Döviz Kurlarının Sabit Kalması İhracatçıyı Üzüyor Mu?

ÜLKEMİZDE DÖVİZ KURLARI ŞEKLİ

Ülkemizde sabit kur sistemi değil, dalgalı kur sistemi geçerlidir. Döviz kurlarındaki dalgalanma;

  • Piyasa koşullarına,
  • TCMB’nin PPK kararlarına,
  • Döviz rezervlerine,
  • Döviz giriş ve çıkışına,
  • Ülke riskine
  • Siyasi kararlara

göre şekillenir.

Döviz kurlarındaki dalgalanmada dalga boyları çok yüksek veya derin olabileceği gibi, bazen de stabil kalabilmektedir. Ancak tüm koşulların piyasa şartlarına göre oluşmasında, piyasanın dinamizmi açısından son derece büyük yararı vardır. Ülkede belli bir seviyede enflasyon varken, tüm ürün ve hizmetlerde enflasyon oranında artış varken döviz kurlarının sabit kalması söz konusu olabilir mi? Elbette ki olamaz. Enflasyon karşısında döviz kurlarının sabit kalması bir şeyle izah edilebilir; döviz baskı altındadır ve müdahale edilmektedir.

Ülkemizde dış ticaret açığı, ithalat rakamlarının fazlalığı, döviz ihtiyacımız, üretim noksanlığımız varken nasıl olur da döviz fiyatı sabit kalır? Hatta döviz fiyatı geriler desem de yanlış bir ifade olmaz.

İHRACATÇI ÜZÜLMEKTE HAKLIDIR

Ülkemizde belli bir enflasyon ve bunun etkisinde fiyat artışı varken, ihracatçılar, hammadde veya tarımsal ürünleri ülkemizden sağlama yoluna gittiğinde, enflasyon karşısında ürün fiyatlarının arttığını ancak bununla beraber maliyet hesabı yapan ihracatçımız, kâr edebilmesi için muhtemel dövizdeki kur artışını da maliyet hesaplarına ilave ederek, kâr etmeyi düşünür. Ancak küresel piyasalarda durum farklıdır. Ülkemizdeki yüksek enflasyon karşısında üretim maliyetleri yüksek, kur düşük hatta geride kalıyorsa, ihracatçımız üzülecektir. Çünkü vereceği fiyatlar dünya piyasalarında kabul görmeyecektir. Zira ihracatçımızın önünde acımasız bir rekabet pazarı vardır ki satılacak ürünü üreten ve pazarlayan satan sadece bizim ihracatçımız değil, dünyanın her tarafında aynı ürünü pazarlayan farklı üreticilerin de var olduğunu unutulmamalıdır.

Yukarıdaki grafik 4 günlük bir periyodu kapsamakta olup nasıl olur da 4 gün içinde Dolar  kuru C/8.4500’den C/8.3000 civarına geriler? Burada dövizin baskı yediği açıktır. İhracatçı burada ne yapacak? Üretim maliyetlerine bu kur farkı zararını eklese, ürününü daha yüksek fiyattan satması gerekecek ki zaten fiyat tutturamayan ihracatçı üzülmeye devam edecektir.

Bu grafik ise 31 Mart 2021 – 30 Nisan 2021 tarihlerini kapsamaktadır. 31 Mart 2021 tarihinde dolar döviz kuru C/8.3300 civarında iken 30 Nisan 2021 tarihinde ise kur C/8.2700 civarındadır. Adeta bir el kurların üzerinde, kur kafasını yukarıya kaldırdıkça, dövizin tepesindeki bir el hemen dövizin kafasına vuruyor ve dövizi bitkisel hayata sokuyor. Döviz yerinde kalmış. Bir ay boyunca enflasyon alabildiğine yükselmesine rağmen döviz kurları sabit. Anlayacağınız 30 günlük süre içinde dalgalı piyasada yer alan döviz kuru bir arpa boyu yükselememiş. Dövizi baskılamanın maliyeti ülkemiz için oldukça fazladır. Bu maliyetin üretici ve ihracatçıya destek olarak kullanıldığında dövizi baskılamaya da gerek kalmazdı. Ülkemizin ihracat rakamı artar, üretici malını yurt dışına satar, ülkemize döviz gelir.

Ben bu filmi defalarca görmüştüm. Her defasında kahraman döviz, tepesinde dolaşan eli kırıyor ve döviz şahlanıyordu.

Dövizin tepesinde bir müdahale eli dolaşacağına, üretimin ve üretilen ürünlerin yurt dışına ihracında destekler verilmesinin ihracatçıyı ve üreticiyi daha fazla memnun edeceği ortadadır. Üretici ve ihracatçı üzülmez.

Müzakere Yönetimi ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test – V

Eğitim taleplerinizi egitim@satinalmadergisi.com a iletebilirsiniz.
Pazarlik Muzakere Profili Anketini Indiriniz
Pazarlık Müzakere Profili Anketini indiriniz

MÜZAKERE TEKNİKLERİ VE PAZARLIK BECERİLERİ EĞİTİMİ TEST-V

MÜZAKERELERDE USTALAŞMAK ELİNİZDE.

Ekibinizin gelişimi şirketin gelişimidir.
– Tedarikçilerle güvene dayalı ilişkilerin geliştirilmesi
– Doğru ticari pazarlıkların yürütülmesi ve
– Maliyet hedeflerinin tutturulması için ekibinize yatırım yapın.

SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ EKİPLERİ İÇİN ZENGİN EĞİTİM PRATİKLERİ

Satınalma dergisi olarak eğitimlere daima önem verdik. Bu kapsamda sektörün gelişimine yönelik konferanslar, webinarler ve eğitimler düzenliyoruz. Raporlar, e-kitaplar hazırlıyoruz.
E-mağaza ve talep havuzu uygulamalarımız ile alıcıları ve satıcıları bir platform üzerinde buluşturuyoruz.

EĞİTİM PROGRAMLARI

Tüm şirketlerimizin eğitim ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştirdik.
Kapsamlı eğitim programları oluşturduk. Satınalma ve tedarik zinciri ekiplerinizin gelişimi için mutlaka bu programları inceleyiniz ve teklif alınız. 

YÖNETİCİ GELİŞTİRME EĞİTİM PROGRAMI
Yeni dönem iş hayatında örnek olay çalışmaları yönetici geliştirme eğitimlerinin ayrılmaz parçası haline geldi. Profesyoneller, gün içerisinde karşılaştığı sorunlara benzer problemleri eğitimlerde görmek, çok yönlü tartışmakve olası senaryoları değerlendirmek istiyor. Eğitimlerde pratik çalışma daha fazla talep ediliyor.

Test cevapları bir hafta sonra yine bu köşede yayınlanmaktadır. Başarılar dilerim.

MÜZAKERE YÖNETİMİ VE PAZARLIK BECERİLERİ EĞİTİMLERİ – TEST -5
Prof. Dr. Murat ERDAL – merdal@istanbul.edu.tr
İstanbul Üniversitesi
Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Program Başkanı

www.muraterdal.com

Yöneticiler Için Müzakere Teknikleri Ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Müzakere Teknikleri Ve Pazarlık Eğitimi
Yöneticiler için Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi. İleri Seviye Eğitim Teklif Almak için: egitim@satinalmadergisi.com

Müzakere Yönetimi ve Pazarlık Becerileri Eğitim TEST – 5

1- “Gelecek haftadan sonra yeterli parayı bütçeden ayıramayız. Teklif sadece bugün için geçerli

Pazarlık masasında geçen bu ifade hangi taktik hamle kategorisinde yer alır ?

a) Toplantıyı noktalama
b) Son tarih baskısı
c) Son hamle
d) Özetleme
e) Duygusal patlama

2-“er gerçekten bu işi bilseydin bu teklifin en iyi teklif olduğunu anlardın ! Bu pazarda nasıl rekabet ediyorsunuz ? Merak ediyorum doğrusu”.

Pazarlık masasında geçen bu ifade hangi taktik hamle kategorisinde yer alır ?

a) Mümkün olmayan talepler
b) Sıkıştırma zamanı
c) Kişisel saldırı
d) Son hamle
e) Durum açıklaması

Tam erişim için profesyonel üyelik gereklidir. Üyelik satın alarak hesabınızı oluşturabilirsiniz. Üye iseniz giriş yapınız.
Hesap Oluştur

– ŞİRKET EĞİTİMLERİNİZ İÇİN TEKLİF ALIN –

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi

Eğitim taleplerinizi egitim@satinalmadergisi.com a iletebilirsiniz.
Satınalma ve Tedarik Zinciri Eğitim kataloğunu indirmek için https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf tıklayınız.

Testler için Kitap Önerileri :

  • Prof. Dr. Murat ERDAL, SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ (Beta Yayıncılık),  4. Baskı.
  • E-Kitap (Dergi Mağazamızda) Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri.

E Kitap Müzakere Teknikleri

MEYDAN OKUMAYI SEVENLER İÇİN 
ÖĞRENME MERKEZİ TEST ARŞİVİ

MÜZAKERE EĞİTİMİ  

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test – I 

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test – II

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test – III

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test IV

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test – V 

SATINALMA EĞİTİMİ

Satınalma Eğitimi Test – 1

Satınalma Eğitimi Test – 2

Satınalma Eğitimi Test – 3

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİMİ 

Sürdürülebilirlik Eğitimi – Test 1

Sürdürülebilirlik Eğitimi – Test 2 

Başarılar dilerim.

EĞİTİM KOORDİNATÖRÜ
Prof. Dr. Murat ERDAL
İstanbul Üniversitesi
egitim@satinalmadergisi.com 

Her gün mesleki gelişiminize 15 dakika zaman ayırın.

MÜZAKERE TEKNİKLERİ VE PAZARLIK BECERİLERİ – EĞİTİM YAZI DİZİSİ

PAZARLIK TAKTİKLERİ

TESTLER

 ANKET

Kitap Önerileri :

  • MÜZAKERE TEKNİKLERİ ve PAZARLIK BECERİLERİ (E-Kitap 2. Baskı), Prof. Dr. Murat ERDAL, Erişim için profesyonel üyelik işlemlerinizi tamamlamanız gerekmektedir.
  • SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ, Prof. Dr. Murat ERDAL, (Beta Yayıncılık),  4. Baskı.

-> ŞİRKET EĞİTİMLERİNİZ İÇİN TEKLİF ALIN -> egitim@satinalmadergisi.com 


AÇIK KAYNAK:  Buyer Network B2B İş ve Ticaret Platformu 

Ücretsiz.  Forum https://buyernetwork.net/forum kısmında yüzlerce klasöre 1 dakikada erişebilirsiniz. Şirket iş arkadaşlarınızla paylaşın.

Satınalma, Tedarik Zinciri, Lojistik, Depolama, Taşımacılık, Dış Ticaret, Gümrük Operasyonları ve Hukuk forumlarını ziyaret edin.

ÖĞRENME MERKEZİ:

Öğrenme Merkezi içerisine yer alan Satınalma Dergisi tüm arşivini (150 sayı) inceleyin. Literatür taraması. Makalelerden yararlanın. Bitirme ödevi, yüksek lisans proje ve tez çalışmaları, doktora tezleri için kullanılabilirsiniz. Satınalma Dergisi Aboneliği Şirket/Birey Dijital Üyelik Gerektirmektedir.

https://learning.buyernetwork.net

TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ MOBİL UYGULAMA:

Tedarik Zinciri Yönetimi Mobil Uygulama ile mesleki ve akademik gelişmeleri, duyuru ve etkinlikleri takip edin. Ücretsiz. 

https://itunes.apple.com/app/id1207666067?mt=8  Telefonunuza indirin. Hemen kullanmaya başlayın.

İşletmelerde İnformel Bir Pratik: Dedikodu

Ateş bulunmadan önce hava kararınca insanlar hemen uyumaktaydılar. Ancak ateşin bulunmasıyla insanlar bir araya geldiler, bir ateş etrafında toplandılar birbirlerine hikayeler anlatmaya ve başkaları hakkında konuşmaya başladılar. İşte bu konuşmalar başladığından itibaren dedikodunun olduğu söylenir. İnsanlar birbirleri hakkındaki haberleri, olayları, önemli ya da önemsiz ayrıntıları kulaktan kulağa dilden dile dolaştırmayı sevmektedirler. Dedikodu bu sevginin bir ürünü olarak işletme içerisinde insanların belli bir gruba dahil olmak, grubun ve grup üyeliğinin devamını sağlamak ve zaman geçirmek için gerçekleştirdikleri değerlendirici, hızla yayılan ve yayılırken bozulan konuşmalardır. Dedikodu en az iki kişi ile başlamakta ve orada olmayan bireyler, olaylar ya da işletmenin genelini konu edinen bir hal almaktadır. Aslında dedikodu işletme içindeki bir iletişim şekli olarak informel bir pratiktir.

İşletmelerde dedikodunun temelde bilgi taşıyıcısı, içtenlik üreticisi, etkileme ve eğlenme işlevleri bulunmaktadır. Aslında her bir işlev hem birbirinden bağımsızdır hem de birbirinin tamamlayıcısıdır. Bilgi taşıyıcısı işlevi ile işletme içinde herhangi bir bilgi hızla yayılır. Sözgelimi, işletmeye yeni işe giren bir kişi dedikodu sayesinde işletme içindeki bireyler hakkında çeşitli (doğru ve/veya yanlış) bilgiler elde eder. Aslında insan kaynakları yöneticilerinin üzerinde sıklıkla durdukları oryantasyon ve örgütsel sosyalleşmenin temeli bu bilgi elde etmenin üzerinden gerçekleşir. İkinci olarak içtenlik üreticilik işlevi dedikodu sayesinde insanların içtenlik kurabileceklerini, iş arkadaşlığını iş dışına taşıyabilmeyi, dedikodu ağının içinde yer alarak işletmenin bir parçası olmayı ifade eder. Ancak bu ağın dışında kalan bireyler zor durumda kalmakta ve işletme zaman zaman önemli çalışanlarını kaybetmektedir. Dedikodu işlevi olarak etkileme diğer bireylerin eylemlerinin denetimi olarak bir güç kazanma şeklidir. İşletme yöneticileri dedikoduyu kullanarak çalışanlara davranış kalıplarını daha hızlı ve etkili aktarabilmektedirler. Son olarak ise eğlenme işlevi çalışanların iş ortamına ve dolayısıyla işlerine eğlence katarak motivasyonlarını artırıcı bir etkinliğe dönüşebilmektedir.

İşletmelerde dedikodunun işlevselliğinin yönetilmesiyle beraber stres azaltma, bilgi arayışına hızlı çare bulma ve bireysel ilişkiler geliştirerek dayanışmayı güçlü kılmak gibi faydaları bulunmaktadır. Ancak bu faydalarla birlikte negatif anlamda ayrıştırma, kontrol kaybı, yanlış bilgi yayma, zaman israfı gibi negatif görüşler ya da zararlar da oluşur. Bu nedenle, dedikodunun işletme yöneticileri tarafından etkin bir şekilde yönetilmesi gerekliliği açıktır. Ancak dedikodunun sıfırlanmasının olanaksız olduğu da bilinmelidir. Dolayısıyla işletme yöneticilerinin dedikodunun informel pratiğini etkin bir şekilde yöneterek faydalarını artırmaya ve zararlarını da azaltmaya yönelmeleri gerekir.

Kaynak ve ayrıntılı okuma önerisi: Aşağıdaki eserler konu ile ilgili kaynak ve bilgilendirmeyi artırmaya yöneliktir.

  • Kaplan, M. ve Kaplan, B. T. (2020). Farklı Boyutlarıyla Örgütsel Davranış. İçinde. (Edi. Aykut Bedük ve Mehtap Öztürk). “Örgütlerde Dünyanın En Eski Medya Pratiği: Dedikodu ve Söylenti Kuramsal Bir Anlatı ve İşletme Odaklı Çözümleme”. ss. 83-101. Ankara: Gazi Kitabevi.
  • Kaplan, B. T. (2020). Ekonomi, Finans ve İşletme Yönetimi Alanında Güncel Gelişmeler 1 İçinde. (Edi. Orhan Çoban, Adnan Çelik ve Mehmet Altuntaş). “İşletmelerde Dedikodu: Oluşumu, Yayılımı, Aktörleri ve Mekanları”. ss. 147-154. Ankara: Nobel Yayınları.

 

Örgütsel Adalet ve Çalışan Hakları

Dr. Öğr. Üyesi Gözde MERT
Nişantaşı Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi
İşletme Bölüm Başkanı & Gözde Araştırma Şirketi Kurucusu

“Tüm farkı yaratan emektir.”
John Locke

Kapitalizmin küresel boyuta ulaştığı süreçte sınıf kimlikleri geri planda kalmış, sınıfsal boyutu olan mücadeleler gücünü kaybetmiştir. İşçi sınıfını ve sınıf temelli hakları temsil eden “1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü” çalışma yaşamına ilişkin sorunların ve hak ihlallerinin yeniden düşünülmesi açısından oldukça önem taşımaktadır.

1856 yılında Avustralya’nın Melbourne kentinde inşaat ve taş işçileri, günde sekiz saatlik iş günü için Melbourne Üniversitesi’nden Parlamento Evi’ne kadar bir yürüyüş düzenlediler.

1 Mayıs 1886’da ise Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde işçilerin günde 12 saat, haftada 6 gün çalışma takvimi bulunuyordu. Buna karşı işçiler, günlük 8 saatlik çalışma talebinde bulunarak, iş bıraktılar. Bu amaçla Şikago’da yapılan gösterilere yarım milyon işçi katıldı. Luizvil’de (Kentaki) 6 binden fazla siyah ve beyaz işçi, birlikte yürüyüş yaptı. O dönemde Luizvil’deki parklar ise siyahilere kapalıydı. İşçiler birlikte yürüdükten sonra Ulusal Park’a girdiler. Her eyalet ve kentte, siyah ve beyaz işçilerin birlikte yaptığı gösteriler medyada da yankı buldu ve gazeteler “Böylece ön yargı duvarı yıkılmış oldu” şeklinde yorumladı.

Bu gösteriler 1 Mayıs’ta da devam etti ve 4 Mayıs tarihine gelindiğinde ise kanlı “Haymarket Olayı”na neden oldu. Yasal baskılar sonucu bu gösterinin tekrar edilmesi önlendi, ta ki 1889 yılına kadar… 1889 yılında toplanan Fransız işçi temsilcisinin önerisiyle 1 Mayıs günün tüm dünyada “Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” olarak kutlanmasına karar verildi ve ikinci gösteri 1890 yılında yapıldı.

Verilen mücadeleler sonunda işçilerin günlük sekiz saatlik çalışma talepleri dünya genelinde birçok ülke tarafından resmen kabul edildi. Böylece 1 Mayıs, işçilerin birlik ve dayanışmasını yansıtan bir bayram niteliği kazanmış oldu.

Ülkelerin gelişmişlik ve refah seviyesinde ekonomik faaliyetlerin önemli bir rolü bulunmaktadır. Bu nedenle çalışanlarla sağlıklı bir şekilde oluşturulan iş ilişkileri sisteminin kurulması zor olmasına karşın, gerekli ve önemlidir.

Sanayi Devrimi ile birlikte zor koşullarda çalışan mavi yakalı işçi sınıfının çalışma koşullarının iyileştirilmesinde ağırlıklı olarak ücret konusu ön plana çıkmıştır. Küreselleşmenin artması toplumsal dönüşümü de beraberinde getirmiş olup, ekonomik yapı içinde sanayi ve hizmet sektörlerindeki pay yükselmiştir. Bu durum ise iş gücünün yapısında ve çalışma koşullarında değişimleri gerektirmiştir. Eğitim düzeyinin artması, teknoloji, ulaşım ve haberleşme ağındaki gelişmeler de çalışma hayatının kurallarının şeffaf ve belirgin olmasını sağlamıştır. Çalışan bireyler daha iyi veya daha kötü koşullarda çalışan başka bir çalışanla kendisini karşılaştırır bir duruma gelmiştir. Karşılaştırmalarda, kendisini daha olumsuz ya da kötü koşullar altında çalıştıklarını gören iş gücü verimsizleşmekte ve kuruma katma değer sağlayamamaktadır.

Örgütsel adalet, sosyal bilimler literatüründe, ortak amaçlar etrafında toplanan çalışanların oluşturduğu yapı içinde verdiklerine karşılık, aldıklarının adil olması anlamı taşımaktadır. Yani, bir iş gücünün emeği karşısında aldığı haklarından ücretinin, çalışma şartlarının veya kendisine olan davranışların adil olduğuna inanması, kurumda örgütsel adaletin sağlandığı düşüncesini oluşturabilir. Böyle düşünen çalışan bir birey, yönetim ile güçlü bir bağ oluşturmakta, motivasyonunu yükseltebilme, iş tatminini artırabilmekte, kuruma bağlılık ve güven duyma gibi duyguların güçlenmesinde ve böylece performansının artmasını sağlamaktadır. Örgütsel adaletin sağlanamadığı durumlarda ise, belirtilen hususların tam tersi yaşanmaktadır.

Günümüz koşullarında iş ilişkilerinin düzenlenmesi çalışan, iş veren ve devlet için önemli bir sorumluluk olmaktadır. Bu açıdan bakıldığında çalışan bireyler, emeğinin karşılığı olarak yönetimden haklarının dağıtımını adil ve eşit bir şekilde gerçekleştirilmesini beklemektedir. Çalışan bireyler, kurumlarından sağlamış oldukları maddi ve manevi kazançlarının adil olarak dağıtımına önem verirler. Özellikle, nitelikli/kalifiye çalışanlar adil hak dağıtımının yanında, süreçleri ve yöneticilerinin davranışlarını da önemsemektedirler. Çalışanların elde ettikleri kazançların adilliği iş performanslarını artırabilmekte ve bu durum da kurumun verimliliğine olumlu yansımaktadır. Kurumların sürdürülebilirliklerinin sağlanması ve rekabet gücünün küresel alanda devam ettirilebilmesi için, maliyetlerinin düşük olması kadar kalifiye iş gücüne ve bu iş gücünün verimli çalışmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

İdarece Düzenlenen İş Deneyim Belgesinin EKAP’a Kaydedilmemiş Olması

Mehmet ATASEVER                                                                        
Kamu İhale Kurulu Eski Üyesi/ Akademisyen

Sinan ÖZESEN
Kamu İhale Uzmanı/İnşaat Mühendisi

Anahtar Kelimeler; İş deneyim belgesi, EKAP kaydı, hizmet

İtirazen Şikayet Konusu; İhale komisyonu kararında, teklifleri kapsamında sundukları iş deneyim belgesinin EKAP’a kayıtlı olmadığı gerekçesiyle tekliflerinin değerlendirme dışı bırakıldığının belirtildiği, ancak şikayete konu iş deneyim belgesini düzenleyen idarenin aynı zamanda itirazen şikayete konu ihaleyi gerçekleştiren idare olduğu, 27.11.2020 tarihli dilekçe ile idareden iş bitirme belgelerini talep ettikleri, idarenin 30.11.2020 tarihli ve E.401/11274 sayılı yazısı ekinde talep ettikleri iş deneyim belgesinin taraflarına sunulduğu, Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin 70’inci maddesi hükmü ile Kamu İhale Genel Tebliği’nin 30.8’inci maddesi açıklamaları uyarınca iş deneyim belgelerinin usulüne uygun olarak düzenlenmesi ve EKAP’a kaydı ile ilgili sorumluluğun belgeyi düzenleyen idareye ait olduğu, bir eksiklik söz konusu ise bu eksikliğin idareden kaynaklandığı, dolayısıyla iş deneyim belgelerinin EKAP kaydının bulunmadığı gerekçesiyle tekliflerinin değerlendirme dışı bırakılamayacağı … iddiasına yer verilmiştir.

Kamu İhale Kurulu Kararı Özeti; Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin 45’inci maddesinde, yüklenicinin iş bitirme belgesi almak amacıyla belgeyi düzenlemeye yetkili kurum veya kuruluşa başvurması halinde, başvuru tarihinden itibaren 20 iş günü içinde iş bitirme belgesinin düzenlenmesinin zorunlu olduğu,  belge düzenleme koşullarını taşımayan başvurularda ise, aynı süre içinde başvuru sahibine bu hususun gerekçeli bir yazıyla bildirileceği,

Anılan Yönetmelik’in EK-1’inci maddesinde, iş bitirme belgesi düzenlemeye yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından 31.08.2014 tarihinden sonra düzenlenecek olan iş bitirme belgelerinin EKAP üzerinden düzenlenerek kayıt edilmesinin zorunlu olduğu hüküm altına alınmıştır.

Kamu İhale Genel Tebliği’nin 30.8’inci maddesinde, idarece EKAP üzerinden düzenlenen iş deneyim belgesine, EKAP tarafından otomatik olarak bir “belge numarası” verildiği, EKAP üzerinden düzenlenen iş deneyim belgesi çıktısı alınarak belgeyi onaylamaya yetkili kişi tarafından isim ve unvanı belirtilmek suretiyle imzalanıp mühürlendikten sonra ilgiliye verileceğine yönelik açıklamalara yer verilmiştir.

Başvuru sahibi tarafından teklifi kapsamında sunulan iş bitirme belgesi incelendiğinde, belge üzerindeki bilgilerden, işin adına ve ihale kayıt numarasına, idarenin adına, yüklenicinin adına sözleşme tarihine ulaşıldığı, belge üzerinde belgeyi düzenleyenin imzasının yer aldığı ancak belgenin tarih ve sayı bilgisine sahip olmadığı görülmüştür.

Başvuru sahibi tarafından sunulan iş bitirme belgesinin tarih ve sayı bilgisine sahip olmadığı hususu göz önünde bulundurulduğunda, Kamu İhale Genel Tebliği’nin 30.8’inci maddesi açıklamaları uyarınca söz konusu belgeye EKAP tarafından otomatik olarak bir “belge numarası” verilmediği ve dolayısıyla belgenin EKAP’a kayıtlı olmadığı anlaşılmaktadır.

Diğer yandan ihale işlem dosyası içerisinde yer alan ihaleyi yapan idarenin 30.11.2020 tarihli ve E.401/11274 sayılı yazısı incelendiğinde, başvuru sahibinin 27.11.2020 tarihli dilekçesiyle idareden iş bitirme belgesinin düzenlenmesine yönelik talepte bulunduğu ve bu talep üzerine idarece düzenlenen iş bitirme belgesinin anılan yazı ekinde istekliye verildiği anlaşılmıştır.

Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin 45’inci ve EK-1’inci maddeleri hükümleri uyarınca, yüklenicinin iş bitirme belgesini almak amacıyla idareye başvurması halinde, 31.08.2014 tarihinden sonra düzenlenecek olan iş bitirme belgelerinin, idarece EKAP üzerinden düzenlenerek kayıt edilmesinin zorunlu olduğu dikkate alındığında, başvuru sahibi tarafından 27.11.2020 tarihli dilekçe ile gerçekleştirilen başvuru sonrasında idarece düzenlenen iş bitirme belgesinin EKAP’a kaydına ilişkin sorumluluğun idareye ait olduğu anlaşılmaktadır.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve tespitler bir arada değerlendirildiğinde, 31.08.2014 tarihinden sonra düzenlenecek olan iş bitirme belgelerinin EKAP’a kaydının idarelerin sorumluluğunda olduğu anlaşıldığından başvuru sahibi tarafından teklifi kapsamında sunduğu iş bitirme belgesinin EKAP kaydının bulunmadığı gerekçesiyle idarece teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasının mevzuata aykırı olduğu sonucuna varılmıştır

İşveren, ücret hesap pusulası ve benzeri belgeleri işçiye elektronik platform üzerinden gönderebilir mi?

Dünya dijital çağı yaşarken insanoğlu ihtiyacı olan her şeye kolay yoldan ulaşabilir ve gün geçtikçe daha fazlasını bekler ve ister hale gelmiştir. Aynı paralelde şirketler de iş süreçlerini geliştirmek ve işletmenin yetkinliklerini artırmak yeni iş yapış ve düşünüş şekillerine geçişini dijital dönüşüm yoluyla gerçekleştirmek için büyük bir rekabet içine girmiş durumdalar. Özellikle işçi sayısı fazla olan işletmelerin iş süreçlerinin yürütülmesinde etkin ve verimli hizmet sunabilmek ve insan kaynakları ve özlük işlemlerini sağlıklı ve güvenli bir şekilde yönetebilmek ve çevrenin korunmasına yüksek oranda katkı sağlamak için dijital dönüşüme ayak uydurmaya çalıştıkları görülmektedir.

İşçi ve işveren arasındaki iş ilişkisinin bütün aşamalarında yapılan işlemlerin kayıtlarının tutulması özellikle bir iş uyuşmazlığında sorunun çözümü ve hakkın ispatı için önem arz etmektedir.

İnsan kaynakları departmanları her gün işe alım sürecinden başlayarak işin devamında ve işin sonlanmasında ciddi anlamda evrak üreterek, bunların güvenli bir şekilde saklanması için zaman, emek ve para harcamaktadırlar. Örneğin, çok işçi çalıştıran işyerleri ele alındığında, her ay bordro imzalatma, ücret hesap pusulası verme, izin formu, izin defteri, sözleşme, ihtarname, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili bildirimler gönderme gibi çok sayıda doküman üreterek işçilere bildirimde bulundukları yadsınamaz bir gerçektir.

Bu konuda yapılması gereken iş öncelikle yürürlükteki mevzuatın dijital dönüşüme uyumlu hale getirilmesidir. Klasik yöntemlerin acilen terk edilerek, dijital çağa uygun düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Klasörler dolusu evrak hazırlamak ve bunları saklamak işveren açısından fazladan emek, zaman ve maliyet gerektirmekte hem de kişisel verilerin korunması açısından önemli sakıncalar doğurmaktadır. İşverenler işçi ile imzaladıkları iş sözleşmelerine ya da imzalanan toplu iş sözleşmelerine elektronik platformlar üzerinden bildirimler yapılması ile ilgili hükümler koyup, işçileri bu konuda uygulamalı eğitimden geçirmeleri sağlanmalıdır.

Artık elektronik platformlarda belgelerin ilgililere e-imza ile imzalanarak gönderilmesi ve işçilerin kullanıcı adı ve şifre ile sisteme girerek kendilerine gönderilen bildirimleri okuyup onaylamaları ya da reddetmeleri elektronik platform üzerinde tutulan verilerin değişmezliğini sağlamak için de tüm logların TÜBİTAK’tan temin edilecek “zaman damgası” ile damgalanarak saklanması sağlanmalıdır. Bununla birlikte, dijital ortamda tutulan kişisel verilerin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında güvenliği sağlamalıdır.

4857 sayılı İş Kanununa göre, “işveren işyerinde veya bankaya yaptığı ödemelerde işçiye ücret hesabını gösterir imzalı veya işyerinin özel işaretini taşıyan bir pusula vermek zorundadır” (m.37). Bu ibaresinin sonu “…bir pusulayı yazılı ya da elektronik ortamda vermek zorundadır” şeklinde değiştirilmelidir. Zaten ücret hesap pusulasının işçi tarafından imzalanması gerekli değildir. İşçinin ücret hesap pusulasına attığı imza hesap pusulasının bir örneğini aldığını bildirmek içindir. İşçinin imzası ödemenin tam ya da hatasız olduğu anlamına da gelmemektedir.

Benzer düzenleme, 5510 sayılı Kanunun 102 nci maddesinde yapılmalıdır. “işverenler tarafından ibraz edilen aylık ücret tediye bordrosunda; ……………..sigortalının ücreti, ödenen ücret tutarı ve ücretin alındığına dair sigortalının imzasının bulunması zorunludur”(102/1-e5). Bu ibaresinin sonu, “…sigortalının imzası ya da e- imza ile gönderilen bordroda onayının alınması zorunludur” şeklinde değiştirilmelidir. Kaldı ki sosyal güvenlik mevzuatı bakımından prime esas kazancın tespit edilmesi önemli olup ödemelerin banka kanalıyla yapılması durumunda ücret tediye bordrosunda işçi imzasına gerek duyulmamaktadır.

İşyerlerinde yapılan iş denetimi sırasında iş müfettişlerince ya da sigorta denetmenlerince evrak talep edilmesi halinde, dijital ortamda arşivlenen belgelerin zaman damgalı olarak her zaman ibrazı mümkündür. Aynı şekilde mahkemelerce talep edilen evrakların da dijital ortamda zaman damgalı olarak sunulması mümkün olabilecektir. Çünkü 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir” (m.199) demek suretiyle, dijital ortamda saklanan evrakları ispata elverişli belge olarak kabul etmektedir. Zaman damgası ise, 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na göre; elektronik verinin, üretildiği, değiştirildiği, gönderildiği, alındığı ve/veya kaydedildiği zamanın tespit edilmesi amacıyla, elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı tarafından elektronik imzayla doğrulanan kayıt olarak tanımlanmaktadır. Sonuçta, işverence elektronik platform üzerinde tutulan verilerin değişmezliğini sağlamak için tüm loglar TÜBİTAK’tan alınan zaman damgası ile damgalanarak saklanmaktadır.

Sonuç olarak işveren, ücret bordrosu, ücret hesap pusulası, ikaz, ihtar, fesih bildirimi, puantaj ve izin onayları ile savunma talepleri gibi bildirimleri e-imza ile imzalayarak işçiye elektronik platform üzerinden gönderebilir. İşveren, belgelerin elektronik platform üzerinden gönderileceğini iş sözleşmesinde düzenlemeli ve işçiyi bilgilendirmelidir. İşveren, 5070 sayılı Elektronik imza Kanununda öngörülen e-imza- dijital imza ve zaman damgasına ilişkin gerekli altyapıyı kullanması kaydıyla yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılır. Ancak işçilere platforma kullanıcı adı ve şifresi ile girebilme ve platform üzerinden gönderilen belgeleri onaylama/reddetme imkanına sağlanmalıdır.

Döviz Piyasasında Açığa İşlem Yapmak

MARKETTEKİ RAF ÜRÜNLERİ

Dövizli işlemlerin açığa satışı anlatacakken marketlerdeki raf ürünler konusu da nereden çıktı diyeceksiniz değil mi? Bire bir benzerlik vardır.

Hemen anlatayım;

Zincir marketlerde reyonlardan sorumlu elemanlar vardır. Bunların görevleri özetle şöyle; raflarda azalan ürünlerin yerine stoklarında bulunan malları koymak, müşteri alış veriş maksatlı reyonları gezerken raflarda mutlaka yeteri kadar mal olduğunu görüp almalı. Müşteri reyonları gezerken, makarna almayı istemesi halinde, makarna reyonunda sadece fiyat etiketi var ama, makarnanın kendisi fiziki olarak rafta yok. Müşteri makarna alamayacaktır. Reyon görevlisi rafları sürekli kontrol ederek mevcudiyeti azalan veya biten ürünlerin yerine depodan yeni ürünleri koyar ve satışa hazır hale getirir.

Bir marketin raflarında makarnanın mevcudiyeti bitmişse, stoklarda da tükenmişse, reyon görevlisinin rakip bir market zincirinden emanet makarna alıp, kendi rafına koyup satış yapabileceğini düşünebilir misiniz?  Rakip market neden kendi stoklarındaki makarnasını diğer rakip markete versin ki? Stoklarında makarna ürünü kalmayan market, raflarına da makarnayı koyamayacaktır. Bunun sonucunda satış yapamayacaktır. Yani makarna almak isteyen müşterisine,  raflarında ve stoklarında olmayan bir makarnayı market nasıl satabilir ki? Satamaz. Ola ki satış yaptı, makarnayı nasıl verecek? Tedarikçisinden makarna alıp vermeyi düşünen market, olmayan makarnayı müşterisine sattığında, tedarikçisinden yeni alacağı makarnanın fiyatının değişken olması halinde zarar edebilir mi? Bu hareketli piyasada, enflasyonist ortamda makarnanın fiyatının ucuzlayacağını umarım düşünmüyorsunuzdur.

İşte bu makarna örneğinden yola çıkarak döviz alım satımı yapan finans kuruluşların ellerinde olmayan dövizi satması veya döviz satışı yaptığında yerine aynı miktarda, satış yaptığı fiyattan daha düşük fiyata kâr etmeye olanak tanıyan döviz satın alıp yerine koyamaması halinde, finans kuruluşlarının nasıl etkileneceğini anlatmaya çalışacağım.

FİNANS KURULUŞLARI VE DÖVİZ POZİSYON YETKİLERİ 

Finans kuruluşları pozisyonlarında hem TRL – Türk Lirası, hem de döviz tutarlar. Günlük ne kadar döviz, ne kadar TRL – Türk Lirası’nda kalacaklarına, o finans kuruluşunun yönetim kurulu karar verir, ilgili departman ise bu karara riayet eder.

Şöyle ki;

Karabank A.Ş.’nin yönetim kurulu toplantısında, pozisyonlarında günlük USD.50.000.000.- döviz tutma kararı alırsa, bankanın dış işlemler müdürlüğü günlük döviz alış verişini normal koşullarda yapar ve aynı günün sonunda pozisyonlarında ortala USD.50.000.000.- lık döviz bulundurmak zorundadır.

Uygulamaya örnek;

USD.50.000.000.-  (+)  güne başlangıç pozisyon tutarı

USD.35.000.000.-  (-)   gün içinde Türk Lirası alınıp, satılan ve pozisyondan çıkan

USD.25.000.000.-  (+)   döviz alınıp karşılığında TRL verilen dövizler

USD.40.000.000.-  (=) Balans. Gün sonu bankanın döviz pozisyon bakiyesi

USD.10.000.000.-  (-)  Bankanın döviz pozisyonu açık vermiştir.

Gün sonu işlemi;

Banka elinde bulunan TRL – Türk Lirası’nı verip, piyasadan USD.10.000.000.- satın almalı ki USD.40.000.000.-‘a düşen pozisyonunu tekrar USD.50.000.000.-‘e yükseltebilsin diye. Kuşkusuz ki bankalar iniş ve çıkış gösteren hareketli döviz piyasasında sattığı dövizlerin yerine hangi fiyattan tekrar döviz alıp koyacağı da ayrıca sorgulanmalıdır.

AÇIK POZİSYON

Bankalar gün içinde yaptıkları işlemler sonunda, yönetim kurullarının aldıkları karara uygun bir şekilde günü USD.50.000.000.- ile bitirmek zorunda iken, bu kararı uygulamayan bankanın döviz pozisyon yetkilileri, gün sonunu USD.30.000.000.- ile kapattıklarında, kasalarında daha fazla TRL, daha az döviz; yani USD.20.000.000.- lık daha az döviz olacaktır. Diğer ifade ile döviz pozisyon açığı oluşmuş olacaktır.

Döviz pozisyon açıkları;

  • Döviz fiyatının düşeceğini tahmin eden bankanın döviz pozisyon yetkilileri bilinçli şekilde dövizlerini satarak, döviz varlıklarını azaltırlar ki, döviz piyasasında hızla düşen fiyatlardan zarar etmemeleri için,
  • Gün içinde döviz satıp, TRL’ni kasalarına koyan bankanın döviz pozisyonu yetkilileri, gün sonunda dövizin fiyatının yükselmesi üzerine, döviz almayıp, bir sonraki iş günü uygun fiyattan döviz alacaklarını tahmin ettiklerinden,
  • Gün içinde bir veya iki iş günü valörle teslim edilmek üzere satışı yapılan dövizlerin yerine aynı valörle döviz alınıp, pozisyonları kapatılmayan kurumlar,
  • Ya TR Hazinesi’nden ya da döviz hesaplarının bulunduğu muhabir bankadan avans (emanet) döviz alıp, TRL karşılığı satış yapıldığında, oluşan döviz pozisyonları

POZİSYON VE AÇIK ZARARLARI

Döviz pozisyonu tutma yetkisine sahip bankalar hangi hallerde pozisyon veya açık pozisyon zararı ile kaşı karşıya kalırlar?

  • Bankalar dövizi sattıkları fiyattan daha yüksek bir fiyata döviz satın alıp pozisyonlarını kapatmak isterlerse,
  • Bankalar dövizi sattıktan sonra, açık pozisyona düşüp, yerine döviz satın almadıklarında ve bu arada döviz fiyatlarının yükselmesi halinde,
  • Bankalar mevcut piyasada oluşan fiyatın altında bir fiyattan döviz sattıklarında,
  • Kasalarında tuttukları veya satın aldıkları efektiflerin (yabancı para banknotları) bugünkü fiyatının, satın alınan fiyatın daha aşağısına düşmesi halinde, alış – satış kurları arasında oluşan aleyhte kur farkı (evalüasyon).
  • Düşen piyasada dövizi elinde bulundurmakla daha büyük zarar etmek istemen kurumlar o günkü zararları sineye çekerek, daha büyük zararların önüme geçmiş olurlar. Ama bir zarar olduğu kesindir.

Pozisyon ve açık pozisyon zararlarını oluşturur. Bu zararlar bankanın kambiyo zararları hesabında takip edilir.

 

 

 

 

POZİSYON ZARARLARI

Pozisyonu iyi ve bilinçli yönetilen bir banka neden kambiyo zararı etsin ki? Ciddi anlamda kambiyo zararı eden bankanın döviz pozisyon yönetiminde bir sorun vardır.

FATMA TEYZE’NİN POZİSİYON HESABI

Fatma Teyze bu ay emekli aylığından biriktirdiği TRL – Türk Lirası ile USD.200.- döviz satın alsın.

USD.200.- x C/8.2500 = TRL.1.650.- Fatma Teyze’nin döviz varlıklarının TRL karşılığı

Gelecek ay Fatma Teyze emekli aylığından biriktirdiği TRL – Türk Lirası ile tekrar USD.200.- satın aldı. Ama kur düşmüştü.

USD.200.- x C/7.9000 = TRL.1.580.-  Fatma Teyze’nin döviz satın almak için bu ay ödediği TRL miktarı.

Fatma Teyze’nin döviz pozisyon kâr veya zararına bakalım

TRL.1.650.- bir önceki ay için USD.200.- döviz satın almak için ödediği TRL miktarı

TRL.1.580.- bu ay için USD.200.- satın almak için ödediği TRL miktarı

TRL.     70.- (-) zarar.

Fatma Teyze satın aldığı ve cüzdanındaki dövizlerden TRL.70.- zarar etmiştir. En azından Fatma Teyze bundan sonra döviz alacağı zaman daha temkinli davranacaktır.

Yukarıdaki tablo “En büyük 14 bankanın 2020 net kambiyo kar ve zararları” tablosuna bakıldığında bazı bankaların gerçekten vahim bir zarar tablosu karşımızda.

Fatma Teyze’nin fikirleri ve görüşleri alınsaydı sizce nasıl olurdu?

 

 

 

Müzakere Yönetimi ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test IV

Eğitim taleplerinizi egitim@satinalmadergisi.com a iletebilirsiniz.
Pazarlik Muzakere Profili Anketini Indiriniz
Pazarlık Müzakere Profili Anketini indiriniz

MÜZAKERE TEKNİKLERİ VE PAZARLIK BECERİLERİ EĞİTİMİ TEST-IV

MÜZAKERELERDE USTALAŞMAK ELİNİZDE.

Ekibinizin gelişimi şirketin gelişimidir.
– Tedarikçilerle güvene dayalı ilişkilerin geliştirilmesi
– Doğru ticari pazarlıkların yürütülmesi ve
– Maliyet hedeflerinin tutturulması için ekibinize yatırım yapın.

SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ EKİPLERİ İÇİN ZENGİN EĞİTİM PRATİKLERİ

Satınalma dergisi olarak eğitimlere daima önem verdik. Bu kapsamda sektörün gelişimine yönelik konferanslar, webinarler ve eğitimler düzenliyoruz. Raporlar, e-kitaplar hazırlıyoruz.
E-mağaza ve talep havuzu uygulamalarımız ile alıcıları ve satıcıları bir platform üzerinde buluşturuyoruz.

EĞİTİM PROGRAMLARI

Tüm şirketlerimizin eğitim ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştirdik.
Kapsamlı eğitim programları oluşturduk. Satınalma ve tedarik zinciri ekiplerinizin gelişimi için mutlaka bu programları inceleyiniz ve teklif alınız. 

YÖNETİCİ GELİŞTİRME EĞİTİM PROGRAMI
Test cevapları bir hafta sonra yine bu köşede yayınlanmaktadır. Başarılar dilerim.

MÜZAKERE YÖNETİMİ VE PAZARLIK BECERİLERİ EĞİTİMİ – Test 4
Prof. Dr. Murat ERDAL – merdal@istanbul.edu.tr
İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Program Başkanı

www.muraterdal.com

Yöneticiler Için Müzakere Teknikleri Ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Müzakere Teknikleri Ve Pazarlık Eğitimi
Yöneticiler için Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi. İleri Seviye Eğitim Teklif Almak için: egitim@satinalmadergisi.com

Müzakere Yönetimi ve Pazarlık Becerileri Eğitimi – Test IV

1- “Teknik yardımın yanı sıra yerinizde hizmet vererek sisteminizin çökmemesini sağlayacağız”.

Pazarlık masasında geçen bu ifade hangi taktik hamle kategorisinde yer alır ?

a) Otorite yükseltme

b) Son tarih baskısı

c) Böl ve yönet

d) Büyük + küçük teklif

e) Pazarlıkçı değiştirme

2- “Siz daha büyük bir miktarda sipariş için daha fazla indirim alırken biz de ödeme koşullarını iyileştirmeyi istiyoruz”.

Pazarlık masasında geçen bu ifade hangi taktik hamle kategorisinde yer alır ?

a) Otorite yükseltme

b) Teklifleri dengeleme

c) Böl ve yönet

d) İyi polis – kötü polis

e) Özetleme

3- “Bugün TCMB döviz fiyatları….Yeni yayınlanan pazar fiyatına göre….”.

Pazarlık masasında geçen bu ifade hangi taktik hamle kategorisinde yer alır ?

a) Ortak faydalar

b) Özetleme

c) Test soruları

d) Düşünmeye sevk etme

e) Objektif kriterler

4-“Bu anlaşmaya bütün grup şirketlerini / fabrikaları dahil etsek nasıl olur ?

Pazarlık masasında geçen bu ifade hangi taktik hamle kategorisinde yer alır ?

a) Empati yaratma

b) Taviz verme

c) Yetki sınırları

d) Pastayı büyütme

e) Maddelerin değiştirilmesi

5-“ Bence de iyi bir fikir. Müdürümüzü / Satınalma Komisyonunu bunu imzalamaya ikna edebilirsem bir anlaşmaya vardığımızı düşünüyorum.”

Pazarlık masasında geçen bu ifade hangi taktik hamle kategorisinde yer alır ?

a) Pazarlık ekibini değişitirme

b) Otorite yükseltme

c) Çıkmaza girme

d) Böl ve yönet

e) İyi polis – kötü polis

19 Nisan2021 Tarihinde Yayınlanan Müzakere ve Pazarlık Testine Ait Cevaplar
CEVAPLAR:
1. D
2. C
3. D
4. C
5. D

Müzakere Yönetimi ve Pazarlık Becerileri Eğitimi

– ŞİRKET EĞİTİMLERİNİZ İÇİN TEKLİF ALIN –

Müzakere Yönetimi ve Pazarlık Becerileri Eğitim taleplerinizi egitim@satinalmadergisi.com a iletebilirsiniz.
Satınalma ve Tedarik Zinciri Eğitim kataloğunu indirmek için https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf tıklayınız.

Testler için Kitap Önerileri :

  • Prof. Dr. Murat ERDAL, SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ (Beta Yayıncılık),  4. Baskı.
  • E-Kitap (Dergi Mağazamızda) Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri.

E Kitap Müzakere Teknikleri

MEYDAN OKUMAYI SEVENLER İÇİN 
ÖĞRENME MERKEZİ TEST ARŞİVİ

MÜZAKERE EĞİTİMİ  

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test – I 

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test – II

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test – III

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test IV

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi Test – V 

SATINALMA EĞİTİMİ

Satınalma Eğitimi Test – 1

Satınalma Eğitimi Test – 2

Satınalma Eğitimi Test – 3

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİMİ 

Sürdürülebilirlik Eğitimi – Test 1

Sürdürülebilirlik Eğitimi – Test 2 

Başarılar dilerim.

EĞİTİM KOORDİNATÖRÜ
Prof. Dr. Murat ERDAL
İstanbul Üniversitesi
egitim@satinalmadergisi.com 

Her gün mesleki gelişiminize 15 dakika zaman ayırın.

MÜZAKERE TEKNİKLERİ VE PAZARLIK BECERİLERİ – EĞİTİM YAZI DİZİSİ

PAZARLIK TAKTİKLERİ

TESTLER

 ANKET

Kitap Önerileri :

  • MÜZAKERE TEKNİKLERİ ve PAZARLIK BECERİLERİ (E-Kitap 2. Baskı), Prof. Dr. Murat ERDAL, Erişim için profesyonel üyelik işlemlerinizi tamamlamanız gerekmektedir.
  • SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ, Prof. Dr. Murat ERDAL, (Beta Yayıncılık),  4. Baskı.

-> ŞİRKET EĞİTİMLERİNİZ İÇİN TEKLİF ALIN -> egitim@satinalmadergisi.com 


AÇIK KAYNAK:  Buyer Network B2B İş ve Ticaret Platformu 

Ücretsiz.  Forum https://buyernetwork.net/forum kısmında yüzlerce klasöre 1 dakikada erişebilirsiniz. Şirket iş arkadaşlarınızla paylaşın.

Satınalma, Tedarik Zinciri, Lojistik, Depolama, Taşımacılık, Dış Ticaret, Gümrük Operasyonları ve Hukuk forumlarını ziyaret edin.

ÖĞRENME MERKEZİ:

Öğrenme Merkezi içerisine yer alan Satınalma Dergisi tüm arşivini (144 sayı) inceleyin. Literatür taraması. Makalelerden yararlanın. Bitirme ödevi, yüksek lisans proje ve tez çalışmaları, doktora tezleri için kullanılabilirsiniz. Satınalma Dergisi Aboneliği Şirket/Birey Dijital Üyelik Gerektirmektedir.

https://learning.buyernetwork.net

TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ MOBİL UYGULAMA:

Tedarik Zinciri Yönetimi Mobil Uygulama ile mesleki ve akademik gelişmeleri, duyuru ve etkinlikleri takip edin. Ücretsiz. 

https://itunes.apple.com/app/id1207666067?mt=8  Telefonunuza indirin. Hemen kullanmaya başlayın.

Soft Sistem Düşüncesi: İşletmelerde Kantitatif Verilerin Ötesi

Dr. Mehmet KAPLAN

İşletmeler görüldüğü ya da işleyiş sisteminde sıklıkla bahsedildiği gibi sadece kantitatif verilerle faaliyet gösteren kurum/kuruluşlar değillerdir. Belki işleyiş sisteminin içinde kantitatif veri yani niceliksel veriler, niceliğe bağlı olan veya miktarla ilgili olan veriler önemli olsa da tek başlarına hızla değişen/dönüşen günümüz iş/işletmecilik koşullarında yeterli olmamaktadırlar. Bu yeterli olmamanın aşılması için işletmelerin kantitatif verilerin ötesinde sosyoloji, antropoloji, tarih, felsefe, psikoloji alanlarından ağırlıklı olarak yararlanarak kantitatif verilerin yanında kalitatif verileri yani niteliksel verileri de etkili bir şekilde kullanmaları gerekmektedir. Kaldı ki, bunlar birbirinin alternatifi olmamakla birlikte; birbirinin etkin bir şekilde tamamlayıcısı olarak ifade edilirler.

İşletmelerin kalitatif verileri de kullanma gereksinimi soft sistem düşüncesine (SSD) zemin hazırlamıştır. Dolayısıyla SSD iş/işletmecilik faaliyetleri için düşünüldüğünde olan/olası sorunların ne olduğunun net olarak bilinmediğini veya bireyden bireye değişebileceğini kabul eder. Bu nedenle öncelikle sorunların nedenini açıklamaya çalışır. Sorunlar her zaman net ifadeler içermedikleri gibi çoğu zaman iyi yapılı olmayan, karmaşıklık ve kaos barındırmaktadırlar. Dahası bir sorunun çözümü o ana özgü bir çözüm olabilir; başka anlarda başka çözümler isteyebilir. Dolayısıyla SSD işletmelerin bir sistem dahilinde çalışmanın ötesinde işletmenin hedeflerine ulaşırken ilişkilerinin de sürdürülebilirliğini sağlamasına odaklanır. Hedeflere ulaşmanın yanında (kantitatif veri) ilişkilerin sürdürülebilirliği (kalitatif veri) önemli olarak değer bulur. İlişkilerin sürdürülebilirliğini sağlamak sadece kantitatif verileri içeren optimizasyonla değil, öğrenme süreci ile de mümkün olur. İşletme için öğrenme süreci etkinliği artırıcı bir yayılımdır.

İşletmelerin SSD ile olan/olası sorunlara anlık olan çözümleme ile sorunun olduğu durumu değiştirebileceği ve yeni durumda yeni sorunları tetikleyebileceğini bilerek sadece hedef odaklı bir düşünce ile yola çıkılmamalıdır. Hedeflerin o ana özgü ve statik oldukları bilinmelidir. Yaşadığımız zaman diliminde dünyanın sürekli değiştiği, işletmelerin her an rekabetle yüzleştiği bir ortamda ilişkilerinin sürdürülebilirliğini sağlayan en önemli unsur SSD’dir. Nitekim dünyanın farklı ülkelerinde, farklı alanlarda ve turizm, sağlık, sigortacılık gibi sektörlerde SSD’yi kullanan çalışmalar yapılmış ve SSD’nin başarılı sonuçlar ürettiği tespit edilmiştir. Dolayısıyla işletmelerinde SSD ile aşağıdaki eylemleri gerçekleştirmeleri gerekmektedir:

  • Hedeflerle birlikte ilişkilerin sürdürülebilirliğine yönelmek,
  • Sorun ile sorunun durumuna yönelmek,
  • Sorun nasıl çözülür ile sorunu yaratan nedir/nasıl iyileştirilebilir sorularına yönelmek,
  • Optimizasyon ile öğrenme kültürüne yönelmek,
  • Kantitatif verilerle kalitatif verilere yönelmek.

Kaynak ve ayrıntılı okuma önerisi: Aşağıdaki eserler konu ile ilgili kaynak ve bilgilendirmeyi artırmaya yöneliktir.

  • Checkland, P. (1981). Systems Thinking, Systems Practice. Wiley. Chichester.
  • Tecim, V. (2004). Sistem Yaklaşımı ve Soft Sistem Düşüncesi. Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Dergisi. 19(2): 75-100.

 

 

Kurumların Neden Hafızası Vardır?

Dr. Öğr. Üyesi Gözde MERT
Nişantaşı Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi
İşletme Bölüm Başkanı & Gözde Araştırma Şirketi Kurucusu

“Asla geçmişte yaşama,
Ama daima geçmişten ders al.”
Mevlâna

Kurumsal hafıza; bir kurumda yapılan her şeydir. Kurumsal hafıza, organizasyonun geleceğini planlayıp, şekillendirdiğinden dolayı, organizasyon için hayati bir öneme sahiptir. Kurumlar da doğar, büyür, gelişir ve canlılar gibi ölebilirler. Bu süreç, insanların yaşadığı süreçle aynıdır. Nasıl ki bireylerin beyni, mantığı ve hafızası varsa kurumların da aynı şekilde birer hafızaları vardır.

Bireyler ve kurumlar, geçmişi hatırlamak, bugünü izlemek ve geleceği öngörebilmek için bilgiye gereksinim duyarlar. Enformasyon ve yönetim teknolojileri; işletmelerin bilgiden optimal düzeyde yararlanmasını sağlayan, vazgeçilmez faktörler olarak değerlendirebiliriz.

Kurumların geçmişlerine ait tüm bilgi, belge ve süreçler, kurumsal gelecek planlarını oluştururken başvurdukları en önemli kaynaklarıdır. Bu kaynakların tümü, organizasyonların kurumsal hafızasını oluşturmaktadır.

Bireye hafızanın geçişi sağlanırken, grup içindeki bireyler arasında, sürekli bilgi aktarımına ihtiyaç vardır. Kurumsal hafıza, şirketlerde, profesyonel gruplarda, işletmeler, akademik çalışma ve birlikteliklerde ve tüm kültürlerin uzantılarında görülebilir. Bir grubun ideolojisinin ya da çalışma şeklinin korunmasında kurumsal hafıza son derece önemlidir. Bu hafızanın gerekliliği, rekabet unsurlarının çok yoğun olduğu iş hayatında, bilginin gelecekte daha değerli bir şekilde kullanılmasını gerektirmektedir.

Kurumda üretilen ve kullanılan bilginin amacının ve değerinin olabilmesi için bir etkinlikle birlikte şekillenmesi gerekmektedir. Bir organizasyonun bilgisinin üretimi, depolanması, düzenlenmesi, erişimi ve dağıtımını kapsayan süreç kurumsal hafızanın kullanılmasını sağlamaktadır.

Bir organizasyonda güçlü ve işleyen bir kurumsal hafıza oluşturulması; rekabet ve pazardaki fırsatların hızla değerlendirilmesini, gerekli bilgi ve belgeye hızla ve güvenle ulaşılabilmesini, şirket veriminin artırılmasını, şirket içi süreçlerin iyileşmesini, bilgi ve belgeleri saklama maliyetlerinin düşülmesini, iş gücü ve kırtasiye maliyetlerinden kazanım sağlanmasını, çalışan ve müşteri memnuniyetinin yükselmesini ve kurumsal prestijin artmasını sağlamaktadır. Kurumsal hafıza, hızlı değişen iş dünyası koşullarında, ani ve hatasız karar alınmasını gerektirdiği durumlarda şirketler için hayati bir önem taşımaktadır.

Kurumsal ve bireysel hafıza arasındaki farklılıklar tam olarak bilinmemekte ve sürekli olarak karıştırılmaktadır. Bu durum ise kurumsal hafızanın anlaşılmasını zorlaştırmaktadır.

Bireysel hafıza üzerine yapılan çalışmalar, genellikle tıp alanında yoğunlaşmıştır. Bu nedenle çalışmalar, insan beyninin yapısı ve bunların fonksiyonlarını açıklamaktadır. Bu açıdan bakıldığında, bireysel hafıza, biyolojik sistemler ve bunların fonksiyonu olarak ortaya konmaktadır. Halbuki kurumsal hafıza üzerinde yapılan çalışmalar, genellikle kurumsal hafızanın içeriği üzerine odaklanmaktadır. Bu farkı bilmeden yapılacak incelemeler ve öğrenmeler, sizi farklı yönlere çekebilir. Her iki hafıza, içerik temelinde karşılaştırılırsa, büyük tezatların olmadığı görülebilir. Hem bireysel hem de kurumsal hafızayı içerik olarak ele almak, öğrenmedeki pürüzleri giderecektir. Bireyin sahip olduğu hafıza, çok daha büyük bir içeriğe sahiptir. Bireysel hafıza, sadece kişinin vücudunda bulunmaktadır. Kurumsal hafıza ise hem kurum üyelerinde ve hem de kurumsal ortamlarda bulunmaktadır. Kurum üyelerinde bulunan kurumsal hafıza, bireyin sahip olduğu hafızanın, sadece çok küçük bir kısmını oluşturmaktadır.

 

Detaylı bilgiler için aşağıdaki kitabı okuyabilirsiniz.

Mert, G. (2017). Kurumsal Hafıza, Artikel Yayıncılık, İstanbul.

Kayıt Formu

Kayıt için Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası ve 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) Usul ve Esasları Uyarınca Kişisel Verilerinizin Korunması Hakkında Müşteri Aydınlatma Metnin okunması ve kabul edilmesi gereklidir.