Satınalmada Yüksek Hedefler

Satınalma Yüksek Lisans
satınalma yüksek lisans

“Satınalmada Yüksek Hedefler”

TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI
ÖRGÜN – TEZLİ ve İKİNCİ ÖĞRETİM TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI
Yüksek Lisans Yüksek Hedefler

BAŞVURU TARİHLERİ 12-16 Ocak 2026

MÜLAKAT TARİHLERİ 22-23 Ocak 2026

Tezli ve tezsiz seçiminizi kitapçığı okuduktan sonra veriniz.

Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Mülakatlarında Ne Sorulur?

Satınalma Yüksek Lisans
Satınalma Yüksek Lisans

 

Merhaba,

Satınalma ve Tedarik Zinciri Departmanlarının 20 yıldır en beğendiği program olduk. Programımıza göstermiş olduğunuz ilgi için teşekkür ederiz.
İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tedarik Zinciri Yönetimi Tezli ve Tezsiz Yüksek Lisans Programlarımızda sizleri aramızda görmek isteriz.

Program hakkında kısa bilgilendirme yazımızı paylaşıyorum.
Sağlıklı günler dilerim.  Saygılarımla.

 Prof. Dr. Murat ERDAL – Program Koordinatörü merdal@istanbul.edu.tr 

ÖĞRENCİ PROFİLİ
Program Güz ve Bahar dönemlerinde öğrenci almaktadır.
Farklı sektörlerden 70’e yakın çalışan bulunmaktadır.
Kuvvetli bir network sizi beklemektedir.
YER:
BEYAZIT ANA KAMPÜS (Siyasal Bilgiler Fakültesi Derslikleri)
Marmaray (Vezneciler İstasyonu), Tramvay (Beyazıt).

DEVAM DURUMU: Derslere katılım hususunda %70 devam zorunluluğu bulunmaktadır. Öğrenci portföyümüz, farklı sektörlerden sizler gibi yöneticilerden oluştuğu için, ders gününe denk gelen yurt içi – dışı vb. iş seyahatleri ya da farklı yoğunluklar olduğunda, dersini aldığınız hocalarımıza bilgi vererek mazeret bildirilebiliyor. Ancak bu noktada inisiyatif tamamen hocalarımıza aittir. Yönetmelikte belirtilen, yüksek lisans öğrencilerinin maksimum % 30 devamsızlık hakkı olduğuna dairdir.

DERS PROGRAMI:

BAHAR DÖNEMİ DERSLERİ

  • SATINALMA VE TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ İLKELERİ
  • TEDARİK ZİNCİRİ STRATEJİLERİ
  • KÜRESEL PAZARLAMA
  • VERİ ANALİZİ VE KANTİTATİF KARAR ALMA TEKNİKLERİ
  • PERAKENDE YÖNETİMİ
  • MÜZAKERE TEKNİKLERİ

GÜZ DÖNEMİ DERSLERİ

  • LOJİSTİK YÖNETİMİ
  • TEDARİK ZİNCİRİNDE PERFORMANS YÖNETİMİ
  • TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİNDE MODELLEME
  • PROJE YÖNETİMİ
  • SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ve İŞ ETİĞİ
  • PAZARLAMA YÖNETİMİ
  • SÖZLEŞME HUKUKU
  • BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ VE YAYIN ETİĞİ

AKADEMİK KADRO:
Yüksek lisans programımız, dersler ve akademik kadro ile ilgili tüm bilgi bu sitede. https://tedarikzinciri.org

İnceleyiniz.  

BAŞVURU TARİHLERİNİ KAÇIRMAYIN

İ.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü https://sosyalbilimler.istanbul.edu.tr/tr/_   resmi web sitesi duyurular kısmında ve aşağıdaki platformlar ile bu platformların sosyal medya hesaplarında başvuru duyuruları yayınlanmaktadır.

https://tedarikzinciri.org/

https://satinalmadergisi.com/

https://www.muraterdal.com/

ÜCRETLENDİRME:  Kayıt aşamasında güncel ödeme bilgisi verilecektir.    

MÜLAKAT ÖNCESİ HAZIRLIK:  

  • Yüksek Lisans Mülakatlarında Ne Sorulur? Başlıklı rehberimizi inceleyiniz.
  • Makale Listesi (Prof. Dr. Murat ERDAL) ektedir. Okuma yapabilirsiniz.
  • TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ DERSLERİNİ
    WEB ÜZERİNDEN İNCELEYEBİLİRSİNİZ.
    14 hafta ders içerikleri her sene güncellenmektedir.

Okuma yapabilirsiniz. https://www.muraterdal.com/courses/satinalma-ve-tedarik-zinciri-yonetimi-ilkeleri/ 

  • SATINALMA DERGİSİ – 14. Yıl

Şirket olarak tüm dergi arşivine (156 sayı), araştırma raporlarına ve
bir yıl boyunca 12 sayıya dijital erişim sağlayın. Dijital şirketi aboneliği için https://satinalmadergisi.com/dijital-islem-merkezi/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

KİTAPLAR:

  • Erdal, M., Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi, 4. Baskı, Beta Yayınevi.
  • Erdal, M. (Editör), Tasarımdan Süreç İyileştirmeye Tedarik Zinciri Yönetimi Başarı Hikayeleri, BETA Basım, İstanbul.
  • Erdal, M. (Editör), Konteyner Deniz ve Liman İşletmeciliği, 2. Baskı, BETA Basım, İstanbul.
  • Erdal, M., Ünal, A., Lojistik Merkez Yönetimi, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yayını, İstanbul.
  • Erdal, M. Saygılı, M., Global Logistics, UTİKAD Yayını, İstanbul.
  • Erdal, M. ve Çancı, M., Lojistik Yönetimi, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yayını, 4. Baskı, İstanbul.
  • Erdal, M. ve Çancı, M., Uluslararası Taşımacılık Yönetimi, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yayını, 4. Baskı, İstanbul.
  • Trakya Lojistik Master Planı, Trakya Kalkınma Ajansı, 2012.
  • Erdal, M., Görçün, Ö., Saygılı M., Depo Yönetimi, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yayını.
  • Erdal, M., Güvenler A., Sandalcı, K., Uluslararası Demiryolu Eşya Taşımacılığı, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yayını, İstanbul.
  • Erdal, M., Görçün Ö. F., Görçün Ö., Saygılı, M., Entegre Lojistik Yönetimi, BETA Basım.
  • Erdal, M., Teknoloji Yönetimi, 2. Baskı, Türkmen Kitabevi, İstanbul,
  • Erdal, M., Saygılı, M., Lojistik İşletmelerinde Yönetim-Organizasyon ve Filo Yönetimi, UTİKAD Yayını, Mataş Matbaası, İstanbul.
  • Erdal, M., Alkan, M., Lojistik ve Dış Ticaret Sözlüğü, UTİKAD Yayını, 2. Baskı, İstanbul.

Anahtar Sözcükler:

Yüksek Lisans, Lisansüstü, Program, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü,  tedarik zinciri yönetimi, eğitim, Satın alma, satınalma, tedarik, lojistik, üretim, planlama, karar alma, modelleme,  Depo, depolama, depo yönetimi, katma değer, rekabet, maliyet, harcama analizi, tasarruf, değer, Satın alma Dergisi, B2B,  değer zinciri, purchasing, procurement, supply, supply chain, supply chain management, Kurumsal Pazar, Analitik, CRM, e-iş, e-ticaret, inovasyon, innovation, sürdürülebilirlik, yapay zeka, modelleme, AI, satın alma yüksek lisans


ŞİRKET EĞİTİMLERİ

-> Şirket Eğitimleriniz için Doğru Teklif Alın -> egitim@satinalmadergisi.com

-> Eğitim Kataloğunu İndirebilirsiniz ->   https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

Kurumsal Dayanıklılık İçin İş Sürekliliği Yönetimi

Kurumsal Dayanıklılık İçin İş Sürekliliği Yönetimi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Kurumsal Dayanıklılık İçin İş Sürekliliği Yönetimi

Altay ONUR,
Makine Y. Müh. / BVL Chapter Türkiye
altay.onur@gmail.com

Giriş

Kurumsal Dayanıklılık İçin İş Sürekliliği Yönetimi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemISO 22301 standardı kurumsal kriz yönetiminde iş sürekliliğini sağlamak ve kesintilere karşı dayanıklılığı artırmak için uluslararası kabul görmüş en kapsamlı standartlardan biridir. Bu standart, kuruluşların beklenmedik kesintilere karşı hazırlıklı olmasını sağlamak amacıyla, kritik operasyonel fonksiyonlarını ve süreçlerini etkileyecek olaylara karşı istikrarı korumayı ve bu kritik faaliyetlerin sürdürülmesi için bir dizi çalışmayı gerektiren sistematik bir yaklaşım sunmaktadır.

ISO 22301’in Önemi

“Bir kuruluşun, bir kesinti sırasında önceden tanımlanmış kapasitede kabul edilebilir zaman çerçeveleri içinde ürün ve hizmetlerin sağlanmasına devam etme kabiliyeti” olarak tanımlanan iş sürekliliği ile ilgili standart; halen 2019 yayını olarak ISO 22301 “Güvenlik ve dayanıklılık – İş sürekliliği yönetim sistemleri – Gereklilikler” adı altında yürürlüktedir.

İş Sürekliliği Yönetim Sistemi (İSYS) standardı, kuruluşlarda olası kesintilere neden olabilecek istenmeyen olayları tanımlama, bunlara karşılık verme ve oluşabilecek riskleri analizi etme,  değerlendirme ve yönetme imkânı sağlamakta ve tüm yönetim sistemi standartları için ortak bir temel ve kılavuz görevi gören, PUKÖ çevrimine uygun 10 maddelik Yüksek Seviyeli Yapı (HLS: High-Level Structure) içeriğine sahiptir.

Pukö Döngüsü

ISO 22301 standardı, kuruluşların dayanıklılığını artırarak kesintilerden kaynaklanabilecek ürün ya da hizmet sunumlarındaki aksamaların/arızaların önüne geçerek, hızlıca toparlanmasını sağlamakta ve itibar kaybını önlemede önemli bir rol oynamaktadır. Risk yönetimi açısından proaktif yaklaşımlar geliştirerek, olay yönetimi, acil durum yönetimi, kriz ve afet yönetimi, iş etki analizleri (BIA), iş sürekliliği planları gibi bir dizi bileşen ile kritik fonksiyonların korunmasına odaklanmaktadır.

İş Sürekliliği Program Yönetimi

İş sürekliliği yönetiminin gerçekleşmesi için gereken İş Sürekliliği Program Yönetimi döngüsü, kuruluşun sürekli yönetim ve yönetişimini sağlamak amacıyla tasarlanmış altı aşamalı bir yaşam döngüsüdür.

İş Sürekliliği Program Yönetimi, üst yönetim tarafından desteklenen ve belirlenmiş amaçların gerçekleştirilmesini sağlamak ve sürdürmek için kaynak tahsis edilen, sürekli bir yönetim prosesidir. Sürekli iyileştirme prensibine dayanan bu döngü İSY’nin kuruluş kültürüne yerleştirilmesi sürecini temsil eder ve aşağıdaki elementlerden oluşmaktadır.

Aşama Başlık Açıklama ve Ana Faaliyetler
1. İSY Program Yönetimi Bu aşama, döngünün yönetimi ve amaçlarının belirlenmesini kapsar. İSY kapsamının ve politikasının belirlenmesi, organizasyonun hayata geçirilmesi ve ilgili tarafların (sözleşmeler) belirlenmesi bu programın elemanlarıdır.
2. Kuruluşu Anlamak Kuruluşun varlığını sürdürebilmesi için gerekli olan ürün/hizmetleri ve bunları gerçekleştiren süreçleri belirleme aşamasıdır. Kritik süreçleri belirlemek (İş Etki Analizi – BIA) ve Risk Analizi temel faaliyetlerdir.
3. İSY Stratejisinin Belirlenmesi Kritik süreçler ve riskleri değerlendirildikten sonra, iş öncelikleri ve İş Sürekliliğinin amaçları dikkate alınarak koruma ve kurtarma stratejileri oluşturulur. Bu stratejiler potansiyel iş kesintilerini göz önünde bulundurarak ve yönetim tarafından onaylanmış kurtarma stratejileri doğrultusunda gerekli planları hazırlamaya temel oluşturur.
4. İSY Tepkisi/Müdahalesi geliştirmek ve uygulamak İş sürekliliği yönetiminin uygulanmasını ve gerekli planların geliştirilmesini içerir. Bu aşamada, İş Sürekliliği Planlarının (BCP) ve prosedürlerinin geliştirilmesi ve uygulanması yer alır. Bu planlar, kriz yönetimi planı, acil durum planı/tahliye, yeniden devreye alma planı (DRP) ve normalleşme planı (restarasyon) vb uygulamalardır.
5. Tatbikatlar, testler ve gözden geçirme Hazırlanan planların gerçekçi bir ortamda çalıştığını doğrulamak ve eksiklikleri tespit etmek amacıyla denetim ve tatbikatların yapılması, iyileştirmenin gerçekleştirilmesi gerekir. Tatbikat ve test sonuçları ile denetim bulgularının analizi ve sürekli iyileştirme döngüsü ile üst yönetimin gözden geçirmesini içerir.
6. İSY’nin kuruluş kültürüne yerleştirilmesi Bu aşama, İş Sürekliliği Yönetimi faaliyetlerinin eğitim, tatbikat, denetim ve gözden geçirme faaliyetleri ile desteklenerek gerçekleştirilmesi ve sürdürülmesini sağlar. Farkındalık oluşturma, bilgi ve yetkinlik kazandırma temel faaliyetlerdir.

 

Bu döngü, sürekli olarak tekrarlanan ve her aşamanın bir sonraki aşamaya girdi sağladığı dinamik bir yönetim sistemini temsil eder. Tıpkı bir kalp grafiği (kardiyografi) gibi, İş Sürekliliği Yönetimi döngüsü de normal işletme durumundan bir kesinti olayına (kriz) düşüşü, ardından kurtarma planlarının (BCP) devreye girmesiyle minimum iş sürekliliği düzeyine ulaşmayı ve son olarak normale dönüşü (restorasyon) gösteren bir sürecin yönetimini hedefler.

Iş Sürekliliği Döngüsü

İSYS’nin Kuruluşlara Sağladığı Faydalar ve Üstünlükler

  • Risk yönetimi: Potansiyel tehditleri önceden belirleyerek etkiyi minimize eder ve kaynakları optimize eder.
  • Operasyonel dayanıklılık: Herhangi bir kesintiye neden olacak olay durumunda kritik süreçleri tekrar toparlayarak sürdürmeyi sağlar, rekabet gücünü artırır.
  • Paydaş güvenilirliği: Bu tür yönetim sistemi müşteriler ve yasal düzenleyiciler nezdinde ulusal ve uluslararası alanda güven oluşturur, uyum gösterir.
  • Güçlendirilmiş tedarik zinciri yapısı: Kritik malzeme ve hizmetlerin tedariğinde kesinti süreleri kısaltılarak tedarikçi riskleri minimize edilir ve tedarik zinciri güçlendirilerek aksamaların önüne geçilir.

İş Sürekliliğine Hazırlıksız Kuruluşların Riskleri

FEMA (Federal Emergency Management Agency) raporlarına göre iş sürekliliği planı olmayan şirketlerin karşılaştıkları kesintilerde veri kaybı, finansal zarar ve itibar kaybı yaşadıkları, büyük kesintilerden sonra %90 oranında kuruluşun bir yıl içinde iflas ettikleri belirlenmiştir. Örnek olarak, tedarik zinciri kesintilerinde inşaat firmaları proje gecikmeleri ve maliyet artışlarıyla karşı karşıya kalmış, lojistik şirketleri ise doğal afet ve fırtınalarda iletişim kopukluğu nedeniyle müşteri kaybı yaşamışlardır.

NIS2 ve DORA Düzenlemeleri ve İş Sürekliliği İlişkisi

NIS2 (Network and Information Security 2) ve DORA (Digital Operational Resilience Act), Avrupa Birliği’nde siber güvenlik ve dijital operasyonel dayanıklılık alanlarında önemli düzenlemelerdir. Her ikisi de kuruluşların siber tehditlere ve operasyonel kesintilere karşı daha hazırlıklı olmalarını sağlamayı amaçlamakta, dolayısıyla güvenlik ve iş sürekliliği açısından bir dizi önlemler almayı gerektirmektedir.

DORA, Avrupa Birliği tarafından 2022 yılında kabul edilen bir düzenlemeyle, finansal sektörde dijital operasyonel dayanıklılığı sağlamaya yönelik bir çerçeve sunmaktadır. Finans sektörü başta olmak üzere, kuruluşların iş sürekliliği planlarını test etmelerini ve bu planların etkinliğine dair kanıt sunmalarını zorunlu kılarak ICT (Information and Communications Technology) dayanıklığını hedeflemektedir.

NIS2 direktifi ise Avrupa Birliği’nin siber güvenlik alanındaki düzenlemelerinden birisi olup kritik altyapılarda siber risk yönetimi, iş sürekliliği ve tedarikçi denetiminin yanı sıra bilgi güvenliği ve ağ güvenliği konusunda daha sıkı tedbirler alınmasını gerektirmektedir.

Tüm bu düzenlemeler, iş sürekliliğini sağlamak ve dijital operasyonlardaki aksamalardan kaynaklanabilecek zararları en aza indirmek için kritik öneme sahip olup her iki uygulama ISO 22301’i tamamlayıcı bir unsur olarak görmektedir.

Sonuç

DORA ve NIS2, Avrupa’daki yasal düzenlemeler olup belirli sektörlerdeki kurum ve kuruluşları uyumlu hale getirmeyi hedeflerken, ISO 22301 İş Sürekliliği Yönetim Sistemi standardı ise kuruluşların bu yasal gereksinimleri yerine getirmelerinde yardımcı olacak gereksinimleri tanımlamakta ve akredite belgelendirme kuruluşları tarafından kuruluşların sertifikalandırılması sağlanmaktadır.

Kurumsal Dayanıklılık İçin İş Sürekliliği Yönetimi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemTüm bu hususlar dikkate alındığında finansal ve kritik alt yapıları işleten sektörlerde faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların, operasyonel ve siber risklerle başa çıkabilmek için kapsamlı bir yaklaşım benimsemeleri gerektiği görülmektedir. Bu tür entegre uygulamaları ve yönetim sistemlerini bünyelerinde kurarak işleten ve sürekli iyileştiren organizasyonlar; paydaşlarına, müşterilerine ve düzenleyici makamlara karşı güvenilirlik ve güven sağlayacaklardır.

Altay ONUR,
Makine Y. Müh. / BVL Chapter Türkiye
altay.onur@gmail.com

Kaynakça:

  1. TS EN ISO 22301:2019 Güvenlik ve dayanıklılık – İş sürekliliği yönetim sistemleri – Gereklilikler
  2. https://www.cm-alliance.com/
  3. https://www.neumetric.com/journal/iso-22301-risk-assessment-framework-2979/
  4. https://www.qmii.com/case-studies-of-successful-iso-22301-implementation/
  5. https://www.dataguard.com/nis2/requirements/
  6. https://invenioit.com/continuity/4-real-life-business-continuity-examples/
  7. https://www.thebci.org/news/solving-the-top-5-iso-22301-challenges-with-ai.html

Anti-Damping Kararı Yerli Çeliğe Can Suyu Olacak

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Ve Yeşil Satınalma Eğitimi Hbaer Anti Damping Kararı Yerli çeliğe Can Suyu Olacak

Anti-Damping Kararı Yerli Çeliğe Can Suyu Olacak

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Ve Yeşil Satınalma Eğitimi Hbaer Anti Damping Kararı Yerli çeliğe Can Suyu OlacakYurt dışı menşeli dampingli ürünler karşısında uzun süredir varoluş mücadelesi veren paslanmaz çelik sektörü temsilcileri tarafından yapılan anti-damping başvurusu sonucunda ilk adım atıldı. Türk sanayi sektörünü üretim yapamaz hale getiren dampingli ürünlere karşı, Ticaret Bakanlığınca kesin önlem uygulamasına karar verilerek yüzde 3,95 oranında anti-damping vergisi getirildi. Resmi Gazete’de yayımlanan karara yönelik açıklama yapan Kibar Holding CEO’su Haluk Kayabaşı, “Yerli üreticiye daha adil bir rekabet ortamı sağlayacak olan bu kararı, sektörü büyük kayıplar vermekten kurtaracak uygulamaların ilk adımı olarak görüyoruz ve devamının geleceğine inanıyoruz ” dedi.

Demir-çelik sektörü temsilcilerinin, artan ithalat baskısına karşı anti-damping uygulaması kapsamında gerçekleştirdiği başvuru karara bağlandı. Ticaret Bakanlığı, Çin’den ve farklı Uzak Doğu ülkelerinden ithal edilen düşük fiyatlı ve kalitesiz ürünlerin iç piyasada haksız rekabet yarattığına yönelik başvuruyu haklı bularak, ithalatta yüzde 3,95 oranında anti-damping vergisi uygulanmasına karar verdi. İthalatta haksız rekabetin önlenmesine ilişkin yayımlanan karar, yeni dönemde demir-çelik sektöründe eşit şartlarda rekabetin önünü açarak, Türkiye ekonomisine can suyu olacak.

Haluk Kayabaşı: Anti Damping Yeni Yatırımların Anahtarı Olacak

Türkiye’de dampingli ithalata karşı alınabilecek proaktif ve kalıcı önlemlerin yeni yatırımların önünü açacağını ifade eden Haluk Kayabaşı, “Paslanmaz çelik, modern sanayinin hem stratejik hem de vazgeçilmez girdileri arasında önemli bir yere sahip. Otomotivden sağlığa, gıdadan enerjiye, mutfaktan savunma sanayisine kadar yüksek katma değerli sektörlerin çoğunda kilit bir rol oynuyor. Ancak Asya ve Uzak Doğu menşeli ürünlerde görülen dampingli fiyatlar, iç piyasadaki rekabet ortamını bozmakla kalmıyor, yerli üreticinin yatırım kapasitesini de zayıflatıyor. Ticaret Bakanlığımız tarafından yerli üreticiye stratejik kalkan oluşturacak bu yaptırımların, ülkemizin paslanmaz çelikte sürdürülebilir bir büyüme yakalamasına etki edeceğine inanıyorum. Böylesine güçlü bir ürünü, dışa bağımlı hale getirmek ülkemiz için büyük bir kayıp olur. Dünyanın birçok ülkesinde uygulanan ve emsal teşkil eden koruyucu ticaret politikaları, yerli üretici için büyük bir dayanak. Anti-damping, yeni yatırımların anahtarı olacak” dedi.

Türk Sanayisi Yeni Dönemde İstihdamla Güçlenecek

Haluk KayabaşıTürkiye’nin paslanmaz çelik sektöründe yeni bir dönemin kapılarının aralandığını ifade eden Haluk Kayabaşı, “Paslanmaz çelik pek çok sektör için stratejik bir girdi. Bu ham maddeyi son ürün haline getirecek yerli üretim gücünün desteklenmesi hayati önem taşıyor. Milli ekonomimize katma değer sağlayan paslanmaz çeliğe hayat verecek tüm uygulamaları destekliyoruz” diyerek yüzde 3,95 oranında uygulanacak anti damping vergisinin olası etkilerini anlattı:

“Halihazırda mevcut üretim, sanayinin artan ihtiyacının yalnızca üçte birini karşılayabiliyor. Türkiye’nin yıllık soğuk haddelenmiş paslanmaz çelik tüketimi 400–450 bin ton civarında. Ancak bu tüketimde ithalat yüzde 80 gibi bir paya sahip. Diğer yerli üretici ile birlikte toplam iç pazar ihtiyacının yüzde 90’ını karşılayabilecek kapasitedeyiz. Yerli üretimi güçlendirmek, hem cari açık açısından hem de sanayimizin stratejik bağımsızlığı için çok önemli. Bakanlığımız tarafından yayımlanan anti-damping önlemi kararının ardından üretimimiz inanıyorum ki önemli oranda artış gösterecek. Kapasite kullanım oranlarımız artacak, fabrikalarımız daha düşük maliyetle üretim yapacak. En önemlisi istihdam ve işgücü artacak. Yatırım iştahı canlanırken, ülkemizin rekabet gücü gelişecek. Bakanlığımızın desteğiyle oluşturulacak güçlü sanayi ekosistemi, yatırımların kalıcı hale gelmesini ve katma değerli üretimin gelişmesini sağlayacak. Türkiye, daima büyüyen sanayisiyle ve üretim kabiliyetiyle küresel rekabet içinde giderek daha görünür hale geliyor. Altını çizerek söylemek isterim ki; paslanmaz çelik, kat edilen bu yolun, ulaştığımız bu büyümenin omurgasını oluşturan sektörlerden biri. Bu adım, Türkiye’nin yalnızca tüketen değil, bölgesinde üretim üssü haline gelen konumunu da güçlendirecek. Böylelikle sektörümüzde, dünya çapında söz sahibi bir oyuncu olacağız” dedi.


Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve ISO 20400 Sürdürülebilir Tedarik Standardı Yazı Dizisi

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATINALMA SUNUMLARI VE DİĞER MAKALELER

Power Point Sunum Klasörünü indirebilirsiniz:

Sürdürülebilir Kalkınma Raporu ve Türkiye Analizi



İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik
Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi için tıklayınız. 

 Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz.

Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır.
Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız.
Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim. Prof. Dr. Murat Erdal 

Türkiye’nin Her Yerinde Bire Bir (1-1) Yönetici Ekibi ve Şirket Eğitimleri:
İçerikleri incelemek için tıklayınız.

-> Eğitim teklifi almak için -> egitim@satinalmadergisi.com 

☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve ISO 20400 Standardı Eğitimi (2 gün)
☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün)
☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)
☐ İdari İşler ve Tesis Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)
☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)
☐ Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

Dış Ticaret Eğitimi Dis Ticaret Lojistik Sozlesme Egitimi
Dış Ticarette Lojistik Operasyon ve Sözleşme Yönetimi Eğitimi için tıklayınız. 

-> EĞİTİM KATALOĞUNU İndirebilirsiniz ->   https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

-> Eğitim teklifi almak için -> egitim@satinalmadergisi.com 

Laboratuvar Hizmet İhalesinde Önemli Bileşenlerin Açık ve Net Bir Şekilde Tespit Edilmemesi?

Laboratuvar Hizmet İhalesi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Laboratuvar Hizmet İhalesinde Önemli Bileşenlerin Açık ve Net Bir Şekilde Tespit Edilmemesi?

Mehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Laboratuvar Hizmet İhalesi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemİtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle; ……… Tıbbi Malzeme Lojistik San. ve Tic. A.Ş. tarafından sunulan aşırı düşük teklif açıklamalarının mevzuata uygun olmadığı iddialarına yer verilmiştir.

Konu İle İlgili Emsal Kamu İhale Kurulu Kararına Göre;

Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Aşırı düşük teklifler” başlıklı 38’inci maddesinde “İhale komisyonu verilen teklifleri değerlendirdikten sonra, diğer tekliflere veya idarenin tespit ettiği yaklaşık maliyete göre teklif fiyatı aşırı düşük olanları tespit eder. Bu teklifleri reddetmeden önce, belirlediği süre içinde teklif sahiplerinden teklifte önemli olduğunu tespit ettiği bileşenler ile ilgili ayrıntıları yazılı olarak ister.

İhale komisyonu;

a) İmalat sürecinin, verilen hizmetin ve yapım yönteminin ekonomik olması,

b) Seçilen teknik çözümler ve teklif sahibinin mal ve hizmetlerin temini veya yapım

işinin yerine getirilmesinde kullanacağı avantajlı koşullar,

c) Teklif edilen mal, hizmet veya yapım işinin özgünlüğü,

gibi hususlarda yapılan yazılı açıklamaları dikkate alarak, aşırı düşük teklifleri

değerlendirir. Bu değerlendirme sonucunda, açıklamaları yeterli görülmeyen veya yazılı

açıklamada bulunmayan isteklilerin teklifleri reddedilir. …” hükmü yer almaktadır.

Kamu İhale Genel Tebliği’nin “Hizmet alımı ihalelerinde sınır değer tespiti ve aşırı düşük tekliflerin değerlendirilmesi” başlıklı 79’uncu maddesinde “… 79.2. İhale ilanında ve dokümanında teklifi sınır değerin altında kalan isteklilerden açıklama isteneceği belirtilen hizmet alımı ihalelerinde, aşırı düşük tekliflerin değerlendirilmesi aşamasında aşağıdaki düzenlemelere göre işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

79.2.1. Aşırı düşük tekliflere yönelik açıklama istenmesine ilişkin yazıda, isteklilerin yapacakları açıklamalara esas olacak önemli teklif bileşenlerinin, bütün istekliler için aynı unsurları içerecek şekilde belirtilmesi zorunludur. Aşırı düşük teklif açıklaması sunulması için isteklilere üç (3) iş gününden az olmamak üzere uygun bir süre verilir. …” açıklaması,

İdari Şartname’nin “Teklif fiyata dâhil olan giderler” başlıklı 25’inci maddesinde “25.1. Sözleşmenin uygulanması sırasında, ilgili mevzuat gereğince ödenecek ulaşım, sigorta, vergi, resim ve harç giderleri teklif fiyatına dâhildir.

25.2. 25.1 inci maddede yer alan gider kalemlerinde artış olması ya da benzeri yeni gider kalemlerinin oluşması hallerinde, teklif edilen fiyatın bu tür artış ya da farkları karşılayacak payı içerdiği kabul edilir. Yüklenici, bu artış ve farkları ileri sürerek herhangi bir hak talebinde bulunamaz.

25.3. Teklif fiyata dâhil olan diğer giderler aşağıda belirtilmiştir:

25.3.1. İsteklilerin sözleşmenin uygulanması sırasında ilgili mevzuat gereğince ödeyeceği, cihazlarla ilgili teknik doküman ve demonstrasyon giderleri, cihazların montajı ve montaj için gerekli teknik şartnamede belirtilen donanımlar ve entegrasyonlar, cihazların kurulumu için gerekli inşaat ve tefrişat giderleri cihazların kullanılması için gerekli eğitim giderleri, numune taşıma giderleri, yapılacak kalibrasyona ait her türlü gider ile cihazların bakım onarımı ve yedek parça sağlanması, her türlü destek ve hizmete hazır halde tutulması, ayrıca kalite ve verimli hizmet verilebilmesini temin için teknik şartnamede belirtilen tüm giderler, bilgisayar ve çevre bilimleri (bilgisayar ile bilgisayar bağlı donanım ve cihazlar) giderleri, tıbbi atık, tehlikeli atık vb. alt yapı giderleri, sonuç verme ile ilgili her türlü giderler, yüklenici tarafından yürütülen hizmet ile ilgili bütün hukuksal – yönetsel – mali -cezai yükümlülükler ve Teknik Şartnamede yükleniciye ait olduğu belirtilmiş diğer tüm giderler teklif fiyata dahildir.

25.3.4. Bu madde boş bırakılmıştır.

25.4. Sözleşme konusu işin bedelinin ödenmesi aşamasında doğacak Katma Değer Vergisi (KDV), ilgili mevzuatı çerçevesinde İdare tarafından yükleniciye ayrıca ödenir. …”düzenlemesi,

Anılan Şartname’nin “Aşırı düşük teklifler” başlıklı 31’inci maddesinde “31.1. Teklifi

sınır değerin altında kalan isteklilerden Kanunun 38 inci maddesine göre açıklama istenecektir. Bu kapsamda; ihale komisyonu sınır değerin altında kalan teklifleri aşırı düşük teklif olarak tespit eder ve bu teklif sahiplerinden Kurum tarafından belirlenen kriterlere göre teklifte önemli olduğunu tespit ettiği bileşenler ile ilgili ayrıntıları ister. İhale komisyonu;

a) Verilen hizmetin ekonomik olması,

b) Seçilen teknik çözümler ve teklif sahibinin işin yerine getirilmesinde kullanacağı avantajlı koşullar,

c) Teklif edilen hizmetin özgünlüğü, gibi hususlarda yapılan açıklamaları dikkate alarak aşırı düşük teklifleri değerlendirir” düzenlemesi,

Teknik Şartname’nin 1’inci maddesinde “İstekliler; idrarda yasadışı ve kötüye kullanılan ilaç, madde analizi ve hasta test sonucunu üretmek için gerekli olan cihazları, diğer ekipmanları, reaktifleri, kontrol ve kalibratörleri ve diğer sarf malzemelerini temin edecek, sistemin kesintisiz çalışmasını sağlayacaktır.” düzenlemesi,

Anılan Şartname’nin 12’nci maddesinde “İdare gerekli gördüğü testlerde doğruluk, tekrarlanabilirlik vb. gibi analitik performans değerlendirme çalışmaları (verifıkasyon/validasyon) ve/veya Sağlık Bakanlığınca ruhsatlandırılmış kamu veya özel olmak üzere diğer laboratuvarlarla karşılaştırma çalışmaları isteyebilir. Bu çalışmalarda kullanılan kit ve sarf malzemeleri yükleniciler tarafından karşılanmalıdır. Bunun dışında idare çalışılan test veya testlerin, uluslararası kabul edilen CLSI kriterlerine göre tanısal performansı sağlamadığı ve bu durumun objektif delilleriyle kayıt altına alındığı durumlarda bu test veya testlerin kamu veya özel olmak üzere diğer laboratuvarlarda çalışılmasını talep edebilir. Yüklenici bu durumda ilave ücret talep edemez.” düzenlemesi,

Aynı Şartname’nin 15’inci maddesinde “Testlerinin çalışılması; numune kabulden sonuçların uzman onayına sunulmasına kadar en geç 24 saat içerisinde tamamlanmak zorundadır. Süre ölçüm değerleri günlük/haftalık/aylık olarak LBYS üzerinden alınacak ve arıza halleri dışında normal iş akışında belirlenen sürelerin aşıldığının tespiti durumunda yüklenici idarenin talep edeceği ilave cihaz, ekipman ve personel gibi diğer unsurları ek bir bedel istemeksizin sağlamakla yükümlüdür.” düzenlemesi yer almaktadır.

Ayrıca ihale dokümanı kapsamında ihtiyaç listesine yer verildiği görülmüştür. Başvuruya konu ihaleye 2 isteklinin katıldığı, teklifi sınır değerin altında olduğu tespit edilen ………..Tıbbi Malzeme Lojistik San. ve Tic. A.Ş. ile başvuru sahibi ………. Teşhis Sistemleri San. ve Tic. A.Ş.nin aşırı düşük teklif sorgulamasına tabi tutulduğu ve her iki isteklinin de aşırı düşük teklif açıklamaları uygun kabul edilerek idarece alınan 24.10.2025 tarihli ihale komisyonu kararında ……….. Tıbbi Malzeme Lojistik San. ve Tic. A.Ş.nin ekonomik açıdan en avantajlı teklif sahibi, başvuru sahibi ………. Teşhis Sistemleri San. Ve Tic. A.Ş.nin ise ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif sahibi olarak belirlendiği  anlaşılmıştır.

İdare tarafından teklifi aşırı düşük olarak tespit edilen isteklilere EKAP üzerinden gönderilen 16.10.2025 tarihli ve “Aşırı düşük teklif açıklama talebi” konulu yazı ve ekinde “Başkanlığımızca 15.10.2025 tarihinde 2025/1739315 İhale Kayıt Numarası ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu 21 inci maddesi (b) bendi (Pazarlık Usulü) kapsamında ihale edilen Başkanlığımıza bağlı …………….. Eğitim ve Araştırma Hastanesinin ihtiyacı olan “ İdrarda Yasaklı Madde Testleri İçin Sonuç Karşılığı Hizmet Alımı” ihalesinde teklif ettiğiniz tutar; Kamu İhale Kurumunun belirlediği kriterler baz alınarak hesaplanan sınır değerin altında olması nedeni ile teklifiniz aşırı düşük teklif olarak değerlendirilmiştir.

İdaremizce belirlenen önemli teklif bileşenleri aşağıda belirtilmiş olup aşırı düşük teklif açıklamanızı bu doğrultuda yazımızın tebliğ tarihinden itibaren 3 iş günü içerisinde EKAP üzerinden göndermeniz hususunda;

Gereğini rica ederim.

Teklif Bileşenleri:

1-Cihaz Giderleri

2-Kit/Reaktif Giderleri

3-Sözleşme Giderleri

4- Bakım Onarım Hizmet Giderleri / Diğer Giderler (Teknik Şartnamede Belirtilen

Diğer Giderler)

5- Yüklenici Karı” ifadelerine yer yerilmiştir.

Başvuruya konu ihaleye ait ihale dokümanı düzenlemeleri incelendiğinde, ihalede hizmetin gerçekleştirilmesine yönelik olarak detaylı düzenlemelerin yer aldığı ve söz konusu gereklilikler yerine getirilmek suretiyle, hizmet kapsamında çok sayıda maliyet bileşenin bulunduğu, bu kapsamda, idare tarafından sınır değerin altında teklif veren isteklilere gönderilen 16.10.2025 tarihli aşırı düşük teklif açıklama talebi yazısı incelendiğinde, önemli teklif bileşenleri arasında yer alan “4- Bakım Onarım Hizmet Giderleri / Diğer Giderler (Teknik Şartnamede Belirtilen Diğer Giderler)” teklif bileşenin geniş ve belirsiz olduğu, bu durumun aşırı düşük teklif açıklamasının hazırlanması, değerlendirilmesi ve incelenmesine olanak tanımadığı, dolayısıyla aşırı düşük teklif sorgulamasına konu edilen önemli teklif bileşenlerinin hangi maliyet bileşenlerine ilişkin açıklama istenildiğinin isteklileri tereddüde düşürmeyecek şekilde aşırı düşük teklif açıklama talebi yazısında somut ve net bir şekilde ifade edilerek yeniden aşırı düşük teklif sorgulamasının yapılması gerektiği,

Yukarıda yer verilen mevzuat hüküm ve açıklamalarından, idareler tarafından sınır değerin altında teklif veren isteklilerden aşırı düşük teklif açıklaması istenileceği ve sınır değerin altında teklif veren isteklilerce sunulan aşırı düşük teklif açıklamalarının değerlendirildikten sonra ihalenin sonuçlandırılacağına ilişkin düzenleme yapılması halinde, sınır değerin altında teklif veren isteklilere gönderilecek olan aşırı düşük teklif açıklama talebi yazısında, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Aşırı düşük teklifler” başlıklı 38’inci maddesinde yer alan hükümler ile Kamu İhale Genel Tebliği’nin “Hizmet alımı ihalelerinde sınır değer tespiti ve aşırı düşük tekliflerin değerlendirilmesi” başlıklı 79’uncu maddesinde yer alan açıklamalar uyarınca, inceleme konusu hizmet alımı ihalesinde teklifi sınır değerin altında kalan isteklilerden teklifte önemli olduğu tespit edilen bileşenler ile ilgili aşırı düşük teklif açıklaması talep edileceği, aşırı düşük tekliflere yönelik açıklama istenmesine ilişkin yazıda, isteklilerin yapacakları açıklamalara esas olacak önemli teklif bileşenlerinin idarenin takdir yetkisi kapsamında olmak üzere, bütün istekliler için aynı unsurları içerecek şekilde açık-net ve tereddütte mahal vermeyecek şekilde belirtilmesinin zorunlu olduğu, aşırı düşük teklif sahibi istekliler tarafından Kamu İhale Genel Tebliği’nin 79.2.2’nci maddesinde sayılan yöntemler kullanılarak açıklama yapılabileceği anlaşılmaktadır.

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 38’inci maddesi hükmü ve Kamu İhale Genel Tebliği’nin 79’uncu maddelerinden teklifleri aşırı düşük olarak belirlenen isteklilerden teklifte önemli olduğu tespit edilen bileşenlerle ilgili ayrıntıların yazılı olarak isteneceği, isteklilerin yapacakları açıklamalara esas olacak önemli teklif bileşenlerinin, bütün istekliler için aynı unsurları içerecek şekilde belirtilmesinin zorunlu olduğu, dolayısıyla idarenin hangi unsurları teklifte önemli bileşen olarak belirleneceği hususunda takdir yetkisinin bulunduğu, ancak söz konusu yetki kapsamında önemli teklif bileşenlerinin şüpheye mahal vermeksizin  açık, net ve sağlıklı bir değerlendirme yapılmasını sağlayacak şekilde belirlenmesi gerektiği, dolayısıyla aşırı düşük sorgu yazısının, söz konusu önemli teklif bileşenlerinin bütün istekliler için aynı unsurları içerecek şekilde hazırlanması, değerlendirilmesi ve incelenmesine olanak tanımadığı, bu durumda idare tarafından teklifte önemli olduğu tespit edilen bileşenlerin isteklileri tereddüte düşürmeyecek şekilde aşırı düşük teklif açıklama talebi yazısında somut  ve net bir şekilde belirtilmesi suretiyle aşırı düşük teklif sorgulamasının yeniden yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Laboratuvar Hizmet İhalesi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemMehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Sağlık Bak. SGB E. Bşk./KİK E. Üyesi

Mhatasever@gmail.com

Mehmetatasever.org

Vesaik Mukabili Ödemelerde Riskleri Azaltma

Vesaik Mukabili ödemelerde Riskleri Azaltma Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem
Vesaik Mukabili Ödemelerde Riskleri Azaltma
Turan AKIN
ICC ACADEMY / CTFP Certificate
Satınalmada Avantaj Sağlar, Ya İhracatta?
Vesaik Mukabili ödemelerde Riskleri Azaltma Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemHatırlanacağı üzere Vesaik Mukabili Ödeme bir malın ihraç ülkesinden yola çıkarılmış olduğunu gösteren belgelerin ihracat bedelinin alıcı tarafından ödenerek bankadan alınması yoluyla yapılan ödeme şeklidir, yani ihraç bedeli tahsil edildikten sonra vesaikin (belgeler) ithalatçıya teslim edildiği ödeme türüdür.
İhracatçı İçin Riskler
İthalatçı Tarafından Malların Kabul Edilmemesi, Cayma Riski : Uygulamada en çok görülen risk, malların ithalatçı tarafından kabul edilmemesidir. Bunun nedeni o malın piyasa fiyatının saptanan fiyatın altına düşmesi olabilir. Satıcının sözleşme koşullarını yerine getirmedeki önemsiz ve amaçlı olmayan bir yanlışını öne süren Alıcı malları reddederek yeni ve kendi lehine düşük bir fiyattan yararlanma yoluna gidebilir. Nadiren de olsa ülke bazlı banka veya lojistik firmaların izni ile bedeli ödemeden önce malların kalite ve miktarını görme imkanı olmaktadır ve bu kötü niyetle kullanılabilmektedir.
Böyle bir tutum karşısında ihracatçı hayli güç bir durumda kalabilmektedir. Malları yabancı bir ülkede beklemekte ve büyük bir olasılıkla da depolama giderleri artmaktadır. Yeni bir alıcı bulunsa bile mallar daha düşük bir fiyattan satılabilmektedir. Bu tür bir olanağın bulunmaması durumunda malların ithal ülkesinden getirilmesi gerekmektedir. Bazı ülkelerde Alıcının da iade onayı gerekir ki çoğu kötü niyetli Alıcı buna izin vermemektedir. UCP 522 sayılı kurallar gereği Bankalar ödenmeyen Vesaiki 60 gün içinde gönderici bankaya iade eder.
Poliçenin Vadesinde Ödenmemesi:  İhracatçıların karşılaşabileceği diğer bir risk de ithalatçının kabul etmiş olduğu poliçeyi vadesi geldiğinde ödememesidir. İhracatçı, görüldüğünde ödemeli bir poliçe karşılığında satış yapmaya göre çok daha dezavantajlı bir durumdadır. Çünkü ithalatçı poliçeyi kabul etmekle belgeleri almaya hak kazanmıştır. Bunun sonucu olarak da malları çekecektir ve ürünlerle ilgili aslı olmayan bahaneler uydurup indirim isteyebilir, bu ihtimal dahilindedir.
Bazen sözleşme Avalli Poliçeli olsa da nasıl olsa Mal vardı düşüncesi ile Alıcı avalden vazgeçip kabul kredili vesaik mukabiline dönebilmektedir.
Kambiyo kısıtlamaları: İhracatçı için risklerden bir diğeridir. İthalatçı iyi niyetli olduğu halde, ülkesinin döviz tahsisi uygulaması ihracatçının parasını almasını geciktirebilir, hatta tümüyle engelleyebilir. Bu bağlamda, daha genel bir anlatımla ülke riski ihracatçı için düşünülmesi ve değerlendirilmesi gereken önemli bir konudur, ön araştırma gerektirir. Bangladeş gibi bazı ülkeler sadece akreditifle çalışır, bazıları ürün bazlı kısıtlamalar yapar vs. En nitelikli bilgi Müşavire Danışın uygulaması ile Ticaret Müşavirlerimizden alınabilir.
Alıcının Mali Güçlük İçinde Olması: Alıcının mali güçlüklerle karşı karşıya kalmış olması durumu satıcıyı güç durumda bırakacaktır.
Alıcının Basiretli Bir Tacir Gibi Davranmaması: Satıcı bilmeden ticari ahlaktan yoksun bir alıcı ile bağlantıya girmiş olabilir. Bu kişi geçerli hiçbir neden bulunmaması durumunda malları almama tehdidinde bulunarak satıcıyı malını düşük fiyattan satmaya zorlayabilir. Satıcı istemeden böyle bir durumu kabullenmek zorunda kalabilir.
Banka Personelinden Kaynaklanan Riskler, Hatalar: Uzman olmayan bankacı hataları.
İthalatçı İçin Riskler
Bu yöntemde alıcı için en büyük risklerden biri, vesaik bedelini ödemeden ya da vadeli poliçeyi kabul etmeden malları göremeyecek olmaktır. Zira alıcı malların siparişe uygun yüklenip yüklenmediğini bilemeyecek ve vesaiki almadan da bunu kontrol edemeyecektir. Mallar sözleşmede yer alan nitelikleri haiz olmayabilir, talep edilen üründen bambaşka bir mal gelebilir.
Mallar tahsil eden bankanın adresine gönderilse dahi, bankalar vesaikin şeklinden veya doğruluğundan sorumlu değildir. İthalatçı Mallarla ilgili şikayeti direkt satıcıya yapması gerektiğini baştan bilmelidir.
İthalatçı; ihracatçının saygınlığı, iyi niyeti ve malları siparişe uygun olarak hazırlayıp hazırlamadığı konusunda baştan bilgi sahibi değildir.
İhracatı İçin Riskleri Azaltmanın Yolları
1. İthalatçı ve ülkesi konusunda sürekli olarak sağlıklı ve güncel bilgilere sahip olmak. Eğer o ithalatçıya ilk kez mal satılacaksa veya tereddüt varsa çeşitli kaynaklardan (daha önceden ona mal satan diğer ihracatçılar, müşavirliklerden, ticari istihbarat şirketlerinden, test, gözetim şirketlerinden vs.) bilgi toplamaya çalışılmalıdır.
2. Malları varış limandaki antrepoyu da kapsayacak biçimde sigorta ettirmek,
3. Dış ticaret işlemine başlamadan önce ithalatçıdan bir miktar ödemeyi (bu olası zararları karşılayacak büyüklükte olmalıdır) peşin olarak almak.
4. Tahsil vesaiki ihracatçı için açık hesaba (open account) göre daha güvenli bir ödeme yöntemi iken akreditifle karşılaştırıldığında daha az güven vericidir.
5. Eş zamanlı olarak Eximbank, Alacak Sigortası şirketleri üstünden ihracat sigortası yapılabilir. Özellikle ilk işlemlerde her halükarda kısmen de olsa peşinat alınmalıdır.
6. Taşıma belgeleri (Konişmento) Alıcı firma yerine mutlaka banka adına düzenlenmeli,
7. LOI (LETTER OF INTENT) Niyet Mektubu, iş dünyasında önemli bir belge olarak öne çıkmaktadır. İki taraf arasında yapılacak olan bir anlaşmanın ön mutabakatını beyan eden bu mektup, olası bir iş ilişkisi için temel şartları belirlemekte ve tarafların ciddiyeti, niyetlerini ortaya koymaktadır. Alıcıdan istenecek detaylı bir LOI ihracatçının olumlu veya olumsuz karar vermesini kolaylaştıracaktır.
İthalatçı İçin Riskleri Azaltmanın Yolları
Müşterini Tanı ilkesi gereği güvenilir tedarikçi/satıcı bulmak işlem temellerindendir.
İthalatçı ödemeyi yapması sonrası Vesaiki bankadan alıp Malları görebildiği için gelen ürünün Sözleşmeye uygun olmaması, kalitesiz, düşük miktarda vs olma durumu var. Bunun için Uluslararası kabul gören test, denetim ve gözetim şirketleri üstünden yükleme öncesi hatta imkan varsa varış yerinde numune ile kontrol ettirilebilir. Bu belge talebi Sözleşmeye yazılıp Satıcı diğer belgelerle birlikte bunu da bankasına teslim eder ve Alıcının bankasına gönderir.
Gelen belgelerin kopyaları mallar daha yola çıkmadan Satıcından istenip kontrol edilmeli.
Büyük tutarlı işlemlerde malın tamamı yerine partiler halinde sevkiyat talep edilip riskler dağıtılmış olur.
Taşıma sigortası (özellikle CIF/CIP dışı teslimlerde) mutlaka yaptırılmalı, hasar ve kayıp riskleri azaltılmalı.
Vesaik Mukabili ödemelerde Riskleri Azaltma Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemYeni yılın siz ve ailenize, sevdiklerinize sağlık, huzur ve mutluluk getirmesini diliyorum.

Turan AKIN
ICC ACADEMY / CTFP Certificate

Yeni Yılın Vazgeçilmezi Hindi Dolması: Yılbaşı’nda Neden Hindi Yemeği Yapılır?

Yeni Yılın Vazgeçilmezi Hindi Dolması Yılbaşı’nda Neden Hindi Yemeği Yapılır Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Yeni Yılın Vazgeçilmezi Hindi Dolması: Yılbaşı’nda Neden Hindi Yemeği Yapılır?

Ali Rıza DÖLKELEŞ

Limak Cyprus Deluxe Hotel – Food EDITOR

www.limakhotels.com

Yeni Yılın Vazgeçilmezi Hindi Dolması Yılbaşı’nda Neden Hindi Yemeği Yapılır Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemYine bir yılı 2025 Yılını geride bırakırken önümüzde yeni bir yılın 2026 yılının heyecanı var. Aşçılık mesleğimi icra ettiğim yıllar içerisinde her zaman beni bu yılların geçişi heyecanlandırmıştır. Aynı bayram haftalarında olduğu gibi yemekler konusunda misafirlerime neler sunacağım ne yenilikler vereceğim konusunda hep araştırma içerisinde olmuş devamlı yeni veya geleneksel ürünleri daha farklı nasıl sunmanın heyecanını yaşamışımdır. Yılbaşı programlarında da aynı duygu ve heyecan ile bu serüven hep devam etmiştir.

Hiç merak ettiniz mi yılbaşı evresinde neden Hindi kesilir ve yenir. Gerçi genel olarak baktığımızda bizim kültürümüzde bu tarz yeme içme olmamasına rağmen oldukça ilginç bir konudur yılbaşı ve hindinin birlikte anılması. Küçük bir araştırma yaptığımda şu verilere ulaştım. Yılbaşı ile hindinin ne alakası vardır, dünyanın her yerinde yeni yıl kutlamalarında hindi kızartması sofralarda var mıdır? Hıristiyan dünyasının Hz. İsa’nın doğumu olarak kutladığı “Noel” de sofralarında hindi bulunacak diye bir kuralları yoktur. Hatta kuralları olmadığı gibi uygulayan da pek yoktur.

Hindi Hıristiyan âleminde Noel de değil, şükran gününde ( 22 Kasım) kesilir imiş. Ancak bir Hıristiyan bayramı olarak kutlanan (ki aslında dini bir bayramda değildir) bugün aynen bizim yurdumuzu da yansıtılamayacağı için bu tarihten bir ay sonrası olan ve yılbaşı mahiyetinde yurdumuzda kutlanan güne bu âdeti çok sağlam bir pazarlamayla yansıtmışlar. Yani bizim yılbaşında yediğimiz hindiyi Hıristiyan âlemi şükran gününde yer iken bizler çok sağlam bir pazarlama taktiği ile bir adet şekline dönüştürülerek yılbaşı gecesine bütünleşmiş olmuş. Bu sebeptendir ki yılbaşı gecesi çoğu aileler ve çoğu yiyecek içecek işletmelerinin yılbaşı gecesinde menülerinde Hindi dolması, kızartması vb çeşitteki menüleri başköşeyi almıştır.

Peki, Şükran Günü olarak geçen günün ne olduğuna araştırdığımda ise, aslında “İngilizler, 387 yıl önce gemiden indiklerinde onları meraklı bakışlarla Kızılderililer karşılar, onlara yiyecek verir. Hindi avlamasını, mısır ekmesini öğretirler.

Kızılderililer´in yardımı ile yeni hayatlarına başlayan İngilizler aradan geçen senelerden sonra hayatlarını düzene sokarlar ve ilk geldikleri gün kendilerine sofralarını açan, onlara yardımcı olan Kızılderililer´e şükranlarını sunmak için İngiliz Vali William Bradford tarafından büyük bir ziyafet hazırlanır ve Kızılderililer davet edilir.

Kızılderililer´in Şefi Massoit, 90 Kızılderili ile bu yemeğe katılır. O günden sonra her hasat sonrasında bu yemek geleneği sürer. Ama ilk olarak 1863 yılında Amerika´nın o dönemdeki Başkanı Abraham Lincoln, Şükran Günü´nün ulusal bir bayram olmasını meclise önermiş.

Resmi olarak bu öneri bazı sebeplerden dolayı meclise taşınmaz ama Amerika´nın çoğu bölgesinde bu gelenek sürdürülür. Lincoln döneminde ele alınamayan bu öneri, 78 yıl sonra, yani 1841 yılında o dönemin Amerikan başkanı Franklin Roosevelt tarafından tekrar meclise taşınarak karara bağlanır ve bu tarihten itibaren her yılın Kasım ayının son Perşembesi ´Şükran Günü´ olarak, ulusal Bayram ilan edilmiş.” Şükran Günü Amerikalıların yılda bir defa kutladığı ve bu vesile ile anne baba ziyaretlerinin yapıldığı bir bayram halini almış. Yani aslında, bildiğimiz dini bir bayram değil, hüzünlü bir geçmişi var.

Kızılderililerle aralarındaki bir yas günü olarak anılması için belirlenmiş olan bugün, günümüzde artık bir kutlama halini almış, bayram gibi olmuştur. Amerika’da şükran gününde 5 gün tatil ilan ediliyor, insanlar evlerinde büyük hazırlıklar yapıyor, giyiniyor, süsleniyor ve süslenmiş hindi dolmaları hazırlayıp komşularını, dostlarını, akrabalarını misafirliğe çağırıyor. Yani yılbaşında hindi kızartmak bu veriler doğrultusunda Hıristiyan âdeti olmadığı ortadadır.

Bu seneki yılbaşı akşamı için misafirlerime sunacağım hindi dolmasını sizler içinde hazırladım. Size de afiyet olsun der yeni yılınızı şimdiden en içten dileklerim ile kutlarım.

Hindi 1

Hindi 2

Hindi 3

Yılbaşına Özel İç Pilavlı Hindi Dolması

10 – 12 Kişilik

Malzemeler
1 adet bütün hindi ( 4 – 5 kg ağırlıkta)
2 baş soğan
1 baş havuç
1 tatlı kaşığı tane karabiber

10 adet defneyaprağı

10 adet taze biberiye
2 yemek kaşığı tuz

1 su bardağı sıvı yağ

1 yemek kaşığı kırmızı toz biber

İç pilav:
1 kg pirinç
2 büyük soğan
1 yemek kaşığı tereyağı
1 kahve fincanı sıvıyağ 2 yemek kaşığı fıstık
3 yemek kaşığı kuş üzümü
1 tepeleme yemek kaşığı toz şeker
Tuz-karabiber-tarçın-bahar
1 demet dereotu
1,5 lt hindi suyu ( Fazla yağı alınmış)
500 gr kestane

Yapılışı:
1. Tüyleri ve içi temizlenmiş hindiyi önce alazlayın. Bacaklarını birbirine geçirip içini ve dışını iyice yıkayın. Katısını, ciğerini içine koyup bol suyla ateşe oturtun. Slâyt doğranmış soğan, havuç, fırın tepsisine yayın. Üzerine Hindinizi oturtun. Çukur kap içerisinde sıvı yağ, tuz, kırmızı toz biber katıp Hindinin üzerine fırça ile sürün. Kalan yağınızı ara ara sürmek için kenarda bekletin. 80 ila 100 derece ısıda yaklaşık 6 saat kadar hindiyi fırında çevirerek ve arada ayırdığınız yağdan sürerek kızartın.
2. Pişen hindiyi bir fırın tepsisine alın; içinden ciğerini çıkartarak pilava katmak için küçük doğrayın. Pirinci önce yıkayın sonra da sıcak suda 30 dk bekletin. Soğanları incecik doğrayıp fıstıklarla beraber tereyağı ve sıvıyağda hafifçe kavurun. Sonra süzülmüş pirinci katıp 5–10 dakika daha karıştırarak kavurun.
4. Kestanelerin kabuklarını çizip tavada veya fırında kızartarak dış ve iç kabuklarını çıkartın.
5. Kavurduğunuz pirince tuz, karabiber, tarçın, bahar, şeker, yıkanmış kuşüzümü, kestane ve 1,5 lt hindi suyu koyup, önce hızlı sonra yavaş ateşte, suyunu çektirin. Kıyılmış dereotu ve ciğerini katıp, üstü kapalı olarak 15–20 dk demlendirin.
6.. Sonra büyük bir tepsiye alın; çevresine iç pilav koyun. Tane iç kestaneler ile süsleyin. Hindiyi dilimler halinde kesin ve pilavla birlikte servis yapın.

Afiyet Olsun!…

Ali Rıza DÖLKELEŞ

Limak Cyprus Deluxe Hotel – Food EDITOR

www.limakhotels.com

 

Genel Tatil Olan 1 Ocak Günü Tam Gün Çalışmayan İşçiye Ücreti Nasıl Ödenir?

Genel Tatil Olan 1 Ocak Günü Tam Gün çalışmayan İşçiye ücreti Nasıl ödenir Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem (2)

Genel Tatil Olan 1 Ocak Günü Tam Gün Çalışmayan İşçiye Ücreti Nasıl Ödenir?

Lütfi İNCİROĞLU

Genel Tatil Olan 1 Ocak Günü Tam Gün çalışmayan İşçiye ücreti Nasıl ödenir Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem (2)2429 sayılı Ulusal Bay­ram ve Genel Tatiller Hakkında Kanuna göre, yılbaşı günü “genel tatil günü” olarak kabul edilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63’üncü maddesinde ise, “Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde işyerlerinde çalışılıp çalışılmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmeleri ile kararlaştırılır. Sözleşmelerde hüküm bulunmaması halinde söz konusu günlerde çalışılması için işçinin onayı gereklidir”. Aynı Kanunun 47 nci maddesine göre de “Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilere, kanunlarda ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışmazlarsa, bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretleri tam olarak, tatil yapmayarak çalışırlarsa ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödenir”.

Ayrıca, gün dönümü gece saat: 24.00 veya 00.00 dan itibaren başladığından, bu saatten sonra çalışan normal mesaili veya vardiyalı işçilerden kimler çalışmış ise, çalışılan her gün için ücretleri bir kat fazlası ile ödenir. Bu konuda Yargıtay’ın verdiği bir kararda, “…Davacının gece vardiyasında çalıştığı, 28 Ekim’i 29 Ekim’e bağlayan gece 24.00-08.00 arası çalışması bulunan davacının ulusal bayram ve genel tatil günü çalışması olduğundan ilave yevmiyeye hak kazandığı açıktır.” şeklinde hüküm kurmuştur[1].

Burada ifade edilen “bir kat” deyiminden, “bir iş karşılığı olmaksızın anılan günlerde çalışanlara ilave bir yevmiye verilmesi” anlaşılmalıdır. Örneğin, işçinin günlük ücreti 1.100 TL ise, genel tatil günü sayılan yılbaşı günü çalışan işçiye 1.100 TL+1.100 TL=2.200 TL ödenir. Bununla birlikte, 1 Ocak yılbaşı günü işyerinde 2 saatlik bir arızanın giderilmesi için çalıştırılan işçiye ücreti yine 1.100 TL ola­rak ödenir. Yargıtay’a göre, “genel tatil ve hafta tatili ücret alacaklarının hak edi­len tarihteki çıplak ücret üzerinden hesaplanması gerekir”[2]Ancak uygulamada bu günler için bazı işverenlerce ücret yerine dinlenme verildiği de görülmektedir. Bu durum usul ve Kanuna ay­kı­rıdır.

Diğer yandan bazı işverenler, “…1 Mayıs İşçi Bayramı, 1 Ocak Yılbaşı,15 Temmuz Demokrasi Günü gibi ge­nel tatil günlerinde” işçileri çalıştırdıkları ve onların iş sözleşmelerine genel tatil ücretlerinin aylık brüt ücret içerisinde olduğuna dair hükümler koymak­tadırlar. Ancak Yargıtay, ulusal bayram ve genel tatil günü ücretlerinin aylık ücret içine giydirilemeyeceğini kabul etmekte ve iş sözleşmelerine konulan bu tür hükümleri geçersiz saymaktadır[3].

Taraflar arasında imzalanan iş sözleşmeleri ile yılda 90 gün ve 270 saate kadar yapılan fazla çalışmalar aylık brüt ücrete dahil edile­bilir ancak, ulusal bayram ve genel tatil günü ücretleri aylık brüt ücret içine giydirilemez. Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma karşılığı ol­maksızın bir gündelik ücret ödenir. Bu günlerde işçi çalışmışsa ayrıca ilave bir gündelik ücret ödenir[4]..

Peki, genel tatil günü olan bay­ram günü çalıştırılan işçiye sonradan bunun karşılığında idari izin verilmesi mümkün müdür?

Yargıtay uygulamasına göre, “Genel tatil günü olan bay­ram günü çalıştırılan işçiye sonradan bunun karşılığında idari izin verilmesi mümkün değildir. İşçiye bayram çalışması karşılığı ilave ücret ödenmelidir. Dosyadaki belgelerden davacının bir kısım genel tatillerde çalışıp son­rasında idari izin kullandığı görülmektedir. İşçiye genel tatil çalışması karşı­lığında idari izin kullandırılması genel tatil ücreti hakkını ortadan kaldırma­yacağından ücretin ödenmesi gerekliliği karşısında davacının ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklısı olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacı ta­rafça yapılan fesih işlemi 4857 sayılı Kanun’un 24. maddesi gereği haklı ne­dene dayanmakla davacının kıdem tazminatına ve bir kısım ulusal bayram ve genel tatil ücretine hak kazandığının kabulü gerekirken mahkemece hatalı de­ğerlendirme ile söz konusu taleplerin reddi isabetsizdir”[5].

Genel Tatil Olan 1 Ocak Günü Tam Gün çalışmayan İşçiye ücreti Nasıl ödenir Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem (2)Sonuç olarak, çalışılmayan genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde işçiler çalışmazlarsa, işveren tarafından bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücreti tam olarak ödenir (İşK m.46,47). Ayrıca genel tatil günü tatil yapmayarak çalışan işçiye çalıştığı her gün için ilave bir günlük ücreti ödenir. Bu günlerde tam gün çalışmayan işçinin ücreti de çalıştığı saat kadar değil tam olarak ödenmelidir. Örneğin günlük ücreti 1.100 TL olan ve genel tatil günü sayılan yılbaşı günü 2 saatlik bir arızanın giderilmesi için işyerine getirilen işçiye çalıştığı saat kadar değil, 1.100 TL+1.100 TL=2.200 TL olarak ücreti tam ödenmelidir.

Lütfi İNCİROĞLU

[1] Y22.HD.18.02.2019, E.2017/19993, K.2019/3612 Legalbank.

[2] Y9HD.12.4.2018, E.2015/14919, K.2018/8470 Legalbank

[3] Y9HD.07/10/2020 T.,E.2016/25513, K.2020/10829 Legalbank.

[4] Y9HD.26/11/2020 T.,E.2016/32976, K.2020/16980 Legalbank.

[5] Y9HD.14.11.2016 T.,E.2015/5620, K.2016/19925 Legalbank.

Satınalmada Mikro Bakış

Satınalmada Mikro Bakış Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Satınalmada Mikro Bakış

M. Efsun Yüksel Tunç
Eğitmen ve Yönetim Danışmanı
Yaşam ve Yönetici Koçu

Satınalmada Mikro Bakış Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemKarar verme süreçlerini yalnızca rasyonel tablolar, net bütçeler ve teknik analizlerle açıklamak artık yeterli değil. Günümüz iş dünyasında satın alma profesyonellerinin kararları, aynı zamanda görünmeyen tetikleyiciler, bilişsel eğilimler ve psikolojik motivasyonlar tarafından da şekilleniyor. İşte bu noktada devreye davranışsal ekonomi giriyor.

Davranışsal ekonomi, insan davranışlarını ekonomik modellerle birleştirerek açıklayan bir alan. Ve bu alanın ortaya koyduğu en önemli bulgulardan biri şu: küçük değişkenler, büyük kararları etkileyebilir.

Geleneksel ekonomik teorilere göre, satın alma uzmanları en iyi fiyatı, en kaliteli ürünü ve en uygun zamanı seçmek için tamamen rasyonel davranır. Fakat sahadaki gerçekler farklı. Örneğin bir tedarikçi, teklifine ilk olarak %20 indirim yazdığında daha cazip görünürken, başka bir tedarikçi aynı indirimi “kampanya bitmeden son 3 gün” mesajıyla sunduğunda kararlar hızla değişebiliyor.

Çünkü burada artık yalnızca fiyat değil, aciliyet duygusu, kıtlık etkisi ve kaybetme korkusu devreye giriyor. Bunlar da davranışsal ekonominin en sık karşılaştığımız bilişsel yanlılıklarından yalnızca birkaçı.

İlk gördüğümüz fiyat, sonraki değerlendirmelerimizi ciddi şekilde etkiliyor. Bu duruma “çapa etkisi” deniyor. Örneğin, ilk teklif 1 milyon TL ise, ikinci teklif 850 bin TL bize “uygun” gelir. Ama ilk teklif 750 bin TL olsaydı, aynı 850 bin bu kez “pahalı” algılanırdı.

Satın alma kararlarında ilk verinin nasıl sunulduğu, algıyı yönetme açısından kritik. Ve bu farkındalık bize önemli bir kapı aralıyor: kararları sadece verilerle değil, verilerin sunuluş biçimiyle de şekillendirebiliriz.

Bir tedarikçiyle uzun süredir çalışıyor olmak, onun otomatik olarak “en güvenilir” olduğu inancını doğurabiliyor. Oysa geçmiş performans geleceğin garantisi değildir. Bu noktada davranışsal ekonomi bize şunu söyler: Statükoyu koruma eğilimi, yani “mevcut durumu sürdürme rahatlığı”, zaman zaman fırsatların kaçmasına neden olur.

Satın alma profesyonelleri olarak bizim görevimiz, konfor alanlarını değil, veri temelli sorgulamaları desteklemek. “Bugüne kadar böyleydi” demek yerine, “Bugün ne değişti?” diye sormak geleceği şekillendirmenin ilk adımıdır.

Davranışsal ekonominin bir diğer güçlü yönü de “framing effect” yani sunum etkisidir. Aynı bilgi, farklı şekilde sunulduğunda bambaşka kararlar ortaya çıkabilir. Örneğin bir teklif “%90 zamanında teslimat oranı” olarak verildiğinde olumlu algılanırken, “%10 geç teslimat riski” şeklinde sunulduğunda olumsuz algılanabiliyor. Oysa içerik aynı. Buradaki ders şu: biz karar vericiler olarak yalnızca içerikle değil, iletişim tarzıyla da yönlendiriliyoruz. Bu nedenle, satın alma süreçlerinde tekliflerin nasıl sunulduğu, hangi dilin kullanıldığı, hangi vurguların yapıldığı artık teknik detaydan öte, stratejik bir mesele haline geliyor.

Tüm bu mikro etkiler bize önemli bir kapı açıyor. Satınalmada davranışsal strateji tasarlamak.

  • Tedarikçilerin teklif formatlarını standardize ederek çapa etkisini azaltmak
  • Riskleri yalnızca sayılarla değil, görsel simülasyonlarla göstermek
  • Karar anı öncesinde alternatif senaryolarla ekiplerin “statükodan çıkmasını” sağlamak
  • Kıtlık etkisi gibi tetikleyicilere karşı “karar bilinci” farkındalığı oluşturmak
  • Satın alma kararlarını zamana yayarak ani kararları azaltmak

atacağımız stratejik adımlardan bir kaçıdır. Tüm bunlar, davranışsal ekonominin mikro teknikleriyle karar kalitesini artırmanın yolları.

Günümüzde başarılı satın alma ekipleri yalnızca pazarlıkta değil, psikolojide ve karar bilincinde de ustalaşıyor. Çünkü küçük gibi görünen tetikleyiciler, büyük stratejik kararlara yön verebiliyor. En iyi satın alma, yalnızca doğru fiyattan yapılan değil, doğru tetikleyicilere karşı bilinçle alınan kararlardır. Ve bizler, mikro detayları fark eden liderler olarak, sadece süreçleri değil, kültürleri de dönüştürürüz. İşte bu yüzden artık satın alma sadece bir işlem değil; bir farkındalık sanatıdır.

Yeni yılın sağlık, huzur ve mutluluk getirmesini temenni ederek, şimdiden yeni yılınızı kutlarım.

Satınalmada Mikro Bakış Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemM.Efsun Yüksel Tunç

Eğitmen ve Yönetim Danışmanı

Yaşam ve Yönetici Koçu

efsun@indus.com.tr

https://www.linkedin.com/in/efsunyukseltunc/

www.efsunyuksel.com

Instagram @indusefsun

Yeni Yıl – 2026

Yeni Yıl 2026 Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Yeni Yıl – 2026

Reşat BAĞCIOĞLU

2026 Yılına Girerken

Yılın son gününde iş konuşmayalım isterseniz. Hele hele tilki ve çakallarımdan hiç konuşmayalım. Tüm sene boyunca onlardan bahsettim ve kendilerini çok meşhur sandılar. Aslında ben olmasam o tilki ve çakalları acaba kim makalelerinde konu ederdi?

Yeni Yıl 2026 Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Yeni Yılınız Kutlu Olsun

Her neyi istiyor ve sahip olmayı arzu ediyorsanız, hepsini elde etmeniz dileğimdir.

2026 yılının birlik, beraberlik, huzur, sağlık, bol kazanç getirmesi dileğiyle yeni yılınızı kutlarım.

Yeni yılda da beraber olmayı diliyoruz. Tilki ve çakallarımla birlikte.

Reşat BAĞCIOĞLU

ICC Uluslararası Ticaret Odaları

Türkiye Milli Komitesi

Türkiye Bankacılık Komite Başkanlığı Üyesi 

Enflasyon Düzeltmesi: İş Dünyası Açısından Teknik ve Stratejik Bir Değerlendirme

Enflasyon Düzeltmesi İş Dünyası Açısından Teknik Ve Stratejik Bir Değerlendirme Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Enflasyon Düzeltmesi: İş Dünyası Açısından Teknik ve Stratejik Bir Değerlendirme

Dr. Arif AYLUÇTURHAN – İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi

Giriş

Enflasyon Düzeltmesi İş Dünyası Açısından Teknik Ve Stratejik Bir Değerlendirme Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemYüksek enflasyon dönemlerinde finansal tabloların gerçeği yansıtması zorlaşmakta, işletmelerin vergi matrahı ile ekonomik gerçeklik arasındaki fark büyümektedir. Bu nedenle enflasyon düzeltmesi, Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298’inci maddesi kapsamında yeniden uygulanmaya başlamış, iş dünyasında ve uygulamacılar nezdinde önemli bir gündem maddesi haline gelmiştir. Ancak uygulamanın kapsamı, teknik yönü, farklı işletme yapılarında yarattığı asimetrik etkiler, bilgi değeri ve vergi sonuçları nedeniyle tartışmalar devam etmektedir.

Enflasyon Düzeltmesinin Temel Yapısı

Vergi mevzuatı kapsamında uygulanan enflasyon düzeltmesi yalnızca bilanço kalemlerini günceller. Gelir tablosu (ve diğer finansal tablolar) enflasyona göre yeniden ifade edilmez. Bu kapsamda parasal olmayan varlıklar (stoklar, duran varlıklar, sermaye vb.) düzeltilirken, parasal kalemler (kasa, banka, ticari borçlar vb.) olduğu gibi kalır. Bu nedenle enflasyon düzeltmesi bu şekli ile işletme performansını değil, vergi matrahını etkileyen teknik bir düzeltme niteliği taşır.

TFRS Enflasyon Muhasebesi İle Karşılaştırma

TFRS (TMS 29) (BOBİ FRS 25) kapsamında hem bilanço hem gelir tablosu (ve diğer finansal tablolar) enflasyona göre yeniden ifade edilir. Tüm gelir ve giderler reel satın alma gücüne göre düzeltilir ve net parasal pozisyon kâr/zararı hesaplanır. Bu uygulama farkından dolayı enflasyon düzeltmesi değil enflasyon muhasebesinden bahsedilir. Bu yaklaşım işletmenin ekonomik durumunu daha doğru yansıtır. Buna karşın VUK enflasyon düzeltmesi yalnızca vergi tekniğine hizmet eder, yönetimsel analiz ve bilgi değeri açısından sınırlıdır.

Revizyonlar Ve Uygulamadaki Farklılıklar

Uygulamanın ilk döneminde Yapılmakta Olan Yatırımlar (YOİ) hesabının enflasyona göre düzeltilmesi işletmelerin bilançolarında önemli etkiler doğurmuş, bunun üzerine Bakanlık YOİ’ye ilişkin özel düzenlemeler yapmıştır. Buna rağmen duran varlık kayıtlarının geçmişe dönük taranması, stok hareketlerinin endekslenmesi (basitleştirilmiş yöntemlere rağmen) ve yazılım altyapılarının uyumsuzluğu işletmelerde önemli iş yükü oluşturmaya devam etmektedir.

Varlikların Düzeltilmesi, Vergi Etkisi ve Beklentiler Arasındaki Çelişki

Enflasyon düzeltmesinin en tartışmalı yönlerinden biri, temelde varlıkların düzeltilmesiyle ortaya çıkan farkların vergi matrahını arttırma yönünde etkilemesidir. İş dünyasının temel beklentisi, bu farkların fiyat artışından kaynaklandığı ve gerçek bir gelir yaratmadığı için vergilendirilmemesidir. Ancak mevzuatın bu durumlarda düzeltme farklarını matraha dahil etmesi, işletmelerin beklentileriyle çelişmektedir.

Diğer yandan bu durum düzeltmenin muhasebe mantığı gereği *çift taraflı kayıt sistemi dengesiyle* çalışması ile izah edilebilir. Parasal olmayan varlıklar düzeltiliyorsa, bilançonun matematiksel bütünlüğü gereği özkaynak kalemleri de düzeltilir. Bu nedenle sermaye kalemlerinin de enflasyon düzeltmesine tabi tutulması zorunludur.

İşletmenin Sermaye Yapısına Göre Asimetrik Sonuçlar

Bu denge yaklaşımı farklı sermaye yapılarında farklı sonuçlar doğurmaktadır:

Sermayesi güçlü işletmeler:

Özkaynak kalemlerinin yüksek olması, varlık düzeltmesi ile sermaye düzeltmesi arasındaki farkı azaltır. Bu işletmelerde enflasyon düzeltmesinin vergi matrahı üzerindeki etkisi sınırlı kalır.

Borç ağırlıklı finance edilen işletmeler:

Borçlar parasal kalem olduğundan düzeltilmez. Buna karşın varlık düzeltmesi yüksek olduğunda vergi matrahı artabilir. Bu durum yüksek yabancı kaynak kullanan işletmelerde daha fazla vergi yüküyle karşılaşılmasına neden olur.

Bu nedenle enflasyon düzeltmesi işletmeler arasında eşit etki yaratmamakta; sermaye yapısına bağlı olarak önemli farklılıklar ortaya çıkmaktadır.

Gerçeğe Uygun Bilgi İçin Finansal Raporlama Standartlarının Önemi

Çok öz olarak ifade edilirse; TFRS, BOBİ FRS ve KÜMİ FRS kapsamındaki finansal raporlar, enflasyon düzeltmesinden farklı olarak işletmenin ekonomik gerçekliğini ortaya çıkaran bütüncül bir yaklaşım sunar. Bu standartlar hem bilanço hem gelir tablosunu enflasyonun etkisine göre düzeltir ve net parasal pozisyonu görünür kılar. Vergi amaçlı tablolar ise yalnızca mevzuata uyum işlevi taşır.

Sonuç

Enflasyon Düzeltmesi İş Dünyası Açısından Teknik Ve Stratejik Bir Değerlendirme Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemEsas olarak enflasyon düzeltmesi yüksek enflasyon dönemlerinde vergi matrahını fiktif artışlardan arındırmak için kullanılan teknik bir araçtır. Ancak uygulamanın işletmelerde yarattığı iş yükü, farklı sermaye yapılarında oluşturduğu asimetrik sonuçlar, bilgi değeri ve vergi etkileri nedeniyle tartışmalar devam etmektedir. İş dünyası, düzeltmenin sadeleştirilmesi, belirsizliklerin giderilmesi ve fiktif artışların vergiye tabi olmaması gerektiği yönünde görüş birliğine sahiptir. Bu minvalde belki de vergi mevzuatı kapsamında enflasyon düzeltmesi uygulaması tamamen uygulamadan kaldırılacaktır.

Dr. Arif AYLUÇTARHAN

İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi

Kaynakça:

Vergi Usul Kanunu, Mükerrer Md. 298

IAS 29 Financial Reporting in Hyperinflationary Economies

KGK Finansal Raporlama Standartları

Bakanlık Tebliğleri (2023–2025)

TÜRMOB Teknik Görüşleri, Gazete Haberleri