İşçi ve İşverenin Bildirimsiz Fesih Hakkı Sözleşmeler ile Ortadan Kaldırılabilir mi?
Lütfi İNCİROĞLU
Fesih, iş sözleşmesini derhal ya da belirli bir sürenin geçmesi ile sona erdiren, karşı tarafa yöneltilmesi gerekli tek yanlı irade açıklaması olarak tanımlanmaktadır [1]. Bildirimsiz feshin amacı, iş ilişkisinin objektif iyiniyet kurallarına göre, sürdürülmesinin mümkün olmaması halinde, taraflardan her birine sözleşmeden kurtulma imkanı sağlamaktır. Bildirimsiz feshin gerçekleşebilmesi için taraflardan birinin haklı bir nedene dayanarak karşı tarafa fesih bildiriminde bulunması gerekir. İş sözleşmesini haklı nedenle sona erdirme hakkına sahip olan taraf mutlaka haklı fesih yapmak zorunda değildir. Çünkü haklı nedenle sona erdirip erdirmeme konusunda serbesttir.
Bildirimsiz fesih hem belirli hem de belirsiz süreli iş sözleşmeleri için geçerlidir. Ancak bildirimsiz fesih sürekli iş sözleşmeleri için hüküm ifade eder. Süreksiz iş sözleşmelerinde haklı nedenle fesih 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 435 inci maddesine göre yapılabilir[2].
Fesih bildirimine yetkili olanlar ise, iş sözleşmesinin taraflarıdır. Yani işçi, işveren ve bunların yasal temsilcileridir. Başka bir anlatımla fesih bildiriminin mutlaka taraflarca yapılacağı hususunda bir hüküm bulunmadığından temsil ile ilgili genel hükümler burada da uygulama alanı bulmaktadır [3].
Yargıtay’a göre, fesih bildirimi her zaman açık bir şekilde yapılmayabilir, olayların akışından taraflardan birinin davranışı ile sözleşmeye son verildiği anlaşılabiliyorsa bu davranışın da fesih şeklinde değerlendirilmesi gerekir[4]. İşçinin hakarete uğraması üzerine işyerini terk etmesi de haklı fesih niteliğinde olup işçiye kıdem tazminatı ödenmesi gerekir[5]. Yargıtay’a göre, işçinin açık bir iradesi olmadan uzunca bir süre ücretsiz izne çıkarılması iş sözleşmesinin işveren tarafından feshi anlamına gelir[6]. Ücretsiz izni kabul etmeyen işçinin işyerini terk etmesi ise işçinin sözleşmeyi haklı feshi olarak kabul edilmelidir[7]. Yargıtay bir başka olayda işçiden tehdit ve baskı ile istifa dilekçesi alınmasını değerlendirmiş ve tehdit ve baskı sonucu işçinin elinden istifa dilekçesi alınması halinde sözleşmenin davalı işverence feshedildiğinin kabulü gerektiği sonucuna ulaşmıştır[8].
Fesih bildiriminin karşı tarafa ulaşma anından itibaren hüküm doğurması sonucu olarak, varmış olan bildirimden artık dönülemez. Fakat genel hükümlere göre, bildirim henüz ulaşmadan veya ulaşmakla birlikte karşı taraf öğrenmeden tebliğ eden bir geri alma beyanı ile bildirimden dönülebilir (TBK, m. 10). İş sözleşmesinin bildirimsiz feshini gerektirecek haklı sebepler, 4857 sayılı İş Kanunu’nda işçi ve işverenler bakımından ayrı maddeler halinde sayılmıştır (m.24-m.25). Ancak iş sözleşmesini fesih hakkı veren haklı sebepler İş Kanunu’nda sayılanlarla sınırlı değildir. Örneğin işçinin kanun dışı greve katılması, işveren açısından haklı nedenle bildirimsiz fesih sebebidir. Bununla birlikte, işverenler İş Kanunu’nda sayılan haklı nedenlerde işçi lehine değişiklik yapma hakkına sahiptir. Örneğin, ilk kez haklı feshi gerektiren bir suç işleyen işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme yerine bir disiplin cezası öngörebilir[9].
İşverenin ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hallere dayanarak yapacağı bildirimsiz fesih halinde, işçinin savunmasını alma zorunluluğu yoktur (İş K. m.19/2). Ayrıca, iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle fesih yetkisi disiplin kuruluna verilebilir. Bu durum işyeri iç yönetmeliği ya da bir disiplin yönetmeliği ile düzenlenebilir. Ancak haklı fesih yetkisi disiplin kuruluna verildiği taktirde kurul kararı olmaksızın fesih gerçekleştirilemez. Aksi halde haksız fesih hükümleri uygulanır[10].
Peki, işçi ve işverenin bildirimsiz fesih hakkı sözleşmeler ile ortadan kaldırılabilir mi? İşverenler, İş Kanunu’nda sayılan haklı nedenlerde işçi lehine değişiklik yapma hakkına sahip olmakla birlikte, tarafların bildirimsiz fesih hakkını sözleşmeler ile tümüyle ortadan kaldırması söz konusu değildir. Sonuç olarak, sözleşmenin tarafları haklı nedenle sözleşmeyi sona erdirip erdirmeme konusunda serbesttir. İşveren, İş Kanunu’nda sayılan haklı nedenlerde işçi lehine değişiklik yapma hakkına sahiptir. Ancak, işçi ve işveren bildirimsiz fesih hakkını sözleşmeler ile ortadan kaldıramazlar.
Lütfi İNCİROĞLU
Kaynakça:
[1] Tanımlar için bkz. TURAN, Kamil, s.125; ARASLAN ERTÜRK, Arzu, İş Sözleşmesinde Şekil, İstanbul 2017. s.269; ÇALIK, Şefik, İş Sözleşmesinin Feshi ve İş Güvencesi, İstanbul 2005, s.69.
[2] SÜMER, Haluk Hadi, İş Hukuku, 26. Baskı, Ankara 2022, s.114 vd.
[3] Ayrıntılı bilgi için bkz.KAPLAN, s.22-23
[4] YHGK.17.2.2010 T., E.2010/9-83 K.2010/92 Legalbank.; KESER, Hakan, İş Sözleşmesinin Bildirimli Feshinde Geçerli Sebep, 3. Baskı, Ankara 2016, s.22-23; ARASLAN ERTÜRK, s.274; ÇALIK, İş Sözleşmesinin Feshi ve İş Güvencesi, s.74.
[5] Y9HD.25.4.2012 T., E. 2010/7314 K.2012/4260 Legalbank.
[6] Y9HD.4.12.2008 T., E. 2007/31333 K.2008/33412 Legalbank.
[7] Y9HD.18.1.2010 T., E. 2009/25659 K.2010/36 Legalbank.
[8] Y9HD.6.2.2009 T., E. 2007/34483 K.2009/1710 Legalbank.
[9] SÜMER, İş Hukuku s.114 vd.
[10] SÜMER, İş Hukuku, s.114 vd.










Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) ev sahipliğinde düzenlenen “Yurt Dışı Müteahhitlik ve Teknik Müşavirlik Hizmetleri Değerlendirme Toplantısı”nda konuşan Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Türk müteahhitlerin 2024 yılında yurt dışında 28,6 milyar dolarlık yeni proje üstlendiğini açıkladı.
2024 yılının tüm dünyanın zorluklarla mücadele ettiği bir yıl olarak geride kaldığını kaydeden Eren, şöyle devam etti: “Küresel ekonominin toparlanma sancısına savaşların neden olduğu yıkım ve dram eşlik etti. Devam eden Rusya-Ukrayna savaşı ile birlikte Gazze’de yaşanan trajedi, sadece ülkeleri değil tüm insanlığı derinden yaraladı. Yılın sonunda komşumuz Suriye’de iç savaşın sona ermesi ve sonrasında yaşananlar hiç şüphesiz bizler için de yeni bir ilgi alanı olmuş durumda. Tüm bu gelişmeleri değerlendirdiğimizde Türk müteahhitleri olarak savaştan değil, barıştan yana bir ulusun temsilcileri olmaktan gurur duyduğumuzu burada bir kez daha belirtmek isterim. Başka ülkelerin yıktığı yakın coğrafyamızdaki ülkeleri yeniden inşa etmek gibi bir görevi sorumluluk olarak kabul ediyoruz. Suriye’de 13 yıldır devam eden ve sadece ülkeyi değil sebep olduğu sonuçlar itibarıyla bölgemizi etkileyen yıkıcı iç savaşın son bulması son derece önemli bir gelişmedir. Şüphesiz, uzun süren savaşın yıktığı Suriye’de, barış ve demokrasinin tesisi ile birlikte hızla yeniden inşa sürecine başlanacaktır. Suriye’nin yeniden imarı ve inşası sürecinde, Devletimizin belirleyeceği yol haritası kapsamında üzerimize düşen görevi yapmaya hazır olduğumuzu belirtmek isterim.”











FABRİKANIZDA BİRE BİR (1-1) YÖNETİCİ
20 Ocak 2025 tarihinde ikinci kez ABD Başkanlığı görevine getirilen Trump’ın özellikle dış ticaret alanında aldığı kararlar tüm dünyada etki yaratmaya devam ediyor. Trump ticaret açığını azaltmak ve üretimi ülkeye geri getirmek amacıyla ABD’nin ticaret ortaklarına peş peşe yeni tarifeler getirme kararları alıyor.
Ön Not: Bu yazının içeriğini daha iyi anlayabilmeniz adına bir önceki yazımı okumanızı tavsiye ediyorum. Bir önceki köşe yazımız için; 



Cennet meyvesi olarak nitelendirilen, Türkiye’nin ihracatta prestij ürünlerinden kuru incir 2024/25 sezonunda dolar bazında yüzde 37 değerlendi ve kuru incirin ortalama ihraç fiyatı 6 bin doları aştı.
Kuru incirde aflatoksin ve okratoksin bulaşıklığını önlemek için Tarım ve Orman Bakanlığımız kontrolünde uzun yıllardır üreticilere binlerce kurutma kereveti, ilek filesi, hasat filesi ve tuzaklar yaptırarak, Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda üreticilerimize ücretsiz olarak dağıttıkları bilgisini veren Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, çok yoğun kontroller sonucunda ihraç edilen kuru incir partilerimiz çeşitli nedenlerle ülkemize geri geldiklerinde de İhracattan Geri Dönen Ürünler Türk Gıda Kodeksi (TGK) Mevzuatına uygunsa ülkemize girdiğini, ihracattan geri gelen kuru incirlerin ülkemize girişte Türkiye’nin ithalat prosedürüne tabi tutulduğunu, Tarım ve Orman Bakanlığı kontrolünde antrepoya alındığını, numune alınıp analiz edilerek sonucu uygun olan partilerin yurda girişine izin verildiğini, limitlerin üstünde çıkan partilerde memur eşliğinde elleçleme yapıldığını sonrasında uygunsa yurda girişine izin verildiğini, uygun olmayan partilerin imha edildiğini ifade etti.
Hollanda merkezli NN Grup bünyesinde Türkiye’de bireysel emeklilik, sağlık ve hayat sigortası alanlarında faaliyet gösteren NN Hayat ve Emeklilik A.Ş.’nin Zurich Sigorta Grubu Türkiye’ye satışıyla ilgili süreç, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) ve Rekabet Kurulu onaylarının alınması ve hisse devrinin yapılması ile tamamlandı.
Zurich Yaşam ve Emeklilik Genel Müdürü Atilla Benli, NN Hayat ve Emeklilik’in satın alınmasının ardından bireysel emeklilik ve hayat sigortası alanındaki hedeflerini şöyle özetledi: “Bireysel emeklilikte, devlet kurumları ve SEDDK tarafından iyi kurgulanmış bir yapı mevcut. Biz de sigorta sektörünün ihtiyaçlarına odaklanarak, hayat sigortalarının yaygınlaştırılmasını ve tasarruf açığının giderilmesini önceliklendiriyoruz. BES ile bütünleşik hayat sigortası ürünleri ve yatırım fonlu hayat sigortalarını stratejik alanlar olarak görüyoruz. Katılımcı deneyimini iyileştirme, etkin fon yönetimi ve dijital odaklı hizmetlerle daha hızlı, kolay ve erişilebilir çözümler sunmayı hedefliyoruz. NN Hayat ve Emeklilik’in müşteri portföyü, dağıtım kanalları ve deneyimli ekibi, Zurich Türkiye için büyük bir kazanım oldu. Bu birleşim, daha zengin çözümler ve sektörde fark yaratan hizmetler sunmamıza olanak sağlayacak.”

Bir iş görüşmesine girdiğinizi düşünün. CV’niz güçlü, tecrübeniz tam da aranan niteliklere uygun. Mülakat iyi geçiyor, ta ki İK yetkilisi masanın diğer tarafında hafifçe eğilip size sorana kadar: “Evlenmeyi düşünüyor musunuz?” Ya da daha dolaylı bir şekilde, “Ailevi sorumluluklarınız nedeniyle yoğun tempoda çalışmakta zorlanır mısınız?” İşte o an, liyakat odaklı bir değerlendirmeden çıkıp, etik sınırları bulanık bir değerlendirme sürecine dahil olduğunuzu anlarsınız.
