Döviz Kurları Yükselir mi?

Döviz Kurları Yükselir Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Dolar Döviz Kurunun Bugünü

Reşat BAĞCIOĞLUDöviz Kurları Yükselir Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Dolar döviz kurunun yaklaşık bir senelik hareketine ait grafik aşağıdadır.

Mart 2024 tarihinde USD TRL C/32.30 civarında iken

Şubat 2025 tarihinde ise USD TRL C/36.30 seviyelerinde

Diğer bir ifade ile Mart 2024 – Şubat 2025 dönemi arasındaki yaklaşık bir senelik dönemde döviz kuru % 12 – 13 civarında artış göstermiş.

Enflasyonun artış hızı ise ortalama % 60. Gerçi enflasyon oranını kullanırken hangi enflasyon oranını kullanacağımı ben de şaşırdım. ENAG?, İTO?, TÜİK?. Hangi kuruluşa sorsanız kendilerinin enflasyon değerlemesinin doğru olduğunu savunacaktır. Hiç kimsenin hatırı kalmasın diye ben de biraz daha gerçekçi ortalama bir oranı yazdım % 60 diyerek.

 Döviz Kuru Görsel

Kurların bir senede artış hızı yaklaşık % 13. Hadi biraz da biz abartalım % 20 diyelim.

Enflasyon ise % 60 dolayında artmış.

Dövizin geçtiğimiz yıl performansına bakarak 2025 yılı için de bir tahminde bulunmak hiç de zor olmaz.

Döviz Kurları Artacak mı?

Döviz kurları artacak mı?

Çok beklersiniz döviz kurlarının artmasını. Önümüzdeki kısa vadede döviz kurlarının enflasyonun artış hızında artması şimdilik hayal gibi görünmektedir.

 Para Birimleri Görsel

Kurların artışı son derece sınırlı ve ölçülü. Kurlar artar ama ihracatçıların beklediği ölçüde artış olmayacağı aşikar.

Kurların bir günlük artış grafiğine bakalım birlikte;

Kur Artış Grafiği

İşte tam da böyle. Kurların artışı söz konusu olmaması için kurlar adeta sabit tutulmaktadır. Grafikte neredeyse düz bir çizgi halini almış USD TRL grafiği. Anlayacağınız yükselme hiç olmamış.

Kurlar Kaplumbağa, Enflasyon İse Tavşan Hızındadır

Tam da söylemeye çalıştığım budur: Enflasyon normal seyrinde artmaya devam eder, faizler ise enflasyon kadar olmasa da belli bir seviyeye kadar getirilir, döviz kurları ise kaplumbağa hızında ilerler.

Dövizin artış yüzdesi, ülkemizde verilen TRL faiz oranlarından oldukça düşüktür. Döviz kurlarının düşük seviyede artmasından kuşkusuz ki ihracatçı kesim rahatsız olacak, kâr marjları daralacak ancak TRL faiz oranlarının yüksek getirisi dolayısıyla yurt dışından ülkemize sıcak para gelecek, geçici de olsa rahatlık sağlayacak.

Döviz Sıcak Görsel

Bugünkü piyasada sıcak paraya rağbet var.

Sıcak paranın ülkemizde kalabilmesi için TRL faiz oranlarının yüksek, döviz kurlarının da oldukça düşük seyretmesi esastır. Aksi olması halinde sıcak para ile ülkemiz vedalaşmak zorunda kalacak ve döviz rezervi sıkıntıları baş gösterecektir.

Düşük Döviz Kurunun Kimlere Faydası Var?

Düşük döviz kurlarının sıcak paranın ülkemize gelmesi ve daha uzun süre ile ülkemizde ikamet etmesi açısından faydalıdır.

Diğer taraftan düşük döviz kurunun ithalatçılar için bulunmaz bir fırsat olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Döviz kurlarının oynaklığının sindirilmesi, düşük tutulması ithalatçılar için adeta kur riskinin ortadan kaldırıldığı anlamına gelmez mi?

Demem Şudur Ki

Şunu demek istiyorum; kurların artmasını şu günlerde beklemeyin, en azından kısa vadede hiçbir şey olmaz koşullar bu şekilde devam ederse. Şimdiden döviz satın alıp biriktirip, döviz kurları yükselir mi diye sotaya yatanlar da fazla ümitlenmesin. Bu şekilde paralarını dövize yatırıp pusuda bekleyen spekülatörler, acaba dövize bağladıkları paranın alternatif maliyetini hiç düşündüler mi?

Döviz Kurları Yükselir Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemReşat BAĞCIOĞLU

ICC Uluslararası Ticaret Odaları

Türkiye Milli Komitesi

Türkiye Bankacılık Komite Başkanlığı Üyesi

Şikayet Sitelerinin Tüketici Tercihlerindeki Etkisi ve Ülkemizdeki Yasal Durumu

şikayet Sitelerinin Tüketici Tercihlerindeki Etkisi Ve ülkemizdeki Yasal Durumu
Şikayet Sitelerinin Tüketici Tercihlerindeki Etkisi ve Ülkemizdeki Yasal Durumu

Şikayet Sitelerinin Tüketici Tercihlerindeki Etkisi ve Ülkemizdeki Yasal Durumu

Avukat Seher ŞENER

Şikayet sitelerinin tüketici tercihlerinde etkisinin olduğu tartışmasız bir konudur. Kullanıcıların şikayetlerini doğrudan markalara iletebilmesi, mağduriyetlerin çözülmesi ve tüketici bilincinin artması açısından faydalı olabileceği bilinci ile uygulamaya girse de mevcut işleyişiyle Şikayet siteleri haksız rekabet ve marka hukuku açısından tartışmalı hale gelmiştir. Şikayet siteleri kurumsal üyelere üye olmayanlardan farklı olarak avantajlı haklar tanımaktadır. Oysa şikayet yazanlardan bir üyelik ücreti alınmamaktadır. Anonim kimlikle yazılar yayınlanabilmektedir. Tüketici dostu olarak lanse edilen sitelerde artık aynı sektörde bir dönem iş ilişkisine girmiş ancak benzer işi yapan bir firma başka bir firmayı da şikayet edebilmektedir. Kurumsal üye olmayan firmalar şikayeti yazanın kimlik bilgilerine ulaşamamakta, yazıya cevap verebilmesi için ise şikayet sitesine ihtarname göndermesi gerekmektedir. Haklı bile olsa aradan geçen sürede haksız dahi olsa şikayetler yayınlanmaktadır.

Şikayet siteleri yazıları kaldırmak için mahkemelerden müzekkere talep etmektedir. Yazı siteden kaldırılsa bile yazıda geçen kelimeleri google arama moturu öğrenmiş olup hala bu kelimeleri(kötü hizmet, mağduriyet, bozuk, dolandırıcı vs) markayla ilişkilendirmeye devam etmekde, dolayısla şikayetlerin artçı zararları devam etmektedir. Bu süreçle uğraşmak istemeyen markalar ise en sonunda boyun eğip yıllık 60bin TL yi bulan  paralar verip kurumsal üye olmaktadırlar. Bu şekilde bakıldığında şikayet sitesinin temel gayesi, tüm markalar için google daki aramalarda ilk sıralarda çıkmak, yazılan şikayetlerin arama sonuçlarında markanın resmi sitesiyle alt alta çıkması, piyasadaki gücünü arttırarak şikayet yoluyla şirketleri üyeliğe zorlayıp doğrudan veya reklam yoluyla ticari gelir elde etmektir. Bu gelir markaları zan altında bırakarak devamlı surette tehdit ve şantaja açık hale getirirerek elde edilen kendi emeğine dayanmayan haksız bir gelirdir.

şikayet Sitelerinin Tüketici Tercihlerindeki Etkisi Ve ülkemizdeki Yasal Durumu
Şikayet Sitelerinin Tüketici Tercihlerindeki Etkisi ve Ülkemizdeki Yasal Durumu

Yargıtayımız haksız rekabeti oluşturan eylemin kim tarafından hangi şekilde hangi yolla meydana getirilmiş olduğunun bu eylemin sübutu açısından bir önemi bulunmadığına karar vermiştir. Haksız şikayet = haksız rekabet eylemidir. Kötüleme eylemi ise yanlış, yanıltıcı ve gereksiz yere incitici olmalıdır. Sikayet siteleri ayrıca tescilli bir markadan izin almadan bu markanın logosunu kullanarak şikayet yazılması için ortam sağlamakta, bu konuda yönlendirici olmakta ve içerikle ilgili editoryal hizmet vererek bu iş modeliyle para kazanmaktadır.  Bu yönüyle de marka hakkında tecavüzden bahsedilebilir. Anayasal şikayet hakkının kullanımı ancak yetkili makamlara başvurarak veya dava açarak mümkündür.

Şikayet siteleri anayasal bir hakkın kullanımının bir mercii değildir. Şikayet siteleri kurumsal üyeler için gelen şikayetleri yayınlamama veya değiştirerek yayınlayabilmektedir. Bu durumda hala bu sitelerin birer yer sağlayıcı olduğu iddia edilemez, içerik sağlayıcıdır. İş modelinin temelinde haksız rekabet olan markalara ve ekonomiye zararı olan bir firmanın kamu menfaatine uygun olduğu düşünülemez. Kurumsal üyeyle üye olmayanlar arasında yapılan ayrım ve ayrıcalıklar dikkate alındığında şikayet sitelerinin işleyişi bir dijital değnekçilik veya dijital fidyecilik haline gelmekte,  bu şekilde algılanmaktadır. Teşebbüs kurma özgürlüğü, tüketicinin ifade özgürlüğü ve şikayet hakkının arkasına sığınarak markaları karalama veya kötüleme tehtidiyle bu sitelere ücret karşılığı cevap hakkını kullanmaları için aboneliğe zorlanmasının aracı olamaz.

Özel teşebbüslerin ekonomik aktivitelerini kamu menfaatine uygun olarak sınırlandırılması açısından bakıldığında , yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, şikayet sitelerinin iş modelinin bizahiti kendisinin haksız rekabet olarak nitelendirilerek YASAKLANMASIYLA fiilen yürütülen sıkıştırarak zorda bırakarak tahsilat yapılmasınason verilmesi amacı açısından orantılılık mümkündür.

Yazı siteden kalksa da Google’da izi kalıyor

Markalar hakkında yazılan karalama yazıları yayından kalksa dahi Google arama motorunda anahtar kelimelerin saklandığını, unutulmadığını ve her fırsatta yapılan aramalarda kullanıcılarının yani potansiyel müşterilerin karşılarına çıkmaya devam ettiği görülmektedir. Uyguladığı iş modelinin bu artçı zararlarını şikayet siteleri de çok iyi bilmekte ve takip etmektedirler. Zaten gelirini bu yolla elde etmektedirler. Google algoritmasına öğretilen bu olumsuz yazıları sildirmek google unutturmak aylar hatta yıllar almaktadır. Google arama motorunun tüm avantajlarını kullanan şikayet siteleri marka hakkında sisteme öğretilen bazı incitici anahtar kelimeleri sanki kendisi yayınlamamış, sisteme yükleyip öğreten kişi kendileri değilmiş gibi sorumlu arandığında üç maymunu oynadıkları görülmektedir. Ancak yukarıda da bahsedildiği üzere şikayet siteleri için gelir üreten ancak ekonomimiz açısından büyük zararlar doğuran ve dünyanın hiç bir yerinde mevcut olmayan bu iş modelinden ülkemizde binlerce marka zarar görmektedir. Özellikle küçük/orta ölçekli firmaların markaları hakkında haklı haksız anonim kullanıcılar tarafından yazılan tüm yazıları yayınlayarak, bu ihtilaflardan reklam gelirleri elde eden şikayet siteleri isimlerinin Google arama motorunda -halk tabiriyle-“rüsva eyleyenmesini istemeyen” markaları da boyun eğdirip kendilerine kurumsal üye yapıp firmalardan da ayrıca kazanç elde etmeye devam ettikleri görülmektedir. Bunun dışındaki hak arayışları yıllarca sürdüğünden bu zararla binlerce marka yok olmuş olmaya devam etmektedir. Bazı şikayet siteleri öylesine bir tekeldir ki kendileri hakkında hukuk siteleri ve ekşisözlük dışında hiç bir yayına müsaade etmeyecek güçle Google da iş birliği yapmışlardır.

Yüksek Yargımızın Görüş Değişikliği:

Yüksek Yargımız da bir sene öncesine kadar şikayet sitelerini “yer sağlayıcı” olarak görüp, ilgili şikayetlerin “anayasal bir hak olarak ifade özgürlüğü” kapsamında olduğunu ve yazanlar açısından “şikayet hakkının kullanılması” olarak görüyordu. Ancak son dönemde görüş değiştiren  Yargımız bu sitelerin faaliyetlerinin haksız rekabet teşkil ettiğini sabit bulmuştur. Bu kararlar;

  1. 11 Hukuk Dairesinin 6-11-2023 tarihinde verilen 2022-2560 Esas 2023-6460 no.lu kararda “Bölge Adliye Mahkemesi ise “davalının “………..” internet sitesinde davacı şirkete yönelik şikayet ve eleştirilere karşı davacı şirkete savunma yapabilmesi için ücret karşılığı kurumsal üyelik teklif edilmesi ve kurumsal üye olan firmalara üye olmayan firmalardan avantajlı imkanlar sunulmasının 6102 sayılı Kanun’un 54 ve 55 inci maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil edeceği” kararı USUL VE KANUNA UYGUN bulunmuştur.
  2. 11 Hukuk Dairesinin 3-7-2024 tarihinde verilen 2023-2834 E. 2024-5484 no.lu kararda İlk Derece Mahkemesinin verdiği “kendisine ücret ödeyerek üye olan firmalara verilen öncelik hakkı ile şikayetin yayınlanmadan çözülmesi imkânını tanıması, buna karşılık üye olmayan şirketlerin ise ancak haklarındaki şikayetler internet sitesinde yayınlandıktan sonra bu imkâna sahip olmalarının haksız rekabet teşkil ettiği, üye şirketlere şikâyetleri yayınlanmadan çözme imkânı sağlanırken, üye olmayan şirketlere bu imkânın verilmediği, bu suretle davalı sitesine ücret ödeyerek üye olan şirketler yararına bir avantaj sağlandığı, davalının(…………………) bu şekildeki eyleminin, piyasadaki şirketleri davalı sitesine üye olmaya zorladığından, iyi niyetli ve ticari dürüstlüğe aykırı olduğu, davalının kendisine üye olan firmalara verdiği öncelik hakkını, davacı şirkete vermemesinin haksız rekabet teşkil ettiği,” kararı USUL VE KANUNA UYGUN bulunmuştur.
  3. 11 Hukuk Dairesinin 29-4-2024 tarihinde verilen 2022-7451 Esas 2024-3328 no.lu kararda İstinaf Mahkemesinin “davacıya yönelik şikayet ve eleştirilere karşı davacının etkili bir savunma yapabilmek için ücret karşılığı kurumsal üyeliğe zorlanması ve kurumsal üye olan firmalara üye olmayan firmalardan avantajlı imkanlar sunulmasının 6102 sayılı TTK’nın 54. ve 55. maddeleri kapsamında haksız rekabete neden olacağı, haksız rekabet sebebine dayalı olarak davacı vekilinin istemlerinin kabulünün gerektiği, her ne kadar davalı vekilince, müvekkilinin firmaları üyeliğe zorlamadığı ve ücretsiz cevap hakkının tanındığı bildirilmişse de, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunun tespitlerinin bulunduğu, üye olmayan işletmeler hakkındaki şikayetlerin doğrudan yayımlanması suretiyle, müşteriler nezdinde hemen o anda olumsuz kanaatin oluşmasına neden olunduğu halde, üye iş yerleri için şikayete cevap verme zamanı konusunda bir eşitsizliğin yaratıldığı, böylelikle üye olmayan iş yerleri aleyhine daha başlangıçta, sonradan tersine çevirebilmenin çok zor olacağı olumsuz bir kanaat oluştuğu, sonradan telafisi imkansız ve haksız bir menfaat sağlayan ve rakipler arasındaki ilişkileri etkileyen, aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı bir uygulama olduğunun açık bulunduğu, bu durumun da TTK’nın 54 üncü maddesi uyarınca “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar” anlamında haksız rekabet teşkil edeceği,davalı eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin önlenmesine, ………….adlı internet sitesinde davacıya ait “…” ait markanın kullanımının durdurulmasına, davacı tarafın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle beraber davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine,” kararı USUL VE KANUNA UYGUN bulunmuştur.

Özetle tekel konumundaki şikayet sitelerinin markalara karşı bir dijital zorbalık bir linç politikası uygulamalarının önüne kısmen olsa da geçilmiştir. Ancak tüketicilerin ürün ve hizmet alım tercihleri öncesinde yaptıkları araştırmalar sırasında doğru bilgiye ulaşabilmeleri için kat edecek daha çok yol bulunmaktadır.

Saygılarımla,

Avukat Seher ŞENER

avseherbingul@gmail.com

Üretim Şirketi için Tedarikçi KPI Hesaplaması Nasıl Yapılır?

Tedarikçi Kpi Performans Değerlendirme
Tedarikçi KPI Performans Değerlendirme

Satın alma Eğitimi Sınıf İçi Uygulama-2 :
Tedarikçi KPI (Üretim Şirketi) Örnek Olay (Case Study)

Tedarikçi KPI Hesaplaması Nasıl Yapılır? 

Prof. Dr. Murat ERDAL 

Öğrenme Hedefleri: Bu uygulama (vaka çalışması) ile ne öğreneceksiniz?

  • İmalat Sektörlerinde Tedarikçi Değerlendirme Kriterleri Nasıl Hesaplanır?
  • Tedarikçi Seçim Kriterleri Nelerdir?
  • Hedef KPI’lar: Kalite, Teslimat, Maliyet, …
  • Tedarikçi Kategorileri ve Uygun KPI’ların Belirlenmesi
  • Ürün Kategori Yönetimi ve Risk Değerlendirme
  • Performans Değerlendirme Tablosu Nasıl Yorumlanır?
  • Tedarikçi Geribildirimleri Nasıl Yapılır?
Tedarikçi Kpi Performans Değerlendirme
Tedarikçi KPI Performans Değerlendirme

TEDARİKÇİ PERFORMANS DEĞERLENDİRME
VAKA ÇALIŞMASI

Murat Bey, Merhabalar,

Sizinle  daha önce telefonda görüşmüştük. Şimdiden yardımlarınız için çok teşekkür ederim. Kısaca bahsetmek istiyorum. Tedarikçilerin performansların değerlendirilmesi ( şuan kullanılmakta olan yöntem Ek’debelirtilmiştir.) Her alımdan sonra tedarikçiyi ek’de belirtilen kriterlere göre değerlendirip  kullanmakta olduğumuz programa veriler girilmektedir. Her yılsonunda bir önceki yıldan toplanmış olan verilerin sonucunda tedarikçileri değerlendirerek Toplam puanları belirlenmektedir.

Sormak istediğim ek”de belirtilen kriterlerden Zamanında Teslim Kriterinde yer alan puanlama sistemden doğru sonuç elde edilmediği çünkü zamanında teslim eden tedarikçiyle 1-7 gün arasında erken veya geç teslim eden tedarikçiler  aynı puanı yani tam puan 20 puanı almaktadır. Bizim için 1 günlük gecikmenin önemli olduğu ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla aynı puan sistemini uygulamamızın yanlış olduğu tesbit edildi. Bu puanlama sistemini ağırlandırılarak analiz edilmesi ve revizyonu gerekmektedir.

Geç ve erken teslimlerin puanlamalarının mevcut puanlama yöntemiyle değil sonucu daha iyi yansıtacak şekilde düzenlenmesi için nasıl bir puanlama sistemi uygulamam gerekmektedir. Sizden bu konuda  bana yardım etmenizi rica eder, İyi çalışmalar dilerim.

Saygılarımla,

SEVDA AKYÜZ

satinalma@abcholding.com.tr

Satınalma yöneticilerine özel olarak hazırlanmıştır. Uygulamanın tamamını görmek için Üyelik/Abonelik işlemlerinizi tamamlamanız gerekmektedir.
Hesap Oluştur
Tedarikçi Performans Değerlendirme Eğitimi
Tedarikçi Performans Değerlendirme Eğitimi

EĞİTİMLER

-> Şirket Eğitimleriniz için Doğru Teklif Alın -> egitim@satinalmadergisi.com

Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik Eğitimi Satın Alma Tedarik Zinciri EğitimiFABRİKANIZDA BİRE BİR (1-1) YÖNETİCİ
ve GRUP EĞİTİMLERİ

UYGULAMA AĞIRLIKLI EĞİTİMLER – VAKA TABANLI İÇERİKLER

Şirket eğitimlerine büyük özen gösteriyoruz. Memnuniyetiniz ve referansınız bizim için çok değerli. Eğitime sizlerle birlikte hazırlanıyoruz. Sizlerden gelen önerileri dikkate alıp özgünleştirmelerle ilerliyoruz. Güvenilir eğitim hizmetleri ile yanınızdayız.
Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.
Prof. Dr. Murat Erdal

Türkiye’nin Her Yerinde Bire Bir (1-1) Yönetici Ekibi ve Şirket Eğitimleri

☐ Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)
☐ Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)
☐ Stratejik Satınalma Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Sürdürülebilir Tedarik Standardı ISO 20400 Eğitimi (2 gün)
☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (1-2 gün)
☐ Harcama Analitiği; Maliyet ve Gider Analizi Eğitimi (1 gün)
☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme Eğitimi (2 gün)
☐ Tedarik Zinciri Stratejileri Eğitimi (2 gün)
☐ Depo ve Stok Yönetimi Eğitimi (2 gün)

-> Eğitim Kataloğunu İndirebilirsiniz ->   https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

TEDARİK ZİNCİRİ GÜNDEM KLASÖRÜNÜ İNDİREBİLİRSİNİZ. TIKLAYINIZ.  

Prof. Dr. Murat ERDAL
İstanbul Üniversitesi Tedarik Zinciri Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı
merdal@istanbul.edu.tr

SÖZLEŞME YÖNETİMİ ve KONTRAT YÖNETİCİLİĞİ MAKALELERİ

TEDARİKÇİ ÜRETİM SÖZLEŞMESİ

  1. Satınalma Kontrat Yöneticiliği ve Riskler – 1

Bölüm-I: Tedarikçi Üretim Sözleşmelerinde Kalite Yönetimi, Kontrol, Uygunsuzluklar

2. Satınalma Kontrat Yöneticiliği ve Riskler – 2

Bölüm-II: Numune ve Ürün Dosyası, Seri Üretim Onayı, Garanti, Ambalaj

3. Satınalma Kontrat Yöneticiliği ve Riskler – 3

Bölüm-III: Teslimat, Teslim Yeri ve Nakliye, İade, Fiyat, Ceza

4. Satınalma Kontrat Yöneticiliği ve Riskler – 4

Bölüm-IV: Fesih, Mücbir Sebep, İhtilaf, Kalıp, Ekipman, Sözleşme Ekleri

OTOMOTİV SEKTÖRÜ MİLK-RUN LOJİSTİK SÖZLEŞME İNCELEMESİ

  1. Milk-Run Lojistik Sözleşme İncelemesi – I Bölüm-I: Taşıma Esasları – Araç Spesifikasyonları (Madde 1-5 arası)
  2. Milk-Run Lojistik Sözleşme İncelemesi – IIBölüm-II: Nakliyecinin Yükümlülükleri ve diğer. Madde (6-21 arası)

DANIŞMANLIK HİZMET ALIMLARI VE SÖZLEŞMELER

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATINALMA MAKALELERİ

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİM TESTLERİ

SATINALMA EĞİTİM TESTLERİ

SATINALMA EĞİTİMİ UYGULAMA ÇALIŞMALARI

SATIŞ EĞİTİMİ UYGULAMA ÇALIŞMALARI

SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ MAKALELERİ

LOJİSTİK YÖNETİMİ MAKALELERİ 

KİTAP ÖNERİLERİ: 

Satınalma Dergisi E-Mağaza https://satinalmadergisi.com/magaza/

  • SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ,
    Prof. Dr. Murat ERDAL, https://satinalmadergisi.com/magaza/ ,  4. Baskı.
  • MÜZAKERE TEKNİKLERİ ve PAZARLIK BECERİLERİ (E-Kitap 2. Baskı),
    Prof. Dr. Murat ERDAL, Erişim için profesyonel üyelik işlemlerinizi tamamlamanız gerekmektedir.

MÜZAKERE TEKNİKLERİ VE PAZARLIK BECERİLERİ MAKALELERİ
“Taktikler bazen pazarlık sürecinin başı, bazen ortası bazen de sonunda etkilidir.”

PAZARLIK MASASI ve PAZARLIK TAKTİKLERİ

“If you are not at the table, you are on the menu”.

PAZARLIK BECERİ ANKETİ

MÜZAKERE & PAZARLIK EĞİTİM TESTLERİ

“Tedarik Zincirleri Pazarlama-Satış Odaklı Olmalıdır.”

SATIŞ MAKALELERİ

KİTAPLAR:

  • Erdal, M., Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi, 4. Baskı, Beta Yayınevi.
  • Erdal, M. (Editör), Tasarımdan Süreç İyileştirmeye Tedarik Zinciri Yönetimi Başarı Hikayeleri, BETA Basım, İstanbul.
  • Erdal, M. (Editör), Konteyner Deniz ve Liman İşletmeciliği, 2. Baskı, BETA Basım, İstanbul.
  • Erdal, M., Ünal, A., Lojistik Merkez Yönetimi, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yayını, İstanbul.
  • Erdal, M. Saygılı, M., Global Logistics, UTİKAD Yayını, İstanbul.
  • Erdal, M. ve Çancı, M., Lojistik Yönetimi, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yayını, 4. Baskı, İstanbul.
  • Erdal, M. ve Çancı, M., Uluslararası Taşımacılık Yönetimi, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yayını, 4. Baskı, İstanbul.
  • Trakya Lojistik Master Planı, Trakya Kalkınma Ajansı, 2012.
  • Erdal, M., Görçün, Ö., Saygılı M., Depo Yönetimi, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yayını.
  • Erdal, M., Güvenler A., Sandalcı, K., Uluslararası Demiryolu Eşya Taşımacılığı, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yayını, İstanbul.
  • Erdal, M., Görçün Ö. F., Görçün Ö., Saygılı, M., Entegre Lojistik Yönetimi, BETA Basım, İstanbul.
  • Erdal, M., Teknoloji Yönetimi, 2. Baskı, Türkmen Kitabevi, İstanbul,
  • Erdal, M., Saygılı, M., Lojistik İşletmelerinde Yönetim-Organizasyon ve Filo Yönetimi, UTİKAD Yayını, Mataş Matbaası, İstanbul.
  • Erdal, M., Alkan, M., Lojistik ve Dış Ticaret Sözlüğü, UTİKAD Yayını, 2. Baskı, İstanbul.
  • Erdal, M., (Editör), Yurtiçi ve Uluslararası Karayolu Taşımacılığı, Eşya-Kargo-Yolcu, Mesleki Yeterlilik Sınavı Soru Bankası, Beta Basım Yayın, İstanbul.
  • Erdal, M., Küresel Lojistik, UTİKAD Yayını, Mataş Matbaası, İstanbul.

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİKÇİ GELİŞTİRME PROGRAMI
PROJE DANIŞMANLIĞI

Proje Konuları:

  • Sürdürülebilir Tedarik / Kaynak Stratejisi
  • Tedarikçi ve Operasyonel Riskler
  • Sürdürülebilir Tedarikçi Kimliği
  • Tedarikçi ESG Programı
  • Mevzuata Uyum ve Emisyon Hesaplamaları
  • ISO 20400 Sürdürülebilir Tedarik Standardı
  • İhale Kriterleri ve Sözleşmelerin Revizyonu
  • Tedarikçi Geliştirme – Rehberlik Programı
  • Tedarikçiler için Eğitimler
  • Tedarikçi Portalı; Takip ve İzleme
  • Tedarikçi Performans Değerlendirme
  • Tedarikçi Etik Kodlar
  • Tedarikçi Davranış Kuralları
  • Tedarikçi Gelişimi ve Raporlama

Proje Danışmanlık Süresi: 1 Yıl

Proje Koordinatörü: Prof. Dr. Murat ERDAL merdal@istanbul.edu.tr 

Trump Tarifelerine Göre Konumlanma

Trump Tarifelerine Göre Konumlanma Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Trump Tarifelerine Göre Konumlanma

Müge TÜRKKAN

Trump Tarifelerine Göre Konumlanma Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem20 Ocak 2025 tarihinde ikinci kez ABD Başkanlığı görevine getirilen Trump’ın özellikle dış ticaret alanında aldığı kararlar tüm dünyada etki yaratmaya devam ediyor. Trump ticaret açığını azaltmak ve üretimi ülkeye geri getirmek amacıyla ABD’nin ticaret ortaklarına peş peşe yeni tarifeler getirme kararları alıyor.

Trump yeni yönetiminin ilk aldığı kararlardan birisi Şubat ayından itibaren, Kanada ve Meksika’dan ithal edilen mallara yüzde 25, Çin’den ithal edilen mallara yüzde 10 ek gümrük vergisi getirmek olmuştu. Ticaret savaşlarını tetikleyen bu hamleye Çin’den misilleme gecikmedi.

Buna ilaveten Beyaz Saray’dan yapılan duyurularda çelik ve alüminyuma Mart ayından itibaren ve otomobil, ilaç ve yarı iletken ithalatına Nisan ayından itibaren yüzde 25 gümrük vergisi getirilebileceği belirtildi. Önerilen tarifelerin yürürlüğe girmesinden sonra Meksika veya Çin gibi ülkelerde üretim yapan şirketlerin üretimlerini taşımaları ve müzakerelere vakit tanınması bekleniyor.

Bu yeni gümrük vergileri ve tarifelerin üretimi Amerika’ya taşımaya yeterli olup olmayacağını zaman gösterecek ancak dünyadaki ticaret dengelerini değiştireceği bir gerçek.

Amerikan şirketlerinin Kanada, Meksika ve Çin’de üretim yapıp ithal ettiği ürünler için kendilerine dünyada yeni birer üretim üssü bulmaları gerekecek. Bu üretim üssünü ararken vergi, işgücü ve lojistik maliyetlerinin nispeten düşük olduğu ülkelere yönelecekler. Üretim üssünü belirlerken en önemli kriter bu seçilen ülkenin de benzer kısıtlamalara, kotalara ve tarifelere maruz kalmaması olacak. Türkiye bu konuda diğer gelişmekte olan ülkeler ile birlikte bazı sektörlerde fark yaratma imkanı elde edebilir.

ABD’de duyurusu yapılan geniş kapsamlı tarifelerin devreye girmesi ile Avrupa Birliği en önemli ihracat pazarlarından birisi olan ABD’den yeterli geliri elde edemeyecek. Uluslararası Kredi Derecelendirme Kurumu Fitch, bu durumun Avro Bölgesine dair yüzde 1,2’lik büyüme beklentisini aşağı çekebileceğine dair görüş bildirdi. AB büyümesinde yaşanan sıkıntının devam etmesi üretime ve dolayısıyla satın almaya yönelik talebi olumsuz etkiler. Bu da Türkiye gibi Avrupa’ya ihracat yapan ülkeler için bir yavaşlama anlamına gelir.

Değerlendirilmesi gereken bir başka senaryo ise yukarıda bahsetmiş olduğumuz Amerikan şirketlerinin olası yeni üretim üssünün bulunamaması veya kurulmasına kadar geçecek olan zamanda yaşanacak gelişmeler. İthalatçı Amerikan şirketlerine zorluk çıkaracak bu yeni tarifelerin ister istemez ürün fiyatlarına yansımaları olacak. Bu yeni fiyatların da hem ABD’de hem de bu ürünlerin ihracatının yapıldığı ülkelerde genel fiyat seviyesini yükseltici bir etkisi olacak. Bu noktada Türkiye’nin de ithalatçı bir ülke olduğunu hesaba katmak gerekiyor.

Trump Tarifelerine Göre Konumlanma Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemÜretimi yurt içine çekerek ithalatı kısmak adına Beyaz Saray’ın izlediği bu strateji başta ABD ve Çin olmak üzere, AB, Kanada ve Meksika’yı da içine alacak birçok ülke arasında ticaret savaşlarının fitilini ateşledi. Ancak Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler de farklı bir zamanlama ile bu arabanın ön tekerlerinin gittiği yere doğru gitmeye başlayacak. Bu noktada Türk şirketlerinin ABD ve ticaret ortaklarının ithalatında oluşacak boşlukları doldurabilecek şekilde doğru yerde konumlanması gerekiyor.

Müge TÜRKKAN

Neoliberal Söylemlerin ve Serbest Ekonominin Neferi ABD’de Neler Oluyor? – 2. Bölüm

Neoliberal Söylemlerin Ve Serbest Ekonominin Neferi Abd’de Neler Oluyor – 2. Bölüm Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Neoliberal Söylemlerin ve Serbest Ekonominin Neferi ABD’de Neler Oluyor? – 2. Bölüm

Göktürk ALTINBAŞ

Neoliberal Söylemlerin Ve Serbest Ekonominin Neferi Abd’de Neler Oluyor – 2. Bölüm Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemÖn Not: Bu yazının içeriğini daha iyi anlayabilmeniz adına bir önceki yazımı okumanızı tavsiye ediyorum. Bir önceki köşe yazımız için; tıklayınız.

Bu hafta, bir önceki hafta ele almaya başladığımız konuya devam ediyoruz. Temel konumuz şu; ne oldu da Trump, IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşların ve hatta gelişmekte olan ülkelerin bazılarında zorunlu tuttuğu serbest ticaret, özelleştirme ve deregülasyon gibi popüler neoliberal politikaları terk etmeye karar verdi?

Aslında bu uygulamalar ABD için yabancı uygulamalar değil. Hatta birçok çalışma gösteriyor ki; ABD, kesin olarak süper güç konumunu garanti altına alana kadar asla korumacı politikalardan vazgeçmemiştir.

Eski Yeni Ekonomi Politikaları

Önceki yazımızda ele aldığımız şekilde, ABD iç savaşını Kuzey Eyaletlerinin kazanmasıyla birlikte başlayan süreçte ABD uzun bir süre yüksek gümrük vergileri uygulamış ve yurtiçindeki Bebek Sanayileri korumuştur.

Aşağıda yer alan iki grafik bize 1789 ve 1999 arası dönem için, ithalat mallarındaki (genel ithalat ve mamul mal ithalatı) gümrük vergi oranlarının ve vergiye tabi malların değişimlerini göstermektedir;

Grafik 1. ABD’de Bütün İthalat Mallarındaki (Serbest ve Gümrüğe Tabi) Gümrük Vergi Oranı ve Gümrüğe Tabi İthalatların Toplam İthalatlar İçindeki Payı % (1821-2000)

Abd Serbest Gümrük Görsel

Grafik 2. ABD’de Mamul Mallardaki Gümrük Vergi Oranları % (1789-1990)

Abd Gümrük Vergileri Görsel

KAYNAK: Shafaeddin (1998:15)[1] Tablo 3.1’den yararlanılarak tarafımızca hazırlanmıştır.

Grafiklerden de görüleceği şekilde, ABD’de 1821-1946 yılları arasında, toplam ithalat malları içinde gümrüğe tabi malların seviyesi yaklaşık olarak %41,34’dür. Bu yüksek oran ancak, 1968-1999 yılları arasında %7’ler seviyelerine inmiştir. Aynı zamanda, gümrük vergisi oranlarının da istikrarlı bir şekilde ancak ve ancak, 1891/94 döneminden itibaren düşürülmeye başlandığı gözlemlenmektedir. Bununla birlikte, bütün ithalat malları içindeki gümrük vergi oranları seviyesi, 20. yüzyılın ortalarından sonra ancak %10’lu seviyelerin altına indirilmiştir. Yine aynı grafikte de görüldüğü şekilde; 18. yüzyıl sonunda mamul mallardaki gümrük tarife oranlarını arttırmaya başlayan ABD’nin, 18. yüzyıl sonundaki tarife oranları seviyelerine geri dönmek için yaklaşık olarak 150 yıl beklemeyi tercih ettiği görülmektedir.

Ayrıca Grafik 3, bize göstermektedir ki; aynı dönemde ABD günümüzün gelişmiş ülkeleri içinde en uzun süreli olarak en yüksek  oranlı gümrük vergilerini uygulayan ülke olmuştur.

Grafik 3. Seçilmiş Kalkınmış Ülkelerin 1820-1950 Yılları Arasında, Mamul Mallara Uygulamış Oldukları Ortalama Tarife Oranları (Ağırlıklı Ortalama, %)

Gümrük Tarife Oranları Görsel

KAYNAK: Chang (2003:39)[2] Tablo 2.1. kullanılarak elde edilmiştir.

ABD’nin 20. yüzyılın ortalarından itibaren, gümrük duvarlarını indirmesi ise şu şekilde açıklanabilir; İkinci Dünya Savaşı’nın ardından ABD’nin, yıkılmış ve bütünüyle zarar görmüş Avrupa ülkeleri ile karşılaştırıldığında yüksek oranlı bir arz kapasitesi fazlalığına sahip olduğu görülmektedir. ABD bu noktadan sonra, elindeki arz kapasitesini etkin bir şekilde kullanabilmek amacıyla serbest ticaret politikalarını hayata geçirmeye başlamıştır.

ABD kendi çıkarları doğrultusunda, gerektiğinde sadece ticari açıdan serbestleşme karşıtı olmamıştır, aynı zamanda işgücünün serbest dolaşımına karşı faaliyetlerde de bulunmuştur. ABD Göç Komisyonu, 1911 yılında yayınlamış olduğu raporda, yeni niteliksiz işgücü göçünün, hem yerliler, hem de eski göç etmişler açısından Amerikan işçisini negatif etkilediğini, bu durumun da ABD vatandaşlarının yaşam standartlarına etki ettiğini belirtmektedir. ABD’de bu rapordan sonra, niteliksiz işgücü göçünü engelleyici önlemlerin alındığı görülmektedir (Williamson, 1996:9).[3]

Trump da seçim kampanyasında “ülke tarihindeki en büyük sınır dışı etme operasyonunu” gerçekleştireceğini söylemiş ve göreve başladıktan sonraki ilk konuşmasında, ABD-Meksika sınırına ilişkin Ulusal Acil Durum ilan ederek yasa dışı göçleri engelleyeceğini ve bu kişileri sınır dışı edeceğini belirtmişti. 1911 yılında, ABD’nin Niteliksiz işgücü politikası ve söylemleri ile Trump’ın göçmenlerle ilgili yaklaşımları ve söylemleri ne kadar da benziyor değil mi?

Neoliberal Söylemlerin Ve Serbest Ekonominin Neferi Abd’de Neler Oluyor – 2. Bölüm Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemEğer, kafanızda “Trump ne yapmaya çalışıyor?” şeklinde bir soru varsa, umarım bu yazı bu soruya bir nebze yanıt olabilmiştir. Özetle, yeni hiçbir şey yok. Trump, Çin ile rekabette lider ülke konumunu kaybetmeye başladığını görüyor ve ABD için eski taktikleri yeniden devreye sokmaya çalışıyor. Bu dönem, özellikle de Avrupa için çok kolay olmayacak gibi gözüküyor. Çünkü ABD en son bu şekilde bir uygulama yaptığında, Avrupa ülkeleri uzun bir süre sıkıntılı bir süreç yaşamıştı.

Haftaya görüşmek dileğiyle.

Göktürk ALTINBAŞ

Kaynakça:

[1] Shafaeddin, S.M., (1998), “How Did Developed Countries Industrialize? The History Of Trade And Industrial Policy: The Cases Of Great Britain And The Usa”, Unctad Discussion Papers, No. 139.

[2] Chang, H.J., (2003), “Kalkınma Reçetelerinin Gerçek Yüzü”, İletişim Yayınları, İstanbul, 2003.

[3] Williamson, J.G., (1996), “Globalization, Convergence And History”, Journal Of Economic History (June 1996), Pp. 1-30.

Dünya Türk Kuru İncirini Çok Seviyor: Kuru İncirin İhraç Fiyatı 6 Bin Dolar Bandında

Iso 20400 Sürdürülebilir Tedarik Eğitimi Haber Dünya Türk Kuru İncirini çok Seviyor Kuru İncirin İhraç Fiyatı 6 Bin Dolar Bandında

Dünya Türk Kuru İncirini Çok Seviyor: Kuru İncirin İhraç Fiyatı 6 Bin Dolar Bandında

Iso 20400 Sürdürülebilir Tedarik Eğitimi Haber Dünya Türk Kuru İncirini çok Seviyor Kuru İncirin İhraç Fiyatı 6 Bin Dolar BandındaCennet meyvesi olarak nitelendirilen, Türkiye’nin ihracatta prestij ürünlerinden kuru incir 2024/25 sezonunda dolar bazında yüzde 37 değerlendi ve kuru incirin ortalama ihraç fiyatı 6 bin doları aştı.

2023/24 sezonunun ilk 4 aylık döneminde ortalama 4 bin 506 dolara ihraç edilen kuru incir, 2024/25 sezonunun 4 aylık döneminde dolar bazında yüzde 37’lik sıçramayla 6 bin 162 dolarlar alıcı buldu. Türk ihracatçıları 4 aylık döneminde kuru incir ihracatını yüzde 31’lik artışla 148 milyon dolardan 194 milyon dolara çıkardılar.

Küresel iklim değişikliği neticesinde olumsuz hava koşulları nedeniyle kuru incir rekoltesinde 2024/25 sezonunda yüzde 15 düşüşe rağmen kuru incir ihracatında miktar bazındaki düşüş yüzde 4 ile sınırlı kaldı. 25 Eylül 2024 tarihinde başlayan 2024/25 kuru incir sezonunda 25 Ocak 2025 tarihine kadar Türkiye, 31 bin 425 ton kuru incir ihraç etti. Önceki sezon kuru incir ihracatı miktar bazında 32 bin 796 ton olmuştu.

Kuru İncir En Çok Avrupa, Amerika ve Uzakdoğu’ya Gidiyor

Kuru incir ihracatında en büyük payı 12 bin 801 ton karşılığı 87,5 milyon dolarla Avrupa Birliği ülkeleri aldı. Amerika kıtasına 7 bin 467 ton kuru incir ihraç ederken, 40 milyon 170 bin dolarlık kuru incir ihraç edildi.

Uzakdoğu ülkelerine yapılan kuru incir ihracatımız ise; 3 bin 396 ton karşılığı 20 milyon 251 bin dolar olarak gerçekleşti.

Dünya Sağlık Örgütü’nün kuru inciri sağlıklı gıdalar arasında tanımladığı bilgisini veren Ege İhracatçı Birlikleri Organik Ürünler ve Sürdürülebilirlik Koordinatörü ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, kuru incire dünya genelinde talebin her geçen yıl daha da attığını dile getirdi.

Kuru incirde olumsuz iklim koşullarından dolayı oluşabilen aflatoksin ve okratoksin bulaşıklığının önüne geçmek için Tarım ve Orman Bakanlığı, Araştırma Enstitüleri, Üniversiteler, Üreticiler, İhracatçılar ve Tüccarlar yoğun bir mesai harcadıklarını paylaşan Işık, “Kuru incir, yaklaşık 25.000 üreticimizin ve işletmelerimizde çoğunluğu kadın olan çalışanlarımızla birlikte en az 40.000 ailenin geçim kaynağıdır. Bu açıdan hem Ege Bölgemiz hem de ülkemiz açısından çok önemli sosyal ve ekonomik değere sahip olan kuru incirin üretim ve ihracatının sürdürülebilir bir şekilde devam ettirilmesi hepimizin görevidir” diye konuştu.

Aflatoksinli İncirler 25 Yıldır İmha Ediliyor

Kuru incirdeki aflatoksinin, kuru incire insan eliyle konulan zirai ilaç/pestisit olmadığının altını çizen Başkan Işık şöyle devam etti: “Aflatoksin diğer pek çok tarım ürününde de olabildiği gibi olumsuz iklim koşullarına bağlı olarak doğada bulunan saprofit mantarlar tarafından üretim aşamasında meydana gelmektedir. İklim koşullarına bağlı olarak aflatoksin oluşumu her yıl farklılık göstermektedir. Üretim dönemindeki olumsuz hava koşullarına bağlı olarak toplam üretimdeki aflatoksin varlığı, %0,5 ila %1,5 arası oranlarda değişmektedir. Kuru meyve sektöründe; Türkiye’nin en büyük sosyal sorumluluk projelerinden birisine imza atarak, “Aflatoksinli Kuru İncirlerin Bertarafı Projesi”ni 25 yıldır sürdürüyoruz. İşletmelerde lazer ayıklama makinelerinde ve özel karanlık odalarda tekrar tekrar seçilen ve ayıklanan aflatoksinli kuru incirler ayrı alanlarda biriktirilmektedir. Sürdürülebilirliği Türkiye’de başlatan sektörlerden birisi olarak her yıl yaklaşık 700 ton aflatoksinli kuru inciri Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği olarak ihracatçılarımızdan topluyoruz, piyasaya sürülmesini engelleyerek biyogaz tesislerinde enerjiye dönüşmesine aracılık ediyoruz. “Aflatoksinli Kuru İncirlerin Bertarafı Projesi” kuru incir ihracatçılarımıza her yıl ortalama 5 milyon dolar civarında maddi bir yük getirse de bu projeyi 25 yıldır sürdürdüğümüz gibi, bundan sonraki süreçte de devam edeceğimizi taahhüt ediyoruz.”

M.ali ışıkKuru incirde aflatoksin ve okratoksin bulaşıklığını önlemek için Tarım ve Orman Bakanlığımız kontrolünde uzun yıllardır üreticilere binlerce kurutma kereveti, ilek filesi, hasat filesi ve tuzaklar yaptırarak, Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda üreticilerimize ücretsiz olarak dağıttıkları bilgisini veren Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, çok yoğun kontroller sonucunda ihraç edilen kuru incir partilerimiz çeşitli nedenlerle ülkemize geri geldiklerinde de İhracattan Geri Dönen Ürünler Türk Gıda Kodeksi (TGK) Mevzuatına uygunsa ülkemize girdiğini, ihracattan geri gelen kuru incirlerin ülkemize girişte Türkiye’nin ithalat prosedürüne tabi tutulduğunu, Tarım ve Orman Bakanlığı kontrolünde antrepoya alındığını, numune alınıp analiz edilerek sonucu uygun olan partilerin yurda girişine izin verildiğini, limitlerin üstünde çıkan partilerde memur eşliğinde elleçleme yapıldığını sonrasında uygunsa yurda girişine izin verildiğini, uygun olmayan partilerin imha edildiğini ifade etti.

  • – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – –
İnteraktif Satış Eğitimi Yöneticiler Için Ileri Seviye Kurumsal Satış Eğitimi
Yöneticiler için ileri seviye Kurumsal Satış Eğitimi

SATIŞ EĞİTİMİ UYGULAMA ÇALIŞMALARI

SATIŞ MAKALELERİ

Zurich Türkiye’nin, NN Hayat ve Emeklilik’i Satın Alma Süreci Tamamlandı

Müzakere Teknikleri Eğitimi İleri Seviye Haber Zurich Türkiye’nin, Nn Hayat Ve Emeklilik’i Satın Alma Süreci Tamamlandı

Zurich Türkiye’nin, NN Hayat ve Emeklilik’i satın alma süreci, yasal onayların alınması ve hisse devrinin yapılması ile tamamlandı.

Müzakere Teknikleri Eğitimi İleri Seviye Haber Zurich Türkiye’nin, Nn Hayat Ve Emeklilik’i Satın Alma Süreci TamamlandıHollanda merkezli NN Grup bünyesinde Türkiye’de bireysel emeklilik, sağlık ve hayat sigortası alanlarında faaliyet gösteren NN Hayat ve Emeklilik A.Ş.’nin Zurich Sigorta Grubu Türkiye’ye satışıyla ilgili süreç, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) ve Rekabet Kurulu onaylarının alınması ve hisse devrinin yapılması ile tamamlandı.

“NN Hayat ve Emeklilik satın almasıyla Türkiye’ye olan güvenimizin altını bir kez daha çiziyoruz.”

Yeni satın almanın Türkiye’nin geleceğine ve Türk ekonomisine duydukları güvenin net bir göstergesi olduğunu ifade eden Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, “Türkiye, bu coğrafyadaki en gelişmiş ekonomi ve büyüme potansiyeli en yüksek ülke konumunda. Zurich Grubu açısından da yatırımlar için öncelikli bir ülke. NN Hayat ve Emeklilik satın almasıyla Türkiye’ye güvenimizin altını bir kez daha çiziyoruz” dedi. Yıldız sözlerini şöyle sürdürdü: “2008’den bu yana Türkiye’de başarılı ve karlı bir performansımız var. Sürdürülebilir büyümeye ve tüm paydaşlara katma değer yaratmaya dayalı stratejimizle elementer sigortada ürün yelpazemizi genişletirken, önce İspanya merkezli MAPFRE Yaşam, şimdi Hollanda merkezli NN Hayat ve Emeklilik satın almalarıyla birlikte bireysel emeklilik ve hayat sigortacılığı alanlarına hızlı bir giriş yapıyoruz. Zurich Sigorta Grubu’nun uluslararası bilgisi, deneyimi ve müşteri odaklı hizmet anlayışı ile müşterilerimize artık daha geniş kapsamda ürün ve hizmetler sunacağız.”

“Hayat sigortalarının yaygınlaştırılmasını ve tasarruf açığının giderilmesini önceliklendiriyoruz.”

Yılmaz Yıldız Ve Atilla BenliZurich Yaşam ve Emeklilik Genel Müdürü Atilla Benli, NN Hayat ve Emeklilik’in satın alınmasının ardından bireysel emeklilik ve hayat sigortası alanındaki hedeflerini şöyle özetledi: “Bireysel emeklilikte, devlet kurumları ve SEDDK tarafından iyi kurgulanmış bir yapı mevcut. Biz de sigorta sektörünün ihtiyaçlarına odaklanarak, hayat sigortalarının yaygınlaştırılmasını ve tasarruf açığının giderilmesini önceliklendiriyoruz. BES ile bütünleşik hayat sigortası ürünleri ve yatırım fonlu hayat sigortalarını stratejik alanlar olarak görüyoruz. Katılımcı deneyimini iyileştirme, etkin fon yönetimi ve dijital odaklı hizmetlerle daha hızlı, kolay ve erişilebilir çözümler sunmayı hedefliyoruz. NN Hayat ve Emeklilik’in müşteri portföyü, dağıtım kanalları ve deneyimli ekibi, Zurich Türkiye için büyük bir kazanım oldu. Bu birleşim, daha zengin çözümler ve sektörde fark yaratan hizmetler sunmamıza olanak sağlayacak.”

  • – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – –

SATIŞ EĞİTİMİ UYGULAMA ÇALIŞMALARI

SATIŞ MAKALELERİ

Kurumsal Satış Eğitimi Endüstriyel Pazarda Pazarlama B2b

İnsan Kaynaklarında Etik: Bir Seçenek Değil, Zorunluluk

İnsan Kaynaklarında Etik Bir Seçenek Değil, Zorunluluk Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

İnsan Kaynaklarında Etik: Bir Seçenek Değil, Zorunluluk

Karen KALUSTYAN

İnsan Kaynaklarında Etik Bir Seçenek Değil, Zorunluluk Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemBir iş görüşmesine girdiğinizi düşünün. CV’niz güçlü, tecrübeniz tam da aranan niteliklere uygun. Mülakat iyi geçiyor, ta ki İK yetkilisi masanın diğer tarafında hafifçe eğilip size sorana kadar: “Evlenmeyi düşünüyor musunuz?” Ya da daha dolaylı bir şekilde, “Ailevi sorumluluklarınız nedeniyle yoğun tempoda çalışmakta zorlanır mısınız?” İşte o an, liyakat odaklı bir değerlendirmeden çıkıp, etik sınırları bulanık bir değerlendirme sürecine dahil olduğunuzu anlarsınız.

İnsan Kaynakları, bir şirketin çalışanlarına dokunan en önemli noktalarından biridir. Ancak ne yazık ki, etik yaklaşımlar bazen şirket politikalarının tozlu raflarında kalıyor. İşe alım süreçlerinden performans değerlendirmelerine, işten çıkarmalardan çalışan verilerinin korunmasına kadar birçok konuda etik ilkelere ne kadar sadık kalındığı, şirketlerin güvenilirliğini ve kurumsal kültürünü belirliyor.

İşe Alımda Gerçekten Eşit miyiz?

Herkese eşit fırsatlar sunulması gerektiğini söylerken, bilinçaltımıza yerleşmiş kalıp yargılar devreye girdiğinde ne kadar objektif kalabiliyoruz? Örneğin, iki aday düşünelim. Biri yeni mezun, enerjik ama deneyimsiz. Diğeri ise uzun yıllar çalışmış, tecrübeli ama yaşı iş ilanında belirtilmemiş “dinamik ekip” tanımına ne kadar uyuyor, tartışılır. Şirketlerin gençlik algısı nedeniyle birçok yetkin adayın sadece yaşı nedeniyle elendiğini biliyoruz. Benzer şekilde, doğum izni kullanabileceği düşüncesiyle kadın adayların tercih edilmediği ya da “askerliğini yapmış olma” şartı üzerinden belirli grupların dışarıda bırakıldığı iş ilanlarıyla sıkça karşılaşıyoruz.

Geçmişte büyük bir kurumsal firmada işe alım sürecinde yaşanan bir örnek hala akıllardadır: Yönetici pozisyonuna alınacak adayın yetkinlikleri tamdı, ancak işe alım sürecinde yöneticinin ofisten çıkar çıkmaz, İK uzmanlarının aralarında “Kadın olduğu için yöneticilikte zorlanır mı acaba?” diye konuştuğu duyuldu. Bu cümle bile, etik dışı yaklaşımların bazen nasıl doğal bir refleks gibi karşımıza çıktığını gösteriyor. Halbuki etik bir İnsan Kaynakları yaklaşımı, cinsiyet, yaş, etnik köken ya da özel hayatla ilgili hiçbir konunun değerlendirme kriteri olmaması gerektiğini savunur.

Performans Yönetimi: Adalet mi, Kayırmacılık mı?

İnsan Kaynakları departmanlarının en büyük sınavlarından biri de performans değerlendirme süreçleridir. Çalışanlar gerçekten yaptıkları işin karşılığını mı alıyor, yoksa terfiler ve ödüller yöneticilerle olan kişisel ilişkilere mi bağlı? Örneğin, bir çalışan yıl boyunca yüksek performans göstermiş, projeleri başarıyla tamamlamış ama sessiz ve işine odaklanan bir karaktere sahip. Başka bir çalışan ise vasat bir performans gösterse de, toplantılarda aktif, yöneticisiyle sıcak bir ilişkisi var ve “görünürlüğü” yüksek. Terfi kararı verilirken kim seçilecek dersiniz?

Kurumsal dünyada sıkça duyulan “Sessizce çalışan kaybeder” algısı, etik bir performans yönetimi anlayışının eksikliğini gösterir. Değerlendirmeler objektif kriterlere dayanmalı, çalışanlar düzenli geri bildirim almalı ve gelişim fırsatları sunulmalıdır. Aksi halde, çalışan bağlılığı düşer ve liyakat yerine ilişkiler ön plana çıkar.

Özel Hayat Nerede Başlar, Şirket Nerede Biter?

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, şirketler artık çalışanları hakkında çok daha fazla bilgiye sahip. Performans verileri, sağlık kayıtları, maaş bilgileri, hatta sosyal medya paylaşımları bile takip edilebiliyor. Ancak bu bilgilere sahip olmak, onları etik bir şekilde kullanmayı gerektirir. Bir çalışanın sağlık raporu, doğrudan yöneticisinin masasına düşmeli mi? Ya da özel hayatında yaptığı bir paylaşım, işyerinde ona karşı bir önyargı oluşturmalı mı?

Örneğin, sosyal medyada hükümet politikalarını eleştiren bir çalışanın, performans toplantısından sonra “uyum sorunu var” bahanesiyle işten çıkarıldığı bir olay, etik ihlalin en açık örneklerinden biridir. İnsan Kaynakları’nın görevi, sadece şirket çıkarlarını gözetmek değil, çalışanların haklarını da koruyacak bir denge oluşturmaktır.

İşten Çıkarmalar: Adil, Şeffaf ve Duyarlı Yönetim

Bir çalışanın işine son verilmesi, bazen kaçınılmaz olabilir. Ancak bunun nasıl yapıldığı, şirketin etik anlayışının en büyük göstergesidir. Hiçbir uyarı yapılmadan, bir çalışanın sabah e-postasına erişemediğini fark edip işten çıkarıldığını öğrenmesi, ne yazık ki hala birçok kurumda yaşanan bir durum.

Bir firmada yaşanan şu olay oldukça çarpıcıdır: Uzun yıllar çalışan bir kişi, cuma günü mesai bitimine doğru odasına çağırılır ve “Şirket küçülmeye gidiyor, maalesef işinize son verildi” cümlesini duyar. Ne bir geçiş süreci ne de başka bir iş bulması için destek sunulur. Oysa etik bir işten çıkarma süreci, çalışana açık ve zamanında bilgi verilmesini, haklarının eksiksiz ödenmesini ve mümkünse yeni bir iş bulabilmesi için destek sağlanmasını gerektirir.

Sonuç: Etik, Bir Şirket Kültürü Meselesidir

İnsan Kaynakları uzmanı olarak, etik yaklaşımların iş dünyasında bir seçenek değil, zorunluluk olduğuna inanıyorum. İK, yalnızca işe alım yapan bir departman değil, çalışanların haklarını koruyan, adaleti sağlayan ve şirket kültürünü inşa eden bir mekanizmadır. Eğer bu mekanizma etik ilkelerden saparsa, liyakat yerine kayırmacılık, şeffaflık yerine belirsizlik, güven yerine korku kültürü oluşur.

İşe alımda önyargılar, performans değerlendirmelerinde adaletsizlik, çalışan haklarının görmezden gelinmesi veya etik dışı işten çıkarmalar sadece bireyleri değil, tüm iş ortamını zehirler. Etik bir İK yönetimi ise tüm süreçlerde adalet, şeffaflık ve saygıyı esas alarak, çalışan bağlılığını ve kurum güvenilirliğini güçlendirir.

İnsan Kaynaklarında Etik Bir Seçenek Değil, Zorunluluk Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemGerçek etik, sadece yazılı kurallarla değil, günlük kararlarla ve uygulamalarla şekillenir. Şirketlerin başarısını sürdürülebilir kılan şey, çalışanların kendilerini güvende ve adil bir ortamda hissetmesidir. Unutmayalım ki, etik bir çalışma ortamı yalnızca bireyleri değil, kurumların geleceğini de inşa eder.

Karen KALUSTYAN

 

 

☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Standardı Eğitimi (2 gün)

Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik
Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi

ŞİRKET EĞİTİMLERİ

FABRİKANIZDA BİRE BİR (1-1) YÖNETİCİ ve GRUP EĞİTİMLERİ

Satınalma Danışmanlığı
Satınalma Danışmanlığı

Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır.
Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 

Türkiye’nin Her Yerinde Bire Bir (1-1) Yönetici Ekibi ve Şirket Eğitimleri

Eğitim içeriklerini görmek için başlıkları tıklayınız.

☐ Stratejik Satın alma Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

☐ ISO 37001 Rüşvetle ve Yolsuzlukla Mücadele Yönetim Sistemi Standardı Eğitimi

☐ Satınalma Süreçlerinde Denetim ve Suistimal Önleme Eğitimi (2 Gün)

☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Satınalma ve Tedarik Zincirlerinde YAPAY ZEKA Eğitimi (2 gün)

☐ Emtia ve Kategori Uzmanları için Maliyet ve Fiyat Eskalasyon Analizi Eğitimi

☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün)

☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)

☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)

☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)

 

Modada Sürdürülebilirlik Hareketi

Modada Sürdürülebilirlik Hareketi
Modada Sürdürülebilirlik Hareketi (Kıyafet Yığınları - Şili Atacama Çölü)

Modada Sürdürülebilirlik Hareketi
Selin ERDAL

Geleceği düşünerek modada değişim yaratmanın zamanı.

Sürdürülebilir moda; stil ve sorumluluğun birleştiği, geleceğimiz için önemli olan bir anlayış. Modanın olumsuz çevresel etkilerini azaltmayı ve toplumsal sorumlulukları yerine getirmeyi amaçlıyor, sizi bu yaklaşıma davet ediyorum.

Modada Sürdürülebilirlik Hareketi
Modada Sürdürülebilirlik Hareketi (Kıyafet Yığınları – Şili Atacama Çölü)

Günümüzdeki hızlı tüketim çılgınlığı, teknolojiyle birlikte ilerlemiş durumda. Sosyal medyaya her tıkladığımızda bizi satın alma davranışına teşvik eden içerik üreticileri, fırsat reklamları, tüketicileri sürekli ihtiyaç halinde hissettirecek ve sahip olma arzusu ile dolduran satın alma ve pazarlama çalışmalarıyla karşılaşıyoruz. Dolayısıyla hızlı tüketim ile şirketler de yaratıcılığı sınırlayan, sürekli devam eden bir rekabet içinde kalmak zorunda oluyorlar. Hızlı tüketim yani hızlı moda anlayışı, genellikle kısa vadede büyük kârlar sağlayan bir iş modelidir. Çevresel ve etik sorunlar, tüketici taleplerindeki değişiklikler ve operasyonel riskler, uzun dönemde şirketler için kârlılığı olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle şirketlerin sürdürülebilirliği de şirketlerin çevresel ve toplumsal sorumlulukları, kalite odaklı üretim ve müşteri odaklı stratejilerle dengelenmesine bağlıdır.

Burada üreticilere de pay düşüyor. Karşılaşılan kavram ise “çevresel sürdürülebilirlik”. Doğal kaynakların daha az tüketilmesi ve çevreye daha az zarar verilmesi sağlanmalı. Üretici ve yöneticilerin, doğaya zarar veren ve hızla tüketilen fast fashion ürünleri yerine organik ve geri dönüşüme açık kumaşları ön plana almalarını ve bu sayede tüketicileri de bilinçli alışverişe yönlendirmeleri gerektiği görüşündeyim.

Slow Fashion Yaklaşımı

Moda sektöründeki aşırı üretim ve tüketime karşı bir tepki olarak ortaya çıkan, fast fashion’ın tam tersi olan, “slow fashion” yaklaşımının benimsenmesi tarafındayım. Bu yaklaşım; daha sürdürülebilir, kaliteli ve uzun ömürlü ürünler üretilmesini savunan bir moda hareketidir. Slow fashion; çevresel, toplumsal ve ekonomik sürdürülebilirliği ön plana alır.

Slow fashion; çevre dostu malzemeler (organik veya geri dönüştürülmüş), etik üretim sistem ve süreçleri, uzun ömürlü-kaliteli ve zamansız tasarımlar, minimal anlayış ile topluma ve doğaya duyarlı olmayı hedefleyen bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımla sadece şıklığı değil; parçası olduğumuz, daha yaşanabilir kılmak istediğimiz gezegenimizi de korumayı hedefliyoruz.

Laboratuvar Hizmet Alım İşinde Tam Zamanlı Personel İçin Ayrı Satır Açılmaması?

Laboratuvar Hizmet Alım İşinde Tam Zamanlı Personel İçin Ayrı Satır Açılmaması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Laboratuvar Hizmet Alım İşinde Tam Zamanlı Personel İçin Ayrı Satır Açılmaması?

Mehmet ATASEVER

Laboratuvar Hizmet Alım İşinde Tam Zamanlı Personel İçin Ayrı Satır Açılmaması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemİtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle; İdari Şartname’nin “Fiyat farkı” başlıklı 46’ncı ve “Diğer hususlar” başlıklı 48’inci maddelerinden çalıştırılacak personellerin haftalık çalışma saatlerinin tamamını idarede geçirmek zorunda olduğunun anlaşıldığı, Teknik Şartname’nin 6.1.22’nci, 6.2.20’nci ve 6.3.18’inci maddelerinde de ihalenin 1’inci kısmına ilişkin çalıştırılacak personel sayısına yer verildiğinin anlaşıldığı, Kamu İhale Genel Tebliği’nin 78.3’üncü maddesinde ise ihale dokümanında haftalık çalışma saatlerinin tamamını idarede geçirecek personel sayısının belirtilmesi halinde teklif fiyata dahil giderler arasında işçilik giderine yer verilmesinin ve her bir işçilik maliyeti için birim fiyat teklif cetvelinde ayrı satır açılmasının zorunlu olduğu yönünde açıklamaların bulunduğu, ancak birim fiyat teklif cetvelinde personellere ilişkin ayrı satır açılmadığı, bu nedenle ihalenin 1’inci kısmının iptal edilmesi gerektiği iddialarına yer verilmiştir

 

Konu İle İlgili Emsal Kamu İhale Kurulu Kararına Göre;

Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; Kamu İhale Genel Tebliği’nin “Personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımlarında teklif fiyata dahil olacak giderler” başlıklı 78’inci maddesinde “… 78.3. Personel çalıştırılmasına dayalı olmayan hizmet alımlarına ilişkin ihale dokümanında, haftalık çalışma saatlerinin tamamını idarede geçirecek personel sayısının belirtilmesi halinde teklif fiyata dahil giderler arasında işçilik giderine yer verilmesi ve her bir işçilik maliyeti için birim fiyat teklif cetvelinde ayrı satır açılması zorunludur.

78.3.1. Personel çalıştırılmasına dayalı olmayan ve teklif fiyata dahil giderler arasında işçilik giderine yer verilen hizmet alımlarında, birim fiyat teklif cetvelinde her bir işçilik maliyeti için açılan satırda, ilgili mevzuatına göre hesaplanacak sözleşme gideri ve genel giderler dahil asgari işçilik maliyetinin altında teklif sunan isteklilerin teklifleri, ihale dokümanına aykırı teklif sunulduğu gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakılır.…” açıklaması,

İdari Şartname’nin “Teklif fiyata dahil olan giderler” başlıklı 25’inci maddesinde “25.1. Sözleşmenin uygulanması sırasında, ilgili mevzuat gereğince ödenecek ulaşım, sigorta, vergi, resim ve harç giderleri teklif fiyatına dahildir.

25.2.

25.1. maddesinde yer alan gider kalemlerinde artış olması ya da benzeri yeni gider kalemlerinin oluşması hallerinde, teklif edilen fiyatın bu tür artış ya da farkları karşılayacak payı içerdiği kabul edilir. Yüklenici, bu artış ve farkları ileri sürerek herhangi bir hak talebinde bulunamaz.

25.3. Teklif fiyata dahil olan diğer giderler aşağıda belirtilmiştir:

25.3.1. 1- Cihazın idarelere kurulması, montaj yerinin hazırlanması, tefrişi, havalandırma (gerekiyorsa) ve cihazın hizmet sunabilir duruma getirilmesi için gerekli olan diğer düzenlemeler yüklenici firma tarafından sağlanacaktır. Tıbbi cihazın/cihazların işletilmesi için gerekli olan her türlü dâhili veya harici teknik parçalar ve kesintisiz güç kaynağı, yüklenici firma tarafından sağlanacak.

2- İstekliler tekliflerinde vergi (KDV hariç) resim, ulaşım, montaj, demonstrasyon, bakım onarım, eğitim, kalibrasyon, harç ve benzeri giderler olmak üzere ihale doküman çerçevesinde doğabilecek tüm giderler teklif fiyata dahil edilecektir.

25.4. Sözleşme konusu işin bedelinin ödenmesi aşamasında doğacak Katma Değer Vergisi (KDV), ilgili mevzuatı çerçevesinde İdare tarafından yükleniciye ayrıca ödenir.

25.5. Kısa vadeli sigorta prim oranları belirtilecektir. 2,25” düzenlemesi,

Anılan Şartname’nin “Fiyat farkı” başlıklı 46’ncı maddesinde “46.1. İhale konusu iş için sözleşmenin uygulanması sırasında aşağıdaki esaslara göre fiyat farkı hesaplanacaktır. 46.1.1. Tüm Kısımlar için: Fiyat Farkı Açıklamaları 07.03.2023 Tarihli ve 32125 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Hizmet Alımlarında Uygulanacak Fiyat Farkına İlişkin Esasların Uygulama Esasları Başlıklı 7. Maddesinin 11. Fıkrasına göre ” Puan birimi üzerinden sözleşmeye bağlanan teşhis ve tedaviye yönelik hizmet alımlarında 5. madde hükümleri uygulanmaksızın ilgili hizmetin uygulama ayındaki puanı ile ihale tarihindeki puanı arasındaki farktan kaynaklanan fiyat değişimleri fiyat farkı olarak ödenir veya kesilir. Ancak Sağlık Uygulama Tebliğinde ödemeye esas olarak belirlenen katsayının arttırılmasından veya azaltılmasından kaynaklanan, fiyat değişimleri için ayrıca fiyat farkı hesaplanamaz. 6 ncı maddeye göre ayrıca fiyat farkı hesaplanacağına ilişkin düzenlemeye de yer verilir.” hükmü gereğince fiyat farkı hesaplanacaktır.” düzenlemesi,

Anılan Şartname’nin “Diğer hususlar” başlıklı 48’inci maddesinde “…

3-Yüklenici, çalışanlarının maaş ödemelerini banka aracılığı ile yapacak olup, yüklenici bunu sağlamakla mükelleftir. Elden maaş ödemesi yapılmayacaktır. Genel ücret bordrosunda varsa yüklenicinin diğer iş yerlerinden maaş alan elemanlarına yer verilmeyecektir. Yüklenici, hak edişin yatırılacağı kendisine ait banka hesap bilgilerini içeren dilekçe/beyanname verirken, bu dilekçe ile birlikte işçiler adına açılan banka hesap bilgileri ile işçiler adına düzenlenen ücret bordrolarını da vereceklerdir. Genel ücret bordrosunda varsa yüklenicinin diğer iş yerlerinden maaş alan elemanlarına yer verilmeyecektir. Yüklenici bir sonraki ayın ilk (2) iki iş günü içinde fatura ve aşağıda maddeler halinde belirtilen belgeler idareye teslim edilecektir. Belgeler idarece kontrol edilip, Döner Sermaye Saymanlık Müdürlüğüne intikal ettirilir. Saymanlıkça fatura ile ekleri kontrol edilir ve belgelerde eksiklik olmaması halinde ödeme müteahhit firmanın göstereceği banka hesabına havale edilir. Saymanlık havale tarihinden itibaren işçilerin maaşları işçilere verilecek olan bankamatik kartları hesabına (2) iki gün içinde ödenecektir. Yüklenici İşçi ödemelerini zamanında yapmaması halinde; idare, yüklenici hak edişlerinden işçi ücretlerini keserek işçilerin banka hesabına aktarma yetkisine sahiptir.

4-Personele ait yol giderleri yüklenici tarafından karşılanacaktır. Yol bedeli 26 iş günü üzerinden brüt olarak belediyelerin belirlediği resmi rayiç bedel üzerinden personele ödenecektir. Rayiç bedel belediyelerden güncellendiği takdirde personele ödenecek yol ücreti de güncellenecektir.

5-Ayrıca yüklenici firma bünyesinde çalıştırdığı personellere asgari ücretin %10 fazlası ücret ödemek zorundadır.

6- Söz konusu ihale işi, personele dayalı hizmet alım işi olmaması hasebiyle yüklenici firma asıl işveren olup, işçilik alacaklarından asıl işveren olarak işçilere karşı sorumludur.

7- Yüklenici firma, asıl işveren olarak çalıştıracağı personeline ait özlük dosyalarını eksiksiz tutacak, işçilerin her sene yıllık izinlerini kullanmalarını sağlayacaktır. Yüklenici firma, çalıştırdığı işçilerin yıllık izinlerini kullandığına dair işçilerin dilekçelerini de ihtiva eden belgeleri idareye her yıl teslim etmekle mükelleftir.

8- Yüklenici firma, çalıştırdığı tüm işçilerin her ay hak ettikleri ücretleri eksiksiz ödediğini belirtir bordroları işçilere imzalatıp, idareye teslim edecektir.

… 11-İhale kapsamında çalıştırılacak personeller haftalık çalışma saatlerinin tamamını idarede geçirmek zorundadır. Söz konusu ihale kısmen de olsa personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım ihalesidir.” düzenlemesi,

Başvuruya konu ihalenin “12 Aylık Sonuç Karşılığı Laboratuvar Hizmeti Alım İşi” ihalesi olduğu, kısmi teklife açık olan ihalenin 2 kısımdan oluştuğu, Teknik Şartname düzenlemelerinden işin kapsamının Bitlis İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı İl ve İlçe Devlet hastanelerinin laboratuvarlarında verilecek laboratuvar hizmetleri olduğu, her iki kısma ilişkin olarak sunulacak hizmet kapsamında cihazların teknik arızaları, bakımı, onarımı ve kalite-kontrol çalışmalarını yapabilecek yetkinlikte, cihaz çalışma tecrübesi olan, laboratuvar uzmanlarının onay verdiği ve sayısı ilgili düzenlemelerde belirtilen teknik personellerin hizmet süresince yüklenici tarafından laboratuvarlarda çalıştırılacağı ve söz konusu personelin ücretlerinin yüklenici tarafından karşılanacağı anlaşılmaktadır.

İdari Şartname’nin “Diğer hususlar” başlıklı 48’inci maddesinde ücret ve yol gideri gibi çalıştırılacak personele ilişkin hususların düzenlendiği, söz konusu düzenlemelerden yüklenicinin çalıştıracağı personel için asgari ücretin %10 fazlasını ödemesi gerektiği, personele ait yol giderlerinin yüklenici tarafından karşılanacağı ve çalıştırılacak personellerin haftalık çalışma saatlerinin tamamını idarede geçirmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Aynı Şartname’nin “Teklif fiyata dahil olan giderler” başlıklı 25’nci maddesinden ihale konusu iş kapsamında kullanılacak cihazların idarelere kurulması, montaj yerinin hazırlanması, tefrişi, havalandırma (gerekiyorsa) ve cihazın hizmet sunabilir duruma getirilmesi için gerekli olan diğer düzenlemeler ile tıbbi cihazların işletilmesi için gerekli olan her türlü dâhili veya harici teknik parçalar ve kesintisiz güç kaynağının yüklenici tarafından sağlanacağı, isteklilerin tekliflerinde vergi (KDV hariç) resim, ulaşım, montaj, demonstrasyon, bakım, onarım, eğitim, kalibrasyon, harç ve benzeri giderler olmak üzere ihale dokümanı çerçevesinde doğabilecek tüm giderlerinin teklif fiyata dahil edileceği anlaşılmaktadır.

Kısmi teklife açık olan ve 2 kısımdan oluşan ihaleye ait birim fiyat teklif cetveli  incelendiğinde ihalenin 1’inci kısmına ilişkin olarak “Klinik Kimya”, “Hormon”, “Makro Eliza” ve “Hormon – Makro Elisa” iş kalemlerine dair satır açıldığı, ihalenin 2’nci kısmına ilişkin olarak “Hemogram”, “Koagülasyon”, “Kan Gruplama”, “Sedimentasyon”, “İdrar”, “Kan Gazı”, “Hemoglobin” ve “Spermiogram” iş kalemlerine dair satır açıldığı, ancak anılan kısımlarda personel/işçilik maliyetlerine dair satır açılmadığı görülmüştür.

Kamu İhale Genel Tebliği’nin 78.3’üncü maddesi kapsamında yer verilen açıklamalardan, personel çalıştırılmasına dayalı olmayan hizmet alımlarına ilişkin ihale dokümanında, haftalık çalışma saatlerinin tamamını idarede geçirecek personel sayısının belirtilmesi halinde teklif fiyata dâhil giderler arasında işçilik giderine yer verilmesi ve her bir işçilik maliyeti için birim fiyat teklif cetvelinde ayrı satır açılmasının zorunlu olduğu anlaşılmaktadır.

Bu bağlamda yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde, İdari Şartname’nin 48’inci maddesinde her ne kadar “Söz konusu ihale kısmen de olsa personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım ihalesidir.” şeklinde düzenlemeye yer verilmiş olsa da idarenin yaklaşık maliyete ilişkin hesabından ihalenin personel çalıştırılmasına dayalı olmayan hizmet alımı ihalesi olduğu, Teknik Şartname düzenlemelerinde sayıları belirtilen teknik personellerin hizmet süresince laboratuvarlarda çalıştırılacağı ve ücretlerinin yüklenici tarafından karşılanacağı, İdari Şartname’nin “Teklif fiyata dahil olan giderler” başlıklı 25’inci maddesinde ihale konusu işte kullanılacak cihazların hizmet sunabilir duruma getirilmesi için gerekli olan düzenlemelerin teklif fiyata dahil olan giderler arasında sayıldığı, ancak söz konusu işçilik maliyetlerine dair açık düzenlemelere yer verilmediği, bununla birlikte İdari Şartname’nin 48’inci maddesinde çalıştırılacak personellerin haftalık çalışma saatlerinin tamamını idarede geçireceği hususunun düzenlendiği göz önünde bulundurulduğunda yukarıda belirtilen Kamu İhale Genel Tebliği’nin 78.3’üncü maddesi kapsamındaki açıklamalar doğrultusunda teklif fiyata dahil giderler arasında işçilik giderine yer verilmesi ve her bir işçilik maliyeti için birim fiyat teklif cetvelinde ayrı satır açılması gerekirken ihalenin her iki kısmında da işçilik maliyetlerine ilişkin birim fiyat teklif cetvelinde satır açılmamasının mevzuata uygun olmadığı ve ihalenin iptal edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

 

Laboratuvar Hizmet Alım İşinde Tam Zamanlı Personel İçin Ayrı Satır Açılmaması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemMehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Sağlık Bak. SGB E. Bşk./KİK E. Üyesi

Mhatasever@gmail.com

Mehmetatasever.org

Kayıt Formu

Kayıt için Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası ve 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) Usul ve Esasları Uyarınca Kişisel Verilerinizin Korunması Hakkında Müşteri Aydınlatma Metnin okunması ve kabul edilmesi gereklidir.