vakfı’nın 55. yılını kutlamaktan gurur ve mutluluk duyuyoruz. Ülkemizin gelişimi ve toplumun kalkınmasına yönelik ‘Üstümüze Vazife’ yaklaşımıyla eğitim, kültür ve sağlık alanlarında yarım asrı aşan bir süredir çalışmaya devam eden Vakfımız, yönetimini üstlendiği ve bugün her biri mükemmellik merkezi hâline getirilen kuruluşlarıyla topluma örnek modeller sunmaya devam ediyor. Vehbi Koç Vakfı; yürüttüğü düzenli programlar, alanında uzman sivil toplum kuruluşlarına verdiği destekler ve örnek iş birlikleri vasıtasıyla da faaliyetlerini sürdürecek.”

Fabrikaların Sevkiyat Kapıları Bütçeye Zarar Veriyor

Satınalma Eğitimi Fabrikaların Sevkiyat Kapıları Bütçeye Zarar Veriyor

Satınalma Eğitimi Fabrikaların Sevkiyat Kapıları Bütçeye Zarar VeriyorEndüstriyel tesislerde sık sık açılan veya devamlı olarak açık tutulan sevkiyat kapıları, enerji sarfiyatını artırıyor. Açık tutulan sevkiyat kapıları nedeniyle ortam sıcaklığının 1 derece azalması veya artması, işletmenin enerji giderlerinde yüzde 20 artışa neden oluyor. Ayrıca hava akımı nedeniyle ortamda oluşan cereyan da çalışanların sağlığını tehdit ediyor.

fabrikalardaki sevkiyat kapılarının kontrol edilemeyen hava hareketlerine neden olmaması için hava perdesi kullanımının önemine dikkat çekti.

Enerji maliyetleri yükseliyor, kaynaklar azalıyor ve çevresel kaygılar artıyor. Nihai enerji tüketiminde yüzde 34,7 pay alan sanayi sektörü de hem rekabet üstünlüğü sağlayabilmek hem de çevresel sürdürülebilirliğe katkıda bulunmak için enerji maliyetlerini düşürecek tasarruf tedbirleri alıyor. Isıtma ve soğutma giderlerinden tasarruf sağlayacak çözümler, bu tasarruf tedbirleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Çünkü işletmelerin enerji giderlerinin yüzde 60’ını ısıtma ve soğutma sistemleri tüketiyor. Bu nedenle endüstriyel tesislerde ısı kayıplarını önleyecek tedbirler kritik önem taşıyor.

endüstriyel tesislerde, depolarda, hangarlarda ve lojistik merkezlerinde sık sık açılan sevkiyat kapılarının kontrol edilemeyen hava hareketlerine neden olmaması için hava perdesi kullanımının önemine dikkat çekti:

Ortam sıcaklığının 1 derece azalması, enerji giderlerini yüzde 20 artırıyor

“Başta fabrikalar olmak üzere; depolar, hangarlar ve lojistik merkezlerinde sık sık açılan veya devamlı olarak açık tutulan sevkiyat kapıları nedeniyle ortam sıcaklığının 1 derece azalması veya artması, enerji giderlerini yüzde 20 artırıyor. Bu nedenle işletmelerde sevkiyat kapılardan kaynaklı ısı kayıplarını önlemek için hava perdesi kullanmak gerekiyor.

Isı kaybını azaltıyor

Kapı üstü uygulamalar için tasarlanan hava perdeleri ve kapı yanlarına dikey uygulanmak üzere tasarlanan gaz yakıtlı hava perdeleri ile dışarıdaki havanın içeri girmesini önleyerek, tesisteki sıcaklık derecesini korumak mümkün. Çünkü güçlü bir hava bariyeri olan hava perdeleri, hem yazın hem de kışın iç havayı içeride, dış havayı da dışarıda tutarak, ısı kaybını azaltıyor ve işletmelerin enerji verimliliğini artırıp, CO2 emisyonlarını düşürüyor.

Çalışanların sağlığını koruyor

Ayrıca ortama; haşere ve böcek, toz, dış ortam havası ve koku girişini önlüyor. Aynı zamanda cereyanı da önleyerek, çalışanların sağlığını koruyor.” dedi.

Yaz – kış kullanılabiliyor

Kullanıcılarına yaz ve kış sezonlarında kullanım avantajı ve termostatik kontrol imkânı sunan

hava perdeleri, 6 metre yüksekliğe kadar etkili olup, üflediği havayı ısıtarak da ortamda ekstra konfor sağlayabiliyor. Kapı yanlarından dikey uygulamalara özel olarak tasarlanan SACV serisi gaz yakıtlı hava perdeleriise 4 metre yüksekliğe kadar etkili çözümler sunuyor. Kullanıcı dostu olması sayesinde işletmelerde kolay kullanım imkânı sunan Hava Perdeleri, uygulamada da kolay kurulum avantajı sunuyor.

Eti Bakır Teknoloji Yatırımlarıyla Türkiye’de Güvenli Madenciliğe Öncülük Ediyor

Satınalma Eğitimi Eti Bakır Teknoloji Yatırımlarıyla Türkiye’de Güvenli Madenciliğe öncülük Ediyor

Satınalma Eğitimi Eti Bakır Teknoloji Yatırımlarıyla Türkiye’de Güvenli Madenciliğe öncülük EdiyorSürdürülebilirlik ve inovasyon vizyonunu, Ar-Ge ve teknoloji ile güçlendiren Eti Bakır, Türkiye’nin en derin yer altı bakır madeni işletmesi olan Küre Tesisleri’nde katma değeri yüksek ve güvenli madencilikte yeni bir dönem başlatıyor.

Teknolojinin gelişimi ve sürdürülebilirlik, doğal kaynakların güvenli bir şekilde ekonomiye kazandırılmasında büyük rol oynuyor. Türkiye’de yıllık 70 bin ton katot bakır üreterek ülkenin cari açığının kapanmasına büyük destek sunan Eti Bakır’ın maden teknolojileri alanında öncü tesislerinden biri olan Küre İşletmesi’nde, yer altı ve yer üstü madencilikteki yenilikçi ve mobil yöntemler sayesinde, güvenli ve sürdürülebilir madenciliğin en iyi örneklerinden birine imza atılıyor.

Faaliyetlerimizi Teknoloji Odağında Yürütüyoruz

Türkiye’nin madencilik sektöründeki lider şirketlerinden biri olan Eti Bakır, ülke ekonomisine sürdürülebilir bir gelecek vizyonuyla katkı sunuyor. Madencilik sektörü ile teknoloji arasındaki bağlantının katlanarak arttığını ifade eden Eti Bakır Küre İşletme Müdürü M. Yaşar Kara, “Tarihi boyunca bakırla özdeşlemiş olan Küre’de madenciliğin geçmişi Eski Yunan, Roma, Cenevizliler ve Osmanlı’ya dayanıyor. Biz de Eti Bakır olarak, 21’inci yüzyılda da varlığını sürdüren bu mirası, en modern uygulamalarla ekonomiye kazandırıyoruz. Yer altı ve yer üstü faaliyetlerimizde teknolojiyi iş süreçlerimize entegre ederek hem güvenli hem de sürdürülebilir madencilik uygulamalarına imza atıyoruz. Bu konuda dünyaya örnek olmak en büyük hedefimiz” diye konuştu.

Yüksek iletkenliği sayesinde elektrik iletiminde büyük öneme sahip bakır, elektrik elektronik, enerji, ulaşım, kuyumculuk, otomotiv, inşaat ve kimya sektörlerinin en önemli hammaddelerinden biri. Türkiye’de bakırın son 6 yılda 9 milyar dolarlık ticaret açığı verdiğine dikkat çeken Kara, “Türkiye’de farklı şirketlerin bakır cevheri üretimi bulunuyor ancak metal bakır üretimi sadece Eti Bakır tarafından yapılıyor. Bunun dışında hurdanın geri dönüşümüyle üretilen yıllık 100.000 tonluk ek bir metal bakır üretimi de var. Son ürün olarak metal bakırın Türkiye’deki üretim miktarı 2023’te 170.000 ton olarak gerçekleşti. Tüketimimiz ise 450.000 ton. Geçen yıl Türkiye, toplam metal bakır üretiminin neredeyse üç katını ithal etmek zorunda kaldı” dedi.

Eti Bakır’ın cevherden son ürüne üretim yapabilen Türkiye’deki tek şirket olduğunu dile getiren Kara, şunları söyledi: “Bakır, günümüzde dünyanın en yüksek katma değerli hammaddelerden birine dönüştü. Küre’de yer altı madenciliği faaliyetlerimizle yılda 1,5 milyon ton tüvenan bakır cevheri, 170 bin ton bakır konsantresi ve 500 bin ton pirit konsantresi üretimi gerçekleştiriyoruz. Türkiye’nin bakır ihtiyacının yaklaşık %20’sini karşılarken her yıl 750 milyon dolarlık ithalatın önüne geçiyoruz.”

Yer Altı Madenciliğini Yer Üstünden Yapıyoruz

Ar-Ge ve teknolojinin tüm yatırımların odağında olduğunu ifade eden Kara, “Teknoloji, bugün artık Eti Bakır Küre’de günlük iş rutinlerimize kadar işimizin ayrılmaz bir parçası. Bu bizim verimimizi artırdığı gibi daha güvenli madencilik için de fırsat sunuyor. Yeraltında maden üretmek için yaptığımız patlatma işlerinde daha güvenli ve kontrollü patlatma yapmamızı sağlayan elektronik kapsül kullanıyoruz. Bu sistemle patlatmaları, vardiya sonlarında yer altındaki tüm çalışanlar tamamen boşaltıldıktan sonra wireless ağ sayesinde emniyetli bir şekilde yer üstü ofislerde bulunan kontrol odasından gerçekleştiriyoruz. Yani, kablosuz iletişim ile daha güvenli madencilik yapıyoruz” dedi.

Kara, ileri teknoloji ve Ar-Ge ile güçlenen diğer üretim süreçlerini şöyle özetledi: “Yer altında daha önce klasik yöntemle ve operatör tarafından yapılan delgi işlemlerini artık tam otomasyon delgi sistemi ile yapıyoruz; yani insan faktörünü minimize etmeyi hedefliyoruz. Tam otomasyon delgi sisteminde yer üstünde hazırlanan plan, makine hafızasına yükleniyor ve böylece tüm delgi makine tarafından otomatik olarak yapılıyor. Bu sistem sayesinde daha güvenli ve daha verimli delgi yapabiliyoruz. Yine Küre’de yurt dışından aldığımız ve proseslerde kullandığımız ürünlerin üretiminin Türkiye’de yapılması için Ar-Ge çalışmalarımızı da sürdürüyoruz. Cevherin kırılması sürecinde dev kazanların içine attığımız bilyeleri artık Samsun’daki izabe tesisimizde üretmeye başladık. Daha önce Çin, İtalya gibi farklı ülkelerden satın aldığımız bilyeler, Eti Bakır’ın 8 tesisinde kullanılıyor. Biz de Küre işletmesi olarak artık her yıl yurt dışından aldığımız 2.500 ton bilyeyi Samsun’daki kendi üretim hattımızdan almaya başladık.”

Eti Bakır’ın tarihi Cenevizlilere uzanan, kamudan kalan ve halihazırdaki faaliyetleri sırasında ortaya çıkan tüm artıkların ekonomiye kazandırılması için de Ar-Ge çalışmalarının da devam ettiğini paylaşan Kara, “Samsun’da geçtiğimiz sene yeni yerine taşınan Eti Bakır Ar-Ge Merkezi’nde uluslararası kurum ve üniversitelerle birlikte çok önemli çalışmalar yapıyoruz. Tarihi ve halihazırdaki cürufların içinde kalan tüm metalleri geri kazanmayı hedefliyoruz” diye konuştu. Küre’deki bakır üretimi sürecinde artık ürün olarak ortaya çıkan pirit konsantresinin ise yaklaşık 1.200 kilometre uzaklıktaki Mazıdağı tesisine tren yoluyla taşındığını ve burada en son teknolojiler kullanılarak teknolojinin kilit elementlerinden kobaltın geri kazanıldığını da aktaran Kara, şöyle devam etti: “Bu sayede her yıl 2.500 ton kobaltı geri kazanarak dünya üretiminin %2’sini gerçekleştiriyoruz. Kobaltın, bakır üretiminin artık ürünü olan piritten ayrıştırılarak yeniden ekonomiye kazandırılması, sadece Türkiye’de değil aynı zamanda dünyada bu alandaki devrimlerden biri.”

Genç İşsizliği, Sürdürülebilirlik ve Sanayi İstihdamı

Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem Genç İşsizliği, Sürdürülebilirlik Ve Sanayi İstihdamı

Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem Genç İşsizliği, Sürdürülebilirlik Ve Sanayi İstihdamıİşsizlik günümüz toplumlarının en önemli sorunları arasında yer almaktadır. İşsizlik konusunda gençler açısından dikkat çeken özel bir durum ise ne öğrenimde, ne istihdamda, ne de eğitimde olan gençlerin oranını gösteren NEET (Not in Education, Employment, or Training / Neither in Education, Employment, Training) açısından yaygın bir sorun olarak kendisini göstermektedir (1). Örneğin Hollanda’da yaklaşık % 5, Romanya’da ise % 19’dan fazla olan NEET oranı Avrupa Birliği’nde 2023 yılı itibariyle % 11’in üzerine çıkmıştır ve 2030 yılına kadar bu oranın % 9 seviyesine indirilmesi hedeflenmektedir. Türkiye’de ise 15-24 yaş grubunun esas alındığı TÜİK verilerine göre NEET oranı 2024 yılı ilk çeyreğinde % 28,3’tür (2, 3).

Bu nedenle “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının” “İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme” olarak açıklanan 8. Başlığı altında yer alan 8.6. numaralı alt hedefin “işsiz ya da eğitim görmeyen gençlerin oranının önemli ölçüde azaltılması”(4) olarak belirlenmesi bir tesadüf değildir.

Gençlerin istihdama kazandırılması amacıyla çeşitli hedefler belirlendiği, bu amaçla birçok projenin geliştirildiği ve bu projeler sonucunda ortaya çıkan uygulamaların gündeme alındığı görülmektedir. Türkiye’de de genç istihdamın artırılmasına yönelik hâlihazırda birçok proje ve destek bulunmakta ve bunların sayısı giderek artmaktadır. Örneğin genç girişimciliğinin desteklenmesi, gençlerin dijital becerilerinin geliştirilerek istihdam edilebilirliklerinin artırılması, işverenlere genç istihdamı konusunda teşvik sağlanması gibi uluslararası destekli projeler söz konusudur (5, 6) Buna rağmen NEET oranı, bu proje ve desteklerin arzulanan sonucu veremediğini göstermektedir.

Daha önce “Vasıf Yanılgısı” başlıklı yazımda da belirttiğim gibi, işgücü piyasasında yalnızca sayısal anlamda bir sorun bulunmamakta, ancak işsizlik sorunu çoğunlukla “sayısal” olarak ele alındığından, bu soruna ilişkin geliştirilen projeler ve hayata geçirilen uygulamalar beklenen sonucu verememektedir. Yine aynı yazımda işgücü piyasasındaki arz ve talep uyumsuzluğunun bir nedeninin de vasıf kavramının genel olarak yanlış anlaşılmasıyla ilişkili olduğunu belirtmiştim (7).

Ancak özellikle sanayi sektörü dikkate alındığında sorunun Türkiye açısından “vasıf” ile sınırlı olmadığı açık bir biçimde anlaşılmaktadır. Çünkü sanayiciler “vasıflı ya da vasıfsız” fark etmeksizin çalıştıracak işçi bulamamaktan, bu nedenle de tam kapasite üretim yapamamaktan şikâyet etmektedir (8).

Ne var ki, başta gençler olmak üzere, insanların önemli bir bölümünün sanayide çalışmak istemedikleri de bilinen bir olgudur. Sanayide çalışmanın tercih edilmemesinin ise her biri başlı başına tartışma ve araştırma olabilecek birçok nedenden kaynaklandığı söylenebilir.

Oysa sanayi istihdamındaki bu durum, “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları” açısından da önemli bir soruna işaret etmektedir. Örneğin, 9.2. numaralı hedef açık bir biçimde “Kapsayıcı ve sürdürülebilir sanayileşmenin desteklenmesi ve 2030’a kadar sanayinin istihdam ve gayri safi yurt içi hasıla payının ulusal koşullarla uyumlu olarak önemli ölçüde artırılması ve en az gelişmiş ülkelerde bu payın iki katına çıkarılması” olarak belirlenmiştir (9).

Sürdürülebilirlik birçoklarının düşündüğü gibi yalnızca çevre ile ilişkili bir kavram değildir. Aksine, sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir kalkınma amaçları işsizlik ve eğitim de dâhil olmak üzere bugünün dünyasında karşılaştığımız birçok sorunu içeren bir yapıya sahiptir. Ayrıca bu yazımda da göstermeye çalıştığım gibi “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları” 17 temel başlıktan oluşuyor olsa da çok sayıda alt başlığa sahiptir ve bütün bu başlıklar aslında birbirileriyle yakından ilişkilidir. Dolayısıyla bir hedefin gerçekleştirilmesi çoğunlukla bir başka hedefin gerçekleştirilmesine bağlıdır.

Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem Genç İşsizliği, Sürdürülebilirlik Ve Sanayi İstihdamıBu nedenle sanayi istihdamının artırılmasına yönelik projelerin ve uygulamaların ayrı ve bağımsız bir hedef olarak değil, aynı zamanda NEET sorununa çözüm üretmek için bir fırsat sunduğu düşüncesinden hareketle ele alınması oldukça önemlidir. Ancak konunun sanayide iş imkânlarının artırılarak çözülemeyeceği de açıktır. Çünkü yukarıda da belirtildiği gibi sanayide önemli bir işgücü açığı bulunmaktadır. O halde, başta gençler olmak üzere insanların neden sanayide çalışmayı tercih etmediklerine odaklanmak ve bunlar için çözüm üretmeye çalışmak, söz konusu hedeflerin gerçekleştirilebilmesi için yararlı olabilir. Kısacası, bu yazının amacı, bir miktar gözden kaçırıldığını düşündüğüm bir noktaya özellikle dikkat çekmek ve sorunlara farklı bir bakış açısıyla yaklaşma önerisi getirmektir.

Prof. Dr. Umut OMAY

Kaynaklar

(1) ILO (2023), “NEET’lere Yönelik Kamu İstihdam Hizmetleri Forumu: Küresel ve Yerel Trendler”, Çevrim içi: https://www.ilo.org/tr/resource/news/neetlere-yonelik-kamu-istihdam-hizmetleri-forumu-kuresel-ve-yerel-trendler, (28.05.2024).

(2) Gauret, F. and Daunt, R. (2024), “Debunking misconceptions: What is a NEET and why do they need support?”, Çevrim içi: https://www.euronews.com/business/2024/05/01/debunking-misconceptions-what-is-a-neet-and-why-do-they-need-support, (28.05.2024).

(3) TÜİK (2024), “İşgücü İstatistikleri, I. Çeyrek: Ocak-Mart, 2024/İşsizlik ve Ek Göstergeler”, Çevrim içi: https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Isgucu-Istatistikleri-I.-Ceyrek:-Ocak-Mart,-2024-53517, (28.05.2024).

(4) Birleşmiş Milletler Türkiye (t.y.), “Sürdürülebilir Kalkınma Amacı 8: İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme”, Çevrim içi: https://turkiye.un.org/tr/sdgs/8, (28.05.2024).

(5) Kalkınma Ajansları (t.y.), “Genç İstihdamı”, Çevrim içi: https://ka.gov.tr/sayfalar/genc-istihdami–41, (28.05.2024).

(6) İŞKUR (t.y.), “Projeler”, Çevrim içi: https://www.iskur.gov.tr/kurumsal-bilgi/uluslararasi-iliskiler-ve-projeler/projeler/, (28.05.2024).

(7) Omay, U. (2022), “Vasıf Yanılgısı”, Çevrim içi: https://satinalmadergisi.com/vasif-yanilgisi/, (28.05.2024).

(8) Özdemir, S. (2023), “Sanayici ‘vasıflı ya da vasıfsız işçi bulamıyoruz eylemi’ yapar mı?” https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/sanayici-vasifli-ya-da-vasifsiz-isci-bulamiyoruz-eylemi-yapar-mi/710866, (28.05.2024).

(9) Birleşmiş Milletler Türkiye (t.y.), “Sürdürülebilir Kalkınma Amacı 9: Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı”, Çevrim içi: https://turkiye.un.org/tr/sdgs/9, (28.05.2024).

PROF. DR. UMUT OMAY – MAKALE LİSTESİ

GİRİŞİMCİLİK VE YÖNETİCİ GÜÇLENDİRME

PAZARLAMA

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ

İŞ DÜNYASINDA TUTUM VE DAVRANIŞ

DİĞER KONULAR

 

Tedarik Zinciri Yönetiminde Riskler Klasörü Yayında. İndirebilirsiniz.

Tedarik Zinciri Yönetiminde Riskler Murat Erdal

KLASÖR: Tedarik Zinciri Yönetiminde Riskler Klasörü. 

Değerli Yöneticiler,
Mayıs 2024 Klasörümüzün teması «Tedarik Zinciri Yönetiminde Riskler» .
Son dönemde yaşanan jeopolitik riskleri ve uluslararası ilişkileri ilave ederek bir güncelleme yaptım.

İnsan Kaynakları biriminiz için eğitim kataloğumuzun linkini de paylaşıyorum.
http://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

Klasör e-posta gönderim listesine katılım isteyen arkadaşlarımızın
egitim@SatinalmaDergisi.com a kısa bir dönüş yapmaları yeterli.

Ücretsiz gönderimdir 😊
Sağlık dolu güzel günler dilerim.

Prof. Dr. Murat ERDAL
egitim@SatinalmaDergisi.com

KLASÖRÜ İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ. 

Tedarik Zinciri Yönetiminde Riskler Murat Erdal

– – – – – – –  – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – –

SATIN ALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ EKİPLERİ İÇİN

Satın alma ve Tedarik Zinciri Yönetimi Eğitimi
Eğitim İçeriği için Eğitim Kataloğunu https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf indirebilirsiniz.
Ekibinizin ihtiyacı doğru eğitim teklifini almak için talebinizi egitim@satinalmadergisi.com e-posta adresimize iletebilirsiniz.

 Satınalma ve Tedarik Zinciri Eğitimi
Eğitim taleplerinizi egitim@satinalmadergisi.com a iletebilirsiniz.

Şirketinize Özel Eğitim Programlarımızı (4-6 günlük) İncelemek için
https://satinalmadergisi.com/egitim-programlari/ sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

SATIN ALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ YAZI DİZİSİ

Tedarikçi Günü Nasıl Planlanır? Organizasyon ve Yürütme için Yol Haritası

Satınalma Yönetiminde Minimum Sipariş Miktarı Sorunu Nedir?                                       

E-Satınalma Yatırımları Satınalma Departmanlarını Güçlendirir

Danışmanlık Hizmet Alımları ve Proje Esaslı Satınalma Yönetimi – I                                  

Danışmanlık Hizmet Alımları ve Sözleşmeler: Kontrol Listesi-II                                          

Satınalma Check-Up ile Operasyonlarınızı Ölçümleyin                                                       

Yeşil Satın Alma ve Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi Nedir?                                    

Tedarik Zinciri Yönlendiricileri ve Performans Ölçümleme                                                  

Tedarik Zinciri Kurmak İstiyoruz. Nereden Başlamalıyız ?                                                   

Güçlü Alıcılar Dönemindeyiz                                                                                                    

Tedarikçi Bilgi Formları Kurumsal Özgeçmiş mi ? Bumerang Etkisi                                  

Tedarikçi Araştırması ve Örgütsel Pazarlarda Yeni İstihbarat Kaynakları                          

Tedarikçi Müşteri Seçiyor, Alıcılar Ürün Bulamıyor                                                               

Tedarik Zincirinin Amacı Ne?              

Küresel Tedarik Zinciri Atmosferi       

Ürün Hayat Eğrisi ve Tedarik Zinciri Operasyonları                                                              

Satınalmacı Olmak Ülkemizde Zordur                                                                                     

Yemek Sektöründe Restoran Zincirleri ve Satınalma Yönetimi                                           

Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi Vaka Çalışması

Satınalma Nedir? İşin Başladığı Yer – Doğru Talep ve Satın alma Mesleğinin Doğruları 

Satın Alırken Kazanmanın Koşulları

Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi Geliştirme Eğitimi                               

Tedarik Zinciri Entegratörlüğü Nedir? 4. Parti Lojistik ve İlerisi                                          

KİTAP:
SATIN ALMA VE TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
Kitap temini için E- MAĞAZA yı ziyaret ediniz. 

PROF. DR. MURAT ERDAL

İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Program Başkanı

Sürdürülebilirlik Eğitim Programları

Standart eğitim programı Sürdürülebilirlik Tedarik Zinciri Yönetimi
 2 gün ve Genişletilmiş Sürdürülebilirlik Eğitim Programı ise 6 tam gün üzerinden gerçekleştirilmektedir.

Sustainability Supply Chain1. gün- Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi
2. gün- Döngüsel Stratejiler ve KPI’lar
3. gün- Kurumsal Sürdürülebilirlik
4. gün- Etik ve Davranış Kuralları
5. gün- Sürdürülebilirlik Raporlaması
6. gün- Sürdürülebilir Pazarlama

Eğitim Koordinatörü: Prof. Dr. Murat ERDAL
merdal@istanbul.edu.tr

Satınalma ve Tedarik Zinciri Eğitim Kataloğu
Eğitim kataloğunu indirmek için https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

Şehir dışı eğitimlerde uçak ve otel konaklama organizasyonu eğitim alan firma tarafından karşılanmaktadır.

Eğitim Gün Planı: 9:30 – 12:30, 1 saat öğle arası, 13:30 – 16:30

Şirketiniz için en doğru teklifi egitim@satinalmadergisi.com üzerinden alabilirsiniz.

– – – – – – –  – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – –

Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Hizmeti

Şirketinizin Sürdürülebilirlik Yolculuğu ve Net Zero Hedeflerine Ulaşmasında Rehberlik Ediyoruz.

Yalın bir sürdürülebilirlik raporu, satış, iletişim, pazarlama, halkla ilişkiler, insan kaynakları ve yatırımcı ilişkilerinizde etkin şekilde kullanılabilir. Sürdürülebilirlik raporu, ölçtüğünüz, yönettiğiniz ve güncel verilerle desteklenen odaklanmış sürdürülebilirlik faaliyeti gerçekleştirdiğinizi ifade etmektedir.

Prof. Dr. Murat ERDAL liderliğinde Sürdürülebilirlik Raporlama hizmeti için en doğru teklifi egitim@satinalmadergisi.com üzerinden alabilirsiniz.

Sürdürülebilirlik Raporu

  • AB Direktifleri & Mevzuat
  • Uçtan Uca ESG Kriterleri
  • Strateji ve Eylem Planları
  • Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi
  • Green Sourcing
  • Üretim ve Emisyon Hedefleri
  • Uluslararası Standartlar
  • Çevre Yönetim Standardı ISO 14001
  • Su Ayak İzi Standardı ISO 14046
  • ISO 14064 Sera Gazı Emisyonlarının Belirlenmesi / Karbon Ayak İzi Doğrulaması
  • Sosyal Sorumluluk Standardı ISO 26000 
  • Green Procurement Yeşil Tedarik Standardı ISO 20400
  • Sürdürülebilir Stratejiler

Sürdürülebilirlik raporu kolayca anlaşılabilir olmalı. Tüm paydaşlarınızın
– müşteriler
– potansiyel iş ortakları ve tedarikçiler
– yatırımcılar ve
– yeteneklerin (İK) ilgisini çekmeli ve saygı uyandırmalıdır.

Rusya ile Mahsuplaşma Sistemi: Makina İmalatçıları Birliğinden Öneri

Satınalma Eğitimleri Haber Rusya Ile Mahsuplaşma Sistemi Makina İmalatçıları Birliğinden öneri

Satınalma Eğitimleri Haber Rusya Ile Mahsuplaşma Sistemi Makina İmalatçıları Birliğinden öneriMakina İmalatçıları Birliği (MİB), Made in Russia- Büyük Orta Doğu İhracat İşbirliği Çemberi konulu panele katıldı. Katılımın yoğun olduğu panelde, Türk makine sektörü, ihracat imkanları ve sektördeki fırsatlar anlatıldı. Panelde ayrıca Rusya ile Türkiye arasındaki ticari süreçlerde gerçekleşen para transferi ve bankacılık işlemlerinde yaşanan sorunları aşmak için petrol ve doğalgaz karşılığı mahsuplaşma sistemini içeren bir mekanizma önerildi.

1990 yılından beri tüm makine sektöründe yerli makine üreticilerinin çıkarlarını gözetmek ve yerli makine üretimini desteklemek amacıyla faaliyetlerini sürdüren Makina İmalatçıları Birliği (MİB), ulusal ve uluslararası etkinliklerde yer almaya ve birliği tanıtmaya devam ediyor.

MİB, Made in Russia- Büyük Orta Doğu İhracat İşbirliği Çemberi konulu panelde de yerini aldı ve katılımcılara, makine sektörünün ihracatı ve imkanları hakkında detaylı bilgiler aktardı.

Kazan Forum çerçevesinde Rusya İhracat Merkezi (Russian Export Center) tarafından organize edilen Made in Russia- Büyük Orta Doğu İhracat İşbirliği Çemberi konulu panele, MİB adına MİB Genel Sekreteri Zülfikar Kılıç’ın yanı sıra İğrek Makina Yönetim Kurulu Başkanı Orhan İğrek ve E-Mak RF Direktörü Ali Dirikol katıldı.

Detaylı Bilgiler Verdi

Katılımın yoğun olduğu panelde Makina İmalatçıları Birliği’ni yakından tanıtma imkanı yakalayan MİB üyeleri, makine sektörünün ihracatı ve imkanları hakkında detaylı bilgiler verdi ve Rusya ile Türkiye arasındaki ticari süreçlerde gerçekleşen para transferi ve bankacılık işlemlerinde yaşanan sorunları aşmak için petrol ve doğalgaz karşılığı mahsuplaşma sistemini içeren bir mekanizma önerildi.

Bu önerinin, iki ülke arasındaki ticari işlemlerin daha güvenli ve hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlayarak, ticari ilişkilerin güçlendirilmesi ve finansal işlemlerin kolaylaştırılması adına büyük önem taşıdığı bildirildi.

Yeni İş Birlikleri Kurmak İçin Fırsat

Türkiye’nin makine sektöründeki ihracat başarıları ve sektörün geleceğe yönelik büyüme hedeflerinin de anlatıldığı organizasyon, Türkiye makine sektörünün Rusya ve Orta Doğu pazarlarındaki varlığını güçlendirmek ve yeni iş birlikleri kurmak için bir fırsat sundu.

Satınalma Eğitimleri Haber Rusya Ile Mahsuplaşma Sistemi Makina İmalatçıları Birliğinden öneriOrganizasyon aynı zamanda, Türkiye’nin makine sektörünün ihracatını daha da artırma ve Rusya ile olan ticari ilişkilerini güçlendirme yolunda atılmış önemli bir adım da oldu.

Aynı Gruba Bağlı Şirketlerde Çalışanın Kıdem Tazminatına Esas Süresi Birleştirilebilir mi?

Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem Aynı Gruba Bağlı şirketlerde çalışanın Kıdem Tazminatına Esas Süresi Birleştirilebilir Mi

Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem Aynı Gruba Bağlı şirketlerde çalışanın Kıdem Tazminatına Esas Süresi Birleştirilebilir MiDeğerli Satınalma Dergisi okuyucuları, İstanbul’un Fethi’nin 571. yıl dönümü vesilesiyle, medeniyetlerin merkezi olan eşsiz güzellikteki bu şehri bizlere miras bırakan Fatih Sultan Mehmet ve aziz şehitlerimizi rahmet ve saygı ile anıyorum.

4857 sayılı İş Kanunu’na göre, işçinin kıdem tazminatına esas en az bir yıllık çalışması aynı işverene ait işyeri veya işyerlerinde geçmiş olmalıdır. Kural olarak aynı gruba bağlı ya da hol­dinge bağlı farklı tüzel kişiliği haiz şirketlerde geçen hizmetlerin birleştiril­mesi mümkün olmaz. Çünkü, şir­ketlerin aynı holding bünyesinde faaliyet göstermeleri kıdem tazminatına esas hizmetlerin birleştirilmesi için yeterli değildir. Nitekim Yargıtay bahse konu bir kararında, işçinin aynı gruba bağlı üç farklı şirkette çalıştığını ve üç şirketin de sermaye şirketi oldu­ğunu, ayrı hükmü şahsiyetleri ve işyerlerinin bulunduğunu, dolayısıyla şir­ketlerin aynı holding bünyesinde faaliyet göstermelerinin kıdem tazminatına esas hizmetlerin birleştirilmesi için yeterli olmadığını kararlaştırmıştır[1].

Ancak, uygulamada özellikle grup şirketlerinde ortaya çıkan bir çalışma biçimi olan birlikte istihdam şeklindeki çalışmada, işçilerin bir kısmı aynı anda birden fazla işverene ve birlikte hizmet vermektedirler. Daha çok yönetim organizasyonu kapsamında birbiriyle bağlantılı olan bu şirketler, aynı binalarda hizmet verebilmekte ve bir kısım işçiler iş görme edimini iş­verenlerin tamamına karşı yerine getirmektedir. Tüm şirketlerin idare müdür­lüğünün aynı şahıs tarafından yapılması, şirketlerin birlikte kullandığı işye­rinde verilen muhasebe, güvenlik, ulaşım, temizlik, kafeterya ve yemek hiz­metlerinin yine tüm işverenlere karşı verilmiş olması buna örnek olarak gös­terilebilir[2].

Aynı şirket topluluğu içinde ya da dışında birden fazla işverenin bir işçi ile tek bir iş sözleşmesi imzalamayarak oluşturdukları çalışma biçimine birlikte istihdam denilmektedir. Bu uygulamada bir işçi ile birden fazla işve­ren arasında tek bir iş sözleşmesi imzalanmakta ve işçi aynı anda tüm işve­renlere iş edimini sunmaktadır. İşçi, iş sözleşmesini sona erdireceği zaman her bir işverene ayrı ayrı bildirimde bulunmak zorundadır. Ancak, işverenler işçinin iş sözleşmesini sona erdireceği zaman ayrı ayrı değil, birlikte fesih bildiriminde bulunmaları gerekecektir. Birlikte istihdamı kısmi süreli iş söz­leşmesi ile çalışmadan ayıran özelliklerden birisi budur. Birlikte istihdamda işverenlere sunulan hizmet aynı anda gerçekleşirken kısmi süreli çalışmada faklı zaman dilimlerinde gerçekleşmektedir. Örneğin aynı binada birden fazla işverenin çalışanlarına bordro hizmetini sunan kişi buna örnek gösterilebi­lir[3].

Birden fazla işverene hizmet sunan işçinin olası bir iş uyuşmazlığında, ücreti, kıdem, ihbar ve kötüniyet tazminatları ile yıllık ücretli izin, sosyal gü­venlik primi gibi ödemelerinden birlikte işverenler müştereken ve müteselsi­len sorumludur. İş sözleşmesinde işçinin ücretinin bir işveren tarafından öde­neceği kararlaştırılmış olsa bile işçi bu alacağını işverenlerin birinden, bir ka­çından ya da tümünden talep edebilir[4].

Nitekim Yargıtay’ın yerleşmiş içtihadına göre, birlikte işverenlerin iş­çilik alacaklarından müteselsilen sorumlu olacakları kararlaştırılmıştır[5].

İşçinin tek bir iş sözleşmesi ile birden fazla işveren tara­fından istihdamı halinde, çalışma bütün olarak değerlendirilir ve burada tek bir iş ilişkisinin varlığı kabul edilir ve tüm işverenlerin işçilik haklarından birlikte sorumlu olduklarına hükmedilir[6].

Nihayetinde, işçinin aynı anda birden fazla işverene iş edimini sun­ması halinde, işçilik alacaklarından tüm işverenler müştereken ve müteselsi­len birlikte sorumludur. Özellikle grup şirketlerinde ortaya çıkan bir çalışma biçimi olan birlikte istihdamda işçi, aynı anda birden fazla işverene hizmet vermekte ve her bir işverenden emir ve talimat almaktadır. Dolayısıyla vaki iş uyuşmazlığında işçilik alacaklarından tüm işverenler müştereken ve müte­selsilen birlikte sorumludurlar[7].

Oysa, bir holdinge bağlı şirketlerin her biri ayrı tüzel kişiliğe sahip birer işveren durumundadır. Bu nedenle, eğer şirketler arasında birlikte işverenlik (istihdam) yoksa, kural olarak kural olarak her şirket ile ayrı bir kısmi süreli iş sözleşmesinin bulunduğu buna göre her işverenin kıdem tazminatının ayrı ayrı sorumlu tutulacağı ve kıdem tazminatı tavanının her işveren yönünden ayrı ayrı dikkate alınması gerektiği kabul edilmektedir.

Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem Aynı Gruba Bağlı şirketlerde çalışanın Kıdem Tazminatına Esas Süresi Birleştirilebilir MiSonuç olarak, kural olarak aynı gruba bağlı ya da hol­dinge bağlı farklı tüzel kişiliği haiz şirketlerde geçen hizmetlerin birleştiril­mesi mümkün olmaz. Yargıtay bahse konu kararında, işçinin aynı gruba bağlı üç farklı şirkette çalıştığını ve üç şirketin de sermaye şirketi oldu­ğunu, ayrı hükmü şahsiyetleri ve işyerlerinin bulunduğunu, dolayısıyla şir­ketlerin aynı holding bünyesinde faaliyet göstermelerinin kıdem tazminatına esas hizmetlerin birleştirilmesi için yeterli olmadığını kararlaştırmıştır. Doktrinde de, holdinge bağlı şirketler arasında birlikte işverenlik (istihdam) yoksa kural olarak her şirket ile ayrı bir kısmi süreli iş sözleşmesinin bulunduğu buna göre her işverenin kıdem tazminatının ayrı ayrı sorumlu tutulacağı ve kıdem tazminatı tavanının her işveren yönünden ayrı ayrı dikkate alınması gerektiği kabul edilmiştir[8].

Lütfi İNCİROĞLU

[1] YHGK, 17.01.2007 T., E.2007/9-9, K.16, ÇİL, Şahin, Açıklamalı-İçtihatlı Kıdem Taz­minatı, Ankara 2009, s.15.

[2] Y22HD.3.12.2019 T., E.2019/7909, K.2019/22315 Legalbank; SEVİMLİ, Ahmet, 4857 sayılı Kanunda Düzenlenen Kısmi Süreli İş Sözleşmesi, İstanbul 2019, s.49 vd.

[3] SÜMER, Haluk Hadi/KAYIRGAN, Hasan İşçilik Alacakları ve Hesaplamaları, 3 Baskı, s.350 vd.

[4] SÜZEK, Sarper, İş Hukuku, 20. Baskı (Tıpkı Basım), İstanbul 2020, s.152; SEVİMLİ, 4857 sayılı Kanunda Düzenlenen Kısmi Süreli İş Sözleşmesi, s.49 vd; ÇİL, Şahin, Açıklamalı-İçtihatlı Kıdem Tazminatı, s.16.

[5] Y22HD.18.9.2019 T., E.2016/18449, K.2019/16587; Y9HD.12.12.2019 T., E.2016/10738, K.2019/22334 Legalbank.

[6] Y7HD.11.2.2016 T., E.2015/27034, K.2016/2649; Y9HD.14.4.2016 T., E.2015/ 29214., K.2016/9500, Çalışma ve Toplum.

[7] Y22HD.18.9.2019 T., E.2016/18449, K.2019/16587; Y9HD.12.12.2019 T., E.2016/10738, K.2019/22334 Legalbank

[8]ÇELİK, Nuri/CANİKLİOĞLU, Nurşen/CANBOLAT, Talat, İş Hu­kuku Dersleri, 33.Baskı, İstanbul 2020, s.679-681.

 

3. Parti Lojistik Pazarının Büyüklüğü 2028 Yılında 1,8 Trilyon TL’ ye Ulaşabilir

Satın Alma Eğitimleri 3. Parti Lojistik Pazarının Büyüklüğü 2028 Yılında 1,8 Trilyon Tl' Ye Ulaşabilir

Satın Alma Eğitimleri 3. Parti Lojistik Pazarının Büyüklüğü 2028 Yılında 1,8 Trilyon Tl' Ye UlaşabilirStrategy& Türkiye, 3. parti lojistik pazarına ilişkin araştırmasının sonuçlarını duyurdu. Araştırma, 3. parti lojistik pazarının 2028 yılında yaklaşık 1,8 trilyon TL hacmine ulaşabilecek güçlü bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çekiyor. Sektörün büyümesinin itici gücü olan temel etkenler ise küresel ticaret rotalarındaki değişimler, lojistik müşterisi sektörlerin talep artışları ve Türkiye’nin bir küresel üretim merkezi olarak önemini artırması olarak sıralanıyor.

Türkiye’nin 3. parti lojistik pazarının son beş yılda kaydettiği dikkat çekici büyümeye dikkat çeken araştırma, sektörün 2028 yılında yaklaşık 1,8 trilyon TL’ye ulaşabileceğini öngörüyor. Bu büyümenin itici gücü olan temel etkenleri ise küresel rotalarda yaşanan değişimler, müşteri sektörlerinin taleplerindeki artışlar ve Türkiye’nin bir üretim merkezi olarak küresel ölçekteki konumunu güçlendirmesi olarak sıralıyor. Rapor, pazarın tanımı ve büyüklüğü, pazardaki büyüme faktörleri, gelecek büyüme alanları, e-perakende lojistiği ve e-İhracat ile rekabet ortamı başlıklarında toplanıyor.

Araştırma, sektörde sürdürülebilir başarı için yatırımların yapılması gereken yetkinlik alanları arasında, güçlü operasyonel altyapı, müşteri hizmet kalitesi, sağlam mali yapı, ürün-hizmet portföyü entegrasyonu ve teknoloji kullanımının altını çiziyor.

Türkiye önemini artırıyor

Araştırma, son dönemde küresel ticaret rotalarındaki değişime bağlı olarak, Türkiye’den geçen ve Asya-Avrupa arasındaki ulaşım için kritik öneme sahip ‘Orta Koridor’un jeopolitik öneminin daha da arttığına dikkat çekiyor. Yine, 3. parti lojistik sektörü için kilit müşteri konumunda olan kimya, tekstil ve hazır giyim, otomotiv, e-perakende, elektronik, beyaz eşya ve mobilya sektörlerinde iç tüketim talebinin artışı pazarı büyüten etkenler arasında yer alıyor. Küresel tedarik zincirlerindeki kırılmalar sonrası Türkiye’ye gelen üretim kapasiteleri (nearshoring) sayesinde Türkiye’nin ihracatında kaydedilen büyüme de pazarın büyümesinde önemli rol üstleniyor.

Yeni teknolojiler ve düzenlemeler büyümeyi teşvik ediyor

Arz tarafında, döviz kuru değişimleri ve operasyonel maliyetlerdeki artışlar 3. parti lojistik oyuncuları için zorluklar yaratırken, robot, veri analitiği, dron ve blok zincir gibi teknolojilerin artışının yanı sıra “Yeşil Lojistik” gibi düzenlemeler ve Türkiye’nin lojistik altyapısını güçlendirmeye yönelik yatırımları, sektörün büyümesini teşvik ediyor.

E-perakende lojistiği ve e-ihracat başlıkları da, 3. parti lojistik sektörünün büyüme yolundaki önemli iki etken olarak öne çıkıyor.

2019 yılından beri e-ticaret sipariş adedi yılda ortalama yüzde 52 büyüdü ve 2022 yılında yüzde 9’u sınır ötesi olmak üzere 4,8 milyara ulaştı. 2023 yılında toplam ticaret içerisinde yüzde 22’lik paya ulaşan e-ticaret hacminin 2028 yılında %29’a ulaşacağı tahmin ediliyor.

Araştırma sonuçları bu büyümede, artan internet kullanımı, değişen tüketici alışkanlıkları, tedarikçilerin online satış eğiliminin artması, uzaktan ödeme imkânları ve e-perakende sektörüne yapılan yatırımların önemli etkisi olduğunu ortaya koyuyor.

Sektörün geleceğine tüketici talepleri yön veriyor

Araştırma bulguları, tüketicilerin e-perakende teslimatları ile ilgili en önemli üç beklentisinin ‘gerçek zamanlı izlenebilirlik’, ‘sağlam ve eksiksiz teslimat’ ile ‘personel tutum ve davranışı’ olduğunu gösteriyor. Araştırma, e-perakende lojistiği pazarının 2023 yılındaki 52 milyar TL’lik seviyeden TL bazında %37 yıllık ortalama büyüme ile 2028 yılında 246 milyar TL’yi aşabileceğine işaret ediyor. Perakende e-ihracat pazarının ise TL bazında %44 yıllık ortalama büyüme ile 2023 yılındaki 28 milyar TL seviyesinden 2028 yılında 185 milyar TL’ye ulaşacağı tahmin ediliyor. Ticaret Bakanlığı’nın sunduğu yurtdışı depo kiralama ve dijital pazaryeri tanıtım desteği gibi e-ihracat destek paketlerinin büyümeyi teşvik ettiği vurgulanıyor. Perakende e-ihracat lojistiği pazarında ise, gümrük mevzuatlarındaki kolaylıklar ve vergi muafiyetlerine bağlı olarak 2023 yılında 3,5 Milyar TL olarak gerçekleşen hacimden 2028 yılında 36,5 Milyar TL’ye yükseliş bekleniyor.

Rekabet ve gelecek öngörüleri

Araştırma, 3. parti lojistik sektöründe rekabetin gittikçe yoğunlaştığına da dikkat çekiyor. Bunun bir sonucu olarak, sektördeki oyuncular yetkinlikleri ve pazar konumlanmaları doğrultusunda müşterilerine, hedef sektörlerine ve rotalara uygun ürünler ve hizmetler geliştirmeye odaklanıyor. Sektörün geleceğinde başarıyı sürdürmek için ise güçlü operasyonel altyapı, müşteri hizmet kalitesi, sağlam mali yapı, ürün-hizmet portföyü entegrasyonu ve teknolojinin artarak kullanımı yatırım yapılması gereken yetkinlik alanları olarak öne çıkıyor.

Satın Alma Eğitimleri 3. Parti Lojistik Pazarının Büyüklüğü 2028 Yılında 1,8 Trilyon Tl' Ye UlaşabilirRapora erişim için: https://www.strategyand.pwc.com/tr/tr/pdf/turkiye-3-parti-lojistik-pazari-arastirmasi.pdf