Ne çok tanımı var bu faizin. Paranın belli bir sürede getirdiği gelir en basit anlamda tarif edilecek olunursa. Daha farklı söylemlere bakıldığında faiz için;
Borç verilen veya alınan paranın fiyatıdır,
Paranın kirasıdır. Paranın ne kadar süre ile kiralandı ise ödenen kira bedelidir,
Bir borç anlaşmasının satışı sonucu elde edilen gelir oranıdır,
söylendiğini görebiliriz.
Faiz dedim de aklıma geldi;
Faiz haramdır,
Faiz caiz değildir,
söylemlerini de duyuyoruz sıklıkla.
Neyi düşündüm biliyor musunuz? Faiz haramsa, tüm bankacılar ve faizle uğraşan kurumlar yandı demektir. Sürekli haram işler yapmaktalar. Öbür dünyada acaba cehennemin kapısında sıraya mı girecekler bu faiz yüzünden?
FİNANS PİYASALARI VE FAİZ
Adına ne derseniz deyin, dünya piyasalarında bir faiz gerçeği vardır. Ülkede ve piyasalarda belirlenen faiz oranları, piyasalarda oluşan enflasyon oranları ile yakından ilgilidir. Sadece enflasyon demek yeterli olmayabilir, enflasyonla birlikte piyasadaki risk algısının bertaraf edilmesi için ülkeler faiz enstrümanını kullanmak durumundadırlar.
Ülkede enflasyon yüksek ise, risk de yüksektir. Finansal piyasalarda verilen faiz oranı enflasyon oranının üzerinde olur. Yüksek faiz aynı zamanda o piyasaların “Risk primi” fiyatlamasının da dahil edildiği bir oran şeklinde karşımıza çıkar. Bir ülke gerçek enflasyonun altında faiz verme eğilimine girdiğinde, ülke riskinin göz ardı edildiği anlamına gelir ki bu bir anlamda hem negatif faiz, hem tasarruf sahibini farklı alternatif araçlara yönlendirir, hem de yabancı yatırımcı o ülkeye gelmediği gibi mevcut yabancı yatırımcılar ise pozisyonlarını kapatıp, o piyasaları terk eder.
Riskli piyasada oluşan faiz, piyasa dinamikleri ve gerçekleri göz önünde bulundurularak tespit edilmeli. Aksi halde finans kurumları kaynak sıkıntısına düşebilir. Bir ülke, enflasyon oranının altında faiz vermesine rağmen ülke halkının tasarruflarında azalma olmuyorsa, piyasalarda yeteri kadar güven sağlamış ve güvenli ülke kategorisindedir.
Örnek;
İsviçre.. Enflasyon oranı % 0.60, verdiği faiz oranı ise % -0.75
Japonya. . Enflasyon oranı % 0.20, verdiği faiz oranı ise % -0.10
Almanya Enflasyon oranı % 2.50, verdiği faiz oranı ise % 0
Hollanda Enflasyon oranı % 2.00, verdiği faiz oranı ise % 0
Kanada Enflasyon oranı % 3.60, verdiği faiz oranı ise % 0.25
YÜKSEK FAİZ
Hem enflasyonun yüksek, hem de faiz oranının enflasyon oranından daha yüksek olması piyasada güven ve kırılganlık konusunda sorun olduğunun işaretidir. Çok güvenli bir ülke neden durup dururken yüksek faiz versin?
FAİZ VE DÖVİZ
Hem faizleri düşük tutmak, hem de dövizin fiyatını aşağılara çekmek olası değildir. Faizi aşağı çekerseniz, döviz fiyatı yukarı çıkar. Ancak hem döviz fiyatı, hem de faiz oranı aşağı geliyorsa, farklı piyasa araçları ile dövize müdahale edildiği ortadadır.
DÖVİZ
Dövizin tanımını yapmayacağım bu satırlarımda. Bir ülke için dövizin varlığının neden gerekli olduğunu ve fiyatını etkileyen etkenlerden bahsedelim.
DÖVİZİN FİYATLAMASI
Dövizin fiyatlaması piyasa dinamiklerine ve beklentilerine göre göre şekillenir. Bu dinamikler arasında;
Ülkemiz riskinin ne olduğu,
TCMB’nin net kullanılabilir döviz rezervleri
Ödemeler dengesi, dış borç stoklarımız
İthalat ve ihracat rakamları, dış ticaret açığımız
TCMB’nin uyguladığı para politikası ve faizler. Dövizin ve Türk Lirası’nın fiyatını etkileyen faktörler
Ülkemizdeki enflasyon rakamları
Faiz oranının yüksekliği veya düşük kalması
faktörlerini saymamız mümkündür.
Ülkemizdeki dövizin fiyatları yukarıdaki etkenler çerçevesinde kendisine yön bulmaktadır. En azından dövizin fiyatlarındaki artış seyri enflasyon oranından aşağı olmayacak şeklinde artış göstermesi piyasanın dengelenmesi açısından önemlidir.
Döviz fiyatının yukarı tırmanması halinde TCMB dövizin fiyatının tırmanmasını birkaç yolla müdahale ederek frenleme yoluna gidebilir.
Müdahale şekilleri;
Piyasaya daha ucuz fiyattan döviz sürerek dövizle müdahale eder. Ancak bu şekilde müdahale olması döviz rezervlerini olumsuz etkiler,
Türk Lirası Faiz oranlarını yükseltip, cazip hale getirir, Türk Lirası mevduatlarında stopaj oranlarını düşürerek tasarrufçuların ve bankaların döviz yerine Türk Lirası’na yönelmelerini sağlanması,
TCMB’ne zorunlu devirlerde dövizin zorunlu devir rakamlarını yükseltip, Türk Lirası zorunlu döviz devirlerinin miktarını azaltır,
Döviz tasarruflarında kademeli sıkılaştırma getirip, döviz mevduat faiz oranlarını ciddi anlamda aşağı çeker
NEDEN DÖVİZ GEREKLİDİR?
Ülkemizin döviz gereksinimi şu nedenlere dayanmaktadır;
TCMB net kullanılır döviz rezervleri,
Dış borç ödemeleri,
Döviz ödemesini gerektiren transferler,
Döviz fiyatının kontrol altında tutulması,
Cari açığın oluşmaması,
Ülkemizden çıkan sermaye çıkışları,
Piyasalarda anormal fiyatlamalar olması halinde, müdahale gerekliliği
içindir.
Yurt dışından yabancı yatırımcıların ülkemize gelip, burada yatırım yapması, istihdam yaratması, transferler ve işçi havaleleri yoluyla gelen dövizler, sıcak para girişleri döviz gelirlerinin arttırılması ve döviz rezervlerimizin yüksek seviyede seyretmesi açısından önemlidir.
Yabancı yatırımcıların ülkemize yatırım amaçlı döviz getirmesinin en temel nedenleri;
Ülkemizdeki istikrarın var olması
Türk Lirası faizlerin yüksekliği, stopajın düşük olması,
Ülke riskinin az ve tölere edilebilir seviyede olması,
Bürokrasinin az olması
Teşviklerin rekabetçi olması
şeklinde sayılabilir.
Faiz ve dövizin ayrılmaz bir bütün olduğunu her zaman hatırlamakta yarar vardır.
MÜZAKERE TEKNİKLERİ VE PAZARLIK BECERİLERİ EĞİTİM YAZI DİZİSİ
– > PAZARLIK MASASI ve PAZARLIK TAKTİKLERİ
“If you are not at the table, you are on the menu”.
Beyin Fırtınası – Pazarlık Taktikleri
Prof. Dr. Murat ERDAL –merdal@istanbul.edu.tr İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Program Başkanı www.muraterdal.com
Beyin fırtınası, belirli konu hakkında birden fazla katılımcının bir araya gelerek, eşit söz hakkı ve saygı içerisinde eleştirilmeksizin serbestçe fikirlerini tane tane paylaşmasıdır. Kalite, ar-ge, üretim ve bilişim bölümlerinde sıklıklar başvurulur.
Beyin fırtınası iyi uygulanması halinde;
Bölümler ve çalışanlar arasında iletişimi güçlendirir.
Yaratıcılık ve problem çözme kültürünü kuvvetlendirir.
Sorunlarla yüzleşmeye imkan tanır.
Açıklık, katılımcılık ve ekip ruhu sağlar. Anlaşmazlıklar varsa çözüm fırsatı meydana getirir.
Katılımcıların grup içerisinde kendisini ifade etmesi önemlidir. Özgüveni yükseltir.
Değerli hissettirir. Kurum aidiyetini kuvvetlendirir.
Beyin fırtınası iletişim ortamı bir toplantı çerçevesinde ya da resmi olmayan bir koşulda gerçekleşebilir. Her ikisinin dinamikleri farklıdır. Beyin fırtınası taktiğini öncelikle şirket içerisinde yönetici ve katılımcı açısından ele aldım. Daha sonrasında ise paydaşlarla ilişkilerde alıcı-satıcı açısından inceledim. Birincisi ile başlayalım.
Yönetici olarak beyin fırtınası taktiğinden yararlanma
Gerekçemiz Nedir?
Yönetici olarak beyin fırtınası toplantısı organize etmemizin temel gerekçesi şirketi bir adım öteye taşımaktır. Gerekçelerimizi liste şeklinde görmek istersek;
Şirket hedefleri doğrultusunda odaklı ilerlemek
Hedef birliği sağlamak ve yenilikçi bir işletme kültürü oluşturmak
İşletme içerisinde girişimciliği ve aidiyeti artırmak
İş birliği yapmak ve iş süreçlerini hızlandırmak
Spesifik bir problemle ilgili çözüm önerileri geliştirmek ve en uygun çözümü bulmak
Şirkete yeni katılanları tanımak ve tanıtmak olacaktır.
Anahtar Soru: Katılımcıların ilgisi ve motivasyonu ne olur?
Yönetici olarak sizin belirlediğiniz bir toplantı içerisinde beyin fırtınası yöntemini uygulamak istiyorsanız öncesinde mutlaka bir hazırlığınız olsun. Toplantının gündemi ve katılımcı profilleri önemlidir. Pozisyonları gereği, unvan ve yaş farklılıkları olabilir. Bu kişilerin yoğun devam eden iş tempolarını da unutmamak gerekir. Toplantı süresinin belli olmadığı neredeyse kontrolsüz bir toplantı sevk ve yönetimi olmaz. O nedenle sürece odaklanın ve toplantıya liderlik edin. Liderlik daha çok moderatörlük şeklinde olacaktır. Yöntem hakkında bilgilendirme sizin tercihinizdir. Söz hakkının ne şekilde alınacağı; sıralama ve konuşma süresi özgürlüğü gibi noktalar açılış konuşmasında katılımcılara aktarılabilir.
Daha fazla çağrışım yapma amacıyla toplanan fikirleri ana ve alt başlıklarda (ilgili kategorilerde) projeksiyonla yansıtmak, tahtaya yazmak (ya da yapışkan kağıtlarla cama yapıştırmak) takip ve izlenebilirliği artırır. Sonrasında ise toplantı kayıtlarını paylaşmak kurumsal hafıza için yararlıdır.
Yürütme: Yapıcı ve İşbirlikçi Düşünme Ortamı Sağlayın
Yeni bakış açıları edinmek için bu fırsatı değerlendirin. Gelecekteki rekabet, yeni iş trendleri ve pazar fırsatları üzerine birlikte düşünmeyi öğrenin. Stratejilerin belirlenmesinde kolektif düşünce size rehberlik edecektir. Ekip olarak sektörel dönüşümün farkında olmak için beyin fırtınasından yararlanın.
Uygun Açılış Örnekleri:
Size göre karşılaştığımız problem (-ler) nedir?
Bu problemi nasıl çözebiliriz?
Elimizde ne tip seçenekler var?
İyi düşünülmüş, samimi bir beyin fırtınası olumlu sonuçlar doğuracaktır. Yapıcı olup başlangıcından sonuna kadar destekleyici bir tutum içerisinde olursanız amacına uygun bir beyin fırtınası gerçekleştirirsiniz. Böylelikle katılımcıları iletişim ve fikir üretme noktasında cesaretlendirmiş olursunuz.
Olası Riskler
Birbirini yeterince tanımayan kişilerin bir araya geldiği yuvarlak masa toplantıları, çalıştaylar ve arama konferanslarına moderatörlük yapmak zordur. Katılımcıların toplantı amacına uygun hareket etmelerini sağlamak gerçekten tecrübe işidir. Dikkat ve motivasyon hızla dağılabilir. Diğer taraftan işletme içerisinde beyin fırtınası etkinlikleri yürütmek nispeten daha kolaydır. Şimdi işletme içerisindeki etkinliklere yakından bakalım.
Pazarlık Müzakere Profili Anketini indiriniz
Katılım, Gündem ve Hazırlıklar
Katılımcıları ve gündemi dikkatle belirleyin, yoksa beyin fırtınası hızla amacından uzaklaşır. Katılımın yüksek olması önemlidir. Kritik bir pozisyondaki kişinin katılım göstermediği bir beyin fırtınası toplantısı elbette verimsiz sonuçlanacaktır. Aynı şekilde toplantının gündemi katılımcılarla paylaşılmadı ise büyük hata olacaktır. İlk söz alan kişiler gündem önceden haber verilseydi yeterli hazırlığımız olurdu diyebilir. Sistemden son verileri içeren raporları çoğaltıp katılımcılarla paylaşmak amaca uygun düşerdi denebilir.
Eşit Katılım ve Süre Sapması
Ucu açık bir süre katılımcıların dikkatini dağıtır motivasyonu azaltır. Bu nedenle atmosferi ve katılımcıların ilgisini iyi gözlemlemek gerekir. Konu hakkında kısıtlı bilgisi olan katılımcıların kendini gösterme amaçlı tespit ve önerileri kıdemli yöneticileri çileden çıkarabilir. Bu tip yöneticiler böyle bir durumla karşılaştıklarında toplantıyı zaman kaybı olarak görüp kibarca izin isteyebilirler.
Farkında Olun
Hazırlıksız yürütülen toplantılar işe ayrılan süreden çalar. Yönetici istihdamı pahalıdır. Verimsiz toplantılar sonrasında katılımcı sayısı X ayrılan süre ile israfı hesaplayabilirsiniz.
Katılımcıların geçmiş toplantılarda sergiledikleri tutum ve katkıları göz önünde bulundurun:
Hep aynı şeyleri söyler. Suya sabuna dokunmaz. (A yöneticisi)
10 dakika politik konuşacak. Şirket hedeflerini tekrarlayacak. (B yöneticisi)
Hazırlık yapmadığı belli olmasın diye genel motivasyon konuşması ile süre dolduracak. (C yöneticisi)
Baskın bir karakter. Agresif çıkışları ile grubu korkutuyor insanları baskı altına alıyor. (D yöneticisi)
Bilgi ve tecrübesi düşük bir kişinin sazı eline alıp toplantıyı yönlendirmesi yakışık almayacaktır. Katılımcılar arasında “yetersiz” kişiler de olabilir. Bu kişilerin toplantıda ne işi var diye düşünmeyin. Tüm şirketlerde az ya da çok bu kişilerin var olduğunu biliyoruz.
Konuyu açtık ama ilgili ilgisiz herkes konuşmaya başladı. Saygı içerisinde dinlemek uzun sürebilir. :))
Belirli kişilerin çok süre alması ile birlikte bazı katılımcıların az süre almaları da risk oluşturur. Değerli bir tespit gözden kaçırılmış olacaktır. Dikkat etmek gerekir.
Toplantının Sabote Edilmesi
Herkesten görüş almak çoğu zaman yararlı bazen de toplantıyı sabote etmek isteyenlere nefis bir fırsat verir. Laf uzadıkça uzar. Kişisel gündemler dile getirilir. Bölümler ve çalışanlar arasında iğneleme sataşma olabilir. Çıkar çatışmaları ile birlikte cevap hakkı oluşursa konu kişisel kavgaya dönebilir. Böylelikle beyin fırtınası amacından sapar.
Beyin Fırtınası Toplantılarının Sürdürülebilirliği ve Kurumsal Hafıza
Beyin fırtınası yöntemi ile şirket içerisinde güven inşa edersiniz. Her toplantı sözlü ve yazılı olarak kurumsal hafızada bir yer edinir. Benzer konu ve problemler çeşitli zamanlarda yöneticilerin karşısına gelebilir. Tepe yönetim aynı problemi kalıcı bir çözüme kavuşturmaksızın yıl içerisinde sürekli konuşarak vakit kaybetmek de istemez. Bu gibi hallerde yönetimler geçmiş kayıtlara dayanarak birtakım tespitlerde bulunabilir. Kurumsal hafıza katılımcıların elini güçlendirir.
Herkese konu hakkında fikri sorulmuştu. Sanırım siz de vardınız. Önerilerinizi o gün o toplantıda neden dile getirmediniz? (Suçlayıcı olmadan sakin bir ses tonu ile hatırlatabilirsiniz)
Toplantılarda beyin fırtınası taktiği kullanmanın sayısız yararı olmakla birlikte birtakım sakıncaları da vardır. Toplantı içerisinde üretilen fikirlerden yararlanılmıyorsa katılımcılarda şu tip algılar da oluşabilir:
Konuşuyoruz öneri getiriyoruz fakat tepe yönetim gerekli düzenlemeleri yapmıyor. Bir arpa boyu mesafe alamıyoruz.
Her kafadan bir ses çıkıyor. Ne oldu? Konuyu şimdi neye bağladık?
Bu toplantıların bir sonucu olacak mı?
Benim önerim neden kabul görmedi anlamıyorum. Uygulama şansı olsaydı daha iyi sonuçlar getirecekti.
Katılmasam olmaz mı? Masamda çok iş birikti.
Sonuçlar hayata geçmiyorsa bir sonraki toplantıda katılım düşebilir ya da benzer sorunlarda katılımcılar sessiz kalmayı tercih edebilir.
Katılımcı olarak beyin fırtınası taktiğinden yararlanma
Şirket içerisinde herhangi bir beyin fırtınası toplantısında katılımcı iseniz dikkat etmeniz gereken hususlar olabilir:
Şirket yönetim kültürünü ve yöneticileri tanıyın.
Yenilikçilik ve değişime direnç gösteren kişi ve konumları analiz edin.
Toplantı seviyesini, gündemi, katılımcıların yetki ve sorumluluklarını iyice değerlendirin.
Geçmiş toplantı sonuçlarını, alınan kararları ve işletme içerisindeki yansımaları gözlemleyin.
Öncelikle konuya hazırlıklı gelin. Bilgi sahibi olun. Hakimiyetiniz varsa eliniz güçlenir. Yoksa ilk aşamada gözlemlemek ve az süre almak yerinde olacaktır. Söze “bildiğim kadarı ile” başlamak en iyisidir. Kapanış cümlesinde “belki bilmediğim tarafları da vardır diğer yönlerini bilen bir arkadaşımız aydınlatırsa yararlı olacaktır”
Süre sınırı olan toplantılarda ilk konuşmacıların avantajı şudur. Derli toplu konunun özeti verilir. Temel konulara değinilir. Hemen herkesin aklına gelebilecek ortalama fikirler paylaşılır. Böylelikle puan toplanır.
Başlangıç sonrası söz alanların özgün ve uygulanabilir fikir geliştirmesi zorlaşır. Konuşma süreleri azalır. Dinleyicilerde sanki bir katkısı yokmuş gibi bir izlenim oluşabilir.
Toparlayıcı bir özet konuşması duyduğunuzda toplantı sonunun yaklaştığını anlayabilirsiniz. O dakikadan sonra tekrardan başa dönülmesi kolay değildir.
İyi konuşmalar insanlar üzerinde olumlu etkiler bırakır. Kariyerinizde yükselmek için hafızalarda olumlu şekilde yer etmelisiniz. İşinizi sahiplendiğinizi hissettirin.
Önerilerinizde geçmiş, bugün ve gelecek ilişkisini kurun.
Konuşmanızı şirketin kısa, orta ve uzun vadeli hedefleri ile örtüştürün.
Katılımcıların sizi tanımasını sağlayın. Heyecan yapmadan tane tane konuşun.
İş süreçlerinizle ve departmanınızla ilgili çözümlenmesini istediğiniz bir problem varsa uygun toplantıyı sakın kaçırmayın. Konuya dikkat çekmenin tam zamanıdır.
Sıranız geldiğinde karşılaştığınız zorlukları kanıta dayalı bir biçimde açıklayın. Kimsenin itiraz edemeyeceği metrikler (süre, adet, maliyet) kullanın. Böylelikle yazılım sıkıntıları, personel eksikliği, makine noksanlığı veya örgütsel problemleri vd. kırıp dökmeden anlatabilirsiniz.
Karşılaştırmalarla yeni durumun şirkete neler kazandırabileceğine vurgu yapın.
Sakin bir dille açıklarsanız “taraftar” agresif bir dil kullanırsanız “düşman” toplarsınız.
Önerileriniz farklılık yaratacaktır. Katılımcıların önerilerinizi düşünmeleri için süre verin. Hemen kabul ve desteklemelerini beklemeyin. Bunu “hazmetme dönemi” olarak görün.
Bütün önerilerinizi bir toplantıda harcamayın. Tüm mermilerinizi tüketmeyin!
Fikrinize katılmayan ve hatta fikrinizi çürütenler de olabilir. Bu tür durumlarda hızlı refleks cevap vermeyin. Bekleyin. Sabırlı olun. Bilenmeyin.
Resmi olmayan toplantılarda fikir üretme becerisi
Resmi olmayan bir görüşmede, ikili ya da çok katılımcılı toplantıda
herhangi bir konu hakkında yüksek sesle öneri geliştirilmesi istenebilir. Şirket etkinliği, yemekhane ya da personel servisinde yaratıcı bir fikir ortaya atılabilir. Bu tür atmosferler kişilere rahatlık sağladığı için daha önce hiç konuşulmayan bir yön su yüzüne çıkabilir.
Beyin fırtınası taktiği hangi pazarlık türünde hangi aşamada kullanılır?
Alıcı-satıcı arasında yürütülen pazarlıklarda beyin fırtınası taktiği bütünleştirici kazan-kazan taktikleri içerisinde yer almaktadır. Karşılıklı açıklık ve samimiyet gerektirir. Değer odaklıdır.
Erken aşamada ilk tanışma toplantılarında tercih edilmemektedir. Zaten başvurmayı da gerektirecek bir konu pek olmamaktadır. Daha çok pazarlık sürecinde teknik konular filizlendiğinde ve taraflar arasında güven oluşmaya başlandığında kullanılır.
Pazarlık masasında ilk dakikada beyin fırtınası taktiği acemi bir görüntü doğurabilir. Zayıflık olarak düşünülebilir. Kontrolü kaybetmenize neden olabilir. Diğer taraftan son dakikada da tüm konular ayrıntılı biçimde konuşulduktan sonra katılımcılarda zihinsel bir rahatlama yaşandığında beyin fırtınası taktiğine başvuramazsınız. Tekrardan şu konuya dönelim ve fikir üretelim diyemezsiniz. Her iki durumda da verim sağlayamazsınız.
Pazarlıklarda çıkmaza sürüklenen bir durum hissedildiğinde beyin fırtınası taktiğine başvurulmaktadır. Deneyimli bir yönetici herhangi bir problemle karşılaştığında hızlı bir şekilde kendi yöntemiyle sorunu çözmeye kalkışmak (veya karşı tarafa dikte etmek) yerine grup dinamiklerinden yararlanmayı tercih eder. Kendi düşüncesine yakın bir fikir üretildiğinde ise “çok güzel bir öneri” diyerek sahiplenir ve onun eksikliklerini gidererek güçlendirir.
Özellikle teknik konularda örneğin proje bazlı üretim (mühendislik) projelerinde sıklıkla bu taktikle karşılaşılır. Projenin sahada müşteri istekleri doğrultusunda uygulanması zor veya mümkün değilse alternatif proje ve uygulamalar üzerinde düşünce geliştirmek en iyisidir.
Karşı tarafın tutumunu gözlemleyin.
Düşünce farklılıklarının arka planını görmeye çalışın.
Taraflar ne ölçüde öneri getiriyor?
Önerilere karşı taraftan olumlu onaylayıcı bir ses geliyor mu?
Getirilen öneriler desteklenip sahipleniliyor mu? Yoksa sessizlik mi hakim?
Önerilerin üretilmesi ve sahiplenilmesi sürecin doğru yolda ilerlediğini gösterir. Çözüme odaklanma fırsatı verir. Ticaret için önemli bir işarettir. Değer üreten toplantı sonrasında katılımcılara teşekkür edin.
Yöneticiler için Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi. İleri Seviye Eğitim Teklif Almak için: egitim@satinalmadergisi.com
Her gün mesleki gelişiminize 15 dakika zaman ayırın.
MÜZAKERE TEKNİKLERİ VE PAZARLIK BECERİLERİ – EĞİTİM YAZI DİZİSİ
MÜZAKERE TEKNİKLERİ ve PAZARLIK BECERİLERİ (E-Kitap 2. Baskı), Prof. Dr. Murat ERDAL, Erişim için profesyonel üyelik işlemlerinizi tamamlamanız gerekmektedir.
SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ, Prof. Dr. Murat ERDAL, (Beta Yayıncılık), 4. Baskı.
Çalışan deneyimi (Employee Experience-EX) çalışanların çalıştıkları işletmeyle olan etkileşimlerine ilişkin algılarının tamamı olarak değerlendirilir. Aslında bir çalışanın işletmeye verdiği değerler toplamını tanımlar. Çalışan deneyimi işletmelerin en iyi yetenekleri çekmesine, bulmasına ve elde tutmasına yardımcı olan bağlılığı yüksek çalışanlar oluşturmaya yönelik bir insan kaynağı pratiğidir. İşletmelerin etkili müşteri deneyimi oluşturmadan önce etkili bir çalışan deneyimi inşa etmesi gerekir. Nitekim Apple, Starbucks, Google, Amazon gibi işletmelerin kusursuz sayılabilecek müşteri deneyimlerinin arkasında çalışan memnuniyetini içeren çalışan deneyimi bulunmaktadır.
İşletmelerin gelecekte çalışacak olan ve şu anda çalışan yeteneklere sunacakları deneyim işletmelerin başarısını doğrudan etkileyecektir. Deneyim işletmelerin online ortamlarda, web sitesinde, sosyal medyada nasıl sunduğu ile başlayıp; mülakat, işe alım, ilk günler, eğitimler, çalışma, çalışma esnasındaki olaylar vb. ile devam etmektedir.
Çalışanlar daha iyi deneyimlere sahip olarak işletmenin gönüllü avukatı ve/veya gönüllü bir marka elçisi olmaktadırlar. İşletmelerin deneyim odaklı bir İKY odağında çalışan deneyimi oluşturmaları ve sürdürülebilirliğini sağlamaları için;
Güven İklimi: Çalışanlara yönelik bir güven ikliminin oluşması gerekmektedir. Çalışan deneyiminin özünde yer alan güven iklimi oldukça yüksek bir potansiyelde deneyimi inşa etmektedir.
Esneklik: Çalışanların deneyimleri daha etkin yaşamaları için esnek hareket edebilmelerine ihtiyaçları vardır. Bu esneklik için de özellikle inovasyon konusunda çalışanların desteklenmesi gerekmektedir.
Değerlerin İletişimi: İşletme sahip olduğu değerleri çalışanlara yansıtarak deneyimin içine değerlerin girmesini sağlamalıdır. Bu değerler deneyimi daha etkin kılmakta ve çalışanların deneyimi daha fazla benimsemelerine yol açmaktadır.
Günümüz yeni normalinde işletmelerin çalışanların deneyimlerini etkin bir şekilde kullanmaları için öncelikle çalışanların önceliklerinin değiştiğinin farkına varmaları gerekmektedir. İkinci olarak çalışanların deneyimleme alanı değişmektedir. Değişen deneyim alanı işletme içinden ev içine ve/veya uzaktan çalışmaya kısmen evrilmiş ve bu evrilme devam edecek niteliktedir. Bu evrilmeyi iyi okumak gerekmektedir. Üçüncü olarak deneyimleme şekli değişmektedir. Deneyimlemede çalışma alanı daralırken çalışma süresi uzamaktadır. Bu değişiklik haliyle çalışanın deneyimleme tarzını etkilemektedir. Bütün bu unsurların dikkate alınarak çalışan deneyimine ilişkin işletmelerin eylem planları hazırlamaları ve deneyimin haritasının çıkarılarak inşa edilmesi gerekmektedir.
Kaynak ve ayrıntılı okuma önerisi: Aşağıdaki eserl(er) konu ile ilgili kaynak ve bilgilendirmeyi artırmaya yöneliktir.
Sezgin, C., Erdem, J. ve Aksoy, E. D. Bildiklerinizi Unutun Çalışan Deneyimi 201. Deloiite Raporu-Mayıs 2020.
Maylett, T. ve Wride, M. (2017). The Exployee Experience. Wiley.
Baş, A. (2021). Çalışan Deneyimi ve Yeni İnsan Kaynakları Yönetimi. Ankara: Nobel.
İş Hayatında Başarının Anahtar Faktörü: Profesyonel Zekâ
Dr. Öğr. Üyesi Gözde MERT Nişantaşı Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi
İşletme Bölüm Başkanı & Gözde Araştırma Şirketi Kurucusu
“Eğitim, sizin iyi bir işe sahip olmanıza katkıda bulunur. İş sahibi olmak ise size, refah sağlar. İş hayatı sizin mantıksal zekâ (IQ), duygusal zekâ (EQ) ve özellikle profesyonel zekâya (PQ) sahip olmanızı zorunlu kılar.” Dr. Gözde MERT
Profesyonel zekâ (PQ) kavramı ilk olarak Prof. Dr.Hakan Yöney tarafından 2007 yılında ortaya konmuştur. Profesyonel zekâ; iş hayatında başarıya ulaşmayı sağlayan zihinsel becerilerin bütünü olarak ifade edilmektedir (Şekil 1).
Kaynak: Mert, 2017: 93.
Profesyonel zekâ; özyönetim, beyinsel esneklik, zihinsel durum, motivasyon, zihinselleştirme, farkındalık, insiyatif, yaratıcı beyin, pozitif etkileşim ve profesyonel ben olmak üzere toplam 10 bileşenden oluşmaktadır. İş görenlerin bu özellikleri, kurumun performansını ortaya koymaktadır. Profesyonel zekâ, geliştirilebilir ve artırılabilir bir yapıdadır. Kendisinden bekleneni veremeyen ve iş ortamını olumsuz etkileyen bir kişi, PQ bileşenlerini içeren bir eğitim programıyla önemli bir derecede performans ortaya koyabilir (Şekil 2).
Kaynak: Mert, 2017: 94.
Kişilerin PQ seviyesinin artırılması, örgütün toplam zekasını artırmaktadır. İşletmenin PQ artışı ise, verimliliğin artmasına, giderlerin düşmesine, müşteri ilişkilerinin gelişmesine, krizlerin kolay geçiştirilmesi gibi önemli gelişmelere neden olmaktadır.
Kaynak: Mert, 2017: 95.
PQ’nun geliştirilmesindeki amaç, iş hayatında iş görenlerden kaynaklanacak olumsuzlukları en aza indirmek, olumlu hususların devamını sağlamaktır (Şekil 3). PQ’nın diğer amaçları ise, iş görenin potansiyelini değerlendirmek, iş ortamını daha verimli, zevkli ve sağlıklı hale getirmektir.
Detaylı bilgiler için aşağıdaki kitapları okuyabilirsiniz.
Her hafta satın alma ve tedarik yöneticileri için önemli mali, vergisel veya finansal konulara dokunuyoruz. Bu haftaki yazıda, dövizle yapılan ticari işlemlerde hangi kurun baz alınması gerektiğiyle ilgili bilgiler vermek istiyorum. Bu konuda, muhasebe, operasyon ve satış birimleri arasında bazen iletişim eksikliği olabiliyor.
Yurtiçi ve yurtdışı firmalarla yapılan dövizli işlemlerde döviz kurları ve kayıtların, firmaların mali tablosuna zarar vermemesi ve vergisel riske neden olmaması adına dikkatle uygulanması gerekir.
Dövizli alım ve satımı bolca olan firmaların çokça ziyaret ettiği, istatistik ve verileri sağlıklı bir şekilde çektiği TCMB’nin bir internet sitesi bulunmaktadır. Verileri, çok sade ve güzel bir ara yüzle, doğru şekilde, bizlere sunan bu sitede tüm kurların günlük bazda, alış ve satışlarını bulabilirsiniz.
Aynı zamanda Maliye Bakanlığı her yıl, biri efektif diğeri de döviz alış olmak üzere iki kur ilan etmektedir. Peki nedir bu kavramlar? Gelin, kısaca inceleyelim;
Efektif alış kuru:
Efektif alış kurları, mükelleflerin nakit yabancı paraları için uygulanmaktadır.
Banka hesaplarında fiziki olarak tutulan yabancı paralar da efektif alış kuru ile değerlenmektedir.
Döviz alış kuru:
Döviz alış kurları ise nakit olmayan yabancı paralar için uygulanmaktadır.
Bu şekilde değerlenen yabancı paralara, yabancı para cinsinden düzenlenen mektuplar, senetler ve diğer kıymetli evraklar örnek gösterilebilir.
Genel olarak kur belirlemesindeki kıstaslar şu şekildedir;
Yurtiçi firmalardan yapacağınız dövize endeksli mal alımlarına istinaden düzenlenen sözleşmede döviz kurunun taraflarca belirlenmesi halinde, (avans olarak yapılan ödemeler de dahil) düzenlenecek satış faturalarında Türk lirası karşılığının gösterilmesi şartıyla, sözleşmede belirlenen döviz kuru üzerinden ilgili bedelin Türk lirasına çevrilerek defter kayıtlarına geçirilmesi,
Mal ithalatında, mal bedeli ile mal bedeli üzerinden Gümrük Makbuzu üzerinde hesaplanan Gümrük Vergisi ve KDV’nin hesaplanmasında 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 30. maddesinde belirtilen T.C. Merkez Bankası döviz satış kuru geçerli olacağından, mal bedeli ve söz konusu vergilerin T.C. Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden Türk lirasına çevrilerek defter kayıtlarına geçirilmesi gerekir.
KDV’de en önemli ihtilaf konularından biri olan kur farklarında KDV konusu da diğer önemli bir konudur. En son Maliye Kanun’u değiştirerek kur farklarının da KDV’ye tabi olduğunu Kanun’a işlettirmiştir.
Buna göre firmalardan yapacağınız dövize endeksli mal alımlarına istinaden taraflarca mal alım sözleşmesinde döviz kurunun belirlenmemiş olması ve satış faturasında mal bedelinin T.C. Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanması durumlarında, ödeme için taraflarca döviz kuru belirlenmediğinden düzenlenecek satış faturalarındaki bedelin T.C. Merkez Bankası döviz alış kuruüzerinden Türk Lirasına çevrilerek defter kayıtlarına geçirilmesi, ayrıca fatura düzenleme tarihinden, ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar lehinize oluşan kur farkları için şirketinizce satıcıya, aleyhinize oluşan kur farkları için ise satıcı tarafından adınıza fatura düzenlenerek, teslim veya hizmetin yapıldığı tarihte bu işlemler için geçerli olan oran üzerinden KDV hesaplanması gerekmektedir.
Son olarak dövizli kağıtlarda damga vergisi tarafına bakalım. 35 Seri No.lu Damga Vergisi Kanunu Tebliğinde, vergiye tabi kâğıdın yabancı para cinsinden düzenlenmesi halinde kâğıt üzerinde yer alan dövizin, kağıdın düzenlendiği tarihtekiC. Merkez Bankasınca tespit ve ilan olunan cari döviz satış kuruna göre bulunacak Türk Lirası karşılığı üzerinden damga vergisinin hesaplanacağı, damga vergisi miktarının “azami tutarı” aşıp aşmadığı hususunun buna göre dikkate alınacağı belirtilmiştir.
Ticari hayatımızın her alanında kendine yer bulan dövize nasıl muamele edilmesi gerektiğini ve buna bağlı olarak nasıl bir aksiyon alınması gerektiğini çok iyi kavramamız gerekmektedir.
Konu, sadece mali işler ve denetim elemanlarını değil, alım-satım yapan, sözleşme düzenleyen, yoğun bir şekilde dövizli işlem yapan operasyon ve saha ekiplerini de ilgilendirmektedir.
Anahtar Kelimeler; aşırı düşük teklif, açıklama, sınır değer, analiz formatı
İtirazen Şikayet Konusu; ihale üzerinde bırakılan istekli tarafından sunulan aşırı düşük teklif açıklamasının bazı gerekçelerle uygun olmadığı iddia edilmiştir.
Kamu İhale Kurulu Kararı Özeti; 08.07.2021 tarihli ve 2021/UY.II-1389 sayılı Kurul kararına göre; İdare tarafından teklifi sınır değerin altında kalan istekliye gönderilen aşırı düşük teklif sorgulama yazısı incelendiğinde, açıklama istenilen 65 adet iş kalemi, açıklama istenilen ve istenilmeyen analiz girdileri ile nakliye cetveline yer verildiği ancak açıklama istenilecek iş kalemlerine ilişkin analiz formatlarına yer verilmediği görülmüştür.
İdarece yaklaşık maliyet hesaplamasına dayanak teşkil eden belgeler incelendiğinde ise, açıklama istenilecek iş kalemlerine ilişkin analiz formatlarının düzenlendiği, söz konusu analiz formatları incelediğinde idarenin kamu kurum ve kuruluşlarına ait analiz formatlarını esas aldığı, ancak bazı analiz formatlarına yeni girdiler eklenilerek içeriğinin değiştirildiği yukarıda belirtildiği üzere aşırı düşük teklif sorgulama yazısı ekinde yer almayan analiz formatlarına isteklilere gönderilen ihale dokümanında da yer verilmediği görülmüştür.
Aşırı düşük teklif açıklamalarının sağlıklı şekilde yapılabilmesi ve bu açıklamanın mevzuata uygunluğunun incelenebilmesi için idarece aşırı düşük teklif sorgulamasının tam ve doğru yapılması önem arz etmektedir.
Kamu İhale Genel Tebliği’nin 45.1.4’üncü maddesinin son fıkrasından, yapım işi ihalelerinin aşırı düşük teklif açıklamalarında kullanılmak üzere, idarelerce açıklama istenilen iş kalemleri için analiz girdi ve miktarlarının yer aldığı analizlerin hazırlanarak ihale dokümanı kapsamında veya aşırı düşük teklif açıklama isteme yazısı ekinde verilmesi gerektiği, ancak başvuru konusu ihalede açıklama istenecek 65 adet iş kalemi için mevzuata uygun hazırlanacak analizlere ihale dokümanı kapsamında ya da isteklilere gönderilen aşırı düşük teklif açıklama isteme yazısı ekinde herhangi bir analiz formatına yer verilmediği tespit edilmiştir.
İdare tarafından açıklama istenilen analiz girdileri listesi ve açıklama istenilmeyen analiz girdileri listesinin oluşturulduğu, ancak açıklaması istenilen 65 adet iş kaleminin analiz formatının aşırı düşük teklif açıklama isteme yazısı ekinde yer almadığı, bu durumda söz konusu iş kalemlerine ilişkin analizler olmadığından isteklilerce sunulan açıklamaların uygunluk denetimlerinin gerçekleştirilemeyeceği, idarece açıklaması istenilen iş kalemlerinin temel girdilerine (malzeme, makine, işçilik, diğer) kadar ayrıştırılmış şekilde analiz girdi cinsi ve miktarlarına yer verilmek suretiyle ve Tebliğ’in 45’inci maddesinde yer alan açıklamalara uygun şekilde analizlerin hazırlanarak yeniden aşırı düşük teklif sorgulaması yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Eş Yazar: Sinan Özesen
Sinan ÖZESEN, Özel sektörde çalışmasının ardından kamuda 2013 yılında Sosyal Güvenlik Kurumu’nda inşaat mühendisi olarak çalışmaya başlamış, 2014 yılından beri Kamu İhale Kurumu’nda kamu ihale uzmanı olarak çalışmaktadır. Kamu ihale mevzuatı eğitimi vermektedir. Kamu İhale Dünyası dergisinde yayımlanmış makaleleri bulunmaktadır.
İmalat ve hizmet sektöründeki işletmelerden farklı olarak ticaret sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin tedarik zincirlerine bakışı büyük oranda farklılaşmaktadır. Ticaret işletmelerinde satınalma/tedarik faaliyetleri üretimi desteklemek (buy to manufacture) amacıyla yapılmamaktadır. E-ticaret faaliyeti yürütüldüğünü de varsayarsak işletmenin tedarik zinciri yönetiminden beklentisi üretim işletmelerinin beklentilerine göre çok tabii olarak değişecektir.
E-ticaret işletmeleri satmak için satınalma (buy to sell) amacıyla ürün satın alımı yaparak ilgili satınalma kategorisinde hem karlılık amaçlamakta hem de tüketici ve endüstriyel alıcıların istek ve ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Bu ihtiyaçların yani alınan siparişlerin işlenmesi noktasında teknolojinin de getirdiği bazı imkanların kullanılarak verimlilik artışı sağlanması mümkündür. Klasik fiziksel satış mağazaları veya noktaları kanalıyla satışı yönlendiren işletmeler, internet mağazası, mobil kanalı ve çağrı merkezi kanallarını da eklediklerinde her bir kanal için ayrı bir sipariş işleme stratejisi yerine omni-kanal (omni-channel) sipariş işleme stratejisi olarak tanımlayabileceğimiz stratejiyi uygulayabilirler.
Fiziksel mağazacılığa ilave olarak çok kanal üzerinden faaliyet gösteren işletmeler, lojistik ve tedarik zinciri yönetimi süreçlerini, her bir kanal için siparişleri ayrı ayrı yerine getirmek yerine tümünü entegre etme (çok kanallı sipariş karşılama) yoluna gidebilmekteler.
Omni-kanal sipariş işleme olarak belirtebileceğimiz bu strateji ile pazarlama literatüründe sıkça vurgulanan omni kanal pazarlama stratejileri ile karıştırılmamalıdır. Pazarlama, müşteriye farklı kanallardan erişim yollarını araştırırken, tedarik zincirinde omni-kanal sipariş işleme stratejileri ürünün zincirin ve stok noktalarının hangi aşamasında hazırlandığı ve teslimatının şekli ile ilgilenmektedir. Bu ancak şirket genelinde tüm kanallar boyunca envanterin tek ve bütün bir şekilde görünümünün (single view of inventory) mümkün kılınmasına bağlı olmaktadır.
E-Ticaret Tedarik Zinciri ve Omni-Kanal Sipariş İşleme konusunda detaylı bilgi için akademik araştırmamıza katılabilir ve 3 aylık Buyer Network öğrenme merkezi üyeliği ile E-Ticaret Sektör Raporunu 2020-2021 indirebilirsiniz.
Omni-kanal sipariş işleme stratejilerini aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz:
OMNİ-KANAL SİPARİŞ İŞLEME
İnternetten Satın Al, Mağazadan Teslim Al Stratejisi:
Müşterilerimiz internet üzerinden verdikleri siparişleri, satış mağazamızdan teslim alabilirler. Sipariş mağaza içinde, mağaza stoğu kullanılarak hazırlanır.
İnternetten Satın Al, Mağazaya Teslim için Gönder Stratejisi:
Müşterilerimiz internet üzerinden verdikleri siparişleri, satış mağazamızdan hazır bir şekilde teslim alabilirler. Sipariş depo veya dağıtım merkezimizde hazırlanır. Müşterinin teslimatı alması için mağazaya için hazır bir şekilde gönderilir.
İnternetten Satın Al, Mağazadan Eve Teslim Stratejisi:
Müşterilerimizin internet üzerinden verdikleri siparişleri, müşteriye yakın mağazamızda hazırlanıp müşteriye teslim edilmektedir.
Omni-Kanal Dağıtım Merkezi Stratejisi:
Dağıtım merkezimiz hem mağazalarımıza ürün gönderimi yaparak mağaza stoklarımızı besler hem de doğrudan müşteri siparişlerini karşılar.
Omni-Kanal Stoksuz Satış Stratejisi:
Müşteri siparişleri stoksuz satış (drop shipping) stratejisi ile karşılanmaktadır. Ayrıca, tedarikçi stok bilgisinin alınamaması veya tedarikçinin elinde stok bulunmaması durumuna karşı bir miktar stok dağıtım merkezimizde ve mağazalarımızda bulundurulur ve siparişler karşılanır.
İnternetten Satın Al, Mağazaya İade Et Stratejisi:
Müşterilerimiz internet üzerinden verdikleri siparişleri mağazamıza teslim edebilirler. Mağaza ürünü yeniden mağaza içinde satışa sunabilir veya dağıtım merkezine gönderebilir.
İnternetten Satın Al, Teslimat Noktasından Teslim Al Stratejisi:
Müşterilerimiz internet üzerinden verdikleri siparişlerini belirlemiş oldukları uygun teslimat noktasından (üçüncü parti mağaza, teslimat dolapları vb.) teslim alabilirler.
E-Ticaret Tedarik Zinciri süreçlerine önümüzdeki yazılarda devam edeceğiz,
İşçilere verilen mazeret izinleri daha önce ücretsiz iken, 4 Nisan 2015 tarihli ve 6645 sayılı yasada yapılan değişiklik sonucunda, 4857 sayılı İş Kanunu’nun Ek-2’nci maddesi ile ücretli hale getirilmiştir. Buna göre, işçiye; evlenmesi veya evlat edinmesi ya da ana veya babasının, eşinin, kardeşinin, çocuğunun ölümü hâlinde üç gün, eşinin doğum yapması hâlinde ise beş gün ücretli mazeret izni, verilir. Ayrıca, işçilerin en az yüzde yetmiş oranında engelli veya süreğen hastalığı olan çocuğunun tedavisinde, hastalık raporuna dayalı olarak ve çalışan ebeveynden sadece biri tarafından kullanılması kaydıyla, bir yıl içinde toptan veya bölümler hâlinde on güne kadar ücretli izin verilir.
4857 sayılı Kanunda ücretli hale getirilen mazeret izinleri iş günü olarak değil, gün olarak düzenlendiğinden hafta ve genel tatil günleri ile çakışması halinde, tatil günleri mazeret izin günlerinden düşülmez. Örneğin, cuma günü eşi vefat eden işçiye verilen üç günlük mazeret izninin bir gününün tatil gününe (pazar) rastlaması durumunda, hafta tatili günü mazeret izin gününü uzatmaz. Mazeret izin süresi pazartesi günü sona erer.
Diğer taraftan, mazeret izinleri olaya bağlı bir hak olup, kural olarak doğduğu anda kullanılması gerekir. Nitekim Yargıtay’a göre, “Mazeret izinleri kural olarak doğduğu anda kullanılması gerekir. Kullanılmadığı taktirde yıllık ücretli izin gibi ücrete dönüşmez. Kaldı ki dosyada davacının açıkça bu izni kullanmayacağına dair beyanı mevcut olup nikah izin ücreti talebinin reddi yerine kabulü hatalıdır” denilmek suretiyle ücretli mazeret izinlerinin kullanılmadıkları taktirde yıllık ücretli izne dönüşmeyeceğine de hükmetmiştir[1].
Ayrıca, 4857 sayılı İş Kanunu’nda açıklık olmamakla birlikte, yıllık izin süresine rastlayan evlenme, ölüm, doğum, doğal afetler, seminer ve diğer nedenlerle işçiye verilmesi gereken diğer izinler de yıllık ücretli izin günlerinden sayılmamalıdır. Bu izinlerin ücretli ya da ücretsiz olmasının bir önemi de yoktur[2].
Sonuç olarak, 4857 sayılı Kanun’un Ek 2’nci maddesinde ücretli mazeret izinleri, iş günü olarak değil, gün olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle işçiye; evlenmesi veya evlat edinmesi ya da ana veya babasının, eşinin, kardeşinin, çocuğunun ölümü hâlinde üç gün, eşinin doğum yapması hâlinde ise beş gün ücretli mazeret izni verilir. Ücretli mazeret izinlerinin hafta ve genel tatil günlerine rastlaması halinde, tatil günleri mazeret izin günlerinden düşülmez. Ayrıca mazeret izin günleri kural olarak doğduğu anda kullanılması gerekir.
Dövizin fiyatlaması piyasa dinamiklerine ve beklentilerine göre göre şekillenir. Bu dinamikler arasında;
Ülkemiz riskinin ne olduğu,
TCMB’nin net kullanılabilir döviz rezervleri
Ödemeler dengesi, dış borç stoklarımız
İthalat ve ihracat rakamları, dış ticaret açığımız
TCMB’nin uyguladığı para politikası ve faizler. Dövizin ve Türk Lirası’nın fiyatını etkileyen faktörler
Ülkemizdeki enflasyon rakamları
faktörlerini saymamız mümkündür.
Ülkemizdeki dövizin fiyatları yukarıdaki etkenler çerçevesinde kendisine yön bulmaktadır. En azından dövizin fiyatlarındaki artış seyri enflasyon oranından aşağı olmayacak şeklinde artış göstermesi piyasanın dengelenmesi açısından önemlidir.
DÖVİZİN FİYATLAMASININ İTHALAT VE İHRACAT RAKAMLARINA ETKİSİ
Kuşkusuz ki devlet teşviklerinin yanında, ihraç mallarının üretiminin maliyetleri çok önemlidir. Üretimin maliyetinden daha düşük bir fiyatla malların yurt dışına satılamayacağı aşikardır. Üretici – ihracatçı firmalar üretim maliyeti ile başa baş gelecek bir fiyatlama ile ürünlerini yurt dışına satmaya çalışıp, dövizdeki yükselişinden elde edeceği kur farkı gelirleri ile yetineceği de olabildiği zamanlar olabilmektedir. İhracatçı istese de arzu ettiği yüksek fiyatlama ile ürününü yurt dışına satma olanağı bulamaz zira global piyasalarda fiyata ve alternatif ürüne erişmek oldukça kolaydır. Yüksek fiyatta malını satmayı arzu eden ihracatçının Pazar kaybına uğrayacağı ve ürününün elinde kalacağı tartışılmaz.
Yukarıdaki iki grafiğe göz atıldığında, her iki grafiğin birbirini teyid ettiği görülmektedir. Haziran 2021 ayında üretim maliyetleri % 42.89 artmış Bu rakamlar TÜİK’e ait olup TCMB sayfasından alınmış verileridir. Piyasanın rakamları öyle mi acaba? Üreticiler maliyetlerini en azından bu listedeki rakamlara göre şekillendirdiklerinde maliyetleri ortalama % 42.89 arttığına göre, yurt dışına verilecek ihracat fiyatlaması da o kadar artacak demektir. İmalatçı – ihracatçı ihraç ürünlerine % 42.89 maliyet zammını koyduğu taktirde, ihracatçımızın yurt dışına malını satamayacağı kesindir. Enflasyonist ülkede maliyetler bire bir ürün maliyetlerine yansıtıldığında pazar kaybolur, bu malı almak isteyen ithalatçı alternatif ürünlere yönelir. Global piyasalarda ürün fiyatlamasına ulaşmak hiç de zor değil.
Bunun yerine üretici ihracatçılar üretim maliyetlerini kendileri sübvanse ederek, aynı süre zarfında döviz kurlarındaki artışından para kazanma yoluna giderler. Tabii buradaki önemli husus; kurların normal seyrinde artış göstermesi ve kur artışının ihracatçıyı üzmemesi. Kurların artışının bir garantisi olmadığı gibi artış gösteren kurların yerinde kalmayacağı da ihracatçının riskleri arasında yer almaktadır. İhracatçıların kur dalgalanmalarına karşı kendilerini korumaları (hedging) tavsiye edebileceğim en güzel bir yoldur.
Kurların normal seyrinde hareket etmesi halinde piyasa dengeleri kendiliğinden oluşur, ihracatçı bu koşullarda fiyatlaması yapar, ithalat ise belli bir dengede kalır.
İmalatçı – ihracatçı firma üretim maliyetlerinin altında yurt dışına fiyatlama yapıp da, dövizin yükselmesinden bir medet beklemesi halinde, kurların yükselmesi ihracatçı bir nebze olsun kurtarır. Ama kurlar iki ileri – bir geri hareketlerle oynaklık içerisinde olması halinde ihracatçının;
Zor duruma düşeceği,
İhracatında süreklilik olmayacağı, olsa da ihracat rakamlarının azalacağı,
Bilançosunda beklenmedik zararlar olacağı,
Üretimini, ihracatını azaltıp, istihdamı da olumsuz yönde etkileyecek
Azalan ihracat ülkemiz döviz girdisini olumsuz etkileyecek,
Kazanamayan veya ihracat yapamayan ihracatçı devletimize daha az vergi ödeyecek, hem firma hem de ülke olarak kaybeden taraf olacağız.
Kasım 2020 ile Temmuz 2021 ayları arasındaki dolar grafiğini sizlerle paylaşmak istedim. Umutlarını dövizdeki kur artışına bağlayan imalatçı – ihracatçı firma, hele hele malını vadeli satmış ise tam bir hüsran yaşayacaktır. Kasım 2020 tarihinde Dolar Türk Lirası fiyatlaması C/8.5100 iken tam 9 ay sonra Dolar Türk Lirası fiyatlaması C/8.5500 civarındadır.
Dövizin neden bir arpa boyu yol kat edemediğini gayet iyi biliyorum. Nedenlerini bu yazımda ele almayacağım. Ancak dövizin yukarıdaki grafikte seyrettiği üzere bir ileri – iki geri oynaklık göstermesi ihracatçının canını yakacağı gibi burada asıl göbek atması, sevinçten ağızları adeta fiyonk olması gereken kişilerin ithalatçılar olduğunu söylemekten üzüntü duymaktayım. İthalatçı adeta 9 aylık süre zarfında aynı kurdan ithalat yapmaya devam etmektedir.
İHRACATIMIZ VAR AMA YA İTHALATIMIZ?
İşte dış ticaret rakamlarımız…
İhracatımız var ama ithalatımız daha fazla var. İthalatın daha fazla, ihracatın daha az olmasının nedenlerinin oldukça fazla olduğu gerçeğinin yanında, ihracatçıyı can elinden vuran önemli etken de ülkemizde belli bir enflasyon, üretim maliyetleri olmasına karşın, döviz kurların yaklaşık 9 aydır yerinde sayması, umutlarını döviz kurlarının enflasyon oranında yükselmesine bağlayan ihracatçılar için bir darbe, ithalatçılar için ise bir fırsattır.