PROF.DR. GÖNEN İLKAR DÜNDAR
İ.Ü. İŞLETME FAKÜLTESİ
İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ ABD
DNR AKADEMİ KURUCU ORTAĞI
Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de aile işletmeleri ekonomimizin temel yapı taşlarını oluşturmaktadır. Türkiye’de faaliyet gösteren işletmelerin %95’i, KOBİ ölçeğindeki işletmelerin %78’si, en yüksek ihracat hacmine sahip 100 işletmeden 58’i (ülkemizin toplam ihracatının %28’ini gerçekleştiren) aile işletmesidir. Bu işletmelerin kurumsallaşması ve sürdürülebilir olması noktasında, özellikle son yıllarda, hem genel hem de faaliyet gösterdikleri sektöre özgü olarak meydana gelen teknolojik gelişmeleri ne ölçüde takip edebildikleri ve dijital dönüşümden; üretim, yönetim, hizmet süreçlerinde ne denli yararlanabildikleri, kritik önem taşımaktadır.
Endüstri 4.0-Toplum 5.0, büyük veri, bulut bilişim, nesnelerin interneti, yapay zeka, sanal gerçeklik, siber-fiziksel sistemler, akıllı fabrikalar ve farklı alanlardaki teknolojik gelişmelere yönelik öngörüler; son yıllarda ülke gündemlerinin en önemli maddelerini oluşturmaktadır. Dijital dönüşüm süreci olarak nitelendirebileceğimiz bu gelişim ve değişimler, küresel salgın nedeniyle de, hızlanmış ve farklı açılardan ele alınarak, tartışılmaya başlanmıştır. Ülkelerin, organizasyonların ve bireylerin geleceğini, başarısını yakından ilgilendiren bu durum karşısında, her düzeyde ileriye dönük tutarlı taktik ve stratejilerin geliştirilmesi zorunlu hale gelmiş ve organizasyonlar da bilişim teknolojisi uygulamalarını, iç süreçlerine hızlı bir şekilde entegre etme zorunluluğuyla karşı karşıya kalmışlardır.
Aile işletmelerinin de, yeni iş modellerine odaklanmaları ve dijital dönüşümle ilgili somut adımlar atmaları zorunlu hale gelmiştir. Dijitalleşme; işletmelerin stratejilerinde, üretim/hizmet süreçlerinde, iş yapma biçimlerinde, çalışanlarının yönetiminde, liderlik ve yöneticilik uygulamalarında, müşterileri ve sosyal paydaşlarıyla ilişkilerinde farklı bir bakış açısına sahip olmalarını gerektirmektedir.
Aile işletmeleri sürdürülebilirliklerini sağlamak, ulusal ve uluslararası arenada büyümek, verimliliklerini arttırmak, ürün ve hizmetlerinin kalitesi yükseltmek, geniş kitlelere ulaşmak için teknolojinin nimetlerinden, bir başka deyişle, dijital dönüşümden etkili biçimde yararlanmaları gerekmektedir.
Bu süreçte; aile işletmelerinin SWOT analizinin yapılması ve mevcut durumlarının objektif biçimde belirlenmesi gerekmektedir:
- İlk önce işletmenin iç ve dış çevre analizinin yapılması, rakiplerine göre, güçlü ve zayıf yönlerinin belirlenmesi.
- İşletmenin sürdürebilirliğini etkileyen iç faktörler ( kurucuların özellikleri, sosyal sermaye, iş değerleri, finansal bakış açısı, yetenek yönetimi, yedekleme planları, eğitim-geliştirme faaliyetleri…)
- Mevcut ekonomik koşullar.
- Ulusal ve uluslararası rekabet düzeyi
- İşletme insan kaynaklarının(çalışanlarının) yetkinliği.
- İşletmenin finansal gücü (maliyetler, fiyatlar).
- Müşteri ilişkileri yönetimi, pazar payı, ürün/hizmet geliştirme becerisi, rekabet avantajı, dağıtım kanallarının yeterliliği.
- Araştırma-geliştirme faaliyetleri yeterliliği.
- Yararlanılan teknoloji düzeyi, yeni teknolojileri uygulayabilme derecesi, olanağı.
İkinci olarak, bu değerlendirmelerin ışığında, aile işletmeleri değişime uyum sağlamak, devamlılıklarını sürdürebilmek için; kısa, orta ve uzun vadede ne yapmalarını gerektiğini doğru belirlemeli ve hareket planlarını oluşturmalıdırlar.
- Faaliyet gösterilen sektördeki teknolojik değişimler çerçevesinde, yeni istihdam biçimlerinden optimum düzeyde yararlanılması.
- Çalışanların değişen koşullar doğrultusunda eğitilerek, gereken yetkinlikleri kazanmaları ve değişime daha rahat adapte olmalarının sağlanması.
- Farklı konularda dış kaynaklardan destek sağlanması, işbirliğine gidilmesi.
- Büyüme ve inovasyon için, Aile Anayasası çerçevesinde, kapsamlı bir varlık yönetiminin gerçekleştirilmesi.
Aile işletmelerinin yönetimini ve sürdürülebilirliğini etkileyen işletme içi faktörler , diğer işletmelere göre farklılık göstermektedir. Bu nedenle aile işletmelerini çok yönlü bir bakış açısı ile değerlendirmek, olası sorunları önceden belirleyerek, gereken önlemleri almak ve yol haritalarını çizerek etkili bir yönetim anlayışı geliştirmek gerekmektedir. Aile ismini, değerlerini, kültürünü korumak, sürdürmek, aile servetini doğru değerlendirmek ve büyütmek için; proaktif, profesyonelleşme odaklı, araştırma-geliştirmeye dayalı, yenilikçi, esnek ve çevik organizasyon yapıları oluşturulmalıdırlar. Değişim yönetimi çerçevesinde yönetici profilinin belirlenmesi, varlık yönetimi, risk yönetimi, pazarlama, satış, müşteri ilişkileri yönetimi, sosyal medya ve bilgi güvenliği yönetimine ilişkin gerçekçi stratejilerinin geliştirilmesi önemlidir.














Eğitime katılan gerek kamu gerekse firma temsilcisi katılımcılar tarafından oldukça beğenilen eğitimde kamu ihale mevzuatı ile ilgili ihtiyaç duyulan bütün bilgiler verilmeye çalışıldı.




itika faizi olan % 14 ile açıklanan resmi enflasyon olan % 36 arasında 22 puanlık bir fark var. Siz politika faizinin çok anlamlı ve yerinde bir gösterge olduğunu düşünebilir misiniz?






Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD), otomotiv sektöründe 2021 yıl değerlendirmesini, yaşanan güncel gelişmeleri, tedarik sanayisindeki son durumu ve sektöre ilişkin gelecek öngörülerini paylaştı. 2021 yılında otomotiv sektörünün pandemi ile birlikte patlak veren birçok farklı kriz ile karşı karşıya olduğu bir yıl olarak geçtiğini vurgulayan TAYSAD Yönetim Kurulu Başkanı Albert Saydam, “Yaşanan bütün olumsuz gelişmelere rağmen, 2021 yılı dünyada, yüzde 1’lik büyümenin olduğu bir yıl oldu. Avrupa’da da yüzde 5 oranında bir küçülme vardı ancak 2022’de yine olumlu öngörülerle yıla başlıyoruz. Türkiye otomotiv sanayisi ve özellikle tedarik sanayii önemli global adımlar attı. Çin’in bu dönemde özellikle lojistik sorunları sebebiyle Avrupa tarafından daha az tercih edilir hale gelmesi, Türkiye’nin tedarik sanayisinin ihracat konusunda bir adım öne çıkmasını sağladı.