Satınalma Dergisi’nin 100. Sayısı Yayınlandı

Değerli yöneticiler, 

Nisan sayımızla birlikte 100. sayımızda sizlerle buluşmanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. İlk sayımızı yayınladığımız Ocak 2013 sayısından günümüze gelen süreçte satınalma ve tedarik zinciri yönetiminin çeşitli boyutlarını hem akademik ve hem de uygulama yönünden ele aldık. Bu yönüyle son 9 yıldır mesleğin dinamik bir şekilde sürekli bir değişim halinde olduğunu görüyoruz. Her zamankinden daha önemli hale gelen ve kriz dönemlerinde bile rastlanmayan bir süreçten geçmekteyiz. Satınalma ve tedarik yöneticileri bir yandan mikro ve makro risklerle mücadele ederken diğer yandan operasyonların sürdürülebilirliği açısından görev üstlenmekteler. Önümüzdeki dönem uluslararası piyasaları yakından takip etme ve doğru pozisyonları alma çalışmaları ile devam edecek gibi görünüyor. 

Sektör yöneticilerimizle gerçekleştirdiğimiz sohbetlerde sıklıkla ham madde ve malzeme alımlarında yaşanılan sorunların öne çıktığını ve hemen her sektörde belirli malzemelerin tedariğinde problem yaşandığını görmekteyiz. Tedarikçilerin bu duruma yaklaşımları ise müşteri seçme şeklinde kendini gösteriyor. Detaylı olarak bu ayki yazımda bulabilirsiniz. 

 

Tüm şirketiniz okusun. https://satinalmadergisi.com/dijital-islem-merkezi/
100. sayının mutluluğunu sizlerle paylaştığımız bu sayımızda mesleki bilgi ve deneyimlerini bizlerle paylaşan tüm sektör yöneticilerine ve öğretim üyelerimize teşekkür ediyorum. Sektör yöneticilerimizle röportajlarımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu sayımızda Kastamonu Entegre CEO’su Sn. Haluk YILDIZ ve Polifarma Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sn. Vildan KUMRULU ile gerçekleştirdiğimiz röportajları okuyabilirsiniz. Değerli yöneticilerimize teşekkür ederim. 

Sn. Reşat BAĞCIOĞLU hocamız ile dış ticaretteki riskleri ele almaya devam ediyoruz. Uluslararası tedarik konusunda hocamızın örnek olaylar üzerinden anlatımı konuya ışık tutuyor. 

Sn. Ömer Haluk TURANLI, elektrikli araçların hem binek olarak kullanımında hem de ticari yük taşımacılığında yaratacağı değişimleri tedarik zinciri perspektifinden ele alıyor. 

Sn. Mehmet ATASEVER hocamız, kamu ihalelerinde 2020 yılı panoramasını rakamlarla ortaya koyuyor. Özellikle kamu harcamalarındaki alım türleri ve eğilimleri açısından çok önemli istatistikleri bizlerle paylaşıyor. 

Prof. Dr. Mahmut TEKİN hocamız, blokzincir teknolojisinin hayatlarımızdaki ve iş uygulamalarındaki yansımaları örneklerle anlatıyor. 

Bu sayımıza yazıları ile değerli bilgi ve tecrübelerini aktaran Sn. Müge ÇOŞKUN, Sn. Dilek AŞAN, Sn. Ahmet ALBAYRAK, Sn. Barış SARIGÜL, Sn. Dr. Gözde MERT, Sn. Dr. Kayıhan Özdemir TURAN, Sn. Mehmet Uğur ÖZDENİZ, Sn. Ahmet CORA, Sn. Gökhan DEMIRCIOĞLU, Sn. Ertuğrul Tekin, ve Sn. Merve YAZICI TOPDEMİR’e ayrı ayrı teşekkür ederim. 

Kurumsal Olarak Dijital Dergi Abonesi Olun Tüm Arşive Sahip Olun 

Kurumsal şirket üyeliği ile Satınalma Dergisi geçmiş 100 sayıya ve gelecek bir yıl tüm yeni sayılara Learning.buyernetwork.net üzerinden erişebilirsiniz. Ayrıca Öğrenme Merkezi üyeliği ile kişisel ve mesleki gelişime destekleyici dokümanlara ulaşabilirsiniz. 

Sağlık dolu günler dilerim. 

Keyifli Okumalar. 

EDİTÖR
PROF. DR. MURAT ERDAL 

www.muraterdal.com 

İşçinin kredi çekmek için işverenden aldığı ücret bordrosu, uyuşmazlık halinde, ücretin belirlenmesinde tek başına yeterli midir?

İşçinin ücreti, 4857 sayılı İş Kanunu’nda, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır (m.32/1).

Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir ve en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir (m.32/5).

İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez (TBK m.401).

Yargıtay, iş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarının, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenebileceğini kararlaştırmıştır[1].

Uygulamada işverenler tarafından çalışanların kredi çekebilmeleri için aylık ücretle ilgili yazılar verildiği görülmektedir. Bu tür yazıların iş uyuşmazlığı aşamasında ücretin belirlenmesinde nazara alınması gerektiği ileri sürülmektedir. Ancak, Yargıtay konuyla ilgili verdiği bir kararda, “işyerinden kredi gibi banka işlemlerinde kullanılmak üzere işçiye verilen ücrete dair işveren yazılarının tek başına ücreti belirlemeye yeterli olamayacağının kabul edilmesi gerekir. Bu itibarla, dosya içeriğindeki delillere göre; davacının aylık ücret miktarına dair iddiasının ispatlanamadığının kabulü gerektiğinden, hatalı değerlendirme neticesinde kurulan hüküm hatalı olup bozmayı gerektirmiştir”[2] demek suretiyle bu tür belgelerin tek başına yeterli olmayacağını bu belgelerin yan delillerle desteklenmesi gerektiğini kararlaştırmıştır.

Sonuç olarak, bankalar kredi verecekleri işçilerden aylık ücret bilgisi talep etmekte, işçinin talebi üzerine işveren de bankaya sunulmak üzere aylık ücret bordrosu düzenlemektedir. Ancak uygulamada bazen işçinin daha fazla kredi alabilmesi için gerçek ücretin üzerinde belge düzenlendiği bilenen bir gerçektir. Kaldı ki, ücretin bir kısmının elden verildiği işyerlerinde çalışan işçilerin kredi çekecekleri zaman bordroda gözüken ücretleri düşük olduğu için gerçek ücreti gösteren bir yazı talep ettikleri bilinmektedir. Yargıtay, işçi ile işveren arasında vuku bulacak bir uyuşmazlıkta, gerçek ücretin belirlenmesi aşamasında bu tür belgelerin tek başına yeterli olmayacağını, mutlaka bu belgelerin yan delillerle desteklenmesi gerektiğini kabul etmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

[1] Y22HD. 24/12/2019, 25488/24133 Legalbank

[2] Y22HD. 24/12/2019, 25488/24133 Legalbank

İhracatçılar için Yüksek Kurun Etkisi

İHRACATÇI NE İSTER? 

Ülkemizdeki enflasyonist ortamda üretim maliyetlerinin sürekli artması sonucunda, imalatçı ihracatçı konumundaki firmaların yurt dışına fiyatlama yapmasında zorluk yaşanabileceği doğaldır. Üretim maliyetlerinin artması ile döviz fiyatlarının da  yukarı yönlü hareket etmesinin, ihracatçının yurt dışına fiyatlama yapmasına destek sağlayabileceği açıktır. Ancak Üretim maliyetlerinin artmasına rağmen, döviz kurlarının çok hareketli oluşunun yanında aşağı doğru bir düşüş trendinde ihracatçının fiyatlama yapması pek olası görünmemektedir. İhracatçının yurt dışına mal satışında maliyetlerini kompanse edecek bir kur artışının olması ihracatçıyı daima korur.

Yukarıdaki tabloda 24 Mart 2021 ile 30 Mart 2021 tarihleri arasında % 7.00’den daha yüksek bir fiyat artışının olması ihracatçının lehinedir. İhracatçı bu döviz kurları ile fiyatlama yaptığında daha rekabetçi olabileceği açıktır.

YÜKSEK KUR KALICI MIDIR?

Kurlardaki oynaklığın hayli fazla olduğu günümüz döviz piyasasında istikrardan daha çok anlık vur-kaç işlemleri ağırlık kazanmıştır. Yukarıdaki tablodaki kurların piyasadaki puslu havanın etkisiyle kısa sürede % 7 gibi bir oranda yükseldiği görülmekle birlikte bu trendin hem kalıcılığı yoktur, hem de hareketli ortamda bu oranda yükselen dövizin aynı hızla aşağı doğru ivmeleneceği unutulmamalıdır. İhracatçının peşin bedelle mal sattığı düşünüldüğünde yukarıdaki tablo tam ihracatçımız için biçilmiş kaftan desem yeridir. Ancak ülkemizdeki ihracat rakamlarına bakıldığında oldukça az bir ihracat işlemimiz peşin olarak yapılmakla birlikte;

  • rekabetten kopmamak,
  • daha fazla mal satmak
  • satışlarda daha uzun vade yapmak,

adına açık hesap mal satışları da olabilmekte ve ihracat bedelinin ne zaman tahsil edileceği hususu kesinlik kazanmamaktadır. Bugün kurdaki yükselen trendin açık hesap işleminde, ihracat bedelinin yurda getirilme zamanında düşüş  trendinde olabileceği olasılığı da her zaman için mevcuttur.

YÜKSEK KUR AVANTAJI KORUNABİLİR Mİ?

İşte tam da ihracatçının düşündüğü husus bu değil midir? Bugün kurun geldiği seviye olan dolar kuru C/8.4200 ilerleyen günlerde korunabilir mi? Korunamayacağını biliyorum, çünkü serbest piyasa ekonomisinde yüksek dolar kurunun garantisi var olabilir mi? Kur daha da yükselebileceği gibi, daha da aşağı gidebilir.

O halde ihracatçıya bir tavsiyemiz var; bu kurdan memnun ise, bu kuru garanti altına almak istiyorsa neden forward yapmıyor. Forward yaparak hangi tarihte ihracat bedeli dövizleri gelecekse, o tarih civarında bir kur / fix işlemi yaparak ilerideki günlerde gelecek ihracat bedeli dövizin kurunu bugünden garanti altına alır, bilançosunda sürpriz kâr veya zarar etmemiş olur, maliyetlerini daha düzgün ve gerçekçi yaparak,  ihracat işlemlerinde gerçekçi fiyatlama yapmış olur.

DÖVİZ FORWARD SÖZLEŞMELERİ

Tarafların gelecekte belirli bir tarihte sözleşmede anlaşma sağlanan forward kur üzerinden, belli bir tutar ulusal paranın farklı bir döviz cinsi ile değiştirilmesine dayalı sözleşmelere denir. İhracatçı ve ithalatçılara, gelecekteki bir tarihte yapacakları teslimat, tahsilat, ödeme, fiyat değişikliklerinden kaynaklanan risklerden korunma olanağı sağlar.

Döviz Forward sözleşmeleri;

  • Tarafların kendi aralarında yapacakları görüşmeler sonunda belirlenen unsurların sözleşmeye yazılması  ve imzalanması ile yapılır.
  • Taraflar gelecekteki kuru sabitlemek ve kur riskinden korunmak için bu işlemi yapar.
  • Dış ticaret işlemlerini gerçekleştiren taraflar, döviz kurundan kaynaklanan zarardan kurtulmak için sözleşmenin yapıldığı tarihte döviz forward satın alarak vade sonunda transfer edeceği tutarın karşılığını sabitler.
  • Kurumları bankalar ve brokerlardır..
  • Bu kurumlar döviz forward piyasasındaki arz ve talebi dengeleyici yönde işlem gerçekleştirirler.
  • Bu kurumların karı, dövizin alış ve satış kurları arasındaki olumlu farktır.
    Süresi genellikle 3, 6, 9 ay olabilir.
  • Vade sonunda, sözleşmedeki fiyat ile cari fiyat/spot fiyat karşılaştırılır.
  • Forward fiyat, spot fiyattan düşük ya da fazla olabilir. Forward ve spot kurların eşit olması halinde ise forward fiyat “düzgün/flat” gerçekleşmiş olur.

Forward kurlar basit tarifi ile iki döviz cinsinin faiz farklarına dayanan bir hesaplamadır. Döviz forward sözleşmelerinde kuru belirleyen temel faktörler finansal varlığın bugünkü değeri gelecekteki döneme taşıma maliyeti elde tutma getirisidir.

Müzakere Yönetimi ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test – I

Eğitim taleplerinizi egitim@satinalmadergisi.com a iletebilirsiniz.
Pazarlik Muzakere Profili Anketini Indiriniz
Pazarlık Müzakere Profili Anketini indiriniz

MÜZAKERE TEKNİKLERİ VE PAZARLIK BECERİLERİ EĞİTİMİ TEST-I

MÜZAKERELERDE USTALAŞMAK ELİNİZDE.

Ekibinizin gelişimi şirketin gelişimidir.
– Tedarikçilerle güvene dayalı ilişkilerin geliştirilmesi
– Doğru ticari pazarlıkların yürütülmesi ve
– Maliyet hedeflerinin tutturulması için ekibinize yatırım yapın.

SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ EKİPLERİ İÇİN ZENGİN EĞİTİM PRATİKLERİ

Satınalma dergisi olarak eğitimlere daima önem verdik. Bu kapsamda sektörün gelişimine yönelik konferanslar, webinarler ve eğitimler düzenliyoruz. Raporlar, e-kitaplar hazırlıyoruz.
E-mağaza ve talep havuzu uygulamalarımız ile alıcıları ve satıcıları bir platform üzerinde buluşturuyoruz.

EĞİTİM PROGRAMLARI

Tüm şirketlerimizin eğitim ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştirdik.
Kapsamlı eğitim programları oluşturduk. Satınalma ve tedarik zinciri ekiplerinizin gelişimi için mutlaka bu programları inceleyiniz ve teklif alınız. 

Test cevapları bir hafta sonra yine bu köşede yayınlanmaktadır. Başarılar dilerim.

MÜZAKERE YÖNETİMİ VE PAZARLIK BECERİLERİ EĞİTİMLERİ
Prof. Dr. Murat ERDAL – merdal@istanbul.edu.tr
İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Program Başkanı

www.muraterdal.com

Yöneticiler Için Müzakere Teknikleri Ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Müzakere Teknikleri Ve Pazarlık Eğitimi
Yöneticiler için Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi. İleri Seviye Eğitim Teklif Almak için: egitim@satinalmadergisi.com

Müzakere ve Pazarlık Yönetimi Testi – I

Yönetici Geliştirme Programı

  1. ………………: Kazan-kaybet veya dağıtıcı pazarlık olarak da isimlendirilen bu yaklaşım, katılımcılar tarafından ortaya konan “pozisyonlara” yoğunlaşır ve varsayım bir tarafın kazandığı her durumda diğer tarafın kaybettiği yani sonuç olarak karşı tarafın bir hasım olarak görüldüğüdür.

a) İşbirliğine dayalı pazarlık

b) Rekabet odaklı pazarlık

c) Müşteri pazarlığı

d) Üretim pazarlığı

e) Hizmet pazarlığı

2. ………………..:Kazan-kazan veya bütünleştirici pazarlık olarak da isimlendirilen bu yaklaşımda, problem çözümüne odaklanılarak bir ya da her iki taraf birlikte (diğer taraf kaybetmeden) kazanabilir.

a) İşbirliğine dayalı pazarlık

b) Rekabet odaklı pazarlık

c) Müşteri pazarlığı

d) Üretim pazarlığı

e) Hizmet pazarlığı

3. Aşağıdakilerden hangisi pazarlık sürecinde yaşanan olası problemlerden biri değildir ?

a) Hatalı alıcı ve satıcı yönetim taahhütleri

b) Pazarlık taraflarındaki temsilcilerinin (satınalma ve satış yöneticileri) konu hakkında sınırlı bilgiye sahip olması

c) Tekliflerle satınalma ihtiyaçları arasında denge kurulamaması

d) Tedarikçinin hedef ve amaçlarının iyi anlaşılamaması

e) Satıcı ve alıcı taraflardaki rollerin doğru tanımlanması

Tam erişim için profesyonel üyelik gereklidir. Üyelik satın alarak hesabınızı oluşturabilirsiniz. Üye iseniz giriş yapınız.
Hesap Oluştur

Müzakere Yönetimi ve Pazarlık Becerileri Eğitim taleplerinizi egitim@satinalmadergisi.com a iletebilirsiniz.
Satınalma ve Tedarik Zinciri Eğitim kataloğunu indirmek için https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf tıklayınız.

Testler için Kitap Önerileri :

  • Prof. Dr. Murat ERDAL, SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ (Beta Yayıncılık),  4. Baskı.
  • E-Kitap (Dergi Mağazamızda) Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri.

 

E Kitap Müzakere Teknikleri

MEYDAN OKUMAYI SEVENLER İÇİN 
ÖĞRENME MERKEZİ TEST ARŞİVİ

MÜZAKERE EĞİTİMİ  

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test – I 

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test – II

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test – III

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test IV

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test – V 

SATINALMA EĞİTİMİ

Satınalma Eğitimi Test – 1

Satınalma Eğitimi Test – 2

Satınalma Eğitimi Test – 3

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİMİ 

Sürdürülebilirlik Eğitimi – Test 1

Sürdürülebilirlik Eğitimi – Test 2 

Başarılar dilerim.

EĞİTİM KOORDİNATÖRÜ
Prof. Dr. Murat ERDAL
İstanbul Üniversitesi
egitim@satinalmadergisi.com 

 

Her gün mesleki gelişiminize 15 dakika zaman ayırın.

MÜZAKERE TEKNİKLERİ VE PAZARLIK BECERİLERİ – EĞİTİM YAZI DİZİSİ

PAZARLIK TAKTİKLERİ

TESTLER

 ANKET

Kitap Önerileri :

  • MÜZAKERE TEKNİKLERİ ve PAZARLIK BECERİLERİ (E-Kitap 2. Baskı), Prof. Dr. Murat ERDAL, Erişim için profesyonel üyelik işlemlerinizi tamamlamanız gerekmektedir.
  • SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ, Prof. Dr. Murat ERDAL, (Beta Yayıncılık),  4. Baskı.

-> ŞİRKET EĞİTİMLERİNİZ İÇİN TEKLİF ALIN -> egitim@satinalmadergisi.com 

AÇIK KAYNAK:  Buyer Network B2B İş ve Ticaret Platformu 

Ücretsiz.  Forum https://buyernetwork.net/forum kısmında yüzlerce klasöre 1 dakikada erişebilirsiniz. Şirket iş arkadaşlarınızla paylaşın.

Satınalma, Tedarik Zinciri, Lojistik, Depolama, Taşımacılık, Dış Ticaret, Gümrük Operasyonları ve Hukuk forumlarını ziyaret edin.

ÖĞRENME MERKEZİ:

Öğrenme Merkezi içerisine yer alan Satınalma Dergisi tüm arşivini (144 sayı) inceleyin. Literatür taraması. Makalelerden yararlanın. Bitirme ödevi, yüksek lisans proje ve tez çalışmaları, doktora tezleri için kullanılabilirsiniz. Satınalma Dergisi Aboneliği Şirket/Birey Dijital Üyelik Gerektirmektedir.

https://learning.buyernetwork.net

TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ MOBİL UYGULAMA:

Tedarik Zinciri Yönetimi Mobil Uygulama ile mesleki ve akademik gelişmeleri, duyuru ve etkinlikleri takip edin. Ücretsiz. 

https://itunes.apple.com/app/id1207666067?mt=8  Telefonunuza indirin. Hemen kullanmaya başlayın.

Bilgi Toplumunda Yönetim

Dr. Öğr. Üyesi Gözde MERT
Nişantaşı Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi
İşletme Bölüm Başkanı & Gözde Araştırma Şirketi Kurucusu

Bilgi toplumu, bireylerin bilgiye ulaşmasının kolay olduğu ve bilgi kullanımının daha yaygın olduğu bir toplumdur. Bilgi toplumunun esası, bilginin üretilmesindedir. Bilgi toplumu; bilgi ve enformasyon teknolojisini öne çıkaran özelliği ile entelektüel sermayenin fiziksel sermayeden, öğrenmenin tecrübeden daha önemli olduğu, teorik araştırmaların uygulamalı araştırmalardan, değişimin ise çok hızlı bir şekilde yaşandığı ekonomik toplumlardır. Bilgi toplumu; yeni yöntemler ile düşünme, yönetme ve çalışmayı gerektirmekte ve ömür boyu sürekli eğitimin yaygınlaşması, bireylerin öğrenmesinden organizasyonların öğrenmesine doğru ilerleyen bir toplum olmayı sağlar.

Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş, teknolojinin gelişip, çeşitlenmesi ve teknolojinin ana kaynağı olan bilginin daha yaygın kullanılması neden olmuştur. Sanayi toplumunda kişiler, kültürel ve zorunlu gereksinmelerini maddi ürünlerle karşılamaktadır. Bilgi toplumundaki bireyler ise bilginin üretimi, erişimi ve yaygınlaşması sayesinde ihtiyaçlarını karşılayabilmektedir. Bu bağlamda, Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisinde en üst düzeyde bulunan, bireyin kendini gerçekleştirmesi, yeteneklerini geliştirmesi ve kendini kanıtlama gereksinimlerinin, en uygun biçimde karşılanabileceği bir ortam, bilgi çağı toplumunda oluşmaktadır.

Tarım toplumu, sanayi devriminin oluşturduğu ikinci dalga ile yerini sembolik bir değer olan paraya bırakmıştır. Üçüncü dalganın neden olduğu bilgi toplumunda ise anlık bir şekilde transfer olan bilgi, ekonominin soyut parasını oluşturmaktadır.

Bilginin esas fonksiyonu ve ana amacı, bilginin üretilmesidir. Bilginin itici gücü ise bilgisayar teknolojilerinin getirdiği dijital dönüşümdür. Buna göre dijital dönüşüm; bilgisayar teknolojisi ile enformatik değerlerin üretildiği, bilgi kaynaklı beşerî unsurların kullanıldığı, geleneksel üretim yöntemlerinin terk edilerek yerini elektronik işlemlere bıraktığı, her bireyin bilgi üretiminde rol oynadığı, dijital üretim, dağıtım ve tüketim kanallarının farklılık gösterdiği, yeni yatırım ve üretim alanlarının ortaya çıktığı ve bireyleri her alanda etkilediği bir süreç olmaktadır.

Bilgi toplumunda, yönetim biçimleri demokratik yönetim iken, üretim araçları ise otomasyona dayalıdır. Cari olan sektör ise, hizmet sektörüdür. Dijital dönüşüm iletişim türünü de etkilemiş olup, iletişimi de dijitalleştirmiştir. Bilgi toplumunda tüm süreçler dijitalleşmiş ve daha kullanışlı ve kolay ulaşılabilir bir duruma gelmiştir.

Bilgi çağında, geleneksel yönetim anlayışı yetersiz kalmaktadır. Bu yetersizliğin ana unsuru değişimdir. Bilgi toplumu yöneticileri, değişimin hızlI olduğu bu ortamda bilgi, beceri ve yeteneklerini artırmalı, yeni yönetim teknik ve araçları öğrenmeli ve bunları geliştirmelidir. Dijital dönüşüm ile birlikte organizasyon yapılarında, tüketici tercih ve beklentilerinde, teknoloji ve yenilik süreçlerinde organizasyon yönetimlerinin karşılaştığı bilgi erozyonu ve yıpranması olarak bilinen çözümlenmesi zor sorunlara neden olmuştur. Teknolojinin hızlı geliştiği ve dijital dönüşüm süreçlerinin artması, organizasyonların yönetim sistemlerinde güçlüklerle karşılaşılmasına sebep olmuştur.

Klasik yönetim yaklaşımında, iş veriminin yükseltilmesi için faaliyetlerin farklılaştırılması ve bölümlendirilmesi önemliyken, teknolojinin hızlı gelişmesi ve dijital dönüşümle birlikte bu bölümlenmiş işlevlerin koordinasyonu ve bütünleştirilerek düzenlenmesi gerekli olmaktadır.

Sanayi çağı organizasyonları daha az bilgili organizasyonlardan oluşmaktadır ve bu organizasyonlar sanayi toplumuna özgü olarak gelişmiştir. Az bilgili organizasyonlarda, tepe yönetiminde zihinsel etkinlik daha yoğun olmakta ve diğer yönetici ile iş görenler emek-yoğun olarak çalışmaktadır. Bilgi çağında, bilgi toplumu ekonomisi geçerlidir. Üçüncü dalga dönemi yani bilgi çağındaki tüm organizasyonlar, yönetim süreçlerinde ve işleyişlerinde bilginin rolünü düşünmeli ve elde ettikleri verileri değerlendirmelidir. Bilgi çağı organizasyonları sürekli öğrenmeli, yenilik ve değişime hazır olmalıdır. Bu nedenle, çağımızın organizasyon yönetimlerinde esas faaliyet bilgiyi; yöntem, süreç ve yaklaşımlara adapte etmelidir.

Organizasyonların sahip oldukları yetenek, beceri ve deneyimleri ile birlikte elde ettikleri bilgileri tanımlama ve işleme, bilgi yönetimi olarak ifade edilmektedir. Bu nedenle bilgi yönetiminin ana amacı, organizasyonların hayatta kalma süresini ve başarısını sağlamak amacıyla entelektüel sermaye birikimini artırmaktır. Bu amaçlara ulaşabilmek için organizasyonlar entelektüel sermayelerimi etkin olacak şekilde kurar, bunları depolar ve kullanımını sağlar. Bilgi yönetimi; kendisini oluşturan parçaların toplamından daha değerli, daha güçlü bir rekabet avantajı sağlamak için bir organizasyon oluşturmak, iş gören bireylerin uzmanlık ve bilgilerini ölçebilen, depolayan, bu bilgileri kullanan ve bu bilgileri ticarileştirebilen bir “öğrenen organizasyon” yaratma olarak ifade edilmektedir.

Bilgi yönetimi ve dijital dönüşüm ile organizasyonlar sorunlarını daha etkin ve hızlı bir şekilde çözmesini sağlamaktadır. Organizasyonlar dijital dönüşüm süreçlerinde bilgi yönetimini etkili bir şekilde yaparak birtakım faydalar elde ederler:

  • Verimlilikte etkinlik sağlanır.
  • Pazarda rekabet gücü artar.
  • Organizasyonun sürdürülebilirliğini güçlendirir.
  • Organizasyonun karlılığının artmasını sağlar.
  • Ürün geliştirme süreçlerini iyileştirir.
  • Organizasyonun bilgi, yetenek ve becerilerini geliştirir.
  • Örgütsel öğrenmenin daha etkin olmasını sağlar.
  • Organizasyonun karar alma süreçlerini etkinleştirir.
  • İş görenler arasındaki iletişimi güçlendirir.
  • İş görenlerin örgüte bağlılıklarının artmasını sağlar.
  • Organizasyonun stratejik sorunlarına odaklanmasını sağlar.

 

Detaylı bilgiler için aşağıdaki kitabı okuyabilirsiniz.

Mert, G. (2019). Organizasyonlarda Dijital Dönüşüm ve Medya Okuryazarlığı Eğitimi, Ed. Koçoğlu, E. ve Akman, Ö. Medya Okuryazarlığı ve Eğitimi, Pegem Akademi, Ankara

Teknik Görüş Alınması Noktasında Fiili İmkânsızlık Olması Durumunda İhale İptal Edilir Mi?

Teknik Görüş Alınması Noktasında Fiili İmkânsızlık Olması Durumunda İhale İptal Edilir mi?
Hazırlayanlar:
Mehmet ATASEVER – Kamu İhale Kurulu Eski Üyesi/ Akademisyen                                                                       Sinan ÖZESEN – Kamu İhale Uzmanı

Anahtar Kelimeler; numune değerlendirilmesi, teknik görüş, ihalenin iptali

İtirazen Şikayet Konusu; İhalenin teklif verdikleri kısmında teklif ettikleri malın Teknik Şartname’nin 8 ve 9’uncu maddelerine uygun olmaması nedeniyle tekliflerinin değerlendirme dışı bırakıldığı, ancak teklif ettikleri malın Teknik Şartanme’nin 8’nci maddesindeki özellikte olduğu, Teknik Şartanme’nin 9’uncu maddesinde yer alan “hesaplama aralığı özelliği”ne karşılık teklif ettikleri malda bulunan özelliğin, ihale üzerinde bırakılan istekli tarafından teklif edilen malda bulunan özellikle aynı olduğu, bu nedenle kendi tekliflerinin uygun görülmemesi durumunda bu isteklinin teklifinin de değerlendirme dışı bırakılması gerektiği, dolayısıyla idare tarafından tesis edilen işlemlerin kamu ihale mevzuatına aykırı olduğu iddiasına yer verilmiştir.

Kamu İhale Kurulu Kararı Özeti; 10.03.2021 tarih ve 2021/UM.II-590 sayılı Kamu İhale Kurulu Kararı’na göre; başvuru sahibi tarafından aynı iddiayla Kurum’a yapılan başvuru neticesinde alınan 24.06.2020 tarihli ve 2020/UM.II-1120 sayılı Kamu İhale Kurulu kararı ile “itirazen şikâyet başvurusunun reddine” karar verildiği, bu kararın iptali istemiyle açılan davada Ankara 12. İdare Mahkemesinin 18.09.2020 tarihli ve E:2020/1477, K:2020/1191 sayılı kararı ile dava konusu işlemin (24.06.2020 tarihli ve 2020/UM.II-1120 sayılı Kamu İhale Kurulu kararı) iptaline karar verildiği, anılan mahkeme kararı üzerine alınan 27.01.2021 tarihli ve 2021/MK-39 sayılı Kamu İhale Kurul kararı ile söz konusu mahkeme kararının icabını yerine getirmek üzere ““24.06.2020 tarihli ve 2020/UM.II-1120 sayılı kararının iptaline ve Rs Sağlık Teknolojileri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin ihalenin 5’inci kısmı olan “Otomatik Resitütör Tek Kullanımlık” için teklif verdiği cihaza ilişkin olarak teknik görüş alınarak başvuru sahibinin iddiasının esasının yeniden incelenmesine” karar verildiği,

Bu çerçevede Kamu İhale Kurumu tarafından ihalenin ilgili kısmında başvuru sahibi tarafından teklif edilen mala ilişkin sunulan numunelerin ihaleyi yapan idareden istenildiği, idarece başvuru sahibi tarafından ihale aşamasında sunulan 1 adet numunenin, numune değerlendirme aşamasında, ihale komisyonu kararına yönelik idareye yapılan şikayet başvurusu kapsamında sunulan 1 adet numunenin şikayet başvurusu kapsamında yapılan inceleme kapsamında kullanıldığı, Covid-19 salgını nedeniyle hastalarda kullanılan numunelerin saklanmadığı tıbbi atık olarak imha edildiği, idarede başvuru sahibine ait söz konusu mala ait numunenin bulunmadığı yönünde cevap verildiği,

Bu durumda başvuru sahibince teklif edilen malın Teknik Şartname’nin 8 ve 9’uncu maddelerini karşılayıp karşılamadığına ilişkin ilgili kişi veya kurumdan teknik görüş alınmasının fiili imkânsızlık nedeniyle mümkün olmadığı gerekçesiyle ihalenin söz konusu kısmının iptal edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

 

 

İş sözleşmesi ile genel tatil ücretleri aylık ücrete dahil edilebilir mi?

Uygulamada taraflarca imzalanan iş sözleşmelerine yılda 90 gün ve 270 saate kadar yapılan fazla çalışmaların aylık brüt ücrete dahil edileceği şeklinde hükümler konulduğu ve bu durumun Yargıtay’ca da kabul edildiği bilinmektedir[1]. İşverenler her ne kadar iş sözleşmelerine fazla çalışmaların aylık ücretin içinde olduğuna dair hükümler koysalar bile işçilere ödenen ücret şayet asgari ücret seviyesinde ise, bu durum geçersiz sayılmaktadır.

Çünkü işçinin aylık ücretinin hem asgari ücret düzeyinde belirlenmesi hem de fazla çalışma ücretinin aylık ücretin içinde sayılması bordro tekniği açısından da hukuki açıdan da uygun değildir. Örneğin aylık brüt 3.577 TL asgari ücret alan işçinin haftalık 45 saati aşan bir ayda toplam 21 saat fazla çalışması olduğu düşünülürse, 4.078 TL nin üzerinde (fazla çalışma dahil) aylık brüt ücrete hak kazanacaktır.

Nitekim Yargıtay’ın bu konudaki kararına göre de “iş sözleşmesinde yıllık 270 saate kadar olan fazla çalışma ücretlerinin aylık ücrete dahil olduğuna ilişkin hüküm bulunsa da aylık ücretin asgari ücret olarak belirlenmesi nedeniyle hüküm geçersizdir”[2].

Öyleyse, yıllık azami 270 saat olan fazla çalışma süresini yılın 52 haftasına böldüğümüzde 5.2 saatlik haftalık fazla çalışma süresinin 5.2×4=21 saat aylık karşılığının aylık ücrete dahil edilmesi suretiyle belirlenecek ücretten daha az bir ücretin işçiye ödenmemesi gerekmektedir.

Bununla birlikte bazı işverenler, “…ulusal bayram ve genel tatil günleri olan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, 30 Ağustos Zafer Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Dini Bayramlar (Ramazan ve Kurban), 1 Mayıs İşçi Bayramı, 1 Ocak Yılbaşı, 15 Temmuz Demokrasi Günü gibi genel tatil günlerinde”[3] işçileri çalıştırdıkları ve onların iş sözleşmelerine genel tatil ücretlerinin aylık brüt ücret içerisinde olduğuna dair hükümler koymaktadırlar. Ancak Yargıtay, ulusal bayram ve genel tatil günü ücretlerinin aylık ücret içine giydirilemeyeceğini kabul etmekte ve iş sözleşmelerine konulan bu tür hükümleri geçersiz saymaktadır[4].

Sonuç olarak, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmeleri ile yılda 90 gün ve 270 saate kadar yapılan fazla çalışmalar aylık brüt ücrete dahil edilebilir ancak, ulusal bayram ve genel tatil günü ücretleri aylık brüt ücret içine giydirilemez. Genel tatil günü ücretlerinin günlük ücretin bir kat fazlası olarak ayrıca hesaplanıp, ödenmesi gerekir.

[1] Y9HD.02/7/2019 T.,E.2016/31082, K.2019/14703
[2] Y9HD.06/6/2011 T.,E.2009/14955, K.2011/18340
[3] 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkındaki Kanun
[4] Y9HD.07/10/2020 T.,E.2016/25513, K.2020/10829

Döviz Fiyatlamasının (Kotasyon) Dili

DÖVİZ FİYATLAMASI

Dövizin sadece bir fiyatı olmayıp, alı ve satış fiyatı söz konusudur. Ayşe Teyze emekli parasını aldığında, bir bankaya veya döviz büfesine gidip Türk Lirası verip, kendisine döviz satın almak istemesi halinde bankalar veya döviz büfeler, Ayşe Teyzeye döviz satış fiyatı ve yasal vergilerini uygulayacaklardır.

Döviz satış kuru; TRL verip döviz satın almak istediğimizde uygulanan kur.

Gün geldi Ayşe Teyze’nin emekli parası yetmedi, ancak kendisine Türk Parası gerek oldu. Bu durumda Ayşe Teyze daha önce satın almış olduğu dövizlerden kendisine yetecek kadar kısmını bir bankaya veya döviz büfesine götürüp verecek ve karşılığında Türk Lirası alacak. Bu durumda bankalar veya döviz büfeleri Ayşe Teyze’ye bozduracağı dövizler için döviz alış kuru uygulayacaklardır.

Döviz alış kuru; Döviz verip, TRL almak istediğimizde uygulanan kur.

İster döviz, ister altın veya diğer emtealar olsun, hepsinin alış ve satış fiyatları vardır. Bu fiyatları bankalar veya döviz büfeleri

  • kendi döviz pozisyonları
  • piyasa dinamikleri
  • piyasa gelişmeleri

dikkate alınarak şekillendirirler.

KURUMLARIN DÖVİZ FİYATLAMASI HANGİ KISTASLARA GÖRE YAPILIR?

Kurumlar döviz alış ve satış fiyatlama yaparken kuşkusuz kş piyasa dinamikleriyle birlikte şu hususlara göre günlük fiyatlarını belirler.

  • Kendi pozisyon ihtiyaçlarına
  • Piyasa ortalama fiyatları
  • TCMB tarafından alınan kararlar (faiz, sıkı para politikası, ZK-Zorunlu döviz karşılıkları oranları)
  • Piyasa likiditesi, bankanın kendi likiditesi
  • Günlük para giriş ve çıkışları
  • Siyasi ve sosyal gelişmeler (ayaklanma, savaş, sıkıyönetim, iç karışıklık vs)
  • Kurumlar arası fiyat yeknesaklığı
  • Parite oynaklığı
  • Fiyatlamanın gün içi veya gün sonu oluşu

Döviz fiyatlamaları;

  • Döviz alış
  • Döviz satış
  • Efektif alış
  • Efektif satış

şeklinde oluşur.

Alış ve satış fiyatları arasında, yukarıda saydığım hususlar dahilinde belli oranda makas oluşur. Ancak fiyatlamalar sürekli dengelidir. Bir kurumun döviz alış fiyatı, diğer kurumun döviz satış fiyatını geçemez. Eğer bu hususa dikkat edilmezse piyasada tilkilikler baş gösterir ve bir kurumdan düşük olan satış fiyatı döviz alınıp, alış fiyatını yüksek tutan kuruma dövizlerin satılması da söz konusu olabilir.

DÖVİZ FİYATLAMASININ (KOTASYON) DİLİ

Kurumlar döviz fiyatlamasını yaparken yukarıdaki hususlara ilaveten fiyatlamanın mesai saatleri içinde veya mesai saatleri dışında olup olmadığı hususları da önemli rol oynar

14 MART 2021 PAZAR

Kaynak : https://piyasa.paratic.com/doviz/dolar/

14 MART 2021 gün içinde kullanılan bankaların anlık kur listesine bakıldığında Dolar fiyatının alış ve satış fiyatlarının birbirinden farklı olduğunu göreceksiniz. BU farklılık yine yukarıda saydığım nedenlerre bağlı olarak bankaların ihiyaç ve piyasa analizi ve ellerindeki likidite oranına göre döviz fiyatını belirlerler.Yukarıdaki kurumun verdiği fiyatlamalara bakarsanız, şöyle diyor; Ben piyasa oyuncusuyum, hem dövizinizi yüksek fiyata alır, hem de düşük kâr marji ile dövizinizi satarım. Hacim yaparım. Elimde hem TRL, hem de döviz var. İsteyene satar, isteyenden ise alırım.  Kurum alış ve satış yapmaya o kadar istekli ki, alış satış arasındaki makas (alış satış kur farkı) piyasadaki en düşük düzeydedir.Yukarıdaki fiyatlamaya bakıldığında ise piyasadaki en düşük Dolar döviz alış kuru ile piyasanın en yüksek Dolar döviz satış kurlarndan birini veren bu kurum şöyle diyor; piyasa oyuncusu olmak niyetinde değilim, döviz almak istemiyorum, satmak da istemiyorum. Pozisyonumu bu şekilde korumak arzusundayım.

15 MART 2021 – PAZARTESİ GÜN İÇİ                        15 MART 2021 PAZARTESİ MESAİ                             SONRASI

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kurumların gün içi verdikleri fiyatlamalar ile mesai sonunda verdikleri fiyatlamalarda alış / satış arasındaki makas daha da açıktır. Kurumlar alış – satış makasını açmak sureti ile mesai sonrasında (gece) piyasalarda oyuncu olmak arzusunda olmadıklarını göstermektedir.

20 MART 2021 CUMARTESİ

Yukarıdaki tabloyu incelediğinizde, hafta sonu döviz kurlarını ilan eden kurumlar alış – satış kur makasını gün içinde kullandıkları alış – satış makasından daha fazla açmaktadırlar. Öyle olmak zorundalar. Ancak yukarıdaki  tabloda adeta gözüme bakan bir fiyatlama var ki ola ki o kurum sehven (yanlışlıkla) bu fiyatı yazmamışsa, piyasada tilkiler yaratacaktır.

Şöyle ki;Qnbfinansbank hafta sonu olmasına rağmen piyasadaki en yüksek kotasyonları vermiştir. Kurumlar ilan ettikleri döviz alış ve satış fiyatları ile işlem yapmak zorundadırlar. Benim döviz fiyatlamam budur ama ben döviz almıyorum veya satmıyorum deme şansı yoktur. Qnbfinansbank’ın Dolar döviz alış kuru olan USD TRL C/7.5340, diğer bankaların döviz satış kurlarının oldukça üzerindedir. Bir tilki çıkıp herhangi bir bankadan Doları C/7.2405’den satın alıp (vergilerini de ödeyerek), satın aldığı dövizleri ise getirip Qnbfinansbank’a USD TRL C/7.5340’dan  satsa ne olur? Çok güzel olur bence. Tablodaki fiyatlama güncel ise bilinçsizce fiyatlama verilmiştir.

Fiyatlamaların kurumların pozisyonlarının ne olduğu konusunda açık fikir vermektedir. Önemli olan fiyatlamayı doğru okumaktır.

Satınalma Eğitimi Test – 3

Eğitim taleplerinizi egitim@satinalmadergisi.com a iletebilirsiniz.
Pazarlik Muzakere Profili Anketini Indiriniz
Pazarlık Müzakere Profili Anketini indiriniz

Satınalma Eğitimi Test – 3

Yeni dönem iş hayatında örnek olay çalışmaları yönetici geliştirme eğitimlerinin ayrılmaz parçası haline geldi. Profesyoneller gün içerisinde karşılaştığı sorunlara benzer problemleri eğitimlerde görmek, çok yönlü tartışmakve olası senaryoları değerlendirmek istiyor.

Pratik çalışma daha fazla talep ediliyor. SATINALMA DERGİSİ içerisinde şirket çalışanlarının mesleki gelişimlerine katkı sağlayacağını düşündüğümüz çok sayıda test ve örnek olay (vaka çalışması) aşama aşama dikkatinize sunuyoruz. Test cevapları bir hafta sonra yine bu köşede yayınlanmaktadır. Başarılar dilerim.

Satınalma Yönetimi Test – 3

Prof. Dr. Murat ERDAL – merdal@istanbul.edu.tr
İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Program Başkanı
www.muraterdal.com

Eğitim taleplerinizi egitim@satinalmadergisi.com a iletebilirsiniz.

Satınalma Yönetimi Test – 3

11. Pazarda yaşanmakta olan fiyat dalgalanmalarına karşı önlem olarak belirli bir süre öncesinde sabit bir fiyat ve/veya miktar üzerinden gerçekleştirilen ön anlaşmalara ……… denir.

    1. Mevcut gereksinimler için satınalma
    2. Spot satınalma
    3. İleri (forward) satınalma
    4. Konsinye anlaşmaları
    5. Ortak satınalma

12. Satınalma operasyonlarında yüksek tedarik riski ve yüksek kâr etkisi özelliğine sahip ürünler …..dir.

    1. Darboğaz ürünler
    2. Rutin ürünler
    3. Kaldıraç etkisi yapan ürünler
    4. Stratejik ürünler
    5. Promosyon ürünler

13.  ……….. ürün grupları ve tedarikçilere ilişkin değerlendirmelerde güçlü ve zayıf tarafların ortaya çıkarılması, risklerin ve bunların finansal sonuçlar üzerindeki etki derecesinin belirlenmesine yönelik bir çalışma alanıdır.

    1. Pazarlık yönetimi
    2. Satınalma portföy analizi
    3. Dağıtım yönetimi
    4. Müşteri ilişkileri yönetimi
    5. Operasyon yönetimi

14. Aşağıdakilerden hangisi satın alma portföy analizi çalışmalarında yararlanılan ürün portföylerinde bir kategori başlığı olarak yer almaz ?

    1. Rutin ürünler
    2. Darboğaz ürünler
    3. Kaldıraç etkisi yaratan ürünler
    4. Stratejik ürünler
    5. Kimyasal ürünler

15. Çok sayıda alternatif tedarikçi ve ürün olması sebebiyle genelde maliyetleri ve dolayısı ile tedarik riski ve karlılığa etkisi de düşük ürünler ……… dir.

    1. Rutin ürünler
    2. Darboğaz ürünler
    3. Kaldıraç etkisi yaratan ürünler
    4. Stratejik ürünler
    5. Kimyasal ürünler

22.3.2021 Tarihinde Yayınlanan Satınalma Test 1
CEVAPLAR:
6. C
7. C
8. C
9. E
10. D

Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi Eğitimi taleplerinizi egitim@satinalmadergisi.com a iletebilirsiniz. Satınalma ve Tedarik Zinciri Eğitim kataloğunu indirmek için https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf tıklayınız.

Pazarlik Muzakere Profili Anketini Indiriniz
Pazarlık Müzakere Profili Anketini indiriniz

MEYDAN OKUMAYI SEVENLER İÇİN 
ÖĞRENME MERKEZİ TEST ARŞİVİ

MÜZAKERE EĞİTİMİ  

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test – I 

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test – II

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test – III

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test IV

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test – V 

SATINALMA EĞİTİMİ

Satınalma Eğitimi Test – 1

Satınalma Eğitimi Test – 2

Satınalma Eğitimi Test – 3

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİMİ 

Sürdürülebilirlik Eğitimi – Test 1

Sürdürülebilirlik Eğitimi – Test 2 

Başarılar dilerim.

EĞİTİM KOORDİNATÖRÜ
Prof. Dr. Murat ERDAL
İstanbul Üniversitesi
egitim@satinalmadergisi.com 

SATIN ALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ MAKALELERİ

SATIN ALMA EĞİTİM TESTLERİ

PAZARLIK BECERİ ANKETİ

Kitap Önerileri : 

  • MÜZAKERE TEKNİKLERİ ve PAZARLIK BECERİLERİ (E-Kitap 2. Baskı), Prof. Dr. Murat ERDAL, Erişim için profesyonel üyelik işlemlerinizi tamamlamanız gerekmektedir.
  • SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ, Prof. Dr. Murat ERDAL, (Beta Yayıncılık),  4. Baskı.

-> Eğitim Kataloğunu İndirebilirsiniz ->   https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

-> ŞİRKET EĞİTİMLERİNİZ İÇİN TEKLİF ALIN -> egitim@satinalmadergisi.com

İş Dünyasında Kültürel Farklılıkların Yönetilmesi

Küreselleşme sonucu ülkeler arasında siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal alanda ilişkiler daha yaygın duruma gelmektedir. Özellikle uluslararası işletmelerde farklı kültürden insanlar bulunmakta ve işletmelerin, uluslararası pazardaki faaliyetlerinde farklı kültürel geçmişe sahip olan bireylerle iş birliği yapmak durumunda kalınmaktadır. İletişim, teknoloji ve sosyal alanda yaşanan değişimler işletmelerin çok kültürlü bir yapı haline gelmelerine neden olmuştur. Artan kültürel etkileşim, kültürel farklılıkların yönetimini öne çıkarmıştır. İşletmelerin uluslararası alandaki faaliyetleri ve çok kültürlü bir yapıya sahip olmaları, işletmeler açısından yönetimsel uygulama ve süreçlerinde birçok sorun ortaya çıkarmaktadır. Kültürel çeşitliliği fazla olan işletmeler, çalışanların yönetilmesi konusunda birtakım sorunlarla karşılaşmaktadır. Bu sorunları çözebilmek için kültürel farklılıkların uluslararası işletmeler üzerindeki yönetiminin nasıl yapılacağını anlamaktan ve etkili yönetim tarzlarını benimsemekten geçmektedir. Ancak kültürel farklılık birtakımı sorunları ortaya çıkarsa da etkili yönetildiğinde, rekabette avantajlar elde ederek, bu işletmelere fırsatlar da sunmaktadır.

Kültürel Farklılıkların İşletmeler Üzerindeki Etkisi

Uluslararası bir işletmede birçok farklı kültürden insanların olması, işletmenin amaçlarına ulaşmayı zorlaştırmaktadır. Bu zorlukların üstesinden gelebilmek için o işletmede ortak duygu ve fikirlerin geliştirilmesi önem taşımaktadır. Aksi takdirde yaşanılacak başarısızlıklar, yerel çapta bir işletmenin yaşadığı sıkıntıların çok daha ötesinde sorunlara neden olabilecektir. Meydana gelecek bu sorunların telafisi de aynı oranda zor olacaktır. Nitekim uluslararası işletmelerin yöneticisi; mali ve siyasi riskler ile uluslararası ortamda yapılan insan kaynakları faaliyetlerinin değiştirilmesi gerektiği gibi birçok riske karşı hazırlıklı olmalıdır.

Kültürel Farklılıkların Olumlu Etkileri

Ülkeler arasındaki sınırların gittikçe ortadan kalkması, küresel ortamda daha etkili rekabet etmek ve rekabet gücünü artırmak amaçlarının öne çıkması işletmelerde kültürel farklılıklara duyulan ihtiyacın artmasına neden olmuştur. Kültürel farklılıkların fazla olması işletmelerin çevresel fırsatları daha hızlı fark etmelerine ve tehditlere karşı daha kolay önlem alabilmektedir.

Kültürel olarak zengin örgütlerde farklılıkların sağladığı yararlar ise şunlardır:

(1) Müşterilerin ihtiyaçlarını anlayabilme konusunda avantaja sahip olurlar. Bünyesindeki kadınlar, azınlıklar, engelliler gibi çalışanlar sayesinde bu grupların düşünce tarzlarını daha iyi anlama ve onlara daha iyi hizmet verebilme yeteneğine sahiptirler.

(2) İşletmeler farklı çalışanları aynı kurum altında toplayarak, sosyal ve etik olarak sorumluluklarını da yaparlar.

(3) Ekonomi, imalattan hizmete geçiş eğiliminde olduğundan dolayı işletmeler, bu sayede insanlarla etkili ilişkiler kurabilmektedir.

(4) Küresel alanda, farklılıklar yeni uluslararası piyasalara açılmak için avantaj sağlamaktadır.

(5) Farklılıkların olması işletmelerde yenilikçi düşünceyi, yaratıcılığı ve rekabet avantajını artırmaktadır.

(6) Farklılıkların neden olduğu çatışmalar, yöneticilerin ilgisini bu alanlara çekerek, olumsuzlukları ortadan kaldırıp, örgütün bütünleşmesi ve iletişim kanallarının açılmasını da sağlayabilmektedir.

(7) Farklı grupların bulunması esnekliği, değişime çabuk tepki vermeyi ve uyum yeteneğini güçlendirmektedir.

Kültürel Farklılıkların Ortaya Çıkardığı Sorunlar

Farklılıkların etkin yönetiminin faydaları olduğu kadar riskleri de bulunmaktadır. Eğer farklılıklar etkin yönetilmezse kurum içinde bireysel çatışmalar ve anlaşmazlıklar ortaya çıkabilir. Çok kültürlü işletmelerde bu özelliklerden kaynaklanan anlaşmazlıklar iş stresi ile birleşince çatışmaların doğmasına sebep olmaktadır. Özellikle bu çatışmaların yönetilememesi bireylerin kurumla olan bağını zayıflatarak kendisini o grubun bir parçası olarak görmeme durumu yaratarak, düşük örgütsel bağlılığa yol açacaktır.

Kültürel farklılıkları etkili yönetilmemesi sonunda yaşanacak sorunlar şu şekildedir:

(1) Ekip içinde iletişim eksikliği, kuruma güvenin azalması, örgütsel stresin artması

(2) Çalışma ortamının kalitesinde, performans ve motivasyonda düşüşlerin olması

(3) Yetenekli iş görenlerin işten ayrılması ve nitelikli işgücünün ise şirkete yönelik olumsuz tavırlar göstermesi

(4) Mobbing ve şikayetlerin artması, kurumun yasal yollarla bu tarz davalarla anılması

(5) Örgütün müşteri ve paydaşları üzerinde itibar kaybı

(6) Üretim ve hizmet kalitesindeki düşüş

Kültürel Farklılıkların Yönetimi

Uluslararası işletme yöneticileri farklı kültürlere sahip çalışanlar için benimseyip, uyum sağlayacakları ortak değerleri oluşturması gerekmektedir. Uluslararası işletmede böyle bir örgüt kültürünün oluşması, çalışanların kendilerini bir bütünün parçası sayarak, rahat ve huzurlu bir ortam içinde çalışmalarını kolaylaştıracaktır. İşletmelerin etkinliğinin temel unsurlarından biri, farklı kültürel özellikler taşıyan işgücünü, ortak değerler etrafında birleştirerek, çok kültürlülüğü bir avantaj haline getirmektir.

Yöneticiler, farklılıkları bir fırsat olarak görebilmelidir. Farklılıkların tespiti, onlara yönelik politikalar farklı düşünce ve davranışların bir arada olmasını sağlamak ve bunu örgütün bir zenginliği olarak kurum kültürüne yerleştirmek önemlidir. Farklı düşüncelerin kurum için önemli bir kazanç olduğu düşüncesinin yerleştirilmesi de yöneticiler için oldukça değerlidir. Yöneticilerin, çalışanların iş performansını artırabilmesi için yeni yönetim tarzları ve farklılık yönetimine yönelik politika ve stratejilerin geliştirilmesi için gayret göstermeleri gereklidir. Nitekim farklı kültürleri başarılı bir şekilde yönetmek için aşağıdaki hususlara gereksinim duyulmaktadır:

(1) Bilinçli stratejiler oluşturma

(2) Yeni durumlara uyum sağlayabilme

(3) Farklı kültürlere karşı olan duyarlılık

(4) Çok kültürlü takımlarla çalışabilme

(5) Dil yeteneği

(6) Uluslararası pazarlamayı anlayabilme

(7) Uluslararası farklılıkları anlayabilme

Farklılığa değer veren bir yönetici, farklı görüşlerin ifade edilmesine izin veren bir yönetim anlayışı benimsemelidir. Farklı görüşler, örgütsel sorunların çözümü için önemli bir fırsat olarak görülmelidir.

Detaylı bilgiler için aşağıdaki kitabı okuyabilirsiniz.

Mert, G. (2019). Uluslararası İşletmelerde Kültürel Farklılıkların Yönetimi, Ed. Gökhan Ak, Tarih-Toplum-Hukuk Bağlamında Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Yazıları, Akademi Titiz Yayınları, İstanbul.

Kayıt Formu

Kayıt için Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası ve 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) Usul ve Esasları Uyarınca Kişisel Verilerinizin Korunması Hakkında Müşteri Aydınlatma Metnin okunması ve kabul edilmesi gereklidir.