Yaklaşık Maliyetin Hatalı Hesaplanması ?

İtirazen Şikayet Konusu; İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle; 05.08.2022 tarihinde ilan edilen ve 05.09.2022 tarihinde gerçekleştirilen ihale konusu işin yaklaşık maliyetinin 154.923.474,93 TL olarak açıklandığı, kendilerine aşırı düşük teklif açıklaması talebinde bulunulmadığı için ihale sürecinde yaşanan gelişmelerden haberdar olunmadığı ve idarenin nihai kararı olan ihale komisyon kararı ile ihale sonucundan haberdar olunduğu, şikayet başvurularının idarece yaklaşık maliyete ilişkin olarak değerlendirilip süre yönünden reddedildiği fakat şikayet başvurularının esasen sınır değerin hatalı belirlenmesi ile iki isteklinin daha aşırı düşük teklif sorgulamasına tabi tutulması gerektiği hususlarına ilişkin olduğu, anılan hususların ihale komisyon kararının öğrenilmesi ile bilinebilecek hususlar olduğu, ihale komisyonu kararından önce sınır değere karşı şikayet başvurusunda bulunulmasının anlamsız olduğu zira hangi isteklilerin teklifinin geçerli olduğu, hangilerinin sınır değerin altında kaldığı ve hangilerinin aşırı düşük teklif açıklaması sunacağının belirsiz olduğu, bu nedenle şikayete konu hususların farkına varılması tarihi olarak ihale tarihinin esas alınmasının mevzuata uygun olmadığı,

İdarece aşırı düşük teklif sınır değerinin belirlenmesinde hesaba katılan yaklaşık maliyet hesabında 1 Temmuz 2022 tarihinden itibaren geçerli olan isçilik bedellerinin kullanılması gerekirken, güncel olmayan işçilik birim fiyatlarının kullanıldığı, Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin 11.3’üncü maddesinde yer verilen “Yaklaşık maliyet, güncelliğini kaybetmesi halinde, ilk ilan veya davet tarihine kadar güncellenir.” düzenlemesi uyarınca, güncel olmayan yaklaşık maliyetin güncellenerek ihale ilanına çıkılması ve aşırı düşük teklif sınır değerinin buna göre belirlenmesi gerekirken güncel olmayan 154.923.474,93 TL tutarlı yaklaşık maliyete göre sınır değer belirlenmesinin hatalı olduğu, gerçekte teklif fiyatı aşırı düşük olan istekliler aşırı düşük teklif sorgulamasına tabi tutulmadan ihalenin sonuçlandırıldığı, ihale tarihinde geçerli birim fiyat ve rayiçlere göre aşırı düşük teklif açıklaması yapmayan istekliler ihale dışı bırakılırken, güncel olmayan yaklaşık maliyete göre ihalenin sonuçlandırılmasının çelişki oluşturduğu, idarece yaklaşık maliyet hesabında 1 Ocak 2022-30 Haziran 2022 tarihleri arasında geçerli birim fiyat ve rayiçlerin kullanılmasının hatalı olduğu, anılan durumun aşırı düşük teklif sınır değerinin hatalı belirlenmesine neden olduğu ve ihale sonucunu da değiştirdiği, ihale ilan tarihinde geçerli olan cari yıl birim fiyatlarının kullanılmasının gerektiği,1 Temmuz 2022 tarihinden sonra geçerli birim fiyat ve rayiçler ile asgari ücret fiyat artışlarına göre hesaplanan yaklaşık maliyetin “168.048.228,28 TL” olduğu ve güncel yaklaşık maliyet esas alındığında hesaplanacak aşırı düşük teklif sınır değerinin 109.400.971,22 TL olduğu, bu durumda Vestan İnş. Tic. ve San. A.Ş.- Eysan Yapı İnş. Tic. A.Ş. İş Ortaklığı, Dido-Ray Yapı San. Tic. A.Ş., 58yapı İnş. A.Ş., Yesemek İnş. Tic. A.Ş.-Metroyol Nak. Mad. İnş. Tic. San. Ltd. Şti. İş Ortaklığı, Emba Mad. İnş. Nak. Tic. ve San. A.Ş., Rbn İnş. San. ve Tic. A.Ş., Balans Yapı İnş. San. ve Tic. A.Ş., Nvs İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., Beryar İnş. San. ve Tic. A.Ş.- Burakcan İnş. ve Tic. Ltd. Şti. İş Ortaklığı ve Limanyol İnş. Mad. Müh. San. ve Tic. A.Ş.nin teklif tutarlarının sınır değerin altında kaldığı, yaklaşık maliyetin güncellenmemesinin sınır değerin hatalı oluşmasına ve sorgulamaya tabi tutulacak istekliler ile sınır değerin üzerinde kalan isteklilerin hatalı belirlenmesine neden olduğu, güncel olmayan yaklaşık maliyet ile gerçekleştirilen ihalenin iptal edilmesi gerektiği, ihale ilanı ve ihale tarihi 1 Temmuz 2022 tarihinden sonra olan itirazen şikayete konu ihalede yaklaşık maliyetin 1 Temmuz 2022 birim fiyatları ve asgari ücret rayiç fiyatlarına göre güncellenerek sınır değerin yeniden hesaplanması ve düzeltilmiş sınır değere göre aşırı düşük teklif sahibi isteklilerin yeniden belirlenmesi gerektiği iddialarına yer verilmiştir.

13.04.2023 tarihli ve 2023/UY.II-622 sayılı Kamu İhale Kurulu kararına göre;

Başvuru sahibinin 18.11.2022 tarihinde Kurum kayıtlarına alınan dilekçesi ile itirazen şikâyet başvurusunda bulunduğu, başvuru konusu ihaleye ilişkin alınan 30.11.2022 tarihli ve 2022/UY.II-1509 sayılı Kamu İhale Kurulu kararı ile “Başvurunun reddine” karar verildiği,

Anılan Kurul kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Adayol İnş. Pet. Nak. San. ve Tic. A.Ş.-Adnan Gökalp tarafından açılan davada, Ankara 17.İdare Mahkemesinin 31.01.2023 tarihli ve E:2022/2540, K:2023/283 sayılı kararı ile “… Dava dosyasının incelenmesinden, davacılar tarafından Devlet Su İşleri 17. Bölge Müdürlüğünce, 05/09/2022 tarihinde açık ihale usulü ile gerçekleştirilen 2022/736733 ihale kayıt numaralı “Van-İpekyolu Ağızkara Göleti ve Sulaması” ihalesine ilişkin olarak 56 adet ihale dokümanının EKAP üzerinden e-imza kullanılarak indirildiği, 05/09/2022 tarihinde yapılan ihaleye 22 isteklinin katıldığı, davacıların teklifinin geçerli teklif olarak belirlendiği ve ihalenin ekonomik açıdan en avantajlı teklif sahibinin uhdesinde bırakılmasına ilişkin 26/10/2022 onay tarihli İhale Komisyonu kararının davacılara 27/10/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davacıların 07/11/2022 tarihinde idareye şikâyet başvurusunda bulundukları, şikâyet başvurusunun reddine yönelik işlemin 08/11/2022 tarihinde davacılara bildirilmesi üzerine 18/11/2022 tarihinde Kuruma itirazen şikâyet başvurusunda bulunulduğu ve anılan başvurunun Kurul’un 30/11/2022 tarih ve 2022/UY.II-1509 sayılı kararıyla reddi üzerine Kurul kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Aktarılan mevzuat uyarınca, ihale sürecindeki işlem veya eylemlerin hukuka aykırılığı iddiasıyla şikâyet başvurusunun, bu işlem veya eylemlerin farkına varıldığı veya farkına varılmış olması gereken tarihi izleyen günden itibaren yapılması gerekmekte olup, hukuka aykırı işlem ve eylemlerin farkına varıldığı tarih, ihalenin bütün hüküm ve sonuçlarının yer aldığı kesinleşen ihale kararının ilgililere tebliğ edildiği tarih olarak kabul edilmelidir.

Dava konusu işlemde ise şikâyete konu işlemin farkına varıldığı ya da farkına varılmış olması gereken tarihin ihale tarihi olduğu ve başvuru sürelerinin bu tarih (05/09/2022) esas alınarak hesaplandığı görülmektedir.

Bu durumda, başvuru süresinin ihale tarihi olan 05.09.2022 tarihinden itibaren değil, ihalenin bütün hüküm ve sonuçlarının yer aldığı kesinleşen ihale komisyonu kararının davacıya tebliğ edildiği 27/10/2022 tarihinden itibaren hesaplanması gerektiği göz önünde bulundurulduğunda, davacılar tarafından şikâyet başvurusunun süresi içinde yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır.

Bu itibarla, şikâyet başvurusunun reddi üzerine itirazen şikâyet başvurusunun süresinde yapıldığı kabul edilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, süre yönünden reddine ilişkin Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır…” gerekçesiyle “Dava konusu işlemin iptaline” karar verildiği görülmüştür.

Anılan Mahkeme kararının yerine getirilmesini teminen alınan 15.03.2023 tarihli ve 2023/MK-46 sayılı Kamu İhale Kurulu kararı ile

“1- Kamu İhale Kurulunun 30.11.2022 tarihli ve 2022/UY.II-1509 sayılı kararının iptaline,

2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, başvuru sahibinin iddialarının esasının incelenmesine, karar verilmiştir.

Kamu İhale Kurulunun 15.03.2023 tarihli ve 2023/MK-46 sayılı kararı gereğince yapılan incelemeye aşağıda yer verilmiştir.

4734 sayılı Kamu İhale “Yaklaşık maliyet” başlıklı 9’uncu maddesinde “Mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin ihalesi yapılmadan önce idarece, her türlü fiyat araştırması yapılarak katma değer vergisi hariç olmak üzere yaklaşık maliyet belirlenir ve dayanaklarıyla birlikte bir hesap cetvelinde gösterilir. Yaklaşık maliyete ihale ve ön yeterlik ilânlarında yer verilmez, isteklilere veya ihale süreci ile resmî ilişkisi olmayan diğer kişilere açıklanmaz.” hükmü,

Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin “Yaklaşık maliyete ilişkin ilkeler” başlıklı 8’inci maddesinde “(1) İdare tarafından, ihale onay belgesi düzenlenmeden önce, bu Yönetmelikte belirlenen esas ve usullere göre miktar tespiti ve fiyat araştırması yapılmak suretiyle ihale konusu işin KDV hariç yaklaşık maliyeti hesaplanır ve dayanakları ile birlikte bir hesap cetvelinde gösterilir.

(5) İhale komisyonu tarafından yaklaşık maliyet teklif fiyatları ile birlikte açıklanır. Bu aşamadan önce yaklaşık maliyet açıklanamaz ve ilan edilemez. Pazarlık usulü ile yapılan ihalede ise yaklaşık maliyet, son yazılı teklifler ile birlikte açıklanır.

(6) Yaklaşık maliyetin idarelerce hesaplanması esastır. Ancak, işin özelliğinden dolayı, idarelerce hazırlanmasının mümkün olmaması sebebiyle teknik şartnamenin danışmanlık hizmeti alınarak hazırlatılması durumunda, yaklaşık maliyet de bu kapsamda hesaplatılabilir.” hükmü,

Anılan Yönetmelik’in “Yaklaşık maliyet hesabına esas fiyat ve rayiçlerin tespiti” başlıklı 10’uncu maddesinde “(1) İdarelerce, ihale konusu işin yaklaşık maliyetine ilişkin fiyat ve rayiçlerin tespitinde;

  1. a) İhaleyi yapan idarenin daha önce gerçekleştirdiği, ihale konusu işe benzer nitelikteki işlerin sözleşmelerinde ortaya çıkan fiyatlar,
  2. b) Kamu kurum ve kuruluşlarınca belirlenerek yayımlanmış birim fiyat ve rayiçler,
  3. c) İlgili meslek odaları, üniversiteler veya benzeri kuruluşlarca belirlenerek yayımlanmış fiyat ve rayiçler,

ç) Yüklenici veya alt yüklenici olarak faaliyet gösteren, konusunda deneyimli kişi ve kuruluşlardan alınacak, ihale konusu işe benzer nitelikteki işlere ilişkin maliyetler,

d) İdarenin piyasa araştırmasına dayalı rayiç ve fiyat tespitleri,

esas alınır.

(2) İdareler, yaklaşık maliyete ilişkin fiyat ve rayiçlerin tespitinde (a), (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde belirtilen fiyat ve rayiçlerin birini, birkaçını veya tamamını herhangi bir öncelik sırası olmaksızın kullanabilirler.

(3) İşin bütünü, iş grubu, iş kalemi ve malzeme rayici bazında yapılacak piyasa araştırmasına dayalı fiyat tespitlerinde; iş, imalat ve/veya malzemenin yapımcılarından, üreticilerinden, ana bayilerinden, toptancılarından, yetkili satıcılarından ve satıcılarından fiyatlar veya proforma faturalar alınmak ve gerekli karşılaştırmalar yapılmak suretiyle uygun fiyatlar belirlenir. Tereddüt edilen fiyatların gerçek piyasa rayiçlerine uygun olup olmadığı hususu Ticaret ve/veya Sanayi Odalarından alınacak yazılı rayiçlerle netleştirilir.

(4) Fiyat araştırması için yapılan çalışmalarda fiyat sorulacak kişi ve kuruluşlara yazılan yazıda fiyatı tespit edilecek iş grubu, iş kalemi veya malzemenin ayrıntılı özellikleri ve standardına yer verilir, fiyat istenecek kişi ve kuruluşlara aynı koşulları taşıyan yazılarla başvurulur ve fiyatlar Katma Değer Vergisi hariç istenir. İstenen özellikleri taşımayan fiyat bildirimleri ve proforma faturaları dikkate alınmaz.” hükmü,

Söz konusu Yönetmelik’in “Yaklaşık maliyetin hesaplanması ve güncellenmesi” başlıklı 11’inci maddesinde “(1) İş kalemi ve/veya iş grubu şeklinde tespit edilen imalat miktarlarının, Yönetmeliğin 10 uncu maddesine göre belirlenen ve yüklenici karı ve genel gider ihtiva etmeyen fiyatlarla çarpımı sonucu bulunan tutar KDV hariç olarak hesaplanır ve bulunan bu tutara % 25 oranında yüklenici kar ve genel gider karşılığı eklenmek suretiyle yaklaşık maliyet tespit edilir.

(2) Yaklaşık maliyetin hesaplanmasına ilişkin hesap cetveli ve icmal tablosu hazırlayanlarca imzalanmak suretiyle ihale onay belgesine eklenir.

(3) Yaklaşık maliyet, güncelliğini kaybetmesi halinde, ilk ilan veya davet tarihine kadar güncellenir.” hükmü,

İdari Şartname’nin “İhale konusu işe/alıma ilişkin bilgiler” başlıklı 2’nci maddesinde “2.1. İhale konusu işin/alımın;

a) Adı: Van-İpekyolu Ağzıkara Göleti ve Sulaması

b) Türü: Yapım işleri

c) İlgili Uygulama Yönetmeliği: Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği

ç) Yatırım proje no’su (yapım işlerinde): 2010A01-64 ( – Göletler)

d) Kodu:

e) Miktarı: İşin özel teknik şartnamesinde detayları yer alan bir adet kil çekirdekli kaya dolgu gölet yapısı ve brüt 263 ha alanın sulama yapıları yaptırılacaktır. Ayrıntılı bilgi idari şartnamenin ekinde yer almaktadır.

f) İşin yapılacağı/malın teslim edileceği yer: DSİ 17. BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ – VAN” düzenlemesi,

Anılan Şartname’nin “Aşırı düşük teklifler” başlıklı 33’üncü maddesinde “33.1. Teklifi sınır değerin altında kalan isteklilerden Kanunun 38 inci maddesine göre açıklama istenecektir. Bu kapsamda; ihale komisyonu sınır değerin altında kalan teklifleri aşırı düşük teklif olarak tespit eder ve bu teklif sahiplerinden Kurum tarafından belirlenen kriterlere göre teklifte önemli olduğunu tespit ettiği bileşenler ile ilgili ayrıntıları yazılı olarak ister. İhale komisyonu;

a) Yapım yönteminin ekonomik olması,

b) Seçilen teknik çözümler ve teklif sahibinin işin yerine getirilmesinde kullanacağı avantajlı koşullar,

c) Teklif edilen işin özgünlüğü,

gibi hususlarda yapılan yazılı açıklamaları dikkate alarak aşırı düşük teklifleri değerlendirir. Bu değerlendirme sonucunda, açıklamaları yeterli görülmeyen veya yazılı açıklamada bulunmayan isteklilerin teklifi reddedilir.” düzenlemesi yer almaktadır.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden; idarelerin yaklaşık maliyete ilişkin fiyat ve rayiçlerin tespitinde (a), (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde belirtilen fiyat ve rayiçlerin birini, birkaçını veya tamamını herhangi bir öncelik sırası olmaksızın kullanabileceği, yaklaşık maliyetin, güncelliğini kaybetmesi halinde, ilk ilan veya davet tarihine kadar güncelleneceği anlaşılmaktadır.

İhalelerde yaklaşık maliyetin hesaplanmasının amaçlarından biri 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Aşırı düşük teklifler” başlıklı 38’inci maddesinde yer alan hükme göre ihale komisyonunun verilen teklifleri değerlendirdikten sonra, diğer tekliflere veya idarenin tespit ettiği yaklaşık maliyete göre teklif fiyatı aşırı düşük olan isteklileri tespit etmesi ile bu teklifleri reddetmeden önce, belirlediği süre içinde teklif sahiplerinden teklifte önemli olduğunu tespit ettiği bileşenler ile ilgili ayrıntıları yazılı olarak istemesidir.

Başvuruya konu ihalenin Van 17. Bölge Müdürlüğü Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen “Van-İpekyolu Ağzıkara Göleti ve Sulaması İşi” olduğu ve açık ihale usulü ile ihaleye çıkarıldığı, yaklaşık maliyetin toplam 154.923.474,93 TL, sınır değerin ise 106.768.723,11 TL olarak belirlendiği, Limanyol İnş. Mad. Müh. San. ve Tic. A.Ş., Beryar İnş. San. ve Tic. A.Ş.- Burakcan İnş. ve Tic. Ltd. Şti. İş Ortaklığı, Nvs İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., Rbn İnş. San. ve Tic. A.Ş., Emba Mad. İnş. Nak. Tic. ve San. A.Ş. ve Yesemek İnş. Tic. A.Ş.-Metroyol Nak. Mad. İnş. Tic. San. Ltd. Şti. İş Ortaklığının teklifinin sınır değerin altında kaldığı belirtilerek aşırı düşük teklif açıklaması istenildiği, anılan istekliler tarafından süresi içinde aşırı düşük teklif açıklaması sunulmaması nedeniyle tekliflerinin reddedildiği, ihalenin 58yapı İnş. A.Ş. üzerinde bırakıldığı ve ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif sahibi olarak ise Dido-Ray Yapı San. Tic. A.Ş.nin belirlendiği görülmüştür.

İhaleye ait yaklaşık maliyet hesap cetveli ile ihale onay belgesi tarihinin 20.07.2022, ihale ilan tarihinin 05.08.2022, ihale tarihinin ise 05.09.2022 olduğu görülmüştür.

İdarece gönderilen ihale işlem dosyası üzerinde gerçekleştirilen incelemede, yaklaşık maliyetin öncelikli olarak kamu kurum ve kuruluşlarında ilan edilen fiyatların (Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, İller Bankası, DSİ vb.) esas alınması suretiyle belirlendiği, 01.07.2022 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere güncel rayiç ve birim fiyatların yayımlandığı, fakat idarece yaklaşık maliyet hesaplamasında 01.07.2022 tarihinden önceki güncellenmemiş birim fiyatların kullanıldığı,

Örnek olarak, 43.675.1024 poz numaralı “Taraklı Mozaik Döşeme Kaplaması Yapılması Konulması” iş kalemi için 01.07.2022 tarihinde yayımlanan birim fiyatın 276,11 TL, kar ve genel gider hariç fiyatının ise 220,88 TL olduğu, idare tarafından kullanılan birim fiyatın ise 174,94 TL olduğu,

15.550.1203 poz numaralı “Demir Borudan Kaynakla Korkuluk Yapılması, Yerine Konulması” iş kalemi için 01.07.2022 tarihinde yayımlanan birim fiyatın 34,78 TL, kar ve genel gider hariç fiyatının ise 27,82 TL olduğu, idare tarafından kullanılan birim fiyatın ise 23,94 TL olduğu,

43.503.1008 poz numaralı “Dış Çapı 125 Mm Pe100 Boru Ve Bağlantı Elemanı Başlarının Alın Kaynağı İle Eklenmesi (Pn 6-8 Atü)(Boru ve Bağlantı Elemanı Bedeli Hariç)” iş kalemi için 01.07.2022 tarihinde yayımlanan birim fiyatın 172,60 TL, kar ve genel gider hariç fiyatının ise 138,08 TL olduğu, idare tarafından kullanılan birim fiyatın ise 115,48 TL olduğu,

25.300.1109 poz numaralı “Dikişli Vidalı Çelik Boru 4″ 100 Mm, Dış Cap 114,3/4,50 Manşonsuz Ağırlık 12,50 Kg/M” iş kalemi için 01.07.2022 tarihinde yayımlanan birim fiyatın 394,90 TL, kar ve genel gider hariç fiyatının ise 315,92 TL olduğu, idare tarafından kullanılan birim fiyatın ise 304,70 TL olduğu,

Ayrıca, bazı iş kalemleri/gruplarına yer alan işçilik fiyatlarının ihale tarihinde (05.09.2022) yürürlükte olan saatlik asgari ücretin (6.471,00/30/7,5=28,76 TL) altında olduğu, (örnek olarak, 10.100.1062 “Düz işçi (inşaat işçisi)” iş kalemi ve 10.100.1045 “Duvarcı usta yardımcısı konulması” iş kalemi) görülmüştür.

Yukarıda yer verilen tespitler neticesinde ilan tarihi 05.08.2022 olan incelemeye konu ihalede idare tarafından ihale konusu işi oluşturan bazı iş kalemlerinde güncel olmayan birim fiyat ve rayiçlerin kullanıldığı ve ilgili idare tarafından ilk ilan tarihine kadar yaklaşık maliyetin güncellenmediği anlaşılmıştır.

İdare tarafından, ihale onay belgesi düzenlenmeden önce, ayrıntılı fiyat ve gerektiğinde miktar araştırması yapılmak suretiyle ihale konusu işin KDV hariç olmak üzere yaklaşık maliyetin belirlenmesi ve dayanaklarıyla birlikte bir hesap cetvelinde gösterilmesi gerektiği, buna ilişkin ayrıntılı hususların Yönetmelik’in yukarıda yer verilen ilgili maddelerinde düzenlendiği anlaşılmaktadır.

İdarelerce ihale konusu işin en uygun fiyatla temin edilmesi yaklaşık maliyetin doğru bir şekilde hesaplanmasına bağlı olup yaklaşık maliyetin doğru tespit edilmesi ihale sürecinin aksamadan yürütülmesini sağlamaktadır.

İhalelerde istekliler tarafından teklifleri kapsamında idareye sunmaları gereken yeterlik kriterlerinin belirlenmesinde, ilan sürelerinin değişmesinde, ihalelere yerli istekli katılıp katılmayacağına ilişkin düzenlemeler ve ihale konusu işin yaklaşık maliyetine göre ihaleye teklif sunan isteklilerin teklif bedellerinin aşırı düşük olup olmadığının tespit edilmesinde yaklaşık maliyet önemli bir rol oynamaktadır.

Dolayısıyla yaklaşık maliyetin doğru hesaplanması ihale sürecinin sağlıklı yürütülmesini doğrudan etki etmektedir. Bununla birlikte, yaklaşık maliyetin hatalı veya eksik hesaplandığının tespiti halinde doğrudan ihalenin iptaline karar verilmesinin uygun olmayacağı, yaklaşık maliyette tespit edilen hatanın yaklaşık maliyetin etkilediği unsurlar bakımından değerlendirme yapılması gerektiği anlaşılmaktadır.

Yaklaşık maliyetin güncelliğini yitirmesi durumunda ise idarece yaklaşık maliyet ilk ilan veya davet tarihine kadar güncelleneceği, yapılan tespitler neticesinde ilan tarihi 05.08.2022 olan incelemeye konu ihalede idare tarafından ihale konusu işi oluşturan iş kalemleri için yaklaşık maliyetin hesaplanmasında güncel olmayan birim fiyatların kullanıldığı, ancak ilgili idare tarafından ilk ilan tarihine kadar yaklaşık maliyetin güncellenmediği, İdari Şartname’nin “Sınır değer” başlıklı 33’üncü maddesinde dikkate alındığında bu durumun sonraki ihale işlemlerinin sağlıklı yürütülmesini engelleyebileceği, güncellenerek hesaplanacak yaklaşık maliyetin sınır değer ve aşırı düşük tekliflere etkisi göz önüne alınarak değerlendirilmesi ve bu aşamadan sonraki ihale işlemlerinin mevzuata uygun olarak yeniden gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Diğer yandan, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 53’üncü maddesinin (j) fıkrasının 9’uncu alt bendinde “Başvuru sahibinin iddialarının tamamında haklı bulunması halinde, Kurul kararı ile itirazen şikâyet başvuru bedelinin başvuru sahibine iadesine karar verilir. Kurul kararının başvuru sahibine bildirimini izleyen otuz gün içinde başvuru sahibinin Kuruma yazılı talebi üzerine, bu talep tarihini izleyen otuz gün içinde Kurum tarafından itirazen şikâyet başvuru bedelinin iadesi yapılır ve son ödeme tarihine kadar geçen süre için faiz işlemez. Diğer hallerde başvuru bedeli iade edilmez.

Bu fıkranın (1) numaralı bendi uyarınca tahsil edilen bedel hiçbir durumda iade edilmez.” hükmü yer almaktadır.

Başvuru sahibinin iddialarının tamamında haklı bulunduğu tespit edildiğinden, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun yukarıda yer verilen 53’üncü maddesinin (j) fıkrasının 9’uncu alt bendinde, başvuru sahibinin iddialarının tamamında haklı bulunması halinde, Kurul kararı ile itirazen şikâyet başvuru bedelinin başvuru sahibine iadesine karar verileceği, Kurul kararının başvuru sahibine bildirimini izleyen otuz gün içinde başvuru sahibinin Kuruma yazılı talebi üzerine, bu talep tarihini izleyen otuz gün içinde Kurum tarafından itirazen şikâyet başvuru bedelinin iadesinin yapılacağı ve son ödeme tarihine kadar geçen süre için faiz işlemeyeceği, diğer hallerde ise başvuru bedelinin iade edilmeyeceği hüküm altına alınmış olduğundan itirazen şikâyet başvuru bedelinin başvuru sahibine iadesine yönelik Kurul kararının bildirimini izleyen otuz gün içinde başvuru sahibinin Kurul kararı ile birlikte Kuruma yazılı talebi halinde bu talep tarihini izleyen otuz gün içinde 55.316,00 TL’lik itirazen şikâyet başvuru bedelinin iade edilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Mehmet ATASEVER

S.B. Strateji Geliştirme E. Bşk.

KİK E. Üyesi

Gerçek Hayat Kitaptakine Gerçekten Benzemiyor mu ?

Mektepli bilinen herkes kariyerinin bir yerinde mutlaka “Gerçek hayat kitaptakine / okuldakine / akademiye benzemez” deyişini duymuştur. Aslında bir kısmımız sessizce bunu kendimize de itiraf etmişizdir. Gerçekten akademide anlatıldığı kadar deterministik – doğrusal kesin bir dünya maalesef yoktur.

Örneğin ortalama süresi 60 saniye olan bir proses aslında 50-70 saniye aralığında bitebilir ancak optimizasyon veya ERP uygulamalarında bunu tastamam 60 saniye göstermek zorunda kalırız. Gerçek hayatta 50 saniyede biterse operasyon boşa düşer, 70 saniyede biterse arkasında iş yığılır, termin gecikme riski ortaya çıkar.

Örneğin ortalama talep 800 adetse aslında 700 – 900 adet görülmesi son derece olağandır. Yine de Ana Üretim Çizelgesine, ERP – optimizasyon uygulamanıza tastamam 800 adet yazmanız gerekir.

Örneğin insanlar, ilgiler, ilişkiler, teknoloji, … değişmiştir. Sürdürülebilirlik gibi yeni konular ortaya çıkmıştır.

Kendinize bir dakika ayırın ve düşünün lütfen: Kullandığınız telefon, otomobil, evinizdeki televizyon, işyerinizdeki makinalar kaç yaşında? İşinizi yönettiğiniz uygulamaların 1930-1960 yılları arasındaki durağan dönemde geliştirildiğini ancak bugün dünyanın eskiye göre çok daha hızlı değiştiğini fark ettiniz mi?

Gerçek hayatın kitaptakine benzemediği yerdeyiz.

Hayatı değiştiremeyeceğimize göre kitabı değiştirmeye ne dersiniz?

Acaba gerçek hayatın gerçekten kitaptakine benzediği haller var mıdır?

Charles Darwin evrim teorisini geliştirdiğinde sürekli ve yavaş bir değişime ilave olarak zaman içinde buna uyum sağlamanın, birbirine rağmen değil birlikte hareket etmenin önemine işaret etmiştir. Hayatta kalanların en güçlüler veya en akıllılar değil, en iyi uyum gösterenler olduğunu söylemiştir. Bazı noktalara dikkatinizi çekmek isterim:

  • Evrim yavaş ve süreklidir: Şirketler de canlı organizmalar gibi evrime tabidir, geldiğimiz nokta ne kadar iyi olursa olsun geleceğimiz son nokta değildir! Üstelik Tarım Devrimi, Sanayi Devrimleri gibi değişimin evrimden devrime dönüştüğü sıçrama anları da vardır.
  • Doğal seleksiyon: Zaman, başardığımız değişimin (uyumun) ortamdaki değişime ne kadar uygun olduğunu gösterecektir. Yeterince başarılı değilsek şirketimiz doğal seleksiyona uğrayarak rekabette geriye düşecektir.
  • Rağmen değil, sayesinde: Farklı akademik görüşler, iş yapma biçimleri, şirketler, gruplar, kişiler, … birlikte ve iş birliğine dayalı (simbiyotik yaşam) çalışmalıyız. Artık şirketler değil, Tedarik Zincirleri rekabet etmektedir.

Thomas Kuhn akademik dünyanın belirli bir paradigma içinde olduğunu söyler, dolayısıyla “farklı söylemler” tamamen bilimsel olmayan (kısmen tehdit gören, konfor alanından çıkmak istemeyen) şüpheyle karşılanır, eski okulu temsil eden akademisyenler yaşlanarak ayrılırken genç akademisyenler her iki paradigmanın farkında olarak bilimsel gelişime katkı sağlarlar. Kuhn’a göre paradigmayı ancak iki profildeki insanlar değiştirebilir:

  • Gençler: Eski fikirlerle tamamen “kirlenmemiş” olanlar (haşlanmamış kurbağalar😊)
  • Farklı disiplinden gelenler: Yaşlıdırlar ama ilgisiz bir alandan (biyolojiden işletmeye gibi) gelirler, dolayısıyla burada işlerin nasıl yapıldığına dair bir önyargıları yoktur, şüphecilerdir.

Buraya kadar zaman ayak uydurmamız gerektiğini gördük. Mezardayken bile bedenimiz değişmeye devam etmektedir (çürüyor). Şimdi uygun kitabı bulmaya gayret edelim.

John H. Holland biyolojik yaşamın kodlarını incelediği eserinde CAS-Complex Adaptive Systems yapı taşı üzerinde durmuştur. Pazarları, piyasaları, şirketleri, vücudumuzu, yağmur ormanlarını, … CAS olarak düşünebilirsiniz. Bu yapı taşları belirlenen sınırlarda (boundaries) etraftaki sinyalleri (signals) toplayarak ve değerlendirerek kendi bünyelerine uygun bir aksiyona çevirmektedir. Dolayısıyla örneğin yüksek enflasyona A ve B şirketleri farklı reaksiyon verebilmektedir. Zaman içinde doğal seleksiyon nedeniyle işe yarayan aksiyonlar “genetik” olarak öğrenilmekte / aktarılmaktadır.

Bu yaklaşımda uzmanlaşma evrim açısından istenmeyen gelişimdir, dolayısıyla dikey entegrasyon yerine tedarik zinciri kurgusu daha uygundur. Ayrıca farklı lokasyonların farklı gerçeklikleri vardır, küresel ekonomideki glocal yaklaşımı (global düşün lokal hareket et) bunu ifade eder, tedarik zinciri kurgusu uygundur. CAS geri bildirimli sistemdir, gerçek hayattır, akademideki çoğu modellemede sadelik-hesaplanabilirlik vb gerekçelerle ihmal edilen geri bildirim hayatın gerçeğidir. Dolayısıyla akademik doğrusal modellerin yerine simülasyon benzeri geri bildirimi dikkate alan modellerin yayılması sürpriz değildir. Peter M. Senge / 5.Disiplin kitabında öğrenen organizasyonu anlatmıştır.

Simon Dudley kesinlik (certainty) çağının bittiğini söylemektedir. Evrimden, devrime geçilmiştir ve zamanı gelen değişimden kaçınılamaz. Bilmek yetmez, “öğrenmek” gereklidir. İhtiyacımız olan “doğru cevaplar” değil, “doğru sorulardır”. Savaş halindeki topçu subaylarının cansız cisimlerin mekaniği konusundaki paradigmalarını örnek vermiştir. Bir taraftaki Aristo paradigmasında (fırlatılan taş belli bir yüksekliğine geldiğinde “serbest bırakılmış gibi doğrudan ve diklemesine yere düşer) diğer taraftaki Newton paradigmasında (fırlatılan taş bir yörünge izleyerek yere düşer) iken hangisinin daha isabetli top atışı yapacağını ve bunun hayatta kalmaya etkisini sorar.

Ziauddin Sardar – Iwona Abrams kaos teorisini çizgi roman tadında kitaplaştırmıştır. Bu teoride tahmin edilebilirlik sınırlıdır. Kaos; determinist, doğrusal olmayan, dinamik sistemlerdeki kararsız ve aperiyodik davranışın nitelikli araştırması olarak tanımlanır. Musluktan akan suyu düşünelim.

  • Açtığınızda su kütlesi hareket etmesine rağmen “hareketsiz” gibi düzenli görünür.
  • Suyu biraz daha açtığınızda nabız benzeri Periyodik hareketi fark edersiniz.
  • Biraz daha açtığınızda su kütlesindeki hareket düzensizleşir, Aperiyodik herhangi bir değişkenin etkisi altında kalmadan sistemin sürekli tekrarlar yapması durumudur (boşalan lavabodaki su akışı gibi). Kararsız Aperiyodik karmaşıktır, asla kendini tekrarlamaz ve sisteme yapılan her müdahaleden etkilenir, t a h m i n e d i l e m e z!
  • Suyu sonuna kadar açtığınızda her şey birbirine karışır, türbülans

Akademide sıklıkla yok sayılan geri bildirim aslında hayatın gerçeğidir. Pazarda iş yapan şirketler canlı sayılır, dolayısıyla cansız cisimler için oluşturulan Newton (doğrusal) paradigmaya uymazlar, doğrusal olmayan dünyada Kaos teorisi hüküm sürmektedir.

Ne dersiniz? Değiştirelim mi kitabı?

Akademiyle gerçek hayatı birbirine benzetelim mi?

Kısıtlar Teorisinin

  • Üretim çözümü DBR için OTIF100
  • Perakende çözümü Replenishment için FILLRATE100 bakabilirsiniz,
    • simülatörle deneyebilirsiniz,
    • ücretsiz bir ay test edebilirsiniz.
  • Proje Yönetimi çözümü CCPM için çeşitli yazılımlar var, araştırabilirsiniz.

Kazanmanın coşkusu kaybetme korkusunu aştığında dönüşüm başlayacaktır.

Utkan ULUÇAY

Ut kan.Ulucay@gmail.com   /   05325987515  /   scai>tech  /  blog sayfası   /  FILLRATE100 / OTIF100

Teşvikler, Sanayiciler için GES Yatırımlarını Cazip Kılıyor

Enerji krizi ve artan fiyatlar, sanayi sektörünün önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor. Sanayiciler, hızla artan enerji fiyatlarından kurtulmak amacıyla fabrikalarına çatı üstü ya da arazi tipi güneş enerjisi sistemleri (GES) kurulumu gerçekleştirmeye başladı. GES yatırımlarındaki artışta; sunulan devlet teşvikleri de önemli rol oynuyor. 

Enerji Piyasa­sı Düzenleme Kurumu’ndan (EPDK) yapılan açıklamaya göre 19 Kasım 2022 tarihinden bu yana GES yatırımları başvurusu 139 bin MW’ı aştı. Bu talep bugün ki kurulu gücün 2.5 katına tekabül ediyor.

ÜÇAY Grup Enerji Direktörü İlgin Eray, GES yatırımlarını daha ekonomik ve cazip hale getiren teşvikler hakkında önemli bilgiler paylaştı.

Pandemi ve Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında küresel piyasalardaki enerji fiyatlarında yaşanan artışlar birçok sektörü olduğu gibi sanayi sektörünü de olumsuz etkiledi. Elektrik maliyetlerinden kurtulmak isteyen sanayiciler, fabrikalarına çatı üstü ya da arazi tipi güneş enerjisi sistemleri (GES) kurulumu gerçekleştirmeye başladı.

GES Yatırımları Başvurusu 139 bin MW’ı Aştı

Enerji Piyasa­sı Düzenleme Kurumu’ndan (EPDK) yapılan açıklamaya göre 19 Kasım 2022 tarihinden bu yana GES yatırımları başvurusu 139 bin MW’ı aştı. Bu talep bugünkü kurulu gücün 2.5 katına tekabül ediyor. Ancak GES yatırımlarındaki artışta sunulan devlet teşvikleri de önemli rol oynuyor.

ÜÇAY Grup Enerji Direktörü İlgin Eray, sanayicilerle, çatı üstü ve arazi tipi güneş enerjisi sistemi (GES) yatırımları için sunulan teşvikler hakkında önemli bilgiler paylaştı:

Teşvikler, GES yatırımlarını Daha Ekonomik Hale Getiriyor 

“240 kWe ve üzeri; çatı üstü veya arazi tipi GES yatırımları için yatırım teşvik belgesi alınması halinde, asgari yatırım tutarına göre devlet tarafından; KDV muafiyeti, kurumlar vergisi indirimi ve sigorta prim desteği sağlanabiliyor. Ayrıca “Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması” (YEKDEM) kapsamında, üretilen elektriğin belirli bir kısmı için garantili fiyat ödemesi yapılıyor. GES yatırımcıları, bu sayede ürettikleri elektriği belirli bir fiyattan satabiliyor. Bazı durumlarda, yatırım yapacak firmanın faaliyet alanına göre çatı üstü ve arazi tipi GES yatırımları için belirli oranlarda hibe desteği de sağlanabiliyor. Güneş enerjisi santrali yatırımı yapan bir sanayici, güneş enerjisi santralleri için sunulan vergi indirimlerden de faydalanabiliyor. Sunulan teşvikler, sanayiciler için GES yatırımlarını daha ekonomik ve cazip hale geliyor” dedi.

Amortisman Avantajı

Güneş enerjisi santrallerinin; düşük işletme maliyetleri ve çevresel avantajlar sağladığı için sanayiciler için giderek daha popüler bir yatırım seçeneği haline geldiğini vurgulayan Ilgın ERAY, güneş enerjisi santrallerinin amortisman süresi hakkında da şunları söyledi:

“GES yatırımları, düşük işletme maliyetleri nedeniyle dünya genelinde yenilenebilir enerji kaynakları arasında en çok yatırım yapılan alanların başında geliyor. Güneş enerjisi santralleri, güneş ışığına maruz kaldığı sürece elektrik üretmeye devam ediyor ve işletme maliyetlerini düşürüyor. Güneş enerjisi santrallerinin amortisman süresi ise; yatırım maliyeti, elektrik fiyatları ve diğer faktörlere bağlı olarak değişebiliyor. Genellikle yüksek kapasiteli güneş enerjisi santrallerinin amortisman süresi kurulduğu bölgeye göre değişkenlik gösterebiliyor. Bu süre 3 ila 5 yıl olabiliyor; ancak bazı durumlarda amortisman süresi daha kısa da olabiliyor.

Sonuç olarak, GES’ler; yatırımcılara, doğaya ve ülke ekonomisine önemli katkılar sunuyor. Bu nedenle GES’lerin kullanımının yaygınlaştırılması, hem çevresel hem de ekonomik açıdan büyük önem taşıyor” diyerek sözlerini tamamladı.

İşçiye Ödenen Ücretin Tanık Beyanlarıyla İspatı Mümkün müdür ?

Ücret, işçinin biricik geliri ve emeğinin karşılığıdır. Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır (İşK. m.32/1). İşçi ücretleri işin ifasından sonra ödenir. Ancak taraflar, iş sözleşmelerinde veya toplu iş sözleşmesinde ücretin peşin olarak ödeneceğini kararlaştırabilirler. Ücretin ödenmesi ile işverenin ücret ödeme borcu, borcun ifası yoluyla sona ermiş olur. İşçi ücretleri en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesi ile bu süre bir haftaya kadar indirilebilir (İşK. m.32/4). Ücretin bir ayı aşan periyotlarda ödenmesi yönünde iş sözleşmelerine veya toplu iş sözleşmelerine konulan hükümler geçersizdir (ÇİL, Şahin, İş Hukuku Yargıtay İlke Kararları, 9. Baskı Ankara 2022, s.1026.)

Çünkü bireysel iş sözleşmeleri ile toplu iş sözleşmelerine konulacak hükümler yasalara aykırı olamaz. Nitekim, Türk Borçlar Kanunu’nun 27 nci maddesi uyarınca, “Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.” Aynı şekilde, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 33 üncü maddesine göre de “Toplu iş sözleşmeleri ve çerçeve sözleşmeler, Anayasaya ve Kanunların emredici hükümlerine aykırı düzenlemeler içeremez”. Dolayısıyla, İş Kanunu’nda işçi ücretlerinin en geç ayda bir ödeneceği düzenlemesi karşısında, iş sözleşmesi ile toplu iş sözleşmesine işçilere ödenecek ücretin bir ayı aşan periyotlarda ödenmesi yönünde düzenleme yapılması söz konusu olamaz.

Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre ncı “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür(m.6). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre de, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” Buna göre, bir vakıayı kimin ileri sürdüğü değil, kimin bundan lehine bir hak çıkardığı önemlidir (KARSLI, Abdurrahim, Medeni Muhakeme Hukuku, 4.Baskı, İstanbul 2014, s 484). Ücretin ödendiğinin ispatı ile ilgili olarak, bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli olup, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir (ÇİL, Şahin, İş Hukuku Yargıtay İlke Kararları, 9. Baskı Ankara 2022, s.1026.)

Yargıtay uygulamasına göre, “4857 sayılı İş Kanununun 37 nci maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur.

Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.

Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.

Davalı vekili yargılama sırasında son aya ilişkin ücretin Yapı Kredi Bankası aracılığı ile ödendiğini belirterek ödemeye ilişkin kayıtların getirtilmesi konusunda bankaya müzekkere yazılmasını talep etmiştir. Mahkemece talep reddedilerek karar verilmiştir. Ödeme def’i yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceğinden buna ilişkin banka kayıtları getirtilmeden hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir” (Y22HD.25.10.2017 T., E. 2015/17892, K. 2017/22850 Legalbank.)

Yargıtay’a göre, “Davacı işçi işyerinde çalıştığını ispat etmiş olup, … süresi karşılığında ücretin ödendiğini ispat yükümlülüğü davalı işverene aittir. Davalı işveren ödemeye dair imzalı bordro veya banka kaydı gibi delil ileri sürmemiştir.

Ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün olmadığından mahkemece ücretle ilgili isteğin kabulü gerekirken yazılı şekilde reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir” (Y9HD.23.05.2019 T., E. 2016/2347, K. 2019/11953)

Yargıtay’a göre, “Kural olarak, yargılama aşamasında dayanılıp sunulmayan deliller, temyiz veya karar düzeltme aşamasında sunulamazlar; sunulmuş olsalar bile, bu aşamalardaki incelemeler sırasında dikkate alınamazlar. Bu kuralın tek istisnası, dayanılıp sunulan delillin, o davaya konu borcu söndüren bir nitelik taşıması; örneğin, davaya konu borcun ödenmiş olduğunu gösteren makbuz, ibraname gibi bir belge olmasıdır” (YHGK 24.02.2016 T., E. 2014/735, K. 2016/166 Legalbank.)

Sonuç olarak, ücretin ödenmesi ile işverenin ücret ödeme borcu, borcun ifası yoluyla sona ermiş olur. Ücretin ödendiğini ispat yükümlülüğü işverene aittir ve bu konuda yazılı delil ibrazı gerekir. İşverenin ödemeye dair imzalı bordro veya banka kaydı gibi delillerle ödenen ücreti ispat etmesi gerekir. Bu kapsamda ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.

Lütfi İNCİROĞLU

Tedarik Zinciri Gündemi Nisan 2023 klasörü yayında. İndirebilirsiniz. 

İÇİNDEKİLER

•Dış Ticaret Verileri
•Sektör Bazlı İhracat Rakamları
•Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI)
•Küresel Enflasyon Rakamları
•Emtia Fiyatları
•2023 Yılı Lojistik Performans Göstergesi
•Konteyner Taşımacılığı: Hatlar ve Pazar Dağılımı
•Konteyner Pazar Hacmi ve Endeksler(Drewry – Baltık)
•Havayolu Göstergeleri

Not: Gündem klasörünüzün düzenli bir biçimde e-postanıza gelmesini istiyorsanız

editor@SatinalmaDergisi.com a kısa bir dönüş yapmanız yeterli.
Güzel bir hafta dilerim.
Prof. Dr. Murat ERDAL

– – – – – – –  – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – –

Sürdürülebilirlik Eğitim Programları

Standart eğitim programı Sürdürülebilirlik Tedarik Zinciri Yönetimi
 2 gün ve Genişletilmiş Sürdürülebilirlik Eğitim Programı ise 6 tam gün üzerinden gerçekleştirilmektedir.

Sustainability Supply Chain1. gün- Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi
2. gün- Döngüsel Stratejiler ve KPI’lar
3. gün- Kurumsal Sürdürülebilirlik
4. gün- Etik ve Davranış Kuralları
5. gün- Sürdürülebilirlik Raporlaması
6. gün- Sürdürülebilir Pazarlama

Eğitim Koordinatörü: Prof. Dr. Murat ERDAL
merdal@istanbul.edu.tr

Satınalma ve Tedarik Zinciri Eğitim Kataloğu
Eğitim kataloğunu indirmek için https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

Şehir dışı eğitimlerde uçak ve otel konaklama organizasyonu eğitim alan firma tarafından karşılanmaktadır.

Eğitim Gün Planı: 9:30 – 12:30, 1 saat öğle arası, 13:30 – 16:30

Şirketiniz için en doğru teklifi egitim@satinalmadergisi.com üzerinden alabilirsiniz.

– – – – – – –  – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – –

Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Hizmeti

Şirketinizin Sürdürülebilirlik Yolculuğu ve Net Zero Hedeflerine Ulaşmasında Rehberlik Ediyoruz.

Yalın bir sürdürülebilirlik raporu, satış, iletişim, pazarlama, halkla ilişkiler, insan kaynakları ve yatırımcı ilişkilerinizde etkin şekilde kullanılabilir. Sürdürülebilirlik raporu, ölçtüğünüz, yönettiğiniz ve güncel verilerle desteklenen odaklanmış sürdürülebilirlik faaliyeti gerçekleştirdiğinizi ifade etmektedir.

Prof. Dr. Murat ERDAL liderliğinde Sürdürülebilirlik Raporlama hizmeti için en doğru teklifi egitim@satinalmadergisi.com üzerinden alabilirsiniz.

Sürdürülebilirlik Raporu

  • AB Direktifleri & Mevzuat
  • Uçtan Uca ESG Kriterleri
  • Strateji ve Eylem Planları
  • Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi
  • Green Sourcing
  • Üretim ve Emisyon Hedefleri
  • Uluslararası Standartlar
  • Çevre Yönetim Standardı ISO 14001
  • Su Ayak İzi Standardı ISO 14046
  • ISO 14064 Sera Gazı Emisyonlarının Belirlenmesi / Karbon Ayak İzi Doğrulaması
  • Sosyal Sorumluluk Standardı ISO 26000 
  • Green Procurement Yeşil Tedarik Standardı ISO 20400
  • Sürdürülebilir Stratejiler

Sürdürülebilirlik raporu kolayca anlaşılabilir olmalı. Tüm paydaşlarınızın
– müşteriler
– potansiyel iş ortakları ve tedarikçiler
– yatırımcılar ve
– yeteneklerin (İK) ilgisini çekmeli ve saygı uyandırmalıdır.

Dövizdeki Kur Makasının Bir Ucu İmalatçı İhracatçının Canını Acıttı

1994 Yılındaki Döviz Krizi

Geçmişe gidip döviz kurlarının seyrine bir bakalım mı ?

1993 Yılı USD / TRL Grafiği
1994 Yılı USD / TRL Grafiği
1995 Yılı USD / TRL Grafiği
1996 Yılı USD / TRL Grafiği
1997 Yılı USD / TRL Grafiği
2001 Yılı USD / TRL Grafiği

Döviz fiyatı sürekli yükseliyordu. Ancak piyasanın gerçeğinde döviz yükseliyorsa, enflasyon da vardı, faizler de piyasa gereği artıyordu. Yukarıdaki USD / TRL grafiklerine tek başına bakmak yerine, aynı döneme denk gelen faiz oranlarının da ne olduğuna bakmak gerekirdi aslında.

Dövizin Ateşini Söndürmek İçin Faiz

Yukarıdaki listeye baktığımızda, dövizin ateşini yükseldiği dönemlerde, dövizin ateşini söndürmek için faiz silahı çekilmiş veya döviz piyasasına dövizle müdahale edilmiştir.

Şimdi sizlere 2001 yılının ilk çeyreğinde, ateşi çok yükselen dövizin ateşini söndürmek için % 5.000 ila % 10.000 arası gecelik (overnight interest) faiz verildiğini söylesem haliyle o zaman “Nas” yok muydu sözü aklınıza gelmekle kalmayacak “hoop be kardeşim, attın ki tam desteksiz attın” diyeceksiniz. % 5.000 faiz olur mu?

Bal gibi olur.

İşte link burada:  https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/79bd8ff2-6cec-4b95-8e0d-c33466239e68/TRLtum.html?MOD=AJPERES

İnanmayan baksın lütfen.

O Dönemde Neden Faiz Arttırıldı ?

Dövizin ateşini söndürmek üzere ya piyasaya döviz sürülecekti ve müdahale yapılacaktı, ya da  faizler arttırılacaktı. 1994 – 2001 yılı arasında ise hem faiz hem de dövizle müdahale edilmişti. Döviz adeta şahlanmıştı ve şahlanmış faizlerle müdahale edildi dövize.

Faizin Artması Şart Mıydı ?

Başka seçenek yoktu ki faizi arttırmaktan başka.

Bugün Geldiğimiz Durum ve İhracatçılar

Döviz piyasası çok garip bir hal aldı. 1994 – 2000’li yıllarda görmediğim şeyler oluyor.

  • Hem TCMB gösterge faizi düşük ve ne işe yaradığı belirsiz.
  • Piyasa faizi alabildiğine yüksek
  • Bankalar ve firmalar dövizden uzaklaştırılıyor.
  • Döviz alıma yüksek maliyet getirildi
  • İhracatçının zorunlu döviz devri % 40
  • Döviz kurları arasındaki oldukça yüksek kur farkı makası üretici ihracatçı firmanın canını acıtır oldu. İhracatçı TCMB’na devrettiği % 40 oranındaki ihracat dövizlerinden elde ettiği TRL tutarı ile tekrar döviz almak istediğinde maalesef ciddi kur farkı zararı ile karşılaşıyor.
  • Üretici ihracatçıların azımsanmayacak kısmı alım satım sözleşmelerini iptal etme yolunu tercih ediyorlar
  • TCMB’nin büyük sıklıkla dövize müdahale anlamında genelge ve kararları piyasaları tedirgin ediyor
  • Bankalar ve firmaların dövizden uzaklaştırılması ve “Liralaşma” stratejileri ilerleyen zamanda bankaların döviz pozisyonlarını olumsuz etkileyebilir.
  • Döviz pozisyonu tutan bankalar, piyasanın döviz şoklarına karşı mukavemet edemez duruma gelebilirler.
  • Bugün dövizi emir komuta zinciri gereği almayan veya almak istemeyen bankalar, önümüzdeki günlerde bir dolarlık döviz için ne fedakarlıklar yapacaklar.

Kur Makası ve İhracatçılar

Bugünlerde bankaların ilan ettikleri alış kurları oldukça düşük, satış kurları ise abartılı yüksek durumdadır. Döviz kurları arasındaki oldukça yüksek kur farkı makası üretici ihracatçı firmanın canını acıtır oldu. İhracatçı TCMB’na devrettiği % 40 oranındaki ihracat dövizlerinden elde ettiği TRL tutarı ile tekrar döviz almak istediğinde maalesef ciddi kur farkı zararı ile karşılaşıyor. İmalatçı ihracatçılar DİİB kapsamında aynı zamanda ithalat da yaptıklarından hem ihracatçı, hem de ithalatçı konumundadırlar. Durum böyle olunca ihracatçının alış / satış kur farkından dolayı çoğu kez başa baş fiyatı dahi tutturamaz duruma gelmektedirler.

Döviz kurlarındaki alış satış makası, söylemekten üzüntü duysam da TRL.1.25 ila 1.35 arasına kadar çıktı.

USD.2.000.000.- lık ihracat yapan bir firma, bu paranın % 40’lık kısmını TCMB’na devrettiğinde, bakiyesini 180 günlük süre içinde TRL’na çevirdiğinde eline geçen para ile tekrar döviz satın alıp ithalatta kullanması halinde;

USD.2.000.000.- X % 40 = USD.800.000.- TCMB zorunlu devir.

Kur farkı zararı: TRL.1.25 X USD.2.000.000.- = TRL.2.500.000.- (zarar)

Peki firmamız TRL.2.500.000.-  zarar ettiği kadar para kazanıyor muydu?

Yanıt göreceli de olsa “hayır”

Ve kur makasının bir ucu imalatçı ihracatçının canını acıtıyor. Çünkü imalatçı ihracatçı hem döviz getiriyor, hem de döviz satın alıyor.

Son Bir Sözüm Daha Var

“2022 yılında, fiyatı en fazla artan ürün markette ve üreticide kuru soğan oldu. Geçen yıla göre bu yıl markette, fiyat artışı en fazla yüzde 314,6 ile kuru soğanda görüldü.

Çarşı pazarda kuru soğanın kilosu TRL.30.-‘a çıktığını söyleyenler ve yazanlar oldu. Gerçekten büyük dezenformasyon…

Sarıyer Pazarında bu hafta ben kuru soğanın kilosunu TRL.35.- olduğunu kendi gözlerimle gördüm. Soğanı 35 Liraya görünce keşke kilosu 30 lira iken soğanı geçen hafta alsaydım dedim ama..

Yine geçen hafta kilosu 15 Lira olan sarı havucun kilosu bu hafta Sarıyer Pazarında kilosu 25 Liraydı.

Üstüne üstlük enflasyon düşüşe geçti diyecek otoriteler. Ben kendi gözlerimle gördüğüme inanırım. Enflasyon sıfır oldu deseler de inanmam. Bir kg kuru soğana, bir kg havuça ne kadar ödediğimi ben biliyorum. Diğer ürünleri saymıyorum.

Reşat BAĞCIOĞLU

ICC International Chamber of Commerce

Turkiye Milli Komitesi

Türkiye Bankacılık Komite Başkanlığı Üyesi

Balık Yağı Tozu İçin Teklif Ver

Balık Yağı Tozu alımı yapılacaktır.

Son Teklif Tarihi: 01/05/2023

Miktar: 14 kg

Satınalma Dergisi B2B Çözümler

  1. SATINALMA DERGİSİ ailesine katıl:

Dergi Aboneliği sayfasından PROFESYONEL ÜYELİK işlemlerini tamamla.

2. Üyelik sonrasında FİRMA BAŞVURU FORMU’nu doldur:

https://satinalmadergisi.com/satici/

B2B Çözümler:

Kurumsal pazarda ürün ve firma araştırma gereksinimi içerisinde olanlar;

ihtiyaçlarını ticaret@satinalmadergisi.com a iletebilirler.

 

Sürdürülebilir Kalkınmada Kurumsal İş Birlikleri

Günümüz dünyasında sürdürülebilir kalkınma tüm dünya paydaşları için küresel bir öncelik ve hedefler dizisi haline gelmiş durumdadır. Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, yoksulluk, açlık, iklim değişikliği ve eşitsizlik gibi çeşitli sosyal, ekonomik ve çevresel zorlukları ele almak için toplu bir eylem çağrısında bulunmaktadır. Bu iddialı ve uzun vadeli hedeflere ulaşmak, iş birlikçi çabalar gerektirmekte; bunlar arasında da kurumsal iş birliği ve ortaklıklar ayrı bir yer tutmaktadır. Kamu ve özel sektör kuruluşlarının sürdürülebilir kalkınma yolculuğunda aynı paydada buluşarak iş birliği yapması bu kalkınmanın gerçekleştirilmesinde önemli faydalar sağlayacaktır.

Ürün ve hizmet portföyü ve faaliyet gösterdiği sektör fark etmeksizin her şirket, karmaşık sürdürülebilirlik sorunlarının üstesinden gelmek için kullanılabilecek finansal yatırımlar, teknik uzmanlık ve inovasyon yetenekleri gibi değerli kaynakların oluşmasında önemli pay sahibidir. Bu kaynaklar, hükümetlerin, kar amacı gütmeyen kuruluşların ve diğer paydaşların çabalarını destekleyerek sürdürülebilirlik girişimlerinin etkisini artırabilir. Kurumlar ayrıca daha geniş erişim ve etki sağlayan kapsamlı tedarik ağlarına ve dağıtım kanallarına sahiptir. Bu bağlamda, kurumsal iş birlikleri ve ortaklıklar, sürdürülebilir uygulamaların, teknolojilerin ve çözümlerin daha geniş bir kitleye yayılmasına da yardımcı olabilir ve sürdürülebilir uygulamaların geniş ölçekte benimsenmesini hızlandırabilir.

Bazı şirketler, inovasyona verdikleri değer ve yaratıcı düşünme yetenekleriyle ön plana çıkarla. Bu şirketlerle iş birliği yapmak, sürdürülebilirlik zorluklarını yeni ve daha etkili yollarla ele alabilecek yeni çözümlerin, teknolojilerin ve iş modellerinin geliştirilmesini sağlayabilir. Bu hedeflerle ve stratejilerle kurulmuş ortaklıklar, hem başka kuruluşların hem de toplumların yararlandığı ortak değerler yaratabilir. Şirketler, sürdürülebilirlik hedeflerini iş hedefleriyle uyumlu hale getirerek, ekonomik değer üretirken ve itibarlarını artırırken olumlu sosyal ve çevresel etkiler de yaratabilir.

Kurumsal iş birlikleri sürdürülebilir kalkınma için kritik bir öneme sahip olsa da bu iş birliği ve ortaklık yapılarının kurulması için birtakım zorluklar da vardır ve kuruluşların sürdürülebilirlik politikalarında bu zorlukları gözetmesi gerekir. Örneğin, şirketlerin diğer paydaşlara kıyasla farklı öncelikleri, ilgi alanları ve hedefleri olabilir. Kârlılığı sürdürülebilirlik hedefleriyle dengelemek, çatışan çıkarları ele almak ve farklı bakış açılarını uyumlu hale getirmek karmaşık ve zor olabilir. Bu nedenle, her bir ortak hedefin çok iyi analiz edilmesi ve kapsamlı yol haritalarının hazırlanması gerekmektedir.

Kurumsal ortaklıklarda hesap verebilirlik ve şeffaflığın sağlanması zor olabilir. Şirketler, sürdürülebilirlik çabaları, ilerlemeleri ve etkileri konusunda şeffaf olmalı ve taahhütlerinden sorumlu tutulmalıdır. Bu durum, sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşılmasını ve doğru bir şekilde rapor edilmesini sağlamak için tutarlı ve kararlı izleme, raporlama ve doğrulama mekanizmaları gerektirir.

Sürdürülebilirlikle ilgili her konuda olduğu gibi kurumsal iş birlikleri için de yeşil badana durumu önemli bir risk olarak ele alınmalıdır. Şirketlerin gerçekte somut adımlar atmadan kendilerini çevre dostu olarak gösterme uygulamalarını ifade eden yeşil badan, kurumsal ortaklıkları tehdit edebilir ve sürdürülebilirlik hedeflerinden sapılmasına neden olabilir. Sürdürülebilirlik iddialarının gerçekliğini titizlikle değerlendirmek ve ortaklıkların yalnızca halkla ilişkiler ve pazarlama çalışmaları yerine gerçek sürdürülebilirlik taahhütlerine dayandığından emin olmak çok önemlidir.

Bazı İş Birliği Örnekleri

Günümüzde sektör bazında kurulan veya farklı sektör paydaşlarını sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda bir araya getiren çok sayıda iş birliği ve ortaklık kuruluşları mevcuttur. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

  • The Partnership for Cleaner Textile (PACT): PACT, Bangladeş’in tekstil ve hazır giyim sektörünün çevresel sürdürülebilirliğini iyileştirmeyi amaçlayan küresel markalar, üreticiler ve uluslararası kuruluşlar arasındaki bir iş birliğidir. Su, enerji ve kimyasal kullanımını azaltmaya, atık yönetimini iyileştirmeye ve işçi güvenliğini ve refahını artırmaya odaklanır.
  • Sürdürülebilir Pirinç Platformu (SRP): SRP, Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) ve Uluslararası Pirinç Araştırma Enstitüsü (IRRI) liderliğinde kurulan çok paydaşlı bir ortaklıktır. Çevresel etkileri azaltan, geçim kaynaklarını iyileştiren ve sosyal refahı destekleyen sürdürülebilir pirinç yetiştirme uygulamalarını teşvik etmek için hükümetleri, çiftçileri, araştırmacıları ve şirketleri bir araya getiriyor.
  • Global Forest Watch (GFW) Girişimi: GFW, küresel ormanları izlemeyi ve korumayı amaçlayan şirketler, hükümetler, STK’lar ve yerli gruplar arasındaki bir ortaklıktır. Uydu verilerinin ve en son teknolojinin kullanılmasıyla ormansızlaşma, orman yangınları ve ormanlara yönelik diğer tehditler hakkında gerçek zamanlı bilgiler sağlayarak paydaşların ormanları korumak ve eski haline getirmek için harekete geçmesini sağlar.
  • Yenilenebilir Enerji Alıcıları İttifakı (REBA): REBA, %100 yenilenebilir enerjiye geçiş yapmaya odaklanmış büyük şirketlerden oluşan bir birliktir. Çeşitli sektörlerden şirketleri toplu olarak yenilenebilir enerji satın almak, yenilenebilir enerji politikalarını savunmak ve temiz enerji için piyasa talebini yönlendirmek için bir araya getirerek yenilenebilir enerji altyapısına yapılan yatırımın artmasına ve sera gazı emisyonlarının azaltılmasına katkıda bulunur.
  • The Cocoa & Forests Initiative (CFI): CFI, ormansızlaşmayı sona erdirmeyi ve sürdürülebilir kakao üretimini teşvik etmeyi amaçlayan, hükümetler, kakao üreten ülkeler ve kakao tedarik zincirindeki şirketler arasında kurulan bir ortaklıktır. Ormanları korumaya, çiftçileri sürdürülebilir uygulamaları benimseme konusunda desteklemeye ve kakao çiftçileri ve toplulukları için geçim kaynaklarını iyileştirmeye odaklanmaktadır.

 

Dilek AŞAN

Şirketler 2. El Araç Alım Satım İşlemlerinde Nasıl Bir Yol İzlemeli ?

2. EL ARAÇ ALIMI

İşletmeler araç için ayırdıkları bütçe miktarına göre 0 km araç yerine  bazen 2.el araç almayı tercih edebilmektedir. İkinci  el  alım  sürecinin  verimli yönetilmesi  işletmeleri bir takım risk ve  zararlardan  koruyacaktır.

Firmaların 2.el araç satın alırken dikkat etmeleri gereken hususları şöyle sıralayabiliriz:

  • Satın almayı düşündükleri aracı mutlaka yetkili servise veya expertiz ofislerine götürerek expertiz raporu alınmalı,
  • Ekonomik kayıpları azaltmak ve verimliliği artırmak için özellikle 0-2 yaş arası (30.000-000 km arası) 2.el araçlar tercih edilmeli,
  • Araç motor, şasi ve plaka numaralarından hasar durumu, sigorta şirketlerinden sorgulanmalı,
  • Araç satın alma işlemi mutlaka noterde gerçekleştirilmeli ve araç devri yapıldıktan sonra ödeme yapılmalı,
  • Satın alınan araç, firma aktiflerine kayıt edileceğinden araç satıcısı firma ise mutlaka araç satış faturası da talep edilmeli,
  • Özellikle lüks ve ithal araçların satışına özel dikkat gösterilmelidir. Çünkü son yıllarda ithal lüks araçlar düşük gümrük vergileri ödenerek Türkiye’ye dahil edilmekte ve 2.elde satışı yapılmaktadır. Gümrükte yasal açıdan problemleri olan araçları satın alanlar müteselsilen sorumludur. Bu nedenle ithal ve lüks segmentteki araçlar, 2.el alımlarında araştırma yapılarak, kurumsal firmalar tercih edilmelidir.
  • Satın alınacak aracın beyan edilen kilometresinin doğru olup olmadığına özellikle dikkat edilmelidir.

2. EL ARAÇ SATIŞI

İşletme filosuna kayıtlı araçlar belirli kullanım yılı ve kilometre sonrasında verimlilik ömrünü doldururlar. Bu nedenle ekonomik ömrünü dolduran araçların yenilenmesi gerekmektedir. Yenileme ve 2.el satış işleminin ertelenmesi, kullanılmaya devam edilmesi, işletmeyi gereksiz maliyetlerle karşı karşıya bırakır. Çok yoğun araç kullanan lojistik ve pazarlama firmaları için yenileme ve 2.el satışı, esas faaliyet alanını daha çok etkilemektedir.

Yenileme ve 2.el satış sürecinin doğru kararlarla yönetilmesi gerekir. Bu sürecin iki temel sorunu vardır.

1-Araçlar ne zaman yenilenecek? Hangi araçlar ekonomik ömrünü doldurmuştur ?

2-Yenilenmesine karar verilen araçları iyi bedellerle 2.elde nasıl satabiliriz ?

İlk soruya net bir cevap vermek mümkün değil. Çünkü her araç için yenileme zamanı ve kilometresi farklıdır. Ayrıca sürücülerin performansı da bu süreyi uzatıp, kısaltabilmektedir. Burada değerlendirilmesi gereken temel kriter, araçların olağan dışı masraflarının artması, sürüş konfor ve güvenliğinin azalmasıdır.

Peki yenilenmesine karar verilen araçları 2.elde nasıl daha iyi değerlendirebiliriz? Bunun için yapılması gerekenleri de şöyle sıralayabiliriz:

1- Satışa çıkarılacak araçların kaporta hasarları ve araç içi temizliği yapılmalı,

2- Araçların bireysel müşterilere, galeri veya takas yöntemiyle mi  elden çıkarılacağına karar verilmeli. Çünkü her araç için farklı yöntemler tercih edilebilir. Bunun için her yöntemle ilgili fiyat teklifleri alınmalı.

3- Satışa çıkarılmasına karar verilen araçların banka rehinleri kaldırılmalı, varsa bandrol ve trafik cezaları ödenmeli.

4- Kurumsal ve güvenli olmayan kişilere araçlar emanet olarak kesinlikle bırakılmamalı.

5- En iyi fiyatı bulmanın yolu, otomotiv sektöründe birçok defa satış sürecindeki bekleme süresiyle ilgilidir. Bu nedenle araç satış süreçleri binek araçlarda en az 1 ay, ticari araçlarda ise 2 ay programlanmalıdır. Çünkü sürecin kısa tutulması araçların daha az bedelle satışı demektir.

6- Özellikle internet siteleri satış sürecinde denenmeli.

7- Satışı yapılan araçlar noter satış sözleşmesi yapılmadan alıcılara teslim edilmemelidir.

Ahmet ALBAYRAK

Dolunay Filo

Endüstriyel Fırın Sektöründe Makine Teknik Ressamı Nasıl Olmalı?

Fabrikalarda proje ofisleri genelde en gözde ve en önemli bölümlerdir. Çünkü imalat, montaj ve üretim yapan fabrikanın kalbi proje ofisinde atar. Proje ofisi fabrikanın kozmik odasıdır. Üretim projeden çıkacak çizimlerle başlar ve ilerler. Dolayısı ile fabrika yöneticileri projelerini çizecek ve tasarlayacak olan teknik ressam alımlarına özel önem verirler.

Bu yazımda fabrikalarda çalıştığım süre içinde yaptığım gözlemlere dayanarak kendimce iyi bir teknik ressam nasıl olmalı sorusunun cevabını bulmaya çalışacağım. Yapı, üretim, maden, metal, kalıp, çelik konstrüksiyon, bilişim, otomotiv, inşaat gibi değişik sektörlerde görev alan teknik ressamlardan ziyade daha çok endüstriyel fırın sektörünün ihtiyaçları çerçevesinde ele alacağım.

Öncelikle teknik ressam olmak için üniversitelerin makine mühendisliği, makine teknik öğretmenliği ve iki yıllık makine teknikerliği, grafik tasarım, makine ressamlığı gibi bölümlerden mezun olmaları gerekir. Ayrıca kendini iyi yetiştirmiş teknik lise çıkışlı arkadaşlarımızdan ve diğer mühendislik veya alanlardan da teknik ressam çıkabilmektedir. Bu konu tamamen bu alana yönelmek ve mesleğini sevmek, kendini çeşitli kurslar alarak yetiştirmek ve tecrübe kazanmakla ilgilidir.

Teknik ressamlığı tercih edenlerin özellikle Autocad, Autodesk Invertor, Solidworks, Autocad fusion 360 gibi temel programları öğrenmeleri gerekir. Bunların yanı sıra Office programlarını da bilmek önemlidir. Bu programlar okulda öğrenileceği gibi, çeşitli kurslarla pekiştirilebilir ve tecrübe ile uzman haline gelinebilir.

Teknik ressamlığı tercih eden arkadaşlarımızın hayal güçlerinin ve tasarım kabiliyetlerinin gelişmiş ve tasarımı projeye dönüştürme yeteneklerinin zirvede olması gerekir. Öte yandan detaycı bakış açısına sahip olmalıdırlar. Aslında yeni bir şeyler tasarlamak ve onu projelendirmek, beynindekileri bilgisayara ve kağıda dökmek, en nihayetinde yaptığı çizimlerin doğrultusunda ortaya çıkan ürünü görmek insana mutluluk veren bir şeydir. Tabi her meslekte olduğu gibi sorumluluk sahibi teknik ressam arkadaşlarımız mühendislerle koordineli bir şekilde hareket etmek zorundadırlar.

Yukarıda sayılanların yanı sıra teknik ressamlarda bulunması gereken özelliklerden bazıları şunlardır: Mevcut makine üzerinden ölçü alabilme, revizyon işlerini tasarlayabilme, ölçeklendirebilme, kumpas ve mikrometre kullanabilme, malzemeleri tanıma, uluslararası norm ve standart bilgisine vakıf olma, teknik seviyede yabancı dil bilgisi…

Diğer yandan teknik ressamlar bazan çizimin dışına çıkıp projeyi takip etmekle de görevlendirilebilirler. Üretim ve montaj aşamasında işin başına gelerek yapılan işin projeye uygunluğunu kontrol ederler. Kendilerinden projede kullanılacak malzeme listesi hazırlamaları ve ERP programına girmeleri istenebilir. Yani satınalma birimiyle iletişim halinde bulunmaları gerekebilir. Ayrıca sektörleri ile ilgili fuarları ziyaret edip yeni gelişmeleri takip etmeleri, programların yeni sürümlerinin tanıtımlarına katılmaları da son derece iyi olur.

İş görüşmelerinde mülakattan sonra genelde kendilerinden küçük fakat zor bir parçayı belirli bir sürede çizmeleri istenebilir. Kendilerine güven içinde bu konuya hazırlıklı olmalarında fayda vardır.

Teknik ressamlar genelde masa ve bilgisayar başında çalıştıklarından rahat ve ergonomik bir koltuk, geniş bir bilgisayar ekranı (çift ekran tercih ederler), hızlı ve donanımlı bir bilgisayar, geniş bir çalışma masası ve kumpas, cetvel, makas, ince uçlu kalem gibi ekipmanlar isterler. Kolay ve ulaşılabilir bir mesafede plotter yazıcı ve fotokopi makinası da olmalıdır. Bütün bunların yanısıra istedikleri zaman içmek için kahve ve çay makinası, yanında yemeye atıştırmalıklar ve molalarda kafa dağıtmalarını sağlayacak masa tenisi, langırt tarzı oyun ekipmanları da her daim hazır olmalıdır. Sessiz ve havadar bir proje odası onlar için fabrika yönetimince hazırlanmalıdır. Sunumlarını yapabilecekleri projektör veya dev ekran televizyon olursa çok faydalı olur. Teknik ressamlar kaprisli ve nazlı olduklarından işyerince verilen ayakkabı ve iş elbiseleri de modern tarzda ve şık görünümlü olmak zorundadır. Onları aldıkları ücetin yanı sıra geziler, piknikler, sosyal aktiviteler, güzel mekanlarda ve samimi ortamda yenen yemekler motive eder. Doğum günleri, evlilik yıldönümleri, resmi ve özel bayramlar insan kaynaklarınca titizlikle takip edilmeli ve ufak organizasyon ve hediyelerle motive edilmelidirler.

Teknik ressam kadrosu içinde en tecrübeli olan bir kişi proje şefi olarak görevlendirilmelidir. Profe şefi arşiv ve dosyalama işlerini ve günlük çizim görevlendirmelerini yapar. Projelerdeki detaylara ve aciliyet sırasına o karar verir, hedefleri o belirler.. Program seçimlerinde ve eğitim organizasyonlarında söz sahibidir. Proje bölümünün istek ve sorunlarını üst amirlerine o iletir. Fabrikadaki satınalma birimi, ar-ge bölümü ve mühendislerle iletişimi o sağlar. Haftalık proje bölümü toplantılarına başkanlık eder, genel toplantılarda proje bölümünü temsil eder. Ayrıca yeni gelen arkadaşların yetişmeleri konusunda gerekli ortamı hazırlar ve onlara öğretmenlik yapar. Arşiv ve dosyalama işinin organizasyonu da onun görevleri arasındadır. Hem bilgisayar ortamında hem de dosyalar içinde arşivleme ve veri gizliliği proje ofisi için çok önemlidir.

Endüstriyel fırın sektöründe binlerce yetişmiş ve tecrübeli teknik ressamlar mevcuttur. Recep Coşkun, Yusuf Vatan, Mücahid Uyar, Ümit Ertürk, Şerife Taşkıran, İsmail Burak Kar, Esra Aksak Öget, Hilal Atay Büken, Hüseyin Baş, Murat Cingi bunlardan sadece bazıları…. Arzumuz teknik ressamların sayılarının artması, yeni yeteneklerin yetişmesi ve hak ettikleri ücret ve çalışma koşullarına kavuşmaları.