Döngüsel Ekonomi: Strateji, Uyum ve Fırsatlar
Asuman GÜNORTANÇ
Döngüsel ekonomi, mevcut “al-kullan-at” şeklindeki lineer ekonomik modelin aksine, kaynakları mümkün olduğunca uzun süre döngüde tutmayı, ürün ömrünü uzatmayı, yeniden kullanımı ve geri dönüşümü esas alan sürdürülebilir bir ekonomik sistemdir. Bu modelin temel ilkeleri atık ve kirliliği tasarım yoluyla önlemek, ürün ve materyalleri döngüde tutmak, doğal sistemleri yeniden üretmektir. Döngüsel ekonomi yalnızca çevresel bir gereklilik değil; aynı zamanda ekonomik dirençliliği ve kaynak verimliliğini artıran bir yaklaşımdır.
Döngüsel ekonomi, şirketler için yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda yeni iş modelleri, maliyet avantajı, marka ve itibar kazancı, rekabet üstünlüğü gibi stratejik fırsatlar da barındırmaktadır.
Döngüsel ekonomi modelinin benimsenmesi ile ürünlerin hizmete dönüşmesi, kullanılmış ürünlerin yeniden değerlendirilmesi, yeniden üretimle kullanılmış ürünlerin tekrar pazara sunulması, hammaddeye bağımlılığın azalması, enerjinin verimli kullanımı, atık maliyetlerinin azalması sağlanmakta böylece yasal düzenlemelere uyum, sürdürülebilirlik taahhütleriyle yatırımcı, müşteri ve çalışan nezdinde güven ve sadakat artışı, uluslararası pazarlarda sürdürülebilir tedarikçi olma fırsatı yakalanmaktadır.
Türkiye de son yıllarda döngüsel ekonomi alanında önemli adımlar atmaya başlamıştır. Özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesinde hazırlanan eylem planları bu süreci hızlandıracaktır. Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda “Döngüsel Ekonomi Eylem Planı” çalışmaları yürütülmektedir ve yakında yayınlanacaktır. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Sürdürülebilir Üretim ve Temiz Teknolojiler yol haritaları, özellikle organize sanayi bölgeleri için yol gösterici niteliktedir. TÜBİTAK ve Kalkınma Ajansları destekleriyle, Ar-Ge ve pilot uygulama projeleri artmıştır ve artmaya devam etmektedir.
Örneğin Arçelik, kullanılmış beyaz eşyaları geri toplayarak yenileyip tekrar pazara sunmakta ve bu sayede hem kaynak verimliliği sağlamakta hem de çevresel etkileri azaltmaktadır. Cam üreticisi Şişecam, geri kazanılmış camları yeniden işleyerek hem enerji verimliliğini artırmakta hem de döngüsel ekonominin temel prensiplerini hayata geçirmektedir.
Döngüsel ekonomi yalnızca çevreci bir yaklaşım değil, aynı zamanda rekabetçiliği artıran, maliyetleri düşüren ve markaya değer katan bir stratejidir. Bu nedenle satın alma profesyonelleri, tedarik zincirlerini döngüsel prensiplerle yeniden tasarlayarak hem sürdürülebilirliğe katkı sağlayabilir hem de işletmelerini geleceğe hazırlayabilir.
Asuman GÜNORTANÇ










Görünmeyen etki, gündelik kararların en güçlü mimarıdır.
Günümüz iş dünyasında, işletmelerin rekabet avantajını sürdürebilmesi için verimliliklerini artırmaları ve süreçlerini optimize etmeleri gerekmektedir. Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) sistemleri, işletmelerin finans, üretim, stok yönetimi, insan kaynakları gibi temel süreçlerini entegre bir şekilde yönetmelerine olanak tanır. Ancak, iş dünyasında mobil teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte ERP sistemlerinin mobil cihazlarla entegre çalışması gerekliliği doğmuştur. Mobil cihazlar ile ERP entegrasyonu, çalışanların iş süreçlerine her zaman ve her yerden erişmelerine olanak tanıyarak operasyonel verimliliği ve iş sürekliliğini artırmaktadır.
2025 yılında İK profesyonelleri olarak hibrit çalışma modelleriyle yatıp kalkıyoruz. Ofise dönüş tartışmaları, evden çalışmanın verimliliği, ekip içi iletişim sorunları, bütün bu kavramlar artık çalışan deneyimi ajandamızın tam ortasında duruyor. Pandemi sonrası “yeni düzene” uyum sağladık sanıyorduk, ama takım olmak bu yeni dünyada tahmin ettiğimizden daha çetrefilli bir mesele haline geldi.
İtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle; İhale üzerinde bırakılan ……….. Seyahat Tur. Taş. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından sunulan aşırı düşük teklif açıklamalarının Kamu İhale Genel Tebliği’nin 79’uncu maddesine uygun olmadığı iddialarına yer verilmiştir.
1 Mayıs, ilk kez 1886 yılında, Amerika’nın Chicago kentinde işçilerin günlük 8 saatlik çalışma talebiyle başlattıkları büyük bir direnişle dünya tarihine geçti. Bugün pek çok ülkede “Emek ve Dayanışma Günü” olarak kutlanan bu tarih, ilk bakışta sokaklara dökülen işçileri, yükselen sloganları ve ellerde taşınan pankartları hatırlatır. Ancak zaman değişti ve her kim ne derse desin, bence bugün, 1 Mayıs’a farklı bir yerden bakmanın vakti geldi.
Satınalma Dergisi’nin değerli okurları, yazıma geçmeden önce, tüm işçi ve emekçilerin 1 Mayıs İşçi Bayramını kutlarım.
İstanbul’da 23 Nisan’da yaşanan 6,2 büyüklüğündeki depremin ardından gözler yeniden kentsel dönüşüme çevrildi. Yüksek Mimar Neda Yağlı, bina bazlı dönüşümlerin yeterli olmadığını vurgulayarak bütüncül bir şehircilik anlayışının şart olduğunu belirtti.
Geleceğin İstanbul’unun ancak afetlere dayanıklı, sürdürülebilir ve insan odaklı bir mimari anlayışla inşa edilebileceğini vurgulayan Neda Yağlı, “Sağlam binalar yapmanın yanı sıra, çevresel etkileri azaltan, enerji ve suyu verimli kullanan sistemler kurmak zorundayız. Ayrıca, teknolojiyi aktif şekilde kullanarak, örneğin binaların yapısal sağlığını sensörlerle sürekli izlemek gibi önlemler almalıyız,” dedi.
Halk arasında, ABD Başkanı Donald Trump’a bir komedyen olarak bakan da var; onu kaba ve cahil bir taşra kabadayısı olarak gören de var. Oysa son yüz içinde yaşananlar göz önüne alındığında, izlenen politikanın Trump’ın kişilik sorunlarının yansıması mı olduğu, ABD’de taban bulan yeni bir ideolojinin hayata geçirilmeye başlanmasıyla mı ilgili olduğu hususunun tespiti hiç de zor değil.
4857 sayılı İş Kanunu, yasal olarak günlük ve haftalık çalışma sürelerinin daha aşağı sınırlara indirilmesi, işverene düşen herhangi bir yükümlülüğün yerine getirilmesi ya da yasa hükümlerinden birinin uygulanması nedenlerine veya sonuçlarına dayanılarak her ne şekilde olursa olsun işçi ücretlerinden indirim yapılamayacağını hüküm altına almıştır.