Anahtar Kelimeler; asfalt plenti, asfalt plenti uzaklığı, teklifle beraber sunulacak belge,
İtirazen Şikayet Konusu; İhale dokümanında sahip olunan asfalt plentinin uzaklığının tevsiki için belge sunulması gerektiği yönünde bir düzenlemenin yer almadığı, bu nedenle İdari Şartname’nin 7.5.4’üncü maddesinde istenen sahip olunan asfalt plentinin azami 70 km uzaklıkta olma şartını tevsik eden belge sunmadıkları gerekçesiyle tekliflerinin değerlendirme dışı bırakılmasının yerinde olmadığı, istenilen uzaklıkta asfalt plentine sahip oldukları hususunun sözleşme imzalandıktan sonra yüklenici tarafından idareye sunulacak belgelerle ispat edilebileceği, bir başka ifade ile bu düzenlemenin ihale aşamasına değil sözleşme aşamasına yönelik bir düzenleme olduğu iddialarına yer verilmiştir.
Kamu İhale Kurulu Kararı Özeti; Kamu İhale Kurulu’nun 25.08.2021 tarihli ve 2021/UY.I-1608 sayılı kararına göre; İdari Şartname’nin “İhaleye katılabilmek için gereken belgeler ve yeterlik kriterleri” başlıklı 7’nci maddesinde “7.1. İsteklilerin ihaleye katılabilmeleri için aşağıda sayılan belgeleri teklifleri kapsamında sunmaları gerekir:
…
7.5.4. İsteklinin teklifi kapsamında sunması gerektiği teknik şartnamede belirtilen aşağıdaki belgeler:
Asfalt üretecek Plent Yahşihan Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü Garaj Amirliği binasına kara yolu ile en fazla 70 km mesafede olacaktır.
Teknik Şartnamede istenilen diğer belgelerde sunulacaktır.
7.5.5. Bu Şartname ile 7.5.4. maddesinde sayılan belgeler dışındaki belgeler tekliflerin değerlendirilmesinde yeterlik kriteri olarak dikkate alınmaz.” düzenlemesine yer verilmiştir.
İhale komisyonu kararıyla, başvuru sahibine ait teklifin İdari Şartname’nin 7.5.4. maddesi uyarınca sunulması istenilen belge sunulmadığı gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakıldığı tespit edilmiştir.
İdari Şartname’nin 7.5.4. maddesinde “Asfalt üretecek Plent Yahşihan Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü Garaj Amirliği binasına kara yolu ile en fazla 70 km mesafede olacaktır.” düzenlemesinin yer aldığı, başvuru sahibi istekli tarafından ilgili hususa ilişkin belge sunulmadığı gerekçesiyle tekliflerinin değerlendirme dışı bırakıldığı, akabinde başvuru sahibi tarafından idareye şikâyet başvurusunda bulunulduğu, idarece şikâyet üzerine alınan kararda, ihale dokümanı kapsamında istenilen belgelerin teklif dosyası kapsamında sunulması gerektiği, eksik evrak sunan isteklilerin tekliflerinin değerlendirme dışı bırakılması gerektiği, ihale ilanı ve İdari Şartname düzenlenmelerine ilişkin olarak da başvuru sahibi tarafından idareye herhangi bir şikâyet başvurusunda bulunulmadığı ve ihale dokümanının kesinleştiği gerekçesiyle şikâyet başvurusunun süre yönünden reddedildiği görülmüştür.
Yapılan inceleme sonucunda, İdari Şartname’nin 7.5.4’üncü maddesinde asfalt üretecek plentin “Yahşihan Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü Garaj Amirliği” binasına kara yolu ile en fazla 70 km mesafede olması gerektiğinin düzenlendiği, ancak İdari Şartname’nin 7.5.4’üncü maddesi uyarınca bu hususa ilişkin belge sunulmasının istenilmediği, bu durum çerçevesinde söz konusu yeterlik kriterinin sözleşmenin uygulanması aşamasında idarece denetlenmesi gerektiği anlaşılmış olup başvuru sahibinin iddiasının yerinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Eş Yazar: Sinan Özesen
Sinan ÖZESEN, Özel sektörde çalışmasının ardından kamuda 2013 yılında Sosyal Güvenlik Kurumu’nda inşaat mühendisi olarak çalışmaya başlamış, 2014 yılından beri Kamu İhale Kurumu’nda kamu ihale uzmanı olarak çalışmaktadır. Kamu ihale mevzuatı eğitimi vermektedir. Kamu İhale Dünyası dergisinde yayımlanmış makaleleri bulunmaktadır.
Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SDGs | Sustainable Development Goals), tüm Birleşmiş Milletler (BM) üye ülkeleri tarafından 2015 yılında kabul edildi. Bizlerin ve gelecek nesillerin barış ve refah içerisinde yaşaması için bir eylem çağrısı olarak değerlendirilen bu hedefler, tarım, gıda, eğitim, enerji, eşitlik, çevre ve daha birçok konuyu kapsıyor. Toplamda 17 ana hedef ve bunların alt başlığı niteliğinde olan 169 hedef mevcut. Dünya kaynaklarının tüm uluslar tarafından adil bir şekilde kullanılması, sürdürülebilir bir dünya ekonomisinin inşası, açlığın ve yoksulluğun sona erdirilmesi, hayatın her alanında herkes için fırsat eşitliğinin yaratılması, doğal kaynakların korunması ve bunun tüm dünyanın iş birliği ile yapılması kalkınma hedeflerinin ortak amacı.
2015 yılında kabul edilen 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi’ne göre bu hedeflerin 2030’a kadar gerçekleştirilmesi isteniyor. Bu çok zorlu bir süreç olsa da aslında çok önemli mesafeler katettiğimizi söyleyebiliriz. Ta ki COVID-19 pandemisine kadar… 2020 yılı itibariyle hedeflere ulaşma konusunda her şey mükemmel değildi elbette ama pandemi ile birlikte sürdürülebilir kalkınma yolculuğunda çok derin yaralar aldığımızı söyleyebiliriz. Fakat hayat devam ediyor ve ülkelerin pandemiden gerekli dersleri çıkarıp ve pandeminin yarattığı krizleri fırsata çevirmeye çalışarak yolculuğunu sürdürmesi gerekiyor.
1987’de Brundtland Raporu’nun yayınlanmasından sonra tüm dünyanın “sürdürülebilir kalkınma” gibi ortak bir derdi (!), gayesi vardı artık. Artık hiçbir şey eskisi olmayacaktı, olmamalıydı. Gelecek nesillere yaşanabilecek bir dünya bırakmak istiyorsak tüm dünya ülkeleri olarak gerekeni yapmalıydık. Çok hızlı yol almaya başladık. 1992’de Rio de Janeiro’daki Dünya Zirvesi ile süreci hızlandırdık, ki bu etkinliğin gezegenimiz için ayrı bir önemi olduğunu söylemeden geçmeyelim. 2000’de BM üye devletleri şimdiki sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin ilk versiyonu olarak değerlendirilen Binyıl Kalkınma Hedefleri’ni kabul etti. 2015’e kadar yoksulluğun azaltılmasını öngören bu hedeflerin kabulünün ardırdan 2002 yılında Güney Afrika’daki Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi ve yayınlanan Johannesburg Sürdürülebilir Kalkınma Bildirgesi; 2012 yılındaki Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı (Rio + 20), sürdürülebilir kalkınma yolunda çok önemli birer kilometre taşı oldu.
2013 yılına gelindiğinde, 2015’te vadesi bitecek olan Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin sonrası için çalışmalar başladı. Nihayet 2015 yılına gelindiğinde BM Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi’nde 17 ana hedeften oluşan 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi kabul edildi. 2015’in eylül ayında düzenlenen bu zirveden sadece birkaç ay sonra Aralık 2015’te ise Paris İklim Anlaşması imzalandı. Tüm dünya için yeni bir dönem başlıyordu artık bu dönemin öncüleri şu veya bu ülke değil, BM liderliğinde bütün ülkelerdi. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, 2030 yılına kadarki yol haritamız idi ve işimiz hiç de kolay değildi. Zira, bu hedefler kısa süre içerisinde dünyada gerçekten çok köklü değişimler yapmayı öngörüyordu. Kişisel yaşantımızda; iş, eğitim ve sosyal hayatımızın her alanında çok radikal değişiklikler yapılmasını zaruri hale getiren bu hedeflere yakından bakalım şimdi.
Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri
Dünyanın her yerinde her türden yoksulluğun sona erdirilmesi
Açlığın bitirilmesi; bunun için gıda güvenliğinin sağlanması ve sürdürülebilir tarımın teşvik edilmesi
İnsanlara sağlıklı bir yaşam sunmak
Herkesin kapsayıcı ve kaliteli bir eğitim almasını sağlamak; yaşam boyu öğrenme fırsatları yaratmak
Cinsiyet eşitliğini sağlamak; kadınların toplum içerisindeki rolünü güçlendirmek
Su kullanımını ve sıhhi temizlik uygulamalarını sürdürülebilir hale getirmek
Herkes için uygun fiyatlı, güvenilir, sürdürülebilir ve modern enerjiye erişimin sağlanması
Ekonominin kapsayıcı ve sürdürülebilir hale getirilmesi; çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve üretken bir istihdamın yaratılması
Esnek bir altyapı oluşturmak, kapsayıcı ve sürdürülebilir sanayileşmeyi ve yeniliği teşvik etmek
Ülkeler arasında ve ülkelerin kendi içerisinde eşitsizliği azaltmak
Sürdürülebilir ve güvenli şehirler ve toplumlar yaratmak
Üretimde ve tüketimde sürdürülebilir modellerin kullanımını sağlamak
İklim değişikliği ve etkileriyle mücadele için hızlı, doğru ve etkili önlemler almak
Denizlerin, okyanusların ve su yaşamının korunması ve deniz kaynaklarının sürdürülebilir şekilde kullanılması
Karasal ekosistemin korunması, ormanların sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesi, çölleşmenin önlenmesi ve biyolojik çeşitliliğin korunarak güçlendirilmesi
Barışçıl, kapsayıcı, adil ve şeffaf bir toplumsal düzenin yaratılması; kurumların güçlendirilmesi ve hesap verebilir hale getirilmesi
Sürdürülebilir kalkınma yolunda hedeflerin karşılanabilmesi için küresel bir iş birliği ortamının yaratılması
BM, bu ana hedefleri desteklemek amacıyla her biri çok sayıda alt hedef belirledi. Ayrıca, her bir hedef için birçok yayın (araştırma, rapor, analiz vs) yaptı ve yapmaya devam ediyor. Bunun yanında yerel ve uluslararası düzeyde çeşitli etkinlikler (forum, atölye çalışması, sempozyum vs) yaparak ülkelerin ve kurumların konuyla ilgili farkındalıklarını ve bilgi seviyelerini artırmayı amaçlıyor.
Bu hedeflerin daha karar aşamasında oldukça zor olduğunu herkes biliyordu. Özellikle sürenin çok kısa olması, zorluğu daha da artırıyordu. Fakat sürdürülebilir kalkınma için bu türden kesin hedeflere ihtiyaç vardı. 2020’ye kadarki süreçte aslında oldukça önemli ilerlemeler kaydettik. Ülke veya global bazda hedeflere ulaşma yolunda önemli gelişmeler yaşandı. Ülkeler artık kalkınma planlarını bu hedeflere uygun şekilde yapıyor; kurumlar politika ve stratejilerini bu hedeflere uyumlu hale getiriyordu. Ama pandemi tüm hesapları bozdu. Şimdi biraz da pandeminin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini neden ve nasıl etkilediğine bakalım.
COVID-19 Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerini Nasıl Etkiledi?
Koronavirüs salgını, modern çağda gerçekten de eşi görülmemiş bir etki yarattı. Çin’de başladığı düşünülen salgın sadece birkaç ay içerisinde tüm dünyaya yayıldı. Şimdiye kadar 150 milyona yakın insan enfekte oldu, 3 milyondan fazla insan hayatını kaybetti. Bu durum haliyle başta sağlık olmak üzere sosyal hayatta, eğitimde, iş dünyasında, ekonomide, ticarette, sporda; kısacası hayatımızın her alanında etkili olmaya başladı ve ne yazık ki etkisini sürdürmeye devam ediyor.
Konuya sürdürülebilir kalkınma hedefleri açısından bakacak olursak… Pandeminin hedefler üzerindeki olumsuz etkilerini başlıklar halinde şöyle özetleyebiliriz:
Sağlık: Pandemi fiziksel, psikolojik ve mental açıdan sağlıklı bireyler yaratma hedefini ciddi şekilde baltaladı. Koronavirüse yakalanmayan insanlar bile kısıtlamalar, sokağa çıkma yasakları, maske kullanımı vb gibi uygulamalardan ötürü bu süreçten psikolojik olarak etkileniyor. Sağlık malzemeleri ve aşı tedariki gibi konularda maalesef küresel bir zaaf söz konusu.
Ekonomi: Salgının etkilemediği sektör neredeyse yok gibi. Birçok şirket faaliyetlerini geçici veya kalıcı olarak durdurma kararı aldı. Bu da çok sayıda insanın işsiz kalmasına sebebiyet verdi. Devletler açıkladıkları destek paketleriyle şirketlere ve esnaflara destek olmaya çalışsa da bunun pandemi öncesindeki ekonomik koşulları karşılamadığı aşikar. Pandemi devam ettiği sürece içinde bulunduğumuz ekonomik buhran da devam edecek gibi görünüyor ne yazık ki. Yoksulluğun ortadan kaldırılması hedefine ulaşmamız çok daha güç hale geldi salgınla beraber. İşsizliğe bağlı olarak kayıt dışı istihdamın artması, çalışma şartlarının denetlememesi vs gibi sorunlar da cabası…
Beslenme: Dünya genelinde açlığın bitirilmesi en önemli hedeflerden biriylen pandemi küresel gıda tedarik zincirindeki zayıflıkları ortaya çıkardı resmen. Özellikle ekonomisi kırılgan ülkeler pandeminin yarattığı küresel etkiler ile beraber vatandaşlarına gereken gıda yardımını yapmakta büyük zorluk çekiyor.
Eğitim: Pandemi tüm dünyada eğitim faaliyetlerini de etkiledi. Neredeyse pandeminin başından beri birçok ülkede yüz yüze eğitim yapılamıyor ya da büyük kısıtlamalar söz konusu. Bu sorun ile başa çıkmak için online eğitime geçiş yapıldı fakat bu noktada da ülkeler, şehirler veya bölgeler arasındaki teknolojik imkanların farklı olması büyük bir eşitsizlik yarattı. Örneğin büyük şehirlerde ekonomik ve teknolojik şartlar (internet altyapısı vs) öğrencilerin online eğitim almasını kolaylaştırırken özellikle kırsal bölgelerde bu durumun tam tersi olduğunu söyleyebiliriz. Bu da eşit ve kaliteli eğitim hedefine ulaşmayı çok daha güç hale getirdi.
Pandeminin sürdürülebilir kalkınma hedefleri üzerinde birçok açıdan olumsuz etkisi mevcut. Fakat her ne kadar çok zor olsa da olaya iyi yanından bakmamızı sağlayacak bazı gelişmeler de var. İnsanların eve kalarak çevreye daha az zarar vermesi; denizlerin, ormanların daha az kirlenmesi veya sera gazı emisyonların düşmesi her ne kadar sürdürülebilir olmasa da yine de olumlu olarak değerlendirebileceğimiz sonuçlar. Bu durumu, ilerleyen zamanlarda bir fırsat olarak değerlendirebiliriz. Aynı şekilde, birçok şirketin uzaktan çalışma düzenine geçmesi ile beraber ekonomik, çevresel ve sosyal bazı avantajlarımız oldu. Şirket giderleri düştü, çalışma konforu arttı ve insanlar ailelerine ve kişisel yaşamlarına daha fazla vakit ayırmaya başladı. Tabii bu süre zarfında şirketlere yemek ve servis hizmet veren firmaların sıkıntılar yaşadığını söyleyebiliriz ama yeni düzenin yeni iş fırsatları yarattığını da söylemek mümkün.
Bu salgının küresel anlamda bir SWOT analizi olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle zayıf yönlerimizi, maruz kaldığımız riskleri, yüzleşmemiz gereken tehditleri gördük bu süre zarfında. Bundan çıkarabileceğimiz en önemli ders şu ki; sürdürülebilir kalkınma için kesinlikle küresel bir iş birliği şart; aksi takdirde salgın gibi küresel boyutlu tehlikeler nüfusuna ya da gelişmişlik düzeyine bakmaksızın bütün ülkeleri çok derinden etkiliyor. Pandemi gibi tehlikeli durumlarda minimum yaşam konforunu sağlamak; temel gıda ihtiyaçlarının karşılanması, eğitimin devam ettirilmesi vs için ekonomide, tarımda, gıda tedarikinde, teknolojide proaktif bir yaklaşım sergilememiz gerekiyor. Böylelikle yerel ya da küresel krizleri daha ortaya çıkmadan önleyebilir ya da kriz dönemlerini daha az zararla atlatabiliriz.
Etkinlik sektörünün en önemli organizasyonu Masters of Events by ACE of M.I.C.E, 7-9 Kasım tarihlerinde gerçekleşecek. Turizm, etkinlik ve kongre sektörünü Antalya’da en üst düzeyde buluşturacak olan etkinlik, 3 gün boyunca B2B toplantılarla yeni iş birliklerine, aynı zamanda Antalya’nın marka değerine katkı sağlayacak. NEST Kongre ve Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek etkinliğin finalinde ise ACE of M.I.C.E. Awards 9’uncu kez sahiplerini bulacak.
Etkinlik ve turizm sektörünün ‘Asları’ 7-9 Kasım 2021 tarihlerinde Antalya’da gerçekleşecek Masters of Events by ACE of M.I.C.E. Awards’da buluşacak. MICE (Meetings, Incentives, Conferences and Events) sektörlerinin önde gelen markalarını bir araya getirecek olan etkinlik, 3 günlük B2B programı, network etkinlikleri, kırmızı halı seremonisi ve gerçekleştirilecek ödül töreni ile katılımcılarına farklı bir deneyim yaşatacak. Yurtiçinden ve dışından değerli konukları ağırlayacak olan organizasyon, Antalya markasının tanıtımına da katkı sağlayacak.
YENİ İŞ BİRLİĞİ OLANAKLARI
Turizm Medya Grubu tarafından Türkiye’de ilk defa düzenlenecek ve etkinlik sektörünün duayenlerini bir araya getirecek olan Masters of Events by ACE of M.I.C.E. Awards, sıkıntılı geçen iki yılın ardından sektör profesyonellerini bir araya getirecek. NEST Kongre ve Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek etkinlik, sektörün yerli ve yabancı temsilcileri B2B (Business to Business) toplantılar ve interaktif kaynaşma programları ile yeni iş birliği olanaklarına imkân tanıyacak.
Masters of Events by ACE of M.I.C.E. Awards, alanının önde gelen markalarını ve profesyonellerini 8 Kasım akşamı Nirvana Cosmopolitan Hotel’de gerçekleştirilecek MOE Party’de ağırlayacak. Ardından 9 Kasım akşamı da Nest Kongre Merkezi’nde kırmızı halı seremonisi, 3D video mapping şovlar ve gala yemeği ile devam edecek ACE of M.I.C.E. Awards, iş ile eğlenceyi bir arada sunacak.
MICE’IN EN İYİLERİNE ÖDÜL
Etkinliğin finalinde ise ACE of M.I.C.E. Awards sahiplerini bulacak. Bu yıl 9’uncu kez verilecek olan ödüller, 23 ayrı kategoride alanının en iyilerine verilecek. 1 Eylül itibariyle başlayan ödül başvuruları 1 Kasım tarihine kadar devam edecek.
Türkiye’nin önde gelen markalarının üst düzey yöneticileri, sektör profesyonelleri ve akademisyenlerinin yer aldığı jüri, şu kategorilerde alanın en iyisini tespit edecek: “En İyi Etkinlik, En İyi Uyarlama Etkinlik, En İyi Lansman Etkinliği, En İyi Davet Etkinliği, En İyi Spor Etkinliği, En İyi Gerilla Etkinliği, En İyi Alışveriş Merkezi Etkinliği, En İyi Incentive Etkinliği, En İyi Festival, En İyi Roadshow, En İyi Sosyal Sorumluluk Projesi, En İyi Çocuk Etkinliği, En İyi Ses, Görüntü, Işık Uygulaması, En İyi Stant ve Etkinlik Alanı Tasarımı, En İyi Çıkış Yapan Etkinlik Toplantı Yönetim Firması, En İyi Konser Etkinliği, En İyi Moda Etkinliği, En İyi Belediye Etkinliği, En İyi Kongre, En İyi Zirve, En İyi Etkinlik Prodüksiyonu ve En İyi Hibrit/Dijital Etkinlik.”
7 BİNDEN FAZLA TOPLANTI PLANLANDI
Masters of Events by ACE of M.I.C.E. Awards’ın sektörün gelişimine, ticari hacmine katkı sağlamak amacıyla gerçekleştirilen bir organizasyon olduğunu vurgulayan Turizm Medya Grubu Başkanı Volkan Ataman, şu bilgileri verdi: “Ülkemizde yıl içerisinde hacimli bir şekilde kongre, toplantı düzenleyen 100’den fazla kurumsal firmanın üst düzey karar merci, 80 uluslararası kurumsal şirketin üst düzey satın alıcıları, B2B ve ödül başvurusu için ağırlayacağımız yüzlerce MICE acentesi, otel yöneticileri bu etkinliğe katılacak. Planladığımız 7 binden fazla yüz yüze toplantı ile sektörde yeni iş birliklerine zemin oluşturmak ve son iki yıldır pandemi yüzünden sıkıntılı günler geçinen sektöre bir hareket kazandırmak istiyoruz. Bunun yanı sıra Türkiye’nin en önemli turizm ve MICE destinasyonlarından biri olan Antalya’nın ticari ve marka değerine de katkı sağlamış olacağız. Sektörümüzü Antalya’da iş ile eğlenceyi buluşturan bir deneyime davet ediyoruz.”
MASTERS OF EVENTS BY ACE OF M.I.C.E. AWARDS HAKKINDA
ACE of M.I.C.E. Kongre, Toplantı ve Etkinlik Ödülleri, sektör faaliyetlerinin sürdürülebilir büyümesine yön vermeyi, bu alanda hizmet veren kurum ve kuruluşlarda daha mükemmele ulaşma arzusu yaratma hedefiyle gerçekleştirilen bir organizasyondur. MICE sektörünü ve sektörden hizmet alan kurumsal şirketleri ödül gecesi vasıtasıyla bir araya getirmeyi ve Türk kongre, toplantı ve etkinlik sektörünün bilinirliğini küresel ölçekte arttırmayı hedefleyen ilk ve tek ödül programıdır. ‘Oscar tadında’ bir organizasyon olan ACE of M.I.C.E. Awards, global MICE endüstrisinin en büyük ödül törenidir.
4857 sayılı İş Kanunu’nda, çalışma hayatı ile ilgili mevzuatın uygulanmasını devletin izleyeceği, denetleyeceği ve teftiş edeceği hüküm altına alınmıştır (m. 91/1). Çalışma hayatını düzenleyen kuralların etkin bir biçimde uygulanmasını sağlamak amacı ile denetim örgütünü kurmak ve işletmek de devletin görevidir. Bu denetim Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı, ihtiyaca yetecek sayı ve özellikte, teftiş ve denetlemeye yetkili iş müfettişlerince yapılır (m.91/1).[1]
4857 sayılı Kanun m.91 hükmünün uygulanması için iş hayatının izlenmesi, denetlenmesi ve teftişiyle ödevli olan iş müfettişleri, işyerlerini ve eklentilerini, işin yürütülmesi tarzını ve ilgili belgeleri, araç ve gereçleri, cihaz ve makineleri, ham ve işlenmiş maddelerle, iş için gerekli olan malzemeyi 93 üncü maddede yazılı esaslara uyarak gerektiği zamanlarda ve işçilerin yaşamına, sağlığına, güvenliğine, eğitimine, dinlenmesine veya oturup yatmasına ilişkin tesis ve tertipleri her zaman görmek, araştırmak ve incelemek ve bu Kanunla suç sayılan eylemlere rastladığı zaman bu hususta Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte açıklanan şekillerde bu halleri önlemek yetkisine sahiptirler (m.92/1)[2].
Çalışma hayatını izleme, denetleme ve teftişe yetkili iş müfettişleri tarafından tutulan tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir. İş müfettişleri tarafından düzenlenen raporların ve tutulan tutanakların işçi alacaklarına ilişkin kısımlarına karşı taraflarca otuz gün içerisinde yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir. İş mahkemesinin kararına karşı taraflarca 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 7 nci maddesine göre kanun yoluna başvurulabilir. Kanun yoluna başvurulması iş mahkemesince hüküm altına alınan işçi alacağının tahsiline engel teşkil etmez (İşK. m.92/3)[3].
4857 sayılı Kanuna göre, “İşçilerin kanundan, iş ve toplu iş sözleşmesinden doğan bireysel alacaklarına ilişkin başvuruları üzerine, iş sözleşmesinin devam etmesi kaydıyla birinci fıkra hükmü uyarınca işlem yapılabilir” (m.91/2) denilmek suretiyle halen iş sözleşmesi devam eden işçilerin örneğin aylık ücretleri ile fazla çalışma ücreti, hafta ve genel tatil ücretleri gibi bireysel alacakları için Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğüne veya ALO 170’e başvurmak kaydı ile işyerinde iş müfettişi incelmemesi talep edebilirler[4].
4857 sayılı Kanun hükümlerinin tam ve gerektiği gibi uygulanabilmesi için işyerlerini teftiş ve denetlemeye yetkili iş müfettişlerinin gerekli görmeleri ve istemeleri halinde, zabıta kuvvetleri, bu iş müfettişlerinin görevlerini iyi bir şekilde yapabilmelerini sağlamak üzere her türlü yardımda bulunmakla yükümlüdürler (m.97).
İş müfettişleri görevlerini yaparlarken işin normal gidişini ve işyerinin işlemesini, inceledikleri konunun niteliğine göre mümkün olduğu kadar aksatmamak, durdurmamak ve güçleştirmemekle ve resmi işlemlerin yürütülüp sonuçlandırılması için, açıklanması gerekmedikçe, işverenin ve işyerinin meslek sırları ve şartları, ekonomik ve ticari hal ve durumları hakkında gördükleri ve öğrendikleri hususları tamamen gizli tutmak ve kendileri tarafından bilgileri ve ifadeleri alınan yahut kendilerine başvuran veya ihbarda bulunan işçilerin ve başka kişilerin isimlerini ve kimliklerini açıklamamakla yükümlüdürler (İşK. m.93).
Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaşanan pandemi sürecinde çalışma tür ve biçimlerinde önemli değişiklikler meydana gelmiş ve niteliği gereği uzaktan çalışmaya uygun olan işler artık işyerinde değil, işçinin özel yaşamını idame ettirdiği evinden sürdürülmeye başlanılmıştır.
Uzaktan çalışma (evde çalışma-tele çalışma), 2016 yılında 6715 sayılı Kanunla İş Kanunu’nun 14’üncü maddesinde yapılan bir değişiklikle hukukumuza girmiştir. Uzaktan çalışma “evde çalışma” ve “tele çalışma” kavramlarının her ikisini de kapsayacak şekilde düzenlenmiştir[5]
Uzaktan çalışmada (evde-tele çalışma) 4857 sayılı Kanunun günlük ve haftalık çalışma süreleri, ara dinlenmeleri, gece çalışmaları, tatil günlerinde çalışma, fazla çalışma gibi iş sürelerine ilişkin hükümlerinin uygulanması ve denetlenmesi mümkün gözükmemektedir.
Ancak çalışma ilişkilerinin doğası gereği işin yürütümü ve iş sağlığı ve güvenliği açısından işçinin iş edimini sunduğu yerin denetiminin yapılması bir noktada kaçınılmazdır. Nitekim işçinin evinde iş edimini sunarken geçirdiği kaza iş kazası sayılacağı için müfettiş denetimi ile kazanın oluş biçiminin tespiti ve kusur oranlarının belirlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu noktada işçinin uzaktan evinde iş edimini sunmakta iken iş sözleşmesi ile alınmış bir rızası olmasa dahi, yapılması zorunlu ve dürüstlük kurallarına uygun olarak gerçekleştirilecek, denetimlere izin vermesi gerekir. Aksi halde, işveren tarafından gerekli uyarılar yapılarak gerekirse, iş sözleşmesinin haklı nedenle sona erdirilmesi yoluna da gidilebilir [6]. Özellikle iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili evde alınması gereken tedbir konusunda işverene düşen yükümlülükler kapsamında işçinin dürüstlük kuralları çerçevesinde evinde alınması gereken tedbirlere izin vermesi gerekmektedir. Konuyla ilgili doktrinde ileri sürülen bir görüşe göre de, evde uzaktan çalışmalarda işverenin işin görülmesi sebebiyle birtakım önlemleri almasının mümkün olmaması ya da kazadaki ortak kusuru sebebiyle, işverenin tazminat sorumluluğunun ortadan kalkabileceği veya azalabileceği yönündedir[7]
Sonuç olarak hemen ifade etmemiz gerekirse, iş hayatının izlenmesi, denetlenmesi ve teftişiyle görevli olan müfettişlerin işçinin kendi evinde uzaktan çalışması durumunda, işçinin talebi olmadıkça çalışma yerini teftiş etmeleri mümkün değildir. Aksi durum konut dokunulmazlığı ve özel yaşamın ihlali sonucunu doğurur. Bu kapsamda evinde uzaktan çalışan işçi, iş müfettişinin veya işveren yahut işveren vekilinin denetim için eve girme talebini kabul etmeme hakkına sahiptir. Ancak, işçinin evinde iş edimini sunmakta iken iş sözleşmesi ile alınmış bir rızası olmasa dahi, yapılması zorunlu ve dürüstlük kurallarına uygun olarak gerçekleştirilecek, denetimlere izin vermesi gerektiği yönündeki doktrin görüşüne biz de katılmaktayız.
[1] İNCİROĞLU, Lütfi, Sorulu Cevaplı İş Hukuku Uygulaması, 4. Baskı, İstanbul 2019.
İhracatçı Akreditif Teyidinin Ne Olduğunu Biliyor mu?
AKREDİTİFTE TEYİD NE DEMEKTİR?
Reşat BAĞCIOĞLU
Akreditife taraf olan bankalar bir akreditife teyid vermekle adeta birbirlerine kefil olurlar, akreditiften doğan bir borcun ödeneceğine dair geri dönülmez bir yükümlülüğün kefaleti, akreditifle birlikte ikinci bir ödeme garantisi şeklinde değerlendirilir. Bir teyit bankası akreditife teyidin eklediği an itibariyle ibrazı karşılamakla veya iştira etmekle dönülemez biçimde yükümlüdür.
AKREDİTİFİN MİSYONU
Uluslar arası ticarette birbirlerini tanımayan ve binlerce kilometre mesafede bulunan ithalatçı ve ihracatçıların iş yapabilmesine ve güven duyabilmelerine olanak sağlayan ödeme şekli kuşkusuz ki akreditiftir. Akreditifli ödeme şeklinde ithalatçı ve ihracatçılar birbirlerine güvenmeseler de, akreditifte yer alan bankalar hem ithalatçıya, hem de ihracatçıya gereken güveni verirler. İhracatçının, akreditif koşullarına göre mallarını zamanında yükleyip, akreditifte talep edilen vesaiki akreditif koşullarına uygun olarak bankasına ibraz ettiği an itibariyle, evrakların banka tarafından kabul edilmesiyle birlikte, mal bedelinin ödenmesi için banka asli borçlu konumuna gelir. Banka asli borçlu konumuna gelir derken akreditifi açan ithalatçının bankası asli borçlu konuma gelir. İhracatçımızın muhatabı ithalatçı değil, ithalatçının bankası olacaktır. İthalatçının bankası akreditif bedeli olan parayı ihracatçıya ödemekle mükelleftir.
AKREDİTİF TEYİDİ
Bu şekilde bir akreditife ihracatçının bankası teyid vermesi halinde, ihracatçı tarafından uygun evrakların ibrazı ve teyid bankası tarafından kabulü halinde ödeme yükümlüğü teyid bankasındadır. Diğer bir ifade ile ihracatçının muhatabı teyid bankası olacaktır. Teyid adeta akreditife verilen ikinci güvence niteliğindedir. Teyid bankası ile amir banka birbirine kefil olurlar.
Bu konuda Uluslar arası Ticaret Odaları’nın akreditiflere ilişkin şu maddesini paylaşmak yerinde olacaktır;
“ICC UNIFORM CUSTOMS AND PRACTICE FOR DOCUMENTARY CREDITS 2007 REVISION ICC’NİN AKREDTİFLERE İLİŞKİN YEKNESAK USULLER VE UYGULAMA KURALLARI UCP 600 SAYILI BRÖŞÜR 2007 REVİZYONU
Article 8 / b
Bir teyit bankası akreditife teyidin eklediği an itibariyle ibrazı karşılamakla veya
iştira etmekle dönülemez biçimde yükümlüdür.”
denilmektedir.
Akreditiflerde teyid bankasının böylesine güvencesi varken, ihracatçıların da, kendi lehlerine açılacak ihracat akreditiflerinin teyidli olmasını talep etmelerini istemeleri son derece doğaldır. Bir akreditifin teyidli olabilmesi için, ithalatçının bankası tarafından akreditifin teyidli olarak açılıyor ve ihracatçının bankasının da bu akreditife teyidini ilave ederek ihracatçıya ihbar etmesi istenir ki bu süreç tamamlandığında akreditif teyidi olur.
Teyid için şöyle basit bir örnek vermek isterim; Sizin, bir arkadaşınızın borcunun ödenmesi konusunda verdiğiniz kefalete benzetebiliriz. Borç illa ki ödenecektir. Siz, kefil olmakla bu borcu ödeyeceğinizi alacaklıya teyid ediyorsunuz.
O halde ithalatçının bankası tarafından açılan ve ihracatçının bankasından teyid eklenerek ihracatçıya teyidli olarak ihbar edilmesi istenen ihracat akreditifine, ihracatçının bankası mutlaka teyid eklemek zorunda mıdır? İthalatçının bankasının akreditifte her yazdığı talimata ihracatçının bankası uymak zorunda mıdır? İhracatçının bankasının bir akreditife teyid vermesi demek, ithalatçının bankası ile kefalet ilişkisine girdiği anlamına gelir ki yukarıdaki satırlarda bir arkadaşınızın borcuna sizin kefil olmanıza benzetebiliriz.
HANGİ HALLERDE BANKALAR AKREDİTİFE TEYİD EKLER?
İthalatçının bankası tarafından açılan ve ihracatçının bankasının teyidini eklemesi talep edilen akreditife ihracatçının bankası teyidini ilave edip, etmemesi tamamen kendi tercihidir. İhracatçının bankası teyid ekleyeceği akreditifi açan bankanın;
Mali durumu,
Ülke riskini,
Taahhütlerine bağlılığını,
Muhabirlik anlaşması olup olmadığını,
Muhabirlik anlaşması var olması halinde o banka lehine risklerinin takip edilebileceği bir limitin tesis edilmiş olması ve bu limitin de müsait olması,
Yasaklı ülke olmaması,
Politik riskler
hususlarına dikkat eder.
Teyid eklendiği an itibariyle, ithalatçının bankasının tüm yukarıda sayılan risklerini ihracatçının bankası üstlendiği anlamına gelir.
Bu konuda Uluslar arası Ticaret Odaları’nın akreditiflere ilişkin şu maddesi teyidin önemini açıklamaktadır;
“ICC UNIFORM CUSTOMS AND PRACTICE FOR DOCUMENTARY CREDITS 2007 REVISION ICC’NİN AKREDTİFLERE İLİŞKİN YEKNESAK USULLER VE UYGULAMA KURALLARI UCP 600 SAYILI BRÖŞÜR 2007 REVİZYONU
Article 8 / d
d. Bir banka amir bankadan bir akreditifin teyidi için bir talep veya yetki aldığı fakat
teyit etmek istemediği taktirde bu durumu amir bankaya gecikmeksizin
İhracatçının bankası, kendisine her açılan akreditife teyid ilave etmek zorunda değildir. Her ne kadar ithalatçının bankası tarafından açılan akreditife, ihracatçının bankası tarafından teyid ilave edilmesi talep ediliyorsa da, ihracatçının bankası her zaman bu akreditife teyidini ilave etmeyebilir, teyidli açılan akreditifi teyidsiz olarak ihbar da edebilir. İhracatçının bankası her zaman teyid ilave etmek zorunda değildir.
İhracatçının bankası, teyid talebi ile kendisine açılmış olan akreditife teyid ilave etmeyeceği zaman, bu durumu ithalatçının bankasına gecikmeksizin bildirmek ve akreditifi teyidsiz olarak ihbar ettiğini ithalatçının bankasına açıkça bildirimde bulunmak durumundadır. Ancak akreditif teyidli olarak açılmış, ihracatçının bankası ise bu akreditife teyid ilave etmek düşüncesinde olmayıp da, ithalatçının bankasına bu konuda herhangi bir bildirimde bulunmuyor, sessiz kalıyorsa, bu durumda bu akreditife ihracatçının bankası teyidini ilave etmiş sayılır ve ithalatçının bankasının tüm risklerini üstlenmiş olur. Farkında olmadan.
İHRACATÇI AKREDİTİF TEYİDİNDEN NE ANLAMALIDIR?
Akreditif şartlı bir banka garantisidir ancak şartlar yerine geldiğinde akreditifte yer alan ödeme bankası ihracatçıya ödeme yapar. Akreditifte teyid olması halinde ise ihracatçının bankasının amir bankasının (issuing bank) açtığı akreditife kefil olduğu, uygun evrak ibrazı halinde ihracatçının bankası ve aynı zamanda teyid bankası tarafından bu akreditif bedelinin ödeneceği garanti altına alınmaktadır.
İhracatçılar hiçbir zaman akreditif teyidini şu şekilde anlamamalıdır; Bir ihracat akreditifine teyid ilave edilmiş ve ihracatçı da malını yükleyip, uygun evrakları uygun zamanda teyid bankasına ibraz yerine, eksik veya hatalı evrak tanzim edip, uygun olmayan bir zamanda teyid bankasına verip, akreditifte istenen kurallarına uymasa da, teyid bankasının bu akreditif bedelini ödeyeceği hususu asla anlaşılmamalıdır.
Akreditifin teyidi ihracatçıyı hatalara (rezervlere) karşı garanti altına almaz.
Eylül ayı ile birlikte birçok veri yayınlanmaya başladı. Ekonomimizin yılın ikinci çeyreğinde %21,7 büyümesi mutluluk verici. Üretim gücümüz ve ihracat başarımızla pandeminin negatif etkilerini üzerimizden atıyoruz. Dış ticarete daha fazla odaklanmamız gereği çok açık. Büyümeye kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından gündemde tutulan “İhracatla Yükselen Türkiye” çok yerinde bir vizyon. Üretim ve ihracat varsa ülke olarak güçlüyüz.
İhracat, ülkemizin kalkınmasında kaldıraç etkisi yaratıyor. Üretim kapasi- te kullanımı ve istihdamı olumlu yönde etkiliyor. Şirketlerimiz her coğrafyada bayrağımızı gururla dalgalandırıyor. Küresel pazar ve ticaret deneyimimiz her geçen gün artıyor. Profesyonelliğimiz ve iş kalitemizle daha fazla tercih edilir hale geliyoruz.
Satınalma dergisi olarak mesuliyetimizin bilincindeyiz. Dergi içeriğinde dış ticarete büyük yer ayırıyoruz. Bu kapsamda ihracat ve ithalatla ilgili makalelere geniş yeriyoruz. Lojistik ve gümrük operasyonlarından mevzuat ve bankacılık işlemlerine kadar her bileşene ayrı bir pencere açıyoruz.
Dış ticarette başarımız satınalma ve tedarik zinciri bakış açısıyla daha da katlanacak. Üretimde kullanılan hammadde ve yarı mamullerin önemli bir bölümü satınalma yöneticileri tarafından yürütülen operasyonlarla temin ediliyor. Bu sene birçok emtia aşırı pahalandı ya da bulunamadı. Terminlerde sapma- lar, navlun artışları ve konteyner yoklukları da yaşandı. Birçok alanda problemlerin ortadan kalktığını da söyleyemeyiz. Fakat satınalma ve tedarik zinciri yöneticilerinin belirsizlik ve risklere karşı önlem aldıklarını, şirketlerine ve ekonomiye değer kattıklarını gözlemliyoruz. Dergi olarak bu iş çevresinin bir yapıtaşı olmaktan gurur duyuyoruz. Ekonomimize katkı yapacak insan kaynağının yetişmesi noktasında elimizden gelen gayreti göstermeye devam edeceğiz.
Eylül 2021 dergimize katkı veren değerli öğretim üyesi ve yöneticilerimize teşekkür ederim.
E-Kitaplar ve Sektörel Araştırma Raporları
İş hayatının ihtiyacı olan yenilikçi çalışmaları hazırlıyoruz. Bildiğiniz gibi sektörel araştırma raporlarını yayınlamaya başlamıştık. Çalışmalarımıza e-kitapları da ekledik. Bu sayımızda e-kitapların kapak sayfalarını dergi içerisinde bulabilirsiniz. BuyerNetwork.net B2B Ticaret Platformu’ndan ücretsiz indirebilirsiniz. Platform içerisinde şirketlerimiz için işlerinizi kolaylaştırıcı dökümanlar da sunuyoruz.
2021 Yayın Listesi:
o Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (E-Kitap: Eylül 2021)
o B2B Satış Rehberi (E-Kitap: Kasım 2021)
o E-Ticaret Sektör Raporu (Yayınlandı)
o Denizyolu Konteyner Taşımacılığı Sektör Raporu (Yayınlandı)
o Havayolu Taşımacılığı Sektör Raporu (Yayınlandı)
o Demiryolu Taşımacılığı Sektör Raporu
o Karayolu Taşımacılığı Sektör Raporu
o Depo Denetimi Soru Listesi (Check-Up) (Yayınlandı, Versiyon 2 Yakında ) o Lojistik Merkez Yönetimi
Küçük bir hatırlatma da yapalım. Her bir yayının içeriği ve kapak tasarımı belirli periyotlarla güncellenecek. Raporları senede iki kez yayınlamayı planlıyoruz. E-kitaplar ise ilk versiyonlarından başlamak üzere her ay adım adım güçlenerek devam edecek. Bizler için de yeni bir deneyim olacak. Dileğimiz sürdürülebilir olması. Önerilerinizi bekliyo- ruz. Umarım beğenirsiniz.
Keyifli okumalar,
Prof. Dr. Murat Erdal
Editör
editor@satinalmadergisi.com
Prof. Dr. Murat ERDAL – merdal@istanbul.edu.tr İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Program Başkanı www.muraterdal.com
Müzakerelerde tarafların farklı pozisyon alması zaman zaman işleri çıkmaza sürükler. Çözüm odaklı bir yaklaşım geliştirilmediğinde kilitlenme meydana gelir. Süreç ilerlediğinde taraflar geri adım atmadığı gibi makul olmayan istek ve taleplerde de bulunabilir. İleri seviye gerginliklerde taraflar arasında çatışmalar da yaşanabilir. Sorun kökleşebilir.
Hayatın hemen her alanında çıkmaza giren müzakere tipleri görülebilir:
Aile ve sosyal hayatta
İş hayatında (kariyer vb.)
Ticari hayatta
Siyasi hayatta
Hukuk ve diğer alanlarda.
Bütün bu alanlarda çıkmaza giren müzakerelerin kendine özgü nitelikleri vardır. Bu tip müzakerelerden kaçınmak ya da kaçmak yerine süreci anlamak ve doğru yönetebilmek önemlidir.
Çıkmaza girme (kilitlenme), mümkün olan en iyi çözüm bulunamadığı için oluşur.
Müzakerelerde her zaman işler yolunda gitmez. İlerleme olmadığında, yeterli mesafe alınamadığında müzakere çıkmaza girebilir. Kilitlenme neticesinde müzakerenin her iki tarafı farklı oranlarda kayıplar yaşar.
İşletme ihtiyaçları ile ilgili müzakerelerde kilitlenme olasılığına karşı daima yeni bir seçenek hazır bekletilir.
Müzakere Edilen Bir Anlaşmaya En İyi Alternatif- BATNA
Müzakere literatüründe elimizdeki diğer en iyi seçeneklerin analiz edilmesi gerektiği konusu kısaca İngilizce BATNA (Best Alternative to a Negotiated Agreement) olarak ifade edilmektedir.
Pazarlık yaparken, olası bir anlaşmazlık halinde alternatif olarak bekleyen hamlenizi belirleyin.
Seçeneklerinizin çok olması pazarlıkta daha güçlü bir konuma sahip olmanızı sağlar.
Alternatiflerimizin farkında olmak müzakere masasında gücümüzü artıracağı gibi, sınırlarımızı belirlemeye yardımcı olmaktadır.
İş hayatında bu tür bir durumla birey ya da takım olarak yüz yüze gelebilirsiniz. Müzakere lideri ya da ekip üyesi olabilirsiniz. Yapılması gereken en doğru hareket kendinizi ve ekibinizi bu tür durumlara hazırlıklı hale getirmektir. Sağduyulu ve kararlı hareket ederek tüm senaryolar çalışılmalıdır. Müzakereleri çıkmaza sürükleyen çok sayıda parametre vardır.
Pazarlık Müzakere Profili Anketini indiriniz
Araştırın. Hazırlık yapın.
Durum tespit süreci ile başlayın.
Tarafların öncelikleri araştırın ve listeleyin.
Taraflar arasında güç / kaynak (zaman, para, insan, altyapı vd.) dengesini araştırın. Karşılaştırma tablosu yapın.
Varsa konunun geçmişini araştırın.
Müzakere Edilen Anlaşmaya En İyi Alternatifi (BATNA) araştırın.
Sözleşmeleri inceleyin. Hukuki sınırlarınızı bilin. Bilmediğiniz noktalarda uzmanlardan destek isteyin.
Anlayın.
Müzakere atmosferini anlayın.
Diğer tarafın motivasyonunu ve ilgisini anlayın.
Tarafların talep ve isteklerini doğru anlayın.
Neyin kabul edilebilir neyin kabul edilemez olduğunu anlayın.
Kırmızı çizgileri fark edin.
Aksiyon alın.
Seçeneklerinizi gözden geçirin.
Dayatma yerine öneri getirin.
Makul ve eşit kazanma şansını kovalayın.
Sakin ve kararlı bir dil tercih edin.
Egoların devreye girmesine izin vermeyin.
Duygusal içeriklerden kaçının. Yapıcı olun.
Hazır olun.
Ek bilgi talep edin.
Yeni bir toplantı tarihi belirleyin.
Masadan kalkmaya hazır olun. (Siz ya da onlar)
Deneyim kazanmaya hazır olun.
Çekilmeyi bilin.
Müzakereden çekilmeyi bilmek tecrübe ile olur. Kazan-kazan peşinde koşmamak ta yararlıdır. Olası yararlar:
Karşı tarafa önemli bir mesaj verir. “Bu taleplerinizle çok uzaktasınız. Yeniden değerlendirirseniz iyi olur.”
Zaman kazandırır.
Para kazandırır.
Psikolojiniz bozulmaz. Stres yüklenmezsiniz.
Enerjinizi doğru işlere ayırabilirsiniz.
Düşünceleri toplamak için mola gerekebilir. Çekilerek müzakerenin hedefleri gözden geçirilir. Daha sonra pişman olmamak için bazı şeyleri zamana bırakılması faydalıdır. Çekilerek pozitif enerjinin tekrar kazanılması için fırsat yaratılır. Durum ve çevresel koşullar olgunlaşabilir. Dingin bir zaman kollanarak müzakere için avantaj kazanılır.
Problemli Müzakerelere Dahil Olma
Geçmişten gelen ve kalıcı bir çözüme kavuşturulamamış sürece dahil olduğunuzda aşağıdaki tüm adımları gözden geçirin:
Geçmişte neler yaşandı?
Kilitlenme aşamasına nasıl gelindi?
Kimler ve hangi faktörler rol oynadı?
Neler ters gitti?
Eski ve yeni koşullar neler?
Bu aşamaları iyi etüt etmeden işe başladığınızda, müzakere sürecine hakim olamadığınız gibi hata zincirine neden olarak sorunun büyümesine yardımcı olabilirsiniz.
Çıkmaza Giren Müzakerelerde İletişimin Önemi
Çıkmaza giren müzakerelerde iletişim zayıflayabilir. İnsanlar uzun diyaloglarda dikkatini toplamakta güçlük çeker. Jest ve mimiklerle desteklenen davranışlar ve sesin yükselmesi ortamda gerilime yol açar. Hızla kısa ve sert ifadelere geçilme tehlikesi vardır. Özen gösterilmeyen durumlarda ego hakim olur. Tarafların laf yarışına girmesi (duygusal tepkiler, suçlayıcı dil, öfke ) ve tartışması ortamdaki gerilimi canlı tutar. Karmaşa yaşanabilir. İlave olarak müzakere sürecine farklı aktörler ve değişkenler de girebilir. Sözlü şiddet ve dayatma, baskı olarak değerlendirilir. Gerilimli bir ortamın sonunda “değer üreten bir uzlaşı” kolay kolay gelmeyecektir. Dikkatli olunmalıdır.
Çıkmaza Giren Müzakerelerin Çözümlenmesinde Öne Çıkan Teknikler
Alan McCarthy, Steve Hay, çıkmaza giren müzakerelerin çözümlenmesinde öne çıkan teknikleri şu şekilde ele almaktadırlar:
Ara verme: Zorlu müzakerelerde tansiyonu düşürmek gerekebilir. Üzerinde düşünme ve yeni bir değerlendirmeye ihtiyaç olabilir.
Mekan: Farklı bir yer farklı bir atmosfer katılımcılara iyi gelebilir. Farklı bir bina, ülke gibi. Kalabalıktan uzak sakin bir nokta. Belki bir yürüyüşe ya da yemeğe çıkma.
Ortak Zemin: İlerlemeleri not etmek. Gelinen noktayı özetleyip kaydetmek. Yeni kazanımları hatırlatmak. Doğru yolda olunduğunu vurgulamak.
Küçük Kazançlar: Karşı taraf için son derece değerli (stratejik) sizin için küçük alanlarda taviz verilebilir.
İzole Etme: Çevresel etkileri izole edin. Müzakere sürecinin olumsuz neticelenmesini engellemek için negatif etkileri çoğaltabilecek etkenlerden (insan ve diğer koşullardan) uzak tutun.
Küçük Tavizler: Davranış davranışı besler. Yürütülen müzakerelerde her öneriye hayır diyen kişi, kısaca “Hayır İnsan” olarak algılanıyorsanız o algıyı değiştirmek için bazı hamlelerde “evet” diyebilirsiniz.
Stil: Müzakere stil değişikliği, pek çok sorunu ortadan kaldırabilir. Rekabetçi bir havadan işbirlikçi bir havaya ilerlenmesini teşvik edin.
İsteklilik: Doğru koşullarda küçük bir hareket, doğru bir hamlenin yapılması tıkanıklığın aşılmasına yardım eder. Karşı tarafa bir istek sinyali verin. Doğru hamleleri beklediğinizi hatırlayın.
Neden Diye Sorun: Müzakerenin başlangıcından itibaren birkaç fikri denediniz fakat karşılık gelmediyse “karşı taraf neden anlaşmak istemiyor?” diye sorgulayın. Diyaloğu açık tutmak için kapalı uçlu sorular yerine açık uçlu sorular sorun.
Kayıt Dışı Konuşmalar: Müzakere içerisinde kayıtlara geçmemesi kaydıyla çözümü tıkayan bir detay açıklanabilir. Bu açıklama diğer taraf taraftan makul karşılanabilir ve hatta süreci kolaylaştırabilir.
Spesifikasyon Değişimi: Ürün ve hizmete ilişkin bir özelliği değiştirmek kaldıraç etkisi yaratabilir. Yaşanan kilitlenme ortadan kalkabilir.
Zaman Çizelgeleri: Müzakere süresi makul bir süreyi aşıp uzuyorsa görüşmelere bir son tarih belirlemek işe yarayabilir. Tarafların çözüm için dikkatini toplaması sağlanabilir.
Sözleşme: Bir sözleşme taslağı ya da mevcut bir sözleşme varsa üzerinde oynamalar yapılabilir. Revize edilebilir. Veya ek protokol hazırlanabilir. Bir maddedeki değişim tarafların yumuşamasına neden olabilir sorunları ortadan kaldırabilir.
Dili Yeniden Çerçeveleyin: Pozitif bir yaklaşımla karşı tarafta egonun devreye girmesine neden olabilecek hassasiyet gösterilen cümlelerden kaçınmak faydalı olacaktır.
Risk Alma: Taraflar arasında risk alma algısı ve davranışı (harekete geçme) farklılıklar taşıyabilir. Bazen bir tarafın riski alıp eyleme geçmesi diğer tarafın oyun tarzını etkileyebilir.
Mali Konular: Tıkanan ticari pazarlıkların birçoğunda mali konular önemli yer tutar. Kilitlenmelerin önüne geçilmesinde mali konular gözden geçirilirken 1-2 değişiklik (ödeme şekli, miktarlar, vadeler gibi) diğer tıkanan konuların (örneğin proje revizyonu, ilave destek sağlama gibi) çözüme kavuşmasını sağlayabilir.
Alt Grup: Ana müzakereler devam ederken daha az sayıda uzmanın yer aldığı alt gruplar tıkanan konuyu hızla çözüme kavuşturabilirler.
Üçüncü Parti: Bazen tahkim gibi 3. Taraf bir çözüm geliştirebilir. Süreç için yeni bir yüz (ya da mercii tanımlaması) büyük bir çözüm yaratabilir.
Hakem: Bağımsız bir otorite tıkanan bir sürecin aşılmasına yardımcı olabilir.
Yeni Ekip Kurma: Kilitlenme mevcut müzakere ekibi ile çözümlenemiyorsa yeni bir bakış açısına gereksinim duyulabilir. Lider ve takım üyelerinde değişime gidilebilir. Ekiplerin bilgi ve tecrübesi, uzmanlık alanları göz önünde bulundurulmalıdır.
Hukuk, Tahkim ve Arabuluculuk
İş hayatında tüm çözümler gündeme getirilmesine rağmen karşı tarafın pozisyonunu değiştirmediği durumlar olacaktır. Elbette yaşanan bu sürecin daha sonrasında sonuçları da olacaktır. İlk etapta diğer tarafın uzun vadede iş yapmaya uygun olmadığına karar verilir. Güven tesis edilememiştir.
Çözüme ulaşma noktasında katkı verebilecek 3. taraflar sürece hakem veya arabulucu şeklinde dahil etmek istenebilir. Fakat öncelikle belirlenen otoritenin müzakerenin her iki tarafınca “adil ve tarafsız” olduğuna ikna edilmesi gerekir. Aksi halde bir tarafın kabul edip diğerinin kabul etmediği hakem ya da arabulucu iş görmeyecektir. Girişim sonuçsuz kalacaktır.
İş hayatında sözleşmelerden doğan haklar noktasında orta yol bulunamıyor veya oluşan zarar tam tazmin edilemiyor ise hukuki yol açıktır. Bununla birlikte çıkmaza giren durumlarda; işleri yoluna koyma adına uyuşmazlık çözüm yöntemi olan Tahkim ve Arabuluculuk geliştirilmiştir. Taraflar hukuk sisteminin kendilerine tanıdığı hak ve imkanlardan yararlanarak girişimlerde bulunurlar.
Kaynak: Alan McCarthy, Steve Hay, Advanced Negotiation Techniques, APress, s:113-116.
Yöneticiler için Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi. İleri Seviye Eğitim Teklif Almak için: egitim@satinalmadergisi.com
Her gün mesleki gelişiminize 15 dakika zaman ayırın.
MÜZAKERE TEKNİKLERİ VE PAZARLIK BECERİLERİ – EĞİTİM YAZI DİZİSİ
MÜZAKERE TEKNİKLERİ ve PAZARLIK BECERİLERİ (E-Kitap 2. Baskı), Prof. Dr. Murat ERDAL, Erişim için profesyonel üyelik işlemlerinizi tamamlamanız gerekmektedir.
SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ, Prof. Dr. Murat ERDAL, (Beta Yayıncılık), 4. Baskı.
Tüm iş ve strateji kitapları başarıya odaklanır. Derslerde başarılar anlatılır, başarılar üzerine örnek olaylar analiz edilir ve başarılardan dersler çıkarılır. Başarılı olmak için gereken stratejiler, faaliyetler ve düşünsel süreçler üzerinde durulur. Hikayenin içinde hep başarı vurgusu vardır. Tüm bu yapılanlar pratikte doğru ve gerçek olmakla beraber aynı zamanda “başarısızlıkların” da hikayenin içinde olması gerekir. Nitekim hiçbir kitap, plan, örnek olay, yönetici, danışman veya uygulama mutlak başarı vermez ve/veya veremez. Nitekim uygulamada çok başarılı işletmeler bile stratejik hatalar yapılabilmektedir. Yapılan hatalar, yanlış uygulamalar ve yanlış kararlar işletmelere korkunç hatalar yaptırmakta ve işletmeler bedelini yok olarak ödemekte veya birinciliklerini yeni yetme işletmelere kaptırabilmektedirler.
Stratejik başarısızlık; işletmelerin kaos, belirsizlik ve değişim/dönüşüm ile şekillenen çevrede karar almada ve uygulamada hata yapması ile sonuçlanan bir eylemdir. İşletme karar alırken geçmişin veri ve deneyimlerinden yararlanırken hata yapabilmekte ve bu durum stratejik başarısızlığı üretmektedir. İşletme hangi stratejiyi hangi faaliyette uygulayacağına yönelik karar alırken ve uygulamaya geçirirken bir ya da birkaçını tercih etmekte ancak bazı zamanlar tercih etmedikleri daha iyi sonuçlar verebilecek hale geldiğinde ise stratejik başarısızlık oluşmaktadır. Bu duruma yönelik birçok örnek verilebilir. Sözgelimi, Kodak işletmesi tüketici ihtiyaçlarının değişimini yeterince okuyamadı ve/veya tercihini başka seçeneklere kaydıramadı. Bu durum onun hızlı bir şekilde iflasa sürüklenmesi ile sonuçlandı. Bir başka örnek ise doksanlı yılların sonunda dünyanın en çok satan telefon markası olan Nokia’nın yenilikçi bir bakış açısını sadece çeşitlendirme üzerine inşa etmesi ile yaşadığı kayıplar stratejik başarısızlığı örnektir. İşte işletmenin stratejik başarısızlıklarını okuması için ve ondan faydalanarak sadece pozitifliklerin değil de negatifliklerinde dikkate alınması için yapılması gerekenler şu şekilde ifade edilebilir.
Başarısızlık realitesinin kabulü: İşletme başarısızlık yaşayabileceğini ve yaşadığını kabul etmelidir. Çünkü başarısızlıktan başarı üretebilecek bir gizil güç olacaktır.
Öğrenme ve yenilenme: İşletme yaşadığı başarısızlıktan yeni fikirler öğrenebilecektir. Öğrendiği her yeni fikir geçmişteki yanlış okumaları, tahminleri ve uygulamaları öğrenme ve kendini yenileme fırsatı sağlayacaktır.
Hataların etkin yönetimi: İşletmenin stratejik başarısızlık sonucunda ortaya çıkan hataları doğallığı ve yanlışlığı üzerinden incelemesi gerekir. Bu inceleme sonucunda hataların etkin bir şekilde yönetilmesi gerçekleşir.
Kaynak ve ayrıntılı okuma önerisi: Aşağıdaki eserl(er) konu ile ilgili kaynak ve bilgilendirmeyi artırmaya yöneliktir.
Mehmet Kaplan (Edi.) (2021). Strateji Yönetsel Bağlam Çerçevesinde Güncel Okumalar. Konya: Eğitim Kitabevi.
Dr. Öğr. Üyesi Gözde MERT Nişantaşı Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi
İşletme Bölüm Başkanı & Gözde Araştırma Şirketi Kurucusu
“Yapay zekâda lider olan ülke dünyanın hâkimi olacak. Geç olmadan yapay zekâyı düzenleyin.”
Günümüzde yaşamakta olduğumuz teknoloji çağının en önemli buluşlarından biri de “Yapay Zekâ” teknolojisidir. Yapay zekânın ortaya çıkışı, çok eski dönemlere dayanmaktadır. Teknolojik gelişmelere bağlı olarak, çeşitli yapay zekâ programları oluşturulmuş ve robotlar yapılmaya başlanmıştır. Bu gelişmelerin hemen ardından derin öğrenme ve doğal dil işleme gibi kavramlar, gündeme gelmiştir ve yapay zekâyı konu alan filmler yapılmıştır. Bu özellikler robotlara kazandırılmaya başlanmıştır ve şimdiki “yapay zekâ” kavramına ulaşılmıştır.
Yapay zekâ, üzerinde çok fazla araştırma yapılan devasa bir alan. Tasarlanan ve test edilen sistemler, giderek daha da gelişmiş bir hal almaktadır. Gelişen teknolojiyle 2050’ye kadar robotların insanlar gibi düşünmeye başlayacağı tahmin edilmektedir. Bunun sonunda, robotların yaratıcıları üzerinde hâkimiyet kurma olasılıkları göz ardı edilmemektedir. Makinelerle ilgili kültürel korkular ve önyargılar toplumda mevcuttur. Bu durumun gerçekleşme olasılığının yüksek olduğu ve gerçekleştiğinde ise insanlığın %80’inin yok olabileceği düşünülmektedir.
Yapay zekâ; zeki makineler, özellikle zeki bilgisayar programları yapma mühendisliği ya da bilimidir. Düşünme, anlama, faaliyete geçirmeyi sağlayacak bilgi işleme çalışmasıdır. Yapay zekâ; bağımsız makineler (bu makineler insan olmaksızın kompleks işler yapabilir) inşa etmek için araştırma yapan bilişsel bilim dalıdır. Bu hedef, makinelerin düşünmesini ve anlamasını gerektirir. Bu konuda, akıl almaz ilerlemeler sağlanmışsa da hedefe bakıldığında hayal gibi gözükmektedir. İnsanoğlu var oldukça; icatlara, keşiflere, yeni arayışlara devam edecektir. Çünkü insan bu duyguyu, genlerinde taşımaktadır.
2030 yılında yapay zekâ ve robotların mevcut 800.000 işi devralacağı böylelikle bu işleri yapan insanların daha farklı alanlarda çalışabilmek için eğitimler almalarının ve kendilerini geliştirmelerinin gerekliliği belirtilmektedir.
Otonom silahlar gibi sistemlerde yapay zekâ kullanımının, tehlikeli olduğu yönünde görüşler mevcuttur. Yapay zekânın, giderek daha çok hayatımıza girmesine bağlı olarak, bunun etik taraflarıyla ilgili tartışmalar gittikçe önem kazanmaktadır.
Sohbet robotları geliştirmenin çok zor olduğu, Facebook deneyimlerinde ortaya çıkmıştır. Özellikle robot Sophia’dan sonra kafamızda robotlarla ilgili birtakım sorular oluşmaya başladı. Acaba gelecekte robotlar bizden yüzlerce kat güçlü olabilir mi? Bizi yok edebilirler mi? Bu soruların oluşma nedeni belki de Sophia’nın tıpkı bir insan formunda olması ve insanların mimiklerini çok benzer şekilde taklit edebilmesinden ileri gelmektedir. İnsanlar bir robotun bunları yapabildiğini görünce doğal olarak hayrete düştüler ve kaygılanmaya başladılar. Ancak bu kaygıların tamamen yersiz olduğunu düşünenler de vardır. Yapay zekâlara bu özellikleri kodlayanların insanlar olduğunu ve insanlar onlara hangi özelliği kodlarsa o şekilde davranacaklarını savunmaktadır. Yapay zekâ, gelecekte işimizi kolaylaştıracak, pek çok konuda bize yardım edecektir. Elon Musk ise gelecekte yapay zekânın yapabileceklerinden kaygılanmaktadır. Yapay zekânın ölümsüz bir diktatöre dönüşebileceği ve bunun insanoğlunun karşılaşacağı en büyük tehdit olacağı görüşündedir.
Dünya üzerindeki hakimiyetin robotlara geçmesi durumunda hemen hemen her iş alanında yapay zekâlar faaliyet gösterecektir. Bu mesleklerden birkaçı aşağıdadır:
Gazetecilik
Yenilikçi çağda artık robotlar resim çizmeye, boya yapmaya ve şarkılar bestelemeye başladılar bile. Ayrıca pek çok üstün zekâ oyunlarında insanları yenebileceklerini de göstermiş oldular. Üstelik en büyük ve ünlü basın ajansı Associated Press’in 2014 yılından bu yana yapay zekâları kullandığı düşünülürse gazeteci olmaları hiç de şaşılacak bir durum değildir.
Taksi Şoförlüğü
Uluslararası şirketler şimdiden işe koyuldu. Şirketler grubu olan Uber, özel taksi araçlarını otonom araçlarla değiştirmeye çalışıyor. Ayrıca otonom kamyonlarla yük taşımacılığının yapılması da düşünülüyor. Hatta Singapur’da şimdiden çalışmalar ortaya konmuş durumda. Airbus ise bu çalışma mekanizmasını helikopter ve uçak pilotlarının yerine yapmak istiyor.
İnşaat İşçiliği
İlk zamanlar fabrikalarda sıklıkla rastlanılan robotlar artık inşaat sektöründe dikkati çekiyor. Örnek vermek gerekirse Technology Review ismiyle de anılan SAM isimli bir robot, bir günde toplam 1200 adet tuğlayı dizebilme kabiliyetine sahip. İnsan gücünde hesap edilirse bu rakam 300-500 arasına düşüyor. Ayrıca gelecek yıllarda buldozer ve vinç gibi operatör araçlarının yerine de yapay zekâların geçeceği söyleniyor.
Banka Temsilciliği
Robotların gücünü, finans sektöründe aslında ATM’lerin geldiği günden beri az çok biliyoruz. Ancak şimdi sıra veznede yer alan müşteri temsilcilerinde. Andy Mattes tarafından yapılan açıklamalara göre gelişmiş bir bilgisayar insan görevlilerinin yaptığı işleri kolay bir şekilde gerçekleştirebiliyor.
Çiftçilik
Tarım alanında da robotların gücünü görebilmek mümkün. Quartz’ın raporuna göre robotlar, bir milyon çiftçinin yapabileceği işleri gerçekleştirebilecek. Tohumlama, sulama, inek sağma, toprak çapalama vb. Tarım teknolojilerinin devrim niteliğinde olan bu çalışmaları sayesinde artık çiftçilerin iş yükünün büyük bir kısmı da hafiflemiş olacak.
Anahtar Kelimeler; Banka referans mektubu, elektronik ihale, yeterlik bilgileri tablosu
İtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibi iş ortaklığının pilot ortağı tarafından sunulan yeterlik bilgileri tablosunun Elektronik İhale Uygulama Yönetmeliği’nin 20’nci maddesinin 1’inci fıkrasına uygun olarak alınmayan banka referans mektubu bölümünde banka referans mektubu tutarının 20.167.460,00 TL yerine sehven 20.167,46 TL olarak beyan edildiği, pilot ortak tarafından beyan edilen tutarın asgari yeterlilik miktarını karşılamadığı gerekçesiyle tekliflerinin değerlendirme dışı bırakıldığı, ancak 14.888.000,00 TL teklif sundukları ihalede banka referans mektubunda beyan edilen tutarın düşüklüğü hususunda idarede tereddüt oluşması gerektiği, belge içeriğinde tereddüt oluşturacak bu hususun idarece açıklığa kavuşturulmadan değerlendirme yapılmasının hukuka aykırı olduğu, idarece gerek görülmesi halinde banka referans mektuplarının teyidinin mektubu düzenleyen bankadan gerçekleştirilmesi imkanı varken bilgi eksikliğinin giderilmemesinin mevzuata aykırı olduğu, banka referans mektuplarının mevzuata uygun olarak düzenlendiği ve kredi toplamlarının teklif bedellerinin %10’undan fazla olduğu, tereddüt yaratacak hususların idarece açıklığa kavuşturulmadan değerlendirme yapılmasının mevzuata uygun olmadığı iddialarına yer verilmiştir.
Kamu İhale Kurulu Kararı Özeti; 18.08.2021 tarihli ve 2021/UY.II-1559 sayılı kararına göre; Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin 59’uncu maddesinde, tekliflerin, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği, Elektronik İhale Uygulama Yönetmeliği ve tip şartnamelerde belirtilen esaslar çerçevesinde standart formlar kullanılarak değerlendirileceği hükmü,
Aynı Yönetmelik’in 60/A maddesinde, ihale dokümanında belirtilen geçici teminat mektubu, katılım belgeleri ve yeterlik kriterleri ile fiyat dışı unsurlara ilişkin değerlendirme, istekliler tarafından beyan edilen bilgi ve belgelerden; EKAP veya diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının internet sayfası üzerinden sorgulanarak temin veya teyit edilemeyenler için yeterlik bilgileri tablosunda beyan edilen bilgiler esas alınarak yapılacağı, bu değerlendirme sonucunda ihalede öngörülen şartları sağlamadığı anlaşılan tekliflerin değerlendirme dışı bırakılacağı hükmü yer almaktadır.
İhale dokümanında tekliflerin elektronik ortamda alınacağının belirtildiği ihalelerde, katılım ve yeterlik kriterlerine ilişkin olarak istekliler tarafından herhangi bir belge sunulmayacağı, bu kapsamda; tekliflerin ihale dokümanında yer alan “Yeterlik Bilgileri Tablosu” doldurulmak suretiyle sunulması gerektiği, belgelere ilişkin tarih, sayı, yevmiye numarası gibi bilgiler ile istenen kriterlere ve açıklamalara ilişkin belgelerde yer alan gerekli bilgilerin eksiksiz olarak açık ve anlaşılır bir şekilde belirtilmesi gerektiği, ihaleye katılım ve yeterlik kriterlerine ilişkin değerlendirmenin de teklif mektubu ekinde yer alan Yeterlik Bilgileri Tablosu’nda istekli tarafından beyan edilen bilgiler üzerinden yapılacağı anlaşılmaktadır.
02.07.2021 tarihli ihale komisyonu kararı incelendiğinde, başvuru sahibi iş ortaklığı tarafından sunulan yeterlik bilgileri tablosunun “Elektronik İhale Uygulama Yönetmeliğinin 20 nci Maddesinin Birinci Fıkrasına Uygun Olarak Alınan Banka Referans Mektubu” kısmında banka referans mektubunun ayırt edici numara bilgisine “36400000526” yer verildiği ancak istekli adına EKAP’a kayıtlı banka referans mektubu bulunmadığı, yine yeterlik bilgileri tablosunun “Elektronik İhale Uygulama Yönetmeliğinin 20 nci Maddesinin Birinci Fıkrasına Uygun Olarak Alınmayan Banka Referans Mektubu” kısmında “Yapı ve Kredi Bankası A. Ş., 04.05.2021, 20.167,46 TL” bilgilerinin beyan edildiği, isteklinin teklif bedelinin 14.888.800,00 TL olduğu dikkate alındığında yeterlik kriterinin sağlanması için gereken tutarın 1.488.800,00 TL olduğu, dolayısıyla banka referans mektubu için sağlaması gereken asgari yeterlik miktarını karşılayamadığı anlaşılan isteklinin teklifinin değerlendirme dışı bırakıldığı görülmüştür.
Başvuru sahibi iş ortaklığının teklif bedelinin 14.888.800,00 TL olduğu dikkate alındığında, İdari Şartname’nin 7’nci madde düzenlemeleri uyarınca nakdi veya gayrinakdi kredisi ya da üzerinde kısıtlama bulunmayan mevduatı toplamının en az 1.488.800,00 TL olması gerektiği tespit edilmiştir.
Anılan isteklinin pilot ortağı tarafından düzenlenen yeterlik bilgileri tablosu incelendiğinde, tablonun “Elektronik İhale Uygulama Yönetmeliğinin 20 nci Maddesinin Birinci Fıkrasına Uygun Olarak Alınan Banka Referans Mektubu” satırında yer alan “Banka Referans Mektubunun Ayırt Edici Numarası” kısmında “36400000526” bilgisine yer verildiği, yine anılan tablonun “Elektronik İhale Uygulama Yönetmeliğinin 20 nci Maddesinin Birinci Fıkrasına Uygun Olarak Alınmayan Banka Referans Mektubu” satırında yer alan “Düzenleyen Kuruluşun Adı, Düzenlenme Tarihi, Tutarı” kısmında “Yapı ve Kredi Bankası A.Ş., 04.05.2021, 20.167,46 TL ” bilgilerine yer verildiği görülmüştür.
EKAP üzerinden gerçekleştirilen sorgulamada söz konusu pilot ortak adına kayıtlı herhangi bir banka referans mektubunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Anılan pilot ortak tarafından düzenlenen yeterlik bilgileri tablosunda yer alan bilgiler dikkate alındığında, istekli tarafından beyan edilen banka referans mektubuna ait miktarın 20.167,46 TL olduğu görülmüş olup beyan edilen tutar ile İdari Şartname’nin 7’nci maddesinde düzenlenen banka referans mektubuna ilişkin yeterlik kriterinin sağlanamayacağı tespit edilmiştir.
Ayrıca itirazen şikayete konu yeterlik bilgileri tablosunun ilgili kısımları dikkate alındığında, başvuru sahibi istekli tarafından beyan edilen hususlarda tereddüt yaratacak herhangi bir durumun olmadığı, dolayısıyla söz konusu hususun Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin 57’nci maddesinin 5’inci fıkrası uyarınca bilgi eksikliği kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşılmaktadır.
İhale dokümanında belirtilen yeterlik kriterlerine ilişkin değerlendirmelerin, EKAP veya diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının internet sayfası üzerinden sorgulanarak temin veya teyit edilemeyenler için yeterlik bilgileri tablosunda beyan edilen bilgiler esas alınarak yapılacağı ve bu değerlendirme sonucunda ihalede öngörülen şartları sağlamadığı anlaşılan tekliflerin değerlendirme dışı bırakılacağı hususları göz önünde bulundurulduğunda,idarece, yeterlik bilgileri tablosunda beyan edilen bilgiler ışığında gerçekleştirilen değerlendirmenin mevzuata uygun olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Eş Yazar: Sinan Özesen
Sinan ÖZESEN, Özel sektörde çalışmasının ardından kamuda 2013 yılında Sosyal Güvenlik Kurumu’nda inşaat mühendisi olarak çalışmaya başlamış, 2014 yılından beri Kamu İhale Kurumu’nda kamu ihale uzmanı olarak çalışmaktadır. Kamu ihale mevzuatı eğitimi vermektedir. Kamu İhale Dünyası dergisinde yayımlanmış makaleleri bulunmaktadır.