Sanırım birçokları “eleştirinin olmadığı bir dünya ne kadar güzel olurdu” diye düşünüyordur. Bu düşüncelerinin nedeni kuşkusuz eleştirilerin çoğunlukla yalnızca eleştirmiş olmak ve kusur bulmak için yapılıyor olmasıdır. Bu yönüyle eleştirinin genellikle yıkıcı ve zarar verici bir eylem olarak algılandığı söylenebilir.
Arthur L. Costa ve Bena Kellick, eleştiriye farklı bir açıdan yaklaşıp, eleştirinin mutlaka yıkıcı ya da zarar verici olarak algılanmaması gerektiğini, eleştirinin yapıcı ve geliştirici özelliklerinin de bulunduğunu ileri sürerek, “eleştiren dost” (critical friend) kavramını önermişlerdir. Costa ve Kellick buna ilişkin olarak göz muayenesi sırasındaki mercek denemelerini örnek olarak vermektedir. Gerçekten bazı durumlarda iyi bir görüşümüz olduğunu düşünürken, farklı derecelerdeki mercekleri denediğimizde aslında görüşümüzün sandığımız kadar iyi olmadığını fark etmemiz mümkündür (1).
Her ne kadar “eleştiren dost” ya da “eleştiren meslektaş” (critical colleague) fikrini ilk ortaya koyan kişinin Stenhouse (2) ya da Nuttall olduğu (3) ileri sürülüyor olsa da, konu ile ilgili çalışmalarda çoğunlukla Costa ve Kellick’in “eleştiren dost” tanımlamasının esas alındığı görülmektedir.
Costa ve Kellick’e göre bir kişinin “eleştiren dost” olarak nitelendirilebilmesi için,
- “Provokatif sorular soran güvenilir bir kişi olması”,
- “Farklı bir bakışla bakmayı gerektiren veriler sağlaması”,
- “Bir dost olarak kişinin yaptığı işe ilişkin tenkitte bulunması gerekmektedir” (4).
“Eleştiren dost” kavramı ve yaklaşımı daha çok eğitim alanında yapılan çalışmalarda kullanılmaktadır; ancak bu yaklaşımın farklı alanlarda da kullanılmasının yararlı olacağı yönünde görüşler de bulunmaktadır (5).
Gerçekten de işletme yönetimi ve girişimcilik alanlarında da tıpkı danışman ve uzmanlardan yararlanılması gibi etkili bir karar alma yöntemi olarak “eleştirel dost” yaklaşımından yararlanılması mümkündür. Bu yaklaşımda “eleştiren dostun” öncelikli amacının çeşitli sorulara yanıt vermek yerine çeşitli konularda değerli, samimi ve güvenilir bakış açıları sağlamak olması önemlidir (6,7). Böylelikle “eleştiren dost” nihai karar alan değil, yalnızca yol gösteren kişi olmaktadır.
İş yaşamında farklı bakış açıları, bir projenin, planın ya da kararın kusurlu yönleri kadar fark edilmemiş fırsatları ortaya çıkarması açısından değerli katkılar sağlayabilir. Bir konunun üzerinde fazlasıyla yoğunlaşmanın zaman zaman bazı basit noktaların gözden kaçmasına yol açtığı bilinir. Bu nedenle, Costa ve Kellick’in benzetmesinde de olduğu gibi, her zaman kendi görüşümüze güvenmek yerine farklı mercekler yardımıyla görüşümüzün ne kadar doğru olduğunu test etmemiz gerekir. Uygulamaya geçmeden önce eksik ve yanlışların yanı sıra fırsatları da tespit etmek şüphesiz ki uygulamaya geçtikten sonra bunların farkına varmaktan daha iyidir.
Kısacası yöneticilerin “her şeyi ben bilirim ve en doğru kararı ben veririm” yanılgısına düşmeden, farklı bakış açılarını da dinlemeleri ve dikkate almaları önemlidir. Ancak Costa ve Kellick’in de önerdiği gibi bu yaklaşımda herkesten görüş almak yerine gerçekten güvenilir kişilere görüşlerini sormak gerekmektedir. Kimlerin güvenilir olduğunun tespitinde ise yöneticilerin insan tanımaya ilişkin yetenekleri ve tecrübeleri önemli bir özellik haline gelmektedir.
Prof. Dr. Umut OMAY
Kaynaklar
(1) Costa, A. L. and Kellick, B. (1993), “Through the Lens of a Critical Friend”, Educational Leadership, 51 (2), pp. 49-51.
(2) Kember, D., Ha, T. S., Lam, B. H., Lee, A., NG, S., Yan, L. and Yum, J. C. K. (1997), “The Diverse Role of the Critical Friend in Supporting Educational Action Research Projects”, Educational Action Research, 5 (3), p. 464.
(3) Swaffield, S. (2002), “Contextualising the Work of the Critical Friend”, 15th International Congress for School Effectiveness and Improvement (ICSEI), Copenhagen, 3rd – 6th January, 2002.
(4) Costa and Kellick, ibid., p. 50.
(5) Smith, R. (2016), “Acting as a Critical Friend: Developmental Evaluations, Service Users and the Role of the Researcher”, Innovations in Social Work Research: Using Methods Creatively, Ed. By L. Hardwick, R. Smith and A. Worsley, Jessica Kingsley Publishers, London, p. 135.
(6) Hartley, S. (2015), “An Advisor, Consultant or Critical Friend. Which is best for your business?”, Çevrimiçi: https://www.linkedin.com/pulse/advisor-consultant-critical-friend-which-best-your-business-hartley, (14.03.2023).
(7) Grit, A. (2019), “Taking initiative; Becoming a Critical Friend”, Çevrimiçi: https://www.interregeurope.eu/good-practices/taking-initiative-becoming-a-critical-friend, (14.03.2023).
PROF. DR. UMUT OMAY – MAKALE LİSTESİ
GİRİŞİMCİLİK VE YÖNETİCİ GÜÇLENDİRME
- Girişimciliğin Yeni Boyutu: Uluslararası Girişimcilik
- Nakit Öldü, Yaşasın Nakit Akışı!
- Fiyatı Kim Belirler?
- Tatlı Kâr Tuzağı
- Her Yeni Güne Borçla Başladığınızı Biliyor musunuz ?
- Ya Bir Gün Asgari Sermaye Tutarı Artırılırsa ?
- İşletmelerin Patlamaya Hazır Bombaları
- İş Yaşamındaki Filler ve Pireler
- Yöneticinin Zihnindeki Çalışan Tipleri
- B Planı Rehaveti
- İyi Bir Yöneticinin Gizli Silahı: Eleştiren Dostlar
- Önemsiz Aciliyetler
- Kızıl ve Mavi Okyanus Stratejileri
- Ölçerken Yanılmak
- Başarılı Bir Sunum İçin 10/20/30 Kuralı
- Örgütsel Ölümün ve Yenilenmenin Beş Aşaması
- Şirketinizin Kuğularının Hangi Renk Olduğunu Biliyor musunuz ?
- İşletmeniz Kanlı Canlı Bir Makine Olabilir mi ?
- Akıllı Hedeflerle Yönetme Sanatı !
- Çalışanlarınıza Bir de Johari Penceresinden Bakmaya Ne Dersiniz ?
- Bir Sayfa Fotokopi Çekmek İçin Kaç Kişi Gerekir ?
- Beş Yıl Tecrübeli Yeni Mezun
- Müşterilerinize İşgörenlerinize Davrandığınız Gibi Davranmayı Düşünür müydünüz ?
- Neden Bir Çift El Kiraladığımda Aynı Zamanda Bir İnsan da Almış Oluyorum ?
- Sermayemin Tamamını Bilançomda Gösterebilir misin Abidin ?
PAZARLAMA
- Kalite Senfonisi
- Beşi Bir Arada: Çok Duyulu Pazarlama
- Fijital Yerlilerle Tanışmaya Hazır mıyız ?
- Pazarlamanın Ötesine Geçmek: Metapazarlama ve Pazarlama 6.0
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ
- İşveren Markası Yönetimine Bir Eleştiri: Çalışanlar Homojen Değildir!
- İşverenin Markalaşması
- Çalışan Devir Oranı Bize Neler Anlatabilir?
- Çalışan Bağlılığı: Platonik Bir Aşk Hikayesi mi?
İŞ DÜNYASINDA TUTUM VE DAVRANIŞ
- Nerede O Eski Beceriler!
- Henüz Demenin Sihri
- Yetenek Yanılgısı
- Başarısız Olacağını Biliyordum !
- Favori Çalışanımın Başarılı Olacağını Zaten Biliyordum
- Kontrol Odağı ve Başarı
- Bu Taşla Acaba Kaç Kurbağa Ürkütebilirim?
- Piyangodan Para Çıktı ! Hemen İstifa Ediyorum !
- Kraliçe Arıların Taht Kavgası
- Çok Yoğun, Hep Meşgul !
- Daha Nice Terfileriniz Olsun !
- İşinizin Vitamin Değerlerini Ölçtürdünüz mü ?
- En İyi Müdür Oskarı
- Tükenmişlik mi Kronik Yorgunluk mu ?
- Başarıyı İçselleştirememek: Impostor Fenomeni
- İş Sağlığı ve Güvenliğinin Yeni Bir Gündem Maddesi Olarak Karoshi
- Makbul İşkolik – Kötü İşkolik
- Uzmanlaşma Konusunda Ustalaşmak
- İş ve Meslek Karmaşası
- Kayıt Dışı İstifa
- Vasıf Yanılgısı
DİĞER KONULAR










Emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili 7438 sayılı Kanunun 3 Mart 2023 tarihinde yürürlüğe girmesiyle birlikte, bu Kanun kapsamında emekliliğe hak kazananların önemli bir kısmının aynı işyerinde çalışmaya devam ettikleri bilinmektedir. Zira mevcut ekonomik şartlar bunu zorunlu kılmaktadır. EYT kapsamında emekli olduktan sonra aynı işyerinde yeni bir iş sözleşmesi ile çalışmaya devam eden işçiler ile sözleşmenin tarafı olan işveren sözleşme özgürlüğü kapsamında yeni şartlar ile anlaşma yapması her zaman mümkün olabilecektir. Bu anlamda emeklilik öncesi ödenen ücret ve sair hakların işçi açısından kazanışmış hak olarak değerlendirilmesi söz konusu olmayacaktır. Nitekim işçi, kendi özgür iradesi ile emeklilik dilekçesi vererek iş sözleşmesini tek taraflı sona erdirmiş ve dolayısıyla işverenle iş ilişkisi sona ermiş olacağından işçinin geriye dönük hak iddia etmesi de söz konusu olmayacaktır. Bu anlamda emekli olduktan sonra aynı işyerinde çalışmaya devam eden işçinin elbette ki kıdemi de sıfırlanmış olacaktır.


Yaklaşan seçimler dolayısıyla çeşitli kaynaklar ve yurt dışındaki bankaların tahminleri okumaya değer doğrusu. Bu yazıyı kaleme aldığım gün ABD’li finans kuruluşu Wells Fargo Bank’ın seçim tahminlerini okuduğumda biraz gerçeklerden uzak olduğunu fark ettim. Hangi verilere dayanarak bu sonuca vardıkları kocaman bir soru işareti olsa da, ilerleyen zaman sürecinde bu tahminlerin nereye vardığını hep birlikte göreceğiz.
Dolunay Filo Kiralama bünyesinde istihdam edilmek üzere satış sonrası



Toplum temelli uyum, iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması sürecinde yerel toplulukların dayanıklılığını artırmayı amaçlayan bir yaklaşımdır. İklim değişikliğine etkilerine en fazla maruz kalan topluluklar genellikle emek yoğun çalışan, tarım ve hayvancılık faaliyetleriyle geçimini sağlayan küçük köy veya kasabalar olmaktadır. Bu bölgeler, iklim değişikliğinin yarattığı olumsuzluklarla mücadele etme anlamında en savunmasız ve uyum kapasitesi en düşük olan toplumsal kesimlerdir. Toplum temelli uyum (Community-Based Adaptation) yaklaşımı, iklim değişikliği ile mücadele kapsamında yürütülen çalışmalara yerel katılım oranını artırmakta; bölgesel bilgi ve tecrübeden olabildiğince faydalanmayı hedeflemektedir. Bu sayede etkiler en aza indirilirken sosyal, çevresel ve ekonomik kalkınma konusunda daha somut adımlar atılabilmektedir.
Uzun yıllardır devam eden liman uygulamaları neticesinde firmaların haksız ardiye maliyetleriyle karşılaştığını dile getiren Plastik Sanayicileri Derneği (PAGDER) Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Gülsün, “Bu uygulamalar, ardiye işletmesine ödenecek haksız ilave ücretlerin yanı sıra ürünlerin kullanılamaması sebebiyle ortaya çıkan ek maliyetlere de sebep olmaktadır. Bir an önce sanayici üzerinde yük oluşturan konteyner bekleme ve gecikme uygulamalarının kötüye kullanımının engellenmesi yolunda adımlar atılmasını talep ediyoruz” dedi.
Hammadde ithalatında liman işlemlerinin uzatılması sebebiyle sanayi kuruluşlarının mağdur olduğunu belirten Gülsün, “Ülkemizin ithalat kompozisyonunu yakından incelediğimizde 2022 yılı itibariyle toplam ithalatımızın %13,8’inin yatırım mallarının, %75,8’inin ise hammadde mallarının oluşturduğunu görüyoruz. Yani üretim için gerekli malların ithalatı toplam ithalatımızın yaklaşık %90’ını oluşturuyor. Üstelik bu durum 2022 yılına özgü de değil 2021 yılında %90’ı da aşan bir oran söz konusuydu. Esasen bu tablo çok önemli bir verinin de ispatı niteliğinde; ülkemizde sanayi üretiminin gerçekleşmesi ithal girdiye bağlı. Bu kapsamda liman işletmelerinin karlarını arttırmak adına konteyner bekleme ve gecikme uygulamalarını kötüye kullanarak ardiye sürelerini uzatması işletmelerimizin üretiminde durmalara ve aksamalara sebep olmaktadır. Oysa ki takip sistemi ile ambar verilerinin eşgüdümlenmesi ve benzeri hızlandırıcı uygulamaların hayata geçirilmesi halinde söz konusu bekleme sürelerinin kısalması ve sanayi üretiminde meydana gelen nakdi kayıpların ve zaman kayıplarının asgari düzeye çekilmesi mümkün olacaktır” dedi.
Fabrikalarda başarının anahtarı, hedef belirlemedir. Hedefsiz bir şekilde hiçbir yere varamayız. İşyerimizi açtığımız ilk andan itibaren belirlenen hedeflere doğru sağlam ve emin adımlarla ilerleyebilmemiz için aşağıdaki listede bulunan kriterlere uygun hareket etmeli, kontrollü bir şekilde hedeflerimize ulaşmalıyız. Zaman zaman meydana gelen aksamalar, takılıp düşmeler bizi yıldırmamalı ve biz daima hedeflerimize odaklanmalıyız.
Üretim Hedefi
Göz-Gez-Arpacık
Daha önce kıdem tazminatı ödemeleri dolayısıyla destek talepleri olduğunu ve bu alanda KGF desteği verileceğinin deklare edildiği için mutlu olduklarını dile getiren Karadeniz, “Öte yandan geldiğimiz noktada çok sayıda çalışan EYT başvurusunda bulunmuş durumdayken desteğin maiyetinin ve şartlarının hala belirsiz olması sanayicileri tedirgin ediyor. Malumunuz son dönemde girdi maliyetlerinde çok sert artışlar yaşanıyor, hatta öyle ki Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) son 7 aydır %100’ün üzerinde seyrediyor. Enerji maliyetlerinde artış ise plastik sektörü gibi enerji yoğun sektörlerde faaliyet gösteren firmaların işletme sermayesi ihtiyaçlarında daha büyük bir baskı oluşmasına sebep oluyor. İşletme sermayesinin yetersizliği sebebiyle üretim kayıplarının yaşanmasının dahi gündemde olduğu bir süreçte işletmeleri bir de yüklü tazminat ödemeleri ile baş başa bırakmamak gerekiyor. Bu kapsamda daha önce dile getirilen kredi desteğinin bir an önce netleştirilerek kullanıma açılmasının iş dünyasındaki tedirginlikleri azaltmak konusunda önemli olduğunu düşünüyoruz” dedi.
Türkiye’de finansmana erişim maliyetinin çok yüksek olduğunun altını çizen Karadeniz, “Son dönemde finansmana erişim kanalları hızla daraldı ve finansman maliyeti hızla yükseldi. Bu şartlar altında işletmeler yeni yatırım konusundaki kararlarını tehir etme ihtiyacı duyuyorlar. Özellikle ikiz dönüşüm sebebiyle yeni yatırım ihtiyacının arttığı bir dönemden geçiyoruz. Ülke olarak tüm dünyada hızlanan bu dönüşüm sürecini yakalayamazsak ihracat pazarlarımızda kalıcı kayıplar yaşayabiliriz. Bu kapsamda yatırım kredileri imkanlarının genişletilmesi ve maliyetinin düşürülmesi için adımlar atılması ve ekonomi politikalarının üretimi önceleyen bir yapıya kavuşturulması elzem” dedi.