İş Sözleşmesinin Devri İşçi Tarafından Kabul Edilmezse, Bu Durum İş Koşullarında Esaslı Değişiklik Sayılır mı?
Lütfi İNCİROĞLU
İş sözleşmesinin devri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiştir. Buna göre, “Hizmet sözleşmesi, ancak işçinin yazılı rızası alınmak suretiyle, sürekli olarak başka bir işverene devredilebilir. Devir işlemiyle, devralan, bütün hak ve borçları ile birlikte, hizmet sözleşmesinin işveren tarafı olur. Bu durumda, işçinin, hizmet süresine bağlı hakları bakımından, devreden işveren yanında işe başladığı tarih esas alınır (m.429).
Yargıtay’a göre, “İş sözleşmesinin rızaya dayalı devri (iradi devir), işveren değişikliğine yol açan işçi geçişinin özel görünüm biçimlerinden birisini oluşturmaktadır. İş sözleşmesinin devri, sözleşmeyi devredenin, sözleşmeyi devralanın ve sözleşmede kalan taraf sıfatıyla işçinin dahil olduğu üç köşeli bir sözleşme şeklinde gerçekleştirilebileceği gibi sözleşmeyi devreden ve sözleşmeyi devralan arasında aktedilen bir devralma sözleşmesine işçinin sonradan yazılı onay vermesi şeklinde de gerçekleştirilebilir. Kendine özgü bu hukuki işlemin gerçekleştirilmesiyle birlikte, iş sözleşmesinin tüm hak ve borçlarıyla birlikte bir bütün olarak sürekli bir biçimde başkasına geçeceği kabul edilmektedir. (Ender Gülver, Özellikle Koşulları ve Hukuki Sonuçları Çerçevesinde İş Sözleşmesinin Rızaya Dayalı Devri Yoluyla İşçi Geçişi, İstanbul, 2021, s. 51.) İşçinin, hizmet süresine bağlı hakları bakımından, devreden işveren yanında işe başladığı tarih dikkate alınır. Bu durum iş sözleşmesinin bütün hak ve borçlarıyla birlikte devredilmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır”[1].
İş sözleşmesinin devrinde işçinin yazılı onayının alınması şarttır. İş sözleşmesinin devrine onay vermeyen işçi iş görme borcunu işverenine karşı yerine getirmeye devam eder. İş sözleşmesinin devrinde işçinin yazılı onayı ne zaman vermesi gerektiği hususunda Kanun hükmümde açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak Yargıtay yazılı onayın devir sırasında alınması gerektiğini kabul etmektedir. Nitekim Yargıtay’a göre, Somut uyuşmazlıkta, davalı işveren iş sözleşmesindeki nakil yetkisi nedeni ile davacı işçiyi grup şirketlerinden biri olan başka bir işverende çalışmak üzere, görevlendirmiştir. Görevlendirme nedeni olarak, işletme gereklerinden çok, davacının bilgi ve becerisini geliştirmesi, deneyim kazanması, mesleki ve bireysel gelişimini arttırması gösterilmiştir. Bu bir hizmet akdi devridir. Geçici iş ilişkisinde dahi, devir anında işçinin yazılı rızası aranmaktadır. Hizmet akdi devrinde bu rızanın devir anında olması gerekir. Başlangıçta sözleşmede diğer grup şirketine nakil yetkisi verilmiş olması bu olguyu ortadan kaldırmaz. Davacı, hizmet akdi devri uygulaması yaratan davalı işverenin bu uygulamasına, rıza göstermiş değildir[2].
Peki, iş sözleşmesinin devri işçi tarafından kabul edilmezse, bu durum işverence iş koşullarında esaslı değişiklik sayılacak mıdır? Hizmet akdi devri, işçi, işveren ve hizmet akdini devralan işveren arasında gerçekleşen, işçinin bundan böyle devralan işverene hizmet vermesini öngören ve geçici iş ilişkisi kapsamında olmayan üçlü ilişkiyi ifade eder. İşyeri devrinden farkı, işverenler arasında işyerini devri yönünde bir işlem olmamakta ve işçi bir işverene ait işyerinden diğer işverene ait işyerine nakledilmektedir. Hizmet akdi devri, üçlü bir hukuki ilişkidir. Devreden ve devralan işverenler ile işçi arasında hizmet akdi devri konusunda iradelerin birleşmesi şarttır. İşçinin bu ilişkiyi kabul etmemesi halinde uygulama, işverence işçinin iş koşullarının değiştirilmesi olarak da değerlendirilemez. Zira, işçi işverenin bir başka işyerine değil, ayrı bir işyeri olan diğer bir işverene gönderilmek istenmektedir. İşverenin işçinin iradesi olmaksızın bu uygulamaya gitmesi ve işçinin de kabul etmeyerek diğer işverene ait işyerinde işbaşı yapmaması, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshi olarak kabul edilmelidir”[3].
Sonuç olarak, işçinin rızası alınarak iş sözleşmesinin devri, işveren değişikliğine yol açan işçi geçişinin özel bir görünüm biçimlerinden birisini oluşturur. İş sözleşmesinin devri, sözleşmeyi devreden, sözleşmeyi devralan ve sözleşmede kalan taraf sıfatıyla işçinin dahil olduğu üçlü bir iş ilişkisidir. İşçinin bu ilişkiyi kabul etmemesi halinde, bu durum işverence işçinin iş koşullarının değiştirilmesi olarak değerlendirilmez. Çünkü işçi aynı işverenin başka bir işyerine değil, ayrı bir işverenin işyerine gönderilmek istenmektedir. İşverence, işçinin iradesi olmaksızın böylesi bir uygulama yapması, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshi olarak kabul edilir.
Lütfi İNCİROĞLU
Kaynakça:
[1] Y9HD.15.02.2022 T., E.2022/1029, K. 20221771 Legalbank.
[2] Y9HD.16.06.2008 T., E.2007/41042, K. 200815622 Legalbank.
[3] Y9HD.16.06.2008 T., E.2007/41042, K. 200815622 Legalbank.










2025 yılı tüm dünyada ekonomik ve siyasi etkileri ile büyük bir dönüşümü simgeliyor.
FABRİKANIZDA BİRE BİR (1-1) ve GRUP EĞİTİMLERİ

Satış dünyası her geçen gün daha rekabetçi bir hal alıyor ve bu alanda öne çıkmak isteyen şirketlerin yeni teknolojilere hızlıca adapte olması artık bir tercih olmaktan çok bir zorunluluk. Peki, sürekli gelişen bu rekabet ortamında müşteri iletişimini nasıl güçlendirebilir, satış ekiplerinin verimliliğini nasıl artırabilir ve aynı anda maliyetleri nasıl optimize edebiliriz? Cevap, günümüzün en popüler teknolojilerinden biri olan yapay zekâ (YZ) olabilir.
Satış ekibinin dinamiklerini değiştiren, müşterilere eşsiz bir deneyim katan ve işletmenizi rakiplerinizin önüne geçirebilecek bu teknolojiye bir şans vererek, yapay zekâ temelli satış dönüşümüne ilk adımı atabilirsiniz. Unutmayın, geleceğin yarışında yerinizi almak için bugünden başlayarak doğru stratejileri uygulamak çok değerli. Her ne kadar YZ bir teknoloji gibi görünse de, insan dokunuşu ve empatiyle birleştiğinde, gerçek farkı yaratacak bir güç haline gelir.
Teknolojideki dönüşüm, küreselleşme sonrası dinamikler ve değişen kâr beklentileri, düşen faiz oranları ve düzenleyici engellerle birlikte önümüzdeki yıl birleşme ve satın alma faaliyetlerini yönlendirecek.
Bain & Company Ortağı Volkan Kara, yükselen küresel birleşme ve satın alma beklentilerini yorumladı: “Birleşme ve satın alma faaliyetleri doğası gereği döngüseldir ve piyasanın bir toparlanma sürecine girdiğine inanıyoruz. Geçtiğimiz yıl sınırlı bir iyileşme görmüş olsak da, son üç yıldır karşılaşılan zorluklar nedeniyle işlem hacmi, küresel GSYİH’ye oranla tarihsel olarak düşük seviyelerde seyretmeye devam ediyor. Ancak bu durgunluk döneminde en iyi şirketler kararlılıkla ilerlemeyi sürdürdü, elverişsiz piyasa koşullarında nasıl yol alacaklarını öğrendi ve inorganik büyüme sağladı. Şimdi, bu zorlukların etkisi azalırken, daha fazla şirket uyum sağlamayı öğrenenlerin arasına katılacak.”
Bain & Company Ortağı Armando Guastella, “Üretken yapay zekanın etkisi iki yönlü olacak: Üretken yapay zeka bir yandan, iş yapış biçimlerini dönüştürerek, erken benimseyen şirketlerin daha hızlı ve daha derin içgörülere ulaşarak rekabet avantajı elde etmesini sağlıyor. Öte yandan, iş modellerini ve süreçleri yeniden şekillendirerek, şirketlerin görece değerini arttırma potansiyeline sahip ve gelir yaratımı ile maliyet yapıları arasındaki dengede net bir dönüşüm yaratıyor”.
Otomotiv ve Mobilite: Küresel zorluklara rağmen, şirketler 2024 yılında büyük ölçüde birleşme ve satın alma işlemlerinden kaçındı. 2024’ün ilk üç çeyreğinde işlem değeri yaklaşık %80, hacmi ise yaklaşık %60 düştü. Ancak, şirketler artık tek başlarına devam edemeyeceklerini kabul ettikçe faaliyetlerin artması muhtemel gözüküyor.

Akreditifle iş yapmak istemeyen her tacire neden akreditifi kullanmıyorsunuz diye sorulduğunda, büyük çoğunluğu rezerv konusunda çekinceleri olduklarını ifade edeceklerdir. Bankalar rezerv koyuyormuş diye düşünceleri vardır tacirlerin. Bankaların rezerv koyup koymadığı hususlarını bir kenara bırakalım da asıl sıkıntı akreditifteki rezervden bahsedelim. Bir rezervin akreditife ilişkin tüm yükümlülükler ile teyid klozunu ortadan kaldıracağını düşündüğümüzde rahatlıkla bir rezervin akreditifteki zayıf yönü olarak saymamızda sizce de sakınca yoktur sanırım.

Sıradan bir tekstil malzemesi olan denimin yeniden üretilmesiyle ziyaretçilere yeni bir bakış açısı kazandıracağını düşündüğüm bu sergi, doğal kaynaklar odağında ileri dönüşüm ve çağdaş sanatın eteğinde sürdürülebilirliği ve modayı birleştiriyor.



Yapay zekadaki gelişmeler, adına yapay zeka çağı verdiğimiz bir dönem için gerçekten ilginç ve ilham verici.
ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz Perşembe günü bir kararname imzaladı, kararname karşılıklı gümrük vergilerinin araştırılmasına dair bir kararname. Trump yönetimi bu kararname ile kapsamlı bir inceleme yapmak için kolları sıvadı.
Tedarik zinciri yönetiminin önemli bir parçası olan Tedarik Zinciri Finansmanı konusu esasen, alıcı, tedarikçi ve kredi veren arasında oluşturulan bir iş birliğidir. Kredi veren, alıcının ihtiyacı olan malları üretmesi için tedarikçiye finansman sağlar. Alıcı mallar için ödeme yaptığında, tedarikçi kredi verene geri ödeme yapar. Ancak geleneksel işleyişte bu düzenlemede bazı kör noktalar mevcuttur. Tedarik Zinciri Finansmanında üç tarafın (alıcı-tedarikçi-kredi veren) gerçekleşen para ve mal transferlerini aynı anda görebilmesi mümkün değildir. Bu durum faturalama, mal transferi, geri ödeme, stok yönetimi, finansman gibi konularda verimsizliklere yol açmanın yanı sıra, taraflar arasında uzun yıllar sürebilecek hukuki süreçlere bile neden olabilmektedir.
Bir işletmenin, özellikle sağlık hizmetleri gibi tedarik zincirlerinde, ihtiyaç duyulandan fazla ürün depolaması durumunu ifade eder. Bu durum, genellikle envanter yönetimi stratejilerinin verimli bir şekilde uygulanmaması sonucunda ortaya çıkar ve birçok olumsuz sonuca yol açabilir. Özellikle medikal ürünler gibi zamanla bozulabilen, son kullanma tarihi olan ve sınırlı raf ömrüne sahip ürünler söz konusu olduğunda aşırı stok tutmanın zararları daha belirgin hale gelir.